Doğum kontrol yöntemleri nasıl çalışır? - NWHunter: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video gebeliğin nasıl oluştuğunu, doğum kontrol yöntemlerinin bu süreci üç mekanizmayla nasıl engellediğini ve kusursuz kullanımdaki etkinlikle günlük yaşamdaki etkinliğin neden farklı olabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. block; disable; suppress ovulation. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Doğum kontrolü açıklamasını düzenleyen üç bilimsel fiili öğrenin: spermi fiziksel olarak durdurmak, işlevsiz hâle getirmek ve yumurtlamayı baskılamak. Aralarındaki farkı bilmek; prezervatifler, spermisitler, hormonal yöntemler ve rahim içi araçlarla ilgili sonraki bölümleri takip etmeyi kolaylaştırır. 2. has a block trick up its sleeve. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yedekte ek bir taktik bulundurmayı anlatan tanıdık deyimin tıbbi açıklamaya nasıl uyarlandığını anlayın. Burada gerçek bir kol ya da numaradan söz edilmez; sentetik progesteronun spermin ilerlemesini engelleyen başka bir etkisi tanıtılır. 3. if 100 couples correctly used condoms for a year, two women would get pregnant. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir if yan cümlesinin yüzdeyi nasıl somut bir varsayımsal senaryoya dönüştürdüğünü görün. Bu kalıpla nüfusu, süreyi, doğru kullanım koşulunu ve beklenen sonucu belirterek istatistiksel riski anlaşılır biçimde açıklayabilirsiniz.
Bu derste
Here's what has to happen for pregnancy to occur after sexual intercourse. Notlar
0:06Cinsel ilişkiden sonra hamileliğin gerçekleşmesi için şunların olması gerekir.
Here's what has to happen: gerekli süreci haber veren ifade
Here's what has to happen, ardından gelen bilgiyi gerçekleşmesi gereken olaylar veya adımlar bütünü olarak sunar. Dinleyiciye tek bir bilgiden ziyade bir sürecin açıklanacağını haber verir. Here's what has to happen yapısında what has to happen, Here's ifadesinden sonra gelen bir isim cümleciğidir. “Gerçekleşmesi gereken şeyler” anlamına gelir; doğrudan soru değildir.
Alıştırma
Here's what has to happen bu cümlede neyin işaretini verir?
- Konuşmacı daha önce ne olduğunu soruyor.
- Konuşmacı gerekli olayları veya adımları açıklamak üzeredir.
- Konuşmacı sürecin gerçekleşemeyeceğini söylüyor.
Cevabı göster
Konuşmacı gerekli olayları veya adımları açıklamak üzeredir.
for pregnancy to occur: for + isim + to'lu mastar
for pregnancy to occur ifadesinde for, for + isim + to + fiilin yalın hâli yapısındaki bir mastar yan cümlesini başlatır. Bu yan cümlede pregnancy, occur fiilinin öznesidir. Bu yan cümle, önceki koşulların mümkün kılması gereken sonucu belirtir. Bu cümlede, gebeliğin oluşması için söz konusu olayların gerekli olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
change ve occur sözcüklerini for + isim + to'lu mastar yapısıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: Several conditions are needed ____.
Cevabı göster
for change to occur
sexual intercourse: resmî bir sağlık ve tıp terimi
Gebelikle ilgili bu açıklamada sexual intercourse, penisin vajinaya girdiği cinsel ilişkiyi ifade eder. after sexual intercourse ifadesi, ardından gelen biyolojik sürecin zamanını ve bağlamını belirlerken tonu tarafsız ve klinik tutar. Intercourse tek başına kullanıldığında insanlar arasındaki iletişim veya ilişkilere dair eski ve resmî bir anlama da gelebilir. Tam ifade olan sexual intercourse, cinsel anlamı açıkça belirten yerleşik kullanımdır.
Alıştırma
Bir sağlık eğitimi broşüründe şu cümle kullanılıyor: Pregnancy can occur after sexual intercourse. sexual intercourse bu bağlamda uygun mudur?
- Evet, uygundur.
- Hayır, fazla gündeliktir.
Cevabı göster
Evet, uygundur.
Sperm must swim up the vagina, through the cervical opening, Kalıp ifadeler
0:10Sperm vajinadan yukarı doğru yüzmeli, servikal açıklıktan geçmeli,
upwards through the uterus, and into one of the two fallopian tubes. Kelime
0:14rahimden yukarı doğru ilerlemeli ve iki fallop tüpünden birine girmelidir.
must swim up ... through ... and into ...: hareket rotasını sırayla anlatmak
Must kip belirteci, bu rotayı sürecin gerekli bir parçası olarak sunar. Swim temel hareket fiilidir; up the vagina, through the cervical opening, upwards through the uterus ve into one of the two fallopian tubes ifadeleri aynı hareketi adım adım sürdürür. Up veya upwards rota boyunca yönü belirtir, through bir açıklıktan ya da bir alanın içinden geçişi gösterir, into ise hedefin içine girişi belirtir. Rota ifadelerini hareket sırasına koymak, tek bir fiilin dinleyiciyi bütün güzergâh boyunca yönlendirmesini sağlar. Anatomi ve yol tariflerinde up ile upwards, mutlak uzayda daha yüksek bir noktaya çıkmak zorunda olmadan, belirli yöndeki bir kanal boyunca ilerlemek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir hareket fiilinin ardından sıralı bir rota ifadeleri zinciri kullanılmıştır?
- The hikers walked into the valley because the village was quiet.
- The hikers walked up the valley, through the tunnel, and into the village.
- The hikers discussed the valley, the tunnel, and the village.
Cevabı göster
The hikers walked up the valley, through the tunnel, and into the village.
fallopian tubes: anatomik terim olarak Fallop tüpleri
fallopian tubes, yumurtalıkların yakınındaki bölgeyi rahme bağlayan iki dar kanalın, yani Fallop tüplerinin İngilizce çoğul anatomik adıdır. Yumurta bunlardan biri boyunca rahme doğru ilerler ve döllenme de çoğunlukla burada gerçekleşir. fallopian tubes ifadesini tek bir anatomik terim olarak anlayın. Fallopian bir kişinin adından gelse de burada tıbbi adın bir parçasıdır; one of the two fallopian tubes, herhangi bir tüp biçimli nesneyi değil, bu çiftteki iki tüpten birini ifade eder.
Alıştırma
Bu anatomi açıklamasında fallopian tubes neyi ifade eder?
- fetüsün geliştiği organ
- yumurtanın salınması süreci
- yumurtayı rahme doğru taşıyan tüpler
Cevabı göster
yumurtayı rahme doğru taşıyan tüpler
If an egg released during that month's ovulation Dilbilgisi
0:18O ayki yumurtlama sırasında salınan bir yumurta
is in the tube, one sperm has a chance to fertilize it. Kalıp ifadeler
0:21tüpteyse, bir spermin onu dölleme şansı vardır.
If an egg released ... is ...: sonradan gelen niteleyicili koşul cümlesi
Vurgulanan bölümün tamamı if ile başlayan koşul yan cümlesidir. Temel iskelet If an egg is in the tube şeklindedir: if koşulu tanıtır, an egg öznedir ve is bu yan cümlenin çekimli fiilidir. released during that month's ovulation, egg sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu yapı, that was released during that month's ovulation ile aynı anlama gelen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. released sözcüğünü if yan cümlesinin ana fiili olarak düşünmeyin; sonucu bildiren cümle virgülden sonra başlar: one sperm has a chance to fertilize it.
Alıştırma
Kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciği oluşturmak için deliver fiilinin doğru biçimini kullanın: If a package ____ this morning is damaged, contact customer service.
Cevabı göster
delivered
has a chance to fertilize it: olasılık, kesinlik değil
Have a chance to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin eylemi gerçekleştirme konusunda gerçek bir olasılığa sahip olduğunu belirtir. Bu cümlede has a chance to, garanti edilmiş bir sonucu veya şanslı bir tesadüfü değil, olasılığı ifade eder. Fertilize, bir sperm hücresinin yumurta hücresiyle birleşmesini anlatan biyoloji fiilidir. It zamiri, söz konusu yumurtayı gösterir; bu nedenle ifadenin tamamı bir spermin o yumurtayı dölleyebileceğini belirtir.
Alıştırma
grow fiilini kullanarak hedef yapıyı tamamlayın: With enough sunlight, the young tree has a chance ____ into a healthy tree.
Cevabı göster
to grow
Contraceptives are designed to prevent this process, Kalıp ifadeler
0:24Doğum kontrol yöntemleri bu süreci engellemek için tasarlanmıştır,
are designed to prevent: amaçlanan işlev
Be designed to + fiilin yalın hâli, bir ürünün, sistemin, kuralın veya önlemin amaçlanan işlevini ya da amacını belirtir. Burada are designed to prevent, doğum kontrol yöntemlerinin bu süreci durdurma amacı taşıdığını ifade eder. Designed burada görünüşü değil amacı anlatır. Contraceptives çoğul olduğu için edilgen are designed biçimi kullanılır ve ardından to prevent mastarı gelir.
Alıştırma
prevent fiilini kullanarak hedef yapıyı tamamlayın: The safety lock is designed ____ accidental starts.
Cevabı göster
to prevent
work in three basic ways: üç bölümlü bir açıklamayı önceden bildirmek
Bu cümlede work, “işlev görmek” veya “etki göstermek” anlamındadır; in three basic ways ise dinleyiciye üç temel mekanizma olduğunu bildirir. Buradaki ways, yollar değil yöntemler veya mekanizmalar demektir. Bu ifade, açıklama için bir yol haritası görevi görür: ifade duyulduktan sonra birbirine paralel üç kategori veya noktanın gelmesi beklenebilir.
Alıştırma
“they work in three basic ways” ifadesi, açıklamanın nasıl devam edeceğini gösterir?
- Yöntemlerin hiçbirinin işe yaramadığı savunulacak.
- Üç temel mekanizma sunulacak.
- Üç yol boyunca nasıl gidileceği tarif edilecek.
Cevabı göster
Üç temel mekanizma sunulacak.
disable sperm before they reach the uterus,
0:32spermi rahme ulaşmadan önce etkisiz hale getirirler,
block, disable ve suppress ovulation: üç farklı mekanizma
Vurgulanan üç fiil farklı eylem türlerini adlandırır. Block, spermin geçmesini veya hedefine ulaşmasını durdurmak; disable, spermi rahme ulaşmadan önce normal şekilde işlev göremez hâle getirmek; suppress ovulation ise yumurtanın salınmasını azaltmak veya önlemek anlamına gelir. Nesne, mekanizmayı belirlemeye yardımcı olur: sperm block veya disable edilebilirken yumurtlama suppress edilebilen biyolojik bir süreçtir. Buradaki disable, “işlev göremez hâle getirmek” anlamındaki teknik bir fiildir; bir kişiyi engelli olarak nitelendirmez.
Alıştırma
Üç ifadeyi mekanizmalarıyla doğru eşleştiren seçenek hangisidir?
- block = geçişi durdurmak; disable = bir şeyi işlev göremez hâle getirmek; suppress ovulation = süreci azaltmak veya önlemek
- block = süreci azaltmak veya önlemek; disable = geçişi durdurmak; suppress ovulation = bir şeyi işlev göremez hâle getirmek
- block = bir şeyi işlev göremez hâle getirmek; disable = süreci azaltmak veya önlemek; suppress ovulation = geçişi durdurmak
Cevabı göster
block = geçişi durdurmak; disable = bir şeyi işlev göremez hâle getirmek; suppress ovulation = süreci azaltmak veya önlemek
Male and female condoms prevent sperm from coming into contact with the vaginal space. Dilbilgisi
0:40Erkek ve kadın prezervatifleri spermin vajinal boşlukla temas etmesini önler.
prevent ... from coming into contact with: …nın …ile temas etmesini önlemek
prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi yapısı, “bir eylemin veya olayın gerçekleşmesini engellemek” anlamına gelir. Bu cümlede sperm nesnedir; coming into contact with the vaginal space ise engellenen olaydır. from sözcüğünden sonra to come değil, -ing biçimindeki coming kullanılır. come into contact with, “bir şeyle temas etmek” anlamına gelir ve genellikle fiziksel temas ya da teknik bağlamlarda kullanılır.
Alıştırma
Tam prevent + nesne + from + -ing yapısını ve come into contact with ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The cover prevents dust ____ the camera lens.
Cevabı göster
from coming into contact with
unlike other contraceptive methods, Kalıp ifadeler
0:48diğer doğum kontrol yöntemlerinden farklı olarak,
are able to prevent transmission of certain sexually transmitted diseases. Kelime
0:50belirli cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşmasını önleyebilmelerinin de nedenidir.
That barrier is also why: bir nedene geri dönüp sonuç eklemek
That barrier, daha önce açıklanan fiziksel bariyere geri gönderme yapar; böylece yazar önceki açıklamayı yinelemeden bilinen bir nedeni yeniden kullanır. that sözcüğü, okuyucunun yeni cümleyi önceki bilgiye bağlamasına yardım eder. is also why, aynı nedenin doğurduğu başka bir sonucu tanıtır: prezervatiflerin belirli hastalıkların bulaşmasını önleyebilmesi. Burada why, bariyerin açıkladığı sonucu bildiren bir yan cümleyi başlatır; soru sormaz. That + isim + is why ... kalıbı neden-sonuç zincirini açık tutar.
Alıştırma
“The lid forms a tight seal. That seal is why the soup stays hot longer.” örneğinde ikinci cümle bilgiyi nasıl düzenler?
- Hangi contadan söz edildiği hakkında doğrudan bir soru sorar.
- Sıkı contaya bilinen bir neden olarak geri gönderme yapar ve çorbanın daha uzun süre sıcak kalmasını bunun sonucu olarak tanıtır.
- Çorbanın daha uzun süre sıcak kalmasını contayı oluşturan neden olarak sunar.
Cevabı göster
Sıkı contaya bilinen bir neden olarak geri gönderme yapar ve çorbanın daha uzun süre sıcak kalmasını bunun sonucu olarak tanıtır.
unlike other contraceptive methods: unlike + ad öbeği
Baştaki unlike other contraceptive methods ifadesi, ana cümlenin öznesi ile diğer yöntemler arasında karşıtlık kurar. Diğer doğum kontrol yöntemlerinden farklı olarak anlamına gelir ve ardından belirtilen özelliği ayırt edici bir fark olarak sunar. Burada unlike bir edattır; bu nedenle ardından özne ve çekimli fiil içeren tam bir yan cümle değil, other contraceptive methods ad öbeği gelir. Kalıp: unlike + ad öbeği, ana cümle.
Alıştırma
Cümleyi unlike ile tamamlayın: ____ my old laptop, this one starts in seconds.
Cevabı göster
Unlike
prevent transmission of certain sexually transmitted diseases: halk sağlığı eşdizimi
Halk sağlığı İngilizcesinde prevent transmission of X, X’in bir kişiden diğerine geçmesini engellemek anlamına gelir. Burada transmission, yayın aktarımı veya araç şanzımanı değil, hastalığın yayılması anlamındaki tıbbi kullanımdır. Sexually transmitted diseases ifadesinde sexually transmitted, diseases sözcüğünü niteler ve bulaşma yolunu belirtir; ifade İngilizcede genellikle STDs olarak kısaltılır. Certain, bu hastalıkların bazıları anlamına gelir, tümü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir halk sağlığı açıklamasında prevent transmission of certain sexually transmitted diseases ne anlama gelir?
- Cinsel yolla bulaşan her hastalığı geliştikten sonra tedavi etmek.
- Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıkların insanlar arasında geçmesini engellemek.
- Bir hastalığın yalnızca tanı kesin olduğunda bulaştığını kanıtlamak.
Cevabı göster
Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıkların insanlar arasında geçmesini engellemek.
Meanwhile, the diaphragm, cervical cap, and sponge Kültür
0:54Bu arada, diyafram, servikal başlık ve sünger
Doğum kontrol araçları olarak diaphragm, cervical cap ve sponge
Bu doğum kontrolü bağlamında diaphragm, cervical cap ve sponge üç bariyer doğum kontrol aracının adıdır: diyafram, servikal başlık ve doğum kontrol süngeri. Spermin rahme girmesini engellemeye yardımcı olmak için vajinaya, rahim ağzının yakınına veya rahim ağzını örtecek şekilde yerleştirilirler. Konuşulan konu, amaçlanan anlamları belirler. Diaphragm ana solunum kası veya esnek bir bölme, sponge ise emici bir malzeme anlamına da gelebilir; burada bu anlamlar kullanılmamaktadır.
Alıştırma
Doğum kontrolüyle ilgili bir derste “the diaphragm, cervical cap, and sponge” neyi ifade eder?
- Üç tür ev temizlik malzemesi
- Solunum sisteminin üç bölümü
- Üç bariyer doğum kontrol aracı
Cevabı göster
Üç bariyer doğum kontrol aracı
work by being placed over the cervix: rahim ağzının üzerine yerleştirilerek çalışmak
work by + V-ing, bir şeyin etkili olmasını sağlayan yöntemi veya mekanizmayı açıklar. Burada work “çalışmak” ya da “etkili olmak” anlamındadır ve by yöntemi tanıtır: being placed over the cervix. Araçlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraf olduğu için -ing yan tümcesi edilgendir: being + geçmiş zaman ortacı. being placed, araçları birinin oraya yerleştirdiğini anlatır; araçların kendilerini yerleştirdiği anlamına gelmez. Over burada rahim ağzını örten veya açıklığının üzerinde duran bir konumu anlatır; yalnızca daha yukarıda olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi place fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The filter works by ____ in front of the air intake.
Cevabı göster
being placed
barricading the entrance to the uterus: rahme girişi kapatmak
Bu cümlede barricading mecazdır. Rahim ağzı, rahme açılan bir giriş gibi düşünülür; doğum kontrol aracı da bu girişte bir engel oluşturur. Bu imge, vücudun içine gerçek bir sokak barikatı kurmayı değil, geçiş yolunu fiziksel olarak kapatmayı anlatır. Virgülden sonraki -ing yan cümlesi, aracın rahim ağzının üzerine yerleştirilmesinin sonucunu ekler: bu yerleştirme girişi kapatır. Bu yapı, ana eyleme canlı bir sonuç ekleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede barricading the entrance to the uterus ne anlama gelir?
- Vücudun içinde bir sokak barikatı kurmak
- Rahme giden yolu kapatan fiziksel bir engel oluşturmak
- Rahme yeni bir tıbbi ad vermek
Cevabı göster
Rahme giden yolu kapatan fiziksel bir engel oluşturmak
These contraceptives are sometimes called barrier methods, Kelime
1:03Bu doğum kontrol yöntemleri bazen bariyer yöntemleri olarak adlandırılır,
are sometimes called barrier methods: bazen bariyer yöntemleri olarak adlandırılır
Edilgen be called + ad veya kategori kalıbı, bir şeye verilen etiketi tanıtır. Burada These contraceptives adlandırılan şeyi, barrier methods ise kategorinin tam adını belirtir. Standart İngilizcede bu kalıpta called sözcüğünden sonra as eklenmez. Sometimes, bu etiketin yalnızca bazı bağlamlarda kullanıldığını gösterir; dolayısıyla kategorinin tek adı bu olmayabilir.
Alıştırma
Etiketin bazı bağlamlarda kullanıldığını göstermek için cümleyi vurgulanan üç sözcüklü adlandırma kalıbıyla tamamlayın: Materials that slow heat transfer ____ thermal insulators.
Cevabı göster
are sometimes called
can be used with spermicides: iki şeyi birlikte kullanmak
Edilgen can be used with + isim yapısı, bir ürünün veya yöntemin başka bir şeyle birlikte kullanılabileceğini belirtir. can be used with spermicides ifadesinde spermicides, birlikte kullanılan ek üründür. Can bunun mümkün bir kombinasyon olduğunu gösterir; zorunluluk bildirmez. With, kombinasyondaki eşlik eden öğeyi gösterir. Spermisitlerin eylemi gerçekleştiren araç olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef can be used with yapısını tamamlayın: This cream can be used ____ sunscreen.
Cevabı göster
with
A spermicide is a chemical that immobilizes and destroys sperm. Kelime
1:12Spermisit, spermi hareketsiz kılan ve yok eden kimyasal bir maddedir.
immobilizes and destroys sperm: spermleri hareketsiz hâle getirmek ve yok etmek
Immobilizes, “hareket edemez hâle getirir” anlamına gelir. Bu tıbbi açıklamada spermlerin hareket etme yeteneğini kaybettiğini belirtir; bir yere kuruldukları veya monte edildikleri anlamına gelmez. Immobilizes ve destroys, aynı nesneyi, yani sperm sözcüğünü paylaşan bağlı fiillerdir. İlki hareket kaybını, ikincisi ise hasar görme veya yok edilmeyi anlatır; dolayısıyla cümle birbiriyle ilişkili iki etkiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi açıklama immobilizes and destroys sperm ifadesini en iyi karşılar?
- Spermleri saklamak için sabit bir konuma yerleştirir.
- Spermlere zarar vermeden daha hızlı hareket etmelerine yardım eder.
- Spermleri hareket edemez hâle getirir ve onlara zarar verir veya onları yok eder.
Cevabı göster
Spermleri hareket edemez hâle getirir ve onlara zarar verir veya onları yok eder.
Today's spermicides come as foam, cream, jelly, suppositories, Kalıp ifadeler
1:16Günümüzün spermisitleri köpük, krem, jel, fitil olarak,
and even a thin piece of translucent film that dissolves in the vagina. Kelime
1:20ve hatta vajinada çözünen ince yarı saydam bir film olarak bulunur.
come as foam, cream, jelly, suppositories: ürün biçimlerini belirtmek
Bu ürün açıklamasında come as, belirli bir biçimde bulunmak veya sunulmak anlamına gelir. as'ten sonraki isimler biçimleri sıralar: foam, cream, jelly ve suppositories. Burada come hareket bildirmez ve as bir kişinin rolünü tanıtmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı product + come(s) as + form şeklindedir.
Alıştırma
Ürün biçimini belirten hedef yapıyı tamamlayın: The sealant comes ____ a paste.
Cevabı göster
as
translucent film that dissolves in the vagina: vajinada çözünen yarı saydam film
Translucent film, bir miktar ışığı geçiren ancak arkasının net biçimde görülmesine izin vermeyen ince bir malzeme tabakası demektir. Bu tıbbi ürün açıklamasında film, sinema filmi değil ince bir malzeme anlamındadır. that dissolves in the vagina ilgi cümleciği film parçasını açıklar. Malzemenin orada ne olduğunu, yani çevresindeki sıvıda çözündüğünü belirtir.
Alıştırma
Hangi açıklama translucent film that dissolves in the vagina ifadesine en iyi uyar?
- Bir miktar ışığı geçiren ve orada çözünen ince bir malzeme
- Katı kalan opak bir tablet
- Vücudun içinde gösterilen tamamen net bir sinema filmi
Cevabı göster
Bir miktar ışığı geçiren ve orada çözünen ince bir malzeme
These products can be inserted directly into the vagina before intercourse, Kalıp ifadeler
1:25Bu ürünler cinsel ilişkiden önce doğrudan vajinaya yerleştirilebilir,
can be inserted directly into the: resmî bir edilgen talimat
Can be inserted directly into the, ürünün adı geçen vücut bölümünün içine arada başka bir adım ya da kap olmadan yerleştirilebileceğini belirtir. Can bunu kullanılabilir bir yöntem olarak sunar; be inserted edilgendir çünkü eylem ürüne uygulanır; into ise dışarıdan içeriye hareketi belirtir. Insert, put in ifadesinden daha kesin ve resmidir; bu nedenle bu yapı tıbbi, teknik ve ürün talimatlarında yaygındır.
Alıştırma
Talimatı hedef ifadeyle eksiksiz tamamlayın: The cartridge ____ printer before use.
Cevabı göster
can be inserted directly into the
or can be combined with block methods, Kalıp ifadeler
1:30veya bariyer yöntemleriyle birleştirilebilir,
like a diaphragm or condom for added protection. Kalıp ifadeler
1:32ek koruma için diyafram veya prezervatif gibi.
can be combined with: iki yöntemi birlikte kullanma
Can be combined with, bir ürünün veya yöntemin başka bir ürün ya da yöntemle birlikte kullanılabileceği anlamına gelir. Burada ikinci bir korunma yönteminin eklenebileceğini belirtir; fiziksel nesnelerin tek bir madde olacak şekilde karıştırıldığı anlamına gelmez. Etken kalıp combine A with B’dir. Edilgen kalıp A can be combined with B olduğunda odak A’da ve onun neyle birlikte kullanılabileceğinde kalır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle eksiksiz tamamlayın: This treatment ____ regular exercise.
Cevabı göster
can be combined with
for added protection: fazladan bir güvenlik katmanı
For added protection ifadesinde for, bir önlemin amacını belirtir: Önlem, daha fazla koruma sağlamak amacıyla alınır. Buradaki added, ekstra veya ilave anlamına gelen bir sıfattır; tamamlanmış bir ekleme eylemini anlatmaz. İfade, mevcut korumaya bir katman daha eklendiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, fazladan bir güvenlik katmanı sağlamak için anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Turn on two-step verification ____.
Cevabı göster
for added protection
The third category for preventing pregnancy works by suppressing the action of an egg maturing in the ovary. Dilbilgisi
1:35Hamileliği önlemenin üçüncü kategorisi, yumurtalıkta olgunlaşan bir yumurtanın eylemini baskılayarak çalışır.
works by suppressing ... an egg maturing: farklı görevlerdeki iki -ing biçimi
Works by suppressing, mekanizmayı açıklamak için work by + -ing yapısını kullanır: by, yöntemin etkisini nasıl oluşturduğunu açıklar; suppressing ise bu eylemi belirtir. Nesne görevindeki the action of an egg maturing in the ovary ifadesinde maturing in the ovary, egg sözcüğünden sonra gelir ve yumurtanın geçirdiği süreci anlatır. İkinci bir ana yüklem değildir. Cümlenin ana yüklemi works sözcüğüdür; suppressing by sözcüğünden sonra gelir ve maturing, suppressing eyleminin nesnesi içine yerleşmiştir.
Alıştırma
Mekanizmayı açıklayan cümleyi tamamlamak için detect ve leak fiillerini gereken -ing biçimlerinde kullanın: This sensor works by ____ water ____ beneath the floor.
Cevabı göster
detecting · leaking
If there isn't an egg available in the fallopian tube, Dilbilgisi
1:42Fallop tüpünde döllenebilecek bir yumurta yoksa,
If there isn't ... available: gerekli bir koşulun eksik olduğunu belirtmek
if + there isn't + isim + available yapısını bir koşul belirtmek için kullanın: gerekli bir şey mevcut değildir veya kullanılamaz. Bu cümlede gerekli olan şey, Fallop tüpündeki bir yumurtadır. Available isimden sonra gelir ve bir şeyin mevcut olup kullanılabileceğini veya duruma katılabileceğini belirtir. Burada yumurtanın döllenebilecek bir konumda olduğu anlamına gelir; bir kişinin boş zamanı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle kullanılabilir oda olmadığını doğal biçimde ifade edip bunu planın bir koşulu olarak sunar?
- If there isn't a room available, we'll stay somewhere else.
- If there isn't available room, we'll stay somewhere else.
- If there doesn't be a room available, we'll stay somewhere else.
Cevabı göster
If there isn't a room available, we'll stay somewhere else.
there's nothing for ... to fertilize: eylemin yöneltileceği bir nesne yok
There's nothing for sperm to fertilize, spermin dölleyebileceği hiçbir nesnenin bulunmadığı anlamına gelir. nothing for + isim veya zamir + to + fiil yapısında for'dan sonraki isim ya da zamir, mastardaki eylemi kimin veya neyin yaptığını gösterir; nothing ise fiilin eksik nesnesidir. Bu kalıp, bir eylemin neden gerçekleşemediğini kısa ve açık biçimde anlatır: eylemi gerçekleştirebilecek kişinin veya şeyin uygun bir hedefi yoktur. Cümle Sperm has nothing that it can fertilize. şeklinde açılabilir.
Alıştırma
nothing for someone to do kalıbını check ile tamamlayın: The list is empty, so there's nothing for me ____.
Cevabı göster
to check
Hormonal contraceptives: hormon kullanan doğum kontrol yöntemleri
Hormonal contraceptives, hormon kullanarak gebeliği önleyen doğum kontrol yöntemlerini veya ürünlerini ifade eder. Burada contraceptives, yalnızca hapları değil bütün bir yöntem kategorisini kapsayan çoğul bir isimdir. Bu sınıflandırmada hormonal, “hormonlarla ilgili veya hormon kullanan” demektir. İngilizcede bir kişiyi tanımlarken görülebilen gayriresmî “duygusal” ya da “duygu durumu değişken” anlamında değildir.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda hormonal contraceptives ne anlama gelir?
- gebelik olasılığını artıran hormonlar
- hormon kullanan doğum kontrol yöntemleri
- yalnızca ruh hâlini etkilemek için kullanılan ilaçlar
Cevabı göster
hormon kullanan doğum kontrol yöntemleri
including the pill, the patch, the Depo shot, and the vaginal ring, Kültür
1:49hap, yama, Depo iğnesi ve vajinal halka dahil olmak üzere,
the pill, the patch, the Depo shot ve the vaginal ring: doğum kontrol yöntemi adları
Bu doğum kontrol yöntemleri listesinde the pill ağızdan alınan doğum kontrol hapını, the patch ise cilde yapıştırılan ve hormon salgılayan bandı ifade eder. The Depo shot uzun etkili bir progestin doğum kontrol iğnesidir; the vaginal ring ise vajinaya yerleştirilen ve hormon salgılayan esnek bir halkadır. Gündelik eşya adlarına benzeyen bu ifadeler, özel anlamlarını doğum kontrolü bağlamından alan kısa adlardır. Özellikle burada the pill herhangi bir tablet anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu doğum kontrolü bağlamında hangi açıklama dört adla doğru şekilde eşleşir?
- ağızdan alınan bir doğum kontrol hapı, hormon salgılayan bir cilt bandı, doğum kontrol iğnesi ve hormon salgılayan bir vajinal halka
- ağızdan alınan bir doğum kontrol hapı, hormon salgılayan bir cilt bandı, doğum kontrol iğnesi ve prezervatif
- herhangi bir tablet, yara bandajı, aşı ve bir takı
Cevabı göster
ağızdan alınan bir doğum kontrol hapı, hormon salgılayan bir cilt bandı, doğum kontrol iğnesi ve hormon salgılayan bir vajinal halka
all release synthetic versions of various combinations of progesterone and estrogen. Kelime
1:53tümü progesteron ve östrojenin çeşitli kombinasyonlarının sentetik versiyonlarını salgılar.
release synthetic versions of various combinations of progesterone and estrogen: progesteron ve östrojenin çeşitli kombinasyonlarının sentetik biçimlerini salmak
Burada release, bir maddeyi zaman içinde vücuda vermek veya salmak demektir. Synthetic versions, hormonların insan eliyle üretilmiş biçimleridir. Synthetic, sahte ya da etkisiz demek değildir. Various combinations of progesterone and estrogen, formüllerin bu iki hormon türünü farklı karışımlarla içerebileceğini belirtir. Bu ifade, her yöntemin aynı hormonları aynı miktarlarda içerdiğini söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi en doğru biçimde yeniden anlatan cümle hangisidir?
- Yöntemler, hiçbir biyolojik etkisi olamayacak sahte hormonları vücuda verir.
- Her yöntem tamamen aynı tek doğal hormonu vücuda verir.
- Yöntemler, progesteron ve östrojenin insan eliyle üretilmiş biçimlerini değişebilen formüller içinde vücuda verir.
Cevabı göster
Yöntemler, progesteron ve östrojenin insan eliyle üretilmiş biçimlerini değişebilen formüller içinde vücuda verir.
keeping the immature egg safely sequestered in the ovary. Dilbilgisi
2:02olgunlaşmamış yumurtayı güvenli bir şekilde yumurtalıkta tutar.
hormone cocktail: hormon karışımını anlatan mecazi ifade
Hormone cocktail ifadesindeki cocktail mecazidir. Bir içeceği değil, hormon bileşenlerinin karışımını veya birleşimini anlatır. Birden fazla malzemenin karıştırıldığı gündelik görüntü, teknik bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Burada hormonlar, tek bir karışım hâlinde birlikte çalışan bileşenler olarak sunulur.
Alıştırma
Cümlede hormone cocktail ne anlama geliyor?
- doğal biçimindeki tek bir hormon
- hormon bileşenlerinin bir karışımı
- hormon içeren alkollü bir içecek
Cevabı göster
hormon bileşenlerinin bir karışımı
keeping ... sequestered: sonuç bildiren bir -ing öbeği
Virgülden sonraki -ing öbeği, ana cümledeki eylemin sonucunu gösterir: hormon karışımı yumurtlamayı baskılar ve bunun sonucunda olgunlaşmamış yumurta yumurtalıkta kalır. keeping öbeğinin öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır; yani hormon karışımı iki işi de yapar. Öbeğin içindeki keep + nesne + geçmiş ortaç yapısı, nesneyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir: keep [the immature egg] [sequestered]. Sequestered, belirli bir yerde yalıtılmış veya sınırlandırılmış olmayı anlatır; yalnızca kept demekten daha belirgindir.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The locking lid prevents leaks, ____ the samples safely sealed during transport.
Cevabı göster
keeping
Synthetic progesterone also has a block trick up its sleeve. Deyimler
2:05Sentetik progesteronun ayrıca engelleyici bir numarası daha vardır.
has a trick up its sleeve: henüz açıklanmamış bir yöntemi olmak
Have a trick up one’s sleeve deyimi, henüz açıklanmamış ve kullanılmaya hazır bir plan, yöntem veya avantaja sahip olmak anlamına gelir. Cümle sentetik progesteronu kişileştirir: gerçek bir kolu değil, bir şeyi engellemenin başka bir yolunu anlatır. Block, hangi tür yöntemden söz edildiğini göstermek için trick sözcüğünü niteler. Bu, bağlama özgü yaratıcı bir eklemedir ve kalıplaşmış deyimin parçası değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp have a trick up one’s sleeve biçimindedir; iyelik sözcüğü sahibine göre değişir.
Alıştırma
Bu popüler bilim cümlesindeki deyim ne anlama geliyor?
- Progesteron bir kolun içinde saklanmaktadır.
- Progesteron giysiye dönüştürülmüştür.
- Progesteronun kullanabileceği başka bir engelleme yöntemi vardır.
Cevabı göster
Progesteronun kullanabileceği başka bir engelleme yöntemi vardır.
It makes cervical mucus too thick and sticky for sperm to swim through easily. Notlar
2:09Servikal mukusu spermin kolayca yüzerek geçemeyeceği kadar kalın ve yapışkan hale getirir.
cervical mucus: rahim ağzıyla ilişkili mukus
Üreme sağlığıyla ilgili bu cümlede cervical mucus, “servikal mukus”, yani rahim ağzındaki bezlerin ürettiği mukus demektir. Rahim ağzı, rahmin alt bölümüdür; thick and sticky bu mukusu niteler. Burada İngilizce cervical, “rahim ağzıyla ilgili” anlamındadır. Aynı sıfat cervical spine örneğinde olduğu gibi “boyunla ilgili” anlamına da gelebilir; bu nedenle yakındaki isim ve tıbbi bağlam anlamı belirler.
Alıştırma
Bu üreme sağlığı bağlamında cervical mucus ne anlama gelir?
- Servikal omurgayı çevreleyen sıvı
- Yalnızca boğazda bulunan mukus
- Rahim ağzındaki bezlerin ürettiği mukus
Cevabı göster
Rahim ağzındaki bezlerin ürettiği mukus
too thick and sticky for sperm to swim through easily: too ... for ... to ... yapısı
too + adjective + for + noun + to + verb kalıbı, bir niteliğin aşırı dereceye ulaştığını ve bu nedenle eylemi zor ya da imkânsız hâle getirdiğini belirtir. Burada mukus aşırı koyu ve yapışkandır; bu yüzden spermler içinden kolayca geçemez. For sperm, swim eylemini kimin gerçekleştireceğini belirtir; to swim mastarının anlamca öznesidir ve amaç bildiren bir ifade değildir.
Alıştırma
Hedef too ... for ... to ... yapısını tamamlayın: The suitcase is ____ heavy ____ Mia to lift alone.
Cevabı göster
too · for
There are other contraceptives that use multiple approaches at the same time. Kalıp ifadeler
2:14Aynı anda birden fazla yaklaşımı kullanan başka doğum kontrol yöntemleri de vardır.
use multiple approaches at the same time: aynı anda birden fazla yaklaşım kullanmak
Bu cümlede use “kullanmak” anlamındadır ve approaches, bir sonuca ulaşma yollarını, stratejilerini veya mekanizmalarını belirten sayılabilir approach adının çoğuludur. Burada doğum kontrol yöntemlerinin bir şeye fiziksel olarak “yaklaşması” kastedilmez. At the same time, yaklaşımların birbiri ardına değil birlikte işlediğini gösterir. use multiple approaches at the same time kalıbı, birden fazla çalışma biçimini birleştiren bir planı, ürünü veya sistemi anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Birden fazla stratejiyi eş zamanlı kullanmak” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: These community programs ____.
Cevabı göster
use multiple approaches at the same time
IUDs, or intrauterine devices: açıklama yapan or
IUDs, IUD'nin çoğul biçimidir. IUD, harf harf okunan ve intrauterine device ifadesini temsil eden bir kısaltmadır. Bu kullanımda intrauterine devices ile IUDs aynı araçları belirtir; ikinci bir seçenek sunulmaz. Virgüller açıklayıcı yeniden ifadeyi ayırır ve or, “yani” ya da “başka bir deyişle” anlamına gelir. Bu yapı, konuşan kişi bir kısaltmayı verdikten hemen sonra onun açık biçimini söylediğinde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede or bir seçim sunmak yerine kısaltmanın açık biçimini tanıtıyor?
- You can call the FDA or the local health department.
- The notice will arrive today or tomorrow.
- The FDA, or Food and Drug Administration, issued the notice.
Cevabı göster
The FDA, or Food and Drug Administration, issued the notice.
also contain copper: işlevsel bir bileşen olarak bakır
Burada some, bazı rahim içi araçları (RİA) ifade eder. contain copper, aracın doğum kontrol etkisine katkıda bulunan bakır içerdiği anlamına gelir; aracın tamamının bakırdan yapıldığı anlamına gelmez. also, bu özelliği daha önce verilen bilgiye ekler; some ise bunun grubun yalnızca bir kısmı için geçerli olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda Some also contain copper ne anlama gelir?
- Bakırdan yalnızca dekoratif bir renk olarak söz edilmektedir.
- Her araç tamamen bakırdan yapılmıştır.
- Bazı araçlarda işlevsel bir bileşen olarak bakır bulunur.
Cevabı göster
Bazı araçlarda işlevsel bir bileşen olarak bakır bulunur.
while also making egg implantation in the uterus difficult. Dilbilgisi
2:29aynı zamanda yumurtanın rahme yerleşmesini zorlaştırır.
while also making ... difficult: paralel bir etki eklemek
Burada while also making ..., az önce belirtilen etkiyle birlikte gerçekleşen ikinci bir etki ekler. Bu kullanımda while, aynı anda anlamındadır; rağmen anlamı veya karşıtlık bildirmez. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. making egg implantation in the uterus difficult ifadesinde egg implantation in the uterus nesnedir, difficult ise ortaya çıkan durumu anlatır. making burada implantasyon oluşturmak değil, implantasyonu zorlaştırmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi while also + -ing ve make + nesne + sıfat kullanarak tamamlayın: The update saves battery ____ the app easier to use.
Cevabı göster
while also making
“Block, disable, or suppress.”: paralel fiillerle kısa bir özet
“Block, disable, or suppress.” üç yalın biçimli fiili paralel bir listede yan yana getirir. Açıklamanın tamamını tekrarlamak yerine, daha önce açıklanan kategorileri akılda kalıcı üç etikete indirger. Bir sunumda böyle bir liste, eksiltili bir özet olarak tek başına kullanılabilir. “The strategies are to block, disable, or suppress.” gibi bir çerçeve örtük olarak anlaşılır; bu nedenle parça biçimindeki ifade bilinçli bir seçimdir, dil bilgisi hatası değildir.
Alıştırma
“Block, disable, or suppress.” ifadesinin buradaki temel söylem işlevi nedir?
- Üç kategoriyi kısa ve paralel bir listede özetler.
- Dinleyiciden hemen tek bir eylem seçmesini ister.
- Zaman sırasıyla yapılması gereken üç eylemi anlatır.
Cevabı göster
Üç kategoriyi kısa ve paralel bir listede özetler.
“Is one strategy better than the other?”: değerlendirmeye geçiş sorusu
Bu soru, açıklamayı stratejileri adlandırmaktan onları değerlendirmeye geçirir. Yalnızca evet ya da hayır yanıtı istemekle kalmaz; sonraki bölümde stratejilerin değerlendirme ölçütlerine göre karşılaştırılacağını haber verir. Burada one karşılaştırılacak bir stratejiyi seçerken, the other tartışmada ona karşıt olan alternatifi gösterir. İfade bir karşılaştırma kurar; tek başına bütün tartışmada tam olarak iki strateji bulunduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir açıklamada “Is one strategy better than the other?” sorusu temel olarak neyin işaretini verir?
- Konuşmacı stratejileri sıralamaktan onları karşılaştırıp değerlendirmeye geçiyor.
- Konuşmacı strategy sözcüğünü tanımlamaya geri dönüyor.
- Konuşmacı bir stratejinin en iyi olduğunu zaten kanıtladı.
Cevabı göster
Konuşmacı stratejileri sıralamaktan onları karşılaştırıp değerlendirmeye geçiyor.
but a lot of it has to do with how convenient and easy it is to use each contraceptive correctly. Notlar
2:38ancak bunun büyük bir kısmı, her doğum kontrol yönteminin doğru kullanılmasının ne kadar uygun ve kolay olduğuyla ilgilidir.
has to do with: bağlantı ifade etme
Has to do with, “... ile ilgili olmak” veya “... ile bağlantılı olmak” anlamına gelir. Burada a lot of it has to do with..., farkın büyük bölümünün with’ten sonra verilen etkenle bağlantılı olduğunu belirtir. has to do with ifadesini ilişki bildiren tek bir kalıp olarak düşünün. Bu kullanımda has to zorunluluk bildirmez; do da bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“... ile ilgili olmak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The cancellation ____ a safety concern.
Cevabı göster
has to do with
how convenient and easy it is...: gömülü how yan tümcesinde sözcük dizimi
how convenient and easy it is to use each contraceptive correctly yan tümcesinin tamamı, pratiklik ve kolaylığın derecesini belirtir. with’ten sonra, ele alınan etkeni tanımlayan isim benzeri bir içerik olarak görev yapar. Bu how yan tümcesi daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle dizilimini kullanır: how + sıfat + özne + be. Bu nedenle how convenient and easy it is denir; doğrudan soru dizilimi olan how convenient and easy is it? kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle depends on sonrasında gömülü bir how yan tümcesini doğru kullanır?
- It depends on how easy is the form to complete.
- It depends on whether the form is easy to complete.
- It depends on how easy the form is to complete.
Cevabı göster
It depends on how easy the form is to complete.
For example, male condoms would be about 98% effective if everyone used them perfectly. Dilbilgisi
2:43Örneğin, herkes kusursuz kullansaydı erkek prezervatifleri yaklaşık %98 etkili olurdu.
would be ... if everyone used ... ile varsayımsal sonuç anlatımı
would be ... yan cümlesi sonucu, if everyone used ... yan cümlesi ise koşulu verir. would + fiilin yalın hâli ile if + geçmiş zaman biçimi birlikte hayalî bir sonuç sunar: herkesin kusursuz kullandığı ideal koşulda etkililik yaklaşık %98 olurdu. Burada would geçmiş zamanı göstermez. Geçmiş zaman biçimi used, koşulun varsayımsal veya mevcut gerçeklikten daha uzak olduğunu gösterir; insanların prezervatifleri geçmişte kullandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Varsayımsal cümleyi would + last ve follow fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The batteries ____ longer if everyone ____ the charging guide exactly.
Cevabı göster
would last · followed
That 98% means: istatistikten anlama geçiş
That 98%, az önce belirtilen yüzdeye gönderme yapar. Means, konuşanın bu sayının uygulamada neyi temsil ettiğini açıklamak üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. That number/percentage means ... kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler: önce istatistiği verir, ardından yorumlar. Böylece dinleyici soyut bir sayıdan somut bir açıklamaya geçebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda 'That 98% means' ifadesi neyin sinyalini verir?
- Konuşan, yüzdenin nasıl hesaplandığını soruyor.
- Konuşan, yüzdenin uygulamadaki anlamını açıklayacak.
- Konuşan, %98'i düzeltilmiş bir yüzdeyle değiştiriyor.
Cevabı göster
Konuşan, yüzdenin uygulamadaki anlamını açıklayacak.
if 100 couples correctly used condoms for a year, Dilbilgisi
2:51100 çift prezervatifi bir yıl boyunca doğru kullansaydı,
if 100 couples ... two women would get pregnant: olasılığı varsayımsal bir grupla açıklamak
Bu if koşul cümlesi, yöntemi bir yıl boyunca doğru kullanan 100 çiftten oluşan varsayımsal bir grup kurar. Ana cümle yüzdeyi beklenen sayıya dönüştürür: model, bu büyüklükteki bir grupta iki gebelik öngörür. Would get pregnant, belirtilen koşul altındaki istatistiksel beklentiyi ifade eder. Daha önce gerçekleşmiş iki gebeliği bildirmez ve gerçek hayattaki her 100 kişilik grubun tam olarak iki vaka içereceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bir güvenilirlik tahmini, cihazların %1'inin bir yıl içinde arızalanabileceğini söylüyor. Hangi cümle bu oranı varsayımsal bir gruptaki beklenen sayı olarak açıklar?
- Every group of 1,000 devices will have exactly ten failures.
- Exactly ten devices failed last year, so 1% is a report of those completed events.
- If 1,000 devices were used for a year, about ten would be expected to fail.
Cevabı göster
If 1,000 devices were used for a year, about ten would be expected to fail.
so they're only 82% effective in practice. Kalıp ifadeler
2:59bu yüzden pratikte sadece %82 etkilidirler.
in practice: gerçek kullanım ile ideal koşulların karşılaştırılması
In practice, “bir şey gerçek dünyada gerçekten kullanıldığında veya yapıldığında” anlamına gelir. Burada %82 oranının, herkesin yöntemi doğru biçimde izlemediği normal kullanımdaki sonucu gösterdiğini belirtir. Buradaki practice, eğitim veya tekrar değil, gerçek dünyadaki uygulama anlamındadır. Bu ifade, gerçek sonuçları ideal koşullardaki veya in theory kapsamındaki sonuçlarla karşılaştırmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, practice sözcüğünü içeren ve “gerçek kullanımda” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The plan looks simple on paper, but it is harder ____.
Cevabı göster
in practice
are 99% effective when they're used perfectly, Kalıp ifadeler
3:05kusursuz kullanıldıklarında %99 etkilidirler,
when they're used perfectly: yöntemi talimatlara tam uygun kullanmak
Bu etkililik ifadesinde when they're used perfectly, “yöntemler her seferinde doğru ve talimatlara tam uygun biçimde kullanıldığında” demektir. Edilgen they're used yapısı, kullanan kişiden çok yöntemlere ve kullanım koşullarına odaklanır. Burada perfectly, kullanım biçimini anlatır: doğru zamanlama, düzenli kullanım ve tüm talimatlara uyma. Yöntemlerin kusursuz olduğu veya sonucu garanti ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir etkililik raporunda when it is used perfectly ne anlama gelir?
- Her seferinde talimatlara tam uygun biçimde kullanılır.
- Kullanılması başarıyı her zaman garanti eder.
- Tasarımında hiçbir kusur yoktur.
Cevabı göster
Her seferinde talimatlara tam uygun biçimde kullanılır.
even with perfect usage: even with + isim öbeğiyle ödünleme
Even with perfect usage, “tamamen doğru kullanım koşulunda bile” demektir. Even bir ödünleme ilişkisi kurar: ideal koşul vardır, ancak sonuç —yalnızca yüzde 85 etkililik— yine de beklenenden düşüktür. With sözcüğünden sonra gelen perfect usage bir isim öbeğidir. Aynı ilişki bir yan cümleyle even when it is used perfectly biçiminde de ifade edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi even with + isim öbeği yapısıyla tamamlayın: Even ____ extra time, the team may not finish.
Cevabı göster
with
etkililik istatistiklerinde typical usage
Etkililik istatistiklerinde typical usage, insanların bir yöntemi gerçek hayatta genellikle nasıl kullandığını ifade eder. Atlanan adımları, gecikmiş kullanımları veya başka yaygın hataları içerebilir; bu nedenle ideal kullanımı değil, gerçek davranışı anlatır. Bu ifade, yüzdenin hangi kullanım koşullarına dayandığını gösterir. Typical usage ile elde edilen sonuç gerçek hayata ait bir tahmindir ve genellikle perfect usage temelindeki sonuçtan daha düşüktür.
Alıştırma
Bir rapor, bir yöntemin typical usage ile %80 etkili olduğunu söylüyor. Bu yüzde neyi yansıtır?
- Her talimat her seferinde doğru uygulandığında nasıl çalıştığı.
- Yalnızca eğitimli uzmanların laboratuvarda elde ettiği en iyi sonuç.
- Yaygın hatalar veya atlanan adımlar dahil, insanların onu gerçek hayatta genellikle nasıl kullandığı.
Cevabı göster
Yaygın hatalar veya atlanan adımlar dahil, insanların onu gerçek hayatta genellikle nasıl kullandığı.
Another important consideration in the choice of contraceptives are side effects, Notlar
3:18Doğum kontrol yöntemlerinin seçiminde bir diğer önemli husus yan etkilerdir,
yeni bir etken eklemek için Another important consideration
Another important consideration, en az bir etkenin daha önce ele alındığını ve şimdi yeni bir etken eklendiğini gösterir. Okuyucuyu veya dinleyiciyi bir sonraki ölçüte taşıyarak açıklama ya da karşılaştırmadaki bilgiyi düzenler. Buradaki consideration, birine karşı düşünceli davranma değil, karar verirken hesaba katılacak etken anlamındadır. Tekrar kullanılabilen yaygın kalıp Another important consideration is + noun or clause şeklindedir.
Alıştırma
Bir etken daha eklemek için hedef ifadeyi kullanın: ____ is how much time the project will take.
Cevabı göster
Another important consideration
side effects: bir tedavinin ek etkileri
Çoğul bir ifade olan side effects, sağlık ve tıp alanında kullanılan kalıplaşmış bir terimdir. Bir ilacın, tedavinin veya başka bir müdahalenin amaçlanan ana etkisine ek olarak ortaya çıkan etkileri belirtir. Bunlar mide bulantısı veya baş dönmesi gibi çoğunlukla istenmeyen etkiler olsa da terimin kendisi mutlaka ciddi zarar anlamına gelmez. Burada side, “ikincil” veya “eşlik eden” anlamındadır. Fiziksel bir tarafı ya da yönü belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi ek ve çoğunlukla istenmeyen etkiler anlamındaki kalıplaşmış tıp terimiyle tamamlayın: The pharmacist warned me about possible ____ such as nausea and dizziness.
Cevabı göster
side effects
which almost exclusively affect women rather than men. Dilbilgisi
3:23bunlar erkeklerden ziyade neredeyse sadece kadınları etkiler.
almost exclusively ... rather than ...: bir etkiyi tek bir grupta yoğunlaştırmak
Almost exclusively affect women, etkilerin neredeyse bütün durumlarda kadınlara yöneldiği anlamına gelir. Almost, exclusively sözcüğünü nitelediği için ifade istisnalara izin verir; tam olarak yüzde yüz anlamına gelmez. Rather than men, karşılaştırılan grubu belirtir. Yeniden kullanılabilir X almost exclusively affects A rather than B kalıbı, bir etkinin B'ye değil, çok büyük ölçüde A'ya odaklandığını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi almost exclusively affects A rather than B kalıbını kullanarak tamamlayın: The new fee ____ tourists ____ local residents.
Cevabı göster
almost exclusively affects · rather than
Hormonal methods in particular can cause symptoms like headaches, nausea, and high blood pressure, Notlar
3:26Özellikle hormonal yöntemler baş ağrısı, mide bulantısı ve yüksek tansiyon gibi semptomlara neden olabilir,
in particular: belirli bir üyeyi öne çıkarmak
In particular, “özellikle bu” veya “özellikle bu grup” anlamına gelir. Geniş kapsamlı bir ifadeyi daraltarak hemen önündeki öğeyi öne çıkarır. Bu cümlede özellikle dikkat çekilen bölüm hormonal methods ifadesidir. Bu kalıp, bu cümlede olduğu gibi vurguladığı isim öbeğinden sonra veya virgülle cümlenin sonunda kullanılabilir. Buradaki particular, “seçici” veya “memnun edilmesi zor” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Several electives are useful, but the coding class ____ builds practical skills.
Cevabı göster
in particular
symptoms like ...: sağlık etkilerini örneklerle sıralamak
symptoms like + isim listesi kalıbı, belirti veya sağlık etkilerine örnekler verir. Buradaki like, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır; dolayısıyla headaches, nausea ve high blood pressure örneklerdir ve listenin tamamını oluşturmak zorunda değildir. High blood pressure, kan basıncının sağlıklı aralığın üzerinde olduğunu belirten kalıplaşmış bir tıp terimidir ve “yüksek tansiyon” anlamına gelir. like sonrasındaki öğeler paralel isim öbekleri olarak sıralanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The infection may cause ____ fever, coughing, and fatigue.
Cevabı göster
symptoms like
vary from woman to woman: bireyler arasındaki farklılıklar
vary from woman to woman ifadesindeki vary, “farklı olmak” anlamına gelir. Tekil ismin tekrarlanması aynı gruptaki farklı üyeleri belirtir; dolayısıyla ifade, söz konusu durumun her kadın için aynı olmadığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp vary from X to X şeklindedir: from person to person, from case to case veya from region to region. Burada from ... to ... kişileri ya da vakaları karşılaştırır; yerler arasındaki hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Teslimat sürelerinin farklı bölgelerde farklı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Delivery times vary from region to region.
- Delivery times move from region to region.
- Delivery times vary between one region.
Cevabı göster
Delivery times vary from region to region.
That's why these methods require a prescription from a doctor. Kültür
3:34İşte bu yüzden bu yöntemler doktor reçetesi gerektirir.
require a prescription from a doctor: resmî bir tıbbi gereklilik
require a prescription from a doctor ifadesindeki require, “bir şeyi gerekli koşul hâline getirmek” anlamına gelir. Cümle, bu yöntemlerin edinilmesinden veya kullanılmasından önce resmî olarak reçete gerektiğini söyler; bu yalnızca doktorun kişisel tercihi değildir. Prescription, bir ilaç veya tedavi için verilen resmî tıbbi talimattır. From a doctor bunu kimin düzenlediğini belirtir; ancak reçete yazma yetkisi olan uzmanlar ve kesin süreç yere göre değişebilir.
Alıştırma
Resmî bir tıbbi talimat anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This medication requires ____ from a doctor.
Cevabı göster
a prescription
The choice of contraceptive method is a personal one, Kalıp ifadeler
3:37Doğum kontrol yönteminin seçimi kişisel bir tercihtir,
a personal one: choice yerine kullanılan one
a personal one ifadesinde one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen choice isminin yerini tutar. Açık hâli a personal choice olur; ancak one ismin tekrarını önler. Buradaki one, 1 sayısı değil, bir ismin yerine kullanılan sözcüktür. a/an + sıfat + one kalıbı, daha önce belirlenmiş tekil ve sayılabilen bir şeyi niteleyebilir.
Alıştırma
decision ismini tekrarlamamak için one kullanın: The final decision is a difficult ____.
Cevabı göster
one
and what works best for you now may change later. Dilbilgisi
3:41ve şimdi sizin için en iyi olanı daha sonra değişebilir.
what works best for you now may change later: özne görevindeki what yan cümlesi
What works best for you now bir isim yan cümlesidir. What ile başlayan bu yan cümlenin tamamı may change later ifadesinin öznesidir; what burada kabaca “uygun olan şey veya yöntem” anlamını taşır. works best for you içinde work, “çalışmak” değil, “uygun ya da etkili olmak” demektir. Cümle, şu anda en uygun olan seçeneğin veya yöntemin gelecekte farklı olabileceğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, özne olarak bir what yan cümlesi kullanır ve en iyi seçeneğin zamanla değişebileceğini doğal biçimde anlatır?
- The best option for you today may not suit you next year.
- What works best for you today may not suit you next year.
- You should keep using what works best for you today.
Cevabı göster
What works best for you today may not suit you next year.
Scientists also continue to research new methods, Kalıp ifadeler
3:44Bilim insanları ayrıca yeni yöntemleri araştırmaya devam ediyor,
continue to research new methods: yeni yöntemleri araştırmaya devam etmek
Continue to research new methods, bilim insanlarının yeni yaklaşımları araştırmayı veya geliştirmeyi sürdürdüğü ve çalışmaların hâlâ devam ettiği anlamına gelir. Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylemin sürdüğünü gösterir. Burada research geçişli bir fiildir ve new methods doğrudan nesne olarak hemen arkasından gelir. Research new methods denir; research isim olarak kullanıldığında do research on new methods denebilir.
Alıştırma
Cümleyi continue to + research kullanarak tamamlayın: Scientists ____ safer ways to recycle batteries.
Cevabı göster
continue to research
such as a male pill that would prevent sperm production. Kültür
3:47sperm üretimini engelleyecek erkeklere yönelik bir hap gibi.
a male pill that would prevent sperm production: sperm üretimini önleyecek bir erkek doğum kontrol hapı
Bu bağlamda a male pill, bir erkeğin kullandığı herhangi bir ilaç değil, erkekler için önerilen ağızdan alınan bir doğum kontrol hapıdır. Prevent sperm production ifadesi amaçlanan mekanizmayı, yani vücudun sperm üretmesini durdurmayı anlatır. That would prevent sperm production ilgi cümleciği pill sözcüğünü niteler. Would, hâlâ araştırılan bir yöntemin beklenen veya varsayımsal işlevini anlatır; hapın etkisinin kanıtlandığını, onaylandığını veya yaygın biçimde erişilebilir olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Yaygın biçimde erişilebilen bir hapın sperm üretimini durdurduğunu doğrular.
- Bir erkeğin tesadüfen aldığı herhangi bir sıradan hapı belirtir.
- Amaçlanan etkisi sperm üretimini durdurmak olan ve erkekler için önerilen bir doğum kontrol hapını belirtir.
Cevabı göster
Amaçlanan etkisi sperm üretimini durdurmak olan ve erkekler için önerilen bir doğum kontrol hapını belirtir.
Geçiş ifadesi olarak In the meantime
In the meantime, “başka bir şey gerçekleşmeden veya tamamlanmadan önceki süre içinde” anlamına gelir. Sonraki bilginin bekleme süresi için geçerli olduğunu belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmayı gelecekteki ya da henüz tamamlanmamış bir gelişmeden şu anda doğru veya mümkün olan duruma döndürür. Burada meantime, aradaki bir süreyi ifade eder; ortalama süre anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “bekleme süresi içinde” anlamına gelen üç sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The repairs will take two days. ____, we can work from home.
Cevabı göster
In the meantime
quite a few options: oldukça fazla seçenek
Quite a few options, “oldukça fazla sayıda seçenek” anlamına gelir; “çok az seçenek” anlamına gelmez. quite a few kalıbının bütünü olumlu bir miktar anlamı taşır ve çoğu zaman sayının beklenenden fazla olduğunu düşündürür. quite a few ifadesini çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanın: quite a few options, quite a few questions, quite a few people.
Alıştırma
Hangi cümle oldukça fazla sayıda seçenek olduğunu söylüyor?
- We have a few options, so we can make a short list.
- We have quite a few options, so we can compare several plans.
- We have few options, so we may have to accept this plan.
Cevabı göster
We have quite a few options, so we can compare several plans.
and keep them out of reach. Deyimler
3:57ve onları ulaşılmaz kılmak için oldukça fazla seçenek var.
keep something out of reach: bir şeyi erişilemez durumda tutmak
keep + nesne + out of reach kalıbı, nesnenin erişilemez durumda kalmasını sağlamak, yani birinin veya bir şeyin ona ulaşamaması demektir. Buradaki them, daha önce geçen eggs sözcüğünü, yani yumurtaları ifade eder. Bu cümlede reach mekânsal bir imge kurar; ancak yumurtaların gerçekten daha uzağa taşındığı söylenmiyor. İfade, biyolojik sürecin sonucunu anlatır: spermler yumurtalara ulaşamaz. Aynı kalıp hem fiziksel hem de mecazi erişilemezliği anlatabilir.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını hedef ifade out of reach ile tamamlayın: Keep the matches ____ of young children.
Cevabı göster
out of reach