Kâhyalar 🎩 ✨ | TAM BLUEY MİNİ BÖLÜMÜ | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Yeni bir uşak, Bluey ile Bingo’nun gösterişli hayal evini gezer; burada uzman görevliler sıra dışı icatlarla ve çocukların sürekli değişen istekleriyle ilgilenir. Mutfak ve tuvalet görevlerinin ne kadar zor olduğunu öğrendikten sonra spa küvetini temiz tutmakla görevlendirilir; tam o sırada evin tamamı Uçuş Modu’na geçer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Do come in. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Do sözcüğünün olumlu bir daveti güçlendirerek ifadeye özellikle sıcak ve nazik bir ton kattığını anlayın. Misafir karşılanırken bu kullanımı tanıyabilir ve yalnızca Come in demenin fazla kısa veya sert gelebileceği durumlarda kullanabilirsiniz. 2. should've followed my dad into banking. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Should have ve geçmiş zaman ortacı yapısının, geçmişte yapılmamış bir seçimle ilgili pişmanlığı nasıl anlattığını öğrenin. Geçmiş bir kararınızı değerlendirirken, bugünden bakıldığında başka bir yolun daha iyi olacağını ifade edebilirsiniz. 3. fish out — Öbekli Fiiller: Bir şeyi sudan, bir kabın içinden veya dar bir yerden, çoğu zaman biraz uğraşarak çıkarmak anlamını kavrayın. Bu ifadeyi havuzdan oyuncak alma, çantadan bir nesne bulup çıkarma ya da makineye sıkışan bir parçayı çıkarma durumlarında kullanabilirsiniz.
Bu derste
How may I help you?: kibar bir hizmet karşılama ifadesi
How may I help you?, bir müşteriyi veya ziyaretçiyi neye ihtiyaç duyduğunu açıklamaya davet eden kibar bir açılış ifadesidir. Konuşan kişi aktif olarak yardım teklif eder. may I yapısındaki may olasılık bildirmez; hizmet teklifini nazik ve ilgili bir hâle getirir.
Alıştırma
Bir otel resepsiyonunda kibar ve nispeten resmî bir hizmet açılışı olarak en uygun cümle hangisidir?
- How may I help you?
- How do I help you now?
- How must I help you?
Cevabı göster
How may I help you?
I'm here for + isim: geliş amacını belirtmek
I'm here for + isim veya isim öbeği, bir yere gelme nedenini belirtir; özellikle kayıt yaptırırken ya da resepsiyon görevlisiyle konuşurken kullanılır. Bu cümlede for the new butler's job, konuşanın başvurmak için geldiği pozisyonu belirtir. Burada here for, işi desteklemek anlamına gelmez. here konuşanın bulunduğu yeri, for ise ziyaret amacını gösterir.
Alıştırma
Kayıt cümlesini doğru edatla tamamlayın: I'm here ____ my two o'clock appointment.
Cevabı göster
for
head butler: “baş veya sorumlu” anlamındaki head
head butler ifadesinde head, butler görev adını niteler ve “baş” ya da “sorumlu kişi” anlamına gelir. Konuşan kişi en üst rütbeli uşak olduğunu veya uşak ekibini yönettiğini söylüyor; burada head bir vücut bölümünü anlatmaz. Aynı kalıp head chef ve head teacher gibi yerleşik unvanlarda da görülür: head + görev adı, o rolü veya ekibi yöneten kişiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede head sorumlu kişiyi ifade eder?
- The head chef leads the kitchen team.
- Sam bumped his head in the kitchen.
- Please turn your head toward the chef.
Cevabı göster
The head chef leads the kitchen team.
Do come in: sıcak bir davette vurgulayıcı do
Do come in olumlu bir emir cümlesidir. Buradaki do, yalın fiil come'dan önce gelen vurgulayıcı bir yardımcı fiildir; ayrı bir eylem anlatmaz. Come in ile karşılaştırıldığında do eklemek daveti daha güçlü biçimde teşvik edici yapar ve daha sıcak ya da nazik duyulmasını sağlayabilir. Aktarılabilir kalıp do + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin Do sit down.
Alıştırma
Come in davetine vurgulayıcı do ekleyerek cümleyi tamamlayın: It's cold outside. ____ and warm up.
Cevabı göster
Do come in
Watch out for that: belirli bir tehlikeyi belirtme
Watch out for + isim veya zamir, karşıdaki kişiye hangi tehlikeye ya da engele dikkat etmesi gerektiğini söyleyen doğrudan bir uyarıdır. Bu cümlede that, yakında bulunan ve kaçınılması gereken belirli bir şeyi gösterir. Watch out for bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Burada watch yalnızca bakmak anlamına gelmez. Watch out tek başına bir uyarı olabilir; for ise tehlikenin kaynağını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle doğru şekilde uyarıda bulunur ve gevşek kabloyu tehlike olarak belirtir?
- Watch for the loose cable.
- Watch out for the loose cable.
- Watch the loose cable.
Cevabı göster
Watch out for the loose cable.
The children set up traps in case their parents try and make them go to bed. Notlar
0:25Çocuklar, ebeveynleri onları yatmaya zorlarsa diye tuzaklar kurarlar.
set up traps: tuzakları hazırlayıp yerleştirmek
set up traps ifadesinde set up, tuzakları çalışmaya hazır olacak şekilde düzenlemek ve hazırlamak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; up burada yukarı doğru bir yön belirtmez. Aynı temel fikir nesneye göre biraz değişir: set up equipment ekipmanı kurmak veya hazırlamak, set up a meeting toplantı ayarlamak, set up a system ise çalışabilecek bir sistem oluşturup düzenlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve düzenleyip hazırlamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The volunteers will ____ the tables before lunch.
Cevabı göster
set up
in case: olası bir soruna önceden hazırlanmak
In case, gelecekte gerçekleşebilecek bir durumu tanıtır ve birinin neden şimdiden önlem aldığını açıklar. Bu cümlede çocuklar, anne babaları onları yatağa göndermeye çalışabileceği için tuzakları önceden kurar. Aktarılabilir kalıp önlem + in case + olası durum şeklindedir. Olası durum hiç gerçekleşmeyebilir; önceki eylem yine de ona karşı hazırlık amacı taşır.
Alıştırma
Önlem bildiren ifadeyi tamamlayın: Save a copy ____ the file gets damaged.
Cevabı göster
in case
make them go: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make them go to bed ifadesinde make ettirgen anlam taşır: anne babanın çocukların gitmesini sağladığını veya gitmelerini istediğini belirtir. Them, eylemden etkilenen kişileri gösteren nesnedir; go ise onların yaptığı eylemdir. Etken make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbında fiilden önce to kullanılmaz: make them to go değil, make them go denir. Aynı kalıp make me laugh ve make everyone wait ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
wait fiilinin doğru biçimini kullanın: The teacher made us ____ outside.
Cevabı göster
wait
Off we go: başlamayı bildiren sözlü ifade
Off we go, bir hareketin veya etkinliğin tam başladığı anda kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada konuşmayı kapıdaki selamlaşmadan turun başlangıcına taşır; “Haydi gidelim” veya “Şimdi başlıyoruz” anlamına gelir. off bir yerden uzaklaşma anlamı taşıyabilse de bütün ifade, “biz ayrılıyoruz” şeklinde gerçek bir durum bildirimi değildir. Gruba neşeli biçimde harekete geçme işareti verir.
Alıştırma
Herkes hazır ve otobüsün kapıları kapalı. Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____!
Cevabı göster
Off we go
Oh, well, the children ordered a bubble tea dispenser
0:37Oh, şey, çocuklar bir bubble tea makinesi sipariş etti,
to be located at least every four metres at all times. Notlar
0:40ve her an en az dört metrede bir bulunması gerekiyor.
to be located: konum bildiren edilgen infinitive
to be located, to be + geçmiş zaman ortacı yapısında edilgen bir infinitive biçimidir. Buradaki kalıp order + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Otomatın başına ne gelmesi gerektiğini, yani konumunun başka biri tarafından belirlenmesini anlatır. Burada located “bulunmuş” değil, “belirli bir yerde bulunan veya yerleştirilen” anlamına gelir. Yerleştiren kişiden çok nesne ve nesnenin zorunlu konumu önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi locate fiilinin edilgen infinitive biçimiyle tamamlayın: The emergency phone is required ____ near the entrance.
Cevabı göster
to be located
at least every four metres: asgari yoğunluk ve azami aralık
At least every four metres, mekân boyunca asgari bulunma sıklığını belirtir. Bir sonraki sebile kadar olan mesafe dört metreyi aşmamalıdır; dolayısıyla yan yana iki sebil arasındaki mesafe en fazla dört metre olabilir. Daha sık yerleştirmeye izin verilir. Every four metres, bir yol veya alan boyunca aralığın tekrarlandığını anlatır. Yalnızca başlangıçtan dört metre uzaktaki tek bir noktayı göstermez.
Alıştırma
Güzergâhın her dört kilometrelik bölümünde en az bir su istasyonu bulunmasını şart koşarken daha kısa aralıklara izin veren cümle hangisidir?
- There must be one water station at the four-kilometre point.
- Water stations must be at least four kilometres apart.
- A water station must appear at least every four kilometres along the route.
Cevabı göster
A water station must appear at least every four kilometres along the route.
at all times: istisnasız geçerli bir kural
At all times, “ilgili dönemin tamamı boyunca, istisnasız” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada gerekli yerleşim aralığının yalnızca sebiller kullanılırken değil, sürekli korunması gerektiğini belirtir. Bu ifadede times, birbirinden ayrı zamanları saymaz. Sözcükler birlikte bir kuralın kesintisiz olarak geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
“İlgili dönemin tamamı boyunca, istisnasız” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle bu resmî güvenlik kuralını tamamlayın: Safety glasses must be worn ____.
Cevabı göster
at all times
All of our dreamhouse inventions are designed by our science butler, Jerry Lee. Dilbilgisi
0:47Rüya evindeki tüm icatlarımız bilim uşağımız Jerry Lee tarafından tasarlanıyor.
are designed by: edilgen yapıyla tasarımcıyı belirtme
are designed by yapısında inventions eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: birisi bu icatları tasarlar. Kalıp be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir; by ise tasarımı yapan kişiyi belirtir. Bu anlatım önce icatları öne çıkarır, ardından tasarımcıyı söyler. Ana konu bir ürün, bina, uygulama veya sanat eseri olduğunda da aynı kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi be designed by yapısının geniş zaman biçimiyle tamamla: This app ____ our school team.
Cevabı göster
is designed by
Ah, well, the children's ballgowns drop lots of sequins on the carpet.
0:52Ah, şey, çocukların balo elbiseleri halıya çok fazla payet döküyor.
So Jerry Lee has made a robot that picks them up again, Öbek fiiller
0:57Bu yüzden Jerry Lee onları tekrar toplayan bir robot yaptı,
picks them up: yerden alma anlamı ve zamirin yeri
Burada picks them up, küçük nesneleri yerden veya alçak bir yerden kaldırmak ya da toplamak demektir. Onları seçmek anlamına gelmez. pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamiri fiil ile up arasına koy: pick them up denir, pick up them denmez.
Alıştırma
The cards fell onto the floor. Cümleyi pick up ve them zamiriyle tamamla: Please ____.
Cevabı göster
pick them up
and then Fred, our sequins butler, sticks them back on. Öbek fiiller
0:59ve sonra payet uşağımız Fred, onları geri yapıştırıyor.
sticks them back on: bir şeyi yüzeye yeniden yapıştırmak
Burada sticks, yapışkan bir yüzey ya da madde kullanarak bir şeyi tutturmak anlamında bir fiildir. Them payetleri gösterir; back ise payetlerin daha önce tutturuldukları yere döndüğünü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp stick + nesne + back on (+ yüzey) şeklindedir: Stick the label back on the box. Nesne bir zamirse stick ile back arasına gelir: stick it back on denir, stick back it on denmez.
Alıştırma
Cümleyi stick + zamir + back on kalıbıyla tamamlayın: The sticker came off the notebook. Please ____.
Cevabı göster
stick it back on
mustn't interrupt: kesin bir yasak
Mustn't interrupt, must not interrupt anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin Harlow'ın sözünü kesmesini veya işini bölmesini kesin bir biçimde engelliyor. Mustn't bir yasak belirtir. Ardından to kullanılmadan fiilin yalın hâli gelir: mustn't interrupt.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın sözünü kesmenin yasak olduğunu en açık biçimde ifade eder?
- You don't have to interrupt the speaker.
- You shouldn't interrupt the speaker.
- You mustn't interrupt the speaker.
Cevabı göster
You mustn't interrupt the speaker.
He is the busiest butler in the whole dreamhouse Dilbilgisi
1:10O, tüm rüya evindeki en meşgul uşaktır.
the busiest ... in the whole ...: eksiksiz bir alan içindeki en üstünlük
The busiest butler, busy sıfatının en üstünlük biçimi olan busiest'i kullanır: busy → busiest. Tekil ve sayılabilen bir isimden önce yaygın kalıp the + en üstünlük sıfatı + isim şeklindedir. Burada, karşılaştırılan gruptaki başka hiçbir uşağın ondan daha meşgul olmadığı anlatılır. In the whole dreamhouse karşılaştırma alanını belirler. Whole, rüya evinin tamamının bu alana dahil olduğunu vurgular. Kullanılabilir kalıp the + en üstünlük + isim + in the whole + yer veya grup şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi busy sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: The lunch counter is ____ place in the whole school.
Cevabı göster
the busiest
Now that ding means the children have ordered some food. Kelime
1:14Şu zil sesi, çocukların yemek sipariş ettiği anlamına geliyor.
that ding means ...: bir sinyalin neyi gösterdiğini söylemek
That ding, az önce duyulan kısa ve zil benzeri belirli bir sesi gösterir. Means, bu sesin taşıdığı mesajı veya bu sesten çıkarılan sonucu açıklar: «ding» sesi çocukların yemek sipariş ettiğini gösterir. Burada mean bir sözcüğün tanımını vermek için kullanılmaz. Sinyal, işaret veya ses + means + yan cümle kalıbı, bir sinyalin hangi bilgiyi verdiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede means ne anlatır? That flashing light means the battery is low.
- Yanıp sönen ışığın pilin azalmasına neden olduğunu söyler.
- Yanıp sönen ışığın hangi bilgiyi verdiğini söyler.
- Flashing light ifadesinin sözlük tanımını sorar.
Cevabı göster
Yanıp sönen ışığın hangi bilgiyi verdiğini söyler.
Okay, Bluey wants a fairy bread sausage sandwich, Kültür
1:18Tamam, Bluey perili ekmekli sosisli sandviç istiyor,
fairy bread: Avustralya ve Yeni Zelanda'da bir çocuk partisi yiyeceği
fairy bread, Avustralya ve Yeni Zelanda'da çocuk partilerinde yaygın olarak sunulan bir yiyeceğin yerleşik adıdır. Genellikle tereyağı veya margarin sürülmüş beyaz ekmeğin renkli şekerlemelerle kaplanmasıyla yapılır; bu küçük şekerlemelere orada sık sık hundreds and thousands da denir. Bu cümlede fairy bread, sihirli perilerle ilgili bir ekmeği değil, bu yiyeceği adlandırır. Bu bilgi, turuncu şekerlemelerin neden yiyeceğin malzemelerinden biri olarak ele alındığını da açıklar.
Alıştırma
fairy bread normalde neyi ifade eder?
- Tereyağı veya margarin sürülmüş ve renkli şekerlemelerle kaplanmış beyaz ekmek.
- Üzerinde hiçbir ek malzeme olmayan sade bir sosisli sandviç.
- Bir fantastik hikâyede periler için yapılmış ekmek.
Cevabı göster
Tereyağı veya margarin sürülmüş ve renkli şekerlemelerle kaplanmış beyaz ekmek.
but with no orange sprinkles: siparişten bir malzemeyi çıkarma
but with no orange sprinkles ifadesinde but, daha önce verilen siparişte bir değişiklik başlatır: Bluey ürünü istiyor, ancak içinde hiç turuncu şekerleme olmamalıdır. with no + isim kalıbı, bir şeyde söz konusu malzemenin, parçanın veya özelliğin hiç bulunmaması gerektiğini belirtir. Ana ürünü söyledikten sonra but with no ... kalıbı, kişiselleştirme isteği eklemenin kısa ve konuşma diline uygun bir yoludur. Bir karşıtlığı vurgulamak gerekmiyorsa but olmadan with no ... da istenen çeşidi tek başına tanımlayabilir.
Alıştırma
Siparişi but with no şeklindeki üç kelimelik kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: I'd like the burger, ____ onions, please.
Cevabı göster
but with no
has to be cut up: edilgen yapıda zorunluluk
Has to zorunluluk bildirir. Be cut up edilgen yapıdadır: sosis kesme eylemini yapmaz, bu eyleme maruz kalır. Dolayısıyla has to be cut up, birinin sosisi parçalara ayırması gerektiği anlamına gelir. Burada cut up, yalnızca tek bir kesik atmak değil, “birkaç küçük parçaya kesmek” demektir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp, bir şeyin bir eyleme uğramasının gerekli olduğunu belirten özne + has/have to be + fiilin üçüncü hâli yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi has to ve cut up kullanarak tamamlayın: The sausage ____ before we serve it.
Cevabı göster
has to be cut up
and the tomato sauce needs to be not the sugar-free tomato sauce. Dilbilgisi
1:24ve domates sosu, şekersiz domates sosu olmamalı.
needs to be not the sugar-free tomato sauce: belirli bir türü dışlama
Bu cümlede not the sugar-free tomato sauce belirli bir türü dışarıda bırakır: istenen sos şekersiz tür olamaz. Konuşan kişi needs to be ile söze başlayıp ardından bu seçeneği reddetmek için not the... ifadesini ekler. Bu sözcük sırası bir çocuğun doğaçlama konuşmasında anlaşılabilir, ancak genel bir kalıp olarak kulağa hantallaşmış gelir. Çoğu konuşma ve yazıda It needs to be the regular tomato sauce örneğindeki gibi istenen türü doğrudan belirtmek ya da It can't be the sugar-free tomato sauce gibi daha açık bir olumsuz yapı kullanmak daha doğaldır.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Açık bir yazılı siparişte "The tomato sauce needs to be not the sugar-free tomato sauce" en doğal standart ifadedir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
change one's mind: önceki bir kararı değiştirmek
Change one's mind, daha önceki bir kararı, planı veya görüşü farklı bir tanesiyle değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede changed her mind, onun şimdiki seçiminin öncekinden farklı olduğunu belirtir; mind burada beyin değil, karar veya tercih anlamındadır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: change my, your, his, her, our or their mind. She's changed, she has changed ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect bu yakın zamandaki değişikliği şimdiki duruma bağlar.
Alıştırma
Cümleyi Ben'e uygun change one's mind biçimiyle tamamlayın: Ben chose blue, but then he ____ and chose green.
Cevabı göster
changed his mind
She doesn't like fairy bread sausage sandwiches anymore. Dilbilgisi
1:33Artık perili ekmekli sosisli sandviç sevmiyormuş.
doesn't like ... anymore: sona ermiş bir tercih
Doesn't like ... anymore, önceki bir tercihin sona erdiğini belirtir: daha önce seviyordu, ancak şimdi sevmiyor. Anymore, önceki bir durumun artık geçerli olmadığı anlamını ekler; burada “daha fazla” demek değildir. Yeniden kullanılabilen yapı subject + don't/doesn't + verb + ... + anymore biçimindedir. I, you, we ve they ile don't; he, she ve it ile doesn't kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doesn't like ... anymore kullanarak tamamlayın: Leo used to like the game, but now he ____ it ____.
Cevabı göster
doesn't like · anymore
Okay, now she wants a big bowl of citrus lime ice cream,
1:36Tamam, şimdi büyük bir kase narenciyeli misket limonu dondurması istiyor,
but then poke big holes in it with your fingers to make lots of tunnels, Kalıp ifadeler
1:40ama birçok tünel yapmak için parmaklarınızla içine büyük delikler açıp,
poke big holes in it: odaklı ve sivri bir hareketle delik açmak
Burada poke big holes in it, parmakları malzemenin belirli noktalarına bastırıp büyük delikler oluşturmak demektir. Yaygın kalıp poke a hole/holes in + nesne biçimindedir. Poke, make fiilinden daha belirgin bir hareket anlatır ve push fiilinden farklıdır: parmakla ya da ince, sivri uçlu bir nesneyle yapılan kısa ve odaklı bir hareketi ifade eder. Big, holes sözcüğünü niteler; it malzemeyi, with your fingers ise kullanılan aracı belirtir.
Alıştırma
Hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: Before baking, use a fork to ____ the dough so steam can escape.
Cevabı göster
poke a few holes in
let it freeze: let + nesne + fiilin yalın hâli
Bu cümlede let it freeze, nesneyi kendi hâline bırakıp donmasına veya katılaşmasına izin vermek demektir. Değişim nesnenin başına gelir; let, konuşanın onu doğrudan dondurduğu anlamına gelmez. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: let + it + freeze. Let sözcüğünden sonra to eklenmez. Bu kalıp başka nesneler ve fiillerin yalın hâlleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını cool ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The soup is very hot, so ____ before you taste it.
Cevabı göster
let it cool
and then spell my name out with hundreds-and-thousands on top, Notlar
1:46ardından üzerine yüzlerce ve binlerce renkli şekerle adımı heceleyeceksin,
spell my name out: adımın her harfini açıkça göstermek
Bu cümlede spell my name out, şeker süsleriyle adın bütün harflerini açıkça oluşturmak anlamına gelir. out, adın tamamının eksiksiz gösterildiğini vurgular; dışarı doğru bir hareket anlatmaz. Spell out, bir şeyi harf harf söylemek veya yazmak anlamına gelebilir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: spell my name out ve spell out my name mümkündür, ancak zamir spell it out örneğindeki gibi ortada yer alır.
Alıştırma
spell out öbek fiilini tamamlayın: I didn't catch your surname. Could you spell it ____ for me?
Cevabı göster
out
hundreds-and-thousands: sprinkles için bölgesel bir ad
Burada hundreds-and-thousands, pasta ve diğer tatlıların üzerine konan küçük, renkli şeker süslerinin adıdır. Özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılır ve kısa çizgi olmadan hundreds and thousands şeklinde de sıkça yazılır. Bu, süslemenin adıdır; “yüzler ve binler” anlamındaki sıradan sayı ifadesi değildir.
Alıştırma
Bir tarifte hundreds-and-thousands neyi ifade eder?
- birkaç yüz pasta
- küçük, renkli şeker süsleri
- çok miktarda un
Cevabı göster
küçük, renkli şeker süsleri
in joined up writing: harfleri birbirine bağlayarak yazmak
Joined up writing, bir kelimenin içindeki harflerin birbirine bağlanarak yazıldığı el yazısı biçimidir. Burada joined up, harflerin yazılış tarzını anlatır; genel olarak yazı yazmak veya ayrı metinleri birleştirmek anlamına gelmez. in edatı kullanılan biçimi veya yazı tarzını belirtir: write your name in joined up writing, adı harfleri birbirine bağlayarak yazmak demektir. Bu ifadenin anlamı cursive writing ifadesine yakındır.
Alıştırma
Bir öğretmen, "Write your name in joined up writing." diyor. Ne yapmalısınız?
- Birkaç ayrı metin yazıp sonra bunları birleştirmek.
- Elle yazarken her kelimedeki harfleri birbirine bağlamak.
- Adı büyük harflerle klavyede yazmak.
Cevabı göster
Elle yazarken her kelimedeki harfleri birbirine bağlamak.
Man, I should've followed my dad into banking. Notlar
1:56Dostum, babamın izinden gidip bankacı olmalıydım.
should've followed: geçmişteki bir seçimden duyulan pişmanlık
Should've, should have ifadesinin kısaltmasıdır; followed ise past participle biçimidir. should have + past participle kalıbı, gerçekleşmemiş geçmiş bir eylem veya seçime dönüp o eylemi yapmanın daha iyi olacağını anlatır. Burada following his dad into banking, babasıyla aynı meslek yönünü seçip bankacılık alanına girmek demektir. Konuşan kişi şu an için tavsiye vermiyor; geçmişteki kariyer seçimine dönüp şakacı bir şekilde pişmanlık ifade ediyor.
Alıştırma
Geçmişteki bir eylemle ilgili pişmanlığı anlatmak için cümleyi should've ve leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I missed the last train. I ____ home earlier.
Cevabı göster
should've left
followed my dad into banking: birinin izinden giderek aynı meslek alanına girmek
followed my dad into banking ifadesindeki follow someone into + alan yapısı, başka birinin daha önce seçtiği mesleği veya alanı sonradan seçmek demektir. Çoğu zaman o kişiden etkilenme ya da benzer bir kariyer yolunu izleme anlamı taşır. Buradaki into banking, banka sektörüne girmek demektir; babayı fiziksel olarak bir banka binasının içine kadar takip etmek değildir. İki kişinin aynı işveren için çalışması da gerekmez.
Alıştırma
follow fiilini geçmiş zamanda, his father ve teaching ifadeleriyle kullanarak tamamlayın: Leo's father became a teacher first, and Leo later ____.
Cevabı göster
followed his father into teaching
You do not want to be...: güçlü bir uyarı olarak kullanım
Bu bağlamda You do not want to be..., dinleyicinin tercihini tarafsız biçimde anlatmaz. Doğrudan bir öğüttür: mutfak kahyası olmak tatsız veya sorunlu olacaktır, bu yüzden bu rolden kaçınmak gerekir. Bu yapı, dinleyicinin sonuçları öğrendiğinde ne isteyeceği konusunda konuşanın emin olduğu bir uyarı sunar. Kısaltılmamış do not burada vurgu katabilir, ancak gerçek sertlik bağlama ve söyleyişe bağlıdır.
Alıştırma
Bir uyarıda You do not want to take that route after dark. büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bu güzergâhı kullanman kanunen yasaktır.
- Konuşan kişi hangi güzergâhı tercih ettiğini soruyor.
- Hava karardıktan sonra o güzergâh kötü bir seçimdir.
Cevabı göster
Hava karardıktan sonra o güzergâh kötü bir seçimdir.
stink: bir şeyin çok kötü koktuğunu doğrudan söylemek
Bu cümlede stink, “çok kötü bir koku yaymak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. They all stink, söz konusu edilen şeylerin hepsinin kötü koktuğu anlamına gelir. smell bad ile karşılaştırıldığında stink daha kısa, daha güçlü ve daha duyguludur. Tarafsız bir betimlemeden çok doğrudan bir şikâyet gibi duyulur.
Alıştırma
Gündelik bir şikâyette “The drain stinks” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Gider tamamen çalışmayı bıraktı.
- Giderden zil benzeri bir ses geliyor.
- Giderden kötü bir koku geliyor.
Cevabı göster
Giderden kötü bir koku geliyor.
Isn't that right, Jenkins?: adı söylenen dinleyiciden onay istemek
Isn't that right?, konuşan kişinin karşı tarafın katılmasını beklediği bir iddiadan sonra kullanılan olumsuz bir sorudur. Yalnızca “Bunun doğru olup olmadığını söyle” değil, yaklaşık olarak “Az önce söylediğimin doğru olduğunu onayla” anlamına gelir. Jenkins adı eklenerek cevap vermesi gereken kişi açıkça Jenkins olarak seçilir. Ses tonuna ve duruma göre bu, destek istemek olabilir veya onu tanık olarak cevap vermek zorunda hissettirebilir.
Alıştırma
Leo'nun katılmasının beklendiği üç sözcüklü onay sorusuyla cümleyi tamamlayın: The tour starts at ten, ____, Leo?
Cevabı göster
isn't that right
Tekrarlanan bir sorun için “Oh, not again.”
“Oh, not again.” istenmeyen bir sorun veya kesinti tekrar ortaya çıktığında verilen kısa bir tepkidir. Yaklaşık olarak “Bu kötü şey yine oldu” anlamına gelir ve kızgınlık, hayal kırıklığı veya yorgun bir bıkkınlık ifade eder. Buradaki not, again sözcüğünü sıradan biçimde olumsuz yapmaz. İfadenin tamamı olayın tekrarlanmasına karşı çıkışı gösterir; durum ne olduğunu açıkça gösteriyorsa olayın adını söylemek gerekmez.
Alıştırma
Aynı hata mesajı bugün üçüncü kez görünüyor. En doğal tepki hangisidir?
- Oh, not yet.
- Oh, not again.
- Oh, never again.
Cevabı göster
Oh, not again.
forget to flush: sifonu çekmeyi unutmak
Banyo veya tuvalet bağlamında flush, tuvaleti temizlemek için içinden su geçirmek anlamına gelir. forget to flush ifadesindeki forget to + fiil yapısı, kişinin bu eylemi yapmayı hatırlamadığını gösterir. Bağlam açık olduğunda flush, “the toilet” söylenmeden kullanılabilir. Dinleyen kişi eksik nesneyi durumdan anlar.
Alıştırma
Tuvalet hatırlatmasını “tuvaletin içinden su geçirmek” anlamındaki fiille tamamlayın: Please ____ after you use the toilet.
Cevabı göster
flush
spa bath: masaj jetleri olan bir küvet
Britanya ve Avustralya İngilizcesinde spa bath, su veya hava jetleri bulunan bir küveti ifade eden birleşik bir isimdir. Bir spa merkezine gitme eylemini değil, bir banyo donanımını adlandırır. spa bath butler ifadesinde spa bath, “görevlinin” bakımını yaptığı şeyi belirtir. Rolün adı eğlenceli bir ifadedir, ancak küvetin kendisi evlerde veya otellerde gerçekten bulunan bir donanımdır.
Alıştırma
Bir otel açıklamasında spa bath genellikle ne anlama gelir?
- konukların masaj rezervasyonu yaptığı bir oda
- spa merkezinde yapılan normal bir banyo
- su veya hava jetleri olan bir küvet
Cevabı göster
su veya hava jetleri olan bir küvet
It's your job to... ile sorumluluk belirtme
It's your job to..., bir sonraki eylemin dinleyiciye verilmiş bir sorumluluk olduğunu belirtir. Burada job, ücretli bir pozisyondan ziyade bir görev veya sorumluluk anlamına gelir. Yapı It's + iyelik bildiren sözcük + job + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Altyazıda your sorumlu kişiyi gösterir, keep ise fiilin yalın hâlidir. your yerine my, his, her veya our kullanılabilir.
Alıştırma
Dersimizdeki sorumluluk yapısıyla cümleyi tamamlayın: You're the safety officer. ____ check the doors every night.
Cevabı göster
It's your job to
keep the spa clean: keep + nesne + sıfat
Keep + nesne + sıfat, “nesnenin o durumda kalmasını sağlamak” demektir. keep the spa clean ifadesinde the spa nesnedir; clean ise devam eden durumu anlatır. Bu yapı, ayrı bir temizlik eyleminden çok sonucu korumaya odaklanır. keep the door open veya keep the food warm gibi birçok durumla yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi keep + nesne + sıfat yapısı ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: Please ____ while the paint dries. (keep / the window / open)
Cevabı göster
keep the window open
and fish out any toys that get jammed in the skimmer. Notlar
2:22ve süzgece sıkışan oyuncakları çıkarıp almak.
fish out: uğraşarak bir şeyi çıkarıp almak
Fish out, suyun, bir kabın veya ulaşılması zor başka bir yerin içinden bir şeyi genellikle biraz arayarak ya da çaba göstererek çıkarıp almak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada süzgece sıkışmış oyuncakları çıkarmayı anlatır. Ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir isimse fish the toy out veya fish out the toy denebilir. Zamir ortaya gelir; bu yüzden fish it out denir, fish out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi fish out ve it zamiriyle tamamlayın: My ring fell behind the radiator, so I used a ruler to ____.
Cevabı göster
fish it out
get jammed in the skimmer: bir cihazın içinde sıkışmak
Get jammed, hareket engellenecek şekilde “sıkışmak” anlamına gelir. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, bu duruma geçişi vurgular: oyuncaklar skimmer içine girer ve ardından kolayca ilerleyemez. Skimmer, havuz veya spa yüzeyindeki suyu içeri çeken ve yüzen kalıntıları tutan bölümdür. Buradaki jam, trafik sıkışıklığını değil, fiziksel bir tıkanmayı anlatır.
Alıştırma
“Small toys can get jammed in the pool skimmer,” cümlesinde get jammed ne anlama gelir?
- Skimmer içinde sıkışabilirler.
- Suyu daha sıcak hâle getirebilirler.
- Havuzun yakınında yoğun trafik oluşturabilirler.
Cevabı göster
Skimmer içinde sıkışabilirler.
That doesn't seem too bad: temkinli ve olumlu bir tepki
That doesn't seem too bad temkinli ve hafif olumlu bir tepkidir. Not too bad çoğu zaman kötü bir şeye gerçekten vurgu yapmak yerine “kabul edilebilir” veya “beklenenden iyi” anlamına gelir. Seem, değerlendirmenin konuşanın o anda bildiklerine dayanan bir ilk izlenim olduğunu gösterir. Konuşan, durumun kesinlikle iyi olduğunu iddia etmez; durum yalnızca idare edilebilir veya kabul edilebilir görünür.
Alıştırma
Yeni bir işin yalnızca on dakika süreceğini duyuyorsunuz. Hangi yanıt temkinli ve hafif olumlu bir ilk izlenim belirtir?
- That is definitely perfect.
- That must be awful.
- That doesn't seem too bad.
Cevabı göster
That doesn't seem too bad.
mostly pretty straightforward: genel olarak oldukça kolay
Bu cümlede straightforward, “karmaşık olmayan ve anlaşılması ya da ele alınması kolay” demektir; “düz bir yönde ilerleyen” anlamına gelmez. Pretty burada “oldukça” veya “epey” anlamı veren, gündelik bir derece zarfıdır. Mostly, değerlendirmenin büyük bölüm veya çoğu durum için geçerli olduğunu gösterir. Bu yüzden mostly pretty straightforward, olumlu ama sınırlı bir değerlendirmedir: genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç zor bölüm veya istisna olabilir.
Alıştırma
“It's mostly pretty straightforward.” cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- Her bölümü istisnasız tamamen kolaydır.
- Güzel görünür ve düz bir çizgide hareket eder.
- Genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç bölüm zor olabilir.
Cevabı göster
Genel olarak oldukça kolaydır, ancak birkaç bölüm zor olabilir.
initiating Flight Mode: teknik bir durum mesajı
Teknik bir durum mesajında initiating, “başlatma veya harekete geçirme” anlamına gelir. Flight Mode'a geçiş sürecinin başladığını gösterir; ancak tek başına modun zaten etkin olduğunu ya da sürecin tamamlandığını belirtmez. Bu ifade kısaltılmış bir sistem duyurusudur. Tam cümle “The system is initiating Flight Mode” olabilir, fakat durum ekranları ve otomatik duyurular kısa ve makine benzeri bir üslup oluşturmak için açıkça anlaşılan özneyi ve be fiilini sık sık atar. Burada Flight Mode bir sistem modunun adıdır; genel bir “uçma biçimi” değildir.
Alıştırma
Bir ekranda “Initiating Flight Mode.” yazıyorsa bu ne anlama gelir?
- Sistem süreci tamamladı ve Flight Mode'dan çıktı.
- Sistem farklı uçma biçimlerini açıklıyor.
- Sistem Flight Mode'a geçiş sürecini başlatıyor.
Cevabı göster
Sistem Flight Mode'a geçiş sürecini başlatıyor.
See you for Friday night drinks at the butlers' lounge. Kalıp ifadeler
2:41Cuma gecesi içkileri için uşak salonunda görüşürüz.
See you for + etkinlik: planlanmış bir buluşmayı doğrulama
See you for + etkinlik, kişilerin o etkinliğe katılırken buluşmayı beklediğini doğrular. Bu cümlede Friday night drinks planlanmış sosyal etkinliktir; for bir neden değil, buluşunca ne yapılacağını belirtir. Yer, at the butlers' lounge örneğindeki gibi at ile ayrıca eklenebilir. Bu kısa ifade hem samimi bir vedalaşma hem de önceden kararlaştırılmış planı hatırlatma işlevi görür.
Alıştırma
Birlikte öğle yemeği yemek için buluşacağınızı doğrulayan cümle hangisidir?
- See you on Monday.
- See you for lunch.
- See you at the café.
Cevabı göster
See you for lunch.