Epigenetik nedir? - Carlos Guerrero-Bosagna: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, epigenetik etiketlerin DNA’yı değiştirmeden gen etkinliğini nasıl düzenlediğini ve böylece aynı genomların farklı hücrelere, sağlık sonuçlarına ve yaşam deneyimlerine verilen farklı tepkilere nasıl yol açabildiğini açıklıyor. Ayrıca kalıtım, geri döndürülebilirlik ve gelecekteki araştırmaları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you think of DNA as a recipe book, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Soyut bir bilimsel sistemi tanıdık bir benzetmeye dönüştürmek ve karmaşık bir mekanizmayı dinleyicinin zihninde canlandırmak için think of A as B kalıbını tanıyıp kullanmayı öğrenin. 2. mediates a lifelong dialogue between genes and the environment. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. dialogue sözcüğünün genlerle çevrenin sürekli karşılıklı etkisini mecazen anlattığını, resmî mediate fiilinin ise epigenomun bağlantı kuran rolünü belirttiğini anlayın. 3. be able to influence it, too. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Sonucun, epigenomun bizi etkilediği yönündeki önceki fikre nasıl döndüğünü ve ardından etkinin yönünü tersine çevirerek kısa, akılda kalıcı bir kapanış oluşturduğunu fark edin.
Bu derste
Here's a conundrum: kafa karıştırıcı bir sorunu ortaya koymak
Here’s + isim, yeni bir konuyu doğrudan dinleyicinin önüne koyar. Bu cümlede bir giriş kancası görevi görür: konuşmacı önce zor meseleyi ortaya atar, ardından dinleyiciyi açıklamayı dinlemeye yönlendirir. Conundrum sıradan bir problem değildir. Çözülmesi zor veya kafa karıştırıcı bir problemi anlatır; bu yüzden bu giriş, konunun dikkatle düşünülmesi gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Girişi Here's + zor ve kafa karıştırıcı bir problem anlamındaki isimle tamamlayın: ____: both keys look identical, but only one opens the door.
Cevabı göster
Here's a conundrum
originate from: bir kaynağı veya başlangıcı belirtmek
Originate from, kaynağını veya başlangıcını bir şeyden almak anlamına gelir. Yapı, özne + originate(s)/originated + from + kaynak biçimindedir. Bu cümlede tek yumurta ikizlerinin ortak biyolojik kaynağını belirtir. Bu ifade bir kökeni anlatır; bir yerden fiziksel olarak ayrılma hareketini anlatmaz. Bir fikrin, geleneğin, türün veya sürecin nerede başladığını açıklarken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi originate fiilinin geçmiş zamanı ve ardından from ile tamamlayın: This design ____ an old tool used by sailors.
Cevabı göster
originated from
So how can they turn out so different? Öbek fiiller
0:11Peki nasıl oluyor da bu kadar farklı olabiliyorlar?
Sonucu anlatan turn out + sıfat yapısı
turn out so different ifadesinde turn out, “sonunda ... olmak” veya “sonuçta ... olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelir. so different sıfatı, they öznesinin nihai sonucunu anlatır; turn burada fiziksel olarak dönmek anlamında değildir. Sonuç zaman, gelişim veya gözlem sonrasında belirginleştiğinde turn out + sıfat yapısı kullanılır. Bu yapı çoğu zaman açıklanması gereken ya da beklenenden farklı olan bir sonucu öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi turn out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The hike looked difficult, but it ____ easier than we expected.
Cevabı göster
turned out
Even in traits that have a significant genetic component? Kelime
0:14Önemli bir genetik bileşeni olan özelliklerde bile mi?
traits that have a significant genetic component: önemli genetik bileşeni olan özellikler
Traits, “özellikler” anlamına gelir. that have a significant genetic component ilgi cümleciği, hangi özelliklerden söz edildiğini belirtir: genetik etkilerin önemli bir katkı yaptığı özellikler. Buradaki component, fiziksel bir parça değil, sonuca katkıda bulunan etkenlerden biridir. Significant, açıklamada önemli veya kayda değer demektir; ifade, genlerin tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Şu sonucu değerlendirin: "This condition has a significant genetic component, so genes must be its only cause."
- Geçerli
- Geçerli değil
Cevabı göster
Geçerli değil
why might one twin get heart disease at 55 Kalıp ifadeler
0:18neden ikizlerden biri 55 yaşında kalp hastası olurken
get heart disease: kalp hastalığına yakalanmak
get heart disease ifadesinde get, hastalığa “yakalanmaya başlamak” veya “hastalıktan etkilenmek” anlamına gelir. Hastalığın olmadığı bir durumdan hastalığın bulunduğu bir duruma geçişi vurgular. Bir şeyi isteyerek teslim almak anlamına gelmez. Get, hastalık adlarıyla kullanıldığında hastalanmayı anlatabilir. get + hastalık yapısını otomatik olarak “almak” şeklinde değil, “o hastalığa yakalanmak” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Hastalanma değişimini en günlük ifadeyle anlatan cümle hangisidir?
- He got heart disease in his fifties.
- He has heart disease now.
- He developed heart disease in his fifties.
Cevabı göster
He got heart disease in his fifties.
while her sister runs marathons in perfect health? Dilbilgisi
0:21kız kardeşi mükemmel bir sağlıkla maraton koşuyor olabilir?
while: karşıt durumları bağlamak
Burada while çok farklı iki sonucu birbirine bağlar: ikizlerden biri kalp hastalığına yakalanırken kız kardeşi maraton koşabilecek kadar sağlıklıdır. “Oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “bir şey olurken aynı zamanda” anlamındaki zaman ilişkisini anlatmaz. Karşıtlık bildiren while, bir gerçeği başka bir gerçeğin karşısına koyarak bilgiyi düzenler. İki yan cümlenin anlamına bakın: önemli olan zamanları değil aralarındaki farksa while sözcüğünü karşıtlık bağlacı olarak anlayın.
Alıştırma
Karşıt gerçekleri bağlamak için while kullanın: Leo loves hot weather, ____ his sister prefers snow.
Cevabı göster
while
Nature versus nurture has a lot to do with it, Notlar
0:25Doğaya karşı yetiştirilme tarzının bununla çok ilgisi vardır,
Nature versus nurture: kalıtsal etkenler ve çevre
Nature versus nurture, doğuştan gelen genetik etkenlerle sonradan edinilen çevrenin bir kişiyi nasıl biçimlendirdiği sorusunu kurmanın yaygın bir yoludur. Burada nature kalıtsal biyolojik etkileri; nurture ise yetiştirilme, eğitim, çevre ve deneyimi anlatır. Versus iki tarafı karşılaştırır, ancak bu ifade yalnızca bir tarafın önemli olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Çoğu zaman iki etkinin nasıl birlikte işlediğine dair bir tartışma başlatır.
Alıştırma
Nature versus nurture hangi soruyu çerçeveler?
- Açık havada egzersizin kapalı alanda egzersizden daha iyi olup olmadığı
- Kalıtsal etkenlerle çevrenin özellikleri nasıl biçimlendirdiği
- Besleyici yiyeceklerin doğadan gelip gelmediği
Cevabı göster
Kalıtsal etkenlerle çevrenin özellikleri nasıl biçimlendirdiği
has a lot to do with: güçlü bir bağlantı
Have a lot to do with, “bir şeyle yakından ilişkili olmak” veya “bir şeyde önemli bir etken olmak” anlamına gelir. Örnekteki Nature versus nurture öznesi tek bir konu olarak görülür, bu nedenle have, has biçimine dönüşür. Bu ifade güçlü bir ilişkiyi belirtir. Tek başına öznenin tek neden veya doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için have a lot to do with ifadesinin doğru biçimini kullanın: How alert you feel ____ how well you sleep.
Cevabı göster
has a lot to do with
but a deeper related answer can be found within something called epigenetics. Kalıp ifadeler
0:27ancak epigenetik adı verilen bir şeyin içinde daha derin, bağlantılı bir cevap bulunabilir.
something called epigenetics: yeni bir terimi doğal biçimde tanıtmak
Something called epigenetics, “epigenetik adı verilen bir şey veya kavram” demektir. Called epigenetics, something sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur ve o şeyin adını belirtir. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verilen” anlamındadır. Teknik addan önce genel anlamlı something sözcüğünü kullanmak, terimin ilk kez söylenmesini daha az ani hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something called + ad biçimindedir ve dinleyici terimi henüz bilmiyor olabilirken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The camera uses ____ image stabilization.
Cevabı göster
something called
That's the study of how DNA interacts with the multitude of smaller molecules Notlar
0:33Bu, DNA'nın hücrelerde bulunan çok sayıda küçük molekülle
DNA interacts with: bilimsel etkileşimi anlatmak
“DNA interacts with ...” ifadesinde interacts with, DNA ile başka bir şeyin birbirini etkilemesi veya birbiriyle ilişkili olması anlamına gelir. Bilimsel açıklamalarda maddeler, genler, proteinler ya da sistemler arasındaki bir ilişkiyi veya mekanizmayı anlatır; sosyalleşmek anlamına gelmez. Kalıp A interacts with B şeklindedir. A ile B arasındaki ilişkiyi öne çıkarır, ancak iki tarafın etkisinin tamamen eşit olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi interact fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: In the body, this medicine ____ a protein in the blood.
Cevabı göster
interacts with
the multitude of smaller ...: resmî bir miktar ifadesi
“the multitude of smaller molecules” ifadesinde multitude, “çok büyük bir sayı” anlamına gelir. of ile başlayan bölüm neyin çok sayıda olduğunu belirtir; smaller ise multitude sözcüğünü değil molecules sözcüğünü niteler. Buradaki the, bu büyük grubu belirli hâle getirir: tartışmada söz konusu olan ilgili küçük moleküller grubudur. İfade, many smaller molecules sözünden daha resmî ve vurguludur; büyük bir grup ilk kez tanıtılırken a multitude of daha yaygındır.
Alıştırma
Örnekteki “the multitude of smaller molecules” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- sayısı azalmış moleküller
- özel bir adı olan tek bir küçük molekül
- daha küçük olan çok büyük sayıdaki molekül
Cevabı göster
daha küçük olan çok büyük sayıdaki molekül
which can activate and deactivate genes. Kelime
0:39ki bu moleküller genleri etkinleştirebilir ve devre dışı bırakabilir.
the study of how: bir alanın neyi incelediğini tanımlamak
The study of how + yan cümle, bir alanı incelediği süreç veya mekanizma üzerinden tanımlar. Burada That, epigenetics sözcüğüne gönderme yapar; how DNA interacts... ise araştırmanın içeriğini belirtir. How sözcüğünden sonra düz cümle dizilişi kullanılır çünkü bu, doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleşmiş bir yan cümledir: how DNA interacts doğrudur; how does DNA interact değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp X is the study of how + özne + fiil biçimindedir.
Alıştırma
Alan tanımını hedef yapıyla tamamlayın: Meteorology is ____ weather systems change.
Cevabı göster
the study of how
activate and deactivate genes: gen etkinliğini kontrol etmek
Activate and deactivate genes ifadesi, genlerin etkin olup olmadığını değiştirmeyi anlatır. Bir geni activate etmek, genin talimatlarını kullanıma açmak; deactivate etmek ise bu etkinliği azaltmak veya durdurmak demektir. Burada söz konusu olan gen etkinliğini düzenlemektir; gen oluşturmak veya silmek değildir. Bu iki fiil aynı kontrol sürecindeki zıt yönleri gösterir. Bu nedenle bilimsel bir açıklamada daha sonra genleri açmak veya kapatmak şeklinde yeniden ifade edilebilirler.
Alıştırma
Activate and deactivate genes ifadesini doğru açıklayan cümle hangisidir?
- Bu fiiller genleri ortadan kaldırmayı değil, etkin veya etkisiz hâle getirmeyi anlatır.
- Bu fiiller genlerin artık var olmaması için DNA’dan kesilip çıkarılmasını anlatır.
- Bu fiiller bir hücrenin içinde yeni genler oluşturmayı anlatır.
Cevabı göster
Bu fiiller genleri ortadan kaldırmayı değil, etkin veya etkisiz hâle getirmeyi anlatır.
If you think of DNA as a recipe book, Anlatım akışı
0:43DNA'yı bir yemek tarifi kitabı olarak düşünürseniz,
If you think of DNA as a recipe book: açıklayıcı bir benzetme kurmak
Think of A as B, A'yı anlamanın bir yolu olarak B'yi kullanmak demektir. Burada konuşmacı, DNA için zihinsel bir model olarak yemek tarifi kitabını sunar ve soyut bir sistemi tanıdık tarifler ve talimatlarla ilişkilendirir. Baştaki If yan cümlesi, açıklama devam etmeden önce bu karşılaştırmayı kurar. Dinleyiciyi, daha sonra gelen tariflerle ilgili ifadeleri DNA'nın gerçekten bir kitap olduğu iddiası olarak değil, benzetmenin bir parçası olarak yorumlamaya yönlendirir.
Alıştırma
Bir benzetme sunmak için think of A as B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Think the battery as the phone's energy tank.
- Think of the battery the phone's energy tank.
- Think of the battery as the phone's energy tank.
Cevabı göster
Think of the battery as the phone's energy tank.
what gets cooked when: yemek tarifi benzetmesini genişletmek
Bu cümlede what gets cooked when, yemek tarifi benzetmesini genişletir. What burada “hangi şeylerin” anlamına gelir; edilgen yapıdaki gets cooked, genetik talimatların kullanılmasını veya ifade edilmesini bir pişirme görüntüsüyle anlatır. When ise bunun zamanını sorar. Bu nedenle ifade, hangi genetik talimatların hangi zamanlarda etkin olduğu anlamına gelir. Gerçek yiyeceklerden söz edilmez; gen düzenlemesi, bir tarif kitabından yemek seçme görüntüsüyle daha kolay anlaşılır hâle getirilir.
Alıştırma
DNA’yı bir tarif kitabına benzeten bir metinde what gets cooked when ne anlama gelir?
- DNA tarif kitabından hangi sayfaların çıkarıldığı.
- Bir hücrenin gerçek bir mutfakta hangi yiyecekleri hazırladığı.
- Hangi genetik talimatların kullanıldığı veya ifade edildiği ve bunun ne zaman olduğu.
Cevabı göster
Hangi genetik talimatların kullanıldığı veya ifade edildiği ve bunun ne zaman olduğu.
Rather, their presence and concentration within cells
0:53Daha ziyade, hücreler içindeki varlıkları ve yoğunlukları
makes the difference: belirleyici etkeni göstermek
makes the difference ifadesindeki make, “üretmek” değil, “neden olmak” veya “arkasındaki etken olmak” anlamına gelir. İfadenin tamamı bir şeyin belirleyici olduğunu, yani sonuçtaki önemli farkı onun yarattığını söyler. Burada moleküllerin varlığı ve yoğunluğu, hücrelerde ne olduğunu değiştiren temel koşullar olarak sunulur.
Alıştırma
“Belirleyici etken olmak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: One final safety check could ____ between a safe launch and a dangerous one.
Cevabı göster
make the difference
are expressed: biyolojide gen ifadesi
Bir gen ifade edildiğinde, içindeki bilgi işlevsel bir ürün üretmek için kullanılıyor demektir. Bu ürün çoğu zaman RNA veya proteindir. Burada are expressed, be + expressed edilgen yapısını kullanır ve özneyi bu biyolojik süreci geçiren unsur olarak gösterir. Bu cümlede express, bir düşünceyi veya duyguyu dile getirmek şeklindeki günlük anlama gelmez. Bilimsel kullanımda bu ifade, genetik bilginin etkin olduğunu anlatır; genin konuştuğunu değil.
Alıştırma
Biyoloji cümlesini express fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: In this experiment, the genes ____ only under stress.
Cevabı göster
are expressed
transcribed into RNA: DNA'dan RNA'ya transkripsiyon adımı
Moleküler biyolojide transcribed into RNA, DNA’daki bilginin RNA üretmek için kalıp olarak kullanıldığı anlamına gelir. Into, RNA’yı sürecin sonucu olarak gösterir. Baştaki and, when they're read and transcribed into RNA edilgen yapısı içinde transcribed ile read sözcüklerini bağlar. Özne they ve yardımcı fiil are, iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. Buradaki transcribe bilimsel bir terimdir; konuşmayı veya bir kaydı yazıya dökmek şeklindeki günlük eylem değildir.
Alıştırma
Biyoloji cümlesini transcribe ve sonucu belirten into edatıyla tamamlayın: In this process, DNA is ____ RNA.
Cevabı göster
transcribed into
which is translated into proteins by structures called ribosomes. Kelime
1:05bu RNA daha sonra ribozom adı verilen yapılar tarafından proteinlere çevrilir.
translated into proteins: translate sözcüğünün biyolojik anlamı
Moleküler biyolojide translated into proteins, ribozomların RNA'nın taşıdığı bilgiyi okuyup bu bilgiyi protein üretmek için kullanması anlamına gelir. Buradaki translate, insan dilleri arasındaki çeviriyi değil, biyolojik bir süreci adlandırır. Edilgen be translated into + ürün kalıbı sonuca odaklanırken by structures called ribosomes süreci neyin gerçekleştirdiğini belirtir. Bu, RNA'nın madde olarak doğrudan proteine dönüştüğü anlamına gelmez; RNA'da kodlanan bilgi proteinleri birleştirmek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede translated into proteins moleküler biyoloji anlamında kullanılmıştır?
- The RNA message is translated into proteins by ribosomes.
- The textbook is translated into Spanish by an editor.
- The scientist translates the protein names into simpler words.
Cevabı göster
The RNA message is translated into proteins by ribosomes.
And proteins are much of what determines Dilbilgisi
1:10Ve proteinler bir hücrenin özelliklerini ve işlevini
are much of what determines: önemli ancak tek olmayan bir neden
What determines a cell's characteristics and function ifadesinde what, “bir hücrenin özelliklerini ve işlevini belirleyen şeyler veya etkenler” anlamına gelen, isim görevli bir ilgi yan cümlesini başlatır. Yan cümlenin tamamı of sözcüğünden sonra bir isim öbeği gibi görev yapar. Much of what determines... ifadesi “belirleyici etkenler bütününün büyük bir bölümü” anlamına gelir. Bu nedenle proteinler önemli bir etki olarak sunulur, ancak mutlaka tek neden oldukları söylenmez. Bu yapı, bir sonucun birden fazla nedeni olduğunda ve mutlak bir iddiada bulunmadan birini vurgulamak istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? Careful planning is much of what determines whether the project succeeds.
- Proje yalnızca dikkatli planlama sayesinde başarılı olur.
- Cümle, planın hangi bölümlerinin dikkatli olduğunu sorar.
- Dikkatli planlama başarıda önemli bir etkendir, ancak başka etkenler de rol oynayabilir.
Cevabı göster
Dikkatli planlama başarıda önemli bir etkendir, ancak başka etkenler de rol oynayabilir.
Epigenetic changes can boost or interfere Kalıp ifadeler
1:15Epigenetik değişiklikler belirli genlerin kopyalanmasını
boost or interfere with: zıt etkiler ve farklı nesne yapıları
Bu cümlede boost ve interfere with, transkripsiyon üzerinde oluşabilecek birbirine zıt iki etkiyi belirtir. Boost süreci güçlendirmek veya artırmak, interfere with ise sürecin önüne geçmek ya da işleyişini bozmak anlamına gelir. Yüzeydeki dil bilgisi yapıları aynı değildir: boost nesneyi doğrudan alır, ancak interfere için with gerekir. Burada ikisi de aynı nesneyi paylaşır: the transcription of specific genes. Tam kalıp boost something or interfere with something şeklindedir.
Alıştırma
Birbirine zıt iki olası etkiyi göstermek için boost ve interfere with ifadelerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The treatment may boost recovery or interfere with it.
- The treatment may boost with recovery or interfere it.
- The treatment may boost recovery or interfere it.
Cevabı göster
The treatment may boost recovery or interfere with it.
The most common way interference happens Anlatım akışı
1:21Müdahalenin gerçekleşmesinin en yaygın yolu
is that DNA or the proteins it's wrapped around Kalıp ifadeler
1:23DNA'nın veya etrafına sarıldığı proteinlerin
The most common way ... is that ...: tipik bir mekanizmayı tanıtmak
Bu, bir açıklamayı düzenlemek için kullanılan bir kalıptır. The most common way interference happens açıklanacak konuyu adlandırır ve birazdan tipik bir mekanizmanın verileceğini belirtir. Is that ise bu mekanizmayı açıklayan yan cümleyi başlatır. The most common way + event happens + is that + full clause kalıbı kullanılabilir. Bu yapının görevi yalnızca bir şeyin yaygın olduğunu söylemek değil, en tipik açıklamayı seçip tanıtmaktır.
Alıştırma
En tipik mekanizmayı tanıtmak için bu kalıbı açıkça kullanan cümle hangisidir?
- A wheel is common, but this toy can break.
- This toy is common because a wheel comes loose.
- The most common way this toy breaks is that a wheel comes loose.
Cevabı göster
The most common way this toy breaks is that a wheel comes loose.
it's wrapped around: kısaltılmış bir ilgi yan cümlesinde konum
Bu cümlede it's, it is anlamına gelir ve it, DNA'yı ifade eder. İlişkinin tam hâli DNA is wrapped around the proteins cümlesidir: DNA, proteinlerin çevresine sarılıdır. the proteins it's wrapped around yapısında that ilgi zamiri düşürülmüştür. Tam biçim the proteins that it is wrapped around şeklindedir. around edatı doğal olarak yan cümlenin sonunda kalır. Burada around, bir şeyin çevresindeki konumu anlatır; “yaklaşık” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wrap fiilinin “çevresine yerleşmiş” anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The string is ____ the package.
Cevabı göster
wrapped around
gets labeled with small chemical tags: get edilgeni
Gets labeled, get edilgenidir: gets + labeled geçmiş zaman ortacı. Öznenin bir değişim geçirdiğini ve işaretlenmiş hâle geldiğini anlatır. With small chemical tags, işaretlemek için neyin eklendiğini veya kullanıldığını belirtir. Buradaki chemical tags, kâğıt etiketler ya da çıkartmalar değil, DNA'ya veya proteinlere bağlanan küçük kimyasal gruplar ya da moleküler değişikliklerdir. Bu ifade moleküler bir işaretleme sürecini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi label fiilinin get edilgeniyle ve işaretleyiciyi tanıtan edatla tamamlayın: In the experiment, each sample ____ a colored tag.
Cevabı göster
gets labeled with
a given cell: ele alınan belirli bir hücre
a given cell ifadesindeki given, ele alınan belirli bir üyeyi gösteren bir sıfattır. İfadeyi seçilmiş tek bir hücreyle sınırlar; birisinin hücreyi başka birine verdiği anlamına gelmez. a given + tekil isim kalıbı resmî akıl yürütmede yaygındır. Bir grubun tek bir üyesinden, onun tam olarak hangisi olduğunu önemli hâle getirmeden söz etmeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede given, ele alınan belirli bir örnek anlamında kullanılmıştır?
- The scientist has given the measuring tool back.
- The scientist was given a new measuring tool.
- The model predicts the pressure at a given depth.
Cevabı göster
The model predicts the pressure at a given depth.
is called the epigenome: A is called B adlandırma kalıbı
Is called the epigenome, A is called B biçimindeki edilgen adlandırma kalıbını kullanır ve A’nın adının B olduğu anlamına gelir. Önündeki uzun isim öbeği A, epigenome terimi ise B’dir; B, as kullanılmadan doğrudan called sözcüğünün ardından gelir. Bu yapı, tanımlarda bir açıklamayı etikete dönüştürür. Burada called, telefon etmeyi değil adlandırmayı ifade eder.
Alıştırma
Tanımı edilgen A is called B adlandırma kalıbıyla tamamlayın: The change of water from a liquid to a gas ____ evaporation.
Cevabı göster
is called
a methyl group: örnek olarak kullanılan kimya terimi
Methyl group, bir karbon atomunun üç hidrojen atomuna bağlanmasıyla oluşan küçük atom grubunu (-CH3) belirten bir kimya terimidir. Buradaki group, insan topluluğu değil kimyasal bir grup anlamına gelir. like a methyl group ifadesinde like, "bunlardan bazıları" için somut bir örnek verir. like + isim öbeği yapısı yalnızca benzerlik göstermek yerine "örneğin" anlamına gelebilir.
Alıştırma
Burada a methyl group ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Bir grup bilim insanını adlandırır.
- Yakındaki bir grup hücreyi adlandırır.
- Kimyasal bir grubu adlandırır ve örnek olarak kullanılır.
Cevabı göster
Kimyasal bir grubu adlandırır ve örnek olarak kullanılır.
inhibit gene expression by derailing the cellular transcription machinery Notlar
1:39hücresel kopyalama mekanizmasını raydan çıkararak
inhibit gene expression: biyolojik bir süreci baskılamak
Inhibit gene expression, bir gendeki bilginin işlevsel bir ürün üretmek için kullanıldığı süreci baskılamak veya azaltmak anlamına gelir. Dil bilgisi açısından inhibit geçişli bir fiildir ve gene expression onun doğrudan nesnesidir. Bu cümlede ifade biyolojik etkiyi belirtirken, ardından gelen by öbeği mekanizmayı açıklar. Inhibit sürece müdahaleyi gösterir, ancak tek başına gen ifadesinin tamamen durduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Hangi cümle inhibit gene expression ifadesinin anlamını en iyi korur?
- Bileşik, gen ifadesini tamamen durdurmalıdır.
- Bileşik, gen ifadesini tamamen durdurmadan azaltabilir.
- Bileşik, gen ifadesinin artmasına neden olur.
Cevabı göster
Bileşik, gen ifadesini tamamen durdurmadan azaltabilir.
derailing the cellular transcription machinery: ciddi bozulmayı anlatan bir mecaz
Burada derailing mecaz olarak kullanılır. Bir tren raydan çıktığında normal yolunu izleyemez; bu cümlede de aynı görüntü, transkripsiyonun ciddi biçimde bozulduğunu ve normal ilerleyemediğini anlatır. Gerçek bir demiryolu kazasından söz edilmez. The cellular transcription machinery de fiziksel bir makine değildir. DNA'yı RNA'ya aktaran moleküler bileşenlerin ve süreçlerin toplu adıdır. İfadenin bütünü, gen ifadesini baskılamak için hücrenin transkripsiyon sistemini bozmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümlede derailing the cellular transcription machinery ne anlama gelir?
- Hücrenin içinde mekanik bir cihaz yapmak.
- DNA taşıyan bir treni raydan çıkarmak.
- Hücrenin transkripsiyon sistemini normal çalışamayacak şekilde bozmak.
Cevabı göster
Hücrenin transkripsiyon sistemini normal çalışamayacak şekilde bozmak.
or causing the DNA to coil more tightly, Kalıp ifadeler
1:44veya DNA'nın daha sıkı sarılmasına neden olarak gen ifadesini engeller,
to coil more tightly: daha sıkı sarılmak
to coil more tightly ifadesinde coil, halkalar veya sarmal oluşturacak biçimde sarılmak anlamına gelen bir fiildir. More tightly karşılaştırma bildiren bir zarf öbeğidir: sarılan kısımlar öncekinden daha yakın ve daha sıkı hale gelir. Bu ifade, cause + object + to-infinitive yapısında nesneden sonra gelen to mastarıdır: causing the DNA to coil. Ardından gelen making it inaccessible sonucu açıklar; daha sıkı paketlenen DNA'ya transkripsiyon sisteminin ulaşması zorlaşır.
Alıştırma
Daha sıkı sarılmayı anlatmak için cause + object + to-infinitive yapısını ve bir zarfı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The cold caused the wire coil more tight.
- The cold caused to coil the wire more tightly.
- The cold caused the wire to coil more tightly.
Cevabı göster
The cold caused the wire to coil more tightly.
still there, but it's silent: gen mevcut ancak ifade edilmiyor
İki bölüm bir karşıtlık kurar: gen DNA'da kalır, ancak ifade edilmez. it's silent içindeki it, daha önce geçen the gene ifadesine gönderme yapar. Buradaki silent biyolojik bir benzetmedir. Sesi anlatmaz; genin gen ifadesinde etkin olmadığı anlamına gelir. Gen ortadan kaybolmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle "The gene is still there, but it's silent" ifadesini en iyi açıklar?
- Gen DNA'dan çıkarılmıştır.
- Gen DNA'da kalır, ancak ifade edilmez.
- Gen duyulamayacak kadar düşük bir ses çıkarmaktadır.
Cevabı göster
Gen DNA'da kalır, ancak ifade edilmez.
Boosting transcription is essentially the opposite.
1:52Kopyalamayı hızlandırmak esasen bunun tam tersidir.
will unwind the DNA: sarılı DNA'yı daha gevşek hâle getirmek
will unwind the DNA ifadesindeki unwind, “sarılı DNA'yı daha gevşek veya açık hâle getirmek” anlamına gelir. Burada geçişli bir fiildir: bazı kimyasal etiketler değişime neden olur ve değişen şey DNA'dır. un- ön eki, sarma eyleminin tersine çevrildiğini gösterir. Bu, yapıdaki fiziksel bir değişimi anlatır; unwind fiilinin günlük dildeki “rahatlamak” anlamını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi un- ile başlayan ve “sarma eylemini tersine çevirmek” anlamına gelen hedef fiille tamamlayın: These proteins help ____ the DNA.
Cevabı göster
unwind
making it easier to transcribe: sonuç bildirmek
making it easier to transcribe biçimindeki -ing öbeği, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu bildirir. Önceki cümleciğe bağlıdır; ikinci bir bağımsız cümlecik değildir. Kalıp make + nesne + karşılaştırma derecesindeki sıfat + to'lu mastar şeklindedir: make it easier to transcribe. Burada it, DNA'yı belirtir. transcribe biçim olarak etken olsa da transkripsiyonu yapılan şey DNA'dır.
Alıştırma
Bir sonucu ifade etmek için making it easier to ... yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The app enlarged the text, making it easier to read.
- The app enlarged the text, making it easier read.
- The app enlarged the text, making easier it to read.
Cevabı göster
The app enlarged the text, making it easier to read.
which ramps up production of the associated protein. Öbek fiiller
2:00ve bu da ilişkili proteinin üretimini artıracaktır.
ramps up production: üretimi artırmak
Ramps up production, üretilen miktarı veya üretim hızını artırmak anlamına gelir. Ramp up burada bir öbek fiildir; fiziksel bir rampadan söz edilmez. Bu cümlede production of the associated protein, ramps up ifadesinin nesnesidir ve neyin artırıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp, ramp up + ölçeği büyüyebilen bir faaliyet veya çıktı şeklindedir.
Alıştırma
'Üretimi artırmak' anlamındaki derste öğrenilen öbek fiil ve nesnesiyle cümleyi tamamlayın: The factory plans to ____ after installing two new machines.
Cevabı göster
ramp up production
Epigenetic changes can survive cell division, Kalıp ifadeler
2:04Epigenetik değişiklikler hücre bölünmesinden sağ çıkabilir,
can survive cell division: bölünmeden sonra da varlığını sürdürmek
Bu cümlede can survive cell division, epigenetik değişikliklerin bir hücre bölündükten sonra da varlığını sürdürebileceği anlamına gelir. Survive burada canlı bir varlığın tehlikeden kurtulmasını değil, bir şeyin var olmaya devam etmesini anlatır. survive + olay veya süreç yapısı, “o olaydan ya da süreçten geçtikten sonra da var olmak” anlamına gelebilir. Cell division, değişikliklerin içinden geçip kalıcılığını koruduğu süreçtir; değişikliklerin kendisi hücre gibi bölünmez.
Alıştırma
Bu cümlede can survive cell division ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Değişiklikler bölünme sırasında canlı hücrelere dönüşür.
- Değişiklikler hücre bölündükten sonra da kalır.
- Değişiklikler hücrenin bölünmesini durdurur.
Cevabı göster
Değişiklikler hücre bölündükten sonra da kalır.
Epigenetic changes are part of normal development. Kalıp ifadeler
2:13Epigenetik değişiklikler normal gelişimin bir parçasıdır.
part of normal development: normal gelişim sürecinin bir parçası olmak
Bu cümlede part of normal development, epigenetik değişiklikleri olağan biyolojik büyüme ve değişim sürecine ait bir şey olarak sınıflandırır. Bu, söz konusu değişikliklerin kendiliğinden hastalık veya hasar belirtisi sayılmadığını gösterir. be part of + isim yapısı, bir şeyi daha büyük bir sürecin veya bütünün içine yerleştirir. Burada development, inşaatı ya da yazılım geliştirmeyi değil, biyolojik büyüme ve olgunlaşmayı ifade eder.
Alıştırma
be part of yapısını iki sözcükle tamamlayın: Losing baby teeth is ____ normal development.
Cevabı göster
part of
The cells in an embryo start with one master genome. Deyimler
2:16Bir embriyodaki hücreler tek bir ana genom ile başlar.
start with one master genome: ortak bir genetik planla başlamak
Bu cümlede start with, hücrelerin ortak başlangıç noktasını gösterir. One master genome, ortak bir temel genetik plan anlamına gelir: Hücreler aynı temel genetik bilgiyle başlar, ancak daha sonra farklı görevler geliştirebilir. Buradaki master mecazidir. Farklı sonuçların gelişebileceği bir temel veya kaynak sürümü ifade eder; bir kişiyi belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede one master genome ne anlama gelir?
- Hücreleri kontrol eden bir kişi.
- Yalnızca embriyolarda bulunan, resmen tanımlanmış bir genom türü.
- Hücrelerin başlangıçta paylaştığı temel bir genetik plan.
Cevabı göster
Hücrelerin başlangıçta paylaştığı temel bir genetik plan.
some genes are activated and others inhibited. Dilbilgisi
2:21bazı genler etkinleştirilir ve diğerleri engellenir.
some genes ... and others inhibited: paralel karşılaştırma ve eksiltme
some ... and others ... kalıbı aynı genel gruptaki üyeleri karşıt gruplara ayırır. Burada bazı genler bir durumdayken others, yani diğer genler, karşıt durumdadır. İkinci bölüm eksiltilidir: others inhibited, others are inhibited anlamına gelir. İlk paralel bölüm are sözcüğünün kolayca tamamlanmasını sağladığı için yinelenen yardımcı fiil are atılır. Böylece sıralı karşılaştırma daha kısa olur.
Alıştırma
Kalan resimlerin tamamını içermesi gerekmeksizin other pictures anlamını veren sözcükle karşılaştırmayı tamamlayın: Some pictures were displayed, and ____ stored.
Cevabı göster
others
through this epigenetic reprogramming: through ile mekanizma belirtme
through this epigenetic reprogramming ifadesinde through, “aracılığıyla” veya “yoluyla” anlamına gelir. Ardından gelen sonucu mümkün kılan süreci tanıtır; dolayısıyla ifade “hangi mekanizmayla?” sorusunu yanıtlar. Burada epigenetic reprogramming, DNA dizisinin kendisini değiştirmeden gen etkinliğini kontrol eden örüntülerin yeniden ayarlanmasıdır. Reprogramming bilgisayar kodu yazmak değil, biyolojik bir yeniden ayarlamadır.
Alıştırma
Hangi cümlede through, sonuca yol açan süreci tanıtmak için doğru kullanılmıştır?
- Through careful testing, the team found the fault.
- The team through found the fault careful testing.
- Through the team tested carefully, they found the fault.
Cevabı göster
Through careful testing, the team found the fault.
develop into: aşamalı değişimin sonucunu belirtme
Develop into, “yavaş yavaş büyüyüp veya değişip yeni bir biçim, tür ya da durum hâline gelmek” demektir. into sözcüğünden sonraki isim öbeği bu sonucu belirtir; develop into heart cells ifadesinde sonuç heart cells olur. some cells develop into heart cells and others into liver cells cümlesinde tekrarı önlemek için ikinci develop kullanılmamıştır. Others into liver cells, other cells develop into liver cells anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi develop into kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Over several weeks, the tadpole ____ a frog.
Cevabı göster
develops into
Each of the approximately 200 cell types in your body
2:31Vücudunuzdaki yaklaşık 200 hücre tipinin her biri
essentially the same genome, but its own distinct epigenome: aynı temel, farklı bir epigenom
has essentially the same A, but its own distinct B kalıbı önce ortak bir temeli sunar, ardından önemli farkı öne çıkarmak için but kullanır. Özne Each ... cell type olduğu için its own, her hücre türünün kendine ait farklı bir epigenomu olduğunu belirtir. essentially the same, “ana veya en önemli yönleriyle aynı” anlamına gelir. Küçük istisnalara yer bıraktığından ifade mutlak değil, ölçülüdür.
Alıştırma
Hangi ifade vurgulanan bölümdeki karşıtlığı en iyi korur?
- Her hücre türünün genomu da epigenomu da tam olarak aynıdır.
- Hücre türlerinin genomları ana yönleriyle aynıdır, ancak her birinin kendine özgü ayrı bir epigenomu vardır.
- Her hücre türünün genomu ve epigenomu tamamen farklıdır.
Cevabı göster
Hücre türlerinin genomları ana yönleriyle aynıdır, ancak her birinin kendine özgü ayrı bir epigenomu vardır.
mediates a lifelong dialogue between genes and the environment: yaşam boyu süren etkileşime aracılık eder
Dialogue burada bir mecazdır. Genler ve çevre gerçekten konuşmaz; a lifelong dialogue, bunların yaşam boyunca birbirlerini etkilemeye devam ettikleri anlamına gelir. Mediates, bu etkileşimin gerçekleşmesini sağlayan bağlayıcı veya düzenleyici mekanizma olarak işlev görmek demektir. Cümle epigenomu, yalnızca tek yönlü bir sonuca yol açan bir neden olarak değil, sürekli ve iki yönlü bir ilişkiyi mümkün kılan ve biçimlendiren bir unsur olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Epigenom, genler ile çevre arasında yaşam boyu süren etkileşimi mümkün kılar ve düzenler.
- Epigenom, genlerin yaşam boyunca çevreyle yüksek sesle konuşmasını sağlar.
- Epigenom, çevrenin genleri yalnızca tek yönde kontrol etmesine yol açar.
Cevabı göster
Epigenom, genler ile çevre arasında yaşam boyu süren etkileşimi mümkün kılar ve düzenler.
The chemical tags that turn genes on and off Öbek fiiller
2:45Genleri açıp kapatan kimyasal etiketler
turn genes on and off: gen etkinliği için anahtar benzetmesi
Burada turn genes on and off, anahtar benzetmesi kullanır. Turn a gene on, bir geni etkin hâle getirerek bilgisinin kullanılmasını sağlamak; turn it off ise geni etkisiz hâle getirmek veya etkinliğini azaltmak demektir. Burada fiziksel bir anahtar yoktur. Kalıp turn + nesne + on/off şeklindedir. Bu cümlede genes nesnedir; on ve off ise birbirine karşıt iki etkinlik durumunu belirtir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada turn genes on and off ne anlama gelir?
- Genlere bağlı fiziksel bir anahtar kullanmak
- Genlerin etkin olup olmadığını ve ne kadar güçlü ifade edildiğini değiştirmek
- Genleri bir hücrenin içine ve dışına taşımak
Cevabı göster
Genlerin etkin olup olmadığını ve ne kadar güçlü ifade edildiğini değiştirmek
chemical exposure, and medication.
2:51kimyasallara maruz kalma ve ilaç kullanımı gibi faktörlerden etkilenebilir.
can be influenced by factors including ...: etki eden faktörlerden örnek verme
Can be influenced by, kiplik fiil içeren edilgen bir kalıptır. Bir şeyin bir veya daha fazla etkenden etkilenebileceğini belirtir. Can olasılık bildirirken edilgen yapı, dikkati etkiyi alan şeye yöneltir. Factors including dizisi, bu etkilerin örneklerini sunar. Including sonrasındaki maddeler olası kümenin içindedir, ancak bunlar listenin tamamı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Etki örnekleri veren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Test results ____ sleep, stress, and the time of day.
Cevabı göster
can be influenced by factors including
The resulting epigenetic changes can eventually lead to disease Kalıp ifadeler
2:54Ortaya çıkan epigenetik değişiklikler sonunda hastalığa yol açabilir
eventually lead to disease: uzun vadede ortaya çıkabilecek bir sonuç
Lead to, 'bir sonuca neden olmak veya bir sonuç doğurmak' demektir. Bu cümlede epigenetik değişiklikler olası neden, disease ise sonuçtur; lead burada birini bir yere götürmek anlamına gelmez. To bir edattır, bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Eventually, 'bir süre veya birkaç aşama geçtikten sonra' demektir. Can ile kullanıldığında cümle kesin bir sonucu değil, uzun vadede ortaya çıkabilecek bir sonucu anlatır.
Alıştırma
'Bir süre sonra neden olmak' anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Repeated sun exposure can ____ skin damage.
Cevabı göster
eventually lead to
they turn off a gene that makes a tumor-suppressing protein. Notlar
2:59tümör baskılayıcı bir protein yapan bir geni kapatırlarsa.
turn off a gene: gen ifadesini baskılamak
Turn off a gene, genin ifade edilmesini durdurmak veya gen ifadesini büyük ölçüde azaltmak demektir. Off, genin etkinlik durumunu anlatır; genin başka bir yere gittiği veya DNA'dan kaybolduğu anlamına gelmez. Turn off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem turn off the gene hem de turn the gene off kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez.
Alıştırma
Zararlı bir gen aşırı etkindir. Hangi cümlede turn off, it zamiriyle doğru kullanılmıştır?
- A treatment may turn it off.
- A treatment may turn it away.
- A treatment may turn off it.
Cevabı göster
A treatment may turn it off.
tumor-suppressing protein: baskılama eyleminin yönü
tumor-suppressing protein ifadesinde tumor-suppressing, protein sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. Tümörleri baskılayan ya da oluşmalarını veya büyümelerini önlemeye yardımcı olan bir protein demektir. Anlamın yönü proteinden tümöre doğrudur: baskılama işini protein yapar, baskılanan şey ise tümördür. Buradaki isim + -ing yapısında isim, eylemin nesnesini belirtir.
Alıştırma
tumor-suppressing protein ifadesindeki ilişkiyi doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?
- a protein that tumors suppress
- a protein found only inside tumors
- a protein that helps suppress tumors
Cevabı göster
a protein that helps suppress tumors
Environmentally-induced epigenetic changes are part of the reason Notlar
3:04Çevresel kaynaklı epigenetik değişiklikler,
Environmentally-induced epigenetic changes: niteleyiciye sıkıştırılmış bir neden
Environmentally-induced, epigenetic changes ifadesini niteler ve çevresel etkenler tarafından tetiklenen anlamına gelir. Induced burada edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: çevresel koşullar değişikliklere yol açar. Ad öbeğinin ana sözcüğü changes sözcüğüdür. Epigenetic değişikliklerin türünü, environmentally induced ise nedenini belirtir. Bu sıkıştırılmış ifade epigenetic changes that are induced by environmental factors şeklinde açılabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama Environmentally-induced epigenetic changes ifadesinin anlamını en iyi korur?
- epigenetic changes attracted to the environment
- epigenetic changes that cause environmental factors
- epigenetic changes caused by environmental factors
Cevabı göster
epigenetic changes caused by environmental factors
why genetically identical twins can grow up to have very different lives. Dilbilgisi
3:08genetik olarak tek yumurta ikizlerinin büyüyüp çok farklı yaşamlar sürebilmelerinin nedenlerinden biridir.
are part of the reason why: birkaç etkenden biri
be part of the reason why + tümce kalıbı, öznenin bir sonucu açıklamaya katkıda bulunduğunu anlatır. why ile başlayan tümce, açıklanması gereken sonucu belirtir. Part of ifadeyi sınırlar: bu, katkıda bulunan bir etkendir; tam ya da tek neden değildir. Birden fazla nedenin birlikte etkili olabileceği durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, trafiğin katkıda bulunan bir etken olduğunu ancak tek etken olmak zorunda olmadığını söyler?
- Traffic is the only reason why the event started late.
- Traffic is part of the reason why the event started late.
- Traffic had no effect on when the event started.
Cevabı göster
Traffic is part of the reason why the event started late.
grow up to have: yetişkinlikte ortaya çıkan bir sonuç
Grow up to have + isim öbeği, birinin yetişkinliğe ulaştığında sahip olduğu ya da deneyimlediği şeyi anlatır. Grow up çocukluktan itibaren geçen büyüme sürecini kapsar; to have ise sonraki durumu veya yaşam sonucunu belirtir. Burada to have bir amaç değil, sonuç ifade eder. İkizler farklı hayatlar elde etmek amacıyla büyümedi; büyüdükçe hayatları farklılaştı.
Alıştırma
grow up to have ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: Leo ____ a calm, happy life.
Cevabı göster
grew up to have
their epigenomes diverge: farklılıklar zamanla artar
Bu cümlede diverge, “zamanla farklılaşmak” anlamına gelir. Epigenomlar zaman içinde farklı yönlerde gelişir; burada fiziksel olarak ikiye ayrılan bir yoldan söz edilmez. Diverge burada geçişsiz bir fiildir: çoğul özne their epigenomes doğrudan diverge fiiliyle devam eder ve nesne almaz. Bu yapı, giderek daha az benzer hâle gelen verileri, görüşleri, biyolojik özellikleri veya gelişim yollarını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede diverge, farklılıkların artması sürecini doğru biçimde anlatır?
- The two plans are diverge in color.
- The two plans were similar at first, but they began to diverge.
- The two plans diverged each other yesterday.
Cevabı göster
The two plans were similar at first, but they began to diverge.
affecting the way they age and their susceptibility to disease. Kelime
3:16yaşlanma biçimlerini ve hastalıklara olan yatkınlıklarını etkiler.
susceptibility to disease: hastalık değil, hastalığa yatkınlık
Susceptibility to disease, hastalıktan daha kolay etkilenme eğilimi anlamına gelir. Bu ifade kırılganlığı anlatır; kişinin zaten hasta olduğu anlamına gelmez. Susceptibility isminden sonra, etkiye yol açabilecek şeyden önce normalde to gelir: susceptibility to disease, infection, heat veya pressure. Cümlede their susceptibility, etkilenen unsurlardan biridir.
Alıştırma
Cümleyi susceptibility ismi ve gerekli edatla tamamlayın: The study examined children's ____ infection.
Cevabı göster
susceptibility to
Even social experiences can cause epigenetic changes.
3:20Sosyal deneyimler bile epigenetik değişikliklere neden olabilir.
In one famous experiment: araştırma kanıtı sunma
In one famous experiment, açıklamayı genel bir düşünceden belirli bir araştırma kanıtına geçiren bir söylem işaretidir. Okura sırada deneyin düzeninin, bir gözlemin ya da sonucun anlatılacağını bildirir. Baştaki edat öbeği, ana cümleden önce araştırma bağlamını kurar. One, bunun açıklamayı destekleyen tek bir örnek olduğunu; tek deney veya mevcut kanıtların tamamı olmadığını gösterir.
Alıştırma
In one famous experiment bir açıklamada esas olarak neyin işaretini verir?
- Tek bir deneyin mümkün olan her durumu kanıtladığı iddiası
- Bilimsel konunun bitmesi ve kişisel bir hikâyenin başlaması
- Genel bir düşünceden belirli bir araştırma örneğine geçiş
Cevabı göster
Genel bir düşünceden belirli bir araştırma örneğine geçiş
when mother rats weren't attentive enough to their pups, Kalıp ifadeler
3:26anne fareler yavrularına yeterince dikkat etmediklerinde,
weren't attentive enough to their pups: attentive to ve sıfat + enough
Be attentive to someone, birinin ihtiyaçlarını fark etmek ve ona özenli ilgi ya da bakım göstermek demektir. Burada pups yavru sıçanları ifade eder; weren't attentive enough ise annelerin gösterdiği ilginin gereken düzeye ulaşmadığını anlatır. Attentive enough to their pups ifadesinde enough, attentive sıfatından sonra gelir. To, attentive to kalıbındaki edattır ve their pups isim öbeğini başlatır; bir fiilden önce gelen mastar işareti değildir.
Alıştırma
Yeterince özen göstermemek anlamındaki hedef yapıyı tamamlayın: The caregiver was not ____ the baby's needs.
Cevabı göster
attentive enough to
genes in the babies that helped them manage stress Kalıp ifadeler
3:29bebeklerde stresi yönetmelerine yardımcı olan genler
manage stress: baskıyla başa çıkmak ve onu düzenlemek
Burada manage stress, stresle başa çıkmak veya vücudun strese verdiği tepkiyi düzenlemek anlamına gelir. Manage, insanları denetlemek ya da bir kuruluşu yönetmek değil, zor bir durumu ele almak anlamındadır. Bu ifade bütün stresin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Stresin etkilerini başa çıkılabilir bir düzeyde tutmaya odaklanır.
Alıştırma
Bu cümlede manage stress ne anlama geliyor?
- Stresin etkileriyle başa çıkmak veya bunları düzenlemek
- Stress adlı bir grup insanı denetlemek
- Bütün stres kaynaklarını kalıcı olarak ortadan kaldırmak
Cevabı göster
Stresin etkileriyle başa çıkmak veya bunları düzenlemek
methylated and turned off: kimyasal işaretleme ve gen etkisizliği
Bu tümcede were, hem methylated hem de turned off ifadelerini yönetir; dolayısıyla iki ortaç da genlere ne olduğunu anlatır. Methylated, genin DNA'sına ya da yakınındaki bir bölgeye metil grupları eklendiğini belirtir. Turned off bir anahtar benzetmesi kullanır: gen ifadesi etkin değildir ya da güçlü biçimde baskılanmıştır; birinin ilgisini kaybetmesi anlamına gelmez. Bu anlatımda metilasyon işlevsel sonucuyla birlikte sunulur, ancak tümce her DNA metilasyonunun her zaman bir geni kapattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede were methylated and turned off ifadesini en iyi hangi seçenek açıklıyor?
- Genler metil gruplarıyla ilgili kimyasal işaretler aldı ve ifadeleri baskılandı.
- Hayvanlar genlere olan ilgilerini kaybetti.
- Genler tamamen çıkarıldı.
Cevabı göster
Genler metil gruplarıyla ilgili kimyasal işaretler aldı ve ifadeleri baskılandı.
might not stop with that generation: etkinin bir neslin ötesine geçme olasılığı
Bu cümlede stop with, “bir şeyin sınırında sona ermek” anlamındadır. Sözü edilen etki o neslin ötesine geçip sonraki nesillere ulaşabilir; neslin kendisinin durmaya karar verdiği anlamına gelmez. Might kesinliği değil, olasılığı belirtir. Konuşmacı sonraki nesiller üzerindeki etkilerin mümkün olduğunu söyler, ancak bunun kesin olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
“The damage might not stop with this neighborhood” ne anlama gelir?
- Mahalledeki insanlar hareket etmeyi bırakmaya karar verebilir.
- Hasar bu mahallenin ötesine yayılabilir.
- Hasar kesinlikle bu mahallenin içinde sona erecektir.
Cevabı göster
Hasar bu mahallenin ötesine yayılabilir.
Most epigenetic marks are erased when egg and sperm cells are formed. Kelime
3:38Yumurta ve sperm hücreleri oluştuğunda çoğu epigenetik iz silinir.
epigenetic marks are erased: moleküler işaretlerin kaldırılması veya sıfırlanması
Epigenetik işaretler, DNA'yla veya çevresindeki proteinlerle ilişkili olan ve gen etkinliğini düzenlemeye yardımcı olan moleküler özelliklerdir. Buradaki marks bilimsel bir terimdir; not, mürekkep izi veya sıradan leke anlamına gelmez. Are erased edilgen bir yapıdır: yumurta ve sperm hücreleri oluşurken işaretler kaldırılır veya sıfırlanır. Erased mecazidir; hiçbir şey gerçekten ovalanarak silinmez. Most ise işaretlerin çoğunun silindiğini, hepsinin silinmediğini belirtir.
Alıştırma
“Many epigenetic marks are erased during cell formation” cümlesinde “are erased” ne anlama gelir?
- Hücreler yazılı sınav notları alır.
- Moleküler işaretler kaldırılır veya sıfırlanır.
- Her gen DNA'dan fiziksel olarak ovalanarak çıkarılır.
Cevabı göster
Moleküler işaretler kaldırılır veya sıfırlanır.
researchers think that some of those imprints survive, Kelime
3:44araştırmacılar bu izlerden bazılarının hayatta kaldığını düşünüyor,
those imprints survive: epigenetik izler varlığını sürdürür
those imprints sözleri, daha önce sözü edilen epigenetik işaretlerin bazılarını belirtir. Burada imprint, kâğıt veya kile basılmış fiziksel bir iz değil; genlerin nasıl açılıp kapandığıyla ilgili biyolojik bir işarettir. Survive, bu işaretlerin kaybolmayıp varlığını sürdürmesi demektir. İşaretlerin canlı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede those imprints survive ne anlama gelir?
- İşaretler canlı organizmalara dönüşür.
- Her fiziksel iz sonsuza kadar kalır.
- Bazı epigenetik işaretler varlığını sürdürür.
Cevabı göster
Bazı epigenetik işaretler varlığını sürdürür.
passing those epigenetic traits on to the next generation. Öbek fiiller
3:47bu epigenetik özellikleri gelecek nesle aktarıyor.
pass ... on to the next generation: sonraki nesle aktarmak
Pass something on to someone, bir şeyi bir kişiye veya gruba aktarmak anlamına gelir. Burada aktarılan şey those epigenetic traits, alıcı ise the next generation ifadesidir. Kalıp pass + aktarılan şey + on + to + alıcı biçimindedir. Pass on ayrılabilen bir öbek fiildir; bu yüzden pass the trait on veya pass on the trait denebilir. Nesne bir zamirse genellikle araya gelir: pass it on.
Alıştırma
pass something on to someone kalıbını tamamlayın: Families often pass these stories ____ the next generation.
Cevabı göster
on to
Your mother's or your father's experiences as a child
3:51Annenizin veya babanızın çocukken edindiği deneyimler
or choices as adults could actually shape your own epigenome. Kelime
3:55veya birer yetişkin olarak yaptıkları seçimler, aslında sizin kendi epigenomunuzu şekillendirebilir.
shape your own epigenome: gelişimi etkilemek anlamındaki shape
Burada shape, “bir şeyin nasıl geliştiğini veya neye dönüştüğünü etkilemek” anlamında bir fiildir. Nesnesi olan your own epigenome biyolojik bir sistemi adlandırır; bu yüzden elle fiziksel bir biçim vermek kastedilmez. shape + fiziksel olmayan sonuç veya sistem yapısı, bir deneyimin, seçimin ya da gücün zaman içinde önemli bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılabilir. Gelişimi etkilemeyi ifade eder; sonucu bütünüyle kontrol etmeyi değil.
Alıştırma
Hangi cümlede shape, “fiziksel olmayan bir sonucun gelişimini etkilemek” anlamında kullanılmıştır?
- The swimming pool has an unusual shape.
- She shaped the clay into a small cup.
- Daily habits can shape your long-term health.
Cevabı göster
Daily habits can shape your long-term health.
But even though epigenetic changes are sticky, Dilbilgisi
3:59Ancak epigenetik değişiklikler kalıcı olsalar da,
even though: gerçek bir durumu kabul ederek karşıtlık kurma
even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: konuşanın gerçek kabul ettiği bir durumu belirtir ve ardından beklenmeyen ya da normal beklentiye uymayan bir ana cümle getirir. Burada değişikliklerin sticky olduğu, yani uzun süre devam edebildiği kabul edilir; ancak bu gerçek onların kalıcı olduğu anlamına gelmez. Yapı even though + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana cümle gelir.
Alıştırma
Konuşan, yağmur yağdığını biliyor. Hangi cümle bu gerçek durumu doğru biçimde bir ödünleme olarak sunar?
- Despite it was raining, the game continued.
- Even if it was raining, the game continued.
- Even though it was raining, the game continued.
Cevabı göster
Even though it was raining, the game continued.
not necessarily permanent: olasılığı değil kesinliği reddetmek
not necessarily permanent, bir şeyin kalıcı olmasının mümkün ama kesin olmadığı anlamına gelir. not, necessarily sözcüğünü olumsuzlar; bu yüzden cümle değişikliklerin geçici olduğunu iddia etmez. Bir sıfatın ya da yargının önünde not necessarily kullanarak aşırı kesin bir sonucu düzeltebilir ve birden fazla olasılığı açık bırakabilirsiniz.
Alıştırma
Kesinliği sınırlayan ve necessarily içeren iki sözcüklü ifadeyi yazın: Being popular does ____ make a book right for everyone.
Cevabı göster
not necessarily
exercise, and avoiding exposure to contaminants Kalıp ifadeler
4:07egzersiz ve kirletici maddelere maruz kalmaktan kaçınmayı içeren dengeli bir yaşam tarzı
avoiding exposure to contaminants: exposure to + risk kaynağı
Burada avoiding exposure to contaminants, havayı, suyu, yiyecekleri veya yüzeyleri kirletebilen ve zararlı olabilen maddelerle teması önlemek anlamına gelir. exposure, bir şeyle temas hâlinde olmayı veya ondan etkilenmeyi belirten isimdir; bu sağlık ve çevre bağlamında fotoğrafçılıktaki anlamı kastedilmez. Yeniden kullanılabilen kalıp avoid exposure to + madde veya risk kaynağı biçimindedir. to, kişinin temas edebileceği şeyi belirtir.
Alıştırma
exposure ve ardından gelen olağan edatından oluşan iki sözcüklü isim kalıbıyla tamamlayın: Wear gloves to avoid ____ harmful chemicals.
Cevabı göster
exposure to
in the long run: uzun vadeli sonuçları değerlendirmek
In the long run, uzun bir sürenin ardından genel sonucun değerlendirildiğini belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Dikkati anlık bir etkiden, zamanın geçmesi ve birikimin ortaya çıkarabileceği sonuca yöneltir. Bu parçada ifade, kiplik bildiren may sözcüğünden sonra araya girer ve virgüllerle ayrılır. İfadenin tamamı ardından gelen sonucu niteler; buradaki run gerçek anlamda koşmayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede in the long run, uzun bir sürenin ardından genel sonucu değerlendirme anlamında kullanılmıştır?
- In the long run, reading a little every day can build a large vocabulary.
- Right now, reading one page has already taught me every word.
- During the long run, the athlete stopped for water.
Cevabı göster
In the long run, reading a little every day can build a large vocabulary.
create a healthy epigenome: daha sağlıklı bir biyolojik durum oluşturmak
Burada create, bir şeyin ortaya çıkmasına yardımcı olmak veya gelişmesini sağlamak anlamına gelir. a healthy epigenome nesnesi, istenen bir biyolojik durumu adlandırır; dolayısıyla ifade, alışkanlıkların daha sağlıklı epigenetik örüntüleri zaman içinde destekleyebileceğini söyler. Epigenom, DNA dizisini değiştirmeden genlerin nasıl kullanıldığını etkileyen kimyasal işaretler ve bunlarla bağlantılı kontrol sistemidir. Bu ifade, sıfırdan tamamen yeni bir genom üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda create a healthy epigenome ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Sağlıklı bir genomun resmini çizmek.
- Tamamen yeni bir DNA takımı üretmek.
- Daha sağlıklı bir epigenetik düzenleme örüntüsünün oluşmasına yardımcı olmak.
Cevabı göster
Daha sağlıklı bir epigenetik düzenleme örüntüsünün oluşmasına yardımcı olmak.
how epigenetics could explain mechanisms of human development and aging, Kelime
4:19epigenetiğin kanser,
just beginning to understand: yalnızca başlangıç aşamasında
Just beginning to understand, bilim insanlarının bir şeyleri anlamaya başladığını, ancak hâlâ çok erken bir aşamada olduklarını ve pek çok şeyin bilinmediğini belirtir. be + just + beginning + to + fiil yapısında just, “daha yeni” veya “yalnızca başlangıç noktasında” anlamına gelir. İlerlemenin az olduğunu vurgular ve konuyu anladıklarını doğrudan söylemeye göre ifadeyi daha temkinli yapar.
Alıştırma
“Researchers are just beginning to understand the problem” cümlesi ne anlatıyor?
- Sorunu araştırmaya henüz hiç başlamadılar.
- Biraz başlangıç düzeyinde fikirleri var, ancak hâlâ bilinmeyen çok şey bulunuyor.
- Tüm kanıtlarla desteklenen eksiksiz bir açıklamaları var.
Cevabı göster
Biraz başlangıç düzeyinde fikirleri var, ancak hâlâ bilinmeyen çok şey bulunuyor.
İnsan gelişimi ve yaşlanma mekanizmaları
Bilimsel İngilizcede mechanisms, bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan veya nasıl işlediğini açıklayan süreçler ve etkileşimlerdir; bunların fiziksel makine parçaları olması gerekmez. mechanisms of + olgu yapısı, araştırmacıların işleyişini açıklamak istediği şeyi adlandırır. Burada olgular insan gelişimi ve yaşlanmadır; çoğul mechanisms ise birden fazla biyolojik sürecin rol oynayabileceğini belirtir.
Alıştırma
“mechanisms of human development and aging,” ifadesindeki mechanisms ne anlama geliyor?
- Bir kişinin yaşını ölçmek için kullanılan fiziksel makineler.
- Gelişim ve yaşlanmanın gözlemlendiği yaşam evreleri.
- Gelişim ve yaşlanmanın gerçekleşmesini sağlayan ve bunları kontrol eden biyolojik süreç ve etkileşimler.
Cevabı göster
Gelişim ve yaşlanmanın gerçekleşmesini sağlayan ve bunları kontrol eden biyolojik süreç ve etkileşimler.
the origins of cancer: kökenler ve nedenler
Burada the origins of cancer, kanserin geliştiği kaynakları, ilk nedenleri ve süreçleri ifade eder. Origin coğrafi bir başlangıç noktası anlamında kullanılmamıştır. Çoğul origins, kanseri birden fazla kaynağın veya gelişim yolunun katkıda bulunabileceği karmaşık bir olgu olarak sunar. the origins of + bir olgu yapısı, o olgunun nereden geldiğini ya da nasıl başladığını sormanın resmî bir yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede the origins of cancer neyi ifade eder?
- Kanserin ilk kaydedildiği hastanenin adresi
- Kanser teşhis edildikten sonra kullanılan tedaviler
- Kanserin geliştiği kaynaklar, nedenler ve ilk süreçler
Cevabı göster
Kanserin geliştiği kaynaklar, nedenler ve ilk süreçler
heart disease, mental illness, addiction,
4:26ve diğer birçok durumun kökenlerinin yanı sıra insanın gelişimi ve yaşlanma mekanizmalarını nasıl açıklayabileceğini
İlgili bilgi eklemek için as well as
Burada as well as, “ve ayrıca” anlamına gelir. İnsan gelişimi ve yaşlanma mekanizmalarını, eklenen başka bir konuyla, yani çeşitli hastalık ve rahatsızlıkların kökenleriyle bağlar. Bu ifade, önce kendisinden önceki bilgiyi sunup sonraki bilgiyi bir ek gibi göstererek listeyi düzenler. Açıklayıcı ve akademik yazılarda yaygındır ve basit bir and ifadesinden daha özenli duyulabilir. as + sıfat/zarf + as karşılaştırma yapısı değildir.
Alıştırma
as ile başlayıp as ile biten ve “ve ayrıca” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The museum studies ancient art ____ modern design.
Cevabı göster
as well as
new genome editing techniques are making it much easier Notlar
4:32yeni genom düzenleme teknikleri,
genome editing techniques: genomik DNA’yı değiştirme yöntemleri
Genome editing techniques, genomik DNA’da hedefli değişiklikler yapmak için kullanılan yöntemleri ifade eder. Burada editing, metin, görüntü veya video düzenlemek değil, genetik materyali değiştirmek ya da işlemek anlamına gelir. Genome adı editing sözcüğünü, birlikte oluşan genome editing ifadesi de techniques sözcüğünü niteler. Bu yüzden ad öbeğinin tamamı bir teknik kategorisini adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede genome editing techniques ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Genetik materyalin fotoğrafını çekme yöntemleri
- Genomik DNA’da hedefli değişiklikler yapma yöntemleri
- Bilimsel raporların ifadelerini düzeltme yöntemleri
Cevabı göster
Genomik DNA’da hedefli değişiklikler yapma yöntemleri
to identify which epigenetic changes really matter for health and disease. Kalıp ifadeler
4:35sağlık ve hastalık için hangi epigenetik değişikliklerin gerçekten önemli olduğunu belirlemeyi çok daha kolay hale getiriyor.
making it much easier to identify: make it + sıfat + to’lu mastar kalıbı
Making it much easier to identify ifadesinde it, daha önce sözü edilen belirli bir şeyi göstermez; yer tutan biçimsel bir nesnedir. to identify mastarı, daha kolay hâle gelen eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp make + it + sıfat + to’lu mastar biçimindedir. Much, karşılaştırma biçimi easier sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle much easier “çok daha kolay” demektir.
Alıştırma
Cümleyi make it much easier to identify kalıbıyla tamamlayın: Color-coded tags make ____ the correct cable.
Cevabı göster
it much easier to identify
really matter for health and disease: sağlık ve hastalık açısından gerçekten önemli olmak
Burada matter, 'önemli olmak' veya 'anlamlı bir fark yaratmak' anlamına gelen bir fiildir. Really vurgu ekler: soru yalnızca hangi değişikliklerin var olduğunu değil, hangilerinin gerçekten önemli olduğunu sorar. matter for health and disease ifadesindeki for, söz konusu alanı veya sonucu gösterir. matter for + alan ya da sonuç kalıbı, o alandaki pratik öneme odaklanır.
Alıştırma
Küçük güvenlik kontrollerinin başarılı bir fırlatma için önemli olduğunu söylemek üzere matter fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Small safety checks matter for a successful launch.
- Small safety checks matter a successful launch.
- Small safety checks are matter for a successful launch.
Cevabı göster
Small safety checks matter for a successful launch.
Once we understand how our epigenome influences us, Dilbilgisi
4:40Epigenomumuzun bizi nasıl etkilediğini anladığımızda,
Once we understand: bağlaç olarak once
Once we understand ifadesindeki once, 'olur olmaz' veya 'bu gerçekleştikten sonra' anlamına gelen bir bağlaçtır. Once yan cümlesi önce gerçekleşmesi gereken koşulu ya da adımı, ana cümle ise ardından gelebilecek sonucu verir. Gelecek anlamında da İngilizcede once yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: Once we understand denir, Once we will understand denmez. Ana cümlede yine can, might veya will kullanılabilir.
Alıştırma
Geleceğe yönelik bir koşulu belirtmek için once sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Once the rain will stop, we'll leave.
- Once the rain stops, we'll leave.
- Once the rain stopped tomorrow, we'll leave.
Cevabı göster
Once the rain stops, we'll leave.
be able to influence it, too: etkinin yönünü tersine çevirip ilk bölüme bağlamak
İlk yarı etkinin bir yönünü verir: epigenomumuz bizi etkiler. be able to influence it, too ile biten bölümde roller tersine döner: bu kez etkide bulunabilecek taraf biz oluruz ve it, our epigenome ifadesine gönderme yapar. influence fiilinin tekrarlanması ve sondaki too, iki yönü dengeli bir düzende birleştirir: o bizi etkiler, biz de onu etkileyebiliriz. Bu simetri, ikinci fikri ilgisiz bir ek bilgi değil, akılda kalıcı bir sonuç hâline getirir. Might be able to, sonucu kesin bir yargı değil, temkinli bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
“be able to influence it, too” şeklindeki son bölüm, cümledeki bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Epigenomun etkisinin aşırı güçlü olduğunu söyler.
- Etkinin yönünü tersine çevirir ve son bölümü ilk yarıya bağlar.
- İlk yarıyla ilgisi olmayan ikinci bir bilgi ekler.
Cevabı göster
Etkinin yönünü tersine çevirir ve son bölümü ilk yarıya bağlar.