George'un Arkadaşı 🐷🐰 @PeppaPigOfficial - Altyazılı Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video açıklaması: Peppa ve arkadaşları, George ile Richard’ın paylaşmayı ve uyum içinde oynamayı öğrenmelerine yardım eder. Dinozor oyuncakları yüzünden tartışıp kumdan kaleleri bozduktan sonra iki çocuk, tahterevallinin tam da birlikte kullandıkları için eğlenceli olduğunu keşfeder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a bit too little for the roundabout. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: too + sıfat + for + isim yapısının bir kişi ya da şeyin etkinliğe uygun olmadığını, a bit ifadesinin ise değerlendirmeyi yumuşattığını anlayabilirsiniz. Bu kalıbı, bir çocuğun bir film için fazla küçük veya bir oyuncak için yeterince büyük olmadığını aşırı sert görünmeden belirtmek üzere uyarlayabilirsiniz. 2. give them a little tap. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Küçük ve kısa bir hareketi anlatan doğal give + nesne + a + eylem adı kalıbını tanıyabilirsiniz. Kumdan kale yaparken kovalara hafifçe vurmayı anlatmanıza ve bir şeyi hafifçe itmek ya da birini telefonla aramakla ilgili benzer ifadeler kurmanıza yardımcı olur. 3. on your own. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bu yaygın ifadeyi tek başına veya başkasının yardımı olmadan anlamında kullanabilirsiniz. Sahnede iki kişi için tasarlanmış bir tahterevalliyi yalnız kullanmanın neden zor olduğunu açıklar; ayrıca bir işi kendi başına yapma, bağımsız çalışma veya yalnız yaşama bağlamlarına doğal biçimde aktarılabilir.
Bu derste
This is my little brother ... Küçük erkek kardeşi tanıtmak
This is + bir kişi, yanında bulunan ya da gösterilen birini tanıtmak için kullanılır. Bu cümlede my little brother, George'un konuşan kişiyle ilişkisini belirtir: George konuşan kişinin yaşı daha küçük erkek kardeşidir. little burada fiziksel olarak küçük olmayı değil, kardeşler arasındaki yaş sırasını anlatır. Yapı This is my friend veya This is my teacher şeklinde değiştirilebilir.
Alıştırma
Tanıtma cümlesini tamamlayın: ____ my cousin, Lily.
Cevabı göster
This is
Peppa and her friends are at the playground. Kalıp ifadeler
0:20Peppa ve arkadaşları oyun parkında.
at the playground ... Genel etkinlik yerini belirtmek
At the playground, çocukların bulunduğu veya vakit geçirdiği genel yeri anlatır. At, onların nerede olduğu sorusuna genel bir cevap verir ve oyun alanının içindeki belirli bir noktayı belirtmez. Bu ifade çocukların tek bir noktada durduğu anlamına gelmez. Oyun alanını etkinliğin gerçekleştiği yer olarak sunar; aynı yer bildirme biçimi at school ve at the park ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bir anlatıcı çocukların yalnızca genel konumunu belirtiyor ve oyun alanını etkinlik yeri olarak sunuyor. İç kısmı, yüzeyi veya belirli bir oyun aracını vurgulamıyor. Hangi cümle en uygundur?
- The children are in the playground.
- The children are at the playground.
- The children are on the slide.
Cevabı göster
The children are at the playground.
on the roundabout: roundabout kelimesinin oyun parkı anlamı
Bu oyun parkı sahnesinde roundabout, çocukların binebildiği veya iterek döndürebildiği bir oyun aletidir. On the roundabout, çocukların bu aletin üzerinde oynadığını belirtir. Aynı kelimenin trafikle ilgili bir anlamı da vardır. Anlamı bağlama göre belirleyin: oyun parkıyla ilgili ipuçları oyun aletini; yollar, arabalar ve çıkışlarla ilgili ipuçları ise döner kavşağı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede roundabout bir oyun parkı aletini ifade eder?
- The children are playing on the roundabout at the playground.
- Take the second exit at the roundabout.
- Traffic is moving slowly around the roundabout.
Cevabı göster
The children are playing on the roundabout at the playground.
Are you all ready?: tüm grubun hazır olup olmadığını sormak
Are you all ready? bir gruptaki herkesin hazır olup olmadığını sorar. You bir kişiyi veya birden fazla kişiyi gösterebilir; bu nedenle all, tüm grubun kastedildiğini açıkça belirtir. Bu soruyu ortak bir etkinlik başlamadan hemen önce kullanın. Tek bir kişiyi öne çıkarmak yerine bütün grubun hazır olup olmadığını kontrol eder.
Alıştırma
Hangi soru bir gruptaki herkesin hazır olup olmadığını açıkça sorar?
- Are you ready?
- Are you all ready?
- Is everyone here?
Cevabı göster
Are you all ready?
Then let's go: then ile konuşmayı sonraki adıma taşımak
Burada then, herkesin hazır olduğunun az önce onaylanmasına gönderme yapar. “Buna göre” ya da “o hâlde” anlamına gelir; konuşan kişi önceki onayı harekete geçmek için gerekçe sayar. Then let's go, konuşmayı hazır olup olmadığını kontrol etme aşamasından etkinliği başlatma aşamasına taşır. Let's go grubu başlamaya davet ederken then bu daveti az önce onaylanan durumla bağlar; olayları yalnızca zaman sırasına dizmez.
Alıştırma
Herkes az önce hazır olduğunu onayladı. Then let's go cümlesindeki then hangi işlevi görür?
- Herkesin hazır olup olmadığını sorar.
- İki olayı basit bir zaman sırasına dizer.
- Önceki onayı bir sonraki eyleme geçme gerekçesi olarak kullanır.
Cevabı göster
Önceki onayı bir sonraki eyleme geçme gerekçesi olarak kullanır.
George is a bit too little for the roundabout. Dilbilgisi
0:42George atlıkarınca için biraz fazla küçük.
a bit too little for ...: too ... for yargısını yumuşatmak
a bit too + sıfat + for + isim kalıbı, bir özelliğin for sonrasında belirtilen kişi, etkinlik veya şey için uygun aralığın dışında kaldığını anlatır. Too, “uygun değil” sonucunu ima eder; a bit yargıyı biraz yumuşatır ama ortadan kaldırmaz. Çocuklardan söz edilen bu bağlamda little öncelikle young, yani yaşı küçük olarak anlaşılır. Bu nedenle George'un dönen oyuncağa binmek için fazla küçük yaşta olduğu söylenir; cümle yalnızca fiziksel olarak küçük olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Mia'nın film için biraz fazla küçük yaşta olduğunu göstermek üzere a bit + too ... for kullanarak cümleyi dört sözcükle tamamlayın: Mia is ____ the horror film.
Cevabı göster
a bit too young for
playing on the swing: play on + oyun parkı aracı
playing on the swing ifadesinde on, kişinin kullandığı oyun parkı aracını belirtir. İfadenin tamamı onun salıncağı kullandığı anlamına gelir; günlük İngilizcede bu eylem kısaca he is swinging diye de anlatılabilir. Genellenebilir kalıp play on + oyun parkı aracı biçimindedir; play on the slide ve play on the seesaw bunun örnekleridir. Bu kalıp, ismi oyun için kullanılan bir araç veya yüzey olarak sunar.
Alıştırma
play on + oyun parkı aracı kalıbını tamamlayın: The children are playing ____ the slide.
Cevabı göster
on
Here is Rebecca Rabbit with her little brother, Richard Rabbit. Anlatım akışı
0:50İşte Tavşan Rebecca ve küçük kardeşi, Tavşan Richard.
Here is ... with ...: bir kişiyi ve ona eşlik edeni tanıtmak
Here is + kişi, bir anlatıcı tarafından sahneye yeni çıkan birine dikkat çekmek için kullanılabilir. Bu nedenle Here is Rebecca Rabbit, Rebecca'yı hikâyenin odağına yerleştirir; Here is your book ifadesindeki bir şeyi sunma anlamında değildir. Ardından with + kişi bir eşlikçi ekler: Tanıtılan ana kişi Rebecca'dır ve küçük erkek kardeşi onunla birlikte görünür. Virgülden sonraki Richard Rabbit adı, bu kardeşin kim olduğunu belirtir.
Alıştırma
Maya ve arkadaşı Leo sahneye yeni çıktı. Anlatıcının cümlesini Here is + kişi + with + eşlikçi kalıbıyla tamamlayın: ____ Maya with her friend Leo.
Cevabı göster
Here is
Can I come on ... too?: katılmak için izin isteme
Can I ...? izin istemek için kullanılır. Burada come on the roundabout, dönen oyun aracına binip etkinliğe katılmak anlamına gelir; sondaki too ise başkalarının zaten katıldığını ve konuşanın da onlara katılmak istediğini gösterir. Can I + eylem + too? kalıbını, bir etkinliğe dahil olmak için kibarca izin isterken kullanabilirsiniz. Bu cümledeki come on, tek başına kullanılan ve «acele et» anlamına gelen Come on! ünlemi değildir.
Alıştırma
Kibar isteği Can I ... too? kalıbıyla tamamlayın: ____ play this game ____?
Cevabı göster
Can I · too
Hop on: binmek için samimi bir davet
Hop on, günlük konuşmada «bin» demenin samimi ve hareketli bir yoludur. Burada Rebecca'yı dönen oyun aracına binip oyuna katılmaya davet eder. Hop hâlâ hızlı ve hafif bir hareket hissi verir, ancak kişinin gerçekten zıplaması gerekmez. Bir taşıta, eğlence aracına, bisiklete veya benzer bir şeye binmek anlamına geldiğinde hop on ifadesini bir bütün olarak düşünün.
Alıştırma
«Bin» anlamına gelen ve Hop ile başlayan, bu dersteki iki kelimelik ifadeyi kullanın: There is room on the sled. ____, Mia.
Cevabı göster
Hop on
really, really fast: tekrarla vurgu yapma
Burada really, fast sözcüğünü güçlendirir. really, really fast şeklindeki tekrar, “çok, çok hızlı” gibi daha güçlü bir vurgu yaratır ve heyecanı da göstermeye yardımcı olur. Gündelik konuşmada bir sıfatın veya zarfın önünde really sözcüğünü tekrarlamak, derecesini artırmanın basit bir yoludur: really, really good; really, really slowly. Bu tekrar bilinçli bir vurgudur, dil bilgisi hatası değildir.
Alıştırma
Güçlü vurgu yapmak için really sözcüğünü iki kez kullanın: The puppy is ____, ____ cute!
Cevabı göster
really · really
Richard Rabbit wants to go on the roundabout too.
1:08Tavşan Richard da atlıkarıncaya binmek istiyor.
if ... it means ...: koşulu sonuca bağlama
if yan cümlesi olan if Richard gets on, gerçekleşmesi mümkün bir koşul sunar. Ardından it means, bu koşulun sonucunu açıklar: grup hızlı gidemez. Buradaki means bir sözcüğün tanımını vermek için kullanılmaz; “sonucu şudur” veya “şunu gösterir” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp If + geniş zaman, it means + sonuç şeklindedir. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşuldan söz ederken İngilizcede if yan cümlesinde genellikle will get değil, gets gibi geniş zaman kullanılır.
Alıştırma
Koşul-sonuç kalıbını if ve means ile tamamlayın: ____ Mia joins us, it ____ we need one more chair.
Cevabı göster
If · means
play with George: bir kişiyle birlikte oynamak
play with George ifadesinde with, Richard'ın birlikte oynayacağı kişiyi belirtir. Bu ifade Richard ve George'un birlikte oynadığı anlamına gelir; Richard'ın George'u oyuncak gibi kullandığı anlamına gelmez. Edatı seçerken play sözcüğünden sonra ne geldiğine bakılır. Oyun arkadaşı olan bir kişi için play with + kişi, üzerinde oynanan bir oyun parkı aracı içinse play on + araç kullanılır; örneğin play on the slide. Play with + oyuncak da bir oyuncağı kullanarak oynamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo ile kuzeninin okuldan sonra birlikte oynadığını anlatır?
- Leo likes to play at his cousin after school.
- Leo likes to play on his cousin after school.
- Leo likes to play with his cousin after school.
Cevabı göster
Leo likes to play with his cousin after school.
Richard, would you like to play with George? Ton ve niyet
1:19Richard, George ile oynamak ister misin?
Would you like to ...?: nazik bir davette bulunmak
Would you like to + fiilin yalın biçimi...? bir kişinin bir şey yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar. Burada Richard, George'la oynamaya yumuşak bir şekilde davet edilir ve evet ya da hayır deme özgürlüğü korunur. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez. Soruyu yumuşatır; bu nedenle davet Do you want to...? ifadesinden daha az doğrudan duyulur.
Alıştırma
Daveti Would you like to ...? ile tamamlayın: ____ draw a picture with me?
Cevabı göster
Would you like to
George has a dinosaur just like yours. Kalıp ifadeler
1:23George'un da tıpkı seninki gibi bir dinozoru var.
just like yours: benzerlik ve tek başına kullanılan iyelik zamiri
just like yours ifadesinde just like, “aynı veya çok benzer” anlamına gelir. Burada yours, your dinosaur ifadesinin yerine geçer; böylece konuşmacı isim tekrar etmeden iki dinozoru karşılaştırır. Yours, hangi şeyden söz edildiği bağlamdan anlaşıldığında tek başına kullanılabilen bir iyelik zamiridir.
Alıştırma
'your red bicycle' ifadesinin yerine geçen iyelik zamiriyle cümleyi tamamlayın: My bicycle is red, just like ____.
Cevabı göster
yours
go and see: bakmak için bir yere gitmek
Go and see, bir yere gitme hareketini ardından gelen eyleme bağlar. Bir yere gidip bakmak veya durumu öğrenmek anlamına gelir. Let's go and see ifadesinde konuşmacı, birini birlikte gidip bakmaya davet eder. Go and yapısından sonra gelen fiil yalın hâlde kullanılır: go and see, go and ask veya go and check.
Alıştırma
see fiilini kullanarak cümleyi go and + yalın fiil yapısıyla tamamlayın: I heard something outside. Let's ____.
Cevabı göster
go and see
the same age as: iki kişinin aynı yaşta olduğunu söylemek
İki kişinin veya nesnenin belirli bir yönden aynı olduğunu söylemek için the same + isim + as kalıbını kullan. the same age as George ifadesinde age karşılaştırılan özelliğin yaş olduğunu gösterir; as ise karşılaştırma yapılan kişi olan George'u tanıtır. Kalıptaki the sözcüğünü koru: the same age as. age yerine size veya colour gibi başka bir isim getirirken the same ... as yapısını kullanmaya devam edebilirsin.
Alıştırma
the same + age + as kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamla: Mia is ____ her brother.
Cevabı göster
the same age as
George and Richard do not want to share their dinosaurs. Dilbilgisi
1:47George ve Richard dinozorlarını paylaşmak istemiyorlar.
do not want to share: birinin paylaşmak istemediğini söylemek
Çoğul bir özneyle ve özne I ya da you olduğunda, bir şeyi yapma isteğinin bulunmadığını söylemek için do not want to + fiilin yalın hâli yapısını kullan. George and Richard iki kişiyi belirtir; bu yüzden do not, ardından want to ve fiilin yalın hâli share kullanılır. Burada share, başka birinin de oyuncakları kullanmasına veya onlarla oynamasına izin vermek demektir. Oyuncakları tamamen başkasına vermek ya da sosyal medyada içerik yayımlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
want to yapısının kısaltılmamış olumsuz biçimini ve share fiilini kullan: The children ____ their crayons.
Cevabı göster
do not want to share
George, it will be much more fun if you share. Dilbilgisi
1:51George, paylaşırsan çok daha eğlenceli olur.
much more fun if ...: karşılaştırmayı güçlendirmek ve koşul belirtmek
more fun, bir şeyin daha eğlenceli olduğunu söyleyen karşılaştırma biçimidir. much, farkı güçlendirmek için karşılaştırmanın önüne gelir: much more fun, 'çok daha eğlenceli' demektir. Burada much karşılaştırmayı güçlendirir; 'çok sayıda şey' anlamına gelmez. if you share, daha iyi sonuca götürecek koşulu belirtir. Konuşan kişi bu olumlu sonucu söyleyerek doğrudan emir vermek yerine paylaşmak için nazik bir neden sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede much karşılaştırmanın önüne doğru biçimde gelir ve if daha iyi sonucun koşulunu belirtir?
- The activity will be much more fun if everyone joins in.
- The activity will be much fun more if everyone joins in.
- The activity will be more much fun if everyone joins in.
Cevabı göster
The activity will be much more fun if everyone joins in.
really nice of George: birinin davranışını övmek
That was really nice of George cümlesinde That, George’un az önce yaptığı bir şeye gönderme yapar. nice of + kişi, o kişinin davranışının nazik ya da düşünceli olduğunu söyler; kişinin görünüşünü anlatmaz. really övgüyü güçlendirir. It/That is ya da was + nice of + kişi kalıbını kullan. Yapılan davranış henüz açık değilse to + fiil ekle: It was nice of George to share.
Alıştırma
Maya, Leo’nun çantasını onun için taşıdı. Hangi cümle Maya’nın davranışını en doğrudan över?
- Leo was really nice to Maya.
- That was really nice of Maya.
- Maya's bag looked really nice.
Cevabı göster
That was really nice of Maya.
does not like sharing: does not + fiilin yalın hâli ve like + fiil-ing
Does not like, George gibi üçüncü tekil şahıs bir özneyle kullanılan geniş zamanın olumsuz biçimidir. Zaman ve özne uyumunu does gösterdiği için like yalın hâlde kalır: does not like denir, does not likes denmez. Like sharing ifadesinde sharing bir isim-fiildir: -ing biçimi, George’un sevmediği paylaşma eylemini adlandırır. Burada şimdiki zamanın devam eden yapısı değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + does not like + fiil-ing şeklindedir.
Alıştırma
Leo’nun paylaşmayı sevmediğini anlatmak için does not like + fiil-ing kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Leo ____ his toys.
Cevabı göster
does not like sharing
Richard, let George hold the dinosaurs now. Dilbilgisi
2:05Richard, bırak dinozorları şimdi George tutsun.
let George hold: let + kişi + fiilin yalın hâli
let George hold, let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada let, birinin bir şey yapmasına izin vermek ya da ona bunu yapma fırsatı vermek anlamındadır. Bu nedenle hold önüne to gelmez ve hold -s almaz: let George hold denir; let George to hold veya let George holds denmez. Bu cümlede hold, bir şeyi elde tutmak anlamındadır. Konuşan kişi Richard’a, dinozorlarla oynama sırasını George’a vermesini söylüyor.
Alıştırma
Let, Nina ve hold sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Please ____ the map for a moment.
Cevabı göster
let Nina hold
Olumsuz yan cümlenin sonunda either
Burada either, “o da ... değil” ya da “o da ... yapmıyor” anlamını verir. Önceki olumsuz ifade Richard için de geçerlidir: George gibi Richard da paylaşmayı sevmiyor. Bu kullanımda either genellikle olumsuz yan cümlenin sonunda yer alır: özne + yardımcı fiil + not + ... + either. Burada “iki seçenekten herhangi biri” anlamına gelmez.
Alıştırma
Olumsuz cümleyi, cümle sonunda kullanılan ve “o da değil” anlamı veren standart sözcükle tamamlayın: I don't enjoy crowded places, and my brother doesn't ____.
Cevabı göster
either
What's all this crying about?: ağlamanın nedenini sormak
What's all this crying about? ağlamanın nedenini sorar; yaklaşık olarak“What has happened?” veya “Why is everyone crying?” anlamındadır. Ağlamanın hangi konu hakkında olduğunu sormaz. What's all this + etkinlik veya gürültü + about? kalıbı, dikkat çeken bir durumu açıklama gerektiren bir şey olarak gösterir. Burada cümle sonundaki about, durumun arkasındaki nedeni belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede konuşan kişi esas olarak neyi soruyor?
- Ağlamayı kimin duyabildiğini.
- Ağlama hakkındaki bir hikâyenin hangi konuyu ele aldığını.
- Ağlamanın neden olduğunu ve ne yaşandığını.
Cevabı göster
Ağlamanın neden olduğunu ve ne yaşandığını.
George and Richard always cry when they play together. Dilbilgisi
2:17George ve Richard birlikte oynadıklarında hep ağlıyorlar.
always cry when they play together: when ile tekrarlanan durum
always cry, tek seferlik bir olayı değil, tekrarlanan bir durumu anlatmak için geniş zaman kullanır. Konuşan kişi, onların birlikte oynadıkları her seferde ağladığını söyler. when they play together, ağlamanın gerçekleştiği tekrarlanan durumu gösteren bir when yan cümlesidir. Buradaki when, whenever sözcüğüne yakındır ve “her birlikte oynadıklarında” anlamı verir.
Alıştırma
Koşul her gerçekleştiğinde tekrarlanan bir tepkiyi anlatan cümleyi seçin.
- Leo is always laugh when he hears that song.
- Leo always laughed when he hears that song.
- Leo always laughs when he hears that song.
Cevabı göster
Leo always laughs when he hears that song.
just too little to play properly: düzgün oynayamayacak kadar küçük
just too little to play properly ifadesi too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Yaşlarının, fiziksel boyutlarının veya gelişim düzeylerinin düzgünce oynayabilmek için yeterli olmadığını ve bu nedenle eylemin ciddi biçimde sınırlı kaldığını anlatır. Buradaki little, çocukların çok küçük, çok genç veya yeterince gelişmemiş olmasını anlatır. Properly “tatmin edici ya da uygun bir şekilde” demektir. Just ise konuşanın sonucunu “sadece” veya “gerçekten” anlamıyla güçlendirir.
Alıştırma
too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The box is too heavy lifting alone.
- The box is so heavy to lift alone.
- The box is too heavy to lift alone.
Cevabı göster
The box is too heavy to lift alone.
Can you two big girls teach them to play together? Dilbilgisi
2:25Siz iki büyük kız onlara birlikte oynamayı öğretebilir misiniz?
teach them to play together: teach + kişi + to + fiil
teach them to play together ifadesinde teach fiilinden sonra öğrenen kişileri gösteren them, ardından to + fiilin yalın hâli olan to play gelir. teach someone to do something, birine bir eylemi nasıl yapacağını öğretmek anlamına gelen ve başka durumlarda da kullanılabilen bir kalıptır. Buradaki them, iki büyük kızı değil, daha küçük iki çocuğu gösterir. Together, çocukların birbirleriyle oynamalarının istendiğini anlatır.
Alıştırma
Parantezdeki kelimeleri ve teach someone to do something kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo does not know how to swim. Can you ____? (teach / him / swim)
Cevabı göster
teach him to swim
help them make sandcastles: help + kişi + fiilin yalın hâli
help them make sandcastles ifadesinde help fiilinden sonra yardımı alan kişileri gösteren them ve fiilin yalın hâli make gelir. help someone do something kalıbı, birinin bir işi yapmasını kolaylaştırmak veya o işe onunla birlikte katılmak anlamına gelir. help someone to do something da denebilir; help sonrasında to isteğe bağlıdır. to kullanılmayan biçim günlük İngilizcede çok yaygındır. Burada make sandcastles, kumdan kaleler yapmak demektir.
Alıştırma
Parantezdeki kelimeleri ve to olmadan help + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: This box is heavy. Can you ____ it upstairs? (help / me / carry)
Cevabı göster
help me carry
sandpit: çocukların kum oyun alanı için kullanılan Britanya İngilizcesi sözcüğü
Bu cümlede sandpit, çocukların kumu kazabildiği, oynayabildiği ve kumdan kaleler yapabildiği, kumla doldurulmuş bir oyun alanıdır. Oyun parkında veya bahçede bulunan bir alandır; içinde kum olan herhangi bir çukur değildir.
Alıştırma
Çocukların kum oyun alanı için Britanya İngilizcesinde yaygın olarak kullanılan sözcük hangisidir?
- sandbox
- sandpit
- playground
Cevabı göster
sandpit
George, Richard, today we are going to make sandcastles. Dilbilgisi
2:41George, Richard, bugün kumdan kaleler yapacağız.
are going to make: planlanmış bir etkinliği duyurmak
Are going to make, bir planı veya yapılması düşünülen bir etkinliği anlatmak için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada are, we öznesiyle uyumludur; make ise going to'dan sonra yalın hâlde kalır. Konuşan kişi grubun bugün yapmayı planladığı şeyi duyuruyor. Going to burada hareket bildirmez; çünkü ardından bir varış yeri değil, eylem fiili make gelir.
Alıştırma
Duyurulan planı be going to kullanarak tamamlayın: Today we ____ make paper boats.
Cevabı göster
are going to
İlk adımı belirten "First,"
Başta kullanılan First, bu eylemin sıralı bir sürecin ilk adımı olduğunu gösterir. Bilgiyi düzenler ve dinleyeni then veya next gibi sözcüklerle belirtilebilecek sonraki adımlara hazırlar. Burada first sıralamayı belirtir. Kovaları doldurmanın en hızlı veya en önemli eylem olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk adımı belirten sözcükle sıralamayı tamamlayın: ____, wash the apples. Then cut them into pieces.
Cevabı göster
First
"fill the buckets with sand" ve fill + kap + with + içerik yapısı
Fill the buckets with sand, kovaları dolana kadar içlerine kum koymak anlamına gelir. Yapı fill + kap + with + içerik şeklindedir. fill'den sonra kap, with'ten sonra kabın içine konan şey gelir. Burada the buckets kapları, sand ise içeriği gösterir; yani with bir aracı değil, kaba konan maddeyi tanıtır.
Alıştırma
fill + kap + with + içerik yapısının gerektirdiği edatla cümleyi tamamlayın: Please fill the bottle ____ water.
Cevabı göster
with
We turn the buckets over and give them a little tap. Notlar
2:53Kovaları ters çeviriyoruz ve hafifçe vuruyoruz.
turn the buckets over: kovaları ters çevirmek
Bu cümlede turn the buckets over, kovaları ağızları aşağı bakacak şekilde ters çevirmek anlamına gelir. Over, nesnenin karşı yüzüne ya da ters yöne dönmesini gösterir; burada 'bitmiş' anlamına gelmez. Turn over, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem turn the buckets over hem de turn over the buckets kullanılabilir. Nesne bir zamirse turn ile over arasına gelir: turn them over denir, turn over them denmez.
Alıştırma
Yönergeyi turn over ve it zamiriyle tamamlayın: The pancake is cooked on one side. ____ so the other side can cook.
Cevabı göster
Turn it over
give them a little tap: onlara hafifçe bir kez vurmak
Bu cümlede give them a little tap, kovalara bir kez hafifçe vurmak anlamına gelir. Them, the buckets ifadesine gönderme yapar; a little ise hareketin hafif ve kısa olduğunu gösterir. Burada tap, hafif bir vuruş demektir; musluk veya ekrana dokunma anlamında değildir. give + nesne + a/an + eylem adı kalıbı, hareketi tek ve kısa bir olay olarak sunar: give it a push, give her a call veya give the box a shake. Nesne, eylem adından önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi give, it ve a little push ifadelerini doğal sıraya koyarak tamamlayın: The door is stuck, so ____.
Cevabı göster
give it a little push
has made a sandcastle: şimdi önemli olan tamamlanmış bir sonuç
Has made, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı made. Richard'ın kumdan kaleyi tamamladığını ve tamamlanmış sonucun şu anda önemli olduğunu anlatır; kale sahnede görülebilir. Richard gibi üçüncü tekil şahıs öznelerle has kullanılır. Made, make fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Görülebilen mevcut sonucu vurgulamak için cümleyi build fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Look! Sam ____ a tower, and it is standing on the table now.
Cevabı göster
has built
Hey, Presto!: sihirbazlık tarzında eğlenceli bir gösterim
Hey, presto!, bir sonuç aniden ortaya çıktığında veya sihir yapılmış gibi gösterildiğinde kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada şaşkınlık ve eğlenceli bir gösteri havası katar; anlamı “Bak, işte burada!” ifadesine yakındır. Bu ifadede Presto bir kişinin adı değildir. İki sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi tek bir tepki olarak anlayın.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle sihirbazlık tarzındaki eğlenceli gösterimi tamamlayın: ____! The scarf has become a flower.
Cevabı göster
Hey presto
Sonuç bildiren You see,
Cümlenin başındaki You see, konuşanın dinleyicinin anlamasını istediği bir açıklamayı ya da sonucu sunar. Burada daha önce olanları, birlikte oynamanın eğlenceli olduğu sonucuna bağlar. İletiyi düzenler; birine yalnızca gözleriyle bakmasını söylemez.
Alıştırma
'You see, the map shows a shorter route.' cümlesinde You see, ne işe yarar?
- Konuşanın dinleyiciye anlatmak istediği bir noktayı sunar.
- Dinleyicinin net görüp görmediğini sorar.
- Dinleyiciye bir şeye bakmasını söyler.
Cevabı göster
Konuşanın dinleyiciye anlatmak istediği bir noktayı sunar.
playing together is fun: özne görevinde gerund öbeği
playing together is fun cümlesinde playing together, özne görevindeki bir gerund öbeğidir. Birlikte oynama etkinliğini tek bir şey olarak adlandırır. Önünde herhangi bir be biçimi bulunmadığı için playing burada şimdiki zamanın sürekli biçiminin parçası değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp doing something + be + adjective şeklindedir. Bir etkinliğin eğlenceli, yararlı veya zor olup olmadığı gibi genel değerlendirmeler yapmayı sağlar.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri özne görevinde bir gerund öbeğine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: (read before bed) ____ is relaxing.
Cevabı göster
Reading before bed
Oh dear: küçük bir soruna yumuşak tepki
Oh dear, küçük bir sorun, hayal kırıklığı ya da kaygı fark edildiğinde kullanılan kalıplaşmış ve yumuşak bir ünlemdir. Burada oyunun kötü gitmesine tepki verirken kimseyi sertçe suçlamaz. Bu ifadede dear birine hitap etme biçimi değildir. Oh dear kalıbını yaklaşık olarak “Ne yazık” veya “Bu üzücü” anlamına gelen tek bir tepki olarak düşünün.
Alıştırma
Hangi durumda Oh dear demek en uygundur?
- Bir iş e-postasında tanımadığın bir kişiye resmî biçimde hitap edersin.
- Küçük bir pasta tabaktan düşer ve hafif bir hayal kırıklığıyla tepki verirsin.
- Yangın nedeniyle herkesi binayı derhâl terk etmeleri için uyarman gerekir.
Cevabı göster
Küçük bir pasta tabaktan düşer ve hafif bir hayal kırıklığıyla tepki verirsin.
has not gone very well: şu ana kadarki ilerlemeyi değerlendirmek
go well, bir etkinliğin, faaliyetin veya planın başarıyla ilerlemesi ya da iyi sonuç vermesi demektir; buradaki go fiziksel hareketi anlatmaz. has not gone very well, oyunun şu ana kadar başarısız olduğunu veya zorluklarla karşılaştığını söyler. has not gone, present perfect yapıdadır: oyunun önceki gidişatını şu anda görülen sonuçla bağlar. not very well, badly ifadesinden daha yumuşak bir değerlendirmedir; bu nedenle daha az sert duyulabilir.
Alıştırma
Hangi cümle toplantının şu ana kadar başarısız olduğunu veya zorluklarla karşılaştığını doğal biçimde anlatır?
- The meeting has not started yet.
- The meeting went very well.
- The meeting has not gone very well.
Cevabı göster
The meeting has not gone very well.
your brother's fault: sorumluluğu birine yüklemek
your brother's fault ifadesinde iyelik yapısı your brother's, sorumlu tutulan kişiyi belirtir; fault ise yanlış giden bir şeyin sorumluluğu anlamına gelir. It was someone's fault kalıbının tamamı, geçmişteki bir sorun için birine sorumluluk yükler. Bu kalıp sorumluluğu kabul etmek veya birini sorumluluktan çıkarmak için de kullanılabilir: It was my fault suçu kabul ederken It wasn't your fault karşıdaki kişinin sorumlu olmadığını söyler.
Alıştırma
Sorumluluğu kabul etmek için cümleyi be someone's fault kalıbıyla tamamlayın: I deleted the file by mistake. It was ____.
Cevabı göster
my fault
Your brother broke my brother's sandcastle first.
3:33Önce senin kardeşin benim kardeşimin kumdan kalesini bozdu.
Now, now: nazikçe araya girip sakinleştirmek
Tekrarlanan Now, now burada şimdiki zamana gönderme yapmaz; kalıplaşmış bir konuşma ünlemidir. Üzgün veya tartışmakta olan kişilerin sözünü nazikçe keser ve yaklaşık olarak “Sakin olun” ya da “Bu kadarı yeter” anlamına gelir. Tekrar, konuşanın iletişimin kontrolünü almasını sağlarken araya girişi yumuşatabilir. Ardından genellikle daha sakin bir yönlendirme veya anlaşmazlığı çözme girişimi gelir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Resmî bir şikâyet sırasında bir müşteri, tanımadığı bir yetişkine "Now, now. Let's settle down," diyor.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
you two big girls are meant to be teaching Richard and George to play nicely together. Notlar
3:38siz iki büyük kız Richard ve George'a güzelce oynamayı öğretecektiniz.
are meant to be teaching: şu anda sürüyor olması beklenen bir eylem
Be meant to do burada, bir rol veya düzenleme nedeniyle birinden bir şeyi yapmasının beklendiği ya da istendiği anlamına gelir. “Bir şeyi ifade etmeyi amaçlamak” anlamına gelmez. Are meant to be teaching ifadesindeki be teaching, beklenen eylemi devam eden bir eylem olarak gösterir: öğretme işi şu anda yapılıyor olmalıdır. Görev yapılmıyorsa bu cümle genellikle hafif eleştiri içeren bir hatırlatma gibi duyulur.
Alıştırma
Hatırlatma cümlesini be meant to be + -ing yapısı ve help fiiliyle tamamlayın: You ____ your little brother right now.
Cevabı göster
are meant to be helping
play nicely together: dostça bir şekilde birlikte oynamak
Play nicely together, aynı oyuna dostça ve iş birliği içinde katılmak anlamına gelir. Nicely görünüşü değil; paylaşmak, sırayla oynamak ve kavga etmemek gibi davranış biçimlerini anlatır. Play together yalnızca çocukların aynı etkinliğe katıldığını söyler. Nicely eklendiğinde iyi davranmak da isteğin bir parçası olur.
Alıştırma
Ebeveynin isteğini, dersteki “dostça ve iş birliği içinde oynamak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Please ____ while I make dinner.
Cevabı göster
play nicely together
big girls: yaşça daha büyük ve daha olgun kız çocukları
Bu çocuk bağlamında big girls, iri yapılı kızları değil, kendilerini yaşça daha büyük ve daha olgun gören kızları ifade eder. Buradaki big yaş, olgunluk veya bağımsızlığı anlatır. We're big girls diyerek konuşanlar, küçük çocukların yapamayabileceği şeyleri yapabilecek durumda olduklarını gösterir. big kelimesinin bu kullanımı, çocukların daha sorumlu bir rol üstlendiklerini vurgulamalarına yardımcı olur.
Alıştırma
Bir çocuk konuşmasında We're big girls en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak diğer bütün kızlardan daha büyüktürler.
- Yaşça daha büyük veya daha olgun çocuklardır.
- Onlar artık yetişkindir.
Cevabı göster
Yaşça daha büyük veya daha olgun çocuklardır.
and George and Richard are too little to play together properly.
3:46George ve Richard ise birlikte düzgün oynamak için çok küçükler.
I've got an idea: yeni bir fikir veya çözüm sunmak
I've got an idea, yeni bir düşünceyi, planı veya çözümü açıklamadan önce duyurmanın doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur. Burada I've got, I have anlamına gelir; got geçmişte bir şeyi alma eylemini anlatmaz. Bu cümle konuşmayı da düzenler: konuşanın birazdan bir öneri sunacağını bildirir. Tek başına söylenebilir ve ardından fikir açıklanabilir.
Alıştırma
Bir çözümü duyurmak için kullanılan hedef ifadeyle konuşma cümlesini tamamlayın: ____. We can use the empty box as a table.
Cevabı göster
I've got an idea
George, what's your most favorite thing in the whole playground? Kelime
3:53George, tüm oyun parkında en sevdiğin şey ne?
most favorite thing: resmî olmayan vurgu ve standart İngilizce
Bu soruda most favorite thing, “en çok sevdiğin şey” anlamına gelir. Eklenen most, “hepsinden daha çok sevdiğin” gibi duygusal bir vurgu katar; yeni bir dil bilgisel derece oluşturmaz. Favorite zaten normalde “en çok sevilen” anlamını taşıdığı için standart İngilizcede genellikle favorite thing denir. the thing you like most da standart bir seçenektir.
Alıştırma
Tarafsız ve standart İngilizce için en uygun cümle hangisidir?
- What is your favorite game?
- What is your more favorite game?
- What is your most favorite game?
Cevabı göster
What is your favorite game?
It is a bit difficult to play on a seesaw on your own. Notlar
4:07Tahterevallide tek başına oynamak biraz zordur.
a bit difficult to play: difficult to do ifadesini yumuşatmak
Burada difficult to play, zor olan eylemi belirtmek için bir sıfattan sonra to ile mastar kullanır: tahterevalliye tek başına binmek. Kalıp be + difficult + to + fiil şeklindedir. A bit, difficult sözcüğünü niteler ve olumsuz değerlendirmeyi daha yumuşak gösterir. Zorluğun az olduğunu belirtebilir; ancak konuşmada zorluğu tam olarak ölçmekten çok mesajı yumuşatma görevi de görebilir.
Alıştırma
Cümleyi a bit ve difficult + to ile mastar kalıbını kullanarak tamamlayın: Without a map, this trail is ____ follow.
Cevabı göster
a bit difficult to
on your own: tek başına veya yardım almadan
On your own, “tek başına” veya “yardım almadan” anlamına gelir. Bu cümlede tahterevalli için başka bir kişi gerektiğinden, yanında kimse olmadan oynamayı ifade eder. Yapı on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my own, on her own veya on their own. Buradaki own, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; “sahip olmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik + own yapısıyla tamamlayın: Nobody helped Mia; she made the card ____.
Cevabı göster
on her own
Look, George and Richard are playing together. Notlar
4:21Bakın, George ve Richard birlikte oynuyorlar.
Look: dikkati yeni bilgiye yöneltmek
Bu cümlenin başındaki Look, dikkat çekme işareti olarak kullanılır. Dinleyiciden o anda olan şeyi fark etmesini ister; cümlenin geri kalanı da yeni bilgiyi verir. Bu, yalnızca gözlerini bir yöne çevir anlamında güçlü bir emir değildir. Dostça bir konuşmada “şuna bak” gibi çalışarak konuşanın yeni veya şaşırtıcı bir değişikliği sunmasına yardımcı olabilir.
Alıştırma
“Look, the bus is here!” cümlesindeki Look sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Konuşanın otobüsü aradığını söyler.
- Dinleyicinin dikkatini yeni duruma yöneltir.
- Dinleyiciden look sözcüğünü açıklamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyicinin dikkatini yeni duruma yöneltir.
are playing together: şu anda gerçekleşen bir eylem
are playing together ifadesinde are + playing, şimdiki zaman yapısıdır. George ve Richard'ın o anda eylemin içinde olduğunu ve konuşanın görülen duruma dikkat çektiğini gösterir. Together, iki çocuğun aynı etkinliğe birlikte katıldığını belirtir. Çoğul bir özneyle özne + are + fiil-ing yapısı kullanılır. Bu yapı alışkanlığı değil, şu anda devam eden bir eylemi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi play fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The children ____ together right now.
Cevabı göster
are playing