Kâhyalar 🎩 ✨ | TAM BLUEY MİNİ BÖLÜMÜ | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
429 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Yeni bir uşak, Bluey ile Bingo’nun gösterişli hayal evini gezer; burada uzman görevliler sıra dışı icatlarla ve çocukların sürekli değişen istekleriyle ilgilenir. Mutfak ve tuvalet görevlerinin ne kadar zor olduğunu öğrendikten sonra spa küvetini temiz tutmakla görevlendirilir; tam o sırada evin tamamı Uçuş Modu’na geçer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Do come in. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Do sözcüğünün olumlu bir daveti güçlendirerek ifadeye özellikle sıcak ve nazik bir ton kattığını anlayın. Misafir karşılanırken bu kullanımı tanıyabilir ve yalnızca Come in demenin fazla kısa veya sert gelebileceği durumlarda kullanabilirsiniz. 2. should've followed my dad into banking. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Should have ve geçmiş zaman ortacı yapısının, geçmişte yapılmamış bir seçimle ilgili pişmanlığı nasıl anlattığını öğrenin. Geçmiş bir kararınızı değerlendirirken, bugünden bakıldığında başka bir yolun daha iyi olacağını ifade edebilirsiniz. 3. fish out — Öbekli Fiiller: Bir şeyi sudan, bir kabın içinden veya dar bir yerden, çoğu zaman biraz uğraşarak çıkarmak anlamını kavrayın. Bu ifadeyi havuzdan oyuncak alma, çantadan bir nesne bulup çıkarma ya da makineye sıkışan bir parçayı çıkarma durumlarında kullanabilirsiniz.

Bu derste

Bluey and Bingo's dreamhouse

0:02

Bluey ve Bingo'nun rüya evi

how may I help you? Ton ve niyet

0:12

size nasıl yardımcı olabilirim?

Ton ve niyet

How may I help you?: kibar bir hizmet karşılama ifadesi

How may I help you?, bir müşteriyi veya ziyaretçiyi neye ihtiyaç duyduğunu açıklamaya davet eden kibar bir açılış ifadesidir. Konuşan kişi aktif olarak yardım teklif eder. may I yapısındaki may olasılık bildirmez; hizmet teklifini nazik ve ilgili bir hâle getirir.

Alıştırma

Bir otel resepsiyonunda kibar ve nispeten resmî bir hizmet açılışı olarak en uygun cümle hangisidir?

  1. How may I help you?
  2. How do I help you now?
  3. How must I help you?
Cevabı göster

How may I help you?

Oh, my name is Barnsley.

0:13

Oh, benim adım Barnsley.

I'm here for the new butler's job. Kalıp ifadeler

0:15

Yeni uşak işi için gelmiştim.

Kalıp ifadeler

I'm here for + isim: geliş amacını belirtmek

I'm here for + isim veya isim öbeği, bir yere gelme nedenini belirtir; özellikle kayıt yaptırırken ya da resepsiyon görevlisiyle konuşurken kullanılır. Bu cümlede for the new butler's job, konuşanın başvurmak için geldiği pozisyonu belirtir. Burada here for, işi desteklemek anlamına gelmez. here konuşanın bulunduğu yeri, for ise ziyaret amacını gösterir.

Alıştırma

Kayıt cümlesini doğru edatla tamamlayın: I'm here ____ my two o'clock appointment.

Cevabı göster

for

Oh yes, Barnsley.

0:16

Oh evet, Barnsley.

Good to meet you.

0:18

Tanıştığıma memnun oldum.

My name is Monty.

0:18

Benim adım Monty.

I'm head butler. Kelime

0:20

Ben baş uşağım.

Kelime

head butler: “baş veya sorumlu” anlamındaki head

head butler ifadesinde head, butler görev adını niteler ve “baş” ya da “sorumlu kişi” anlamına gelir. Konuşan kişi en üst rütbeli uşak olduğunu veya uşak ekibini yönettiğini söylüyor; burada head bir vücut bölümünü anlatmaz. Aynı kalıp head chef ve head teacher gibi yerleşik unvanlarda da görülür: head + görev adı, o rolü veya ekibi yöneten kişiyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede head sorumlu kişiyi ifade eder?

  1. The head chef leads the kitchen team.
  2. Sam bumped his head in the kitchen.
  3. Please turn your head toward the chef.
Cevabı göster

The head chef leads the kitchen team.

Do come in. Ton ve niyet

0:21

Lütfen içeri girin.

Ton ve niyet

Do come in: sıcak bir davette vurgulayıcı do

Do come in olumlu bir emir cümlesidir. Buradaki do, yalın fiil come'dan önce gelen vurgulayıcı bir yardımcı fiildir; ayrı bir eylem anlatmaz. Come in ile karşılaştırıldığında do eklemek daveti daha güçlü biçimde teşvik edici yapar ve daha sıcak ya da nazik duyulmasını sağlayabilir. Aktarılabilir kalıp do + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin Do sit down.

Alıştırma

Come in davetine vurgulayıcı do ekleyerek cümleyi tamamlayın: It's cold outside. ____ and warm up.

Cevabı göster

Do come in

Oh, yeah.

0:23

Oh, evet.

Watch out for that. Öbek fiiller

0:24

Şuna dikkat edin.

Öbek fiiller

Watch out for that: belirli bir tehlikeyi belirtme

Watch out for + isim veya zamir, karşıdaki kişiye hangi tehlikeye ya da engele dikkat etmesi gerektiğini söyleyen doğrudan bir uyarıdır. Bu cümlede that, yakında bulunan ve kaçınılması gereken belirli bir şeyi gösterir. Watch out for bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Burada watch yalnızca bakmak anlamına gelmez. Watch out tek başına bir uyarı olabilir; for ise tehlikenin kaynağını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle doğru şekilde uyarıda bulunur ve gevşek kabloyu tehlike olarak belirtir?

  1. Watch for the loose cable.
  2. Watch out for the loose cable.
  3. Watch the loose cable.
Cevabı göster

Watch out for the loose cable.

The children set up traps in case their parents try and make them go to bed. Notlar

0:25

Çocuklar, ebeveynleri onları yatmaya zorlarsa diye tuzaklar kurarlar.

Öbek fiiller

set up traps: tuzakları hazırlayıp yerleştirmek

set up traps ifadesinde set up, tuzakları çalışmaya hazır olacak şekilde düzenlemek ve hazırlamak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; up burada yukarı doğru bir yön belirtmez. Aynı temel fikir nesneye göre biraz değişir: set up equipment ekipmanı kurmak veya hazırlamak, set up a meeting toplantı ayarlamak, set up a system ise çalışabilecek bir sistem oluşturup düzenlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve düzenleyip hazırlamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The volunteers will ____ the tables before lunch.

Cevabı göster

set up

Dilbilgisi

in case: olası bir soruna önceden hazırlanmak

In case, gelecekte gerçekleşebilecek bir durumu tanıtır ve birinin neden şimdiden önlem aldığını açıklar. Bu cümlede çocuklar, anne babaları onları yatağa göndermeye çalışabileceği için tuzakları önceden kurar. Aktarılabilir kalıp önlem + in case + olası durum şeklindedir. Olası durum hiç gerçekleşmeyebilir; önceki eylem yine de ona karşı hazırlık amacı taşır.

Alıştırma

Önlem bildiren ifadeyi tamamlayın: Save a copy ____ the file gets damaged.

Cevabı göster

in case

Dilbilgisi

make them go: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make them go to bed ifadesinde make ettirgen anlam taşır: anne babanın çocukların gitmesini sağladığını veya gitmelerini istediğini belirtir. Them, eylemden etkilenen kişileri gösteren nesnedir; go ise onların yaptığı eylemdir. Etken make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbında fiilden önce to kullanılmaz: make them to go değil, make them go denir. Aynı kalıp make me laugh ve make everyone wait ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

wait fiilinin doğru biçimini kullanın: The teacher made us ____ outside.

Cevabı göster

wait

C'mon

0:28

Gelin.

Off we go. Kalıp ifadeler

0:29

Gidiyoruz.

Kalıp ifadeler

Off we go: başlamayı bildiren sözlü ifade

Off we go, bir hareketin veya etkinliğin tam başladığı anda kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada konuşmayı kapıdaki selamlaşmadan turun başlangıcına taşır; “Haydi gidelim” veya “Şimdi başlıyoruz” anlamına gelir. off bir yerden uzaklaşma anlamı taşıyabilse de bütün ifade, “biz ayrılıyoruz” şeklinde gerçek bir durum bildirimi değildir. Gruba neşeli biçimde harekete geçme işareti verir.

Alıştırma

Herkes hazır ve otobüsün kapıları kapalı. Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____!

Cevabı göster

Off we go

This is the entry room.

0:30

Burası giriş odası.

Bluey is the best.

0:32

Bluey en iyisi.

Bingo is the best.

0:33

Bingo en iyisi.

Pretty fancy.

0:34

Oldukça lüks.

What are all the blue buttons?

0:36

Tüm o mavi düğmeler ne işe yarıyor?

Oh, well, the children ordered a bubble tea dispenser

0:37

Oh, şey, çocuklar bir bubble tea makinesi sipariş etti,

to be located at least every four metres at all times. Notlar

0:40

ve her an en az dört metrede bir bulunması gerekiyor.

Dilbilgisi

to be located: konum bildiren edilgen infinitive

to be located, to be + geçmiş zaman ortacı yapısında edilgen bir infinitive biçimidir. Buradaki kalıp order + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Otomatın başına ne gelmesi gerektiğini, yani konumunun başka biri tarafından belirlenmesini anlatır. Burada located “bulunmuş” değil, “belirli bir yerde bulunan veya yerleştirilen” anlamına gelir. Yerleştiren kişiden çok nesne ve nesnenin zorunlu konumu önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi locate fiilinin edilgen infinitive biçimiyle tamamlayın: The emergency phone is required ____ near the entrance.

Cevabı göster

to be located

Kalıp ifadeler

at least every four metres: asgari yoğunluk ve azami aralık

At least every four metres, mekân boyunca asgari bulunma sıklığını belirtir. Bir sonraki sebile kadar olan mesafe dört metreyi aşmamalıdır; dolayısıyla yan yana iki sebil arasındaki mesafe en fazla dört metre olabilir. Daha sık yerleştirmeye izin verilir. Every four metres, bir yol veya alan boyunca aralığın tekrarlandığını anlatır. Yalnızca başlangıçtan dört metre uzaktaki tek bir noktayı göstermez.

Alıştırma

Güzergâhın her dört kilometrelik bölümünde en az bir su istasyonu bulunmasını şart koşarken daha kısa aralıklara izin veren cümle hangisidir?

  1. There must be one water station at the four-kilometre point.
  2. Water stations must be at least four kilometres apart.
  3. A water station must appear at least every four kilometres along the route.
Cevabı göster

A water station must appear at least every four kilometres along the route.

Kalıp ifadeler

at all times: istisnasız geçerli bir kural

At all times, “ilgili dönemin tamamı boyunca, istisnasız” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada gerekli yerleşim aralığının yalnızca sebiller kullanılırken değil, sürekli korunması gerektiğini belirtir. Bu ifadede times, birbirinden ayrı zamanları saymaz. Sözcükler birlikte bir kuralın kesintisiz olarak geçerli olduğunu anlatır.

Alıştırma

“İlgili dönemin tamamı boyunca, istisnasız” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle bu resmî güvenlik kuralını tamamlayın: Safety glasses must be worn ____.

Cevabı göster

at all times

Fascinating.

0:45

Büyüleyici.

All of our dreamhouse inventions are designed by our science butler, Jerry Lee. Dilbilgisi

0:47

Rüya evindeki tüm icatlarımız bilim uşağımız Jerry Lee tarafından tasarlanıyor.

Dilbilgisi

are designed by: edilgen yapıyla tasarımcıyı belirtme

are designed by yapısında inventions eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: birisi bu icatları tasarlar. Kalıp be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir; by ise tasarımı yapan kişiyi belirtir. Bu anlatım önce icatları öne çıkarır, ardından tasarımcıyı söyler. Ana konu bir ürün, bina, uygulama veya sanat eseri olduğunda da aynı kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi be designed by yapısının geniş zaman biçimiyle tamamla: This app ____ our school team.

Cevabı göster

is designed by

What's he making now?

0:51

Şimdi ne yapıyor?

Ah, well, the children's ballgowns drop lots of sequins on the carpet.

0:52

Ah, şey, çocukların balo elbiseleri halıya çok fazla payet döküyor.

So Jerry Lee has made a robot that picks them up again, Öbek fiiller

0:57

Bu yüzden Jerry Lee onları tekrar toplayan bir robot yaptı,

Öbek fiiller

picks them up: yerden alma anlamı ve zamirin yeri

Burada picks them up, küçük nesneleri yerden veya alçak bir yerden kaldırmak ya da toplamak demektir. Onları seçmek anlamına gelmez. pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamiri fiil ile up arasına koy: pick them up denir, pick up them denmez.

Alıştırma

The cards fell onto the floor. Cümleyi pick up ve them zamiriyle tamamla: Please ____.

Cevabı göster

pick them up

and then Fred, our sequins butler, sticks them back on. Öbek fiiller

0:59

ve sonra payet uşağımız Fred, onları geri yapıştırıyor.

Öbek fiiller

sticks them back on: bir şeyi yüzeye yeniden yapıştırmak

Burada sticks, yapışkan bir yüzey ya da madde kullanarak bir şeyi tutturmak anlamında bir fiildir. Them payetleri gösterir; back ise payetlerin daha önce tutturuldukları yere döndüğünü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp stick + nesne + back on (+ yüzey) şeklindedir: Stick the label back on the box. Nesne bir zamirse stick ile back arasına gelir: stick it back on denir, stick back it on denmez.

Alıştırma

Cümleyi stick + zamir + back on kalıbıyla tamamlayın: The sticker came off the notebook. Please ____.

Cevabı göster

stick it back on

This is Harlow, our kitchen butler.

1:06

Bu da mutfak uşağımız Harlow.

Hello.

1:08

Merhaba.

No, you mustn't interrupt Harlow. Ton ve niyet

1:09

Hayır, Harlow'u bölmemelisiniz.

Ton ve niyet

mustn't interrupt: kesin bir yasak

Mustn't interrupt, must not interrupt anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin Harlow'ın sözünü kesmesini veya işini bölmesini kesin bir biçimde engelliyor. Mustn't bir yasak belirtir. Ardından to kullanılmadan fiilin yalın hâli gelir: mustn't interrupt.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın sözünü kesmenin yasak olduğunu en açık biçimde ifade eder?

  1. You don't have to interrupt the speaker.
  2. You shouldn't interrupt the speaker.
  3. You mustn't interrupt the speaker.
Cevabı göster

You mustn't interrupt the speaker.

He is the busiest butler in the whole dreamhouse Dilbilgisi

1:10

O, tüm rüya evindeki en meşgul uşaktır.

Dilbilgisi

the busiest ... in the whole ...: eksiksiz bir alan içindeki en üstünlük

The busiest butler, busy sıfatının en üstünlük biçimi olan busiest'i kullanır: busy → busiest. Tekil ve sayılabilen bir isimden önce yaygın kalıp the + en üstünlük sıfatı + isim şeklindedir. Burada, karşılaştırılan gruptaki başka hiçbir uşağın ondan daha meşgul olmadığı anlatılır. In the whole dreamhouse karşılaştırma alanını belirler. Whole, rüya evinin tamamının bu alana dahil olduğunu vurgular. Kullanılabilir kalıp the + en üstünlük + isim + in the whole + yer veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi busy sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: The lunch counter is ____ place in the whole school.

Cevabı göster

the busiest

Oh, no.

1:13

Oh, hayır.

Now that ding means the children have ordered some food. Kelime

1:14

Şu zil sesi, çocukların yemek sipariş ettiği anlamına geliyor.

Kelime

that ding means ...: bir sinyalin neyi gösterdiğini söylemek

That ding, az önce duyulan kısa ve zil benzeri belirli bir sesi gösterir. Means, bu sesin taşıdığı mesajı veya bu sesten çıkarılan sonucu açıklar: «ding» sesi çocukların yemek sipariş ettiğini gösterir. Burada mean bir sözcüğün tanımını vermek için kullanılmaz. Sinyal, işaret veya ses + means + yan cümle kalıbı, bir sinyalin hangi bilgiyi verdiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede means ne anlatır? That flashing light means the battery is low.

  1. Yanıp sönen ışığın pilin azalmasına neden olduğunu söyler.
  2. Yanıp sönen ışığın hangi bilgiyi verdiğini söyler.
  3. Flashing light ifadesinin sözlük tanımını sorar.
Cevabı göster

Yanıp sönen ışığın hangi bilgiyi verdiğini söyler.

Okay, Bluey wants a fairy bread sausage sandwich, Kültür

1:18

Tamam, Bluey perili ekmekli sosisli sandviç istiyor,

Kültür

fairy bread: Avustralya ve Yeni Zelanda'da bir çocuk partisi yiyeceği

fairy bread, Avustralya ve Yeni Zelanda'da çocuk partilerinde yaygın olarak sunulan bir yiyeceğin yerleşik adıdır. Genellikle tereyağı veya margarin sürülmüş beyaz ekmeğin renkli şekerlemelerle kaplanmasıyla yapılır; bu küçük şekerlemelere orada sık sık hundreds and thousands da denir. Bu cümlede fairy bread, sihirli perilerle ilgili bir ekmeği değil, bu yiyeceği adlandırır. Bu bilgi, turuncu şekerlemelerin neden yiyeceğin malzemelerinden biri olarak ele alındığını da açıklar.

Alıştırma

fairy bread normalde neyi ifade eder?

  1. Tereyağı veya margarin sürülmüş ve renkli şekerlemelerle kaplanmış beyaz ekmek.
  2. Üzerinde hiçbir ek malzeme olmayan sade bir sosisli sandviç.
  3. Bir fantastik hikâyede periler için yapılmış ekmek.
Cevabı göster

Tereyağı veya margarin sürülmüş ve renkli şekerlemelerle kaplanmış beyaz ekmek.

but with no orange sprinkles, Kalıp ifadeler

1:21

ama turuncu renkli süsleme şekeri olmadan,

Kalıp ifadeler

but with no orange sprinkles: siparişten bir malzemeyi çıkarma

but with no orange sprinkles ifadesinde but, daha önce verilen siparişte bir değişiklik başlatır: Bluey ürünü istiyor, ancak içinde hiç turuncu şekerleme olmamalıdır. with no + isim kalıbı, bir şeyde söz konusu malzemenin, parçanın veya özelliğin hiç bulunmaması gerektiğini belirtir. Ana ürünü söyledikten sonra but with no ... kalıbı, kişiselleştirme isteği eklemenin kısa ve konuşma diline uygun bir yoludur. Bir karşıtlığı vurgulamak gerekmiyorsa but olmadan with no ... da istenen çeşidi tek başına tanımlayabilir.

Alıştırma

Siparişi but with no şeklindeki üç kelimelik kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: I'd like the burger, ____ onions, please.

Cevabı göster

but with no

and the sausage has to be cut up, Dilbilgisi

1:22

ve sosis dilimlenmiş olmalı,

Dilbilgisi

has to be cut up: edilgen yapıda zorunluluk

Has to zorunluluk bildirir. Be cut up edilgen yapıdadır: sosis kesme eylemini yapmaz, bu eyleme maruz kalır. Dolayısıyla has to be cut up, birinin sosisi parçalara ayırması gerektiği anlamına gelir. Burada cut up, yalnızca tek bir kesik atmak değil, “birkaç küçük parçaya kesmek” demektir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp, bir şeyin bir eyleme uğramasının gerekli olduğunu belirten özne + has/have to be + fiilin üçüncü hâli yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi has to ve cut up kullanarak tamamlayın: The sausage ____ before we serve it.

Cevabı göster

has to be cut up

and the tomato sauce needs to be not the sugar-free tomato sauce. Dilbilgisi

1:24

ve domates sosu, şekersiz domates sosu olmamalı.

Dilbilgisi

needs to be not the sugar-free tomato sauce: belirli bir türü dışlama

Bu cümlede not the sugar-free tomato sauce belirli bir türü dışarıda bırakır: istenen sos şekersiz tür olamaz. Konuşan kişi needs to be ile söze başlayıp ardından bu seçeneği reddetmek için not the... ifadesini ekler. Bu sözcük sırası bir çocuğun doğaçlama konuşmasında anlaşılabilir, ancak genel bir kalıp olarak kulağa hantallaşmış gelir. Çoğu konuşma ve yazıda It needs to be the regular tomato sauce örneğindeki gibi istenen türü doğrudan belirtmek ya da It can't be the sugar-free tomato sauce gibi daha açık bir olumsuz yapı kullanmak daha doğaldır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Açık bir yazılı siparişte "The tomato sauce needs to be not the sugar-free tomato sauce" en doğal standart ifadedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Okay, I can do that.

1:27

Tamam, bunu yapabilirim.

Oh, what now?

1:30

Oh, şimdi ne var?

Oh, she's changed her mind. Kalıp ifadeler

1:32

Oh, fikrini değiştirmiş.

Kalıp ifadeler

change one's mind: önceki bir kararı değiştirmek

Change one's mind, daha önceki bir kararı, planı veya görüşü farklı bir tanesiyle değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede changed her mind, onun şimdiki seçiminin öncekinden farklı olduğunu belirtir; mind burada beyin değil, karar veya tercih anlamındadır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: change my, your, his, her, our or their mind. She's changed, she has changed ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect bu yakın zamandaki değişikliği şimdiki duruma bağlar.

Alıştırma

Cümleyi Ben'e uygun change one's mind biçimiyle tamamlayın: Ben chose blue, but then he ____ and chose green.

Cevabı göster

changed his mind

She doesn't like fairy bread sausage sandwiches anymore. Dilbilgisi

1:33

Artık perili ekmekli sosisli sandviç sevmiyormuş.

Dilbilgisi

doesn't like ... anymore: sona ermiş bir tercih

Doesn't like ... anymore, önceki bir tercihin sona erdiğini belirtir: daha önce seviyordu, ancak şimdi sevmiyor. Anymore, önceki bir durumun artık geçerli olmadığı anlamını ekler; burada “daha fazla” demek değildir. Yeniden kullanılabilen yapı subject + don't/doesn't + verb + ... + anymore biçimindedir. I, you, we ve they ile don't; he, she ve it ile doesn't kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doesn't like ... anymore kullanarak tamamlayın: Leo used to like the game, but now he ____ it ____.

Cevabı göster

doesn't like · anymore

Okay, now she wants a big bowl of citrus lime ice cream,

1:36

Tamam, şimdi büyük bir kase narenciyeli misket limonu dondurması istiyor,

but then poke big holes in it with your fingers to make lots of tunnels, Kalıp ifadeler

1:40

ama birçok tünel yapmak için parmaklarınızla içine büyük delikler açıp,

Kalıp ifadeler

poke big holes in it: odaklı ve sivri bir hareketle delik açmak

Burada poke big holes in it, parmakları malzemenin belirli noktalarına bastırıp büyük delikler oluşturmak demektir. Yaygın kalıp poke a hole/holes in + nesne biçimindedir. Poke, make fiilinden daha belirgin bir hareket anlatır ve push fiilinden farklıdır: parmakla ya da ince, sivri uçlu bir nesneyle yapılan kısa ve odaklı bir hareketi ifade eder. Big, holes sözcüğünü niteler; it malzemeyi, with your fingers ise kullanılan aracı belirtir.

Alıştırma

Hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: Before baking, use a fork to ____ the dough so steam can escape.

Cevabı göster

poke a few holes in

and then pour freezy chocolate into those tunnels,

1:43

sonra o tünellere donan çikolata döküp,

and then let it freeze, Dilbilgisi

1:45

sonra donmasına izin verip,

Dilbilgisi

let it freeze: let + nesne + fiilin yalın hâli

Bu cümlede let it freeze, nesneyi kendi hâline bırakıp donmasına veya katılaşmasına izin vermek demektir. Değişim nesnenin başına gelir; let, konuşanın onu doğrudan dondurduğu anlamına gelmez. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: let + it + freeze. Let sözcüğünden sonra to eklenmez. Bu kalıp başka nesneler ve fiillerin yalın hâlleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını cool ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The soup is very hot, so ____ before you taste it.

Cevabı göster

let it cool

and then spell my name out with hundreds-and-thousands on top, Notlar

1:46

ardından üzerine yüzlerce ve binlerce renkli şekerle adımı heceleyeceksin,

Öbek fiiller

spell my name out: adımın her harfini açıkça göstermek

Bu cümlede spell my name out, şeker süsleriyle adın bütün harflerini açıkça oluşturmak anlamına gelir. out, adın tamamının eksiksiz gösterildiğini vurgular; dışarı doğru bir hareket anlatmaz. Spell out, bir şeyi harf harf söylemek veya yazmak anlamına gelebilir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: spell my name out ve spell out my name mümkündür, ancak zamir spell it out örneğindeki gibi ortada yer alır.

Alıştırma

spell out öbek fiilini tamamlayın: I didn't catch your surname. Could you spell it ____ for me?

Cevabı göster

out

Kültür

hundreds-and-thousands: sprinkles için bölgesel bir ad

Burada hundreds-and-thousands, pasta ve diğer tatlıların üzerine konan küçük, renkli şeker süslerinin adıdır. Özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılır ve kısa çizgi olmadan hundreds and thousands şeklinde de sıkça yazılır. Bu, süslemenin adıdır; “yüzler ve binler” anlamındaki sıradan sayı ifadesi değildir.

Alıştırma

Bir tarifte hundreds-and-thousands neyi ifade eder?

  1. birkaç yüz pasta
  2. küçük, renkli şeker süsleri
  3. çok miktarda un
Cevabı göster

küçük, renkli şeker süsleri

but it has to be my whole name,

1:49

ama bu benim tam adım olmalı,

including my middle name Christine as well,

1:50

orta adım Christine de dahil olmak üzere,

in joined up writing, Kültür

1:52

el yazısıyla,

Kültür

in joined up writing: harfleri birbirine bağlayarak yazmak

Joined up writing, bir kelimenin içindeki harflerin birbirine bağlanarak yazıldığı el yazısı biçimidir. Burada joined up, harflerin yazılış tarzını anlatır; genel olarak yazı yazmak veya ayrı metinleri birleştirmek anlamına gelmez. in edatı kullanılan biçimi veya yazı tarzını belirtir: write your name in joined up writing, adı harfleri birbirine bağlayarak yazmak demektir. Bu ifadenin anlamı cursive writing ifadesine yakındır.

Alıştırma

Bir öğretmen, "Write your name in joined up writing." diyor. Ne yapmalısınız?

  1. Birkaç ayrı metin yazıp sonra bunları birleştirmek.
  2. Elle yazarken her kelimedeki harfleri birbirine bağlamak.
  3. Adı büyük harflerle klavyede yazmak.
Cevabı göster

Elle yazarken her kelimedeki harfleri birbirine bağlamak.

and put sparklers on it.

1:53

ve üzerine de maytaplar koy.

Man, I should've followed my dad into banking. Notlar

1:56

Dostum, babamın izinden gidip bankacı olmalıydım.

Dilbilgisi

should've followed: geçmişteki bir seçimden duyulan pişmanlık

Should've, should have ifadesinin kısaltmasıdır; followed ise past participle biçimidir. should have + past participle kalıbı, gerçekleşmemiş geçmiş bir eylem veya seçime dönüp o eylemi yapmanın daha iyi olacağını anlatır. Burada following his dad into banking, babasıyla aynı meslek yönünü seçip bankacılık alanına girmek demektir. Konuşan kişi şu an için tavsiye vermiyor; geçmişteki kariyer seçimine dönüp şakacı bir şekilde pişmanlık ifade ediyor.

Alıştırma

Geçmişteki bir eylemle ilgili pişmanlığı anlatmak için cümleyi should've ve leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I missed the last train. I ____ home earlier.

Cevabı göster

should've left

Kalıp ifadeler

followed my dad into banking: birinin izinden giderek aynı meslek alanına girmek

followed my dad into banking ifadesindeki follow someone into + alan yapısı, başka birinin daha önce seçtiği mesleği veya alanı sonradan seçmek demektir. Çoğu zaman o kişiden etkilenme ya da benzer bir kariyer yolunu izleme anlamı taşır. Buradaki into banking, banka sektörüne girmek demektir; babayı fiziksel olarak bir banka binasının içine kadar takip etmek değildir. İki kişinin aynı işveren için çalışması da gerekmez.

Alıştırma

follow fiilini geçmiş zamanda, his father ve teaching ifadeleriyle kullanarak tamamlayın: Leo's father became a teacher first, and Leo later ____.

Cevabı göster

followed his father into teaching

You do not want to be the kitchen butler. Ton ve niyet

2:00

Mutfak uşağı olmak istemezsiniz.

Ton ve niyet

You do not want to be...: güçlü bir uyarı olarak kullanım

Bu bağlamda You do not want to be..., dinleyicinin tercihini tarafsız biçimde anlatmaz. Doğrudan bir öğüttür: mutfak kahyası olmak tatsız veya sorunlu olacaktır, bu yüzden bu rolden kaçınmak gerekir. Bu yapı, dinleyicinin sonuçları öğrendiğinde ne isteyeceği konusunda konuşanın emin olduğu bir uyarı sunar. Kısaltılmamış do not burada vurgu katabilir, ancak gerçek sertlik bağlama ve söyleyişe bağlıdır.

Alıştırma

Bir uyarıda You do not want to take that route after dark. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bu güzergâhı kullanman kanunen yasaktır.
  2. Konuşan kişi hangi güzergâhı tercih ettiğini soruyor.
  3. Hava karardıktan sonra o güzergâh kötü bir seçimdir.
Cevabı göster

Hava karardıktan sonra o güzergâh kötü bir seçimdir.

Or the toilet butler.

2:03

Ya da tuvalet uşağı.

There are 50 toilets in the dream house,

2:05

Rüya evinde 50 tuvalet var,

and they all stink. Kelime

2:07

ve hepsi de pis kokuyor.

Kelime

stink: bir şeyin çok kötü koktuğunu doğrudan söylemek

Bu cümlede stink, “çok kötü bir koku yaymak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. They all stink, söz konusu edilen şeylerin hepsinin kötü koktuğu anlamına gelir. smell bad ile karşılaştırıldığında stink daha kısa, daha güçlü ve daha duyguludur. Tarafsız bir betimlemeden çok doğrudan bir şikâyet gibi duyulur.

Alıştırma

Gündelik bir şikâyette “The drain stinks” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Gider tamamen çalışmayı bıraktı.
  2. Giderden zil benzeri bir ses geliyor.
  3. Giderden kötü bir koku geliyor.
Cevabı göster

Giderden kötü bir koku geliyor.

Isn't that right, Jenkins? Ton ve niyet

2:08

Öyle değil mi, Jenkins?

Ton ve niyet

Isn't that right, Jenkins?: adı söylenen dinleyiciden onay istemek

Isn't that right?, konuşan kişinin karşı tarafın katılmasını beklediği bir iddiadan sonra kullanılan olumsuz bir sorudur. Yalnızca “Bunun doğru olup olmadığını söyle” değil, yaklaşık olarak “Az önce söylediğimin doğru olduğunu onayla” anlamına gelir. Jenkins adı eklenerek cevap vermesi gereken kişi açıkça Jenkins olarak seçilir. Ses tonuna ve duruma göre bu, destek istemek olabilir veya onu tanık olarak cevap vermek zorunda hissettirebilir.

Alıştırma

Leo'nun katılmasının beklendiği üç sözcüklü onay sorusuyla cümleyi tamamlayın: The tour starts at ten, ____, Leo?

Cevabı göster

isn't that right

Oh, not again. Ton ve niyet

2:10

Oh, yine mi.

Ton ve niyet

Tekrarlanan bir sorun için “Oh, not again.”

“Oh, not again.” istenmeyen bir sorun veya kesinti tekrar ortaya çıktığında verilen kısa bir tepkidir. Yaklaşık olarak “Bu kötü şey yine oldu” anlamına gelir ve kızgınlık, hayal kırıklığı veya yorgun bir bıkkınlık ifade eder. Buradaki not, again sözcüğünü sıradan biçimde olumsuz yapmaz. İfadenin tamamı olayın tekrarlanmasına karşı çıkışı gösterir; durum ne olduğunu açıkça gösteriyorsa olayın adını söylemek gerekmez.

Alıştırma

Aynı hata mesajı bugün üçüncü kez görünüyor. En doğal tepki hangisidir?

  1. Oh, not yet.
  2. Oh, not again.
  3. Oh, never again.
Cevabı göster

Oh, not again.

And the children always forget to flush. Kelime

2:11

Ve çocuklar sifonu çekmeyi hep unutur.

Kelime

forget to flush: sifonu çekmeyi unutmak

Banyo veya tuvalet bağlamında flush, tuvaleti temizlemek için içinden su geçirmek anlamına gelir. forget to flush ifadesindeki forget to + fiil yapısı, kişinin bu eylemi yapmayı hatırlamadığını gösterir. Bağlam açık olduğunda flush, “the toilet” söylenmeden kullanılabilir. Dinleyen kişi eksik nesneyi durumdan anlar.

Alıştırma

Tuvalet hatırlatmasını “tuvaletin içinden su geçirmek” anlamındaki fiille tamamlayın: Please ____ after you use the toilet.

Cevabı göster

flush

Um, so what type of butler am I?

2:15

Hmm, peki ben ne tür bir uşağım?

You are the spa bath butler. Kültür

2:18

Sen jakuzi uşağısın.

Kültür

spa bath: masaj jetleri olan bir küvet

Britanya ve Avustralya İngilizcesinde spa bath, su veya hava jetleri bulunan bir küveti ifade eden birleşik bir isimdir. Bir spa merkezine gitme eylemini değil, bir banyo donanımını adlandırır. spa bath butler ifadesinde spa bath, “görevlinin” bakımını yaptığı şeyi belirtir. Rolün adı eğlenceli bir ifadedir, ancak küvetin kendisi evlerde veya otellerde gerçekten bulunan bir donanımdır.

Alıştırma

Bir otel açıklamasında spa bath genellikle ne anlama gelir?

  1. konukların masaj rezervasyonu yaptığı bir oda
  2. spa merkezinde yapılan normal bir banyo
  3. su veya hava jetleri olan bir küvet
Cevabı göster

su veya hava jetleri olan bir küvet

It's your job to keep the spa clean, Notlar

2:20

Senin işin jakuziyi temiz tutmak,

Kalıp ifadeler

It's your job to... ile sorumluluk belirtme

It's your job to..., bir sonraki eylemin dinleyiciye verilmiş bir sorumluluk olduğunu belirtir. Burada job, ücretli bir pozisyondan ziyade bir görev veya sorumluluk anlamına gelir. Yapı It's + iyelik bildiren sözcük + job + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Altyazıda your sorumlu kişiyi gösterir, keep ise fiilin yalın hâlidir. your yerine my, his, her veya our kullanılabilir.

Alıştırma

Dersimizdeki sorumluluk yapısıyla cümleyi tamamlayın: You're the safety officer. ____ check the doors every night.

Cevabı göster

It's your job to

Dilbilgisi

keep the spa clean: keep + nesne + sıfat

Keep + nesne + sıfat, “nesnenin o durumda kalmasını sağlamak” demektir. keep the spa clean ifadesinde the spa nesnedir; clean ise devam eden durumu anlatır. Bu yapı, ayrı bir temizlik eyleminden çok sonucu korumaya odaklanır. keep the door open veya keep the food warm gibi birçok durumla yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep + nesne + sıfat yapısı ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: Please ____ while the paint dries. (keep / the window / open)

Cevabı göster

keep the window open

and fish out any toys that get jammed in the skimmer. Notlar

2:22

ve süzgece sıkışan oyuncakları çıkarıp almak.

Öbek fiiller

fish out: uğraşarak bir şeyi çıkarıp almak

Fish out, suyun, bir kabın veya ulaşılması zor başka bir yerin içinden bir şeyi genellikle biraz arayarak ya da çaba göstererek çıkarıp almak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada süzgece sıkışmış oyuncakları çıkarmayı anlatır. Ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir isimse fish the toy out veya fish out the toy denebilir. Zamir ortaya gelir; bu yüzden fish it out denir, fish out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi fish out ve it zamiriyle tamamlayın: My ring fell behind the radiator, so I used a ruler to ____.

Cevabı göster

fish it out

Kelime

get jammed in the skimmer: bir cihazın içinde sıkışmak

Get jammed, hareket engellenecek şekilde “sıkışmak” anlamına gelir. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, bu duruma geçişi vurgular: oyuncaklar skimmer içine girer ve ardından kolayca ilerleyemez. Skimmer, havuz veya spa yüzeyindeki suyu içeri çeken ve yüzen kalıntıları tutan bölümdür. Buradaki jam, trafik sıkışıklığını değil, fiziksel bir tıkanmayı anlatır.

Alıştırma

“Small toys can get jammed in the pool skimmer,” cümlesinde get jammed ne anlama gelir?

  1. Skimmer içinde sıkışabilirler.
  2. Suyu daha sıcak hâle getirebilirler.
  3. Havuzun yakınında yoğun trafik oluşturabilirler.
Cevabı göster

Skimmer içinde sıkışabilirler.

Oh, well.

2:26

Oh, peki.

That doesn't seem too bad. Ton ve niyet

2:27

O kadar da kötü görünmüyor.

Ton ve niyet

That doesn't seem too bad: temkinli ve olumlu bir tepki

That doesn't seem too bad temkinli ve hafif olumlu bir tepkidir. Not too bad çoğu zaman kötü bir şeye gerçekten vurgu yapmak yerine “kabul edilebilir” veya “beklenenden iyi” anlamına gelir. Seem, değerlendirmenin konuşanın o anda bildiklerine dayanan bir ilk izlenim olduğunu gösterir. Konuşan, durumun kesinlikle iyi olduğunu iddia etmez; durum yalnızca idare edilebilir veya kabul edilebilir görünür.

Alıştırma

Yeni bir işin yalnızca on dakika süreceğini duyuyorsunuz. Hangi yanıt temkinli ve hafif olumlu bir ilk izlenim belirtir?

  1. That is definitely perfect.
  2. That must be awful.
  3. That doesn't seem too bad.
Cevabı göster

That doesn't seem too bad.

Yeah, it's mostly pretty straightforward. Kelime

2:28

Evet, çoğunlukla oldukça basittir.

Kelime

mostly pretty straightforward: genel olarak oldukça kolay

Bu cümlede straightforward, “karmaşık olmayan ve anlaşılması ya da ele alınması kolay” demektir; “düz bir yönde ilerleyen” anlamına gelmez. Pretty burada “oldukça” veya “epey” anlamı veren, gündelik bir derece zarfıdır. Mostly, değerlendirmenin büyük bölüm veya çoğu durum için geçerli olduğunu gösterir. Bu yüzden mostly pretty straightforward, olumlu ama sınırlı bir değerlendirmedir: genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç zor bölüm veya istisna olabilir.

Alıştırma

“It's mostly pretty straightforward.” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Her bölümü istisnasız tamamen kolaydır.
  2. Güzel görünür ve düz bir çizgide hareket eder.
  3. Genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç bölüm zor olabilir.
Cevabı göster

Genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç bölüm zor olabilir.

Butler,

2:31

Uşak,

I want to go to Chloe's dreamhouse

2:32

Chloe'nin rüya evine gitmek istiyorum.

When the dreamhouse isn't moving,

2:35

Rüya evi hareket etmediğinde,

initiating Flight Mode. Kelime

2:36

Uçuş Modu başlatılıyor.

Kelime

initiating Flight Mode: teknik bir durum mesajı

Teknik bir durum mesajında initiating, “başlatma veya harekete geçirme” anlamına gelir. Flight Mode'a geçiş sürecinin başladığını gösterir; ancak tek başına modun zaten etkin olduğunu ya da sürecin tamamlandığını belirtmez. Bu ifade kısaltılmış bir sistem duyurusudur. Tam cümle “The system is initiating Flight Mode” olabilir, fakat durum ekranları ve otomatik duyurular kısa ve makine benzeri bir üslup oluşturmak için açıkça anlaşılan özneyi ve be fiilini sık sık atar. Burada Flight Mode bir sistem modunun adıdır; genel bir “uçma biçimi” değildir.

Alıştırma

Bir ekranda “Initiating Flight Mode.” yazıyorsa bu ne anlama gelir?

  1. Sistem süreci tamamladı ve Flight Mode'dan çıktı.
  2. Sistem farklı uçma biçimlerini açıklıyor.
  3. Sistem Flight Mode'a geçiş sürecini başlatıyor.
Cevabı göster

Sistem Flight Mode'a geçiş sürecini başlatıyor.

Good luck.

2:40

İyi şanslar.

See you for Friday night drinks at the butlers' lounge. Kalıp ifadeler

2:41

Cuma gecesi içkileri için uşak salonunda görüşürüz.

Kalıp ifadeler

See you for + etkinlik: planlanmış bir buluşmayı doğrulama

See you for + etkinlik, kişilerin o etkinliğe katılırken buluşmayı beklediğini doğrular. Bu cümlede Friday night drinks planlanmış sosyal etkinliktir; for bir neden değil, buluşunca ne yapılacağını belirtir. Yer, at the butlers' lounge örneğindeki gibi at ile ayrıca eklenebilir. Bu kısa ifade hem samimi bir vedalaşma hem de önceden kararlaştırılmış planı hatırlatma işlevi görür.

Alıştırma

Birlikte öğle yemeği yemek için buluşacağınızı doğrulayan cümle hangisidir?

  1. See you on Monday.
  2. See you for lunch.
  3. See you at the café.
Cevabı göster

See you for lunch.

Oh.

2:44

Oh.