Neden Bu Kadar Çok CEO Hindistan'dan Çıkıyor?: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
1.038 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Video, Hindistan doğumlu birçok yöneticinin küresel teknoloji şirketlerine neden liderlik ettiğini ve girişimlerle maaşlardaki büyümenin nitelikli göçünü yavaşlatıp yavaşlatamayacağını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "rose through the ranks" (deyimler ve mecazlı ifadeler), ani bir atamayı değil, aynı kuruluş içinde adım adım yükselmeyi anlatır. 2. "H-1B visa" (kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı), uzman yabancı mezunları ABD'deki işverenlerle buluşturan çalışma vizesi yoludur. 3. "catch up with" (öbek fiiller), geriden başlayan maaş ya da ilerleme düzeyinin aynı karşılaştırma ölçütüne yaklaşmasını anlatır.

Bu derste

Google, Adobe, Microsoft and IBM are all run by people who grew up in India.

0:00

Google, Adobe, Microsoft ve IBM'in hepsi Hindistan'da büyümüş insanlar tarafından yönetiliyor.

The latest to join these ranks is Twitter's CEO Parag Agrawal, Deyimler

0:05

Bu saflara katılan son kişi Twitter'ın CEO'su Parag Agrawal,

Deyimler

join these ranks: daha önce sözü edilen gruba katılmak

Burada join these ranks, “az önce söz edilen gruptaki kişilerden biri olmak” anlamına gelir. Grup, daha önce sıralanan teknoloji liderleridir; ranks burada askerî rütbeleri veya sayısal bir sıralamadaki konumları ifade etmez. These sözcüğü daha önce tanımlanmış olan bu gruba gönderme yapar. Kalıp, haber veya iş dünyası yazılarında mevcut bir kategoriye yeni bir kişi eklenirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekte “join these ranks”, Parag Agrawal hakkında ne anlatıyor?

  1. Askerî bir rütbe almıştır.
  2. Daha önce söz edilen liderler grubunun yeni bir üyesi olmuştur.
  3. Sayısal bir sıralamada daha yüksek bir konuma çıkmıştır.
Cevabı göster

Daha önce söz edilen liderler grubunun yeni bir üyesi olmuştur.

who took over from Jack Dorsey. Öbek fiiller

0:09

ki kendisi görevi Jack Dorsey'den devraldı.

Öbek fiiller

took over from: önceki görevlinin yerini almak

A took over from B yapısında A, B görevden ayrıldıktan sonra B’nin işini veya rolünü üstlenir. Burada Parag Agrawal, Jack Dorsey’den sonra CEO olmuştur. From edatı önceki görevliyi belirtir. Bu yapı, liderlik değişikliklerini ve diğer görev devirlerini aktarırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “görevde onun yerini aldı” anlamındaki üç sözcüklü fiil kalıbıyla tamamlayın: After Ms. Chen retired, Luis ____ her as department head.

Cevabı göster

took over from

People originally from India make up 1% of the total US population, Öbek fiiller

0:11

Aslen Hindistanlı olanlar ABD'nin toplam nüfusunun %1'ini,

Öbek fiiller

make up: bir parçanın bütün içindeki payını anlatmak

Burada make up, “oluşturmak” veya “bir bütünün parçasını meydana getirmek” demektir. People originally from India ölçülen gruptur; 1% ise bu grubun toplam ABD nüfusu içindeki payıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: parça veya grup + make up + yüzde, kesir ya da miktar + of + bütün. Fiil özneyle uyum gösterir: tekil bir kategoriyle makes up, çoğul kategorilerle make up kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Part-time employees ____ 25% of the store's staff.

Cevabı göster

make up

yet about 6% of Silicon Valley's workforce.

0:15

ancak Silikon Vadisi işgücünün yaklaşık %6'sını oluşturuyor.

So,

0:19

Peki,

why are there so many tech CEOs who hail from India? Kalıp ifadeler

0:19

neden Hindistan'dan gelen bu kadar çok teknoloji CEO'su var?

Kalıp ifadeler

hail from: köken yerini belirtmek

Burada hail from, “bir yerden gelmek” veya “kökeni bir yere dayanmak” demektir. Soru, Hindistan'ı bu CEO'ların köken yeri olarak belirtir; bu ifadede hail, gökten dolu yağması ya da birini selamlama anlamına gelmez. Kalıp şöyledir: kişi, grup veya şey + hail ya da hails + from + yer. Çoğul öznelerle hail, üçüncü tekil kişi öznelerle hails kullanılır.

Alıştırma

Şeflerin aslen Peru'dan geldiğini doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Several of the chefs hail from Peru.
  2. Several of the chefs are based in Peru.
  3. Several of the chefs travel from Peru.
Cevabı göster

Several of the chefs hail from Peru.

When Satya Nadella took over as CEO of Microsoft in 2014,

0:22

Satya Nadella 2014 yılında Microsoft'un CEO'su olarak görevi devraldığında,

the company was in bad shape. Deyimler

0:26

şirketin durumu kötüydü.

Deyimler

in bad shape: genel olarak kötü durumda olmak

In bad shape, “genel olarak kötü durumda olmak” demektir. Burada şirketin fiziksel biçimini veya geometrik şeklini değil, bir işletme olarak durumunu anlatır. be + in bad shape kalıbı öznenin o anki durumunu gösterir. Kuruluşları, mali durumu, sağlığı, makineleri, binaları ve kötü çalışan ya da ciddi iyileştirme gerektiren başka şeyleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “kötü durumda” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: After years without maintenance, the elevator was ____.

Cevabı göster

in bad shape

Bill Gates was reportedly an angry and difficult boss.

0:28

Söylenenlere göre Bill Gates sinirli ve zor bir patrondu.

His successor, Steve Ballmer,

0:31

Halefi Steve Ballmer da

apparently wasn't any better.

0:33

görünüşe göre ondan pek farklı değildi.

Microsoft was also a dinosaur. Deyimler

0:35

Microsoft aynı zamanda bir dinozordu.

Deyimler

a dinosaur: çağın gerisinde ve uyum sağlamakta yavaş bir kuruluş

A dinosaur, çağın gerisinde görünen ve değişime yavaş uyum sağlayan bir kişi, kuruluş, sistem veya ürün için kullanılan bir benzetmedir. Burada Microsoft'a keskin ve olumsuz bir etiket verir; ardından şirketin yenilik yapamadığının söylenmesi bu yargıyı destekler. X is a dinosaur etiketleme kalıbında dinosaur tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için a artikeli gereklidir.

Alıştırma

"Their filing system is a dinosaur," cümlesinde "a dinosaur" ne anlama gelir?

  1. Çok büyük ama modern bir sistem
  2. Değişime uyum sağlayamamış, çağın gerisinde bir sistem
  3. Tarih öncesi hayvanları incelemek için kullanılan bir sistem
Cevabı göster

Değişime uyum sağlayamamış, çağın gerisinde bir sistem

It had failed to innovate.

0:37

Yenilik yapmakta başarısız olmuştu.

For example, it lost the smartphone battle to Apple. Deyimler

0:38

Örneğin, akıllı telefon savaşını Apple'a karşı kaybetmişti.

Deyimler

lost the smartphone battle to Apple: lose ... to ... kalıbı

Buradaki battle, fiziksel bir savaş değil, akıllı telefon pazarındaki rekabet için kullanılan bir benzetmedir. Cümle, Apple'ın daha iyi sonuç aldığını ve diğer şirketin bu alanda yenildiğini anlatır. lose + yarışma, ödül veya üstünlük + to + rakip kalıbı, hem neyin kaybedildiğini hem de kimin kazandığını belirtir: it lost the smartphone battle to Apple. Bu kalıp iş dünyası ve spor haberlerinde yaygındır.

Alıştırma

BrightCall'ın müşteri rekabetinde Nova'ya yenildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. BrightCall lost Nova to the market battle.
  2. BrightCall lost the market battle to Nova.
  3. BrightCall lost the market battle from Nova.
Cevabı göster

BrightCall lost the market battle to Nova.

Along comes Nadella, Anlatım akışı

0:42

Sonra Nadella geldi,

Anlatım akışı

Along comes Nadella: bir gelişi anlatan devrik yapı

Along comes Nadella cümlesinde anlatı amaçlı devrik yapı kullanılır: önce along zarfı, sonra comes fiili ve en sonda isim olan Nadella öznesi gelir. Bu sıra, yeni kişinin adını geciktirir ve gelişini bir dönüm noktası gibi hissettirir. Anlatıcı, bir sorunu açıkladıktan sonra hikâyeyi durumu değiştiren kişiye veya olaya taşımak için Along comes + isim öbeği yapısını kullanabilir. Burada along, gerçek bir yönü değil, “sahneye girmeyi veya hikâyede sıradaki unsur olarak belirmeyi” anlatır.

Alıştırma

Cümleyi along kullanılan devrik anlatı yapısıyla tamamlayın: The team cannot solve the problem. Then ____ Maya with a simple idea.

Cevabı göster

along comes

an engineer who rose through the ranks of Microsoft to become the CEO. Deyimler

0:43

Microsoft'ta kademeleri tırmanarak CEO olan bir mühendis.

Deyimler

Rose through the ranks: bir kuruluşta kademeli yükseliş

Rose through the ranks, bir kişinin zaman içinde bir kuruluşun birkaç kademesinden geçerek yükseldiğini belirtir. Burada tek bir terfiyi değil, mühendislikten CEO'luğa uzanan kariyer yolunu özetler. Ranks, kurumsal hiyerarşideki kademelerdir. Yaygın kalıp rise through the ranks of + kuruluş şeklindedir; geçmiş zamanda rose kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın aynı kuruluş içinde adım adım yükseldiğini ifade eder?

  1. Lena rose in the rankings after winning three matches.
  2. Lena received one promotion last Friday.
  3. Lena rose through the ranks and eventually became department head.
Cevabı göster

Lena rose through the ranks and eventually became department head.

Nadella changed the culture of the company.

0:47

Nadella şirketin kültürünü değiştirdi.

He made it clear anger and yelling weren't welcome. Dilbilgisi

0:50

Öfke ve bağırmanın hoş karşılanmadığını açıkça belirtti.

Dilbilgisi

Made it clear + içerik cümleciği

Made it clear, bir şeyin yanlış anlaşılmaya çok az yer bırakacak şekilde açıkça iletildiğini belirtir. Yalnızca said demekten daha güçlüdür çünkü açıklığı ve çoğu zaman kararlılığı vurgular. Kalıp make + it + clear + (that) içerik cümleciği şeklindedir. It belirli bir şeyi göstermez; biçimsel nesnedir. Asıl içerik anger and yelling weren't welcome bölümüdür. That kullanılabilir veya atılabilir: He made it clear that anger and yelling weren't welcome.

Alıştırma

Cümleyi make it clear ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The principal ____ phones had to stay in students' bags.

Cevabı göster

made it clear

He also sought to make Microsoft relevant.

0:53

Ayrıca Microsoft'u yeniden önemli hale getirmeye çalıştı.

We now need to make Microsoft thrive in a mobile-first and cloud-first world. Kelime

0:55

Artık Microsoft'u mobil öncelikli ve bulut öncelikli bir dünyada geliştirmemiz gerekiyor.

Kelime

mobile-first and cloud-first: -first ile öncelik belirtme

mobile-first and cloud-first ifadesindeki X-first kalıbı, karar verilirken X'in temel bir öncelik olarak ele alındığını gösterir. First, hangi ürünün daha önce ortaya çıktığını değil, öncelik sırasını anlatır. Bu kalıp birleşik sıfatlar oluşturur. Bir world, strategy, policy, approach veya design tanımlayabilir: a mobile-first design mobil gereksinimlerle başlar; a cloud-first policy ise normalde bulut çözümlerine öncelik verir.

Alıştırma

Bir ekip sürecini mobile-first olarak tanımlıyor. Bu en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Mobil deneyime en baştan öncelik verir.
  2. Her türlü masaüstü sürümünü yapmayı reddeder.
  3. Dünyanın ilk cep telefonunu üretmiştir.
Cevabı göster

Mobil deneyime en baştan öncelik verir.

Under his direction,

1:01

Onun yönetimi altında,

Microsoft moved its software to non-Windows devices and expanded its cloud business, Azure.

1:02

Microsoft yazılımlarını Windows dışı cihazlara taşıdı ve bulut işi Azure'u genişletti.

That innovative spirit of problem solving was bred in his native country.

1:08

Bu sorun çözme konusundaki yenilikçi ruh, memleketinde beslenmişti.

India is home to nearly 1.4 billion people. Kalıp ifadeler

1:13

Hindistan, yaklaşık 1,4 milyar insana ev sahipliği yapıyor.

Kalıp ifadeler

Bir yerin barındırdıklarını anlatmak için is home to

India is home to nearly 1.4 billion people cümlesinde is home to, Hindistan'ı bu nüfusun yaşadığı yer olarak sunar. Buradaki home, insanları veya şeyleri barındıran, destekleyen ya da ağırlayan bir yer anlamındadır; tek bir kişinin evi değildir. Kalıp, yer + be home to + insanlar, hayvanlar, kuruluşlar veya dikkat çekici özellikler biçimindedir. Bir yerin özelliğini belirtmek için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi barındırır veya yaşam alanı sağlar anlamındaki kalıpla tamamlayın: The wetland ____ hundreds of bird species.

Cevabı göster

is home to

It's the second most populous country on Earth after China

1:16

Çin'den sonra dünyadaki en kalabalık ikinci ülke

and is expected to overtake China as the most populous country in a few years. Dilbilgisi

1:19

ve birkaç yıl içinde en kalabalık ülke olarak Çin'i geçmesi bekleniyor.

Dilbilgisi

Tahmin bildiren is expected to + fiil

Bu cümlede is expected to overtake, mevcut tahminlerin Hindistan'ın birkaç yıl içinde nüfus bakımından Çin'i geçmesinin muhtemel olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Gelecekteki olay kesin değil, olası olarak sunulur. Yapı be + expected + to mastarıdır. Bu edilgen yapı, tahmini kimin yaptığını belirtmeden aktarmayı sağlar. Buradaki expected, bir tahmini anlatır; bir kişinin isteğini değil.

Alıştırma

Tahmini dersteki edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: According to current projections, the city ____ double in size by 2040.

Cevabı göster

is expected to

Although India has made remarkable progress, Dilbilgisi

1:24

Hindistan dikkate değer bir ilerleme kaydetmiş olsa da,

poverty is still a major challenge.

1:26

yoksulluk hala büyük bir zorluk.

Dilbilgisi

Ödünleme ve devamlılık bildiren Although ... still ...

Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Hindistan'ın kayda değer ilerlemesini, sonraki ifadenin daha az olası görünmesine yol açabilecek bir gerçek olarak sunar. Ana cümle daha sonra daha önemli olan karşıt noktayı verir. Still, bu ilerlemeye rağmen yoksulluğun büyük bir sorun olmaya devam ettiğini vurgular. Although ... still ... birlikte kullanıldığında olumlu bir gerçek kabul edilirken karşıt sorunun sürdüğü vurgulanır.

Alıştırma

Ödünleme ve devamlılık göstermek için cümleyi Although ... still ile tamamlayın: ____ the store lowered its prices, many shoppers ____ stayed away.

Cevabı göster

Although · still

Nearly a quarter of the population lives below the poverty line of $1.90 a day, Kültür

1:29

Nüfusun yaklaşık dörtte biri günde 1,90 dolarlık yoksulluk sınırının altında yaşıyor,

Kültür

below the poverty line: yoksulluk sınırının altında

Below the poverty line, temel ihtiyaçları karşılamak için resmî olarak belirlenen bir eşiğin altında gelire sahip olmak demektir. Bu cümlede eşik, kişi başına günlük 1,90 dolardır. Bu ifade, istatistiklerde ve kamu politikası haberlerinde insanları belirlenmiş bir ölçüte göre sınıflandırmak için kullanılır; gerçek bir çizgiyi veya yaşanan her türlü zorluğu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede below the poverty line ne anlama geliyor?

  1. Haritadaki bir çizginin güneyinde yaşamak
  2. Diğer herkesten daha az paraya sahip olmak
  3. Belirtilen temel ihtiyaç eşiğinin altında gelire sahip olmak
Cevabı göster

Belirtilen temel ihtiyaç eşiğinin altında gelire sahip olmak

according to the United Nations Development Program.

1:34

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na göre.

They face corruption, poor infrastructure,

1:37

Yolsuzluk, zayıf altyapı

and limited opportunities.

1:39

ve sınırlı fırsatlarla karşı karşıyalar.

So,

1:41

Bu nedenle,

they learn to be resilient, adapt,

1:41

dirençli olmayı, uyum sağlamayı,

and overcome endless obstacles.

1:43

ve bitmeyen engellerin üstesinden gelmeyi öğreniyorlar.

This leads them to be problem solvers, Dilbilgisi

1:45

Bu da onların sorun çözücü olmalarını sağlıyor,

Dilbilgisi

leads them to + fiilin yalın hâli

lead someone to do or be something yapısında özne bir nedeni veya etkiyi, someone etkilenen kişiyi, to ise bunun sonucunda ortaya çıkan eylemi veya durumu gösterir. Buradaki This leads them to be problem solvers, önceki deneyimin onları etkileyerek sorun çözen kişiler hâline getirdiği anlamına gelir. Burada lead, birine yol göstermek anlamında değildir. Bu yapı, bir nedeni kişinin daha sonraki tepkisi veya durumuyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Kanıtların ekibin planı yeniden değerlendirmesine neden olduğunu anlatmak için lead someone to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new evidence led to the team reconsider the plan.
  2. The new evidence made the team to reconsider the plan.
  3. The new evidence led the team to reconsider the plan.
Cevabı göster

The new evidence led the team to reconsider the plan.

a key asset in any corporation.

1:47

ki bu herhangi bir şirkette önemli bir değerdir.

Sundar Pichai has had to solve many problems after taking over at the helm of Google in 2015. Deyimler

1:50

Sundar Pichai, 2015'te Google'ın dümenine geçtikten sonra birçok sorunu çözmek zorunda kaldı.

Deyimler

At the helm of: bir kuruluşun en üst düzey liderliği

At the helm of, bir geminin dümenini tutan kişi imgesine dayanır. Burada gerçek bir dümenin yanında durmak değil, “Google’ın en üst liderlik konumunda olmak” anlamına gelir. Bu ifade genellikle bir kuruluşun, kurumun veya ülkenin tamamını yöneten ve önemli kararlar alan kişiyi anlatır. Yaygın biçim at the helm of + kuruluş şeklindedir ve önünde sıkça be, remain veya take over kullanılır.

Alıştırma

“Bir kuruluşun en üst liderlik konumunda olmak” anlamına gelen resmî liderlik deyimiyle cümleyi tamamlayın: After the merger, Lina remained ____ the company.

Cevabı göster

at the helm of

At a time when Big Tech is being scrutinized over the power they hold. Kelime

1:56

Büyük teknoloji şirketlerinin sahip oldukları güç nedeniyle inceleme altında olduğu bir dönemde.

Kelime

Is being scrutinized over: sürmekte olan resmî inceleme

Is being scrutinized over, “bir şey nedeniyle şu anda çok yakından ve dikkatle inceleniyor” anlamına gelir. Bu cümlede Big Tech dışarıdan gelen ilginin hedefidir; over the power they hold ise bu ilgiye yol açan konuyu belirtir. Dil bilgisi yapısı şimdiki zamanın edilgen ve sürmekte olan biçimidir: is + being + geçmiş zaman ortacı. İncelemenin söz konusu dönemde devam ettiğini gösterir; over + isim öbeği endişe veya tartışma konusunu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle resmî haber İngilizcesiyle platformun gizlilik uygulamaları nedeniyle şu anda yakından incelendiğini söyler?

  1. The platform is being scrutinized over its privacy practices.
  2. The platform is being praised for its privacy practices.
  3. The platform is reviewing its privacy practices.
Cevabı göster

The platform is being scrutinized over its privacy practices.

He became the archetype of a kinder, calmer, gentler leader in tech.

2:00

O, teknolojide daha nazik, daha sakin, daha kibar bir liderin arketipi haline geldi.

Pichai earned an engineering degree at one of the Indian Institutes of Technology.

2:04

Pichai, Hindistan Teknoloji Enstitüleri'nden birinde mühendislik derecesi aldı.

The IITs are kind of like the Indian equivalent of MIT with an even lower acceptance rate, Kültür

2:09

IIT'ler, daha da düşük bir kabul oranına sahip MIT'nin Hindistan'daki eşdeğeri gibidir,

reportedly of 1% or 2%.

2:14

söylendiğine göre %1 veya %2.

Kültür

The IITs: bir grup olarak Hindistan Teknoloji Enstitüleri

IITs, Indian Institutes of Technology adının çoğul kısaltmasıdır ve Hindistan’daki son derece seçici mühendislik ve teknoloji enstitülerinden oluşan bir grubu ifade eder. Bu cümlede the ile çoğul IITs birlikte tek bir okulu değil, grubun tamamını gösterir. MIT benzetmesi, uluslararası izleyiciye bu kurumların itibarı ve seçiciliği hakkında kabaca fikir verir. IIT’lerin MIT’nin bir parçası olduğu ya da bütün IIT kampüslerinin tek bir üniversite oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte The IITs neyi ifade ediyor?

  1. Hindistan’da IIT adlı tek bir üniversite
  2. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü
  3. Hindistan Teknoloji Enstitülerinden oluşan bir grup
  4. Bir mühendislik giriş sınavı
Cevabı göster

Hindistan Teknoloji Enstitülerinden oluşan bir grup

After Pichai graduated,

2:17

Pichai mezun olduktan sonra,

his ticket to America came in the form of a master's at Stanford. Deyimler

2:18

Amerika bileti Stanford'da bir yüksek lisans şeklinde geldi.

Deyimler

ticket to America came in the form of: bir hedefe giden yolu açıklamak

Buradaki ticket to America mecazidir. Gerçek bir seyahat bileti değil, onun Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmesini sağlayan fırsat veya yol anlamına gelir. Came in the form of, bu fırsatı sağlayan somut şeyi tanıtır: Stanford’da yüksek lisans eğitimi almak. Yeniden kullanılabilen bu kalıp önce bir varış noktası veya hedefi adlandırır, sonra somut aracı açıklar: someone's ticket to X came in the form of Y.

Alıştırma

Cümleyi ticket to ... came in the form of kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: For the young musician, her ____ a wider audience came ____ an invitation to perform at a major festival.

Cevabı göster

ticket to · in the form of

Going to a top grad school in the States

2:22

ABD'de en iyi bir yüksek lisans okuluna gitmek

is how many Indians land up in the land of opportunity. Notlar

2:24

birçok Hintlinin fırsatlar ülkesine ayak basma şeklidir.

Öbek fiiller

land up: end up anlamındaki bölgesel ifade

Burada land up, genellikle tek bir doğrudan hareketle değil, bir sürecin sonunda bir yere varmak veya bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Cümle, seçkin bir lisansüstü programda okumanın birçok Hintlinin sonunda ABD'ye ulaşmasını sağlayan bir yol olduğunu söylüyor. Bu kullanımda land, bir uçağın yere inmesi anlamına gelmez. land up, end up gibi işlev görür; ancak özellikle Hint İngilizcesiyle ve Britanya İngilizcesinden etkilenmiş bazı kullanımlarla ilişkilidir.

Alıştırma

Cümledeki land up ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. ABD'de arazi satın almak demektir.
  2. end up anlamına yakın bölgesel bir ifadeyle sonunda ABD'ye ulaşmak demektir.
  3. Bir uçağı ABD'ye indirmek demektir.
Cevabı göster

end up anlamına yakın bölgesel bir ifadeyle sonunda ABD'ye ulaşmak demektir.

Kültür

the land of opportunity: ABD için kullanılan kültürel bir adlandırma

The land of opportunity, Amerika Birleşik Devletleri için kullanılan geleneksel ve kültürel bir adlandırmadır. Ülkeyi, insanların çaba ve girişim yoluyla yaşamlarını veya sosyal konumlarını iyileştirebildiği bir yer olarak sunar. Bu ifade tarafsız bir gerçekten çok bir ideal veya ulusal anlatı taşır. Bu cümlede ABD'de eğitim görmeyi umut edilen bu fırsata giden bir yol olarak çerçeveler; ülkenin resmî adı değildir ve herkesin başarılı olacağına dair bir vaat de değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the land of opportunity esas olarak ne anlatıyor?

  1. Tarım arazilerinin herkese ücretsiz olduğu gerçek bir bölge.
  2. ABD'nin çabanın ilerlemeye yol açabileceği bir yer olduğu yönündeki kültürel ideal.
  3. Amerika Birleşik Devletleri'nin resmî yasal adı.
Cevabı göster

ABD'nin çabanın ilerlemeye yol açabileceği bir yer olduğu yönündeki kültürel ideal.

They appear to follow this well-trodden path. Deyimler

2:27

Onlar da çok gidilmiş bu yolu takip ediyor gibi görünüyorlar.

Deyimler

well-trodden path ifadesi

Bu cümlede well-trodden path, birçok kişinin daha önce izlediği tanıdık bir hareket tarzı veya yaşam yolu anlamına gelir. Bu bir mecazdır: path gerçek bir patikayı değil, yaşam, eğitim veya kariyerle ilgili bir dizi seçimi anlatır. İfade, yolun tahmin edilebilir ve denenmiş olduğunu düşündürebilir. Yolun iyi ya da kötü olduğunu tek başına belirtmez; onay, eleştiri veya tarafsızlık bağlamdan gelir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “birçok kişinin izlediği tanıdık bir yol” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. Instead of testing a new approach, the team followed a ____ that many other companies had used for years.

Cevabı göster

well-trodden path

They did their undergrad at a great school in India,

2:30

Hindistan'daki harika bir okulda lisans eğitimlerini aldılar,

got a master's in the US,

2:32

ABD'de yüksek lisans yaptılar,

where they studied STEM, Kültür

2:34

orada STEM okudular,

science, technology, engineering, and mathematics.

2:35

yani bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik.

Kültür

STEM: fen, teknoloji, mühendislik ve matematik

STEM, science, technology, engineering ve mathematics sözcüklerinin ilk harflerinden oluşturulan bir kısaltmadır. Bu cümlede STEM’den sonra gelen sözcükler, dinleyiciye kısaltmanın anlamını açıklar. Bu dört eğitim ve çalışma alanını kapsayan geniş bir addır. Yalnızca mühendislik anlamına gelmez ve burada bitkinin gövdesi gibi anlamları olan sıradan stem sözcüğü de değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek STEM kısaltmasının doğru açılımıdır?

  1. science, teaching, engineering, and media
  2. science, technology, engineering, and mathematics
  3. social studies, technology, economics, and medicine
Cevabı göster

science, technology, engineering, and mathematics

More than half of all international students in America pursued a STEM degree in the past academic year.

2:39

Amerika'daki tüm uluslararası öğrencilerin yarısından fazlası geçtiğimiz akademik yılda bir STEM derecesi peşindeydi.

American immigration favors people with specialized skills.

2:44

Amerikan göçmenlik sistemi uzmanlaşmış becerilere sahip kişileri tercih eder.

After Pichai graduated,

2:48

Pichai mezun olduktan sonra,

he went on an H-1B visa to work at consulting firm McKinsey. Kültür

2:49

H-1B vizesiyle McKinsey danışmanlık firmasında çalışmaya gitti.

The H-1B allows American companies to employ foreign workers,

2:53

H-1B, Amerikan şirketlerinin yabancı işçi çalıştırmasına izin veriyor

many of whom are in IT-related fields. Dilbilgisi

2:57

ki bunların çoğu bilişimle ilgili alanlardadır.

Kültür

H-1B visa: uzmanlık gerektiren işler için ABD çalışma vizesi

H-1B vizesi, normalde uzmanlık bilgisi ile ilgili bir diploma veya eşdeğer hazırlık gerektiren belirli işler için kullanılan bir ABD göçmen olmayan çalışma vizesi kategorisidir. Genellikle ABD'deki bir işveren çalışan adına başvuruda bulunur. Bu cümlede terim, onun McKinsey için yasal olarak çalışabilmesini sağlayan yolu açıklar. Turist vizesi, otomatik daimi oturum veya herhangi bir işveren için sınırsız çalışma izni anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda H-1B visa ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Kısa süreli turistik ziyaretler için ABD vizesi
  2. Uzmanlık gerektiren belirli işlerdeki çalışanlar için kullanılan, istihdama dayalı bir ABD vizesi kategorisi
  3. Amerika Birleşik Devletleri'nde otomatik daimi oturum statüsü
Cevabı göster

Uzmanlık gerektiren belirli işlerdeki çalışanlar için kullanılan, istihdama dayalı bir ABD vizesi kategorisi

Dilbilgisi

many of whom: bir grup hakkında ek bilgi verme

many of whom ifadesi, hemen önce sözü edilen çoğul kişi grubuna, yani foreign workers ifadesine döner. many of bu grubun içindeki çok sayıda kişiyi belirtir; whom ise of edatından sonra geldiği için kullanılır. Virgül, bunun ek ve zorunlu olmayan bilgi olduğunu gösterir. Yan cümle, çok sayıda yabancı işçiyle ilgili ortak bir bilgi ekler; Amerikan şirketlerinin hangi yabancı işçileri istihdam edebileceğini sınırlamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp şudur: çoğul kişi grubu, many of whom + fiil.

Alıştırma

Hangi tamamlama, bilim insanlarının büyük bir bölümü hakkında zorunlu olmayan bilgiyi aynı cümlede doğru biçimde ekler? The lab hired twenty scientists, ___ specialize in robotics.

  1. many of which
  2. many of them
  3. many of whom
Cevabı göster

many of whom

The US government awarded nearly 75% of these visas to Indians in 2020.

3:00

ABD hükümeti 2020'de bu vizelerin yaklaşık %75'ini Hintlilere verdi.

In comparison, China trailed far behind in second at 12%. Kalıp ifadeler

3:05

Buna kıyasla Çin, %12 ile ikinci sırada çok geride kaldı.

Kalıp ifadeler

trailed far behind: büyük farkla geride kalmak

Burada trailed, bir sıralamada veya sayısal karşılaştırmada geride olmak anlamına gelir. Özne, daha düşük performans gösteren taraftır; daha güçlü taraf veya karşılaştırma ölçütü ifadeden sonra belirtilebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir. Far, behind sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu yüzden trailed far behind, Çin'in yalnızca ikinci olduğunu değil, aradaki farkın da büyük olduğunu gösterir. İfade, göreli konum ile farkın büyüklüğünü kısa biçimde birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi trail far behind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the survey, Brand A had 68% support, while Brand B had 19% and ____.

Cevabı göster

trailed far behind

The fact that so many Indians can speak English is a tremendous advantage in the West,

3:10

Çok sayıda Hintlinin İngilizce konuşabiliyor olması Batı'da büyük bir avantaj,

and they're comfortable with American business culture,

3:15

ve Amerikan iş kültürüne kolayca uyum sağlıyorlar,

possibly because it mirrors the thriving IT industry back home in Bangalore, Chennai, and Hyderabad.

3:17

belki de bu durum memleketleri Bangalore, Chennai ve Haydarabad'daki gelişen bilişim endüstrisini yansıttığı içindir.

They're also more likely to want to work overseas.

3:23

Ayrıca yurtdışında çalışma istekleri daha muhtemel.

80% of Chinese international students return to China after graduating,

3:27

Çinli uluslararası öğrencilerin %80'i mezun olduktan sonra Çin'e dönüyor,

according to China's Ministry of Education.

3:31

Çin Eğitim Bakanlığı'na göre.

Chinese entrepreneurs prefer starting their own companies at home.

3:33

Çinli girişimciler kendi ülkelerinde şirket kurmayı tercih ediyorlar.

Alibaba is known as the Amazon of China. Anlatım akışı

3:37

Alibaba, Çin'in Amazon'u olarak biliniyor.

Anlatım akışı

known as the Amazon of China: Çin'in Amazon'u olarak bilinen

be known as the X of Y yapısında X, dinleyicinin bildiği bir referans noktasıdır; Y ise öznenin benzer bir rol oynadığı yeri veya alanı belirtir. Alibaba'ya the Amazon of China denmesi, onu hızla Çin'in büyük bir e-ticaret şirketi olarak konumlandırır. Bu bir benzetmedir; sahiplik veya bire bir tam eşitlik iddiası değildir. Yapı, dinleyicinin zaten bildiği bir şey üzerinden yabancı bilgiyi düzenler ancak aradaki birçok farkı açıklamadan bırakır.

Alıştırma

Benzetmeye dayalı bir adlandırmayı tanıtmak için known as ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. NovaPay is known as the PayPal of its home market.
  2. NovaPay is known for its fast customer service.
  3. NovaPay is known to many online shoppers.
Cevabı göster

NovaPay is known as the PayPal of its home market.

Tencent owns the messaging app WeChat,

3:40

Tencent, mesajlaşma uygulaması WeChat'in sahibi,

used by 1.2 billion people.

3:42

1,2 milyar insan tarafından kullanılıyor.

Huawei is one of the giants of the tech industry.

3:45

Huawei teknoloji endüstrisinin devlerinden biridir.

China's transition from a manufacturing hub to a tech hotbed has largely been driven by government policy. Notlar

3:48

Çin'in bir üretim merkezinden bir teknoloji yatağına geçişi büyük ölçüde hükümet politikası tarafından yönlendirildi.

Anlatım akışı

üretim merkezinden teknoloji faaliyetlerinin geliştiği bir odağa geçiş

transition from A to B isim kalıbı, bir durumdan başka bir duruma geçiş sürecini adlandırır. Bu cümlede A, Çin'in önceki ekonomik rolünü; B ise daha yeni rolünü belirtir. Başlangıç noktasını from'dan, varış durumunu da to'dan sonra vermek önce-sonra karşıtlığını açıkça gösterir. Transition, devam eden veya aşamalı bir değişimi anlatır; tek başına imalat sektörünün ortadan kalktığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi transition from A to B isim kalıbıyla tamamlayın: The region is planning its ____ a mining economy ____ a renewable-energy economy.

Cevabı göster

transition from · to

Deyimler

a tech hotbed: teknoloji faaliyetlerinin hızla geliştiği bir odak

Bu cümlede a tech hotbed, teknoloji şirketlerinin, yatırımların, fikirlerin ve yeni projelerin yoğun biçimde toplandığı ve hızla geliştiği bir yerdir. Hotbed bir mecazdır: kelimenin gerçek anlamıyla ısıtılmış bir yatağı değil, bir faaliyetin büyümesine yardımcı olan koşulları anlatır. Bu kelime kendiliğinden olumlu değildir. Tonu, neyi anlattığına bağlıdır: a hotbed of innovation olumlu duyulabilirken a hotbed of corruption açıkça olumsuzdur.

Alıştırma

Hangi cümle, robotik faaliyetlerinin Riverton'da yoğunlaştığını ve geliştiğini en açık biçimde belirtir?

  1. Riverton has opened a small robotics exhibit.
  2. Riverton imports robots from another city.
  3. Riverton has become a hotbed of robotics innovation.
Cevabı göster

Riverton has become a hotbed of robotics innovation.

Dilbilgisi

has largely been driven by: zaman içinde başlıca neden

has largely been driven by yapısındaki has been driven, present perfect'in edilgen biçimidir: dönüşüm, nedensel gücün etkilediği unsurdur ve by'dan sonraki isim bu gücün kaynağını belirtir. Burada hükümet politikası, günümüze kadar uzanan bir dönem boyunca dönüşümün arkasındaki başlıca etken olarak sunulur. Largely, tamamen değil, çoğunlukla veya büyük ölçüde anlamına gelir. Böylece güçlü bir neden-sonuç bağlantısı kurulur, ancak başka etkenlere de yer bırakılır. X has largely been driven by Y kalıbı, sürmekte olan veya hâlâ önem taşıyan bir değişimi analitik yazılarda açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Başlıca fakat tek olmayan bir nedeni göstermek için cümleyi drive fiilinin present perfect edilgen biçimi ve largely ile tamamlayın: The city's rapid expansion ____ demand for new housing.

Cevabı göster

has largely been driven by

In the late 70s,

3:54

70'lerin sonlarında,

Chinese leader Deng Xiaoping encouraged foreign businesses to set up offices in China, Öbek fiiller

3:55

Çinli lider Deng Xiaoping yabancı işletmeleri Çin'de ofis açmaya teşvik etti,

Öbek fiiller

set up offices: iş yerleri kurmak

set up offices ifadesinde set up, iş yerleri kurmak ve onları faaliyete hazır hâle getirmek anlamına gelir. Offices nesnedir; dolayısıyla yabancı işletmeler yalnızca bir odadaki eşyaları düzenlemiyor, Çin'de kurumsal bir varlık oluşturuyor. Başka durumlara aktarılabilen kalıp set up + an office/offices/a branch/operations + yer bildiren bir ifadedir. Genellikle bir pazara girmeyi veya yeni bir bölgeye açılmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “iş yerleri kurmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: To serve customers across the region, the company plans to ____ in three cities.

Cevabı göster

set up offices

which fostered a startup environment.

4:00

bu da bir girişimcilik ortamını besledi.

On the other hand, Anlatım akışı

4:02

Öte yandan,

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak On the other hand

On the other hand, konunun farklı veya karşıt bir yönünü sunar. Burada dinleyiciye, anlatımın bir ülkenin durumundan başka bir ülkedeki karşıt bir duruma geçtiğini bildirir. Bir söylem belirteci olarak yeni bilginin önceki bilgilerle ilişkisini gösterir: Bu, yalnızca sıradaki bilgi değil, konunun başka bir yönüdür.

Alıştırma

Cümleyi, başka bir yön sunan dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to work.

Cevabı göster

On the other hand

India has a problem of too much talent leaving the country for good. Deyimler

4:03

Hindistan, çok fazla yeteneğin ülkeyi temelli terk etmesi gibi bir soruna sahip.

Deyimler

Kalıcı olarak anlamındaki for good

Bu cümlede for good kalıcı olarak anlamına gelir: Yetenekli insanlar ülkeden ayrılır ve yeniden orada yaşamak için dönmeleri beklenmez. Bu, kalıplaşmış bir deyimdir; bu nedenle good burada fayda, nezaket veya ahlaki iyilik anlamına gelmez. İfade genellikle kesin bir ayrılışı, kapanışı veya bitişi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi kalıcı olarak anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After years of damage, the unsafe bridge was closed ____.

Cevabı göster

for good

It has the highest number of migrants living abroad at 17 and a half million,

4:07

Yurtdışında yaşayan 17,5 milyon göçmenle en yüksek sayıya sahip,

according to the UN.

4:11

BM'ye göre.

And more Indians gave up their passports to become naturalized American citizens in 2020 than the Chinese, Kültür

4:13

Ve 2020'de, Çinlilerden daha fazla Hintli Amerikan vatandaşı olmak için pasaportlarından vazgeçti,

Kültür

sonradan ABD vatandaşlığına kabul edilen kişiler

Naturalized American citizens, doğuştan ABD vatandaşlığına sahip kişilerden farklı olarak, yasal vatandaşlığa kabul süreciyle ABD vatandaşı olan kişileri ifade eder. Bu cümlede ifade, vatandaşlığın hukuki statüsündeki bir değişikliği belirtir; yalnızca ABD'de yaşama veya çalışma izni olan kişileri anlatmaz. Cümle, pasaportlardan vazgeçmeyi ABD vatandaşı olmakla ilişkilendiriyor; ancak naturalized tek başına kişinin önceki vatandaşlığından vazgeçmek zorunda kaldığını göstermez. Çifte vatandaşlık kuralları ülkeye ve duruma göre değişir.

Alıştırma

Aşağıdaki kişilerden hangisi naturalized American citizen olarak doğru biçimde tanımlanabilir?

  1. ABD'de süresiz yaşama izni alan ancak vatandaş olmayan biri
  2. Doğuştan ABD vatandaşı olan biri
  3. Yasal vatandaşlığa kabul süreciyle ABD vatandaşı olan biri
Cevabı göster

Yasal vatandaşlığa kabul süreciyle ABD vatandaşı olan biri

continuing the trend from past years.

4:19

geçmiş yıllardan gelen eğilimi sürdürerek.

However,

4:21

Ancak,

the brain drain from India may be starting to recede. Kültür

4:22

Hindistan'dan beyin göçü azalmaya başlıyor olabilir.

Kültür

beyin göçü

Brain drain, yüksek eğitimli veya uzmanlık sahibi kişilerin daha iyi fırsatlar için bir ülke ya da bölgeden başka bir yere taşınması sonucunda yaşanan büyük ölçekli yetenek kaybıdır. Bu cümlede from India, yetenek kaybeden yerin Hindistan olduğunu gösterir. İfade, göçü geride bırakılan yerin bakış açısından sunar ve genellikle ekonomik veya toplumsal bir zararı ima eder. Beyinde gerçek bir sorun anlamına gelmez ve tek bir kişinin taşınmasından daha geniş bir olguyu anlatır.

Alıştırma

Yüksek vasıflı kişilerin göç yoluyla kaybedilmesini ifade eden iki sözcüklü İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: When many doctors and engineers move abroad, their home country may suffer a ____.

Cevabı göster

brain drain

An increasing number of home-grown Indian startups are becoming unicorns, Kültür

4:25

Giderek artan sayıda yerel Hintli girişim unicorn haline geliyor,

meaning the companies are valued at $1 billion or more.

4:30

yani bu şirketlerin değeri 1 milyar dolar veya daha fazla.

Kültür

startup haberlerinde unicorns

Burada unicorns, değeri 1 milyar ABD doları veya daha fazla olan halka açık olmayan startup şirketlerini anlatan bir iş dünyası terimidir. Virgülden sonraki bölüm, terimi bu cümlede doğrudan tanımlar. Kelime mitolojik bir hayvanı değil, nadir görülen bir değerleme statüsünü belirtir. Bir şirket hâlâ halka açık değilken tahmini değeri bu eşiğe ulaşırsa unicorn olarak adlandırılabilir.

Alıştırma

Bir iş dünyası makalesinde unicorn en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. Yıllık 1 milyar ABD doları kâr eden herhangi bir teknoloji şirketi
  2. Şirket logosu olarak kullanılan hayalî bir hayvan
  3. Değeri 1 milyar ABD doları veya daha fazla olan halka açık olmayan bir startup
  4. Hisseleri zaten halka arz edilmiş bir startup
Cevabı göster

Değeri 1 milyar ABD doları veya daha fazla olan halka açık olmayan bir startup

The data platform Tracxn tells NewsThink India created 47 unicorns in 2021,

4:33

Veri platformu Tracxn'ın NewsThink'e verdiği bilgiye göre Hindistan 2021'de 47 unicorn yarattı,

a significant jump from the 17 in 2020 and even less in years past. Kalıp ifadeler

4:40

2020'deki 17'ye ve geçmiş yıllardaki daha da az sayıya kıyasla önemli bir sıçrama.

Kalıp ifadeler

a significant jump from + başlangıç değeri

a significant jump from ifadesi, mevcut sayıyı daha önceki veya daha düşük bir başlangıç değerine kıyasla büyük bir artış olarak sunar. Buradaki jump mecazidir; fiziksel bir sıçramayı değil, hızlı veya belirgin bir artışı anlatır. from edatı karşılaştırmanın başlangıç noktasını belirtir. Mevcut ya da yeni değer yakındaki metinden anlaşılmalıdır; ifade a jump from 17 to 47 gibi tam bir yapıda da kullanılabilir.

Alıştırma

Daha önceki bir başlangıç değerine göre büyük artışı belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Online orders reached 9,000 this month, ____ 5,500 last month.

Cevabı göster

a significant jump from

The tech ecosystem is being bolstered by powerful investment firms such as SoftBank that have been pumping money into Indian startups. Deyimler

4:45

Teknoloji ekosistemi, Hintli girişimlere para pompalayan SoftBank gibi güçlü yatırım firmaları tarafından destekleniyor.

Deyimler

“pump money into”: büyük ve sürekli yatırım yapmak

“Pump money into”, bir şirkete, sektöre veya projeye çoğu zaman tekrarlı olarak ya da belirli bir süre boyunca büyük miktarda para aktarmak anlamına gelir. Buradaki “have been pumping money into”, şirketlerin Hint girişimlerine yaptığı yatırımın büyük ve devamlı olduğunu gösterir. “Pump” fiili burada mecazidir. Paranın güçlü bir akışla içeri girdiği görüntüsünü oluşturur; bu nedenle ifade, yalnızca “invest” demekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şirketin yeni bir sektöre tekrar tekrar büyük miktarda para aktardığını en doğal biçimde vurgular?

  1. The company is pumping money into renewable energy startups.
  2. The company funds a renewable energy startup.
  3. The company invests in renewable energy startups.
Cevabı göster

The company is pumping money into renewable energy startups.

But in order to entice more people to remain in their native country, Kalıp ifadeler

4:53

Ancak daha fazla insanı memleketlerinde kalmaya ikna etmek için,

Kalıp ifadeler

“entice someone to do something”: zorlamadan, cazip bir şeyle yöneltmek

“Entice someone to do something”, çekici bir şey sunarak bir kişiyi belirli bir eylemi yapmaya yöneltmek veya ikna etmek anlamına gelir. Bu cümlede “more people”, “entice” fiilinin nesnesidir; “to remain” ise çekici hâle getirilmeye çalışılan eylemi belirtir. “Entice”, zorlama veya yalnızca rica etme değil, bir yarar ya da çekici koşul yoluyla motive etme anlamı taşır. Burada daha rekabetçi ücret, kişinin kendi ülkesinde kalmasını cazip hâle getirebilecek teşviktir.

Alıştırma

“Çekici bir şey aracılığıyla yöneltmek” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: The scholarship may ____ more students to study abroad.

Cevabı göster

entice

salaries will have to catch up with those in the West. Öbek fiiller

4:56

maaşların Batı'dakileri yakalaması gerekecek.

Öbek fiiller

catch up with: geriden gelerek farkı azaltmak

Bu cümlede catch up with, geride olan bir şey ile daha yüksek bir karşılaştırma düzeyi arasındaki farkı azaltmak demektir. Maaşlar şu anda daha düşüktür ve Batı'daki maaşlara yaklaşmaları gerekir. Kalıp catch up with + kişi, grup, düzey veya standart şeklindedir. Geriden ilerlemeyi anlatır; tek başına iki tarafın zaten eşit olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir girişimin satışları hâlâ rakiplerininkinden düşük, ancak aradaki fark azalıyor. Bu değişimi en iyi hangi ifade anlatır?

  1. keep up with
  2. catch up with
  3. match
Cevabı göster

catch up with

The average American tech worker earns around $98,000 a year,

4:59

Ortalama bir Amerikan teknoloji çalışanı yılda yaklaşık 98.000 dolar kazanıyor,

according to the online recruiting platform Dice.

5:03

çevrimiçi işe alım platformu Dice'a göre.

Tech salaries in India vary greatly,

5:05

Hindistan'daki teknoloji maaşları büyük farklılıklar gösteriyor,

but the job site Indeed pegs the median salary at $20,000 US, Kelime

5:08

ancak iş bulma sitesi Indeed medyan maaşı 20.000 ABD doları olarak belirliyor,

Kelime

pegs the median salary at: tahmini bir rakam bildirmek

Burada pegs the median salary at $20,000, medyan maaşı 20.000 dolar olarak tahmin etmek veya bildirmek demektir. Bu rakamın kaynağı Indeed'dir; ifade fiziksel olarak bir şeyi sabitlemek anlamına gelmez ve maaşların ne kadar olması gerektiğine Indeed'in karar verdiğini de zorunlu olarak göstermez. Haber dilindeki kalıp peg + rakam, değer, maliyet, oran veya toplam + at + tutar şeklindedir. Bir kaynağın ilgili düzeye ilişkin değerlendirmesini aktarır.

Alıştırma

The report pegs the cost at $3 million. cümlesinde pegs the cost at ne anlama gelir?

  1. maliyeti 3 milyon dolar olarak tahmin eder veya bildirir
  2. maliyeti resmî olarak en fazla 3 milyon dolarla sınırlar
  3. maliyetin üzerine fiziksel olarak 3 milyon dolarlık bir etiket yapıştırır
Cevabı göster

maliyeti 3 milyon dolar olarak tahmin eder veya bildirir

going up to as much as $33,000

5:12

ve bu rakam 33.000 dolara kadar çıkıyor

which makes them some of the top earners in their country,

5:14

ki bu onları ülkelerinde en çok kazananlardan biri yapıyor,

but still far less than what they'd make in the States. Dilbilgisi

5:17

ancak yine de Amerika'da kazanacaklarından çok daha az.

Dilbilgisi

far less than what they'd make in the States: Amerika Birleşik Devletleri'nde kazanacaklarından çok daha az

Far, less than yapısını güçlendirir: Bir miktarın yalnızca daha az olduğunu değil, aradaki farkın büyük olduğunu belirtir. Burada gerçek kazançları, Amerika Birleşik Devletleri'nde çalışsalardı kazanacakları varsayılan daha yüksek miktarla karşılaştırılır. What they'd make içinde make para kazanmak, they'd ise they would anlamındadır; what da kazanacakları miktarı belirtir. What they'd make, varsayımsal bir miktarı adlandıran isim öbeğidir; soru değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın mevcut maaşının Amerika Birleşik Devletleri'nde kazanacağı maaştan çok daha düşük olduğunu söyler?

  1. Maya earns exactly what she'd make in the States.
  2. Maya earns slightly more than what she'd make in the States.
  3. Maya earns far less than what she'd make in the States.
Cevabı göster

Maya earns far less than what she'd make in the States.

As salaries grow along with India's startup boom,

5:20

Hindistan'ın girişimcilik patlamasıyla birlikte maaşlar arttıkça,

this could have implications for the number of exceptional individuals desiring to move abroad. Kalıp ifadeler

5:23

bu durum yurtdışına taşınmak isteyen istisnai bireylerin sayısı üzerinde etkilere sahip olabilir.

Kalıp ifadeler

could have implications for: üzerinde etkileri olabilir

Could have implications for, bir şeyin başka bir şey üzerinde etkileri veya sonuçları olabileceği anlamına gelir. Bu sonuçlar dolaylı ya da henüz belirsiz olabilir; bu nedenle ifade, bir şeyin diğerine kesinlikle yol açacağını iddia etmez. Yapı X could have implications for Y biçimindedir. Y, etkilenebilecek alanı, grubu, planı veya sonucu belirtir. Bu cümlede Y, yurt dışına taşınmak isteyen çok yetenekli kişilerin sayısıdır.

Alıştırma

Bir şeyin başka bir şey üzerinde sonuçları olabileceğini belirten hedef analitik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A longer school day ____ after-school transportation.

Cevabı göster

could have implications for

The one thing that the CEOs of tech giants have in common Kalıp ifadeler

5:29

Teknoloji devlerinin CEO'larının ortak noktalarından biri

is their strong background in engineering.

5:32

güçlü mühendislik geçmişleridir.

Kalıp ifadeler

have in common: ortak bir özelliğe sahip olmak

Have something in common, iki veya daha fazla kişi ya da şeyin aynı özelliği paylaşması demektir. Bu cümlede karşılaştırılan grup CEO'lardır; paylaşılan özellik ise güçlü bir mühendislik geçmişidir. The one thing that X have in common is Y kalıbı, çeşitli karşılaştırmaları tek bir sonuçta toplar: önce ortak noktayı ortaya koyar, ardından is sonrasında bunun ne olduğunu belirtir. Buradaki in common, “herkese açık şekilde” veya “genellikle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “paylaşmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The one feature these phones ____ is long battery life.

Cevabı göster

have in common

If you wanted to improve your STEM skills, Ton ve niyet

5:34

STEM becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız,

my sponsor Brilliant can help you achieve your goals.

5:36

sponsorum Brilliant hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.

Ton ve niyet

If you wanted to ... can help: hedefi ve çözümü nazikçe sunmak

If you wanted to, sona ermiş geçmiş bir isteği değil, şu anda mümkün olan bir isteği ortaya koyar. wanted geçmiş biçimi burada kiplik uzaklığı yaratır; dinleyicinin hedefini isteğe bağlı gösterir ve tonu daha az baskıcı yapar. Ardından gelen my sponsor Brilliant can help you achieve your goals ana cümlesi, hizmeti olası bir araç olarak sunar. İki bölüm birlikte dinleyicinin hedefinden sunulan çözüme geçer; bu, yumuşak tanıtımlarda yaygın bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle şimdiki bir öneriyi nazik ve varsayımsal biçimde sunarken olası bir çözüm de önerir?

  1. Build your coding skills; this course will guarantee success.
  2. If you wanted to build your coding skills, this course can help you reach that goal.
  3. If you had wanted to build your coding skills, this course could have helped you reach that goal.
Cevabı göster

If you wanted to build your coding skills, this course can help you reach that goal.

Brilliant is a website and app that lets you tackle math, science, and computer science concepts

5:40

Brilliant; matematik, bilim ve bilgisayar bilimi kavramlarını ele almanızı sağlayan bir web sitesi ve uygulamadır.

in a fun and hands-on way. Kelime

5:45

hem de eğlenceli ve uygulamalı bir şekilde.

Kelime

hands-on: yaparak öğrenme

Hands-on, yalnızca okumak veya dinlemek yerine doğrudan eylem, uygulama ya da deney yapmayı ifade eder. In a hands-on way ifadesinde kişi fikirler veya görevler üzerinde etkin biçimde çalışarak öğrenir. Burada kavramların nasıl öğrenildiğini anlatmak için fun ile eş görevli kullanılan birleşik bir sıfattır. Başka durumlara aktarılabilen yapı hands-on + isim biçimindedir; hands-on training ve hands-on experience buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi doğrudan uygulamaya dayalı anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The workshop gives new staff ____ experience with the equipment.

Cevabı göster

hands-on

You can develop your critical thinking skills through their recently updated logic course

5:47

Matematiksel akıl yürütmenin temelini oluşturan

that forms the basis for mathematical reasoning. Kalıp ifadeler

5:51

ve yakın zamanda güncellenen mantık kursları ile eleştirel düşünme becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

forms the basis for: bir şeyin temel olduğunu göstermek

X forms the basis for Y yapısı, X’in Y’nin geliştirilmesini, desteklenmesini veya anlaşılmasını sağlayan temeli oluşturduğu anlamına gelir. Cümlede mantık dersi X, matematiksel akıl yürütme ise Y’dir. Forms, tekil özne course ile uyumludur. for edatı, bu temele dayanan veya bu temelden gelişen şeyi getirir. Bu yapı fikirler, sistemler ve beceriler arasındaki ilişkileri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi temelini sağlar anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Reliable evidence ____ sound public policy.

Cevabı göster

forms the basis for

Or you can jump right in to their popular mathematical fundamentals course Öbek fiiller

5:54

Veya popüler matematiksel temeller kursuna hemen atlayabilir,

to master algebra, logic, and number theory.

5:57

cebir, mantık ve sayılar teorisinde ustalaşabilirsiniz.

Öbek fiiller

Hemen başlamayı anlatan jump right in

Bu cümlede jump right in, “daha fazla giriş açıklaması beklemeden kursa hemen başlamak” anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; fiziksel olarak zıplamak söz konusu değildir. Temel ifade olan jump in, “katılmak veya başlamak” demektir. Right anlamı güçlendirerek başlangıcın doğrudan ve hemen olduğunu vurgular. Aynı ifade birini etkinliğe başlamaya, tartışmaya katılmaya veya bir görevi denemeye teşvik edebilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “beklemeden hemen başlamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Your account is ready, so ____ with the first lesson.

Cevabı göster

jump right in

There's something for everyone,

6:00

Herkes için bir şeyler var,

whether it's the foundations of computer science Dilbilgisi

6:02

ister bilgisayar biliminin temelleri olsun

or learning about cryptocurrency.

6:04

ister kripto paralar hakkında bilgi edinmek olsun.

Dilbilgisi

Bir aralık sunmak için whether it's ... or ...

Bu cümlede whether it's A or B, önceki There's something for everyone ifadesinin kapsadığı iki farklı örnek verir. Konuşan kişi mevcut konu çeşitliliğini gösterir; dinleyiciden bunlardan birini seçmesini istemez. whether A or B kalıbı, ana ifadenin her iki alternatif için de geçerli olduğunu anlatır. Buradaki whether, if gibi bir koşul değildir; örnekleri tek bir genel düşüncenin altında düzenler.

Alıştırma

Tek bir genel ifadenin iki ilgi alanını kapsadığını gösteren ikili yapıyı tamamlayın: The library has something for everyone, ____ you enjoy history ____ science fiction.

Cevabı göster

whether · or

If you're stuck on a question or get an incorrect answer, Kalıp ifadeler

6:06

Bir soruda takılırsanız veya yanlış bir cevap alırsanız,

Kalıp ifadeler

be stuck on a question: bir soruda takılıp kalmak

Be stuck on a question, belirli bir soruda ilerleyememek demektir. Buradaki stuck mecazidir; on, ilerlemeyi durduran ögeyi gösterir, bir şeyin fiziksel olarak bir yüzeye yapışmasını değil. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be stuck on + belirli bir soru, sorun, adım veya ayrıntıdır. Get stuck on aynı tamamlayıcıyı alır ancak bu engellenmiş duruma girme sürecini anlatır.

Alıştırma

Belirli bir ögede ilerleyememek anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I'm ____ the last question and need a hint.

Cevabı göster

stuck on

you can read the explanation to see where you went wrong. Deyimler

6:09

nerede hata yaptığınızı görmek için açıklamayı okuyabilirsiniz.

Deyimler

went wrong: hatanın başladığı noktayı bulmak

See where you went wrong ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Go wrong kalıbı, bir süreçte hata yapmak veya yanlış bir adım atmak anlamına gelir; yanlış yöne doğru hareket etmeyi anlatmaz. Buradaki where, hatanın gerçekleştiği noktayı veya adımı belirtir; mutlaka fiziksel bir yer değildir. Bu ifade, dikkati yalnızca yanlış olan son cevaptan o cevabı ortaya çıkaran akıl yürütme sürecine taşır.

Alıştırma

Hangi ifade, bir kişiden akıl yürütmesinin yanlış hâle geldiği adımı bulmasını ister?

  1. see where you left the answer
  2. see whether the answer is wrong
  3. see where you went wrong
Cevabı göster

see where you went wrong

Brilliant is free to sign up

6:11

Brilliant'a kaydolmak ücretsizdir,

if you head to the custom link in my description,

6:13

açıklamamdaki özel bağlantıya giderseniz:

brilliant.org/newsthink.

6:15

brilliant.org/newsthink.

And the first 200 of you to sign up with my link

6:18

Ve bağlantımla kaydolan ilk 200 kişi,

will receive 20% off Brilliant's annual premium subscription, Kelime

6:20

Brilliant'ın tüm kurslarının kilidini açan

Kelime

receive 20% off: nihai fiyat değil, indirim

Bu cümlede receive 20% off, normal fiyatın %20'si kadar indirim kazanmak demektir. İndirim oranı %20 olduğundan müşteri temel fiyatın %80'ini öder, %20'sini değil. receive + miktar + off + ürün veya hizmet yapısı, indirimi müşteriye verilen bir avantaj olarak sunar. Burada off, fiyattan bir miktarın düşülmesini belirtir; uzakta veya kapalı anlamına gelmez.

Alıştırma

'Early subscribers receive 20% off the annual plan,' cümlesinde 20% off ne anlama gelir?

  1. Orijinal fiyatın %20'sine eşit bir nihai fiyat.
  2. %20 daha kısa bir abonelik süresi.
  3. Orijinal fiyattan %20 indirim; yani vergi veya ücretlerden önce %80 ödeme.
Cevabı göster

Orijinal fiyattan %20 indirim; yani vergi veya ücretlerden önce %80 ödeme.

which unlocks all of the courses.

6:25

yıllık premium aboneliğinde %20 indirim kazanacak.

Thanks for watching.

6:27

İzlediğiniz için teşekkürler.

For NewsThink,

6:28

NewsThink için,

I'm Cindy Pom.

6:29

ben Cindy Pom.