Hayvanların bir dili var mı? - Michele Bishop: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
610 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Video, hayvan iletişimini dille ilişkilendirilen dört özellik üzerinden değerlendiriyor: ayrık birimler, dil bilgisi, üretkenlik ve yer değiştirme. Arılar, çayır köpekleri, büyük insansı maymunlar ve yunuslar bunların bazılarını sergilese de insan dilindeki birleşimleri ayırt edici olmayı sürdürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. waggle dance — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bal arılarının bir besin kaynağının konumunu ve zenginliğini kodladığı davranışın yerleşik adını öğrenin; kovanın dışındaki bir şey hakkında bilgi aktarmanın neden yer değiştirme özelliği sayıldığını anlayın. 2. While these communication systems may have some of the qualities of language we've identified, none display all four. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: While ile bazı gerçeklerin kabul edilip ardından none ile belirleyici sınırın nasıl belirtildiğini fark edin; destekleyici kanıtları teslim ederken dikkatli ve kapsamı açık bir sonucu korumak için bu kalıbı kullanın. 3. It may turn out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: may ile turn out sözcüklerinin bir sonucu kesinlik değil olasılık olarak nasıl çerçevelediğini anlayın; insan dili ile hayvan iletişiminin bir süreklilik oluşturabileceği gibi gelecekteki araştırma bulgularını temkinli biçimde tartışırken bu ifadeyi kullanın.

Bu derste

All animals communicate.

0:06

Tüm hayvanlar iletişim kurar.

Crabs wave their claws at each other Kalıp ifadeler

0:09

Yengeçler, birbirlerine kıskaçlarını sallayarak

Kalıp ifadeler

wave their claws at each other: kıskaçlarını birbirlerine doğru sallamak

Burada wave geçişli kullanılır: yengeçler görünür bir işaret vermek için kıskaçlarını ileri geri ya da iki yana hareket ettirir. Bu, yengeçlerin insan eli olduğu veya yalnızca selam verdiği anlamına gelmez. wave + vücut bölümü veya nesne + at + kişi veya hayvan kalıbı, neyin hareket ettirildiğini ve hareketin kime yöneltildiğini gösterir. Each other yönü karşılıklı hâle getirir; yani her yengeç kıskaç hareketini başka bir yengece yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi wave their flashlights at each other ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hikers ____ across the valley.

Cevabı göster

waved their flashlights at each other

to signal that they're healthy and ready to mate. Notlar

0:11

sağlıklı olduklarını ve çiftleşmeye hazır olduklarını belirtirler.

Dilbilgisi

to signal that + yan cümle: amacı ve mesajı belirtmek

to signal mastar yapısı, önceki hareketin amacını belirtir: yengeçler mesaj göndermek için bu hareketi yapar. Buradaki ilk to, amaç bildiren mastar işaretidir. signal sözcüğünden sonra gelen that, mesajı belirten tam bir yan cümleyi başlatır: they're healthy and ready to mate. Buradaki that bir cümle bağlayıcısıdır; “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp do something to signal that + yan cümle biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi signal ile kurulan ve hem amaç hem içerik belirten ifadeyle tamamlayın: A red light turns on ____ the machine needs attention.

Cevabı göster

to signal that

Kalıp ifadeler

ready to mate: biyolojik olarak çiftleşmeye hazır olma durumu

ready to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin ya da bir şeyin bir eylem için gereken isteğe, yeteneğe veya koşullara sahip olduğu durumu anlatır. Burada ready to mate, hayvanların sağlıklı ve biyolojik olarak çiftleşebilecek durumda olduğu anlamına gelir; ayrı bir hazırlık faaliyetini anlatmaz. Hazır oluşun türü bağlama göre değişir. Aynı kalıp ready to leave veya ready to begin örneklerinde olduğu gibi fiziksel hazırlığı, zihinsel isteği ya da uygun pratik koşulları anlatabilir.

Alıştırma

ready to + fiilin yalın hâli kalıbını ve leave fiilini kullanın: The bus has arrived, so we are ____.

Cevabı göster

ready to leave

Cuttlefish use pigmented skin cells called chromatophores Notlar

0:13

Mürekkep balıkları, kromatofor adı verilen pigmentli deri hücrelerini kullanarak

Kelime

pigmented skin cells: temel isim cells

pigmented skin cells ifadesinde temel isim cells'tir: ifade bir hücre türünü adlandırır. Skin, bunların deri hücreleri olduğunu belirtir; pigmented ise bu hücrelerin pigment içerdiğini veya pigment nedeniyle renkli olduğunu ekler. Ardından gelen called chromatophores sözleri bu hücrelerin teknik adını verir. pigmented skin bölümünü temel birim olarak yorumlamayın; pigmented, sıradan derinin tamamını değil hücreleri açıklar.

Alıştırma

pigmented skin cells ifadesinde pigmented neyi niteler?

  1. Hücreleri: Bunlar pigment içeren deri hücreleridir.
  2. Deriyi: Bu, renkli olarak tanımlanan sıradan deridir.
  3. Pigmenti: Bu, deri hücrelerinden yapılan bir maddedir.
Cevabı göster

Hücreleri: Bunlar pigment içeren deri hücreleridir.

Dilbilgisi

called chromatophores: bir isimden sonra adını belirtme

Called chromatophores, skin cells ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hücrelerin adını belirtir ve skin cells that are called chromatophores biçiminde açılabilir. Burada called, “ad verilmiş” anlamındadır; “telefon edilmiş” anlamında değildir. noun + called + name kalıbı, özellikle bilimsel açıklamalarda bir terimi kısa ve öz biçimde tanıtır.

Alıştırma

Tardigrades adını eklemek için called kullanın: Scientists study tiny animals ____.

Cevabı göster

called tardigrades

to create patterns on their skin Dilbilgisi

0:17

derilerinde

Dilbilgisi

to create patterns on their skin: use sonrasında amaç belirtme

To create patterns on their skin amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Sübyelerin pigmentli hücreleri neden kullandığını açıklar: amaçları görünür desenler oluşturmaktır. Yeniden kullanılabilen yapı use + thing + to + base verb şeklindedir; use cells to create buna bir örnektir. To öbeği “Ne amaçla kullanılıyor?” sorusunu yanıtlar; oluşturma eyleminin yalnızca daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi measure fiilinin amaç bildiren mastar biçimiyle tamamlayın: We use a ruler ____ the desk.

Cevabı göster

to measure

that act as camouflage Kalıp ifadeler

0:19

kamuflaj

Kalıp ifadeler

act as camouflage: bir işlevi ifade etme

Burada act as, “... olarak işlev görmek” veya “... görevi yapmak” anlamındadır; sahnede “rol yapmak” anlamında değildir. İfade, bir şeyin kamuflaj işlevi gördüğünü anlatır. Aktarılabilir kalıp, act as + bir rolü ya da işlevi adlandıran isim veya isim öbeğidir; örneğin act as a guide. Camouflage bu kullanımda sayılamayan bir isimdir, bu yüzden önüne a gelmez.

Alıştırma

Cümleyi act as ile tamamlayın: During a power cut, this phone can ____ a flashlight.

Cevabı göster

act as

or warnings to rivals. Kalıp ifadeler

0:21

veya rakiplere bir uyarı işlevi gören desenler oluştururlar.

Kalıp ifadeler

warnings to rivals: uyarının hedefini belirtme

Warnings to rivals, “rakiplere yönelik uyarılar” anlamına gelir. Warnings mesajları veya sinyalleri adlandırır; to rivals ise bunları kimin almasının amaçlandığını belirtir. Burada to hareket yönü göstermez. Aktarılabilir kalıp, a warning/warnings to + uyarının alıcısı şeklindedir. Tam cümlede warnings, camouflage ile birlikte başka bir işlevi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan doğru çifti seçin: The sign is a warning ___ drivers ___ falling rocks.

  1. to ... about
  2. about ... to
  3. to ... for
Cevabı göster

to ... about

Honeybees perform complex dances Kalıp ifadeler

0:23

Bal arıları

Kalıp ifadeler

perform complex dances: düzenli bir davranışı gerçekleştirmek

Bu bilimsel açıklamada perform complex dances, düzenli bir dizi dans hareketini gerçekleştirmek demektir. Perform, bu dansları izleyiciye sunulan bir eğlence olmak zorunda olmayan, yapılandırılmış bir davranış olarak anlatır. perform + isim kalıbı; biçimi belli bir eylem, hareket dizisi, görev veya ritüel için kullanışlıdır. Burada genel anlamlı do fiilinden daha kesin ve resmîdir.

Alıştırma

Hangi cümlede perform, yapılandırılmış bir davranışı gerçekleştirmek anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Leo performs breakfast every morning.
  2. Mia performs her homework after school.
  3. The birds perform a sequence of wing movements during courtship.
Cevabı göster

The birds perform a sequence of wing movements during courtship.

to let other bees know the location Kalıp ifadeler

0:26

diğer arılara bir yiyecek kaynağının yerini

Kalıp ifadeler

to let other bees know: amaç belirtmek ve bilgi aktarmak

To let other bees know, dansın amacını belirtir: diğer arıların bir bilgiden haberdar olmasını sağlar. Bu kullanımda let yalnızca izin vermek anlamına gelmez; let someone know, birine bilgi vermek demektir. Yapı to + let + bilgiyi alan kişi + know + bilgi şeklindedir. Let sözcüğünden sonra know, önünde to olmadan yalın fiil biçiminde kalır. İlk to, in order to gibi amaç bildirir.

Alıştırma

Let someone know kalıbını kullanarak ricayı tamamlayın: Please ____ if the schedule changes.

Cevabı göster

let me know

and quality of a food source.

0:28

ve kalitesini bildirmek için karmaşık danslar sergilerler.

Kalıp ifadeler

the location and quality of a food source: iki isim için tek bir of öbeği

the location and quality of a food source ifadesinde location ve quality, and ile bağlanan eş görevli iki isimdir. Sondaki of a food source iki isme de bağlanır: the location of a food source ve the quality of a food source. İki isimle olan ilişki açıksa İngilizcede aynı of öbeğini tekrarlamak gerekmez. Burada location besin kaynağının nerede olduğunu, quality ise bu kaynağın ne kadar iyi veya yararlı olduğunu, örneğin ne kadar yiyecek sağladığını belirtir. Buradaki quality, mükemmellik hakkında kullanılan genel bir reklam sloganı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade aynı yapıya sahiptir: eş görevli iki isim, sonda bulunan tek bir of öbeğini paylaşır?

  1. the size and shape of the island
  2. the island's size, along with its shape
  3. the size of the island and its shape
Cevabı göster

the size and shape of the island

All of these animals have impressive communication systems, Kalıp ifadeler

0:30

Tüm bu hayvanların etkileyici iletişim sistemleri var,

Kalıp ifadeler

have impressive communication systems: bir özelliği veya yeteneği anlatan have

Burada have, sahip olmak veya bir özellikle nitelenmek anlamındadır. Hayvanların etkileyici iletişim yollarına sahip olduğunu söyler; belirli bir nesneyi ellerinde tuttukları veya çalıştırdıkları anlamına gelmez. Communication systems, sinyal gönderip almanın düzenli yollarını anlatan, bilimsel üslupta kullanılan geniş kapsamlı bir isim öbeğidir. Systems yalnızca makineleri veya bilgisayar teknolojisini değil, davranış ve sinyal örüntülerini de anlatabilir. Impressive, bu yolların özellikle etkili, karmaşık veya gelişmiş olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede have impressive communication systems ne anlama gelir?

  1. Hayvanlar şu anda iletişim cihazlarını ellerinde tutuyor.
  2. Hayvanlar bilgi alışverişi yapmak için gelişmiş yollar kullanır.
  3. Hayvanlar etkileyici iletişim makinelerine sahiptir.
Cevabı göster

Hayvanlar bilgi alışverişi yapmak için gelişmiş yollar kullanır.

but do they have language? Anlatım akışı

0:34

peki ama dilleri var mı?

Anlatım akışı

but do they have language?: ana soruya geçiş

but sözcüğü, daha önce iletişim sistemleri hakkında söylenenlerden daha katı bir soruya geçiş yapar: Bu sistemler dil sayılır mı? Bu karşıtlık önceki noktayı geçersiz kılmaz; şimdi neyin karara bağlanması gerektiğini daraltır. Açıklayıcı bir anlatımda böyle bir soru, dinleyiciden hemen yanıt istemek yerine sonraki bölümün tanımlayıp inceleyeceği ana konuyu ortaya koyabilir.

Alıştırma

but do they have language? sorusunun buradaki temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. Tartışmayı bitirir ve dinleyiciden hemen cevap vermesini ister.
  2. İletişim hakkında daha önce söylenen her şeyi reddeder.
  3. Sonraki açıklamanın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar.
Cevabı göster

Sonraki açıklamanın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar.

To answer that question, Anlatım akışı

0:37

Bu soruyu yanıtlamak için,

Anlatım akışı

To answer that question: analize geçiş ifadesi

To answer that question, az önce sorulan soruya gönderme yapar; that question yeni bir soru ortaya atmaz. To answer mastar öbeği, sonraki bölümün amacını belirtir. Cümlenin başına getirilen bu geçiş, açıklamayı bir sorunu ortaya koyma aşamasından onu çözmek için kullanılan yöntem, kanıt veya adımları sunma aşamasına taşır.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce sorulan bir soruya en doğal biçimde gönderme yapıp onu çözmek için bir yöntem sunar?

  1. To answer that question, we need to examine the evidence.
  2. That question is different, so let us change the subject.
  3. Before asking that question, we had already finished the analysis.
Cevabı göster

To answer that question, we need to examine the evidence.

we can look at four specific qualities that are often associated with language: Notlar

0:38

genellikle dille ilişkilendirilen dört özel niteliğe bakabiliriz:

Anlatım akışı

look at four specific qualities: analiz için yol haritası

Burada look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, “incelemek” veya “ele almak” anlamındadır. İfade, sonraki bölümün konusunu, yani açıkça belirlenmiş dört niteliği tanıtır. Konuşmacı, ölçütleri açıklamadan önce sayılarını ve türlerini vererek analiz için bir yol haritası oluşturur. Açıklayıcı anlatımda look at ifadesinin ardından sayısı belirtilmiş bir grup gelmesi, çoğu zaman her bir öğenin sırayla ele alınacağını gösterir.

Alıştırma

look at four specific qualities ifadesinin cümledeki görevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Dört niteliğin de zaten kanıtlandığı sonucuna varır.
  2. Birazdan incelenecek dört ölçütü tanıtır.
  3. Dinleyicilere dört nesneye gözleriyle bakmalarını söyler.
Cevabı göster

Birazdan incelenecek dört ölçütü tanıtır.

Kalıp ifadeler

are often associated with: neden değil, bağlantı

Be associated with, “... ile bağlantılı olmak” veya “... ile yaygın biçimde ilişkilendirilmek” anlamına gelir. Bu cümlede niteliklerin insanların düşüncelerinde ya da açıklamalarında sıklıkla dille ilişkilendirildiği belirtilir. Bu ifade bir neden değil, bağlantı bildirir. Dilin bu nitelikleri oluşturduğunu, niteliklerin dili oluşturduğunu veya bağlantının her zaman geçerli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin diğerine neden olduğunu iddia etmeden iki şeyin yaygın biçimde bağlantılı olduğunu söyler?

  1. Late-night screen use is always caused by poor sleep.
  2. Late-night screen use is often associated with poor sleep.
  3. Late-night screen use is often associated to poor sleep.
Cevabı göster

Late-night screen use is often associated with poor sleep.

discreetness, Kelime

0:42

ayrıklık,

Kelime

discreetness: kastedilen dilbilim terimi discreteness

Bu dil özellikleri listesinde discreetness ile kastedilen sözcük discreteness'tır: Dil, tek tek sesler ve sözcükler gibi birbirinden ayrı ve tanınabilir birimlerden oluşur. Bu birimler ayırt edilebilir ve farklı biçimlerde birleştirilebilir. Standart İngilizcede discreetness genellikle ölçülü, ketum veya dikkat çekmemeye özenli olma anlamına gelir. Dilbilim terimi discreteness biçiminde yazılır; bu nedenle amaçlanan anlamı belirlemek için çevredeki ses ve sözcük açıklamalarını kullanmak gerekir.

Alıştırma

Dilin bir özelliği olarak discreteness kavramını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Çalışanlar görevleri daha hızlı tamamlar.
  2. Birisi hassas bilgileri gizli tutar.
  3. Bir dil, birleştirilebilen ayrı seslerden ve sözcüklerden oluşur.
Cevabı göster

Bir dil, birleştirilebilen ayrı seslerden ve sözcüklerden oluşur.

grammar,

0:44

dilbilgisi,

productivity, Kelime

0:46

üretkenlik,

Kelime

productivity: dille yeni ifadeler oluşturma becerisi

Burada productivity dilin bir özelliğidir: İnsanlar sınırlı sayıda sözcük ve kuralı kullanarak, daha önce hiç duymadıkları cümleler de dahil olmak üzere pek çok yeni ileti oluşturabilir ve anlayabilir. Bu, daha hızlı çalışmak veya daha fazla ürün üretmek anlamına gelmez. Temel soru, bir iletişim sisteminin yalnızca sabit bir sinyal kümesine dayanmak yerine yeni iletiler üretip üretemediğidir.

Alıştırma

Dilbilimsel anlamdaki productivity kavramını en iyi hangi örnek gösterir?

  1. Çalışanlar bir saatte daha fazla kutu paketler.
  2. Bir hayvan tehlike ortaya çıktığında her seferinde aynı sabit alarm çağrısını tekrarlar.
  3. Konuşanlar bildikleri sözcükleri ve kuralları kullanarak daha önce hiç duymadıkları bir cümle oluşturur.
Cevabı göster

Konuşanlar bildikleri sözcükleri ve kuralları kullanarak daha önce hiç duymadıkları bir cümle oluşturur.

and displacement. Kelime

0:47

ve öteleme.

Kelime

displacement: şimdi ve burada olmayan şeylerden söz etmek

Dilbilimde displacement, o anda ve yerde bulunmayan şeyler hakkında iletişim kurabilme yetisidir. İnsanlar geçmişe, geleceğe, uzaktaki yerlere veya hayalî olaylara gönderme yapabilir. Burada sözcük, bir nesnenin fiziksel hareketini değil, dilin bir özelliğini adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum dilin bir özelliği olarak displacement kavramını en iyi gösterir?

  1. Bir köpek yalnızca yabancı biri tam önünde dururken hırlar.
  2. Bir çocuk gelecek yıl için planlanan bir tatili anlatır.
  3. Bir kutu odanın içinde iki metre kayar.
Cevabı göster

Bir çocuk gelecek yıl için planlanan bir tatili anlatır.

Discreetness means that there is a set of individual units, Kelime

0:50

Ayrıklık, yeni fikirler iletmek üzere birleştirilebilen

Kelime

a set of individual units: ayrı ve birleştirilebilir parçalar

a set of individual units ifadesi, her biri ayrı ayrı tanımlanabilen farklı ögelerden oluşan bir grup demektir. Bu tanımda units, ölçü birimleri değil, sesler veya sözcükler gibi bir dil sisteminin parçalarıdır. Bu ifade dili, kesintisiz ve bölünemez tek bir sinyal olarak değil, birleştirilebilen farklı parçalardan oluşan bir yapı olarak sunar.

Alıştırma

Cümlede a set of individual units ne anlama geliyor?

  1. Tanımlanıp birleştirilebilen ayrı dil ögelerinden oluşan bir grup.
  2. Uzunluk ve ağırlık için standart ölçülerden oluşan bir koleksiyon.
  3. Ayırt edilebilir parçaları olmayan kesintisiz tek bir sinyal.
Cevabı göster

Tanımlanıp birleştirilebilen ayrı dil ögelerinden oluşan bir grup.

such as sounds or words, Anlatım akışı

0:53

sesler veya kelimeler gibi

Anlatım akışı

such as sounds or words: such as ile örnek verme

Such as, daha geniş bir gruba ait örnekleri tanıtır. Burada sounds or words, hemen önce sözü edilen individual units için somut örnekler vererek genel fikrin anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu örnekler tam bir liste değildir. İfade, bilgiyi genel kategori + örnekler şeklinde düzenler; bu yüzden yalnızca bunlar değil, örneğin anlamında okunmalıdır.

Alıştırma

Örnekleri tanıtan, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The drawer holds art supplies, ____ crayons and paint.

Cevabı göster

such as

that can be combined to communicate new ideas, Dilbilgisi

0:55

bir dizi bireysel birimin olduğu anlamına gelir;

Dilbilgisi

that can be combined to communicate new ideas: ilgi cümleciği ve edilgen yapı

That, önceki units ismini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu birimleri tanımlayan bir özellik ekler: bu birimler bir araya getirilebilir. Can be combined, kiplik fiili içeren edilgen bir yapıdır; units, birleştirme eylemine maruz kalır. To communicate new ideas, onları birleştirmenin amacını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + that + can be + geçmiş zaman ortacı + to + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, birleştirme eylemine maruz kalan pieces sözcüğünü bir that cümleciğiyle açıklar ve ardından amacı belirtir?

  1. The kit includes pieces, so the robot can combine them.
  2. The kit includes pieces that can combine a robot to build.
  3. The kit includes pieces that can be combined to build a robot.
Cevabı göster

The kit includes pieces that can be combined to build a robot.

like a set of refrigerator poetry magnets Anlatım akışı

0:58

tıpkı buzdolabı üstündeki şiir magnetleri seti gibi,

Anlatım akışı

like a set of refrigerator poetry magnets: soyut bir düşünceyi somut benzetmeyle açıklamak

Buradaki like, “benzer” anlamına gelir ve bir benzetme başlatır. “Hoşlanmak” anlamında değildir. Konuşmacı soyut dil birimlerini buzdolabına takılıp hareket ettirilebilen küçük kelime mıknatıslarına benzetir. Bu benzetme, açıklamayı tanıdık ve somut bir nesneden soyut bir düşünceye taşır: ayrı birimler yeniden sıralanarak pek çok birleşim oluşturabilir. Açıklayıcı dilde like + isim öbeği, dinleyicinin sonraki bilgiyi anlamasını kolaylaştıran bir model veya görüntü sunar.

Alıştırma

Bu ifadede like ne işe yarıyor?

  1. Birinin buzdolabı mıknatıslarını kullanmaktan hoşlandığını söyler.
  2. İfade oluşturmak için gereken bütün malzemeleri listeler.
  3. Soyut bir düşünceyi açıklamak için somut bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster

Soyut bir düşünceyi açıklamak için somut bir karşılaştırma başlatır.

you can rearrange to create different phrases. Kalıp ifadeler

1:01

farklı ifadeler yaratmak için onları yeniden düzenleyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

can rearrange to create different phrases: eylem ve amaç

Can + fiilin yalın hâli, yeniden sıralamanın mümkün olduğunu gösterir. Rearrange, aynı ögeleri farklı bir sıraya koymak demektir; bu cümlede hangi ögelerden söz edildiği bağlamdan anlaşıldığı için fiilden sonra tekrar edilmez. To create different phrases mastar yapısı, yeniden sıralamanın amacını ve beklenen sonucunu verir. Rearrange ... to create ... bölümünü tek bir “eylem-amaç” birimi olarak okuyun: yeni ifadelerin oluşabilmesi için sırayı değiştirmek.

Alıştırma

Cümleyi rearrange ve to create ile tamamlayın: You can ____ the tiles ____ a new pattern.

Cevabı göster

rearrange · to create

Grammar provides a system of rules Kalıp ifadeler

1:04

Dilbilgisi, bu bireysel birimleri nasıl birleştireceğinizi söyleyen

Kalıp ifadeler

Grammar provides a system of rules: soyut bir işlevi anlatmak

Burada provides, nesnesi soyut olsa da “kullanıma sunar” veya “sağlar” anlamındadır. Cümle, dil bilgisinin ne yaptığını açıklar: dili kullananlara düzenli bir kurallar çerçevesi sunar. A system of rules, parçaları birlikte çalışan bağlantılı bir kurallar bütünüdür; tek bir kural veya rastgele bir liste değildir. X provides a system, framework, or method kalıbı, bir fikrin ya da aracın işlevini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Grammar provides a system of rules” burada ne anlama geliyor?

  1. Dil bilgisi, başka kurallarla ilişkisi olmayan tek bir kuraldır.
  2. Dil bilgisi, dili kullananlara birbiriyle ilişkili ve düzenli bir kurallar bütünü sunar.
  3. Dil bilgisi, her dil kullanıcısının eline fiziksel olarak bir kural kitabı verir.
Cevabı göster

Dil bilgisi, dili kullananlara birbiriyle ilişkili ve düzenli bir kurallar bütünü sunar.

that tells you how to combine those individual units. Dilbilgisi

1:06

bir kurallar sistemi sağlar.

Dilbilgisi

how to combine those individual units: içerik olarak how + to mastarı

How to combine those individual units, soru sözcüğü + to mastarı yapısında bir ifadedir. “Bu ayrı birimleri birleştirme yolu” anlamına gelir ve ifadenin tamamı tells you'nun içeriğini oluşturur. Bu, doğrudan bir soru değildir. tell, show, explain ve learn gibi fiillerden sonra how to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma yöntemini veya talimatlarını ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi how + to + combine kullanarak tamamlayın: The guide shows us ____ the pieces safely.

Cevabı göster

how to combine

Productivity is the ability to use language Kalıp ifadeler

1:10

Üretkenlik, sonsuz sayıda mesaj yaratmak için

Kalıp ifadeler

Productivity is the ability to use language: bir yetiyi tanımlama

Burada Productivity bir yeti olarak tanımlanır. X is the ability to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir kişinin ya da şeyin ne yapabildiğini belirtir; to use language ise bu yetiyi oluşturan eylemi adlandırır. Bu dilbilim bağlamında productivity, dille yeni ifadeler oluşturma yetisi anlamına gelir. İşte verimli olmak ya da daha fazla iş yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yeti tanımını doğru tamamlayan ifadeyi seçin: Flexibility is ____ change plans when needed.

  1. the permission to
  2. the ability to
  3. the habit of
Cevabı göster

the ability to

to create an infinite number of messages. Kalıp ifadeler

1:13

dili kullanabilme yeteneğidir.

Kalıp ifadeler

an infinite number of messages: sabit bir üst sınır olmadığını belirtme

to create... mastar öbeği, dili kullanmanın neyi mümkün kıldığını açıklar. Create fiilinin nesnesi messages sözcüğüdür. an infinite number of messages, teorik olarak sınırsız sayıda farklı mesaj anlamına gelir. an infinite number of + çoğul sayılabilen isim kalıbı, birinin belirli bir toplamı saydığını değil, sabit bir üst sınır bulunmadığını vurgular.

Alıştırma

Çoğul sayılabilen bir isme doğru biçimde uyan ifadeyi seçin: A few simple rules can produce ____ possible sentences.

  1. an infinite number
  2. an infinite amount of
  3. an infinite number of
Cevabı göster

an infinite number of

And displacement is the ability to talk about things that aren't right in front of you, Kalıp ifadeler

1:16

Öteleme ise geçmiş, gelecek veya kurgusal olaylar gibi

Kalıp ifadeler

the ability to talk about: yeteneğin neyi kapsadığını belirtme

the ability to + fiil kalıbı, bir kişinin ya da şeyin ne yapabildiğini belirtir. Burada to talk about..., displacement denilen yeteneğin içeriğini açıklar. talk about ifadesinde about, konuşulan konuyu ya da nesneyi tanıtır. İfade, o konuyu dil kullanarak ele almak veya anlatmak demektir; yalnızca gündelik sohbet etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi ability + to mastarı ve talk about kullanarak doğru tamamlar? A museum guide needs ___ local history clearly.

  1. the ability to talk
  2. the ability talking about
  3. the ability to talk about
Cevabı göster

the ability to talk about

Kalıp ifadeler

things that aren't right in front of you: pekiştirici right

that aren't right in front of you ilgi cümleciği, hangi things ifadesinin kastedildiğini belirtir: kişinin doğrudan görüş alanında olmayan şeyler. right in front of you ifadesindeki right, “tam” veya “hemen” anlamı veren bir pekiştirme zarfıdır. left sözcüğünün karşıtı olan yönü anlatmaz. Bu tanımda ifade, daha geniş olarak konuşanın yakın çevresi veya doğrudan algısı dışında kalan şeyleri de belirtir.

Alıştırma

“Your bag is right in front of you,” cümlesinde right ne anlama gelir?

  1. Doğru bir şekilde
  2. Sağ tarafta
  3. Tam olarak ya da hemen
Cevabı göster

Tam olarak ya da hemen

such as past, future, or fictional events. Kelime

1:21

tam önünüzde olmayan şeyler hakkında konuşabilme yeteneğidir.

Kelime

Geçmiş, gelecek veya kurgusal olaylar

Past, future ve fictional sözcüklerinin üçü de events sözcüğünü niteler. Bunlar üçlü bir liste oluşturur: daha önce gerçekleşen olaylar, daha sonra gerçekleşebilecek olaylar ve bir hikâyede ya da hayal gücünde yaratılan olaylar. Fictional events gerçek değil, kurgulanmış olaylardır. Bu ifade, gerçekleştiği hâlde daha sonra biri tarafından inkâr edilen olaylar anlamına gelmez; events kapsamını gerçekte hiç yaşanmamış şeyleri de içerecek şekilde genişletir.

Alıştırma

Bu listede fictional events ne anlama geliyor?

  1. Gerçekleşen ama daha sonra inkâr edilen gerçek olaylar
  2. Hikâyelerde veya hayal gücünde yaratılan olaylar
  3. Konuşanın önünde şu anda gerçekleşen olaylar
Cevabı göster

Hikâyelerde veya hayal gücünde yaratılan olaylar

So,

1:25

Peki,

does animal communication exhibit any of these qualities? Kelime

1:26

hayvan iletişimi bu niteliklerin herhangi birini sergiliyor mu?

Kelime

exhibit any of these qualities: gözlemlenebilir bir özellik göstermek

Burada exhibit, “gözlemlenebilir bir özelliği göstermek veya taşımak” anlamına gelir. Özne olan animal communication, daha önce belirtilen niteliklerden herhangi birine sahip olup olmadığını görmek için incelenmektedir. Evet-hayır sorusunda any of these qualities, en az bir niteliğin geçerli olup olmadığını sorar. Niteliklerin hepsinin bulunması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede exhibit, exhibit any of these qualities ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The gallery exhibits local paintings.
  2. The guide stands beside the exhibit.
  3. The new material exhibits unusual strength.
Cevabı göster

The new material exhibits unusual strength.

For crabs and cuttlefish, the answer is no.

1:29

Yengeçler ve mürekkep balıkları için cevap hayır.

They don't combine their signals in creative ways. Kalıp ifadeler

1:33

Sinyallerini yaratıcı şekillerde birleştirmezler.

Kalıp ifadeler

sinyallerini yaratıcı şekillerde birleştirmek

Combine their signals, ayrı ayrı sinyalleri bir araya getirmek demektir. In creative ways, bunların nasıl birleştirileceğini açıklar: esnek biçimde, çeşitli veya yeni birleşimler oluşturarak. Buradaki creative özellikle sanat yapmak anlamına gelmez. Cümle, sinyallerini çeşitli yeni birleşimler oluşturmak için kullanmadıklarını söyler. combine + something + in ... ways kalıbı, parçaların nasıl birleştirildiğini açıklar.

Alıştırma

They don't combine their signals in creative ways cümlesinde in creative ways neyi açıklar?

  1. Sinyallerin ne tür bir sanat oluşturduğunu
  2. Sinyallerin nasıl birleştirileceğini
  3. Sinyalleri duymanın neden zor olduğunu
Cevabı göster

Sinyallerin nasıl birleştirileceğini

Those signals also don't have to be in a grammatical order, Dilbilgisi

1:36

Ayrıca bu sinyallerin dilbilgisel bir düzende olması da gerekmez

Dilbilgisi

dil bilgisel bir sırada olmak zorunda olmamak

don't have to be, bir koşulun gerekli olmadığını belirtir. be in a grammatical order, dil bilgisi kurallarını izleyen bir sırada bulunmak anlamına gelir. Sinyaller böyle bir sırayı izleyebilir, ancak bunu yapmaları gerekmez. don't have to, cannot veya must not anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi en doğru biçimde yeniden ifade eden seçenek hangisidir: The cards don't have to be in alphabetical order?

  1. Kartların alfabetik sırada olması gerekli değildir.
  2. Kartların alfabetik sırada olmasına izin verilmez.
  3. Kartların alfabetik sırada olması imkânsızdır.
Cevabı göster

Kartların alfabetik sırada olması gerekli değildir.

and they only communicate current conditions, Kelime

1:39

ve sadece şu anki koşulları iletirler;

Kelime

only communicate current conditions: şimdiye ilişkin bilgi

Bu cümlede current conditions, “şu anda var olan durum” anlamına gelir. Conditions çevredeki hâli veya koşulları genel olarak anlatır; current ise “mevcut, şu anki” demektir, “elektrik akımı” değildir. Only, bu sinyallerin ilettiği bilgiyi sınırlar: yalnızca burada ve şu anda olanlar hakkında bilgi verirler ve bu kapsamın ötesine geçmezler. Yeniden kullanılabilen only + fiil öbeği yapısı, bir eylemi veya bilgiyi belirtilen sınırla kısıtlar.

Alıştırma

Bu cümlede they only communicate current conditions ne anlama gelir?

  1. Yalnızca hava tehlikeli olduğunda iletişim kurarlar.
  2. Her tür mesajı göndermek için elektrik kullanırlar.
  3. Yalnızca şu anda olanlar hakkında bilgi iletirler.
Cevabı göster

Yalnızca şu anda olanlar hakkında bilgi iletirler.

like I am healthy

1:42

ben sağlıklıyım

or I am poisonous.

1:43

veya ben zehirliyim gibi.

But some animals actually do display some of these properties. Dilbilgisi

1:46

Ancak bazı hayvanlar aslında bu özelliklerden bazılarını gösterir.

Dilbilgisi

actually do display: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümlede do, ifadeyi güçlendirmek için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. actually do display ifadesinde do yardımcı fiil, display ise ana fiildir. Bu nedenle ifade “gerçekten gösterir” veya “kesinlikle gösterir” anlamına gelir; iki ayrı eylem anlatmaz. Actually, gerçeği şaşırtıcı bir bilgi veya önceki bir izlenmenin düzeltilmesi olarak sunarken vurgulu do bunu güçlü biçimde onaylar. Yeniden kullanılabilen yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: bazı hayvanlar bu özellikleri gerçekten gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Display sözcüğünden önce belirgin biçimde vurgulanan bir do olup olmadığına dikkat edin.

  1. Some animals actually display these properties.
  2. Some animals actually do display these properties.
  3. Some animals actually don't display these properties.
Cevabı göster

Some animals actually do display these properties.

Bees use the moves, angle, duration, and intensity of their waggle dance Notlar

1:50

Arılar sallanma danslarının hareketlerini, açısını, süresini ve yoğunluğunu

Kelime

moves, angle, duration, and intensity: bir sinyalin dört boyutu

Bu dört isim, use fiilinden sonra eş görevli bir liste oluşturur: arılar dansın dört yönünü bir sinyal sisteminin parçaları olarak kullanır. Her öğe ölçülebilir bir özelliği belirtir: hangi hareketlerin yapıldığı, hareketlerin açısı, ne kadar sürdüğü ve ne kadar güçlü ya da enerjik olduğu. Bilimsel açıklamalarda böyle bir liste, karmaşık bir davranışı aynı düzeydeki boyutlara ayırır. Burada intensity, bir duygunun yoğunluğunu değil, dans sinyalinin gücünü veya canlılığını ifade eder.

Alıştırma

moves, angle, duration, and intensity listesi bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Arıların dans ettiği dört yeri sıralar.
  2. Dansın bilgi taşıyabilen dört özelliğini belirtir.
  3. Arıların hissettiği dört duyguyu açıklar.
Cevabı göster

Dansın bilgi taşıyabilen dört özelliğini belirtir.

Kültür

waggle dance: bal arılarının iletişim davranışı

Bu cümlede waggle dance, bal arılarının bir iletişim davranışının adıdır. Yiyecek arayan bir arı, kovanın içinde yinelenen bir düzende hareket eder ve bu düzenin özellikleri diğer arılara bir yiyecek kaynağı, özellikle de kaynağın yönü ve uzaklığı hakkında bilgi verir. Dance, bu düzenli harekete verilen betimleyici bir addır; eğlence amacıyla yapılan bir dans değildir. Böylece kovanda görülen bir hareket, başka bir yerde bulunan yiyeceği gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede waggle dance ne anlama geliyor?

  1. Arıların yiyecek hakkında bilgi iletmek için kullandığı düzenli bir davranış
  2. İnsanların izlemesi için yapılan bir eğlence dansı
  3. Arıların dinlenirken yaptığı rastgele hareketler
Cevabı göster

Arıların yiyecek hakkında bilgi iletmek için kullandığı düzenli bir davranış

to describe the location and richness of a food source. Kalıp ifadeler

1:55

bir gıda kaynağının yerini ve zenginliğini tarif etmek için kullanırlar.

Kalıp ifadeler

to describe the location and richness: bilginin farklı yönlerini belirtme

to describe mastar ifadesi bir amacı belirtir: Bir şey, bilgi vermek amacıyla kullanılır. describe sözcüğünden sonraki bölüm onun nesnesidir ve açıklanan bilgiyi adlandırır: the location and richness of a food source. Location, yiyeceğin nerede olduğunu belirtir. Richness ise besin kaynağının ne kadar bol veya verimli olduğunu anlatır; para ya da maddi zenginlik anlamına gelmez. Aynı yapı describe the size veya describe the cause gibi başka bilgi türleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi describe fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: The report uses a table ____ the location and size of each site.

Cevabı göster

to describe

That source is outside the hive, Kültür

1:59

Bu kaynak kovanın dışındadır,

Kültür

outside the hive: konum bildiren bir ipucu

Outside the hive, besin kaynağının konumunu belirten bir edat öbeğidir. Outside içeride olmadığını belirtir; hive ise burada arıların yaşadığı kovan yapısını ifade eder ve genel olarak “ev” anlamına gelmez. Bu ayrıntı, yer değiştirme özelliği olan displacement fikrini destekler: Sinyal yalnızca kovanın içindeki bir şeye değil, kovandan uzaktaki bir besin kaynağına da gönderme yapabilir.

Alıştırma

Outside the hive, displacement açıklamasında neden önemlidir?

  1. Besin kaynağının kovanın içinde depolandığını söyler.
  2. Hive sözcüğünün herhangi bir hayvanın evi için kullanılan genel bir sözcük olduğu anlamına gelir.
  3. Arıların kovandan uzaktaki bir besin kaynağı hakkında iletişim kurabildiğini gösterir.
Cevabı göster

Arıların kovandan uzaktaki bir besin kaynağı hakkında iletişim kurabildiğini gösterir.

so they exhibit the property of displacement. Anlatım akışı

2:01

dolayısıyla öteleme özelliğini sergilemektedirler.

Anlatım akışı

so: Önceki kanıta dayanan sonucu belirtmek

Cümlenin başındaki so, “bu yüzden” ya da “dolayısıyla” anlamına gelir. Ardından gelen they exhibit the property of displacement ifadesini, hemen önce verilen bilginin desteklediği bir sonuç olarak gösterir. Bu kullanım açık bir düzen kurar: önceki olgu veya kanıt + so + sonuç. so sonrasındaki bölüm ilgisiz yeni bir olgu değil, önceki bilginin desteklediği yargıdır.

Alıştırma

Bu örnekte so neyi gösterir? The tracks continue beyond the fence, so the animal probably escaped.

  1. İkinci bölüm, ilgisiz yeni bir olgudur.
  2. İkinci bölüm, ilk bölüme dayanan bir sonuçtur.
  3. İkinci bölüm, ilk bölümle çelişir.
Cevabı göster

İkinci bölüm, ilk bölüme dayanan bir sonuçtur.

They share that language trait with prairie dogs, Kalıp ifadeler

2:05

Bu dil özelliğini çayır köpekleri ile paylaşırlar,

Kalıp ifadeler

share that language trait with: bu dil özelliğine başka bir tarafla ortak sahip olmak

share that language trait with prairie dogs ifadesinde share, “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelir. Yapı A shares X with B şeklindedir: A ve B’nin ikisi de X’e sahiptir. Burada They A’dır, that language trait X’tir ve prairie dogs B’dir. Share, bir nesnenin bir kısmını vermek veya birine bilgi anlatmak anlamına gelmez; cümle iki grubun da sahip olduğu bir özelliği belirterek onları karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelen fiille tamamlayın: This new phone ____ several design features with the older model.

Cevabı göster

shares

which live in towns of thousands Kültür

2:08

ki onlar binlerce nüfuslu kasabalarda yaşarlar

Kültür

live in towns of thousands: binlerce hayvandan oluşan büyük koloniler

Buradaki towns, büyük çayır köpeği kolonilerini kasabalara benzeterek adlandıran mecazlı bir ifadedir. Birçok çayır köpeği birbirine bağlı yuva sistemlerinde yaşar. İnsanların yaşadığı idari kasabalar anlamına gelmez. towns of thousands ifadesindeki of thousands, koloninin nüfusunu belirtir. Dolayısıyla ifade, binlerce çayır köpeğinin bulunduğu koloniler demektir.

Alıştırma

Çayır köpekleri bağlamında towns of thousands ne anlama gelir?

  1. Binlerce insanın yaşadığı idari kasabalar
  2. Yalnızca birkaç hayvanın yaşadığı küçük yuvalar
  3. Binlerce çayır köpeğinin bulunduğu büyük koloniler
Cevabı göster

Binlerce çayır köpeğinin bulunduğu büyük koloniler

and are hunted by coyotes, hawks, badgers, snakes, and humans. Dilbilgisi

2:10

ve çakallar, şahinler, porsuklar, yılanlar ve insanlar tarafından avlanırlar.

Dilbilgisi

are hunted by: avlayanları belirten edilgen yapı

Are hunted, geniş zamanın edilgen yapısıdır: are + hunt fiilinin geçmiş zaman ortacı olan hunted. Önceki bölümden anlaşılan çoğul özne, yani çayır köpekleri, eylemden etkilenir; by sonrasındaki isim grubu ise avlayanları belirtir. Bu bilgi sırası, yırtıcıların listesini eklerken açıklamanın odağını çayır köpeklerinde tutar. Bilimsel metinlerde sık görülen bir yapıdır.

Alıştırma

hunt fiilinin geniş zaman edilgen yapısını ve avlayanları tanıtan sözcüğü kullanarak cümleyi tamamlayın: In this ecosystem, rabbits ____ foxes.

Cevabı göster

are hunted by

Their alarm calls indicate the predator's size, shape, speed, Notlar

2:15

Alarm çağrıları avcının boyutunu, şeklini, hızını gösterir

Kelime

Their alarm calls indicate: bilgi gösteren sinyaller

Bu cümlede Their alarm calls isim öbeği öznedir ve indicate “bir şey hakkında bilgi göstermek veya iletmek” anlamına gelir. Bu çağrılar avcının boyutu, şekli ve hızı hakkında bilgi verir. Bir işaret, ses, belirti ya da kanıt bir bilgiyi çıkarmamızı sağladığında X indicates Y veya X indicates that ... kalıpları kullanılabilir. Fiil, fiziksel olarak bir yönü işaret etmeyi değil, sinyalin ortaya koyduğu bilgiyi anlatır.

Alıştırma

“The test results indicate that the water is safe.” İngilizce cümlesinde indicate ne anlama gelir?

  1. Suyu güvenli hâle getirirler.
  2. Bir şeyi kanıt olarak gösterirler.
  3. Fiziksel olarak bir yönü işaret ederler.
Cevabı göster

Bir şeyi kanıt olarak gösterirler.

Kalıp ifadeler

the predator's size, shape, speed: bir liste için tek iyelik yapısı

the predator's iyelik yapısı, eş görevli üç ismin tümünü kapsar: size, shape ve speed. İfade “avcının boyutu, avcının şekli ve avcının hızı” anlamındadır; yalnızca boyutun avcıya ait olduğu anlamına gelmez. Birden fazla özelliğin sahibi aynı olduğunda İngilizcede sahip, eş görevli listenin önünde yalnızca bir kez belirtilebilir. Böylece her isimden önce the predator's ifadesini tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

“the drone's height, width, and speed” ifadesini hangi açıklama doğru açıklar?

  1. Yalnızca yükseklik drona aittir.
  2. Dron üç özelliğe aittir.
  3. Üç özelliğin hepsi drona aittir.
Cevabı göster

Üç özelliğin hepsi drona aittir.

and even for human predators, Anlatım akışı

2:20

ve hatta insan avcılar için bile,

Anlatım akışı

“even for human predators”: şaşırtıcı son durum

Even, for ile başlayan ifadenin tamamını odağa alır ve human predators grubunu daha önce belirtilen durumlardan daha şaşırtıcı bir durum olarak gösterir. and bağlacı bu durumu sıralamaya eklerken even iddiayı güçlendirir: anlatılan ayrım, insan olan avcıları da kapsayacak kadar geniştir. Burada for, ele alınan grubu tanıtır; yaklaşık olarak “insan olan avcılar bakımından” ya da “avcı insan olduğunda” anlamına gelir. Amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede even şaşırtıcı biçimde kapsanan bir grubu vurgular ve for “söz konusu grup bakımından” anlamına gelir?

  1. The guide is clear for complete beginners.
  2. The guide is clear even for complete beginners.
  3. The guide is clear even if the examples are technical.
Cevabı göster

The guide is clear even for complete beginners.

what the person is wearing Dilbilgisi

2:22

kişinin ne giydiğini

and if he's carrying a gun.

2:24

ve silah taşıyıp taşımadığını belirtir.

Dilbilgisi

“what ... and if ...”: bağlı dolaylı soru yan tümceleri

Tam cümlede vurgulanan bölüm, indicate fiilinin içeriği olarak iki dolaylı soru yan tümcesini birbirine bağlar. what yan tümcesi bilinmeyen kıyafet bilgisini verirken if yan tümcesi cevabı evet ya da hayır olan bir olguyu sorar; ikisi birlikte iki bilgi parçasını belirtir. Dolaylı soru yan tümcelerinde düz cümle söz dizimi kullanılır: what the person is wearing doğrudur, what is the person wearing değildir. Buradaki if, whether yani “olup olmadığı” anlamına gelir; koşul bildiren if değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede shows fiilinden sonra birbiriyle bağlanan iki dolaylı soru yan tümcesi doğru kullanılmıştır?

  1. The app shows what the sensor is measuring and if it is working properly.
  2. What is the sensor measuring, and is it working properly?
  3. The app shows what the sensor measures if it is working properly.
Cevabı göster

The app shows what the sensor is measuring and if it is working properly.

Great apes like chimps and gorillas are great communicators too. Kültür

2:27

Şempanzeler ve goriller gibi büyük insansı maymunlar da harika iletişimcilerdir.

Kültür

Great apes: biyolojik bir grubun adı

Great apes, şempanzeler, goriller ve orangutanlar gibi büyük insansı maymunları kapsayan grubun yaygın adıdır. Bu cümlede like chimps and gorillas bu gruptan örnekler verir. Burada great grup adının bir parçasıdır; mükemmel anlamına gelmez. Aynı cümlenin ilerleyen kısmındaki great communicators ifadesinde ise great, çok iyi iletişim kuran anlamındaki sıradan kullanıma sahiptir.

Alıştırma

Bu cümlede Great apes ne anlama geliyor?

  1. Alışılmadık derecede iri olan herhangi bir maymun
  2. Mükemmel oldukları için övülen insansı maymunlar
  3. Şempanzeleri ve gorilleri de kapsayan biyolojik bir grup
Cevabı göster

Şempanzeleri ve gorilleri de kapsayan biyolojik bir grup

Some have even learned a modified sign language. Anlatım akışı

2:31

Hatta bazıları değiştirilmiş bir işaret dilini bile öğrendi.

Anlatım akışı

Some have even learned...: even şaşırtıcı bir ilerlemeyi gösterir

Even, bunun daha şaşırtıcı bir adım olduğunu gösterir. Konuşmacı önce büyük insansı maymunların iyi iletişim kurduğunu söyler, ardından daha güçlü bir bilgi ekler: bazıları bir işaret sistemini öğrenme noktasına kadar gelmiştir. Some, iddiayı grubun yalnızca bir kısmıyla sınırlar; grubun tamamını kapsamaz. A modified sign language, bu tür iletişim veya araştırma için uyarlanmış bir işaret sistemi demektir. Cümle, insansı maymunların bu dili doğada kendiliğinden geliştirdiğini ya da değiştirilmemiş bir insan işaret dili kullandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede even dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. İşaret sistemi hiçbir şekilde değiştirilmemiştir.
  2. Her büyük insansı maymun eksiksiz bir insan işaret dili öğrenmiştir.
  3. Uyarlanmış işaret sistemini öğrenmek şaşırtıcı bir ileri başarıdır.
Cevabı göster

Uyarlanmış işaret sistemini öğrenmek şaşırtıcı bir ileri başarıdır.

A chimpanzee named Washoe demonstrated discreetness Kalıp ifadeler

2:35

Washoe adlı bir şempanze,

Kalıp ifadeler

demonstrated discreetness: bir niteliği kanıtla göstermek

demonstrate + soyut bir nitelik kalıbında demonstrate, bu niteliğin gözlemlenebilir kanıtlarla ortaya konduğunu anlatır. Burada Washoe'nun davranışı ihtiyatlılığa kanıt sunar; cümle onun bir şeyi uygulamalı olarak gösterdiğini anlatmaz. Bu kullanım, davranışlardan, verilerden veya sonuçlardan bir çıkarım yapılırken yaygındır. Nesne, kanıtın desteklediği niteliği veya yeteneği belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede demonstrate, “bir nitelik veya yeteneğe dair kanıt göstermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The test results demonstrated the device's reliability.
  2. The protesters demonstrated outside city hall.
  3. The coach demonstrated how to stretch safely.
Cevabı göster

The test results demonstrated the device's reliability.

by combining multiple signs into original phrases, Dilbilgisi

2:38

birden fazla işareti özgün ifadeler şeklinde birleştirerek,

Dilbilgisi

by combining ... into ...: yöntemi açıklamak

By + fiil-ing yapısı, bir eylemin, sonucun veya iddianın nasıl gerçekleştiğini anlatır. Burada by combining, Washoe'nun bu niteliği nasıl gösterdiği sorusuna cevap verir. İşaretleri birleştirmek yöntem veya kanıt olarak sunulur; by burada yanında anlamına gelmez. Combine A into B, ayrı A parçalarını birleştirip yeni bir B bütünü oluşturmak anlamına gelir. Bu ifadede multiple signs parçaları, original phrases ise sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi by sonrasında kullanılan combine biçimiyle tamamlayın: The editor made one clear report by ____ three drafts into a single document.

Cevabı göster

combining

like please open, hurry.

2:42

mesela lütfen aç, acele et gibi, ayrıklığı gösterdi.

Coco, a female gorilla who understands more than 1,000 signs Notlar

2:44

1.000'den fazla işareti

and around 2,000 words of spoken English, Kelime

2:48

ve 2.000 civarında sözlü İngilizce kelimeyi anlayan dişi bir goril olan Coco,

Dilbilgisi

who understands ...: ilgi cümleciğiyle arka plan bilgisi ekleme

Coco, a female gorilla who understands ... ifadesinde who ile başlayan yan cümle a female gorilla ifadesini niteler ve Coco'nun yeteneği hakkında bilgi ekler. Who, gorili işaret eder ve understands fiilinin öznesidir; bu yüzden yan cümlede she gibi başka bir özneye gerek yoktur. Bu ilgi cümleciği, arka plan bilgisini Coco'yu tanıtan ad öbeğinin içine yerleştirir. Yeni bir ana cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir kişi hakkında bilgi eklemek için who ilgi cümleciği doğru kullanılmıştır?

  1. Maya, a scientist who she studies animal communication, gave the lecture.
  2. Maya, a scientist who studies animal communication, gave the lecture.
  3. Maya, a scientist who study animal communication, gave the lecture.
Cevabı göster

Maya, a scientist who studies animal communication, gave the lecture.

Kelime

more than 1,000 ve around 2,000: alt sınır ve yaklaşık değer

More than 1,000 bir alt sınır belirler: gerçek sayı 1.000'den büyüktür. Around 2,000 yaklaşık bir miktar verir: gerçek sayı 2.000'den biraz az veya biraz fazla olabilir. Bu nedenle cümle, miktarla ilgili iki farklı türde bilgi verir. More than bir eşiğin geçildiğini kesinleştirirken around bir sayıyı tahmin eder. Burada around fiziksel konumu değil, miktarı anlatır.

Alıştırma

More than ve around ifadelerini birer kez kullanın. Gönüllü sayısının 100'den fazla olduğu doğrulanmıştır, öğün sayısı ise tahminidir: The shelter has ____ 100 volunteers and serves ____ 2,000 meals a month.

Cevabı göster

more than · around

Kelime

spoken English: İngilizcenin sözlü biçimi

spoken English, konuşma ve dinleme yoluyla iletişim kurulan İngilizceyi, yani İngilizcenin sözlü biçimini ifade eder. Bu cümlede sayılan dilin türünü belirtir; kelimelerin yalnızca bir kez söylenmiş olduğunu anlatmaz. Bu ifade konuşulan İngilizceyi yazılı İngilizceden ve işaretlerle iletişimden ayırır. Önemli olan dilin biçimidir: kelimeler ses olarak üretilir ve dinleyerek anlaşılır.

Alıştırma

spoken English ifadesini doğru açıklayan cümleyi seçin.

  1. Spoken English is understood mainly by listening.
  2. Sign language is the same thing as spoken English.
  3. Written English is understood mainly through speech.
Cevabı göster

Spoken English is understood mainly by listening.

referred to a beloved kitten that had died. Notlar

2:51

ölen çok sevdiği bir kedi yavrusundan bahsetti.

Kalıp ifadeler

referred to a beloved kitten: çok sevilen bir yavru kediden söz etmek

Burada referred to, yavru kediden bir konu ya da gönderme noktası olarak söz etmek veya onu işaret etmek anlamına gelir. refer to + kişi, şey ya da olay yapısı, birinin ne hakkında konuştuğunu veya dikkati neye yönelttiğini gösterir. Cümlede referred to a beloved kitten denildiği için yavru kedi söz edilen konudur; başka bir kişiye ya da hizmete gönderilen biri değildir. Geçmiş zaman biçimi referred, bu söz etme eyleminin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

referred to ifadesinin birinden veya bir şeyden söz etmek ya da onu işaret etmek anlamında kullanıldığı, birini yardım için göndermek anlamında kullanılmadığı cümleyi seçin.

  1. The article referred to a study from 2019.
  2. The clinic referred a patient to a specialist.
  3. The doctor referred a patient to a specialist.
Cevabı göster

The article referred to a study from 2019.

Dilbilgisi

that had died: daha önceki bir geçmiş olay için past perfect

that had died, kitten sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Had died, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Past perfect, yavru kedinin ölümünü daha sonraki geçmiş eylem referred to'dan önceye yerleştirir. İki geçmiş olayın sırasını gösterir; ölme eyleminin bir süre devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle öğretmenin ölümünün, daha sonra onun hakkında yazma eyleminden önce gerçekleştiğini açıkça gösterir?

  1. She writes about a teacher who has just died.
  2. She wrote about a teacher who died years later.
  3. She wrote about a teacher who had died years earlier.
Cevabı göster

She wrote about a teacher who had died years earlier.

In doing so, she displayed displacement, Anlatım akışı

2:54

Bunu yaparak öteleme özelliğini gösterdi,

Anlatım akışı

In doing so: önceki bir eyleme gönderme yapmak

In doing so ifadesindeki so, az önce belirtilen eylemin tamamının, yani yavru kediden söz etme eyleminin yerini tutar. Bu ifade aynı eylemin tekrar anlatılmasını önler. Ayrıca önceki eylemi sonraki analize bağlar: o eylem aracılığıyla ya da o eylem sırasında yer değiştirme özelliğini göstermiştir. Buradaki so, “o eylem” anlamındadır; so large ifadesindeki gibi derece bildirmez.

Alıştırma

Hangi parçada In doing so, ilk cümledeki eyleme açıkça gönderme yapar?

  1. Maya compared both reports. So did her manager the next day.
  2. Maya compared both reports. She found the error because it was so obvious.
  3. Maya compared both reports. In doing so, she found a major error.
Cevabı göster

Maya compared both reports. In doing so, she found a major error.

though it's worth noting that the apes in both of these examples Anlatım akışı

2:57

ancak her iki örnekteki maymunların da

Anlatım akışı

though it's worth noting that: önemli bir sınırlama eklemek

Though, daha önce söylenenlerle bir karşıtlık kurar. It's worth noting that, dinleyiciye sonraki gerçeğin dikkate değer olduğunu bildirir. İfade bir bütün olarak önceki iddiayı sınırlayan veya ona koşul ekleyen bir noktayı sunar. Burada, insansı maymun örneklerinden fazla güçlü bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini gösterir. Worth noting, belirtilmeye yetecek kadar önemli demektir; değerli veya pahalı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede though it's worth noting that neyi gösteriyor?

  1. Önceki iddianın doğru olmasının ana nedenini verir.
  2. Önceki noktanın yüksek bir fiyatı olduğunu söyler.
  3. Önceki iddiayı zayıflatabilecek bir sınırlama getirir.
Cevabı göster

Önceki iddiayı zayıflatabilecek bir sınırlama getirir.

were using a human communication system, Kelime

3:00

vahşi doğada doğal olarak ortaya çıkan bir iletişim sistemini değil,

Kelime

a human communication system: human sistemi tanımlar

A human communication system isim öbeğinde human, communication system bütününün türünü belirtir. İnsanlar tarafından oluşturulmuş, insan iletişimine ait veya normalde insanlar tarafından kullanılan bir sistemi ifade eder. Sistemi kullanan insansı maymunları insan olarak tanımlamaz. Bu bağlamda bu ayrıntı, kanıtın gücünü sınırlar: insanlarla ilişkili bir sistemi kullanmak, insansı maymunların doğada aynı tür sistemi bağımsız olarak geliştirdiğini tek başına göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede a human communication system ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Yalnızca insanlar hakkında iletişim kurabilen bir sistem.
  2. İnsanlar tarafından oluşturulan veya insan iletişiminde kullanılan bir sistem.
  3. Onu kullanan hayvanları insana dönüştüren bir sistem.
Cevabı göster

İnsanlar tarafından oluşturulan veya insan iletişiminde kullanılan bir sistem.

not one that appeared naturally in the wild. Dilbilgisi

3:03

bir insan iletişim sistemini kullandıklarını belirtmekte fayda var.

Dilbilgisi

not one that...: one ile tekil bir adın yerini tutma

Burada one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen a communication system ad öbeğinin yerini tutar; 1 sayısı anlamına gelmez. not one ifadesi, söz konusu sistemi o tür bir sistemle karşılaştırır. that appeared naturally in the wild ilgi cümleciği one sözcüğünü niteler ve hangi türün dışlandığını belirtir. one that + cümlecik kalıbı, tekil ve sayılabilen bir adı tekrarlamadan ona açıklama eklemeyi sağlar.

Alıştırma

bicycle sözcüğünü tekrarlamamak için en uygun sözcüğü seçin: Maya wants a bicycle, but not ___ that is too large.

  1. ones
  2. it
  3. one
Cevabı göster

one

There are many other examples of sophisticated animal communication, Kelime

3:06

Karmaşık hayvan iletişimine dair daha pek çok örnek vardır;

Kelime

sophisticated animal communication: sophisticated sözcüğünün karmaşık ve gelişmiş anlamı

sophisticated animal communication ifadesinde sophisticated, iletişimin karmaşık, incelikli ve çok gelişmiş olduğu anlamına gelir. İletişimin basit bir tepkiden ibaret olmadığını; ayrıntılı sinyaller veya düzenli bir sistem kullandığını anlatır. sophisticated bir sistemi, teknolojiyi, yöntemi veya süreci nitelediğinde, tasarım ya da işleyiş bakımından gelişmiş demektir. Sosyal açıdan deneyimli veya dünyayı tanıyan anlamı ise çoğunlukla insanları nitelerken kullanılır.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The robot uses a sophisticated navigation system. sophisticated burada ne anlama geliyor?

  1. karmaşık ve gelişmiş
  2. sosyal açıdan deneyimli
  3. pahalı ama basit
Cevabı göster

karmaşık ve gelişmiş

such as in dolphins,

3:10

örneğin yunuslar,

which use whistles to identify age, location, names, and gender. Kalıp ifadeler

3:11

yaşı, konumu, isimleri ve cinsiyeti tanımlamak için ıslıkları kullanırlar.

Kalıp ifadeler

use whistles to identify...: use X to identify Y kalıbı

use X to identify Y kalıbı, “Y’nin ne olduğunu bulmak için araç, sinyal veya yöntem olarak X’i kullanmak” anlamına gelir. Bu cümlede ıslıklar sinyaldir; identify fiilinden sonraki liste ise bu sinyalin ortaya çıkardığı bilgileri belirtir. Identify yalnızca belirli bir kişiyi veya nesneyi tanımak değil, bir özelliği ya da kategoriyi belirlemek anlamına da gelebilir. Bu kalıp, bir araç veya sinyalin neyi keşfetmemize yardımcı olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, identify sözcüğünün amaç bildiren iki kelimelik İngilizce biçimiyle tamamlayın: Researchers use numbered tags ____ individual animals.

Cevabı göster

to identify

They can also understand some grammar in a gestural language Kelime

3:17

Ayrıca araştırmacıların onlarla iletişim kurmak için kullandıkları

researchers use to communicate with them.

3:20

jestsel bir dildeki bazı dilbilgisi kurallarını anlayabilirler.

Kelime

gestural language: anlamlı jestlerden oluşan bir sistem

Gestural language, ana sinyalleri anlamlı jestler veya hareketler olan bir iletişim sistemi demektir. Gestural, gesture sözcüğüyle ilişkili sıfattır. Some grammar ifadesi, sinyallerin kurallara göre birleştirilebildiğini gösterir. Bu, her beden hareketinin bu dile ait olduğu anlamına gelmez; cümle ayrıca bunun hayvanların doğal iletişim sistemi olduğunu da söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede gestural language ne anlama gelir?

  1. Bir insanın veya hayvanın yaptığı herhangi bir hareket
  2. Vurgu için jestler eklenmiş bir konuşma dili
  3. Anlamlı jestlerden oluşan bir iletişim sistemi
Cevabı göster

Anlamlı jestlerden oluşan bir iletişim sistemi

However, grammar is not seen in the dolphin's natural communication. Dilbilgisi

3:23

Ancak yunusun doğal iletişiminde dilbilgisine rastlanmaz.

Dilbilgisi

is not seen in: bir özelliğin bulunmadığını bildirmek

Açıklayıcı veya akademik metinlerde be seen in, “bir yerde bulunmak, gözlemlenmek ya da mevcut olmak” anlamına gelebilir. Burada is not seen in, dil bilgisinin yunusun doğal iletişiminde bir özellik olarak ortaya çıkmadığını anlatır; seen sözcüğü gözle gerçek anlamda görmeyi ifade etmez. Edilgen yapı grammar sözcüğünü öne çıkarır ve gözlemciyi belirtmez. Böylece ifade, incelemeyi kimin yaptığından çok sistemle ilgili kanıtlara odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, “bir yerde gözlemlenmez” anlamına gelen see fiilinin dört sözcüklü olumsuz edilgen biçimiyle tamamlayın: This effect ____ the control group.

Cevabı göster

is not seen in

While these communication systems may have some of the qualities of language we've identified, Dilbilgisi

3:28

Bu iletişim sistemleri tanımladığımız dil niteliklerinden bazılarına sahip olsa da,

none display all four.

3:33

hiçbiri dördünü birden sergileyemez.

Dilbilgisi

While ..., none ...: bir noktayı kabul edip sonucu sınırlamak

Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. While ile başlayan yan cümle sınırlı bir noktayı kabul eder: sistemler belirlenmiş dil özelliklerinden bazılarına sahip olabilir. May, bu iddiayı temkinli hâle getirir. Ana cümle daha sonra none display all four ile sonucu sınırlar. Bu ödün verme ve sınırlama düzeni, bir yazarın kısmi kanıtı kabul ederken daha güçlü bir iddiayı kabul etmemesini sağlar: bazı özelliklere sahip olmak hepsine sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle örnektekiyle aynı ödün verme ve sınırlama düzenini kullanır?

  1. While the three designs have useful features, none meet every safety requirement.
  2. Because the designs have useful features, all three meet every safety requirement.
  3. While the engineer tested the designs, the team took notes.
Cevabı göster

While the three designs have useful features, none meet every safety requirement.

Even Washoe and Coco's impressive abilities

3:35

Washoe ve Coco'nun etkileyici yetenekleri bile

are still outpaced by the language skills of most three-year-old humans. Notlar

3:38

çoğu üç yaşındaki insanın dil becerilerinin gerisinde kalmaktadır.

Kelime

outpaced by: yetenek bakımından geride bırakılmak

Burada are outpaced by, “tarafından geride bırakılır” ya da “hızına yetişemez” anlamına gelir. Karşılaştırılan şey gerçek koşu hızı değil, dil becerisidir: üç yaşındaki çocukların dil becerileri Washoe ve Coco'nun yeteneklerinden daha ileridir. Edilgen kalıp B is/are outpaced by A şeklindedir. Geride kalan B önce gelir; daha hızlı ilerleyen veya daha iyi performans gösteren A ise by sonrasında belirtilir.

Alıştırma

Hangi cümle talebin mevcut arzdan daha hızlı büyüdüğü anlamına gelir?

  1. Demand was outpaced by supply.
  2. Supply was compared with demand.
  3. Supply was outpaced by demand.
Cevabı göster

Supply was outpaced by demand.

Kalıp ifadeler

three-year-old humans: isimden önce yaş ifadesi

three-year-old humans ifadesinde three-year-old, humans isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Üç yaşında olan insanlar” demektir. Sayı, year ve old kısa çizgilerle bağlanır; year tekil kalır.

Alıştırma

Mia'nın erkek kardeşinin üç yaşında olduğunu söylemek için cümleyi tamamlayın: Mia has a ____ brother.

Cevabı göster

three-year-old

And animals' topics of conversation are usually limited. Kalıp ifadeler

3:43

Üstelik hayvanların konuşma konuları genellikle sınırlıdır.

Kalıp ifadeler

animals' topics of conversation: topics of conversation ifadesi

Topics of conversation, tartışılan veya aktarılan konular anlamına gelir. Bir iletişim alışverişinin ne hakkında olduğunu söylemek için kullanılan doğal bir isim öbeğidir. Burada conversation, yalnızca insanların sosyal sohbetlerini değil, hayvanların iletişimini de kapsayacak kadar geniş bir anlama sahiptir. animals' topics ifadesinde animals', çoğul animals isminin iyelik biçimidir. s harfinden sonraki kesme işareti, konuların hayvanların aktardıklarıyla ilişkili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Kitapların insanların sık sık konuştuğu bir konu olduğunu en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. Books are a common conversation object.
  2. Books are a common topic of conversation.
  3. Books are a common speaking title.
Cevabı göster

Books are a common topic of conversation.

Bees talk about food.

3:47

Arılar yemek hakkında konuşur.

Prairie dogs talk about predators.

3:48

Çayır köpekleri avcılar hakkında konuşur.

And crabs talk about themselves.

3:50

Yengeçler ise kendileri hakkında konuşur.

Human language stands alone due to the powerful combination of grammar and productivity Notlar

3:53

İnsan dili, ayrıklık ve ötelemenin üzerine

Deyimler

Human language stands alone: stands alone ifadesinin deyimsel anlamı

Bu cümlede stands alone, benzersiz olmak veya gerçek bir denginin bulunmaması anlamına gelir. İnsan dilini diğer iletişim sistemleriyle karşılaştırıldığında özel bir kategoriye yerleştirir; fiziksel olarak ayakta durmayı veya yalnızlığı anlatmaz. Karşılaştırmanın kapsamını bağlam belirler. İfade, ele alınan özelliklerdeki benzersizliği vurgular; her açıdan üstünlük iddia etmek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede stands alone, eşsiz olmak anlamında kullanılmıştır?

  1. A guard stands alone beside the closed gate.
  2. Leo stands alone while he waits for the bus.
  3. Among all the entries, Mira's design stands alone.
Cevabı göster

Among all the entries, Mira's design stands alone.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği

Due to, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir sonucun nedenini belirtir. Burada the powerful combination of grammar and productivity isim öbeği bu nedeni adlandırır. Due to sonrasında bir isim, zamir veya isim görevi gören bir -ing biçimi kullanılır; kendi öznesi ve çekimli fiili olan normal bir tam cümlecik doğrudan kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi due to ve a power outage isim öbeğiyle tamamlayın: The store closed early ____.

Cevabı göster

due to a power outage

on top of discreetness and displacement. Kalıp ifadeler

4:00

dilbilgisi ve üretkenliğin güçlü birleşimi sayesinde tek başınadır.

Kalıp ifadeler

on top of ... ile başka bir etken eklemek

Burada on top of, fiziksel olarak üstünde olmayı değil, “bunlara ek olarak” anlamını taşır. İfade, discreetness and displacement özelliklerini zaten var olan bir temel olarak ele alır; daha önce belirtilen grammar and productivity ise bu temele eklenen diğer etkenlerdir. Bu kalıbı nedenleri, maliyetleri, görevleri veya özellikleri üst üste eklemek için kullanabilirsiniz: X on top of Y, Y zaten varken X’in de eklendiği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi on top of ile tamamlayın: The job requires weekend shifts ____ the regular weekday hours.

Cevabı göster

on top of

The human brain can take a finite number of elements Anlatım akışı

4:03

İnsan beyni sonlu sayıda unsuru alıp

and create an infinite number of messages.

4:06

sonsuz sayıda mesaj yaratabilir.

Anlatım akışı

Sonlu sayıda öğe ... sonsuz sayıda mesaj

Bu cümle a finite number of elements ile an infinite number of messages ifadelerini karşı karşıya getirir. Finite sınırlı, infinite ise sınırı olmayan demektir. Bu zıt çift, cümlenin düşünceyi düzenleyen temel karşıtlığıdır. Birbirine and ile bağlanan take ... and create ... fiilleri, düşünceyi sınırlı yapı taşlarından sınırsız sonuçlara taşır. Böylece cümle üretkenliği vurgular: sabit sayıdaki parçalar yeniden birleştirilerek sınırsız çeşitlilikte mesaj ifade edilebilir.

Alıştırma

finite ... infinite karşıtlığı neyi vurgular?

  1. Sınırsız bir öğe kümesi yalnızca birkaç mesaj oluşturabilir.
  2. Her mesaj tam olarak aynı öğeleri içermelidir.
  3. Sınırlı bir öğe kümesi birleştirilerek sınırsız çeşitlilikte mesaj oluşturulabilir.
Cevabı göster

Sınırlı bir öğe kümesi birleştirilerek sınırsız çeşitlilikte mesaj oluşturulabilir.

We can craft and understand complex sentences, Kalıp ifadeler

4:08

Karmaşık cümlelerin yanı sıra

Kalıp ifadeler

craft and understand complex sentences: karmaşık cümleler oluşturmak ve anlamak

Burada craft, özellikle sözcükleri seçip düzenleyerek dikkatli ve bilinçli biçimde oluşturmak anlamında kullanılan bir fiildir. Craft complex sentences, karmaşık cümleleri sözcük seçimine ve yapısına dikkat ederek kurmak demektir. craft and understand complex sentences ifadesinde craft ve understand, and ile bağlanır ve complex sentences nesnesini paylaşır. İfade hem karmaşık dil üretmeyi hem de onu anlamayı kapsar.

Alıştırma

Hangi cümlede craft, dili bilinçli biçimde oluşturmak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The editor crafted a clear headline for the article.
  2. Leo understood the question immediately.
  3. The tourist bought a traditional craft at the market.
Cevabı göster

The editor crafted a clear headline for the article.

as well as words that have never been spoken before. Notlar

4:11

daha önce hiç konuşulmamış kelimeleri de oluşturabilir ve anlayabiliriz.

Kalıp ifadeler

as well as: paralel bilgi ekleme

As well as, paralel ikinci bir bilgi ekler. Genellikle “ve ayrıca” anlamına gelir ve ikinci ögeyi birinci ögeye eklenen bilgi olarak sunar. Burada daha önce geçen complex sentences ifadesini words that have never been spoken before ile bağlar. Her ikisi de insanların craft and understand yapabildiği şeylerdir; ikinci ifade yeni bir eylem başlatmaz.

Alıştırma

İkinci bir etkinlik eklemek için cümleyi as well as ile tamamlayın: The camp offers swimming ____ hiking.

Cevabı göster

as well as

Dilbilgisi

have never been spoken before: edilgen present perfect

Have never been spoken, present perfect'in edilgen yapısıdır: have + never + been + geçmiş zaman ortacı. Words eylemden etkilendiği için edilgen yapı kullanılır. İfade, şu ana kadar hiçbir zaman hiç kimsenin bu kelimeleri söylemediği anlamına gelir. Before, şimdiki zamandan önceki dönemin tamamına bakar; tamamlanmış belirli bir geçmiş anı göstermez. That have never been spoken before ilgi cümleciği, hangi kelimelerden söz edildiğini açıklar.

Alıştırma

Ask fiilinin edilgen present perfect biçimini never ve before ile kullanın: This question ____.

Cevabı göster

has never been asked before

We can use language to communicate about an endless range of subjects, Kalıp ifadeler

4:14

Sonsuz sayıdaki konu hakkında iletişim kurmak,

Kalıp ifadeler

an endless range of subjects: son derece geniş bir konu çeşitliliği

Bu cümlede an endless range of subjects, insanların iletişim kurabileceği şeylerin son derece çeşitli olduğunu anlatır. Endless güçlü ve canlı bir vurgu katar; sayının kelimenin tam anlamıyla sonsuz olduğunu iddia etmez. Buradaki subjects, okul dersleri değil, konuşulan konular veya meseleler anlamındadır. a/an + sıfat + range of + çoğul isim kalıbı, bir grubun kapsamının ya da çeşitliliğinin ne kadar geniş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Son derece geniş bir konu çeşitliliği anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The website answers questions about ____.

Cevabı göster

an endless range of subjects

talk about imaginary things,

4:18

hayali şeyler hakkında konuşmak

and even lie. Anlatım akışı

4:20

ve hatta yalan söylemek için dili kullanabiliriz.

Anlatım akışı

even lie: beklenmedik son unsuru vurgulamak

Burada even, yalan söylemeyi listedeki en şaşırtıcı veya en uç son unsur olarak göstermek için lie kelimesinin önüne gelir. Anlamı, daha da şaşırtıcı biçimde yalan söylemektir; düz veya aynı seviyede anlamındaki even sıfatı değildir. Even bilgiyi bir ilerleme olarak düzenler: önce hayalî şeylerden söz etmek gelir, ardından daha dikkat çekici bir yetenek eklenir. even olmadan lie yalnızca başka bir madde olurdu; even ile konuşan kişi bu maddeyi özellikle vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci eylemi şaşırtıcı bir son ekleme olarak sunmak için even kullanıyor?

  1. The path had an even surface.
  2. Leah finished the race and also drank some water.
  3. Leah finished the race and even helped another runner.
Cevabı göster

Leah finished the race and even helped another runner.

Research continues to reveal more and more about animal communication. Kalıp ifadeler

4:22

Araştırmalar hayvan iletişimi hakkında daha fazlasını ortaya çıkarmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

continues to reveal more and more: bilginin sürekli artması

continues to reveal ifadesinde continue to + fiilin yalın hâli, araştırma sürecinin sürdüğünü gösterir. Buradaki reveal, “yeni bilgileri bilinir hâle getirmek” demektir; dolayısıyla ifade, keşiflerin devam ettiğini anlatır. More and more, konuyla ilgili giderek artan miktarda bilgi veya bilginin yerini tutar. Bağlam neyin arttığını açıkça gösterdiği için isim söylenmemiştir; bu, anlamsız bir tekrar değildir.

Alıştırma

Çalışmanın bildiklerimizi sürekli artırdığını anlatmak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: The study ____ about ocean life.

Cevabı göster

continues to reveal more and more

It may turn out that human language and animal communication aren't entirely different, Notlar

4:27

Günün birinde insan dili ile hayvan iletişiminin tamamen farklı olmadığı,

Anlatım akışı

It may turn out that...: geçici bir sonucu temkinli biçimde sunmak

It may turn out that... ifadesi, “sonraki kanıtlar ... olduğunu gösterebilir” anlamına gelir. Buradaki turn out, fiziksel olarak dönmek değildir; zamanla netleşen bir sonucu veya gerçeği sunar. Bu başlangıç kalıbı, ana that yan cümlesinden önce belirsizliği işaretleyerek bilgiyi düzenler. May, sonucu ihtimal olarak bırakır; böylece konuşan kişi onu kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucu daha sonraki kanıtların gösterebileceği bir ihtimal olarak sunuyor?

  1. It turns out that the first estimate was too high.
  2. The first estimate is definitely too high.
  3. It may turn out that the first estimate was too high.
Cevabı göster

It may turn out that the first estimate was too high.

Kelime

aren't entirely different: entirely ile kısmi olumsuzluk

aren't entirely different ifadesinde not, entirely different yani “tamamen farklı” şeklindeki güçlü iddiayı olumsuzlar. İfade “tamamen farklı değil” anlamına gelir; dolayısıyla bazı benzerlikler olabilir. Aktarılabilir kalıp not entirely + adjective yapısıdır. Bu yapı kesin bir iddiayı yumuşatır; iki şeyin bütünüyle aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The two systems aren't entirely different” ne anlama gelir?

  1. Her yönden tamamen aynıdırlar.
  2. Hiçbir ortak özellikleri yoktur.
  3. Bazı yönlerden farklı olabilirler, ancak her yönden farklı değillerdir.
Cevabı göster

Bazı yönlerden farklı olabilirler, ancak her yönden farklı değillerdir.

but exist on a continuum. Kelime

4:32

bunun bir süreklilik üzerinde var olduğu ortaya çıkabilir.

Kelime

exist on a continuum: bir aralık boyunca kademeli değişim

Exist on a continuum, iki uç arasında birçok olası derece bulunan bir aralığın farklı noktalarında yer almak anlamına gelir. Bu ifade, şeyleri keskin biçimde ayrılmış yalnızca iki gruba bölmek yerine değişimi kademeli olarak gösterir. Continuum burada bir isimdir; on a continuum ise şeylerin nasıl dağıldığını açıklayan edat öbeğidir.

Alıştırma

“Reading ability exists on a continuum” ne anlama gelir?

  1. Okuma becerisi tam olarak iki sabit gruba aittir.
  2. Okuma becerisi sonsuza kadar devam eder.
  3. Okuma becerisi iki uç arasındaki birçok düzeyde görülebilir.
Cevabı göster

Okuma becerisi iki uç arasındaki birçok düzeyde görülebilir.

After all, Anlatım akışı

4:34

Sonuçta,

we are all animals.

4:35

hepimiz hayvanız.

Anlatım akışı

After all: önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe sunmak

Cümlenin başındaki After all, “ne de olsa” anlamına gelir ve önceki düşünceyi destekleyen ya da toparlayan bir gerekçe sunar. Bu cümlede we are all animals, daha önce söylenenlerin neden mantıklı olduğunu gösteren son gerekçe olarak verilir. Burada After all zaman bildirmez ve “her şey bittikten sonra” anlamına gelmez. Bu bağlayıcıdan sonra genellikle dinleyenin kolayca kabul edebileceği bir gerçek veya gerekçe gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede After all zaman sırası değil, bir gerekçe sunmak için kullanılmıştır?

  1. We finished the game. After that, we walked home.
  2. We waited for an hour. Finally, the bus arrived.
  3. Bring an umbrella. After all, it may rain later.
Cevabı göster

Bring an umbrella. After all, it may rain later.