YALNIZLIK.: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Collins'in yalnız Ay yörüngesi, Voyager 1'e ve Blind Willie Johnson'ın uzaya giden şarkısına uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "the most lonely a human being has ever been." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eşsiz deneyim için üstünlük derecesini present perfect ile kullanın; lonely ile alone'ı ayırın. 2. "gold-plated record" — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Voyager'ın insanlık mesajını anlayın; gold-plated katı altın değil, altın kaplama demektir. 3. "resonated with me" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: şarkı veya fikirle kalıcı bağı anlatın; bunu fiziksel titreşimden ya da basit beğeniden ayırın.
Bu derste
not A, but B: yanlış bir kimliklendirmeyi düzeltmek
not A, but B kalıbı, dinleyicinin yaptığı ya da yapabileceği yanlış bir tanımlamayı düzeltir. A reddedilen yanlış seçeneği, B ise doğru seçeneği belirtir. Burada konuşmacı İrlandalı devrimci lideri eler ve Michael Collins’in NASA astronotu olduğunu açıklar. Bu düzeltme yapısında but, dinleyiciyi reddedilen bilgiden onun yerine geçen doğru bilgiye yönlendirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp not X, but Y biçimindedir.
Alıştırma
Yanlış görevi not A, but B kalıbıyla düzeltin: Jordan is ____ the director, ____ the lead designer.
Cevabı göster
not · but
be part of: bir gruba veya bütüne ait olma
Be part of, daha büyük bir grubun, projenin, etkinliğin veya bütünün içinde yer almak ya da onun bir unsurunu oluşturmak anlamına gelir. Buradaki was part of, bu adamın Apollo 11 mürettebatının bir üyesi olduğunu belirtir. Be biçimi özneye ve zamana göre değişirken part of kalıbı birlikte kalır. Bu yapı hem ekiplerdeki insanları hem de daha büyük bir bütünün içindeki unsurları anlatabilir.
Alıştırma
“Bir üyesi olmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyi tamamlayın: Although Nina works remotely, she is ____ our customer support team.
Cevabı göster
part of
meaning that he was part of the team that went to, landed on the moon, Anlatım akışı
0:32yani Ay'a gidip iniş yapan
Önceki ifadeyi açıklayan meaning that
Meaning that, hemen önceki ifadenin açıklamasını veya o ifadeden çıkan sonucu sunar. Burada Apollo 11 mürettebatında yer almanın ne anlama geldiğini açar; böylece Ay görevinin ayrıntıları önceki tanımın açıklaması olarak verilir. -ing yan cümlesi ek açıklama niteliğindedir: sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir olay olarak değil, önceki düşüncenin açıklaması olarak düzenler. Yeniden kullanılabilir yapı şudur: ifade + virgül + meaning that + açıklama veya sonuç.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: "The library is closed today, ____ we need to return tomorrow."
Cevabı göster
meaning that
name as well because he did not get to walk on the moon. Kalıp ifadeler
0:41pek bilmiyor olabilirsiniz, çünkü Ay'da yürüme fırsatı bulamadı.
Fırsat bildiren get to + fiil
Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak anlamına gelir. Buradaki did not get to walk, Collins’in bu deneyimi yaşama fırsatı bulamadığını söyler; yürümemeyi seçtiği anlamına gelmez. Bu yapı genellikle etkinliği özel, memnuniyet verici veya yaşanmaya değer bir şey olarak sunar. Olumsuzluk ana fiile değil get sözcüğüne uygulanır: did not get to + fiilin yalın hâli, fırsatın hiç oluşmadığını veya gerçekleşmediğini belirtir.
Alıştırma
Fırsat anlamını göstermek için cümleyi get to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: "After months of practice, Lena finally ____ perform on stage."
Cevabı göster
got to
but Michael Collins had to stay orbiting the moon Dilbilgisi
0:47ama Michael Collins Ay'ın yörüngesinde dönmeye devam ederek
in the command module to link up with them later. Öbek fiiller
0:50sonra onlarla buluşmak üzere komuta modülünde kalmak zorundaydı.
had to stay orbiting: geçmişteki zorunluluk ve süren eylem
Had to stay orbiting ifadesinde had to, geçmişteki bir zorunluluğu belirtir: Bu, Collins'in kişisel tercihi değil, görevinin gereğiydi. Had to sonrasında stay yalın fiil biçimindedir. Stay orbiting, “yörüngede dönme hâlini sürdürmek” anlamına gelir. -ing biçimi, zaman boyunca devam ettirilen eylemi gösterir; önce kaldığı, sonra yörüngede dönmeye başladığı anlamına gelmez. Başka durumlara da aktarılabilen had to stay + -ing kalıbı, bir faaliyeti sürdürmeye yönelik geçmiş bir zorunluluğu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi had to stay + work fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the server failed, Priya ____ at the office until midnight.
Cevabı göster
had to stay working
link up with: buluşmak, birleşmek veya bağlanmak
Burada link up with, ayrı kaldıktan sonra “buluşup birleşmek” anlamına gelir. Ay görevinde komuta modülü daha sonra Armstrong ve Aldrin ile buluşacak ve mürettebatın yeniden tek bir ekip olarak devam etmesini sağlayacaktı. Kalıp, link up with + kişi, grup, araç veya sistem biçimindedir. Bağlama göre insanların buluşmasını, ekiplerin güçlerini birleştirmesini, araçların buluşma manevrası yapmasını veya sistemlerin bağlanmasını anlatabilir; tek başına internette bir bağlantıya tıklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “buluşup birleşmek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: After taking separate trails, we will ____ the rest of the group at the visitor center.
Cevabı göster
link up with
This is where things get lonely: bir dönüm noktasını belirtmek
this is where things get lonely ifadesindeki where, fiziksel bir yeri sormaz veya göstermez. “Hikâyenin bu aşamasında” anlamına gelir. this is where + yan cümle kalıbı, dikkati yeni bir gelişmenin başladığı noktaya yöneltir. Burada things get lonely değişimi haber verir: bu noktadan sonra durum yalnız hissettirmeye başlar. this is where things get + sıfat kalıbını this is where things get difficult veya this is where things get interesting örneklerinde olduğu gibi bir dönüm noktası sunmak için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, where ile kurulan ve dönüm noktasını belirten üç kelimelik kalıpla tamamla: The map is clear at first, but ____ things get confusing.
Cevabı göster
this is where
there in the command module orbiting the moon alone,
0:58komuta modülünde Ay'ın çevresinde tek başına dönerken
Faced away from: yönelimi anlatmak
Faced away from, “ön tarafı bir şeyin aksi yönüne dönüktü” anlamına gelir. Ay’ın uzak tarafı Dünya’nın aksi yönüne bakıyordu; bu ifade Ay’ın Dünya’dan daha uzağa hareket ettiğini söylemez. face away from + isim kalıbı bir kişinin, hayvanın, koltuğun, ekranın, binanın veya yüzeyin hangi yöne baktığını açıklar. Geçmiş zamanda face, faced olur.
Alıştırma
Hangi cümle sandalyenin pencerenin aksi yönüne dönük olduğunu, ancak yönünün veya konumunun değiştiğini söylemeden anlatır?
- The chair faced away from the window.
- The chair moved away from the window.
- The chair turned away from the window.
Cevabı göster
The chair faced away from the window.
he lost all radio contact with Earth and with Armstrong and Aldrin. Kalıp ifadeler
1:08Dünya'yla da Armstrong ve Aldrin'le de tüm telsiz bağlantısı kesiliyordu.
lost all radio contact with: …ile tüm telsiz bağlantısını kaybetmek
Bu cümlede lost all radio contact with, telsiz iletişiminin tamamen kesildiği anlamına gelir. All, hiçbir telsiz bağlantısının kalmadığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp lose contact with + kişi, yer veya kurum şeklindedir. Radio iletişim kanalını belirtir; contact ise kişi listesindeki belirli bir kişiyi değil, iletişim hâlini veya iletişim kurabilme imkânını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: During the storm, the rescue team ____ its base, so no messages could get through.
Cevabı göster
lost all radio contact with
For about the 48 minutes that Michael Collins was orbiting around the other end of the moon,
1:13Michael Collins Ay'ın öteki tarafında yörüngede kaldığı yaklaşık 48 dakika boyunca,
the most lonely a human being has ever been: bir insanın yaşadığı en yüksek yalnızlık derecesi
Bu ifade, onun o ana kadar herhangi bir insanın yaşadığı en yüksek yalnızlık derecesine ulaştığını öne sürer. The most lonely üstünlük derecesindeki betimlemedir, a human being genel olarak herhangi bir insanı anlatır ve has ever been karşılaştırmayı tüm insanlık deneyimine genişletir. Bu yapı, bir durumun derecelerini karşılaştırır; süresini veya orada bulunan insan sayısını değil. Ever, referans noktasından önceki veya o noktaya kadarki herhangi bir zamanı ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi öne sürüyor?
- Yalnızlığı, daha önce herhangi bir insanın yaşadığından daha yüksek bir dereceye ulaşmıştı.
- Herkesten daha uzun süre yalnız kalmıştı.
- O sırada hayatta olan tek insan oydu.
Cevabı göster
Yalnızlığı, daha önce herhangi bir insanın yaşadığından daha yüksek bir dereceye ulaşmıştı.
that any human has ever been since the very beginning of mankind.
1:27insanlığın başlangıcından beri kimsenin olmadığı kadar uzaktaydı.
If you haven't yet seen Veritasium's video about how far away the moon is from Earth, Dilbilgisi
1:32Ay'ın Dünya'dan ne kadar uzakta olduğuyla ilgili Veritasium videosunu henüz izlemediyseniz,
Henüz görmediysen kesinlikle göz atmalısın
If you haven't yet seen ... ifadesinde if yan cümleciği, şu anla bağlantısını koruyan bir durumu kontrol etmek için present perfect kullanır: dinleyici bu ana kadar videoyu görmemiştir. Yet, şimdiye kadar bir şeyin hâlâ yapılmamış olduğu anlamını pekiştirir. Ana cümle olan you should definitely check it out, bu koşuldan doğan bir tavsiye verir. Should emir vermek yerine öneride bulunur; definitely ise öneriyi hevesli ve güçlü hâle getirir. Bu kalıp filmler, kitaplar, yerler ve deneyimler tavsiye edilirken doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Tavsiyeyi tamamlayın. İlk boşlukta see fiilinin kısaltılmış present perfect biçimini, ikinci boşlukta tavsiye bildiren yardımcı fiili kullanın: If you ____ it yet, you ____ definitely check it out.
Cevabı göster
haven't seen · should
check it out: bir göz at
Burada check it out; ona göz atmak, onu izlemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. İçerik, yer, ürün veya etkinlik tavsiye ederken sık kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, check ile out arasına gelir: check it out, check them out. Nesne bir isimse hem check out the video hem de check the video out kullanılabilir. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen videoyu belirtir.
Alıştırma
Check out ile it zamirini doğru konumda kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: This channel has a great science series—you should ____.
Cevabı göster
check it out
But the whole point is that we tend to think the moon is much closer than it really is Notlar
1:38Ama asıl mesele şu: Ay'ın gerçekte olduğundan çok daha yakın olduğunu düşünme eğilimindeyiz
Tend to: kesinlik değil, olağan bir eğilim
Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyi her seferinde gerçekleşen bir olay olarak değil, olağan bir eğilim veya muhtemel davranış olarak sunar. Bu cümlede tend to think, herkesin her zaman böyle düşündüğünü iddia etmek yerine yaygın bir izlenimi anlatır. Bu ifade genellemeyi daha temkinli ve doğru hâle getirir. Özne, “I tend to ...” ve “people tend to ...” örneklerindeki gibi bir kişi veya grup ya da “This road tends to flood” örneğindeki gibi bir şey olabilir.
Alıştırma
Temkinli bir genelleme yapmak için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: People ____ speak more quietly in libraries.
Cevabı göster
tend to
much closer than it really is: algı ile gerçek arasındaki büyük fark
much closer ifadesinde much, closer karşılaştırma biçimini güçlendirir. Yalnızca çok yakın değil, karşılaştırmada büyük ölçüde daha yakın anlamına gelir. than it really is bölümü algılanan mesafeyi gerçekle karşılaştırır: İnsanlar Ay'ın gerçek konumundan çok daha yakın olduğunu düşünür. much + karşılaştırma biçimi + than ... kalıbı, karşılaştırmanın iki tarafı arasındaki büyük farkı anlatır.
Alıştırma
much + comparative + than it really is kalıbını ve heavy kelimesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The box looks ____.
Cevabı göster
much heavier than it really is
because most illustrations we see put the two objects quite close because it's easier.
1:42çünkü gördüğümüz çizimlerin çoğu, daha kolay olduğu için iki gök cismini birbirine çok yakın gösteriyor.
The whole point is that: ana mesajı belirtmek
The whole point is that + yan cümlecik kalıbı, dinleyene sonraki bölümün tek ve en önemli mesaj olduğunu bildirir. Burada dikkati çizimlerin kendisinden uzaklaştırıp temel sonuca döndürür: Bu çizimler Ay'ı gerçekte olduğundan daha yakın gösterebilir. Whole güçlü bir vurgu katar. Bu ifade bütün noktaların listesini sunmaz. Bir savı özetlemek veya tartışmayı yeniden ana konuya döndürmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Tek bir temel amacı vurgulamak için dersteki beş sözcüklü kalıbı kullanın: ____ everyone gets a fair turn.
Cevabı göster
The whole point is that
doğru oranlı şema ve modeller için to scale
To scale, bir çizim, şema, harita veya modeldeki uzunlukların karşılık gelen gerçek uzunluklarla aynı oranları koruduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada gösterilen Dünya-Ay mesafesinin kolaylık amacıyla sıkıştırılmadığını, orantılı olduğunu belirtir. İfade be fiilinden sonra veya draw ve build gibi fiillerle kullanılabilir: The map is to scale; draw the plan to scale. Bir şeyi tartmayı veya boyutunu büyütmeyi değil, orantılı gösterimi anlatır.
Alıştırma
Teknik açıklamayı doğru oranda gösterilmiş anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The diagram is ____.
Cevabı göster
to scale
We actually measure the distance to the moon quite frequently
1:52Aslında Ay'a olan mesafeyi oldukça sık ölçüyoruz
using reflectors that were left on the moon.
1:55ve bunun için Ay'da bırakılan yansıtıcıları kullanıyoruz.
They're just sitting there all alone on the surface of the moon
1:59Ay yüzeyinde yapayalnız öylece duruyorlar
By looking at how long it took the light to return to us, Dilbilgisi
2:04Işığın bize geri dönmesinin ne kadar sürdüğüne bakarak,
how long it took the light to return: dolaylı soruda sözcük sırası
how long it took the light to return, daha büyük bir yapı içine yerleşmiş dolaylı bir sorudur ve incelenen sürenin uzunluğunu belirtir. Doğrudan sorulan bağımsız bir soru olmadığı için düz cümle sırasını kullanır: how long + it took denir, how long did it take denmez. it took the light to return ifadesinde it, it takes/took + kişi veya şey + süre + to + fiil kalıbındaki, belirli bir varlığı göstermeyen biçimsel öznedir. Geri dönen şey the light'tır; how long ise geçen sürenin yerini tutar.
Alıştırma
Dolaylı soruyu take fiilinin düz cümle sırasındaki biçimiyle tamamlayın: We measured how long ____ the battery to charge.
Cevabı göster
it took
we can calculate quite accurately how far away the moon is.
2:06Ay'ın ne kadar uzakta olduğunu oldukça hassas biçimde hesaplayabiliyoruz.
By looking at ... we can ...: yöntem ve sonuç anlatımı
By looking at, sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada ışığın yolculuk süresini incelemek, sonraki hesaplamayı mümkün kılan eylemdir. By burada “bir eylemi yaparak” anlamındadır; “öncesinde” veya “en geç şu zamana kadar” anlamında değildir. Kalıp By + fiilin -ing hâli ..., özne + can + fiilin yalın hâli ... şeklindedir. Genellikle ana cümlenin öznesi -ing eylemini de yapar: örnekte we hem süreyi inceleyenleri hem de mesafeyi hesaplayanları gösterir.
Alıştırma
Yöntem ve sonuç bildiren cümleyi by + check ile tamamlayın: ____ the schedule, we can find the next train.
Cevabı göster
By checking
for a while: süresi belirtilmeyen devam eden bir zaman dilimi
“For a while”, kesin uzunluğu belirtilmeyen “bir süre boyunca” anlamında bir süre ifadesidir. Burada etkinliğin yalnızca kısa bir an değil, kayda değer bir süredir devam ettiğini gösterir. “we've been doing” ile birlikte “ne kadar süredir?” sorusunu yanıtlar. Present perfect continuous, etkinliği daha önce başlamış ve şu ana kadar sürmekte olan bir eylem olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin yeni uygulamayı test etmek için şimdiden bir süre harcadığı anlamına gelir?
- The team has been testing the new app for a while.
- The team tested the new app once.
- The team will test the new app in a while.
Cevabı göster
The team has been testing the new app for a while.
and one of the most bizarre things we've learned Dilbilgisi
2:11ve öğrendiğimiz en tuhaf şeylerden biri,
spiraling away from Earth quite slowly. Öbek fiiller
2:15çok yavaş bir sarmal çizerek Dünya'dan uzaklaşıyor olması.
one of the most bizarre things we've learned is that: bir keşfi tanıtmak
“one of the most + çoğul isim + ilgi cümleciği + is that ...” kalıbı, daha büyük bir gruptan bir üyeyi seçer ve ardından o öğenin içeriğini açıklar. Burada “we've learned”, “things” grubunu sınırlar; “that”ten sonraki cümlecik ise keşfin ne olduğunu belirtir. “things” çoğul olsa da öznenin dil bilgisel merkezi tekil “one”dır; bu nedenle bağlayıcı fiil “are” değil, “is” olur. Bu kalıp, açıklamayı düzenli tutarken şaşırtıcı bir bulguya özel vurgu yapar.
Alıştırma
Cümleyi “one of the most ... is that” hedef kalıbıyla tamamlayın: “One ____ surprising results we've seen ____ the treatment works faster at night.”
Cevabı göster
of the most · is that
spiraling away from: uzaklığı artıran kıvrımlı hareket
Burada spiraling away from, hareketin yol biçimiyle yönünü birleştirir. Ay yalnızca olduğu yerde dönmez; dışa doğru genişlediği söylenebilecek bir yörüngede Dünya'dan giderek uzaklaşır. spiral away from + referans noktası, bir şeyin daireler çizerek veya kıvrılarak hareket ederken o noktaya olan uzaklığının artmasını anlatır. Away from, neyin uzağına gidildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi spiral away from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The loose strip of paper ____ the fan and fell under the desk.
Cevabı göster
spiraled away from
further away than it was the year before: aynı şeyi zaman içinde karşılaştırmak
Further away than it was the year before, aynı nesnenin iki farklı zamandaki uzaklığını karşılaştırır. Further away şimdiki karşılaştırmalı uzaklığı verirken than önceki durumu tanıtır. Than it was the year before içinde it, the moon ifadesine geri döner; önceki uzaklık açıklaması yinelenmez, bağlamdan anlaşılır. X is + comparative + than it was + geçmiş zaman ifadesi kalıbı, ölçülen eğilimleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı further ile başlayan hedef kalıpla tamamlayın: This year, the probe is ____ the year before.
Cevabı göster
further away than it was
Those reflectors are not the only thing we left on the
2:29O yansıtıcılar Ay'da bıraktığımız tek şey
moon. We actually left a lot of man-made stuff,
2:32değil. Aslında orada insan yapımı pek çok eşya,
There is an entire Wikipedia article just listing
2:35Yalnızca geride bıraktığımız büyük eşyaları listeleyen
left behind: götürülmeyip geride kalan nesneler
Burada left behind, birisi ayrılırken bir şeyi yanında götürmedi anlamına gelir. Geçmiş görevlerden Ay'da kalan fiziksel nesneleri anlatır; geçmişi geride bırakıp hayata devam etme şeklindeki mecaz anlamda kullanılmamıştır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp leave + nesne + behind biçimindedir. Unutulan bir şeyi de bir yerde bilerek bırakılan bir şeyi de anlatabilir; bu nedenle olayın kazara olup olmadığını bağlam gösterir. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: leave it behind.
Alıştırma
Cümleyi leave something behind kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After packing up the campsite, we accidentally ____ our tent ____.
Cevabı göster
left · behind
But there are man-made objects that are even further away from the Earth than the Moon.
2:41Ancak Dünya'ya uzaklığı Ay'ınkinden bile fazla olan insan yapımı nesneler var.
In fact: bir noktayı daha güçlü bir gerçekle desteklemek
Cümle başındaki In fact, sonraki ifadenin önceki noktayı daha belirli ve daha çarpıcı bir gerçekle güçlendireceğini veya netleştireceğini gösterir. Bu bölüm, bazı insan yapımı nesnelerin Ay'ın ötesine gittiği şeklindeki genel düşünceden daha güçlü bir kanıta geçer: Bunların dördü artık Güneş sisteminin dışındadır. Burada önceki cümleye karşı çıkmak yerine onu destekler. Cümle başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümleyi yalnızca bir örnek olarak değil, ilkini güçlendiren daha çarpıcı bir gerçek olarak sunan bağlacı seçin: The telescope can see extremely distant objects. ___, it has detected galaxies billions of light-years away.
- In fact
- However
- For example
Cevabı göster
In fact
so far away ... no longer within our solar system yapısında derece ve sonuç
Burada so far away, 'fiziksel olarak çok büyük bir uzaklığa kadar' anlamına gelir. Far away mesafeyi anlatır, so ise dereceyi güçlendirir; burada 'şimdiye kadar' anlamına gelmez. Ardından gelen they are no longer within our solar system bölümü, bu aşırı uzaklığın sonucunu verir. Konuşmada sonuç, derece ifadesinin hemen ardından ayrı bir cümlecik olarak gelebilir. Tam ve açık kalıp so ... that şeklindedir: they have traveled so far away from Earth that they are no longer within our solar system.
Alıştırma
Açık derece-sonuç kalıbını bir sözcükle tamamlayın: The research station is so far away from the coast ____ supplies arrive only once a month.
Cevabı göster
that
Voyager 1 is actually the furthest man-made object from Earth ever.
2:52Voyager 1, Dünya'dan bugüne dek en uzağa gitmiş insan yapımı nesnedir.
just in case anything out there found them. Kalıp ifadeler
3:03olur da uzayın derinliklerinde bir şey onu bulur diye.
Voyager'daki altın kaplama plak
Gold-plated record, yüzeyi ince bir altın tabakasıyla kaplanmış, çalınabilir bir plaktır; gold-plated, som altından yapılmış anlamına gelmez. Burada NASA'nın Voyager 1'e yerleştirdiği Voyager Altın Plağı kastedilir. Bu, uzay aracını bulabilecek herhangi bir zeki varlığa Dünya'yı ve insanlığı anlatmak için hazırlanmış, dayanıklı bir mesajdır. Kodlanmış görüntüler ve müzik dâhil kaydedilmiş sesler içerir; bu nedenle üzerindeki bir şarkı, insanlığın mesajının parçası olarak yıldızlararası uzayda yolculuk ediyor diye anlatılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede gold-plated record nedir?
- Tamamı som altından yapılmış ve kayıtlı hiçbir bilgi içermeyen bir plak
- İnce bir altın tabakasıyla kaplanmış ve insanlık hakkında bilgiler taşıyan, çalınabilir bir plak
- Voyager'ın Dünya'ya göndermeyi sürdürdüğü canlı bir radyo sinyali
Cevabı göster
İnce bir altın tabakasıyla kaplanmış ve insanlık hakkında bilgiler taşıyan, çalınabilir bir plak
Olası bir gelecek olayı için just in case
Just in case, önceden alınan bir önlemin nedeni olan belirsiz bir olayı ifade eder. NASA bilgileri şimdi ekledi çünkü ileride bir şey plağı bulabilirdi; bu keşif bilinen bir sonuç değil, yalnızca bir olasılıktı. Yeniden kullanılabilir kalıp eylem + just in case + geniş zamanlı yan cümledir. Olası olay gelecekte olsa bile genellikle geniş zaman kullanılır: “Take a charger just in case your battery dies.” Just ek bir tedbir duygusu verir ve bazen çıkarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “olası bir olaya karşı önlem olarak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: I saved a backup copy ____ the original file became corrupted.
Cevabı göster
just in case
You can read all about everything that NASA put on the disc
3:07NASA'nın plağa koyduğu her şey hakkında bilgi edinebilirsiniz
by following a link in this video's description.
3:10bu videonun açıklamasındaki bağlantıya tıklayarak.
resonated with me: hubungan pribadi yang membekas
Burada resonated with me mecaz anlamdadır. Şarkının duygusu veya mesajı konuşan kişiyle bağ kurarak güçlü bir kişisel tepki oluşturmuştur; ifade yalnızca hoşlanmayı değil, duygusal veya düşünsel bir önemi anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp bir şey + resonates/resonated with + birisidir. Etkiyi yaratan şey normalde özne olur, etkilenen kişi ise with sözcüğünden sonra gelir: “That idea resonated with many readers.”
Alıştırma
Cümleyi “güçlü bir kişisel veya duygusal bağ oluşturdu” anlamındaki İngilizce ifadeyle tamamlayın: Her story about rebuilding her life ____.
Cevabı göster
resonated with me
Çok büyük miktarı lots and lots of ile vurgulamak
Lots and lots of, “çok büyük sayıda veya miktarda” anlamına gelir. lots sözcüğünü tekrarlamak, lots of ifadesinden daha güçlü bir vurgu yaratır ve ifadeye enerjik, konuşma diline özgü bir ton verir. Bu ifade, lots and lots of audio örneğindeki gibi bir isimden önce gelir. books gibi çoğul sayılabilen isimlerle ve time gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, miktarı güçlü biçimde vurgulayan tekrarlı ve günlük ifadeyle tamamlayın: The library has ____ books for children.
Cevabı göster
lots and lots of
Bir öğeyi in particular ile öne çıkarmak
In particular, daha büyük bir gruptan bir kişiyi veya şeyi ayırıp dikkati özellikle ona yöneltir. Burada konu, diskteki çok sayıdaki kayıttan tek bir şarkıya geçer. one song ifadesinden sonra geldiğinde “özellikle o şarkı” anlamını verir; şarkının kendi doğası gereği tuhaf veya belirli olduğu anlamına gelmez. Genel bir gruptan odaklanılan tek bir üyeye ya da örneğe geçmek için kullanın.
Alıştırma
Daha büyük bir gruptan tek bir öğeyi doğal biçimde öne çıkaran ifadeyi seçin: We visited several museums, but the science museum ___ was unforgettable.
- particularly
- in particular
- in a particular
- particular
Cevabı göster
in particular
Whoever or Whatever: bulanın kimliğini ve türünü açık bırakmak
Whoever or whatever found it, serbest seçim anlamı taşıyan bağımsız bir ilgi yan tümcesidir: whoever “herhangi bir kişi ya da kişiye benzer özne”, whatever ise “herhangi bir şey ya da başka türden varlık” anlamındadır. Bu sözcükler burada soru sormaz; birlikte, kimliği veya türü belirlenmemiş bir bulucuyu ifade eder. or iki olasılığı da bilinçli olarak açık tutar. Whoever or whatever found it yan tümcesinin tamamı to’dan sonra alıcıyı belirtirken whoever/whatever aynı zamanda found fiilinin öznesidir.
Alıştırma
Cümleyi whoever, or ve whatever sözcüklerinden oluşan hedef ifadeyle tamamlayın: The beacon will send a reply to ____ activates it.
Cevabı göster
whoever or whatever
Dark was the Night, Cold was the Ground: sıfatın önce geldiği edebi diziliş
Dark was the night ve Cold was the ground yan tümcelerinin ikisinde de yüklem tamamlayıcısı öne alınmıştır: önce yüklem sıfatı, ardından was ve özne gelir. Tarafsız dizilişleri The night was dark ve The ground was cold biçimindedir. Bu işaretli diziliş, bir başlığa uygun dengeli, ağırbaşlı ve edebi bir ritim oluşturur. Dark ve Cold, night ile ground sözcüklerini niteler; ad veya özne değildir.
Alıştırma
Hangi cümle başlığın temel anlamını tarafsız modern sözcük dizilişiyle verir?
- Dark and Cold were names for the night and the ground.
- The night was dark, and the ground was cold.
- The dark night was lying on the cold ground.
Cevabı göster
The night was dark, and the ground was cold.
no X, just Y: bir beklentiyi kısa biçimde düzeltmek
no X, just Y kalıbı önce beklenen bir olasılığı dışlar, ardından gerçekte ne bulunduğunu söyler. Burada no lyrics, söylenebilecek veya alıntılanabilecek sözlerin bulunmadığını belirtirken just humming dikkati mevcut olan tek sesli unsura yöneltir. İkinci bölümde tekrar eden bir yan cümle atlanır; tam düşünce There are no lyrics; there is just humming. şeklindedir. Bu kısa karşıtlık düzeltmeyi hızlı ve vurgulu yapar. Bu kullanımda just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi no X, just Y kalıbıyla tamamlayın: “There are ____ spoken instructions, ____ soft background music.”
Cevabı göster
no · just
by following a link in this video's description.
3:36bu videonun açıklamasındaki bağlantıya tıklayarak.
the weight of that meaning: mecazi ciddiyet ve etki
the weight of that meaning ifadesinde weight mecazidir. Anlamı ağır bir şey gibi sunar: ciddi, duygusal açıdan yük oluşturan veya dikkatle düşünmeyi gerektirecek kadar önemli. İfade, dinleyiciden yalnızca mesajın ne anlama geldiğini belirlemesini değil, insani ve duygusal sonuçlarını da hissetmesini ister. Daha genel olarak the weight of X, X’in taşıdığı ciddiyeti, sorumluluğu veya kalıcı etkiyi belirtir.
Alıştırma
“Before you accept the role, consider the weight of the responsibility,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Görevle ilgili bir nesnenin fiziksel kütlesi
- Sorumluluğun ciddi sonuçları ve duygusal yükü
- responsibility sözcüğünün sözlük tanımı
Cevabı göster
Sorumluluğun ciddi sonuçları ve duygusal yükü
to aliens what loneliness is. Dilbilgisi
3:44uzaylılara yalnızlığın ne olduğunu anlatmak için seçildi.
what loneliness is: gömülü soru söz dizimi
“what loneliness is”, aktarılan içeriği adlandıran gömülü bir soru yan cümlesidir: şarkı, yalnızlık deneyiminin ne anlama geldiğini uzaylılara göstermeyi amaçlar. Burada what, bilinmeyen bir anlamı veya niteliği ortaya koyar; yan cümlenin tamamı da represent fiilinden sonra bir isim öbeği gibi işlev görür. Daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için yan cümle düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + fiil (“what loneliness is”). Doğrudan soru söz dizimi (“What is loneliness?”) kullanılmaz. İkinci söz dizimini yalnızca soru bağımsız bir doğrudan soru olarak sorulduğunda kullanın.
Alıştırma
“What is loneliness?” sorusunun gömülü soru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The documentary tries to explain ____.
Cevabı göster
what loneliness is
Blind Willie Johnson himself wasn't blind his whole life. Dilbilgisi
3:48Blind Willie Johnson aslında hayatı boyunca kör değildi.
wasn't blind his whole life: tüm dönemi kapsayan olumsuzluk
“wasn't blind his whole life” ifadesinde olumsuzluk, tüm süreyi kapsayan “blind his whole life” iddiasına yöneliktir. Anlamı, körlüğün hayatının her dönemini kapsamamış olmasıdır; hiç kör olmadığı değildir. Bu nedenle cümle zaman içinde bir durum değişikliğini ima eder: hayatının en az bir bölümünde kör değildi, başka bir bölümünde ise kördü. Genel olarak not + durum veya eylem + dönemin tamamı yapısı, durumun ya da eylemin tüm dönem boyunca geçerli olduğunu reddeder; onu bütünüyle reddetmek zorunda değildir.
Alıştırma
“He wasn't blind his whole life” ifadesine hangi yorum uyar?
- Tüm hayatı boyunca görebiliyordu.
- Hayatının bir bölümünde kördü, ancak tamamında değildi.
- Doğumundan ölümüne kadar kördü.
Cevabı göster
Hayatının bir bölümünde kördü, ancak tamamında değildi.
burned down: yangında yok olmak
Bu cümlede burned down, evinin yangında yok olduğu veya artık kullanılamayacak kadar ağır hasar gördüğü anlamına gelir. Down parçacığı güçlü bir sonuç anlamı katar: yangın evi yalnızca etkilemekle kalmamıştır. Burada burn down geçişsizdir; his home, burned down ifadesinin öznesidir. The fire burned the house down. örneğinde olduğu gibi geçişli de kullanılabilir. Down, alevlerin aşağı doğru hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “yangında yok oldu” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: By sunrise, the empty warehouse had ____.
Cevabı göster
burned down
nowhere else to live but ...: ... dışında yaşayacak yer yok
nowhere else to + fiil + but + seçenek kalıbı, but sonrasında verilen seçenek dışında başka bir olasılık bulunmadığını anlatır. Bu cümlede yaşayabileceği tek yer ıslak gazetelerin üstüdür ve bu, içinde bulunduğu durumun ne kadar çaresiz olduğunu vurgular. Burada but, however değil except anlamındadır. But sonrasındaki sözcükler fiili doğal biçimde tamamlar: live on wet newspaper. Başka bağlamlarda, nowhere else to wait but outside veya nowhere else to sleep but in the car örneklerinde olduğu gibi, fiilin ya da yerin gerektirdiği edatı koruyun.
Alıştırma
Yalnızca tek bir yer kaldığını göstermek için sleep fiilini ve nowhere else ... but kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Every hotel was full, so we had ____ the station waiting room.
Cevabı göster
nowhere else to sleep but in
“way out there”: uzaklığı pekiştiren way
way out there ifadesinde way, gündelik dilde kullanılan bir pekiştirme zarfıdır. out there ifadesini güçlendirir; dolayısıyla bütün ifade “orada çok uzakta” anlamına gelir, “yol” veya “rota” anlamına gelmez. Yıldızlararası uzaydan söz edilmesi, burada gerçek bir fiziksel uzaklığın kastedildiğini açıkça gösterir. way’in bu kullanımı; way over there, way too far ve way bigger örneklerinde olduğu gibi uzaklık, derece veya karşılaştırma bildiren ifadelerin önünde güçlü vurgu katar. Genellikle farkın küçük değil, çarpıcı olduğunu düşündürür.
Alıştırma
“The cabin is way out there past the frozen lake.” cümlesinde way ne işe yarar?
- Kulübenin yalnızca biraz dışarıda olduğunu ifade eder.
- Kulübeye giden yolun adını belirtir.
- Kulübenin ne kadar uzakta olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Cevabı göster
Kulübenin ne kadar uzakta olduğunu güçlü biçimde vurgular.