Vampirler: Folklor, fantezi ve gerçekler - Michael Molina: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
726 kelime 125 kel/dk

Video özeti: Bu kısa tarihçe, farklı kültürlerde yaşam gücüyle beslenen kadim varlıklardan başlayıp 18. yüzyıl Doğu Avrupa batıl inançları, yanlış yorumlanan çürüme belirtileri, Dracula ve sürekli yeniden anlatım yoluyla biçimlenen yaşayan ölü vampir figürüne uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. extending as far back as prehistoric times, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir geleneğin, kaydın veya olgunun çok uzak bir döneme kadar izlenebildiğini kesin biçimde söylemeyi öğrenin. Tarihsel anlatılarda kullanılan bu ifade, bir şeyi yalnızca eski diye nitelemekten daha açık ve ölçülü bir zaman aralığı sunar. 2. what looked like evidence — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu sözlerin bir gözlemi geçerliliği doğrulanmış kanıt olarak değil, kanıt gibi görünen bir şey olarak sunduğunu fark edin. İnsanları bir zamanlar ikna eden, ancak sonradan farklı biçimde açıklanan belirtilerden söz ederken kullanabilirsiniz. 3. allows us to truly live forever. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Vampirin gerçek anlamdaki ölümsüzlüğüyle, efsanenin tekrar tekrar anlatılıp yeniden tasarlanarak yaşamasını birleştiren finaldeki söz oyununu anlayın. Böylece hem düz anlam taşıyan hem de ana temayı özetleyen sonuç cümlelerini ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

Good evening.

0:13

İyi akşamlar.

What's the matter?

0:15

Sorun nedir?

Are you afraid of vampires?

0:17

Vampirlerden korkar mısınız?

No need to worry. Ton ve niyet

0:19

Endişelenmenize gerek yok.

Ton ve niyet

No need to worry: kısa bir rahatlatma ifadesi

“No need to worry.”, “There is no need to worry.” cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Dinleyenin endişelenmesine gerek olmadığını belirtir ve kaygısını azaltmak için kullanılır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “No need to + fiilin yalın hâli” şeklindedir; örneğin “No need to rush.” Bu, eksik sözcüklerin bağlamdan anlaşıldığı eksiltili bir cümledir.

Alıştırma

Rahatlatıcı ifadeyi rush kullanarak tamamlayın: No need ____; we have plenty of time.

Cevabı göster

to rush

I'm not staying for dinner.

0:21

Akşam yemeğine kalmıyorum.

I'm here to guide you through a brief history of vampires, Kalıp ifadeler

0:24

Vampirlerin kısa bir tarihi boyunca size rehberlik etmek,

Kalıp ifadeler

guide you through: birine adım adım rehberlik etmek

“Guide you through a brief history” ifadesindeki guide someone through something, bir kişi bir konuyu veya süreci öğrenirken, tamamlarken ya da deneyimlerken ona adım adım rehberlik etmek demektir. Burada konuşmacı, tarihi dinleyici için düzenleyerek anlatır. Yapı guide + kişi + through + konu veya süreç şeklindedir. Through, içeriği yalnızca bir varış noktası olarak değil, dinleyenin bir bölümden diğerine ilerlediği bir yol olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi guide + you + through kullanarak tamamlayın: I'll ____ the online application step by step.

Cevabı göster

guide you through

illustrating how our image has changed from a shambling corpse Dilbilgisi

0:28

imajımızın paytak paytak yürüyen bir cesetten nasıl değiştiğini

to the dapper gentleman you see before you.

0:33

ve karşınızda gördüğünüz şık beyefendiye nasıl dönüştüğünü göstermek için buradayım.

Dilbilgisi

has changed from ... to ...: bir görüntünün dönüşümünü anlatmak

“has changed from X to Y” yapısı başlangıç durumunu ve ortaya çıkan sonucu belirtir. Buradaki present perfect yapı olan has changed, geçmişte başlayan ve bugünkü görüntüye ulaşan bir gelişimi anlatır. from başlangıç noktasını, to ise varılan sonucu gösterir. Burada our image, vampirlerin nasıl tasvir edildiğini anlatır; bir cesedin kelimenin tam anlamıyla bir erkeğe dönüşmesi söz konusu değildir. Dapper, şık ve özenli giyinmiş anlamına gelir. Aynı yapı ürünlerde, yerlerde, itibarda ve tarihsel eğilimlerdeki değişimleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Eskiden tarım köyü olan ve şimdi hareketli bir şehir haline gelen bir yeri doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The town has changed at a farming village to a busy city.
  2. The town has changed from a farming village to a busy city.
  3. The town has changed with a farming village for a busy city.
Cevabı göster

The town has changed from a farming village to a busy city.

Vampires are nearly as old as you humans. Dilbilgisi

0:36

Vampirler neredeyse siz insanlar kadar eskidir.

Dilbilgisi

nearly as old as: neredeyse aynı yaşı ifade etmek

“Nearly as old as” yapısı nearly + as + sıfat + as kalıbını kullanır. İki şeyin yaşı veya tarihsel varlık süresi birbirine çok yakın olsa da mutlaka tamamen eşit olmadığını anlatır; nearly karşılaştırmanın derecesini yumuşatır. Burada old, tek tek insanların fiziksel yaşını değil, vampirlerin ve insanların ne kadar uzun süredir var olduğunu belirtir. Konuşmacı, vampirlerin tarihinin neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu esprili bir biçimde karşılaştırır.

Alıştırma

Köprünün tren istasyonuyla neredeyse aynı yaşta olduğunu, ancak yaşlarının kesinlikle aynı olmayabileceğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. The bridge is nearly as old as the railway station.
  2. The bridge is as old as the railway station.
  3. The bridge is not as old as the railway station.
Cevabı göster

The bridge is nearly as old as the railway station.

Stories about us revenants appear in cultures

0:40

Biz dirilenlerle ilgili hikayeler, tarih öncesi zamanlara kadar

extending as far back as prehistoric times, Kalıp ifadeler

0:43

uzanan kültürlerde ortaya çıkar,

Kalıp ifadeler

extend as far back as + geçmişteki bir zaman

extending as far back as prehistoric times ifadesinde extend, geçmişe doğru uzanan bir zaman aralığını anlatır. as far back as ise bu aralığın çok eski uç noktasını, yani tarih öncesi çağları belirtir. Bu kalıbı bir tarihin, geleneğin, kaydın ya da süregelen başka bir zaman aralığının uzak geçmişteki bir noktaya kadar ulaştığını söylemek için kullanın. Yalnızca bir şeyin eski olduğunu söylemekten daha kesindir.

Alıştırma

Kasabanın yazılı kayıtlarının 17. yüzyıla kadar uzandığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The town's written records extend as far back as the 1600s.
  2. The town's written records extend as far away as the 1600s.
  3. The town's written records extend as old as the 1600s.
Cevabı göster

The town's written records extend as far back as the 1600s.

but we weren't called vampires back then,

0:46

ama o zamanlar bize vampir denmiyordu

and most of us did not look the way Dilbilgisi

0:49

ve çoğumuz bugün vampirleri hayal ettiğimiz

we imagine vampires today.

0:52

gibi görünmüyorduk.

Dilbilgisi

look the way + yan cümle: tarif edilen şekilde görünmek

look the way + yan cümle, yan cümlenin tarif ettiği görünüme sahip olmak anlamına gelir. Burada the way we imagine vampires today, insanların bugün vampirleri düşündüğünde zihinlerinde canlandırdığı görünümü ifade eder. did not, bu benzerliği olumsuzlar: Bu hortlakların çoğu, günümüzdeki tanıdık vampir imgesine uymuyordu. Aynı kalıp gerçek bir görünümü beklenti, anı, resim veya önceki bir görünümle karşılaştırabilir.

Alıştırma

Odayı ilan fotoğraflarıyla karşılaştırırken look the way + yan cümle kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The room doesn't look the way did it in the listing photos.
  2. The room doesn't look the way it did in the listing photos.
  3. The room doesn't look the way as it did in the listing photos.
Cevabı göster

The room doesn't look the way it did in the listing photos.

Far from it. Deyimler

0:55

Yakınından bile geçmez.

Deyimler

Far from it: önceki bir düşünceyi güçlü biçimde reddetmek

Far from it. önceki düşüncenin gerçekten çok uzak olduğunu ve gerçeğin çoğu zaman neredeyse tam tersi olduğunu belirten kalıplaşmış bir yanıttır. Buradaki it önceki düşünceye gönderme yapar; far fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. Bu ifade tek başına bir cümle olabilir. Önce bir varsayımı reddeder, ardından konuşan kişi çok farklı olan gerçeği açıklayabilir.

Alıştırma

Fikri güçlü biçimde reddeden kalıplaşmış yanıtı tamamlayın: "Was the hike easy?" "Far ____. It was exhausting."

Cevabı göster

from it

For example,

0:56

Örneğin,

the Mesopotamian Lamashtu was a creature with the head of a lion Kültür

0:57

Mezopotamya Lamashtu'su aslan başlı

and the body of a donkey,

1:02

ve eşek gövdeli bir yaratıktı,

and the ancient Greek striges were simply described as bloodthirsty birds.

1:03

ve antik Yunan strigesleri basitçe kana susamış kuşlar olarak tanımlanırdı.

Kültür

Mesopotamian Lamashtu ... ancient Greek striges: iki kültürel gönderme

Mesopotamian Lamashtu ve ancient Greek striges, iki farklı antik geleneğe ait mitolojik canavarların adlarıdır. Bu cümlede Lamashtu aslan başlı ve eşek gövdeli, striges ise kana susamış kuşlar olarak anlatılır. Bu iki gönderme, konuyu bilinen modern vampirin ötesine taşıyarak daha sonra vampir anlatılarıyla karşılaştırılan özelliklere sahip, daha eski ve kültürel açıdan farklı canavarlara işaret eder. Bunlar İngilizcede vampire sözcüğünün sıradan eş anlamlıları değildir.

Alıştırma

Cümle neden Mesopotamian Lamashtu ve ancient Greek striges ifadelerinden söz ediyor?

  1. Farklı kültürlerden gelen ve sonraki vampir hikâyeleriyle bazı özellikleri paylaşan antik canavar örnekleridir.
  2. Tek bir Yunan geleneğindeki aynı yaratığın iki adıdır.
  3. İngilizcede vampire sözcüğünün sıradan eş anlamlılarıdır.
Cevabı göster

Farklı kültürlerden gelen ve sonraki vampir hikâyeleriyle bazı özellikleri paylaşan antik canavar örnekleridir.

Others were even stranger.

1:09

Diğerleri daha bile tuhaftı.

The Philippine Manananggal would sever her upper torso Notlar

1:12

Filipinli Manananggal gövdesinin üst kısmını ayırır

Kelime

sever her upper torso: tam ve şiddetli ayrılma

sever her upper torso ifadesinde sever, bağlantıyı keserek vücudunun üst kısmını tamamen ayırmak anlamına gelir. Genel anlamlı cut fiilinden daha güçlü ve daha kesindir: burada küçük bir yara veya sıradan bir kesme eylemi söz konusu değildir. Bu fiil, efsanenin ürkütücü ve dramatik tonunu güçlendirir. Daha genel olarak sever, bir uzvun, kablonun, ipin veya başka bir bağlantının tamamen kesilmesini ya da kopmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede sever doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. He severed the page to make a small note.
  2. The explosion severed the communications cable.
  3. She severed the bread into thin slices.
Cevabı göster

The explosion severed the communications cable.

and sprout huge bat-like wings to fly.

1:16

ve uçmak için devasa yarasa benzeri kanatlar çıkarırdı.

Dilbilgisi

would sever ... and sprout: anlatıda tipik davranış

Burada would + fiilin yalın hâli bir koşul veya isteklilik ifade etmez. Efsane tarzındaki bu anlatımda, yaratığın tipik olarak yaptığı ya da yapmasıyla tanındığı şeyi gösterir. Tek bir would, eş görevli sever ve sprout fiillerinin ikisini de yönetir. Aynı yapı anılarda, tarih anlatılarında ve geleneksel öykülerde tekrarlanan veya tipik geçmiş eylemleri çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede would, tekrarlanan veya tipik bir geçmiş eylemi anlatır?

  1. During school holidays, Mia would visit her grandmother every Friday.
  2. Mia said she would visit her grandmother next week.
  3. Mia would visit her grandmother if she had time tomorrow.
Cevabı göster

During school holidays, Mia would visit her grandmother every Friday.

The Malaysian penanggalan was a flying female head with dangling entrails. Kelime

1:20

Malezyalı penanggalan, bağırsakları sarkan uçan bir kadın kafasıydı.

Kelime

with dangling entrails: çarpıcı bir korku görüntüsü

with dangling entrails ifadesi, uçan başa gözle görülebilen bir özellik ekler. Burada with, ona bağlı olan veya ona eşlik eden bir şeyi tanıtır; dangling, aşağı sarkıp sallanabilen anlamına gelir; entrails ise özellikle dışarı çıkmış durumdaki insan veya hayvan iç organlarını ifade eder. Bu sözcükler birlikte tarafsız bir anatomi açıklaması değil, çarpıcı bir korku görüntüsü yaratır. Yeniden kullanılabilen with + isim öbeği yapısı bir insana, yaratığa veya nesneye dikkat çekici bir fiziksel özellik ekleyebilir.

Alıştırma

with dangling entrails ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Yaratığın yiyecek torbaları taşıdığını söyler.
  2. Organların nasıl çalıştığını tarafsız bir tıp diliyle açıklar.
  3. Dışarı çıkmış iç organların aşağı sarktığı çarpıcı bir görüntü ekler.
Cevabı göster

Dışarı çıkmış iç organların aşağı sarktığı çarpıcı bir görüntü ekler.

And the Australian Yara-ma-yha-who was a little red guy

1:26

Avustralyalı Yara-ma-yha-who ise kırmızı küçük bir adamdı,

with a big head,

1:30

kocaman bir kafası,

a large mouth,

1:32

büyük bir ağzı,

and the bloodsuckers on his hands and feet.

1:33

ve elleriyle ayaklarında kan emicileri vardı.

Oh,

1:37

Ah,

and let's not forget the Caribbean's Soucouyant, Anlatım akışı

1:37

ve Karayipler'in Soucouyant'ını unutmayalım,

the West African Obayifo,

1:40

Batı Afrika'nın Obayifo'sunu,

and the Mexican Tlahuelpuchi.

1:42

ve Meksika'nın Tlahuelpuchi'sini.

Anlatım akışı

let's not forget: önemli bir öğe eklemek

Let's not forget + bir isim veya isim öbeği, henüz sözü edilmemiş ancak dikkate değer kişi ya da şeyleri eklemek için burada kullanılır. Bir listeyi genişletirken veya bitirirken geçiş ifadesi görevi görür. Bu ifade mutlaka birinin gerçekten unuttuğu anlamına gelmez. Konuşmacı dinleyicileri birlikte hatırlamaya çağırarak eklenen öğelere daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Önemli bir grubu ekleyen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We thanked the speakers, and ____ the event volunteers.

Cevabı göster

let's not forget

Charming, Ton ve niyet

1:45

Çekici,

aren't they?

1:46

değil mi?

Ton ve niyet

“Charming, aren't they?” ifadesindeki ironi

Burada charming samimi bir övgü değildir. Olumlu sözcük, gösterilen korkutucu yaratıklarla çeliştiği için konuşmacı sözel ironi kullanır: Asıl mesaj, şaka yollu söylenen “Korkunç görünüyorlar” ifadesine daha yakındır. Aren't they?, örtük They are charming olumlu cümlesine eklenen olumsuz bir soru takısıdır. Dinleyiciyi onaylamaya çağırır; böylece sahte övgü, gerçek bir bilgi sorusu yerine şakacı ve kendinden emin bir yorum gibi duyulur.

Alıştırma

Bir anlatıcı korkunç bir canavar grubunu gösterip “Charming, aren't they?” diyor. Anlatıcı büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Canavarlar gerçekten hoş ve çekicidir.
  2. Canavarlar korkutucudur ve anlatıcı şaka yapmaktadır.
  3. Anlatıcı, canavarların büyü yapıp yapamadığını öğrenmek istemektedir.
Cevabı göster

Canavarlar korkutucudur ve anlatıcı şaka yapmaktadır.

Though they may look vastly different, Dilbilgisi

1:47

Görünüşleri çok farklı olsa da,

all of these beings have one common characteristic.

1:50

tüm bu varlıkların ortak bir özelliği var.

Dilbilgisi

Though they may look vastly different ile başlayan ödünleme yapısı

Though they may look vastly different, ödünleme bildiren bir yan cümledir. Önce görünürdeki büyük bir farkı kabul eder, ardından ana cümle daha önemli noktayı verir: Bütün varlıklar tek bir özelliği paylaşır. Though A, B kalıbı, A'yı kabul ederken A'nın B'yi geçersiz kılmadığını gösterir. Burada may, görünürdeki farkı konuşmacının kabul ettiği bir olasılık olarak sunar; vastly ise different sözcüğünü güçlendirerek “çok büyük ölçüde” anlamını verir.

Alıştırma

Hangi cümle, önce bir farkı kabul etmek ve ardından ortak bir sonucu belirtmek için cümle başında doğru bir ödünleme yan cümlesi kullanır?

  1. Though the two devices different, they working in the same way.
  2. Though the two devices look different, they work in the same way.
  3. Though the two devices look different, but they work in the same way.
Cevabı göster

Though the two devices look different, they work in the same way.

They sustain themselves Kalıp ifadeler

1:55

Kendilerini

by consuming the life force of a living creature.

1:56

yaşayan bir canlının yaşam gücünü tüketerek hayatta tutarlar.

Kalıp ifadeler

sustain themselves by consuming ...: bir şeyin varlığını nasıl sürdürdüğünü anlatmak

Sustain themselves, kendilerini hayatta tutmak veya varlıklarını sürdürmek anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, they öznesine gönderme yapar; yani bu yaratıklar kendi varlıklarını sürdürmektedir. By + fiilin -ing biçimi yöntemi belirtir. Burada consuming the life force, varlıklarını sürdürmelerini sağlayan kaynağı ve eylemi açıklar. Sustain oneself by doing something kalıbı, bir kuruluşun, topluluğun veya sistemin faaliyetini nasıl sürdürdüğünü anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir topluluk bahçesinin bitki satışından elde edilen parayla faaliyetini sürdürdüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The community garden sustains itself by selling herbs.
  2. The community garden sustains itself for selling herbs.
  3. The community garden sustains itself by sell herbs.
Cevabı göster

The community garden sustains itself by selling herbs.

This shared trait is what defines a vampire. Anlatım akışı

2:01

Bu ortak özellik bir vampiri tanımlayan şeydir.

Anlatım akışı

This shared trait is what defines a vampire: belirleyici özelliği göstermek

This shared trait, daha önce verilen ayrıntıları örneklerin ortak olduğu tek bir özellikte toplar. This sözcüğü daha önce sunulan bilgilere gönderme yaptığı için cümle, örneklerden genel bir kategori ifadesine geçer. X is what defines Y yapısındaki what yan cümlesi, Y'ye temel kimliğini veren veya sınırlarını belirleyen şey anlamına gelir. Bu yapı X'i yalnızca olası bir özellik olarak değil, belirleyici ölçüt olarak öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi X is what defines Y yapısıyla tamamlayın: Its commitment to accuracy ____ the research team.

Cevabı göster

is what defines

All the other attributes change with the tides. Deyimler

2:06

Diğer tüm özellikler zamana göre değişir.

Deyimler

change with the tides: genel eğilimlerle birlikte değişmek

Burada change with the tides, zaman, koşullar veya daha geniş eğilimler değiştikçe değişmek anlamına gelen bir benzetmedir. Gerçek gelgitler yükselip alçalır; bu nedenle sabit kalmayan koşulların görüntüsünü oluşturur. Bu ifade, diğer özellikleri kalıcı değil, değişken olarak sunar. change with X yapısında with, öznenin değişimine uyduğu koşulu veya etkiyi belirtir.

Alıştırma

Örnekte change with the tides, diğer özellikler hakkında ne anlatıyor?

  1. Yalnızca deniz seviyesi yükselip alçaldığında hareket ederler.
  2. Zaman ve koşullar değiştikçe onlar da değişir.
  3. Çevrelerindeki değişikliklere rağmen sabit kalırlar.
Cevabı göster

Zaman ve koşullar değiştikçe onlar da değişir.

So,

2:09

Peki,

how do we arrive at the reanimated fellow you see before you? Anlatım akışı

2:10

karşınızda gördüğünüz bu canlanmış arkadaşa nasıl ulaşıyoruz?

Anlatım akışı

How do we arrive at ...?: bir sonucun nasıl oluştuğunu açıklamaya geçmek

How do we arrive at + sonuç? hangi sürecin o sonuca yol açtığını sorar. Burada arrive at soyut anlamdadır: fiziksel olarak bir yere gitmek değil, bir duruma, biçime veya sonuca “ulaşmak ya da sonunda varmak” demektir. Konuşmacı bu soruyu bir geçiş olarak kullanır. Asıl amacı yol tarifi ya da dinleyiciden kısa bir yanıt istemek değildir; sözü edilen yeniden canlandırılmış kişinin hangi aşamalar sonucunda ortaya çıktığının açıklanacağını haber verir.

Alıştırma

Örnekte how do we arrive at ...? söylem içinde hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Bir kişinin bulunduğu fiziksel yere nasıl gidileceğini sorar.
  2. Daha önceki gelişmelerin hiçbir önem taşımadığını söyler.
  3. Bir sonucu ortaya çıkaran sürecin açıklamasını başlatır.
Cevabı göster

Bir sonucu ortaya çıkaran sürecin açıklamasını başlatır.

Our modern ideal emerges in 18th century Eastern Europe Anlatım akışı

2:14

Modern idealimiz 18. yüzyılda Doğu Avrupa'da

with the dramatic increase of vampire superstitions.

2:19

vampir batıl inançlarının dramatik bir şekilde artmasıyla ortaya çıkar.

Anlatım akışı

modern ideal emerges: modern vampir modelini tanıtma

Burada modern ideal, kişisel bir hedefi ya da ahlaken kusursuz bir şeyi değil, bugün insanların bildiği tanınabilir vampir modelini anlatır. Emerges, bu modelin belirli bir tarihsel ortamda biçimlenmeye ve ayırt edilir hâle gelmeye başladığını gösterir. Yeni bir bölümün giriş iddiası olarak bu ifade açıklamayı düzenler: dikkati önceki örneklerden modern imgenin kökenine kaydırır. Cümlenin geri kalanı bu değişimin ne zaman ve nerede gerçekleştiğini belirtir ve onu vampir batıl inançlarındaki artışla ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu açıklayıcı metinde modern ideal emerges ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Bilinen modern vampir modelinin biçimlenmeye başladığı iddiasını ortaya koyar.
  2. Eski vampir hikâyelerinin çoktan ortadan kalktığı sonucuna varır.
  3. 18. yüzyıldaki insanların kusursuz bir ahlaki hedefe ulaştığını söyler.
Cevabı göster

Bilinen modern vampir modelinin biçimlenmeye başladığı iddiasını ortaya koyar.

Stories of blood-sucking shadowy creatures Kelime

2:23

Kan emici gölge yaratıkların hikayeleri

become nightly bedside terrors.

2:26

geceleri yatak başı korkularına dönüşür.

Kelime

blood-sucking shadowy creatures ... nightly bedside terrors: korku imgesi oluşturma

Blood-sucking shadowy creatures isim öbeği, creatures sözcüğünden önce iki niteleyiciyi üst üste getirir: blood-sucking şiddet içeren davranışı belirtirken shadowy bu yaratıkları karanlık, belirsiz ve görülmesi zor hâle getirir. Bu iki niteleyici birlikte tehditkâr ve doğaüstü bir imge oluşturur. Become nightly bedside terrors mecazidir: hikâyeler yatağın yanındaki nesnelere dönüşmez. Uyku vaktinde bir korku kaynağına dönüşerek ortak halk anlatılarını özel ve gündelik bir alana taşırlar. Yaratıkların betimlenmesinden duygusal etkilerine geçiş, cümleye dramatik korku tonunu verir.

Alıştırma

“Stories of blood-sucking shadowy creatures become nightly bedside terrors.” cümlesini okuyun. Vurgulanan sözlerin temel etkisi nedir?

  1. Gece yaşayan hayvanları tarafsız ve bilimsel biçimde sınıflandırır.
  2. Halk anlatılarını, uyku vaktinde korkuya yol açan yaratıkların canlı bir görüntüsüne dönüştürür.
  3. Yaratıkların gerçekten yatağın yanında tutulan mobilyalara dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Halk anlatılarını, uyku vaktinde korkuya yol açan yaratıkların canlı bir görüntüsüne dönüştürür.

And popular folklore like the moroi among the Romani people

2:30

Romanlar arasındaki moroi

and the Lugat in Albania

2:34

ve Arnavutluk'taki Lugat gibi popüler halk inanışları

provide the most common vampire traits known today,

2:35

vampirlerin ölümsüz olması, gece yaşaması ve şekil değiştirmesi gibi

such as vampires being undead and nocturnal and shape-shifting. Dilbilgisi

2:39

bugün bilinen en yaygın vampir özelliklerini sağlar.

Dilbilgisi

such as vampires being...: özellikleri uzun bir yapıyla sıralamak

Such as, az önce belirtilen özelliklere örnekler getirir. Ardından yalnızca tek bir isim gelmek zorunda değildir; bütün bir durumu anlatan daha uzun bir öbek veya yan cümle de gelebilir. Burada vampires, being yapısının öznesidir. Undead, nocturnal ve shape-shifting, being sonrasında sıralanmış eş görevli betimlemelerdir. vampires being... biriminin tamamı vampir özelliklerine somut örnekler verir.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçenek hangisidir? The report lists several workplace concerns, ____.

  1. such as employees they are unable to disconnect after work
  2. such as employees unable disconnect after work
  3. such as employees being unable to disconnect after work
Cevabı göster

such as employees being unable to disconnect after work

You see,

2:45

Anlayacağınız,

Eastern Europe in the 18th century

2:46

18. yüzyılda Doğu Avrupa

was a pretty grim place Kelime

2:48

bilinmeyen hastalıklardan ve salgınlardan

with many deaths occurring

2:52

birçok ölümün meydana geldiği

from unknown diseases and plagues.

2:53

oldukça kasvetli bir yerdi.

Kelime

a pretty grim place: derece zarfı olarak pretty

a pretty grim place ifadesinde pretty, oldukça veya epey anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. Grim sözcüğünü niteler; yerin güzel olduğunu anlatmaz. Grim güçlü bir olumsuz anlam taşır: sert, kasvetli veya rahatsız edici. Bu nedenle ifadenin tamamı, yer hakkında gündelik ama açıkça olumsuz bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Bu cümlede pretty ne anlama geliyor? The situation looks pretty grim.

  1. Güzel anlamına gelir ve durumu betimler.
  2. Oldukça anlamına gelir ve grim sıfatını güçlendirir.
  3. Düzenli biçimde anlamına gelir ve durumun nasıl göründüğünü anlatır.
Cevabı göster

Oldukça anlamına gelir ve grim sıfatını güçlendirir.

Without medical explanations, Dilbilgisi

2:57

Tıbbi açıklamalar olmadan,

people searched for supernatural causes

2:59

insanlar doğaüstü nedenler aradılar

and they found what looked like evidence Kalıp ifadeler

3:02

ve kurbanların cesetlerinde

in the corpses of the victims.

3:05

kanıt gibi görünen şeyler buldular.

Dilbilgisi

Without medical explanations: cümle başında arka plan veren ifade

Without medical explanations, “tıbbi açıklamaların yokluğunda” anlamına gelir. Cümlenin başına yerleştirilen bu edat öbeği, insanların neden doğaüstü nedenler aradığını açıklamaya yardımcı olan eksik koşulu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp, Without + isim öbeği ve ardından gelen tam bir cümleciktir. “Kullanılabilir bir açıklama olmadığı için” gibi bir düşünceyi kısa bir arka plan çerçevesine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi Without ile başlayan ve reliable data ifadesini kullanan tam üç İngilizce sözcükle tamamlayın: ____, the researchers could not verify the claim.

Cevabı göster

Without reliable data

Kalıp ifadeler

what looked like evidence: doğrulanmamış görünüş

what looked like evidence, “kanıt gibi görünen bir şey” anlamına gelir. Burada what, “the thing that” anlamındaki birleşik ilgi yapısını başlatır ve ifadenin tamamı found fiilinin nesnesidir. Looked like, doğrulanmış bir gerçeği değil bir izlenimi belirtir. Konuşmacı, işaretlerin nasıl göründüğünü aktarırken onların gerçekten kanıt olduğu iddiasına mesafe koyar.

Alıştırma

Bulunan şeyi yalnızca ilk izlenim olarak sunan ifadeyi seçin: The investigators found _____ near the door.

  1. what looked like evidence
  2. clear evidence
  3. proof of forced entry
Cevabı göster

what looked like evidence

When villagers dug up bodies Öbek fiiller

3:08

Köylüler gizemli ölümlerin nedenini anlamak için

to discern the cause of the mysterious deaths, Kelime

3:10

cesetleri kazıp çıkardıklarında,

Öbek fiiller

dug up: gömülü bir şeyi topraktan çıkarmak

Dig up, toprağı kazarak içindeki bir şeyi çıkarmak demektir. Dug up bunun geçmiş zaman biçimidir. Burada nesne bodies olduğu için ifade, köylülerin gömü yerlerini kazıp kalıntıları topraktan çıkardığını anlatır. Up parçacığı tamamlanmış bir sonuç ekler: gömülü nesne toprağın dışına çıkar. Dig tek başına yalnızca çukur açmaya veya toprağı kazmaya odaklanabilir; gömülü bir nesnenin çıkarıldığını belirtmeyebilir.

Alıştırma

Bir kutu ağacın altına gömülmüştü. Cümleyi dig up'ın geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The gardeners ____ the box.

Cevabı göster

dug up

Kelime

to discern the cause: resmî amaç ve dikkatli analiz

To discern the cause burada amaç bildiren bir mastar yapısıdır: köylülerin cesetleri neden topraktan çıkardığını açıklar. Discern, kanıtları dikkatle inceleyerek fark edilmesi veya anlaşılması kolay olmayan bir şeyi belirlemek demektir. Discern the cause ifadesinde, yalnızca birinin bir olayın nedenini öğrendiğini söylemek yerine araştırmaya resmî ve analitik bir ton katar.

Alıştırma

Bir makine hiçbir uyarı vermeden arızalandı. Cümleyi discern kullanan resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The engineers examined the data ____.

Cevabı göster

to discern the cause

they would often find the cadavers looking very much alive. Dilbilgisi

3:13

genellikle cesetlerin oldukça canlı göründüğünü fark ederlerdi.

Dilbilgisi

find the cadavers looking...: find + nesne + -ing

find + nesne + -ing yapısı, bir kişinin nesneyi belirli bir eylemi yaparken ya da gözle görülen belirli bir durumda bulduğunu veya fark ettiğini anlatır. Bu cümlede the cadavers nesnedir; looking very much alive ise insanlar onları bulduğunda nasıl göründüklerini açıklar. Bu kullanımda find “aramak” değil, “bulmak” veya “fark etmek” demektir. Bu kısa nesne tümleci yapısı, gözlemlenen durumu aynı cümlecikte verir.

Alıştırma

Cümleyi find + nesne + -ing yapısıyla tamamlayın. the dog isim grubunu ve sleep fiilinin -ing biçimini kullanın: When I opened the door, I found ____ beside my desk.

Cevabı göster

the dog sleeping

Longer hair and fingernails,

3:18

Daha uzun saçlar ve tırnaklar,

bloated bellies,

3:20

şişkin karınlar

and blood at the corners of mouths.

3:22

ve ağız kenarlarında kan.

Clearly,

3:26

Açıkçası,

these people were not really dead.

3:27

bu insanlar aslında ölmemişti.

They were vampires,

3:30

Onlar vampirdi

and they had been leaving their graves Dilbilgisi

3:32

ve dirilerle ziyafet çekmek için

Dilbilgisi

had been leaving: past perfect continuous zamanı

Had been leaving, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiilin -ing biçimi. Leaving eylemini geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir ve o noktaya uzanan bir süre boyunca devam eden ya da tekrarlanan bir süreç olarak sunar. Burada bu zaman, insanların daha önce gerçekleşmekte olduğuna inandığı şeyi aktarır. Past perfect continuous zaman ilişkisini ve bakış açısını kurar; aktarılan eylemin gerçekten gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi wait fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: By the time the doors opened, they ____ for an hour.

Cevabı göster

had been waiting

to feast on the living. Kelime

3:34

mezarlarından ayrılıyorlardı.

Kelime

feast on the living: yaşayan insanları yemeyi dramatik biçimde anlatmak

Feast on, bir şeyi iştahla veya büyük miktarda yemek anlamına gelir; ifade canlı ve çoğu zaman edebî bir etki taşır. Bu cümlede ifade, sıradan bir yemekten çok yırtıcı bir canlının şölen yapar gibi beslenmesini anlatır. The living, yaşayan insanları topluca belirten bir isim öbeğidir. Bu nedenle feast on the living, canavarların yaşayan insanları yiyecek olarak gördüğünü anlatır ve korku hikâyesine özgü bir anlam oluşturur.

Alıştırma

Yaşayan insanları yemeyi anlatan, canavar hikâyelerine özgü dramatik bir betimleme için hangi ifade en uygundur?

  1. feast on the living
  2. feed on the living
  3. feast the living
  4. eat the living
Cevabı göster

feast on the living

The terrified villagers would quickly enact a ritual Kalıp ifadeler

3:38

Dehşete düşmüş köylüler ölümsüzü öldürmek için

to kill the undead.

3:42

hemen bir ritüel uygularlardı.

Kalıp ifadeler

enact a ritual: bir ritüeli resmî biçimde gerçekleştirmek

Enact a ritual, önceden belirlenmiş sembolik hareketleri uygulayarak bir ritüeli gerçekleştirmek anlamına gelir. Enact, ritüeli yalnızca planlamayı veya tartışmayı değil, adımlarını fiilen uygulamayı vurgular. Bu cümledeki resmî fiil, köylülerin tepkisini önceden belirlenmiş geleneksel bir işlem gibi gösterir. Günlük do a ritual ifadesinden daha yazılı ve edebîdir; burada anlamı yeni bir ritüel yaratmak değildir.

Alıştırma

Tanınmış bir sembolik hareketler dizisini resmî biçimde gerçekleştirmeyi anlatmak için hangi ifade en uygundur?

  1. create a ritual
  2. enact a law
  3. hold a meeting
  4. enact a ritual
Cevabı göster

enact a ritual

The practices varied across the region,

3:44

Uygulamalar bölge genelinde değişiklik gösterirdi,

but usually included beheadings,

3:45

ancak genellikle baş kesme,

burnings,

3:49

yakma,

and staking the body to the coffin to prevent it from getting up. Notlar

3:50

ve kalkmasını önlemek için cesedi tabuta kazıklamayı içerirdi.

Kelime

staking the body to the coffin: bedeni kazıkla tabuta sabitlemek

staking the body to the coffin ifadesinde stake fiil olarak kullanılır ve sivri bir kazığı saplayarak bir şeyi sabitlemek anlamına gelir. Burada ifade, bedeni bir kazıkla tabuta sabitlemeyi anlatır; yalnızca yakına bir kazık koymak anlamına gelmez. Bu eylem anlamı vampir efsanelerinde, korku ve tarih anlatılarında, ayrıca bahçecilik gibi pratik durumlarda görülür. body ve coffin sözcükleri, stake kelimesinin “kazık” veya “bahis” isim anlamında değil, fiil anlamında kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede staking ne anlama geliyor? They staked the young trees to keep them upright.

  1. Onları kazıklarla sabitlemek
  2. Onlara para yatırmak
  3. Onları yerden çıkarmak
Cevabı göster

Onları kazıklarla sabitlemek

Dilbilgisi

prevent it from getting up ... prevent + nesne + from + -ing

prevent it from getting up ifadesinde prevent + nesne + from + fiil-ing yapısı kullanılır. Prevent, bir şeyin olmasını engellemek anlamına gelir; it engellenen nesnedir ve getting up engellenen eylemi belirtir. Burada it bedeni ifade eder ve getting up fiziksel olarak ayağa kalkmak anlamındadır. Aynı yapı prevent someone or something from doing something biçiminde başka durumlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Eksik kısmı tamamlayın: The safety gate prevents children ____ the pool area.

Cevabı göster

from entering

Grizzly stuff,

3:55

Korkunç şeyler,

huh?

3:57

değil mi?

But what the villagers interpreted as unholy reanimation Anlatım akışı

3:58

Fakat köylülerin kutsal olmayan bir diriliş olarak yorumladıkları şey

were actually normal symptoms of death.

4:03

aslında ölümün normal belirtileriydi.

Anlatım akışı

But what ... were actually ...: bir yorumu gerçek açıklamayla değiştirmek

But, önceki yorumun birazdan düzeltileceğini gösterir. what yan cümlesi, daha önce sözü edilen bedensel değişiklikleri tek bir konu altında toplar ve bunları köylülerin bakış açısından sunar: Köylüler bu değişiklikleri “uğursuz bir dirilme” olarak görmüştür. were actually normal symptoms of death yüklemi, önceki yorumun yerine geçen gerçek açıklamayı verir. Bu bilgi düzeni önce bir şeyin nasıl yorumlandığını belirtir, sonra actually ile gerçekte ne olduğunu açıklar. Buradaki what, tek ve ayrı bir olaya değil, gözlemlenen birkaç değişikliğe topluca gönderme yapar.

Alıştırma

Bu cümle bilgiyi düzenlerken nasıl bir geçiş yapıyor?

  1. Önce köylülerin yorumunu sunar, ardından bunun yerine bilimsel bir açıklama getirir.
  2. Önceki yorumu değiştirmeden bırakır ve ilgisiz bir ayrıntı ekler.
  3. Aralarında seçim yapmadan aynı ölçüde güvenilir iki açıklama verir.
Cevabı göster

Önce köylülerin yorumunu sunar, ardından bunun yerine bilimsel bir açıklama getirir.

When a body decomposes,

4:07

Bir ceset çürüdüğünde,

the skin dehydrates,

4:09

cilt kurur,

causing the hair and fingernails to extend. Dilbilgisi

4:11

bu da saç ve tırnakların uzamış görünmesine neden olur.

Dilbilgisi

causing ... to extend: ortaçlı bir yan cümleyle sonuç eklemek

Virgül + causing yapısı, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir sonuç yan cümlesidir. Önündeki tam cümlenin sonucunu verir: Deri susuz kalır ve bu da saç ile tırnakların dışarı doğru uzamasına ya da daha uzun görünmesine neden olur. Sonuç yan cümlesinin içinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını kullanır: causing + the hair and fingernails + to extend. Bu kalıp, açıklayıcı bir metinde yeni bir cümle başlatmadan bir süreci doğrudan sonucuna bağlar.

Alıştırma

cause, the lake ve freeze ifadelerini doğru biçimlerde kullanarak sonuç yan cümlesini tamamlayın: The sudden cold lowered the temperature overnight, ____.

Cevabı göster

causing the lake to freeze

Bacteria in the stomach creates gases that fill the belly,

4:14

Midedeki bakteriler karnı dolduran gazlar yaratır,

which force out blood and matter through the mouth. Dilbilgisi

4:18

bu da ağızdan kan ve maddelerin dışarı çıkmasına neden olur.

Dilbilgisi

which force out...: gases ile sonraki sonucu bağlamak

which force out... ilgi cümleciğinde which, belly sözcüğünü değil gases sözcüğünü karşılar. Çoğul özneyle kullanılan force fiil biçimi, çoğul gases ismiyle uyumludur ve öncülü belirlemeye yardımcı olur. Bu cümlecik, gazların daha sonra ne yaptığını ekler. Yapı, yeni bir cümle başlatmadan neden-sonuç zincirini sürdürür: bakteriler gaz üretir, gazlar karnı doldurur ve ardından maddeleri dışarı iter.

Alıştırma

Cümlede which force out... içindeki which neyi karşılıyor?

  1. gazlar
  2. ağız
  3. karın
Cevabı göster

gazlar

Unfortunately,

4:22

Ne yazık ki,

this science was not yet known, Kalıp ifadeler

4:23

bu bilim o zamanlar henüz bilinmiyordu,

so the villagers kept digging.

4:26

bu yüzden köylüler kazmaya devam etti.

Kalıp ifadeler

was not yet: geçmişteki bir ana kadar süren olumsuz durum

was not yet known ifadesinde was known, insanların bu bilgiye sahip olduğu durumu anlatır. Not bu durumu olumsuz yapar; yet ise geçmişte bir zaman sınırı koyar: o ana kadar bu bilimsel bilgi hâlâ bilinmiyordu. Yet, zaman çizelgesinin henüz tamamlanmadığı hissini ekler. Dinleyiciye bilginin daha sonra öğrenilmiş olabileceğini düşündürür, ancak cümle bu değişimin kesinlikle gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı was + not yet ile tamamlayın: At that time, the treatment ____ available.

Cevabı göster

was not yet

In fact,

4:29

Aslında,

so many bodies were dug up Dilbilgisi

4:30

o kadar çok ceset kazıldı ki

that the Empress of Austria sent her physician around

4:32

Avusturya İmparatoriçesi, vampir hikayelerini çürütmesi için

to disprove the vampire stories,

4:36

kendi doktorunu etrafa gönderdi

Dilbilgisi

so many bodies were dug up that: sonuca yol açan yüksek sayı

so many + çoğul sayılabilen isim + that yan cümlesi kalıbı, bir sayının sonuç doğuracak kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada so many, bodies sözcüğünü niteler; were dug up ise edilgen yapıdadır ve cesetlere ne olduğunu açıklar. Sonuç that sözcüğünden sonra başlar: mezardan çıkarılan cesetlerin olağan dışı derecede çok olması, İmparatoriçe'nin hekimini göndermesine yol açmıştır. Büyük sayının kendisi sonucu açıklıyorsa bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi so many ... that miktar-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The store received ____ orders ____ it hired extra staff.

Cevabı göster

so many · that

and she even established a law prohibiting grave tampering. Kelime

4:38

ve hatta mezar kurcalamayı yasaklayan bir yasa bile çıkardı.

Kelime

established a law prohibiting ...: resmî hukuk ifadesi

Bu resmî ifadede established a law, bir yasayı resmen oluşturmak veya yürürlüğe koymak anlamına gelir. prohibiting grave tampering sıfat-fiil öbeği law sözcüğünü niteler ve yasanın neyi yasakladığını belirtir; anlamı a law that prohibited grave tampering ifadesine yakındır. Grave tampering, mezarları açmak, değiştirmek veya onlara zarar vermek gibi izinsiz ya da uygunsuz müdahaleleri ifade eder. Tampering yalnızca bir şeye dokunmayı değil, haksız bir müdahaleyi ima eder.

Alıştırma

Bir yasanın neyi yasakladığını belirtmek için resmî law + prohibiting kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The city enacted a law prohibited businesses from dumping waste into the river.
  2. The city enacted a law prohibiting businesses from dumping waste into the river.
  3. The city enacted a law prohibiting businesses to dump waste into the river.
Cevabı göster

The city enacted a law prohibiting businesses from dumping waste into the river.

Still,

4:43

Yine de,

even after the vampire hunts had died down, Öbek fiiller

4:44

vampir avları yatıştıktan sonra bile,

the stories of legends survived in local superstition.

4:47

efsanelerin hikayeleri yerel batıl inançlarda hayatta kaldı.

Öbek fiiller

had died ... down: die down'ın past perfect biçimi

Vurgulanan had died, ardından gelen down ile birleşerek had died down yapısını oluşturur. Öbek fiil die down, “giderek daha az yoğun, daha az etkin veya daha az fark edilir hâle gelmek” demektir. Bu nedenle burada vampir avlarının yatıştığı anlatılır; kimsenin gerçekten öldüğü söylenmez. Had died down, past perfect zamanındadır. Bu azalmayı başka bir geçmiş durumdan önceye yerleştirir: avlar çoktan yatışmış olsa bile efsaneler yerel batıl inançlarda varlığını sürdürmüştür.

Alıştırma

Cümleyi die down ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By midnight, the noise ____, so we could finally sleep.

Cevabı göster

had died down

This led to works of literature such as Polidori's The Vampyre, Notlar

4:52

Bu, Polidori'nin Vampir'i,

the Gothic novel Carmilla,

4:56

Gotik roman Carmilla

and most famously,

4:58

ve en ünlüsü,

Bram Stoker's Dracula.

5:01

Bram Stoker'ın Drakula'sı gibi edebi eserlere yol açtı.

Kalıp ifadeler

This led to ... such as ...: neden, sonuç ve örnekler

This led to ... yapısında This, önceki durumun tamamına gönderme yapar; led to ise bu durumun neden olduğu veya ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu sonucu tanıtır. Buradaki sonuç kategorisi works of literature ifadesidir. Ardından such as, bu kategorinin temsilî üyelerini verir. Yapının tamamı bilgiyi önceki neden → sonuç kategorisi → örnekler şeklinde düzenler; listenin eksiksiz olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

This led to ... such as ... normalde nasıl bir bilgi düzeni oluşturur?

  1. Bir sonuç göstermeden olayları yalnızca zaman sırasıyla listeler.
  2. Önceki bilgiyi düzeltir ve onun yerine örnekler koyar.
  3. Önceki bir nedeni sonuca bağlar, ardından bu sonucun örneklerini verir.
Cevabı göster

Önceki bir nedeni sonuca bağlar, ardından bu sonucun örneklerini verir.

Kültür

Polidori'nin The Vampyre'ı, Carmilla ve Bram Stoker'ın Dracula'sı

Vurgulanan eser adları, modern vampir kurmacasının gelişimindeki etkili üç aşamayı gösterir. John Polidori'nin The Vampyre'ı (1819), İngiliz edebiyatındaki aristokrat vampir figürünün yerleşmesine yardımcı oldu. Sheridan Le Fanu'nun gotik kısa romanı Carmilla (1872), Bram Stoker'ın Dracula'sından (1897) önce etkili bir kadın vampir figürü sundu. Dracula daha sonra bu üç eser arasında en çok tanınanı oldu. Most famously ifadesi Bram Stoker's Dracula'yı niteler. Dracula'nın daha yaygın biçimde tanındığını vurgular; önceki eserlerin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan üç eseri en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Aynı tarihî kişinin biyografileridir.
  2. Bram Stoker'ın yazdığı üç eserdir.
  3. Vampir edebiyatının farklı gelişim aşamalarına ait etkili eserlerdir.
Cevabı göster

Vampir edebiyatının farklı gelişim aşamalarına ait etkili eserlerdir.

Although Stoker incorporated historical material

5:03

Stoker, Elizabeth Bathory'nin bakire kanı banyoları

like Elizabeth Bathory's virgin blood baths Kültür

5:06

ve Vlad Dracul'un acımasız idamları gibi

and the brutal executions of Vlad Dracul,

5:10

tarihi materyalleri dahil etse de,

it was these local myths Dilbilgisi

5:13

onun hikayesinin ana unsurlarına

that inspired the main elements of his story:

5:16

ilham veren bu yerel efsanelerdi:

Kültür

Tarihsel malzeme olarak Elizabeth Bathory ve Vlad Dracul

Elizabeth Bathory ve Vlad Dracul, aynı karakterin iki adı değil, birbirinden ayrı iki tarihsel kişiye işaret eder. Bathory, daha sonra genç kadınların kanında yıkandığını ileri süren tartışmalı bir söylenceyle ilişkilendirilen Macar bir soylu kadındı. Vlad Dracul bir Eflak hükümdarıydı; popüler Dracula anlatıları onu sık sık oğlu Vlad III Dracula, yani Kazıklı Voyvoda ile karıştırır. Toplu infazlarla daha yakından ilişkilendirilen kişi oğludur. Dilbilgisi açısından her iki ad da although ile başlayan yan cümledeki historical material örnekleridir. Ana iddia although'dan sonra gelir: Stoker'ın hikâyesinin temel unsurlarına yerel söylenceler ilham vermiştir. Bu kişiler arka plan malzemesidir; ne kurgusal Kont Dracula'dırlar ne de romanın tek kaynağıdırlar.

Alıştırma

Bu cümlede Elizabeth Bathory ve Vlad Dracul için hangi yorum doğrudur?

  1. Stoker'ın kurgusal Kont Dracula'sının iki adıdır.
  2. Yerel söylenceleri yaratan yazarlardır.
  3. Kaynak malzeme olarak sunulan, birbirinden ayrı iki tarihsel kişidir.
Cevabı göster

Kaynak malzeme olarak sunulan, birbirinden ayrı iki tarihsel kişidir.

Dilbilgisi

It was these local myths that ...: it-cleft ile vurgu

It was + odak + that + cümle kalıbı bir it-cleft yapısıdır. Burada odak these local myths bölümüdür: Cümle, hikâyenin ana unsurlarının kaynağının daha önce anılan tarihî malzeme değil, yerel efsaneler olduğunu vurgular. Baştaki it, bir kişiye ya da nesneye gönderme yapan zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Cleft çerçevesi kaldırıldığında nötr cümle These local myths inspired the main elements of his story. olur.

Alıştırma

the storm bölümünü vurgulayan bir it-cleft ile yeniden yazımı tamamlayın. The storm caused the delay. → ____ caused the delay.

Cevabı göster

It was the storm that

the Transylvanian setting, Kültür

5:19

Transilvanya ortamı,

using garlic to defend oneself,

5:21

kişinin kendini savunmak için sarımsak kullanması,

and the staking of the heart.

5:24

ve kalbe kazık çakılması.

Kültür

Transilvanya ortamı, sarımsak ve kalbe kazık çakılması

Listelenen üç unsur, Drakula ve sonraki vampir kurgularının kolayca tanınan gelenekleridir. Transilvanya ortamı, hikâyeyi günümüz Romanya'sındaki ve Drakula ile güçlü biçimde özdeşleşmiş tarihî bir bölgeye yerleştirir; sarımsak ise vampirlere karşı koruma olarak kullanılır. The staking of the heart, bir vampiri hikâye içinde yok etmek veya etkisiz hâle getirmek için kalbine tahta kazık çakmak anlamına gelir. Bunlar tarihî gerçekler veya gerçek hayata yönelik güvenlik tavsiyeleri değil, kurmaca ve folklor gelenekleridir.

Alıştırma

Bu liste cümlede neyi temsil ediyor?

  1. Transilvanya tarihinden doğrulanmış üç tıbbi yöntem
  2. Drakula ve vampir kurgusunun tanınabilir gelenekleri
  3. Üç tarihî hükümdara verilen unvanlar
Cevabı göster

Drakula ve vampir kurgusunun tanınabilir gelenekleri

While these attributes are certainly familiar to us, Dilbilgisi

5:27

Bu özellikler kesinlikle bize tanıdık gelse de,

elements he invented himself

5:30

kendisinin icat ettiği unsurlar

have also lasted over the years. Kalıp ifadeler

5:33

da yıllar boyunca devam etti.

Dilbilgisi

While these attributes...: ödünleme bildiren while

Buradaki While, “... olsa da” anlamındadır; “... sırasında” anlamına gelmez. Başlangıçtaki yan cümle bu özelliklerin tanıdık olduğunu kabul eder, ana cümle ise daha önemli noktayı ekler: onun kendi yarattığı unsurlar da varlığını sürdürmüştür. Kalıp While + kabul edilen gerçek, ana ifade şeklindedir. Önce bir noktayı kabul edip sonra dikkati başka bir noktaya yönlendirerek düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi ödünleme bildiren while ile tamamlayın: ____ the first option is cheaper, the second one is more reliable.

Cevabı göster

While

Kalıp ifadeler

have also lasted over the years: yıllar boyunca sürüp bugüne ulaşmak

Have lasted over the years, bir şeyin uzun yıllar boyunca devam ettiğini ve hâlâ var olduğunu ya da önem taşıdığını anlatır. Present perfect yapıdaki have lasted, geçmişteki bu sürekliliği bugüne bağlar. Also bunun ek bir nokta olduğunu gösterir: daha önce sözü edilen başka bir şeyin yanında bu unsurlar da varlığını sürdürmüştür.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan fiil ifadesiyle tamamlayın: The old songs are still performed, and the festival's other traditions ____.

Cevabı göster

have also lasted over the years

Fear of crucifixes,

5:36

Haç korkusu,

weakness in sunlight,

5:38

güneş ışığına karşı zayıflık,

and the vampire's inability to see their reflection.

5:39

ve vampirin yansımasını görememesi.

By inventing new traits, Dilbilgisi

5:43

Stoker, yeni özellikler icat ederek

Stoker perfectly enacted the age-old tradition Kelime

5:45

vampir efsanesini detaylandırma ve genişletme

of elaborating upon and expanding the myth of vampires. Kalıp ifadeler

5:50

yüzyıllık geleneğini kusursuz bir şekilde canlandırdı.

Dilbilgisi

By inventing new...: yöntemi gösteren by + -ing

By inventing new traits, Stoker'ın ana cümledeki sonucu nasıl elde ettiğini gösterir. by + fiil-ing kalıbı “bir eylemi yaparak” anlamına gelir ve bu eylemi yöntem ya da araç olarak sunar. inventing eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi Stoker olduğu anlaşılır. Cümle başındaki bu ifade, temel işlevi değişmeden ana cümleden sonra da gelebilir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili by + -ing ile kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the two reports, Mia found the error. (compare)

Cevabı göster

By comparing

Kelime

age-old tradition: çok uzun zamandır süren bir gelenek

age-old tradition ifadesinde age-old, bir şeyin çok uzun süredir var olduğu veya devam ettiği anlamına gelir. Bir kişinin yaşını değil, uzun bir geçmişi vurgular. Age-old, isimden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi iki sözcüğü tek bir niteleyici hâline getirir: an age-old tradition.

Alıştırma

“The town preserves an age-old tradition,” cümlesinde age-old ne anlama gelir?

  1. yalnızca yaşlılara yönelik bir gelenek
  2. çok uzun zamandır var olan bir gelenek
  3. bir yıl önce başlayan bir gelenek
Cevabı göster

çok uzun zamandır var olan bir gelenek

Kalıp ifadeler

elaborating upon and expanding: ayrıntı eklemek ve kapsamı genişletmek

Burada elaborating upon ve expanding, the tradition of doing something kalıbındaki of edatından sonra gelen, birbirine paralel iki -ing biçimidir. Elaborate upon the myth, mevcut mite açıklama veya ayrıntı ekleyerek onu geliştirmek anlamına gelirken expand the myth, mitin içeriğini veya kapsamını genişletmek anlamına gelir. Bu iki fiil birlikte, iki yöndeki gelişimi anlatır: daha fazla derinlik ve daha fazla genişlik. Aynı yapı bir teorinin, hikâyenin, planın veya önerinin geliştirilmesini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle editörün mevcut bir öneriye hem ayrıntı eklediğini hem de önerinin kapsamını genişlettiğini açıkça belirtir?

  1. The editor added new sections but gave no further detail about the original points.
  2. The editor explained the original points in more detail but kept the proposal's scope unchanged.
  3. The editor elaborated on the proposal and expanded its scope.
Cevabı göster

The editor elaborated on the proposal and expanded its scope.

As we saw, maybe you met my relatives, Anlatım akışı

5:54

Gördüğümüz gibi, belki akrabalarımla tanışmışsınızdır,

a huge of variety of creatures

5:57

çok çeşitli yaratıklar

stalked the night before Dracula. Deyimler

5:59

Drakula'dan önce geceye dehşet saçıyordu.

Anlatım akışı

As we saw: daha önce sunulan kanıtlara geri gönderme

As we saw, daha önce söylenenlere geri gönderme yapan bir söylem işaretleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen ifadenin daha önce sunulmuş örneklere veya bilgilere dayandığını bildirir ve önceki içerikten özet ya da sonuca geçişi sağlar. Buradaki saw yalnızca gözle görme anlamıyla sınırlı değildir. Önceki açıklama sayesinde anlamak veya gözlemlemek anlamına da gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek, bir sonucu daha önce sunulan kanıta bağlamak için As we saw ifadesini kullanır?

  1. Earlier, we examined a chart showing higher sales. As we saw, the price cut had an immediate effect.
  2. We will examine the sales results tomorrow. As we saw, the price cut had an immediate effect.
  3. We have never discussed this recipe before. As we saw, it needs three eggs.
Cevabı göster

Earlier, we examined a chart showing higher sales. As we saw, the price cut had an immediate effect.

Deyimler

stalked the night: karanlıkta gizli ve tehditkâr hareket

Burada stalked the night, yaratıkların avlanıyor ya da av arıyormuş gibi karanlıkta gizlice ilerlediğini canlandırır. Stalk; sinsilik, takip ve olası tehlike çağrıştırdığı için ifade walked at night sözünden çok daha tehditkâr gelir. Gece yalnızca zaman bildiren bir söz değil, yaratıkların alanı gibi ele alınır. Bu edebî kullanım korku veya karanlık fantezi atmosferi yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle stalked the night ifadesini tehditkâr ve edebî anlamıyla doğal biçimde kullanıyor?

  1. A silent predator stalked the night in search of prey.
  2. The neighbors stalked the night to enjoy a friendly walk.
  3. The sun stalked the night at noon.
Cevabı göster

A silent predator stalked the night in search of prey.

And many more will continue to creep through our nightmares. Deyimler

6:03

Ve çok daha fazlası kabuslarımızda sürünmeye devam edecek.

Deyimler

continue to creep through our nightmares: süren bir kâbus metaforu

Burada continue to creep through our nightmares, daha fazla korkutucu yaratığın insanların kâbuslarında belirmeyi ve hareket etmeyi sürdüreceği anlamına gelir. Continue to + fiilin yalın hâli bunun devam ettiğini gösterirken creep yavaş, gizli ve huzursuz edici bir hareket duygusu ekler. Kâbuslar, yaratıkların içinden geçebileceği bir alan gibi mecazi biçimde ele alınır. Daha genel anlam, bu korkutucu imgelerin insanların korku ve hayallerinde yaşamaya devam edeceğidir; fiziksel olarak bir şeyin rüyaya girmesi değildir.

Alıştırma

Cümle en güçlü biçimde neyi ima ediyor?

  1. Yaratıklar uyuyan her insanın zihnine fiziksel olarak girebilir.
  2. Hikâye biter bitmez yaratıklar korkutucu olmaktan çıkacak.
  3. Korkutucu yaratıkların imgeleri insanların hayal gücü ve korkularında yaşamaya devam edecek.
Cevabı göster

Korkutucu yaratıkların imgeleri insanların hayal gücü ve korkularında yaşamaya devam edecek.

Yet,

6:07

Ancak,

so long as they subsist off a living being's life force, Notlar

6:08

yaşayan bir varlığın yaşam gücüyle beslendikleri sürece,

they are part of my tribe.

6:12

onlar benim kabilemin bir parçasıdır.

Dilbilgisi

so long as: bir koşul belirtmek

Burada so long as, ana cümledeki ifadenin geçerli olması için yeterli olan koşulu sunar. ‘... olduğu sürece’ veya ‘şu koşulla’ anlamındadır: belirtilen koşulu karşılayan her varlık, konuşanın kabilesinin bir parçası sayılır. Long başka bağlamlarda süreyle ilgili olabilir, ancak bu cümlede so long as koşul bildiren bir bağlaçtır. Ardından gelen yan cümleyi zaman uzunluğu olarak değil, yerine getirilmesi gereken bir koşul olarak okuyun.

Alıştırma

Koşul cümlesini hedef ifade so long as ile tamamlayın: You may use the studio ____ you leave it clean.

Cevabı göster

so long as

Kelime

subsist off a living being's life force: hayatta kalmak için bir kaynağa bağlı olmak

To subsist off something, gerekli desteği belirli bir kaynaktan alarak yaşamaya veya varlığını sürdürmeye devam etmek demektir. Buradaki kaynak canlı bir varlığın yaşam gücüdür; dolayısıyla bu yaratıklar o enerjiyle beslenerek hayatta kalır. Subsist, live on ifadesinden daha resmîdir ve çoğu zaman rahatlıktan çok temel düzeyde hayatta kalmayı çağrıştırır. Bu cümlede life force, fantastik bir yaşam enerjisi fikridir; bilimsel bir terim değildir ve mutlaka doğrudan kan anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle subsist off ifadesini ‘hayatta kalmak için bir kaynağa bağlı olmak’ anlamında doğal biçimde kullanır?

  1. These cave insects subsist off nutrients carried by underground streams.
  2. These cave insects subsist nutrients carried by underground streams.
  3. These cave insects are subsist off nutrients carried by underground streams.
Cevabı göster

These cave insects subsist off nutrients carried by underground streams.

Even sparkling vampires can be included. Kültür

6:15

Parlayan vampirler bile dahil edilebilir.

Kültür

sparkling vampires: alışılmadık modern bir vampir imgesi

“Sparkling vampires”, tenleri güneş ışığında parlayan modern popüler kültür vampirlerini, özellikle Twilight serisiyle ilişkilendirilen türü anlatır. Bu imge, güneş ışığından zarar gören yaratıklar olarak bilinen geleneksel vampir tasvirinden bilinçli biçimde ayrılır. Bu cümlede even, sparkling vampires ifadesini şaşırtıcı bir sınır örneği olarak gösterir. Onların da dahil edilmesi, konuşmacının neyin vampir sayılabileceği konusunda geniş ve esnek bir anlayış kullandığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “sparkling vampires” neyi anlatıyor?

  1. Efsanenin popüler kültürdeki alışılmadık modern bir versiyonuna ait vampirler.
  2. Bedenleri değerli mücevherlerle kaplı geleneksel vampirler.
  3. Daha yeni vampir öykülerini dışlayan resmî bir folklor kategorisi.
Cevabı göster

Efsanenin popüler kültürdeki alışılmadık modern bir versiyonuna ait vampirler.

After all, Anlatım akışı

6:18

Sonuçta,

it's the continued storytelling

6:20

hikaye anlatımının devam etmesi

and reimagining of the vampire legend

6:22

ve vampir efsanesinin yeniden tasavvur edilmesi,

that allows us to truly live forever. Deyimler

6:25

gerçekten sonsuza kadar yaşamamızı sağlayan şeydir.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir gerekçe sunmak

After all, konuşmacının önceki ifadesini makul veya kabul edilebilir göstereceğini düşündüğü bir gerekçeyi sunan söylem belirtecidir. Burada efsanenin sürekli yeniden anlatılıp yorumlanmasının daha önce açıklanan geniş kapsamlı kabulü gerekçelendirdiğini gösterir. Bu kullanımda after all, “en sonunda” anlamına gelmez. Önceki iddiaya geri döner ve dinleyiciye sonraki yan cümleyi olaylar dizisindeki bir sonraki aşama olarak değil, o iddiayı destekleyen bir gerekçe olarak değerlendirmesini söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede after all, önceki iddiayı destekleyen bir gerekçeyi sunmak için kullanılmıştır?

  1. We should invite Maya; after all, she planned the whole event.
  2. After all, first open the file, and then click Print.
  3. We finished the meeting after all the guests left.
Cevabı göster

We should invite Maya; after all, she planned the whole event.

Deyimler

allows us to truly live forever: bedensel ölümsüzlük ve kültürel devamlılık

allows us to truly live forever ifadesindeki allow + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin belirli bir sonucu mümkün kıldığını anlatır. Burada bu sonucu mümkün kılan şey, vampir efsanesinin sürekli yeniden anlatılması ve hayal edilmesidir. Live forever birbiriyle bağlantılı iki şekilde okunur. Vampirlerin kurmaca dünyadaki bedensel ölümsüzlüğünü çağrıştırır, ancak sonuç cümlesi esas olarak vampirlerin ve efsanelerinin yeni hikâyeler ve yorumlar aracılığıyla kültürel bellekte yaşamaya devam ettiğini anlatır. Truly, bu kültürel devamlılığı ölümsüzlüğün daha derin biçimi olarak vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede allows us to truly live forever ifadesi esas olarak ne anlama geliyor?

  1. Vampir efsanesi ancak her yeni sürüm hiç değişmeden kalırsa yaşayabilir.
  2. Hikâye anlatmak, gerçek insanların fiziksel olarak yaşlanmasını veya ölmesini engeller.
  3. İnsanlar hikâyeleri yeniden anlatıp şekillendirmeyi sürdürdüğü için vampirler ve efsaneleri kültürde yaşamaya devam eder.
Cevabı göster

İnsanlar hikâyeleri yeniden anlatıp şekillendirmeyi sürdürdüğü için vampirler ve efsaneleri kültürde yaşamaya devam eder.