Bay Patates bir spor merkezi açıyor - Peppa Pig ve arkadaşları açılışa katılıyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
500 kelime 118 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın ailesi, televizyon karakteri Mr. Potato’nun sunduğu yeni spor merkezinin açılışına gider. Daha sonra çocuklar çizimlerini ona postalar; Peppa’nın resmi de Daddy Pig’i ve diğer herkesi birlikte egzersiz yapmaya yöneltir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you can see me open — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Algı fiili see + nesne + fiilin yalın hâli yapısının, gözlemlenen eylemi bir bütün olarak sunduğunu anlayın. Birinin başka bir kişiyi bir eylemi yaparken ya da tamamlarken gördüğünü anlatırken fiilden önce yanlışlıkla to eklemeden bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. I declare this sports center open. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir mekânın veya halka açık etkinliğin resmen başladığını bildiren biçimsel ve törensel duyuruyu tanıyın. declare + nesne + open kalıbını açılışlar, lansmanlar ve benzeri resmî başlangıçlar için uyarlayabilirsiniz. 3. and post them to Mr. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: post sözcüğünü sosyal medya anlamından farklı olarak, Britanya İngilizcesinde “postayla göndermek” anlamındaki fiil olarak ayırt edin. Resim, mektup veya paketin birine postalandığını post + nesne + to + alıcı yapısıyla anlatabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu benim küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig and this is Daddy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz ve bu Baba Domuz.

Peppa Pig

0:13

Peppa Pig

Mr. Potato Comes to Town

0:16

Bay Patates Kasabaya Geliyor

Up, down.

0:19

Yukarı, aşağı.

Peppa and her family are watching Mr. Potato on television. Kalıp ifadeler

0:20

Peppa ve ailesi televizyonda Bay Patates'i izliyorlar.

Kalıp ifadeler

watch ... on television: televizyonda ... izlemek

watch someone or something on television yapısında nesne watch'tan sonra gelir ve on television izleme aracını belirtir. Burada Mr. Potato televizyon içeriği olarak izleniyor. on television, bir kişinin ya da şeyin fiziksel olarak televizyon cihazının üstünde olduğu anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp watch + kişi/program/etkinlik + on television şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle watch + içerik + on television yapısını doğal biçimde kullanıyor?

  1. The family watched on television the match.
  2. The family watched the match on television.
  3. The family watched television on the match.
Cevabı göster

The family watched the match on television.

Up, down.

0:24

Yukarı, aşağı.

I love watching programs about keeping fit. Notlar

0:25

Formda kalmakla ilgili programları izlemeyi seviyorum.

Dilbilgisi

love watching: love + fiil-ing

Love fiilinden sonra, çok sevilen bir etkinliği adlandırmak için fiilin -ing biçimi gelebilir. love watching ifadesinde watching, konuşanın sevdiği etkinliktir; izleme eyleminin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp love + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi watch fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I love ____ nature programmes.

Cevabı göster

watching

Kalıp ifadeler

keeping fit: sağlıklı ve formda kalmak

Keep fit, genellikle egzersiz ve sağlıklı alışkanlıklar yoluyla sağlıklı ve fiziksel olarak iyi durumda kalmak demektir. keeping fit ifadesindeki keeping, bu iyi durumun devam ettiğini gösterir. İngilizcede about edatından sonra -ing biçimi kullanılır: programs about keeping fit. İfadenin tamamı programların konusunu belirtir.

Alıştırma

Bu nottaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular exercise helps me ____.

Cevabı göster

keep fit

Up, down.

0:28

Yukarı, aşağı.

Now here are some lovely drawings I've been sent. Notlar

0:29

Şimdi, işte bana gönderilen bazı güzel resimler.

Anlatım akışı

Now here are ...: sıradaki öğeleri tanıtmak

Now bir geçişi bildirir: konuşan kişi dinleyicilerin dikkatini sırada gösterilecek şeye yöneltir. Ardından here are bu öğeleri sunar; bu nedenle Now here are ... yaklaşık olarak “şimdi ... bakalım” işlevi görür. Bu sunum yapısında isim fiilden sonra gelir. some lovely drawings örneğindeki gibi çoğul isimlerden önce here are, tek bir öğeyi belirten tekil isimlerden önce here is kullanılır.

Alıştırma

Bir sunucu sıradaki bölümde birkaç fotoğraf gösterecek. Hedef sunum yapısını doğal ve doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Now there are several photos in today's report.
  2. Now here is the photos from today's event.
  3. Now here are the photos from today's event.
Cevabı göster

Now here are the photos from today's event.

Dilbilgisi

I've been sent: alıcıyı özne yapan present perfect edilgen yapı

I've been sent, I have been sent ifadesinin kısaltılmış biçimidir. have/has been + geçmiş zaman ortacı kalıbı, present perfect edilgen yapıyı oluşturur. Tamamlanmış gönderme eylemini şu anla bağlantılı gösterir: konuşan kişi resimleri almıştır ve şimdi gösterebilir. Burada send, alıcı içeren yapısıyla kullanılır: someone has sent me some lovely drawings cümlesi I have been sent some lovely drawings biçimine dönüşebilir. drawings I've been sent ifadesinde I've been sent, that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir ve drawings sözcüğünü niteler. Konuşan kişinin bir yere gönderildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: I ____ three invitations, so I can choose one now.

Cevabı göster

have been sent

This is an apple.

0:34

Bu bir elma.

Ooh.

0:36

Ooh.

Remember, eating fruit and vegetables helps you stay fit. Notlar

0:37

Unutmayın, meyve ve sebze yemek formda kalmanıza yardımcı olur.

Ton ve niyet

Remember, ile cümle başında bir hatırlatma yapmak

Cümlenin başındaki Remember, dinleyenin aklında tutması gereken bir bilgiyi tanıtan emir biçiminde bir işarettir. Burada sağlık tavsiyesini önemli bir hatırlatma gibi gösterir; dinleyenin geçmişteki bir olayı hatırlayıp hatırlamadığını soran bir soru değildir. Virgül, hatırlatma işaretini ardından gelen mesajdan ayırır. Remember, bir tavsiye, kural veya önemli bilgiden önce yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Güvenlik hatırlatmasını dersteki cümle başı işaretiyle tamamlayın: ____, the pan is hot.

Cevabı göster

Remember

Dilbilgisi

eating fruit and vegetables helps ...: özne olarak -ing öbeği

-ing öbeği eating fruit and vegetables tek bir etkinliği adlandırır ve cümlenin öznesi olur. Öbeğin içinde fruit ile vegetables and sözcüğüyle bağlansa da etkinliğin tamamı tek bir fikir olarak kabul edilir; bu nedenle onunla tekil fiil helps uyum sağlar. Burada help + kişi + fiilin yalın hâli, etkinliğin sağladığı yararı belirtir: helps you stay fit. Aynı kalıp, bir eylemin bir kişinin başka bir şey yapmasına nasıl yardımcı olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle ve help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ every day ____ you learn new words.

Cevabı göster

Reading · helps

I'm good at eating fruit and vegetables. Dilbilgisi

0:42

Meyve ve sebze yeme konusunda iyiyimdir.

Dilbilgisi

I'm good at eating: be good at + -ing biçimi

Be good at, “bir konuda becerikli olmak” veya “bir şeyi iyi yapmak” anlamına gelir. At bir edattır; bu nedenle ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: I'm good at eating ...; I'm good at eat denmez. Bu cümlede eating fruit and vegetables, konuşanın iyi yaptığını söylediği etkinliktir. Yeniden kullanılabilir kalıp be good at doing something şeklindedir; be, özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi solve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya is good at ____ puzzles.

Cevabı göster

solving

And exercise is important.

0:45

Ve egzersiz önemlidir.

Today you can see me open a new sports center in town. Dilbilgisi

0:48

Bugün beni kasabada yeni bir spor merkezi açarken görebilirsiniz.

Dilbilgisi

you can see me open: see + nesne + fiilin yalın hâli

See me open, see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Me gözlemlenen kişidir, open ise o kişinin yaptığı eylemdir. Fiilin yalın hâli, açılışı izleyicinin tanık olabileceği bütün bir olay olarak sunar. Buradaki open, yeni bir spor merkezini resmen hizmete açmak anlamına gelir. Yalnızca “bir kapıyı açmak” şeklindeki dar anlamla sınırlı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, gözlemlenen olayın tamamını anlatmak için see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. We saw the mayor to open the new library.
  2. We saw the mayor opened the new library.
  3. We saw the mayor open the new library.
Cevabı göster

We saw the mayor open the new library.

Mummy, can we go and see Mr. Potato? Ton ve niyet

0:54

Anne, Bay Patates'i görmeye gidebilir miyiz?

Ton ve niyet

can we go and see ...?: izin istemek

Burada Can we ...? izin istemek için kullanılır: çocuk, grubun gitmesine izin verilip verilmediğini sorar. Asıl soru, bunu yapacak fiziksel yeteneklerinin olup olmadığı değildir. Go and see iki eylemi doğal sıralarıyla bağlar: önce bir yere gitmek, sonra birini görmek veya ziyaret etmek. Kiplik belirten can sözcüğünden sonra go fiilinin yalın hâli kullanılır; konuşma dilindeki go and + fiil yapısında see de yalın hâldedir.

Alıştırma

Günlük izin isteğini go and + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: Can we ____ Grandma this afternoon?

Cevabı göster

go and see

It's a long way to go to see a potato, Peppa. Kalıp ifadeler

0:57

Bir patatesi görmek için gitmek uzun bir yol, Peppa.

Kalıp ifadeler

It's a long way to go to ...: uzak bir yolculuğu anlatmak

It's a long way to go, bir yere ulaşmak için uzun bir yolculuk yapmak gerektiğini anlatır. Tek bir yolun fiziksel uzunluğuna değil, mesafeye veya yolculuğun gerektirdiği çabaya odaklanır. Bu cümlede to see a potato, gitme amacını belirtir. Cümlenin bütünü, bu amaç için yolculuğun çok zahmetli geldiğini de düşündürebilir.

Alıştırma

Çok uzak gelen bir yolculuğu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: It's ____ for a ten-minute appointment.

Cevabı göster

a long way to go

He's not any old potato. Deyimler

1:00

O herhangi bir eski patates değil.

Deyimler

not any old potato: sıradan bir patates değil

not any old + tekil sayılabilen isim kalıbında konuşan kişi, söz konusu kişi veya şeyin sıradan, rastgele seçilmiş ya da kolayca değiştirilebilir olduğu fikrini reddeder. Bu nedenle He's not any old potato, bu patatesi özel veya önemli olarak gösterir. Buradaki old, any old deyiminin bir parçasıdır; patatesin yaşını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir saatin sadece sıradan değil, özel olduğunu söyler?

  1. This is an old watch; it needs repair.
  2. This isn't any old watch; it belonged to my grandfather.
  3. This isn't an old watch; it was made last year.
Cevabı göster

This isn't any old watch; it belonged to my grandfather.

This is Mr. Potato.

1:02

Bu Bay Patates.

Can we go and see him, Mummy?

1:04

Onu görmeye gidebilir miyiz, Anne?

Please.

1:06

Lütfen.

Oh, all right. Ton ve niyet

1:08

Oh, pekala.

Ton ve niyet

Oh, all right.: isteksizce kabul

Bu yanıtta Oh, all right. “Peki, kabul ediyorum” anlamına gelir. Konuşan kişi tereddüt ettikten, ikna edildikten veya hafif bir baskı hissettikten sonra kabul eder; bu yüzden basit bir yes kadar istekli gelmeyebilir. Burada all right, bir şeyin doğru olduğunu söylemek yerine kabul bildiren tam bir yanıttır. Oh bir tepkiyi veya fikir değişikliğini gösterir. İsteksizliğin tam derecesi yine bağlama ve söyleyiş biçimine bağlıdır.

Alıştırma

Birisi ikinci kez istedikten sonra Oh, all right. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi kabul eder ama çok istekli olmayabilir.
  2. Konuşan kişi kesin bir şekilde reddeder.
  3. Konuşan kişi her şeyin doğru olduğunu söyler.
Cevabı göster

Konuşan kişi kabul eder ama çok istekli olmayabilir.

Hooray!

1:09

Yaşasın!

Everyone has come to see Mr. Potato open the new sports center. Kalıp ifadeler

1:13

Herkes Bay Patates'in yeni spor merkezini açışını görmeye geldi.

Kalıp ifadeler

has come to see: bir amaçla buraya gelmek

Has come, söz konusu yere doğru hareketi ve varışın şu anla ilgili olduğunu gösterir: herkes buradadır. To see neden geldiklerini açıklayan amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Burada see, insanların izlemeyi planladığı şeyi tanıtır: Bay Patates'in merkezi açmasını. Everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu yüzden have değil has kullanılır. Aktarılabilir kalıp, birinin bir şey yapmak amacıyla buraya vardığını anlatan özne + has/have come + to + fiilin yalın hâli yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi come fiilinin present perfect biçimi ve amaç bildiren to see ile tamamlayın: Everyone ____ the new science exhibit.

Cevabı göster

has come to see

Look, it's Mr. Potato.

1:19

Bak, bu Bay Patates.

Mr. Potato.

1:21

Bay Patates.

Oh, it's just Peppa. Kelime

1:24

Oh, sadece Peppa'ymış.

Kelime

it's just Peppa: “sadece” anlamındaki just

it's just Peppa ifadesinde just, “sadece” veya “bundan daha şaşırtıcı bir şey değil” anlamına gelir. Konuşan kişi orada kimin olduğuna dair önceki izlenimi düzeltiyor; just, cevabın şaşırtıcılığını veya önemini azaltıyor. Burada just, bu durumda kişinin Peppa olduğunu belirtir. Bir eylemi nitelemediği için “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede just, “az önce” değil “sadece” anlamındadır?

  1. It's just the wind; no one is at the door.
  2. The wind has just stopped.
  3. We heard the wind just now.
Cevabı göster

It's just the wind; no one is at the door.

Oh.

1:26

Oh.

Hello, everyone.

1:27

Merhaba herkese.

Hello, Peppa.

1:29

Merhaba, Peppa.

Suzy thought you were Mr. Potato. Dilbilgisi

1:30

Suzy seni Bay Patates sandı.

Dilbilgisi

thought you were Mr. ...: geçmişteki bir düşünceyi aktarmak

Suzy thought you were Mr. Potato cümlesinde thought, Suzy'nin geçmişte inandığı şeyin içeriğini verir. you were Mr. Potato yan cümlesi düz cümle sırasını kullanır; bu yüzden were you değil, you were denir. Aktarma fiili thought geçmiş zamandaysa, şimdiki zamandaki you are ... düşüncesi genellikle you were ... biçimine geri kayar. Bu sahnede thought, önceki kimlik tahmininin yanlış çıktığını da düşündürür; dolayısıyla “seni ... sandı” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Raporu think fiilinin geçmiş zamanı, ardından you ve be fiilinin geçmiş zamanı ile tamamlayın: Mia ____ her new teacher.

Cevabı göster

thought you were

I don't look like Mr. Potato. Kalıp ifadeler

1:33

Ben Bay Patates'e benzemiyorum.

Kalıp ifadeler

look like Mr. Potato: görünüş olarak birine benzemek

look like + bir kişi veya şey, “o kişi ya da şeye görünüş olarak benzemek” demektir. I don't look like Mr. Potato. cümlesinde don't karşılaştırmayı olumsuz yapar: konuşan kişi görünüşünün Bay Patates'e benzemediğini söyler. Burada like, karşılaştırılan kişi ya da şeyi tanıtır. Tekrar kullanılabilen kalıp şudur: özne + look/looks like + karşılaştırılan öge.

Alıştırma

Cümleyi look like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ her aunt; they have the same smile.

Cevabı göster

looks like

No, your mouth's too big. Dilbilgisi

1:37

Hayır, senin ağzın çok büyük.

Dilbilgisi

too big: uygun olandan daha büyük

too + sıfat, bir niteliğin uygun veya kabul edilebilir düzeyi aştığını belirtir. Too big, “uygun olandan daha büyük” demektir; bu yüzden genellikle bir soruna veya uyumsuzluğa işaret eder. Sorun too big to fit örneğindeki gibi doğrudan söylenebilir ya da burada olduğu gibi durumdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bavulun boyutunun aşırı olduğunu ve bir soruna yol açtığını belirtir?

  1. This suitcase is very big, and it fits in the locker.
  2. This suitcase looks big next to the locker.
  3. This suitcase is too big to fit in the locker.
Cevabı göster

This suitcase is too big to fit in the locker.

Mr. Potato is bigger than me. Dilbilgisi

1:39

Bay Patates benden daha büyük.

Dilbilgisi

is bigger than me: karşılaştırma sıfatı + than

is bigger than me ifadesi iki kişinin veya şeyin büyüklüğünü karşılaştırır. Yapı be + sıfatın karşılaştırma biçimi + than + karşılaştırılan öge şeklindedir: Mr. Potato is bigger than me. big sözcüğüne -er eklenirken sondaki g iki kez yazılır: big → bigger. Günlük İngilizcede than sonrasında me gibi bir nesne zamiri kullanmak doğaldır: bigger than me. Daha eksiksiz ve resmî biçim bigger than I am şeklindedir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı big sözcüğünün doğru biçimi ve than ile tamamlayın: This suitcase is ____ that one.

Cevabı göster

bigger than

No, he's not.

1:42

Hayır, değil.

He's a potato.

1:43

O bir patates.

And potatoes are this big. Kelime

1:45

Ve patatesler bu kadar büyüktür.

Kelime

this big: derece bildiren this

this big ifadesinde this, «bu nesne» değil, «bu derece» anlamına gelir. big sıfatını niteler; bu nedenle ifade, «gösterilen veya belirtilen boyut kadar büyük» demektir. Dinleyicinin el hareketinden, resimden, görünürdeki bir nesneden veya önceki konuşmadan bir ölçü edinmesi gerekir. Aynı yapı this tall, this long ve this close gibi ölçülebilir başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi boyutu göstermek için ellerini açarken this sözcüğünü big ile birlikte derece bildirecek şekilde kullanıp cümleyi tamamlayın: The fish was ____.

Cevabı göster

this big

Oh, there's Mr. Potato.

1:48

Oh, işte Bay Patates.

Mr. Potato has come to town. Kalıp ifadeler

1:52

Bay Patates kasabaya geldi.

Kalıp ifadeler

has come to town: birinin geldiğini duyurmak

Has come, İngilizcedeki present perfect yapısıdır: has + come fiilinin past participle biçimi. Bu duyuruda gelişin tamamlandığını ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterir: kişi mevcut sahnede artık buradadır. Come to town, yerel kasabaya veya bu bölgeye gelmek demektir. Bir duyuruda ya da hikâyede gelişi bir sahneye çıkış gibi de gösterebilir: yeni biri belirmiştir ve olaylar başlayabilir.

Alıştırma

Duyuruyu vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The circus ____, so we can see it tonight.

Cevabı göster

has come to town

Please welcome your friend and mine, Mr. Potato. Anlatım akışı

1:55

Lütfen sizin ve benim arkadaşım Bay Patates'e hoş geldin deyin.

Anlatım akışı

Please welcome your friend and mine: bir konuğu tanıtmak

Please welcome..., sunucunun izleyicilere verdiği bir işarettir. Bu nazik emir cümlesi, dinleyenlerden dikkatlerini tanıtılan kişiye çevirmelerini ve onu karşılamalarını ya da alkışlamalarını ister. Önce konuğun tanımı gelir; virgülden sonraki ad, bu tanımın kimi anlattığını belirtir. Your friend and mine, hem sizin hem de benim arkadaşım olan kişi demektir. Mine, my friend yerine kullanılarak friend sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Burada ifade, Bay Patates'i sunucu ile izleyicilerin ortak arkadaşı olarak sıcak bir şekilde tanıtır.

Alıştırma

Bir okul etkinliğini sunuyor ve sıradaki konuşmacıyı tanıtıyorsunuz. Hangi cümle izleyicileri onu karşılamaya doğal biçimde davet eder?

  1. Please welcome our next speaker, Dr. Lee.
  2. Please welcome to our next speaker, Dr. Lee.
  3. Please welcoming our next speaker, Dr. Lee.
Cevabı göster

Please welcome our next speaker, Dr. Lee.

Wow, that's a big potato.

2:03

Vay canına, bu büyük bir patates.

I declare this sports center open. Kalıp ifadeler

2:06

Bu spor merkezinin açılışını ilan ediyorum.

Kalıp ifadeler

I declare this sports center open: declare + nesne + open

I declare + nesne + open, adı geçen yerin veya etkinliğin artık resmen açık olduğunu bildiren törensel ve resmî bir kalıptır. Bu cümlede this sports center nesnedir; open ise merkezin yeni resmî durumunu anlatan bir sıfattır. Bu sözler aynı zamanda resmî eylemi gerçekleştirir. Gerekli yetkiye sahip biri bunları söylediğinde, merkezin yalnızca açık olduğunu bildirmez; merkezi törensel olarak açmış olur.

Alıştırma

Resmî bir törende şu ifadeleri declare + nesne + open kalıbına göre sıralayın: declare / the new library / open. I ____.

Cevabı göster

declare the new library open

Fantastic.

2:12

Harika.

We must all exercise and eat fruit and vegetables. Dilbilgisi

2:13

Hepimiz egzersiz yapmalı ve meyve ve sebze yemeliyiz.

Dilbilgisi

We must all exercise: must + all + fiilin yalın hâli

Must güçlü bir gereklilik veya zorunluluk ifade eder. Bu halk sağlığı mesajında We must all exercise, egzersizi hafif bir öneri olarak değil, konuşanın herkesin yapması gerektiğine inandığı bir eylem olarak sunar. Burada kullanılan nötr söz diziminde all, modal fiil must'tan sonra ve ana fiilden önce gelir: We + must + all + exercise. All, we grubundaki herkesi kapsar; exercise ise must'tan sonra yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Bu güvenlik kuralını tamamlamak için must ve all sözcüklerini alışılmış sırada kullanın: We ____ wear seat belts.

Cevabı göster

must all

Which one should we eat, Mr. Potato? Dilbilgisi

2:18

Hangisini yemeliyiz, Bay Patates?

Dilbilgisi

Which one should we eat?: bilinen seçenekler arasından seçim yapmak

Which one, önceden bilinen veya görülebilen bir seçenek grubundan birini seçmek için kullanılır. Soru sırası Which one + should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir: Which one should we eat? Buradaki should esas olarak zorunluluk bildirmez; en iyi seçeneğin hangisi olduğu konusunda öneri ister. Soru şu anlama gelir: Bu seçeneklerden hangisini yememiz daha iyi olur?

Alıştırma

Önünüzde iki sandviç var. Hangisini seçeceğiniz konusunda doğru biçimde öneri isteyen soru hangisidir?

  1. What one should we eat?
  2. Which one should we eat?
  3. Which one we should eat?
Cevabı göster

Which one should we eat?

Apples, oranges, carrots, tomatoes.

2:21

Elma, portakal, havuç, domates.

Potatoes?

2:25

Patates?

Um.

2:27

Hımm.

Why aren't you small, like a normal potato? Dilbilgisi

2:28

Neden normal bir patates gibi küçük değilsin?

Dilbilgisi

Why aren't you small?: konuşanın beklentisi

Why aren't you small? cümlesi Why + aren't + özne + tamamlayıcı yapısını izler. Aren't, are not anlamına gelir; dolayısıyla soru sözcük anlamıyla kişinin neden küçük olmadığını sorar. Olumsuz bir why sorusu çoğu zaman bir beklenti taşır: konuşan kişi tersinin doğru olması gerektiğini düşünmüştür. Burada normal bir patatesin küçük olmasını beklediği için bu patatesin küçük olmamasına duyduğu şaşkınlığı da gösterir.

Alıştırma

Why aren't you ready? genellikle neyi ima eder?

  1. Konuşan kişi karşısındakinden iki seçenek arasında seçim yapmasını istiyor.
  2. Konuşan kişi karşısındakinin hazır olmasını bekliyordu ve gerçeğin bu beklentiyle neden uyuşmadığını soruyor.
  3. Konuşan kişi ready sözcüğünün anlamını tarafsız biçimde soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi karşısındakinin hazır olmasını bekliyordu ve gerçeğin bu beklentiyle neden uyuşmadığını soruyor.

Because he's not a normal potato.

2:32

Çünkü o normal bir patates değil.

He's got legs. Dilbilgisi

2:35

Bacakları var.

Dilbilgisi

He's got: şu anki sahipliği anlatan has got

He's got, He has got ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada has got, “sahip olmak” anlamına gelir ve şu anki fiziksel bir özelliği anlatır. Bu nedenle He's got legs. ile He has legs. temelde aynı anlama gelir. Özne he, she veya it olduğunda has got; I, you, we veya they olduğunda have got kullanılır. He's got içindeki 's, is değil has anlamındadır.

Alıştırma

Sahiplik anlatmak için have got yapısının doğru ve kısaltılmamış biçimini kullanın: Leo ____ a new bicycle.

Cevabı göster

has got

Normal potatoes don't have legs.

2:37

Normal patateslerin bacakları olmaz.

He's a super potato.

2:40

O bir süper patates.

We watch your show every morning.

2:42

Her sabah senin programını izliyoruz.

Very good.

2:45

Çok iyi.

And remember to send me your drawings. Dilbilgisi

2:47

Ve bana resimlerinizi göndermeyi unutmayın.

Dilbilgisi

remember to send: henüz yapılmamış bir işi hatırlamak

Remember to + fiilin yalın hâli, yapılacak bir işi akılda tutmak ve onu yapmayı unutmamak anlamına gelir. Bu cümlede çizimleri göndermek daha sonra yapılacak bir iştir; bu nedenle remember to send bir hatırlatma görevi görür. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: remember to send, remember to call, remember to check.

Alıştırma

Kapıyı kilitlemek hâlâ gelecekte yapılacak bir iştir. Cümleyi lock fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Remember ____ the door before you leave.

Cevabı göster

to lock

Dilbilgisi

send me your drawings: send + alıcı + şey

send me your drawings ifadesinde me alıcıyı, your drawings ise gönderilen şeyi belirtir. İngilizcede iki nesne doğrudan send fiilinden sonra gelebilir: send + alıcı + şey. Bu yapıda alıcı önce geldiğinde önüne to getirilmez. Bu nedenle send someone something, “birine bir şey göndermek” demektir.

Alıştırma

Çift nesneli yapıyı send, me ve the file ile kullanın: Please ____ before noon.

Cevabı göster

send me the file

We will. Ton ve niyet

2:49

Göndereceğiz.

Ton ve niyet

We will: eylemi tekrarlamadan verilen kısa bir söz

We will. cümlesinde yapılacak eylem konuşmadan zaten anlaşıldığı için will kalır, asıl fiil öbeği atılır. Buradaki tam düşünce We will send you our drawings şeklindedir; ancak send you our drawings ifadesini tekrarlamak gerekmez. Bir istek ya da hatırlatmaya cevap verirken bu kısa olumlu yanıt çoğu zaman kesin bir söz verme işlevi görür: “Evet, bunu yapacağız.”

Alıştırma

Eylemi tekrarlamadan kısa sözü tamamlayın: “Please lock the door when you leave.” “We ____.”

Cevabı göster

will

Peppa and her friends are at playgroup. Kültür

2:53

Peppa ve arkadaşları oyun grubundalar.

Kültür

at playgroup: Britanya'da okul öncesi bir ortam

Britanya İngilizcesinde playgroup, okul öncesi çocuklar için düzenlenen bir etkinlik veya gruptur. Çocuklar burada birlikte oynar; çoğu zaman şarkı söyler, resim yapar ya da basit öğrenme etkinliklerine katılır. Bir nursery veya preschool kadar resmî olmayabilir. Burada at playgroup, Peppa ve arkadaşlarının bu düzenli etkinliğe katıldığını belirtir. İfade, playgroup sözcüğünü rastgele bir araya gelip oynayan çocuk grubu olarak değil, at school ifadesine benzer şekilde bir kurum veya rutin olarak sunar.

Alıştırma

Britanyalı çocukların yer aldığı bu bağlamda at playgroup büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yetişkinlerden oluşan bir spor takımında oynamak.
  2. Çevrim içi bir oyun grubunda sohbet etmek.
  3. Okul öncesi çocuklar için düzenli bir oyun ve öğrenme etkinliğine katılmak.
Cevabı göster

Okul öncesi çocuklar için düzenli bir oyun ve öğrenme etkinliğine katılmak.

Children, today we will do drawings for Mr. Potato. Kalıp ifadeler

2:55

Çocuklar, bugün Bay Patates için resimler çizeceğiz.

Kalıp ifadeler

will do drawings for: birisi için planlanan resim etkinliği

Will do drawings for, grubun birisi için resim çizmeyi planladığı anlamına gelir. Will planlanan sınıf etkinliğini belirtir, for ise resimlerin kimin için olduğunu gösterir. Çocuk sınıfına ait bu bağlamda do drawings, resim çizmeyi bir etkinlik veya görev olarak sunar. Önceden tamamlanmış resimlerle ilgilenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle çocukların aileleri için planlanan bir resim etkinliğini doğal biçimde duyurur?

  1. Today we will do drawings to our families.
  2. Today we will do drawings for our families.
  3. Today we will doing drawings for our families.
Cevabı göster

Today we will do drawings for our families.

Hooray!

3:00

Yaşasın!

I'm drawing a pineapple.

3:02

Ben bir ananas çiziyorum.

I'm drawing a carrot.

3:04

Ben bir havuç çiziyorum.

Very good.

3:06

Çok iyi.

What are you drawing, Emily?

3:08

Sen ne çiziyorsun, Emily?

A pea.

3:09

Bir bezelye.

Lovely.

3:11

Sevimli.

And Pedro?

3:12

Ya Pedro?

It's a super potato.

3:13

Bu bir süper patates.

Oh, I see. Ton ve niyet

3:15

Oh, anlıyorum.

Ton ve niyet

Oh, I see.: “Şimdi anladım” anlamı

Bu cümlede Oh, I see. “Şimdi anladım” veya “Mantıklı” anlamına gelir. see fiili gözle görmekten değil, anlamaktan söz eder. Oh, yeni bilginin o anda açıklığa kavuştuğunu gösterir. İfadenin tamamı bir açıklamaya, düzeltmeye veya yeni bir keşfe verilen kısa bir yanıttır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “The red light means the battery is low.” diye açıklıyor. Hangi yanıt, bunu yeni anladığınızı doğal biçimde gösterir?

  1. Oh, I see.
  2. I saw the light yesterday.
  3. I can see the red light.
Cevabı göster

Oh, I see.

And George has drawn a wonderful tomato. Dilbilgisi

3:16

Ve George harika bir domates çizdi.

Dilbilgisi

George has drawn: tamamlanmış bir sonuç için present perfect

George has drawn, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı drawn. George’un çizimi bitirdiğini ve tamamlanmış resim şimdi görülebildiği veya gösterilebildiği için sonucun bugün önemli olduğunu anlatır. Tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtilmez. Cümlede yesterday gibi bitmiş bir geçmiş zaman verilseydi normalde simple past biçimi drew kullanılırdı.

Alıştırma

Cümleyi draw fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Nina ____ a map, so we can use it now.

Cevabı göster

has drawn

Peppa, what vegetable have you drawn?

3:21

Peppa, sen hangi sebzeyi çizdin?

My daddy watching television.

3:24

Televizyon izleyen babamı.

Oh, excellent.

3:27

Oh, mükemmel.

Now, we put the drawings in an envelope and post them to Mr. Potato. Notlar

3:28

Şimdi resimleri bir zarfa koyuyoruz ve Bay Patates'e postalıyoruz.

Kalıp ifadeler

put the drawings in an envelope: put + nesne + in + kap kalıbı

put + object + in + container kalıbı, bir şeyi bir kabın içine girecek şekilde hareket ettirmek anlamına gelir. Bu cümlede the drawings taşınan nesnedir, an envelope ise kaptır. Put bu yerleştirme anlamında kullanıldığında genellikle hem taşınan şeyi hem de varacağı yeri ister. Yalnızca put the drawings demek, resimlerin nereye konduğunu belirtmediği için eksik duyulur.

Alıştırma

Boya kalemleri kutunun içine girmelidir. Cümleyi in + the box ile tamamlayın: Put the crayons ____.

Cevabı göster

in the box

Kelime

and post them to Mr.: Britanya İngilizcesinde post ile postayla göndermek

Bu cümlede post, bir şeyi posta sistemi aracılığıyla göndermek anlamına gelen bir fiildir. Them, the drawings ifadesine gönderme yapar; to Mr. Potato ise alıcıyı belirtir. Bu kullanım Britanya İngilizcesinde yaygındır. Zarf ve alıcı, posta anlamını açık hâle getirir; dolayısıyla post burada internette yayımlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde "I'll post the parcel to you tomorrow" cümlesindeki post ne anlama gelir?

  1. Paketi posta sistemiyle göndermek.
  2. Paketi doğrudan kişinin yanına elden götürmek.
  3. Paketle ilgili bilgileri internette yayımlamak.
Cevabı göster

Paketi posta sistemiyle göndermek.

It is morning and time for the Mr. Potato show. Kalıp ifadeler

3:36

Sabah oldu ve Bay Patates şovu zamanı.

Kalıp ifadeler

time for the Mr. Potato show: time for + isim

Time for + isim, adı geçen etkinliğin, faaliyetin veya program bölümünün başlama zamanının geldiğini belirtir. Burada the Mr. Potato show, sırada ne olduğunu adlandıran isim öbeğidir. Tam yapı It is time for + isim şeklinde olabilir. Günlük hatırlatmalarda çoğu zaman Time for + isim olarak kısaltılır.

Alıştırma

Hatırlatmayı time for ve dinner ismiyle tamamlayın: It's ____.

Cevabı göster

time for dinner

Please welcome your friend and mine, Mr. Potato.

3:40

Lütfen sizin ve benim arkadaşım Bay Patates'e hoş geldin deyin.

We posted some drawings to Mr. Potato in an envelope.

3:47

Bay Patates'e bir zarf içinde bazı resimler postaladık.

Did you get the envelope? Kelime

3:51

Zarfı aldın mı?

Kelime

get the envelope: get sözcüğünün receive anlamı

Did you get the envelope? cümlesinde get, receive yani «teslim almak» anlamındadır: Konuşan kişi zarfın karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını kontrol eder. Mektup, mesaj, hediye veya paket gibi gönderilen ya da verilen şeylerle get çoğu zaman bu anlamı taşır. Bağlam önemlidir, çünkü get «elde etmek» veya «gidip almak» anlamına da gelebilir. Buradaki gönderim veya aktarım fikri, kastedilen anlamın receive olduğunu gösterir.

Alıştırma

Did you get the envelope? sorusundaki get büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. gidip almak
  2. olmak
  3. teslim almak
Cevabı göster

teslim almak

He can't hear you, Daddy.

3:53

Seni duyamaz, Baba.

He's on television. Kültür

3:56

O televizyonda.

Kültür

He's on television: televizyonda görünmek

Burada He's on television, onun bir televizyon programında veya yayınında göründüğü anlamına gelir. Evdekiler onun görüntüsünü ve sesini televizyon aracılığıyla alır, ancak bu, odada konuşan birini onun duyabilmesini sağlamaz. Bu kullanımda on, kişinin göründüğü iletişim aracını belirtir. Kişinin fiziksel olarak televizyonun üstünde olduğu veya televizyon izlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda He's on television ne anlama gelir?

  1. Bir televizyonun üstünde oturuyor.
  2. Bir televizyon programında görünüyor.
  3. Evde televizyon izliyor.
Cevabı göster

Bir televizyon programında görünüyor.

Oh, yes.

3:57

Oh, evet.

Of course.

3:59

Tabii ki.

I've received an envelope full of drawings. Kalıp ifadeler

4:00

Resimlerle dolu bir zarf aldım.

Kalıp ifadeler

envelope full of drawings: isim + full of + isim

envelope full of drawings ifadesinde full of drawings, envelope sözcüğünden sonra gelir ve zarfın ne içerdiğini, yani çok sayıda çizim içerdiğini açıklar. Sözcükler birlikte çok sayıda çizim içeren bir zarf anlamında bir isim öbeği oluşturur. Tekrar kullanılabilen yapı, a room full of people örneğindeki gibi isim + full of + isim şeklindedir. Full of çoğu zaman çok miktarda içeren anlamına gelir; her boşluğun tamamen dolu olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi full of ile tamamlayın: We found a box ____ old letters.

Cevabı göster

full of

This tomato looks very juicy. Dilbilgisi

4:04

Bu domates çok sulu görünüyor.

Dilbilgisi

looks very juicy: look + sıfat

Burada looks bir bağlayıcı fiildir. Gözlerle bakma eylemini değil, “dış görünüşüne göre öyle görünme” anlamını verir. Yapı özne + look/looks + sıfat şeklindedir. Very, juicy sözcüğünü güçlendirir. This tomato tekil olduğu için fiil looks olur.

Alıştırma

Cümleyi tam iki sözcükle tamamlayın: look fiilinin doğru biçimi ve ardından fresh. The apple ____.

Cevabı göster

looks fresh

That's George's picture.

4:07

O George'un resmi.

Well done, George. Ton ve niyet

4:11

Aferin, George.

Ton ve niyet

Well done: iyi bir sonucu övme

Well done, bir şeyi başarıyla tamamlayan veya iyi çaba gösteren birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada George’un yaptığı şey olumlu biçimde değerlendirilir; yalnızca bir işin bittiği söylenmez. Well done! tek başına söylenebilir veya Well done, George. örneğindeki gibi ardından bir isim getirilebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir bulmacayı az önce çözdü. Hangi yanıt doğal bir övgüdür?

  1. Do well! You solved it.
  2. Well done! You solved it.
  3. Well finished! You solved it.
Cevabı göster

Well done! You solved it.

But this picture from Peppa Pig is my favorite. Kelime

4:13

Ama Peppa Pig'den gelen bu resim benim favorim.

Kelime

this picture from Peppa Pig ... from ile kaynağı belirtmek

Bu isim öbeğinde from Peppa Pig, this picture'ın kaynağını belirtir: resim Peppa Pig ile bağlantılıdır ya da Peppa Pig tarafından sağlanmış veya gönderilmiştir. Bu ifade cümledeki bir hareketi değil, “Nereden ya da kimden geliyor?” sorusunu anlatır. “İsim + from + kaynak” kalıbı bir eşyanın, mesajın veya eserin kaynağını belirtir. Tek başına kaynağın aynı zamanda eserin yaratıcısı olduğunu göstermez; bunu bağlam belirler.

Alıştırma

Maya'nın kartın göndereni veya kaynağı olduğunu belirten, ancak kartı onun yaptığı anlamına gelmeyen ifadeyi seçin.

  1. a card from Maya
  2. a card to Maya
  3. a card by Maya
Cevabı göster

a card from Maya

Wow, that's my picture.

4:18

Vay canına, o benim resmim.

It shows Daddy Pig watching TV. Kelime

4:21

Baba Domuz'u TV izlerken gösteriyor.

Kelime

It shows Daddy Pig watching TV ... show + kişi + -ing

Burada show, “izlemek” değil, “görsel olarak göstermek veya tasvir etmek” anlamına gelir. It, önceki cümlede sözü edilen resme gönderme yapar; Daddy Pig ise resimde gösterilen kişidir. show + kişi veya şey + V-ing kalıbı, bir resimde, fotoğrafta veya videoda görülen bir eylemi anlatır: shows Daddy Pig watching TV. V-ing biçimi eylemi sahnenin bir parçası olarak sunar; resmin kendisinin televizyon izlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Lina'nın pencerenin yanında kitap okuduğu bir resmi anlatmak için show + kişi + V-ing kullanın: The photo ____ by the window.

Cevabı göster

shows Lina reading

Hmm, looks like Daddy Pig needs some exercise. Kalıp ifadeler

4:24

Hımm, görünüşe göre Baba Domuz'un biraz egzersize ihtiyacı var.

Kalıp ifadeler

looks like + cümle: çıkarım yapmak

Looks like burada belirtilere veya bilgilere dayanan bir sonuç sunar: konuşan kişi Daddy Pig'in muhtemelen biraz egzersiz yapması gerektiğini düşünüyor. Günlük konuşmada It looks like... kalıbının başındaki It sıkça düşürülür. Burada Daddy Pig needs some exercise tam bir cümledir. Bu yapı, fiziksel benzerlik değil, “öyle görünüyor ki” anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi It looks like kalıbının günlük konuşmadaki kısa biçimiyle tamamlayın: ____ the shop is closed.

Cevabı göster

Looks like

Hey, what?

4:29

Hey, ne?

Come on, Daddy Pig. Ton ve niyet

4:30

Hadi, Baba Domuz.

Ton ve niyet

Come on: harekete geçmeye teşvik etmek veya acele ettirmek

Come on burada kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Daddy Pig'i başlaması için teşvik eder ve harekete geçirir; yaklaşık olarak “hadi” veya “yapabilirsin” demektir. Ondan gerçekten konuşan kişiye doğru gelmesini istemez. Teşvikin kime yöneldiğini göstermek için ardından kişinin adı gelebilir: Come on, Daddy Pig.

Alıştırma

Arkadaşınız yarış sırasında yoruldu. Hangi cümle ona devam etmesi için dostça teşvik verir?

  1. Come here, Leo! I need to show you something.
  2. Wait here, Leo! I'll be back soon.
  3. Come on, Leo! You can do it!
Cevabı göster

Come on, Leo! You can do it!

Let's do some jumping up and down. Ton ve niyet

4:32

Hadi biraz aşağı yukarı zıplayalım.

Ton ve niyet

Let's do some jumping: grubu birlikte hareket etmeye davet etmek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenlerin bir şeyi birlikte yapmasını önerir. Buradaki Let's do, başkalarına yalnızca zıplamalarını emretmek yerine grubu eyleme katılmaya davet eder. do some jumping ifadesinde jumping, do some sonrasında etkinlik bildiren bir -ing ismidir. do some + etkinlik bildiren -ing biçimi genellikle o etkinliği bir süre yapmayı anlatır. Bu yüzden Let's do some jumping kısa bir ortak etkinlik önerisi gibi gelir; Let's jump ise daha sade ve doğrudan bir seçenektir.

Alıştırma

Hangi cümle grubu birlikte hareket etmeye davet eder ve Let's do some + etkinlik bildiren -ing yapısını kullanır?

  1. Let's do some stretching before the game.
  2. Do some stretching before the game.
  3. Let's stretch before the game.
Cevabı göster

Let's do some stretching before the game.

Oh, all right.

4:35

Oh, pekala.

Up, down.

4:37

Yukarı, aşağı.

Daddy Pig likes jumping up and down.

4:38

Baba Domuz aşağı yukarı zıplamayı sever.

Everyone likes jumping up and down.

4:41

Herkes aşağı yukarı zıplamayı sever.

Up, down.

4:44

Yukarı, aşağı.

Up, down.

4:45

Yukarı, aşağı.

Up, down.

4:46

Yukarı, aşağı.

All together now. Ton ve niyet

4:47

Şimdi hep beraber.

Ton ve niyet

All together now: eş zamanlı hareket etme işareti

All together now, bir liderin gruba verdiği kısa bir işarettir. Herkese aynı eyleme aynı anda başlamasını söyler. Yapılacak eylem durumdan anlaşıldığı için cümlede belirtilmez. All together grupça uyumlu hareket etmeyi, now ise eylemin hemen başlaması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Bir öğretmen bütün sınıfın aynı anda alkışlamasını istiyor. Hangi işaret uygundur?

  1. One at a time—clap your hands!
  2. All together now—clap your hands!
  3. Clap your hands after the lesson!
Cevabı göster

All together now—clap your hands!

Mr. Potato is rolling around. Öbek fiiller

4:48

Bay Patates yuvarlanıyor.

Öbek fiiller

is rolling around: bir alan içinde süren yuvarlanma hareketi

is rolling, yuvarlanma eyleminin şu anda gerçekleştiğini gösterir. Around, belirli bir alan içinde hareket etme anlamını ekler; yani Bay Patates net bir hedefe doğru gitmek yerine o alanın içinde yuvarlanıp durmaktadır. Tekrar kullanılabilen kalıp be + rolling around biçimindedir. Bu kalıp, bir kişinin ya da nesnenin sınırlı bir alanda serbestçe veya farklı yönlere yuvarlanarak sürekli yer değiştirmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi roll around ifadesinin şimdiki zamanda devam eden biçimiyle tamamlayın: The loose orange ____ in the back of the car.

Cevabı göster

is rolling around

Your friend and mine, he's happy all the time. Kalıp ifadeler

4:52

Sizin ve benim arkadaşım, o her zaman mutlu.

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık görülen veya devam eden bir durum

All the time, “çok sık” ya da “sürekli” anlamına gelir. Bu cümlede mutlu olmanın onun olağan ve tekrarlanan durumu olduğunu anlatır. Günlük konuşmada all the time çoğu zaman geniş bir genelleme yapar; kelimesi kelimesine her saniye anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi all ile başlayan ve “çok sık” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: My little brother asks questions ____.

Cevabı göster

all the time

Mr. Potato is coming to town.

4:56

Bay Patates kasabaya geliyor.