"The" Kelimesinin İKİ FARKLI Telaffuzunu Öğrenin: İngilizce çalışma notları
Pronunciation with Emma
Video özeti: Emma, İngilizcedeki “the” tanımlığının telaffuzunu sonraki sözcüğün yazımının değil, ilk sesinin belirlediğini açıklıyor. Ünsüz ve ünlü seslerden önce kullanılan biçimleri kısa ifadelerle karşılaştırıyor ve seçimin ardından gelen ses dinlenerek yapılması gerektiğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have a look at — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. İncelenecek bir konuyu rahat ve konuşma diline uygun biçimde tanıtan bu ifadeyi ayırt edebilirsiniz. Açıklamaya başlarken, birine bir şeyi incelemesini önerirken ya da dikkati belirli bir sözcüğe, örneğe veya soruna yöneltirken bütün kalıbı kullanabilirsiniz; çoğu durumda “look” ile verilen doğrudan bir emirden daha doğal ve sıcak duyulur. 2. if we have a vowel sound after, we change it to /ði/. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. “If” yan cümlesinin telaffuz koşulunu, ana cümlenin ise buna karşılık gelen sonucu nasıl bildirdiğini anlayabilirsiniz. Bu yapı, belirli bir durumu gerektirdiği eyleme bağlayarak dil kurallarını, işlemleri ve koşula göre değişen seçimleri açıkça anlatmanızı sağlar. 3. Make sure you're going by sound, not by spelling. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. “Make sure” ile güçlü bir hatırlatma yapmayı, “go by X, not by Y” ile doğru değerlendirme ölçütünü yanıltıcı olandan ayırmayı öğrenebilirsiniz. Bu çerçeveyi çalışma önerilerine, kural açıklamalarına ve bir ölçütün diğerine tercih edilmesi gereken günlük kararlara aktarabilirsiniz.
Bu derste
And welcome back to pronunciation with Emma. Anlatım akışı
0:00Ve Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz.
welcome back to: izleyiciyi bir diziye veya oturuma geri getirmek
Welcome back to, daha önce katıldıkları bir programa, kursa, seriye veya oturuma dönen kişileri karşılar. Buradaki back, mutlaka fiziksel bir yere geri gitmek değil, daha önce paylaşılan bağlama dönmek anlamındadır. Açılışta kullanıldığında dinleyiciyi devam eden seriye yeniden bağlar ve sıradaki bölümün başladığını bildirir. to'dan sonraki ad, hangi programın veya oturumun devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Başka bir bölüm için geri dönen dinleyicileri doğal biçimde karşılayan cümle hangisidir?
- Goodbye from the Book Club podcast.
- Welcome to the Book Club podcast—this is our very first episode.
- Welcome back to the Book Club podcast.
Cevabı göster
Welcome back to the Book Club podcast.
Today we're going to have a look at this word and how to pronounce it in a sentence. Notlar
0:02Bugün bu kelimeye ve bir cümlede nasıl telaffuz edildiğine bakacağız.
have a look at: incelenecek bir şeyi rahatça tanıtmak
Have a look at, “bakmak” veya “incelemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada have, “sahip olmak” anlamında değildir; ifadenin tamamı dikkati at'ten sonra gelen kişiye veya şeye yöneltir. Bu cümlede, konuşmacı ile izleyicinin sırada birlikte inceleyeceği şey olarak kelimeyi yumuşak bir biçimde tanıtır. We're going to have a look at... ifadesi, doğrudan verilen Look at this word. emrinden daha sohbet havasında ve iş birliğine açık gelir.
Alıştırma
have ile başlayan ve “bakmak veya kontrol etmek” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Could you ____ my drawing?
Cevabı göster
have a look at
how to pronounce it: how to + fiilin yalın hâli
how to + fiilin yalın hâli kalıbı, 'bir şeyin nasıl yapılacağı' anlamına gelir. Yöntemle ilgili bir soruyu incelenebilen, öğrenilebilen, gösterilebilen veya açıklanabilen bir bilgiye dönüştürür. Burada 'onu telaffuz etme yolu' anlamındadır ve this word ile birlikte have a look at yapısından sonra incelenecek başka bir öğedir. it zamiri this word ifadesine gönderme yapar. Bu, doğrudan bir soru değil, cümleye yerleştirilmiş bir bilgi olduğu için do ve soru cümlesi dizilişi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi how to + pronounce ile tamamlayın: Can you show me ____ this name?
Cevabı göster
how to pronounce
So there are two different ways we can pronounce this word Dilbilgisi
0:06Yani bu kelimeyi telaffuz etmenin iki farklı yolu var
there are two different ways we can pronounce this word: birden fazla yöntem sunmak
There are two different ways, yöntemlerin sayısını belirtir. Ardından gelen we can pronounce this word yan cümlesi, bu yolların neyle ilgili olduğunu açıklar: ways (that) we can pronounce this word. Burada ilgi sözcüğü that isteğe bağlıdır. Bu kalıp, yöntemleri veya seçenekleri düzenli biçimde açıklamaya yardımcı olur: There are + sayı + ways + özne + can + fiilin yalın hâli. Yan cümlede we can pronounce gibi normal bildirme cümlesi dizilişini kullanın; can we pronounce gibi soru dizilişini kullanmayın.
Alıştırma
Problemin iki yolla çözülebileceğini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- There are two ways we solving this problem.
- There are two ways can we solve this problem.
- There are two ways we can solve this problem.
Cevabı göster
There are two ways we can solve this problem.
and it all depends on the sound that comes after, Kalıp ifadeler
0:09ve hepsi sonrasında gelen sese bağlıdır,
depends on the sound: belirleyici etkeni belirtmek
Burada depends on, “tarafından belirlenir” anlamındadır. Telaffuz seçimi, ardından gelen sese göre değişir; telaffuzun sesten yardım aldığı anlamına gelmez. Bir sonucu belirleyen koşulu veya etkeni belirtmek için depend on + isim öbeği kullanılır. on edatı bu kalıbın bir parçasıdır ve burada atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi “tarafından belirlenir” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The picnic date ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
not the spelling, the sound: odağı düzeltmek
Not the spelling, the sound kısa bir sözlü düzeltmedir. Önce spelling ögesini kuralın ölçütü olmaktan çıkarır, ardından sound ögesini doğru ölçüt olarak belirtir. the sound ifadesinin tekrarı kasıtlı bir vurgudur; yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir. Tam kalıp not X, but Y şeklindedir. Karşıtlık açıksa hızlı konuşmada but atılabilir: not X, Y. Reddedilen fikri önce söylemek, konuşanın dinleyicinin odağını hemen düzeltmesini sağlar.
Alıştırma
“Not the color, the size,” sözlü düzeltmesinde hangi ifade doğrudur?
- Doğru ölçüt boyuttur.
- Hem renk hem de boyut doğru ölçütlerdir.
- Doğru ölçüt renktir.
Cevabı göster
Doğru ölçüt boyuttur.
So we use the when a consonant sound comes after. Dilbilgisi
0:15Bu yüzden sonrasında bir ünsüz sesi geldiğinde the kullanırız.
when a consonant sound comes after: bir kuralın koşulunu belirtme
when a consonant sound comes after, bir telaffuz kuralının hangi koşulda geçerli olduğunu belirten bir when yan cümlesidir. Buradaki when, “ne zaman?” sorusu değil, “her ... olduğunda” veya “... durumunda” anlamına gelir. Ana cümle So we use the, bu koşulda yapılan seçimi bildirir. Düzenli bir kuralı, rutini veya tekrarlanan tepkiyi anlatmak için when + geniş zaman kullanılır. comes after, sıradaki sesin bir ünsüz sesi olduğu anlamına gelir; kural yalnızca sıradaki yazılı harfe değil, sese dayanır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir koşul her oluştuğunda geçerli olan kuralı when ile doğru biçimde ifade eder?
- We turn on the heater when does the room get cold.
- We turn on the heater when the room gets cold.
- We turn on the heater when the room will get cold.
Cevabı göster
We turn on the heater when the room gets cold.
if we have..., we change...: koşul ile sonucu bağlama
if we have a vowel sound after koşulu, we change it to /ði/ ise sonucu verir. if yan cümlesi ile ana cümle birlikte, sıradaki sesin türünü uygun telaffuz seçimiyle ilişkilendirir. Kurallar ve işlemler açıklanırken if + geniş zaman bir koşulu belirtebilir; geniş zamandaki ana cümle de olağan sonucu verir. Burada after hemen arkasından gelmek anlamındadır. vowel sound ise yalnızca sonraki sözcüğün ilk harfini değil, sözcüğün başındaki gerçek sesi ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, genel bir kuralı belirtmek için if yapısını doğru kullanır?
- If turns red the warning light, we stop the machine.
- If the warning light turns red, we stop the machine.
- If the warning light will turn red, we stop the machine.
Cevabı göster
If the warning light turns red, we stop the machine.
You see how it changes? ile anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmek
Buradaki see yalnızca gözle görmek değil, “fark etmek ve anlamak” demektir. Konuşan kişi, dinleyicinin az önce gösterilen değişimi takip edip etmediğini sorar. You see how...? etkileşimli bir anlama kontrolüdür. Dikkati bir düzene yöneltir ve konuşanla dinleyicinin aynı şeyi anladığını doğrulamaya yarar.
Alıştırma
Konuşan kişi “You see how it changes?” diye sorarken esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyicinin değişimi fark edip anladığını kontrol etmek.
- Dinleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğini sormak.
- Dinleyiciye bir şeyi değiştirmesini söylemek.
Cevabı göster
Dinleyicinin değişimi fark edip anladığını kontrol etmek.
Make sure you're going by X, not by Y: yargının temelini seçmek
Burada go by, “bir yargıda temel olarak kullanmak” demektir; bir şeyin yanından geçmek anlamına gelmez. go by X, not by Y kalıbı doğru ölçütü gösterip yanlış olanı dışarıda bırakır: seçim yazıma göre değil, sese göre yapılmalıdır. Make sure + yan cümle, bunu güçlü bir hatırlatmaya dönüştürür. you're going by biçimi, dinleyicinin kullandığı yönteme odaklanır.
Alıştırma
Tavsiyeyi go by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Make sure you're ____ the rules, not by a guess.
Cevabı göster
going by
Let me show you an example: örnek gösterimine geçiş
Let me show you an example, bir fikri açıklamaktan onu somut bir örnekle göstermeye geçildiğini bildirir. Dinleyenin açıklama sırasını takip etmesini kolaylaştırır. Buradaki Let me, öncelikle resmî bir izin isteği değildir. Konuşan kişi yönlendirmeyi üstlenir ve “Şimdi ben göstereceğim” diyerek sonraki adımı açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle bir açıklamadan gösterime doğal biçimde geçer?
- Let me show an example you.
- Let me show you an example.
- Let me to show you an example.
Cevabı göster
Let me show you an example.
vowel letter ve vowel sound: union kelimesinin ilk sesi
Vowel letter, a, e, i, o veya u gibi yazılı bir ünlü harftir. Vowel sound ise söylenen bir ünlü sesbirimdir. Bu terimler farklı şeyleri sınıflandırır; bu nedenle ilk harf, ilk sesin ne olduğunu her zaman göstermez. Union kelimesinde u bir ünlü harftir; ancak standart Britanya İngilizcesindeki /ˈjuːniən/ telaffuzunun ilk sesi /j/ ünsüzüdür. /juː/ dizisi, /j/ sesinin ardından /uː/ gelmesidir; tek bir ünlü ses değildir. Bu nedenle union kelimesinin “a vowel sound, /juː/” ile başladığını söylemek doğru değildir; kelime bir ünsüz sesle başlar.
Alıştırma
Union kelimesiyle ilgili hangi ifade doğrudur?
- Union starts with a vowel letter but a consonant sound.
- Union starts with a consonant letter but a vowel sound.
- Union starts with both a vowel letter and a vowel sound.
Cevabı göster
Union starts with a vowel letter but a consonant sound.
I want to talk about this a little bit more, Kalıp ifadeler
0:55Bunun hakkında biraz daha konuşmak istiyorum,
a little bit more: biraz daha
Burada a little bit more, konuşmacının konu hakkında ne kadar daha konuşmak istediğini, yani yalnızca küçük bir miktar daha konuşacağını belirtir. talk about this ifadesinden sonra gelir ve tüm konuşma eylemini niteler. a little bit bölümünü more'dan önce onu yumuşatan tek bir söz grubu olarak düşünün. More bir artışı gösterir; a little bit ise bu artışın büyük değil, küçük ve yumuşak görünmesini sağlar.
Alıştırma
İsteği “biraz daha” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Could you explain that ____?
Cevabı göster
a little bit more