OSURUK BİLİMİ: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Bu mizahi bilim gezisi bağırsak gazının kaynağını, kokusunu, kütlesini ve izlediği yolu anlatır; kaplumbağa ve sanatçılara uzanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in great company.” — Deyimler ve mecazi ifadeler: şirketi değil, saygın kişilerle aynı grupta olmayı kavrayın ve sıra dışı ilgiyi daha rahat sunun. 2. “Assuming this average chemical makeup of a fart,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: baştaki -ing yan tümcesinin hesaplamaya varsayım koyduğunu görün ve ön kabulleri kısa belirtin. 3. “hold them in,” — Öbek fiiller: bedensel tepkiyi veya duyguyu tutma anlamını ayırt edin; gaz, gözyaşı ya da kahkahada zamiri hold ile in arasına koyun.
Bu derste
And how much weight do we lose every time we fart?
0:08Peki her osurduğumuzda ne kadar kilo kaybederiz?
Now, it's easy to think that talking about farts is immature, Dilbilgisi
0:12Osuruklar hakkında konuşmanın çocukça olduğunu düşünmek kolaydır,
it's easy to think that: ilk izlenimi sunmak
“it's easy to think that + yan cümle” kalıbı, birçok kişinin doğal olarak varsayabileceği bir düşünceyi sunar. Buradaki easy, düşüncenin basit olduğunu değil, bu varsayımın akla kolayca geldiğini anlatır. Bu kalıp, özellikle ardından but, however veya actually geldiğinde dinleyiciyi bir düzeltmeye hazırlar. Konuşan kişi önce yaygın bir ilk izlenimi kabul eder, ardından daha az belirgin bir noktayı sunar.
Alıştırma
Doğal ancak yanlış bir ilk izlenimi sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: From the photo, ____ the bag is tiny, but it can hold a laptop.
Cevabı göster
it's easy to think that
And by analyzing them because they're funny, Dilbilgisi
0:17Komik oldukları için onları incelerken,
you can accidentally learn a lot of science.
0:20farkında olmadan pek çok bilimsel bilgi öğrenebilirsiniz.
by analyzing them: by + -ing ile yöntem belirtmek
“by analyzing them” ifadesinde by + ulaç, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi belirtir. Analiz etmek, farkında olmadan bilim öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklar; by burada yer veya son tarih bildirmez. By edatından sonra gelen fiil -ing biçimini alır. Them, analyzing fiilinin nesnesidir ve daha önce sözü edilen osurukları belirtir. Analizi yapan kişinin ana cümlenin öznesi olan you olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Raporları karşılaştırmanın hatayı bulmak için kullanılan yöntem olduğunu hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- We found the error by comparing the two reports.
- We found the error by compare the two reports.
- We found the error to compare the two reports.
Cevabı göster
We found the error by comparing the two reports.
In great company: hayranlık duyulan kişilerle aynı deneyimi paylaşmak
Burada in great company, “aynı deneyimi veya görüşü paylaşan etkileyici ya da saygın kişilerle aynı grupta olmak” anlamına gelir. Company burada ticari bir şirketi değil, arkadaşlığı veya bir grup insanı ifade eder. Bu deyim “bunu yaşayan yalnızca ben değilim” demek için kullanılır. Gurur, mizah veya rahatlatma duygusu taşıyabilir. Bu kişilerin gerçekten aynı yerde bulunması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede in great company ne anlama geliyor? “If you get nervous before a performance, you're in great company—many professional actors do too.”
- Başarılı bir şirket tarafından işe alındın.
- Bu deneyimi etkileyici kişilerle paylaşıyorsun.
- Kalabalık bir ofisin içinde duruyorsun.
Cevabı göster
Bu deneyimi etkileyici kişilerle paylaşıyorsun.
Mozart wrote songs and poems about flatulence,
0:24Mozart gaz çıkarma üzerine şarkılar ve şiirler yazdı,
and even Benjamin Franklin once wrote an essay titled Fart Proudly.
0:27hatta Benjamin Franklin bir zamanlar Gururla Osurun başlıklı bir makale yazdı.
First things first: en önemli öncelikten başlamak
First things first, konuşanın devam etmeden önce en önemli veya en temel konuyu ele alacağını gösterir. Burada bir açıklamadaki ilk temel soruyu tanıtır. Bu, konuşmayı düzenleyen kalıplaşmış bir ifadedir; “ilk şeyi” kelimesi kelimesine ilk sıraya koyma emri değildir. Bir planın, açıklamanın veya yanıtın başında öncelik belirlemek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, sınıf gezisinden önce herkesin adını kontrol etmenin gerekli ilk adım olduğunu açıkça belirtir?
- For the first time, everyone traveled by bus.
- At first, everyone was excited about the trip.
- First things first, let's check everyone's name.
Cevabı göster
First things first, let's check everyone's name.
A lot of the gas that makes up a fart comes from the outside Öbek fiiller
0:35Osuruğu oluşturan gazın büyük bir kısmı dışarıdan gelir,
makes up: bir bütünü oluşturmak
Bu cümlede makes up, “bir bütünün bir kısmını ya da tamamını oluşturur” demektir. Gas bileşendir; a fart ise onun oluşmasına katkıda bulunduğu bütündür. Etken kalıp, bileşen + make(s) up + bütün şeklindedir. Burada make tek başına “yapmak” diye yorumlanmamalıdır; make up burada tek bir öbek fiil olarak görev yapar.
Alıştırma
“Oluşturmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Small businesses ____ most of the local economy.
Cevabı göster
make up
You swallow a lot of air when swallowing spit or food or beverage.
0:42Tükürüğünüzü, yiyecekleri veya içecekleri yutarken bolca hava da yutarsınız.
Now, some of this will come back up as a burp.
0:46Bu havanın bir kısmı geğirme yoluyla geri çıkar.
soon enough: gereken süre dolmadan önce
Burada soon enough, “gerekli sonuç için çok geç olmadan önce” anlamına gelir. Enough, örtük bir zaman ölçütü ekler: olayın mevcut zaman aralığı içinde gerçekleşmesi gerekir. doesn't sonrasındaki eylem, önceki bağlamdan come back up olarak anlaşıldığı için çıkarılmıştır. Bu nedenle ifade, anlaşılan bu eylemin zamanında olup olmadığını belirtir; yalnızca “kısa bir süre sonra” demek değildir.
Alıştırma
Leo, “If we order soon enough, the food will arrive before the movie.” diyor. Burada soon enough ne anlama gelir?
- Yemeğin filmden önce gelmesi için çok geç olmadan önce
- Herhangi bir son tarih ima edilmeden yalnızca kısa bir bekleyişten sonra
- Tam olarak filmin başladığı anda
Cevabı göster
Yemeğin filmden önce gelmesi için çok geç olmadan önce
that makes up a fart comes from that makes farts so unique.
0:55nereden geldiği, osurukları bu kadar eşsiz yapan şeydir.
No two ... smell alike: hiçbir ikilinin kokusu aynı değildir
No two + çoğul ad öbeği + çoğul fiil + alike kalıbı, söz konusu özellik açısından olası her ikilinin birbirinden farklı olduğunu anlatır. Burada herhangi iki kişinin gazı karşılaştırıldığında kokularının farklı olacağı söylenir. People's çoğul iyelik biçimidir: gazlar insanlara aittir. Alike, burada “belirli bir kokuya sahip olmak” anlamında bağ fiil olarak kullanılan smell’den sonra gelir. Bu kalıpta alike, şeyler arasındaki benzerliği anlatır ve normalde ismin önüne gelmez.
Alıştırma
Cümleyi No two ... alike kalıbıyla tamamlayın: ____ snowflakes look ____.
Cevabı göster
No two · alike
and it comes from things that are inside you and are not you.
1:04ve içinizde bulunan ama siz olmayan şeylerden gelir.
Inside your intestines are completely separate organisms, Dilbilgisi
1:10Bağırsaklarınızın içinde sizden tamamen ayrı organizmalar,
Inside your intestines are ...: yer öbeğini başa alan devrik yapı
Inside your intestines öne alınmış bir yer öbeğidir. Cümle daha sonra fiil–özne sırasını kullanır: are, gerçek özne olan completely separate organisms ifadesinden önce gelir. Normal özne-önce sırası Completely separate organisms are inside your intestines. şeklindedir. Bu yer-önce sırası, konumu başlangıç noktası yapar ve ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Fiil yine sona bırakılan özne organisms ile uyum gösterir; bu yüzden çoğul özneye uygun are gerekir.
Alıştırma
“On the shelf are three blue jars,” cümlesinde are biçimini belirleyen dil bilgisel özne hangi ifadedir?
- the shelf
- on the shelf
- three blue jars
Cevabı göster
three blue jars
bacteria and microbes that digest food you haven't or can't.
1:14sizin sindirmediğiniz ya da sindiremediğiniz yiyecekleri sindiren bakteri ve mikroplar yaşar.
Now, these little guys have a great collective name,
1:18Bu küçük canlıların harika bir ortak adı vardır:
gut flora: bağırsak mikroorganizmalarının geleneksel adı
“Gut flora”, sindirim sisteminde yaşayan bakteri ve diğer mikroorganizma topluluğu için kullanılan geleneksel bir terimdir. Bu cümlede söz konusu mikropları adlandırır; “flora”, onların bitki olduğu anlamına gelmez. Bu ifadeyi sağlık veya bilim içeriklerinde gördüğünüzde, onu bağırsaktaki mikrobiyal topluluğun genel adı olarak anlayın.
Alıştırma
Bir sağlık yazısında “gut flora” ifadesi yaklaşık olarak ne anlama gelir?
- sindirim sisteminin içinde büyüyen bitkiler
- midenin etrafındaki kas tabakası
- sindirim sonucu oluşan doğal koku
- bağırsakta yaşayan mikroorganizma topluluğu
Cevabı göster
bağırsakta yaşayan mikroorganizma topluluğu
And because they are so much smaller than the average human cell, Dilbilgisi
1:22Ortalama bir insan hücresinden çok daha küçük oldukları için,
Vurgulu karşılaştırma so much smaller than
so much + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, iki şey arasındaki farkın çok büyük olduğunu gösterir. Burada “smaller” karşılaştırmayı kurar, “much” boyut farkını güçlendirir ve “so” daha fazla vurgu ekler. “Much”tan sonra karşılaştırma biçimi kullanılır: much smaller, much faster, much more expensive. “Very” genellikle very small örneğindeki gibi sıfatın temel biçimini niteler; karşılaştırma biçimini nitelemez. Bu nedenle very smaller standart değildir.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki vurgulu karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The new sensor is ____ the old model that it fits inside a watch.
Cevabı göster
so much smaller than
their numbers are staggering: sayıları şaşırtıcı derecede fazla
“their numbers are staggering” ifadesinde “staggering”, ölçeğin insanı şaşırtacak veya kavraması zor olacak kadar büyük olduğunu belirtir. Burada miktarın büyüklüğünü değerlendirir; fiziksel olarak dengeyi kaybetme hareketini anlatmaz. “a number, amount, or total is staggering” yapısı, bir rakamın insanların normalde beklediği düzeyin çok ötesinde olduğunu vurgulamak için kullanılır. Yalnızca large demekten çok daha güçlüdür.
Alıştırma
“The repair bill was staggering.” cümlesinde “staggering” ne anlama gelir?
- Hesaplanması kolay
- Şaşırtıcı derecede büyük
- Yavaşça azalıyor
Cevabı göster
Şaşırtıcı derecede büyük
Believe it or not, your body contains about 10 trillion cells. Ton ve niyet
1:28İster inanın ister inanmayın, vücudunuzda yaklaşık 10 trilyon hücre bulunur.
Believe it or not: ister inanın ister inanmayın
“Believe it or not”, konuşmacının dinleyiciyi şaşırtabileceğini düşündüğü bir bilgiyi tanıtan söylem belirtecidir. Burada dinleyiciyi beklenmedik derecede büyük bir gerçeğe hazırlar. Genellikle dinleyiciden bir şeye inanıp inanmayacağını seçmesini istemez. İşlevi, sonraki ifadeyi şaşırtıcı veya hayal etmesi zor bir bilgi olarak sunmaktır.
Alıştırma
Konuşmacı “Believe it or not, the library has a robot assistant” diyerek ne yapıyor?
- Devam etmek için izin istemek
- Bir gerçeği şaşırtıcı olarak sunmak
- Dinleyiciyi yalan söylemekle suçlamak
Cevabı göster
Bir gerçeği şaşırtıcı olarak sunmak
But the number of bacteria and microorganisms inside your intestines
1:34Ama bağırsaklarınızdaki bakteri ve mikroorganizmaların sayısı
As these microorganisms digest food that you haven't or can't,
1:42Bu mikroorganizmalar sizin sindirmediğiniz ya da sindiremediğiniz yiyecekleri sindirirken,
that lead to the reason that farts smell. Kalıp ifadeler
1:50osurukların kokmasının nedeni işte bunlardır.
lead to: bir nedeni ve sonucunu göstermek
Lead to, “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede neden olan kimyasalları daha sonra ortaya çıkan sonuçla, yani kokuyla bağlar. Yapı, bilgiyi nedenden sonuca taşır: A leads to B.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “neden olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Too much screen time can ____ tired eyes.
Cevabı göster
lead to
or at night when you're asleep and your muscles are more relaxed.
2:02ya da gece uyurken, kaslarınız daha gevşek olduğunda çıkarıyorsunuzdur.
But if this amount of gas used to be inside you, Dilbilgisi
2:06Ama bu miktarda gaz daha önce içinizdeyse
used to be: geçmişte doğru olan ancak artık olmayan bir durum
Used to be, bir durumun geçmişte doğru olduğunu ancak şimdi artık doğru olmadığını belirtir. Burada gaz önceden vücudun içindeydi ve now it's not ifadesi değişimi açıkça gösterir. Yapı, özne + used to + fiilin yalın hâlidir. used to be içinde be yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia lives across town now, but she ____ my next-door neighbor.
Cevabı göster
used to be
that must mean that every time you fart you lose mass,
2:11bu, her osurduğunuzda kütle kaybettiğiniz,
Well, luckily, some researchers have already figured this out. Öbek fiiller
2:16Neyse ki bazı araştırmacılar bunu çoktan hesaplamış.
Figured this out: anlamı ve zamirin konumu
Bu cümlede figured this out, düşünme, araştırma veya hesaplama yoluyla bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. This, konuşulmakta olan sorunu gösterir. Figure out, bir şeyi anlamayı veya çözmeyi anlatır; kelimesi kelimesine bir şekil çizmek demek değildir. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse figure it out veya figured this out örneklerinde olduğu gibi figure ile out arasına gelmelidir; figure out it ya da figured out this denmez. İsim nesnelerde hem figure out the answer hem de figure the answer out kullanılabilir.
Alıştırma
Figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın ve puzzle yerine it kullanın: I couldn't solve the puzzle at first, but after a few minutes I ____.
Cevabı göster
figured it out
Assuming this average chemical makeup of a fart, Dilbilgisi
2:20Bir osuruğun ortalama kimyasal bileşimini
Assuming ...: akıl yürütme için koşul belirlemek
Burada Assuming this average chemical makeup of a fart, “bir osuruğun bu ortalama kimyasal bileşime sahip olduğunu varsayarsak” demektir. Belirtilen bileşimi sonraki hesaplamada kullanılacak koşul hâline getirir. Bu, cümle başında yer alan bir ortaç yan cümlesidir. Anlamca öznesi we gibi akıl yürüten kişidir ve ardından gelen bir ana cümleye bağlanmalıdır. Tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Tahmini, “If we assume two cookies per child” ifadesine denk olan kısa başlangıçla tamamlayın: ____, we will need twenty cookies.
Cevabı göster
Assuming two cookies per child
and what studies have shown is the typical volume of a fart,
2:23ve araştırmaların gösterdiği tipik osuruk hacmini temel alarak,
that the average fart weighs about 3/100 of a gram.
2:27Ortalama bir osuruk yaklaşık 3/100 gram ağırlığındadır.
Kişisiz bir sonucu sunan “It can be calculated that ...”
Buradaki it biçimsel öznedir; daha önce geçen belirli bir isme gönderme yapmaz. Asıl bilgi that yan cümlesindedir: Ortalama bir gaz çıkarma yaklaşık 3/100 gram ağırlığındadır. Edilgen can be calculated yapısı, sonucu nesnel bir hesaplama sonucu olarak sunar ve hesabı yapan kişiyi belirtmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp It can be calculated that + yan cümledir.
Alıştırma
Sonucun verilerden hesaplanabileceğini belirten resmî edilgen kalıpla raporu tamamlayın: “From the meter readings, ____ the building uses less power at night.”
Cevabı göster
it can be calculated that
And the part of it that actually stinks only weighs 0.0008 grams.
2:33Bunun gerçekten kokan kısmıysa yalnızca 0,0008 gramdır.
“What does that really mean?” ile pratik önemi sormak
Burada what does that really mean? sorusu, konuşmayı belirtilen bir sayıdan o sayının pratik yorumuna geçirerek düzenler. That, 3/100 of a gram ifadesine gönderme yapar ve soru aslında “Bunu anlayabileceğimiz şekilde söylersek bu miktar ne kadar büyük veya önemli?” anlamına gelir. Really, temel anlamı veya gerçek hayattaki etkiyi öğrenme isteğini güçlendirir. mean sözcüğünün kendisinin anlaşılmadığını göstermez.
Alıştırma
Bir raporda “The new rule reduces waiting time by 1.2 percent.” deniyor. Hangi yanıt bu sayının pratik önemini en iyi şekilde sorar?
- What does that really mean for patients?
- Who typed the report?
- How do you spell the word waiting?
Cevabı göster
What does that really mean for patients?
Well, here's a fun way to think about it. Anlatım akışı
2:44Bunu şöyle eğlenceli bir şekilde düşünebilirsiniz.
Here's a fun way to think about it: anlamanın eğlenceli bir yolu
Here's a fun way to think about it, yeni ve daha kolay anlaşılır bir bakış açısını tanıtır. Konuşmacı soyut bir açıklamanın yerine bir benzetme veya zihinde canlandırılabilecek bir görüntü sunmak üzeredir. Bu kalıpta think about it, dinleyiciye durup düşünmesini söyleyen bir emir değildir. A way to think about it, fikri anlamanın bir yolu demektir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Here's a fun way to think about it” dedikten sonra bir benzetme yapıyor. Bu ifade ne işe yarıyor?
- Konuşmacı devam etmeden önce dinleyiciye sessizce düşünmesini söyler.
- Fikri anlamanın daha kolay veya ilgi çekici bir yolunu tanıtır.
- Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçeceğini bildirir.
Cevabı göster
Fikri anlamanın daha kolay veya ilgi çekici bir yolunu tanıtır.
As you move further away from the center of the Earth, Dilbilgisi
2:46Dünya'nın merkezinden uzaklaştıkça,
the gravitational attraction between the two of you decreases and your weight decreases.
2:50Dünya ile aranızdaki kütle çekimi ve dolayısıyla ağırlığınız azalır.
As you move further away...: birbirine bağlı değişimler
Burada As, “-dıkça” veya “bu değişim gerçekleşirken” anlamına gelir. as yan cümlesi değişen koşulu verir: Dünya'nın merkezine olan uzaklık artar. Ana cümle ise bununla birlikte gerçekleşen değişimleri verir: kütle çekimi ve ağırlık azalır. As + subject + change verb, ... yapısını As X increases, Y decreases örneğindeki gibi birlikte ilerleyen iki değişimi anlatmak için kullanın. Bu, as sözcüğünün zaman içindeki değişim anlamıdır; like ile ifade edilen karşılaştırma anlamı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle iki değişimi bağlantılı bir eğilim olarak en iyi şekilde sunuyor?
- The room is warm, and the ice is melting.
- Because the room is warm, the ice is melting.
- As the room gets warmer, the ice melts faster.
Cevabı göster
As the room gets warmer, the ice melts faster.
In fact, according to this fantastic book about the scale of things, Kalıp ifadeler
2:55Hatta nesnelerin ölçeğini anlatan bu harika kitaba göre,
according to: bilgi kaynağını belirtmek
According to, bir ifadeyi destekleyen bilgi kaynağını belirtir. Burada dinleyiciye bilginin konuşanın kendi bulgusu olarak sunulmadığını, bir kitaptan geldiğini anlatır. Bilginin kaynağını göstermek için according to + kişi, belge, araştırma, rapor veya başka bir kaynak yapısını kullanın: according to the guide, according to researchers.
Alıştırma
Cümleyi nottaki kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın: ____ the museum guide, this painting is over 300 years old.
Cevabı göster
According to
your weight decreases by about 0.5% for every 6 mi you are above Earth.
2:59Dünya'dan yükseldiğiniz her 6 milde ağırlığınız yaklaşık %0,5 azalır.
the average fart causes you to lose an amount of weight
3:06ortalama bir osurukla kaybettiğiniz ağırlık,
equivalent to being about a third of an inch further from Earth. Kalıp ifadeler
3:10Dünya'dan yaklaşık bir inçin üçte biri kadar uzaklaşınca kaybettiğiniz ağırlığa eşittir.
equivalent to being: bir etkiyi bir durumla karşılaştırmak
Equivalent to being, bir etkinin ölçülen değerinin veya pratik öneminin başka bir durumla aynı olduğunu belirtir. Bu cümlede çok küçük kilo kaybı, gözde canlandırılması daha kolay bir karşılaştırmaya dönüştürülür: tartı değerindeki değişiklik, Dünya'dan yaklaşık üçte bir inç daha uzakta olmanın etkisiyle aynı olurdu. Bu karşılaştırma, birinin gerçekten hareket ettiğini söylemez. Equivalent to being yapısında to bir edattır; bu yüzden ardından mastar be değil, -ing biçimi olan being gelir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Paying for the annual plan upfront is ____ charged for only eleven months.
Cevabı göster
equivalent to being
The way your gut flora process the food that you eat and influence how your farts smell
3:15Bağırsak floranızın yediğiniz yiyecekleri işleme ve osuruk kokunuzu etkileme biçimi,
was established within the first 2 to 3 months of your life.
3:21yaşamınızın ilk 2-3 ayında belirlenmiştir.
your gastrointestinal tract is completely sterile. Kelime
3:26mide-bağırsak sisteminiz tamamen sterildir.
Gastrointestinal tract: resmî anatomik terim
Burada gastrointestinal tract, ağızdan anüse kadar uzanan ve yiyeceklerle atıkların içinden geçtiği kesintisiz kanalın resmî anatomik adıdır. Bu cümlede, durumu açıklanan vücut bölümünü belirtir. Gastrointestinal, mide anlamındaki gastro- ile intestinal sözcüklerini birleştirir. Tract burada birbirine bağlı bir vücut kanalını ifade eder; arazi parçası veya basılı broşür anlamında değildir.
Alıştırma
Resmî tıp veya bilim İngilizcesinde kesintisiz sindirim kanalının kendisini en kesin biçimde hangi ifade adlandırır?
- gastrointestinal tract
- digestive system
- gut
Cevabı göster
gastrointestinal tract
Completely sterile: canlı mikroorganizma yok
Burada completely sterile, hiçbir canlı mikroorganizmanın bulunmadığı anlamına gelir. Completely, ya hep ya hiç niteliğindeki teknik bir iddiayı güçlendirir; yalnızca çok temiz veya az miktarda mikrop içeriyor demek değildir. Sterile, üreyemeyen anlamına da gelebilir; ancak burada bir vücut kanalının durumunu anlattığı için bu anlam uygun değildir.
Alıştırma
Bir laboratuvar aleti, üzerinde hiçbir canlı mikroorganizma kalmayacak şekilde işlem görmüştür. Bu durumu tam olarak hangi sıfat ifade eder?
- disinfected
- clean
- sterile
Cevabı göster
sterile
the very first poop that you take is almost completely sterile.
3:35yaptığınız ilk kaka neredeyse tamamen sterildir.
Meconium: yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı
Meconium, yeni doğmuş bir bebeğin genellikle doğumdan kısa süre sonra yaptığı ilk dışkının tıbbi adıdır. Bu cümlede, bu maddenin özel bir adı olacak kadar önemli olduğu anlatılır. Genel olarak dışkı anlamına gelmez. Bu sözcükle ebeveynlik veya sağlık içeriklerinde karşılaştığınızda onu özellikle bebeğin en erken bağırsak hareketiyle ilişkilendirin.
Alıştırma
Bu cümlede meconium ne anlama geliyor?
- Küçük bir çocuğun yaptığı herhangi bir dışkı
- Doğum sırasında kullanılan bir ilaç
- Yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı
Cevabı göster
Yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı
Spare you any pictures: hoş olmayan içeriği atlamak
spare someone something kalıbında spare, bir kişinin istenmeyen bir şeyi yaşamak zorunda kalmasını önlemek anlamına gelir. Burada I will spare you any pictures, konuşmacının rahatsız edici görüntüleri izleyicilere göstermeyeceği anlamındadır. Bu kalıp, bir şeyi atlamayı daha yumuşak biçimde ifade eder: konuşmacı bir şeyi göstermemeyi veya anlatmamayı karşı tarafa yapılan bir iyilik gibi sunar. İçeriğin rahatsız edici olacağını herkes zaten biliyorsa hafif bir mizah da katabilir.
Alıştırma
Cümleyi spare + you + the details kullanarak tamamlayın: The story becomes disgusting, so I will ____.
Cevabı göster
spare you the details
but if you ever want to call someone a poop head,
3:46ama bir gün birine kaka kafalı demek isterseniz,
“It's like a poop head, but with no experience” cümlesindeki şaka
Bu şakada “poop head” çocukça ve saçma bir lakaptır; “with no experience” ise kakanın deneyimli ya da deneyimsiz olabileceğini varsayar. Mekonyum yeni doğan bebeğin ilk dışkısı olduğu için konuşan kişi onun tamamen yeni olduğu şakasını yapar. Mizah, kakaya sanki iş geçmişi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verilmesinden doğar. “With no experience” eğlenceli bir kişileştirmedir, gerçek bir biyolojik bilgi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “with no experience” ifadesini komik yapan nedir?
- Kakaya, sanki deneyimi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verir.
- Konuşan kişinin daha önce hiç kaka görmediğini söyler.
- Sindirim sistemiyle ilgili bilimsel bir ölçüm verir.
Cevabı göster
Kakaya, sanki deneyimi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verir.
you begin collecting microorganisms inside your digestive system.
3:55sindirim sisteminizde mikroorganizmalar toplamaya başlarsınız.
Anında gerçekleşen olaylar için “As soon as”
“As soon as” önce gerçekleşen olayı, yani annenin vücudundan çıkmayı belirtir. Ana cümle hemen ardından neyin başladığını, yani mikroorganizmaların toplanmasını anlatır. İkinci olay birinciden hemen sonra veya neredeyse hiç gecikmeden başladığında iki olayı “as soon as + yan cümle” ile bağla.
Alıştırma
Cümleyi “olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamla: “____ the bell rings, the children run outside.”
Cevabı göster
As soon as
In fact, within the first 5 to 10 minutes of being born,
3:59Hatta doğduktan sonraki ilk 5-10 dakika içinde,
to the microorganisms living in your mother's birth canal.
4:06annenizin doğum kanalında yaşayan mikroorganizmalarla aynıdır.
Now, later, these microorganisms come from your environment,
4:09Daha sonra bu mikroorganizmalar çevrenizden gelir,
especially from what you eat, milk, or formula.
4:12özellikle de yediklerinizden, sütten veya mamadan.
microorganisms train your immune system to not attack them. Kalıp ifadeler
4:17mikroorganizmalar bağışıklık sisteminize kendilerine saldırmamayı öğretir.
train your immune system to not attack them: train + nesne + to-infinitive
train your immune system to not attack them ifadesinde train + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır. Your immune system nesnedir; to not attack them ise eğitimin ortaya çıkardığı davranışı belirtir. Buradaki train, mikroorganizmaların bilinçli olarak ders verdiğini anlatmaz; biyolojik süreci mecazi ve basitleştirilmiş biçimde ifade eder. Mikroorganizmalara maruz kalmanın bağışıklık sisteminin tolerans geliştirmesine yardım ettiğini anlatır. Bu nedenle them, bağışıklık sisteminin saldırmamayı öğrendiği mikroorganizmaları gösterir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili ve train + nesne + to-infinitive yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Repeated drills train pilots ____ quickly. (respond)
Cevabı göster
to respond
whatever microorganisms are there have largely established themselves Dilbilgisi
4:23orada bulunan mikroorganizmalar büyük ölçüde yerleşip
tam özne olarak whatever microorganisms are there
whatever microorganisms are there ifadesinde whatever, microorganisms sözcüğünü niteler ve tam olarak hangileri olduğundan bağımsız biçimde orada bulunan bütün mikroorganizmalar anlamında, ad görevi gören bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu bir soru değildir. Yan cümlenin tamamı have largely established themselves ifadesinin öznesidir. Ana fiili aramadan önce there sözcüğüne kadar okumak yapıyı görmeyi kolaylaştırır; microorganisms çoğul olduğu için ana fiil have biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede whatever yan cümlesi may spread fiilinin tam öznesi olarak kullanılmıştır?
- Whatever bacteria remain may spread again.
- The bacteria may remain whatever happens.
- What bacteria remain in the sample?
Cevabı göster
Whatever bacteria remain may spread again.
as the exact colonial makeup of your gut flora
4:27bağırsak floranızın tam koloni yapısını oluşturur
That's all cool, but how loud can a fart get? Anlatım akışı
4:31Bunların hepsi güzel de bir osuruk ne kadar gürültülü olabilir?
That's all cool, but: Önce kabul et, sonra yön değiştir
That's all cool, but konuşmada yön değiştirmeye yarayan bir kalıptır. That's all cool, az önce söylenenleri kısaca kabul eder veya olumlu biçimde karşılar; buradaki cool, ilginç, iyi ya da hoş anlamındadır, düşük sıcaklık anlamında değildir. But, konuşanın başka bir kaygıya ya da soruya geçtiğini gösterir. Bu kalıp, önceki noktayı ana konu hâline getirmeden kabul etmeyi sağlar.
Alıştırma
Örnekte That's all cool, but ne işe yarıyor?
- Önceki bilginin düşük sıcaklıkla ilgili olduğunu söyler.
- Önceki bilgiyi kısaca kabul edip yeni bir soruya geçer.
- Önceki bilgiyi yanlış olduğu için reddeder.
Cevabı göster
Önceki bilgiyi kısaca kabul edip yeni bir soruya geçer.
Well, the Guinness Book of World Records doesn't know.
4:35Guinness Dünya Rekorları da bunu bilmiyor.
In fact, there are a lot of records it doesn't keep,
4:39Aslında kaydını tutmadığı pek çok rekor var;
some of which it doesn't keep because they're dangerous. Dilbilgisi
4:41bazılarının kaydını tehlikeli oldukları için tutmuyor.
some of which: İlgi cümleciğinde bir grubun bölümüne gönderme yapma
Some of which, daha önce sözü edilen çoğul bir grubun bir bölümü hakkında ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlede which, records sözcüğünü gösterir; some ise bu rekorların yalnızca bir bölümünün saklanmasının tehlikeli olduğunu belirtir. Yapı, virgül + some of which + ilgi cümleciği şeklindedir. İsmin tekrarlanmasını önler ve ek açıklamayı aynı cümleye bağlı tutar.
Alıştırma
Kitapların bir bölümüne gönderme yapan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The library received twenty new books, ____ are picture books.
Cevabı göster
some of which
and literally pour a liquid straight down your esophagus into your belly.
4:47bir sıvıyı kelimenin tam anlamıyla yemek borunuzdan doğrudan midenize dökebilirsiniz.
But it is really dangerous and should never be done by anybody.
4:51Ama bu son derece tehlikelidir ve hiç kimse bunu asla denememelidir.
do have yapısındaki vurgulu do
Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. They do have records, bu tür kayıtların gerçekten bulunduğu anlamına gelir; geğirmenin, tutulmayan kayıtlar arasında bir istisna olduğunu doğrular. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada have, do sonrasında yalın hâlde kalır. Bu vurgu çoğunlukla bir varsayımı düzeltmek, kuşkuya cevap vermek veya karşıtlığı belirginleştirmek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do + have ile tamamlayın: People think these museums have no fossils, but they ____ several.
Cevabı göster
do have
The world record for the largest burp belongs to Paul Hunn from the United Kingdom,
4:57En büyük geğirme dünya rekoru Birleşik Krallık'tan Paul Hunn'a ait;
Registered 109.9 dB: ölçümlerde register
Burada registered, “ölçülen bir değeri verdi veya gösterdi” anlamındadır. Geğirme sesi 109,9 desibel olarak ölçülmüştür; kimse onu bir etkinliğe kaydetmemiş veya bir listeye eklememiştir. Ölçüm anlatımlarında hem ölçüm cihazı hem de ölçülen şey register fiilinin öznesi olabilir ve ölçülen değer fiilin hemen ardından gelebilir. Bu kalıp ses düzeyi, sıcaklık, hız ve test sonuçlarında yaygındır.
Alıştırma
“The thermometer registered 39°C,” cümlesinde registered ne anlama gelir?
- Resmî olarak bir listeye eklendi.
- Bir etkinliğe katılmak için kaydoldu.
- Ölçülen değerin 39°C olduğunu gösterdi.
Cevabı göster
Ölçülen değerin 39°C olduğunu gösterdi.
as loud as a car horn: eşit derece karşılaştırması
as loud as a car horn ifadesinde as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin derecesinin yaklaşık olarak aynı olduğunu belirtir. Loud sıfattır; a car horn ise karşılaştırmada kullanılan tanıdık ölçüttür. İlk as, loud sözcüğünün derecesini belirtir; ikinci as karşılaştırılan şeyi tanıtır. About, eşitliğin tam değil yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
loud kullanarak as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The blender is about ____ the vacuum cleaner.
Cevabı göster
as loud as
Oh, and also, many of these microorganisms that live inside your gut
5:12Ayrıca bağırsaklarınızda yaşayan,
and digest food and make farts smell bad
5:16yiyecekleri sindirip osurukların kötü kokmasına neden olan bu mikroorganizmaların çoğu,
We've all seen this, and it is very, very true.
5:24Bunu hepimiz görmüşüzdür ve gerçekten ama gerçekten doğrudur.
The MythBusters even did an episode where they proved that farts can be lit on fire, Kalıp ifadeler
5:26MythBusters bile osurukların tutuşturulabildiğini kanıtlayan bir bölüm çekti,
lit on fire: light on fire ifadesinin edilgen biçimi
Burada light, “bir şeyin yanmaya başlamasını sağlamak” anlamına gelen bir fiildir. Yaygın kısa geçmiş zaman ortacı lit olduğundan be lit on fire, “yanmaya başlaması sağlanmak” anlamına gelir. Cümlede can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: can be lit on fire. Odak, ateşi kimin veya neyin yaktığında değil, neyin tutuşturulabileceğindedir.
Alıştırma
Hangi cümle light on fire ifadesinin edilgen biçimini doğru kullanıyor?
- The paper can lit on fire by a spark.
- The paper can be lit on fire by a spark.
- The paper can be light on fire by a spark.
Cevabı göster
The paper can be lit on fire by a spark.
but the episode was deemed too gross and never aired. Kelime
5:30ancak bölüm fazla iğrenç bulunup hiç yayımlanmadı.
was deemed too gross: resmî bir edilgen yargı
Bu cümlede was deemed too gross, ‘kabul edilebilir olandan daha iğrenç olduğuna hükmedildi’ anlamına gelir. Deem, ‘yargılamak veya kabul etmek’ anlamındaki resmî bir fiildir. Kalıp deem + nesne + tümleç şeklindedir: Someone deemed the episode too gross. Cümlede edilgen be deemed + tümleç kalıbı kullanılır: the episode was deemed too gross. Böylece kararı kimin verdiği söylenmeden bölüm hakkındaki yargıya odaklanılır. Deemed bir değerlendirmeyi anlatır; ‘öyle görünüyordu’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî edilgen yapının sözcükleriyle tamamlayın: After the safety check, the ride ____ dangerous to open.
Cevabı göster
was deemed too
never aired: medya fiili air
Burada aired, ‘televizyonda veya radyoda yayımlanmak’ anlamındaki medya fiili air'in geçmiş zaman biçimidir. Never aired, bölümün hiçbir zaman yayımlanmadığı anlamına gelir. İngilizcede a program aired veya a program was aired denebilir. İlk kullanım programı yayına giren bir şey olarak, ikincisi ise bir yayıncının yayımladığı içerik olarak sunar. Bu cümlede never aired aynı temel sonucu verir: yayın gerçekleşmemiştir. Buradaki air, çevremizdeki gaz anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘hiçbir zaman yayımlanmadı’ anlamındaki iki sözcüklü medya ifadesiyle tamamlayın: The radio interview was ready, but it ____.
Cevabı göster
never aired
Another thing you should know about farts is that when you hold them in, Öbek fiiller
5:34Osuruklarla ilgili bilmeniz gereken bir başka şey de onları tuttuğunuzda,
hold them in: bir şeyin dışarı çıkmasını engellemek
hold them in ifadesindeki hold in öbek fiili, bir şeyin dışarı çıkmasını veya bir duygunun ifade edilmesini engellemek demektir. Buradaki them, farts sözcüğünü karşılar; yani konuşan kişi gazı dışarı çıkarmamayı anlatır. Hold in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse hold ile in arasına gelir: hold them in denir, hold in them denmez. Aynı diziliş kahkaha, gözyaşı veya duygular için de kullanılır.
Alıştırma
hold in ile it zamirini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Nora wanted to laugh in the library, but she managed to ____.
Cevabı göster
hold it in
many of the gases inside them will get reabsorbed back into your bloodstream Kalıp ifadeler
5:37içlerindeki gazların çoğunun yeniden kan dolaşımınıza emilmesidir;
get reabsorbed back into: get ile edilgen yapıda dönüş süreci
get + geçmiş zaman ortacı kalıbı get ile edilgen yapı oluşturur. get reabsorbed ifadesinde gazlar eyleme maruz kalır, yani yeniden emilir. Bu anlatım, onları neyin emdiğine değil sürece veya değişime odaklanır. Back into, geri döndükleri yeri, yani kan dolaşımını belirtir. re- ön eki zaten yeniden anlamına gelir; bu yüzden reabsorbed back dönüş fikrini vurgu amacıyla tekrarlar. Süreçleri konuşma dilinde açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Bir sıvı süngerden çıktı ve daha sonra yeniden süngerin içine girdi. Bu dönüşü konuşma dilindeki bir açıklamada en iyi hangi cümle anlatır?
- Some of the liquid gets absorbed away from the sponge.
- Some of the liquid gets reabsorbed back into the sponge.
- Some of the liquid absorbs the sponge again.
Cevabı göster
Some of the liquid gets reabsorbed back into the sponge.
And the bloodstream brings these gases back to the lungs
5:49Kan dolaşımı bu gazları tekrar akciğerlere taşır
you, in a way, will have literal fart breath. Ton ve niyet
5:56bir bakıma kelimenin tam anlamıyla osuruk nefesiniz olur.
in a way: bir iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak
In a way bir iddiayı yumuşatır ve belirli bir bakış açısı ya da anlamla sınırlar. Burada fart breath şeklindeki mizahi tanımı, açıklanan mekanizma bakımından doğru kılar: bağırsak gazı kana karışabilir, akciğerlere ulaşabilir ve nefesle dışarı verilebilir. Gazın bağırsaklardan ağza doğrudan gittiğini söylemez. Konuşan kişi, bir şeyin yalnızca kısmen veya belirli koşullarda doğru olduğunu belirtmek ve kesin bir iddiadan kaçınmak için in a way kullanır. İfade, “Bu hangi bakış açısından doğru?” sorusunu yanıtlar; “Bu hangi yöntemle oldu?” sorusunu değil.
Alıştırma
“In a way, the delay helped us” cümlesinde in a way ne anlatır?
- Gecikme belirli bir bakış açısından yararlı oldu.
- Gecikmenin nasıl olduğunu kimse bilmiyor.
- Gecikme mümkün olan her açıdan yararlı oldu.
Cevabı göster
Gecikme belirli bir bakış açısından yararlı oldu.
The Fitzroy River turtle does one better. Deyimler
6:01Fitzroy Nehri kaplumbağası ise işi bir adım ileri götürür.
does one better: önceki örneği aşmak
Does one better, do one better deyiminin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada one belirli bir nesneyi adlandırmaz; az önce sözü edilen başarıya veya örneğe gönderme yapar. Kaplumbağa, daha da şaşırtıcı bir yetenekle bu ölçütün ötesine geçer. Hikâye anlatımında ifade iki bilgiyi birbirine bağlar: önce dikkat çekici bir örnek, ardından daha güçlü bir örnek gelir. Aynı işi yalnızca daha becerikli yapmayı değil, anlatıda bir üst düzeye çıkmayı belirtir.
Alıştırma
Alex, “I can finish the report by Friday.” diyor. Hangi yanıt, teklifinizin Alex'in teklifinden daha ileri gittiğini doğal biçimde anlatır?
- I'll do my best: I'll try to finish it by Friday.
- I'll do the same: I'll finish it by Friday.
- I'll do one better: I'll finish it by Thursday.
Cevabı göster
I'll do one better: I'll finish it by Thursday.
It can do what I like to call a reverse fart. Ton ve niyet
6:03Benim ters osuruk dediğim şeyi yapabilir.
what I like to call: kişisel bir ad tanıtmak
what I like to call, konuşanın bir şeye kendi verdiği adı veya etiketi tanıtır. Burada a reverse fart ifadesinin resmî bir bilim terimi değil, konuşanın seçtiği şakacı bir ad olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp what I like to call + isim öbeği biçimindedir. call sözcüğünden sonraki sözlerin konuşanın kişisel ya da yaratıcı adı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Kişisel ve şakacı bir adı tanıtan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ my rainy-day rescue kit.
Cevabı göster
what I like to call
it's developed a way to breathe through its butt. Kalıp ifadeler
6:08poposundan nefes almanın bir yolunu geliştirmiştir.
developed a way to: zaman içinde bir yöntem oluşturmak
Developed a way to breathe, bu hayvan türünün zamanla bir nefes alma yöntemi kazandığı anlamına gelir. Burada developed, birçok nesil boyunca oluşan evrimsel bir uyumu anlatır; tek bir kaplumbağanın bunu bilinçli olarak planladığı veya icat ettiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp develop a way to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir eylemi yapma yöntemini yaratmak, kurmak veya zamanla oluşturmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın. Ekip, içecekleri soğuk tutmak için zamanla bir yöntem oluşturdu: The team ____ keep the drinks cold during long trips.
Cevabı göster
developed a way to
It actually can get up to 68% of the oxygen it needs
6:12İhtiyaç duyduğu oksijenin %68'e varan kısmını
Finally, I want to leave you with the art of the fart. Anlatım akışı
6:21Son olarak sizi osuruk sanatıyla baş başa bırakmak istiyorum.
leave you with: son bir düşünceyi sunmak
Bu kapanış geçişinde leave you with, “dinleyicinin düşünmesi veya hatırlaması için son bir şey sunmak” anlamına gelir. Konuşmacı, sıradaki the art of the fart konusunun son mesaj olacağını belirtir; gerçekten ayrılıp bir nesne bırakmaktan söz etmez. Kalıp leave + dinleyici + with + son düşünce, soru veya imge şeklindedir. Konuşmayı son noktaya taşıyarak düzenler ve bu noktaya özel bir kapanış vurgusu verir.
Alıştırma
Sunucunun kapanış cümlesini, son bir fikir sunan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: “Before we finish, I want to ____ one question to think about.”
Cevabı göster
leave you with
is determined by: belirleyici etkenleri göstermek
Is determined by, neden ve sonucu gösteren edilgen bir kalıptır. Özne, açıklanan sonucu veya özelliği belirtir; by sonrasındaki isim öbeği ise bu sonucu belirleyen etkeni ya da etkenleri belirtir. Bu cümlede ses sonuç, hız ve şekil ise belirleyici etkenlerdir. Determined, edilgen is determined fiilinde determine fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bir kişinin güçlü iradeli olduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp sonuç + be determined by + etken şeklindedir.
Alıştırma
Bilimsel açıklamayı “tarafından belirlenmek” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: “The color of the indicator ____ the acidity of the solution.”
Cevabı göster
is determined by
But a select few can not only make themselves create flatus on command, Notlar
6:29Ama çok az kişi yalnızca istediği anda gaz çıkarabilmekle kalmaz,
on command: talimat verildiğinde harekete geçmek
On command, “bir işaret veya talimat verildiğinde” anlamına gelir. Bu cümlede eylem kasıtlıdır ve kazara gerçekleşmek yerine istendiğinde yapılabilir. Bu ifade eğitilmiş bir davranışı, prova edilmiş bir performans becerisini veya bir talimatla tetiklenen tepkiyi anlatabilir. Command burada eylemi başlatan işareti belirtir; yalnızca bilgisayar komutu anlamıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir işaret her verildiğinde eğitilmiş bir eylemin gerçekleştiği anlamına gelir?
- The trainer has several dogs at her command.
- The dog sits on command.
- Dog-training videos are available on demand.
Cevabı göster
The dog sits on command.
but can also modulate the pitch and tone of their farts. Kalıp ifadeler
6:34osuruklarının ses perdesini ve tınısını da ayarlayabilir.
Paralel bir yetenek eklemek için not only ... but can also kullanımı
Eşli not only ... but also yapısı iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguya ek vurgu verir. Burada iki olgu da birer yetenektir: çok az kişi isteyerek gaz çıkarabilir ve ayrıca bunun ses perdesiyle tınısını kontrol edebilir. Can her iki fiil öbeğiyle de kullanılır: can not only make ... but can also modulate .... Böylece make ile modulate paralel kalır. Bu yapıda but, daha güçlü bir ikinci nokta ekler; ilk noktayı geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez.
Alıştırma
not only ... but also yapısını tamamlayın ve ikinci fiilden önce can sözcüğünü tekrarlayın: Maya can ____ draw animals ____ paint landscapes.
Cevabı göster
not only · but can also
Modulate the pitch and tone: ses perdesini ve tınısını kontrollü biçimde değiştirmek
Bu cümlede modulate, bir sesi kontrollü biçimde ayarlamak anlamına gelir. Göstericiler sesi yalnızca tek bir biçimde çıkarmak yerine onun iki özelliğini bilinçli olarak değiştirebilir. Pitch, sesin ne kadar tiz veya pes olduğunu belirtir. Tone burada kişinin tutumu değil, sesin niteliği veya tınısıdır. modulate the pitch and tone of ... kalıbı seslerde, müzik aletlerinde veya ses sinyallerinde yapılan kontrollü değişiklikleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Kontrollü biçimde ayarlamak” anlamıyla cümleyi en iyi tamamlayan sözcük hangisidir? A sound engineer can ___ the pitch and tone of a recorded voice.
- label
- discover
- modulate
Cevabı göster
modulate
Are known as: bir adı veya kimliği tanıtmak
Are known as, know as yapısının geniş zamandaki edilgen biçimidir. Başkalarının bir kişi veya şey için kullandığı adı, unvanı, kategoriyi ya da kimliği tanıtır. Burada flatulists, bu göstericilere verilen addır. Kalıp be known as + ad veya isim öbeği biçimindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is known as, are known as veya was known as.
Alıştırma
“Bu adla tanınan” anlamındaki hedef iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue dog is ____ Rocket.
Cevabı göster
known as
And one of the most famous right now is Mr. Methane.
6:40Günümüzde en ünlülerinden biri de Mr. Methane'dir.
Well, now that we've talked about farts, Anlatım akışı
6:59Artık osuruklar hakkında konuştuğumuza göre,
let's move on to outer space on youtube.com/spacelab.
7:00youtube.com/spacelab adresinde uzaya geçelim.
now that ... let's move on to ile konu geçişleri
Burada now that, osuruklar hakkındaki konuşmayı tamamlanmış bir aşama olarak sunar ve bunu sonraki adımın arka planı yapar. Yalnızca “şu anda” anlamına gelmez; “bu durum artık doğru olduğu veya tamamlandığı için” anlamına gelir. Let's move on to bu aşamayı açıkça kapatır ve dinleyicinin dikkatini yeni bir konuya, yani uzaya yöneltir. Bu iki bölüm birlikte net bir köprü kurar: tamamlanmış konu → sıradaki konunun duyurulması.
Alıştırma
Geçişi iki hedef ifadeyle tamamlayın: “____ we've covered the safety rules, ____ the first activity.”
Cevabı göster
Now that · let's move on to
and you can ask me any question about outer space that you want.
7:05uzay hakkında istediğiniz her soruyu bana sorabilirsiniz.
Eylem çağrısı olarak What are you waiting for?
Bu bağlamda What are you waiting for? retorik bir sorudur. Konuşan kişi gerçekten neyin beklendiğini sormaz; amaçlanan anlam “hemen harekete geç” veya “hadi yap”tır. Bu soru, gecikmek için iyi bir neden olmadığını ima ederek aciliyet yaratır. Bağlam ve ses tonu, ifadenin şakacı bir teşvik, heyecan, sabırsızlık veya baskı gibi duyulup duyulmayacağını belirler.
Alıştırma
Mia bir arkadaşını oyuna katılmaya davet ettikten sonra 'What are you waiting for?' diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Arkadaşının hangi nesneyi almayı beklediğini sormak
- Oyunun neden geciktiğini açıklamak
- Arkadaşını hemen harekete geçmeye teşvik etmek
Cevabı göster
Arkadaşını hemen harekete geçmeye teşvik etmek
Check that out: gidip bakmayı öneren samimi bir ifade
Bu cümlede check that out, “gidip ona bak” veya “onun hakkında daha fazla bilgi edin” demektir. that, daha önce sözü edilen uzay kanalına ve soru etkinliğine gönderme yapar; yani konuşan kişi dinleyiciyi az önce bahsedilen içeriği ziyaret etmeye veya incelemeye teşvik eder. Burada check ... out, ilgi çekici bir şeyi önermek için kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamir veya this, that gibi bir işaret zamiri olduğunda genellikle check ile out arasına gelir: check it out, check this out, check that out. Buradaki anlam, check out ifadesinin “otelden ayrılmak” anlamı değildir.
Alıştırma
Öneriyi check ... out ile tamamlayın: Öğretmeniniz yeni bir kitabı işaret ederek şöyle diyor: “Go ____.”
Cevabı göster
check that out