Elmanın sağlığa faydaları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
887 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Program, günde bir elma yemenin doktoru uzak tuttuğunu söyleyen atasözünün bilimsel dayanağını inceliyor. Elma kabuğu ile flavonoidlerin kan dolaşımı, beyin, kalp, bağırsak ve kilo üzerindeki olası yararlarını açıklıyor; ayrıca elmanın bu bileşikleri kaybetmeden pek çok biçimde tüketilebildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. proverbs, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir proverb ifadesinin geleneksel öğüt veya sağduyu aktaran, kısa ve yaygın biçimde bilinen bir söz olduğunu anlamak; kültürel bilgelikten bahsederken bu terimi sıradan bir cümleden ya da daha genel bir saying ifadesinden ayırabilmek. 2. is packed with flavonoids, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: packed with kalıbını, bir yiyeceğin bir şeyi bol miktarda içerdiğini canlı biçimde anlatan bir kullanım olarak tanımak ve besinleri, malzemeleri veya belirgin özellikleri betimlerken doğal biçimde kullanmak. 3. versatile. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: versatile kelimesinin birçok amaçla veya farklı biçimlerde kullanılabilen şeyleri anlattığını kavramak; kelimeyi yalnızca rendelenen, dilimlenen ya da pişirilen elmalar için değil, çeşitli işlere uygun araçlar, beceriler ve insanlar için de kullanmak.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:11

Ve ben Sam.

English has many proverbs, Kelime

0:12

İngilizcede pek çok atasözü vardır,

short and well-known phrases

0:14

kısa ve iyi bilinen bu ifadeler

giving a piece of useful advice or common sense.

0:16

faydalı bir tavsiye veya sağduyu verirler.

Kelime

proverbs: öğüt veya sağduyu aktaran geleneksel ifadeler

Proverbs, öğüt, deneyim veya sağduyu aktaran kısa, yaygın olarak bilinen geleneksel ifadelerdir. Bir proverb genellikle oldukça sabit bir biçimde tekrarlanır; birinin yeni uydurduğu her mantıklı cümle proverb değildir. Bu cümlede virgülden sonraki short and well-known phrases giving a piece of useful advice or common sense bölümü, proverbs kelimesini doğrudan açıklar.

Alıştırma

Hangi açıklama bir proverb kelimesini en iyi tanımlar?

  1. Tek bir konuşma için yeni uydurulmuş bir ifade.
  2. Yararlı bilgi veren herhangi bir cümle.
  3. Öğüt veya sağduyu aktaran, geleneksel ve iyi bilinen bir ifade.
Cevabı göster

Öğüt veya sağduyu aktaran, geleneksel ve iyi bilinen bir ifade.

For example,

0:20

Örneğin,

the proverb actions speak louder than words Deyimler

0:21

eylemler kelimelerden daha yüksek sesle konuşur atasözü,

means that what people do Dilbilgisi

0:24

insanların yaptıklarının

is more important than what they say.

0:26

söylediklerinden daha önemli olduğu anlamına gelir.

Deyimler

Actions speak louder than words: davranışlar sözlerden daha güçlü kanıttır

Actions speak louder than words, bir kişinin davranışlarının onun inançları, niyetleri veya verdiği sözler konusunda yalnızca konuşmasından daha güçlü bir kanıt olduğu anlamına gelir. Louder burada mecaz anlamdadır: eylemler daha fazla ses çıkarmaz. Gerçeği daha ikna edici biçimde göstererek “konuşurlar”; bu nedenle atasözü, birinin iddialarını gerçekte yaptıklarına göre değerlendirmenizi söyler.

Alıştırma

Hangi durum actions speak louder than words sözünü en iyi örnekler?

  1. Ben köpekle ilgileneceğini söyler, fakat kız kardeşi onun köpeği gerçekten besleyip gezdirip gezdirmeyeceğini görmek ister.
  2. Ben, actions kelimesini words kelimesinden daha büyük harflerle yazar.
  3. Ben, köpek onu duyabilsin diye yüksek sesle konuşur.
Cevabı göster

Ben köpekle ilgileneceğini söyler, fakat kız kardeşi onun köpeği gerçekten besleyip gezdirip gezdirmeyeceğini görmek ister.

Dilbilgisi

what people do ... what they say: bütün fikirleri karşılaştırma

Bu cümlede what people do, insanların yaptığı şeyler; what they say ise insanların söylediği şeyler anlamına gelir. what ile başlayan her tam yan cümle bir isim gibi işlev görür; böylece cümle davranışlarla sözleri karşılaştırabilir. Kalıp what + özne + fiil şeklindedir. Soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır. İlk what yan cümlesi cümlenin öznesidir; than sonrasındaki yan cümle karşılaştırmanın diğer tarafını verir.

Alıştırma

what / you / choose sözcüklerini doğru sıraya koyarak what yan cümlesini tamamlayın: ____ matters more than what your friends choose.

Cevabı göster

What you choose

And the proverb don't judge a book by its cover Deyimler

0:28

Ve kitabı kapağına göre yargılama atasözü,

advises people not to form opinions

0:32

insanlara dış görünüşlerine bakarak

about people based on how they look. Kalıp ifadeler

0:35

insanlar hakkında fikir edinmemelerini tavsiye eder.

Deyimler

don't judge a book by its cover: dış görünüşün ötesine bakmak

Don't judge a book by its cover bir atasözüdür. Bir kişinin ya da şeyin nasıl olduğuna yalnızca dış görünüşten veya ilk izlenimden yola çıkarak karar vermemek gerektiğini anlatır. Book, kişinin ya da şeyin tamamını; cover ise dışarıdan görünen kısmı temsil eder. Bu cümlede atasözü, insanları yalnızca nasıl göründüklerine bakarak değerlendirmemeyi öğütler.

Alıştırma

Don't judge a book by its cover öğüdüne en uygun durum hangisidir?

  1. Bir kitabın kapağı yırtılmıştır ve onarılması gerekir.
  2. Bir okur kitabın sayfalarını sayar.
  3. Sessiz yeni bir sınıf arkadaşı daha sonra harika bir fikir paylaşır.
Cevabı göster

Sessiz yeni bir sınıf arkadaşı daha sonra harika bir fikir paylaşır.

Kalıp ifadeler

based on how they look: bir yargının dayanağını gösterme

Based on, bir yargı veya karar için kullanılan bilgiyi belirtir. Buradaki based on how they look, bir kişi hakkında fikir oluştururken o kişinin dış görünüşünün temel alınması demektir. Based on ifadesinden sonra bir isim öbeği veya yan cümle gelebilir. Burada how they look yan cümlesinin tamamı dayanağı belirtir: based on the evidence; based on how someone behaves.

Alıştırma

Bir kararın neye dayandığını göstermek için based on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The decision was based in how well each team played.
  2. The decision was based on how well each team played.
  3. The decision was based how well each team played.
Cevabı göster

The decision was based on how well each team played.

Proverbs are found in many cultures and languages

0:38

Atasözleri birçok kültür ve dilde bulunur

and are often passed down through the generations Öbek fiiller

0:41

ve genellikle çocuklara hayat dersleri vermek için

to teach children lessons in life.

0:43

nesilden nesile aktarılır.

Öbek fiiller

passed down through the generations: kuşaktan kuşağa aktarım

Pass down, bilgi, gelenek, hikâye, beceri veya eşyaları daha genç kuşaklara aktarmak demektir. Are often passed down yapısındaki edilgen biçim, dikkati aktarılan şey olan atasözlerinde tutar. Through the generations, bunun bir kuşaktan sonrakine tekrar tekrar gerçekleştiği anlamını ekler. Bir şeyi fiziksel olarak aşağıya taşımayı değil, kültürel aktarımı anlatır.

Alıştırma

Bir geleneğin daha yaşlı kuşaklardan daha genç kuşaklara aktarılmasını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This song was passed to the singer after the show.
  2. This song has become popular with one generation.
  3. This song has been passed down through the generations.
Cevabı göster

This song has been passed down through the generations.

One famous English proverb is

0:46

Ünlü bir İngiliz atasözü şudur:

an apple a day keeps the doctor away. Deyimler

0:48

Günde bir elma doktoru uzak tutar.

Deyimler

an apple a day keeps the doctor away: sağlıkla ilgili bir atasözü

“An apple a day keeps the doctor away” geleneksel bir atasözüdür. Bu cümlede, düzenli olarak sağlıklı yiyecekler yemenin sağlıklı kalmaya ve doktora daha az ihtiyaç duymaya yardımcı olabileceği anlamına gelir. “Keep the doctor away” gerçek anlamda kullanılmaz; elma doktorun gitmesini sağlamaz. Bu söz, sağlıkla ilgili genel bir düşünceyi kısa, kafiyeli ve akılda kalıcı hâle getirir.

Alıştırma

Bu atasözünün temel anlamı nedir?

  1. Her gün sağlıklı beslenmek, sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilir.
  2. Bir elma, asla hastalanmayacağınızı garanti eder.
  3. Doktorlar elma yiyen insanları sevmez.
Cevabı göster

Her gün sağlıklı beslenmek, sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilir.

In other words, Anlatım akışı

0:51

Başka bir deyişle,

eating fresh fruit is good for you.

0:52

taze meyve yemek sizin için iyidir.

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifadeyi tanıtma

“In other words”, dinleyiciye sıradaki düşüncenin önceki bilgiyi daha açık veya daha basit biçimde yeniden ifade ettiğini anlatır. Burada atasözünün genel mesajını taze meyveyle ilgili doğrudan bir açıklamaya dönüştürür. Yeni veya karşıt bir düşünceyi değil, bir açıklamayı işaret ederek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi seçenek ilk cümleyi yeniden ifade etmek için “In other words” kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The pool is closed today. In other words, I bought a new towel.
  2. The pool is closed today. In other words, it was sunny yesterday.
  3. The pool is closed today. In other words, we cannot swim there now.
Cevabı göster

The pool is closed today. In other words, we cannot swim there now.

But is it really true?

0:54

Ama bu gerçekten doğru mu?

Can eating an apple a day Dilbilgisi

0:56

Günde bir elma yemek

actually have significant health benefits?

0:58

gerçekten önemli sağlık yararları sağlayabilir mi?

Dilbilgisi

Can eating ... have ...?: -ing'li bir ifadeyi özne olarak kullanmak

Burada eating an apple a day bir etkinliği adlandıran -ing'li bir ifadedir ve genellikle gerund phrase olarak adlandırılır. İfadenin tamamı özne görevindedir: soru, bu etkinliğin önemli sağlık yararları sağlayıp sağlayamayacağını sorar. Kalıp Can + -ing'li özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir. Soru oluşturmak için Can özneden önce gelir ve have yalın hâlde kalır. Bu yapı, bir eylemi tek ve bütün bir fikir olarak ele almayı sağlar.

Alıştırma

'read before bed' ifadesini -ing'li bir özneye dönüştürerek soruyu tamamlayın: Can ____ help you relax?

Cevabı göster

reading before bed

That's the question we'll be discussing in this program Anlatım akışı

1:01

Bu programda tartışacağımız soru bu.

Anlatım akışı

That's the question we'll be discussing: ana konuyu işaret etmek

Bu cümle ana konuyu işaret eder. That's the question az önce sorulan soruya gönderme yaparken, we'll be discussing in this program programın geri kalanının bu soruya odaklanacağını dinleyicilere bildirir. Bir programda, konuşmada veya derste bu kalıbı duyduğunuzda onu bir harita gibi kullanın: giriş bölümü ana soruyu belirlemiştir ve ayrıntılı tartışma başlamak üzeredir.

Alıştırma

Konuşmacı 'That's the question we'll be discussing in this program' dediğinde neyin işaretini verir?

  1. Program şimdi az önce ortaya atılan soruya odaklanacaktır.
  2. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
  3. Bu sorunun tartışılması çoktan bitmiştir.
Cevabı göster

Program şimdi az önce ortaya atılan soruya odaklanacaktır.

and as usual,

1:04

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new vocabulary as well.

1:06

yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But before that, Anlatım akışı

1:08

Ama ondan önce,

I have a question for you, Sam.

1:09

sana bir sorum var Sam.

Anlatım akışı

But before that: önce yapılacak bir adım eklemek

But before that konuşmanın sıralamasında kısa bir değişiklik olduğunu gösterir. That, az önce sözü edilen ve daha sonra gerçekleşecek bir eylemi belirtir; konuşan kişi şimdi önce yapılacak başka bir şeyi tanıtır. Bu ifade dinleyicinin sırayı izlemesine yardım eder: önce yeni eklenen adım yapılır, ardından daha önce duyurulan eyleme devam edilebilir.

Alıştırma

Bileti kontrol etmenin önce yapılacağını göstermek için dersteki üç kelimelik geçiş ifadesini yazın: The bus leaves in five minutes. ____, check that you have your ticket.

Cevabı göster

But before that

Most proverbs come from a place's history

1:11

Atasözlerinin çoğu bir yerin tarihinden gelir

and England has a long history of growing apples.

1:14

ve İngiltere'nin uzun bir elma yetiştirme geçmişi vardır.

Over the centuries, Kalıp ifadeler

1:18

Yüzyıllar boyunca,

hundreds of different apple varieties

1:19

yüzlerce farklı elma çeşidi

have been grown in orchards Dilbilgisi

1:21

meyve bahçelerinde yetiştirilmiştir

Dilbilgisi

have been grown in orchards: edilgen present perfect

Have been grown, present perfect'in edilgen biçimidir: have + been + geçmiş zaman ortacı grown. Özne olan hundreds of different apple varieties eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu çeşitleri insanlar yetiştirmiştir. Present perfect, geçmişteki yetiştirme sürecini şu anki konuyla ilişkilendirir. In orchards yeri belirtir. Eylemi kimin yaptığından çok geçmişi veya sonucu önemli olduğunda bu yapı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi grow fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: These rare vegetables ____ by local farmers for many years.

Cevabı göster

have been grown

up and down the country, Deyimler

1:23

ülkenin dört bir yanında,

Kalıp ifadeler

Over the centuries: uzun bir tarihsel zaman çerçevesi kurmak

Over the centuries, birkaç yüzyıl boyunca anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen her şey için uzun bir tarihsel zaman çerçevesi oluşturur. Present perfect yapısı have been grown ile birlikte, yetiştirmenin bu uzun dönem boyunca tekrar tekrar gerçekleştiğini ve günümüz açısından hâlâ ilgili olduğunu anlatır.

Alıştırma

Çok uzun bir tarihsel döneme yayılan değişimi anlatmak için Over the centuries ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Over the centuries, the river has slowly changed its course.
  2. Over the centuries, the ten-minute lesson will begin.
  3. Over the centuries, Mia finished her breakfast this morning.
Cevabı göster

Over the centuries, the river has slowly changed its course.

Deyimler

up and down the country: ülkenin dört bir yanında

Up and down the country, “ülkenin birçok yerinde” veya “ülkenin dört bir yanında” anlamına gelir. Bu cümlede meyve bahçelerinin ülke genelindeki yerini belirtir; up and down dikey yönde hareketi anlatmaz. The country, bağlamdan hangi ülke olduğu anlaşılan ülkeyi belirtir. İfade, ülke çapında geniş bir yayılımı güçlü biçimde vurgular ve yerleri, insanları veya etkinlikleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi up and down sözcüklerinden oluşan ve “ülkenin dört bir yanında” anlamına gelen Britanya İngilizcesi deyimiyle tamamlayın: New cycling clubs are appearing ____.

Cevabı göster

up and down the country

some with quite unusual names.

1:24

bazılarının oldukça sıra dışı isimleri vardır.

So, which of the following Kalıp ifadeler

1:27

Peki, aşağıdakilerden hangisi

is the name of a real type of English apple?

1:29

gerçek bir İngiliz elması türünün adıdır?

Kalıp ifadeler

which of the following: listelenen seçenekler arasından seçim yapmak

Which of the following, dinleyiciden veya okuyucudan soruyla birlikte sunulan sınırlı sayıdaki seçenek arasından seçim yapmasını ister. Burada, listelenen adlardan hangisinin gerçek bir İngiliz elması türüne ait olduğunu sorar. Soru tek bir öğe istediğinde Which of the following is ...? kullanılır. Koşula uyan iki veya daha fazla öğeyi sorduğunda Which of the following are ...? kullanılır.

Alıştırma

Listelenen seçeneklerden seçim yapmak için bu dersteki kalıp ifadeyi kullanarak soruyu tamamlayın: ____ is a mammal?

Cevabı göster

Which of the following

Is it A, a Taylor's Gold,

1:32

A, Taylor's Gold mu?

B, a Golden Pippin,

1:35

B, Golden Pippin mi?

or C, a Black Worcester?

1:37

Yoksa C, Black Worcester mı?

I don't know, Ton ve niyet

1:39

Bilmiyorum,

but I think it's B,

1:40

ama bence B,

a Golden Pippin.

1:41

bir Golden Pippin.

Ton ve niyet

I don't know, but I think it's B: temkinli bir tahminde bulunmak

I don't know önce konuşanın emin olmadığını belirtir. Ardından but I think it's B, konuşanın en iyi tahminini verir. but sözcüğü belirsizliği cevaba bağlar. Bu kalıp, tamamen eminmiş gibi görünmeden cevap vermenizi sağlar. Burada I don't know, “emin değilim” anlamına gelebilir; her zaman “hiçbir fikrim yok” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cevap, emin olunmadığını doğal biçimde kabul edip ardından doğru otobüs hakkında bir tahminde bulunur?

  1. I don't know, but I think it's bus 12.
  2. I know for certain that it's bus 12.
  3. I have no idea, so I won't guess.
Cevabı göster

I don't know, but I think it's bus 12.

Okay, Sam,

1:42

Tamam Sam,

I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

1:43

cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the answer later in the ...: cevabı sonraya bırakmak

Reveal the answer, “cevabı açıklamak” anlamına gelir. Later in the program bunun ne zaman olacağını belirtir: şimdi değil, aynı programın daha sonraki bir bölümünde. Bir sunucu bu cümleyi bilgiyi bir süre saklamak için kullanabilir. Önceden sorulan bir soruyu programın sonraki bir bölümüne bağlar ve izleyiciye dinlemeye devam etmesi için bir neden verir.

Alıştırma

Bu cümle programda hangi işlevi görür?

  1. Cevabı hemen verir.
  2. Cevabın daha sonra verileceğini bildirir.
  3. Sorunun cevabı olmadığını söyler.
Cevabı göster

Cevabın daha sonra verileceğini bildirir.

But whatever the name of the apple, Dilbilgisi

1:46

Ama elmanın adı ne olursa olsun,

new scientific research is showing that Anlatım akışı

1:48

yeni bilimsel araştırmalar gösteriyor ki

there really are health benefits to eating apples, Dilbilgisi

1:51

elma yemenin gerçekten sağlık yararları var,

Dilbilgisi

whatever the name of the apple: whatever + isimle kurulan kısaltılmış ödünleme yapısı

Whatever the name of the apple, “elmanın adı ne olursa olsun” anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir ödünleme girişidir ve whatever the name of the apple is şeklinde anlaşılabilir. Ad değişebilir, ancak ana ifade geçerliliğini korur. But, konuşmanın yeniden ana noktaya döndüğünü gösterir. Virgülden sonra konuşmacı, adları ne olursa olsun elma yemenin sağlık açısından faydalı olduğunu söyler.

Alıştırma

result ile kurulan kısaltılmış whatever + isim girişini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, we will be proud of the team.

Cevabı göster

Whatever the result

Anlatım akışı

new scientific research is showing that: araştırma kanıtını sunmak

New scientific research is showing that önce bilginin kaynağını belirtir; ardından that araştırmanın ulaştığı tam sonucu tanıtır. Böylece bilgi şu sırayla düzenlenir: önce kanıtın kaynağı, sonra araştırmanın sonucu. is showing kullanımı, kanıtın güncel olduğunu veya hâlâ ortaya çıkmakta olduğunu anlatır. Bilim ve haber bağlamlarında bu kalıp, sonraki düşüncenin yalnızca kişisel bir görüş değil, araştırmaya dayanan bir bulgu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle araştırmayı kanıtın kaynağı olarak gösterip ardından tam bir bulgu sunuyor?

  1. Recent research shows that regular sleep supports learning.
  2. Researchers are interested in regular sleep.
  3. Regular sleep supports learning, in my opinion.
Cevabı göster

Recent research shows that regular sleep supports learning.

Dilbilgisi

there really are health benefits to eating apples: faydaların var olduğunu belirtmek

There are bir şeyin var olduğunu bildirir; burada var olan şey health benefits ifadesindeki faydalardır. Really iddiayı güçlendirir; özellikle birinin bu faydaların gerçekten var olduğundan şüphe edebileceği durumlarda kullanılır. benefits to eating apples ifadesinde to, faydaları bir etkinliğe bağlayan bir edattır. Edattan sonra bir isim veya -ing biçimi gelir; bu nedenle yalın fiil eat değil, eating kullanılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp There are benefits or risks to + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Her gün okumanın avantajları olduğunu söylemek için benefits to + -ing yapısını kullanın: There are real ____ every day.

Cevabı göster

benefits to reading

especially with the skins on. Kalıp ifadeler

1:54

özellikle de kabuğuyla birlikte.

Kalıp ifadeler

with the skins on: kabukları çıkarmadan

with the skins on ifadesinde with, bir şey hazırlanırken veya yenirken devam eden bir durumu belirtir. The skins on, kabukların çıkarılmamış olduğunu gösterir. with + isim + on kalıbı, bir şeyin giyili olduğunu, başka bir şeyin üzerini örttüğünü veya yerinde bırakıldığını anlatabilir: with your coat on, with the lid on ve with the skin on.

Alıştırma

the skins sözcüklerini with + isim + on kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Bake the potatoes ____.

Cevabı göster

with the skins on

Apple skins are full of good stuff, Kalıp ifadeler

1:57

Elma kabukları faydalı şeylerle doludur;

Kalıp ifadeler

full of good stuff: yararlı şeyleri anlatan günlük bir ifade

Be full of, bir şeyden çok miktarda içermek anlamına gelir. Burada good stuff, lif veya vitamin gibi yiyeceklerde bulunan yararlı şeyleri genel olarak anlatan samimi ve günlük bir ifadedir; stuff adlı tek bir maddeyi belirtmez. full of good stuff bir arada kullanıldığında basit, samimi ve olumlu bir açıklama verir. Besin maddelerini tek tek söylemekten daha az kesin ve daha konuşma diline özgüdür.

Alıştırma

"This lunch is full of good stuff," cümlesindeki full of good stuff ne anlama gelir?

  1. İçinde birçok yararlı veya sağlıklı şey vardır.
  2. Yalnızca tamamen dolu gibi görünür.
  3. İçinde stuff adlı tek bir nesne vardır.
Cevabı göster

İçinde birçok yararlı veya sağlıklı şey vardır.

fiber, vitamins, and especially flavonoids, Kelime

1:59

lif, vitaminler ve özellikle kan basıncını düşürdüğü

a chemical compound known to reduce blood pressure Kalıp ifadeler

2:04

ve beyin ile kalp sağlığını iyileştirdiği bilinen

and improve brain and heart health.

2:07

kimyasal bir bileşik olan flavonoidler.

Kelime

flavonoids: bir bitki bileşikleri ailesi

Flavonoidler; meyve ve sebze gibi yiyeceklerde bulunan, bitkilerin doğal olarak ürettiği geniş bir bileşik ailesidir. Flavonoids çoğul olduğu için birbiriyle ilişkili bileşiklerden oluşan bir aileyi anlatır; ardından gelen tekil a chemical compound ifadesi yalnızca basitleştirilmiş ve tam doğru olmayan bir açıklamadır. Bu listede especially, flavonoids sözcüğünü özellikle vurgular. Sözcük, ardından gelen sağlık iddialarıyla bağlantılı bitki bileşikleri grubunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede flavonoids ne anlama geliyor?

  1. Yapay bir tatlandırıcı
  2. Bir besin lifi türü
  3. Bir bitki bileşikleri ailesi
Cevabı göster

Bir bitki bileşikleri ailesi

Kalıp ifadeler

known to reduce blood pressure: yerleşmiş bir etkiyi belirtme

Known to reduce blood pressure, “eldeki bilgilere göre kan basıncını düşürebildiği genel olarak kabul edilen” anlamına gelir. Etkiyi kişisel bir tahmin olarak değil, yerleşmiş bir bilgi olarak sunar. Burada known to reduce blood pressure, a chemical compound ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi a chemical compound that is known to reduce blood pressure şeklindedir. Yeniden kullanılabilir kalıp be known to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi be known to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: Some plants are ____ survive long dry periods.

Cevabı göster

known to

No wonder then that when Dr. Michael Mosley, Anlatım akışı

2:09

Öyleyse BBC Radio 4 programı

presenter of BBC Radio 4 program

2:12

"Just One Thing"in sunucusu

"Just One Thing",

2:15

Dr. Michael Mosley,

wanted a snack to eat,

2:17

yiyecek bir atıştırmalık istediğinde

he reached for an apple. Öbek fiiller

2:18

bir elmaya uzanmasına şaşmamak gerek.

Anlatım akışı

No wonder then that: önceki bir nedeni şaşırtıcı olmayan sonuca bağlamak

No wonder then that, önceki bilgiler zaten bir neden sunduğu için sonucu şaşırtıcı değilmiş gibi tanıtır. No wonder sonucu anlaşılır olarak değerlendirir; then ise az önce açıklananlara geri gönderme yapar. Bu yapı bilgiyi “önce neden, sonra anlaşılır sonuç” sırasıyla düzenler. Bu cümlede önceki anlatılanlar düşünüldüğünde elmaya yönelmenin mantıklı olduğunu gösterir. Buradaki then, “bu bilgiye göre” demektir; “sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede “No wonder then that” ne işe yarıyor?

  1. Elma seçimini önceki bilgilerin anlaşılır bir sonucu olarak sunar.
  2. Elma seçiminin başka bir eylemden hemen sonra gerçekleştiğini söyler.
  3. Konuşanın elma seçimini açıklayamadığını gösterir.
Cevabı göster

Elma seçimini önceki bilgilerin anlaşılır bir sonucu olarak sunar.

Öbek fiiller

he reached for an apple: reach for + nesne

he reached for an apple cümlesinde reach for + nesne, bir şeyi almak veya kullanmak için eli ona doğru uzatmak anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi reached for şeklindedir. Bu ifade yalnızca sahip olmayı değil, elin hareketini ve seçimi vurgular. Elmanın onun doğal seçimi olduğunu düşündürebilir; took an apple ifadesinden farklı olarak, elmayı kesinlikle eline aldığını tek başına söylemez.

Alıştırma

Cümleyi reach for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the phone rang, Mia ____ it.

Cevabı göster

reached for

It's early afternoon

2:21

Öğleden sonranın başlarındayız

and I'm a bit peckish. Kelime

2:22

ve biraz karnım acıktı.

Kelime

a bit peckish: günlük Britanya İngilizcesinde biraz aç olmak

Bu cümlede a bit peckish, “biraz aç olmak” anlamına gelir. Peckish zaten hafif bir açlık ifade eder; a bit ise bu hissi daha da hafif gösterir. Konuşan kişi büyük bir öğün yerine küçük bir atıştırmalık istemektedir. Yapı be + a bit + sıfat biçimindedir: I’m a bit peckish. Bu yapı, sıfatın anlattığı durumun aşırı değil hafif olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada “I’m a bit peckish” ne anlama geliyor?

  1. Aşırı derecede açım.
  2. Çok fazla yedim.
  3. Biraz açım.
Cevabı göster

Biraz açım.

So, I'm about to grab a delicious snack Dilbilgisi

2:24

Bu yüzden, lezzetli bir atıştırmalık kapmak üzereyim;

Dilbilgisi

I'm about to grab: bir şeyi çok yakında yapmak

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında, çoğu zaman hemen bir sonraki anda gerçekleşeceğini anlatır. I’m about to grab ifadesinde am, I öznesiyle uyumludur ve grab, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Burada grab a snack günlük bir ifadedir ve yiyecek bir şeyi hızlıca almak veya edinmek, çoğunlukla da onu yemek anlamına gelir. Bu bağlamda grab, “çalmak” veya “şiddetle kapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Be about to + grab yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The break has just started, and I ____ a snack.

Cevabı göster

am about to grab

that could improve my blood flow,

2:27

bu, kan akışımı iyileştirebilir,

boost my brain,

2:29

beynimi güçlendirebilir

and trim my waistline.

2:30

ve belimi inceltebilir.

Hmm.

2:33

Hmm.

This is not some exotic superfood. Kelime

2:34

Bu egzotik bir süper besin değil.

In fact, it's an apple.

2:38

Aslında, bu bir elma.

Kelime

some exotic superfood: sansasyonel bir etiketi reddetmek

Burada some exotic superfood, alışılmadık, heyecan verici ve özellikle sağlıklıymış gibi görünen, türü belirtilmemiş bir yiyecek anlamına gelir. Exotic genellikle yabancı ve tanıdık olmayan bir kökeni düşündürürken superfood, çok besleyici olduğu öne sürülen yiyecekler için sağlık medyasında kullanılan popüler bir etikettir. Not some exotic superfood ifadesindeki not, kulağa etkileyici gelen bu etiketi reddeder. Konuşan kişi, yiyeceğin sıradan bir elma olduğunu açıklamadan önce gizem ve abartı havasını ortadan kaldırır.

Alıştırma

Bu cümlede not some exotic superfood ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Yiyeceğe resmî bir bilimsel sınıflandırma verir.
  2. Yiyeceğin ne olduğunu kimsenin bilmediğini söyler.
  3. Yiyeceğin nadir, gizemli veya özel güçlere sahip olduğu düşüncesini reddeder.
Cevabı göster

Yiyeceğin nadir, gizemli veya özel güçlere sahip olduğu düşüncesini reddeder.

Dr. Mosley wanted something to eat

2:41

Dr. Mosley yiyecek bir şeyler istedi

because he was peckish,

2:43

çünkü o açtı (peckish),

a little bit hungry.

2:45

biraz karnı acıkmıştı.

He wanted something healthy,

2:46

Sağlıklı bir şeyler istiyordu,

but chose an apple instead of exotic superfoods

2:48

ama yaban mersini veya muzlu smoothie gibi egzotik süper besinler yerine

like blueberries or a banana smoothie.

2:51

bir elma seçti.

If you call something exotic, Notlar

2:54

Eğer bir şeye egzotik diyorsanız,

you mean it's unusual and exciting,

2:56

onun alışılmadık ve heyecan verici olduğunu kastediyorsunuzdur,

often because it comes from an unfamiliar place.

2:58

çoğunlukla bilmediğiniz bir yerden geldiği için.

Dilbilgisi

If you call something X, you mean ...: bir etiketi açıklamak

If you call something X, you mean ... bir kelimenin anlamını açıklamak için kullanılan bir kalıptır. Call fiilinden sonra önce nesne, ardından bir etiket veya tanım gelir: call something exotic ifadesinde something nesnedir ve exotic onu tanımlar. Burada call, “telefon etmek” değil, “adlandırmak veya tanımlamak” anlamına gelir. You mean bölümünden sonraki yan cümle, etiketin ne anlattığını açıklar. Buradaki you geneldir; dolayısıyla kalıp, insanlar bir şey için X ifadesini kullandığında anlatmak istedikleri anlamın ne olduğunu gösterir.

Alıştırma

Eksik iki fiili yazarak hedef tanım kalıbını tamamlayın: If you ____ a package fragile, you ____ it can break easily.

Cevabı göster

call · mean

Kelime

exotic: yabancı geldiği için sıra dışı ve heyecan verici

Burada exotic, bir şeyi sıra dışı ve heyecan verici olarak tanımlar; bunun nedeni çoğu zaman o şeyin konuşana yabancı gelen bir yerden gelmesidir. Bu tanım bakış açısına bağlıdır: bir yerde sıradan olan bir şey, başka bir yerde exotic görünebilir.

Alıştırma

Bu cümlede exotic ne anlama geliyor?

  1. Yabancı geldiği için sıra dışı ve heyecan verici
  2. Neredeyse herkes için sıradan ve tanıdık
  3. Bilinmediği için tehlikeli
Cevabı göster

Yabancı geldiği için sıra dışı ve heyecan verici

Instead, he ate the least exotic fruit I can imagine,

3:01

Bunun yerine, hayal edebileceğim en az egzotik olan meyveyi yedi,

the humble apple. Kelime

3:06

mütevazı elmayı.

Kelime

the humble apple: sıradan ve basit ama yine de değerli

The humble apple ifadesinde humble bir insanın karakterini değil, bir şeyi tanımlar. Elmanın sıradan, tanıdık ve gösterişsiz olduğunu belirtir; elmanın bir insan gibi alçakgönüllü davranabildiği anlamına gelmez. Bu kullanım çoğu zaman sıcak bir takdir ifade eder: basit bir şey kolayca gözden kaçabilir ama yine de yararlı veya değerli olabilir.

Alıştırma

Burada the humble apple neyi ifade ediyor?

  1. Utangaç ve alçakgönüllü bir kişiliğe sahip elma
  2. Uzak bir yerden gelen nadir ve pahalı bir elma
  3. Sıradan ama yine de değer verilmeye layık bir elma
Cevabı göster

Sıradan ama yine de değer verilmeye layık bir elma

But Dr. Mosely thinks apples do have health benefits Dilbilgisi

3:07

Ancak Dr. Mosely elmanın sağlık açısından faydaları olduğunu düşünüyor

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgulu do

apples do have health benefits ifadesinde do, olumlu cümleyi vurgular. Konuşan kişi, çoğu zaman bir şüpheye veya farklı bir görüşe karşılık olarak, elmaların bu faydalara gerçekten sahip olduğunu söylüyor. Ana fiilin yalın hâlinden önce do, does veya did kullanılır. Burada çoğul özne apples do alır ve have yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki cümleyi vurgulu yardımcı fiil ve make fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: This small change ____ a difference.

Cevabı göster

does make

and he lists them.

3:11

ve bunları sıralıyor.

Apples improve blood flow, Kalıp ifadeler

3:13

Elma kan akışını iyileştirir,

Kalıp ifadeler

improve blood flow: sağlık bağlamında doğal bir kalıp

Improve blood flow, kanın vücutta daha kolay veya etkili biçimde hareket etmesini sağlamak demektir. Sağlık bağlamında blood flow, kan miktarını değil, kanın hareketini ifade eder. Kalıp improve + blood flow şeklindedir; araya edat gelmez. Yiyecek, egzersiz veya tedavinin olası bir etkisini anlatmanın doğal bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi hangi ifade doğal biçimde tamamlar? Regular movement can ___ in your legs.

  1. improve blood flow
  2. improve to blood flow
  3. improve blood flowing
Cevabı göster

improve blood flow

boost the brain, Kelime

3:15

beyni güçlendirir,

Kelime

boost the brain: beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak

boost the brain ifadesinde boost, beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak veya performansını artırmak demektir. Beyni fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. Boost; enerji, özgüven, satış veya performanstaki yararlı bir artışı anlatmak için sıkça kullanılır. Sağlık içeriklerinde boost the brain genel bir ifadedir; hafızanın, odaklanmanın veya başka bir becerinin mi geliştiğini belirtmez.

Alıştırma

boost the brain ifadesindeki boost ne anlama gelir?

  1. daha iyi çalışmasına yardımcı olmak
  2. onu bir anda büyütmek
  3. onu fiziksel olarak itmek
Cevabı göster

daha iyi çalışmasına yardımcı olmak

and trim the waistline, Kalıp ifadeler

3:16

ve bel çevresini inceltir,

a phrase which means to keep a healthy body weight

3:18

ekstra yağ olmadan sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak

with no extra fat.

3:21

anlamına gelen bir ifade.

Kalıp ifadeler

trim the waistline: bel çevresini küçültmek veya kontrol etmek

trim the waistline ifadesinde trim, fazla vücut yağını azaltarak veya birikmesini önleyerek bel çevresini küçültmek ya da kontrol altında tutmak demektir. Vücudu makasla kesmek anlamına gelmez. Waistline, bel çevresinin ölçüsünü veya şeklini ifade edebilir. İfadenin tamamı, daha ince bir bel çevresini ya da sağlıklı vücut ağırlığını korumayı anlatan kısa ve mecazlı bir yoldur.

Alıştırma

Cümleyi “bel çevresini küçültmek veya kontrol altında tutmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Regular exercise can help ____.

Cevabı göster

trim the waistline

Yes, one reason apples are so good for us Dilbilgisi

3:23

Evet, elmanın bizim için bu kadar iyi olmasının bir nedeni de

is that the skin is packed with flavonoids, Kalıp ifadeler

3:26

kabuğunun, insanların kilo vermesine yardımcı olan

Dilbilgisi

one reason ... is that ... ile bir neden verme

one reason A is that B kalıbı, açıklamayı net bir şekilde düzenler. A, açıklanan olayı veya durumu belirtir; that ile başlayan B bölümü ise bir neden verir. Burada A, apples are so good for us; B ise the skin is packed with flavonoids bölümüdür. one reason, bunun başka olası nedenler arasından yalnızca biri olduğunu ve tek neden olmak zorunda olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi one reason ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ our library is useful ____ it has books for everyone.

Cevabı göster

One reason · is that

Kalıp ifadeler

be packed with flavonoids: çok miktarda flavonoid içermek

Bu cümlede is packed with flavonoids, kabuğun çok miktarda flavonoid içerdiği anlamına gelir. be packed with + isim kalıbı, bir şeyin yalnızca bulunduğunu değil, çok miktarda bulunduğunu vurgular. Bu ifade, bir şeyin tamamen dolu olduğu görüntüsünü çağrıştırır. Aynı kalıp a guide packed with tips gibi bol içerikli bir rehberi veya a room packed with people gibi insanlarla dolu bir odayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be packed with ifadesini doğru biçimde kullanın: The activity book ____ puzzles.

Cevabı göster

is packed with

which help people lose weight

3:29

ve hatta daha uzun bir yaşamla bağlantılı olan

and have even been linked to a longer life. Kalıp ifadeler

3:31

flavonoidlerle dolu olmasıdır.

Kalıp ifadeler

have even been linked to: ilişki var, kanıtlanmış neden değil

Have been linked to, araştırma veya gözlemlerin bir ilişki bulduğunu belirtir. Have been linked, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır; araştırmacıları belirtmeden bulguyu aktarır ve to, ilişkili sonuç olan a longer life ifadesini getirir. Even bunun ek ve şaşırtıcı bir fayda olduğunu vurgular. Bu temkinli bir ifadedir: ilişki bulunması, bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

“Regular exercise has been linked to better sleep.” cümlesinde has been linked to neyi gösterir?

  1. Araştırmalar egzersiz ile uykunun ilişkisiz olduğunu bulmuştur.
  2. Araştırmalar bir ilişki bulmuştur, ancak doğrudan nedeni kanıtlamış olmaları gerekmez.
  3. Araştırmalar egzersizin her durumda doğrudan daha iyi uykuya neden olduğunu kanıtlamıştır.
Cevabı göster

Araştırmalar bir ilişki bulmuştur, ancak doğrudan nedeni kanıtlamış olmaları gerekmez.

But that's not all. Anlatım akışı

3:33

Ama hepsi bu kadar değil.

Anlatım akışı

But that's not all: daha fazla bilgi geleceğini belirtir

But that's not all bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye önceki noktanın doğru ancak eksik olduğunu ve ardından başka bir neden, örnek, bilgi veya fayda geleceğini bildirir. Buradaki but, daha önce söylenenleri geçersiz kılmaz. Dikkati ileriye yöneltir ve daha fazla bilgi geleceği beklentisini oluşturur.

Alıştırma

Bir konuşmacı “The tickets are cheap. But that's not all.” diyor. Ardından ne beklemelisiniz?

  1. Başka bir şey eklemeden konunun sona ermesi.
  2. Daha fazla bilgi veya başka bir fayda.
  3. Biletlerin ucuz olmadığını söyleyen bir düzeltme.
Cevabı göster

Daha fazla bilgi veya başka bir fayda.

It's the fact that there are so many different ways of cooking and eating apples Dilbilgisi

3:35

Elmayı pişirmenin ve yemenin bu kadar çok farklı yolu olması

which makes them one of the nation's favorite foods.

3:39

onları ülkenin en sevilen yiyeceklerinden biri yapıyor.

Dilbilgisi

It's the fact that ... which makes ...: bir nedeni vurgulamak

Bu odaklama yapısında öne çıkarılan bölüm the fact that there are so many different ways of cooking and eating apples, yani elmaları pişirmenin ve yemenin birçok farklı yolu olduğu gerçeğidir. Ardından gelen which makes ... yan cümlesi bu gerçeğin yol açtığı sonucu verir; böylece cümle, elmaların popüler olmasının nedenini özellikle vurgular. Uzun cümleyi çözümlemek için It's the fact that X which makes Y kalıbını kullanabilirsin: X vurgulanan gerçektir, which makes sonrasındaki sözler ise sonucu belirtir. Burada which, tekil isim öbeği olan the fact that ... ifadesine döndüğü için makes tekil biçimdedir.

Alıştırma

Cümleyi vurgu kalıbının iki parçasıyla tamamla: ____ the library stays open late ____ it useful for evening visitors.

Cevabı göster

It's the fact that · which makes

Here's Dr. Mosley again explaining how he likes to eat his apples Anlatım akışı

3:43

İşte Dr. Mosley, BBC Sounds'taki Just One Thing programında

to Just One Thing on BBC Sounds.

3:47

elmalarını nasıl yemeyi sevdiğini açıklıyor.

Anlatım akışı

Here's Dr. Mosley again explaining ...: önceki konuşmacıyı yeniden sunmak

Here's Dr. Mosley again explaining ... sonraki içeriği sunan bir geçiş ifadesidir. Anlatıcı bunu, Dr. Mosley'nin fiziksel olarak burada bulunduğunu söylemek için değil, onun sesini veya kaydını programa yeniden getirmek için kullanır. Here's + kişi + -ing kişiyi tanıtır ve izleyicinin birazdan ne duyacağını ya da göreceğini önceden belirtir. Again bu kişinin daha önce göründüğünü, explaining how ... ise yaklaşan açıklamanın konusunu gösterir.

Alıştırma

Bir video sunucusu, Maya'nın bir robotu anlattığı kaydı göstermek üzere. Hangi giriş kaydı doğal biçimde sunar ve Maya'nın yapacağı işi önceden belirtir?

  1. Could Maya explain how the robot works?
  2. Here's Maya explaining how the robot works.
  3. Maya has explained how the robot works.
Cevabı göster

Here's Maya explaining how the robot works.

What I love about apples Dilbilgisi

3:50

Elmalar hakkında sevdiğim şey

is they are so versatile. Kelime

3:51

çok yönlü olmaları.

Dilbilgisi

What I love about X is (that) ...: sevilen bir özelliği öne çıkarmak

“What I love about apples” bir what yan cümleciğidir ve bütün olarak özne görevindedir. “Elmalarla ilgili sevdiğim özellik” anlamına gelir. is sonrasındaki bölüm bu özelliğin ne olduğunu açıklar: çok yönlü olmaları. Bu kalıp, özellikle sevilen tek bir özelliği öne çıkarır. is sonrasında tam bir cümle that ile başlayabilir: “What I love about X is (that) ...”. Günlük ve samimi konuşmada that, örnekte olduğu gibi sıkça atılır.

Alıştırma

“What I love about X is that ...” kalıbını tamamlayın: ____ this jacket ____ I can wear it in every season.

Cevabı göster

What I love about · is that

Kelime

versatile: birçok farklı şekilde kullanışlı veya becerikli

Versatile, bir şeyin birçok farklı biçimde kullanılabilmesi, çalışabilmesi veya işe yarayabilmesi anlamına gelir; insanlar içinse farklı türde işleri iyi yapabilmeyi anlatır. Burada elmalar, birçok şekilde yenebildiği veya hazırlanabildiği için versatile olarak tanımlanıyor. Sözcük, olası kullanım alanlarının çeşitliliğini vurguluyor.

Alıştırma

Hangi cümle versatile sözcüğünün anlamını en iyi gösterir?

  1. A versatile pan can be used for frying, baking, and steaming.
  2. Versatile means that a pan is unusually heavy.
  3. A versatile pan can only be used for boiling water.
Cevabı göster

A versatile pan can be used for frying, baking, and steaming.

I've been snacking on them, Kalıp ifadeler

3:54

Onları atıştırmalık olarak yiyorum,

Kalıp ifadeler

been snacking on: bir şeyi atıştırmalık olarak yemek

Snack on something, bir şeyi atıştırmalık olarak veya küçük miktarlarda yemek demektir; genellikle öğünler arasında ya da gelişigüzel yemeği anlatır. Anlamı, nötr eat fiilinden daha özeldir. “I've been snacking on them” cümlesinde have been + -ing, present perfect progressive yapısını oluşturur ve atıştırma eyleminin yakın zamanda tekrarladığını ya da hâlâ sürdüğünü gösterir. On, ifadenin bir parçasıdır; bu nedenle yiyecek on’dan sonra gelir.

Alıştırma

Yakın zamanda bir süre boyunca küçük miktarlarda atıştırmalık yeme anlamındaki ifadeyi ekleyin: I've ____ fruit while working。

Cevabı göster

been snacking on

grating them into my porridge, Kalıp ifadeler

3:56

yulaf lapamın içine rendeliyorum,

Kalıp ifadeler

grating them into my porridge: yiyeceği rendeleyip yemeğe eklemek

Grate something into something, birinci yiyeceği rende kullanarak küçük parçalar hâline getirip ikinci yiyeceğin ya da kabın içine düşürmek demektir. Bu yapı hem hazırlama yöntemini hem de ekleneceği yeri belirtir. “grating them into my porridge” ifadesinde grating, bu eylemi cümlenin geri kalanına bağlayan -ing biçimidir. Them rendelenen şeyi, into my porridge ise rendelenen parçaların lapaya eklendiğini ve yalnızca üstüne konmadığını gösterir.

Alıştırma

Peynirin çorbanın içine doğrudan rendelenerek çorbanın bir parçası olduğunu anlatan cümleyi seçin.

  1. The cook grated into the cheese the soup.
  2. The cook grated the cheese over the soup.
  3. The cook grated cheese into the soup.
Cevabı göster

The cook grated cheese into the soup.

and having them sliced with full-fat yogurt as a dessert.

3:58

ve tam yağlı yoğurtla birlikte dilimlenmiş olarak tatlı niyetine yiyorum.

But baked apples are one of my favorite ways to consume them. Kalıp ifadeler

4:01

Ama fırınlanmış elma onları tüketmenin en sevdiğim yollarından biri.

Kalıp ifadeler

one of my favorite ways to consume: tercih edilen yöntemlerden biri

one of my favorite ways to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşanın özellikle sevdiği yöntemlerden birini belirtir. One daha büyük bir gruptan birini seçtiği için ways çoğuldur. Buradaki to consume, tercih edilen yöntemin hangi eylem için kullanıldığını belirtir. Aynı kalıp, one of my favorite ways to relax örneğinde olduğu gibi birçok etkinlikte tercih edilen yöntemleri anlatabilir.

Alıştırma

one of my favorite ways to + fiilin yalın hâli kalıbını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Reading is one of my favorite ways learning.
  2. Reading is one of my favorite ways to learn.
  3. Reading is one of my favorite way to learn.
Cevabı göster

Reading is one of my favorite ways to learn.

It seems an apple a day really does keep the doctor away Dilbilgisi

4:05

Görünüşe göre günde bir elma doktoru gerçekten uzak tutuyor

Dilbilgisi

really does keep: vurgulu does + fiilin yalın hâli

Olumlu bir cümlede do, does veya did, ifadeyi güçlendirmek için fiilden önce gelebilir. Burada an apple a day tekildir, bu yüzden does kullanılır. Sonraki fiil yalın hâlde kalır: does keep doğrudur, does keeps değildir. Really does keep, çoğunlukla bir şüphe veya şaşkınlıktan sonra, iddianın gerçekten doğru olduğunu belirtir. Konuşan kişi atasözünü yalnızca tekrarlamaz; onu güçlü biçimde doğrular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu does ve make fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: This small change really ____ a difference.

Cevabı göster

does make

and also keep your heart, gut, Kalıp ifadeler

4:08

ayrıca kalbinizi, bağırsağınızı,

and even your waistline in good shape.

4:10

ve hatta belinizi iyi durumda tutuyor.

Kalıp ifadeler

keep ... in good shape: bir şeyi sağlıklı veya iyi durumda tutmak

keep + nesne + in good shape kalıbı, bir insanın ya da şeyin sağlıklı veya iyi durumda kalmasını sağlamak demektir. Keep, kötü bir durumu mutlaka iyiye çevirmekten çok, mevcut durumu korumaya odaklanır. Burada heart ve gut sağlıkla, waistline ise vücut ölçüsü veya kilo kontrolüyle ilgilidir. Even, bel çevresini ek ve belki de daha şaşırtıcı bir fayda olarak gösterir.

Alıştırma

Egzersizin kalbin sağlıklı kalmasına yardımcı olduğunu anlatmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Regular exercise can help ____.

Cevabı göster

keep your heart in good shape

Dr. Mosley eats apples in porridge,

4:13

Dr. Mosley elmaları yulaf lapasında,

sliced with yogurt,

4:16

yoğurtla dilimlenmiş olarak

and even baked in the oven.

4:18

ve hatta fırında pişmiş olarak yer.

He describes them as versatile, Kalıp ifadeler

4:20

Onları çok yönlü olarak tanımlıyor;

Kalıp ifadeler

describe A as B: A'yı B niteliğine sahip olarak tanımlamak

describe + A + as + B kalıbı, A'yı B niteliğine, türüne veya rolüne sahip olarak sunmak demektir. A, describe fiilinin nesnesidir; B ise as sözcüğünden sonra gelir ve bir sıfat ya da isim öbeği olabilir. Burada them A'dır, versatile ise B'dir. Versatile, birçok farklı biçimde işe yarayan anlamına gelir. Bu kalıp onun değerlendirmesini aktarır; dolayısıyla herkesin aynı görüşte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Eleştirmenin değerlendirmesini tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The reviewer describes the film ____ bold and original.

Cevabı göster

as

things which can be used for many different purposes

4:23

birçok farklı amaç için

or in many different ways.

4:26

veya birçok farklı şekilde kullanılabilen şeyler.

What's more, Anlatım akışı

4:28

Dahası,

cooking or baking apples doesn't damage those healthy flavonoids,

4:29

elmaları pişirmek veya fırınlamak o sağlıklı flavonoidlere zarar vermez,

so even the occasional apple crumble with custard Kültür

4:34

bu yüzden ara sıra yenen muhallebili elmalı crumble bile

can be good for you.

4:37

sizin için iyi olabilir.

Anlatım akışı

What's more: destekleyen bir noktayı daha eklemek

What's more, cümlenin başında kullanılan ve önceki düşünceyi destekleyen yeni bir nokta ekleyen bir bağlayıcıdır. Burada elmayı pişirmenin veya fırınlamanın yararlı bileşenlere zarar vermediği gerçeğinin, elmalar hakkındaki olumlu düşünceyi daha da desteklediğini gösterir. Genellikle özellikle yararlı veya ikna edici bir noktayı ekler; ancak bu noktanın gerçekten daha önemli olması gerekmez. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

Bir kişi bir kütüphaneye ulaşmanın kolay olduğunu söyledi. Hangi sonraki cümle, hedef bağlayıcıyı kullanarak başka bir avantaj ekler?

  1. For example, it stays open until nine.
  2. What's more, it stays open until nine.
  3. However, it stays open until nine.
Cevabı göster

What's more, it stays open until nine.

Kültür

even the occasional apple crumble with custard: bir Britanya tatlısına gönderme

Apple crumble, Britanya'da iyi bilinen fırınlanmış bir tatlıdır: elmaların üzerine genellikle un, tereyağı ve şekerden yapılan ufalanmış bir karışım konur. Çoğu zaman üzerine dökülen tatlı bir sos olan custard ile servis edilir. The occasional apple crumble, bu tatlıyı ara sıra yemek anlamına gelir; even ise bunun şaşırtıcı bir örnek olduğunu gösterir. Açıkça sağlıklı bir yiyecekten çok zengin bir tatlı olduğu için konuşmacının tonu hafiftir: ara sıra yenilen bir porsiyon önceki düşünceye uyabilir, ancak bu sık sık yenmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede even the occasional apple crumble with custard ifadesinin anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. Her gün custard soslu elmalı crumble yemek
  2. Ara sıra custard soslu elmalı crumble yemek bile
  3. Tatlı yerine çiğ elma yemek
Cevabı göster

Ara sıra custard soslu elmalı crumble yemek bile

Apple crumble and custard.

4:38

Elmalı crumble ve muhallebi.

I'm not so sure that's a way to get in good shape, Notlar

4:41

İyi bir forma girmenin yolunun bu olduğundan o kadar emin değilim,

Ton ve niyet

I'm not so sure: kuşku veya anlaşmazlığı yumuşatmak

I'm not so sure, kuşku veya karşıt görüşü daha yumuşak gösterir. Burada konuşan kişi yalnızca I don't know demiyor; bu fikrin gerçekten forma girmek için iyi bir yol olup olmadığını nazikçe sorguluyor. Ardından tam bir yan cümle gelebilir: I'm not so sure + özne + fiil. I'm not so sure that's a way... ifadesindeki that's, that is anlamındadır. Konuşma dilinde bu yan cümlenin önüne gelebilecek bağlayıcı that genellikle söylenmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir planla ilgili kuşkuyu nazikçe ifade eder?

  1. I'm not so sure that plan will work.
  2. I completely agree with that plan.
  3. That plan is ridiculous.
Cevabı göster

I'm not so sure that plan will work.

Kalıp ifadeler

get in good shape: forma girmek

Get in good shape, fiziksel olarak forma girmek veya daha sağlıklı hâle gelmek demektir. Get, mevcut durumdan daha iyi bir duruma geçişi gösterir. Buradaki shape, vücudun dış hatları değil, fiziksel durum anlamındadır. Bağlama göre ifade; kondisyonu, genel sağlığı veya vücudun ne kadar fit göründüğünü vurgulayabilir.

Alıştırma

Uzun süre egzersiz yapmadıktan sonra Maya daha fit olmak istiyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Maya wants to stay in good shape.
  2. Maya is in good shape.
  3. Maya wants to get in good shape.
Cevabı göster

Maya wants to get in good shape.

a phrase meaning healthy or in good condition.

4:44

sağlıklı veya iyi durumda olmak anlamına gelen bir ifade.

But Neil, it seems the old proverb is true. Anlatım akışı

4:47

Fakat Neil, görünüşe göre eski atasözü doğru.

Anlatım akışı

it seems the old proverb is true: Temaya geri dönme

Bu cümlede it seems temkinli bir sonuç bildirir: kanıtlar bu sonucu gösterir, ancak konuşmacı bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. The old proverb daha önce sözü edilen atasözüne geri gönderme yapar; böylece dinleyenler son kısmı başlangıçtaki temayla ilişkilendirebilir. Bu bölüm, önceki atasözünü son mesaja dönüştürerek tartışmayı kapatır. Önceden belirtilen bir düşünceye geri dönmek, bir konuşmayı veya programı tamamlanmış hissettirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Vurgulanan cümlenin bu tartışmadaki temel işlevi nedir?

  1. Yeni bir kişiyi ve tamamen farklı bir konuyu tanıtır.
  2. Önceki bir atasözüne dönüp temkinli bir sonuç sunarak tartışmayı kapatır.
  3. Daha önce verilen bütün kanıtları reddeder.
Cevabı göster

Önceki bir atasözüne dönüp temkinli bir sonuç sunarak tartışmayı kapatır.

According to the science, Kalıp ifadeler

4:51

Bilime göre,

an apple a day really does keep the doctor away.

4:52

günde bir elma doktoru gerçekten uzak tutar.

Kalıp ifadeler

According to the science: Kanıtın kaynağını belirtme

According to, ardından gelen ifadenin kaynağını veya dayanağını belirtir. Burada the science, okulda okutulan science dersini değil, daha önce ele alınan bilimsel araştırmaları ve kanıtları ifade eder. Konuşmacı bu şekilde başlayarak elmalarla ilgili iddiayı kişisel bir görüş değil, kanıtlarla desteklenen bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, bilgi kaynağını belirten ve derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the weather report, the rain will stop by noon.

Cevabı göster

According to

Right, it's time to reveal the answer to your question. Anlatım akışı

4:56

Pekâlâ, sorunuzun cevabını açıklama zamanı geldi.

Anlatım akışı

it's time to reveal the answer: aşama geçişini bildiren ifade

it's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki eylemin artık başlaması gerektiğini belirtir. Burada reveal the answer, önceden saklanan bir cevabı açıklamak anlamına gelir. Bu cümlede ifade bir aşama geçişi işaretidir. Soru hakkındaki tartışmayı bitirir ve dinleyicilere cevabın açıklanacağı bölümün başladığını bildirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin cümledeki görevini en iyi hangisi açıklar?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir soru ortaya atar.
  2. Dinleyiciden cevabı gizli tutmasını ister.
  3. Tartışmadan cevabı açıklama aşamasına geçer.
Cevabı göster

Tartışmadan cevabı açıklama aşamasına geçer.

Yes, I asked you about the strange-sounding names given to some varieties of English apple. Notlar

4:59

Evet, sana bazı İngiliz elma çeşitlerine verilen garip isimleri sormuştum.

Kelime

strange-sounding names ve -sounding kalıbı

Strange-sounding, strange + sounding birleşiminden oluşan bir bileşik sıfattır. Names sözcüğünden önce geldiğinde “kulağa tuhaf gelen isimler”, yani duyulduğunda tuhaf bir izlenim veren isimler anlamındadır. Başka durumlara da aktarılabilen sıfat + -sounding kalıbı, bir şey duyulduğunda yarattığı izlenimi anlatır: nice-sounding, serious-sounding veya official-sounding.

Alıştırma

Cümleyi “kulağa resmî geliyor” anlamındaki -sounding yapılı bir sıfatla tamamlayın: The club chose an ____ name.

Cevabı göster

official-sounding

Dilbilgisi

names given to ...: isimden sonra gelen edilgen niteleyici

names given to some varieties of English apple ifadesinde given to some varieties of English apple, names sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Hangi adların kastedildiğini belirtir: Bu adlar söz konusu elma çeşitlerine verilmiştir. Bu öbek edilgen anlam taşır ve names that were given to some varieties of English apple şeklinde açılabilir. İsim + geçmiş ortaç yapısı, bir isim hakkında edilgen bilgiyi kısa biçimde ekler.

Alıştırma

Cümleyi isimden sonra daha kısa bir edilgen niteleyici kullanarak yeniden yazın: The labels that were given to the boxes were unclear. The labels ____ were unclear.

Cevabı göster

given to the boxes

And I said that a Golden Pippin was the name of a real apple.

5:05

Ve Golden Pippin'in gerçek bir elmanın adı olduğunu söyledim.

So, was I right?

5:09

Peki, haklı mıydım?

Yes, you were.

5:10

Evet, haklıydın.

Golden Pippin apples were first grown in Arundel near the south coast of England, Dilbilgisi

5:11

Golden Pippin elmaları ilk olarak İngiltere'nin güney kıyısı yakınlarındaki Arundel'de yetiştirilmiştir,

Dilbilgisi

were first grown in ...: köken anlatan edilgen yapı

were first grown ifadesinde were + grown, simple past passive yapısını oluşturur. Golden Pippin apples insanların yetiştirdiği şeydir ve yetiştiren kişiler belirtilmez; böylece odak elma çeşidi ve yer üzerinde kalır. first, were ile grown arasına gelir ve Arundel'ı bilinen en eski yetiştirme yeri olarak gösterir. was/were first + geçmiş ortaç + yer veya zaman yapısı; ürünlerin, icatların ya da keşiflerin kökenini anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

be first + past participle + place yapısını kullanarak edilgen biçimde yeniden yazın: Farmers first grew this tea in Assam. This tea ____ Assam.

Cevabı göster

was first grown in

while the other two, Anlatım akışı

5:16

diğer ikisi,

Black Worcester, and Taylor's Gold,

5:17

Black Worcester ve Taylor's Gold,

are actually types of English pear. Kelime

5:19

aslında İngiliz armut türleridir.

Anlatım akışı

while the other two: karşıt bilgiye geçiş yapmak

Buradaki while, “-dığı sırada” değil, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Golden Pippin hakkındaki ilk bilgiyi, kalan iki ad hakkındaki farklı bir bilgiyle bağlar. fact A, while fact B yapısında while, dinleyiciye iki kısmı karşılaştırması gerektiğini gösterir. The other two kalan iki ögeye gönderme yapar; böylece ifade, dikkati ilk ögeden bu iki ögeye çevirir.

Alıştırma

Hangi cümlede while zaman belirtmek yerine iki bilgiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Please stay here while I call your parent.
  2. Rina likes hot weather, while her brother prefers the cold.
  3. While Rina was walking home, it began to rain.
Cevabı göster

Rina likes hot weather, while her brother prefers the cold.

Kelime

are actually types of English pear: actually ile beklentiyi düzeltmek

are actually types of English pear ifadesinde actually, birinin beklemiş olabileceği bilgiyi düzelttiğini gösterir. Dinleyici bu iki adın elma olduğunu düşünmüş olabilir, ancak gerçek bilgi bunların İngiliz armudu çeşitleri olduğudur. Burada actually, “aslında” veya “gerçekte” olarak anlaşılabilir. Yalnızca bir bilgi eklemez; bu bilginin şaşırtıcı olabileceğini ya da önceki izlenimden farklı olduğunu bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede actually bir beklentiyi düzeltmek için kullanılmıştır?

  1. The shop is currently closed.
  2. The box looked heavy, but it was actually empty.
  3. Sam quietly opened the door.
Cevabı göster

The box looked heavy, but it was actually empty.

Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:22

Pekâlâ, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: tekrara başlamak

Let's recap the vocabulary we've learned from this program, grubu daha önce öğretilmiş kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Let's ifadesinden sonra recap fiilinin yalın hâli gelir; nesne ise neyin gözden geçirileceğini belirtir. Bu cümle aynı zamanda konuşmanın akışını düzenleyen bir işarettir: yeni bilgiden özete geçildiğini gösterir. Dinleyici yeni bir ders yerine önemli noktaların yeniden ele alınacağını anlar.

Alıştırma

Tekrarı başlatmak için Let's recap kullanın: ____ what we learned today.

Cevabı göster

Let's recap

starting with proverb,

5:25

atasözü ile başlayarak,

a short sentence or expression giving some well-known traditional advice.

5:27

bilinen bazı geleneksel tavsiyeler veren kısa bir cümle veya ifade.

If you're feeling peckish,

5:31

Eğer kendinizi aç hissediyorsanız (peckish),

you're slightly hungry.

5:33

hafiften acıkmışsınızdır.

The adjective exotic describes something which is unusual and exciting,

5:34

Egzotik sıfatı, alışılmadık ve heyecan verici bir şeyi tanımlar,

often because it comes from a faraway place.

5:39

çoğunlukla uzak bir yerden geldiği için.

The phrase trim the waistline

5:42

Beli inceltmek ifadesi

means to keep your body weight healthy

5:44

vücut ağırlığınızı sağlıklı tutmak anlamına gelir

with no extra fat around your waistline,

5:46

bel çevrenizde, yani kalçalarınızın üzerindeki vücut bölgesinde

the area of your body above the hips.

5:49

fazladan yağ olmadan.

Something which is versatile can be used for many purposes

5:52

Çok yönlü olan bir şey birçok amaç için

or in many different ways.

5:56

veya birçok farklı şekilde kullanılabilir.

And finally,

5:57

Ve son olarak,

if someone is in good shape,

5:58

eğer biri iyi formdaysa (in good shape),

they're in a good state of health.

6:00

sağlık durumu iyidir.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our six minutes are up. Kelime

6:03

altı dakikamız doldu.

Kelime

Our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesinde be up, ayrılmış bir sürenin sona erdiği anlamına gelir. Yukarı yönde bir konumu anlatmaz. Zaman ifadesi öznedir, bu nedenle fiil ona uyar: six minutes are up denir; ancak time is up ve one minute is up kullanılır. Bu kalıp, bir etkinliğin artık durması veya bitmesi gerektiğini duyurmayı sağlar.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Bye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.