OSURUK BİLİMİ: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
1.135 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Bu mizahi bilim gezisi bağırsak gazının kaynağını, kokusunu, kütlesini ve izlediği yolu anlatır; kaplumbağa ve sanatçılara uzanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in great company.” — Deyimler ve mecazi ifadeler: şirketi değil, saygın kişilerle aynı grupta olmayı kavrayın ve sıra dışı ilgiyi daha rahat sunun. 2. “Assuming this average chemical makeup of a fart,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: baştaki -ing yan tümcesinin hesaplamaya varsayım koyduğunu görün ve ön kabulleri kısa belirtin. 3. “hold them in,” — Öbek fiiller: bedensel tepkiyi veya duyguyu tutma anlamını ayırt edin; gaz, gözyaşı ya da kahkahada zamiri hold ile in arasına koyun.

Bu derste

Hey, Vsauce. Michael here.

0:00

Selam, Vsauce. Ben Michael.

And today we are going to talk about farts.

0:01

Bugün de osuruklardan bahsedeceğiz.

What are they?

0:05

Nedir bunlar?

How do they define us?

0:06

Bizi nasıl tanımlarlar?

And how much weight do we lose every time we fart?

0:08

Peki her osurduğumuzda ne kadar kilo kaybederiz?

Now, it's easy to think that talking about farts is immature, Dilbilgisi

0:12

Osuruklar hakkında konuşmanın çocukça olduğunu düşünmek kolaydır,

but they are incredibly complicated.

0:15

ama aslında inanılmaz derecede karmaşıktırlar.

Dilbilgisi

it's easy to think that: ilk izlenimi sunmak

“it's easy to think that + yan cümle” kalıbı, birçok kişinin doğal olarak varsayabileceği bir düşünceyi sunar. Buradaki easy, düşüncenin basit olduğunu değil, bu varsayımın akla kolayca geldiğini anlatır. Bu kalıp, özellikle ardından but, however veya actually geldiğinde dinleyiciyi bir düzeltmeye hazırlar. Konuşan kişi önce yaygın bir ilk izlenimi kabul eder, ardından daha az belirgin bir noktayı sunar.

Alıştırma

Doğal ancak yanlış bir ilk izlenimi sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: From the photo, ____ the bag is tiny, but it can hold a laptop.

Cevabı göster

it's easy to think that

And by analyzing them because they're funny, Dilbilgisi

0:17

Komik oldukları için onları incelerken,

you can accidentally learn a lot of science.

0:20

farkında olmadan pek çok bilimsel bilgi öğrenebilirsiniz.

Dilbilgisi

by analyzing them: by + -ing ile yöntem belirtmek

“by analyzing them” ifadesinde by + ulaç, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi belirtir. Analiz etmek, farkında olmadan bilim öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklar; by burada yer veya son tarih bildirmez. By edatından sonra gelen fiil -ing biçimini alır. Them, analyzing fiilinin nesnesidir ve daha önce sözü edilen osurukları belirtir. Analizi yapan kişinin ana cümlenin öznesi olan you olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Raporları karşılaştırmanın hatayı bulmak için kullanılan yöntem olduğunu hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. We found the error by comparing the two reports.
  2. We found the error by compare the two reports.
  3. We found the error to compare the two reports.
Cevabı göster

We found the error by comparing the two reports.

Plus, we are in great company. Deyimler

0:22

Üstelik bu konuda oldukça seçkin isimlerle beraberiz.

Deyimler

In great company: hayranlık duyulan kişilerle aynı deneyimi paylaşmak

Burada in great company, “aynı deneyimi veya görüşü paylaşan etkileyici ya da saygın kişilerle aynı grupta olmak” anlamına gelir. Company burada ticari bir şirketi değil, arkadaşlığı veya bir grup insanı ifade eder. Bu deyim “bunu yaşayan yalnızca ben değilim” demek için kullanılır. Gurur, mizah veya rahatlatma duygusu taşıyabilir. Bu kişilerin gerçekten aynı yerde bulunması gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede in great company ne anlama geliyor? “If you get nervous before a performance, you're in great company—many professional actors do too.”

  1. Başarılı bir şirket tarafından işe alındın.
  2. Bu deneyimi etkileyici kişilerle paylaşıyorsun.
  3. Kalabalık bir ofisin içinde duruyorsun.
Cevabı göster

Bu deneyimi etkileyici kişilerle paylaşıyorsun.

Mozart wrote songs and poems about flatulence,

0:24

Mozart gaz çıkarma üzerine şarkılar ve şiirler yazdı,

and even Benjamin Franklin once wrote an essay titled Fart Proudly.

0:27

hatta Benjamin Franklin bir zamanlar Gururla Osurun başlıklı bir makale yazdı.

So, first things first, Kalıp ifadeler

0:32

O hâlde önce en temel sorudan başlayalım:

where do farts come from?

0:34

Osuruklar nereden gelir?

Kalıp ifadeler

First things first: en önemli öncelikten başlamak

First things first, konuşanın devam etmeden önce en önemli veya en temel konuyu ele alacağını gösterir. Burada bir açıklamadaki ilk temel soruyu tanıtır. Bu, konuşmayı düzenleyen kalıplaşmış bir ifadedir; “ilk şeyi” kelimesi kelimesine ilk sıraya koyma emri değildir. Bir planın, açıklamanın veya yanıtın başında öncelik belirlemek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, sınıf gezisinden önce herkesin adını kontrol etmenin gerekli ilk adım olduğunu açıkça belirtir?

  1. For the first time, everyone traveled by bus.
  2. At first, everyone was excited about the trip.
  3. First things first, let's check everyone's name.
Cevabı göster

First things first, let's check everyone's name.

A lot of the gas that makes up a fart comes from the outside Öbek fiiller

0:35

Osuruğu oluşturan gazın büyük bir kısmı dışarıdan gelir,

because you swallowed it.

0:40

çünkü onu siz yutmuşsunuzdur.

Öbek fiiller

makes up: bir bütünü oluşturmak

Bu cümlede makes up, “bir bütünün bir kısmını ya da tamamını oluşturur” demektir. Gas bileşendir; a fart ise onun oluşmasına katkıda bulunduğu bütündür. Etken kalıp, bileşen + make(s) up + bütün şeklindedir. Burada make tek başına “yapmak” diye yorumlanmamalıdır; make up burada tek bir öbek fiil olarak görev yapar.

Alıştırma

“Oluşturmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Small businesses ____ most of the local economy.

Cevabı göster

make up

That's right.

0:42

Evet, doğru.

You swallow a lot of air when swallowing spit or food or beverage.

0:42

Tükürüğünüzü, yiyecekleri veya içecekleri yutarken bolca hava da yutarsınız.

Now, some of this will come back up as a burp.

0:46

Bu havanın bir kısmı geğirme yoluyla geri çıkar.

But if it doesn't soon enough, Kalıp ifadeler

0:48

Ama yeterince çabuk geri çıkmazsa,

it will go deeper into your digestive system.

0:50

sindirim sisteminizin daha derinlerine iner.

Kalıp ifadeler

soon enough: gereken süre dolmadan önce

Burada soon enough, “gerekli sonuç için çok geç olmadan önce” anlamına gelir. Enough, örtük bir zaman ölçütü ekler: olayın mevcut zaman aralığı içinde gerçekleşmesi gerekir. doesn't sonrasındaki eylem, önceki bağlamdan come back up olarak anlaşıldığı için çıkarılmıştır. Bu nedenle ifade, anlaşılan bu eylemin zamanında olup olmadığını belirtir; yalnızca “kısa bir süre sonra” demek değildir.

Alıştırma

Leo, “If we order soon enough, the food will arrive before the movie.” diyor. Burada soon enough ne anlama gelir?

  1. Yemeğin filmden önce gelmesi için çok geç olmadan önce
  2. Herhangi bir son tarih ima edilmeden yalnızca kısa bir bekleyişten sonra
  3. Tam olarak filmin başladığı anda
Cevabı göster

Yemeğin filmden önce gelmesi için çok geç olmadan önce

But it's where the other portion of the gas

0:53

Fakat osuruğu oluşturan gazın diğer kısmının

that makes up a fart comes from that makes farts so unique.

0:55

nereden geldiği, osurukları bu kadar eşsiz yapan şeydir.

No two people's farts smell alike. Dilbilgisi

0:58

İki insanın osuruğu asla aynı kokmaz.

Dilbilgisi

No two ... smell alike: hiçbir ikilinin kokusu aynı değildir

No two + çoğul ad öbeği + çoğul fiil + alike kalıbı, söz konusu özellik açısından olası her ikilinin birbirinden farklı olduğunu anlatır. Burada herhangi iki kişinin gazı karşılaştırıldığında kokularının farklı olacağı söylenir. People's çoğul iyelik biçimidir: gazlar insanlara aittir. Alike, burada “belirli bir kokuya sahip olmak” anlamında bağ fiil olarak kullanılan smell’den sonra gelir. Bu kalıpta alike, şeyler arasındaki benzerliği anlatır ve normalde ismin önüne gelmez.

Alıştırma

Cümleyi No two ... alike kalıbıyla tamamlayın: ____ snowflakes look ____.

Cevabı göster

No two · alike

The pungent part of a fart is unique to you,

1:01

Osuruğun keskin kokulu kısmı size özgüdür

and it comes from things that are inside you and are not you.

1:04

ve içinizde bulunan ama siz olmayan şeylerden gelir.

Inside your intestines are completely separate organisms, Dilbilgisi

1:10

Bağırsaklarınızın içinde sizden tamamen ayrı organizmalar,

Dilbilgisi

Inside your intestines are ...: yer öbeğini başa alan devrik yapı

Inside your intestines öne alınmış bir yer öbeğidir. Cümle daha sonra fiil–özne sırasını kullanır: are, gerçek özne olan completely separate organisms ifadesinden önce gelir. Normal özne-önce sırası Completely separate organisms are inside your intestines. şeklindedir. Bu yer-önce sırası, konumu başlangıç noktası yapar ve ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Fiil yine sona bırakılan özne organisms ile uyum gösterir; bu yüzden çoğul özneye uygun are gerekir.

Alıştırma

“On the shelf are three blue jars,” cümlesinde are biçimini belirleyen dil bilgisel özne hangi ifadedir?

  1. the shelf
  2. on the shelf
  3. three blue jars
Cevabı göster

three blue jars

bacteria and microbes that digest food you haven't or can't.

1:14

sizin sindirmediğiniz ya da sindiremediğiniz yiyecekleri sindiren bakteri ve mikroplar yaşar.

Now, these little guys have a great collective name,

1:18

Bu küçük canlıların harika bir ortak adı vardır:

gut flora. Kelime

1:21

bağırsak florası.

Kelime

gut flora: bağırsak mikroorganizmalarının geleneksel adı

“Gut flora”, sindirim sisteminde yaşayan bakteri ve diğer mikroorganizma topluluğu için kullanılan geleneksel bir terimdir. Bu cümlede söz konusu mikropları adlandırır; “flora”, onların bitki olduğu anlamına gelmez. Bu ifadeyi sağlık veya bilim içeriklerinde gördüğünüzde, onu bağırsaktaki mikrobiyal topluluğun genel adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında “gut flora” ifadesi yaklaşık olarak ne anlama gelir?

  1. sindirim sisteminin içinde büyüyen bitkiler
  2. midenin etrafındaki kas tabakası
  3. sindirim sonucu oluşan doğal koku
  4. bağırsakta yaşayan mikroorganizma topluluğu
Cevabı göster

bağırsakta yaşayan mikroorganizma topluluğu

And because they are so much smaller than the average human cell, Dilbilgisi

1:22

Ortalama bir insan hücresinden çok daha küçük oldukları için,

their numbers are staggering. Kelime

1:27

sayıları akıl almaz boyuttadır.

Dilbilgisi

Vurgulu karşılaştırma so much smaller than

so much + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, iki şey arasındaki farkın çok büyük olduğunu gösterir. Burada “smaller” karşılaştırmayı kurar, “much” boyut farkını güçlendirir ve “so” daha fazla vurgu ekler. “Much”tan sonra karşılaştırma biçimi kullanılır: much smaller, much faster, much more expensive. “Very” genellikle very small örneğindeki gibi sıfatın temel biçimini niteler; karşılaştırma biçimini nitelemez. Bu nedenle very smaller standart değildir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki vurgulu karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The new sensor is ____ the old model that it fits inside a watch.

Cevabı göster

so much smaller than

Kelime

their numbers are staggering: sayıları şaşırtıcı derecede fazla

“their numbers are staggering” ifadesinde “staggering”, ölçeğin insanı şaşırtacak veya kavraması zor olacak kadar büyük olduğunu belirtir. Burada miktarın büyüklüğünü değerlendirir; fiziksel olarak dengeyi kaybetme hareketini anlatmaz. “a number, amount, or total is staggering” yapısı, bir rakamın insanların normalde beklediği düzeyin çok ötesinde olduğunu vurgulamak için kullanılır. Yalnızca large demekten çok daha güçlüdür.

Alıştırma

“The repair bill was staggering.” cümlesinde “staggering” ne anlama gelir?

  1. Hesaplanması kolay
  2. Şaşırtıcı derecede büyük
  3. Yavaşça azalıyor
Cevabı göster

Şaşırtıcı derecede büyük

Believe it or not, your body contains about 10 trillion cells. Ton ve niyet

1:28

İster inanın ister inanmayın, vücudunuzda yaklaşık 10 trilyon hücre bulunur.

Ton ve niyet

Believe it or not: ister inanın ister inanmayın

“Believe it or not”, konuşmacının dinleyiciyi şaşırtabileceğini düşündüğü bir bilgiyi tanıtan söylem belirtecidir. Burada dinleyiciyi beklenmedik derecede büyük bir gerçeğe hazırlar. Genellikle dinleyiciden bir şeye inanıp inanmayacağını seçmesini istemez. İşlevi, sonraki ifadeyi şaşırtıcı veya hayal etmesi zor bir bilgi olarak sunmaktır.

Alıştırma

Konuşmacı “Believe it or not, the library has a robot assistant” diyerek ne yapıyor?

  1. Devam etmek için izin istemek
  2. Bir gerçeği şaşırtıcı olarak sunmak
  3. Dinleyiciyi yalan söylemekle suçlamak
Cevabı göster

Bir gerçeği şaşırtıcı olarak sunmak

But the number of bacteria and microorganisms inside your intestines

1:34

Ama bağırsaklarınızdaki bakteri ve mikroorganizmaların sayısı

is nearly 100 trillion.

1:38

neredeyse 100 trilyondur.

As these microorganisms digest food that you haven't or can't,

1:42

Bu mikroorganizmalar sizin sindirmediğiniz ya da sindiremediğiniz yiyecekleri sindirirken,

they produce helpful things like vitamin K.

1:46

K vitamini gibi yararlı maddeler üretir.

But they also produce chemicals

1:48

Ancak aynı zamanda kimyasallar da üretirler;

that lead to the reason that farts smell. Kalıp ifadeler

1:50

osurukların kokmasının nedeni işte bunlardır.

Kalıp ifadeler

lead to: bir nedeni ve sonucunu göstermek

Lead to, “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede neden olan kimyasalları daha sonra ortaya çıkan sonuçla, yani kokuyla bağlar. Yapı, bilgiyi nedenden sonuca taşır: A leads to B.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “neden olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Too much screen time can ____ tired eyes.

Cevabı göster

lead to

And we all fart every day,

1:53

Hepimiz her gün osururuz,

about a pint of fart every day.

1:55

hem de günde yaklaşık yarım litre kadar.

And if you say that you don't fart,

1:58

Osurmadığınızı söylüyorsanız,

you probably release that gas when you're in the bathroom

2:00

muhtemelen bu gazı tuvaletteyken

or at night when you're asleep and your muscles are more relaxed.

2:02

ya da gece uyurken, kaslarınız daha gevşek olduğunda çıkarıyorsunuzdur.

But if this amount of gas used to be inside you, Dilbilgisi

2:06

Ama bu miktarda gaz daha önce içinizdeyse

and now it's not,

2:09

ve artık değilse,

Dilbilgisi

used to be: geçmişte doğru olan ancak artık olmayan bir durum

Used to be, bir durumun geçmişte doğru olduğunu ancak şimdi artık doğru olmadığını belirtir. Burada gaz önceden vücudun içindeydi ve now it's not ifadesi değişimi açıkça gösterir. Yapı, özne + used to + fiilin yalın hâlidir. used to be içinde be yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia lives across town now, but she ____ my next-door neighbor.

Cevabı göster

used to be

that must mean that every time you fart you lose mass,

2:11

bu, her osurduğunuzda kütle kaybettiğiniz,

you lose weight.

2:14

yani kilo verdiğiniz anlamına gelir.

But how much weight?

2:15

Peki ne kadar kilo?

Well, luckily, some researchers have already figured this out. Öbek fiiller

2:16

Neyse ki bazı araştırmacılar bunu çoktan hesaplamış.

Öbek fiiller

Figured this out: anlamı ve zamirin konumu

Bu cümlede figured this out, düşünme, araştırma veya hesaplama yoluyla bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. This, konuşulmakta olan sorunu gösterir. Figure out, bir şeyi anlamayı veya çözmeyi anlatır; kelimesi kelimesine bir şekil çizmek demek değildir. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse figure it out veya figured this out örneklerinde olduğu gibi figure ile out arasına gelmelidir; figure out it ya da figured out this denmez. İsim nesnelerde hem figure out the answer hem de figure the answer out kullanılabilir.

Alıştırma

Figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın ve puzzle yerine it kullanın: I couldn't solve the puzzle at first, but after a few minutes I ____.

Cevabı göster

figured it out

Assuming this average chemical makeup of a fart, Dilbilgisi

2:20

Bir osuruğun ortalama kimyasal bileşimini

Dilbilgisi

Assuming ...: akıl yürütme için koşul belirlemek

Burada Assuming this average chemical makeup of a fart, “bir osuruğun bu ortalama kimyasal bileşime sahip olduğunu varsayarsak” demektir. Belirtilen bileşimi sonraki hesaplamada kullanılacak koşul hâline getirir. Bu, cümle başında yer alan bir ortaç yan cümlesidir. Anlamca öznesi we gibi akıl yürüten kişidir ve ardından gelen bir ana cümleye bağlanmalıdır. Tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Tahmini, “If we assume two cookies per child” ifadesine denk olan kısa başlangıçla tamamlayın: ____, we will need twenty cookies.

Cevabı göster

Assuming two cookies per child

and what studies have shown is the typical volume of a fart,

2:23

ve araştırmaların gösterdiği tipik osuruk hacmini temel alarak,

it can be calculated Dilbilgisi

2:26

şu hesaplanabilir:

that the average fart weighs about 3/100 of a gram.

2:27

Ortalama bir osuruk yaklaşık 3/100 gram ağırlığındadır.

Dilbilgisi

Kişisiz bir sonucu sunan “It can be calculated that ...”

Buradaki it biçimsel öznedir; daha önce geçen belirli bir isme gönderme yapmaz. Asıl bilgi that yan cümlesindedir: Ortalama bir gaz çıkarma yaklaşık 3/100 gram ağırlığındadır. Edilgen can be calculated yapısı, sonucu nesnel bir hesaplama sonucu olarak sunar ve hesabı yapan kişiyi belirtmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp It can be calculated that + yan cümledir.

Alıştırma

Sonucun verilerden hesaplanabileceğini belirten resmî edilgen kalıpla raporu tamamlayın: “From the meter readings, ____ the building uses less power at night.”

Cevabı göster

it can be calculated that

And the part of it that actually stinks only weighs 0.0008 grams.

2:33

Bunun gerçekten kokan kısmıysa yalnızca 0,0008 gramdır.

Okay, so a fart weighs 3/100 of a gram.

2:39

Yani bir osuruk 3/100 gram ağırlığında.

I mean, what does that really mean? Anlatım akışı

2:42

Peki bu gerçekte ne demek?

Anlatım akışı

“What does that really mean?” ile pratik önemi sormak

Burada what does that really mean? sorusu, konuşmayı belirtilen bir sayıdan o sayının pratik yorumuna geçirerek düzenler. That, 3/100 of a gram ifadesine gönderme yapar ve soru aslında “Bunu anlayabileceğimiz şekilde söylersek bu miktar ne kadar büyük veya önemli?” anlamına gelir. Really, temel anlamı veya gerçek hayattaki etkiyi öğrenme isteğini güçlendirir. mean sözcüğünün kendisinin anlaşılmadığını göstermez.

Alıştırma

Bir raporda “The new rule reduces waiting time by 1.2 percent.” deniyor. Hangi yanıt bu sayının pratik önemini en iyi şekilde sorar?

  1. What does that really mean for patients?
  2. Who typed the report?
  3. How do you spell the word waiting?
Cevabı göster

What does that really mean for patients?

Well, here's a fun way to think about it. Anlatım akışı

2:44

Bunu şöyle eğlenceli bir şekilde düşünebilirsiniz.

Anlatım akışı

Here's a fun way to think about it: anlamanın eğlenceli bir yolu

Here's a fun way to think about it, yeni ve daha kolay anlaşılır bir bakış açısını tanıtır. Konuşmacı soyut bir açıklamanın yerine bir benzetme veya zihinde canlandırılabilecek bir görüntü sunmak üzeredir. Bu kalıpta think about it, dinleyiciye durup düşünmesini söyleyen bir emir değildir. A way to think about it, fikri anlamanın bir yolu demektir.

Alıştırma

Bir konuşmacı “Here's a fun way to think about it” dedikten sonra bir benzetme yapıyor. Bu ifade ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacı devam etmeden önce dinleyiciye sessizce düşünmesini söyler.
  2. Fikri anlamanın daha kolay veya ilgi çekici bir yolunu tanıtır.
  3. Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçeceğini bildirir.
Cevabı göster

Fikri anlamanın daha kolay veya ilgi çekici bir yolunu tanıtır.

As you move further away from the center of the Earth, Dilbilgisi

2:46

Dünya'nın merkezinden uzaklaştıkça,

the gravitational attraction between the two of you decreases and your weight decreases.

2:50

Dünya ile aranızdaki kütle çekimi ve dolayısıyla ağırlığınız azalır.

Dilbilgisi

As you move further away...: birbirine bağlı değişimler

Burada As, “-dıkça” veya “bu değişim gerçekleşirken” anlamına gelir. as yan cümlesi değişen koşulu verir: Dünya'nın merkezine olan uzaklık artar. Ana cümle ise bununla birlikte gerçekleşen değişimleri verir: kütle çekimi ve ağırlık azalır. As + subject + change verb, ... yapısını As X increases, Y decreases örneğindeki gibi birlikte ilerleyen iki değişimi anlatmak için kullanın. Bu, as sözcüğünün zaman içindeki değişim anlamıdır; like ile ifade edilen karşılaştırma anlamı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle iki değişimi bağlantılı bir eğilim olarak en iyi şekilde sunuyor?

  1. The room is warm, and the ice is melting.
  2. Because the room is warm, the ice is melting.
  3. As the room gets warmer, the ice melts faster.
Cevabı göster

As the room gets warmer, the ice melts faster.

In fact, according to this fantastic book about the scale of things, Kalıp ifadeler

2:55

Hatta nesnelerin ölçeğini anlatan bu harika kitaba göre,

Kalıp ifadeler

according to: bilgi kaynağını belirtmek

According to, bir ifadeyi destekleyen bilgi kaynağını belirtir. Burada dinleyiciye bilginin konuşanın kendi bulgusu olarak sunulmadığını, bir kitaptan geldiğini anlatır. Bilginin kaynağını göstermek için according to + kişi, belge, araştırma, rapor veya başka bir kaynak yapısını kullanın: according to the guide, according to researchers.

Alıştırma

Cümleyi nottaki kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın: ____ the museum guide, this painting is over 300 years old.

Cevabı göster

According to

your weight decreases by about 0.5% for every 6 mi you are above Earth.

2:59

Dünya'dan yükseldiğiniz her 6 milde ağırlığınız yaklaşık %0,5 azalır.

In fact,

3:05

Aslında,

the average fart causes you to lose an amount of weight

3:06

ortalama bir osurukla kaybettiğiniz ağırlık,

equivalent to being about a third of an inch further from Earth. Kalıp ifadeler

3:10

Dünya'dan yaklaşık bir inçin üçte biri kadar uzaklaşınca kaybettiğiniz ağırlığa eşittir.

Kalıp ifadeler

equivalent to being: bir etkiyi bir durumla karşılaştırmak

Equivalent to being, bir etkinin ölçülen değerinin veya pratik öneminin başka bir durumla aynı olduğunu belirtir. Bu cümlede çok küçük kilo kaybı, gözde canlandırılması daha kolay bir karşılaştırmaya dönüştürülür: tartı değerindeki değişiklik, Dünya'dan yaklaşık üçte bir inç daha uzakta olmanın etkisiyle aynı olurdu. Bu karşılaştırma, birinin gerçekten hareket ettiğini söylemez. Equivalent to being yapısında to bir edattır; bu yüzden ardından mastar be değil, -ing biçimi olan being gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Paying for the annual plan upfront is ____ charged for only eleven months.

Cevabı göster

equivalent to being

The way your gut flora process the food that you eat and influence how your farts smell

3:15

Bağırsak floranızın yediğiniz yiyecekleri işleme ve osuruk kokunuzu etkileme biçimi,

was established within the first 2 to 3 months of your life.

3:21

yaşamınızın ilk 2-3 ayında belirlenmiştir.

When you're first born,

3:25

İlk doğduğunuzda,

your gastrointestinal tract is completely sterile. Kelime

3:26

mide-bağırsak sisteminiz tamamen sterildir.

Kelime

Gastrointestinal tract: resmî anatomik terim

Burada gastrointestinal tract, ağızdan anüse kadar uzanan ve yiyeceklerle atıkların içinden geçtiği kesintisiz kanalın resmî anatomik adıdır. Bu cümlede, durumu açıklanan vücut bölümünü belirtir. Gastrointestinal, mide anlamındaki gastro- ile intestinal sözcüklerini birleştirir. Tract burada birbirine bağlı bir vücut kanalını ifade eder; arazi parçası veya basılı broşür anlamında değildir.

Alıştırma

Resmî tıp veya bilim İngilizcesinde kesintisiz sindirim kanalının kendisini en kesin biçimde hangi ifade adlandırır?

  1. gastrointestinal tract
  2. digestive system
  3. gut
Cevabı göster

gastrointestinal tract

Kelime

Completely sterile: canlı mikroorganizma yok

Burada completely sterile, hiçbir canlı mikroorganizmanın bulunmadığı anlamına gelir. Completely, ya hep ya hiç niteliğindeki teknik bir iddiayı güçlendirir; yalnızca çok temiz veya az miktarda mikrop içeriyor demek değildir. Sterile, üreyemeyen anlamına da gelebilir; ancak burada bir vücut kanalının durumunu anlattığı için bu anlam uygun değildir.

Alıştırma

Bir laboratuvar aleti, üzerinde hiçbir canlı mikroorganizma kalmayacak şekilde işlem görmüştür. Bu durumu tam olarak hangi sıfat ifade eder?

  1. disinfected
  2. clean
  3. sterile
Cevabı göster

sterile

There are no microorganisms living in it.

3:30

İçinde hiçbir mikroorganizma yaşamaz.

In fact, unlike the rest of your life,

3:32

Hatta hayatınızın geri kalanından farklı olarak,

the very first poop that you take is almost completely sterile.

3:35

yaptığınız ilk kaka neredeyse tamamen sterildir.

It's so significant,

3:40

Bu o kadar önemli bir şeydir ki

it has a special name, meconium. Kelime

3:41

özel bir adı vardır: mekonyum.

Kelime

Meconium: yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı

Meconium, yeni doğmuş bir bebeğin genellikle doğumdan kısa süre sonra yaptığı ilk dışkının tıbbi adıdır. Bu cümlede, bu maddenin özel bir adı olacak kadar önemli olduğu anlatılır. Genel olarak dışkı anlamına gelmez. Bu sözcükle ebeveynlik veya sağlık içeriklerinde karşılaştığınızda onu özellikle bebeğin en erken bağırsak hareketiyle ilişkilendirin.

Alıştırma

Bu cümlede meconium ne anlama geliyor?

  1. Küçük bir çocuğun yaptığı herhangi bir dışkı
  2. Doğum sırasında kullanılan bir ilaç
  3. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı
Cevabı göster

Yeni doğmuş bir bebeğin ilk dışkısı

Now, I will spare you any pictures, Kalıp ifadeler

3:43

Size fotoğraf göstermeyeceğim,

Kalıp ifadeler

Spare you any pictures: hoş olmayan içeriği atlamak

spare someone something kalıbında spare, bir kişinin istenmeyen bir şeyi yaşamak zorunda kalmasını önlemek anlamına gelir. Burada I will spare you any pictures, konuşmacının rahatsız edici görüntüleri izleyicilere göstermeyeceği anlamındadır. Bu kalıp, bir şeyi atlamayı daha yumuşak biçimde ifade eder: konuşmacı bir şeyi göstermemeyi veya anlatmamayı karşı tarafa yapılan bir iyilik gibi sunar. İçeriğin rahatsız edici olacağını herkes zaten biliyorsa hafif bir mizah da katabilir.

Alıştırma

Cümleyi spare + you + the details kullanarak tamamlayın: The story becomes disgusting, so I will ____.

Cevabı göster

spare you the details

but if you ever want to call someone a poop head,

3:46

ama bir gün birine kaka kafalı demek isterseniz,

try instead calling them a meconium head.

3:48

onun yerine mekonyum kafalı demeyi deneyin.

It's like a poop head, but with no experience. Deyimler

3:50

Kaka kafalının deneyimsiz hâli gibi.

Deyimler

“It's like a poop head, but with no experience” cümlesindeki şaka

Bu şakada “poop head” çocukça ve saçma bir lakaptır; “with no experience” ise kakanın deneyimli ya da deneyimsiz olabileceğini varsayar. Mekonyum yeni doğan bebeğin ilk dışkısı olduğu için konuşan kişi onun tamamen yeni olduğu şakasını yapar. Mizah, kakaya sanki iş geçmişi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verilmesinden doğar. “With no experience” eğlenceli bir kişileştirmedir, gerçek bir biyolojik bilgi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “with no experience” ifadesini komik yapan nedir?

  1. Kakaya, sanki deneyimi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verir.
  2. Konuşan kişinin daha önce hiç kaka görmediğini söyler.
  3. Sindirim sistemiyle ilgili bilimsel bir ölçüm verir.
Cevabı göster

Kakaya, sanki deneyimi olabilirmiş gibi insana özgü bir nitelik verir.

As soon as you leave your mother, Dilbilgisi

3:53

Annenizin bedeninden çıkar çıkmaz,

you begin collecting microorganisms inside your digestive system.

3:55

sindirim sisteminizde mikroorganizmalar toplamaya başlarsınız.

Dilbilgisi

Anında gerçekleşen olaylar için “As soon as”

“As soon as” önce gerçekleşen olayı, yani annenin vücudundan çıkmayı belirtir. Ana cümle hemen ardından neyin başladığını, yani mikroorganizmaların toplanmasını anlatır. İkinci olay birinciden hemen sonra veya neredeyse hiç gecikmeden başladığında iki olayı “as soon as + yan cümle” ile bağla.

Alıştırma

Cümleyi “olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamla: “____ the bell rings, the children run outside.”

Cevabı göster

As soon as

In fact, within the first 5 to 10 minutes of being born,

3:59

Hatta doğduktan sonraki ilk 5-10 dakika içinde,

the gut flora that you have are almost exactly equivalent

4:03

bağırsak floranız neredeyse bire bir

to the microorganisms living in your mother's birth canal.

4:06

annenizin doğum kanalında yaşayan mikroorganizmalarla aynıdır.

Now, later, these microorganisms come from your environment,

4:09

Daha sonra bu mikroorganizmalar çevrenizden gelir,

especially from what you eat, milk, or formula.

4:12

özellikle de yediklerinizden, sütten veya mamadan.

This early in your life,

4:15

Hayatınızın bu kadar erken bir döneminde,

microorganisms train your immune system to not attack them. Kalıp ifadeler

4:17

mikroorganizmalar bağışıklık sisteminize kendilerine saldırmamayı öğretir.

Kalıp ifadeler

train your immune system to not attack them: train + nesne + to-infinitive

train your immune system to not attack them ifadesinde train + nesne + to-infinitive kalıbı kullanılır. Your immune system nesnedir; to not attack them ise eğitimin ortaya çıkardığı davranışı belirtir. Buradaki train, mikroorganizmaların bilinçli olarak ders verdiğini anlatmaz; biyolojik süreci mecazi ve basitleştirilmiş biçimde ifade eder. Mikroorganizmalara maruz kalmanın bağışıklık sisteminin tolerans geliştirmesine yardım ettiğini anlatır. Bu nedenle them, bağışıklık sisteminin saldırmamayı öğrendiği mikroorganizmaları gösterir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili ve train + nesne + to-infinitive yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Repeated drills train pilots ____ quickly. (respond)

Cevabı göster

to respond

And so, within the first 2 or 3 months of your life,

4:21

Böylece yaşamınızın ilk 2-3 ayı içinde,

whatever microorganisms are there have largely established themselves Dilbilgisi

4:23

orada bulunan mikroorganizmalar büyük ölçüde yerleşip

Dilbilgisi

tam özne olarak whatever microorganisms are there

whatever microorganisms are there ifadesinde whatever, microorganisms sözcüğünü niteler ve tam olarak hangileri olduğundan bağımsız biçimde orada bulunan bütün mikroorganizmalar anlamında, ad görevi gören bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu bir soru değildir. Yan cümlenin tamamı have largely established themselves ifadesinin öznesidir. Ana fiili aramadan önce there sözcüğüne kadar okumak yapıyı görmeyi kolaylaştırır; microorganisms çoğul olduğu için ana fiil have biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede whatever yan cümlesi may spread fiilinin tam öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. Whatever bacteria remain may spread again.
  2. The bacteria may remain whatever happens.
  3. What bacteria remain in the sample?
Cevabı göster

Whatever bacteria remain may spread again.

as the exact colonial makeup of your gut flora

4:27

bağırsak floranızın tam koloni yapısını oluşturur

for your entire life.

4:30

ve bu yapı ömür boyu korunur.

That's all cool, but how loud can a fart get? Anlatım akışı

4:31

Bunların hepsi güzel de bir osuruk ne kadar gürültülü olabilir?

Anlatım akışı

That's all cool, but: Önce kabul et, sonra yön değiştir

That's all cool, but konuşmada yön değiştirmeye yarayan bir kalıptır. That's all cool, az önce söylenenleri kısaca kabul eder veya olumlu biçimde karşılar; buradaki cool, ilginç, iyi ya da hoş anlamındadır, düşük sıcaklık anlamında değildir. But, konuşanın başka bir kaygıya ya da soruya geçtiğini gösterir. Bu kalıp, önceki noktayı ana konu hâline getirmeden kabul etmeyi sağlar.

Alıştırma

Örnekte That's all cool, but ne işe yarıyor?

  1. Önceki bilginin düşük sıcaklıkla ilgili olduğunu söyler.
  2. Önceki bilgiyi kısaca kabul edip yeni bir soruya geçer.
  3. Önceki bilgiyi yanlış olduğu için reddeder.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi kısaca kabul edip yeni bir soruya geçer.

Well, the Guinness Book of World Records doesn't know.

4:35

Guinness Dünya Rekorları da bunu bilmiyor.

In fact, there are a lot of records it doesn't keep,

4:39

Aslında kaydını tutmadığı pek çok rekor var;

some of which it doesn't keep because they're dangerous. Dilbilgisi

4:41

bazılarının kaydını tehlikeli oldukları için tutmuyor.

Dilbilgisi

some of which: İlgi cümleciğinde bir grubun bölümüne gönderme yapma

Some of which, daha önce sözü edilen çoğul bir grubun bir bölümü hakkında ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlede which, records sözcüğünü gösterir; some ise bu rekorların yalnızca bir bölümünün saklanmasının tehlikeli olduğunu belirtir. Yapı, virgül + some of which + ilgi cümleciği şeklindedir. İsmin tekrarlanmasını önler ve ek açıklamayı aynı cümleye bağlı tutar.

Alıştırma

Kitapların bir bölümüne gönderme yapan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The library received twenty new books, ____ are picture books.

Cevabı göster

some of which

For instance, speed drinking.

4:44

Örneğin hızlı içme.

It's possible to open up your throat

4:45

Boğazınızı açıp

and literally pour a liquid straight down your esophagus into your belly.

4:47

bir sıvıyı kelimenin tam anlamıyla yemek borunuzdan doğrudan midenize dökebilirsiniz.

But it is really dangerous and should never be done by anybody.

4:51

Ama bu son derece tehlikelidir ve hiç kimse bunu asla denememelidir.

Now, burping, they do have records of. Dilbilgisi

4:55

Geğirme konusunda ise rekor tutuyorlar.

Dilbilgisi

do have yapısındaki vurgulu do

Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. They do have records, bu tür kayıtların gerçekten bulunduğu anlamına gelir; geğirmenin, tutulmayan kayıtlar arasında bir istisna olduğunu doğrular. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada have, do sonrasında yalın hâlde kalır. Bu vurgu çoğunlukla bir varsayımı düzeltmek, kuşkuya cevap vermek veya karşıtlığı belirginleştirmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do + have ile tamamlayın: People think these museums have no fossils, but they ____ several.

Cevabı göster

do have

The world record for the largest burp belongs to Paul Hunn from the United Kingdom,

4:57

En büyük geğirme dünya rekoru Birleşik Krallık'tan Paul Hunn'a ait;

whose burp registered 109.9 dB, Kelime

5:02

geğirmesi 109,9 dB olarak ölçüldü,

Kelime

Registered 109.9 dB: ölçümlerde register

Burada registered, “ölçülen bir değeri verdi veya gösterdi” anlamındadır. Geğirme sesi 109,9 desibel olarak ölçülmüştür; kimse onu bir etkinliğe kaydetmemiş veya bir listeye eklememiştir. Ölçüm anlatımlarında hem ölçüm cihazı hem de ölçülen şey register fiilinin öznesi olabilir ve ölçülen değer fiilin hemen ardından gelebilir. Bu kalıp ses düzeyi, sıcaklık, hız ve test sonuçlarında yaygındır.

Alıştırma

“The thermometer registered 39°C,” cümlesinde registered ne anlama gelir?

  1. Resmî olarak bir listeye eklendi.
  2. Bir etkinliğe katılmak için kaydoldu.
  3. Ölçülen değerin 39°C olduğunu gösterdi.
Cevabı göster

Ölçülen değerin 39°C olduğunu gösterdi.

about as loud as a car horn. Dilbilgisi

5:06

yani yaklaşık bir araba kornası kadar yüksekti.

Dilbilgisi

as loud as a car horn: eşit derece karşılaştırması

as loud as a car horn ifadesinde as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin derecesinin yaklaşık olarak aynı olduğunu belirtir. Loud sıfattır; a car horn ise karşılaştırmada kullanılan tanıdık ölçüttür. İlk as, loud sözcüğünün derecesini belirtir; ikinci as karşılaştırılan şeyi tanıtır. About, eşitliğin tam değil yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

loud kullanarak as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: The blender is about ____ the vacuum cleaner.

Cevabı göster

as loud as

Oh, and also, many of these microorganisms that live inside your gut

5:12

Ayrıca bağırsaklarınızda yaşayan,

and digest food and make farts smell bad

5:16

yiyecekleri sindirip osurukların kötü kokmasına neden olan bu mikroorganizmaların çoğu,

also create gases that are flammable.

5:18

yanıcı gazlar da üretir.

We've all seen this, and it is very, very true.

5:24

Bunu hepimiz görmüşüzdür ve gerçekten ama gerçekten doğrudur.

The MythBusters even did an episode where they proved that farts can be lit on fire, Kalıp ifadeler

5:26

MythBusters bile osurukların tutuşturulabildiğini kanıtlayan bir bölüm çekti,

Kalıp ifadeler

lit on fire: light on fire ifadesinin edilgen biçimi

Burada light, “bir şeyin yanmaya başlamasını sağlamak” anlamına gelen bir fiildir. Yaygın kısa geçmiş zaman ortacı lit olduğundan be lit on fire, “yanmaya başlaması sağlanmak” anlamına gelir. Cümlede can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: can be lit on fire. Odak, ateşi kimin veya neyin yaktığında değil, neyin tutuşturulabileceğindedir.

Alıştırma

Hangi cümle light on fire ifadesinin edilgen biçimini doğru kullanıyor?

  1. The paper can lit on fire by a spark.
  2. The paper can be lit on fire by a spark.
  3. The paper can be light on fire by a spark.
Cevabı göster

The paper can be lit on fire by a spark.

but the episode was deemed too gross and never aired. Kelime

5:30

ancak bölüm fazla iğrenç bulunup hiç yayımlanmadı.

Kelime

was deemed too gross: resmî bir edilgen yargı

Bu cümlede was deemed too gross, ‘kabul edilebilir olandan daha iğrenç olduğuna hükmedildi’ anlamına gelir. Deem, ‘yargılamak veya kabul etmek’ anlamındaki resmî bir fiildir. Kalıp deem + nesne + tümleç şeklindedir: Someone deemed the episode too gross. Cümlede edilgen be deemed + tümleç kalıbı kullanılır: the episode was deemed too gross. Böylece kararı kimin verdiği söylenmeden bölüm hakkındaki yargıya odaklanılır. Deemed bir değerlendirmeyi anlatır; ‘öyle görünüyordu’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî edilgen yapının sözcükleriyle tamamlayın: After the safety check, the ride ____ dangerous to open.

Cevabı göster

was deemed too

Kelime

never aired: medya fiili air

Burada aired, ‘televizyonda veya radyoda yayımlanmak’ anlamındaki medya fiili air'in geçmiş zaman biçimidir. Never aired, bölümün hiçbir zaman yayımlanmadığı anlamına gelir. İngilizcede a program aired veya a program was aired denebilir. İlk kullanım programı yayına giren bir şey olarak, ikincisi ise bir yayıncının yayımladığı içerik olarak sunar. Bu cümlede never aired aynı temel sonucu verir: yayın gerçekleşmemiştir. Buradaki air, çevremizdeki gaz anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘hiçbir zaman yayımlanmadı’ anlamındaki iki sözcüklü medya ifadesiyle tamamlayın: The radio interview was ready, but it ____.

Cevabı göster

never aired

Another thing you should know about farts is that when you hold them in, Öbek fiiller

5:34

Osuruklarla ilgili bilmeniz gereken bir başka şey de onları tuttuğunuzda,

Öbek fiiller

hold them in: bir şeyin dışarı çıkmasını engellemek

hold them in ifadesindeki hold in öbek fiili, bir şeyin dışarı çıkmasını veya bir duygunun ifade edilmesini engellemek demektir. Buradaki them, farts sözcüğünü karşılar; yani konuşan kişi gazı dışarı çıkarmamayı anlatır. Hold in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse hold ile in arasına gelir: hold them in denir, hold in them denmez. Aynı diziliş kahkaha, gözyaşı veya duygular için de kullanılır.

Alıştırma

hold in ile it zamirini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Nora wanted to laugh in the library, but she managed to ____.

Cevabı göster

hold it in

many of the gases inside them will get reabsorbed back into your bloodstream Kalıp ifadeler

5:37

içlerindeki gazların çoğunun yeniden kan dolaşımınıza emilmesidir;

Kalıp ifadeler

get reabsorbed back into: get ile edilgen yapıda dönüş süreci

get + geçmiş zaman ortacı kalıbı get ile edilgen yapı oluşturur. get reabsorbed ifadesinde gazlar eyleme maruz kalır, yani yeniden emilir. Bu anlatım, onları neyin emdiğine değil sürece veya değişime odaklanır. Back into, geri döndükleri yeri, yani kan dolaşımını belirtir. re- ön eki zaten yeniden anlamına gelir; bu yüzden reabsorbed back dönüş fikrini vurgu amacıyla tekrarlar. Süreçleri konuşma dilinde açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Bir sıvı süngerden çıktı ve daha sonra yeniden süngerin içine girdi. Bu dönüşü konuşma dilindeki bir açıklamada en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Some of the liquid gets absorbed away from the sponge.
  2. Some of the liquid gets reabsorbed back into the sponge.
  3. Some of the liquid absorbs the sponge again.
Cevabı göster

Some of the liquid gets reabsorbed back into the sponge.

through the intestinal lumen.

5:41

bu emilim bağırsak lümeninden gerçekleşir.

Now, the smelly stinky stuff doesn't travel this way,

5:44

Kötü kokulu maddeler bu yoldan geçmez,

but the nutrient stuff like oxygen will.

5:46

ama oksijen gibi yararlı maddeler geçer.

And the bloodstream brings these gases back to the lungs

5:49

Kan dolaşımı bu gazları tekrar akciğerlere taşır

where you exhale them.

5:53

ve siz de onları nefesinizle dışarı verirsiniz.

So, if you hold in your farts a lot,

5:54

Yani osuruklarınızı sık sık tutarsanız,

you, in a way, will have literal fart breath. Ton ve niyet

5:56

bir bakıma kelimenin tam anlamıyla osuruk nefesiniz olur.

Ton ve niyet

in a way: bir iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak

In a way bir iddiayı yumuşatır ve belirli bir bakış açısı ya da anlamla sınırlar. Burada fart breath şeklindeki mizahi tanımı, açıklanan mekanizma bakımından doğru kılar: bağırsak gazı kana karışabilir, akciğerlere ulaşabilir ve nefesle dışarı verilebilir. Gazın bağırsaklardan ağza doğrudan gittiğini söylemez. Konuşan kişi, bir şeyin yalnızca kısmen veya belirli koşullarda doğru olduğunu belirtmek ve kesin bir iddiadan kaçınmak için in a way kullanır. İfade, “Bu hangi bakış açısından doğru?” sorusunu yanıtlar; “Bu hangi yöntemle oldu?” sorusunu değil.

Alıştırma

“In a way, the delay helped us” cümlesinde in a way ne anlatır?

  1. Gecikme belirli bir bakış açısından yararlı oldu.
  2. Gecikmenin nasıl olduğunu kimse bilmiyor.
  3. Gecikme mümkün olan her açıdan yararlı oldu.
Cevabı göster

Gecikme belirli bir bakış açısından yararlı oldu.

The Fitzroy River turtle does one better. Deyimler

6:01

Fitzroy Nehri kaplumbağası ise işi bir adım ileri götürür.

Deyimler

does one better: önceki örneği aşmak

Does one better, do one better deyiminin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada one belirli bir nesneyi adlandırmaz; az önce sözü edilen başarıya veya örneğe gönderme yapar. Kaplumbağa, daha da şaşırtıcı bir yetenekle bu ölçütün ötesine geçer. Hikâye anlatımında ifade iki bilgiyi birbirine bağlar: önce dikkat çekici bir örnek, ardından daha güçlü bir örnek gelir. Aynı işi yalnızca daha becerikli yapmayı değil, anlatıda bir üst düzeye çıkmayı belirtir.

Alıştırma

Alex, “I can finish the report by Friday.” diyor. Hangi yanıt, teklifinizin Alex'in teklifinden daha ileri gittiğini doğal biçimde anlatır?

  1. I'll do my best: I'll try to finish it by Friday.
  2. I'll do the same: I'll finish it by Friday.
  3. I'll do one better: I'll finish it by Thursday.
Cevabı göster

I'll do one better: I'll finish it by Thursday.

It can do what I like to call a reverse fart. Ton ve niyet

6:03

Benim ters osuruk dediğim şeyi yapabilir.

Ton ve niyet

what I like to call: kişisel bir ad tanıtmak

what I like to call, konuşanın bir şeye kendi verdiği adı veya etiketi tanıtır. Burada a reverse fart ifadesinin resmî bir bilim terimi değil, konuşanın seçtiği şakacı bir ad olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp what I like to call + isim öbeği biçimindedir. call sözcüğünden sonraki sözlerin konuşanın kişisel ya da yaratıcı adı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Kişisel ve şakacı bir adı tanıtan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ my rainy-day rescue kit.

Cevabı göster

what I like to call

Because it spends so much time underwater,

6:06

Suyun altında çok fazla zaman geçirdiği için,

it's developed a way to breathe through its butt. Kalıp ifadeler

6:08

poposundan nefes almanın bir yolunu geliştirmiştir.

Kalıp ifadeler

developed a way to: zaman içinde bir yöntem oluşturmak

Developed a way to breathe, bu hayvan türünün zamanla bir nefes alma yöntemi kazandığı anlamına gelir. Burada developed, birçok nesil boyunca oluşan evrimsel bir uyumu anlatır; tek bir kaplumbağanın bunu bilinçli olarak planladığı veya icat ettiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp develop a way to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir eylemi yapma yöntemini yaratmak, kurmak veya zamanla oluşturmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın. Ekip, içecekleri soğuk tutmak için zamanla bir yöntem oluşturdu: The team ____ keep the drinks cold during long trips.

Cevabı göster

developed a way to

It actually can get up to 68% of the oxygen it needs

6:12

İhtiyaç duyduğu oksijenin %68'e varan kısmını

by simply opening up that cavity

6:16

yalnızca o boşluğu açıp

and getting oxygen from the water.

6:18

sudan oksijen alarak karşılayabilir.

Finally, I want to leave you with the art of the fart. Anlatım akışı

6:21

Son olarak sizi osuruk sanatıyla baş başa bırakmak istiyorum.

Anlatım akışı

leave you with: son bir düşünceyi sunmak

Bu kapanış geçişinde leave you with, “dinleyicinin düşünmesi veya hatırlaması için son bir şey sunmak” anlamına gelir. Konuşmacı, sıradaki the art of the fart konusunun son mesaj olacağını belirtir; gerçekten ayrılıp bir nesne bırakmaktan söz etmez. Kalıp leave + dinleyici + with + son düşünce, soru veya imge şeklindedir. Konuşmayı son noktaya taşıyarak düzenler ve bu noktaya özel bir kapanış vurgusu verir.

Alıştırma

Sunucunun kapanış cümlesini, son bir fikir sunan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: “Before we finish, I want to ____ one question to think about.”

Cevabı göster

leave you with

The way your farts sound is determined Kalıp ifadeler

6:25

Osuruklarınızın çıkardığı sesi,

by their speed and the shape of their exit.

6:27

hızları ve çıktıkları yerin şekli belirler.

Kalıp ifadeler

is determined by: belirleyici etkenleri göstermek

Is determined by, neden ve sonucu gösteren edilgen bir kalıptır. Özne, açıklanan sonucu veya özelliği belirtir; by sonrasındaki isim öbeği ise bu sonucu belirleyen etkeni ya da etkenleri belirtir. Bu cümlede ses sonuç, hız ve şekil ise belirleyici etkenlerdir. Determined, edilgen is determined fiilinde determine fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bir kişinin güçlü iradeli olduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp sonuç + be determined by + etken şeklindedir.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı “tarafından belirlenmek” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: “The color of the indicator ____ the acidity of the solution.”

Cevabı göster

is determined by

But a select few can not only make themselves create flatus on command, Notlar

6:29

Ama çok az kişi yalnızca istediği anda gaz çıkarabilmekle kalmaz,

Kalıp ifadeler

on command: talimat verildiğinde harekete geçmek

On command, “bir işaret veya talimat verildiğinde” anlamına gelir. Bu cümlede eylem kasıtlıdır ve kazara gerçekleşmek yerine istendiğinde yapılabilir. Bu ifade eğitilmiş bir davranışı, prova edilmiş bir performans becerisini veya bir talimatla tetiklenen tepkiyi anlatabilir. Command burada eylemi başlatan işareti belirtir; yalnızca bilgisayar komutu anlamıyla sınırlı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir işaret her verildiğinde eğitilmiş bir eylemin gerçekleştiği anlamına gelir?

  1. The trainer has several dogs at her command.
  2. The dog sits on command.
  3. Dog-training videos are available on demand.
Cevabı göster

The dog sits on command.

but can also modulate the pitch and tone of their farts. Kalıp ifadeler

6:34

osuruklarının ses perdesini ve tınısını da ayarlayabilir.

Dilbilgisi

Paralel bir yetenek eklemek için not only ... but can also kullanımı

Eşli not only ... but also yapısı iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguya ek vurgu verir. Burada iki olgu da birer yetenektir: çok az kişi isteyerek gaz çıkarabilir ve ayrıca bunun ses perdesiyle tınısını kontrol edebilir. Can her iki fiil öbeğiyle de kullanılır: can not only make ... but can also modulate .... Böylece make ile modulate paralel kalır. Bu yapıda but, daha güçlü bir ikinci nokta ekler; ilk noktayı geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez.

Alıştırma

not only ... but also yapısını tamamlayın ve ikinci fiilden önce can sözcüğünü tekrarlayın: Maya can ____ draw animals ____ paint landscapes.

Cevabı göster

not only · but can also

Kalıp ifadeler

Modulate the pitch and tone: ses perdesini ve tınısını kontrollü biçimde değiştirmek

Bu cümlede modulate, bir sesi kontrollü biçimde ayarlamak anlamına gelir. Göstericiler sesi yalnızca tek bir biçimde çıkarmak yerine onun iki özelliğini bilinçli olarak değiştirebilir. Pitch, sesin ne kadar tiz veya pes olduğunu belirtir. Tone burada kişinin tutumu değil, sesin niteliği veya tınısıdır. modulate the pitch and tone of ... kalıbı seslerde, müzik aletlerinde veya ses sinyallerinde yapılan kontrollü değişiklikleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Kontrollü biçimde ayarlamak” anlamıyla cümleyi en iyi tamamlayan sözcük hangisidir? A sound engineer can ___ the pitch and tone of a recorded voice.

  1. label
  2. discover
  3. modulate
Cevabı göster

modulate

These people are known as flatulists. Kalıp ifadeler

6:38

Bu insanlara flatülist denir.

Kalıp ifadeler

Are known as: bir adı veya kimliği tanıtmak

Are known as, know as yapısının geniş zamandaki edilgen biçimidir. Başkalarının bir kişi veya şey için kullandığı adı, unvanı, kategoriyi ya da kimliği tanıtır. Burada flatulists, bu göstericilere verilen addır. Kalıp be known as + ad veya isim öbeği biçimindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is known as, are known as veya was known as.

Alıştırma

“Bu adla tanınan” anlamındaki hedef iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue dog is ____ Rocket.

Cevabı göster

known as

And one of the most famous right now is Mr. Methane.

6:40

Günümüzde en ünlülerinden biri de Mr. Methane'dir.

Amazing, right?

6:57

İnanılmaz, değil mi?

Well, now that we've talked about farts, Anlatım akışı

6:59

Artık osuruklar hakkında konuştuğumuza göre,

let's move on to outer space on youtube.com/spacelab.

7:00

youtube.com/spacelab adresinde uzaya geçelim.

Anlatım akışı

now that ... let's move on to ile konu geçişleri

Burada now that, osuruklar hakkındaki konuşmayı tamamlanmış bir aşama olarak sunar ve bunu sonraki adımın arka planı yapar. Yalnızca “şu anda” anlamına gelmez; “bu durum artık doğru olduğu veya tamamlandığı için” anlamına gelir. Let's move on to bu aşamayı açıkça kapatır ve dinleyicinin dikkatini yeni bir konuya, yani uzaya yöneltir. Bu iki bölüm birlikte net bir köprü kurar: tamamlanmış konu → sıradaki konunun duyurulması.

Alıştırma

Geçişi iki hedef ifadeyle tamamlayın: “____ we've covered the safety rules, ____ the first activity.”

Cevabı göster

Now that · let's move on to

Go over there now,

7:04

Hemen oraya gidin;

and you can ask me any question about outer space that you want.

7:05

uzay hakkında istediğiniz her soruyu bana sorabilirsiniz.

And every week I will answer three of them.

7:09

Ben de her hafta bunlardan üçünü yanıtlayacağım.

So, what are you waiting for? Ton ve niyet

7:11

Daha ne bekliyorsunuz?

Ton ve niyet

Eylem çağrısı olarak What are you waiting for?

Bu bağlamda What are you waiting for? retorik bir sorudur. Konuşan kişi gerçekten neyin beklendiğini sormaz; amaçlanan anlam “hemen harekete geç” veya “hadi yap”tır. Bu soru, gecikmek için iyi bir neden olmadığını ima ederek aciliyet yaratır. Bağlam ve ses tonu, ifadenin şakacı bir teşvik, heyecan, sabırsızlık veya baskı gibi duyulup duyulmayacağını belirler.

Alıştırma

Mia bir arkadaşını oyuna katılmaya davet ettikten sonra 'What are you waiting for?' diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Arkadaşının hangi nesneyi almayı beklediğini sormak
  2. Oyunun neden geciktiğini açıklamak
  3. Arkadaşını hemen harekete geçmeye teşvik etmek
Cevabı göster

Arkadaşını hemen harekete geçmeye teşvik etmek

Go check that out. Öbek fiiller

7:12

Gidip bir göz atın.

Öbek fiiller

Check that out: gidip bakmayı öneren samimi bir ifade

Bu cümlede check that out, “gidip ona bak” veya “onun hakkında daha fazla bilgi edin” demektir. that, daha önce sözü edilen uzay kanalına ve soru etkinliğine gönderme yapar; yani konuşan kişi dinleyiciyi az önce bahsedilen içeriği ziyaret etmeye veya incelemeye teşvik eder. Burada check ... out, ilgi çekici bir şeyi önermek için kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamir veya this, that gibi bir işaret zamiri olduğunda genellikle check ile out arasına gelir: check it out, check this out, check that out. Buradaki anlam, check out ifadesinin “otelden ayrılmak” anlamı değildir.

Alıştırma

Öneriyi check ... out ile tamamlayın: Öğretmeniniz yeni bir kitabı işaret ederek şöyle diyor: “Go ____.”

Cevabı göster

check that out

And as always, thanks for watching.

7:12

Her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.