Peppa Pig ve George Pig Aileleriyle Kampa Gidiyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video açıklaması: Peppa’nın ailesi karavanda televizyon izlemeyi bırakıp Duck Land’i ziyaret eder; piknikleri büyük bir ördek ailesini yanlarına çeker. Dönüş yolunda şaşırtıcı karavan nehre girip bir tekneye dönüşür. Aile, tatile çıkmanın güzel olduğunu, ancak kendi evlerine dönmenin daha da güzel hissettirdiğini söyleyerek macerayı tamamlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I thought we could — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Geçmiş zaman biçimindeki thought ile could kipinin, ortak bir planla ilgili öneriyi nasıl yumuşattığını öğrenin. Bu nazik başlangıçla günü nasıl geçireceğinizi önerebilir, başkalarını bir etkinliğe davet edebilir veya herkesin kabul edeceğini varsaymadan grubun değerlendirmesi için bir fikir sunabilirsiniz. 2. Drive into / drive in — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bir sınırı geçerek içeri yönelme ile bir alanın içinde bulunma durumunu ayırt edin: into karavanın nehre girişini, in ise araç nehrin içindeyken sürüşü anlatır. Bu karşıtlık; araçlar, odalar, su ve sınırları bulunan başka hedef ya da alanlardan söz ederken doğru edatı seçmenize yardımcı olur. 3. It's nice going on holiday, but it's nicer to be back — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Önce bir deneyimin hoş olduğunu kabul eden, ardından başka bir deneyimi daha güçlü biçimde tercih eden karşılaştırma kalıbını tanıyın. It's nice ..., but it's nicer ... yapısını iki olumlu seçeneği karşılaştırmak, nazik bir karşıtlık kurmak ve bir hikâyeyi ya da kişisel değerlendirmeyi doğal biçimde sonuçlandırmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Peppa's family are on holiday in their campervan. Kalıp ifadeler
0:18Peppa'nın ailesi karavanlarında tatildeler.
are on holiday: tatilde olmak
Be on holiday, olağan iş veya okul düzeninden bir süreliğine uzaklaşıp dinlenmek, çoğu zaman da seyahat etmek demektir. Burada are, Peppa's family öznesini on holiday ifadesine bağlar; on holiday ailenin o anki durumunu anlatır. Britanya İngilizcesinde holiday burada belirli bir resmî veya dinî bayramı değil, tatili ifade eder. Kalıplaşmış kullanım genellikle artikelsiz on holiday şeklindedir.
Alıştırma
Leo'nun tatilde olduğunu anlatan Britanya İngilizcesi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Leo is ____ this week.
Cevabı göster
on holiday
my little piggies: sevgi dolu bir aile lakabı
My little piggies, bir bakıcının ya da ebeveynin çocuklara sevgiyle seslenme biçimidir. My yakınlığı gösterir, little şefkatli ve koruyucu bir ton katar, piggies ise pigs sözcüğünün sevimli ve oyuncu bir biçimidir. Bu ifade Good morning sözünden sonra doğrudan hitap olarak kullanıldığı için yalnızca hayvanları tanımlamaz, sıcaklık ve sevgi ifade eder.
Alıştırma
Bu selamlamada my little piggies ifadesinin temel işlevi nedir?
- Çiftlik hayvanlarını resmî biçimde tanıtır.
- Çocuklara sevgiyle seslenir.
- Çocukları dağınık oldukları için eleştirir.
Cevabı göster
Çocuklara sevgiyle seslenir.
I thought we could spend the day looking at nature. Notlar
0:33bütün günü doğayı izleyerek geçirebiliriz diye düşündüm.
Since we're in the countryside: neden bildiren since
Burada Since we're in the countryside, ardından gelen önerinin gerekçesini ve iki tarafın da bildiği arka planı verir. Since, “çünkü” ya da “madem ...” anlamındadır; “o zamandan beri” anlamında değildir. Neden bildiren bir since yan cümlesi, çoğunlukla dinleyicinin zaten bildiği veya kolayca kabul edebileceği bir gerçeği sunar ve ardından bunu bir planın, önerinin ya da sonucun dayanağı yapar.
Alıştırma
Hangi cümlede since, “çünkü” veya “madem ...” anlamında kullanılmıştır?
- I haven't seen him since the concert.
- Since the roads are clear, we can leave now.
- She has lived here since 2021.
Cevabı göster
Since the roads are clear, we can leave now.
I thought we could: yumuşatılmış bir öneri
Bu cümlede I thought we could ..., şu an için bir planı nazikçe önermenin yoludur. Thought ve could kullanımı mesafe yaratır; böylece fikir bir emirden çok konuşulmaya açık bir öneri gibi duyulur. Yapı I thought we could + fiilin yalın hâli şeklindedir: I thought we could visit the park. Başka bağlamlarda bu ifade geçmişteki bir düşünceyi kelimenin gerçek anlamıyla aktarabilir; ancak burada önerilen etkinlik ve konuşma durumu bunun güncel bir öneri olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi yumuşatılmış öneri kalıbıyla tamamlayın: ____ watch a movie tonight.
Cevabı göster
I thought we could
spend the day looking at nature: spend + süre + fiilin -ing biçimi
spend + bir süre + fiilin -ing biçimi, o süreyi bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. spend the day looking... ifadesinde the day süreyi, looking ise etkinliği belirtir. spend sonrasında etkinlik mastarla değil, -ing biçimiyle ifade edilir. Burada look at nature, doğadaki varlıkları veya manzaraları gözlemlemek demektir. Look, bakılan şeyden önce at gerektirir; bu nedenle look nature standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
repair fiilinin doğru biçimini kullanın: Maya spent the morning ____ her bike.
Cevabı göster
repairing
One of the wonders of nature: önce kategori, sonra konu
One of the wonders of nature, gelecek konuyu önce geniş ve etkileyici bir kategoriye yerleştirir. Ardından gelen duraklama, belirli konu olan birds ifadesini geciktirerek dinleyiciye bir açıklama anı gibi hissettirir. Önce kategori, sonra konu biçimindeki bu sıralama beklenti yaratır ve hazırlanmış bir anlatım gibi duyulur. Bu ifadede wonders, hayranlık uyandıran olağanüstü şeyler anlamına gelir. Özellikle açıklanamayan mucizevi olaylar anlamına gelmez.
Alıştırma
One of the wonders of nature ifadesini birds kelimesinden önce kullanmanın temel etkisi nedir?
- Kuşları bulmak için talimat verir.
- Kuşların bilimsel sınıflandırmasını düzeltir.
- Konuyu adlandırmadan önce beklenti yaratır.
Cevabı göster
Konuyu adlandırmadan önce beklenti yaratır.
Shush, shush: sessizlik istemek
Shush, tek başına ‘sessiz ol’ isteğini yerine getiren, sese benzeyen bir ünlemdir; yalnızca sessizliği anlatmaz. Bu cümlede iki kez tekrarlanması ve little birdie ifadesinin eklenmesi, isteği sert bir emirden çok sakinleştirici ve tatlı dilli gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi “Shush, shush, little birdie.” diyerek ne yapıyor?
- Kuşu resmî biçimde selamlamak.
- Kuşun nazikçe sessiz olmasını istemek.
- Kuşu daha yüksek sesle ötmeye teşvik etmek.
Cevabı göster
Kuşun nazikçe sessiz olmasını istemek.
There's no point being: bir eylemin anlamı olmadığını söylemek
There's no point + -ing kalıbı, bir eylemin yararlı bir amacı olmadığını veya yapılmaya değmediğini belirtir. Burada point, ‘amaç veya değer’ anlamındadır; ‘nokta’ ya da ‘puan’ anlamında değildir. Kamp tatilinde yalnızca televizyon izlemek, tatilin amacına aykırı bir davranış olarak değerlendiriliyor. There's no point doing something veya There's no point in doing something kullanılabilir. İki biçimde de -ing ifadesi değerlendirilen eylemi belirtir.
Alıştırma
Beklemenin gereksiz olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ waiting; the office is already closed.
Cevabı göster
There's no point
Good thinking: akıllıca bir fikri övmek
Good thinking!, birinin önerisini, seçimini veya çözümünü akıllıca ve yararlı bulduğunuzu belirten sözlü bir övgüdür. Burada “Bu iyi bir fikir” anlamına gelir; Anne Pig’in hâlâ düşünme eylemini sürdürdüğü anlamına gelmez. Bu ifade tek başına bir yanıt olabilir ya da arkasından bir isim veya başka bir hitap gelebilir: Good thinking, Mummy Pig.
Alıştırma
Good thinking! hangi durumda doğal bir yanıttır?
- Bir arkadaşının sessizce düşündüğünü söylemek istersin ve “Good thinking!” diye karşılık verirsin.
- Bir arkadaşın düzenlemeden önce bir kopya kaydetmeyi önerir ve sen “Good thinking!” diye karşılık verirsin.
- Bir çantanın güzel göründüğünü söylemek istersin ve “Good thinking!” diye karşılık verirsin.
Cevabı göster
Bir arkadaşın düzenlemeden önce bir kopya kaydetmeyi önerir ve sen “Good thinking!” diye karşılık verirsin.
Tree World is a big forest full of trees. Kalıp ifadeler
1:11Ağaç Dünyası ağaçlarla dolu büyük bir ormandır.
full of trees: bir yerde çok sayıda ağaç olduğunu anlatmak
full of trees, ormanın çok sayıda ağaç içerdiğini belirtir. full of + isim kalıbı; bir yerin, kabın veya başka bir şeyin, ismin belirttiği unsurdan büyük miktarda içerdiğini anlatır. Burada full of trees, a big forest ifadesinden sonra gelir ve bu isim öbeğini niteler. Kalıp be fiilinden sonra da gelebilir: The forest is full of trees. İsimden önce of sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
Cümleyi full ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The shelf is ____ books.
Cevabı göster
full of
sounds a bit boring: ilk izlenimi yumuşatmak
Burada sounds, “duyduklarıma göre sıkıcı olduğu izlenimini veriyor” anlamına gelir. Özneyi boring sıfatına bağlayan bir bağlayıcı fiildir; bir sesi betimlemez. A bit, olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır. It is boring ile karşılaştırıldığında cümle daha az kesin ve daha az serttir; bu yüzden bir şeyi doğrudan deneyimlemeden önce edinilen ilk izlenimi anlatmaya uygundur.
Alıştırma
Planın ilk bakışta biraz riskli olduğu izlenimini vermek için cümleyi sounds a bit + adjective ile tamamlayın: That plan ____.
Cevabı göster
sounds a bit risky
ending with a potato tasting: son aşamayı eklemek
Ending with a potato tasting, turun son aşamasını ekler. a tour of the potato fields ifadesini niteler ve a tour ... that ends with a potato tasting biçiminde genişletilebilir. Bu bir -ing öbeğidir ve şimdiki zaman ortaç öbeği olarak da adlandırılır. End with + isim veya -ing biçimi, “bunu son bölüm olarak içermek” anlamına gelir; böylece öbek, yeni bir ana cümle başlatmadan son adımı ekler.
Alıştırma
Etkinlik açıklamasını ending with kullanarak tamamlayın: The workshop lasts three hours, ____ a group discussion.
Cevabı göster
ending with
Sounds interesting: samimi bir yanıtta it öznesini düşürme
"Sounds interesting", "It sounds interesting." cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Örtük özne it, az önce sözü edilen fikir, yer veya planı ifade eder. Sounds burada fiildir; çoğul bir isim veya emir değildir. sound + sıfat yapısı, birinin duyduğu ya da kendisine anlatılan şeye dayanan izlenimi belirtir. Tekil özne açıkça yazıldığında sounds kullanılır: "The trip sounds interesting."
Alıştırma
Bir arkadaşınız size yeni bir sergiden söz ediyor. "It sounds interesting" ifadesinin doğal, kısaltılmış konuşma biçimi hangisidir?
- Sounds interesting.
- Sounds interesting it.
- Sound interesting.
Cevabı göster
Sounds interesting.
How do we get to ...?: yol tarifi sorma
"How do we get to + yer?" kalıbı, bir hedefe giden yolu veya oraya ulaşma biçimini sorar. Burada get to, bir şeyi yapmaya başlamak değil, ulaşmak ya da varmak anlamındadır. Özneden önce do, ardından get fiilinin yalın biçimi kullanılır: "How do we get to the station?" home, here ve there öncesinde to genellikle kullanılmaz: "How do we get home?"
Alıştırma
Yol sorusunu standart kalıpla tamamlayın: ____ the train station?
Cevabı göster
How do we get to
Where are we going today? — bugünkü varış yerini sormak
“Where are we going today?” bugün yapılan ya da bugün için planlanan yolculuğun varış yerini sorar. Buradaki“are going”, şu anki veya yakın gelecekteki bir planı anlatan present continuous yapısıdır. Soru, her zaman gidilen bir yeri veya uzun vadeli bir planı değil, bu belirli yolculuğun nereye gittiğini sorar. Bağlam açıksa yalnızca yer adıyla cevap verilebilir.
Alıştırma
Bu soru esas olarak hangi bilgiyi istiyor?
- Uzak geleceğe ait bir plan
- Bugünkü yolculuğun varış yeri
- Her gün ziyaret edilen bir yer
Cevabı göster
Bugünkü yolculuğun varış yeri
Duck Land, please — yer adı + please kalıbı
“Duck Land, please.” bir varış noktası sorusuna verilen kısa bir cevaptır. Yer adı varış noktasını belirtir,“please”ise cevabı nazik bir isteğe dönüştürür. Tam düşünce“Please take us to Duck Land”veya“We'd like to go to Duck Land, please”şeklinde ifade edilebilir; ancak hizmet bağlamı yapılacak eylemi zaten açıkça gösteriyorsa kısa biçim doğaldır.
Alıştırma
Bir taksi şoförü nereye gitmek istediğinizi soruyor. Doğal ve kısa cevabı seçin.
- Please to River Street.
- River Street, please.
- Going River Street, please.
Cevabı göster
River Street, please.
Follow the road ahead in a straight line. Kalıp ifadeler
1:55Önünüzdeki yolu düz bir çizgide takip edin.
Follow the road ahead in a straight line: yoldan sapmadan dümdüz ilerleme talimatı
Bu navigasyon talimatında follow the road, yolun güzergâhı boyunca ilerlemek anlamına gelir. Buradaki follow, bir insanın arkasından gitmek demek değildir; road nesnesi fiile bir güzergâhı izleme anlamı verir. Ahead öndeki yolu gösterir, in a straight line ise dönmeden ilerlemeye devam etmeyi belirtir. Yalın hâlde kullanılan Follow fiili, dinleyiciye ne yapacağını doğrudan söyleyen bir emir cümlesi başlatır.
Alıştırma
“Follow the road ahead in a straight line.” talimatına doğru şekilde uyan hareket hangisidir?
- Yoldaki başka bir kişinin arkasından yürümek.
- Öndeki yol boyunca dönmeden ilerlemeye devam etmek.
- Yoldan çıkıp açık araziden geçmek.
Cevabı göster
Öndeki yol boyunca dönmeden ilerlemeye devam etmek.
Welcome to Duck Land: varışta kullanılan karşılama ifadesi
Welcome to + bir yer, etkinlik, kurs veya hizmet, biri geldiğinde ya da içeri girdiğinde kullanılan kalıplaşmış bir karşılama ifadesidir. Bu cümlede to, varış yeri olan Duck Land'i tanıtır. Buradaki welcome, ziyaretçiyi karşılama işlevini yerine getirir. You are welcome here. cümlesindeki gibi “memnuniyetle kabul edilen” anlamında bir sıfat değildir.
Alıştırma
Yeni gelmiş bir ziyaretçiye söylenen karşılamayı tamamlayın: ____ our new office.
Cevabı göster
Welcome to
How many tickets, please?: bilet sayısını kibarca sorma
Bilet satışı yapılan bir durumda “How many tickets, please?”, görevlinin müşteriye kaç bilet istediğini sormasının kısa bir yoludur. Durum iki taraf için de açık olduğundan “would you like” gibi sözcükler çıkarılabilir. “How many”, sayılabilen şeylerin sayısını sorar; bu nedenle çoğul isim “tickets” ile kullanılır. Sondaki “please” soruyu kibarlaştırır; ayrı bir rica değildir, aynı sorunun parçasıdır.
Alıştırma
Bir bilet görevlisi “How many tickets, please?” diye soruyor. En doğal cevap hangisidir?
- Three tickets, please.
- The ticket office is over there.
- They cost ten pounds.
Cevabı göster
Three tickets, please.
Enjoy the ducks. ile dostça uğurlama
“Enjoy the ducks.”, karşı tarafı dostça uğurlayan bir ifadedir: konuşan kişi, ziyaretçilerin ördekleri izlerken iyi vakit geçirmesini diler. Emir cümlesi biçiminde olsa da emir vermek yerine iyi dilek bildirir. Bu kalıpta “enjoy” nesnesini doğrudan alır: “enjoy + isim” veya “enjoy + fiilin -ing biçimi.” “Enjoy the show” ya da “enjoy watching the ducks” denir; “enjoy to watch” denmez.
Alıştırma
Gösteri öncesindeki dostça dileği “Enjoy + isim” kalıbındaki fiille tamamlayın: ____ the show!
Cevabı göster
Enjoy
have our picnic lunch: yemek adlarıyla have kullanımı
Burada have, sahip olmak değil, yemek veya yemeğin tadını çıkarmak anlamındadır. Have lunch, öğünlerden söz ederken kullanılan doğal bir kelime birlikteliğidir; our picnic lunch ise açık havada yemek için yanlarında getirdikleri öğle yemeğini anlatır. Aynı yapı have breakfast, have dinner ve have a meal ifadelerinde de görülür. Eat lunch da doğrudur, ancak have lunch günlük İngilizcede çok yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede have our picnic lunch ne anlama geliyor?
- piknik öğle yemeğini yiyip tadını çıkarmak
- piknik öğle yemeğine sahip olmak
- piknik öğle yemeğini satmak için hazırlamak
Cevabı göster
piknik öğle yemeğini yiyip tadını çıkarmak
The ducks always turn up when we have picnics. Öbek fiiller
2:23Piknik yaptığımızda ördekler hep ortaya çıkar.
turn up: ortaya çıkmak veya gelmek
Burada turn up, nesne almayan bir öbek fiildir. Birinin veya bir şeyin ortaya çıkması ya da gelmesi anlamına gelir; özellikle geliş beklenmedik olduğunda veya gelip gelmeyeceği belirsiz olduğunda sık kullanılır. Bu cümlede aile ne zaman piknik yapsa ördekler ortaya çıkar. Bu anlamda turn up ifadesini tek bir bütün olarak düşünün; turn yön değiştirmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için turn up ifadesini doğru zamanda kullanın: The missing cat finally ____ at our door yesterday.
Cevabı göster
turned up
Here come more ducks: here + fiil + isim devrik yapısı
Here come more ducks, başka ördeklerin yaklaşmakta ya da görünmekte olduğunu anlatır. Here sözcüğünü başa almak, konuşan kişi gelişi o anda gösteriyormuş gibi canlı ve anlık bir etki yaratır. Özne tam bir isim öbeği olduğunda bu sunma yapısı here + fiil + özne sırasını kullanır. Gerçek özne çoğul more ducks öbeğidir; bu yüzden comes değil come kullanılır. Tekil öznede comes kullanılır.
Alıştırma
Bir otobüsün yaklaştığını görüyorsunuz. Hangi cümle here ile kurulan sunma yapısını doğru kullanır?
- Here the bus come.
- Here come the bus.
- Here comes the bus.
Cevabı göster
Here comes the bus.
That's the last of our picnic gone: son kalan kısım da bitti
Bu bağlamda the last of our picnic, önceki ya da son kez yapılan bir pikniği değil, piknik yiyeceklerinin geriye kalan son kısmını anlatır. Gone, bu son kısmın da yenmiş ya da tamamen tüketilmiş olduğunu belirtir. Gündelik That's + isim öbeği + gone yapısı, konuşanın yeni fark ettiği tamamlanmış bir sonucu bildirir: adı verilen şey artık bitmiştir veya kullanılamaz durumdadır. Burada son yiyeceğin de kaybolmasını canlı ve anlık biçimde anlatır.
Alıştırma
That's the last of our picnic gone burada hangi sonucu anlatıyor?
- Piknik yiyeceklerinden hâlâ son bir porsiyon kaldı.
- Piknik yiyeceklerinin geriye kalan son kısmı da artık bitti.
- Bu, hayatları boyunca yaptıkları son piknikti.
Cevabı göster
Piknik yiyeceklerinin geriye kalan son kısmı da artık bitti.
say thank you to someone: birine teşekkür etmek
Say thank you to someone, thank you sözlerini belirli bir kişiye yöneltmek, yani o kişiye teşekkür etmek demektir. Örnekte to, teşekkürü alan kişi olarak Daddy Pig'i gösterir. Birinden teşekkür etmesini isterken veya bunu ona hatırlatırken say thank you to + kişi kalıbını kullanın. Teşekkür edilen kişiden önce to bu kalıbın bir parçası olarak bulunur.
Alıştırma
Say thank you kalıbını kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: Please ____ your host.
Cevabı göster
say thank you to
You're most welcome: teşekküre daha sıcak bir yanıt
You're most welcome, teşekküre verilen bir yanıttır. You're welcome ifadesinin daha sıcak veya daha vurgulu bir biçimidir. Burada most, welcome sözcüğünü güçlendirir ve yaklaşık olarak very ya da indeed anlamı katar. İnsanlar arasında üstünlük karşılaştırması yapmaz; bu sahnede ek vurgu, yanıtın neşeli ve özenli biçimde resmî duyulmasını sağlar.
Alıştırma
You're most welcome ifadesinde most ne işe yarar?
- Yanıtı güçlendirerek daha sıcak veya vurgulu hâle getirir.
- Dinleyeni başka insanlarla karşılaştırır.
- Konuşanın teşekkürü kabul etmediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Yanıtı güçlendirerek daha sıcak veya vurgulu hâle getirir.
It is time to + fiilin yalın hâli
It is time to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için doğru ya da beklenen zamanın şimdi olduğunu belirtir. Bu cümlede go home sıradaki eylemi ifade eder. Burada it biçimsel bir öznedir; belirli bir kişiyi ya da şeyi göstermez. Günlük konuşmada It is çoğunlukla It's şeklinde kısaltılır.
Alıştırma
Hatırlatma cümlesini It is time to kalıbıyla tamamlayın: It is ____ leave.
Cevabı göster
time to
I wonder: bir soruyu nazikçe sunmak
I wonder ... bir soruyu ortaya koyarken bilmek isterim ya da düşünüyorum anlamına gelir. Burada wonder şaşırmayı değil, bilmek istemeyi anlatır. Soruyu cevap talebi olarak dayatmak yerine konuşanın düşüncesi olarak sunar. Böylece soru daha yumuşak duyulur ve dinleyiciyi birlikte düşünmeye davet edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede I wonder ne işlev görüyor: I wonder whether the game will start on time?
- Konuşanın cevabı zaten bildiğini söyler.
- Soruyu nazik bir düşünce olarak sunar.
- Kesin bir emir verir.
Cevabı göster
Soruyu nazik bir düşünce olarak sunar.
the shortest way home: eve giden, mesafesi en kısa rota
The shortest way home, eve giden ve mesafesi en kısa olan rota demektir. Shortest, short sözcüğünün en üstünlük biçimidir; bu nedenle bu isim grubunda normalde the ile kullanılır. Home, to olmadan varış yerini belirtir: way home denir, way to home denmez. Sıradan bir yer adıyla the way to the station örneğindeki gibi to kullanılır.
Alıştırma
Eve giden, mesafesi en kısa rotayı doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Do you know the fastest way home?
- Do you know the shortest way home?
- Do you know the shortest way to home?
Cevabı göster
Do you know the shortest way home?
Are you sure?: şüpheli görünen bir şeyi doğrulamak
Are you sure?, diğer kişinin az önce söylediği, önerdiği veya kararlaştırdığı şeyden emin olup olmadığını sorar. Burada şüpheli görünen bir talimatı kontrol eder. Bu soru çoğu zaman konuşanın kendi kuşkusunu veya endişesini de gösterir. Sakin bir ton onay isteme gibi duyulur; sure sözcüğüne daha güçlü vurgu yapmak ise daha sorgulayıcı gelebilir.
Alıştırma
Güvensiz görünen bir talimat duyulduktan sonra Are you sure? sorusu büyük olasılıkla ne yapar?
- Talimatı tamamen onayladığını gösterir.
- Diğer kişiye konuşmayı bırakmasını emreder.
- Talimat yanlış olabileceği için tekrar kontrol eder.
Cevabı göster
Talimat yanlış olabileceği için tekrar kontrol eder.
Drive into ... ve drive in ...: yön ve konum
drive into the river ifadesindeki into, dışarıdan içeriye hareketi gösterir: araç nehrin sınırını geçer. “Araç nereye gidiyor?” sorusuna yanıt verir. drive in the river ifadesindeki in, sürme eyleminin gerçekleştiği yeri belirtir. “Araç nerede sürülüyor?” sorusuna yanıt verir. Yön ile konum arasındaki bu ayrım walk, run ve move gibi fiillerle de geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi into ve in ile tamamlayın: The bus drove ____ the garage and stayed ____ the garage overnight.
Cevabı göster
into · in
talking nonsense: saçma veya inanılması güç şeyler söylemek
Talk nonsense, saçma, mantıksız veya inanılması güç şeyler söylemek anlamına gelen yaygın bir ifadedir. Burada konuşan kişi, cihazın söylediğini kötü ya da uygulanamaz bir talimat olarak reddeder; ifade yalnızca sözlerin zor duyulduğu veya anlaşıldığı anlamına gelmez. Bu ifadede nonsense normalde sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle talk a nonsense değil, talk nonsense denir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için talk nonsense ifadesini doğru biçimde kullanın: His story is impossible, so he is ____.
Cevabı göster
talking nonsense
Please press the blue button: nazik bir kullanım talimatı
Please press the blue button, birine hangi eylemi yapması gerektiğini açıkça söyleyen bir emir cümlesidir. Burada press, bir düğmeye basmak anlamındadır ve the blue button fiilin nesnesidir. Please sözcüğü talimatı daha nazik yapar, ancak cümle yine de açık bir yönergedir. Cihaz mesajlarında ve müşteri hizmetleri adımlarında Please press + düğme veya tuş kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Nazik cihaz talimatını hedef fiille tamamlayın: Please ____ the green button to continue.
Cevabı göster
press
has turned into a boat: tamamlanmış ve sonucu şimdi görülen bir değişim
Turn into, bir şeye dönüşmek anlamına gelir: özne bir durumdan, biçimden veya kimlikten başka birine geçer ve into sonrasındaki isim öbeği sonucu belirtir. Bu cümlede karavan artık bir teknedir; turn burada dönmek anlamında değildir. Has turned into, has + geçmiş zaman ortacıyla kurulan present perfect yapısıdır. Değişimi tamamlanmış olarak gösterir ve mevcut sonucun şimdi önemli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hedef present perfect ifadesiyle tamamlayın: After years of change, the quiet village ____ a busy town.
Cevabı göster
has turned into
wasn't quite expecting that: ölçülü bir şaşkınlık
I wasn't quite expecting that ifadesinde konuşan kişi olayın veya sonucun beklenmedik olduğunu ölçülü bir biçimde söyler. That, az önce gerçekleşen durumun tamamına işaret eder. Olumsuz wasn't quite expecting kalıbı, vurgulu I didn't expect that at all ifadesinden daha yumuşaktır. Tepkiyi daha az kesin kılar ama şaşkınlığı yine de açıkça belirtir. Ses tonuna ve bağlama göre sakin, kibar veya ince bir mizah taşıyan bir tepki gibi duyulabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ölçülü tepkiyle tamamlayın: The old desk turned into a bed, and I ____.
Cevabı göster
wasn't quite expecting that
the car of the future: gelecekçi bir tanıtım etiketi
The car of the future ifadesi bu arabayı gelecekteki arabaların nasıl olması gerektiğini gösteren bir model olarak sunar: gelişmiş, şaşırtıcı veya çağının ötesinde. Yalnızca ileride var olacak bir araba anlamına gelmez. Welcome to ifadesinden sonra gelen bu söz öbeği, arabayı bir ürün tanıtımı veya reklam gibi sunar. Sıra dışı arabaya görkemli ve gelecekçi bir kimlik vererek yeni bilgiyi düzenler; bu nedenle söz aynı zamanda eğlenceli biçimde abartılıdır.
Alıştırma
Bu cümlede the car of the future ifadesinin temel işlevi nedir?
- Arabanın üretildiği kesin yılı verir.
- Arabayı geleceği temsil eden gelişmiş bir model olarak sunar.
- Arabanın yalnızca ileriki bir tarihte kullanılabileceğini söyler.
Cevabı göster
Arabayı geleceği temsil eden gelişmiş bir model olarak sunar.
Ahoy there: denizcilik tarzı bir selam
Ahoy there, denizcilikle ilgili bir ortamda birini selamlamak veya dikkatini çekmek için kullanılan bir sesleniştir. Bu cümlede, su üzerindeki insanların birbirine canlı bir şekilde “merhaba” demesi gibi işlev görür. Günümüzde denizcileri, gemileri veya korsanları güçlü biçimde çağrıştırır. Çocuk programlarında ve şakacı konuşmalarda sıradan, modern bir selam yerine hızla denizcilik havası yaratır.
Alıştırma
“Ahoy there!” hangi durumda en doğal duyulur?
- Bir çalışan resmî bir iş e-postasına başlıyor.
- Bir denizci başka bir teknedeki kişiyi şakacı biçimde selamlıyor.
- Bir doktor test sonucunu açıklıyor.
Cevabı göster
Bir denizci başka bir teknedeki kişiyi şakacı biçimde selamlıyor.
You have reached your destination: navigasyon varış bildirimi
You have reached your destination, navigasyon sisteminin planlanan son noktaya ulaşıldığını bildiren standart mesajlarından biridir. Destination, yolculuğun kendisini değil, gidilmesi amaçlanan yeri ifade eder. Reach burada geçişli bir fiildir ve doğrudan your destination nesnesini alır: reach your destination denir, reach to your destination denmez. Present perfect yapıdaki have reached, varışın tamamlandığını ve sonucunun şimdi geçerli olduğunu, yani kişinin artık son noktada bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Reach fiilini present perfect yapıda kullanarak navigasyon mesajını tamamlayın: You ____ your destination.
Cevabı göster
have reached
Thank you for a lovely holiday, Mrs. Campervan. Ton ve niyet
4:24Güzel bir tatil için teşekkürler, Bayan Karavan.
Thank you for ...: teşekkür nedenini belirtmek
Thank you for + isim veya -ing biçimi, ne için teşekkür ettiğinizi anlatır. Bu cümlede a lovely holiday, teşekkür edilen keyifli deneyimdir. Aynı kalıp bir eşya, yardım veya eylem için teşekkür ederken de kullanılabilir: Thank you for the gift, Thank you for your help ve Thank you for coming.
Alıştırma
Birine harika bir akşam yaşattığı için doğal biçimde teşekkür eden cümle hangisidir?
- Thank you at a wonderful evening.
- Thank you to a wonderful evening.
- Thank you for a wonderful evening.
Cevabı göster
Thank you for a wonderful evening.
It's nice ..., but it's nicer ...: ikinci güzel şeyi tercih etmek
It's nice ..., but it's nicer ... kalıbı önce ilk deneyimi olumlu değerlendirir. Ardından but bir karşılaştırma başlatır ve nicer, konuşanın ikinci deneyimi tercih ettiğini gösterir. Bu, tatilin kötü olduğu anlamına gelmez. Going on holiday bir etkinliği adlandırırken to be back geri dönmüş olma durumuna odaklanır. Bu kalıp, sevdiğiniz iki şeyi karşılaştırıp daha çok sevdiğiniz şeyi en sonda söylemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi but sözcüğünden sonra vurgulanan sözcüklerin aynısıyla tamamlayın: It's nice to travel, but ____ home.
Cevabı göster
it's nicer to be back