YALNIZLIK.: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
714 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Collins'in yalnız Ay yörüngesi, Voyager 1'e ve Blind Willie Johnson'ın uzaya giden şarkısına uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "the most lonely a human being has ever been." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eşsiz deneyim için üstünlük derecesini present perfect ile kullanın; lonely ile alone'ı ayırın. 2. "gold-plated record" — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Voyager'ın insanlık mesajını anlayın; gold-plated katı altın değil, altın kaplama demektir. 3. "resonated with me" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: şarkı veya fikirle kalıcı bağı anlatın; bunu fiziksel titreşimden ya da basit beğeniden ayırın.

Bu derste

Hey, Vsauce.

0:00

Selam, Vsauce.

Michael here

0:01

Michael burada

and I am back in New York City

0:02

ve yeniden New York'tayım

and today we're going to talk

0:04

ve bugün

about loneliness.

0:06

yalnızlıktan bahsedeceğiz.

But first,

0:09

Ama önce,

I just learned this yesterday,

0:10

daha dün öğrendiğim bir şey var:

Bear Grylls,

0:11

Bear Grylls'in,

the host of Man vs. Wild,

0:12

yani Man vs. Wild sunucusunun,

has three sons

0:14

üç oğlu var

and I'm not kidding,

0:15

ve şaka yapmıyorum,

their names are

0:16

adları

Jesse, Huckleberry, and Marmaduke.

0:17

Jesse, Huckleberry ve Marmaduke.

Well, here's another name for you.

0:22

Size bir isim daha vereyim.

Michael Collins,

0:23

Michael Collins,

not the Irish revolutionary leader, Dilbilgisi

0:25

İrlandalı devrimci lider değil,

but Michael Collins the NASA astronaut.

0:27

NASA astronotu Michael Collins.

Dilbilgisi

not A, but B: yanlış bir kimliklendirmeyi düzeltmek

not A, but B kalıbı, dinleyicinin yaptığı ya da yapabileceği yanlış bir tanımlamayı düzeltir. A reddedilen yanlış seçeneği, B ise doğru seçeneği belirtir. Burada konuşmacı İrlandalı devrimci lideri eler ve Michael Collins’in NASA astronotu olduğunu açıklar. Bu düzeltme yapısında but, dinleyiciyi reddedilen bilgiden onun yerine geçen doğru bilgiye yönlendirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp not X, but Y biçimindedir.

Alıştırma

Yanlış görevi not A, but B kalıbıyla düzeltin: Jordan is ____ the director, ____ the lead designer.

Cevabı göster

not · but

This guy was part of the Apollo 11 crew, Kalıp ifadeler

0:30

Apollo 11 mürettebatının bir üyesiydi;

Kalıp ifadeler

be part of: bir gruba veya bütüne ait olma

Be part of, daha büyük bir grubun, projenin, etkinliğin veya bütünün içinde yer almak ya da onun bir unsurunu oluşturmak anlamına gelir. Buradaki was part of, bu adamın Apollo 11 mürettebatının bir üyesi olduğunu belirtir. Be biçimi özneye ve zamana göre değişirken part of kalıbı birlikte kalır. Bu yapı hem ekiplerdeki insanları hem de daha büyük bir bütünün içindeki unsurları anlatabilir.

Alıştırma

“Bir üyesi olmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyi tamamlayın: Although Nina works remotely, she is ____ our customer support team.

Cevabı göster

part of

meaning that he was part of the team that went to, landed on the moon, Anlatım akışı

0:32

yani Ay'a gidip iniş yapan

and became the first people to walk on the moon.

0:36

ve Ay'da yürüyen ilk insanlar olan ekipteydi.

Anlatım akışı

Önceki ifadeyi açıklayan meaning that

Meaning that, hemen önceki ifadenin açıklamasını veya o ifadeden çıkan sonucu sunar. Burada Apollo 11 mürettebatında yer almanın ne anlama geldiğini açar; böylece Ay görevinin ayrıntıları önceki tanımın açıklaması olarak verilir. -ing yan cümlesi ek açıklama niteliğindedir: sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir olay olarak değil, önceki düşüncenin açıklaması olarak düzenler. Yeniden kullanılabilir yapı şudur: ifade + virgül + meaning that + açıklama veya sonuç.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: "The library is closed today, ____ we need to return tomorrow."

Cevabı göster

meaning that

Except, you might not know Michael Collins's

0:38

Ama Michael Collins'in adını

name as well because he did not get to walk on the moon. Kalıp ifadeler

0:41

pek bilmiyor olabilirsiniz, çünkü Ay'da yürüme fırsatı bulamadı.

Kalıp ifadeler

Fırsat bildiren get to + fiil

Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak anlamına gelir. Buradaki did not get to walk, Collins’in bu deneyimi yaşama fırsatı bulamadığını söyler; yürümemeyi seçtiği anlamına gelmez. Bu yapı genellikle etkinliği özel, memnuniyet verici veya yaşanmaya değer bir şey olarak sunar. Olumsuzluk ana fiile değil get sözcüğüne uygulanır: did not get to + fiilin yalın hâli, fırsatın hiç oluşmadığını veya gerçekleşmediğini belirtir.

Alıştırma

Fırsat anlamını göstermek için cümleyi get to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: "After months of practice, Lena finally ____ perform on stage."

Cevabı göster

got to

Neil Armstrong and Buzz Aldrin walked around,

0:44

Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay'da yürüdü,

but Michael Collins had to stay orbiting the moon Dilbilgisi

0:47

ama Michael Collins Ay'ın yörüngesinde dönmeye devam ederek

in the command module to link up with them later. Öbek fiiller

0:50

sonra onlarla buluşmak üzere komuta modülünde kalmak zorundaydı.

Dilbilgisi

had to stay orbiting: geçmişteki zorunluluk ve süren eylem

Had to stay orbiting ifadesinde had to, geçmişteki bir zorunluluğu belirtir: Bu, Collins'in kişisel tercihi değil, görevinin gereğiydi. Had to sonrasında stay yalın fiil biçimindedir. Stay orbiting, “yörüngede dönme hâlini sürdürmek” anlamına gelir. -ing biçimi, zaman boyunca devam ettirilen eylemi gösterir; önce kaldığı, sonra yörüngede dönmeye başladığı anlamına gelmez. Başka durumlara da aktarılabilen had to stay + -ing kalıbı, bir faaliyeti sürdürmeye yönelik geçmiş bir zorunluluğu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi had to stay + work fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the server failed, Priya ____ at the office until midnight.

Cevabı göster

had to stay working

Öbek fiiller

link up with: buluşmak, birleşmek veya bağlanmak

Burada link up with, ayrı kaldıktan sonra “buluşup birleşmek” anlamına gelir. Ay görevinde komuta modülü daha sonra Armstrong ve Aldrin ile buluşacak ve mürettebatın yeniden tek bir ekip olarak devam etmesini sağlayacaktı. Kalıp, link up with + kişi, grup, araç veya sistem biçimindedir. Bağlama göre insanların buluşmasını, ekiplerin güçlerini birleştirmesini, araçların buluşma manevrası yapmasını veya sistemlerin bağlanmasını anlatabilir; tek başına internette bir bağlantıya tıklamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “buluşup birleşmek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: After taking separate trails, we will ____ the rest of the group at the visitor center.

Cevabı göster

link up with

Well, this is where things get lonely. Anlatım akışı

0:53

İşte yalnızlık burada başlıyor.

Anlatım akışı

This is where things get lonely: bir dönüm noktasını belirtmek

this is where things get lonely ifadesindeki where, fiziksel bir yeri sormaz veya göstermez. “Hikâyenin bu aşamasında” anlamına gelir. this is where + yan cümle kalıbı, dikkati yeni bir gelişmenin başladığı noktaya yöneltir. Burada things get lonely değişimi haber verir: bu noktadan sonra durum yalnız hissettirmeye başlar. this is where things get + sıfat kalıbını this is where things get difficult veya this is where things get interesting örneklerinde olduğu gibi bir dönüm noktası sunmak için kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi, where ile kurulan ve dönüm noktasını belirten üç kelimelik kalıpla tamamla: The map is clear at first, but ____ things get confusing.

Cevabı göster

this is where

People realized that Michael Collins,

0:55

İnsanlar Michael Collins'in

there in the command module orbiting the moon alone,

0:58

komuta modülünde Ay'ın çevresinde tek başına dönerken

was in a quite unique position.

1:01

oldukça benzersiz bir konumda olduğunu fark etti.

When he circled around the far side of the moon,

1:03

Ay'ın uzak tarafına geçtiğinde,

the side that faced away from Earth, Öbek fiiller

1:06

yani Dünya'ya bakmayan tarafına,

Öbek fiiller

Faced away from: yönelimi anlatmak

Faced away from, “ön tarafı bir şeyin aksi yönüne dönüktü” anlamına gelir. Ay’ın uzak tarafı Dünya’nın aksi yönüne bakıyordu; bu ifade Ay’ın Dünya’dan daha uzağa hareket ettiğini söylemez. face away from + isim kalıbı bir kişinin, hayvanın, koltuğun, ekranın, binanın veya yüzeyin hangi yöne baktığını açıklar. Geçmiş zamanda face, faced olur.

Alıştırma

Hangi cümle sandalyenin pencerenin aksi yönüne dönük olduğunu, ancak yönünün veya konumunun değiştiğini söylemeden anlatır?

  1. The chair faced away from the window.
  2. The chair moved away from the window.
  3. The chair turned away from the window.
Cevabı göster

The chair faced away from the window.

he lost all radio contact with Earth and with Armstrong and Aldrin. Kalıp ifadeler

1:08

Dünya'yla da Armstrong ve Aldrin'le de tüm telsiz bağlantısı kesiliyordu.

Kalıp ifadeler

lost all radio contact with: …ile tüm telsiz bağlantısını kaybetmek

Bu cümlede lost all radio contact with, telsiz iletişiminin tamamen kesildiği anlamına gelir. All, hiçbir telsiz bağlantısının kalmadığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp lose contact with + kişi, yer veya kurum şeklindedir. Radio iletişim kanalını belirtir; contact ise kişi listesindeki belirli bir kişiyi değil, iletişim hâlini veya iletişim kurabilme imkânını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: During the storm, the rescue team ____ its base, so no messages could get through.

Cevabı göster

lost all radio contact with

For about the 48 minutes that Michael Collins was orbiting around the other end of the moon,

1:13

Michael Collins Ay'ın öteki tarafında yörüngede kaldığı yaklaşık 48 dakika boyunca,

he was quite literally the most lonely Dilbilgisi

1:17

kelimenin tam anlamıyla insanlık tarihindeki

a human being has ever been.

1:21

en yalnız insandı.

Dilbilgisi

the most lonely a human being has ever been: bir insanın yaşadığı en yüksek yalnızlık derecesi

Bu ifade, onun o ana kadar herhangi bir insanın yaşadığı en yüksek yalnızlık derecesine ulaştığını öne sürer. The most lonely üstünlük derecesindeki betimlemedir, a human being genel olarak herhangi bir insanı anlatır ve has ever been karşılaştırmayı tüm insanlık deneyimine genişletir. Bu yapı, bir durumun derecelerini karşılaştırır; süresini veya orada bulunan insan sayısını değil. Ever, referans noktasından önceki veya o noktaya kadarki herhangi bir zamanı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi öne sürüyor?

  1. Yalnızlığı, daha önce herhangi bir insanın yaşadığından daha yüksek bir dereceye ulaşmıştı.
  2. Herkesten daha uzun süre yalnız kalmıştı.
  3. O sırada hayatta olan tek insan oydu.
Cevabı göster

Yalnızlığı, daha önce herhangi bir insanın yaşadığından daha yüksek bir dereceye ulaşmıştı.

He was the furthest from any other humans

1:25

Diğer tüm insanlardan

that any human has ever been since the very beginning of mankind.

1:27

insanlığın başlangıcından beri kimsenin olmadığı kadar uzaktaydı.

If you haven't yet seen Veritasium's video about how far away the moon is from Earth, Dilbilgisi

1:32

Ay'ın Dünya'dan ne kadar uzakta olduğuyla ilgili Veritasium videosunu henüz izlemediyseniz,

you should definitely check it out. Öbek fiiller

1:36

mutlaka göz atın.

Dilbilgisi

Henüz görmediysen kesinlikle göz atmalısın

If you haven't yet seen ... ifadesinde if yan cümleciği, şu anla bağlantısını koruyan bir durumu kontrol etmek için present perfect kullanır: dinleyici bu ana kadar videoyu görmemiştir. Yet, şimdiye kadar bir şeyin hâlâ yapılmamış olduğu anlamını pekiştirir. Ana cümle olan you should definitely check it out, bu koşuldan doğan bir tavsiye verir. Should emir vermek yerine öneride bulunur; definitely ise öneriyi hevesli ve güçlü hâle getirir. Bu kalıp filmler, kitaplar, yerler ve deneyimler tavsiye edilirken doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Tavsiyeyi tamamlayın. İlk boşlukta see fiilinin kısaltılmış present perfect biçimini, ikinci boşlukta tavsiye bildiren yardımcı fiili kullanın: If you ____ it yet, you ____ definitely check it out.

Cevabı göster

haven't seen · should

Öbek fiiller

check it out: bir göz at

Burada check it out; ona göz atmak, onu izlemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. İçerik, yer, ürün veya etkinlik tavsiye ederken sık kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, check ile out arasına gelir: check it out, check them out. Nesne bir isimse hem check out the video hem de check the video out kullanılabilir. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen videoyu belirtir.

Alıştırma

Check out ile it zamirini doğru konumda kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: This channel has a great science series—you should ____.

Cevabı göster

check it out

But the whole point is that we tend to think the moon is much closer than it really is Notlar

1:38

Ama asıl mesele şu: Ay'ın gerçekte olduğundan çok daha yakın olduğunu düşünme eğilimindeyiz

Kalıp ifadeler

Tend to: kesinlik değil, olağan bir eğilim

Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyi her seferinde gerçekleşen bir olay olarak değil, olağan bir eğilim veya muhtemel davranış olarak sunar. Bu cümlede tend to think, herkesin her zaman böyle düşündüğünü iddia etmek yerine yaygın bir izlenimi anlatır. Bu ifade genellemeyi daha temkinli ve doğru hâle getirir. Özne, “I tend to ...” ve “people tend to ...” örneklerindeki gibi bir kişi veya grup ya da “This road tends to flood” örneğindeki gibi bir şey olabilir.

Alıştırma

Temkinli bir genelleme yapmak için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: People ____ speak more quietly in libraries.

Cevabı göster

tend to

Dilbilgisi

much closer than it really is: algı ile gerçek arasındaki büyük fark

much closer ifadesinde much, closer karşılaştırma biçimini güçlendirir. Yalnızca çok yakın değil, karşılaştırmada büyük ölçüde daha yakın anlamına gelir. than it really is bölümü algılanan mesafeyi gerçekle karşılaştırır: İnsanlar Ay'ın gerçek konumundan çok daha yakın olduğunu düşünür. much + karşılaştırma biçimi + than ... kalıbı, karşılaştırmanın iki tarafı arasındaki büyük farkı anlatır.

Alıştırma

much + comparative + than it really is kalıbını ve heavy kelimesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The box looks ____.

Cevabı göster

much heavier than it really is

because most illustrations we see put the two objects quite close because it's easier.

1:42

çünkü gördüğümüz çizimlerin çoğu, daha kolay olduğu için iki gök cismini birbirine çok yakın gösteriyor.

Anlatım akışı

The whole point is that: ana mesajı belirtmek

The whole point is that + yan cümlecik kalıbı, dinleyene sonraki bölümün tek ve en önemli mesaj olduğunu bildirir. Burada dikkati çizimlerin kendisinden uzaklaştırıp temel sonuca döndürür: Bu çizimler Ay'ı gerçekte olduğundan daha yakın gösterebilir. Whole güçlü bir vurgu katar. Bu ifade bütün noktaların listesini sunmaz. Bir savı özetlemek veya tartışmayı yeniden ana konuya döndürmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tek bir temel amacı vurgulamak için dersteki beş sözcüklü kalıbı kullanın: ____ everyone gets a fair turn.

Cevabı göster

The whole point is that

But to scale, Kelime

1:47

Oysa ölçeğe uygun baktığımızda,

this is how far away the moon is.

1:49

Ay işte bu kadar uzakta.

Kelime

doğru oranlı şema ve modeller için to scale

To scale, bir çizim, şema, harita veya modeldeki uzunlukların karşılık gelen gerçek uzunluklarla aynı oranları koruduğunu belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada gösterilen Dünya-Ay mesafesinin kolaylık amacıyla sıkıştırılmadığını, orantılı olduğunu belirtir. İfade be fiilinden sonra veya draw ve build gibi fiillerle kullanılabilir: The map is to scale; draw the plan to scale. Bir şeyi tartmayı veya boyutunu büyütmeyi değil, orantılı gösterimi anlatır.

Alıştırma

Teknik açıklamayı doğru oranda gösterilmiş anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The diagram is ____.

Cevabı göster

to scale

We actually measure the distance to the moon quite frequently

1:52

Aslında Ay'a olan mesafeyi oldukça sık ölçüyoruz

using reflectors that were left on the moon.

1:55

ve bunun için Ay'da bırakılan yansıtıcıları kullanıyoruz.

That's right.

1:59

Evet, doğru.

They're just sitting there all alone on the surface of the moon

1:59

Ay yüzeyinde yapayalnız öylece duruyorlar

waiting for us to shoot lasers at them.

2:01

ve onlara lazer ışınları göndermemizi bekliyorlar.

By looking at how long it took the light to return to us, Dilbilgisi

2:04

Işığın bize geri dönmesinin ne kadar sürdüğüne bakarak,

Dilbilgisi

how long it took the light to return: dolaylı soruda sözcük sırası

how long it took the light to return, daha büyük bir yapı içine yerleşmiş dolaylı bir sorudur ve incelenen sürenin uzunluğunu belirtir. Doğrudan sorulan bağımsız bir soru olmadığı için düz cümle sırasını kullanır: how long + it took denir, how long did it take denmez. it took the light to return ifadesinde it, it takes/took + kişi veya şey + süre + to + fiil kalıbındaki, belirli bir varlığı göstermeyen biçimsel öznedir. Geri dönen şey the light'tır; how long ise geçen sürenin yerini tutar.

Alıştırma

Dolaylı soruyu take fiilinin düz cümle sırasındaki biçimiyle tamamlayın: We measured how long ____ the battery to charge.

Cevabı göster

it took

we can calculate quite accurately how far away the moon is.

2:06

Ay'ın ne kadar uzakta olduğunu oldukça hassas biçimde hesaplayabiliyoruz.

Dilbilgisi

By looking at ... we can ...: yöntem ve sonuç anlatımı

By looking at, sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada ışığın yolculuk süresini incelemek, sonraki hesaplamayı mümkün kılan eylemdir. By burada “bir eylemi yaparak” anlamındadır; “öncesinde” veya “en geç şu zamana kadar” anlamında değildir. Kalıp By + fiilin -ing hâli ..., özne + can + fiilin yalın hâli ... şeklindedir. Genellikle ana cümlenin öznesi -ing eylemini de yapar: örnekte we hem süreyi inceleyenleri hem de mesafeyi hesaplayanları gösterir.

Alıştırma

Yöntem ve sonuç bildiren cümleyi by + check ile tamamlayın: ____ the schedule, we can find the next train.

Cevabı göster

By checking

And we've been doing this for a while Kalıp ifadeler

2:10

Bunu bir süredir yapıyoruz

Kalıp ifadeler

for a while: süresi belirtilmeyen devam eden bir zaman dilimi

“For a while”, kesin uzunluğu belirtilmeyen “bir süre boyunca” anlamında bir süre ifadesidir. Burada etkinliğin yalnızca kısa bir an değil, kayda değer bir süredir devam ettiğini gösterir. “we've been doing” ile birlikte “ne kadar süredir?” sorusunu yanıtlar. Present perfect continuous, etkinliği daha önce başlamış ve şu ana kadar sürmekte olan bir eylem olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin yeni uygulamayı test etmek için şimdiden bir süre harcadığı anlamına gelir?

  1. The team has been testing the new app for a while.
  2. The team tested the new app once.
  3. The team will test the new app in a while.
Cevabı göster

The team has been testing the new app for a while.

and one of the most bizarre things we've learned Dilbilgisi

2:11

ve öğrendiğimiz en tuhaf şeylerden biri,

is that the moon is actually

2:13

Ay'ın aslında

spiraling away from Earth quite slowly. Öbek fiiller

2:15

çok yavaş bir sarmal çizerek Dünya'dan uzaklaşıyor olması.

Dilbilgisi

one of the most bizarre things we've learned is that: bir keşfi tanıtmak

“one of the most + çoğul isim + ilgi cümleciği + is that ...” kalıbı, daha büyük bir gruptan bir üyeyi seçer ve ardından o öğenin içeriğini açıklar. Burada “we've learned”, “things” grubunu sınırlar; “that”ten sonraki cümlecik ise keşfin ne olduğunu belirtir. “things” çoğul olsa da öznenin dil bilgisel merkezi tekil “one”dır; bu nedenle bağlayıcı fiil “are” değil, “is” olur. Bu kalıp, açıklamayı düzenli tutarken şaşırtıcı bir bulguya özel vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi “one of the most ... is that” hedef kalıbıyla tamamlayın: “One ____ surprising results we've seen ____ the treatment works faster at night.”

Cevabı göster

of the most · is that

Öbek fiiller

spiraling away from: uzaklığı artıran kıvrımlı hareket

Burada spiraling away from, hareketin yol biçimiyle yönünü birleştirir. Ay yalnızca olduğu yerde dönmez; dışa doğru genişlediği söylenebilecek bir yörüngede Dünya'dan giderek uzaklaşır. spiral away from + referans noktası, bir şeyin daireler çizerek veya kıvrılarak hareket ederken o noktaya olan uzaklığının artmasını anlatır. Away from, neyin uzağına gidildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi spiral away from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The loose strip of paper ____ the fan and fell under the desk.

Cevabı göster

spiraled away from

Every year,

2:19

Her yıl,

the moon is about 38 mm

2:20

Ay'ın Dünya'ya uzaklığı yaklaşık 38 mm

further away than it was the year before. Dilbilgisi

2:23

artıyor.

Dilbilgisi

further away than it was the year before: aynı şeyi zaman içinde karşılaştırmak

Further away than it was the year before, aynı nesnenin iki farklı zamandaki uzaklığını karşılaştırır. Further away şimdiki karşılaştırmalı uzaklığı verirken than önceki durumu tanıtır. Than it was the year before içinde it, the moon ifadesine geri döner; önceki uzaklık açıklaması yinelenmez, bağlamdan anlaşılır. X is + comparative + than it was + geçmiş zaman ifadesi kalıbı, ölçülen eğilimleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı further ile başlayan hedef kalıpla tamamlayın: This year, the probe is ____ the year before.

Cevabı göster

further away than it was

38 mm is about 1 and 1/2 in.

2:25

38 mm yaklaşık 1,5 inçtir.

Those reflectors are not the only thing we left on the

2:29

O yansıtıcılar Ay'da bıraktığımız tek şey

moon. We actually left a lot of man-made stuff,

2:32

değil. Aslında orada insan yapımı pek çok eşya,

a lot of junk there.

2:34

bir sürü de çöp bıraktık.

There is an entire Wikipedia article just listing

2:35

Yalnızca geride bıraktığımız büyük eşyaları listeleyen

the big stuff we left behind. Öbek fiiller

2:38

koca bir Wikipedia maddesi bile var.

Öbek fiiller

left behind: götürülmeyip geride kalan nesneler

Burada left behind, birisi ayrılırken bir şeyi yanında götürmedi anlamına gelir. Geçmiş görevlerden Ay'da kalan fiziksel nesneleri anlatır; geçmişi geride bırakıp hayata devam etme şeklindeki mecaz anlamda kullanılmamıştır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp leave + nesne + behind biçimindedir. Unutulan bir şeyi de bir yerde bilerek bırakılan bir şeyi de anlatabilir; bu nedenle olayın kazara olup olmadığını bağlam gösterir. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: leave it behind.

Alıştırma

Cümleyi leave something behind kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After packing up the campsite, we accidentally ____ our tent ____.

Cevabı göster

left · behind

But there are man-made objects that are even further away from the Earth than the Moon.

2:41

Ancak Dünya'ya uzaklığı Ay'ınkinden bile fazla olan insan yapımı nesneler var.

In fact, Anlatım akışı

2:44

Hatta,

there are four things that humans have built

2:45

insanların yaptığı dört nesne

that have traveled so far away from Earth, Dilbilgisi

2:47

Dünya'dan o kadar uzağa gitti ki

they are no longer within our solar system.

2:50

artık bizim Güneş sistemimizin içinde değiller.

Anlatım akışı

In fact: bir noktayı daha güçlü bir gerçekle desteklemek

Cümle başındaki In fact, sonraki ifadenin önceki noktayı daha belirli ve daha çarpıcı bir gerçekle güçlendireceğini veya netleştireceğini gösterir. Bu bölüm, bazı insan yapımı nesnelerin Ay'ın ötesine gittiği şeklindeki genel düşünceden daha güçlü bir kanıta geçer: Bunların dördü artık Güneş sisteminin dışındadır. Burada önceki cümleye karşı çıkmak yerine onu destekler. Cümle başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

İkinci cümleyi yalnızca bir örnek olarak değil, ilkini güçlendiren daha çarpıcı bir gerçek olarak sunan bağlacı seçin: The telescope can see extremely distant objects. ___, it has detected galaxies billions of light-years away.

  1. In fact
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

In fact

Dilbilgisi

so far away ... no longer within our solar system yapısında derece ve sonuç

Burada so far away, 'fiziksel olarak çok büyük bir uzaklığa kadar' anlamına gelir. Far away mesafeyi anlatır, so ise dereceyi güçlendirir; burada 'şimdiye kadar' anlamına gelmez. Ardından gelen they are no longer within our solar system bölümü, bu aşırı uzaklığın sonucunu verir. Konuşmada sonuç, derece ifadesinin hemen ardından ayrı bir cümlecik olarak gelebilir. Tam ve açık kalıp so ... that şeklindedir: they have traveled so far away from Earth that they are no longer within our solar system.

Alıştırma

Açık derece-sonuç kalıbını bir sözcükle tamamlayın: The research station is so far away from the coast ____ supplies arrive only once a month.

Cevabı göster

that

Voyager 1 is actually the furthest man-made object from Earth ever.

2:52

Voyager 1, Dünya'dan bugüne dek en uzağa gitmiş insan yapımı nesnedir.

And aboard, NASA included a gold-plated record that contained information about humanity Kültür

2:57

NASA da araca insanlık hakkında bilgiler içeren altın kaplama bir plak koydu,

just in case anything out there found them. Kalıp ifadeler

3:03

olur da uzayın derinliklerinde bir şey onu bulur diye.

Kültür

Voyager'daki altın kaplama plak

Gold-plated record, yüzeyi ince bir altın tabakasıyla kaplanmış, çalınabilir bir plaktır; gold-plated, som altından yapılmış anlamına gelmez. Burada NASA'nın Voyager 1'e yerleştirdiği Voyager Altın Plağı kastedilir. Bu, uzay aracını bulabilecek herhangi bir zeki varlığa Dünya'yı ve insanlığı anlatmak için hazırlanmış, dayanıklı bir mesajdır. Kodlanmış görüntüler ve müzik dâhil kaydedilmiş sesler içerir; bu nedenle üzerindeki bir şarkı, insanlığın mesajının parçası olarak yıldızlararası uzayda yolculuk ediyor diye anlatılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede gold-plated record nedir?

  1. Tamamı som altından yapılmış ve kayıtlı hiçbir bilgi içermeyen bir plak
  2. İnce bir altın tabakasıyla kaplanmış ve insanlık hakkında bilgiler taşıyan, çalınabilir bir plak
  3. Voyager'ın Dünya'ya göndermeyi sürdürdüğü canlı bir radyo sinyali
Cevabı göster

İnce bir altın tabakasıyla kaplanmış ve insanlık hakkında bilgiler taşıyan, çalınabilir bir plak

Kalıp ifadeler

Olası bir gelecek olayı için just in case

Just in case, önceden alınan bir önlemin nedeni olan belirsiz bir olayı ifade eder. NASA bilgileri şimdi ekledi çünkü ileride bir şey plağı bulabilirdi; bu keşif bilinen bir sonuç değil, yalnızca bir olasılıktı. Yeniden kullanılabilir kalıp eylem + just in case + geniş zamanlı yan cümledir. Olası olay gelecekte olsa bile genellikle geniş zaman kullanılır: “Take a charger just in case your battery dies.” Just ek bir tedbir duygusu verir ve bazen çıkarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “olası bir olaya karşı önlem olarak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: I saved a backup copy ____ the original file became corrupted.

Cevabı göster

just in case

You can read all about everything that NASA put on the disc

3:07

NASA'nın plağa koyduğu her şey hakkında bilgi edinebilirsiniz

by following a link in this video's description.

3:10

bu videonun açıklamasındaki bağlantıya tıklayarak.

But the item that has always resonated with me Deyimler

3:12

Ama beni her zaman derinden etkileyen şey,

is a song they chose.

3:14

seçtikleri bir şarkı oldu.

Deyimler

resonated with me: hubungan pribadi yang membekas

Burada resonated with me mecaz anlamdadır. Şarkının duygusu veya mesajı konuşan kişiyle bağ kurarak güçlü bir kişisel tepki oluşturmuştur; ifade yalnızca hoşlanmayı değil, duygusal veya düşünsel bir önemi anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp bir şey + resonates/resonated with + birisidir. Etkiyi yaratan şey normalde özne olur, etkilenen kişi ise with sözcüğünden sonra gelir: “That idea resonated with many readers.”

Alıştırma

Cümleyi “güçlü bir kişisel veya duygusal bağ oluşturdu” anlamındaki İngilizce ifadeyle tamamlayın: Her story about rebuilding her life ____.

Cevabı göster

resonated with me

They put lots and lots of audio on the disc, Kalıp ifadeler

3:16

Plağa bir sürü ses kaydı koydular,

Kalıp ifadeler

Çok büyük miktarı lots and lots of ile vurgulamak

Lots and lots of, “çok büyük sayıda veya miktarda” anlamına gelir. lots sözcüğünü tekrarlamak, lots of ifadesinden daha güçlü bir vurgu yaratır ve ifadeye enerjik, konuşma diline özgü bir ton verir. Bu ifade, lots and lots of audio örneğindeki gibi bir isimden önce gelir. books gibi çoğul sayılabilen isimlerle ve time gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, miktarı güçlü biçimde vurgulayan tekrarlı ve günlük ifadeyle tamamlayın: The library has ____ books for children.

Cevabı göster

lots and lots of

but one song in particular was chosen Kalıp ifadeler

3:18

ama özellikle bir şarkıyı,

to represent to whoever or whatever found it, Dilbilgisi

3:21

onu kim ya da ne bulursa bulsun,

the human emotion of loneliness.

3:24

insandaki yalnızlık duygusunu temsil etmesi için seçtiler.

Kalıp ifadeler

Bir öğeyi in particular ile öne çıkarmak

In particular, daha büyük bir gruptan bir kişiyi veya şeyi ayırıp dikkati özellikle ona yöneltir. Burada konu, diskteki çok sayıdaki kayıttan tek bir şarkıya geçer. one song ifadesinden sonra geldiğinde “özellikle o şarkı” anlamını verir; şarkının kendi doğası gereği tuhaf veya belirli olduğu anlamına gelmez. Genel bir gruptan odaklanılan tek bir üyeye ya da örneğe geçmek için kullanın.

Alıştırma

Daha büyük bir gruptan tek bir öğeyi doğal biçimde öne çıkaran ifadeyi seçin: We visited several museums, but the science museum ___ was unforgettable.

  1. particularly
  2. in particular
  3. in a particular
  4. particular
Cevabı göster

in particular

Dilbilgisi

Whoever or Whatever: bulanın kimliğini ve türünü açık bırakmak

Whoever or whatever found it, serbest seçim anlamı taşıyan bağımsız bir ilgi yan tümcesidir: whoever “herhangi bir kişi ya da kişiye benzer özne”, whatever ise “herhangi bir şey ya da başka türden varlık” anlamındadır. Bu sözcükler burada soru sormaz; birlikte, kimliği veya türü belirlenmemiş bir bulucuyu ifade eder. or iki olasılığı da bilinçli olarak açık tutar. Whoever or whatever found it yan tümcesinin tamamı to’dan sonra alıcıyı belirtirken whoever/whatever aynı zamanda found fiilinin öznesidir.

Alıştırma

Cümleyi whoever, or ve whatever sözcüklerinden oluşan hedef ifadeyle tamamlayın: The beacon will send a reply to ____ activates it.

Cevabı göster

whoever or whatever

The song is by Blind Willie Johnson and it's called

3:27

Şarkı Blind Willie Johnson'a ait ve adı

Dark was the Night, Cold was the Ground. Dilbilgisi

3:31

Dark Was the Night, Cold Was the Ground.

Dilbilgisi

Dark was the Night, Cold was the Ground: sıfatın önce geldiği edebi diziliş

Dark was the night ve Cold was the ground yan tümcelerinin ikisinde de yüklem tamamlayıcısı öne alınmıştır: önce yüklem sıfatı, ardından was ve özne gelir. Tarafsız dizilişleri The night was dark ve The ground was cold biçimindedir. Bu işaretli diziliş, bir başlığa uygun dengeli, ağırbaşlı ve edebi bir ritim oluşturur. Dark ve Cold, night ile ground sözcüklerini niteler; ad veya özne değildir.

Alıştırma

Hangi cümle başlığın temel anlamını tarafsız modern sözcük dizilişiyle verir?

  1. Dark and Cold were names for the night and the ground.
  2. The night was dark, and the ground was cold.
  3. The dark night was lying on the cold ground.
Cevabı göster

The night was dark, and the ground was cold.

There are no lyrics, Anlatım akışı

3:33

Şarkının sözleri yok,

just humming.

3:34

yalnızca bir mırıldanma var.

Anlatım akışı

no X, just Y: bir beklentiyi kısa biçimde düzeltmek

no X, just Y kalıbı önce beklenen bir olasılığı dışlar, ardından gerçekte ne bulunduğunu söyler. Burada no lyrics, söylenebilecek veya alıntılanabilecek sözlerin bulunmadığını belirtirken just humming dikkati mevcut olan tek sesli unsura yöneltir. İkinci bölümde tekrar eden bir yan cümle atlanır; tam düşünce There are no lyrics; there is just humming. şeklindedir. Bu kısa karşıtlık düzeltmeyi hızlı ve vurgulu yapar. Bu kullanımda just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi no X, just Y kalıbıyla tamamlayın: “There are ____ spoken instructions, ____ soft background music.”

Cevabı göster

no · just

You can listen to it

3:35

Şarkıyı dinleyebilirsiniz

by following a link in this video's description.

3:36

bu videonun açıklamasındaki bağlantıya tıklayarak.

And as you listen,

3:38

Dinlerken de

think about the weight of that meaning. Deyimler

3:39

bu anlamın taşıdığı ağırlığı düşünün.

Deyimler

the weight of that meaning: mecazi ciddiyet ve etki

the weight of that meaning ifadesinde weight mecazidir. Anlamı ağır bir şey gibi sunar: ciddi, duygusal açıdan yük oluşturan veya dikkatle düşünmeyi gerektirecek kadar önemli. İfade, dinleyiciden yalnızca mesajın ne anlama geldiğini belirlemesini değil, insani ve duygusal sonuçlarını da hissetmesini ister. Daha genel olarak the weight of X, X’in taşıdığı ciddiyeti, sorumluluğu veya kalıcı etkiyi belirtir.

Alıştırma

“Before you accept the role, consider the weight of the responsibility,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Görevle ilgili bir nesnenin fiziksel kütlesi
  2. Sorumluluğun ciddi sonuçları ve duygusal yükü
  3. responsibility sözcüğünün sözlük tanımı
Cevabı göster

Sorumluluğun ciddi sonuçları ve duygusal yükü

This song was picked to represent

3:42

Bu şarkı,

to aliens what loneliness is. Dilbilgisi

3:44

uzaylılara yalnızlığın ne olduğunu anlatmak için seçildi.

Dilbilgisi

what loneliness is: gömülü soru söz dizimi

“what loneliness is”, aktarılan içeriği adlandıran gömülü bir soru yan cümlesidir: şarkı, yalnızlık deneyiminin ne anlama geldiğini uzaylılara göstermeyi amaçlar. Burada what, bilinmeyen bir anlamı veya niteliği ortaya koyar; yan cümlenin tamamı da represent fiilinden sonra bir isim öbeği gibi işlev görür. Daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için yan cümle düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + fiil (“what loneliness is”). Doğrudan soru söz dizimi (“What is loneliness?”) kullanılmaz. İkinci söz dizimini yalnızca soru bağımsız bir doğrudan soru olarak sorulduğunda kullanın.

Alıştırma

“What is loneliness?” sorusunun gömülü soru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The documentary tries to explain ____.

Cevabı göster

what loneliness is

Blind Willie Johnson himself wasn't blind his whole life. Dilbilgisi

3:48

Blind Willie Johnson aslında hayatı boyunca kör değildi.

Dilbilgisi

wasn't blind his whole life: tüm dönemi kapsayan olumsuzluk

“wasn't blind his whole life” ifadesinde olumsuzluk, tüm süreyi kapsayan “blind his whole life” iddiasına yöneliktir. Anlamı, körlüğün hayatının her dönemini kapsamamış olmasıdır; hiç kör olmadığı değildir. Bu nedenle cümle zaman içinde bir durum değişikliğini ima eder: hayatının en az bir bölümünde kör değildi, başka bir bölümünde ise kördü. Genel olarak not + durum veya eylem + dönemin tamamı yapısı, durumun ya da eylemin tüm dönem boyunca geçerli olduğunu reddeder; onu bütünüyle reddetmek zorunda değildir.

Alıştırma

“He wasn't blind his whole life” ifadesine hangi yorum uyar?

  1. Tüm hayatı boyunca görebiliyordu.
  2. Hayatının bir bölümünde kördü, ancak tamamında değildi.
  3. Doğumundan ölümüne kadar kördü.
Cevabı göster

Hayatının bir bölümünde kördü, ancak tamamında değildi.

He was blinded as a child

3:51

Çocukken kör oldu,

when his stepmother threw lye in his face.

3:52

üvey annesi yüzüne kostik soda dökünce.

And he died of malarial fever

3:55

Ve sıtma ateşinden öldü

after his home burned down and he had nowhere else to live Notlar

3:57

evi yanıp da yaşayacak başka yeri kalmayınca,

but on wet newspaper.

4:00

ıslak gazetelerin üzerinde yaşarken.

Öbek fiiller

burned down: yangında yok olmak

Bu cümlede burned down, evinin yangında yok olduğu veya artık kullanılamayacak kadar ağır hasar gördüğü anlamına gelir. Down parçacığı güçlü bir sonuç anlamı katar: yangın evi yalnızca etkilemekle kalmamıştır. Burada burn down geçişsizdir; his home, burned down ifadesinin öznesidir. The fire burned the house down. örneğinde olduğu gibi geçişli de kullanılabilir. Down, alevlerin aşağı doğru hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “yangında yok oldu” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: By sunrise, the empty warehouse had ____.

Cevabı göster

burned down

Dilbilgisi

nowhere else to live but ...: ... dışında yaşayacak yer yok

nowhere else to + fiil + but + seçenek kalıbı, but sonrasında verilen seçenek dışında başka bir olasılık bulunmadığını anlatır. Bu cümlede yaşayabileceği tek yer ıslak gazetelerin üstüdür ve bu, içinde bulunduğu durumun ne kadar çaresiz olduğunu vurgular. Burada but, however değil except anlamındadır. But sonrasındaki sözcükler fiili doğal biçimde tamamlar: live on wet newspaper. Başka bağlamlarda, nowhere else to wait but outside veya nowhere else to sleep but in the car örneklerinde olduğu gibi, fiilin ya da yerin gerektirdiği edatı koruyun.

Alıştırma

Yalnızca tek bir yer kaldığını göstermek için sleep fiilini ve nowhere else ... but kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Every hotel was full, so we had ____ the station waiting room.

Cevabı göster

nowhere else to sleep but in

But now,

4:02

Ama şimdi,

his song is way out there Kelime

4:03

şarkısı çok uzaklarda,

in interstellar space representing us.

4:05

yıldızlararası uzayda bizi temsil ediyor.

Kelime

“way out there”: uzaklığı pekiştiren way

way out there ifadesinde way, gündelik dilde kullanılan bir pekiştirme zarfıdır. out there ifadesini güçlendirir; dolayısıyla bütün ifade “orada çok uzakta” anlamına gelir, “yol” veya “rota” anlamına gelmez. Yıldızlararası uzaydan söz edilmesi, burada gerçek bir fiziksel uzaklığın kastedildiğini açıkça gösterir. way’in bu kullanımı; way over there, way too far ve way bigger örneklerinde olduğu gibi uzaklık, derece veya karşılaştırma bildiren ifadelerin önünde güçlü vurgu katar. Genellikle farkın küçük değil, çarpıcı olduğunu düşündürür.

Alıştırma

“The cabin is way out there past the frozen lake.” cümlesinde way ne işe yarar?

  1. Kulübenin yalnızca biraz dışarıda olduğunu ifade eder.
  2. Kulübeye giden yolun adını belirtir.
  3. Kulübenin ne kadar uzakta olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Cevabı göster

Kulübenin ne kadar uzakta olduğunu güçlü biçimde vurgular.

Thanks for watching.

4:11

İzlediğiniz için teşekkürler.