Partiler Başkan Adaylarını Nasıl Seçer?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.168 kelime 232 kel/dk

Video özeti: ABD partilerinin ön seçimlerden kurultaya uzanan süreçte başkan adayını nasıl seçtiği. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyim ve mecaz olan "play it fast and loose with" ifadesinin kuralları özensizce ele almayı eleştirdiğini ve olumsuz ton taşıdığını anlayın. 2. "The more citizens who live in a state, the more delegates that state gets." dil bilgisi örneğiyle "the more ..., the more ..." yapısını kullanarak iki miktarın birlikte değiştiğini anlatın. 3. Deyim ve mecaz olan "a rubber stamp" ifadesini, kararlaştırılmış sonucu yalnızca resmen onaylayan kurum veya süreç olarak tanıyın ve konuşanın kuşkucu tonunu kavrayın.

Bu derste

Primary elections are how political parties in the United States pick their strongest candidate to run for president. Kalıp ifadeler

0:00

Ön seçimler, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi partilerin başkanlık için yarışacak en güçlü adaylarını belirleme yöntemidir.

Kalıp ifadeler

run for president: başkanlığa aday olmak

Bu cümlede run for president, seçime katılıp başkan seçilmeye çalışmak anlamına gelir. Buradaki run fiziksel olarak koşmayı anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen yapı run for + seçimle gelinen makam veya görev şeklindedir. For, hedeflenen makamı gösterirken run aday olarak seçime katılmayı anlatır.

Alıştırma

‘Seçime aday olmak’ anlamındaki run + edat yapısından oluşan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After serving on the city council, Maya decided to ____ mayor in next year's election.

Cevabı göster

run for

The parties do this by holding mini elections Dilbilgisi

0:06

Partiler bunu,

Dilbilgisi

by holding mini elections: yöntemi ifade etmek

Burada by holding mini elections, partilerin daha önce belirtilen eylemi nasıl gerçekleştirdiğini açıklar. By bir yeri veya son tarihi değil, yöntemi belirtir. By bir edat olduğu için hold, -ing biçimi olan holding şeklini alır. Başka durumlara aktarılabilen yapı by + fiil-ing + eylemin geri kalanı şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için by ve book fiilinin -ing biçimini kullanın: We saved time ____ the tickets online.

Cevabı göster

by booking

in each of the states

0:08

her bir eyalette,

and the candidates with the most votes from these elections

0:08

ve bu seçimlerden en çok oyu alan adayların

becomes the partys' official nominees.

0:11

partinin resmi adayları haline geldiği mini seçimler düzenleyerek yaparlar.

These nominees then face each other in the national election for president.

0:13

Bu adaylar daha sonra başkanlık için ulusal seçimde karşı karşıya gelirler.

But this isn't the whole story. Deyimler

0:17

Fakat hikayenin tamamı bu kadar değil.

Deyimler

This isn't the whole story: eksik bir açıklama

Bu cümlede “this isn't the whole story”, şimdiye kadar verilen açıklamanın ilgili bütün gerçekleri içermediği anlamına gelir. Buradaki “story”, kurmaca ya da anlatılan bir hikâyeyi değil, durumun tamamını ifade eder. Bu ifade, daha fazla bilginin geleceğini gösterir ve dinleyeni aşırı basitleştirilmiş bir sonucu kabul etmemesi için uyarır.

Alıştırma

“The new rule may help, but it isn't the whole story,” cümlesinde “isn't the whole story” ne anlama gelir?

  1. İlgili bütün gerçekleri içeren eksiksiz bir açıklama değildir.
  2. Henüz bitmemiş kurmaca bir hikâyedir.
  3. Tamamen yanlıştır.
Cevabı göster

İlgili bütün gerçekleri içeren eksiksiz bir açıklama değildir.

There are five things that make it a bit more complicated than that.

0:18

Durumu bundan biraz daha karmaşık hale getiren beş şey var.

Complication number one,

0:21

Birinci karmaşıklık:

primaries versus caucuses.

0:23

Ön seçimlere (primaries) karşı parti toplantıları (caucuses).

In every state,

0:25

Her eyalette,

the local party leaders decide how to run their elections. Dilbilgisi

0:25

yerel parti liderleri seçimlerini nasıl yürüteceklerine karar verirler.

Dilbilgisi

how to run their elections: iç içe geçmiş bir how to yan tümcesi

“How to run their elections”, how + to + fiilin yalın hâli yapısındaki soru sözcüklü bir mastar yan tümcesidir. Decide fiilinin tamamlayıcısı olarak kararın içeriğini, yani hangi yöntem veya sürecin kullanılacağını belirtir. Buradaki run, bir seçimi düzenlemek veya yönetmek anlamındadır. Eylemi gerçekleştiren kişilerin yerel parti liderleri olduğu anlaşılır; how to run bağımsız bir doğrudan soru değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, decided fiilinin içeriği olarak how to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. The committee decided how running the election.
  2. The committee decided how to run the election.
  3. The committee decided how should they run the election.
Cevabı göster

The committee decided how to run the election.

The two most common choices are primaries and caucuses.

0:28

En yaygın iki seçenek ön seçimler ve parti toplantılarıdır.

Primaries are just like standard elections.

0:31

Ön seçimler tıpkı standart seçimler gibidir.

Go to the polls whenever you can, Kalıp ifadeler

0:33

Fırsat bulduğunuzda sandığa gidersiniz,

Kalıp ifadeler

Go to the polls: seçimde oy vermeye gitmek

'Go to the polls', seçim bağlamında 'bir seçimde oy vermeye gitmek' anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada 'the polls', kamuoyu yoklamasını değil, oy verme sürecini veya oy verme yerlerini anlatır. Bu ifade, oy vermeyi kamusal katılım olarak sunar: seçim yapıldığında bir kişi, topluluk ya da ülkenin tamamı go to the polls olabilir. Seçim haberlerinde yerleşik bir ifadedir; gündelik konuşmada 'go and vote' da doğaldır.

Alıştırma

‘Seçimde oy vermeye gitmek’ anlamındaki kalıplaşmış seçim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On election day, millions of citizens will ____ to choose the next president.

Cevabı göster

go to the polls

stand in a long line,

0:35

uzun bir kuyrukta beklersiniz,

hide in a booth,

0:36

bir kabine gizlenirsiniz,

then tick a box or press a button,

0:37

sonra bir kutucuğu işaretler veya bir düğmeye basarsınız,

and your vote is cast in complete anonymity. Kalıp ifadeler

0:38

ve oyunuzu tamamen gizlilik içinde kullanmış olursunuz.

Kalıp ifadeler

vote is cast: cast a vote ifadesinin edilgen biçimi

'Vote is cast', 'cast a vote' ifadesinin edilgen biçimidir. Burada vote isim, cast ise cast fiilinin geçmiş zaman sıfat-fiilidir. İfade, oyun kullanıldığı veya resmî olarak sunulduğu anlamına gelir. Edilgen yapı, oy veren kişiden çok sonuca—oyun oylama sürecine girmesine—odaklanır. Buradaki cast, 'fırlatmak' ya da 'bir rol için oyuncu seçmek' anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi cast a vote ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After you confirm your choice, your ____ and recorded securely.

Cevabı göster

vote is cast

A caucus, however,

0:41

Ancak bir parti toplantısı,

is a public vote.

0:41

açık bir oylamadır.

People gather in groups wherever space is available,

0:42

İnsanlar müsait alan olan her yerde gruplar halinde toplanır,

then literally take sides in a room with everyone else who likes the same candidate. Deyimler

0:45

sonra aynı adayı seven diğer herkesle birlikte bir odada kelimenin tam anlamıyla taraf seçerler.

Deyimler

Take sides: destek ve fiziksel konum

Take sides, bir anlaşmazlıkta, yarışmada veya çatışmada bir kişiyi ya da grubu seçip desteklemek anlamına gelir. Normalde fiziksel hareketi değil, hangi tarafın desteklendiğini anlatır. Burada insanlar destekledikleri adaya göre odanın farklı bölümlerinde gerçekten dururlar. Böylece bir kelime oyunu oluşur: ifadenin olağan deyimsel anlamı ile fiziksel olarak bir tarafa geçme fikri aynı anda geçerlidir.

Alıştırma

Örnekte take sides neden bir kelime oyunudur?

  1. Odanın iki tarafını kaldırmak anlamına gelir.
  2. Her adaya eşit miktarda destek vermek anlamına gelir.
  3. Bir adayı desteklemek anlamına gelir ve insanlar ayrıca fiziksel olarak hareket edip gruplar oluşturur.
Cevabı göster

Bir adayı desteklemek anlamına gelir ve insanlar ayrıca fiziksel olarak hareket edip gruplar oluşturur.

The groups debate each other,

0:49

Gruplar birbiriyle tartışır,

and if people change their minds, Kalıp ifadeler

0:50

ve eğer insanlar fikirlerini değiştirirse,

they need to physically switch sides.

0:51

fiziksel olarak taraf değiştirmeleri gerekir.

Kalıp ifadeler

Change their minds: bir görüşü değiştirmek

Change one's mind, önceki bir görüşü, kararı veya planı farklı bir görüş, karar ya da planla değiştirmek anlamına gelir. Burada insanlar daha fazla tartışma dinledikten sonra başka bir adayı desteklemeye karar verebilir. İyelik sözcüğü ve tekil-çoğul biçimi özneye göre değişir: I change my mind, she changes her mind ve people change their minds. Çoğul people ile kullanılan their minds, her kişinin kendi görüşünü belirtir; tek bir kişinin birden fazla zihni olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “görüşlerini değiştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If the voters hear a stronger argument, they may ____.

Cevabı göster

change their minds

At the end of the debates,

0:53

Tartışmaların sonunda,

the party representatives count the number of people in each group.

0:54

parti temsilcileri her gruptaki insan sayısını sayar.

If you leave too early, Dilbilgisi

0:57

Eğer çok erken ayrılırsanız,

your vote doesn't count.

0:58

oyunuz sayılmaz.

Dilbilgisi

Çok erken ayrılırsan oyun sayılmaz

Bu cümle, gerçek bir kuralı belirtmek için if + geniş zaman (leave) ve geniş zamanlı bir sonuç cümlesi (doesn't count) kullanır. Gerekli zamandan önce ayrılmanın bu sonucu otomatik olarak doğurduğu anlamına gelir. Buradaki doesn't count, oyun sayı sayamaması değil, sayımın içine alınmaması veya geçerli kabul edilmemesi demektir. Bu yapı kural ve süreçleri açıklamak için kullanışlıdır: Koşul gerçekleşirse belirtilen sonuç uygulanır.

Alıştırma

Hangi cümle sürekli geçerli bir kuralı en doğal biçimde belirtir?

  1. If you arrived after the doors close, your ticket would not be valid.
  2. If you will arrive after the doors close, your ticket is not valid.
  3. If you arrive after the doors close, your ticket is not valid.
Cevabı göster

If you arrive after the doors close, your ticket is not valid.

This description of primaries and caucuses is really all you need to know,

0:59

Ön seçimler ve parti toplantılarının bu tanımı aslında bilmeniz gereken tek şeydir,

but the specifics can vary wildly. Kalıp ifadeler

1:02

ancak ayrıntılar çok büyük farklılıklar gösterebilir.

Kalıp ifadeler

can vary wildly: büyük ölçüde değişebilir

Can vary wildly, bir şeyin çok büyük ölçüde farklılık gösterebileceği anlamına gelir. Vary; yerler, sistemler, fiyatlar veya sonuçlar arasındaki farkları anlatabilir. Wildly ise bu farkların büyüklüğünü vurgular. Buradaki wildly, kontrolsüz davranış anlamına gelmez. Son derece veya çarpıcı biçimde anlamını veren güçlü bir zarftır. Bu nedenle cümle, genel açıklamanın her özel duruma uymayabileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Hangi cümle otel fiyatlarının çok büyük ölçüde farklılık gösterebileceğini en iyi anlatır?

  1. Hotel prices can behave wildly during festival week.
  2. Hotel prices can vary wildly during festival week.
  3. Hotel prices can vary slightly during festival week.
Cevabı göster

Hotel prices can vary wildly during festival week.

That's because there are 50 states,

1:04

Bunun nedeni 50 eyaletin olması,

all of which hold at least two primaries and caucuses for the big parties Dilbilgisi

1:06

ve hepsinin büyük partiler için en az iki ön seçim ve parti toplantısı

and possibly more for the small parties.

1:08

ve muhtemelen küçük partiler için daha fazlasını düzenlemesidir.

Dilbilgisi

all of which + fiil: her unsur hakkında bilgi eklemek

“50 states, all of which hold ...” ifadesinde which, 50 states ifadesine gönderme yapar. all of which “bu eyaletlerin her biri” anlamına gelir; dolayısıyla hold yalnızca bazıları için değil, grubun tamamı için geçerlidir. Bu ifade, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve zaten belirlenmiş bir gruba ek bilgi verir. “Çoğul öncül, all of which + fiil” kalıbıyla grubu ve ek bilgiyi tek cümlede birleştirebilirsiniz.

Alıştırma

“Galerilerin her biri” anlamına gelen üç kelimelik ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The museum has four galleries, ____ display local art.

Cevabı göster

all of which

Covering all the local variants would take a tediously long time,

1:10

Tüm yerel varyantları anlatmak can sıkıcı derecede uzun bir zaman alırdı,

which your short attention span for boring political videos wouldn't tolerate.

1:13

ki sıkıcı siyasi videolar için kısa olan dikkat süreniz buna katlanamazdı.

And you need to stay focused because there are four more things to come.

1:16

Ayrıca odaklanmanız gerekiyor çünkü sırada dört şey daha var.

Complication number two,

1:19

İkinci karmaşıklık:

who can vote?

1:20

Kimler oy kullanabilir?

In the national presidential election,

1:21

Ulusal başkanlık seçimlerinde,

all American citizens over the age of 18 can vote with two exceptions. Kalıp ifadeler

1:22

18 yaşın üzerindeki tüm Amerikan vatandaşları iki istisna dışında oy kullanabilir.

Kalıp ifadeler

over the age of 18: 18 yaşından kesin olarak büyük olma eşiği

Burada over the age of 18, American citizens ifadesini niteler. the age of yaş sınırını resmî biçimde sunar; over ise “yaşça daha büyük” anlamına gelir. Sınır önemlidir: ifade katı biçimde okunduğunda 18'den büyük anlamına gelir ve tam olarak 18 yaşında olan bir kişiyi kapsamaz. Gerçek bir kuralı okurken veya yazarken amaçlanan alt sınırın katı mı yoksa kapsayıcı mı olduğunu kontrol edin.

Alıştırma

Bir formda “Applicants must be over the age of 18.” yazıyor. Yalnızca bu ifadeye göre, 18 yaşına yeni girmiş bir kişi belirtilen yaş koşulunu karşılıyor mu?

  1. Evet, çünkü 18 yaş kapsanır.
  2. Hayır, çünkü ifade 18 yaşından büyük anlamına gelir.
Cevabı göster

Hayır, çünkü ifade 18 yaşından büyük anlamına gelir.

You can't live here or here.

1:26

Burada veya burada yaşayamazsınız.

But primaries are in-state elections with lots of different rules.

1:28

Fakat ön seçimler, pek çok farklı kuralı olan eyalet içi seçimlerdir.

Most states and parties will only let you vote in the primary if you're an official member of the party.

1:31

Çoğu eyalet ve parti, sadece partinin resmi üyesiyseniz ön seçimde oy kullanmanıza izin verir.

This is called a closed primary because the voting is closed to non-party members. Kelime

1:35

Buna kapalı ön seçim denir çünkü oylama parti üyesi olmayanlara kapalıdır.

Kelime

closed primary ... closed to non-party members: sınırlı katılım hakkı

closed primary, bir partinin adayını belirlediği ve katılımı o partinin üyelik koşullarını karşılayan seçmenlerle sınırladığı ön seçimdir. Buradaki closed, katılım hakkının sınırlı olduğunu belirtir; oylamanın sona erdiği anlamına gelmez. be closed to + kişi veya grup yapısı, bir şeyin o kişiye ya da gruba açık veya erişilebilir olmadığını anlatır. Oylama closed to non-party members olduğu için bu kişiler ön seçime katılamaz.

Alıştırma

Örnekte closed, hem closed primary hem de closed to non-party members içinde ne anlatıyor?

  1. Kimlerin katılabileceğine ilişkin bir sınırlama olduğunu belirtir.
  2. Her seçmenin herhangi bir partinin yarışına katılabileceğini belirtir.
  3. Oylamanın çoktan sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster

Kimlerin katılabileceğine ilişkin bir sınırlama olduğunu belirtir.

But some citizens are independents and not registered with any party.

1:39

Ancak bazı vatandaşlar bağımsızdır ve herhangi bir partiye kayıtlı değildir.

If you're an independent and live in a state with closed party elections,

1:42

Eğer bağımsızsanız ve kapalı parti seçimleri olan bir eyalette yaşıyorsanız,

tough luck. Ton ve niyet

1:45

şansınıza küsün.

Ton ve niyet

tough luck: kötü habere sert bir tepki

Tough luck, birinin kötü durumuna verilen gündelik bir tepkidir. Bu cümlede kabaca durumun talihsiz olduğu, ancak o kişi için hiçbir şeyin değiştirilmeyeceği anlamına gelir. Genellikle çok az anlayış gösterir ve küçümseyici ya da alaycı gelebilir. Gelecek için şans dileği değildir ve Good luck ifadesinden çok farklı bir işlevi vardır.

Alıştırma

Yargı: Başvurusu reddedilen birine gönderilen resmî destek e-postasında 'Tough luck.' demek, anlayış göstermenin kibar bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

No voting for you.

1:46

Size oy kullanmak yok.

Some states,

1:47

Ancak bazı eyaletlerin,

however, have semi-closed primaries where independents can pick one and only one primary to vote in. Kalıp ifadeler

1:48

bağımsızların oy kullanmak için sadece tek bir ön seçimi seçebildiği yarı kapalı ön seçimleri vardır.

Kalıp ifadeler

one and only one: tam olarak birle sınırlama

One and only one, “tam olarak bir” anlamına gelir: sıfır değil, iki ya da daha fazla da değil. One sözcüğünün tekrarlanması ve only eklenmesi, sınırı güçlü biçimde vurgular. Burada ifade primary sözcüğünü niteler. Bağımsız seçmenler tek bir ön seçim seçebilir ve bu ifade birden fazla ön seçimde oy kullanmayı açıkça dışlar.

Alıştırma

Kuralı one and only one kullanarak tamamlayın: Each guest must choose ____ dessert.

Cevabı göster

one and only one

Parties allow this because the presidential election is often determined by independents,

1:53

Partiler buna izin verir çünkü başkanlık seçimi genellikle bağımsızlar tarafından belirlenir,

so knowing which candidates they like is useful.

1:56

bu yüzden hangi adayları sevdiklerini bilmek faydalıdır.

Finally, a few states and parties really play it fast and loose with open primaries. Deyimler

1:59

Son olarak, birkaç eyalet ve parti, açık ön seçimlerle kuralları gerçekten esnek uygular.

Deyimler

play it fast and loose with: kuralları özensizce ele almak

Play it fast and loose with something, bir şeyi özensiz, tutarsız veya onun kurallarına gereken saygıyı göstermeden ele almak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki fast ve loose sözcükleri gerçek anlamlarında kullanılmaz. Bu cümlede konuşmacı, bazı eyalet ve partileri açık ön seçim kurallarının normal sınırlarını açık ve katı bir sisteme uymak yerine esnek kabul ettikleri için eleştiriyor. With sözcüğünden sonraki nesne, neyin özensizce ele alındığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümledeki deyim ne anlama geliyor? The company played it fast and loose with safety rules.

  1. Kuralları özensiz ve tutarsız biçimde uygularlar.
  2. Kuralların anlaşılmasını kolaylaştırırlar.
  3. Her kurala tam olarak uyarlar.
Cevabı göster

Kuralları özensiz ve tutarsız biçimde uygularlar.

Here, any citizen,

2:03

Burada, hangi partiye kayıtlı olduklarına bakılmaksızın,

no matter which party they're registered with, Dilbilgisi

2:03

herhangi bir vatandaş,

can pick a primary to vote in.

2:05

oy kullanmak için bir ön seçimi seçebilir.

Dilbilgisi

No matter which party ...: seçim değişir, sonuç değişmez

no matter which party they're registered with ifadesinde no matter which, ödünleyici bir seçim bildirir: parti değişebilir, ancak ana cümledeki sonuç değişmez. Burada her vatandaş, parti kaydı ne olursa olsun bir ön seçim seçebilir. Bilinen veya sınırlı bir seçenek kümesinden seçim yaparken no matter which + seçenekleri adlandıran isim + özne ve fiil yapısını kullanın. with, register with kalıbının bir parçasıdır; bu nedenle yan cümlenin sonunda bulunması doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir seçenek kümesinde hangisi seçilirse seçilsin sonucun aynı kaldığını no matter which ile doğru biçimde gösterir?

  1. No matter which entrance you use, you'll reach the same hall.
  2. No matter which entrance do you use, you'll reach the same hall.
  3. No matter which do you use entrance, you'll reach the same hall.
Cevabı göster

No matter which entrance you use, you'll reach the same hall.

But it's not just the states that have primaries.

2:07

Ancak ön seçim yapanlar sadece eyaletler değildir.

They're also held in the District of Columbia and the oft-forgotten territories.

2:09

Bunlar ayrıca Columbia Bölgesi'nde ve sıkça unutulan denizaşırı topraklarda da düzenlenir.

Holding primaries here is a bit odd, though,

2:12

Ancak buralarda ön seçim düzenlemek biraz tuhaftır,

considering that territorial residents can't vote in the actual presidential election. Anlatım akışı

2:14

çünkü toprak sakinlerinin asıl başkanlık seçiminde oy kullanamadığını düşünürsek.

Anlatım akışı

Considering that: bir değerlendirmenin gerekçesini verme

Considering that, önceki ifadeyi değerlendirmek için temel oluşturan bir gerçeği sunar. Burada ön seçim düzenlemenin neden tuhaf göründüğünü açıklar: bölge sakinleri asıl başkanlık seçiminde oy kullanamaz. Burada tam bir yan cümleden önce gelen bir bağlayıcı olarak kullanılır; bir şeyi düşünmek anlamındaki şimdiki zaman fiili değildir. Desteklediği ifadenin önünde veya arkasında yer alabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede considering that bir değerlendirmeyi destekleyen gerçeği sunar?

  1. The room feels spacious, considering that it is only twenty square metres.
  2. They are considering moving the meeting.
  3. She is considering that proposal carefully.
Cevabı göster

The room feels spacious, considering that it is only twenty square metres.

Lastly are the Americans living abroad,

2:18

Son olarak, yurtdışında yaşayan Amerikalılar vardır,

who, depending on the party, Dilbilgisi

2:20

ki onlar, partiye bağlı olarak,

vote in a bloc as though they all lived together in one big extra state. Dilbilgisi

2:21

sanki hepsi fazladan büyük tek bir eyalette bir arada yaşıyormuş gibi blok halinde oy kullanırlar.

Dilbilgisi

depending on the party: partiye bağlı olarak

Depending on + isim öbeği, sonucu değiştirebilecek bir etkeni belirtir. Burada depending on the party, araya giren bir koşuldur: yurt dışındaki Amerikalıların blok hâlinde oy kullanma düzeni partiye göre değişir. Bu ifade, Amerikalıların bir partiye “bağımlı” olduğu anlamına gelmez. Mantıksal olarak oy kullanma düzenini açıklar; virgüller de bunu ek bilgi olarak ayırır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The picnic will be held outside or in the hall, ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

Dilbilgisi

Gerçek dışı karşılaştırma için as though + simple past

As though, gerçek durum ile hayal edilen durum arasında karşılaştırma kurar. Seçmenlerin hepsi gerçekte fazladan tek bir eyalette birlikte yaşamaz; blok hâlinde oy vermeleri düzenin öyle görünmesine neden olur. Lived, geçmiş zamanı değil kiplik bakımından uzaklığı gösteren bir geçmiş biçimidir. Şimdiki zamanla ilgili gerçek dışı veya gerçeğe aykırı bir karşılaştırmada as though sonrasında genellikle simple past kullanılır.

Alıştırma

Örnekte lived neden geçmiş biçimdedir?

  1. Bütün Amerikalıların eskiden tek bir eyalette birlikte yaşadığını söylemek için.
  2. Blok hâlinde oy vermelerini başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirmek için.
  3. Şimdiki zamana ilişkin karşılaştırmayı gerçek dışı göstermek için; yaşamayı geçmiş zamana yerleştirmek için değil.
Cevabı göster

Şimdiki zamana ilişkin karşılaştırmayı gerçek dışı göstermek için; yaşamayı geçmiş zamana yerleştirmek için değil.

When all these elections take place depends on complication number three,

2:25

Tüm bu seçimlerin ne zaman yapılacağı üçüncü karmaşıklığa bağlıdır:

who votes when?

2:29

Kim ne zaman oy kullanacak?

Primaries aren't conducted all at once, Dilbilgisi

2:30

Ön seçimler hep birlikte aynı anda yapılmaz,

but are spread out over a year.

2:31

bir yıla yayılır.

Dilbilgisi

hepsi aynı anda yapılmaz, bir yıla yayılır

Ortak özne Primaries, iki edilgen fiil öbeğini yönetir: aren't conducted ve are spread out. not X, but Y kalıbı önce bütün ön seçimlerin aynı anda yapıldığı düşüncesini reddeder, ardından gerçek düzenlemeyi verir: seçimler bir yıl içinde farklı zamanlarda yapılır. Burada spread out fiziksel uzaklığı değil, zamana yayılmayı anlatır. Bu paralel yapı, bir beklentiyi düzeltip yerine doğru bilgiyi koymak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle tek günlük programın yanlış olduğunu açıkça söyleyip onun yerine bir haftalık programı sunar?

  1. The interviews aren't held on one day, and aren't spread across the whole week.
  2. The interviews aren't held on one day, but are spread across the whole week.
  3. The interviews are held not only on Monday, but also on Tuesday.
Cevabı göster

The interviews aren't held on one day, but are spread across the whole week.

This leads to fights between the states about who gets to be at the head of the line Deyimler

2:33

Bu, kuyruğun en başında kimin olacağı

and who is stuck at the back.

2:36

ve kimin en arkada kalacağı konusunda eyaletler arasında kavgalara yol açar.

Deyimler

sıranın başında ... en arkada kalmış

At the head of the line ve at the back, sırayı takvim sırasını anlatan bir benzetmeye dönüştürür. Başta bulunan eyalet ön seçimini daha erken, arkada bulunan eyalet ise daha geç yapar. Gets to erken konumu istenen bir fırsat gibi sunarken is stuck geç konumu istenmeyen ve değiştirilmesi zor bir durum gibi sunar. Burada gerçek bir sıra yoktur.

Alıştırma

İngilizce 'Because larger orders were processed first, our small order was stuck at the back of the line,' cümlesinde stuck at the back of the line ne anlama gelir?

  1. Geç ve düşük öncelikli bir konuma yerleştirildi.
  2. Fiziksel olarak bir sıranın arkasına bağlıydı.
  3. Acil onarımlardan önce tamamlandı.
Cevabı göster

Geç ve düşük öncelikli bir konuma yerleştirildi.

Inevitably, last-minute leapfrogging of dates happens, Deyimler

2:38

Kaçınılmaz olarak, son dakikada tarihlerin öne çekilmesi yaşanır,

even though the parties often take away votes from these uncivil states. Öbek fiiller

2:40

partiler çoğu zaman bu kural tanımaz eyaletlerin oylarını ellerinden alsa da.

Deyimler

last-minute leapfrogging of dates: tarihleri son dakikada öne alarak diğerlerini geçmek

Burada leapfrogging bir mecazdır: bir eyaletin takvimde diğerlerinin önüne geçmesi için tarihler erkene alınır. Last-minute, bu rekabetçi değişikliklerin planlar kesinleşmeden hemen önce yapıldığını gösterir. -ing biçimi burada isim görevi görür: leapfrogging bir sıralamada öne sıçrama eylemini adlandırır, of dates ise yeniden düzenlenen şeyin tarihler olduğunu belirtir. Tarihler gerçekten zıplamaz ve ifade yalnızca tarihlerin çakıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi leapfrog fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: By moving its launch from June to March, the company ____ two rivals in the release schedule.

Cevabı göster

leapfrogged

Öbek fiiller

take away votes ifadesindeki take away: oyları azaltmak

Burada take away, bir eyaletin normalde sahip olacağı oyların resmî olarak kaldırılması veya azaltılması anlamına gelir. Nesne, fiziksel oy pusulalarının başka bir yere taşınması değil, oy gücü ya da tahsis edilmiş oylardır. Yeniden kullanılabilir kalıp take something away from someone or something biçimindedir. Bir kişinin veya grubun bir hakkı, faydayı, kaynağı, seçeneği ya da avantajı kaybetmesini anlatabilir.

Alıştırma

Bir yarışma kuralında şöyle deniyor: Repeated cheating can take away a team's chance to compete. Burada take away ne anlama gelir?

  1. Takıma başka bir fırsat vermek
  2. Fırsatı ortadan kaldırmak
  3. Fırsatı başka bir yere taşımak
Cevabı göster

Fırsatı ortadan kaldırmak

When it comes to being number one, Kalıp ifadeler

2:44

Birinci olmak söz konusu olduğunda,

nobody beats New Hampshire,

2:45

kimse New Hampshire'ı geçemez,

Kalıp ifadeler

When it comes to + isim veya -ing biçimi

When it comes to, ardından gelen ifadenin ilgili olduğu konuyu veya alanı tanıtır. Burada nobody beats New Hampshire iddiasını tek bir konuyla sınırlar: ön seçim takviminde ilk sırada olmak. Birinin fiziksel olarak bir yere gelmesini anlatmaz. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to planning doğrudur, when it comes to plan değildir.

Alıştırma

Cümleyi konuyu tanıtan sabit kalıpla tamamlayın: ____ explaining difficult ideas, Ms. Chen uses simple examples.

Cevabı göster

When it comes to

who wrote it into state law that their primary will always be at least a week ahead of everyone else's,

2:46

çünkü onlar kendi ön seçimlerinin her zaman diğerlerinden en az bir hafta önce yapılacağını eyalet yasalarına yazdılar.

which isn't a problem until some other state gets the bright idea to do the same, Deyimler

2:51

Başka bir eyaletin aynı şeyi yapmak gibi parlak bir fikir bulmasına kadar bu sorun olmaz,

Deyimler

Alaycı anlamda gets the bright idea

Gets the bright idea yüzeyde olumlu görünür, ancak bu bağlamda alaycıdır. Konuşan kişi diğer eyaleti övmemektedir; aynı şeyi yapmaya yönelik sözde akıllı plan sorunu ortaya çıkaracaktır. Get the bright idea to + fiil, konuşanın aptalca, sinir bozucu veya sorun çıkarma ihtimali olan bir plan olarak gördüğü ani bir düşünceyi sıkça tanıtır. Açıkça olumlu bir bağlamda sözler samimi de olabilir; bu yüzden ironiyi çevredeki durum ve ses tonu belirler.

Alıştırma

“After ignoring the instructions, Leo got the bright idea to press every button,” cümlesinde got the bright idea ne anlatıyor?

  1. Leo, konuşanın aptalca bulduğu bir plan yaptı.
  2. Leo akıllıca bir çözüm için resmî övgü aldı.
  3. Leo makinenin nasıl tasarlandığını birden anladı.
Cevabı göster

Leo, konuşanın aptalca bulduğu bir plan yaptı.

and then we have an infinite loop in our system and have to force quit the law. Deyimler

2:54

sonra sistemimizde sonsuz bir döngü oluşur ve yasayı zorla kapatmak zorunda kalırız.

Deyimler

infinite loop in our system ... force quit the law: genişletilmiş bir bilgisayar benzetmesi

Burada “an infinite loop in our system”, birbiriyle çelişen eyalet yasalarını sürekli tekrarlanan ve asla sona eremeyen bir bilgisayar programına benzetir. “System” sözcüğü iki anlamda da işler: seçim sistemi ve bilgisayar sistemi. “Force quit the law” şakayı devam ettirir. Bir yasa gerçek anlamda zorla kapatılamaz; ifade, bir kuralı sona erdirmeyi veya devre dışı bırakmayı donmuş bir uygulamayı aniden kapatmaya benzetir.

Alıştırma

Bu cümlede “force quit the law” ne anlama geliyor?

  1. Bir yazılım programının yasalara uymasını sağlamak.
  2. Bilgisayardaki bir hukuk belgesini kaydetmeden kapatmak.
  3. Donmuş bir programı zorla kapatır gibi bir hukuk kuralını aniden sona erdirmek veya devre dışı bırakmak.
Cevabı göster

Donmuş bir programı zorla kapatır gibi bir hukuk kuralını aniden sona erdirmek veya devre dışı bırakmak.

But wait, Anlatım akışı

2:58

Ama bir dakika,

you say,

2:58

diyeceksiniz,

doesn't Iowa already go first?

2:59

zaten ilk sırayı Iowa almıyor mu?

Anlatım akışı

But wait, you say: hayalî bir itirazı sunma

“But wait, you say,” ifadesinde anlatıcı geçici olarak dinleyiciye söz verir. “You say”, anlatıcının bir okurun ya da izleyicinin ileri sürmesini beklediği itirazı sunar; gerçek bir yorumu aktarmak değildir. Bu yöntem, bir sonraki açıklamadan önce ortaya çıkması muhtemel soruyu öne çıkarır. Tartışmayı bir konuşma gibi hissettirir ve anlatıcının Iowa konusunu neden açıklığa kavuşturmak üzere olduğunu gösterir.

Alıştırma

“But wait, you say, isn't the deadline Friday?” cümlesindeki “you say”, okurun gerçekten söylediği sözleri aktarmak zorunda mı?

  1. Evet. Her zaman okurun daha önce söylediği sözleri aynen aktarır.
  2. Hayır. Yazarın okurun ileri süreceğini düşündüğü hayalî bir itirazı sunabilir.
Cevabı göster

Hayır. Yazarın okurun ileri süreceğini düşündüğü hayalî bir itirazı sunabilir.

Yes,

3:01

Evet,

but New Hampshire lets them get away with it for two reasons. Öbek fiiller

3:01

fakat New Hampshire iki nedenden dolayı paçayı sıyırmalarına izin veriyor.

Öbek fiiller

get away with it: sonuçlardan kaçınmak

Bu cümlede get away with it, bir kuralı ihlal ediyor veya atlatıyor gibi görünen bir şeyi yapıp engellenmemek ya da ceza almamak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir yerden kaçmak anlamına gelmez. it zamiri, daha önce sözü edilen eylemi ifade eder. Daha genel olarak get away with + isim, zamir veya -ing biçimi, kişinin hangi eylemin sonuçlarından kaçındığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The referee missed the foul, so the player thought he could ____.

Cevabı göster

get away with it

First,

3:03

Birincisi,

Iowa's election is a caucus,

3:04

Iowa'nın seçimi bir parti toplantısıdır,

and so New Hampshire is still technically the first primary.

3:05

bu yüzden teknik olarak New Hampshire hala ilk ön seçimdir.

And second,

3:08

Ve ikincisi,

New Hampshire thinks that Iowa is stupid and doesn't matter.

3:09

New Hampshire, Iowa'nın aptalca ve önemsiz olduğunu düşünür.

Other states try to boost their influence,

3:11

Diğer eyaletler etkilerini artırmaya çalışırlar,

not by cutting in line, Dilbilgisi

3:13

kuyrukta öne geçerek değil,

but by forming an alliance and holding their primaries at the same time.

3:14

bir ittifak kurup ön seçimlerini aynı anda düzenleyerek.

Dilbilgisi

not by ..., but by ...: yöntemleri karşılaştırmak

not by X, but by Y iki yöntemi karşılaştırır. İlk by öbeği olası bir yöntemi reddeder, ikincisi ise gerçekten kullanılan yöntemi belirtir. Burada iki bölüm de paralel -ing öbekleri kullanır: by cutting in line ve by forming an alliance. Aynı dil bilgisi biçimini korumak karşıtlığı izlemeyi kolaylaştırır ve bir sonucun nasıl elde edildiğine ilişkin varsayımı düzeltmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının iki bölümüyle tamamlayın: The team solved the problem, ____ working longer hours, ____ simplifying the process.

Cevabı göster

not by · but by

The biggest alliance of the election cycle is called Super Tuesday, Kültür

3:17

Seçim döngüsünün en büyük ittifakına Süper Salı (Super Tuesday) denir,

where,

3:20

bu günde,

depending on how many states can agree with each other,

3:20

kaç eyaletin birbiriyle anlaşabileceğine bağlı olarak,

around half of them might participate,

3:22

yaklaşık yarısı katılabilir,

giving out a whole pile of votes,

3:24

ve devasa bir oy yığını dağıtabilir,

Kültür

ABD başkanlık ön seçimlerinde Super Tuesday

Super Tuesday, ABD başkanlık ön seçim döneminde birçok eyaletin aynı gün ön seçim veya parti toplantısı düzenlediği bir tarihin yerleşik adıdır. Çok sayıda delege dağıtıldığı için sonuçlar, bir partinin başkan adayı olma yarışını güçlü biçimde etkileyebilir. Katılan eyaletler bir seçim döneminden diğerine değişebilir. Bu nedenle around half ve might, kaç eyaletin katılacağına ilişkin sabit bir kuralı değil, bir tahmini ifade eder.

Alıştırma

ABD seçim haberlerinde Super Tuesday neyi ifade eder?

  1. Bir adayın önemli bir konuşma yaptığı herhangi bir salı günü
  2. Kasım ayındaki ülke çapında genel seçim günü
  3. Başkanlık ön seçim döneminde birçok eyaletin aynı gün yarışma düzenlediği bir gün
Cevabı göster

Başkanlık ön seçim döneminde birçok eyaletin aynı gün yarışma düzenlediği bir gün

which brings us to complication number four, Anlatım akışı

3:26

ki bu da bizi dördüncü karmaşıklığa getirir:

votes that aren't votes. Anlatım akışı

3:28

Oy olmayan oylar.

Anlatım akışı

Söylem geçişi olarak brings us to

which brings us to complication number four ifadesinde brings us to bir söylem geçişi olarak kullanılır. Az önce ele alınan noktanın doğal biçimde sonraki konuya yol açtığını belirtir; fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Yaygın kalıp This/That/Which brings us to + konu, soru veya sonraki adım şeklindedir. Özne önceki bilgiye gönderme yaparken ifade sırada ne olduğunu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede brings us to gerçek bir hareket yerine söylem geçişi olarak kullanılmıştır?

  1. She brings us tea after lunch.
  2. The bus brings us to the museum every morning.
  3. The evidence is incomplete, which brings us to the next question.
Cevabı göster

The evidence is incomplete, which brings us to the next question.

Anlatım akışı

votes that aren't votes paradoksuyla kurulan giriş

votes that aren't votes ifadesi bilinçli olarak kurulmuş bir paradokstur. İlk votes, insanların kullandığı oy pusulalarını; ikincisi ise bir adaya doğrudan verilen oyları ifade eder. Oyların geçersiz olduğunu söylemez. İlgi çekici bir giriş olarak, bilinen vote sözcüğünün burada sınırlandırılması gerektiğini belirtir ve sonraki açıklamanın yanıtlayacağı bir soru doğurur: oylar önce delegeleri belirler, ardından delegeler adaylara oy verir. X that aren't X kalıbı, ayrıntılar verilmeden önce karmaşık bir noktayı akılda kalıcı bir etikete dönüştürür.

Alıştırma

Dolaylı bir seçim açıklanırken votes that aren't votes neyi ifade eder?

  1. Yalnızca adaylar oy kullanabilir.
  2. İnsanlar oy kullanır, ancak bu oylar adayı doğrudan seçmez.
  3. Oy pusulaları geçersizdir ve sayılmayacaktır.
Cevabı göster

İnsanlar oy kullanır, ancak bu oylar adayı doğrudan seçmez.

So this whole time you were probably thinking that citizens give votes straight to the candidates.

3:30

Muhtemelen bunca zaman vatandaşların oylarını doğrudan adaylara verdiğini düşünüyordunuz.

But no.

3:34

Ama hayır.

Instead,

3:34

Bunun yerine,

the votes are given to a bunch of guys called delegates, Kelime

3:35

oylar delege denilen bir grup insana verilir,

who in turn give them to the candidates as requested. Anlatım akışı

3:37

onlar da istendiği gibi bu oyları adaylara verirler.

Kelime

Gayriresmî grup ifadesi a bunch of guys

Bu cümlede a bunch of guys, bir grup insanı gayriresmî biçimde anlatır. A bunch of gündelik bir miktar ifadesidir; guys ise daha kesin adlandırma olan delegates gelmeden önce anlatıma rahat ve biraz şakacı bir ton verir. Burada guys mutlaka cinsiyeti vurgulamaz; gündelik çoğul kullanımda genel olarak insanları ifade edebilir. Bu ifade delegeleri sıradan görünen bir kalabalığa indirgerken called delegates onların resmî görevini belirtir.

Alıştırma

Resmî bir devlet raporunda 'A bunch of guys counted the ballots.' yazıyor. Bu bağlamda a bunch of guys uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Anlatım akışı

in turn: zincirin bir sonraki halkası

In turn, bir zincirin bir aşamasını sonraki aşamasına bağlar. Burada oylar önce delegelere gider; delegeler de ardından bu oyları adaylara verir. Bu ifade çoğunlukla “sonraki adım veya sonuç olarak ardından” anlamına gelir. Bir eylemin, aktarımın veya etkinin nasıl ilerlediğini göstererek bilgiyi düzenler. Burada birinin fiziksel olarak dönmesini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede in turn, videodaki cümlede olduğu gibi bir zincirin sonraki halkasını bağlamak için kullanılmıştır?

  1. She returned the book and received her deposit in return.
  2. The children took turns reading the story aloud.
  3. The new road reduced travel time, which in turn helped local shops attract more customers.
Cevabı göster

The new road reduced travel time, which in turn helped local shops attract more customers.

Maybe.

3:39

Belki.

Depending on the state,

3:40

Eyalete bağlı olarak,

delegates might be required to vote as the citizens did, Dilbilgisi

3:41

delegelerin vatandaşların oy verdiği gibi oy kullanmaları istenebilir,

or they might be completely free to ignore the citizens and vote for whomever they want. Dilbilgisi

3:43

veya vatandaşları görmezden gelmekte ve istedikleri kişiye oy vermekte tamamen özgür olabilirler.

Dilbilgisi

might be required to ... or might be completely free to ...: olası zorunluluk veya tam özgürlük

İki yan cümle, farklı eyalet kuralları altında iki zıt olasılık sunar. Might be required to vote olası bir yükümlülüğü, might be completely free to ignore ise olası bir kısıtlama yokluğunu anlatır. Yan cümleler paraleldir: might + be + required + mastar, kiplik içeren bir edilgen yapı kullanır; might + be + free + mastar ise kiplik ve sıfat yapısını kullanır. İkisinde de might, kural eyalete bağlı olduğu için belirsizliği gösterir. İlgili kural geçerliyse required ifadesinin zorunluluk gücünü azaltmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, hangi kuralın geçerli olduğu konusundaki belirsizliği doğru şekilde gösterirken seçeneklerden birini zorunlu tutar?

  1. Depending on the office, visitors are requested to show ID, so showing it is always compulsory.
  2. Depending on the office, visitors might be required to show ID, or they might be free to enter without it.
  3. Visitors might show ID because every office certainly requires it.
Cevabı göster

Depending on the office, visitors might be required to show ID, or they might be free to enter without it.

Dilbilgisi

vote for whomever they want: nesne biçimi whomever

vote for whomever they want ifadesinde whomever they want, “istedikleri herhangi bir kişi” anlamına gelen serbest bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı for edatının nesnesidir; dolayısıyla cümle, delegelerin desteklemek istedikleri herhangi bir kişiyi seçebileceklerini belirtir. Bu yan cümlenin içinde they, want fiilinin öznesi; whomever ise nesnesidir: they want whomever. Bu yüzden resmî dil bilgisi nesne biçimi olan whomever'ı kullanır. whoever ile whomever arasında seçim yaparken yalnızca tüm yan cümleden hemen önce gelen sözcüğe değil, zamirin kendi yan cümlesindeki görevine bakılır.

Alıştırma

Resmî “vote for whomever they want” ifadesi için hangi çözümleme doğrudur?

  1. Whomever yan cümlede want fiilinin nesnesidir ve tüm yan cümle for edatının nesnesidir.
  2. Whomever, for sözcüğünden sonra geldiği için want fiilinin öznesidir.
  3. Whomever, herhangi bir sayıda insan anlamına gelen çoğul bir biçimdir.
Cevabı göster

Whomever yan cümlede want fiilinin nesnesidir ve tüm yan cümle for edatının nesnesidir.

Who are these people?

3:47

Kim bu insanlar?

The delegates are local party VIPs,

3:48

Delegeler, yerel partinin VIP'leridir,

such as state reps and officials.

3:50

eyalet temsilcileri ve yetkilileri gibi.

The more citizens who live in a state, Dilbilgisi

3:52

Bir eyalette ne kadar çok vatandaş yaşarsa,

the more delegates that state gets.

3:53

o eyalet o kadar çok delege alır.

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişimler

The more X..., the more Y... bir bağıntılı karşılaştırma yapısıdır. İlk bölüm değişen bir koşulu ortaya koyar, ikinci bölüm ise ona bağlı sonucu verir: X arttıkça Y de artar. Burada daha çok vatandaş, daha çok delege demektir. Her iki bölümde de karşılaştırma ifadesi bulunmalıdır. Yapı, The more you practise, the fewer mistakes you make örneğinde olduğu gibi azalmayı veya farklı yönlerdeki değişimleri de gösterebilir. Bu yapıda the belirli bir ismi göstermez; ikili bağlantının bir parçasıdır ve kabaca “ne kadar... o kadar” anlamına gelir.

Alıştırma

Tekrarlanan bağlantı sözcüğünü kullanarak bağıntılı karşılaştırmayı tamamlayın: ____ more carefully you plan, ____ fewer problems you will face.

Cevabı göster

The · the

Later in the year,

3:55

Yılın ilerleyen zamanlarında,

when all the states have finished their primaries,

3:56

tüm eyaletler ön seçimlerini bitirdiğinde,

the delegates travel to a huge gathering for their party called the national convention. Kültür

3:57

delegeler partileri için ulusal kongre (national convention) adı verilen devasa bir toplantıya giderler.

Kültür

ABD başkanlık adaylıklarında the national convention

ABD seçimleri bağlamında the national convention, bir partinin delegelerini ülke çapında bir araya getiren kurultaydır. Delegeler burada partinin başkan adayını resmen onaylayan oyları kullanır. Bu kurultay, eyaletlerdeki ön seçimlerin ve caucus toplantılarının ardından yapılır. Önceki sonuçları partinin resmî adaylığına dönüştürür; dolayısıyla ülkenin dört bir yanından insanların katıldığı herhangi bir büyük toplantı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the national convention nedir?

  1. Ülkenin dört bir yanından insanların katıldığı herhangi bir büyük konferans
  2. Tüm seçmenlerin başkanı doğrudan seçtiği bir seçim
  3. Bir partinin delegelerinin başkan adayını resmen belirlediği ülke çapındaki parti kurultayı
Cevabı göster

Bir partinin delegelerinin başkan adayını resmen belirlediği ülke çapındaki parti kurultayı

It's here that the official vote to select the party's nominee for president happens. Dilbilgisi

4:01

Partinin başkan adayını seçmek için yapılan resmi oylama işte burada gerçekleşir.

Dilbilgisi

It's here that ... happens: bir yeri odağa alma

Bu bir it-cleft yapısıdır: It is/was + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı. Burada odaklanan öge here sözcüğüdür; it ise yapısal bir yer tutucudur ve convention sözcüğünü karşılamaz. Tarafsız diziliş The official vote to select the party's nominee for president happens here. şeklindedir. Cleft yapısı here sözcüğünü özel olarak odağa alır ve kurultayı olayın gerçekleştiği kilit yer olarak öne çıkarır.

Alıştırma

Room 4 odakta olacak şekilde standart it-cleft yapısını tamamlayın: It is in Room 4 ____ the final interview will take place.

Cevabı göster

that

But it's not just the delegates who do the voting.

4:05

Ancak oylamayı sadece delegeler yapmaz.

Complication number five,

4:08

Beşinci karmaşıklık:

superdelegates.

4:09

Süper delegeler.

Superdelegates are the top members of the party,

4:10

Süper delegeler partinin üst düzey üyeleridir,

such as congressmen and former presidents.

4:12

kongre üyeleri ve eski başkanlar gibi.

They go to the national convention,

4:14

Ulusal kongreye,

not to represent the people, Dilbilgisi

4:16

halkı temsil etmek için değil,

but to represent the current party establishment and can vote for whomever they want. Kelime

4:17

mevcut parti düzenini temsil etmek için giderler ve istedikleri kişiye oy verebilirler.

Dilbilgisi

not to represent ..., but to represent ...: amacı düzeltme

not to + fiil, but to + fiil kalıbı olası bir amacı reddeder ve ikinci amacı gerçek amaç olarak sunar. Burada süper delegelerin halkı değil, partinin mevcut yerleşik güç yapısını temsil ettiği anlatılır. İki mastar yapısı paraleldir: not to represent ... but to represent .... Her iki tarafta da to + fiilin yalın biçimini korumak düzeltmeyi belirginleştirir ve temsil edilen iki kesim arasındaki karşıtlığa dikkat çeker.

Alıştırma

İlk amacı reddedip gerçek amacı veren eşleşmiş mastar yapısıyla cümleyi tamamlayın: "We are here ____ assign blame, ____ find a solution."

Cevabı göster

not to · but to

Kelime

current party establishment: partinin mevcut güç yapısı

Siyasi haberlerde the party establishment, bir siyasi partide hâlihazırda kabul görmüş etkiye sahip kişi ve kurumları ifade eder. Kıdemli liderler, parti görevlileri, bağışçılar ve yerleşik ilişkiler ağı buna örnek olabilir. Current, şu anda yürürlükte olan güç yapısını belirtir. Bu, soyut ve toplu bir adlandırmadır; fiziksel bir bina, partiyi kurma eylemi veya bütün parti üyeleri değildir. Bu cümlede represent the current party establishment, mevcut parti içi güç ağının çıkarları adına hareket etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Siyasi haberlerde current party establishment ifadesine en uygun tanım hangisidir?

  1. Partiyi kurmaya yönelik tarihsel eylem
  2. Bugüne kadar partiye oy vermiş herkes
  3. Şu anda parti içinde güç sahibi olan etkili liderler, görevliler ve ağlar
  4. Partinin toplantılarını yaptığı bina
Cevabı göster

Şu anda parti içinde güç sahibi olan etkili liderler, görevliler ve ağlar

Depending on the party,

4:21

Partiye bağlı olarak,

superdelegates might be up to 20% of the voters at the national convention.

4:21

süper delegeler ulusal kongredeki seçmenlerin %20'sine kadarını oluşturabilir.

Usually,

4:25

Genellikle,

by the time the national convention happens, Dilbilgisi

4:26

ulusal kongre yapıldığında,

all the candidates save one have dropped out of the race, Notlar

4:27

biri hariç tüm adaylar yarıştan çekilmiş olur,

Dilbilgisi

Son sınır noktası bildiren by the time

By the time, daha sonra gerçekleşen bir olayı son sınır noktası olarak sunar. Bu cümlede ulusal parti kongresi bu noktadır ve have dropped out, bu noktadan önce veya en geç o noktaya kadar ulaşılmış bir sonucu anlatır. Adayların çekilmesi kongreyle yalnızca aynı anda gerçekleşmez. Yapı by the time + yan cümledir ve o noktaya kadar ulaşılmış durumu anlatan başka bir cümleyle birlikte kullanılır. Sonuç zaten tamamlanmışsa perfect yapı yaygındır.

Alıştırma

Misafirlerin gelişini son sınır noktası yapan üç sözcüklü hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: "____ the guests arrive, we will have set every table."

Cevabı göster

By the time

Kelime

save one: biri hariç anlamı

Burada save, except anlamına gelen bir edattır. All the candidates save one, biri hariç bütün adaylar demektir; yani bir aday yarıştan çekilmemiştir. Bu cümlede save; kurtarmak, kaydetmek veya ayırmak anlamında bir fiil değildir. Bu yapıda save, genel ifadenin kapsadığı gruptan sonra gelir ve istisnayı tanıtır: everyone save Maya veya all the doors save one.

Alıştırma

"Every seat save one was occupied," İngilizce cümlesinde "save one" ne anlama gelir?

  1. bir koltuk hariç
  2. bir koltuğu ayırmak
  3. bir koltuğu kurtarmak
Cevabı göster

bir koltuk hariç

Öbek fiiller

dropped out of the race: yarıştan çekilmek

Burada have dropped out of the race, “adaylık yarışına katılmayı bırakmışlar” anlamına gelir. Present perfect, bu çekilmelerin kurultay yapıldığında zaten tamamlanmış olduğunu gösterir. Kalıp drop out of + etkinlik, kurs, grup veya yarışma şeklindedir. Yalnızca bir oylamayı ya da turu kaybetmeyi değil, katılımın sona ermesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi drop out of the race ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After ending her campaign before the final vote, the candidate ____.

Cevabı göster

dropped out of the race

so the convention is just a rubber stamp and a big party. Deyimler

4:29

bu nedenle kongre sadece bir onay makamı ve büyük bir partidir.

Deyimler

a rubber stamp: gerçek seçim olmadan onay

Bu cümlede a rubber stamp, başka bir yerde önceden kararlaştırılmış bir sonucu resmî olarak onaylayan kurum veya sürece yönelik bir benzetmedir. Kurultay adaylığı resmileştirir ancak sonucu değiştirmesi beklenmez. Bir şeye rubber stamp demek genellikle eleştireldir. Onayın arkasında çok az bağımsız seçim, tartışma veya anlamlı inceleme bulunduğunu ima eder.

Alıştırma

Kurultayla ilgili cümlede a rubber stamp ne anlama gelir?

  1. Kurultay yarışı dikkatle yeniden açar ve yeni bir kazanan seçer.
  2. Kurultay seçim malzemelerini basmak için fiziksel damgalar kullanır.
  3. Kurultay, önceden belirlenmiş bir sonucu resmen onaylar.
Cevabı göster

Kurultay, önceden belirlenmiş bir sonucu resmen onaylar.

But if the fight between candidates is still ongoing,

4:32

Fakat adaylar arasındaki mücadele hala devam ediyorsa,

the delegates and superdelegates are the ones with the final decision.

4:34

son kararı verecek olanlar delegeler ve süper delegelerdir.

In summary,

4:38

Özetle,

over the course of a year, Kalıp ifadeler

4:38

bir yıl boyunca,

the states plus DC plus the territories and the Americans abroad hold their primaries or caucuses.

4:39

eyaletler artı Washington DC artı denizaşırı topraklar ve yurtdışındaki Amerikalılar ön seçimlerini veya parti toplantılarını yaparlar.

Kalıp ifadeler

over the course of a year: bir yıl boyunca

Over the course of a year, farklı olaylar geliştikçe bir yıllık dönemin tamamına yayılan bir süreci ifade eder. Burada ön seçimlerin ve parti toplantılarının aynı gün yapılmadığını, bu dönem içinde farklı zamanlarda gerçekleştiğini gösterir. Yapı over the course of + zaman dilimi şeklindedir. Buradaki course, ders veya güzergâh değil, zamanın ilerleyişi ya da sürecin gelişimi anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle bir dizi değişikliğin yıl boyunca kademeli olarak geliştiğini en iyi gösterir?

  1. Over the course of a year, the garden changed with every season.
  2. During a year, we visited the garden once in April.
  3. For a year, the garden stayed closed.
Cevabı göster

Over the course of a year, the garden changed with every season.

When finished,

4:44

Bittiğinde,

the delegates representing the citizens who voted in those elections travel to the national convention.

4:44

bu seçimlerde oy kullanan vatandaşları temsil eden delegeler ulusal kongreye giderler.

Most of the delegates are forced to vote as the citizens of their state wanted them to,

4:48

Delegelerin çoğu kendi eyaletlerindeki vatandaşların istedikleri gibi oy kullanmaya zorlanır,

but some of them are free to vote as they like.

4:51

fakat bazıları istedikleri gibi oy kullanmakta özgürdür.

At the national convention,

4:52

Ulusal kongrede,

the delegates meet up with the superdelegates who represent the best interests of the party, Notlar

4:53

delegeler, partinin en iyi çıkarlarını temsil eden süper delegelerle buluşur,

and together they make the final decision on who will be the nominee for president.

4:56

ve başkan adayının kim olacağına dair son kararı birlikte verirler.

Öbek fiiller

meet up with: biriyle buluşmak

Meet up with someone, bir yerde o kişiyle veya grupla bir araya gelmek anlamına gelir. Bu buluşma çoğu zaman önceden planlanmıştır veya ayrı kalan insanların yeniden bir araya gelmesidir. Bu cümlede delegeler kongrede süper delegelere katılır. Up yukarı doğru hareketi anlatmaz; meet up öbek fiilinin bir parçasıdır. Ardından bir kişi veya grup geliyorsa with kullanılır: meet up with + kişi veya grup.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyi doğru biçimde kullanarak tamamlayın: After the workshop, I will ____ the design team at a café.

Cevabı göster

meet up with

Kalıp ifadeler

Best interests of: resmî kararlarda genel refah

Best interests of, bir kişinin, grubun veya kuruluşun genel refahını ve onlar için en yararlı olacak sonucu ifade eder. Burada süper delegelerin kendi tercihlerinden ziyade parti için en yararlı olan şeyi korumaları veya desteklemeleri beklendiğini anlatır. Buradaki interest, hobi anlamındaki “ilgi” veya paradan kazanılan “faiz” değildir. Bu resmî eşdizimde interests normalde çoğuldur: best interests of + kişi, grup veya kuruluş.

Alıştırma

Cümleyi “biri için en yararlı olan” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The court must act in the ____ the child.

Cevabı göster

best interests of

Tired?

5:00

Yoruldunuz mu?

Don't be,

5:00

Yorulmayın,

because only now does the race for the presidency begin. Dilbilgisi

5:01

çünkü başkanlık yarışı daha yeni başlıyor.

Dilbilgisi

Only now does ... begin: only now sonrasında devrik yapı

Only now cümlenin başına taşındığında zamanı sınırlar ve durumun daha önce gerçekten başlamadığını vurgular. Only içeren sınırlayıcı bir zarf ögesi başa alındığında özne ile yardımcı fiil yer değiştirir; bu nedenle does, the race öznesinden önce gelir. Begin, geniş zamandaki ana fiil olduğu için İngilizce, devrik yapıyı oluşturmak amacıyla does ekler ve begin fiilini yalın hâlde tutar. Buradaki does dil bilgisel bir yardımcıdır; ana fiil do değildir.

Alıştırma

Başa alınmış only now ifadesinden sonra devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Only now does we understand the full cost.
  2. Only now we understand the full cost.
  3. Only now do we understand the full cost.
Cevabı göster

Only now do we understand the full cost.

Of course,

5:13

Elbette,

you could skip all that and jump straight into the election as an independent. Öbek fiiller

5:13

tüm bunları atlayıp bağımsız olarak doğrudan seçime girebilirsiniz.

Öbek fiiller

jump straight into: ara aşama olmadan hemen başlamak

Bu cümlede jump straight into, daha önceki parti adayı belirleme aşamalarından geçmeden seçim sürecine hemen girmek demektir. Jump mecazidir; fiziksel olarak zıplamak anlamına gelmez. jump straight into + isim veya -ing biçimi, hızlı ve doğrudan bir başlangıç anlatır. Straight; gecikme, dolambaçlı yol veya ara aşama olmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “ara aşama olmadan hemen başlamak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: After a one-sentence introduction, Maya decided to ____ the main question.

Cevabı göster

jump straight into

The only downside to this strategy is near certain defeat. Kalıp ifadeler

5:16

Bu stratejinin tek dezavantajı neredeyse kesin bir mağlubiyettir.

Kalıp ifadeler

near certain defeat: neredeyse garanti olan bir sonuç

Near certain defeat, yenilginin son derece olası olduğu ancak onu önlemek için çok küçük bir ihtimalin hâlâ bulunduğu anlamına gelir. Burada near, certain sözcüğünün derecesini değiştirir; fiziksel mesafeyi anlatmaz. Bu ifade, tahmini mutlak bir iddiaya dönüştürmeden güçlü bir öngörüde bulunur. Kanıtların büyük ölçüde tek bir sonuca işaret ettiği ancak tam kesinliğin olmadığı durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir takım neredeyse bütün maçlarını kaybetmiştir ve şimdi lig lideriyle karşılaşacaktır; ancak sürpriz bir galibiyet hâlâ mümkündür. Beklenen sonucu en iyi hangi ifade anlatır?

  1. possible defeat
  2. near certain defeat
  3. certain defeat
Cevabı göster

near certain defeat