Voyager'ın 15 Milyar Mil Uzaktan Yazılım Güncellemesi: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.340 kelime 173 kel/dk

Video özeti: NASA, Voyager'ı 70 kilobayt ve 15 milyar mil uzaktan gönderilen güncellemelerle çalıştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "might not sound like much," / "was enough to" — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: küçük kaynağı gerçek başarısıyla karşılaştırın; sıradan bir şey zor ihtiyacı karşıladığında kullanın. 2. "take up too much space." — Deyimsel fiiller: take up ifadesini kaldırmak değil, sınırlı belleği işgal etmek olarak anlayın; dosya, yazılım, nesne, etkinlik veya zaman için kullanın. 3. "kicks it into gear" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: doğrulanmış kodun çalışmaya başladığını anlayın; makine, plan, ekip veya süreç gerçekten işlemeye başladığında kullanın.

Bu derste

In 2015,

0:00

2015 yılında,

NASA put out a job posting looking for a software engineer with a specific set of skills. Kalıp ifadeler

0:01

NASA, belirli becerilere sahip bir yazılım mühendisi aradığı bir iş ilanı yayınladı.

Kalıp ifadeler

put out a job posting: açık bir pozisyonu duyurmak

Bu cümlede put out, “yayımladı veya halkın erişimine sundu” anlamına gelir. a job posting nesnesi, NASA’nın nitelikli kişilerin görüp başvurabilmesi için açık bir pozisyonu duyurduğunu gösterir. Bir kuruluş bir kitleye bilgi yayımladığında put out + notice/request/posting yapısı kullanılabilir. Burada ilanı dışarıya koymak veya bir şeyi söndürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi put out a job posting hedef ifadesiyle tamamlayın: The museum ____ for a weekend guide.

Cevabı göster

put out a job posting

The person had to be an expert in FORTRAN and assembly,

0:06

Bu kişinin FORTRAN ve assembly dillerinde uzman olması gerekiyordu,

two programming languages from the '40s and '50s that most young graduates don't know.

0:10

çoğu yeni mezunun bilmediği, 40'lı ve 50'li yıllardan kalma iki programlama dili.

The job was to join the very small team of people working on the Voyager space probes.

0:15

İş, Voyager uzay sondaları üzerinde çalışan çok küçük bir ekibe katılmaktı.

Incredibly,

0:21

İnanılmaz bir şekilde,

both Voyagers still run on their original 50-year-old computers, Öbek fiiller

0:22

her iki Voyager da hala 50 yıllık orijinal bilgisayarlarıyla çalışıyor,

which have just 70 kilobytes of memory.

0:26

ki bunların sadece 70 kilobayt belleği var.

Öbek fiiller

run on: bir sistem veya enerji kaynağıyla çalışmak

Run on, X runs on Y yapısını izler. Burada Y, X’in çalışmasını sağlayan donanımı, sistemi, platformu, yakıtı veya enerji kaynağını belirtir. Bu cümlede Voyager sondaları orijinal bilgisayarları aracılığıyla çalışmayı sürdürür. Özne, çalışan şeydir; on sözcüğünden sonraki isim ise onun çalışma temelidir. Burada fiziksel olarak koşmaktan söz edilmez.

Alıştırma

Cümleyi run on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This emergency radio ____ batteries.

Cevabı göster

runs on

It might not sound like much, Dilbilgisi

0:28

Kulağa çok fazla gelmeyebilir,

but it was enough to navigate both space probes through our solar system and make incredible discoveries along the way.

0:30

ancak bu, her iki uzay sondasını güneş sistemimizde yönlendirmek ve yol boyunca inanılmaz keşifler yapmak için yeterliydi.

Dilbilgisi

might not sound like much, but ... was enough to: az göründü ama yeterliydi

“might not sound like much”, bir miktar hakkında bilgi verildiğinde onun küçük veya pek etkileyici görünmeyebileceğini belirtir. Buradaki it, daha önce sözü edilen az miktardaki bilgisayar belleğine gönderme yapar; sound gerçek ses yüksekliğini değil, “gibi görünmek” anlamını taşır. “but ... was enough to” daha sonra şaşırtıcı sonuca geçer: sınırlı kaynak yine de gereken işi yapmaya yetmiştir. Yapı enough to + fiilin yalın hâlidir; tek bir enough to yapısı navigate ... and make ... örneğindeki gibi eş görevli eylemleri başlatabilir.

Alıştırma

Karşıtlığı might not sound like much ve was enough to hedef ifadeleriyle tamamlayın: Ten minutes ____, but it ____ finish the repair.

Cevabı göster

might not sound like much · was enough to

Unsurprisingly,

0:38

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

things do go wrong with Voyager's computers. Dilbilgisi

0:39

Voyager'ın bilgisayarlarında bazı şeyler ters gidebiliyor.

Dilbilgisi

do go wrong ifadesindeki vurgulu do

Buradaki do ayrı bir eylem değildir. Olumlu go wrong ifadesini vurgular: bilgisayarların etkileyici geçmişine rağmen arızalar gerçekten meydana gelir. go wrong, “doğru çalışmayı bırakmak” veya “arızalanmak” anlamına gelir. Bu vurgu özne + do/does/did + fiilin yalın hâliyle kurulur. Zamanı ve özne uyumunu yardımcı fiil taşıdığı için ana fiil goes değil, go olarak kalır.

Alıştırma

Arızaların gerçekten meydana geldiğini doğrulayan vurgulu olumlu cümle hangisidir?

  1. The system fails sometimes.
  2. The system does fail sometimes.
  3. Does the system fail sometimes?
Cevabı göster

The system does fail sometimes.

Just last year,

0:42

Daha geçen yıl,

Voyager 1 started sending back garbled telemetry data about its orientation in space. Kelime

0:43

Voyager 1, uzaydaki yönelimi hakkında anlamsız telemetri verileri göndermeye başladı.

Kelime

garbled telemetry data: bozulmuş telemetri verileri

Telemetri verileri, uzaktaki bir cihazın geri gönderdiği ölçümlerden ve durum bilgilerinden oluşur. Burada garbled, bilginin bozulmuş veya karışmış hâlde ulaştığını ve bu nedenle mühendislerin Voyager’ın yönelimini güvenilir biçimde yorumlayamadığını belirtir. garbled + bilgi türü kalıbı, iletişim sırasında zarar görmüş veya karışmış içeriği anlatır; yalnızca düzensiz görünen bir biçimlendirmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir uzay aracı raporunda “garbled telemetry data” ne anlama gelir?

  1. Veriler bozulmuş veya karışmıştı ve güvenilir biçimde yorumlanamıyordu.
  2. Veriler bilinçli olarak şifrelenmişti ve tamamen sağlam kalmıştı.
  3. Veriler doğru ve kolay okunuyordu, ancak kötü biçimlendirilmişti.
Cevabı göster

Veriler bozulmuş veya karışmıştı ve güvenilir biçimde yorumlanamıyordu.

On top of that, Anlatım akışı

0:48

Bunun da ötesinde,

the thrusters in charge of keeping Voyager pointing in the right direction were starting to show signs of fatigue. Deyimler

0:49

Voyager'ın doğru yöne bakmasını sağlamaktan sorumlu iticiler yorgunluk belirtileri göstermeye başlamıştı.

Anlatım akışı

On top of that: başka bir sorun eklemek

On top of that, az önce söylenenlere başka bir bilgi ekleyen bir söylem bağlayıcısıdır. Burada ikinci bir sorunu tanıtır: bozuk telemetri verilerine ek olarak iticiler de yıpranıyordu. Bu ifade, yeni bilginin ek bir yük veya giderek büyüyen bir sorunlar yığınının parçası gibi hissedilmesini sağlar. Bilgiyi düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

İkinci bir sorun ekleyen, dersteki dört sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: “The printer is slow. ____, it jams every few pages.”

Cevabı göster

On top of that

Deyimler

show signs of fatigue: yorulma belirtileri göstermek

Bu cümlede iticiler, tekrar tekrar kullanılmanın onları yıprattığına dair gözlemlenebilir belirtiler göstermeye başlıyor. Show signs of, bir şeyin belirtilerini göstermek demektir; kesin bir tanıdan değil, kanıt niteliğindeki işaretlerden söz eder. Fatigue yalnızca insanların yorgunluğunu anlatmaz. Bir malzeme, makine parçası veya sistem için kullanıldığında tekrarlanan yük veya kullanımın yol açtığı zayıflama ya da performans kaybı anlamına gelir. Yani iticiler gerçekten yorgunluk hissetmez.

Alıştırma

Cümleyi “tekrarlanan kullanımdan kaynaklanan zayıflama belirtileri göstermek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After thousands of cycles, the metal hinge began to ____.

Cevabı göster

show signs of fatigue

Every time the thrusters are used, Dilbilgisi

0:55

İticiler her kullanıldığında,

tiny pieces of hydrazine fuel get stuck in the pipes.

0:57

minik hidrazin yakıtı parçaları borulara sıkışır.

Dilbilgisi

Every time + özne + fiil

Every time, bir şeyin gerçekleştiği her sefer anlamını taşıyan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada Every time the thrusters are used tekrarlanan tetikleyicidir; küçük yakıt parçalarının sıkışması ise düzenli olarak ortaya çıkan sonuçtur. Every time ifadesinden hemen sonra bir özne ve fiil gelir. Tekrarlanan gerçekleri anlatırken iki cümlede de geniş zaman kullanmak doğaldır. Ana cümle geleceğe gönderme yapsa bile every time yan cümlesi genellikle Every time you press this button, the light will flash. örneğindeki gibi geniş zamanda kalır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “her seferinde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the bell rings, the dog runs to the door.

Cevabı göster

Every time

This has built up over time, Öbek fiiller

1:01

Bu zamanla birikerek,

causing blockages in the system.

1:02

sistemde tıkanıklıklara neden oldu.

Öbek fiiller

built up: zamanla kademeli olarak birikme

Bu cümlede built up, build up öbek fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve has ile birlikte present perfect yapısını oluşturur. Az miktardaki kalıntının yavaş yavaş birikip sonunda tıkanmaya yol açtığını belirtir; birinin bir şey inşa ettiği anlamına gelmez. Bir şeyin miktarı veya şiddeti azar azar artıp sonunda belirgin bir sonuca ya da soruna yol açtığında build up kullanılabilir.

Alıştırma

Dust can build up inside the fan? cümlesindeki build up ne anlama gelir?

  1. Aniden ortadan kaybolmak
  2. Yavaş yavaş birikmek
  3. Bir şey inşa etmek
Cevabı göster

Yavaş yavaş birikmek

Voyager is already on its backup thrusters,

1:05

Voyager zaten yedek iticilerini kullanıyor,

and so if these failed, Dilbilgisi

1:07

ve bu yüzden bunlar da arızalanırsa,

it would be the end for Voyager.

1:09

bu Voyager'ın sonu olur.

Dilbilgisi

if ... failed, ... would be: ikinci koşul cümlesi

Buradaki if these failed, it would be, ikinci koşul yapısını kullanır: if + geçmiş zaman biçimi, ardından would + fiilin yalın biçimi. Şimdiki zamanda veya gelecekte gerçekleşebilecek bir arızayı ve olası sonucunu hayal eder. Buradaki failed, arızanın geçmişte gerçekleştiğini göstermez. Geçmiş zaman biçimi varsayımsal bir uzaklık yaratır ve durumu hayalî, uzak veya daha düşük olasılıklı olarak sunar; would be ise sonucu verir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilleri standart ikinci koşul biçimlerine getirerek cümleyi tamamlayın. If the backup system ____ (fail), the network ____ (be) offline.

Cevabı göster

failed · would be

At a distance of 15 billion miles,

1:11

15 milyar mil uzaklıkta,

there is no way of clearing the tubes. Dilbilgisi

1:14

tüpleri temizlemenin hiçbir yolu yoktur.

Dilbilgisi

there is no way of clearing: uygulanabilir bir yöntem yok

Burada there is no way of clearing the tubes, tüpleri temizlemek için uygulanabilir hiçbir yöntem bulunmadığı anlamına gelir. Yalnızca harekete geçmemeyi seçmekten değil, pratik bir imkânsızlıktan söz eder. Yapı there is no way of + -ing şeklindedir. of'tan sonra İngilizcedeki -ing biçimi gelir; bu nedenle clearing doğrudur, clear değildir. Koşullar bir eylemi imkânsız hâle getirdiğinde bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi no way of + -ing yapısını ve open fiilini kullanarak tamamlayın: With the lock jammed, there is ____ the safe without special tools.

Cevabı göster

no way of opening

But in order to slow down the buildup and fix the telemetry problem, Notlar

1:17

Ancak birikmeyi yavaşlatmak ve telemetri sorununu çözmek için,

the small team in charge of Voyager began writing a software update that would be sent across our universe to fix it.

1:21

Voyager'dan sorumlu küçük ekip, sorunu çözmek üzere evrenimizin bir ucuna gönderilecek bir yazılım güncellemesi yazmaya başladı.

Dilbilgisi

in order to: eylemden önce amacı belirtmek

In order to bir eylemin amacını belirtir. Burada cümle, ekibin ne yaptığını söylemeden önce iki amacı —birikmeyi yavaşlatmak ve telemetri sorununu gidermek— öne çıkarır. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Sıralı amaç fiilleri bu ifadeyi ortak kullanabilir: in order to slow down ... and fix .... “Sonra ne oldu?” sorusuna değil, “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir.

Alıştırma

Açık amaç belirteci in order to ifadesini kullanın: We left early ____ catch the first train.

Cevabı göster

in order to

Öbek fiiller

slow down: bir sürecin hızını azaltmak

Burada slow down, birikimin daha düşük bir hızda gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelir. Ekip, maddenin birikme hızını azaltmak istemektedir; bu, Voyager’ın uçuşunu yavaşlatmak veya birikimi tamamen durdurmak anlamına gelmez. Bir şey kendiliğinden yavaşladığında slow down nesnesiz kullanılabilir. Birisi bir süreci yavaşlattığında ise nesneyle kullanılabilir. Bu cümlede nesneyle kullanılmıştır: slow down + the buildup.

Alıştırma

Cümleyi nottaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Better insulation can ____ heat loss.

Cevabı göster

slow down

There are three main computers on board Voyager.

1:27

Voyager'da üç ana bilgisayar bulunmaktadır.

The main computer controls all of the major instruments,

1:30

Ana bilgisayar tüm ana cihazları kontrol eder,

maintains its health and temperature,

1:32

sondanın sağlığını ve sıcaklığını korur,

and also controls the other two computers.

1:34

ve ayrıca diğer iki bilgisayarı da kontrol eder.

The second computer is in charge of Voyager's orientation,

1:37

İkinci bilgisayar Voyager'ın yöneliminden sorumludur,

so it looks for predetermined reference points

1:40

bu yüzden önceden belirlenmiş referans noktalarını arar

and fires the thrusters to keep Voyager's antenna pointing towards Earth. Dilbilgisi

1:43

ve Voyager'ın anteninin Dünya'ya dönük kalması için iticileri ateşler.

Dilbilgisi

keep Voyager's antenna pointing: keep + nesne + -ing

keep Voyager's antenna pointing towards Earth yapısında keep, bir şeyin bir eylemi veya durumu sürdürmesini sağlamak anlamına gelir. Voyager's antenna nesnedir; pointing towards Earth ise antenin ne yapmayı sürdürdüğünü gösteren -ing tümlecidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp keep + nesne + -ing şeklindedir. Bir kişi veya şey, başka bir kişinin ya da şeyin bir eylemi sürdürmesini veya devam eden bir durumda kalmasını sağladığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi keep + nesne + -ing yapısıyla tamamlayın ve parantezdeki sözcükleri doğru biçimde kullanın: During every update, a backup server ____. (the website / run)

Cevabı göster

keeps the website running

The third computer is in charge of storing and handling all of the scientific data and images taken by Voyager's instruments.

1:47

Üçüncü bilgisayar, Voyager'ın cihazları tarafından alınan tüm bilimsel verilerin ve görüntülerin depolanmasından ve işlenmesinden sorumludur.

Voyager doesn't have an operating system,

1:55

Voyager'ın bir işletim sistemi yoktur,

and any kind of programming language would take up too much space. Öbek fiiller

1:57

ve herhangi bir programlama dili çok fazla yer kaplayacaktır.

Öbek fiiller

take up too much space: çok fazla yer kaplamak

Burada take up, “sınırlı bir kaynağın bir bölümünü kaplamak veya kullanmak” anlamına gelir. Bir programlama dili, Voyager'ın ayırabileceğinden daha fazla depolama kapasitesi gerektirirdi. Bu cümlede space, uzayı değil bilgisayar belleğini veya depolama kapasitesini ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp take up + miktar veya kaynak biçimindedir; take up ten megabytes ve take up too much time buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “kabul edilemeyecek kadar fazla depolama kapasitesi kullanmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: This video file will ____ on my tablet.

Cevabı göster

take up too much space

But this isn't the first time Voyager has been updated. Dilbilgisi

2:01

Ancak bu, Voyager'ın ilk güncellenişi değil.

Dilbilgisi

isn't the first time ... has been updated: ilk kez güncellenmiş değil

This isn't the first time + present perfect kalıbı, şu anki olayın daha önce en az bir kez gerçekleştiğini anlatır. This, şu anda konuşulan güncellemeyi gösterirken has been updated bunu Voyager'ın bugüne kadarki geçmişiyle ilişkilendirir. Has been updated, present perfect edilgen yapıdır: has + been + fiilin üçüncü hâli. Edilgen yapı, güncellemeyi kimin yaptığına değil Voyager'ın güncellenmesine odaklanır. Kalıbı This isn't the first time + özne + has/have + fiilin üçüncü hâli şeklinde başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Olayın daha önce gerçekleştiğini ve şimdiyle ilgili olduğunu göstermek için parantezdeki fiili doğru biçimde kullanın: This isn't the first time the app ____ during a call. (crash)

Cevabı göster

has crashed

At Neptune,

2:04

Neptün'de,

the light was 900 times dimmer than it was at Earth. Dilbilgisi

2:05

ışık Dünya'dakinden 900 kat daha sönüktü.

Dilbilgisi

900 times dimmer than: katlı karşılaştırma

900 times dimmer than, bir yerdeki ışığı Dünya'daki ışıkla karşılaştırır. Kalıp sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma noktası şeklindedir; dimmer, daha az parlak demektir. Büyük çarpan, farkın son derece büyük olduğunu vurgular. Bilimsel anlatımda, ölçüm tanımı verilmedikçe bunu kesin bir parlaklık kesri olarak değil, güçlü bir göreli karşılaştırma olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak 900 times + dimmer + than kalıbıyla tamamlayın: In the simulation, the distant lamp looked ____ the nearby lamp.

Cevabı göster

900 times dimmer than

So in order to take pictures,

2:09

Bu yüzden fotoğraf çekebilmek için,

engineers had to reprogram the camera to take longer exposures. Kelime

2:11

mühendisler kamerayı daha uzun pozlamalar yapacak şekilde yeniden programlamak zorunda kaldılar.

Kelime

Fotoğrafçılıkta take longer exposures

Fotoğrafçılıkta take an exposure, sensör veya film ışık toplarken bir görüntüyü kaydetmek anlamına gelir. Longer, bu ışık toplama süresinin uzunluğunu belirtir; dolayısıyla take longer exposures, daha uzun pozlama süreleriyle fotoğraf çekmek demektir. Karanlık bir ortamda bu, kameranın daha fazla ışık toplamasını sağlar. Buradaki exposure bir kamera terimidir; tehlikeye maruz kalma, tanıtım veya yalnızca üstü açık olma anlamına gelmez.

Alıştırma

take, longer ve exposure sözcüklerinden oluşan tam çoğul fotoğrafçılık eşdizimiyle cümleyi tamamlayın: In very low light, photographers often ____.

Cevabı göster

take longer exposures

Once it left Neptune,

2:15

Neptün'den ayrıldıktan sonra,

NASA began shutting down things like the camera and various scientific instruments to save power. Öbek fiiller

2:17

NASA, güç tasarrufu sağlamak için kamera ve çeşitli bilimsel cihazlar gibi donanımları kapatmaya başladı.

Öbek fiiller

Shutting down: ekipmanın çalışmasını durdurmak

Bu cümlede shutting down, kameranın ve bilimsel cihazların çalışmasını durdurmak anlamına gelir. NASA bunu güç kullanımını azaltmak için yapar; burada yalnızca fiziksel bir parçayı kapatmak ya da ekrandaki bir pencereyi gizlemekten söz edilmez. Shut down öbeksi fiili; bir ekipman, sistem, hizmet veya kuruluş çalışmayı bıraktığında kullanılır. Genellikle yalnızca küçük bir işlevin değil, bütün çalışmanın durmasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede shut down, “bir ekipmanın çalışmasını durdurmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The engineer checked the machine before replacing a part.
  2. The engineer shut down the machine before replacing a part.
  3. The engineer moved the machine before replacing a part.
Cevabı göster

The engineer shut down the machine before replacing a part.

But with just 70 kilobytes of memory on board its computer,

2:22

Ancak bilgisayarındaki yalnızca 70 kilobaytlık bellekle,

having lines of code for dead instruments was a waste of space. Dilbilgisi

2:26

devre dışı kalmış cihazlar için kod satırları bulundurmak yer israfıydı.

Dilbilgisi

Having lines of code ... was a waste: özne olarak -ing yan cümleciği

Having lines of code for dead instruments, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir -ing yan cümleciğidir. Artık çalışmayan cihazlar için kod saklama durumu bir bütün olarak ele alınır ve was temel fiildir; having bir continuous tense yapısının parçası değildir. -ing yan cümleciği + be + değerlendirme kalıbı, bir etkinliği veya durumu değerlendirmenizi sağlar: Keeping old files is unnecessary. Burada was a waste, depolama alanının bu şekilde kullanılmasının yararlı bir karşılık sağlamadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing yan cümleciği doğru biçimde özne olarak kullanılmış ve tekil kabul edilmiştir?

  1. Keeping duplicate files were a waste of space.
  2. Keeping duplicate files it was a waste of space.
  3. Keeping duplicate files was a waste of space.
Cevabı göster

Keeping duplicate files was a waste of space.

And so the engineers completely rewrote Voyager's code and performed a software update to make sure it continued to live for the foreseeable future. Kalıp ifadeler

2:30

Böylece mühendisler Voyager'ın kodunu tamamen yeniden yazdılar ve öngörülebilir gelecekte yaşamaya devam etmesini sağlamak için bir yazılım güncellemesi gerçekleştirdiler.

Kalıp ifadeler

for the foreseeable future: öngörülebilir gelecekte

“For the foreseeable future”, şu anda bilinenlere dayanarak makul biçimde öngörülebilen gelecek dönem boyunca demektir. Burada güncellemenin, mühendislerin mevcut koşullarda makul olarak öngörebildiği süre boyunca Voyager'ı çalışır durumda tutmayı amaçladığını belirtir. Bu ifade sabit bir bitiş tarihi değil, temkinli bir beklenti bildirir. Süre uzun olabilir, ancak ifade “sonsuza kadar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “mevcut bilgiler makul bir tahmine izin verdiği sürece” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The repair should keep the bridge safe ____.

Cevabı göster

for the foreseeable future

But how does NASA update such old hardware from 15 billion miles away? Anlatım akışı

2:39

Peki NASA bu kadar eski bir donanımı 15 milyar mil öteden nasıl güncelliyor?

Anlatım akışı

Peki NASA, 15 milyar mil uzaktan bu kadar eski bir donanımı nasıl güncelliyor?

Soru “But” ile başlayarak önceki gerçeği — NASA'nın Voyager'ı güncellediğini — bir sonraki konuya dönüştürür: Bu güncelleme böylesine büyük bir mesafeden nasıl mümkündür? “How” yöntem veya mekanizmayı sorar ve böylece sürecin açıklanmasına zemin hazırlar. Açıklayıcı bir anlatımda bu tür bir soru, izleyiciden cevap beklenmeden ona yöneltilebilir. Bir yön levhası gibi çalışarak sonraki bölümün cevabı vereceğini gösterir.

Alıştırma

Mühendislerin uzay aracının yazılımını değiştirdiğini söyledikten sonra anlatıcı, “But how can they send the update from so far away?” diye soruyor. Sonraki bölüm temel olarak neyi açıklamalıdır?

  1. Güncellemeyi gönderip kurmak için kullanılan yöntem.
  2. Mühendislerin güncelleme yapmaya karar verme nedeni.
  3. Herhangi bir güncellemenin yapılıp yapılmadığı.
Cevabı göster

Güncellemeyi gönderip kurmak için kullanılan yöntem.

To understand how difficult this is, Anlatım akışı

2:45

Bunun ne kadar zor olduğunu anlamak için,

we need to know how the software works on Voyager.

2:47

yazılımın Voyager'da nasıl çalıştığını bilmemiz gerekir.

Anlatım akışı

Amaç kalıbı To understand ..., we need ...

Cümlenin başındaki To understand how difficult this is, ardından gelen bilgilerin amacını belirtir. Konuşmacının anlatmak istediği şudur: “Zorluğu anlamak istiyorsak bazı arka plan bilgilerine ihtiyacımız var.” Bu mastar öbeği, açıklamayı To understand X, we need to know Y kalıbıyla düzenler. Bir eylem sırası sunmaz; X’i anlamak için Y’nin neden gerekli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Kayıtları kontrol etmenin neden gerekli olduğunu açıklamak için cümle başında amaç yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. By checking the logs, we can understand the error.
  2. To understand the error, we need to check the logs.
  3. After we understand the error, we need to check the logs.
Cevabı göster

To understand the error, we need to check the logs.

Voyager runs the latest version of NordVPN.

2:50

Voyager, NordVPN'in en son sürümünü çalıştırıyor.

Not really. Ton ve niyet

2:54

Şaka yapıyorum.

Ton ve niyet

Nazik bir düzeltme olarak Not really.

Burada Not really, önceki cümledeki şakacı iddiayı hemen geri alır. İddianın aslında doğru olmadığını belirtir; ancak konuşmacı keskin bir No demek yerine bunu hafif bir şekilde düzeltir. Daha genel olarak Not really, az önce söylenen bir şeyi reddedebilir, zayıflatabilir veya sınırlandırabilir. Tam işlevi bağlama göre belirlenir: burada bir derece sorusuna yanıt vermek yerine konuşmacının kendi sözlerini düzeltir.

Alıştırma

Leo şaka yaparak “My backpack can fly.” diyor. İddianın tamamı yanlış, fakat tek bir hatalı ayrıntıya odaklanmak yerine kendi şakasını nazikçe düzeltmek istiyor. Hangi yanıt bu niyete en uygundur?

  1. Not exactly.
  2. No. That claim is false.
  3. Not really.
Cevabı göster

Not really.

NordVPN wouldn't fit on Voyager's computers,

2:55

NordVPN Voyager'ın bilgisayarlarına sığmazdı,

but if it did, Dilbilgisi

2:57

ama sığsaydı,

it would do a great job of protecting Voyager from online threats.

2:59

Voyager'ı çevrimiçi tehditlerden korumada harika bir iş çıkarırdı.

Dilbilgisi

Gerçek dışı bir koşul için if it did, ... would do

if it did ifadesindeki did, daha önce geçen fit on Voyager's computers fiil grubunun yerine kullanılan bir yardımcı fiildir. Bu bölüm if NordVPN did fit on those computers anlamına gelir; did burada bir eylemi yapmak anlamındaki asıl fiil değildir. Yazılım gerçekte bilgisayarlara sığmadığı için did, şu anki gerçeğe aykırı bir koşul kurar; would do ise bu koşuldaki hayali sonucu verir. Yeniden kullanılabilecek yapı şöyledir: belirtilen bir şimdiki zaman gerçeği + but if + özne + did, özne + would + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Cümleyi if it did ve drain fiilinin would'lu biçimiyle tamamlayın: The app doesn't run on this phone, but ____, it ____ the battery quickly.

Cevabı göster

if it did · would drain

Whenever you are connected to Wi-Fi,

3:02

Wi-Fi'ye her bağlandığınızda,

especially public Wi-Fi,

3:04

özellikle de halka açık Wi-Fi ağlarına,

your data is constantly at risk from hackers.

3:06

verileriniz sürekli olarak bilgisayar korsanlarının riski altındadır.

With NordVPN,

3:09

NordVPN ile,

you can become instantly protected with just a single click.

3:10

tek bir tıklamayla anında korunur hale gelebilirsiniz.

How many times have you gone to watch a YouTube video or Netflix series

3:14

Kaç kez bir YouTube videosu veya Netflix dizisi izlemeye çalışıp da

only to find it's blocked in your country? Dilbilgisi

3:18

ülkenizde engellendiğini gördünüz?

Dilbilgisi

only to find: amaç değil, beklenmedik bir sonuç

Only to find, bir eylemden sonra gerçekten ne olduğunu açıklar ve genellikle beklenmedik, istenmeyen bir sonucu belirtir. Burada kişi bir şey izlemeye çalışır, ardından erişimin engellendiğini fark eder. to find mastarı, izlemeye gitmenin amacını değil sonucunu ifade eder. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp do something, only to find/discover/learn that + yan cümle şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede only to find neyi belirtir? Leo rushed to the station, only to find that the last train had left.

  1. Her yolculuğunda tekrarlanan bir alışkanlık
  2. Oraya koştuktan sonra ortaya çıkan beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonuç
  3. İstasyona koşmasının amacı
Cevabı göster

Oraya koştuktan sonra ortaya çıkan beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonuç

With NordVPN,

3:20

NordVPN ile,

all you need to do is connect to one of the 5,000 servers, Dilbilgisi

3:21

tek yapmanız gereken 5.000 sunucudan birine bağlanmak,

Dilbilgisi

all you need to do is connect: all ... do is + fiilin yalın hâli

all you need to do is + fiilin yalın hâli kalıbı, bir hedefe ulaşmak için tek bir eylemin yeterli olduğunu belirtir. Buradaki eylem connect fiilidir; to one of the 5,000 servers sözleri bu fiilin anlamını tamamlar. Bu kalıbın yaygın biçiminde is sözcüğünden sonra doğrudan fiilin yalın hâli kullanılır: is connect denir; is to connect veya is connecting denmez. Kalıp ayrıca yönergenin basit ve uygulaması kolay görünmesini sağlar.

Alıştırma

Sonraki eylemi gerekli olan tek adım olarak sunan, all ile başlayan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: To restart the tablet, ____ press and hold the power button.

Cevabı göster

all you need to do is

and suddenly all the content you've been missing will appear.

3:25

ve birdenbire kaçırdığınız tüm içerikler karşınıza çıkacak.

NordVPN has also launched Meshnet,

3:29

NordVPN ayrıca Meshnet'i de başlattı,

the safest way to connect to all of your devices,

3:32

tüm cihazlarınıza bağlanmanın en güvenli yolu,

no matter where you are in the world.

3:34

dünyanın neresinde olursanız olun.

It acts like a local area network

3:37

Tıpkı bir yerel ağ gibi davranır

and creates a secure way to directly access things like personal servers and share files around the world.

3:39

ve kişisel sunucular gibi şeylere doğrudan erişmek ve dünyanın her yerinde dosya paylaşmak için güvenli bir yol oluşturur.

NordVPN works on every major platform

3:46

NordVPN tüm önemli platformlarda çalışır

and can be installed on up to six devices at one time.

3:49

ve aynı anda altı cihaza kadar kurulabilir.

To get NordVPN's 2-year plan plus 4 months for free,

3:52

NordVPN'in 2 yıllık planını ve artı 4 ayı ücretsiz almak için,

visit nordvpn.com/primalspace.

3:56

nordvpn.com/primalspace adresini ziyaret edin.

In order to do a software update on Voyager,

4:00

Voyager'da bir yazılım güncellemesi yapmak için,

NASA needs to install the new code into its computers.

4:03

NASA'nın yeni kodu bilgisayarlarına yüklemesi gerekiyor.

Perhaps the coolest thing about Voyager's computers is the memory.

4:07

Voyager'ın bilgisayarlarının belki de en havalı yanı belleğidir.

Each computer has its own plated wire memory,

4:11

Her bilgisayarın kendi kaplamalı tel belleği vardır,

which stores Voyager's code in its most basic form,

4:13

bu da Voyager'ın kodunu en temel biçimiyle depolar,

ones and zeros.

4:17

yani birler ve sıfırlar.

This memory consists of a physical grid of wires and thin metal plates.

4:18

Bu bellek, tellerden ve ince metal plakalardan oluşan fiziksel bir ızgaradan oluşur.

Each intersection point can be thought of as a single bit of memory, Dilbilgisi

4:23

Her kesişim noktası tek bir bellek biti olarak düşünülebilir,

Dilbilgisi

can be thought of as: faydalı bir model sunmak

Can be thought of as, bir şeyin belirli bir şekilde anlaşılabileceği veya değerlendirilebileceği anlamına gelir. Bu cümlede a single bit of memory, her kesişim noktasını anlamaya yarayan faydalı bir zihinsel model olarak sunulur; iki şeyin kelimenin tam anlamıyla aynı olduğu ileri sürülmez. Yapı can + be + thought of + as + isim öbeği şeklindedir. Bilinmeyen bir fikri daha tanıdık bir kavramla ilişkilendirirken bunun basitleştirilmiş bir anlatım olabileceğine yer bırakmak için kullanın.

Alıştırma

Bunun gerçek bir özdeşlik değil, faydalı bir model olduğunu göstermek için hedef ifadeyi eksiksiz kullanın: For young children, a weekly schedule ____ a map of the week.

Cevabı göster

can be thought of as

and it can store either a one or a zero.

4:27

ve ya bir ya da sıfır depolayabilir.

By passing a current through one of the plates and a specific wire, Dilbilgisi

4:30

Plakalardan birinden ve belirli bir telden bir akım geçirildiğinde,

it would create a magnetic field.

4:33

bir manyetik alan yaratılırdı.

Dilbilgisi

By passing a current: yöntemi anlatan By + -ing

By passing a current, “elektrik akımı geçirme eylemini yöntem olarak kullanmak” anlamına gelir. Cümlenin başındaki by + fiil-ing yapısı, “Sonuç hangi yöntemle ortaya çıkıyor?” sorusunu yanıtlar. Bir sonuçtan önce by + fiil-ing kullanarak o sonucu mümkün kılan eylemi veya süreci açıklayabilirsiniz. Passing, by edatından sonra kullanılan -ing biçimidir; burada by, “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yönergeyi by + hold fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the power button for ten seconds, you can restart the device.

Cevabı göster

By holding

If the magnetic field is in this direction,

4:35

Manyetik alan bu yöndeyse,

it is considered a zero.

4:38

sıfır olarak kabul edilir.

If it goes in the opposite direction,

4:40

Eğer ters yönde giderse,

it's a one.

4:42

birdir.

By passing a current in the opposite direction,

4:43

Zıt yönde bir akım geçirerek,

it would change the direction of the magnetic field and flip the bit to a zero.

4:45

manyetik alanın yönü değiştirilir ve bit sıfıra döndürülürdü.

By doing this for every point,

4:50

Bunu her nokta için yaparak,

you could save these ones and zeros into the memory.

4:52

bu birleri ve sıfırları belleğe kaydedebilirdiniz.

This design was a great choice at the time because it meant that even if the power went out, Dilbilgisi

4:55

Bu tasarım o zamanlar için harika bir seçimdi çünkü güç gitse bile,

the ones and zeros would still be saved to the memory.

5:00

birlerin ve sıfırların yine de belleğe kaydedileceği anlamına geliyordu.

Dilbilgisi

even if ... would still ...: değişmeyen bir sonuç

Even if, olası veya hayal edilen bir aksiliği anlatır: elektrik kesilebilir. Would still be saved ise bu koşulun sonucu değiştirmeyeceğini söyler. even if + koşul, ... would still + fiil kalıbı, elverişsiz bir koşulda bile aynı sonucun geçerli kalacağını vurgular. Buradaki geçmiş biçim went ve would varsayımsal bir durum kurar; gerçekten elektrik kesildiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir aksiliğin sonucu değiştirmeyeceğini söylüyor?

  1. Even if the road was closed, we would still reach the village by train.
  2. Even though the road was closed, we reached the village by train.
  3. If the road was closed, we would cancel the trip.
Cevabı göster

Even if the road was closed, we would still reach the village by train.

It also meant that each bit could be updated.

5:04

Bu aynı zamanda her bir bitin güncellenebileceği anlamına geliyordu.

With just 70 kilobytes of total memory on board Voyager,

5:07

Voyager'da bulunan sadece 70 kilobaytlık toplam bellekle,

the engineers have to be extremely efficient with their code.

5:10

mühendisler kodlarında son derece verimli olmak zorundadır.

Along with this basic machine code,

5:14

Bu temel makine koduyla birlikte,

Voyager has its own pseudocode,

5:16

Voyager'ın kendi sözde kodu (pseudocode) vardır,

basically a series of shortcut commands that can be triggered to carry out repetitive tasks without taking up too much memory. Notlar

5:18

bu temel olarak, çok fazla bellek kaplamadan tekrarlayan görevleri yerine getirmek için tetiklenebilen bir dizi kısayol komutudur.

Öbek fiiller

carry out repetitive tasks: carry out “gerçekleştirmek” demektir

carry out repetitive tasks ifadesinde carry out, “gerçekleştirmek” veya “yerine getirmek” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Kısayol komutları tekrarlanan işleri yapar; herhangi bir şey fiziksel olarak dışarı taşınmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp, carry out + planlanmış bir işi belirten isim şeklindedir. Task, plan, test veya instruction gibi isimlerle kullanılır ve amaçlanan işi uygulamaya koymayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleştirmek veya yerine getirmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The engineers will ____ a safety test tomorrow.

Cevabı göster

carry out

Dilbilgisi

without taking up too much memory yapısındaki without + -ing

Without taking up too much memory, ana düşünceye bir koşul ekler: Komutlar görevleri yerine getirirken aynı zamanda büyük miktarda bellek kullanmaktan kaçınabilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp without + fiil-ing şeklindedir. Without burada bir edat gibi işlev gördüğü için ardından taking gelmelidir; take veya to take bu yapıya uymaz.

Alıştırma

Cümleyi without'tan sonra say fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya left the room without ____ goodbye.

Cevabı göster

saying

An interpreter on board the main computer reads the ones and zeros.

5:26

Ana bilgisayardaki bir yorumlayıcı birleri ve sıfırları okur.

Once it comes across a predetermined code, Öbek fiiller

5:30

Önceden belirlenmiş bir kodla karşılaştığında,

it initiates the pseudocode to carry out a command.

5:33

bir komutu yerine getirmek için sözde kodu başlatır.

Öbek fiiller

comes across: bir işlem sırasında bir şeyle karşılaşmak

Burada comes across, okuma veya tarama sırasında bir şeyle karşılaşmak ya da onu bulmak anlamına gelir. Yorumlayıcı, ikili kodu sırayla işlerken önceden belirlenmiş bir koda ulaşır; burada bir yerin fiziksel olarak karşısına geçme anlamı yoktur. Come across öbek fiili bir kişiyle karşılaşmayı ya da bir nesne veya bilgiyi bulmayı anlatabilir. Özne bir bilgisayar veya program olduğunda, sistemin işlem sırasında bir öğeyle karşılaşması ya da onu algılaması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the inspection, the technician ____ a damaged cable.

Cevabı göster

came across

This saves lots of memory and allows many tasks to be automated without writing out long lines of code. Dilbilgisi

5:36

Bu çok fazla bellek tasarrufu sağlar ve uzun kod satırları yazmadan birçok görevin otomatikleştirilmesine olanak tanır.

Dilbilgisi

allows many tasks to be automated: allow + nesne + edilgen mastar

Allows many tasks to be automated ifadesinde allows, neyin mümkün hâle geldiğini gösterir. Many tasks isim öbeği allows fiilinin nesnesidir, ancak görevler automate eylemine maruz kaldığı için edilgen mastar olan to be automated kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacıdır. Bir özellik, kural veya durum bir şeyin yapılmasını mümkün kıldığında ve işi yapan kişi odak noktası olmadığında bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi store fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: This setting allows backups ____ securely in the cloud.

Cevabı göster

to be stored

But the problem is that humans can't code in just ones and zeros,

5:42

Ancak sorun şu ki, insanlar sadece birler ve sıfırlarla kod yazamazlar,

and so a more advanced language is needed to actually write the code for Voyager.

5:46

ve bu yüzden Voyager için kodu gerçekten yazmak adına daha gelişmiş bir dile ihtiyaç vardır.

On Earth,

5:51

Dünya'da,

Voyager's software was originally written in assembly language with a little bit of FORTRAN.

5:52

Voyager'ın yazılımı başlangıçta bir miktar FORTRAN ile birlikte assembly dilinde yazılmıştı.

Assembly is a very simple language that can be understood by humans,

5:57

Assembly, insanlar tarafından anlaşılabilen çok basit bir dildir,

but is much closer to the basic ones and zeros of machine language.

6:01

ancak makine dilinin temel birlerine ve sıfırlarına çok daha yakındır.

Once the code is complete,

6:05

Kod tamamlandığında,

it gets compiled into machine code, Dilbilgisi

6:06

makine koduna derlenir,

which can be sent to Voyager using the Deep Space Network. Kültür

6:09

ki bu da Deep Space Network kullanılarak Voyager'a gönderilebilir.

Dilbilgisi

gets compiled into machine code: bir süreci anlatan get edilgeni

Buradaki gets compiled, get + geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir get edilgenidir. Kod eylemden etkilenen taraftır; kendisi başka bir şeyi derlemez. Into machine code, değişimin sonucunu belirtir. Get edilgeni, işleme eylemini daha hareketli bir olay gibi gösterir. Bir dizi adım veya iş akışı sırasında bir şeye ne olduğunu açıklarken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi compile fiilinin geniş zamandaki get edilgeni ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: Before the program can run, the source code ____ machine code.

Cevabı göster

gets compiled into

Kültür

the Deep Space Network: NASA'nın özel ad taşıyan iletişim sistemi

The Deep Space Network, NASA'nın uzaktaki uzay araçlarıyla iletişim kurmak için kullandığı, dünyanın çeşitli yerlerindeki büyük yer antenleri ve ilgili tesislerden oluşan sistemin resmî adıdır. Bu cümlede using the Deep Space Network, verileri Voyager'a hangi gerçek iletişim sisteminin taşıdığını açıklar. Dört sözcüğün tamamını tek bir özel ad olarak okuyun; uzayda bulunan, internete benzer genel bir ağ ifadesi olarak anlamayın.

Alıştırma

Örnekte the Deep Space Network neyi ifade ediyor?

  1. NASA'nın uzaktaki uzay araçları için kullandığı yer tabanlı iletişim sistemi
  2. Voyager'ın üzerinde taşınan kablosuz bir ağ
  3. Uzay araştırmacılarının kullandığı halka açık internet
Cevabı göster

NASA'nın uzaktaki uzay araçları için kullandığı yer tabanlı iletişim sistemi

The data is sent to Voyager at a rate of 16 bits per second, Kalıp ifadeler

6:12

Veriler Voyager'a saniyede 16 bit hızında gönderilir,

and it takes almost an entire day to actually reach Voyager. Dilbilgisi

6:16

ve gerçekten Voyager'a ulaşması neredeyse tam bir gün sürer.

Kalıp ifadeler

at a rate of 16 bits per second: saniyede 16 bit hızla

At a rate of, bir zaman birimi içinde ne kadar şeyin gerçekleştiğini veya tamamlandığını belirten ölçülebilir bir hız ya da oran sunar. Burada 16 bits per second, her saniye 16 bit verinin gönderildiği anlamına gelir. Kalıp at a rate of + sayı veya miktar + per + birim şeklindedir. Bu ifade iletim hızını anlatır; daha sonra belirtilen, yaklaşık bir günlük ulaşma gecikmesini anlatmaz.

Alıştırma

İşlem kapasitesini bildirmek için at a rate of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The scanner processes documents at a rate of 40 pages per minute.
  2. The scanner takes at a rate of 40 pages per minute.
  3. The scanner processes documents at a rate of two minutes to finish.
Cevabı göster

The scanner processes documents at a rate of 40 pages per minute.

Dilbilgisi

takes almost an entire day to: it takes + süre + to do

it takes + süre + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin veya sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. it belirli bir nesneyi ifade etmeyen biçimsel öznedir; asıl eylem daha sonra to ile kurulan mastar yapısında yer alır. Buradaki eylem Voyager'a ulaşmaktır. almost an entire day, tam bir günden biraz daha az demektir ve gecikmenin çok uzun olduğunu vurgular. Bu süre, saniyede 16 bitlik gönderim hızından ayrı bir bilgidir.

Alıştırma

Hedef kalıbı ve verilen twenty minutes süresini kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ walk from the station to the museum.

Cevabı göster

takes twenty minutes to

The computers on board Voyager are interrupt-driven. Kelime

6:20

Voyager'daki bilgisayarlar kesme güdümlüdür (interrupt-driven).

This means that the software goes through its usual list of instructions until it gets interrupted. Notlar

6:23

Bu, yazılımın bir kesintiye uğrayana kadar olağan komut listesinden geçtiği anlamına gelir.

Kelime

interrupt-driven: kesme sinyalleriyle tetiklenen

interrupt-driven ifadesindeki interrupt, bir işlemci veya programın mevcut işlem sırasını duraklatıp ilgilenilmesi gereken bir işi ele almasını sağlayan bilgisayar sinyalini belirtir. Burada günlük konuşmada birinin sözünü kesmek anlamına gelmez. Sondaki -driven, “tarafından kontrol edilen, yönlendirilen veya harekete geçirilen” anlamındadır. Interrupt-driven bir sistem, bir kesme onu yanıt vermeye veya görev değiştirmeye yöneltene kadar normal komutlarını izler. Aynı yapı event-driven ve data-driven ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

interrupt-driven hangi durumda doğru bir tanımlamadır?

  1. Bir programcının işi bir kez telefonla bölünür.
  2. Bir program yalnızca tek bir sabit sırayı izler ve sinyallere tepki veremez.
  3. Bir denetleyici, kesme sinyalleri geldiğinde tepki verir.
Cevabı göster

Bir denetleyici, kesme sinyalleri geldiğinde tepki verir.

Öbek fiiller

goes through: her maddeyi sırayla ele alır

Burada goes through, yazılımın listeyi sırayla işleyip her komutu normal çalışma düzeninin bir parçası olarak uyguladığı anlamına gelir. Bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez. Go through; bir listenin, adımlar dizisinin, belgenin veya sürecin tüm bölümlerini incelemek ya da ele almak anlamına gelebilir. Ardından gelen nesne, neyin işlendiğini gösterir.

Alıştırma

'Maya goes through the checklist before opening the lab' cümlesinde goes through ne anlama gelir?

  1. Kontrol listesini çöpe atar.
  2. Maddeleri tek tek kontrol eder veya ele alır.
  3. Kontrol listesinin içinden fiziksel olarak yürür.
Cevabı göster

Maddeleri tek tek kontrol eder veya ele alır.

Dilbilgisi

until it gets interrupted: kesintiye uğrayana kadar

Until, yazılımın normal sürecinin zaman sınırını gösterir: yazılım, kesinti gerçekleştiği ana kadar talimatlarını uygulamaya devam eder. Burada gets interrupted, dışarıdan gelen bir olayın süreci durdurduğu anlamına gelir. Bu yan cümle normal çalışmanın ne zaman sona erdiğini gösterir; yazılımın ve kesintinin aynı anda devam ettiği bir süreyi anlatmaz.

Alıştırma

Yazılımın önce devam ettiğini ve kesinti olduğunda durduğunu açıkça gösteren cümle hangisidir?

  1. The software runs while the technician is checking it.
  2. The software runs until it gets interrupted.
  3. The software runs after the technician restarts it.
Cevabı göster

The software runs until it gets interrupted.

When an update is sent to Voyager,

6:28

Voyager'a bir güncelleme gönderildiğinde,

it carries an interrupt signal.

6:30

bir kesme sinyali taşır.

When Voyager receives this,

6:32

Voyager bunu aldığında,

it tells the main computer to stop what it's doing

6:34

ana bilgisayara ne yapıyorsa durmasını söyler

and instead work on the update instructions.

6:36

ve bunun yerine güncelleme talimatları üzerinde çalışmasını sağlar.

It then unloads the new code into the memory,

6:39

Ardından yeni kodu belleğe yükleyerek,

flipping all the bits to their new position.

6:42

tüm bitleri yeni konumlarına çevirir.

The code is then read through to check that everything is correct, Öbek fiiller

6:45

Daha sonra her şeyin doğru olduğundan emin olmak için kod baştan sona okunur,

Öbek fiiller

read through: baştan sona okumak

Read through, bir şeyi başından sonuna kadar tamamen okumak anlamına gelen bir öbek fiildir. Genellikle metnin tamamını kontrol etmek veya anlamak için dikkatli okumayı anlatır. Bu cümlede tamamen incelenen şey koddur. Through, içeriğin tamamının ele alındığını vurgular; fiziksel bir nesnenin “içinden” okuma anlamı taşımaz. To check that everything is correct bölümü, burada eksiksiz bir kontrol yapıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Raporun tamamını incelemek anlamındaki öbek fiili boşluğa yazın: Before I send the report, I ____ it carefully.

Cevabı göster

read through

and then the main computer kicks it into gear and returns to normal operations. Deyimler

6:48

ve ardından ana bilgisayar tekrar harekete geçer ve normal operasyonlarına döner.

Deyimler

“kicks it into gear”: onu çalışmaya başlatır

“Kicks it into gear” ifadesindeki kick something into gear, bir şeyi çalışmaya başlatmak veya etkin ve verimli bir duruma geçirmek anlamına gelen ettirgen bir deyimdir. Burada gerçek bir tekme ya da dişli söz konusu değildir. Buradaki it, yeni yüklenen kodu veya onunla bağlantılı çalışma sürecini ifade eder. Ana bilgisayar bu süreci etkinleştirir ve böylece normal işlemler yeniden başlayabilir. Yapı kick + nesne + into gear şeklindedir; nesne, neyin etkinleştirildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için kick + the staff + into gear yapısının basit geçmiş zamanını kullanın: The surprise inspection ____.

Cevabı göster

kicked the staff into gear

Over the years,

6:52

Yıllar içinde,

Voyager has received a long list of updates and patches to fix and improve how it operates.

6:53

Voyager, çalışma şeklini düzeltmek ve iyileştirmek için uzun bir güncelleme ve yama listesi aldı.

In 1995,

6:59

1995 yılında,

an update was written that would basically restart certain components if they failed.

7:00

arıza yapmaları durumunda belirli bileşenleri temel olarak yeniden başlatacak bir güncelleme yazıldı.

In 2014,

7:05

2014 yılında,

some 20 years after the code was written, Kelime

7:06

kodun yazılmasından yaklaşık 20 yıl sonra,

this code saved Voyager 1 when a piece of hardware malfunctioned.

7:09

bir donanım parçası arızalandığında bu kod Voyager 1'i kurtardı.

Kelime

“some 20 years”: some yaklaşık bir sayı belirtir

“Some”, bir sayının önünde kullanıldığında yaklaşık bir değer belirtebilir. “Some 20 years after”, “yaklaşık 20 yıl sonra” demektir; some, bu yılların bir bölümünü değil, 20 years miktarının tamamını niteler. Bu yapı özenli anlatımlarda ve haber dilinde yaygındır. Sayıyı dikkat çekici de gösterebilir, ancak buradaki temel görevi rakamın kesin olmadığını belirtmektir.

Alıştırma

“some 30 years after the school closed” ne anlama gelir?

  1. Okulun kapanmasından yaklaşık 30 yıl sonra
  2. Okulun kapanmasından 30 yıldan fazla bir süre sonra
  3. 30 yıllık bir dönemden seçilen birkaç yıl sırasında
Cevabı göster

Okulun kapanmasından yaklaşık 30 yıl sonra

In 2010,

7:13

2010 yılında,

a single bit of Voyager's memory was flipped,

7:14

Voyager'ın belleğindeki tek bir bit tersine döndü,

changing a zero to a one.

7:17

ve bir sıfır bire dönüştü.

This caused computers to lose sync with each other, Kalıp ifadeler

7:19

Bu, bilgisayarların birbirleriyle senkronizasyonunu kaybetmesine neden oldu,

Kalıp ifadeler

lose sync with each other: birbiriyle senkronunu kaybetmek

lose sync with each other, iki veya daha fazla şeyin zaman, sıra ya da durum bakımından artık uyuşmaması demektir. Burada bilgisayarlar zamanlamalarını birbiriyle uyumlu tutamaz hâle gelmiştir. lose, uyumlu durumdan uyumsuz duruma geçişi; with each other ise ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: her bilgisayar diğerleriyle uyumunu kaybeder. Bu kalıp cihazlar, ses ve görüntü, veri kopyaları veya aynı ritmi izleyen insanlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? If one clock starts running slowly, the two devices may ...

  1. lose track of each other
  2. lose sync with each other
  3. lose touch with each other
Cevabı göster

lose sync with each other

and the commands started happening 2 1/2 hours later than expected.

7:21

ve komutlar beklenenden 2 buçuk saat sonra gerçekleşmeye başladı.

A software update was sent up to flip the faulty bit back into its correct position.

7:25

Hatalı biti tekrar doğru konumuna çevirmek için bir yazılım güncellemesi gönderildi.

It's amazing stories like these that have allowed these iconic space probes to survive almost 50 years in space. Dilbilgisi

7:30

Bu ikonik uzay sondalarının uzayda neredeyse 50 yıl hayatta kalmasını sağlayan şey, işte bunun gibi harika hikayelerdir.

Dilbilgisi

It's X that ...: it-cleft ile X'i vurgulamak

It is/was X that ... kalıbına it-cleft vurgulu yapı denir. X'i güçlü bir odak konumuna getirir. Bu cümlede X, amazing stories like these ifadesidir ve az önce anlatılan onarım olaylarına gönderme yapar; yapı, bu olayları sondaların uzun süre dayanmasının temel nedeni olarak sunar. It's içindeki it belirli bir şeyi göstermez; yalnızca dil bilgisel yapıyı kurar. that yan cümlesi mesajın geri kalanını verir. Vurgulanan stories adı çoğul olduğu için have onunla uyumludur. Özel vurgu olmadan cümle Amazing stories like these have allowed ... diye başlar.

Alıştırma

Etkinliğin başarılı olmasının nedeni olarak the backup plan ifadesini vurgulayan it-cleft cümlesi hangisidir?

  1. The event succeeded after the backup plan changed.
  2. It's the backup plan that allowed the event to succeed.
  3. The backup plan allowed the event to succeed.
Cevabı göster

It's the backup plan that allowed the event to succeed.

It's incredible that the physical wires, transistors, and hardware on board Voyager's computers

7:37

Voyager'ın bilgisayarlarında bulunan fiziksel kabloların, transistörlerin ve donanımın

are still operating as intended after all this time. Kalıp ifadeler

7:42

bunca zamandan sonra hala amaçlandığı gibi çalışıyor olması inanılmaz.

Kalıp ifadeler

operating as intended: tasarlandığı gibi çalışmak

Bu cümlede operating as intended, fiziksel parçaların tasarımcıların planladığı biçimde hâlâ çalıştığı anlamına gelir. Intended, planlanan tasarımı veya sonucu anlatır; donanımın kendi niyeti olduğu anlamına gelmez. Yapı operate + as intended biçimindedir. Burada as intended, as the item or system was intended to operate anlamına gelen kısaltılmış bir yan cümledir. Bu kalıbı bir makinenin, sistemin veya sürecin tasarım amacına uygun çalışıp çalışmadığını belirtmek için kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamla: During the final test, the new sensor is ____.

Cevabı göster

operating as intended

And now for the Primal Space giveaway.

7:46

Ve şimdi Primal Space çekilişi zamanı.

The winner of the previous giveaway is Yasmine.

7:49

Önceki çekilişin kazananı Yasmine.

Congratulations.

7:52

Tebrikler.

In the next video,

7:53

Bir sonraki videoda,

we'll be giving away this Primal Space designed Voyager poster.

7:54

bu Primal Space tasarımı Voyager posterini hediye edeceğiz.

All you need to do is sign up at the link below,

7:58

Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,

like the video,

8:00

videoyu beğenmek,

and leave a comment

8:01

ve yorum bırakarak

saying where you would send a Voyager 3 if it launched today.

8:02

Voyager 3 bugün fırlatılsaydı onu nereye göndereceğinizi söylemek.

Thank you very much for watching,

8:07

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim,

and I'll see you in the next video.

8:08

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.