Bluey ile Sırt Çantalı Seyahat | Sırt Çantalı Gezginler | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey’nin ailesi oyunlu bir yolculukta otel arar, muzla ödeme yaparak gereğinden fazla kruvasan alır, ulaşım ücreti için pazarlık eder ve aşırı yememe uyarısını görmezden gelmenin öngörülebilir sonucuyla karşılaşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. let's find — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: let’s ifadesinin, konuşan ile dinleyeni birlikte kapsayan ortak bir sonraki adım önerdiğini öğrenin. Bir grubun sırada ne yapacağına karar vermesi gerektiğinde bu samimi ve işbirlikçi kalıbı kullanabilir, önerinizin doğrudan bir emir gibi duyulmasını önleyebilirsiniz. 2. do you take bananas? — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: take fiilinin ödeme bağlamında bir ödeme aracını “kabul etmek” anlamına gelebileceğini anlayın. Muz soruyu komik hâle getirir; ancak aynı kalıpla bir mağazanın ya da hizmet sağlayıcının nakit, kart veya başka bir ödeme yöntemini kabul edip etmediğini doğal biçimde sorabilirsiniz. 3. I know how this ends. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Konuşanın olası sonucun artık açık olduğunu nasıl belirttiğini fark edin. Hikâye sona yaklaşırken tanıdık bir sonucu önceden haber vermek ve tonlamayla eğlenceli bir kesinlik, kabulleniş ya da hafif bir bıkkınlık aktarmak için bu cümleyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
so heavy: güçlü ve anlık bir tepki için so + sıfat
so heavy ifadesinde so, heavy sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. “Çok” veya “bu kadar yüksek bir derecede” anlamına gelir; “bu yüzden” anlamındaki sonuç bağlacı so değildir. Bunun gibi ünlem tonundaki konuşmalarda so + sıfat, derecenin konuşanın o anda güçlü biçimde hissettiği bir şey olduğunu sıkça gösterir. very ile kurulan nötr bir anlatımdan daha anlık ve etkileyici duyulabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ağırlıkla ilgili anlık ve güçlü bir şikâyet olarak en doğal biçimde duyulur?
- This suitcase is not very heavy.
- This suitcase is so heavy!
- This suitcase is heavy enough.
Cevabı göster
This suitcase is so heavy!
let's find: ortak bir eylem önermek
Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. let's + fiilin yalın hâli yapısı, konuşan kişiyle dinleyicinin veya grubun birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada let's find, grubun bir sonraki adımını ortaya koyar. Dinleyicinin tek başına arama yapması için verilen bir talimat değil, ortak bir öneridir.
Alıştırma
let us ifadesinin kısaltmasını kullanarak ortak öneriyi tamamlayın: ____ find a quiet place to work.
Cevabı göster
Let's
a place to stay: isim + to’lu mastar
a place to stay ifadesinde to’lu mastar olan to stay, place sözcüğünden sonra gelir ve nasıl bir yere ihtiyaç duyulduğunu açıklar: genellikle geceyi geçirmek için geçici olarak kalınabilecek bir yer. Yapı “isim + to’lu mastar” şeklindedir. İsim, sonraki eylemle bağlantılı nesneyi veya yeri belirtir; örneğin a book to read. Eylem bir edat gerektiriyorsa edat, a chair to sit on örneğinde olduğu gibi sonda kalabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, Mia’nın çalışabileceği bir odaya ihtiyacı olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- Mia needs to room for work.
- Mia needs a room to work in.
- Mia needs a room work in.
Cevabı göster
Mia needs a room to work in.
Mum, you need to look in the guidebook for a hotel. Dilbilgisi
0:08Anne, rehber kitapta bir otel aramalısın.
need to + fiilin yalın hâli: gereklilik belirtme
need to + fiilin yalın hâli, durum veya görev nedeniyle bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Buradaki you need to look, rehber kitabı kontrol etmenin sıradaki gerekli adım olduğunu anneye söyler. Olumlu cümlede need to yapısından sonra fiilin yalın hâli gelir: need to look, need to leave. Bu yaygın yapıda need look veya need to looking denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir eylemden önce need to doğru kullanılmıştır?
- You need bring your passport.
- You need to bringing your passport.
- You need to bring your passport.
Cevabı göster
You need to bring your passport.
I need to look in the guidebook for a hotel. Kalıp ifadeler
0:11Rehber kitapta bir otel aramam gerek.
look in X for Y: arama alanını ve hedefi belirtmek
look in the guidebook for a hotel ifadesinde in the guidebook aranan yer veya bilgi kaynağını, for a hotel ise aranan hedefi gösterir. Kalıp look in X for Y şeklindedir: Y'yi bulmak için X'in içinde aramak. Burada gezi rehberi otel bilgileri içerir. Bu nedenle konuşan kişi yalnızca kitaba bakmaktan değil, bir otel veya otel bilgisi bulmak için bu kaynağı incelemekten söz eder.
Alıştırma
Arama alanını ve hedefi belirten iki edatla cümleyi tamamlayın: Look ____ the desk drawer ____ the spare key.
Cevabı göster
in · for
in here somewhere: içeride, ancak tam yeri bilinmiyor
In here, durumdan anlaşılan yakındaki bu alanın veya kabın içinde demektir. Somewhere ise konuşan kişinin tam konumu bilmediğini gösterir. Birlikte in here somewhere, “bu alanın içinde, tam olarak bilinmeyen bir noktada” anlamına gelir. Somewhere yalnızca uzak bir yeri değil; kutu, çanta, çekmece veya oda gibi küçük bir alanın içindeki belirsiz bir noktayı da belirtebilir.
Alıştırma
Anahtarın bu kutunun içinde olduğunu biliyorsunuz ancak tam yerini bilmiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- It's in here somewhere.
- It's exactly under the label.
- It's somewhere near here.
Cevabı göster
It's in here somewhere.
bring good luck: uğur getirmek
bring good luck ifadesinde bring, “neden olmak veya ortaya çıkarmak” anlamındadır; dolayısıyla ifade, bir şeyin şanslı bir sonuç doğurduğunu veya doğuracağına inanıldığını anlatır. Luck soyuttur; fiziksel olarak taşınan bir şey yoktur. Özne çoğu zaman bir nesne, eylem ya da olaydır. Buradaki would bring good luck, onun bu nesnenin yaratacağını söylediği etkiyi aktarır.
Alıştırma
bring good luck ifadesini tamamlayın: People believe this little charm can ____.
Cevabı göster
bring good luck
you ding-dong: şakacı ve hafif bir azarlama
Burada you ding-dong, az önce aptalca bir şey yapan kişiye doğrudan seslenmek için you ile takılma amaçlı bir ismi birleştirir. Ciddi bir hakaret ya da tarafsız bir hitap değil, kabaca “seni şapşal” anlamında şakacı ve hafif bir azarlamadır.
Alıştırma
Durumu değerlendirin: Resmî bir toplantıda yeni tanıştığınız bir müşteriye “You ding-dong” diyorsunuz. Bu uygun mu?
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Here it is: bir şeyin bulunduğunu bildirmek
Here it is. ifadesi, konuşan kişi daha önce aranan veya sözü edilen belirli bir şeyi bulduğunda ya da gösterdiğinde kullanılır. Bu sahnede “Buldum, burada” anlamına gelir. Odak, o şeyin kendisi ile bulunmuş olması veya konumudur; onu birine verme eylemi değildir.
Alıştırma
Bir anahtar aradınız, onu bulup aldınız ve şimdi yanınızda havaya kaldırıyorsunuz. Anahtarın bulunduğuna ve burada olduğuna odaklanan cümle hangisidir?
- Here it is.
- Here you go.
- Here you are.
Cevabı göster
Here it is.
let go: tutmayı veya kavramayı bırakmak
Let go, “tutmayı veya kavramayı bırakmak” anlamına gelir. Don't let go ifadesindeki olumsuz emir, Bluey’ye tutmaya devam etmesini söyler. Burada go, “bir yere gitmek” anlamında değildir. Tutulan nesne bağlamdan zaten anlaşılıyorsa let go tek başına kullanılabilir. Nesneyi belirtmek için let go of + isim veya zamir yapısını kullanın: let go of the rope.
Alıştırma
Cümleyi “tutmayı bırakmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Keep holding the handle; don't ____.
Cevabı göster
let go
Right down the bottom: konumu pekiştiren right
Burada right, “tam” ya da “en aşağıya kadar” anlamında konumu pekiştiren bir zarftır; “doğru” veya “sağ tarafta” demek değildir. down the bottom ifadesini daha vurgulu yaparak en aşağıdaki, en dipteki yeri gösterir. Aradaki duraklama, konuşanın arama yaparken konuştuğunu yansıtır. right down the bottom sözlerini tek bir konum ifadesi olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede right kesin bir konumu pekiştiriyor?
- Turn right at the traffic lights.
- The keys are right at the bottom of the bag.
- You're right about the time.
Cevabı göster
The keys are right at the bottom of the bag.
I'll find us a nice hotel in the guidebook. Dilbilgisi
0:40Bize rehber kitaptan güzel bir otel bulacağım.
find us a nice hotel: find + kişi + şey kalıbı
find us a nice hotel ifadesinde find iki nesne alır: us fayda sağlayan kişileri, a nice hotel ise bulunacak şeyi belirtir. Konuşan kişi grup için bir otel arayacaktır; bulunacak olan us değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp find + kişi + şey şeklindedir. Genellikle find + şey + for + kişi olarak yeniden kurulabilir: find a nice hotel for us.
Alıştırma
“Bizim için sessiz bir oda bulmak” anlamını vermek üzere find + kişi + şey kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Could you ____ for tonight?
Cevabı göster
find us a quiet room
Some guy's: kimliği belirsiz bir erkek ve guy is kısaltması
Some guy, kimliği bilinmeyen veya o anda tam olarak kim olduğu önemli olmayan bir erkeği ifade eder. Cümleye gündelik ve gelişigüzel bir ton katar. Burada guy's, guy is ifadesinin kısaltmasıdır. Ardından selling geldiği için yapı some guy + is selling şeklindedir. Bu cümlede kesme işaretli s iyelik bildirmez.
Alıştırma
Some guy's selling sandwiches cümlesinde guy's ne anlama gelir?
- guy is
- guy has
- guy sözcüğünün iyelik biçimi
Cevabı göster
guy is
I'll be right back: kısa bir ayrılıktan sonra geri dönmek
I'll be right back, kısa süreliğine ayrılıp çok yakında dönmeyi beklediğinizde kullanılan kalıplaşmış bir günlük ifadedir. Aranın kısa süreceğini bildirerek dinleyeni rahatlatır. Burada right, back sözcüğünü “hemen” veya “çok yakında” anlamıyla güçlendirir; yön belirtmez.
Alıştırma
“Çok yakında döneceğim” anlamına gelen bu dersin kalıplaşmış ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Wait here for a minute. ____.
Cevabı göster
I'll be right back
too many: uygun sayıdan fazlası
Too many, bir sayının uygun, gerekli veya güvenli olandan fazla olduğunu belirtir. Too olumsuz bir değerlendirme ekler: sayı yalnızca yüksek değildir, kabul edilebilir sınırı aşmıştır. Many normalde çoğul sayılabilen bir isimden önce gelir. Burada önceki cümleden croissants kastedildiği anlaşıldığı için isim kullanılmamıştır; too many, “too many croissants” anlamındadır.
Alıştırma
Bir raf on kitap alacak şekilde tasarlanmıştır, ancak üzerinde on beş kitap vardır. Sayının sınırı aştığını hangi seçenek gösterir? The shelf has ____ books.
- many
- too much
- too many
Cevabı göster
too many
Bonjour, mate: Fransızca selam ile samimi İngilizce hitabın karışımı
Bonjour, Fransızcada “merhaba” veya “iyi günler” anlamına gelir. Mate ise özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesiyle ilişkilendirilen, son derece samimi bir İngilizce hitap biçimidir. Bu iki ifadeyi birleştirmek dilleri bilinçli olarak karıştırır. Bu seyahat oyunu bağlamında Fransızca selam Fransız havası yaratırken mate cümleyi samimi ve eğlenceli tutar; Bonjour, mate kalıplaşmış veya standart bir Fransızca selam değildir.
Alıştırma
Değerlendirin: önemli bir yeni müşteriye yönelik resmî bir konuşmada müşteriye 'mate' diye hitap etmek genellikle uygun mudur?
- Genellikle uygundur
- Genellikle uygun değildir
Cevabı göster
Genellikle uygun değildir
I'll take ..., please: sipariş edilecek veya satın alınacak ürünü seçmek
I'll take + ürün, sipariş verirken veya alışveriş yaparken seçiminizi bildirmenin yaygın bir yoludur. Buradaki take, bir şeyi “kapıp götürmek” değil, “seçip sipariş etmek veya satın almak” anlamına gelir. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Please eklemek, garsonla veya mağaza görevlisiyle konuşurken seçimin daha kibar ve doğal duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Menüyü okudunuz ve sipariş vermeye hazırsınız. Hangi cümle seçiminizi garsona en doğal biçimde bildirir?
- I'll bring the vegetable soup, please.
- I'll make the vegetable soup, please.
- I'll take the vegetable soup, please.
Cevabı göster
I'll take the vegetable soup, please.
How much?: kısa fiyat sorusu
Bu alışveriş konuşmasında How much?, How much is it? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Daha önce söz edilen ürünün fiyatını sorar. İki konuşmacı da hangi üründen söz edildiğini bildiği için much sonrasındaki sözcükler atılır. Fiyat bağlamı dışında How much? miktar veya derece de sorabilir; burada fiyat anlamını alışveriş bağlamı sağlar.
Alıştırma
Bir satıcı bir kartpostal gösteriyor. Standart kısa fiyat sorusunu tamamlayın: ____?
Cevabı göster
How much
one sec: kısa bir bekleme için gündelik rica
One sec, one second ifadesinin gündelik konuşmada kısaltılmış biçimidir. Burada tam olarak ölçülmüş bir saniyeyi değil, “biraz bekle” ya da “bana kısa bir süre ver” anlamını taşır. Bir şey almak veya küçük bir işi bitirmek için kısa bir araya ihtiyaç duyduğunuzda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi one second ifadesinin gündelik kısaltmasıyla tamamlayın: ____—I need to grab my keys.
Cevabı göster
One sec
Here you go: birine bir şey verirken kullanılan ifade
Here you go, birine bir eşya verirken veya istediği şeyi teslim ederken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. “Bu senin için” ya da “istediğin şey hazır” anlamına gelir. İfade, teslim anını veya küçük bir hizmetin tamamlandığını belirtir; buradaki go sözcüğü dinleyiciye gerçekten hareket etmesini söylemez.
Alıştırma
Bir görevli, aramasına gerek kalmadan hazır olan bir makbuzu müşteriye verir. Teslim anını en doğrudan hangi ifade belirtir?
- Here you go.
- Here it is.
- There it goes.
Cevabı göster
Here you go.
Do you take bananas?: take fiilinin ödeme kabul etmek anlamı
Ödeme veya alışveriş bağlamında Do you take + ödeme yöntemi? bir satıcının o ödeme biçimini kabul edip etmediğini sorar. Burada muzlar şaka yollu bir ödeme aracı olarak kullanılıyor; yani konuşan kişi “Muzu ödeme olarak kabul eder misiniz?” diye soruyor. take fiilinin anlamını nesne ve durum belirler. Ardından cash, cards veya açıkça belirtilmiş başka bir ödeme yöntemi geldiğinde take, yalnızca bir şeyi alıp götürmek değil, “kabul etmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Bir kafede "Do you take cards?" ne anlama gelir?
- Oyun kâğıdı satıyor musunuz?
- Bu kartları taşıyacak mısınız?
- Kartla ödeme kabul ediyor musunuz?
Cevabı göster
Kartla ödeme kabul ediyor musunuz?
You do?: do ile kurulan şaşkınlık yankı sorusu
You do? kısa bir yankı sorusudur. do yardımcı fiili daha önce söylenen geniş zaman eyleminin yerini tutar; bu sahnede take bananas ifadesinin yerine geçtiği için You take bananas? cümlesini tamamen tekrarlamak gerekmez. Bu soru hem bilgiyi doğrular hem de şaşkınlık gösterir. Yankı sorusunu önceki fiille eşleştirin: geniş zamandaki bir asıl fiil için do kullanın; önceki cümlede be veya başka bir yardımcı fiil varsa onu tekrarlayın.
Alıştırma
Şaşkınlık belirten yankı sorusunu uygun yardımcı fiille tamamlayın: A: I grow all my own vegetables. B: ____?
Cevabı göster
You do
what luck: what + isim yapısıyla ünlem
what luck ifadesinde what bir ünlem başlatır; soru sormaz. Bu ifade, durumun beklenmedik biçimde iyi sonuçlandığını anlatır ve yalnızca we are lucky demekten daha güçlü bir duygu taşır. Burada luck sayılamayan bir isimdir; bu nedenle yapı a olmadan what + luck şeklindedir. Tekil ve sayılabilen bir isimle yapı a içerebilir: What a surprise!
Alıştırma
what + sayılamayan luck isminden oluşan iki kelimelik ünlemle tamamlayın: We got the last two seats. ____!
Cevabı göster
What luck
Namaste, mate: kültürel unsurları karıştıran samimi bir selam
Namaste, Güney Asya dillerinden İngilizceye geçmiş bir selamlaşmadır ve özellikle Hint ve Nepal kültürel ortamlarıyla ilişkilendirilir. Burada yaklaşık olarak hello işlevi görür ve seyahat temalı bir rol yapma havası yaratır; kültürel çağrışımlardan bağımsız, her yerde kullanılabilen bir İngilizce selamlaşma değildir. Mate, özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın olan, friend veya buddy benzeri samimi bir hitaptır. Namaste, mate. iki kültürel söyleyiş biçimini eğlenceli biçimde birleştirir; standart ve kalıplaşmış bir selamlaşma değildir.
Alıştırma
Bir konuşmacı resmî bir iş etkinliğinde tanımadığı bir müşteriyle buluşuyor. Namaste, mate. güvenli ve tarafsız bir başlangıç mıdır?
- Evet, güvenli ve tarafsız bir başlangıçtır.
- Hayır, güvenli ve tarafsız bir başlangıç değildir.
Cevabı göster
Hayır, güvenli ve tarafsız bir başlangıç değildir.
How much for you to take us to this hotel? Notlar
1:21Bizi bu otele götürmek için ne kadar istersin?
How much for you to...?: hizmet fiyatını sormak
How much for you to + fiilin yalın hâli? belirli bir hizmetin fiyatını sormanın kısaltılmış ve konuşma diline özgü bir yoludur. Burada “Bizi bu otele götürmek için ne kadar ücret alırsınız?” anlamına gelir. for you to take... yapısındaki you, eylemi yapacak kişidir. İfade “sizin yararınıza” demek değildir; hizmeti kimin sağlayacağını belirtir.
Alıştırma
Hizmet fiyatını soran cümleyi tamamlayın. Yanıtınız for you to ile başlamalı ve repair fiilini kullanmalıdır: How much ____ this bike?
Cevabı göster
for you to repair
take us to this hotel: take + kişi + to + yer
take + kişi + to + yer, birine eşlik ederek veya onu taşıyarak bir varış noktasına götürmek demektir. take us to this hotel ifadesinde us yolculuk eden kişileri, this hotel ise varış noktasını gösterir. Buradaki take bir eşyayı “almak” veya “tutmak” anlamına gelmez. Nesnesi bir kişi olduğunda ve to ile başlayan bölüm varış noktasını belirttiğinde, o kişiye eşlik ederek ya da onu taşıyarak oraya ulaşmasını sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Siz ve bir arkadaşınızın havaalanına araçla gitmesi gerekiyor. İsteği take + us + to + the airport ile tamamlayın: Could you ____?
Cevabı göster
take us to the airport
Yazılı bilgiyi aktaran The guidebook says...
İngilizcede kitaplar, tabelalar, duyurular ve diğer yazılı bilgi kaynakları say fiilinin öznesi olabilir. Burada The guidebook says 100, 100 bilgisinin gezi rehberinde basılı olduğu anlamına gelir. Say, kaynağı bilgi aktaran bir şey olarak sunar; gezi rehberinin gerçekten konuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Duyuruda havuzun kapalı olduğunun yazdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The notice writes the pool is closed.
- The notice speaks the pool is closed.
- The notice says the pool is closed.
Cevabı göster
The notice says the pool is closed.
Pazarlık hamlesi olarak That's a good price.
That's a good price. belirli bir tutarın adil veya avantajlı olduğunu söyler. Bir pazarlıkta yalnızca tutarı değerlendirmekle kalmaz; o tutarı destekleyip karşı tarafı kabul etmeye de teşvik edebilir. That's sözcüğünün hangi fiyatı gösterdiğini belirleyin. Konuşan kişi az önce bir gezi rehberindeki fiyatı aktardıysa veya karşı teklif yaptıysa bu cümle, satıcının ilk teklifini övmek ya da kabul etmek yerine o fiyatı savunabilir.
Alıştırma
Bir alıcı, “The guidebook says 100. That's a good price.” diyor. İkinci cümlenin en olası işlevi nedir?
- 100'ü makul bir tutar olarak gösterir ve satıcıyı kabul etmeye teşvik eder.
- Satıcının başlangıçta istediği her fiyatı otomatik olarak kabul eder.
- Satıcıdan ilk kez bir fiyat söylemesini ister.
Cevabı göster
100'ü makul bir tutar olarak gösterir ve satıcıyı kabul etmeye teşvik eder.
Ready to roll? ile yola çıkmayı veya başlamayı ifade etmek
Ready to roll?, birinin yola çıkmaya veya bir etkinliğe başlamaya hazır olup olmadığını sormanın samimi bir yoludur. Bu sahnede herkesin yolculuğa devam etmeye hazır olup olmadığını sorar. Buradaki roll, fiziksel olarak yuvarlanmak anlamına gelmez. ready to roll ifadesini tek bir konuşma kalıbı olarak anlayın; anlamın yola çıkmak mı yoksa başlamak mı olduğunu durum belirler.
Alıştırma
Herkes arabada ve bagajlar yerleştirildi. Ready to roll? burada ne anlama gelir?
- Herkesin bagajları çıkarması mı gerekiyor?
- Herkes fiziksel olarak yuvarlanmaya hazır mı?
- Herkes yola çıkmaya hazır mı?
Cevabı göster
Herkes yola çıkmaya hazır mı?
wants 300 ile istenen fiyatı aktarmak
Fiyat pazarlığında want + tutar, o tutarın ödenmesini istemek anlamına gelebilir. He wants 300., kişinin 300'lük bir fiyat istediği anlamına gelir; 300 sayısına sahip olmak istediği anlamına gelmez. İki konuşmacı para birimini ve ödemenin ne için olduğunu zaten biliyorsa bunlar söylenmeyebilir. Açık değilse para birimini belirtin ve gerektiğinde for + ürün veya hizmet yapısını kullanın.
Alıştırma
Bir satıcı sandalye için £80 istiyor. Hangi cümle fiyatı doğal biçimde aktarır?
- The seller gives eighty pounds with the chair.
- The seller wants eighty pounds for the chair.
- The seller wants the chair to count to eighty.
Cevabı göster
The seller wants eighty pounds for the chair.
Ask him if he takes bananas: dolaylı bir evet-hayır sorusu
Ask him if, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: konuşan kişi, dinleyenden bir erkeğe muz kabul edip etmediğini sormasını ister. Burada if, “olup olmadığını” anlamını verir. if sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: he takes bananas; does he take bananas denmez. Do you take bananas? doğrudan sorusu, ona sorulacak şey olarak dolaylı biçimde aktarıldığında if he takes bananas olur ve zamir yeni bakış açısına göre değişir.
Alıştırma
Dolaylı soruyu tamamlamak için if ile he, take ve cards sözcüklerini kullanın: Ask him ____.
Cevabı göster
if he takes cards
Give Uncle Bandit a tummy ache: give + kişi + durum kalıbı
Bu cümlede give, bir nesneyi birine vermek anlamına gelmez. give + person + a condition kalıbı, o kişinin belirtilen duyguyu veya sorunu yaşamasına neden olmak demektir. Uncle Bandit etkilenen kişidir; a tummy ache ise ortaya çıkan sonuçtur. Bu kalıp give someone a headache ve give someone a fright gibi yaygın birleşimlerde de görülür. İngilizcede give ile doğal biçimde kullanılan bir isim öbeği seçilmelidir.
Alıştırma
Cümleyi give fiilinin geçmiş zaman biçimi, me ve a headache ile tamamlayın: The loud music ____.
Cevabı göster
gave me a headache
need the toilet: tuvalete gitme ihtiyacını söylemek
I need the toilet cümlesinde need the toilet, “tuvalete gitme ihtiyacı olmak” anlamına gelir. Bu, Britanya İngilizcesinde yerleşik bir ifadedir; kişinin bir tuvalet satın alması, ona sahip olması veya onu edinmesi gerektiğini anlatmaz. Tuvaleti kullanma ya da tuvalete gitme düşüncesi açıkça söylenmeden anlaşılır. Daha uzun olan need to use the toilet ve need to go to the toilet biçimleri de aynı temel ihtiyacı anlatır.
Alıştırma
Günlük Britanya İngilizcesinde I need the toilet ne anlama gelir?
- Konuşan bir tuvalet satın almak istiyor.
- Konuşanın tuvaleti temizlemesi gerekiyor.
- Konuşanın tuvalete gitmesi gerekiyor.
Cevabı göster
Konuşanın tuvalete gitmesi gerekiyor.
whatever he wants: istenen herhangi bir miktarı kabul etmek
Pay him whatever he wants cümlesindeki whatever he wants, “onun istediği herhangi bir şey” anlamına gelir. Pay sözcüğü para bağlamı oluşturduğu için burada daha özel olarak onun istediği herhangi bir para miktarını belirtir. Yan cümlenin tamamı ödenecek miktar işlevindedir. Whatever burada soru sormaz; belirtilmiş herhangi bir sınırı kaldırır ve konuşanın pazarlığa devam etmek yerine diğer kişinin talebini kabul edeceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia’ya sınırsız bir seçim hakkı verir?
- Mia can choose whichever of the two designs she wants.
- Mia can choose whatever she wants.
- Mia can choose what her manager recommends.
Cevabı göster
Mia can choose whatever she wants.
I know how this ends: sonucu öngörülebilir olarak sunmak
I know how this ends, mevcut durumu sonucu şimdiden belli olan tanıdık bir hikâye gibi ele alır. Buradaki how this ends, mutlaka bir filmin veya kitabın sonunu değil, “bunun sonunda ne olacağını” ifade eder. Cümle, dikkati şu anda olanlardan konuşanın beklediği sonuca yöneltir. Bu sonucu kaçınılmaz gösterebilir ve ifadeye mizah, kabullenmişlik veya uyarı havası katabilir.
Alıştırma
“We are ignoring the warning signs again. I know how this ends.” cümlesinde I know how this ends ne işlev görür?
- Durumun zaten sona erdiğini söyler.
- Başka birinden sonunu açıklamasını ister.
- Sonucu tanıdık bir kalıba dayanarak öngörülebilir olarak sunar.
Cevabı göster
Sonucu tanıdık bir kalıba dayanarak öngörülebilir olarak sunar.
told you not to: daha önceki bir uyarıyı aktarmak
Tell + kişi + not to + fiilin yalın hâli, birine bir şeyi yapmaması için talimat veya uyarı verildiğini ifade eder. Told, tell fiilinin geçmiş hâlidir; bu nedenle told you not to eat daha önce size verilen bir uyarıyı aktarır. Bu kalıpta not, to + fiilin yalın hâlinden önce gelir ve not to eat örneğinde olduğu gibi eylemi olumsuz yapar. Yapı hem uyarıyı alan kişiyi hem de kaçınılması gereken eylemi belirtir.
Alıştırma
Daha önceki “Don't slam the door” uyarısını aktarmak için told you not to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın: I ____ the door.
Cevabı göster
told you not to slam
I hope it's not too far: bir şeyin kabul edilebilir sınırda kalmasını ummak
I hope + yan cümle, konuşanın gerçekleşmesini istediği bir sonucu ifade eder. Burada konuşan, mesafenin sorun olabileceğinden kaygılanır ve kabul edilebilir bir sınır içinde kalmasını ister. too + adjective, yalnızca “çok” değil, “kabul edilebilir ya da başa çıkılabilir düzeyden daha fazla” demektir. I hope + subject + form of be + not too + adjective kalıbı, kaygıyı belirtirken durumun bu sınırı aşmamasını dilemek için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Bir çantanın kabul edilemeyecek kadar ağır olabileceğine dair kaygıyı ve öyle olmaması yönündeki umudu hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- I hope the bag is too heavy.
- I know the bag is very heavy.
- I hope the bag isn't too heavy.
Cevabı göster
I hope the bag isn't too heavy.