'Get' kelimesini kullanmanın 4 yeni yolunu öğrenin - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
447 kelime 216 kel/dk

Video özeti: Mars’a kaçış üzerine mizahi bir durumdan yararlanan ders, çok yönlü get fiilinin bağlama göre nasıl anlam değiştirdiğini gösteriyor. Fiil; bir şeyi satın almak veya teslim almak, anlamak, varmak, bir duruma gelmek, taşıta binmek ya da bir şeyi yapma fırsatı bulmak gibi anlamlarda kullanılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. got a giant stuffed panda online, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir nesneyle ve alışveriş bağlamında kullanıldığında get fiilinin gündelik dilde “satın almak” anlamına gelebileceğini fark edin. Böylece satın alma anlamını bir şeyi teslim alma veya edinme anlamlarından ayırabilir, günlük alışverişlerinizi doğal biçimde anlatabilirsiniz. 2. I don't get it. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Çok yaygın bu konuşma cümlesinde get fiilinin “anlamak” anlamına geldiğini kavrayın. Bir açıklama, durum veya gerekçe size açık gelmediğinde bu kısa ifadeyi kullanabilir; fiili hareket ya da sahiplik bildiren anlamlarıyla karıştırmazsınız. 3. get to go — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: get to + fiil yapısının bir şeyi yapma fırsatı, ayrıcalığı veya iznini anlattığını öğrenin. Böylece olumsuz biçimin bir yere ulaşamamayı değil, fırsatı kaçırmayı ifade ettiğini anlayabilir ve yapabildiğiniz ya da yapma imkânı bulamadığınız deneyimleri anlatabilirsiniz.

Bu derste

Come on, we need to get to the rocket now. Notlar

0:01

Hadi, şimdi rokete gitmemiz (get to) gerekiyor.

Ton ve niyet

Come on ile acilen harekete geçmeye çağırmak

Burada Come on, birine konuşana doğru gelmesini söylemez. “Acele et” gibi, dinleyeni hemen harekete geçmeye iter. need to ve now sözleri aciliyeti açıkça gösterir. Başka bağlamlarda Come on birini cesaretlendirebilir; ancak burada acil bir harekete geçme çağrısıdır.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede Come on diyerek ne yapıyor?

  1. Dinleyenden konuşana yaklaşmasını istemek
  2. Dinleyeni rokete binmeye davet etmek
  3. Dinleyeni hemen harekete geçmeye çağırmak
Cevabı göster

Dinleyeni hemen harekete geçmeye çağırmak

Kelime

get to the rocket: bir yere ulaşmayı anlatan get to

get to the rocket ifadesinde get to, reach veya arrive at, yani “ulaşmak” ya da “varmak” anlamındadır. The rocket hedef olarak ele alınır; bu nedenle get, “teslim almak” ya da “elde etmek” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp get to + yer şeklindedir: get to the station. İngilizcede home, here ve there ile to genellikle kullanılmaz: get home, get here, get there.

Alıştırma

Cümleyi “ulaşmak” anlamındaki get to ile tamamlayın: We need to ____ the station before nine.

Cevabı göster

get to

Yep, you got it. Ton ve niyet

0:09

Evet, anladın (got it).

Ton ve niyet

You got it: anladığını doğrulama veya bir isteği kabul etme

You got it günlük konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır; bu nedenle her zaman fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. Bu cümlede Yep onay bildirir: konuşan kişi, karşısındakinin doğru anladığını veya doğru cevabı verdiğini doğrular. Bir isteğe yanıt olarak kullanıldığında You got it, “Tabii, anladım ve yapacağım” anlamına da gelebilir. Hangi tür onayın kastedildiğini durum belirler.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Please save me a seat.” diyor. Hangi yanıt günlük bir dille “Tabii, yaparım” anlamına gelir?

  1. You got it.
  2. You bought it.
  3. You found it.
Cevabı göster

You got it.

Today we're looking at the word get. Kalıp ifadeler

0:10

Bugün 'get' kelimesine bakıyoruz.

Kalıp ifadeler

we're looking at: tartışılacak bir konuyu tanıtma

Bu cümlede we're looking at, “inceliyoruz veya ele alıyoruz” anlamına gelir. get kelimesini bugünkü dersin konusu olarak tanıtır; yalnızca gözleri bir şeye çevirmeyi anlatmaz. look at + konu yapısı; bir ders, sunum veya metin bir kelimeye, soruya, örneğe ya da fikre odaklanmaya başladığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Sınıf girişini look at ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Today we're ____ three ways to save water.

Cevabı göster

looking at

Get has a lot of uses and it can be very flexible. Kalıp ifadeler

0:12

'Get'in birçok kullanımı vardır ve çok esnek olabilir.

Kalıp ifadeler

has a lot of uses: birçok kullanım alanını belirtmek

has a lot of uses, bir şeyin birçok farklı şekilde veya durumda kullanılabildiğini belirtir. Burada özne get kelimesidir; bu yüzden uses fiziksel bir nesnenin kullanım alanlarını değil, get kelimesinin İngilizcedeki farklı işlevlerini anlatır. Yapı have/has + a lot of + çoğul isim şeklindedir. Bir araç, malzeme veya yöntemin birden fazla amaca hizmet ettiğini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Kutunun birkaç farklı amaca hizmet edebildiğini anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. This box has a lot of uses.
  2. This box makes a lot of uses.
  3. This box is a lot of uses.
Cevabı göster

This box has a lot of uses.

But for this reason, Anlatım akışı

0:15

Ancak bu nedenle,

Anlatım akışı

for this reason, ...: bir nedeni sonucuna bağlamak

for this reason, daha önce belirtilmiş bir nedene gönderme yapar ve ardından gelen sonucu tanıtır. Bu bir bağlantı ifadesidir: konuşmada veya açıklamada önce neden, sonra sonuç gelir. Bu parçada But önceki düşünceyle bir karşıtlık eklerken for this reason neden ve sonuç arasındaki bağlantıyı göstermeye devam eder. Bu ifade tek başına nedeni açıklamaz; nedeni önceki bağlamdan bulmak gerekir.

Alıştırma

Belirtilen nedene gönderme yapan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The bridge is icy. ____, drivers must slow down.

Cevabı göster

For this reason

you might find it a bit confusing. Dilbilgisi

0:16

bunu biraz kafa karıştırıcı bulabilirsiniz.

Dilbilgisi

might find it a bit confusing: yumuşatılmış find + nesne + sıfat yapısı

might find it a bit confusing ifadesinde find + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Buradaki find, “yerini bulmak” değil, “bir şeyi belirli bir şekilde algılamak veya değerlendirmek” anlamındadır: it nesnedir ve confusing bu nesneyi tanımlar. Might, dinleyicinin tepkisini bir olasılık olarak sunar; a bit ise sıfatın gücünü azaltır. Bu ikisi, It is confusing diye doğrudan bir yargıda bulunmak yerine değerlendirmeyi öznel ve yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, yumuşak bir görüş belirtmek için find + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. You might find that the first lesson a bit difficult.
  2. You might find the first lesson a bit difficulty.
  3. You might find the first lesson a bit difficult.
Cevabı göster

You might find the first lesson a bit difficult.

Today I'm gonna show you some different uses. Kelime

0:18

Bugün size bazı farklı kullanımlarını göstereceğim.

Kelime

I'm gonna show: going to yapısının samimi konuşma biçimi

I'm gonna show, I'm going to show ifadesinin samimi konuşma dilindeki biçimidir. Konuşanın birazdan ne yapmayı planladığını bildirir. Gonna, going to yapısının plan veya gelecek anlamını taşır ve ardından show gibi yalın fiil gelir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz ifadeyi seçin. Going to ifadesinin gonna biçimine kısalıp kısalmadığına dikkat edin.

  1. I'm going to share a new game.
  2. I'm going to show you a new game.
  3. I'm gonna show you a new game.
Cevabı göster

I'm gonna show you a new game.

Let's get into it. Öbek fiiller

0:20

Hadi başlayalım.

Öbek fiiller

Let's get into it: girişten ana konuya geçmek

Let's get into it, konuşanın artık ana konuya veya etkinliğe başlamak istediğini belirtir. Buradaki get into, fiziksel olarak bir yere girmeyi ya da bir şeye ilgi duymaya başlamayı anlatmaz; odaklanmış konuşmanın veya eylemin başladığını bildirir. Genellikle kısa bir girişten sonra söylenir. it, başlamak üzere olan konuyu, dersi, görevi veya gösterimi ifade eder.

Alıştırma

Sunumu yapan kişi kısa bir girişi bitirdi ve ana konuya başlamak istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. Let's get into it.
  2. Let's leave that topic for now.
  3. Let's talk about it later.
Cevabı göster

Let's get into it.

Firstly,

0:21

Öncelikle,

it's used to mean buy or bought. Kalıp ifadeler

0:22

satın almak (buy veya bought) anlamında kullanılır.

Kalıp ifadeler

be used to mean yapısındaki used to mean

it's used to mean ifadesinde it's, it is'in kısaltmasıdır. Tam yapı something + be used to mean + a meaning şeklindedir. Bir kelimenin, işaretin veya biçimin neyi ifade etmek için kullanıldığını açıklar. Burada used, edilgen bir yapıdaki use fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; to mean ise amacı belirtir. Uygun be biçimi de yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

be used to mean yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: In this code, a red circle ____ stop.

Cevabı göster

is used to mean

I got a giant stuffed panda online, Kelime

0:24

İnternetten dev bir doldurulmuş panda aldım (got),

Kelime

got ... online: get fiilinin “satın almak” anlamı

got a giant stuffed panda online ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve büyük olasılıkla bought, yani “satın aldım” anlamına gelir. online sözcüğü alışveriş kanalını belirttiği için burada bir satın alma söz konusudur. Günlük konuşmada get, bir şeyi farklı yollarla elde etmeyi ifade edebilir. online, at the shop veya for ten pounds gibi ipuçları, “satın almak” anlamını belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

“Maya got a backpack online,” cümlesinde got büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sırt çantasını doğum günü hediyesi olarak aldı.
  2. Sırt çantasını satın aldı.
  3. Sırt çantasını anladı.
Cevabı göster

Sırt çantasını satın aldı.

which means I bought a giant stuffed panda online.

0:27

bu da internetten dev bir doldurulmuş panda satın aldığım (bought) anlamına geliyor.

And it's very commonly used to mean obtain or receive.

0:29

Ve ayrıca elde etmek (obtain) veya almak/kabul etmek (receive) anlamlarında da çok sık kullanılır.

I got socks for Christmas again, Kelime

0:33

Noel için yine çorap aldım (got),

Kelime

got ... for Christmas: get fiilinin “teslim almak” anlamı

got socks for Christmas ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve received, yani “teslim aldım” veya “hediye olarak aldım” anlamına gelir. for Christmas ifadesi çorapları hediyeleşme bağlamına yerleştirir; bu nedenle socks, hediye edilen normal çorapları anlatır, konuşanın satın aldığı “Noel çoraplarını” değil. Ardından hediye verilen bir gün veya etkinlik geldiğinde get sık sık “almak, teslim almak” anlamına gelir. get something for Christmas ve get something for your birthday buna örnektir. Etkinliği belirten ifade, kişinin nesneyi nasıl elde ettiğini gösterir.

Alıştırma

“Leo got a puzzle for his birthday,” cümlesinde got büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yapbozu nasıl çözeceğini anladı.
  2. Yapbozu doğum günü hediyesi olarak aldı.
  3. Yapbozu başka birinin doğum günü için satın aldı.
Cevabı göster

Yapbozu doğum günü hediyesi olarak aldı.

which means I received socks for Christmas again.

0:35

bu da Noel için yine çorap teslim aldığım (received) anlamına geliyor.

But there are so many more uses.

0:38

Ancak çok daha fazla kullanımı var.

Check out this situation. Öbek fiiller

0:40

Şu duruma bir bakın.

Öbek fiiller

Check out: birini bakmaya davet etmek

Burada Check out, “bak” ya da “dikkat et” anlamındadır. Dinleyenin dikkatini this situation ifadesine yönelten bir davettir. Check out + bir şey veya içerik yapısında nesne, neye bakılacağını gösterir. Anlamı bağlam belirler; burada otelden ayrılmak ya da mağazadan çıkmadan önce ödeme yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce daveti “bu ilginç şeye bak” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: ____ this model of the solar system.

Cevabı göster

Check out

I don't get it. Kelime

0:42

Anlamıyorum (don't get it).

Kelime

I don't get it: get fiilinin “anlamak” anlamı

I don't get it. cümlesinde get, “anlamak” anlamındadır. Cümlenin tamamı, konuşmacının söz konusu açıklamayı, durumu, şakayı veya sorunu anlamadığını belirtir; bir nesneyi teslim alamadığı anlamına gelmez. it zamiri, daha önce konuşulan fikir veya durumu gösterir. Olumlu biçim olan I get it, “anlıyorum” anlamındadır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, get içeren ve “anlamıyorum” anlamına gelen dört sözcüklü konuşma ifadesiyle tamamlayın: The rule was explained twice, but ____.

Cevabı göster

I don't get it

Where's everyone going?

0:43

Herkes nereye gidiyor?

Don't you know? Ton ve niyet

0:44

Bilmiyor musun?

Ton ve niyet

Don't you know?: şaşkınlık gösteren olumsuz soru

Don't you know? olumsuz bir sorudur. Burada yalnızca dinleyenin bilip bilmediğini sormaz; şaşkınlık gösterir ve konuşanın, dinleyenin bunu bilmesini beklediğini düşündürür. Olumsuz biçim soruya bir tutum katar. Do you know? genellikle tarafsız bir bilgi sorusuyken Don't you know?, ses tonuna bağlı olarak “Bunu nasıl bilmezsin?” anlamını verebilir.

Alıştırma

Don't you know? genellikle nasıl bir tutum ekler?

  1. Dinleyenden kibarca izin ister.
  2. Dinleyenin bilip bilmediğini tarafsızca sorar.
  3. Şaşkınlık gösterir ve dinleyenin bilmesinin beklendiğini düşündürür.
Cevabı göster

Şaşkınlık gösterir ve dinleyenin bilmesinin beklendiğini düşündürür.

They're all going to the rocket to Mars.

0:44

Hepsi Mars'a giden rokete biniyor.

Earth's getting too hot and too polluted. Dilbilgisi

0:47

Dünya çok ısınıyor (getting) ve çok kirleniyor.

Dilbilgisi

getting too hot and too polluted: durum değişikliği için get + sıfat

getting too hot and too polluted, bir durum değişikliğini anlatmak için get + sıfat yapısını kullanır: Dünya daha sıcak ve daha kirli hâle geliyor. Şimdiki zamanın sürerlik biçimi olan is getting, değişimin şu anda geliştiğini gösterir; hot ve polluted ise paralel sıfatlardır. too yalnızca “çok” değil, “kabul edilebilir veya güvenli düzeyden daha fazla” anlamına gelir. Earth's, Earth is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla tam yapı Earth is getting... şeklindedir.

Alıştırma

Durum değişikliğini göstermek için cümleyi get fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The road is ____ too icy to drive on.

Cevabı göster

getting

Mars?

0:48

Mars mı?

How long does it take to get there? Notlar

0:49

Oraya varmak (get there) ne kadar sürer?

Dilbilgisi

How long does it take to ...?: süreyi sormak

How long does it take to + fiilin yalın biçimi? bir eylemin veya yolculuğun ne kadar sürdüğünü sorar. Bu cümledeki eylem get there'dır. it özne yerini doldurur ve asıl eylem to'dan sonra gelir. Soruda does kullanıldığı için takes değil, take kullanılır. Yaygın bir cevap It takes ten minutes. şeklindedir.

Alıştırma

Soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ finish this puzzle?

Cevabı göster

How long does it take to

Kelime

get there: to kullanmadan o yere varmak

Burada get, almak veya elde etmek değil, varmak anlamına gelir. Get there, o yere varmak demektir. There bir yer zarfıdır, bu nedenle doğrudan get sözcüğünden sonra gelir: get there. Here ile de aynı kalıp kullanılır: get here.

Alıştırma

Başka bir edat eklemeden get ve there kullanarak cümleyi tamamlayın: We need to ____ before noon.

Cevabı göster

get there

Not too long,

0:51

Çok uzun değil,

around 7 months.

0:52

yaklaşık 7 ay.

Okay,

0:53

Pekala,

I guess we'd better get on it too then. Notlar

0:53

sanırım biz de binsek (get on) iyi olacak.

Ton ve niyet

I guess ile sonucu yumuşatma

Bu cümlede I guess esas olarak gerçek anlamda bir tahmin belirtmez. Ardından gelen sonucu sunar ve bu sonucu I think veya it seems gibi daha az kesin gösterir. we'd better... ifadesinden önce kullanıldığında, aksi hâlde doğrudan duyulabilecek bir kararı yumuşatır. Ses tonuna göre belirsizlik, tereddüt veya hafif bir isteksizlik gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede I guess, bir sonucu kesin değil de temkinli biçimde sunmak için kullanılmıştır?

  1. I guess we should leave before it gets dark.
  2. We must leave before it gets dark.
  3. There is no doubt that we should leave before it gets dark.
Cevabı göster

I guess we should leave before it gets dark.

Dilbilgisi

we'd better: had better + fiilin yalın hâli

We'd better, we had better ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Kalıp özne + had better + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden get yalın hâldedir ve önünde to yoktur. Had better güçlü bir tavsiye verir veya yakında yapılması gereken bir şey hakkında karar bildirir. Çoğu zaman harekete geçilmezse bir sorun çıkabileceğini düşündürür. İçinde had olsa da genellikle şimdiki zamanı veya yakın geleceği anlatır. Buradaki 'd, would değil had anlamına gelir.

Alıştırma

Acil ortak kararı we had better ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: The last bus leaves in five minutes. ____ go now.

Cevabı göster

We'd better

So take a look at these examples. Kalıp ifadeler

0:56

Şimdi bu örneklere bir göz atın.

Kalıp ifadeler

take a look at + isim

Take a look at, “bir şeye kısa süre ve dikkatle bakmak” anlamına gelir. Bu cümlede dinleyicinin dikkatini ardından gelen örneklere yöneltir. Yapı take a look at + isim veya zamir şeklindedir. Bakılan şeyden önce at kullanılmalıdır: take a look at these examples.

Alıştırma

Hedef ifadeyle yönergeyi tamamlayın: ____ this map before you choose a route.

Cevabı göster

Take a look at

What are the different uses of get?

0:57

'get'in farklı kullanımları nelerdir?

The first example was,

0:59

İlk örnek şuydu:

I don't get it.

1:00

Anlamıyorum (don't get it).

Where's everyone going?

1:01

Herkes nereye gidiyor?

In this case,

1:02

Bu durumda,

get is being used to mean understand.

1:03

'get' anlamak (understand) manasında kullanılıyor.

So you can say,

1:05

Yani şöyle diyebilirsiniz:

I got that or I didn't get that,

1:06

Bunu anladım (got that) veya bunu anlamadım (didn't get that),

meaning I understood or I didn't understand.

1:08

bu da anladım (understood) veya anlamadım (didn't understand) demektir.

The second sentence was,

1:10

İkinci cümle şuydu:

Earth's getting too hot.

1:12

Dünya çok ısınıyor (getting).

In this case,

1:13

Bu durumda,

get is being used to mean become.

1:14

'get' olmak/haline gelmek (become) anlamında kullanılıyor.

Earth is becoming too hot.

1:16

Dünya çok sıcak bir hale geliyor.

We use become to describe a change in state. Kelime

1:18

Durumdaki bir değişikliği tarif etmek için 'become' kullanırız.

Kelime

describe a change in state: bir durum değişikliğini anlatmak

Describe a change in state ifadesinde state, bir kişinin veya şeyin içinde bulunduğu durumu belirtir; örneğin sessiz, soğuk ya da yorgun olmak. A change in state, bir durumdan başka bir duruma geçiştir. Burada state, ülke veya ABD'deki bir eyalet gibi bir bölge anlamına gelmez. Become bu fikre uygundur çünkü become + sıfat yeni bir duruma geçmeyi gösterir. The room became quiet, odanın sessiz değilken sessiz hâle geldiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir durum değişikliğini anlatır?

  1. The room contains a table.
  2. The room became quiet.
  3. The room is beside the library.
Cevabı göster

The room became quiet.

She's getting upset.

1:20

O üzülmeye başlıyor (getting upset).

He's getting angry.

1:21

O sinirlenmeye başlıyor (getting angry).

It's getting a bit cold these days.

1:22

Bugünlerde havalar biraz soğuyor (getting a bit cold).

Next,

1:24

Sonra,

we had,

1:25

şunu söylemiştik:

how long does it take to get there?

1:25

Oraya varmak (get there) ne kadar sürer?

In this example,

1:27

Bu örnekte,

get is being used to mean arrive or reach.

1:28

'get' varmak veya ulaşmak (arrive veya reach) anlamında kullanılıyor.

How long does it take to arrive there?

1:31

Oraya varmak (arrive) ne kadar zaman alır?

So you can say,

1:33

Yani şöyle diyebilirsiniz:

are they getting here soon?

1:34

Yakında buraya varıyorlar (getting here) mı?

My Uber took ages to get here, Deyimler

1:35

Uber'imin buraya gelmesi (get here) asırlar sürdü,

Deyimler

took ages: çok uzun sürmek

My Uber took ages to get here, cümlesindeki took ages, bir şeyin çok uzun sürdüğünü anlatan gündelik ve abartılı bir ifadedir. Gerçek anlamda tarihsel çağları anlatmaz; ayrıca bekleyişten duyulan sabırsızlığı veya hafif rahatsızlığı da yansıtır. Bir iş, yolculuk veya bekleme beklenenden çok daha uzun gelmişse something took ages ya da it took ages to do something kalıplarını kullanabilirsin.

Alıştırma

Şikâyet cümlesini took ages ile tamamla: The download ____, but it finally finished.

Cevabı göster

took ages

meaning it took a long time to arrive here.

1:37

bu da buraya varmasının (arrive) çok uzun sürdüğü anlamına geliyor.

Finally,

1:40

Son olarak,

we had,

1:40

şunu söylemiştik:

I guess we'd better get on the rocket too then.

1:41

Sanırım biz de rokete binsek (get on) iyi olacak.

In this example,

1:43

Bu örnekte,

get is being used to mean enter.

1:44

'get' girmek/binmek (enter) anlamında kullanılıyor.

So,

1:47

Yani,

I guess we'd better enter the rocket too then.

1:47

sanırım biz de rokete girsek (enter) iyi olacak.

Get on the next train. Öbek fiiller

1:49

Bir sonraki trene bin (Get on).

Öbek fiiller

Get on the next train: trene binmek

Bu cümle, gelen veya kalkan bir sonraki trene binme talimatıdır. Burada get on, yolculuk etmek üzere trene binmek demektir. Next train fiziksel olarak başka bir trenin yanındaki treni değil, sıradaki seferi belirtir. Tren, otobüs, uçak ve gemi gibi büyük veya ortak kullanılan ulaşım araçlarına binmek için get on kullanılır.

Alıştırma

Yolculuk talimatını get on ile tamamla: At Central Station, ____ the next train to Oxford.

Cevabı göster

get on

Get off in three stops. Öbek fiiller

1:51

Üç durak sonra in (Get off).

Öbek fiiller

Get off: otobüs, tren veya uçaktan inmek

Get off, otobüs, tren, uçak veya benzer bir ulaşım aracından inmek demektir. Burada aracın adı söylenmez, çünkü rota bağlamından hangi araç olduğu anlaşılır. In three stops ne zaman inileceğini belirtir: üç durak daha araçta kalın, sonra inin.

Alıştırma

Get off ifadesindeki eksik sözcükle ulaşım talimatını tamamlayın: Get ____ the bus at the next stop.

Cevabı göster

off

So,

1:52

İşte,

as you can see, Anlatım akışı

1:53

görebileceğiniz gibi,

Anlatım akışı

as you can see: gösterilen kanıta yeniden dikkat çekmek

As you can see, dinleyicinin dikkatini az önce sunulan bir kanıta, örneğe veya gösterime geri yöneltir. Sıradaki ifadenin bu bilgilerden fark edilebilecek ya da çıkarılabilecek bir sonuç olduğunu belirtir. So, as you can see, içinde so bir sonucu işaret eder; as you can see ise dinleyiciyi ardından gelecek, kanıta dayalı sonuca hazırlar. See yalnızca gözle bakmayı değil, önceki bilgiyi anlamayı da ifade edebilir.

Alıştırma

Konuşmacı az önce bir bitkinin büyümesini gösteren grafik sundu. Hangi cümle bu ifadeyi bir sonuç sunmak için doğal biçimde kullanır?

  1. As you can see, please lend me a pencil.
  2. As you can see, I have not shown you any results.
  3. As you can see, the plant grew faster in sunlight.
Cevabı göster

As you can see, the plant grew faster in sunlight.

get has a lot of uses.

1:54

'get'in pek çok kullanımı var.

But don't get too comfortable. Deyimler

1:56

Ama hemen rahatlamayın.

Deyimler

don't get too comfortable: hemen rahatlamama uyarısı

Burada don't get too comfortable, “hemen rahatlama” veya “kolay kısmın böyle süreceğini sanma” anlamına gelir. Comfortable fiziksel rahatlığı değil, kendini güvende ya da emin hissetmeyi anlatır. get + sıfat yapısı “…… hâle gelmek” demektir. Too comfortable, durumun izin verdiğinden fazla rahatlamayı anlatır. But bir dönüş oluşturur ve yeni bir zorluğun yaklaştığını ima eder.

Alıştırma

Uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: You won the first round, but ____ because the next one will be harder.

Cevabı göster

don't get too comfortable

There are a lot more uses as well.

1:57

Ayrıca çok daha fazla kullanımı var.

Let me leave you with some more examples to think about. Kalıp ifadeler

1:59

Üzerine düşünmeniz için size birkaç örnek daha bırakayım.

Kalıp ifadeler

leave you with: dinleyiciye son bir düşünce bırakmak

Burada leave you with, sonunda dinleyiciye daha sonra üzerinde düşünmeye devam edebileceği bir şey vermek anlamına gelir. Konuşmacı dinleyicileri bir yerde bırakmıyordur. Yapı leave someone with + soru, düşünce, örnek veya başka bir son içeriktir. Let me leave you with... konuşmanın bitmek üzere olduğunu nazikçe belirtir ve akılda kalması istenen son noktayı sunar.

Alıştırma

Kapanış cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Before we finish, let me ____ one final question.

Cevabı göster

leave you with

And if you figure out what they mean, Öbek fiiller

2:01

Eğer ne anlama geldiklerini bulursanız,

Öbek fiiller

figure out: düşünerek bir cevaba ulaşmak

Figure out, düşünerek, ipuçlarını inceleyerek veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi bulmak ya da anlamak demektir. Bu cümlede figure out what they mean, ne anlama geldiklerini düşünüp anlamaya ulaşmak demektir. Ardından bir isim ya da what, how veya why ile başlayan bir yan cümle gelebilir: figure out the answer; figure out how it works.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin düşünerek veya farklı olasılıkları deneyerek cevaba ulaştığını en iyi gösterir?

  1. Priya understood the instructions as soon as she read them.
  2. After testing three ideas, Priya figured out how to fix the toy.
  3. Priya looked at the broken toy on the table.
Cevabı göster

After testing three ideas, Priya figured out how to fix the toy.

let us know in the comments. Ton ve niyet

2:02

yorumlarda bize bildirin.

Ton ve niyet

let us know in the comments: izleyicileri yorum yapmaya davet etmek

Let us know in the comments, izleyicilerden bir video veya gönderinin altına cevap, görüş ya da başka bir bilgi yazmalarını isteyen samimi bir ifadedir. Buradaki the comments, çevrim içi yorum bölümünü anlatır. Let someone know, birine bir şey söylemek veya istenen bilgiyi vermek demektir. Bu ifadede let izin vermekle ilgili değildir; ifadenin tamamı izleyicilerden bizi bilgilendirmelerini ister.

Alıştırma

İçerik üreticisinin davetini let us know ile tamamlayın: If you have another idea, ____ in the comments.

Cevabı göster

let us know

I didn't get to go on that trip. Kelime

2:04

O geziye gidemedim (didn't get to).

Kelime

get to go: gitme fırsatına veya iznine sahip olmak

Bu cümlede get to go, gitme fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir. Olumsuz biçim didn't get to go, konuşanın geziye gidemediğini ya da bu fırsatı bulamadığını belirtir; varıp sonra gitmek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp get to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp, özellikle istenen veya özel bir eylemi fırsat, ayrıcalık ya da izin olarak sunar.

Alıştırma

Pilotla tanışma fırsatı bulduğunuzu anlatmak için cümleyi get to kalıbıyla tamamlayın: During the tour, we ____ the pilot.

Cevabı göster

got to meet

Get over it. Öbek fiiller

2:05

Aş bunları (Get over it).

Öbek fiiller

Get over it: devam etmeyi söyleyen doğrudan bir emir

Get over it., get over something öbek fiiliyle kurulmuş bir emir cümlesidir. Burada kötü bir duygudan kurtulmak veya sorunu sürekli düşünüp durmayı bırakmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyin üzerinden geçmekten söz etmez. Doğrudan bir emir olduğu için genellikle konuşanın, diğer kişinin yeterince uzun süre şikâyet ettiğini veya üzgün kaldığını düşündüğü mesajını da verir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çok sevdiği evcil hayvanını yeni kaybetti. Ona 'Get over it.' demek uygun olur mu?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

I'm getting into basketball. Öbek fiiller

2:06

Basketbola ilgi duymaya (getting into) başlıyorum.

Öbek fiiller

getting into basketball: basketbola ilgi duymaya başlamak

Get into + bir etkinlik ya da konu, ondan hoşlanmaya, onu öğrenmeye veya onunla daha fazla ilgilenmeye başlamak anlamına gelebilir. Burada I'm getting into basketball, konuşanın basketbola ilgisinin giderek arttığını gösterir. İlerleyen bir durumu anlatan getting into, şu sıralarda gerçekleşen bir değişimi gösterir. Yalnızca fiziksel olarak bir şeyin içine girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi get into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After watching a few games, Maya is starting to ____ basketball.

Cevabı göster

get into

I just got my haircut. Kelime

2:07

Saçımı daha yeni kestirdim (got my haircut).

Kelime

got my haircut: saç kesimi hizmeti almak

Bu cümlede got my haircut, konuşanın kısa süre önce saçını kestirdiği veya saçını kestirmek için bir yere gittiği anlamına gelir. Burada get, bir nesneyi sahiplenmeyi değil, bir hizmet almayı anlatır. Standart ve açık bir yazım için haircut sözcüğünün tek bir isim olduğu I got a haircut ya da hair sözcüğünün işlem gören şey, cut sözcüğünün ise ona yapılan işlemi anlattığı I got my hair cut kullanılır. İkinci biçim get + şey + tamamlanmış eylem yapısını izler ve hizmeti başka birinin yaptığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bisikletimi benim için başka birinin tamir ettiği anlamına gelir?

  1. I got repaired my bicycle yesterday.
  2. I got my bicycle repaired yesterday.
  3. I got my bicycle repairing yesterday.
Cevabı göster

I got my bicycle repaired yesterday.

Now,

2:08

Şimdi,

I better get on this rocket before it leaves.

2:09

bu roket kalkmadan önce binsem (get on) iyi olacak.

Come on, we need to get to

2:16

Hadi, gitmemiz (get to) lazım...

One more time? Ton ve niyet

2:19

Bir kez daha mı?

Ton ve niyet

One more time?: tekrarlamak için kısa bir rica

One more time?, az önce yapılan eylemin tekrarlanmasını isteyen kısaltılmış bir sözlü ricadır. Eksik fiili bağlam tamamlar; bu yüzden Can we do it again? ya da Could you say it again? anlamına gelebilir. Soru tonlamasıyla söylendiğinde bir deneme veya tekrar daha ister. Daha tam biçimi Can we do that one more time? şeklindedir.

Alıştırma

İsteği, dersteki bir tekrar daha anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Could you say that ____, please?

Cevabı göster

one more time

That was so good though. Ton ve niyet

2:19

Oysa çok iyiydi.

Ton ve niyet

so good though: cümle sonundaki though ile karşıtlık

That was so good though cümlesinde though, övgüye hafif bir karşıtlık katar. Önceki yeniden deneme isteği, son denemenin iyi olmadığını düşündürebilir; bu cümle ise buna rağmen son denemenin çok iyi olduğunu ekler. Cümle sonundaki though, konuşmada sonradan eklenen bir düşünce gibi çalışır. That was so good şeklindeki tam ifadeyi yorumlar: so, good sözcüğünü güçlendirirken though bu övgüyü konuşmadaki karşıt bir düşünceye bağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek, ilk cümleyle karşıtlık oluşturan olumlu bir yorumu eklemek için cümle sonundaki though'u doğal biçimde kullanır?

  1. The bus was late. The driver was very helpful, though.
  2. Though the bus was late, the driver was very helpful.
  3. The bus was late. Although the driver was very helpful.
Cevabı göster

The bus was late. The driver was very helpful, though.

I

2:21

Ben...

Come on, we need to

2:22

Hadi, yapmamız lazım...

We need to look at the camera and say something.

2:25

Kameraya bakıp bir şeyler söylememiz lazım.

Come on.

2:28

Hadi ama.