Ortalamadan Daha Mı Zekisin?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
738 kelime 184 kel/dk

Video özeti: Video, zeka ile gündelik özellikler ve alışkanlıklar arasında bildirilen bağlantıları inceliyor; istatistiksel ilişkinin nedeni kanıtlamadığını hatırlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “stacks up to” — Öbek fiil: kişi, sonuç ya da seçeneğin bir başkasıyla nasıl karşılaştırıldığını, yan yana durma görüntüsü üzerinden sormayı öğrenin. 2. “stop their minds from wandering.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eylemi engelleyen stop + nesne + from + -ing yapısını, burada zihnin hayallere kaymasıyla kavrayın. 3. “correlation doesn't equal causation,” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: ilişkiyi nedenden ayırın ve grup eğilimlerinden bireyler hakkında hüküm vermeyin.

Bu derste

This episode is supported by Skillshare.

0:00

Bu bölüm Skillshare'in desteğiyle hazırlanmıştır.

Do you ever wonder how your brain stacks up to those around you? Öbek fiiller

0:02

Beyninizin çevrenizdeki insanlarınkine kıyasla ne durumda olduğunu hiç merak ediyor musunuz?

Öbek fiiller

stacks up to: performansı karşılaştırmak

Burada stacks up to, “… ile karşılaştırıldığında nasıl olduğu” veya “… karşısında ne durumda olduğu” anlamına gelir. Özne your brain’dir; to ise karşılaştırma grubunu, yani those around you ifadesini tanıtır. Stack burada nesneleri fiziksel olarak üst üste koymayı anlatmaz, up da yukarı doğru hareket bildirmez. Bir kişinin veya şeyin başka biriyle ya da başka bir şeyle karşılaştırıldığında ne durumda olduğunu sorarken stack up to ifadesini tek bir bütün olarak düşünün.

Alıştırma

“How does this budget phone ___ the newest model?” sorusunda hangi ifade “kalite veya performans açısından onunla karşılaştırılmak” anlamına gelir?

  1. stand up to
  2. stack on top of
  3. stack up to
Cevabı göster

stack up to

Well, if you're standing tall beside them, Deyimler

0:05

Eh, yanlarında durduğunuzda boyunuz daha uzunsa,

you might be smarter.

0:07

daha zeki olabilirsiniz.

Deyimler

“standing tall” ifadesinin gerçek ve mecazi anlamları

Standing tall, gerçek anlamda dik bir duruşu anlatabilir veya fiziksel boyu öne çıkarabilir. Mecazi olarak da güven, gurur veya cesaret ifade edebilir. Burada ifade, boyla ilgili anlama geçerek bir şaka oluşturur: Başka insanların yanında uzun görünüyorsanız konuşmacı bunu şakacı bir biçimde daha zeki olmakla ilişkilendirir. Duruşun veya boyun zekâ yarattığına dair ciddi bir iddia değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “standing tall” ifadesi neden mizah yaratıyor?

  1. Fiziksel boy ile yaygın güven veya gurur düşüncesini bir araya getirir.
  2. Yakındaki insanların yüksek bir nesnenin üzerinde durduğu anlamına gelir.
  3. Dik duruşun zekâyı bilimsel olarak artırdığını iddia eder.
Cevabı göster

Fiziksel boy ile yaygın güven veya gurur düşüncesini bir araya getirir.

Researchers have already uncovered that tall people are often higher earners,

0:09

Araştırmacılar, uzun boylu insanların genellikle daha yüksek gelir elde ettiğini çoktan ortaya çıkardı;

which was hypothesized to be linked to self-esteem, Kalıp ifadeler

0:12

bunun özsaygı,

social dominance,

0:15

sosyal baskınlık

or discrimination against shorter people.

0:16

veya kısa boylu insanlara karşı ayrımcılıkla bağlantılı olduğu varsayılıyordu.

Kalıp ifadeler

“Be linked to”: Nedensellik ileri sürmeden bağlantı ifade etmek

Bu cümlede was hypothesized to be linked to, gözlemlenen gelir örüntüsüyle ilişkili olabilecek faktörleri tanıtır. Be linked to, “bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir; bu faktörlerin sonucu doğurduğunun kanıtlandığını söylemez. Araştırma raporlarında be linked to + isim veya isim öbeği biçimindeki edilgen yapı, açıklama konusunda temkinli kalırken bir ilişkiyi betimlemeyi sağlar. Burada öz saygı, sosyal baskınlık ve ayrımcılık önerilen açıklamalardır; kanıtlanmış nedenler değildir.

Alıştırma

Bir araştırma, uyku süresi ile sınav puanlarının birlikte değiştiğini buluyor ancak nedensellik ortaya koymuyor. Sonucu en doğru aktaran cümle hangisidir?

  1. Test scores may be linked to sleep duration.
  2. Test scores are caused by sleep duration.
Cevabı göster

Test scores may be linked to sleep duration.

However,

0:18

Ancak

a 2009 study revealed that taller children

0:18

2009'da yapılan bir araştırma, daha uzun boylu çocukların

have higher average cognitive test scores.

0:21

bilişsel testlerde ortalama olarak daha yüksek puan aldığını ortaya koydu.

Or maybe you're the oldest sibling.

0:24

Ya da belki kardeşlerin en büyüğüsünüzdür.

A study of 250,000 Norwegian military personnel

0:26

Norveçli 250.000 askeri personel üzerinde yapılan bir araştırma,

found that the firstborn had an average IQ 2.3 points higher than younger siblings. Dilbilgisi

0:29

ilk doğan çocukların ortalama IQ'sunun küçük kardeşlerininkinden 2,3 puan yüksek olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

“2.3 points higher than”: Kesin bir puan farkını bildirmek

Sayı + points higher than + karşılaştırma hedefi kalıbı, puanla ölçülen bir ölçekteki farkın büyüklüğünü belirtir. Burada 2.3, ilk doğan grubun ortalama IQ'sunun küçük kardeşlerin ortalamasını ne kadar aştığını gösterir; points ise bu farkın birimini belirtir. Karşılaştırmanın tam biçimi şöyle anlaşılabilir: the firstborn had an average IQ that was 2.3 points higher than the average IQ of younger siblings. İngilizcede bağlamdan açık olduğu için younger siblings sonrasında tekrarlanacak average IQ ifadesi atılır.

Alıştırma

Cümleyi sayı + points higher than kalıbıyla tamamlayın. 4 rakamını kullanın: Mia scored 88, and Leo scored 84. Mia scored ____ Leo.

Cevabı göster

4 points higher than

This wasn't genetically based, Dilbilgisi

0:34

Bunun nedeni genetik değildi;

but rather the benefits of full parental attention.

0:35

asıl neden, anne babanın tüm ilgisini görmenin sağladığı avantajlardı.

Dilbilgisi

wasn't genetically based, but rather ...: bir açıklamayı düzeltme

Wasn't genetically based, but rather ... ifadesi, düzeltme yapan not X, but rather Y kalıbını kullanır. Genetiği açıklama olarak reddeder ve ebeveynlerin tüm ilgisini görmenin faydalarını daha doğru açıklama olarak sunar. Burada rather, değiştirme ilişkisini açık hâle getirmek için but ile birlikte çalışır: anlatılmak istenen X değil, Y'dir. İki tarafta iki neden, tanım veya yorum gibi karşılaştırılabilir seçenekler bulunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi düzeltme bağlacıyla tamamlayın: “The delay wasn't caused by traffic, ____ a system outage.”

Cevabı göster

but rather

When you were a baby,

0:38

Bebekken

were you breast-fed or bottle-fed? Kelime

0:39

anne sütüyle mi, yoksa biberonla mı beslendiniz?

Kelime

breast-fed or bottle-fed?: bebek besleme yöntemlerini anlatma

Breast-fed genellikle anne sütüyle, çoğu zaman doğrudan memeden beslenmek anlamına gelir; bottle-fed ise biberonla beslenmek demektir. Soruda her iki birleşik sıfat da were sözcüğünden sonra gelir ve bebeklikteki beslenme yöntemini sorar. Bottle-fed içeriği değil, besinin verilme yöntemini belirtir. Biberonda mama veya sağılmış anne sütü bulunabilir; dolayısıyla bu sözcük tek başına bebeğin mama aldığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi ifade doğrudur?

  1. Bottle-fed, biberonla beslenmek demektir; tek başına biberonun içinde ne olduğunu belirtmez.
  2. Breast-fed ve bottle-fed beslenme yönteminden çok bebeğin yaşını anlatır.
  3. Bottle-fed her zaman yalnızca mamayla beslenmek demektir.
Cevabı göster

Bottle-fed, biberonla beslenmek demektir; tek başına biberonun içinde ne olduğunu belirtmez.

A Brazilian study tracked over 3,000 babies to the age of 30. Kelime

0:41

Brezilya'da yapılan bir araştırma, 3.000'den fazla bebeği 30 yaşına kadar takip etti.

Kelime

tracked over 3,000 babies to the age of 30: araştırmada 30 yaşına kadar takip etmek

Araştırma bağlamında track, aynı kişileri gözlemlemeyi sürdürmek ve zaman içinde onlar hakkında bilgi kaydetmek anlamına gelir. Burada araştırmacılar, çalışmaya bebekken katılan 3.000'den fazla kişiyi takip etti. to the age of 30 gözlem döneminin bitiş noktasını belirtir: katılımcılar 30 yaşına gelene kadar takip edilmiştir. Bu ifade, araştırma başladığında 30 yaşında oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda, aynı katılımcıların belirli bir yaşa kadar gözlemlendiğini açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The study recruited 800 children when they were 15.
  2. The study tracked 800 children from birth to age 15.
  3. The study interviewed 800 different children each year.
Cevabı göster

The study tracked 800 children from birth to age 15.

Researchers found that breastfeeding duration and amount was positively associated with IQ, Kalıp ifadeler

0:44

Araştırmacılar, anne sütüyle beslenme süresi ve miktarının IQ,

education,

0:49

eğitim düzeyi

and income.

0:50

ve gelirle pozitif ilişkili olduğunu buldu.

Kalıp ifadeler

positively associated with: pozitif ilişkili

İstatistiksel raporlamada X is positively associated with Y, X'in değerleri yükseldikçe Y'nin değerlerinin de yüksek olma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Bu cümlede daha uzun süre veya daha fazla emzirme; daha yüksek IQ, eğitim düzeyi ve gelirle birlikte görülme eğilimindeydi. Bir ilişki, verilerdeki bir örüntüyü tanımlar. Tek başına emzirmenin bu sonuçlara neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Araştırmacılar şöyle bildiriyor: 'Daily reading was positively associated with vocabulary size.' Yalnızca bu cümleye dayanarak hangi yorum yapılabilir?

  1. Her gün okumanın daha geniş bir sözcük dağarcığına neden olduğu kanıtlandı.
  2. Daha fazla okuyan kişilerin sözcük dağarcığı daha dar olma eğilimindeydi.
  3. Daha fazla okuyan kişilerin sözcük dağarcığı daha geniş olma eğilimindeydi, ancak bu cümle tek başına farkın okumadan kaynaklandığını kanıtlamaz.
Cevabı göster

Daha fazla okuyan kişilerin sözcük dağarcığı daha geniş olma eğilimindeydi, ancak bu cümle tek başına farkın okumadan kaynaklandığını kanıtlamaz.

Speaking of drinking, Anlatım akışı

0:51

İçkiden söz etmişken,

Anlatım akışı

Speaking of ... ile konular arasında sohbet bağlantısı kurmak

Speaking of + bir isim veya konu ifadesi, az önce söylenen bir şeyin konuşmacıya bağlantılı başka bir konuyu hatırlattığını gösterir. Burada drinking, daha önceki besleme fikrinden yeni konu olan alkole geçişte çağrışımsal bir köprü kurar. Bir söylem belirleyicisi olarak eski ve yeni konu arasındaki ilişkiyi açık hâle getirir; böylece ani bir sıçrama yerine doğal bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: Alex just bought a new laptop. ____ laptops, is yours still under warranty?

Cevabı göster

Speaking of

alcohol is bad for your brain,

0:52

alkol beyin için kötüdür,

right? Ton ve niyet

0:54

değil mi?

Ton ve niyet

Beklenen doğrulamayı istemek için cümle sonunda right?

Cümle sonundaki right?, kendisinden önceki ifadenin tamamı için geçerlidir ve dinleyiciyi bunu doğrulamaya çağırır. Konuşmacı iddiayı büyük olasılıkla doğru veya ortak kabul edilen bir şey gibi sunar; bu nedenle beklenen yanıt tamamen yeni bilgi değil, genellikle onaydır. Burada konuşmacı devam etmeden önce ortak bir zemin oluşturmaya yardım eder. Bu kullanımda yaklaşık olarak “sen de aynı fikirde değil misin?” anlamındadır; right sözcüğünün “doğru yön” veya “yasal hak” anlamlarıyla ilgisi yoktur.

Alıştırma

“The meeting starts at nine, right?” cümlesinde konuşmacı right? ile esas olarak ne yapıyor?

  1. Belirtilen başlangıç saatini doğrulamaya çağırmak
  2. Yeni duyulan bilgiye şaşkınlık göstermek
  3. İlgisiz bir konu değişimini belirtmek
  4. Toplantı hakkında tamamen yeni bilgi istemek
Cevabı göster

Belirtilen başlangıç saatini doğrulamaya çağırmak

Maybe so, Anlatım akışı

0:54

Belki öyledir,

but the intelligent among us are more drawn to booze. Notlar

0:55

ama aramızdaki zeki insanlar içkiye daha fazla ilgi duyuyor.

Anlatım akışı

Maybe so, but: karşıt bir nokta sunmadan önce taviz verme

Maybe so ifadesindeki so, önceki iddiaya gönderme yapar ve onun doğru olabileceğini geçici olarak kabul eder. Konuşan kişi bu iddiaya tamamen katılmış olmaz. Ardından but, bu iddiayı sınırlayan, sorgulayan veya ona ters düşen bilgiyi sunar. Burada alkol hakkındaki önceki görüş sınırlı biçimde kabul edildikten sonra şaşırtıcı bir karşı nokta ortaya konur. Bu kalıp, bir görüşü dikkate alırken karşı sav için alan bırakmayı sağlar.

Alıştırma

Yanıtı, yukarıda öğrenilen kalıbın taviz bildiren sözleriyle tamamlayın: “The new route is shorter.” “____, but it may be less safe at night.”

Cevabı göster

Maybe so

Kalıp ifadeler

more drawn to: daha güçlü bir ilgi veya eğilim ifade etmek

To be drawn to something, bir şeye doğal olarak ilgi duymak veya ona yönelmek anlamına gelir. Buradaki drawn, fiziksel olarak çekilmeyi veya resim çizmeyi anlatmaz. More, ilgi düzeyini karşılaştırmalı hâle getirir: grubun içkiye karşı başka bir gruptan veya bağlamdan anlaşılan bir ölçütten daha güçlü bir eğilim taşıdığı anlatılır. Bu, karşı konulamaz bir dürtüyü değil, göreli bir eğilimi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be drawn to ifadesinin karşılaştırmalı biçimiyle tamamlayın: “Since joining the film club, Maya is ____ documentary filmmaking than before.”

Cevabı göster

more drawn to

Kelime

Booze: alkolü anlatan gündelik ifade

Bu cümlede booze, alkollü içecekler ya da genel olarak alkol anlamına gelir. Daha tarafsız olan alcohol sözcüğünün yerini alarak ifadeye daha hafif ve konuşma diline yakın bir ton verir. Burada booze, sayılamayan ve gündelik bir isimdir: be drawn to booze veya consume booze denebilir. Bu kullanım içki içmeye duyulan ilgiyi anlatır; belirli bir içki türünü adlandırmaz.

Alıştırma

Booze hangi durumda en doğal seçimdir?

  1. Alkol tüketimine ilişkin bir tıbbi rapor.
  2. Alkollü içecekleri tanımlayan bir hukuk politikası.
  3. Arkadaşların dün geceki parti hakkında yaptığı gündelik bir sohbet.
Cevabı göster

Arkadaşların dün geceki parti hakkında yaptığı gündelik bir sohbet.

A study found that intelligent children in both the UK and US

0:58

Bir araştırma, hem Birleşik Krallık'ta hem de ABD'de zeki çocukların

were more likely to grow up to consume more alcohol. Dilbilgisi

1:01

büyüdüklerinde daha fazla alkol tüketme olasılığının daha yüksek olduğunu buldu.

Dilbilgisi

Were more likely to: olasılıkları karşılaştırma

Were more likely to göreli bir olasılık bildirir: Zeki çocukların daha sonra daha fazla alkol tüketme ihtimali karşılaştırma grubuna göre daha yüksekti. Geçmiş zamandaki were çoğul özneyle uyumludur, more karşılaştırmayı belirtir ve likely to ifadesinden sonra grow fiilinin yalın biçimi gelir. be more likely to + fiilin yalın biçimi kalıbı kesinlik değil, bir eğilim bildirir. Bu kalıp tek başına zekânın sonraki davranışa neden olduğunu da kanıtlamaz; karşılaştırma grubu başka bir yerde belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı dersteki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: Students who reviewed the notes ____ remember the details than students who did not.

Cevabı göster

were more likely to

Similarly,

1:04

Benzer şekilde,

a study that assessed the IQ of 6,713 11-year-olds

1:05

11 yaşındaki 6.713 çocuğun IQ'sunu ölçen

and then followed them up to age 42 Kelime

1:09

ve ardından onları 42 yaşına kadar takip eden bir araştırma,

found the same thing to be true for drug use like cannabis, Kalıp ifadeler

1:11

aynı durumun esrar kullanımında da geçerli olduğunu gösterdi;

cocaine,

1:14

kokain,

amphetamines,

1:14

amfetamin

and magic mushrooms.

1:15

ve sihirli mantar kullanımı için de aynı şey geçerliydi.

Kelime

followed them up to age 42: belirli bir yaşa kadar izleme

Boylamsal araştırmalarda followed, araştırmacıların katılımcıları zaman içinde izlediğini veya onlar hakkında tekrar tekrar bilgi topladığını belirtir. them, daha önce sözü edilen 11 yaşındaki 6.713 çocuğa gönderme yapar; up to age 42 ise izlemenin sona erdiği yaşı gösterir. Yapı follow + kişi + up to + yaş veya zaman bitiş noktası şeklindedir. Burada up, to age 42 ile birleşerek up to age 42 ifadesini oluşturur; follow up, daha sonra tek seferlik iletişim kurmak anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Raporu, vurgulanan yaş bitiş noktası yapısıyla tamamlayın: The study tracked participants from age 12 until age 50. It followed them ____.

Cevabı göster

up to age 50

Kalıp ifadeler

found the same thing to be true for: önceki bir bulguyu genişletme

Araştırma raporlarında found çalışmanın sonucunu sunarken the same thing daha önce belirtilmiş bir sonuca gönderme yapar. to be true for drug use, incelenen sonuç uyuşturucu kullanımı olduğunda önceki örüntünün de geçerli olduğu anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp find + önceki sonuç + to be true for + başka grup, durum veya sonuç şeklindedir. Sonucu bütünüyle tekrar etmeden başka bir alana genişletir. Burada true, ahlaken doğru değil, geçerli veya uygulanabilir demektir.

Alıştırma

Raporu vurgulanan raporlama kalıbıyla tamamlayın: An earlier analysis found that flexible hours reduced stress in office workers. The new study ____ hospital staff.

Cevabı göster

found the same thing to be true for

Why would smart people seek substances that could harm them? Anlatım akışı

1:16

Zeki insanlar neden kendilerine zarar verebilecek maddelere yönelsin?

Anlatım akışı

Zeki insanlar kendilerine zarar verebilecek maddelere neden yönelsin?

Why would ...? sorusu, daha önce söz edilen şaşırtıcı davranışı artık açıklanması gereken temel soruna dönüştürür. Konuşmacı izleyiciden hemen cevap beklemez; ardından gelecek hipoteze zemin hazırlar. Buradaki would, anlaşılması güç bir seçimin arkasındaki nedeni veya motivasyonu sorgular. Başka bir deyişle, “Zeki insanların bunu yapmasına ne yol açabilir?” demektir. Geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz.

Alıştırma

Bu soru, bu bağlamda söylem açısından hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Zeki insanların ileride zararlı maddelere yöneleceğini öngörür.
  2. Şaşırtıcı bir örüntüyü soruna dönüştürür ve ardından gelecek açıklamayı tanıtır.
  3. İzleyicilerden geçmişteki belirli bir olayı aktarmalarını ister.
Cevabı göster

Şaşırtıcı bir örüntüyü soruna dönüştürür ve ardından gelecek açıklamayı tanıtır.

Known as the Savanna-IQ interaction hypothesis, Kültür

1:19

Savanna-IQ etkileşim hipotezi olarak bilinen bu görüş,

it suggests that more intelligent people have evolved novel values and preferences.

1:22

daha zeki insanların evrimsel açıdan yeni değerler ve tercihler geliştirdiğini öne sürüyor.

Kültür

Savan-IQ etkileşim hipotezi

Savanna-IQ interaction hypothesis, önerilen bir açıklamanın adıdır. Cümlede Known as ... yapısı, cümlenin geri kalanında anlatılan düşünceyi adlandırır; bu ad sıradan bir betimleyici ifade değildir. Buna hypothesis denmesi, incelenmesi gereken bir iddia olduğu anlamına gelir; yerleşmiş bir yasa veya bireyler hakkında kanıt değildir. Ardından gelen örnekler, önerinin tahminleri ya da açıklayıcı örnekleri olarak okunabilir ancak doğru olduğunun kanıtı sayılamaz.

Alıştırma

Hangi cümle görüşü uygun bir kesinlik düzeyiyle sunuyor?

  1. Savanna-IQ interaction law, her zeki insanın yeni tercihlere sahip olduğunu kanıtlar.
  2. Savanna-IQ interaction hypothesis, bu örüntü için olası bir açıklama öne sürer.
  3. Savanna-IQ interaction hypothesis, yalnızca IQ'nun başka bir adıdır.
Cevabı göster

Savanna-IQ interaction hypothesis, bu örüntü için olası bir açıklama öne sürer.

For example,

1:26

Örneğin,

while the majority of us function best during the daytime,

1:27

çoğumuz gündüzleri en iyi şekilde işlev gösterirken

the novel environment is the nighttime.

1:30

evrimsel açıdan yeni ortam ise gecedir.

Therefore,

1:32

Bu nedenle

the hypothesis predicts that night owls are more intelligent. Deyimler

1:32

hipotez, gece kuşlarının daha zeki olduğunu öngörüyor.

Deyimler

Night owls: geç saatleri tercih eden insanlar

Night owls, night owl ifadesinin çoğuludur ve doğal olarak geç saatlere kadar uyanık kalmayı tercih eden ya da geceleri daha uyanık ve etkin olan insanlar için kullanılan gayriresmî bir benzetmedir. Gerçek baykuşları değil, bir uyku veya etkinlik düzenini anlatır. Bu cümlede ifade, hipotezin zekâ düzeyiyle ilgili öngörüde bulunduğu grubu adlandırır. Bu adlandırma yalnızca zaman tercihlerini anlatır; tek başına birinin zeki olduğunu iddia etmez veya kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi alışkanlık olarak geç saatlere kadar uyanık kalan kişileri belirten ifadeyle tamamlayın: People who are most active late at night are often called ____.

Cevabı göster

night owls

And an analysis of the National Longitudinal Study of Adolescent Health confirmed this prediction. Kalıp ifadeler

1:35

National Longitudinal Study of Adolescent Health'in bir analizi de bu öngörüyü doğruladı.

Kalıp ifadeler

Confirmed this prediction: sonuçları önceki beklentiye bağlamak

Confirmed this prediction, bir araştırma sonucunu daha önce beklenen bir sonuca bağlar. Burada confirmed, analizin öngörüyle uyumlu kanıtlar bulduğu anlamına gelir; this prediction ise gece kuşları ile zekâ hakkındaki önceki iddiaya gönderme yapar. Araştırma sonuçlarını aktarırken confirm a prediction, sonuçlarla kanıtlar arasındaki ilişkiyi belirtir: veriler öngörülen sonuçla eşleşir. Bu, hipotezin tamamının her türlü şüphenin ötesinde kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Raporu confirm fiilinin geçmiş zaman biçimini ve this prediction ifadesini kullanarak tamamlayın: We predicted that the new filter would remove more dust. The analysis ____.

Cevabı göster

confirmed this prediction

If you find this information worrying, Anlatım akışı

1:40

Bu bilgiler sizi endişelendiriyorsa

you're likely pretty bright.

1:42

muhtemelen oldukça zekisiniz.

Anlatım akışı

Bu bilgiyi endişe verici buluyorsanız, muhtemelen oldukça zekisiniz.

If ile kurulan koşul cümleciği, izleyicilerin kendilerini bu durumun içine yerleştirmesini sağlar: bilgi onları endişelendiriyorsa ana cümle şakacı ve hoş bir sonuç sunar. Burada pretty derece belirten bir zarftır ve oldukça anlamına gelir; bright ise zeki demektir. Cümle bir ilgi çekme aracı olarak kullanılır: önce kişisel ve eğlenceli bir sonuç verir, sonra izleyiciyi devamındaki araştırma kanıtına hazırlar. Likely iddiayı kesinlikten uzaklaştırır; dolayısıyla ifade, tek bir kişi için güvenilir bir zekâ testi değil, grup düzeyinde bir eğilim sunar.

Alıştırma

Bu cümlenin bir bilim anlatımındaki temel söylem etkisi nedir?

  1. Sözel zekânın resmî bir tanımını verir.
  2. Endişelenen herkesin yüksek zekâya sahip olduğunu kanıtlar.
  3. Endişelenen izleyicilere şakacı biçimde iltifat ederek dikkatlerini ardından gelen kanıta çeker.
Cevabı göster

Endişelenen izleyicilere şakacı biçimde iltifat ederek dikkatlerini ardından gelen kanıta çeker.

A sample of 126 undergraduate students

1:43

126 üniversite öğrencisinden oluşan bir örneklem üzerinde yapılan araştırma,

found verbal intelligence was a unique positive predictor of worry and rumination. Kelime

1:46

sözel zekânın endişe ve ruminasyonu pozitif yönde öngören bağımsız bir etken olduğunu ortaya koydu.

Kelime

benzersiz pozitif yordayıcısı

Araştırma yazılarında X is a positive predictor of Y, istatistiksel bir modelde X’in daha yüksek değerlerinin Y’nin daha yüksek tahmin edilen değerleriyle ilişkili olduğu anlamına gelir. Predictor, bir sonucu tahmin etmek için kullanılan değişkeni adlandırır; tahminde bulunan bir kişi değildir. Unique, X’in analize dâhil edilen diğer değişkenlerin ötesinde tahmin bilgisi sağladığını belirtir. İfade istatistiksel bir ilişki bildirir; X’in Y’ye neden olduğunu kanıtlamaz ve her birey için aynı sonucu garanti etmez.

Alıştırma

Raporu hedef istatistiksel ifadeyle tamamlayın: After age and workload were controlled for, sleep quality remained a ____ daytime concentration.

Cevabı göster

unique positive predictor of

Kelime

Worry ve Rumination: endişe ve ruminasyon

Bu psikoloji araştırması bağlamında worry, olası sorun veya tehditlere yönelik endişedir ve çoğunlukla gelecekte ne olabileceğine odaklanır. Rumination ise sıkıntı, hatalar veya olumsuz duygular etrafında dönüp duran, tekrarlayıcı ve durdurulması zor düşünmedir; çoğu zaman daha önce yaşanmış olaylarla ilgilidir. İfade, bunları birbiriyle ilişkili ancak ayrı iki zihinsel sonuç olarak yan yana getirir. Burada rumination psikolojik anlamdadır; bir hayvanın yiyeceği geviş getirmesini ifade etmez.

Alıştırma

Burada kullanılan psikolojik anlamıyla rumination kavramını en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Sıkıntı veren düşünceleri tekrar tekrar kafada çevirmek
  2. Olası bir gelecek sorunu hakkında endişelenmek
  3. Bir sorunu bir kez çözüp yoluna devam etmek
Cevabı göster

Sıkıntı veren düşünceleri tekrar tekrar kafada çevirmek

However,

1:51

Ancak

people who didn't worry scored higher on tests of non-verbal intelligence. Kalıp ifadeler

1:51

endişelenmeyen kişiler, sözel olmayan zekâ testlerinde daha yüksek puan aldı.

Kalıp ifadeler

Sözel Olmayan Zekâ Testlerinde Daha Yüksek Puan Almak

Scored higher, başka bir kişi veya gruba göre sayısal olarak daha iyi sonuçlar elde etmek demektir. Higher, puanlama sonucunu niteler; testlerin fiziksel olarak daha yüksekte veya daha kaliteli olduğunu anlatmaz. Edatların görevleri farklıdır: on, puanın alındığı testi veya değerlendirmeyi; of ise testin ölçmek üzere tasarlandığı yeteneği tanıtır. Başka durumlara aktarılabilen yapı score higher on a test of + yetenek biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç bildirme yapısıyla tamamlayın: After the training, the athletes ____ reaction speed.

Cevabı göster

scored higher on tests of

Like daydreaming?

1:55

Hayal kurmayı sever misiniz?

A new study has found that daydreamers may be more intelligent,

1:56

Yeni bir araştırma, hayal kuranların daha zeki olabileceğini ortaya koydu;

suggesting that people with efficient brains

1:59

bu da verimli çalışan beyinlere sahip kişilerin

may have too much brain capacity to stop their minds from wandering. Dilbilgisi

2:02

zihinlerinin başka yerlere kaymasını engelleyemeyecek kadar fazla beyin kapasitesine sahip olabileceğini düşündürüyor.

Dilbilgisi

stop their minds from wandering: stop + nesne + from + -ing

stop their minds from wandering ifadesinde stop fiilinin nesnesi their minds, from sonrasında gelen -ing biçimi ise wandering'dir. stop + kişi/şey + from + -ing yapısı, o kişi veya şeyin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. Burada minds wandering, düşüncelerin eldeki görevden uzaklaşıp gezinmesini, yani dikkatin dağılmasını anlatır. Beynin çalışmayı durdurduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

stop, passengers, from ve fall fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi stop + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The safety barrier ____ onto the tracks.

Cevabı göster

stops passengers from falling

Are you a lefty?

2:05

Solak mısınız?

A study of 96 left-handed and 96 right-handed individuals

2:05

96 solak ve 96 sağ elini kullanan kişiyle yapılan bir araştırma,

found that lefties scored greater creativity,

2:09

solakların yaratıcılığının daha yüksek olduğunu,

as well as measures of divergent thinking,

2:12

ayrıca ıraksak düşünme ölçümlerinde de daha yüksek puan aldıklarını gösterdi.

the ability to generate new ideas from a single principle.

2:14

Iraksak düşünme, tek bir ilkeden yeni fikirler üretme becerisidir.

You have little control over being a lefty or a righty, Notlar

2:17

Solak veya sağlak olmak üzerinde pek kontrolünüz yok,

Kalıp ifadeler

have little control over: etkileme gücünün neredeyse hiç olmaması

Have little control over, bir şeyi seçme, değiştirme veya etkileme becerisinin neredeyse hiç olmaması anlamına gelir. Burada little olumsuz bir anlam taşır: bir miktar kontrol var olabilir, ancak çok sınırlıdır. Over, kontrol edilmesi zor olan şeyi belirtir. Ardından bir isim, wh- yan cümlesi veya -ing biçimi gelebilir; örnekte being a lefty or a righty, büyük ölçüde kontrol edilemeyen durumu adlandırır.

Alıştırma

have, little, control ve over sözcüklerini kullanarak neredeyse etkileyememek anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ how long the approval process takes.

Cevabı göster

have little control over

Kelime

a lefty (solak) ve a righty (sağlak)

Burada a lefty doğal olarak sol elini kullanmayı tercih eden, a righty ise sağ elini kullanmayı tercih eden kişidir. İki sözcük de left veya right sözcüğüne -y eklenerek oluşturulmuş, sayılabilen ve samimi adlardır. Bu cümlede yalnızca baskın eli belirtirler; siyasi görüşleri anlatmazlar.

Alıştırma

İngilizce "Maya is a lefty" cümlesindeki lefty ne anlama gelir?

  1. Maya sol elini yaraladı.
  2. Maya genellikle sol elini kullanır.
  3. Maya sol tarafta duruyor.
Cevabı göster

Maya genellikle sol elini kullanır.

but if you want to take your intelligence into your own hands, Deyimler

2:19

ama zekânızın kontrolünü kendi elinize almak istiyorsanız

consider a music lesson.

2:22

müzik dersi almayı düşünün.

Deyimler

take your intelligence into your own hands: zekânın kontrolünü kendi eline almak

Take something into your own hands, bir işi başkalarına veya koşullara bırakmayı kesip bizzat harekete geçmek anlamına gelir. Burada intelligence, yaygın take matters into your own hands deyimindeki matters sözcüğünün yerine yaratıcı biçimde kullanılmıştır. Konuşmacı, müzik dersi almanın zekâyı desteklemek için seçebileceğiniz bir eylem olduğunu anlatır; zekânın gerçekten elde tutulabileceğini veya tamamen kontrol edilebileceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi standart take matters into your own hands deyimiyle tamamlayın ve iyelik sözcüğünü konuşmacıya göre değiştirin: No one was fixing the problem, so I decided to ____.

Cevabı göster

take matters into my own hands

After only 20 days of music training,

2:24

Yalnızca 20 günlük müzik eğitiminin ardından

a study found that 90% of the preschool-age children

2:26

bir araştırma, okul öncesi çağdaki çocukların %90'ının

showed improvements in verbal intelligence. Kalıp ifadeler

2:29

sözel zekâlarında gelişme gösterdiğini ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

showed improvements in + bir alan

showed improvements in verbal intelligence ifadesinde showed, “bir şeyi başka birine gösterdi” değil, “gelişme olduğuna dair kanıt sundu veya bunu ortaya koydu” anlamındadır. Çoğul isim improvements olumlu değişiklikleri adlandırır; in ise değişen beceriyi, ölçütü veya alanı belirtir. Aktarılabilir kalıp özne + show/showed + improvement(s) in + alan şeklindedir. Bu kalıp, değişimin nedenini kesin olarak ileri sürmeden gözlemlenen sonuçları bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç sözcüklü raporlama kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After eight weeks of therapy, the patients ____ balance and mobility.

Cevabı göster

showed improvements in

While you're at it, Kalıp ifadeler

2:31

Hazır başlamışken

quit smoking.

2:32

sigarayı da bırakın.

Kalıp ifadeler

While you're at it, ile ilgili bir eylem daha eklemek

While you're at it yalnızca “o sırada” anlamına gelmez. Hâlihazırda yapılan veya planlanan bir eylemi, ilgili başka bir eylemi eklemek için fırsat olarak sunar: “nasıl olsa onu yapıyorsun, bunu da yap”. Örnekte ifade, ek öneri olan quit smoking sözünü getirir. At it fiziksel bir yeri değil, devam eden çabayı veya durumu genel olarak belirtir.

Alıştırma

Doğal konuşma ekini tam deyimle tamamlayın: You're reorganizing the shared folder. ____, delete the duplicate files.

Cevabı göster

While you're at it

Unlike other risky behaviors, Dilbilgisi

2:33

Diğer riskli davranışların aksine,

a study of 20,000 18-year-old males serving in the Israeli army Kalıp ifadeler

2:35

İsrail ordusunda görev yapan 18 yaşındaki 20.000 erkek üzerinde yapılan bir araştırma,

found IQ scores are lower in male smokers than non-smokers.

2:39

sigara içen erkeklerin IQ puanlarının sigara içmeyen erkeklerinkinden daha düşük olduğunu buldu.

Dilbilgisi

Unlike other risky behaviors: Unlike + isim öbeğiyle karşıtlık başlatmak

Unlike, bir karşıtlığın referans noktasını tanıtır. Burada sigarayla ilgili sonucun daha önce diğer riskli davranışlar için açıklanan örüntüden farklı olduğunu belirtir; bir şeyi sevip sevmemekle ilgili değildir. Unlike + isim öbeği, ana cümleden önce karşılaştırmanın çerçevesini kurabilir. Bu cümlede anlatım sıkıştırılmıştır: ana cümle a study ile başlasa da amaçlanan karşıtlık bulgular arasındadır.

Alıştırma

Cümleyi doğru şekilde tamamlayan sözcüğü seçin: “_____ the morning class, the evening class includes a lab session.”

  1. Whereas
  2. Because
  3. Unlike
Cevabı göster

Unlike

Kalıp ifadeler

serving in the Israeli army: askerlik hizmeti ve kısaltılmış niteleyici

serving in the Israeli army ifadesinde serve in, silahlı kuvvetlerin bir üyesi olarak askerlik görevi yapmak anlamına gelir. Orduya yemek götürmek veya kısa süreli bir hizmet sunmak anlamına gelmez. -ing öbeği 18-year-old males ifadesinden sonra gelir ve bu kişileri niteler: males who were serving in the Israeli army. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği, çalışma sırasındaki askerlik durumlarını belirtir.

Alıştırma

“The article profiles engineers serving in the navy.” cümlesinde serving in the navy bize ne anlatır?

  1. Makalenin kendisi deniz kuvvetlerinin bir parçasıydı.
  2. Mühendisler deniz kuvvetleri personeline yemek servisi yapıyordu.
  3. Mühendisler o sırada deniz kuvvetlerinde askerlik yapıyordu.
Cevabı göster

Mühendisler o sırada deniz kuvvetlerinde askerlik yapıyordu.

Maybe abstinence is key. Anlatım akışı

2:43

Belki de cinsel perhiz kilit noktadır.

Anlatım akışı

Konu geçişi sağlayan abstinence is key

Burada abstinence, bir faaliyeti bilinçli olarak yapmamak anlamına gelir; hangi faaliyetin kastedildiğini bağlam tamamlar. Önceki fikir sigara içmemekle ilgilidir, sonraki konuysa cinsel davranışa geçer; bu nedenle aynı kelime kısa bir an için iki konuya da uyar. Cümle böylece bir köprü görevi görür: kaçınmayla ilgili önceki fikri kapatırken yeni konuyu açar. Is key bir deyimdir ve “çok önemlidir” anlamına gelir; fiziksel bir anahtardan söz etmez.

Alıştırma

Bu bağlamda “abstinence is key” ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Kaçınılan şeyin bağlama göre belirlendiği bir kelimeyle sigara konusunu cinsel davranış konusuna bağlar.
  2. Fiziksel bir anahtarın hem sigarayı hem de cinsel davranışı önleyebileceğini söyler.
  3. Yalnızca sigara için geçerli olan kesin bir bilimsel abstinence tanımı verir.
Cevabı göster

Kaçınılan şeyin bağlama göre belirlendiği bir kelimeyle sigara konusunu cinsel davranış konusuna bağlar.

A study that assessed 12,000 teens from grade 7 to 12

2:45

7. sınıftan 12. sınıfa kadar 12.000 genci değerlendiren bir araştırma,

found that high schoolers with a higher IQ are more likely to be a virgin.

2:48

IQ'su daha yüksek lise öğrencilerinin cinsel ilişki yaşamamış olma olasılığının daha yüksek olduğunu buldu.

A separate study found this extends into later years as well. Kalıp ifadeler

2:53

Ayrı bir araştırma, bunun ilerleyen yaşlarda da sürdüğünü ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

extends into later years as well: ilerleyen yaşlara kadar sürmek

Extends into later years, bu örüntünün devam ettiği ve yaşamın daha sonraki bir döneminde de geçerli olduğu anlamına gelir. Burada extends geçişsizdir: örüntünün kendisi sürer; kimse yılları etkin biçimde uzatmaz. As well “ayrıca” anlamına gelir. İleri yaşlara uzanan bu devamlılığı daha önceki bağlantılı bir bulguya ekler ve cümlenin aynı eğilimin başka bir yönünü sunmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir eğilimin daha sonraki bir dönemde de devam ettiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The pattern extends into later years as well.
  2. The pattern extends from later years as well.
  3. The pattern extends later years as well.
Cevabı göster

The pattern extends into later years as well.

By age 19,

2:56

19 yaşına gelindiğinde

80% of US males and 75% of females have lost their virginity, Dilbilgisi

2:57

ABD'deki erkeklerin %80'i ve kadınların %75'i bekâretini kaybetmiş oluyor;

and 87% of college undergraduates have lost theirs.

3:01

üniversite lisans öğrencilerinde ise bu oran %87.

Dilbilgisi

have lost theirs içindeki theirs: bağımsız iyelik zamiri

İkinci bağlı cümlecikte theirs, tek başına kullanılabilen bir iyelik zamiridir. Üniversite lisans öğrencilerinin virginity sözcüğünün yerini alır; böylece isim öbeğini tekrarlamadan have lost their virginity anlamını verir. İyelik ilişkisi zaten belliyse ve ardından isim gelmiyorsa my/mine, your/yours, their/theirs gibi bağımsız iyelik biçimleri kullanılır. Burada have lost iki cümlecikte de korunarak paralel yapı oluşturur; theirs ise daha önce belirtilen nesnenin yerini tutar.

Alıştırma

'their tickets' ifadesini tekrarlamamak için ikinci cümleciği tek bir sözcükle tamamlayın: The adults showed their tickets, and the children showed ____.

Cevabı göster

theirs

However,

3:05

Ancak

when assessing elite colleges,

3:05

seçkin üniversiteler incelendiğinde

this number becomes much lower.

3:07

bu oran çok daha düşük oluyor.

56% of Princeton undergraduates have had sex,

3:09

Princeton lisans öğrencilerinin %56'sı cinsel ilişkiye girmiş,

59% at Harvard,

3:12

Harvard'da bu oran %59,

and 51% at MIT.

3:13

MIT'de ise %51.

Also,

3:15

Ayrıca,

do you find this picture funny? Dilbilgisi

3:16

bu resmi komik buluyor musunuz?

Dilbilgisi

find this picture funny: find + nesne + sıfat

Burada find, bir şeyi bulmak ya da yerini belirlemek değil, onu belirli bir şekilde değerlendirmek veya öyle görmek anlamına gelir. find + object + adjective yapısında this picture nesnedir; funny ise konuşanın resim hakkındaki değerlendirmesini belirten nesne tümlecidir. Kalıp find something/someone + adjective biçimindedir; find the instructions confusing veya find the room comfortable gibi kullanılır. Bu yapıda nesne ile sıfat arasına is getirilmez.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle, find + object + adjective yapısını kullanarak geniş zamandaki cümleyi tamamlayın: I ____. (this guide / useful)

Cevabı göster

find this guide useful

Congratulations,

3:18

Tebrikler,

your dark sense of humor is positively associated with intelligence, Kalıp ifadeler

3:19

kara mizah anlayışınız zekâyla pozitif ilişkilidir;

regardless of age and gender. Kalıp ifadeler

3:23

yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun.

Kalıp ifadeler

dark sense of humor: kara mizah anlayışı

Bu cümlede dark sense of humor, ölüm veya acı gibi ciddi, rahatsız edici ya da tabu konularda mizah bulma eğilimi anlamına gelir. Buradaki dark, renk veya loş ışığı değil, konunun niteliğini anlatır. Bu ifade, bir kişinin hoşlandığı mizah türünü anlatır. Tek başına o kişinin acımasız, karamsar veya kötü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ciddi veya tabu konular hakkındaki şakalardan hoşlanmayı anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo has a ____, but he avoids those jokes at work.

Cevabı göster

dark sense of humor

Kalıp ifadeler

regardless of + isim öbeği

Regardless of, cümlenin sonucunu değiştirmeyen bir etkeni belirtir. Burada sözü edilen ilişkinin kişinin yaşı veya cinsiyeti değişse de geçerli olduğu ifade edilir. Yaygın yapı regardless of + isim öbeği, zamir, wh-cümleciği veya -ing biçimidir: regardless of age, regardless of that, regardless of who asks ve regardless of feeling tired.

Alıştırma

Yaşın ücreti değiştirmediğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum charges the same fee ____ age.

Cevabı göster

regardless of

It's important to remember correlation doesn't equal causation, Kültür

3:24

Korelasyonun nedensellik anlamına gelmediğini unutmamak önemli,

but it is interesting to investigate the variables related to intellect.

3:27

ancak zekâyla ilişkili değişkenleri incelemek yine de ilginç.

Kültür

Korelasyon nedensellik demek değildir

Correlation, iki değişkenin birlikte değişmesi veya aralarında istatistiksel bir ilişki bulunması demektir. Bu ilişki tek başına, bir değişkenin diğerindeki değişime neden olduğunu göstermez. Bu cümledeki doesn't equal causation kısa bir uyarıdır: gözlenen bir bağlantı, neden-sonuç ilişkisinin kanıtı değildir. Üçüncü bir etken, ters yönde nedensellik veya tesadüf bu örüntüyü açıklayabilir; bu yüzden daha fazla araştırma gerekir.

Alıştırma

correlation doesn't equal causation ifadesi ne anlama gelir?

  1. İki değişken ilişkiliyse, biri mutlaka diğerine neden oluyordur.
  2. Correlation ve causation tamamen aynı fikri anlatan iki kelimedir.
  3. İki değişken korelasyon gösteriyorsa aralarında nedensel bir ilişki asla olamaz.
  4. İki değişken arasındaki gözlenen ilişki, tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Cevabı göster

İki değişken arasındaki gözlenen ilişki, tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

So,

3:31

Peki,

how many categories did you fit into? Öbek fiiller

3:31

siz bu kategorilerden kaçına uyuyorsunuz?

Öbek fiiller

fit into? — bir kategoriye uymak

Fit into bir öbek fiildir. Into sözcüğünden sonra bir kategori veya grup geldiğinde, bu ifade o kategoriye ait olmak ya da onun bir parçası olarak sınıflandırılmak anlamına gelir. Burada how many categories did you fit into? sorusu, öne sürülen gruplardan kaçının seni tanımladığını sorar. Konu bir tanıma uymaktır; fiziksel olarak bir alana girmek değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayın: So, how many categories did you ____?

Cevabı göster

fit into

Let us know in the comments

3:33

Yorumlarda bize bildirin

and tell us if it matches up with your experience of smart people that you know. Öbek fiiller

3:34

ve bunun tanıdığınız zeki insanlarla ilgili deneyiminizle örtüşüp örtüşmediğini söyleyin.

Öbek fiiller

matches up with: tutarlılık belirtmek

Burada matches up with, “uyuşmak” veya “tutarlı olmak” anlamına gelir. It daha önce verilen açıklamayı, your experience ise tanıdığınız zeki insanlarla ilgili gözlemlerinizi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X matches up with Y şeklindedir: İki şey karşılaştırılır ve birbiriyle tutarlı olduğu belirtilir. Buradaki up, ifadenin bir parçasıdır; yukarı yön anlamı taşımaz.

Alıştırma

match + up + with kalıbını doğru biçimde kullanın: The witness's story ____ the security footage.

Cevabı göster

matches up with

If you want to become smarter than average,

3:38

Ortalamadan daha zeki olmak istiyorsanız

you need to check out our amazing sponsor for this video, Öbek fiiller

3:40

bu videonun harika sponsoruna mutlaka göz atın:

Skillshare.

3:42

Skillshare.

Öbek fiiller

check out: incelemek veya göz atmak

Burada check out, Skillshare'e bakmak, onu incelemek veya hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Konuşmacı tanıtım amaçlı bir eylem çağrısı yapıyor; ödeme yapmaktan veya otelden ayrılmaktan söz etmiyor. Yaygın kalıp check out + isim şeklindedir: check out the course. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

Öneriyi check ile başlayan iki sözcüklü hedef öbek fiille tamamlayın: You should ____ the free coding course.

Cevabı göster

check out

They're giving away 3 months for only 99 cents if you sign up in January. Öbek fiiller

3:43

Ocak ayında kaydolursanız üç aylık erişimi yalnızca 99 sente veriyorlar.

Öbek fiiller

Neredeyse ücretsiz bir promosyonda giving away

Burada giving away, üç aylık hizmeti promosyon amaçlı çok avantajlı bir teklif olarak sunmak demektir. give away genellikle bir şeyi ücretsiz vermek anlamına gelse de belirtilen 99 sentlik fiyat, reklamverenin ifadeyi neredeyse bedava olan bir şey için esnek biçimde kullandığını gösterir. Away parçacığı, sağlayıcının bir şeyi karşılığında çok az şey alarak veya hiçbir şey almadan elinden çıkardığı izlenimini verir. Nesne öbek fiilden sonra gelir: giving away 3 months.

Alıştırma

Bu nottaki “ücretsiz sağlamak” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: At the grand opening, the cafe will ____ reusable bottles to the first twenty customers.

Cevabı göster

give away

Öbek fiiller

Bir hizmet veya etkinlik için sign up kullanımı

Burada sign up, reklamı yapılan hizmete kaydolmak anlamına gelir. If yan cümlesi, özel fiyatı almanın koşulunun ocak ayında kaydolmak olduğunu belirtir. Hangi hizmetten söz edildiği zaten belliyse sign up tek başına kullanılabilir. Katılınan şeyi adlandırmak için sign up for + isim öbeği kullanılır; örneğin sign up for the course. Amaçlanan eylemi belirtmek için sign up to + fiilin yalın biçimi kullanılır; örneğin sign up to receive alerts.

Alıştırma

Bir internet sitesini ilk kez ziyaret ediyorsunuz ve hesabınız yok. Önce ne yapmalısınız?

  1. Sign in to your account.
  2. Sign out of your account.
  3. Sign up for an account.
Cevabı göster

Sign up for an account.

Skillshare is an online community for creators

3:47

Skillshare, içerik üreticilerine yönelik çevrimiçi bir topluluktur

with over 17,000 classes

3:49

ve 17.000'den fazla ders içerir;

in things like design,

3:51

tasarım,

photography,

3:52

fotoğrafçılık

and even like cooking classes.

3:53

ve hatta yemek pişirme gibi alanlarda.

I personally used it for visual effects

3:55

Ben şahsen görsel efektler öğrenmek

and improving my After Effects skills.

3:57

ve After Effects becerilerimi geliştirmek için kullandım.

It's been a huge asset for me. Kelime

3:59

Bana çok büyük katkısı oldu.

Kelime

huge asset for me: son derece değerli bir yardım kaynağı

Bu cümlede asset mecaz anlamda kullanılır: son derece değerli ve yararlı bir kişi, hizmet, beceri veya kaynak demektir. A huge asset özellikle değerli bir şeyi anlatır; huge fiziksel büyüklüğü değil, sağlanan faydanın derecesini güçlendirir. For me bu faydayı kimin gördüğünü belirtir. Bir şeyin belirli bir kişi için yararını vurgularken an asset for someone, bir ekibin, projenin veya kuruluşun başarısına katkısını anlatırken an asset to a team, project, or organization kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

“It's been a huge asset for me,” cümlesinde a huge asset ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak çok büyük bir şey
  2. Benim için son derece değerli ve yararlı olmuş bir şey
  3. Finansal yatırım olarak yasal biçimde sahip olduğum bir şey
Cevabı göster

Benim için son derece değerli ve yararlı olmuş bir şey

I actually took a writing course.

4:00

Aslında bir yazarlık kursu aldım.

I've been trying to write different things like comedy and sketch. Dilbilgisi

4:02

Komedi ve skeç gibi farklı türlerde şeyler yazmaya çalışıyorum.

Dilbilgisi

I've been trying to write: bugüne kadar süren çaba

have/has been + fiil-ing biçimi present perfect continuous zamanıdır. I've been trying to write ifadesinde I've, I have anlamına gelir ve trying sözcüğünü to write mastarı izler. Burada çaba, geçmişte başlayıp bugüne ulaşan bir dönem boyunca devam eden veya tekrarlanan bir süreç olarak sunulur. Odak devam eden süreçtedir; dolayısıyla yazmanın tamamlandığı veya girişimin başarılı olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi bugüne kadar süren devam eden bir çabayı vurgulayan biçimle tamamlayın: “For the past three months, I ____ write a short scene every weekend, but I am still learning.”

Cevabı göster

have been trying to

It has helped me so much.

4:04

Bana çok yardımcı oldu.

Anyone can take a class. Kalıp ifadeler

4:05

Herkes bir derse katılabilir.

You can even teach a class

4:07

Hatta siz de ders verebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

take a class ile teach a class arasındaki fark

take a class, bir derse kaydolmak veya katılmak anlamına gelir. Burada take öğrencinin rolünü gösterir; bir şeyi fiziksel olarak alıp taşımak anlamına gelmez. teach a class, dersi yürütmek ve öğrencilere öğretmek anlamına gelir. Her iki ifadede kullanılan class, bir kursu veya ders ortamını belirtirken fiil kişinin öğrenen mi yoksa öğreten mi olduğunu gösterir. even, ikinci olasılığı ek veya daha şaşırtıcı bir seçenek olarak sunar.

Alıştırma

İki cümleyi her kişinin rolüne uygun ifadelerle tamamlayın: Maya is the instructor, so she will ____. Leo is a student, so he will ____.

Cevabı göster

teach a class · take a class

with premium membership starting as low as $10 a month Kalıp ifadeler

4:08

Aylık yalnızca 10 dolardan başlayan Premium üyelikle

for unlimited access.

4:10

sınırsız erişim elde edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

starting as low as $10: en düşük başlangıç fiyatı

starting as low as $10, $10 tutarını ilan edilen en düşük başlangıç fiyatı olarak sunar. Kalıp starting as low as + fiyat şeklindedir ve ardından çoğu zaman a month gibi bir faturalandırma dönemi gelir. Bu ifade, koşulları sağlayan en ucuz giriş seçeneğini vurgular; her plan veya müşteri için geçerli tek bir fiyatı belirtmez. Diğer kademeler, koşullar veya sonraki fiyatlar daha yüksek olabilir.

Alıştırma

Bir ilanda “Plans start as low as $10 a month.” yazıyor. Bu, her planın $10 olduğunu garanti eder mi?

  1. Hayır. $10 tutarını en düşük başlangıç fiyatı olarak sunar ve diğer planlar daha pahalı olabilir.
  2. Evet. Her planın aylık $10 olduğunu garanti eder.
Cevabı göster

Hayır. $10 tutarını en düşük başlangıç fiyatı olarak sunar ve diğer planlar daha pahalı olabilir.

Head to the link below

4:12

Aşağıdaki bağlantıya tıklayın;

and in the description

4:13

bağlantı açıklama kısmında da yer alıyor.

and start learning.

4:13

ve öğrenmeye başlayın.

Thanks for watching and subscribing,

4:14

İzlediğiniz ve abone olduğunuz için teşekkürler.

and we will see you all next Thursday for a new science video.

4:16

Yeni bir bilim videosuyla gelecek perşembe görüşürüz.

See you.

4:19

Görüşürüz.