Yoga bedeninize ve beyninize ne yapar? - Krishna Sudhir: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
676 kelime 133 kel/dk

Video özeti: Video, Patanjali’nin Hindistan’daki meditasyon geleneklerini sistemleştirmesinden duruş, nefes ve ruhsal tefekkürü birleştiren günümüz yogasına uzanan gelişimi anlatıyor. Ardından fiziksel, kalp-akciğer sağlığına ilişkin ve psikolojik yararlar hakkındaki kanıtları değerlendirerek görece güçlü bulgularla daha büyük ve çeşitli çalışmalar gerektiren iddiaları birbirinden ayırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. began to codify — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: codify fiilinin yalnızca “yazmak” değil, mevcut gelenekleri, kuralları veya bilgileri tanımlı ve yazılı bir sistem hâlinde resmen düzenlemek olduğunu kavrayın. Uygulamaların, yasaların ya da düşüncelerin nasıl sistemleştirilip standartlaştırıldığını anlatırken bu resmî fiili doğru biçimde kullanabilirsiniz. 2. Researchers haven't found that any one form of yoga improves flexibility more than another, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olumsuz bir araştırma bulgusunda any one form ifadesinin more than another karşılaştırmasıyla nasıl birleştiğini tanıyın. Bu kalıpla kanıtların belirli bir yöntemin, tedavinin veya türün alternatiflerden daha etkili olduğunu göstermediğini temkinli biçimde belirtebilirsiniz. 3. there's little conclusive evidence on how the practice affects mental health. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: conclusive evidence ifadesini, bir soruyu sonuçlandıracak kadar güçlü kanıt anlamına gelen araştırma eşdizimi olarak öğrenin; evidence on how yapısının incelenen etkiyi nasıl sunduğuna dikkat edin. Böylece yerleşmiş bir sonucu, yalnızca bir ilişkiden veya henüz çözülememiş bir iddiadan ayırabilirsiniz.

Bu derste

At some point between the first and fifth century CE, Kalıp ifadeler

0:06

MS birinci ve beşinci yüzyıllar arasında bir noktada,

Kalıp ifadeler

At some point between A and B: yaklaşık bir zaman

At some point, “belirli olmayan bir zamanda” anlamına gelir. Bu cümlede point bir yeri değil, zamandaki bir anı ifade eder. Between the first and fifth century CE genel aralığın iki sınırını belirler; dolayısıyla konuşan kişi kesin yılı bildiğini ileri sürmez. CE, Common Era yani “Ortak Çağ” ifadesinin kısaltmasıdır ve AD ile aynı yıl numaralandırmasını kullanır. Yeniden kullanılabilir kalıp at some point between A and B şeklindedir; A ve B bir zaman aralığının sınırlarını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “aralık içindeki belirli olmayan bir zamanda” anlamına gelen tam kalıpla tamamlayın: The custom began ____ the twelfth and fourteenth centuries.

Cevabı göster

at some point between

the Hindu sage Patanjali began to codify the ancient meditative traditions practiced throughout India. Notlar

0:11

Hindu bilgesi Patanjali, Hindistan genelinde uygulanan kadim meditasyon geleneklerini kurallaştırmaya başladı.

Kültür

Hindu sage Patanjali: addan önce gelen kimlik açıklaması

Hindu sage, Patanjali’yi tanımlar; kişisel adının bir parçası değildir. Hindu dinsel geleneği belirtir, sage ise burada özellikle tarihî veya dinî bir bağlamda saygı duyulan bilge ya da manevi bir kişiyi ifade eder. Cümle, Patanjali’yi mevcut meditasyon geleneklerini düzenlemeye başlayan kadim bir kişi olarak tanıtır. Yeniden kullanılabilir bilgi kalıbı the + kimlik veya rol + ad şeklindedir; the scientist Marie Curie veya the poet Maya Angelou buna örnektir.

Alıştırma

Bu cümlede Hindu sage Patanjali ne anlama geliyor?

  1. Patanjali, Hinduizm üzerine çalışan modern bir bilim insanı olarak tanıtılıyor.
  2. Patanjali, Hindu geleneğinde saygı duyulan bilge veya manevi bir kişi olarak tanıtılıyor.
  3. Hindu Sage, Patanjali’nin tam kişisel adı olarak sunuluyor.
Cevabı göster

Patanjali, Hindu geleneğinde saygı duyulan bilge veya manevi bir kişi olarak tanıtılıyor.

Kelime

began to codify: mevcut gelenekleri sistemleştirmeye başlamak

Began to codify, önceden var olan gelenekleri açık, sistemli ve genellikle yazılı bir biçimde düzenlemeye başlamak demektir. Codify, yalnızca write demekten daha güçlüdür; dağınık kuralları, uygulamaları veya bilgileri tutarlı bir sistem hâline getirmeyi anlatır. Buradaki meditasyon gelenekleri zaten vardı. Bu ifade, o geleneklerin sistemleştirilmeye başlandığını söyler; hepsinin sıfırdan yaratıldığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede codify, mevcut malzemeyi açık bir sistem içinde düzenlemek anlamında kullanılmıştır?

  1. The assistant recorded the meeting without organizing its ideas into a system.
  2. The committee created an entirely new game with original rules.
  3. The committee codified the existing safety rules into one clear document.
Cevabı göster

The committee codified the existing safety rules into one clear document.

Dilbilgisi

practiced throughout India: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Practiced throughout India, traditions sözcüğünden sonra gelir ve hangi geleneklerin kastedildiğini açıklar. Bu yapı, traditions that were practiced throughout India ifadesine denk olan kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Cümlenin çekimli ana fiili began sözcüğüdür. Practiced, niteleyici yapının içindeki geçmiş zaman ortacıdır; ikinci bir ana geçmiş zaman eylemi değildir. Throughout India ise geleneklerin nerede uygulandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir ismi tanımlamak için o isimden sonra geçmiş zaman ortacı içeren bir ifade doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The reporters published updated figures last year.
  2. The reports published last year contain updated figures.
  3. The reports were published last year, and they contain updated figures.
Cevabı göster

The reports published last year contain updated figures.

He recorded techniques nearly as old as Indian civilization itself in 196 manuals Dilbilgisi

0:20

Neredeyse Hint medeniyetinin kendisi kadar eski olan teknikleri 196 el kitabında kaydetti,

called the Yoga Sutras. Kültür

0:27

bunlara Yoga Sutraları denir.

Dilbilgisi

nearly as old as ... itself: neredeyse eşit yaş karşılaştırması

Nearly as old as ... ifadesi “neredeyse ... kadar eski” demektir. Kalıp nearly as + sıfat + as + karşılaştırma noktasıdır. Nearly, yaşların birbirine çok yakın olduğunu ancak tam olarak eşit olduklarının söylenmediğini gösterir. Burada itself, karşılaştırılan Indian civilization ögesini vurgular; anlamı “Hint uygarlığının kendisi”dir. Yeni bir karşılaştırma nesnesi eklemez.

Alıştırma

Yaş karşılaştırmak için nearly as + sıfat + as kalıbını kullanın: The stone gate is ____ the village itself.

Cevabı göster

nearly as old as

Kültür

called the Yoga Sutras: klasik bir metnin adını belirtme

manuals called the Yoga Sutras ifadesinde called the Yoga Sutras, manuals sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. “Named the Yoga Sutras” veya “that were called the Yoga Sutras” anlamına gelir; called burada “telefon etmek” demek değildir. The Yoga Sutras, geleneksel olarak Patanjali ile ilişkilendirilen klasik bir yoga metninin adıdır. Bu cümlede Sutras sözcüğünü sıradan bir isim gibi çevirmek yerine bütün ifadeyi özel ad olarak okuyun.

Alıştırma

manuals sözcüğünden sonra gelen called the Yoga Sutras ne anlama gelir?

  1. Birisi el kitaplarına yüksek sesle seslendi.
  2. Birisi el kitaplarına telefon etti.
  3. El kitaplarının adı The Yoga Sutras’dır.
Cevabı göster

El kitaplarının adı The Yoga Sutras’dır.

These texts

0:30

Bu metinler

defined yoga as the yoking or restraining of the mind Kelime

0:31

yogayı, zihnin bağlanması veya kısıtlanması olarak tanımladı;

from focusing on external objects Kalıp ifadeler

0:35

dış nesnelere odaklanmasını engelleyerek,

Kelime

defined yoga as the yoking or restraining of the mind: yogayı zihnin denetlenmesi veya dizginlenmesi olarak tanımlamak

define A as B kalıbı A'ya açık bir anlam verir. Burada A yoga, B ise the yoking or restraining of the mind ifadesidir; dolayısıyla metinler yogayı yalnızca betimlemek yerine klasik bir tanım sunar. Yoking burada mecazdır: restraining gibi, zihni denetim altına almayı anlatır. Bu nedenle ifade, günümüzde yoga adı verilen egzersiz derslerinden ibaret olmayan bir zihinsel disipline işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi define A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The report ____ food security ____ reliable access to enough nutritious food.

Cevabı göster

defined · as

Kalıp ifadeler

from focusing on external objects: restrain A from doing B kalıbı

Bu ifade restrain A from doing B kalıbını tamamlar. restraining the mind from focusing on external objects ifadesinde the mind A'dır; focusing on external objects ise engellenen eylemdir. from edatından sonra -ing biçimi kullanılır: fiilin yalın hâli focus değil, focusing gelir. Kalıbın tamamı, A'nın B'yi yapmaması için A'yı kontrol etmek anlamına gelir.

Alıştırma

move kullanarak restrain A from doing B kalıbını tamamlayın: During a sudden stop, the seat belt restrains the passenger ____ forward.

Cevabı göster

from moving

in efforts to reach a state of pure consciousness Kalıp ifadeler

0:38

saf bir bilinç durumuna ulaşma çabası olarak.

Kalıp ifadeler

in efforts to reach...: çabaları bir amaca bağlamak

in efforts to reach... ifadesi, söz konusu duruma ulaşmayı bilinçli girişimlerin amacı olarak sunar. to reach mastarı, efforts ile belirtilen çabaların neyi başarmayı amaçladığını açıklar; reach a state, bir yere gitmek değil, “bir duruma girmek veya ulaşmak” demektir. Yalnızca amaç bildiren to reach... yapısıyla karşılaştırıldığında bu kullanım girişimlerin kendisini öne çıkarır. Düzenli, tekrarlanan veya devam eden eylemleri anlatan açıklayıcı metinlere uygundur.

Alıştırma

“The researchers revised the protocol in efforts to reduce errors,” cümlesinde in efforts to reduce errors ne işlev görür?

  1. Araştırmacıların ne zaman geldiğini belirtir.
  2. Araştırmacıların girişimlerinin amacını belirtir.
  3. Hataların çoktan ortadan kalktığını söyler.
Cevabı göster

Araştırmacıların girişimlerinin amacını belirtir.

over time, Anlatım akışı

0:43

Zamanla,

yoga came to incorporate physical elements

0:44

yoga, fiziksel unsurları bünyesine katmaya başladı

from gymnastics and wrestling.

0:47

jimnastik ve güreşten alınan.

Anlatım akışı

over time, ... came to incorporate...: aşamalı gelişimi çerçevelemek

Over time geniş bir zaman çerçevesi açar ve dinleyiciye yan cümleyi tek bir olay olarak değil, aşamalı ve birikimli bir değişim olarak yorumlaması gerektiğini gösterir. Came to incorporate daha sonra ortaya çıkan sonucu belirtir: yoga bu unsurları zamanla içermeye başladı. Burada came to + fiilin yalın hâli bir yere doğru hareketi değil, gelişerek oluşan bir özelliği veya uygulamayı anlatır. Bu iki bölüm birlikte tarihsel değişimi düzenlemek için kullanışlı bir kalıp oluşturur.

Alıştırma

“Yavaş yavaş içermeye başladı” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tarihsel gelişim cümlesini tamamlayın: Over many decades, the museum ____ digital art in its exhibitions.

Cevabı göster

came to incorporate

Today,

0:49

Bugün,

there are a multitude of approaches to modern yoga, Kalıp ifadeler

0:50

modern yogaya dair çok sayıda yaklaşım var,

Kalıp ifadeler

there are a multitude of approaches to...: ... için çok sayıda yaklaşım vardır

Bu cümlede there are a multitude of approaches to modern yoga, modern yoganın birçok farklı şekilde anlaşılabileceği veya uygulanabileceği anlamına gelir. a multitude of sayının çokluğunu vurgular; approaches ise bir konuyu ele alma yöntemlerini veya yollarını ifade eder. an approach to something kalıbında to bir edattır. Ardından an approach to language learning veya an approach to teaching örneklerindeki gibi bir isim ya da -ing biçimi gelir. Bu anlam için approach to teach kullanılmaz.

Alıştırma

Hedef ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: There are ____ teaching vocabulary.

Cevabı göster

a multitude of approaches to

though most still maintain the three core elements Dilbilgisi

0:54

ancak çoğu hala üç temel unsurunu koruyor

of Patanjali's practice,

0:57

Patanjali'nin uygulamasının:

physical postures,

1:00

fiziksel duruşlar,

breathing exercises,

1:01

nefes egzersizleri,

and spiritual contemplation.

1:03

ve ruhsal tefekkür.

Dilbilgisi

though most still maintain...: ancak çoğu hâlâ... korur

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: modern yoganın birçok farklı biçimi vardır, ancak bu yaklaşımların çoğu aynı üç temel unsuru korumaya devam eder. Ana cümle çeşitliliği sunarken though yan cümlesi ortak bir özellik ekleyerek yaklaşımların göründükleri kadar farklı olmadığını belirtir. Most, most approaches ifadesinin yerini alır; bu nedenle isim tekrar edilmez. Still, değişime rağmen devamlılığı gösterir. Maintain ise burada “tamir etmek” değil, “korumak” veya “sahip olmaya devam etmek” anlamındadır.

Alıştırma

though ve still maintain ifadesinin doğru biçimini kullanarak ödünleme yapısını tamamlayın: ____ the library has been renovated, it ____ its quiet atmosphere.

Cevabı göster

Though · still maintains

This blend of physical and mental exercise Kalıp ifadeler

1:06

Bu fiziksel ve zihinsel egzersiz karışımının

is widely believed to have a unique set Dilbilgisi

1:09

kendine özgü bir dizi

of health advantages

1:13

sağlık avantajına sahip olduğuna yaygın olarak inanılmaktadır;

such as improving strength and flexibility, Dilbilgisi

1:14

güç ve esnekliği artırmak,

boosting heart and lung function,

1:18

kalp ve akciğer fonksiyonlarını desteklemek,

and enhancing psychological well-being.

1:20

ve psikolojik refahı artırmak gibi.

Kalıp ifadeler

This blend of physical and mental exercise: blend of A and B isim kalıbı

Bu cümlede blend, parçaları birlikte işleyen bir birleşim anlamına gelen bir isimdir. a blend of A and B kalıbı, bu birleşimdeki iki öğeyi adlandırır; burada bunlar physical exercise ve mental exercise ifadeleridir. This, daha önce sözü edilen birleşime gönderme yapar ve iki egzersiz türünü cümlenin geri kalanı için tek bir konu hâline getirir. Blend, iki ayrı etkinliği yalnızca sıralamayı değil, bütünleşmeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede blend, a blend of A and B kalıbında isim olarak kullanılmıştır?

  1. The workshop keeps discussion separate from hands-on practice.
  2. The workshop blends discussion with hands-on practice.
  3. The workshop offers a blend of discussion and hands-on practice.
Cevabı göster

The workshop offers a blend of discussion and hands-on practice.

Dilbilgisi

is widely believed to have: yaygın bir inancı aktarmak

Is widely believed to have, be + widely + believed + to + fiil biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Özne, bu inancı taşıyan kişiler belirtilmeden, birçok kişinin inancına göre bir şeye sahip olarak sunulur. Bu ifade bir görüşün ne kadar yaygın olduğunu bildirir; kanıtın ne kadar güçlü olduğunu söylemez. Cümlede sağlık yararları, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, yaygın bir inanç olarak sunulur.

Alıştırma

Yargılayın: “The remedy is widely believed to have calming effects” cümlesi, sakinleştirici etkilerin bilimsel olarak kanıtlandığını söyler.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

such as improving strength and flexibility...: paralel -ing yapılarıyla yararları sıralama

Such as, health advantages için somut örnekler getirir. Ardından gelen improving strength and flexibility, boosting heart and lung function ve enhancing psychological well-being aynı biçimde sıralanan üç -ing yapısıdır. Bunlar üç yeni temel fiil değil, farklı yararları sıralayan paralel öğelerdir. Açıklayıcı metinlerde fiil biçimini aynı tutmak uzun listeleri daha anlaşılır kılar. Bu yapı, genel bir iddianın hangi somut etkileri içerdiğini göstermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin -ing biçimlerini sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın. The workshop offers several benefits such as ____, ____, and ____. (share, try, help)

Cevabı göster

sharing ideas · trying new tasks · helping others

But what have contemporary studies shown Anlatım akışı

1:24

Peki güncel çalışmalar neler gösterdi

regarding the benefits of this ancient tradition?

1:27

bu kadim geleneğin faydalarına ilişkin?

Anlatım akışı

But what have contemporary studies shown regarding the benefits of this ancient tradition?: geleneksel iddialardan güncel kanıtlara geçiş

Buradaki But, tartışmada basit bir reddedişi değil, bir yön değişikliğini gösterir. Konuşan kişi, uygulamanın yararları hakkındaki geleneksel bir inançtan, güncel araştırmaların gerçekte ne gösterdiği sorusuna geçer. What have contemporary studies shown...? sorusu present perfect kullanır ve şimdiye kadarki bulguları sorar. Regarding the benefits of this ancient tradition, “bu kadim geleneğin yararları hakkında” anlamına gelir. Bu yapı, açıklama veya tartışma içinde bir iddiadan kanıta geçiş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu sorunun tartışmadaki temel işlevi nedir?

  1. Tartışmayı geleneksel bir iddiadan güncel araştırma kanıtlarına taşır.
  2. Konuyu konuşanın özel hayatına taşır.
  3. Kesin bir cevap verir ve tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Tartışmayı geleneksel bir iddiadan güncel araştırma kanıtlarına taşır.

Despite attempts by many researchers, Dilbilgisi

1:29

Birçok araştırmacının çabalarına rağmen,

it's tough to make specific claims Kalıp ifadeler

1:33

kesin iddialarda bulunmak zor

about yoga's advantages.

1:36

yoganın avantajları hakkında.

Dilbilgisi

Despite attempts by many researchers: despite + isim öbeği

Despite attempts by many researchers, cümlenin başında yer alan ve ödünleme bildiren bir edat öbeğidir. Birçok araştırmacının denediğini kabul eder, ardından okuyucuyu beklenmedik bir sonuca hazırlar: kesin iddialarda bulunmak hâlâ zordur. Burada despite sözcüğünden sonra attempts by many researchers isim öbeği gelir. Genel olarak despite + isim öbeği veya fiilimsi kullanılır; despite sözcüğünün ardından doğrudan öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede ödünleme bildirmek için despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite of many careful experiments, the cause remains unclear.
  2. Despite many careful experiments, the cause remains unclear.
  3. Despite many researchers tested it, the cause remains unclear.
Cevabı göster

Despite many careful experiments, the cause remains unclear.

Kalıp ifadeler

It's tough to make specific claims about ...: belirli iddialarda bulunmanın zorluğu

It's tough to ... yapısında it, sonraki eylemi önden temsil eden biçimsel öznedir; to ile başlayan mastar, zor olan eylemi belirtir. Burada zor olan, yoganın faydaları hakkında açık ve kesin ifadelerde bulunmaktır. Araştırma ve medya bağlamlarında make claims about, bir şeyin doğru olduğunu söylemek veya savunmak anlamına gelir. Specific, iddiaları belirli ayrıntılarla sınırlar. Buradaki claim, sigorta veya hukukla ilgili bir ödeme talebi değil, bir iddia ya da savdır.

Alıştırma

Araştırma bağlamındaki cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Without long-term data, it's tough to ____ the treatment's effects.

Cevabı göster

make specific claims about

Its unique combination of activities

1:38

Kendine özgü faaliyet kombinasyonu,

makes it difficult to determine Dilbilgisi

1:40

belirlemeyi zorlaştırıyor;

which component is producing a specific health benefit. Dilbilgisi

1:42

hangi bileşenin belirli bir sağlık faydası sağladığını.

Dilbilgisi

makes it difficult to determine: make + it + sıfat + to’lu mastar

make + it + sıfat + to’lu mastar yapısında özne, zorluğa yol açan nedeni belirtir. Burada Its unique combination of activities, bir sağlık faydasının kaynağını belirlemeyi zorlaştırır. it, makes fiilinden sonraki nesne yerini dolduran geçici bir nesnedir; gerçekten zor olan eylemi ise to determine... belirtir. Bu yapı, uzun eylem bölümünün sona yerleştirilmesini sağlar: X makes it difficult to do Y.

Alıştırma

Dersteki dört kelimelik kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The tiny print ____ read the safety instructions.

Cevabı göster

makes it difficult to

Dilbilgisi

which component is producing... gömülü soru olarak

which component is producing a specific health benefit, determine fiilini tamamlayan gömülü bir sorudur. Belirlenmesi gereken bilinmeyen bilgiyi ifade eder; bağımsız bir soru değildir. Gömülü bir soruda doğrudan soru devriği yerine düz cümle dizilişi kullanılır. Burada which component öznedir ve bu yüzden doğal olarak is producing ifadesinden önce gelir. Bu nedenle is which component producing değil, which component is producing... kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede determine fiilinden sonra bir soru doğru biçimde gömülmüştür?

  1. Researchers need to determine which factor is causing the change.
  2. Researchers need to determine is which factor causing the change.
  3. Researchers need to determine which factor is it causing the change.
Cevabı göster

Researchers need to determine which factor is causing the change.

Additionally,

1:46

Ayrıca,

yoga studies are often made up of small sample sizes Kelime

1:47

yoga çalışmaları genellikle küçük örneklem boyutlarından oluşur

that lack diversity,

1:51

çeşitlilikten yoksun olan,

Kelime

small sample sizes: araştırmalarda küçük örneklem büyüklükleri

Araştırmalarda sample size, bir örnekleme dâhil edilen kişi, gözlem veya veri noktası sayısını belirtir. small sample sizes, çalışmalarda nispeten az katılımcı ya da gözlem kullanıldığı anlamına gelir; sizes fiziksel boyutu değil, sayıyı anlatır. Küçük bir örneklem, sonucu tesadüfi etkilere karşı daha hassas hâle getirebilir ve sonucun daha geniş bir topluluğa genellenmesini zorlaştırabilir. Bu cümlede ifade, yoga araştırmalarından elde edilen kanıtların neden sınırlı olabileceğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede small sample sizes ne anlama geliyor?

  1. Araştırmalarda fiziksel olarak küçük yoga ekipmanları kullanıldı.
  2. Katılımcılar küçük giysi bedenleri bildirdi.
  3. Araştırmalar nispeten az katılımcı veya gözlem içeriyordu.
Cevabı göster

Araştırmalar nispeten az katılımcı veya gözlem içeriyordu.

and the heavy reliance on self-reporting Kelime

1:52

ve kişisel beyana olan aşırı bağımlılık

makes results subjective.

1:55

sonuçları öznel kılıyor.

Kelime

the heavy reliance on self-reporting: araştırmada öz bildirime yüksek ölçüde bağımlılık

heavy reliance on X kalıbı, X'e büyük ölçüde bağımlı olmak anlamına gelir. Burada self-reporting, katılımcıların kendi belirtilerini, duygularını, alışkanlıklarını veya davranışlarını anlattığı bir araştırma yöntemidir. Bu bildirimler hafızaya ve kişisel değerlendirmeye dayandığı için bunlara fazla güvenmek araştırma bulgularını daha öznel hâle getirebilir.

Alıştırma

'Bir şeye güçlü biçimde bağımlı olma' anlamındaki derste geçen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The study's ____ self-reporting may make its findings more subjective.

Cevabı göster

heavy reliance on

However,

1:57

Ancak,

there are some health benefits

1:58

bazı sağlık faydaları var

that have more robust scientific support than others. Kalıp ifadeler

2:00

diğerlerinden daha sağlam bilimsel desteğe sahip olan.

Kalıp ifadeler

more robust scientific support than others: kanıt gücünü karşılaştırma

Araştırma bağlamında robust, güvenilir ve dikkatli incelemelere dayanabilecek nitelikte demektir. Scientific support, bir iddiayı destekleyen araştırma kanıtıdır. Bu nedenle vurgulanan bölüm, bazı sağlık yararlarına ilişkin kanıtların diğerlerine ilişkin kanıtlardan daha güçlü ve güvenilir olduğunu belirtir. more ... than others karşılaştırması, desteğin gücünü sıralar. Diğer bütün yararların hiç kanıtı olmadığı anlamına gelmez; robust burada fiziksel olarak güçlü demek de değildir.

Alıştırma

Bu cümlede more robust scientific support than others ne anlama geliyor?

  1. Her yarar için tamamen aynı miktarda kanıt vardır.
  2. Bazı yararlar bedeni diğer yararlardan daha güçlü hâle getirir.
  3. Bazı yararlar daha güçlü ve güvenilir bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir.
Cevabı göster

Bazı yararlar daha güçlü ve güvenilir bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir.

Let's start Anlatım akışı

2:04

Başlayalım

with flexibility and strength.

2:05

esneklik ve güçle.

Anlatım akışı

Let's start with ...: ilk konuyu duyurma

Let's start with + konu, bir açıklamanın ilk bölümünü duyuran bir yönlendirme ifadesidir. Bu cümlede flexibility and strength, konuşmacının ele alacağı ilk alandır. Bu ifadeyi duyduğunuzda yeni bir bölümün başlayacağını ve ardından başka konuların gelebileceğini bekleyebilirsiniz. Start with fikirleri veya adımları düzenleyebilir; mutlaka fiziksel bir eylemin başlangıcını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir sunumdaki ilk konuyu doğal biçimde duyurur?

  1. We have already covered the main safety concern.
  2. Let's return to the main safety concern at the end.
  3. Let's start with the main safety concern.
Cevabı göster

Let's start with the main safety concern.

Twisting your body into yoga's physical postures

2:08

Vücudunuzu yoganın fiziksel duruşlarına sokmak

stretches multiple muscle groups.

2:11

birden fazla kas grubunu esnetir.

In the short term, Kalıp ifadeler

2:14

Kısa vadede,

stretching can change the water content

2:15

esnemek su oranını değiştirebilir

of these muscles,

2:18

bu kasların,

ligaments, and tendons,

2:19

bağların ve tendonların,

to make them more elastic. Dilbilgisi

2:20

onları daha elastik hale getirmek için.

Kalıp ifadeler

In the short term: yakın bir zaman çerçevesi belirlemek

In the short term, cümle başında kullanılan ve “konuşulan yakın ya da hemen önümüzdeki dönem içinde” anlamına gelen bir zaman çerçevesidir. Ardından gelen iddiayı sınırlar: etki kısa vadeli olarak sunulur ve mutlaka kalıcı olduğu söylenmez. Burada term, “teknik terim” değil, “bir zaman dilimi” anlamındadır. İfadeyi başa yerleştirmek, sonucu vermeden önce ilgili zaman ölçeğini belirterek açıklamanın düzenlenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Faydanın sınırlı ve yakın bir dönem içinde beklendiğini en iyi hangi başlangıç ifade eder?

  1. In the short term, the update may reduce waiting times.
  2. In the long term, the update may reduce waiting times.
  3. Over time, the update may reduce waiting times.
Cevabı göster

In the short term, the update may reduce waiting times.

Dilbilgisi

to make them more elastic: etkiyi göstermek

to make them more elastic, önceki yan cümleye bağlı bir mastar öbeğidir. Burada su içeriğini değiştirmenin amaçlanan etkisini veya sonucunu sunar: bu değişim vücut dokularını daha esnek hâle getirir. Yeni ve eş görevli bir ana cümle değildir. make + object + adjective kalıbı, “nesnenin sıfatla belirtilen duruma gelmesini sağlamak” anlamına gelir. Them, muscles, ligaments, and tendons ifadelerine gönderme yapar; more elastic ise bunların sonuçtaki durumunu anlatan sıfat öbeğidir.

Alıştırma

it sözcüğünü nesne, safer sözcüğünü sıfat olarak kullanarak cümleyi to make + object + adjective kalıbının dört sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The engineer added a guard to the machine ____.

Cevabı göster

to make it safer

Over time, Kalıp ifadeler

2:22

Zamanla,

regular stretching stimulates stem cells,

2:24

düzenli esneme kök hücreleri uyarır,

which then differentiate into new muscle tissue Kelime

2:27

bunlar daha sonra yeni kas dokusuna

and other cells

2:31

ve diğer hücrelere farklılaşır,

that generate elastic collagen.

2:32

elastik kolajen üreten.

Kalıp ifadeler

Over time: yavaş gelişen ve biriken değişim

Over time, “zaman geçtikçe” anlamına gelir ve ardından gelen sonucu anlık değil, yavaş gelişen veya biriken bir sonuç olarak sunar. Burada düzenli esnemenin biyolojik etkilerinin uzun bir dönem içinde geliştiğini belirtir. Cümlenin başında bilgileri bağlayan bir zaman zarfı görevi görür. Buradaki over, “üstünde” veya “daha fazla” anlamına gelmez. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi “zaman geçtikçe” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, regular reading can build a larger vocabulary.

Cevabı göster

Over time

Kelime

differentiate into new muscle tissue: biyolojik gelişim

Biyolojide differentiate into, özelleşmemiş hücrelerin daha özelleşmiş bir hücre türüne veya dokuya dönüşecek şekilde gelişmesi anlamına gelir. Into değişimin sonucunu belirtir; dolayısıyla new muscle tissue, kök hücrelerin dönüştüğü dokudur. Which, stem cells ifadesine gönderme yapar; then ise bu değişimin az önce belirtilen uyarılmadan sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada differentiate geçişsizdir; “bir farkı tespit etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Biyoloji cümlesini “gelişip dönüşmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce fiil ifadesiyle tamamlayın: Some stem cells can ____ bone cells.

Cevabı göster

differentiate into

Frequent stretching

2:34

Sık sık esnemek

also reduces the body's natural reflex to constrict muscles, Kelime

2:35

vücudun kasları kasma yönündeki doğal refleksini de azaltır,

improving your pain tolerance Kalıp ifadeler

2:40

ağrı toleransınızı artırarak

for feats of flexibility.

2:42

esneklik başarıları için.

Kelime

vücudun kasları sıkmaya yönelik doğal refleksi

Doğal refleks, bilinçli denetim olmadan gerçekleşen otomatik bir beden tepkisidir. a reflex to do something yapısında to-infinitive, bu tepkinin ne yaptığını belirtir. Burada vücut kasları otomatik olarak sıkar. Constrict, bir şeyi daha sıkı veya daha dar hâle getirmek demektir. Kasları geliştirmeyi ya da güçlendirmeyi değil, koruyucu bir sıkılaşmayı anlatır; reduces this reflex, bu otomatik sıkılaşmanın artık daha zor gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the body's natural reflex to constrict muscles ne anlama geliyor?

  1. kasları sıkan otomatik bir beden tepkisi
  2. kasların boyutunda doğal bir artış
  3. daha güçlü kaslar geliştirmeye yönelik bilinçli bir egzersiz planı
Cevabı göster

kasları sıkan otomatik bir beden tepkisi

Kalıp ifadeler

zorlu esneklik hareketleri için ağrı toleransını artırmak

Pain tolerance, ağrıya veya rahatsızlığa dayanabilme becerisidir. Bunun gelişmesi, daha fazla rahatsızlığa dayanabilmek demektir; hareketlerin tamamen ağrısız hâle gelmesi demek değildir. Feat, beceri ya da yetenek gerektiren zor veya etkileyici bir eylemdir. Bu nedenle feats of flexibility, olağanüstü esneklik gerektiren zorlu hareketler veya gösteriler anlamına gelir. Improving ile başlayan -ing yan cümlesi, bunu daha önce anlatılan değişikliğin sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede improving your pain tolerance for feats of flexibility ne anlama geliyor?

  1. bütün esneklik hareketlerini tamamen ağrısız hâle getirmek
  2. zor esneklik hareketleri sırasında rahatsızlığa daha iyi dayanabilir hâle gelmek
  3. esnekliğin nasıl ölçüldüğüyle ilgili daha fazla bilimsel gerçek öğrenmek
Cevabı göster

zor esneklik hareketleri sırasında rahatsızlığa daha iyi dayanabilir hâle gelmek

Researchers haven't found Dilbilgisi

2:44

Araştırmacılar bulamadı

that any one form of yoga

2:46

yoganın herhangi bir formunun

improves flexibility more than another,

2:48

esnekliği diğerinden daha fazla geliştirdiğini,

so the impact of specific postures Anlatım akışı

2:51

dolayısıyla belirli duruşların etkisi

is unclear.

2:54

belirsizdir.

Dilbilgisi

haven't found that any one form ... more than another: bir türün diğerinden daha iyi olduğu saptanmadı

Researchers haven't found that ... ifadesi, bugüne kadarki araştırmaların belirtilen bulguyu ortaya koymadığı anlamına gelir. Bu karşılaştırmayı destekleyen kanıt eksikliğini bildirir; karşıtının kanıtlandığını söylemez. any one form of yoga, grup içinden seçilen herhangi bir belirli yoga türünü ifade eder. any one X ... more than another kalıbı ayrı türleri karşılaştırır: belirli bir türün esnekliği başka bir türden daha fazla geliştirdiği saptanmamıştır. Bu, bütün türlerin etkilerinin tamamen aynı olduğunu veya yoganın hiçbir etkisi olmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Vurgulanan araştırma bulgusunu hangi cümle doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. Researchers have found that yoga does not improve flexibility.
  2. Researchers have proved that every form improves flexibility equally.
  3. No specific form has been shown to improve flexibility more than another.
Cevabı göster

No specific form has been shown to improve flexibility more than another.

Anlatım akışı

so ... is unclear: bu nedenle … belirsizdir

so, daha önce sunulan kanıtı bundan çıkan sonuca bağlar. Burada ilk cümlecikte bir bulgunun elde edilmemiş olması, kanıtların belirli duruşların ne ölçüde önemli olduğunu açıkça göstermediği yönündeki temkinli sonuca götürür. is unclear, mevcut kanıtlardan hareketle yanıtın henüz belirlenemediği anlamına gelir. Belirli duruşların hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmez. Önce kanıt, ardından so ve sonra temkinli bir sonuç sunan bu kalıp, kesinliği abartmadan bilimsel bir açıklama düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle sınırlı kanıttan aynı tür temkinli sonucu çıkarmak için so kullanır?

  1. The evidence is limited, so the treatment definitely has no effect.
  2. The evidence is limited, so the treatment's exact effect is unclear.
  3. The evidence is limited, but the treatment's effect has been fully proven.
Cevabı göster

The evidence is limited, so the treatment's exact effect is unclear.

But like other low-impact exercises, Kalıp ifadeler

2:55

Fakat diğer düşük etkili egzersizler gibi,

yoga reliably improves fitness

2:58

yoga güvenilir bir şekilde zindeliği geliştirir

and flexibility in healthy populations.

3:01

ve sağlıklı nüfuslarda esnekliği artırır.

Kalıp ifadeler

like other low-impact exercises: diğer düşük darbeli egzersizler gibi

Cümlenin başındaki ifadede like, “gibi” veya “benzer şekilde” anlamına gelir. Like + isim öbeği yogayı bir grupla karşılaştırır; other ise yogayı düşük darbeli egzersiz kategorisinin bir üyesi olarak gösterir. Like burada “hoşlanmak” anlamına gelmez. Virgül, girişteki karşılaştırmanın bittiğini ve ana cümlenin başladığını gösterir. Low-impact, vücutta ve özellikle eklemlerde nispeten az sarsıcı kuvvet oluşturan hareketleri tanımlar. Egzersizin ne kadar etkili veya önemli olduğunu değil, fiziksel darbeyi anlatır.

Alıştırma

Like other low-impact exercises ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Like other low-impact exercises, swimming must always require very little effort.
  2. Like other low-impact exercises, swimming has little effect on health.
  3. Like other low-impact exercises, swimming can be demanding while placing relatively little jarring force on the joints.
Cevabı göster

Like other low-impact exercises, swimming can be demanding while placing relatively little jarring force on the joints.

The practice has also been shown Dilbilgisi

3:04

Uygulamanın ayrıca

to be a potentially powerful therapeutic tool.

3:07

potansiyel olarak güçlü bir terapötik araç olduğu da gösterilmiştir.

Dilbilgisi

has also been shown to be a potentially powerful therapeutic tool: potansiyel olarak güçlü bir terapötik araç olduğu da gösterilmiştir

Has also been shown to be, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır. Şimdiye kadarki araştırma veya kanıtların, ardından gelen tanımı desteklediğini belirtir. Edilgen yapı araştırmacıları adlandırmaz ve dikkati bulguya yöneltir; also ise bu bulguyu önceki bilgilere ekler. Potentially, iddianın kesinliğini azaltır: uygulama güçlü olabilir, ancak cümle bu sonucu garanti etmez. Therapeutic tool burada gerçek anlamda fiziksel bir araç değildir; tedaviye yardımcı olabilecek bir yöntemi anlatır ve iyileşme garantisi vermez.

Alıştırma

Cümleyi show fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The new test ____ a potentially useful screening tool.

Cevabı göster

has been shown to be

In studies involving patients

3:10

Hastaların katıldığı çalışmalarda

with a variety of musculoskeletal disorders, Kelime

3:12

çeşitli kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları olan,

yoga was more helpful at reducing pain Dilbilgisi

3:16

yoga ağrıyı azaltmada daha yardımcı oldu

and improving mobility

3:19

ve hareket kabiliyetini iyileştirmede

than other forms of low-impact exercise.

3:21

diğer düşük etkili egzersiz formlarından daha fazla.

Kelime

çeşitli kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları

Burada a variety of, “birkaç farklı türde” anlamına gelir. Musculoskeletal, disorders sözcüğünü niteleyen tek bir sıfattır. Musculoskeletal; kasları, kemikleri, eklemleri, tendonları ve bağları içeren bağlantılı vücut sistemini ifade eder. Bu nedenle musculoskeletal disorders, birbiriyle ilgisiz iki rahatsızlık grubunu değil, bu sistemi etkileyen farklı rahatsızlıkları anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a variety of musculoskeletal disorders ne anlama gelir?

  1. kliniklerde kullanılan birkaç farklı egzersiz aleti
  2. kasları, kemikleri, eklemleri ve ilgili dokuları etkileyen çeşitli rahatsızlık türleri
  3. yalnızca kasları etkileyen tek bir rahatsızlık
Cevabı göster

kasları, kemikleri, eklemleri ve ilgili dokuları etkileyen çeşitli rahatsızlık türleri

Dilbilgisi

more helpful at doing ... than ... ile yararı karşılaştırmak

more helpful at doing X than Y kalıbı, iki şeyin bir eylem veya sonuç açısından ne kadar yararlı olduğunu karşılaştırır. More helpful daha fazla yararı, at eylemi veya sonucu, than ise karşılaştırılan diğer şeyi belirtir. Cümlede reducing pain ve improving mobility, at sonrasında gelen iki paralel -ing ifadesidir. Değerlendirilen iki sonucu adlandırırlar; other forms of low-impact exercise ise yoga ile karşılaştırılan unsurdur.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tam olarak more helpful at ... than ... kalıbıyla tamamlayın: The new checklist was ____ preventing mistakes ____ the old form.

Cevabı göster

more helpful at · than

Adding yoga to an existing exercise routine Dilbilgisi

3:24

Var olan bir egzersiz rutinine yoga eklemek

can improve strength and flexibility

3:27

güç ve esnekliği artırabilir

for hard-to-treat conditions Kelime

3:30

tedavisi zor durumlar için;

like chronic lower back pain,

3:32

kronik alt sırt ağrısı,

rheumatoid arthritis,

3:34

romatoid artrit,

and osteoporosis.

3:35

ve osteoporoz gibi.

Dilbilgisi

Adding yoga to an existing exercise routine: özne olarak kullanılan -ing yapısı

Adding yoga to an existing exercise routine bir -ing yapısıdır ve cümlenin öznesi olarak can improve yükleminden önce gelir. Eylemin tamamını hakkında konuşulan tek bir şey olarak sunar. Adding burada ilerleyen zaman fiili değildir, çünkü be fiilinin bir biçimiyle birlikte kullanılmamıştır. Bu yapı, bir eylemi özne konumuna getirerek onun etkisini, yararını, riskini veya sonucunu belirtmenizi sağlar. Tek bir -ing eylemi genellikle tekil bir fikir olarak kabul edilir: Adding yoga helps ... Buna karşılık can gibi bir kiplik fiilinden sonra improve yalın biçimi kullanılır.

Alıştırma

Bir eylemin etkisini anlatmak için -ing yapısını özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Add short walks to your routine can improve your energy levels.
  2. Adding short walks to your routine can improve your energy levels.
  3. Adding short walks to your routine can improves your energy levels.
Cevabı göster

Adding short walks to your routine can improve your energy levels.

Kelime

hard-to-treat conditions like ...: birleşik niteleyici ve örnekler

for hard-to-treat conditions ifadesinde hard-to-treat, conditions isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Tedavi edilmesi zor” anlamına gelir. Kısa çizgiler hard, to ve treat sözcüklerinin birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. Burada like, “gibi” anlamına gelir ve şu durumları örnek olarak sunar: chronic lower back pain, rheumatoid arthritis ve osteoporosis. “Sevmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede hard-to-treat ve like ne anlama geliyor?

  1. hard-to-treat “tedavi edilmesi kolay” anlamına gelir ve like bir sonucu tanıtır.
  2. hard-to-treat bir tedavi yöntemini anlatır ve like “sevmek” anlamına gelir.
  3. hard-to-treat “tedavi edilmesi zor” anlamına gelir ve like örnekleri tanıtır.
Cevabı göster

hard-to-treat “tedavi edilmesi zor” anlamına gelir ve like örnekleri tanıtır.

Yoga's mix of physical exercise Kalıp ifadeler

3:37

Yoganın fiziksel egzersiz karışımı

and regimented breathing

3:40

ve düzenli nefes alma

has proven similarly therapeutic for lung health. Kalıp ifadeler

3:42

akciğer sağlığı için de benzer şekilde terapötik olduğunu kanıtlamıştır.

Kalıp ifadeler

Yogada fiziksel egzersiz ile düzenli ve kontrollü nefesin birleşimi

A mix of A and B, iki ögeyi de bir araya getiren bir şeyi adlandırır. Burada physical exercise ve regimented breathing, yoganın bu tanımında belirtilen iki ögedir; ad öbeğinin tamamı has proven yapısının öznesidir. Regimented, belirli bir düzene göre organize edilmiş ve dikkatle kontrol edilen demektir. Bu yüzden regimented breathing, yapılandırılmış ve kontrollü nefes alma anlamına gelir; kelimenin gerçek anlamıyla askerî nefes alma değildir.

Alıştırma

Burada “a mix of physical exercise and regimented breathing” ne anlama geliyor?

  1. egzersiz ile nefes arasında yalnızca birinin kullanıldığı bir seçim
  2. fiziksel hareket içermeyen ve yalnızca nefes komutlarından oluşan askerî bir eğitim
  3. beden hareketini dikkatle yapılandırılmış nefesle birleştiren bir yaklaşım
Cevabı göster

beden hareketini dikkatle yapılandırılmış nefesle birleştiren bir yaklaşım

Kalıp ifadeler

Akciğer sağlığı için de benzer biçimde tedavi edici olduğu görülmüştür

Has proven + sıfat yapısında prove, “sonuçta ... olduğu ortaya çıkmak” veya “belirli bir niteliğe sahip olduğunu göstermek” anlamında bağlayıcı fiil olarak çalışır. Present perfect biçimindeki has proven, bugüne kadar kanıt ya da deneyimle desteklenen bir sonucu bildirir; özne bir iddiayı etkin biçimde kanıtlamaz. Therapeutic, tedaviye, iyileşmeye veya belirtilerin hafiflemesine yardımcı olan demektir. Bu nedenle therapeutic for lung health, akciğerler için yararlı anlamına gelir; bir hastalığı kesin olarak iyileştirme garantisi vermez. Similarly, bu sonucu daha önce belirtilen benzer bir yararla ilişkilendirir. İki tedavinin veya vücut sisteminin aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“has proven similarly therapeutic for lung health” ne anlama geliyor?

  1. Kanıtlar veya deneyimler, akciğerler için benzer bir sağlık yararı olduğunu göstermiştir.
  2. Akciğer sağlığının diğer tüm sağlık türleriyle tamamen aynı olduğu söylenmektedir.
  3. Her akciğer rahatsızlığının tamamen iyileşeceği garanti edilmiştir.
Cevabı göster

Kanıtlar veya deneyimler, akciğerler için benzer bir sağlık yararı olduğunu göstermiştir.

Lung diseases

3:46

Akciğer hastalıkları

like chronic bronchitis, Kelime

3:46

kronik bronşit,

emphysema,

3:49

amfizem,

and asthma

3:50

ve astım gibi

shrink the passageways Kelime

3:51

geçiş yollarını daraltır

that carry oxygen,

3:52

oksijen taşıyan,

while weakening the membrane Dilbilgisi

3:54

zarı zayıflatırken

that brings oxygen into the blood.

3:56

kana oksijen getiren.

Kelime

like chronic bronchitis, emphysema, and asthma: akciğer hastalığı örnekleri

Bu cümlede like, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır. Üç akciğer hastalığı örneği verir: chronic bronchitis “kronik bronşit”, emphysema “amfizem”, asthma ise “astım” demektir. Kronik bronşit, bronşların uzun süren veya tekrarlayan iltihabıdır; amfizem akciğerlerdeki küçük hava keselerine zarar verir; astım ise hava yollarının iltihaplanıp daralmasına yol açabilir. Buradaki chronic, tek başına hastalığın şiddetini değil, uzun sürmesini veya tekrarlamasını anlatır.

Alıştırma

like chronic bronchitis, emphysema, and asthma ifadesi cümlede hangi görevi görür?

  1. Akciğer hastalıklarına örnekler verir.
  2. Her akciğer hastalığının astım olduğunu söyler.
  3. Oksijenin kana nasıl girdiğini açıklar.
Cevabı göster

Akciğer hastalıklarına örnekler verir.

Kelime

shrink the passageways that carry oxygen: hava yollarını daraltmak

Burada shrink geçişli bir fiildir: akciğer hastalıkları geçitlerin küçülmesine neden olur. Bir geçidin küçülmesi, açıklığının daralması demektir; bu nedenle oksijen içeren havanın geçebileceği alan azalır. that carry oxygen bölümü hangi passageways sözcüğünden söz edildiğini belirtir. Akciğerlerle ilgili bu bağlamda passageways, koridor veya yol değil, hava geçitleri ya da hava yolları anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede shrink the passageways ne anlama gelir?

  1. Oksijen için yeni geçitler oluşturmak
  2. Hava geçitlerini daraltmak
  3. Her hava geçidini tamamen kapatmak
Cevabı göster

Hava geçitlerini daraltmak

Dilbilgisi

while weakening...: paralel bir etki eklemek

Bu cümlede while weakening..., aynı özne olan lung diseases'in yol açtığı ikinci bir zararlı süreci ekler. Bu hastalıklar hem geçitleri daraltır hem de zarı zayıflatır. Örtük özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda while + -ing yapısı, eş zamanlı veya ona eşlik eden bir eylemi kısaca ifade edebilir. Burada while iki paralel etkiyi düzenler; herhangi bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

İkinci paralel etkiyi tamamlamak için weaken fiilinin -ing biçimini kullanın: The disease narrows the airways while ____ the lung tissue.

Cevabı göster

weakening

But breathing exercises

3:58

Fakat nefes egzersizleri

like those found in yoga Dilbilgisi

3:59

yogada bulunanlar gibi

relax the muscles Kalıp ifadeler

4:02

kasları gevşetir

constricting those passageways,

4:02

o geçiş yollarını daraltan,

and improve oxygen diffusion.

4:05

ve oksijen yayılımını iyileştirir.

Dilbilgisi

like those found in yoga: those + geçmiş ortaç niteleyicisi

like those found in yoga ifadesinde those, çoğul breathing exercises ad öbeğinin yerini tutar; böylece adın tekrarlanması gerekmez. İfadenin tamamı like the breathing exercises found in yoga ile eşdeğerdir. Found in yoga, those sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Edilgen anlam taşır ve that are found in yoga biçiminde genişletilebilir. found ana fiil değildir ve egzersizlerin bulma eylemini yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki those found in yoga ifadesini doğru biçimde genişleten öbek hangisidir?

  1. people who discovered yoga
  2. breathing exercises that are found in yoga
  3. breathing exercises that found yoga
Cevabı göster

breathing exercises that are found in yoga

Kalıp ifadeler

Paralel etkiler olarak relax the muscles ... and improve oxygen diffusion

relax the muscles constricting those passageways ve improve oxygen diffusion fiil öbekleri and ile bağlanır. İkisinin de öznesi breathing exercises olduğu için cümle iki paralel etki sunar. Burada relax geçişli bir fiildir: egzersizler kasların gerginliğini azaltır. Constricting those passageways, muscles sözcüğünü tanımlayan bir -ing yan cümlesidir ve hava yollarını daraltan kasları belirtir. Oxygen diffusion, oksijenin akciğer dokusundan geçerek kana ulaşmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede relax geçişli kullanılmış ve iki paralel etki sunulmuştur?

  1. Slow breathing can relax tight muscles and improve oxygen exchange.
  2. Slow breathing can relaxation tight muscles and improving oxygen exchange.
  3. Tight muscles can relax slow breathing and oxygen exchange improves.
Cevabı göster

Slow breathing can relax tight muscles and improve oxygen exchange.

Increasing the blood's oxygen content Dilbilgisi

4:07

Kandaki oksijen oranını artırmak

is especially helpful Kalıp ifadeler

4:10

özellikle faydalıdır

for those with weak heart muscles,

4:12

zayıf kalp kasları olanlar için,

who have difficulty pumping enough Dilbilgisi

4:14

yeterince pompalamada zorluk çeken

oxygen throughout the body.

4:16

vücudun her yerine oksijen.

Dilbilgisi

Increasing the blood's oxygen content ifadesinin özne olması

Increasing the blood's oxygen content bir gerund, yani -ing isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı bir eylemi veya süreci adlandırır ve is fiilinin öznesi olarak görev yapar. Bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir; increasing öncesinde bir be biçimi yoktur. Süreç tek bir fikir olarak ele alındığı için tekil is fiili kullanılır. Bir eylemin ne işe yaradığını açıklarken V-ing öbeğinin özne olduğu bu yapı yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir V-ing öbeği tam bir cümlenin öznesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Getting enough sleep helping you focus.
  2. Is getting enough sleep helps you focus.
  3. Getting enough sleep helps you focus.
Cevabı göster

Getting enough sleep helps you focus.

Kalıp ifadeler

is especially helpful for those with...: özellikle yarar gören grubu belirtmek

be especially helpful for... kalıbı, bir şeyin belirli bir kişiye veya gruba genel olarak diğer insanlara sağladığından daha fazla yarar sağladığını anlatır. Especially bu grubu vurgular, ancak belirli bir sonucu garanti etmez. those with weak heart muscles ifadesinde those “insanlar” anlamına gelir; with weak heart muscles ise bu kişilerin durumunu belirtir. Aktarılabilir those with + condition kalıbı, insanları ortak bir özelliğe göre gruplandıran açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi be especially helpful for those with + condition kalıbıyla tamamlayın: This large-print guide ____ limited vision.

Cevabı göster

is especially helpful for those with

Dilbilgisi

who have difficulty pumping...: have difficulty doing içeren bir ilgi cümleciği

Who, önceki those with weak heart muscles ifadesine gönderme yapan bir ilgi cümleciği başlatır. Virgül, bu cümleciği grubun tamamı hakkında ek bilgi olarak sunar: bu kişiler sonraki eylemi yapmakta zorlanır. have difficulty pumping ifadesinde difficulty sözcüğünün hemen ardından -ing biçimi pumping gelir. Aktarılabilir kalıp have difficulty doing something şeklindedir ve “bir şeyi yapmakta zorlanmak” anlamına gelir; have difficulty in doing something biçiminde in de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle insanlar hakkında bilgi eklemek için who sözcüğünü ve have difficulty + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. The workshop supports children who have difficulty reading aloud.
  2. The workshop supports children who have difficulty to read aloud.
  3. The workshop supports children which have difficulty reading aloud.
Cevabı göster

The workshop supports children who have difficulty reading aloud.

And for those with healthy hearts,

4:18

Ve sağlıklı kalpleri olanlar için,

this practice

4:20

bu uygulama

can lower blood pressure Kalıp ifadeler

4:20

kan basıncını düşürebilir

and reduce risk factors Kalıp ifadeler

4:22

ve risk faktörlerini azaltabilir

for cardiovascular disease.

4:24

kalp damar hastalıkları için.

Kalıp ifadeler

can lower blood pressure: fiil olarak lower

can lower blood pressure ifadesinde lower, can kip belirtecinden sonra temel biçimde kullanılan geçişli bir fiildir. “Kan basıncını düşürmek” anlamına gelir ve lower blood pressure sağlık bağlamında yaygın bir sözcük birleşimidir. Can, bunu olası bir etki olarak sunar; her kişinin aynı sonucu alacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede lower, “kan basıncını düşürmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The doctor is watching her low blood pressure.
  2. The monitor showed a lower blood pressure reading.
  3. Regular walking may lower blood pressure.
Cevabı göster

Regular walking may lower blood pressure.

Kalıp ifadeler

reduce risk factors for cardiovascular disease: kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini azaltmak

Bir hastalığın risk factors ifadesi, o hastalığa yakalanma olasılığını artıran özellikler, durumlar veya davranışlardır. Burada reduce risk factors for cardiovascular disease, bu riskle bağlantılı faktörleri azaltmak ya da iyileştirmek anlamına gelir; hastalığın iyileştirildiği anlamına gelmez. Cardiovascular hem kalbi hem de kan damarlarını ifade eder. Bu nedenle cardiovascular disease, yalnızca kalp hastalıklarından daha geniş bir kavramdır.

Alıştırma

Cümleyi, risk factors kullanarak “hastalık olasılığını artıran şeyleri azaltmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A balanced diet may ____ cardiovascular disease.

Cevabı göster

reduce risk factors for

Yoga's most widely celebrated benefit Dilbilgisi

4:26

Yoganın en yaygın olarak kutlanan faydası

may be the most difficult to prove,

4:29

kanıtlanması en zor olanı olabilir,

its psychological effects.

4:32

onun psikolojik etkileri.

Dilbilgisi

may be the most difficult to prove: temkinli bir karşıtlık

Most widely celebrated ile most difficult to prove bilinçli bir karşıtlık oluşturur: Bir yarar pek çok kişi tarafından övülse bile güçlü kanıtlarla desteklenmesi zor olabilir. Burada may be, “olabilir” anlamına gelir; yazar kesin bir ifade yerine temkinli bir değerlendirme yapar. İzin anlamı taşımaz. Bu tür bir ihtiyatlı anlatım, kanıtlar kesin olmadığında yararlıdır.

Alıştırma

Kanıtlar hâlâ belirsizken bu belirli yarar hakkında en temkinli iddiayı hangi cümle ifade eder?

  1. The benefit may be difficult to prove.
  2. The benefit can be difficult to prove.
  3. The benefit is difficult to prove.
Cevabı göster

The benefit may be difficult to prove.

Despite the long-standing association Kalıp ifadeler

4:34

Uzun süredir var olan ilişkiye rağmen

between yoga and psychological well-being,

4:36

yoga ve psikolojik refah arasında,

there's little conclusive evidence Kalıp ifadeler

4:40

çok az kesin kanıt var

on how the practice affects mental health.

4:42

uygulamanın ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair.

Kalıp ifadeler

Despite the long-standing association between A and B: uzun süreli ilişki nedensellik anlamına gelmez

The long-standing association between A and B, uzun süredir gözlemlenen, tartışılan veya var olduğuna inanılan iki şey arasındaki bağlantıyı ifade eder. Araştırma dilinde association, iki şeyin ilişkili olduğunu gösterir; tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz. Burada Despite ifadesinden sonra the long-standing association between yoga and psychological well-being isim öbeği gelir. Bu yapı bir ödünleme karşıtlığı kurar: Bağlantı uzun süredir bilinmektedir, ancak ana cümle kesin sonuç veren kanıtların hâlâ sınırlı olduğunu söyler.

Alıştırma

Bir araştırma uzun süredir gözlemlenen bir bağlantıyı bildiriyor, ancak nedenselliğin kanıtlanmadığını söylüyor. Hangi cümle en doğrudur?

  1. Despite the long-standing association between stress and poor sleep, a causal link has not been proved.
  2. Despite of the long-standing association, causation is certain.
  3. Because stress and poor sleep are associated, stress definitely causes poor sleep.
Cevabı göster

Despite the long-standing association between stress and poor sleep, a causal link has not been proved.

Kalıp ifadeler

there's little conclusive evidence on how...: nasıl olduğuna dair çok az kesin kanıt var

There's little conclusive evidence, mevcut araştırmaların kesin bir sonucu destekleyecek kadar güçlü çok az kanıt sunduğu anlamına gelir. Burada little olumsuz bir anlam taşır: kanıtın fiziksel olarak küçük olduğunu değil, yetersiz olduğunu belirtir. on how the practice affects mental health ifadesi, kanıtların yanıtlaması gereken soruyu belirtir. Cümle bazı çalışmaların var olabileceğini kabul eder, ancak bunların bu soruyu henüz kesin olarak sonuçlandırmadığını söyler.

Alıştırma

Burada there's little conclusive evidence ne anlama geliyor?

  1. Kanıtın fiziksel olarak küçük ama tamamen ikna edici olduğu anlamına gelir.
  2. Mevcut araştırmaların kesin bir sonucu desteklemeye yetmediği anlamına gelir.
  3. Araştırmacıların uygulamanın nasıl işlediğini tam olarak kanıtladığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Mevcut araştırmaların kesin bir sonucu desteklemeye yetmediği anlamına gelir.

One of the biggest claims Anlatım akışı

4:45

En büyük iddialardan biri

is that yoga improves symptoms

4:47

yoganın semptomları iyileştirdiğidir

of depression Kelime

4:48

depresyon

and anxiety disorders.

4:50

ve anksiyete bozukluklarının.

Anlatım akışı

One of the biggest claims is that...: önemli bir iddiayı tanıtmak

One of the biggest claims is that... söylemi düzenleyen bir çerçevedir. Sonraki düşünceyi en önemli veya en çok tartışılan iddialardan biri olarak gösterir, ardından that yan cümlesiyle iddianın içeriğini belirtir. Buna claim denmesi mesafe yaratır: yazar düşünceyi kesinleşmiş bir gerçek olarak duyurmak yerine değerlendirilmek üzere sunar. one of the + plural noun + singular verb yapısında, one of sonrasındaki claims çoğuldur; ancak öznenin temel sözcüğü One olduğu için fiil is olur.

Alıştırma

One of the biggest claims is that... çerçevesi bir savda ne işe yarar?

  1. Hâlâ değerlendirilmesi gereken önemli bir iddiayı tanıtır.
  2. İlgisiz bir konuya geçildiğini belirtir.
  3. Sonraki düşüncenin doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Hâlâ değerlendirilmesi gereken önemli bir iddiayı tanıtır.

Kelime

Sağlık bağlamında of depression and anxiety

symptoms of depression and anxiety ifadesinde of ile başlayan bölüm, belirtilerin hangi sorunlarla ilişkili olduğunu gösterir. Bu sağlık bağlamında depression ve anxiety, yalnızca her kısa süreli üzüntü veya gerginliği değil, ruh sağlığı sorunlarını ya da belirti örüntülerini anlatır. Bu ifade tek başına bir kişinin resmî tanı aldığını söylemez. Anxiety disorder daha dardır: bir tanı kategorisini adlandırır; anxiety ise belirtileri veya daha geniş anlamdaki durumu anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede symptoms of depression and anxiety ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bu belirtilere sahip herkesin tanısı konmuş bir kaygı bozukluğu olduğunun kanıtı.
  2. Mutlaka resmî tanı bulunduğunu söylemeden, ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili belirtiler.
  3. Sağlık açısından hiçbir anlam taşıyamayacak yalnızca kısa süreli gündelik duygular.
Cevabı göster

Mutlaka resmî tanı bulunduğunu söylemeden, ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili belirtiler.

Since diagnosis of these conditions Dilbilgisi

4:52

Bu koşulların teşhisi

varies widely,

4:54

büyük ölçüde değiştiği için,

as do their origin and severity,

4:55

tıpkı kökenleri ve şiddetleri gibi,

it's difficult to quantify yoga's impact. Kalıp ifadeler

4:58

yoganın etkisini ölçmek zordur.

Dilbilgisi

Since ... varies widely, as do ...: neden bildiren since ve as devrik yapısı

Since ana ifadenin nedenini açıklar: tanı büyük ölçüde değiştiği için etkiyi sayısal olarak ölçmek zordur. Burada since, geçmişteki bir noktadan bugüne kadar anlamında değil, because anlamındadır. As do their origin and severity, their origin and severity also vary widely anlamına gelir. Do, tekrarlanan vary widely fiil grubunun yerini alır ve çoğul özneden önce gelir. Başka cümlelere aktarılabilen resmî kalıp şöyledir: cümlecik + as do/does + yeni özne.

Alıştırma

Sınıf büyüklüklerinin de büyük ölçüde değiştiğini göstermek için cümleyi resmî as devrik yapısıyla tamamlayın: Since teaching methods vary widely, ____ class sizes, comparing schools is difficult.

Cevabı göster

as do

Kalıp ifadeler

It's difficult to quantify yoga's impact: yoganın etkisini nicel olarak ölçmek zordur

it is difficult to + fiil yapısında it, biçimsel özne olarak kullanılır. Zor olduğu belirtilen asıl eylem mastarla verilir; burada bu eylem quantify yoga's impact ifadesidir. Cümle, etkinin büyüklüğünü güvenilir biçimde ölçmenin zor olduğunu söyler; hiç etki olmadığını söylemez. Quantify an impact, bir etkinin büyüklüğünü sayılar, ölçümler veya karşılaştırılabilir verilerle ifade etmek ya da tahmin etmek demektir. Bu kullanım araştırma, politika, iş dünyası ve diğer analitik bağlamlarda yaygındır.

Alıştırma

“Sayısal olarak ölçmek” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: Because the results varied so much, it was difficult to ____ the program's impact.

Cevabı göster

quantify

However,

5:01

Ancak,

there is evidence to suggest Kalıp ifadeler

5:02

öne süren kanıtlar var

that yoga can help reduce symptoms of stress, Kalıp ifadeler

5:04

yoganın stres semptomlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini,

as well as meditation,

5:07

meditasyon kadar,

or relaxation.

5:09

veya rahatlama gibi.

Kalıp ifadeler

There is evidence to suggest that...: kanıtları temkinli biçimde aktarmak

There is evidence to suggest that... kanıtlarla desteklenen bir iddiayı temkinli biçimde sunar. that yan cümlesi olası sonucu verir; buradaki suggest, tavsiye etmek değil, işaret etmek anlamındadır. Bu yapı, kanıtların belirli bir yöne işaret ettiğini ancak kesin bir sonuç için yeterince güçlü olmayabileceğini gösterir. Bu nedenle kanıtların iddiayı ispatladığını söylemekten daha zayıftır.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucu kesinmiş gibi göstermeden kanıtları temkinli biçimde aktarıyor?

  1. There is evidence to suggest that the new schedule may improve attendance.
  2. The evidence proves that the new schedule will improve attendance for everyone.
  3. The committee suggests introducing a new schedule.
Cevabı göster

There is evidence to suggest that the new schedule may improve attendance.

Kalıp ifadeler

can help reduce symptoms of stress: stres belirtilerini azaltmaya yardımcı olmak

Vurgulanan yan cümlede can help reduce yapısında help sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimi reduce gelir. help sonrasında hem help reduce hem de help to reduce dilbilgisi açısından doğrudur; to kullanılmayan biçim kısa ve çok yaygındır. reduce symptoms of stress, stresin belirtilerini veya etkilerini daha hafif ya da daha seyrek hâle getirmek demektir. Bu, iyileşme hakkında temkinli bir ifadedir; yoganın stresi tedavi ettiği veya nedenini ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede help sonrasında fiilin yalın biçimi ve doğal symptoms of yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. A regular sleep schedule may help reducing symptoms of anxiety.
  2. A regular sleep schedule may help reduces symptoms of anxiety.
  3. A regular sleep schedule may help reduce symptoms of anxiety.
Cevabı göster

A regular sleep schedule may help reduce symptoms of anxiety.

Research Anlatım akışı

5:11

Araştırmalar

on the effects of yoga is still evolving.

5:12

yoganın etkileri üzerine hala gelişmektedir.

Anlatım akışı

Research on ... is still evolving: araştırmalar hâlâ gelişiyor

Research on the effects of yoga, yoganın ne yaptığı ve hangi etkileri oluşturduğu üzerine araştırma demektir. Burada is still evolving, bu alandaki kanıtların, yöntemlerin ve anlayışın gelişmeye devam ettiğini belirtir. Evolving biyolojik evrim anlamına gelmez. Bir kapanış cümlesi olarak tek tek bulgulardan uzaklaşıp alanın geneline bakar ve sonucu açık bırakır: sonraki çalışmalar mevcut bilgiyi geliştirebilir veya değiştirebilir. Hiç araştırma olmadığı ya da mevcut sonuçların tümünün işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Research on the effects of the new treatment is still evolving” kapanış cümlesi neyi belirtir?

  1. Tedaviyle ilgili her sonuç kesindir.
  2. Yeni kanıtlar mevcut anlayışı değiştirebilir veya geliştirebilir.
  3. Tedaviyi daha önce hiç kimse incelememiştir.
Cevabı göster

Yeni kanıtlar mevcut anlayışı değiştirebilir veya geliştirebilir.

In the future, Anlatım akışı

5:15

Gelecekte,

we'll need larger studies

5:16

daha büyük çalışmalara ihtiyacımız olacak

incorporating diverse participants,

5:17

çeşitli katılımcıları içeren,

which can measure yoga's impact Kalıp ifadeler

5:20

yoganın etkisini ölçebilecek olan

on heart attacks,

5:22

kalp krizleri,

cancer rates,

5:23

kanser oranları,

cognitive function,

5:24

bilişsel işlev,

and more.

5:26

ve daha fazlası üzerinde.

Anlatım akışı

In the future, we'll need...: gelecekteki araştırma gereksinimini belirtmek

In the future, anlatımı mevcut kanıtların gösterdiklerinden araştırmanın bundan sonra yapması gerekenlere taşır. We'll need... daha büyük çalışmaları henüz karşılanmamış bir gereksinim olarak sunar; böylece mevcut kanıtların kesin bir yanıt için henüz yeterli olmadığını belirtir. Incorporating diverse participants, larger studies ifadesini niteler. Farklı geçmişlere sahip kişileri içeren çalışmalar anlamına gelir; incorporating ayrı bir ana fiil değildir. Bu yapı önce gerekli araştırmayı belirtir, sonra araştırmanın taşıması gereken bir özelliği ekler.

Alıştırma

Vurgulanan başlangıç bu araştırma sonucunda hangi işlevi görüyor?

  1. Gelecekteki bir araştırma gereksinimine geçer ve gerekli çalışmaları açıklar.
  2. İnsanlara hemen yoga yapmaya başlamaları talimatını verir.
  3. Daha büyük çalışmaların zaten tamamlandığını bildirir.
Cevabı göster

Gelecekteki bir araştırma gereksinimine geçer ve gerekli çalışmaları açıklar.

Kalıp ifadeler

measure X's impact on Y: etkinin kaynağı ve etkilenen sonuç

Measure X's impact on Y, X'in Y'yi nasıl etkilediğini araştırmak veya ölçmek anlamına gelir. X etkinin olası kaynağıdır; on sözcüğünden sonraki Y ise etkilenebilecek sonuç ya da alandır. Burada X yoga, Y ise sıralanan sağlık ve bilişsel sonuçlardır. İlgi zamiri which, larger studies ifadesine gönderme yapar ve bu çalışmaların ne yapabileceğini ekler. Impact tek başına etkinin yararlı mı zararlı mı olduğunu göstermez. Bir etkiyi ölçmek de X'in Y'ye neden olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi impact kullanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The study will measure the program's ____ attendance.

Cevabı göster

impact on

But for now, Anlatım akışı

5:27

Ama şimdilik,

yoga can continue its ancient tradition Dilbilgisi

5:28

yoga kadim geleneğine devam edebilir

as a way to exercise,

5:31

bir egzersiz yapma,

reflect,

5:32

derin düşünme,

and relax.

5:33

ve rahatlama yolu olarak.

Anlatım akışı

But for now: şu anki geçici sonuca dönmek

But önceki konuşmadan bir dönüş olduğunu gösterirken for now sonucu içinde bulunulan aşamayla sınırlar. But for now birlikte kullanıldığında, ileride yapılması ya da öğrenilmesi gereken başka şeyler olsa bile pratik sonucun şimdilik bu olduğu anlamına gelir. Bu geçiş, odağı gelecekteki belirsizlikten şu anda kabul edilebilecek veya yapılabilecek olana geri getirir. Sonucun kalıcı olduğunu göstermez.

Alıştırma

Daha fazla kanıt, kararı ileride değiştirebilir. Hangi cümle mevcut planın geçici olduğunu en iyi şekilde anlatır?

  1. Right now, we'll keep using the current method.
  2. From now on, we'll keep using the current method.
  3. For now, we'll keep using the current method.
Cevabı göster

For now, we'll keep using the current method.

Dilbilgisi

continue its ancient tradition as a way to...: uzun süredir devam eden bir kullanımı açıklamak

Continue its ancient tradition, yoganın çok uzun zamandır sahip olduğu bir rolü oynamaya devam etmesi anlamına gelir. As a way to + fiilin yalın hâli bu rolü veya kullanım amacını açıklar: yoga egzersiz yapmanın, düşünmenin ve rahatlamanın bir yoludur. Buradaki as, ‘olarak’ anlamındadır; ‘çünkü’ ya da ‘-iken’ anlamında değildir. Tek bir to, birbiriyle paralel üç yalın fiili başlatır: exercise, reflect ve relax. İngilizcede her fiilden önce to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

‘Bir şeyi yapmanın bir yolu olarak’ anlamındaki dört sözcüklü hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya uses journaling ____ reflect and relax.

Cevabı göster

as a way to

Though sweat can be annoying and smelly,

5:34

Ter rahatsız edici ve kokulu olsa da,

it's essential to your well-being.

5:39

sağlığınız için çok önemlidir.

When your body starts to heat up,

5:40

Vücudunuz ısınmaya başladığında,

your brain sends signals

5:43

beyniniz sinyaller gönderir

to millions of sweat glands

5:43

milyonlarca ter bezine

in your skin

5:45

cildinizdeki,

to help cool you down.

5:47

serinlemenize yardımcı olmak için.

How does this work?

5:48

Bu nasıl çalışır?

Check out this video

5:49

Bu videoya göz atın

to learn more.

5:51

daha fazlasını öğrenmek için.