George'un Arkadaşı 🐷🐰 @PeppaPigOfficial - Altyazılı Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
434 kelime 139 kel/dk

Video açıklaması: Peppa ve arkadaşları, George ile Richard’ın paylaşmayı ve uyum içinde oynamayı öğrenmelerine yardım eder. Dinozor oyuncakları yüzünden tartışıp kumdan kaleleri bozduktan sonra iki çocuk, tahterevallinin tam da birlikte kullandıkları için eğlenceli olduğunu keşfeder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a bit too little for the roundabout. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: too + sıfat + for + isim yapısının bir kişi ya da şeyin etkinliğe uygun olmadığını, a bit ifadesinin ise değerlendirmeyi yumuşattığını anlayabilirsiniz. Bu kalıbı, bir çocuğun bir film için fazla küçük veya bir oyuncak için yeterince büyük olmadığını aşırı sert görünmeden belirtmek üzere uyarlayabilirsiniz. 2. give them a little tap. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Küçük ve kısa bir hareketi anlatan doğal give + nesne + a + eylem adı kalıbını tanıyabilirsiniz. Kumdan kale yaparken kovalara hafifçe vurmayı anlatmanıza ve bir şeyi hafifçe itmek ya da birini telefonla aramakla ilgili benzer ifadeler kurmanıza yardımcı olur. 3. on your own. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bu yaygın ifadeyi tek başına veya başkasının yardımı olmadan anlamında kullanabilirsiniz. Sahnede iki kişi için tasarlanmış bir tahterevalliyi yalnız kullanmanın neden zor olduğunu açıklar; ayrıca bir işi kendi başına yapma, bağımsız çalışma veya yalnız yaşama bağlamlarına doğal biçimde aktarılabilir.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George. Dilbilgisi

0:04

Bu benim küçük kardeşim George.

Dilbilgisi

This is my little brother ... Küçük erkek kardeşi tanıtmak

This is + bir kişi, yanında bulunan ya da gösterilen birini tanıtmak için kullanılır. Bu cümlede my little brother, George'un konuşan kişiyle ilişkisini belirtir: George konuşan kişinin yaşı daha küçük erkek kardeşidir. little burada fiziksel olarak küçük olmayı değil, kardeşler arasındaki yaş sırasını anlatır. Yapı This is my friend veya This is my teacher şeklinde değiştirilebilir.

Alıştırma

Tanıtma cümlesini tamamlayın: ____ my cousin, Lily.

Cevabı göster

This is

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:09

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:13

Peppa Pig.

George's friend.

0:18

George'un arkadaşı.

Peppa and her friends are at the playground. Kalıp ifadeler

0:20

Peppa ve arkadaşları oyun parkında.

Kalıp ifadeler

at the playground ... Genel etkinlik yerini belirtmek

At the playground, çocukların bulunduğu veya vakit geçirdiği genel yeri anlatır. At, onların nerede olduğu sorusuna genel bir cevap verir ve oyun alanının içindeki belirli bir noktayı belirtmez. Bu ifade çocukların tek bir noktada durduğu anlamına gelmez. Oyun alanını etkinliğin gerçekleştiği yer olarak sunar; aynı yer bildirme biçimi at school ve at the park ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Bir anlatıcı çocukların yalnızca genel konumunu belirtiyor ve oyun alanını etkinlik yeri olarak sunuyor. İç kısmı, yüzeyi veya belirli bir oyun aracını vurgulamıyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. The children are in the playground.
  2. The children are at the playground.
  3. The children are on the slide.
Cevabı göster

The children are at the playground.

Peppa, Suzy, and Danny are on the roundabout. Kelime

0:24

Peppa, Suzy ve Danny atlıkarıncada.

Kelime

on the roundabout: roundabout kelimesinin oyun parkı anlamı

Bu oyun parkı sahnesinde roundabout, çocukların binebildiği veya iterek döndürebildiği bir oyun aletidir. On the roundabout, çocukların bu aletin üzerinde oynadığını belirtir. Aynı kelimenin trafikle ilgili bir anlamı da vardır. Anlamı bağlama göre belirleyin: oyun parkıyla ilgili ipuçları oyun aletini; yollar, arabalar ve çıkışlarla ilgili ipuçları ise döner kavşağı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede roundabout bir oyun parkı aletini ifade eder?

  1. The children are playing on the roundabout at the playground.
  2. Take the second exit at the roundabout.
  3. Traffic is moving slowly around the roundabout.
Cevabı göster

The children are playing on the roundabout at the playground.

Are you all ready? Ton ve niyet

0:27

Hepiniz hazır mısınız?

Ton ve niyet

Are you all ready?: tüm grubun hazır olup olmadığını sormak

Are you all ready? bir gruptaki herkesin hazır olup olmadığını sorar. You bir kişiyi veya birden fazla kişiyi gösterebilir; bu nedenle all, tüm grubun kastedildiğini açıkça belirtir. Bu soruyu ortak bir etkinlik başlamadan hemen önce kullanın. Tek bir kişiyi öne çıkarmak yerine bütün grubun hazır olup olmadığını kontrol eder.

Alıştırma

Hangi soru bir gruptaki herkesin hazır olup olmadığını açıkça sorar?

  1. Are you ready?
  2. Are you all ready?
  3. Is everyone here?
Cevabı göster

Are you all ready?

Yes.

0:28

Evet.

Ready.

0:29

Hazırız.

Then let's go. Anlatım akışı

0:30

O zaman gidelim.

Anlatım akışı

Then let's go: then ile konuşmayı sonraki adıma taşımak

Burada then, herkesin hazır olduğunun az önce onaylanmasına gönderme yapar. “Buna göre” ya da “o hâlde” anlamına gelir; konuşan kişi önceki onayı harekete geçmek için gerekçe sayar. Then let's go, konuşmayı hazır olup olmadığını kontrol etme aşamasından etkinliği başlatma aşamasına taşır. Let's go grubu başlamaya davet ederken then bu daveti az önce onaylanan durumla bağlar; olayları yalnızca zaman sırasına dizmez.

Alıştırma

Herkes az önce hazır olduğunu onayladı. Then let's go cümlesindeki then hangi işlevi görür?

  1. Herkesin hazır olup olmadığını sorar.
  2. İki olayı basit bir zaman sırasına dizer.
  3. Önceki onayı bir sonraki eyleme geçme gerekçesi olarak kullanır.
Cevabı göster

Önceki onayı bir sonraki eyleme geçme gerekçesi olarak kullanır.

George is a bit too little for the roundabout. Dilbilgisi

0:42

George atlıkarınca için biraz fazla küçük.

Dilbilgisi

a bit too little for ...: too ... for yargısını yumuşatmak

a bit too + sıfat + for + isim kalıbı, bir özelliğin for sonrasında belirtilen kişi, etkinlik veya şey için uygun aralığın dışında kaldığını anlatır. Too, “uygun değil” sonucunu ima eder; a bit yargıyı biraz yumuşatır ama ortadan kaldırmaz. Çocuklardan söz edilen bu bağlamda little öncelikle young, yani yaşı küçük olarak anlaşılır. Bu nedenle George'un dönen oyuncağa binmek için fazla küçük yaşta olduğu söylenir; cümle yalnızca fiziksel olarak küçük olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Mia'nın film için biraz fazla küçük yaşta olduğunu göstermek üzere a bit + too ... for kullanarak cümleyi dört sözcükle tamamlayın: Mia is ____ the horror film.

Cevabı göster

a bit too young for

He is playing on the swing. Kalıp ifadeler

0:44

O salıncakta oynuyor.

Kalıp ifadeler

playing on the swing: play on + oyun parkı aracı

playing on the swing ifadesinde on, kişinin kullandığı oyun parkı aracını belirtir. İfadenin tamamı onun salıncağı kullandığı anlamına gelir; günlük İngilizcede bu eylem kısaca he is swinging diye de anlatılabilir. Genellenebilir kalıp play on + oyun parkı aracı biçimindedir; play on the slide ve play on the seesaw bunun örnekleridir. Bu kalıp, ismi oyun için kullanılan bir araç veya yüzey olarak sunar.

Alıştırma

play on + oyun parkı aracı kalıbını tamamlayın: The children are playing ____ the slide.

Cevabı göster

on

Here is Rebecca Rabbit with her little brother, Richard Rabbit. Anlatım akışı

0:50

İşte Tavşan Rebecca ve küçük kardeşi, Tavşan Richard.

Anlatım akışı

Here is ... with ...: bir kişiyi ve ona eşlik edeni tanıtmak

Here is + kişi, bir anlatıcı tarafından sahneye yeni çıkan birine dikkat çekmek için kullanılabilir. Bu nedenle Here is Rebecca Rabbit, Rebecca'yı hikâyenin odağına yerleştirir; Here is your book ifadesindeki bir şeyi sunma anlamında değildir. Ardından with + kişi bir eşlikçi ekler: Tanıtılan ana kişi Rebecca'dır ve küçük erkek kardeşi onunla birlikte görünür. Virgülden sonraki Richard Rabbit adı, bu kardeşin kim olduğunu belirtir.

Alıştırma

Maya ve arkadaşı Leo sahneye yeni çıktı. Anlatıcının cümlesini Here is + kişi + with + eşlikçi kalıbıyla tamamlayın: ____ Maya with her friend Leo.

Cevabı göster

Here is

Hello everyone.

0:54

Herkese merhaba.

Can I come on the roundabout too? Ton ve niyet

0:59

Ben de atlıkarıncaya gelebilir miyim?

Ton ve niyet

Can I come on ... too?: katılmak için izin isteme

Can I ...? izin istemek için kullanılır. Burada come on the roundabout, dönen oyun aracına binip etkinliğe katılmak anlamına gelir; sondaki too ise başkalarının zaten katıldığını ve konuşanın da onlara katılmak istediğini gösterir. Can I + eylem + too? kalıbını, bir etkinliğe dahil olmak için kibarca izin isterken kullanabilirsiniz. Bu cümledeki come on, tek başına kullanılan ve «acele et» anlamına gelen Come on! ünlemi değildir.

Alıştırma

Kibar isteği Can I ... too? kalıbıyla tamamlayın: ____ play this game ____?

Cevabı göster

Can I · too

Hop on, Rebecca. Öbek fiiller

1:02

Atla, Rebecca.

Öbek fiiller

Hop on: binmek için samimi bir davet

Hop on, günlük konuşmada «bin» demenin samimi ve hareketli bir yoludur. Burada Rebecca'yı dönen oyun aracına binip oyuna katılmaya davet eder. Hop hâlâ hızlı ve hafif bir hareket hissi verir, ancak kişinin gerçekten zıplaması gerekmez. Bir taşıta, eğlence aracına, bisiklete veya benzer bir şeye binmek anlamına geldiğinde hop on ifadesini bir bütün olarak düşünün.

Alıştırma

«Bin» anlamına gelen ve Hop ile başlayan, bu dersteki iki kelimelik ifadeyi kullanın: There is room on the sled. ____, Mia.

Cevabı göster

Hop on

Let's go really, really fast. Kalıp ifadeler

1:04

Hadi çok, çok hızlı gidelim.

Kalıp ifadeler

really, really fast: tekrarla vurgu yapma

Burada really, fast sözcüğünü güçlendirir. really, really fast şeklindeki tekrar, “çok, çok hızlı” gibi daha güçlü bir vurgu yaratır ve heyecanı da göstermeye yardımcı olur. Gündelik konuşmada bir sıfatın veya zarfın önünde really sözcüğünü tekrarlamak, derecesini artırmanın basit bir yoludur: really, really good; really, really slowly. Bu tekrar bilinçli bir vurgudur, dil bilgisi hatası değildir.

Alıştırma

Güçlü vurgu yapmak için really sözcüğünü iki kez kullanın: The puppy is ____, ____ cute!

Cevabı göster

really · really

Richard Rabbit wants to go on the roundabout too.

1:08

Tavşan Richard da atlıkarıncaya binmek istiyor.

Oh, if Richard gets on, Dilbilgisi

1:11

Oh, eğer Richard binerse,

it means we can't go fast.

1:13

bu hızlı gidemeyeceğimiz anlamına gelir.

Dilbilgisi

if ... it means ...: koşulu sonuca bağlama

if yan cümlesi olan if Richard gets on, gerçekleşmesi mümkün bir koşul sunar. Ardından it means, bu koşulun sonucunu açıklar: grup hızlı gidemez. Buradaki means bir sözcüğün tanımını vermek için kullanılmaz; “sonucu şudur” veya “şunu gösterir” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp If + geniş zaman, it means + sonuç şeklindedir. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşuldan söz ederken İngilizcede if yan cümlesinde genellikle will get değil, gets gibi geniş zaman kullanılır.

Alıştırma

Koşul-sonuç kalıbını if ve means ile tamamlayın: ____ Mia joins us, it ____ we need one more chair.

Cevabı göster

If · means

Richard can play with George. Kalıp ifadeler

1:16

Richard, George ile oynayabilir.

Kalıp ifadeler

play with George: bir kişiyle birlikte oynamak

play with George ifadesinde with, Richard'ın birlikte oynayacağı kişiyi belirtir. Bu ifade Richard ve George'un birlikte oynadığı anlamına gelir; Richard'ın George'u oyuncak gibi kullandığı anlamına gelmez. Edatı seçerken play sözcüğünden sonra ne geldiğine bakılır. Oyun arkadaşı olan bir kişi için play with + kişi, üzerinde oynanan bir oyun parkı aracı içinse play on + araç kullanılır; örneğin play on the slide. Play with + oyuncak da bir oyuncağı kullanarak oynamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo ile kuzeninin okuldan sonra birlikte oynadığını anlatır?

  1. Leo likes to play at his cousin after school.
  2. Leo likes to play on his cousin after school.
  3. Leo likes to play with his cousin after school.
Cevabı göster

Leo likes to play with his cousin after school.

Richard, would you like to play with George? Ton ve niyet

1:19

Richard, George ile oynamak ister misin?

Ton ve niyet

Would you like to ...?: nazik bir davette bulunmak

Would you like to + fiilin yalın biçimi...? bir kişinin bir şey yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar. Burada Richard, George'la oynamaya yumuşak bir şekilde davet edilir ve evet ya da hayır deme özgürlüğü korunur. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez. Soruyu yumuşatır; bu nedenle davet Do you want to...? ifadesinden daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Daveti Would you like to ...? ile tamamlayın: ____ draw a picture with me?

Cevabı göster

Would you like to

No.

1:22

Hayır.

George has a dinosaur just like yours. Kalıp ifadeler

1:23

George'un da tıpkı seninki gibi bir dinozoru var.

Kalıp ifadeler

just like yours: benzerlik ve tek başına kullanılan iyelik zamiri

just like yours ifadesinde just like, “aynı veya çok benzer” anlamına gelir. Burada yours, your dinosaur ifadesinin yerine geçer; böylece konuşmacı isim tekrar etmeden iki dinozoru karşılaştırır. Yours, hangi şeyden söz edildiği bağlamdan anlaşıldığında tek başına kullanılabilen bir iyelik zamiridir.

Alıştırma

'your red bicycle' ifadesinin yerine geçen iyelik zamiriyle cümleyi tamamlayın: My bicycle is red, just like ____.

Cevabı göster

yours

Let's go and see. Kalıp ifadeler

1:26

Hadi gidip bakalım.

Kalıp ifadeler

go and see: bakmak için bir yere gitmek

Go and see, bir yere gitme hareketini ardından gelen eyleme bağlar. Bir yere gidip bakmak veya durumu öğrenmek anlamına gelir. Let's go and see ifadesinde konuşmacı, birini birlikte gidip bakmaya davet eder. Go and yapısından sonra gelen fiil yalın hâlde kullanılır: go and see, go and ask veya go and check.

Alıştırma

see fiilini kullanarak cümleyi go and + yalın fiil yapısıyla tamamlayın: I heard something outside. Let's ____.

Cevabı göster

go and see

Richard Rabbit is the same age as George. Dilbilgisi

1:29

Tavşan Richard, George ile aynı yaşta.

Dilbilgisi

the same age as: iki kişinin aynı yaşta olduğunu söylemek

İki kişinin veya nesnenin belirli bir yönden aynı olduğunu söylemek için the same + isim + as kalıbını kullan. the same age as George ifadesinde age karşılaştırılan özelliğin yaş olduğunu gösterir; as ise karşılaştırma yapılan kişi olan George'u tanıtır. Kalıptaki the sözcüğünü koru: the same age as. age yerine size veya colour gibi başka bir isim getirirken the same ... as yapısını kullanmaya devam edebilirsin.

Alıştırma

the same + age + as kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamla: Mia is ____ her brother.

Cevabı göster

the same age as

Richard wanted to see George's dinosaur.

1:31

Richard, George'un dinozorunu görmek istedi.

George, can Richard play with your dinosaur?

1:38

George, Richard dinozorunla oynayabilir mi?

No.

1:41

Hayır.

Richard, can George play with your dinosaur?

1:42

Richard, George dinozorunla oynayabilir mi?

No.

1:46

Hayır.

George and Richard do not want to share their dinosaurs. Dilbilgisi

1:47

George ve Richard dinozorlarını paylaşmak istemiyorlar.

Dilbilgisi

do not want to share: birinin paylaşmak istemediğini söylemek

Çoğul bir özneyle ve özne I ya da you olduğunda, bir şeyi yapma isteğinin bulunmadığını söylemek için do not want to + fiilin yalın hâli yapısını kullan. George and Richard iki kişiyi belirtir; bu yüzden do not, ardından want to ve fiilin yalın hâli share kullanılır. Burada share, başka birinin de oyuncakları kullanmasına veya onlarla oynamasına izin vermek demektir. Oyuncakları tamamen başkasına vermek ya da sosyal medyada içerik yayımlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

want to yapısının kısaltılmamış olumsuz biçimini ve share fiilini kullan: The children ____ their crayons.

Cevabı göster

do not want to share

George, it will be much more fun if you share. Dilbilgisi

1:51

George, paylaşırsan çok daha eğlenceli olur.

Dilbilgisi

much more fun if ...: karşılaştırmayı güçlendirmek ve koşul belirtmek

more fun, bir şeyin daha eğlenceli olduğunu söyleyen karşılaştırma biçimidir. much, farkı güçlendirmek için karşılaştırmanın önüne gelir: much more fun, 'çok daha eğlenceli' demektir. Burada much karşılaştırmayı güçlendirir; 'çok sayıda şey' anlamına gelmez. if you share, daha iyi sonuca götürecek koşulu belirtir. Konuşan kişi bu olumlu sonucu söyleyerek doğrudan emir vermek yerine paylaşmak için nazik bir neden sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede much karşılaştırmanın önüne doğru biçimde gelir ve if daha iyi sonucun koşulunu belirtir?

  1. The activity will be much more fun if everyone joins in.
  2. The activity will be much fun more if everyone joins in.
  3. The activity will be more much fun if everyone joins in.
Cevabı göster

The activity will be much more fun if everyone joins in.

That was really nice of George. Ton ve niyet

1:56

Bu George'dan çok nazik bir hareketti.

Ton ve niyet

really nice of George: birinin davranışını övmek

That was really nice of George cümlesinde That, George’un az önce yaptığı bir şeye gönderme yapar. nice of + kişi, o kişinin davranışının nazik ya da düşünceli olduğunu söyler; kişinin görünüşünü anlatmaz. really övgüyü güçlendirir. It/That is ya da was + nice of + kişi kalıbını kullan. Yapılan davranış henüz açık değilse to + fiil ekle: It was nice of George to share.

Alıştırma

Maya, Leo’nun çantasını onun için taşıdı. Hangi cümle Maya’nın davranışını en doğrudan över?

  1. Leo was really nice to Maya.
  2. That was really nice of Maya.
  3. Maya's bag looked really nice.
Cevabı göster

That was really nice of Maya.

Dinosaur!

1:59

Dinozor!

George does not like sharing. Dilbilgisi

2:03

George paylaşmayı sevmiyor.

Dilbilgisi

does not like sharing: does not + fiilin yalın hâli ve like + fiil-ing

Does not like, George gibi üçüncü tekil şahıs bir özneyle kullanılan geniş zamanın olumsuz biçimidir. Zaman ve özne uyumunu does gösterdiği için like yalın hâlde kalır: does not like denir, does not likes denmez. Like sharing ifadesinde sharing bir isim-fiildir: -ing biçimi, George’un sevmediği paylaşma eylemini adlandırır. Burada şimdiki zamanın devam eden yapısı değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + does not like + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Leo’nun paylaşmayı sevmediğini anlatmak için does not like + fiil-ing kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Leo ____ his toys.

Cevabı göster

does not like sharing

Richard, let George hold the dinosaurs now. Dilbilgisi

2:05

Richard, bırak dinozorları şimdi George tutsun.

Dilbilgisi

let George hold: let + kişi + fiilin yalın hâli

let George hold, let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada let, birinin bir şey yapmasına izin vermek ya da ona bunu yapma fırsatı vermek anlamındadır. Bu nedenle hold önüne to gelmez ve hold -s almaz: let George hold denir; let George to hold veya let George holds denmez. Bu cümlede hold, bir şeyi elde tutmak anlamındadır. Konuşan kişi Richard’a, dinozorlarla oynama sırasını George’a vermesini söylüyor.

Alıştırma

Let, Nina ve hold sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Please ____ the map for a moment.

Cevabı göster

let Nina hold

Richard does not like sharing either. Kelime

2:11

Richard da paylaşmayı sevmiyor.

Kelime

Olumsuz yan cümlenin sonunda either

Burada either, “o da ... değil” ya da “o da ... yapmıyor” anlamını verir. Önceki olumsuz ifade Richard için de geçerlidir: George gibi Richard da paylaşmayı sevmiyor. Bu kullanımda either genellikle olumsuz yan cümlenin sonunda yer alır: özne + yardımcı fiil + not + ... + either. Burada “iki seçenekten herhangi biri” anlamına gelmez.

Alıştırma

Olumsuz cümleyi, cümle sonunda kullanılan ve “o da değil” anlamı veren standart sözcükle tamamlayın: I don't enjoy crowded places, and my brother doesn't ____.

Cevabı göster

either

What's all this crying about? Ton ve niyet

2:15

Bu ağlama da neyin nesi?

Ton ve niyet

What's all this crying about?: ağlamanın nedenini sormak

What's all this crying about? ağlamanın nedenini sorar; yaklaşık olarak“What has happened?” veya “Why is everyone crying?” anlamındadır. Ağlamanın hangi konu hakkında olduğunu sormaz. What's all this + etkinlik veya gürültü + about? kalıbı, dikkat çeken bir durumu açıklama gerektiren bir şey olarak gösterir. Burada cümle sonundaki about, durumun arkasındaki nedeni belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede konuşan kişi esas olarak neyi soruyor?

  1. Ağlamayı kimin duyabildiğini.
  2. Ağlama hakkındaki bir hikâyenin hangi konuyu ele aldığını.
  3. Ağlamanın neden olduğunu ve ne yaşandığını.
Cevabı göster

Ağlamanın neden olduğunu ve ne yaşandığını.

George and Richard always cry when they play together. Dilbilgisi

2:17

George ve Richard birlikte oynadıklarında hep ağlıyorlar.

Dilbilgisi

always cry when they play together: when ile tekrarlanan durum

always cry, tek seferlik bir olayı değil, tekrarlanan bir durumu anlatmak için geniş zaman kullanır. Konuşan kişi, onların birlikte oynadıkları her seferde ağladığını söyler. when they play together, ağlamanın gerçekleştiği tekrarlanan durumu gösteren bir when yan cümlesidir. Buradaki when, whenever sözcüğüne yakındır ve “her birlikte oynadıklarında” anlamı verir.

Alıştırma

Koşul her gerçekleştiğinde tekrarlanan bir tepkiyi anlatan cümleyi seçin.

  1. Leo is always laugh when he hears that song.
  2. Leo always laughed when he hears that song.
  3. Leo always laughs when he hears that song.
Cevabı göster

Leo always laughs when he hears that song.

They're just too little to play properly. Dilbilgisi

2:21

Düzgün oynamak için çok küçükler.

Dilbilgisi

just too little to play properly: düzgün oynayamayacak kadar küçük

just too little to play properly ifadesi too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Yaşlarının, fiziksel boyutlarının veya gelişim düzeylerinin düzgünce oynayabilmek için yeterli olmadığını ve bu nedenle eylemin ciddi biçimde sınırlı kaldığını anlatır. Buradaki little, çocukların çok küçük, çok genç veya yeterince gelişmemiş olmasını anlatır. Properly “tatmin edici ya da uygun bir şekilde” demektir. Just ise konuşanın sonucunu “sadece” veya “gerçekten” anlamıyla güçlendirir.

Alıştırma

too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The box is too heavy lifting alone.
  2. The box is so heavy to lift alone.
  3. The box is too heavy to lift alone.
Cevabı göster

The box is too heavy to lift alone.

Can you two big girls teach them to play together? Dilbilgisi

2:25

Siz iki büyük kız onlara birlikte oynamayı öğretebilir misiniz?

Dilbilgisi

teach them to play together: teach + kişi + to + fiil

teach them to play together ifadesinde teach fiilinden sonra öğrenen kişileri gösteren them, ardından to + fiilin yalın hâli olan to play gelir. teach someone to do something, birine bir eylemi nasıl yapacağını öğretmek anlamına gelen ve başka durumlarda da kullanılabilen bir kalıptır. Buradaki them, iki büyük kızı değil, daha küçük iki çocuğu gösterir. Together, çocukların birbirleriyle oynamalarının istendiğini anlatır.

Alıştırma

Parantezdeki kelimeleri ve teach someone to do something kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo does not know how to swim. Can you ____? (teach / him / swim)

Cevabı göster

teach him to swim

Of course.

2:27

Tabii ki.

We can help them make sandcastles. Dilbilgisi

2:28

Kumdan kale yapmalarına yardım edebiliriz.

Dilbilgisi

help them make sandcastles: help + kişi + fiilin yalın hâli

help them make sandcastles ifadesinde help fiilinden sonra yardımı alan kişileri gösteren them ve fiilin yalın hâli make gelir. help someone do something kalıbı, birinin bir işi yapmasını kolaylaştırmak veya o işe onunla birlikte katılmak anlamına gelir. help someone to do something da denebilir; help sonrasında to isteğe bağlıdır. to kullanılmayan biçim günlük İngilizcede çok yaygındır. Burada make sandcastles, kumdan kaleler yapmak demektir.

Alıştırma

Parantezdeki kelimeleri ve to olmadan help + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: This box is heavy. Can you ____ it upstairs? (help / me / carry)

Cevabı göster

help me carry

Good idea.

2:31

İyi fikir.

Let's go to the sandpit. Kültür

2:32

Hadi kum havuzuna gidelim.

Kültür

sandpit: çocukların kum oyun alanı için kullanılan Britanya İngilizcesi sözcüğü

Bu cümlede sandpit, çocukların kumu kazabildiği, oynayabildiği ve kumdan kaleler yapabildiği, kumla doldurulmuş bir oyun alanıdır. Oyun parkında veya bahçede bulunan bir alandır; içinde kum olan herhangi bir çukur değildir.

Alıştırma

Çocukların kum oyun alanı için Britanya İngilizcesinde yaygın olarak kullanılan sözcük hangisidir?

  1. sandbox
  2. sandpit
  3. playground
Cevabı göster

sandpit

George and Richard love the sandpit.

2:38

George ve Richard kum havuzunu çok seviyorlar.

George, Richard, today we are going to make sandcastles. Dilbilgisi

2:41

George, Richard, bugün kumdan kaleler yapacağız.

Dilbilgisi

are going to make: planlanmış bir etkinliği duyurmak

Are going to make, bir planı veya yapılması düşünülen bir etkinliği anlatmak için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada are, we öznesiyle uyumludur; make ise going to'dan sonra yalın hâlde kalır. Konuşan kişi grubun bugün yapmayı planladığı şeyi duyuruyor. Going to burada hareket bildirmez; çünkü ardından bir varış yeri değil, eylem fiili make gelir.

Alıştırma

Duyurulan planı be going to kullanarak tamamlayın: Today we ____ make paper boats.

Cevabı göster

are going to

First, we fill the buckets with sand. Notlar

2:47

Önce, kovaları kumla dolduruyoruz.

Anlatım akışı

İlk adımı belirten "First,"

Başta kullanılan First, bu eylemin sıralı bir sürecin ilk adımı olduğunu gösterir. Bilgiyi düzenler ve dinleyeni then veya next gibi sözcüklerle belirtilebilecek sonraki adımlara hazırlar. Burada first sıralamayı belirtir. Kovaları doldurmanın en hızlı veya en önemli eylem olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk adımı belirten sözcükle sıralamayı tamamlayın: ____, wash the apples. Then cut them into pieces.

Cevabı göster

First

Kalıp ifadeler

"fill the buckets with sand" ve fill + kap + with + içerik yapısı

Fill the buckets with sand, kovaları dolana kadar içlerine kum koymak anlamına gelir. Yapı fill + kap + with + içerik şeklindedir. fill'den sonra kap, with'ten sonra kabın içine konan şey gelir. Burada the buckets kapları, sand ise içeriği gösterir; yani with bir aracı değil, kaba konan maddeyi tanıtır.

Alıştırma

fill + kap + with + içerik yapısının gerektirdiği edatla cümleyi tamamlayın: Please fill the bottle ____ water.

Cevabı göster

with

We turn the buckets over and give them a little tap. Notlar

2:53

Kovaları ters çeviriyoruz ve hafifçe vuruyoruz.

Öbek fiiller

turn the buckets over: kovaları ters çevirmek

Bu cümlede turn the buckets over, kovaları ağızları aşağı bakacak şekilde ters çevirmek anlamına gelir. Over, nesnenin karşı yüzüne ya da ters yöne dönmesini gösterir; burada 'bitmiş' anlamına gelmez. Turn over, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem turn the buckets over hem de turn over the buckets kullanılabilir. Nesne bir zamirse turn ile over arasına gelir: turn them over denir, turn over them denmez.

Alıştırma

Yönergeyi turn over ve it zamiriyle tamamlayın: The pancake is cooked on one side. ____ so the other side can cook.

Cevabı göster

Turn it over

Kalıp ifadeler

give them a little tap: onlara hafifçe bir kez vurmak

Bu cümlede give them a little tap, kovalara bir kez hafifçe vurmak anlamına gelir. Them, the buckets ifadesine gönderme yapar; a little ise hareketin hafif ve kısa olduğunu gösterir. Burada tap, hafif bir vuruş demektir; musluk veya ekrana dokunma anlamında değildir. give + nesne + a/an + eylem adı kalıbı, hareketi tek ve kısa bir olay olarak sunar: give it a push, give her a call veya give the box a shake. Nesne, eylem adından önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi give, it ve a little push ifadelerini doğal sıraya koyarak tamamlayın: The door is stuck, so ____.

Cevabı göster

give it a little push

Now, we lift the buckets.

2:59

Şimdi, kovaları kaldırıyoruz.

hey, Presto!

3:02

Hokus pokus!

Richard has made a sandcastle. Dilbilgisi

3:03

Richard bir kumdan kale yaptı.

Dilbilgisi

has made a sandcastle: şimdi önemli olan tamamlanmış bir sonuç

Has made, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı made. Richard'ın kumdan kaleyi tamamladığını ve tamamlanmış sonucun şu anda önemli olduğunu anlatır; kale sahnede görülebilir. Richard gibi üçüncü tekil şahıs öznelerle has kullanılır. Made, make fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Görülebilen mevcut sonucu vurgulamak için cümleyi build fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Look! Sam ____ a tower, and it is standing on the table now.

Cevabı göster

has built

Hey, Presto! Deyimler

3:06

Hokus pokus!

Deyimler

Hey, Presto!: sihirbazlık tarzında eğlenceli bir gösterim

Hey, presto!, bir sonuç aniden ortaya çıktığında veya sihir yapılmış gibi gösterildiğinde kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada şaşkınlık ve eğlenceli bir gösteri havası katar; anlamı “Bak, işte burada!” ifadesine yakındır. Bu ifadede Presto bir kişinin adı değildir. İki sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi tek bir tepki olarak anlayın.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle sihirbazlık tarzındaki eğlenceli gösterimi tamamlayın: ____! The scarf has become a flower.

Cevabı göster

Hey presto

And George has made a sandcastle.

3:07

Ve George da bir kumdan kale yaptı.

You see, playing together is fun. Notlar

3:12

Gördünüz mü, birlikte oynamak eğlencelidir.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren You see,

Cümlenin başındaki You see, konuşanın dinleyicinin anlamasını istediği bir açıklamayı ya da sonucu sunar. Burada daha önce olanları, birlikte oynamanın eğlenceli olduğu sonucuna bağlar. İletiyi düzenler; birine yalnızca gözleriyle bakmasını söylemez.

Alıştırma

'You see, the map shows a shorter route.' cümlesinde You see, ne işe yarar?

  1. Konuşanın dinleyiciye anlatmak istediği bir noktayı sunar.
  2. Dinleyicinin net görüp görmediğini sorar.
  3. Dinleyiciye bir şeye bakmasını söyler.
Cevabı göster

Konuşanın dinleyiciye anlatmak istediği bir noktayı sunar.

Dilbilgisi

playing together is fun: özne görevinde gerund öbeği

playing together is fun cümlesinde playing together, özne görevindeki bir gerund öbeğidir. Birlikte oynama etkinliğini tek bir şey olarak adlandırır. Önünde herhangi bir be biçimi bulunmadığı için playing burada şimdiki zamanın sürekli biçiminin parçası değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp doing something + be + adjective şeklindedir. Bir etkinliğin eğlenceli, yararlı veya zor olup olmadığı gibi genel değerlendirmeler yapmayı sağlar.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri özne görevinde bir gerund öbeğine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: (read before bed) ____ is relaxing.

Cevabı göster

Reading before bed

Oh dear, this game has not gone very well. Notlar

3:24

Ah canım, bu oyun pek iyi gitmedi.

Ton ve niyet

Oh dear: küçük bir soruna yumuşak tepki

Oh dear, küçük bir sorun, hayal kırıklığı ya da kaygı fark edildiğinde kullanılan kalıplaşmış ve yumuşak bir ünlemdir. Burada oyunun kötü gitmesine tepki verirken kimseyi sertçe suçlamaz. Bu ifadede dear birine hitap etme biçimi değildir. Oh dear kalıbını yaklaşık olarak “Ne yazık” veya “Bu üzücü” anlamına gelen tek bir tepki olarak düşünün.

Alıştırma

Hangi durumda Oh dear demek en uygundur?

  1. Bir iş e-postasında tanımadığın bir kişiye resmî biçimde hitap edersin.
  2. Küçük bir pasta tabaktan düşer ve hafif bir hayal kırıklığıyla tepki verirsin.
  3. Yangın nedeniyle herkesi binayı derhâl terk etmeleri için uyarman gerekir.
Cevabı göster

Küçük bir pasta tabaktan düşer ve hafif bir hayal kırıklığıyla tepki verirsin.

Kalıp ifadeler

has not gone very well: şu ana kadarki ilerlemeyi değerlendirmek

go well, bir etkinliğin, faaliyetin veya planın başarıyla ilerlemesi ya da iyi sonuç vermesi demektir; buradaki go fiziksel hareketi anlatmaz. has not gone very well, oyunun şu ana kadar başarısız olduğunu veya zorluklarla karşılaştığını söyler. has not gone, present perfect yapıdadır: oyunun önceki gidişatını şu anda görülen sonuçla bağlar. not very well, badly ifadesinden daha yumuşak bir değerlendirmedir; bu nedenle daha az sert duyulabilir.

Alıştırma

Hangi cümle toplantının şu ana kadar başarısız olduğunu veya zorluklarla karşılaştığını doğal biçimde anlatır?

  1. The meeting has not started yet.
  2. The meeting went very well.
  3. The meeting has not gone very well.
Cevabı göster

The meeting has not gone very well.

It was your brother's fault. Ton ve niyet

3:27

Senin kardeşinin suçuydu.

Ton ve niyet

your brother's fault: sorumluluğu birine yüklemek

your brother's fault ifadesinde iyelik yapısı your brother's, sorumlu tutulan kişiyi belirtir; fault ise yanlış giden bir şeyin sorumluluğu anlamına gelir. It was someone's fault kalıbının tamamı, geçmişteki bir sorun için birine sorumluluk yükler. Bu kalıp sorumluluğu kabul etmek veya birini sorumluluktan çıkarmak için de kullanılabilir: It was my fault suçu kabul ederken It wasn't your fault karşıdaki kişinin sorumlu olmadığını söyler.

Alıştırma

Sorumluluğu kabul etmek için cümleyi be someone's fault kalıbıyla tamamlayın: I deleted the file by mistake. It was ____.

Cevabı göster

my fault

He broke George's sandcastle.

3:30

George'un kumdan kalesini bozdu.

Your brother broke my brother's sandcastle first.

3:33

Önce senin kardeşin benim kardeşimin kumdan kalesini bozdu.

Now, now, Ton ve niyet

3:37

Sakin olun, sakin olun,

Ton ve niyet

Now, now: nazikçe araya girip sakinleştirmek

Tekrarlanan Now, now burada şimdiki zamana gönderme yapmaz; kalıplaşmış bir konuşma ünlemidir. Üzgün veya tartışmakta olan kişilerin sözünü nazikçe keser ve yaklaşık olarak “Sakin olun” ya da “Bu kadarı yeter” anlamına gelir. Tekrar, konuşanın iletişimin kontrolünü almasını sağlarken araya girişi yumuşatabilir. Ardından genellikle daha sakin bir yönlendirme veya anlaşmazlığı çözme girişimi gelir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Resmî bir şikâyet sırasında bir müşteri, tanımadığı bir yetişkine "Now, now. Let's settle down," diyor.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

you two big girls are meant to be teaching Richard and George to play nicely together. Notlar

3:38

siz iki büyük kız Richard ve George'a güzelce oynamayı öğretecektiniz.

Dilbilgisi

are meant to be teaching: şu anda sürüyor olması beklenen bir eylem

Be meant to do burada, bir rol veya düzenleme nedeniyle birinden bir şeyi yapmasının beklendiği ya da istendiği anlamına gelir. “Bir şeyi ifade etmeyi amaçlamak” anlamına gelmez. Are meant to be teaching ifadesindeki be teaching, beklenen eylemi devam eden bir eylem olarak gösterir: öğretme işi şu anda yapılıyor olmalıdır. Görev yapılmıyorsa bu cümle genellikle hafif eleştiri içeren bir hatırlatma gibi duyulur.

Alıştırma

Hatırlatma cümlesini be meant to be + -ing yapısı ve help fiiliyle tamamlayın: You ____ your little brother right now.

Cevabı göster

are meant to be helping

Kalıp ifadeler

play nicely together: dostça bir şekilde birlikte oynamak

Play nicely together, aynı oyuna dostça ve iş birliği içinde katılmak anlamına gelir. Nicely görünüşü değil; paylaşmak, sırayla oynamak ve kavga etmemek gibi davranış biçimlerini anlatır. Play together yalnızca çocukların aynı etkinliğe katıldığını söyler. Nicely eklendiğinde iyi davranmak da isteğin bir parçası olur.

Alıştırma

Ebeveynin isteğini, dersteki “dostça ve iş birliği içinde oynamak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Please ____ while I make dinner.

Cevabı göster

play nicely together

That's right.

3:43

Bu doğru.

We're big girls, Kelime

3:45

Biz büyük kızlarız,

Kelime

big girls: yaşça daha büyük ve daha olgun kız çocukları

Bu çocuk bağlamında big girls, iri yapılı kızları değil, kendilerini yaşça daha büyük ve daha olgun gören kızları ifade eder. Buradaki big yaş, olgunluk veya bağımsızlığı anlatır. We're big girls diyerek konuşanlar, küçük çocukların yapamayabileceği şeyleri yapabilecek durumda olduklarını gösterir. big kelimesinin bu kullanımı, çocukların daha sorumlu bir rol üstlendiklerini vurgulamalarına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir çocuk konuşmasında We're big girls en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak diğer bütün kızlardan daha büyüktürler.
  2. Yaşça daha büyük veya daha olgun çocuklardır.
  3. Onlar artık yetişkindir.
Cevabı göster

Yaşça daha büyük veya daha olgun çocuklardır.

and George and Richard are too little to play together properly.

3:46

George ve Richard ise birlikte düzgün oynamak için çok küçükler.

Hmm.

3:50

Hmm.

I've got an idea. Ton ve niyet

3:51

Bir fikrim var.

Ton ve niyet

I've got an idea: yeni bir fikir veya çözüm sunmak

I've got an idea, yeni bir düşünceyi, planı veya çözümü açıklamadan önce duyurmanın doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur. Burada I've got, I have anlamına gelir; got geçmişte bir şeyi alma eylemini anlatmaz. Bu cümle konuşmayı da düzenler: konuşanın birazdan bir öneri sunacağını bildirir. Tek başına söylenebilir ve ardından fikir açıklanabilir.

Alıştırma

Bir çözümü duyurmak için kullanılan hedef ifadeyle konuşma cümlesini tamamlayın: ____. We can use the empty box as a table.

Cevabı göster

I've got an idea

George, what's your most favorite thing in the whole playground? Kelime

3:53

George, tüm oyun parkında en sevdiğin şey ne?

Kelime

most favorite thing: resmî olmayan vurgu ve standart İngilizce

Bu soruda most favorite thing, “en çok sevdiğin şey” anlamına gelir. Eklenen most, “hepsinden daha çok sevdiğin” gibi duygusal bir vurgu katar; yeni bir dil bilgisel derece oluşturmaz. Favorite zaten normalde “en çok sevilen” anlamını taşıdığı için standart İngilizcede genellikle favorite thing denir. the thing you like most da standart bir seçenektir.

Alıştırma

Tarafsız ve standart İngilizce için en uygun cümle hangisidir?

  1. What is your favorite game?
  2. What is your more favorite game?
  3. What is your most favorite game?
Cevabı göster

What is your favorite game?

Seesaw.

3:58

Tahterevalli.

George loves the seesaw.

3:59

George tahterevalliyi çok seviyor.

Seesaw.

4:05

Tahterevalli.

It is a bit difficult to play on a seesaw on your own. Notlar

4:07

Tahterevallide tek başına oynamak biraz zordur.

Dilbilgisi

a bit difficult to play: difficult to do ifadesini yumuşatmak

Burada difficult to play, zor olan eylemi belirtmek için bir sıfattan sonra to ile mastar kullanır: tahterevalliye tek başına binmek. Kalıp be + difficult + to + fiil şeklindedir. A bit, difficult sözcüğünü niteler ve olumsuz değerlendirmeyi daha yumuşak gösterir. Zorluğun az olduğunu belirtebilir; ancak konuşmada zorluğu tam olarak ölçmekten çok mesajı yumuşatma görevi de görebilir.

Alıştırma

Cümleyi a bit ve difficult + to ile mastar kalıbını kullanarak tamamlayın: Without a map, this trail is ____ follow.

Cevabı göster

a bit difficult to

Kalıp ifadeler

on your own: tek başına veya yardım almadan

On your own, “tek başına” veya “yardım almadan” anlamına gelir. Bu cümlede tahterevalli için başka bir kişi gerektiğinden, yanında kimse olmadan oynamayı ifade eder. Yapı on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my own, on her own veya on their own. Buradaki own, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; “sahip olmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi on + iyelik + own yapısıyla tamamlayın: Nobody helped Mia; she made the card ____.

Cevabı göster

on her own

Richard wants to play on the seesaw.

4:13

Richard tahterevallide oynamak istiyor.

Seesaw, seesaw, seesaw.

4:16

Tahterevalli, tahterevalli, tahterevalli.

Look, George and Richard are playing together. Notlar

4:21

Bakın, George ve Richard birlikte oynuyorlar.

Anlatım akışı

Look: dikkati yeni bilgiye yöneltmek

Bu cümlenin başındaki Look, dikkat çekme işareti olarak kullanılır. Dinleyiciden o anda olan şeyi fark etmesini ister; cümlenin geri kalanı da yeni bilgiyi verir. Bu, yalnızca gözlerini bir yöne çevir anlamında güçlü bir emir değildir. Dostça bir konuşmada “şuna bak” gibi çalışarak konuşanın yeni veya şaşırtıcı bir değişikliği sunmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

“Look, the bus is here!” cümlesindeki Look sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Konuşanın otobüsü aradığını söyler.
  2. Dinleyicinin dikkatini yeni duruma yöneltir.
  3. Dinleyiciden look sözcüğünü açıklamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyicinin dikkatini yeni duruma yöneltir.

Dilbilgisi

are playing together: şu anda gerçekleşen bir eylem

are playing together ifadesinde are + playing, şimdiki zaman yapısıdır. George ve Richard'ın o anda eylemin içinde olduğunu ve konuşanın görülen duruma dikkat çektiğini gösterir. Together, iki çocuğun aynı etkinliğe birlikte katıldığını belirtir. Çoğul bir özneyle özne + are + fiil-ing yapısı kullanılır. Bu yapı alışkanlığı değil, şu anda devam eden bir eylemi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The children ____ together right now.

Cevabı göster

are playing

Seesaw, seesaw, seesaw.

4:24

Tahterevalli, tahterevalli, tahterevalli.

Seesaw.

4:29

Tahterevalli.

George likes Richard.

4:31

George Richard'ı seviyor.

Richard likes George.

4:34

Richard George'u seviyor.

George and Richard like playing together.

4:36

George ve Richard birlikte oynamayı seviyorlar.

Seesaw, seesaw.

4:40

Tahterevalli, tahterevalli.