Yapay zeka suçları çözebilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
902 kelime 160 kel/dk

Video özeti: BBC sunucuları, yapay zekânın polisin çok miktarda kanıtı incelemesine ve yararlı örüntüleri daha hızlı bulmasına nasıl yardımcı olabileceğini ele alıyor. Gizlilik ve bilgiye erişim sorunlarını da değerlendirerek yapay zekânın yakın zamanda insan dedektiflerin yerini almasının pek olası olmadığı sonucuna varıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where you're coming from. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin bir kişinin coğrafi olarak nereden geldiğini değil, bakış açısını veya görüşünün arkasındaki deneyimleri sorduğunu anlamak; samimi konuşmalarda karşı tarafın yaklaşımını öğrenmek ya da doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek için kullanmak. 2. get real-time insight. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Teknoloji ve iş dünyasında, olaylar gerçekleşirken yararlı analiz veya kavrayış elde etmeyi anlatan yaygın bir ifadeyi tanımak; araçların verileri hızla kararları destekleyen bilgilere dönüştürmesini açıklarken kullanmak. 3. It's unlikely / would ever — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu iki ögeyi bir arada kullanarak bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu, impossible kadar kesin konuşmadan ve temkinli biçimde öngörmek; özellikle riskleri, gelecekteki değişimleri veya teknolojinin insanların yerini alma ihtimalini tartışmak.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello,

0:07

Merhaba,

and welcome to 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

ve BBC Learning English'ten 6 Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:13

Ve ben Neil.

Don't forget that you can find a transcript and a quiz for this episode on our website,

0:14

Bu bölümün dökümünü ve testini web sitemizde bulabileceğinizi unutmayın,

bbclearningenglish.com.

0:18

bbclearningenglish.com.

Now, today, Neil,

0:21

Bugün Neil,

we're talking all about solving crime.

0:22

tamamen suç çözme hakkında konuşuyoruz.

Do you think you'd be a good detective? Dilbilgisi

0:25

İyi bir dedektif olabileceğini düşünüyor musun?

Dilbilgisi

Do you think you'd be ...?: varsayımsal bir öz değerlendirme sormak

Do you think + özne + would be ...? kalıbı, karşınızdaki kişinin hayali bir rol veya durum hakkındaki değerlendirmesini sorar. Burada you'd, you would anlamındadır: kişiden iyi bir dedektif olup olmayacağını tahmin etmesi istenir; şu anda dedektif olup olmadığı sorulmaz. Bu kalıp Are you a good detective? sorusundan daha yumuşak ve açık uçludur; rolü varsayımsal olarak sunar ve mevcut bir gerçeği kontrol etmek yerine görüş ister.

Alıştırma

Bir kişiden gelecekte üstlenebileceği bir rolde nasıl performans göstereceğini değerlendirmesini doğal biçimde isteyen soru hangisidir?

  1. Were you a good team leader?
  2. Are you a good team leader?
  3. Do you think you'd be a good team leader?
Cevabı göster

Do you think you'd be a good team leader?

Actually, no, Beth.

0:27

Aslında hayır, Beth.

I think uh my brain's not very good with details. Kalıp ifadeler

0:29

Sanırım, beynim detaylar konusunda pek iyi değil.

Kalıp ifadeler

good with details: ayrıntılı bilgileri iyi işlemek

Be good with + isim, bir kişinin o tür insanı, bilgiyi veya şeyi iyi idare ettiği, anladığı ya da etkili biçimde kullandığı anlamına gelir. Good with details, ayrıntıları fark edebilmek, hatırlayabilmek ve iyi işleyebilmek demektir. Not very, bu yeteneğin güçlü olmadığını belirtir. İfade gerçek anlamlı değildir; ayrıntılarla birlikte olmak demek değildir.

Alıştırma

Good sözcüğünü ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Alex rarely misses small errors because he is ____ details.

Cevabı göster

good with

Today,

0:33

Bugün,

we'll be talking about how artificial intelligence might help detectives and the police investigate crimes.

0:34

yapay zekanın dedektiflere ve polise suçları araştırmada nasıl yardımcı olabileceği hakkında konuşacağız.

But first,

0:41

Ama önce,

I have a question for you, Beth.

0:41

sana bir sorum var, Beth.

In the UK,

0:43

Birleşik Krallık'ta,

lots of people enjoy watching fictional detectives on TV.

0:44

birçok insan televizyonda kurgusal dedektifleri izlemekten keyif alıyor.

These programs are called murder mysteries Kültür

0:48

Bu programlara cinayet gizemleri deniyor

and tell the story of a detective solving a crime.

0:51

ve bir suçu çözen bir dedektifin hikayesini anlatıyor.

Kültür

murder mysteries: cinayetlerin çözüldüğü hikâyeler

Murder mystery, roman, film veya televizyon programlarında kullanılan bir tür adıdır. Kurmaca hikâye bir cinayetin araştırılmasına, ne olduğunun ortaya çıkarılmasına ve çoğu zaman katilin bulunmasına odaklanır. Çoğul biçim murder mysteries, bu türden birden fazla programı veya hikâyeyi ifade eder. Bu cümlede ifade, programları türlerine göre sınıflandırır. Yalnızca gizemli görünen gerçek cinayetleri ifade etmez.

Alıştırma

Bir roman, katili bulmak için ipuçlarını inceleyen bir dedektifi anlatıyor. Bu ne tür bir hikâyedir?

  1. A travel memoir
  2. A murder mystery
  3. A romantic comedy
Cevabı göster

A murder mystery

In 2020,

0:54

2020 yılında,

a magazine called The Radio Times asked readers who their favorite TV detective was.

0:55

The Radio Times adlı bir dergi okuyucularına en sevdikleri televizyon dedektifinin kim olduğunu sordu.

So,

1:02

Peki,

who do you think was the most popular?

1:02

sence en popüler olan kimdi?

Was it A,

1:04

A mıydı,

Sherlock Holmes,

1:05

Sherlock Holmes mu,

B,

1:06

B,

Hercule Poirot,

1:07

Hercule Poirot mu,

or C,

1:08

yoksa C,

Miss Marple?

1:09

Miss Marple mı?

Surely,

1:10

Kesinlikle,

it's Sherlock Holmes.

1:10

Sherlock Holmes'tür.

Well,

1:12

Pekala,

you sound very sure, Ton ve niyet

1:13

çok emin geliyorsun,

Ton ve niyet

you sound very sure: sound + sıfat

Sound + sıfat yapısı, “duyulan şeyden belirli bir izlenim vermek” anlamına gelir. You sound very sure ifadesinde sound bağ fiilidir; sure ise diğer kişinin ne kadar emin göründüğünü anlatır. Sound burada “ses çıkarmak” anlamında değildir. Konuşan kişi, diğer kişinin cevabının doğru olduğunu onaylamaz; cevapta hissedilen özgüvene tepki verir.

Alıştırma

Yanıtı sound + adjective yapısıyla tamamlayın: I know I passed the exam. — You ____ very sure about that.

Cevabı göster

sound

but I will reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:14

ama cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer: saklanan bir cevabı açıklamak

Reveal the answer, saklanmış, açıklanması ertelenmiş veya henüz duyurulmamış bir cevabı bilinir hâle getirmek demektir. Reveal, yalnızca cevabı söyleme eylemini değil, bilginin bilinmeyen durumdan bilinen duruma geçmesini vurgular. Bu cümlede cevap programın sonuna kadar saklanır. Bu nedenle ifade merak uyandırır ve cevabın planlanan bir anda açıklanacağını bildirir.

Alıştırma

Daha önce gizli tutulan bir cevabı açıklamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The quiz host has kept the answer secret and will ____ after the break.

Cevabı göster

reveal the answer

Now,

1:18

Şimdi,

when the police are investigating crimes in the real world, Anlatım akışı

1:18

polisler gerçek dünyada suçları araştırırken,

their techniques are often quite different from what we see on television.

1:21

teknikleri televizyonda gördüklerimizden genellikle oldukça farklıdır.

Anlatım akışı

in the real world: tasvirden gerçekliğe geçiş

Burada in the real world, açıklamanın yönünü değiştiren bir işaret görevi görür. Dinleyicinin dikkatini televizyondaki polislik tasvirinden gerçekte olanlara taşır ve ardından gelen karşıtlığı hazırlar. İfade; teori ile uygulama, simülasyon ile gerçek kullanım veya ideal bir plan ile gerçek koşullar arasındaki benzer karşıtlıkları düzenlemek için de kullanılabilir. Asıl görevi yalnızca fiziksel bir yer belirtmek değil, sonraki bilgiyi pratik gerçeklik olarak çerçevelemektir.

Alıştırma

Konuşmacı az önce ideal bir planı anlattı. Hangi cümle pratik gerçekliğe en açık biçimde geçiş yapar?

  1. In the real world, unexpected costs can change the plan.
  2. In the ideal plan, unexpected costs never occur.
  3. On television, unexpected costs can change the story.
Cevabı göster

In the real world, unexpected costs can change the plan.

Yes,

1:26

Evet,

solving crimes involves collecting and reviewing lots of evidence, Dilbilgisi

1:26

suçları çözmek, birçok delili toplamayı ve incelemeyi içerir,

Dilbilgisi

involves collecting and reviewing: involve + -ing biçimi

Bu cümlede involves, suçları çözme sürecinin parçası olan etkinlikleri tanıtır. Collecting ve reviewing, involve fiilinin tamamlayıcısı olarak kullanılan -ing biçimindeki isim-fiillerdir. Bir görev, süreç veya durumun hangi etkinlikleri içerdiğini anlatmak için involve + -ing kullanın. İki etkinliği and ile bağlarken collecting and reviewing örneğindeki gibi biçimleri paralel tutun.

Alıştırma

Bir işin neleri içerdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The job involves check the figures and writing a report.
  2. The job involves to check the figures and write a report.
  3. The job involves checking the figures and writing a report.
Cevabı göster

The job involves checking the figures and writing a report.

like DNA,

1:31

DNA,

fingerprints, or CCTV.

1:32

parmak izi veya güvenlik kameraları gibi.

All of this work takes a lot of time.

1:34

Tüm bu çalışmalar çok zaman alır.

So,

1:37

Peki,

can AI help police speed up the work and even solve crimes? Öbek fiiller

1:37

yapay zeka polise işi hızlandırmada ve hatta suçları çözmede yardımcı olabilir mi?

Öbek fiiller

speed up: bir süreci hızlandırmak

Speed up, “bir şeyin daha hızlı hareket etmesini veya gerçekleşmesini sağlamak” ya da “hızlanmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada speed up the work, polis işinin tamamlanması için gereken süreyi azaltmak demektir; up yön bildirmez, fiilin bir parçasıdır.

Alıştırma

İsteği speed up ve it zamiriyle tamamlayın: This app is slow. Can you speed ____?

Cevabı göster

it up

That's the question listener Alastair had for the BBC Radio 4 program

1:42

Bu, dinleyici Alastair'in BBC Radio 4 programı

The Artificial Human,

1:46

The Artificial Human için sorduğu soruydu,

and host Alex Krotoski wanted to know more.

1:48

ve sunucu Alex Krotoski daha fazlasını öğrenmek istedi.

So,

1:52

Peki,

Alastair,

1:52

Alastair,

why are you asking this question?

1:53

neden bu soruyu soruyorsun?

Tell us a little bit about yourself and where you're coming from. Deyimler

1:55

Bize biraz kendinden ve bakış açından (nereden geldiğinden) bahset.

Deyimler

where you're coming from: bir bakış açısının arka planı ve çıkış noktası

Bu röportaj sorusunda where you're coming from, kişinin bakış açısını şekillendiren geçmişi, deneyimleri veya düşünce temelini ifade eder. Sunucu, Alastair'dan gerçekten hangi yerden geldiğini değil, kendi bakış açısını açıklamasını istiyor. Burada where mecaz anlamda kullanılır: bir bakış açısının da bir “çıkış noktası” olduğu düşünülür. Benzer şekilde I see where you're coming from, “görüşünün temelini anlıyorum” demektir; mutlaka “katılıyorum” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişinin görüşü tartışılırken I see where you're coming from ne anlama gelir?

  1. Yolculuğunun başladığı yeri görebiliyorum.
  2. Hangi ülkede doğduğunu biliyorum.
  3. Bakış açının arkasındaki geçmişi ve gerekçeyi anlıyorum.
Cevabı göster

Bakış açının arkasındaki geçmişi ve gerekçeyi anlıyorum.

So,

1:58

Şöyle ki,

my name's Alastair

1:58

adım Alastair

and I'm a serving police officer. Kelime

1:59

ve görevdeki bir polis memuruyum.

Kelime

serving police officer: hâlen polis teşkilatında görev yapan kişi

Burada serving, bir kişinin resmî görevini hâlen sürdürdüğü anlamına gelir. A serving police officer, eski veya emekli bir polis değil, hâlen polis teşkilatının üyesi olan kişidir. Serving doğrudan police officer ifadesini niteler. Polis memurlarına hizmet sunan bir kişiyi anlatmaz.

Alıştırma

He is a serving police officer ne anlama gelir?

  1. Şu anda polis memuru olarak çalışıyor.
  2. Eskiden polis memuruydu, ancak emekli oldu.
  3. Polis memurlarına yemek servisi yapıyor.
Cevabı göster

Şu anda polis memuru olarak çalışıyor.

My background is with investigation.

2:01

Geçmişim (background) soruşturma üzerine.

I'm looking at artificial intelligence and thinking,

2:04

Yapay zekaya bakıyorum ve düşünüyorum,

what can it do for me? Ton ve niyet

2:07

benim için ne yapabilir?

Ton ve niyet

"what can it do for me?": pratik değeri sormak

What can it do for me? bir şeyin, fikrin veya hizmetin konuşana pratikte ne sağlayabileceğini sorar. Burada it, artificial intelligence ifadesine gönderme yapar; for me ise “benim ihtiyaçlarım veya işim açısından” demektir. Bu, bir değerlendirme sorusudur; bir kişiden hemen bir görev yapmasını istemez. Belirli bir durumda bir şeyin yararlı olup olmadığını değerlendirirken What can X do for me/us/our team? kalıbı uyarlanabilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız yeni bir planlama uygulaması hakkında "What can it do for me?" diye soruyor. Neyi öğrenmek istiyor?

  1. Uygulamanın pratik yardım veya fayda sağlayıp sağlayamayacağını
  2. Uygulamanın karşısındaki kişinin ofisinde tasarlanıp tasarlanmadığını
  3. Uygulamanın favori bir kullanıcısı olup olmadığını
Cevabı göster

Uygulamanın pratik yardım veya fayda sağlayıp sağlayamayacağını

Alex asks Alastair to explain where he's coming from.

2:09

Alex, Alastair'den nereden geldiğini (where he's coming from) açıklamasını istiyor.

This means explain his perspective or point of view.

2:13

Bu, onun bakış açısını veya görüşünü açıklamak anlamına gelir.

In informal English,

2:17

Gayri resmi İngilizce'de,

we'll often ask someone,

2:18

sık sık birine şöyle sorarız:

do you get where I'm coming from?

2:20

ne demek istediğimi anlıyor musun (do you get where I'm coming from)?

And we're asking whether they understand our opinion or perspective.

2:22

Ve onların bizim fikrimizi veya bakış açımızı anlayıp anlamadıklarını soruyoruz.

Alastair explains that he's interested in how artificial intelligence could help solve crimes

2:26

Alastair, yapay zekanın suçları çözmeye nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilendiğini açıklıyor,

because he's a police officer with a background in investigations. Kalıp ifadeler

2:32

çünkü soruşturma geçmişi olan bir polis memuru.

Kalıp ifadeler

"with a background in investigations": ilgili deneyimi anlatmak

With a background in + alan, o alanda ilgili eğitim, öğretim, iş veya uygulama deneyimi bulunan birini anlatır. Bu cümlede with a background in investigations, a police officer ifadesini niteler ve kişinin soruşturma bilgisinin kaynağını açıklar. Buradaki background, bir kişinin birikmiş deneyim ve niteliklerini ifade eder; kişinin arkasındaki fiziksel ya da görsel fonu anlatmaz. Bu ifade geniş bir mesleki profil sunar, ancak tek başına belirli bir belgeyi göstermez.

Alıştırma

Mesleki tanımı tamamlamak için dersteki ifadeyi aynen kullanın: Maya is a software designer ____ accessibility research.

Cevabı göster

with a background in

If you have a background in something,

2:36

Eğer bir konuda bir geçmişiniz (background) varsa,

it means most of your previous work or experience was related to something.

2:38

bu, önceki işinizin veya deneyiminizin çoğunun bir şeyle ilgili olduğu anlamına gelir.

For example,

2:42

Örneğin,

I work as a producer at BBC Learning English now,

2:43

şu anda BBC Learning English'te yapımcı olarak çalışıyorum,

making programs,

2:46

programlar hazırlıyorum,

but my background is in classroom teaching.

2:47

ama geçmişim sınıf öğretmenliğidir.

Alastair talks about using artificial intelligence for training

2:51

Alastair yapay zekayı eğitim için kullanmaktan bahsediyor

and asks,

2:55

ve soruyor,

what can it do for me?

2:56

benim için ne yapabilir (what can it do for me)?

This means,

2:58

Bunun anlamı,

how can artificial intelligence help or improve something?

2:59

yapay zeka bir şeye nasıl yardımcı olabilir veya onu nasıl geliştirebilir?

When a crime happens,

3:02

Bir suç meydana geldiğinde,

police officers have to collect and review a lot of information to find evidence. Kalıp ifadeler

3:04

polis memurları delil bulmak için pek çok bilgiyi toplamalı ve incelemelidir.

Kalıp ifadeler

collect and review: birbiriyle bağlantılı iki adım

Collect and review, iki fiili and ile bağlayarak iki aşamalı bir süreç anlatır: önce bilgi toplanır, sonra dikkatle incelenir. Bu cümlede polis, kanıtları belirleyebilmek için önce her iki işi de yapar. Buradaki review, mevcut bilgiyi incelemek ve değerlendirmek demektir. Bir şey hakkında kamuya açık bir görüş yazmak veya yayımlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki fiilli ifadeyle tamamlayın: Before reporting the results, the analysts must ____ all the survey responses.

Cevabı göster

collect and review

When you have a lot of information to review,

3:09

İncelemeniz gereken çok fazla bilgi olduğunda,

it can be difficult to know what's important

3:11

neyin önemli olduğunu bilmek

and find patterns which might be relevant to the crime. Kalıp ifadeler

3:14

ve suçla ilgili olabilecek kalıpları bulmak zor olabilir.

Kalıp ifadeler

relevant to the crime: dava açısından önemli bir bağlantı

Relevant to the crime, araştırılan suçla anlamlı bir bağlantısı olmak demektir. Bu örüntüler, olayı açıklamaya yardımcı olabileceği veya araştırmacıları yararlı kanıtlara yönlendirebileceği için dikkate değerdir. be relevant to + isim veya konu yapısında to, bilginin bağlantılı olduğu belirli meseleyi tanıtır. Aynı yapı, bir soru, karar veya soruşturma için hangi ayrıntıların önemli olduğunu belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir araştırmacı, çalışma sorusunu yanıtlamaya yardımcı olmayan arka plan ayrıntılarını çıkarıyor. Hangi cümle nelerin tutulması gerektiğini en iyi açıklar?

  1. Keep every detail that is related to the general subject.
  2. Keep only the details that are relevant to the research question.
  3. Keep any detail that seems interesting, even if it does not affect the question.
Cevabı göster

Keep only the details that are relevant to the research question.

But Professor Ruth Morgan,

3:17

Ancak suç ve adli bilimler uzmanı

an expert in crime and forensic science, Kelime

3:19

Profesör Ruth Morgan,

Kelime

forensic science: hukuki soruşturmalarda kullanılan bilim

Forensic science, hukuki soruşturmalarda ve mahkeme süreçlerinde kullanılacak kanıtların bilimsel yöntemlerle incelenmesidir. DNA, parmak izleri, kimyasal maddeler, dijital veriler ve diğer izler üzerinde yapılan çalışmalar buna dâhil olabilir. Bu cümlede ifade, Ruth Morgan'ın uzmanlık alanını belirtir ve suç kanıtları hakkında neden yorum yapabildiğini açıklar. Genel anlamda bilim demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle forensic science kavramını doğru biçimde açıklar?

  1. Economists compare national income figures.
  2. Scientists use forensic science to examine DNA for a criminal investigation.
  3. Novelists plan a fictional detective story.
Cevabı göster

Scientists use forensic science to examine DNA for a criminal investigation.

thinks AI could help speed up police work,

3:23

yapay zekanın polis çalışmalarını hızlandırmaya yardımcı olabileceğini düşünüyor,

as she told BBC Radio 4's The Artificial Human.

3:26

BBC Radio 4'ün The Artificial Human programında söylediği gibi.

I think we're seeing a renaissance in the pattern recognition forms of evidence. Kelime

3:30

Sanırım kanıtların örüntü tanıma formlarında bir rönesans görüyoruz.

Kelime

a renaissance in: bir alanda güçlü yeniden canlanma

a renaissance in + isim yapısı, renaissance sözcüğünü güçlü bir yeniden canlanma anlamında mecazi olarak kullanır: Bir etkinlik, yöntem veya alan daha sakin ya da daha başarısız bir dönemin ardından yeniden etkin hâle gelir veya değer görür. Burada konuşmacı, örüntü tanımaya dayalı kanıt türlerinin yeniden ilgi gördüğünü söylüyor. İfade, tarihsel Rönesans dönemini anlatmıyor.

Alıştırma

Hangi cümlede renaissance, güçlü bir yeniden canlanma anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The museum displayed paintings from the Renaissance.
  2. The temperature rose by one degree for ten minutes.
  3. After years of decline, the town is seeing a renaissance in traditional crafts.
Cevabı göster

After years of decline, the town is seeing a renaissance in traditional crafts.

Kelime

pattern recognition forms of evidence: örüntüler yoluyla değerlendirilen kanıt türleri

Burada pattern recognition forms of evidence, tekrarlanan özellikleri veya şekilleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri anlamına gelir. Parmak izleri ve ayakkabı izleri bu kategoriye girer; çünkü inceleme uzmanları izlerdeki örüntüleri karşılaştırır. Bu isim öbeğinin temel kısmı forms of evidence ifadesidir; pattern recognition ise bu kanıt türlerinin nasıl analiz edildiğini belirtir. Burada forms, doldurulacak belgeler değil, “türler” veya “çeşitler” anlamındadır.

Alıştırma

Burada pattern recognition forms of evidence ne anlama geliyor?

  1. İncelenmeden kabul edilen kanıtlar
  2. Kanıtları kaydetmek için kullanılan kâğıt formlar
  3. Örüntüleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri
Cevabı göster

Örüntüleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri

So,

3:34

Yani,

finger marks,

3:34

parmak izleri,

footwear marks.

3:35

ayakkabı izleri.

There's been lots of challenges with those forms of evidence over the last 10 years,

3:36

Son 10 yılda bu kanıt biçimleriyle ilgili pek çok zorluk yaşandı,

probably going a little bit out of favor. Deyimler

3:39

muhtemelen biraz gözden düştü (out of favor).

Deyimler

go out of favor: desteğini veya popülerliğini kaybetmek

Out of favor, artık eskisi kadar onay, destek veya ilgi görmemek demektir. Burada kanıt türleri çeşitli itirazlarla karşılaşmış ve giderek daha az kabul görüyor ya da değer taşıyor görünmektedir. Buradaki favor, birine yapılan bir iyilik değil, onay veya tercih anlamındadır.

Alıştırma

“Onayını kaybetti” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After repeated safety concerns, the technique fell ____.

Cevabı göster

out of favor

And yet,

3:41

Yine de,

what we're beginning to see now with AI

3:41

şu an yapay zeka ile görmeye başladığımız şey,

is that you can take a photo of a mark with your phone,

3:43

telefonunuzla bir izin fotoğrafını çekebileceğiniz,

compare that mark to the database, Kalıp ifadeler

3:46

bu izi veri tabanıyla karşılaştırabileceğiniz,

Kalıp ifadeler

compare that mark to the database: izi veri tabanıyla karşılaştırmak

Burada compare A to B, benzerlikleri, farklılıkları veya olası bir eşleşmeyi bulmak için A'yı B'yi referans alarak incelemek demektir. Kontrol edilen öğe that mark, referans ise the database, daha kesin olarak da içindeki aranabilir kayıtlardır. Bu bağlamda mark bir parmak izi, ayakkabı izi veya olay yerindeki başka bir iz olabilir. İfade bir karşılaştırma ya da eşleştirme adımını anlatır; izi veri tabanına dönüştürmek veya yalnızca veri tabanına yüklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir parmak izini kontrol ederken veri tabanı kayıtlarının referans olarak kullanılmasını hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. The scanner compares each fingerprint into records in the database.
  2. The scanner compares each fingerprint to records in the database.
  3. The scanner compares each fingerprint from records in the database.
Cevabı göster

The scanner compares each fingerprint to records in the database.

and get real-time insight. Kelime

3:49

ve gerçek zamanlı içgörü elde edebileceğinizdir.

Kelime

get real-time insight: gerçek zamanlı ve yararlı içgörü elde etmek

Burada get real-time insight, ilgili veriler ulaşırken neredeyse aynı anda yararlı bir kavrayış veya analitik bulgu elde etmek demektir. Real-time, sonucun neredeyse anında sunulmasını vurgular; insight ise ham bilgiden fazlasıdır ve bir durumu yorumlamaya veya ne yapılacağına karar vermeye yardımcı olur. Bu cümlede ifade, izin karşılaştırılmasıyla hızla yararlı bir değerlendirmeye ulaşılabileceğini anlatır. Insight burada sayılamayan bir kavram olarak kullanılır; birbirinden ayrı birkaç bulgudan söz ederken insights kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle get real-time insight ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. The dashboard stores unprocessed figures but offers no interpretation.
  2. The dashboard gives the team real-time insight into changing sales trends.
  3. The team receives a market analysis one year after the changes.
Cevabı göster

The dashboard gives the team real-time insight into changing sales trends.

Ruth says there's a renaissance in looking at patterns in evidence,

3:51

Ruth, kanıtlardaki kalıplara bakma konusunda bir rönesans (renaissance) olduğunu söylüyor,

such as finger marks or footwear marks.

3:54

parmak izi veya ayakkabı izi gibi.

Renaissance means new interest or activity in a particular topic or area.

3:57

Rönesans, belirli bir konu veya alanda yeni bir ilgi veya faaliyet anlamına gelir.

This kind of evidence went a little bit out of favor over recent years

4:02

Bu tür kanıtlar son yıllarda biraz gözden düştü (out of favor)

because of the excitement around DNA evidence.

4:07

DNA kanıtları etrafındaki heyecan yüzünden.

If something is out of favor,

4:11

Eğer bir şey gözden düşmüşse (out of favor),

it's less popular or appealing.

4:13

daha az popüler veya çekici demektir.

But AI could mean that patterns in finger marks or footwear marks

4:15

Ancak yapay zeka, parmak veya ayakkabı izlerindeki kalıpların

are useful in solving crimes again.

4:19

suçları çözmede yeniden yararlı olması anlamına gelebilir.

This is because AI can be used to compare a picture of a mark with a database of pictures from other crimes Dilbilgisi

4:22

Çünkü yapay zeka, bir izin fotoğrafını diğer suçların resimlerinden oluşan bir veri tabanıyla karşılaştırmak

and get real-time insight.

4:29

ve gerçek zamanlı bir içgörü elde etmek için kullanılabilir.

Dilbilgisi

can be used to compare: bir aracın amacını açıklamak

Can be used to + fiilin yalın hâli, bir şeyin belirli bir amaç için araç veya yöntem olarak kullanılabileceğini belirtir. Burada araç AI'dır; compare ise onun yapabileceği işi gösterir. Kalıp, modal can + edilgen be used + to-infinitive yapısından oluşur. Aracı kullanan kişiden çok aracın işlevi önemli olduğunda sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi can ve amaç belirten edilgen kalıpla tamamlayın: The software ____ compare two files.

Cevabı göster

can be used to

The adjective real-time means the information is presented at the same time that it's happening.

4:31

Gerçek zamanlı (real-time) sıfatı, bilginin gerçekleştiği anda sunulduğu anlamına gelir.

Yes,

4:36

Evet,

AI can compare lots of information very quickly,

4:37

yapay zeka birçok bilgiyi çok hızlı bir şekilde karşılaştırabilir,

which makes finding patterns in evidence much easier and more reliable. Dilbilgisi

4:41

bu da kanıtlardaki kalıpları bulmayı çok daha kolay ve güvenilir hale getirir.

Dilbilgisi

which makes ...: bütün bir cümlenin sonucunu göstermek

Virgülden sonraki which, yalnızca information sözcüğüne değil, önceki fikrin tamamına, yani AI can compare lots of information very quickly ifadesine gönderme yapar. Yan cümle bu gerçeğin sonucunu ekler. Sonuç bildiren yan cümlede make + nesne + sıfat tamamlayıcısı kalıbı kullanılır. Finding patterns in evidence nesne görevindeki fikirdir; much easier and more reliable ise sonucu anlatır. much karşılaştırmanın derecesini güçlendirir.

Alıştırma

Sonuç bildiren yan cümleyi which + make kullanarak tamamlayın: The update removes duplicate steps, ____ the process much faster.

Cevabı göster

which makes

There are some problems with using AI to solve crimes,

4:47

Yapay zekayı suçları çözmek için kullanmanın bazı sorunları var,

though.

4:50

yine de.

To find these patterns,

4:50

Bu kalıpları bulmak için,

lots of private information would need to be collected, Dilbilgisi

4:52

çok sayıda özel bilginin toplanması gerekirdi,

Dilbilgisi

would need to be collected: varsayımsal durumda edilgen gereklilik

Bu cümlede would need to be collected, önerilen örüntü bulma süreci uygulansaydı özel bilgilerin toplanmasının gerekli olacağı anlamına gelir. Would varsayımsal bir durumdaki gerekliliği belirtir; burada basit geçmiş zaman değildir. Yapı would need to + be + past participle biçimindedir. Private information eylemden etkilenen öğe olduğu için edilgen be collected kullanılır. Böylece bilgiyi kimin toplayacağından çok, sürecin ne gerektirdiğine odaklanılır.

Alıştırma

Cümleyi would need to ve collect fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: If the investigation expanded, more records ____.

Cevabı göster

would need to be collected

and police usually have to give clear reasons why they need access to certain information in their investigations. Kalıp ifadeler

4:56

ve polisler genellikle soruşturmalarında belirli bilgilere neden erişmeleri gerektiği konusunda net nedenler sunmak zorundadırlar.

Kalıp ifadeler

need access to certain information: access isminin to ile kullanımı

need access to certain information ifadesinde access, bilgileri görüntüleme veya kullanma olanağı ya da izni anlamına gelen bir isimdir. Anlamı yalnızca fiziksel olarak bir yere girmekle sınırlı değildir. Kalıp need access to + isim biçimindedir. to edatı, kişinin kullanması veya görüntülemesi gereken şeyi belirtir; certain mevcut bütün bilgileri değil, belirli bilgileri anlatır.

Alıştırma

Araştırmacıların arşivi kullanmak için izne ihtiyaç duyduğunu anlatırken access sözcüğünü isim olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Researchers need access to the archive before the review.
  2. Researchers need to access to the archive before the review.
  3. Researchers need access the archive before the review.
Cevabı göster

Researchers need access to the archive before the review.

It's unlikely an AI-powered robot would ever replace a detective anytime soon. Notlar

5:03

Yapay zeka destekli bir robotun yakın zamanda bir dedektifin yerini alması pek olası değil.

Dilbilgisi

It's unlikely ... would ever: güçlü şüphe belirten bir tahmin

It's unlikely (that) ... bir durumun tamamının gerçekleşme olasılığını düşük olarak değerlendirir. Bu cümlede olduğu gibi that kullanılmayabilir. Impossible ifadesinden farklı olarak unlikely, küçük de olsa bir olasılığı açık bırakır. Bu tahminde would, yerine geçme eylemini sıradan bir geçmiş zaman olarak değil, varsayımsal bir gelecek sonucu olarak sunar. Ever, düşünülen zamanı “herhangi bir zamanda” anlamına gelecek şekilde genişletir ve olumsuz eğilimli bu yapıda şüpheyi güçlendirir; tek başına never anlamına gelmez.

Alıştırma

"It's unlikely this backup system would ever fail" cümlesi ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi arızanın mümkün olduğunu, ancak bunun çok düşük bir olasılık olduğunu düşünüyor.
  2. Konuşan kişi sistemin yakın gelecekte arızalanmasını bekliyor.
  3. Konuşan kişi arızanın kesinlikle imkânsız olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi arızanın mümkün olduğunu, ancak bunun çok düşük bir olasılık olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

anytime soon: yakın gelecekte

Anytime soon, “yakın gelecekteki herhangi bir zamanda” anlamına gelir. En sık olumsuz ifadelerde, sorularda ve şüphe ya da düşük olasılık belirten yan cümlelerde görülür. Burada tahminin zaman aralığını sınırlar: yakın gelecekte bir değişimin gerçekleşmesi düşük olasılıklı görülmektedir. Bunun daha sonra asla gerçekleşemeyeceği iddia edilmez.

Alıştırma

Cümleyi “yakın gelecekte” anlamına gelen vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The repairs are extensive, so the bridge won't reopen ____.

Cevabı göster

anytime soon

Yes,

5:09

Evet,

and that reminds me of your question, Anlatım akışı

5:09

ve bu bana sorunu hatırlattı,

Anlatım akışı

that reminds me of: önceki bir soruya doğal biçimde dönmek

Burada that, az önce söylenen şeye gönderme yapar; reminds me of ise daha önce değinilen your question konusunu yeniden akla gelen konu olarak sunar. İfadenin tamamı bir köprü görevi görür: konuşmacı, mevcut tartışmadan daha önce sorulmuş bir soruya doğal biçimde döner. Konuşmada That reminds me of + isim öbeği yalnızca bir anıyı dile getirmez. Konuşmacının ilgili bir kişiye, fikre veya önceki konuya neden geçtiğini dinleyiciye de gösterebilir.

Alıştırma

Önceki bir soruya dönmek için remind + me + of yapısını kullanan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: That ____ a question I wanted to ask.

Cevabı göster

reminds me of

Neil.

5:11

Neil.

I said that Sherlock Holmes was maybe the most popular detective.

5:12

Sherlock Holmes'un muhtemelen en popüler dedektif olduğunu söylemiştim.

Was I right?

5:16

Haklı mıydım?

You were absolutely right.

5:17

Tamamen haklıydın.

And I think people should try the quiz on our website

5:19

Ve bence insanlar web sitemizdeki testi de denemeliler

to find out how much they know as well. Öbek fiiller

5:22

ne kadar bildiklerini öğrenmek için.

Öbek fiiller

find out: henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out; kontrol ederek, sorarak, test ederek, gözlemleyerek veya deneyerek bilgi edinmek anlamına gelir. Bu cümlede test, insanların ne kadar bildiklerini öğrenmelerini sağlar; dolayısıyla vurgu, sonucu bilmeme durumundan onu bilme durumuna geçiş sürecindedir. Ardından sıkça find out how much they know, find out why it happened veya find out when the train leaves örneklerindeki gibi soru sözcüklü bir yan cümle gelir. Burada fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının mağazanın kapanış saatini şu anda bilmediğini ancak kontrol edeceğini anlatır?

  1. I don't know when the shop closes, but I'll find it.
  2. I don't know when the shop closes, but I already know.
  3. I don't know when the shop closes, but I'll find out.
Cevabı göster

I don't know when the shop closes, but I'll find out.

It's at bbclearningenglish.com.

5:24

bbclearningenglish.com'da bulunuyor.

Okay,

5:27

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned,

5:27

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with the expression where you're coming from,

5:29

bakış açınız (where you're coming from) ifadesiyle başlayarak,

which means your opinion or perspective on something.

5:32

bu, bir konudaki fikriniz veya bakış açınız anlamına gelir.

Your background is the area that you have the most work experience in.

5:35

Geçmişiniz (background), en çok iş tecrübesine sahip olduğunuz alandır.

The question,

5:40

Soru,

what can this do for me?

5:41

bu benim için ne yapabilir (what can this do for me)?

Means,

5:42

Anlamı,

how can this help or improve things?

5:43

bu olaylara nasıl yardımcı olabilir veya geliştirebilir?

Renaissance means new interest or activity in something.

5:45

Rönesans (Renaissance), bir şeye olan yeni ilgi veya aktivite anlamına gelir.

If something is out of favor,

5:49

Eğer bir şey gözden düşmüşse (out of favor),

it has become less popular or appealing.

5:50

daha az popüler veya çekici hale gelmiştir.

And the adjective real-time means information is presented as it is happening.

5:53

Ve gerçek zamanlı (real-time) sıfatı, bilgilerin olay anında sunulması anlamına gelir.

Once again,

5:58

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:59

6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde be up, önceden belirlenmiş, ayrılmış veya izin verilmiş bir sürenin sona erdiğini anlatır. Buradaki up, “daha yüksek bir konumda” anlamına gelmez. be fiili zaman ifadesinin tekil veya çoğul oluşuna uyar: Time is up denir, ancak Our six minutes are up denir. Bu yapı, süreli bir etkinliği veya programı bitirirken sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The test is over. Your time ____.

Cevabı göster

is up

Head to our website to find more episodes of 6 Minute English at bbclearningenglish.com.

6:00

bbclearningenglish.com adresinden 6 Minute English'in daha fazla bölümünü bulmak için web sitemize gidin.

Bye for now.

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.