Yapay zeka suçları çözebilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: BBC sunucuları, yapay zekânın polisin çok miktarda kanıtı incelemesine ve yararlı örüntüleri daha hızlı bulmasına nasıl yardımcı olabileceğini ele alıyor. Gizlilik ve bilgiye erişim sorunlarını da değerlendirerek yapay zekânın yakın zamanda insan dedektiflerin yerini almasının pek olası olmadığı sonucuna varıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where you're coming from. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin bir kişinin coğrafi olarak nereden geldiğini değil, bakış açısını veya görüşünün arkasındaki deneyimleri sorduğunu anlamak; samimi konuşmalarda karşı tarafın yaklaşımını öğrenmek ya da doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek için kullanmak. 2. get real-time insight. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Teknoloji ve iş dünyasında, olaylar gerçekleşirken yararlı analiz veya kavrayış elde etmeyi anlatan yaygın bir ifadeyi tanımak; araçların verileri hızla kararları destekleyen bilgilere dönüştürmesini açıklarken kullanmak. 3. It's unlikely / would ever — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu iki ögeyi bir arada kullanarak bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu, impossible kadar kesin konuşmadan ve temkinli biçimde öngörmek; özellikle riskleri, gelecekteki değişimleri veya teknolojinin insanların yerini alma ihtimalini tartışmak.
Bu derste
and welcome to 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08ve BBC Learning English'ten 6 Minute English'e hoş geldiniz.
Don't forget that you can find a transcript and a quiz for this episode on our website,
0:14Bu bölümün dökümünü ve testini web sitemizde bulabileceğinizi unutmayın,
Do you think you'd be a good detective? Dilbilgisi
0:25İyi bir dedektif olabileceğini düşünüyor musun?
Do you think you'd be ...?: varsayımsal bir öz değerlendirme sormak
Do you think + özne + would be ...? kalıbı, karşınızdaki kişinin hayali bir rol veya durum hakkındaki değerlendirmesini sorar. Burada you'd, you would anlamındadır: kişiden iyi bir dedektif olup olmayacağını tahmin etmesi istenir; şu anda dedektif olup olmadığı sorulmaz. Bu kalıp Are you a good detective? sorusundan daha yumuşak ve açık uçludur; rolü varsayımsal olarak sunar ve mevcut bir gerçeği kontrol etmek yerine görüş ister.
Alıştırma
Bir kişiden gelecekte üstlenebileceği bir rolde nasıl performans göstereceğini değerlendirmesini doğal biçimde isteyen soru hangisidir?
- Were you a good team leader?
- Are you a good team leader?
- Do you think you'd be a good team leader?
Cevabı göster
Do you think you'd be a good team leader?
I think uh my brain's not very good with details. Kalıp ifadeler
0:29Sanırım, beynim detaylar konusunda pek iyi değil.
good with details: ayrıntılı bilgileri iyi işlemek
Be good with + isim, bir kişinin o tür insanı, bilgiyi veya şeyi iyi idare ettiği, anladığı ya da etkili biçimde kullandığı anlamına gelir. Good with details, ayrıntıları fark edebilmek, hatırlayabilmek ve iyi işleyebilmek demektir. Not very, bu yeteneğin güçlü olmadığını belirtir. İfade gerçek anlamlı değildir; ayrıntılarla birlikte olmak demek değildir.
Alıştırma
Good sözcüğünü ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Alex rarely misses small errors because he is ____ details.
Cevabı göster
good with
we'll be talking about how artificial intelligence might help detectives and the police investigate crimes.
0:34yapay zekanın dedektiflere ve polise suçları araştırmada nasıl yardımcı olabileceği hakkında konuşacağız.
lots of people enjoy watching fictional detectives on TV.
0:44birçok insan televizyonda kurgusal dedektifleri izlemekten keyif alıyor.
and tell the story of a detective solving a crime.
0:51ve bir suçu çözen bir dedektifin hikayesini anlatıyor.
murder mysteries: cinayetlerin çözüldüğü hikâyeler
Murder mystery, roman, film veya televizyon programlarında kullanılan bir tür adıdır. Kurmaca hikâye bir cinayetin araştırılmasına, ne olduğunun ortaya çıkarılmasına ve çoğu zaman katilin bulunmasına odaklanır. Çoğul biçim murder mysteries, bu türden birden fazla programı veya hikâyeyi ifade eder. Bu cümlede ifade, programları türlerine göre sınıflandırır. Yalnızca gizemli görünen gerçek cinayetleri ifade etmez.
Alıştırma
Bir roman, katili bulmak için ipuçlarını inceleyen bir dedektifi anlatıyor. Bu ne tür bir hikâyedir?
- A travel memoir
- A murder mystery
- A romantic comedy
Cevabı göster
A murder mystery
a magazine called The Radio Times asked readers who their favorite TV detective was.
0:55The Radio Times adlı bir dergi okuyucularına en sevdikleri televizyon dedektifinin kim olduğunu sordu.
you sound very sure: sound + sıfat
Sound + sıfat yapısı, “duyulan şeyden belirli bir izlenim vermek” anlamına gelir. You sound very sure ifadesinde sound bağ fiilidir; sure ise diğer kişinin ne kadar emin göründüğünü anlatır. Sound burada “ses çıkarmak” anlamında değildir. Konuşan kişi, diğer kişinin cevabının doğru olduğunu onaylamaz; cevapta hissedilen özgüvene tepki verir.
Alıştırma
Yanıtı sound + adjective yapısıyla tamamlayın: I know I passed the exam. — You ____ very sure about that.
Cevabı göster
sound
but I will reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:14ama cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer: saklanan bir cevabı açıklamak
Reveal the answer, saklanmış, açıklanması ertelenmiş veya henüz duyurulmamış bir cevabı bilinir hâle getirmek demektir. Reveal, yalnızca cevabı söyleme eylemini değil, bilginin bilinmeyen durumdan bilinen duruma geçmesini vurgular. Bu cümlede cevap programın sonuna kadar saklanır. Bu nedenle ifade merak uyandırır ve cevabın planlanan bir anda açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Daha önce gizli tutulan bir cevabı açıklamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The quiz host has kept the answer secret and will ____ after the break.
Cevabı göster
reveal the answer
when the police are investigating crimes in the real world, Anlatım akışı
1:18polisler gerçek dünyada suçları araştırırken,
their techniques are often quite different from what we see on television.
1:21teknikleri televizyonda gördüklerimizden genellikle oldukça farklıdır.
in the real world: tasvirden gerçekliğe geçiş
Burada in the real world, açıklamanın yönünü değiştiren bir işaret görevi görür. Dinleyicinin dikkatini televizyondaki polislik tasvirinden gerçekte olanlara taşır ve ardından gelen karşıtlığı hazırlar. İfade; teori ile uygulama, simülasyon ile gerçek kullanım veya ideal bir plan ile gerçek koşullar arasındaki benzer karşıtlıkları düzenlemek için de kullanılabilir. Asıl görevi yalnızca fiziksel bir yer belirtmek değil, sonraki bilgiyi pratik gerçeklik olarak çerçevelemektir.
Alıştırma
Konuşmacı az önce ideal bir planı anlattı. Hangi cümle pratik gerçekliğe en açık biçimde geçiş yapar?
- In the real world, unexpected costs can change the plan.
- In the ideal plan, unexpected costs never occur.
- On television, unexpected costs can change the story.
Cevabı göster
In the real world, unexpected costs can change the plan.
solving crimes involves collecting and reviewing lots of evidence, Dilbilgisi
1:26suçları çözmek, birçok delili toplamayı ve incelemeyi içerir,
involves collecting and reviewing: involve + -ing biçimi
Bu cümlede involves, suçları çözme sürecinin parçası olan etkinlikleri tanıtır. Collecting ve reviewing, involve fiilinin tamamlayıcısı olarak kullanılan -ing biçimindeki isim-fiillerdir. Bir görev, süreç veya durumun hangi etkinlikleri içerdiğini anlatmak için involve + -ing kullanın. İki etkinliği and ile bağlarken collecting and reviewing örneğindeki gibi biçimleri paralel tutun.
Alıştırma
Bir işin neleri içerdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The job involves check the figures and writing a report.
- The job involves to check the figures and write a report.
- The job involves checking the figures and writing a report.
Cevabı göster
The job involves checking the figures and writing a report.
can AI help police speed up the work and even solve crimes? Öbek fiiller
1:37yapay zeka polise işi hızlandırmada ve hatta suçları çözmede yardımcı olabilir mi?
speed up: bir süreci hızlandırmak
Speed up, “bir şeyin daha hızlı hareket etmesini veya gerçekleşmesini sağlamak” ya da “hızlanmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada speed up the work, polis işinin tamamlanması için gereken süreyi azaltmak demektir; up yön bildirmez, fiilin bir parçasıdır.
Alıştırma
İsteği speed up ve it zamiriyle tamamlayın: This app is slow. Can you speed ____?
Cevabı göster
it up
That's the question listener Alastair had for the BBC Radio 4 program
1:42Bu, dinleyici Alastair'in BBC Radio 4 programı
and host Alex Krotoski wanted to know more.
1:48ve sunucu Alex Krotoski daha fazlasını öğrenmek istedi.
Tell us a little bit about yourself and where you're coming from. Deyimler
1:55Bize biraz kendinden ve bakış açından (nereden geldiğinden) bahset.
where you're coming from: bir bakış açısının arka planı ve çıkış noktası
Bu röportaj sorusunda where you're coming from, kişinin bakış açısını şekillendiren geçmişi, deneyimleri veya düşünce temelini ifade eder. Sunucu, Alastair'dan gerçekten hangi yerden geldiğini değil, kendi bakış açısını açıklamasını istiyor. Burada where mecaz anlamda kullanılır: bir bakış açısının da bir “çıkış noktası” olduğu düşünülür. Benzer şekilde I see where you're coming from, “görüşünün temelini anlıyorum” demektir; mutlaka “katılıyorum” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kişinin görüşü tartışılırken I see where you're coming from ne anlama gelir?
- Yolculuğunun başladığı yeri görebiliyorum.
- Hangi ülkede doğduğunu biliyorum.
- Bakış açının arkasındaki geçmişi ve gerekçeyi anlıyorum.
Cevabı göster
Bakış açının arkasındaki geçmişi ve gerekçeyi anlıyorum.
serving police officer: hâlen polis teşkilatında görev yapan kişi
Burada serving, bir kişinin resmî görevini hâlen sürdürdüğü anlamına gelir. A serving police officer, eski veya emekli bir polis değil, hâlen polis teşkilatının üyesi olan kişidir. Serving doğrudan police officer ifadesini niteler. Polis memurlarına hizmet sunan bir kişiyi anlatmaz.
Alıştırma
He is a serving police officer ne anlama gelir?
- Şu anda polis memuru olarak çalışıyor.
- Eskiden polis memuruydu, ancak emekli oldu.
- Polis memurlarına yemek servisi yapıyor.
Cevabı göster
Şu anda polis memuru olarak çalışıyor.
"what can it do for me?": pratik değeri sormak
What can it do for me? bir şeyin, fikrin veya hizmetin konuşana pratikte ne sağlayabileceğini sorar. Burada it, artificial intelligence ifadesine gönderme yapar; for me ise “benim ihtiyaçlarım veya işim açısından” demektir. Bu, bir değerlendirme sorusudur; bir kişiden hemen bir görev yapmasını istemez. Belirli bir durumda bir şeyin yararlı olup olmadığını değerlendirirken What can X do for me/us/our team? kalıbı uyarlanabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız yeni bir planlama uygulaması hakkında "What can it do for me?" diye soruyor. Neyi öğrenmek istiyor?
- Uygulamanın pratik yardım veya fayda sağlayıp sağlayamayacağını
- Uygulamanın karşısındaki kişinin ofisinde tasarlanıp tasarlanmadığını
- Uygulamanın favori bir kullanıcısı olup olmadığını
Cevabı göster
Uygulamanın pratik yardım veya fayda sağlayıp sağlayamayacağını
Alex asks Alastair to explain where he's coming from.
2:09Alex, Alastair'den nereden geldiğini (where he's coming from) açıklamasını istiyor.
This means explain his perspective or point of view.
2:13Bu, onun bakış açısını veya görüşünü açıklamak anlamına gelir.
do you get where I'm coming from?
2:20ne demek istediğimi anlıyor musun (do you get where I'm coming from)?
And we're asking whether they understand our opinion or perspective.
2:22Ve onların bizim fikrimizi veya bakış açımızı anlayıp anlamadıklarını soruyoruz.
Alastair explains that he's interested in how artificial intelligence could help solve crimes
2:26Alastair, yapay zekanın suçları çözmeye nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilendiğini açıklıyor,
because he's a police officer with a background in investigations. Kalıp ifadeler
2:32çünkü soruşturma geçmişi olan bir polis memuru.
"with a background in investigations": ilgili deneyimi anlatmak
With a background in + alan, o alanda ilgili eğitim, öğretim, iş veya uygulama deneyimi bulunan birini anlatır. Bu cümlede with a background in investigations, a police officer ifadesini niteler ve kişinin soruşturma bilgisinin kaynağını açıklar. Buradaki background, bir kişinin birikmiş deneyim ve niteliklerini ifade eder; kişinin arkasındaki fiziksel ya da görsel fonu anlatmaz. Bu ifade geniş bir mesleki profil sunar, ancak tek başına belirli bir belgeyi göstermez.
Alıştırma
Mesleki tanımı tamamlamak için dersteki ifadeyi aynen kullanın: Maya is a software designer ____ accessibility research.
Cevabı göster
with a background in
it means most of your previous work or experience was related to something.
2:38bu, önceki işinizin veya deneyiminizin çoğunun bir şeyle ilgili olduğu anlamına gelir.
I work as a producer at BBC Learning English now,
2:43şu anda BBC Learning English'te yapımcı olarak çalışıyorum,
Alastair talks about using artificial intelligence for training
2:51Alastair yapay zekayı eğitim için kullanmaktan bahsediyor
how can artificial intelligence help or improve something?
2:59yapay zeka bir şeye nasıl yardımcı olabilir veya onu nasıl geliştirebilir?
police officers have to collect and review a lot of information to find evidence. Kalıp ifadeler
3:04polis memurları delil bulmak için pek çok bilgiyi toplamalı ve incelemelidir.
collect and review: birbiriyle bağlantılı iki adım
Collect and review, iki fiili and ile bağlayarak iki aşamalı bir süreç anlatır: önce bilgi toplanır, sonra dikkatle incelenir. Bu cümlede polis, kanıtları belirleyebilmek için önce her iki işi de yapar. Buradaki review, mevcut bilgiyi incelemek ve değerlendirmek demektir. Bir şey hakkında kamuya açık bir görüş yazmak veya yayımlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki fiilli ifadeyle tamamlayın: Before reporting the results, the analysts must ____ all the survey responses.
Cevabı göster
collect and review
and find patterns which might be relevant to the crime. Kalıp ifadeler
3:14ve suçla ilgili olabilecek kalıpları bulmak zor olabilir.
relevant to the crime: dava açısından önemli bir bağlantı
Relevant to the crime, araştırılan suçla anlamlı bir bağlantısı olmak demektir. Bu örüntüler, olayı açıklamaya yardımcı olabileceği veya araştırmacıları yararlı kanıtlara yönlendirebileceği için dikkate değerdir. be relevant to + isim veya konu yapısında to, bilginin bağlantılı olduğu belirli meseleyi tanıtır. Aynı yapı, bir soru, karar veya soruşturma için hangi ayrıntıların önemli olduğunu belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir araştırmacı, çalışma sorusunu yanıtlamaya yardımcı olmayan arka plan ayrıntılarını çıkarıyor. Hangi cümle nelerin tutulması gerektiğini en iyi açıklar?
- Keep every detail that is related to the general subject.
- Keep only the details that are relevant to the research question.
- Keep any detail that seems interesting, even if it does not affect the question.
Cevabı göster
Keep only the details that are relevant to the research question.
forensic science: hukuki soruşturmalarda kullanılan bilim
Forensic science, hukuki soruşturmalarda ve mahkeme süreçlerinde kullanılacak kanıtların bilimsel yöntemlerle incelenmesidir. DNA, parmak izleri, kimyasal maddeler, dijital veriler ve diğer izler üzerinde yapılan çalışmalar buna dâhil olabilir. Bu cümlede ifade, Ruth Morgan'ın uzmanlık alanını belirtir ve suç kanıtları hakkında neden yorum yapabildiğini açıklar. Genel anlamda bilim demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle forensic science kavramını doğru biçimde açıklar?
- Economists compare national income figures.
- Scientists use forensic science to examine DNA for a criminal investigation.
- Novelists plan a fictional detective story.
Cevabı göster
Scientists use forensic science to examine DNA for a criminal investigation.
thinks AI could help speed up police work,
3:23yapay zekanın polis çalışmalarını hızlandırmaya yardımcı olabileceğini düşünüyor,
as she told BBC Radio 4's The Artificial Human.
3:26BBC Radio 4'ün The Artificial Human programında söylediği gibi.
I think we're seeing a renaissance in the pattern recognition forms of evidence. Kelime
3:30Sanırım kanıtların örüntü tanıma formlarında bir rönesans görüyoruz.
a renaissance in: bir alanda güçlü yeniden canlanma
a renaissance in + isim yapısı, renaissance sözcüğünü güçlü bir yeniden canlanma anlamında mecazi olarak kullanır: Bir etkinlik, yöntem veya alan daha sakin ya da daha başarısız bir dönemin ardından yeniden etkin hâle gelir veya değer görür. Burada konuşmacı, örüntü tanımaya dayalı kanıt türlerinin yeniden ilgi gördüğünü söylüyor. İfade, tarihsel Rönesans dönemini anlatmıyor.
Alıştırma
Hangi cümlede renaissance, güçlü bir yeniden canlanma anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The museum displayed paintings from the Renaissance.
- The temperature rose by one degree for ten minutes.
- After years of decline, the town is seeing a renaissance in traditional crafts.
Cevabı göster
After years of decline, the town is seeing a renaissance in traditional crafts.
pattern recognition forms of evidence: örüntüler yoluyla değerlendirilen kanıt türleri
Burada pattern recognition forms of evidence, tekrarlanan özellikleri veya şekilleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri anlamına gelir. Parmak izleri ve ayakkabı izleri bu kategoriye girer; çünkü inceleme uzmanları izlerdeki örüntüleri karşılaştırır. Bu isim öbeğinin temel kısmı forms of evidence ifadesidir; pattern recognition ise bu kanıt türlerinin nasıl analiz edildiğini belirtir. Burada forms, doldurulacak belgeler değil, “türler” veya “çeşitler” anlamındadır.
Alıştırma
Burada pattern recognition forms of evidence ne anlama geliyor?
- İncelenmeden kabul edilen kanıtlar
- Kanıtları kaydetmek için kullanılan kâğıt formlar
- Örüntüleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri
Cevabı göster
Örüntüleri belirleyip karşılaştırarak değerlendirilen kanıt türleri
There's been lots of challenges with those forms of evidence over the last 10 years,
3:36Son 10 yılda bu kanıt biçimleriyle ilgili pek çok zorluk yaşandı,
probably going a little bit out of favor. Deyimler
3:39muhtemelen biraz gözden düştü (out of favor).
go out of favor: desteğini veya popülerliğini kaybetmek
Out of favor, artık eskisi kadar onay, destek veya ilgi görmemek demektir. Burada kanıt türleri çeşitli itirazlarla karşılaşmış ve giderek daha az kabul görüyor ya da değer taşıyor görünmektedir. Buradaki favor, birine yapılan bir iyilik değil, onay veya tercih anlamındadır.
Alıştırma
“Onayını kaybetti” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After repeated safety concerns, the technique fell ____.
Cevabı göster
out of favor
is that you can take a photo of a mark with your phone,
3:43telefonunuzla bir izin fotoğrafını çekebileceğiniz,
compare that mark to the database, Kalıp ifadeler
3:46bu izi veri tabanıyla karşılaştırabileceğiniz,
compare that mark to the database: izi veri tabanıyla karşılaştırmak
Burada compare A to B, benzerlikleri, farklılıkları veya olası bir eşleşmeyi bulmak için A'yı B'yi referans alarak incelemek demektir. Kontrol edilen öğe that mark, referans ise the database, daha kesin olarak da içindeki aranabilir kayıtlardır. Bu bağlamda mark bir parmak izi, ayakkabı izi veya olay yerindeki başka bir iz olabilir. İfade bir karşılaştırma ya da eşleştirme adımını anlatır; izi veri tabanına dönüştürmek veya yalnızca veri tabanına yüklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir parmak izini kontrol ederken veri tabanı kayıtlarının referans olarak kullanılmasını hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- The scanner compares each fingerprint into records in the database.
- The scanner compares each fingerprint to records in the database.
- The scanner compares each fingerprint from records in the database.
Cevabı göster
The scanner compares each fingerprint to records in the database.
get real-time insight: gerçek zamanlı ve yararlı içgörü elde etmek
Burada get real-time insight, ilgili veriler ulaşırken neredeyse aynı anda yararlı bir kavrayış veya analitik bulgu elde etmek demektir. Real-time, sonucun neredeyse anında sunulmasını vurgular; insight ise ham bilgiden fazlasıdır ve bir durumu yorumlamaya veya ne yapılacağına karar vermeye yardımcı olur. Bu cümlede ifade, izin karşılaştırılmasıyla hızla yararlı bir değerlendirmeye ulaşılabileceğini anlatır. Insight burada sayılamayan bir kavram olarak kullanılır; birbirinden ayrı birkaç bulgudan söz ederken insights kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle get real-time insight ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- The dashboard stores unprocessed figures but offers no interpretation.
- The dashboard gives the team real-time insight into changing sales trends.
- The team receives a market analysis one year after the changes.
Cevabı göster
The dashboard gives the team real-time insight into changing sales trends.
Ruth says there's a renaissance in looking at patterns in evidence,
3:51Ruth, kanıtlardaki kalıplara bakma konusunda bir rönesans (renaissance) olduğunu söylüyor,
Renaissance means new interest or activity in a particular topic or area.
3:57Rönesans, belirli bir konu veya alanda yeni bir ilgi veya faaliyet anlamına gelir.
This kind of evidence went a little bit out of favor over recent years
4:02Bu tür kanıtlar son yıllarda biraz gözden düştü (out of favor)
But AI could mean that patterns in finger marks or footwear marks
4:15Ancak yapay zeka, parmak veya ayakkabı izlerindeki kalıpların
This is because AI can be used to compare a picture of a mark with a database of pictures from other crimes Dilbilgisi
4:22Çünkü yapay zeka, bir izin fotoğrafını diğer suçların resimlerinden oluşan bir veri tabanıyla karşılaştırmak
can be used to compare: bir aracın amacını açıklamak
Can be used to + fiilin yalın hâli, bir şeyin belirli bir amaç için araç veya yöntem olarak kullanılabileceğini belirtir. Burada araç AI'dır; compare ise onun yapabileceği işi gösterir. Kalıp, modal can + edilgen be used + to-infinitive yapısından oluşur. Aracı kullanan kişiden çok aracın işlevi önemli olduğunda sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi can ve amaç belirten edilgen kalıpla tamamlayın: The software ____ compare two files.
Cevabı göster
can be used to
The adjective real-time means the information is presented at the same time that it's happening.
4:31Gerçek zamanlı (real-time) sıfatı, bilginin gerçekleştiği anda sunulduğu anlamına gelir.
AI can compare lots of information very quickly,
4:37yapay zeka birçok bilgiyi çok hızlı bir şekilde karşılaştırabilir,
which makes finding patterns in evidence much easier and more reliable. Dilbilgisi
4:41bu da kanıtlardaki kalıpları bulmayı çok daha kolay ve güvenilir hale getirir.
which makes ...: bütün bir cümlenin sonucunu göstermek
Virgülden sonraki which, yalnızca information sözcüğüne değil, önceki fikrin tamamına, yani AI can compare lots of information very quickly ifadesine gönderme yapar. Yan cümle bu gerçeğin sonucunu ekler. Sonuç bildiren yan cümlede make + nesne + sıfat tamamlayıcısı kalıbı kullanılır. Finding patterns in evidence nesne görevindeki fikirdir; much easier and more reliable ise sonucu anlatır. much karşılaştırmanın derecesini güçlendirir.
Alıştırma
Sonuç bildiren yan cümleyi which + make kullanarak tamamlayın: The update removes duplicate steps, ____ the process much faster.
Cevabı göster
which makes
There are some problems with using AI to solve crimes,
4:47Yapay zekayı suçları çözmek için kullanmanın bazı sorunları var,
lots of private information would need to be collected, Dilbilgisi
4:52çok sayıda özel bilginin toplanması gerekirdi,
would need to be collected: varsayımsal durumda edilgen gereklilik
Bu cümlede would need to be collected, önerilen örüntü bulma süreci uygulansaydı özel bilgilerin toplanmasının gerekli olacağı anlamına gelir. Would varsayımsal bir durumdaki gerekliliği belirtir; burada basit geçmiş zaman değildir. Yapı would need to + be + past participle biçimindedir. Private information eylemden etkilenen öğe olduğu için edilgen be collected kullanılır. Böylece bilgiyi kimin toplayacağından çok, sürecin ne gerektirdiğine odaklanılır.
Alıştırma
Cümleyi would need to ve collect fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: If the investigation expanded, more records ____.
Cevabı göster
would need to be collected
and police usually have to give clear reasons why they need access to certain information in their investigations. Kalıp ifadeler
4:56ve polisler genellikle soruşturmalarında belirli bilgilere neden erişmeleri gerektiği konusunda net nedenler sunmak zorundadırlar.
need access to certain information: access isminin to ile kullanımı
need access to certain information ifadesinde access, bilgileri görüntüleme veya kullanma olanağı ya da izni anlamına gelen bir isimdir. Anlamı yalnızca fiziksel olarak bir yere girmekle sınırlı değildir. Kalıp need access to + isim biçimindedir. to edatı, kişinin kullanması veya görüntülemesi gereken şeyi belirtir; certain mevcut bütün bilgileri değil, belirli bilgileri anlatır.
Alıştırma
Araştırmacıların arşivi kullanmak için izne ihtiyaç duyduğunu anlatırken access sözcüğünü isim olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- Researchers need access to the archive before the review.
- Researchers need to access to the archive before the review.
- Researchers need access the archive before the review.
Cevabı göster
Researchers need access to the archive before the review.
It's unlikely an AI-powered robot would ever replace a detective anytime soon. Notlar
5:03Yapay zeka destekli bir robotun yakın zamanda bir dedektifin yerini alması pek olası değil.
It's unlikely ... would ever: güçlü şüphe belirten bir tahmin
It's unlikely (that) ... bir durumun tamamının gerçekleşme olasılığını düşük olarak değerlendirir. Bu cümlede olduğu gibi that kullanılmayabilir. Impossible ifadesinden farklı olarak unlikely, küçük de olsa bir olasılığı açık bırakır. Bu tahminde would, yerine geçme eylemini sıradan bir geçmiş zaman olarak değil, varsayımsal bir gelecek sonucu olarak sunar. Ever, düşünülen zamanı “herhangi bir zamanda” anlamına gelecek şekilde genişletir ve olumsuz eğilimli bu yapıda şüpheyi güçlendirir; tek başına never anlamına gelmez.
Alıştırma
"It's unlikely this backup system would ever fail" cümlesi ne anlatıyor?
- Konuşan kişi arızanın mümkün olduğunu, ancak bunun çok düşük bir olasılık olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi sistemin yakın gelecekte arızalanmasını bekliyor.
- Konuşan kişi arızanın kesinlikle imkânsız olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi arızanın mümkün olduğunu, ancak bunun çok düşük bir olasılık olduğunu düşünüyor.
anytime soon: yakın gelecekte
Anytime soon, “yakın gelecekteki herhangi bir zamanda” anlamına gelir. En sık olumsuz ifadelerde, sorularda ve şüphe ya da düşük olasılık belirten yan cümlelerde görülür. Burada tahminin zaman aralığını sınırlar: yakın gelecekte bir değişimin gerçekleşmesi düşük olasılıklı görülmektedir. Bunun daha sonra asla gerçekleşemeyeceği iddia edilmez.
Alıştırma
Cümleyi “yakın gelecekte” anlamına gelen vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The repairs are extensive, so the bridge won't reopen ____.
Cevabı göster
anytime soon
that reminds me of: önceki bir soruya doğal biçimde dönmek
Burada that, az önce söylenen şeye gönderme yapar; reminds me of ise daha önce değinilen your question konusunu yeniden akla gelen konu olarak sunar. İfadenin tamamı bir köprü görevi görür: konuşmacı, mevcut tartışmadan daha önce sorulmuş bir soruya doğal biçimde döner. Konuşmada That reminds me of + isim öbeği yalnızca bir anıyı dile getirmez. Konuşmacının ilgili bir kişiye, fikre veya önceki konuya neden geçtiğini dinleyiciye de gösterebilir.
Alıştırma
Önceki bir soruya dönmek için remind + me + of yapısını kullanan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: That ____ a question I wanted to ask.
Cevabı göster
reminds me of
I said that Sherlock Holmes was maybe the most popular detective.
5:12Sherlock Holmes'un muhtemelen en popüler dedektif olduğunu söylemiştim.
And I think people should try the quiz on our website
5:19Ve bence insanlar web sitemizdeki testi de denemeliler
find out: henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out; kontrol ederek, sorarak, test ederek, gözlemleyerek veya deneyerek bilgi edinmek anlamına gelir. Bu cümlede test, insanların ne kadar bildiklerini öğrenmelerini sağlar; dolayısıyla vurgu, sonucu bilmeme durumundan onu bilme durumuna geçiş sürecindedir. Ardından sıkça find out how much they know, find out why it happened veya find out when the train leaves örneklerindeki gibi soru sözcüklü bir yan cümle gelir. Burada fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşmacının mağazanın kapanış saatini şu anda bilmediğini ancak kontrol edeceğini anlatır?
- I don't know when the shop closes, but I'll find it.
- I don't know when the shop closes, but I already know.
- I don't know when the shop closes, but I'll find out.
Cevabı göster
I don't know when the shop closes, but I'll find out.
starting with the expression where you're coming from,
5:29bakış açınız (where you're coming from) ifadesiyle başlayarak,
which means your opinion or perspective on something.
5:32bu, bir konudaki fikriniz veya bakış açınız anlamına gelir.
Your background is the area that you have the most work experience in.
5:35Geçmişiniz (background), en çok iş tecrübesine sahip olduğunuz alandır.
Renaissance means new interest or activity in something.
5:45Rönesans (Renaissance), bir şeye olan yeni ilgi veya aktivite anlamına gelir.
And the adjective real-time means information is presented as it is happening.
5:53Ve gerçek zamanlı (real-time) sıfatı, bilgilerin olay anında sunulması anlamına gelir.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 minutes are up ifadesinde be up, önceden belirlenmiş, ayrılmış veya izin verilmiş bir sürenin sona erdiğini anlatır. Buradaki up, “daha yüksek bir konumda” anlamına gelmez. be fiili zaman ifadesinin tekil veya çoğul oluşuna uyar: Time is up denir, ancak Our six minutes are up denir. Bu yapı, süreli bir etkinliği veya programı bitirirken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The test is over. Your time ____.
Cevabı göster
is up
Head to our website to find more episodes of 6 Minute English at bbclearningenglish.com.
6:00bbclearningenglish.com adresinden 6 Minute English'in daha fazla bölümünü bulmak için web sitemize gidin.