Polis Arabası vs. Hırsız + Altın Lastiği Kim Aldı?|S1-2|Pinkfong Süper Kurtarma Ekibi: İngilizce çalışma notları
Pinkfong Super Rescue Team - Kids Songs & Cartoons
Video özeti: Polis arabası Roger bir hırsızı yakalıyor; ardından ipuçlarını takip edip plaka eşleştirme sistemini kullanarak kayıp altın lastiği araştırıyor ve sergilenen parçayı geri getiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. All I need is that lamp — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu yapının, konuşanın gerekli gördüğü tek şeyi veya koşulu nasıl öne çıkardığını öğrenin. İsim grubunu değiştirerek bir ihtiyacı ya da hedefi, “I need” içeren sıradan bir cümleye göre daha vurgulu biçimde belirtebilirsiniz. 2. Anything else? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kısa soruyu ek bilgi, kanıt veya seçenek istemenin bir yolu olarak tanıyın. Soruşturmalarda, derslerde, hizmet ortamlarında ve günlük konuşmalarda daha fazla ayrıntı almak ve iletişimi sürdürmek için doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. get away with this. — Öbek Fiiller: Bunun yalnızca fiziksel olarak kaçmak değil, yanlış bir davranışın cezasından veya sonuçlarından kurtulmak anlamına geldiğini kavrayın. Dürüst olmayan ya da zarar verici bir eylemin cezasız kalmayacağını belirtirken bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Bu derste
versus: karşı karşıya gelen iki tarafı gösterme
Başlıklarda kullanılan A versus B kalıbında versus, “A, B’ye karşı” anlamına gelir. Bir yarışma, anlaşmazlık, olay veya hikâyedeki karşıt iki tarafı hızlıca belirtir. Burada polis arabası ile hırsız, yalnızca birlikte anılan iki şey değil, birbirine karşı olan taraflar olarak sunulur. vs. kısaltması da temelde aynı işlevi görür.
Alıştırma
Police car versus thief başlığında versus neyi gösteriyor?
- Polis arabası hırsıza yardım ediyor.
- Polis arabası ile hırsız yalnızca birlikte sıralanmıştır.
- Polis arabası ile hırsız rakiptir.
Cevabı göster
Polis arabası ile hırsız rakiptir.
All I need is that lamp and I'll be rich. Dilbilgisi
0:43Tek ihtiyacım olan o lamba ve zengin olacağım.
All I need is that lamp: gerekli olan tek şeyi vurgulama
All I need is that lamp, “İhtiyacım olan tek şey şu lamba” anlamına gelir. All + subject + need + is + needed thing kalıbında is sözcüğünden sonraki bölüm, gerekli olan tek şeyi veya koşulu belirtir. Cümlenin tamamında konuşan kişi, lambayı almanın zengin olması için yeterli olacağına inanır. Bu yapı, daha basit olan I need that lamp cümlesine göre lambayı daha fazla öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi All + subject + need + is kalıbıyla tamamlayın: ____ one map, and we can find the trail.
Cevabı göster
All we need is
The police car will be dispatched as soon as I touch it. Dilbilgisi
0:55Ona dokunur dokunmaz polis arabası sevk edilecek.
will be dispatched: gelecek zamanda edilgen yapı
Will be dispatched, will be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu, gelecek zamanda edilgen bir yapıdır: polis arabası eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Onu gönderen kişi veya sistem belirtilmez. Burada dispatch, resmî bir görev ya da acil durum için bir aracı veya ekibi bir yere göndermek anlamına gelir. Cümle, emri kimin verdiğine değil, polis arabasına ne olacağına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi dispatch fiilinin gelecek zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: When the alarm sounds, a rescue team ____ immediately.
Cevabı göster
will be dispatched
as soon as: bir eylemin hemen ardından başka bir eylem
As soon as, “tam ... olduğunda” veya “... olur olmaz” anlamına gelen kalıplaşmış bir bağlaçtır. İki olayı birbirine bağlar ve birinin diğerini neredeyse hiç gecikmeden izlediğini gösterir. Gelecekten söz ederken İngilizcede as soon as ile başlayan yan cümlede normalde geniş zaman kullanılır: as soon as I touch it. Ana cümlede will kullanılabilir: The police car will be dispatched. Bu yapıda as soon as sonrasında normalde will kullanılmaz.
Alıştırma
Gelecekteki bir eylemi anlatan doğal cümleyi seçin.
- I'll call you as soon as I got home tomorrow.
- I'll call you as soon as I get home.
- I'll call you as soon as I will get home.
Cevabı göster
I'll call you as soon as I get home.
How about I + fiilin yalın hâli: Bir işi yapmayı gündelik dille önermek
How about I + fiilin yalın hâli...? kalıbı, bir işi konuşanın yapmasını gündelik bir dille önermek için kullanılır: “Bunu ben yapsam nasıl olur?” I öznesinden sonra How about I help? örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Bu cümlede dikkatli bir izin istemekten çok, yapılacak işe kendinden emin bir giriş vardır. Konuşan kişi aslında “Neler yapabildiğimi göstereyim” demektedir.
Alıştırma
Bir kutuyu kendiniz taşımayı gündelik bir dille teklif etmek istiyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?
- How about I carried the box?
- How about I carry the box?
- How about I carrying the box?
Cevabı göster
How about I carry the box?
show off: Dikkat çekmek için bir şeyi sergilemek
Show off, başkalarının fark etmesini veya hayran kalmasını istediğiniz için bir beceriyi, sahip olduğunuz bir şeyi ya da bir başarıyı sergilemek demektir. show off some skills ifadesinde konuşan kişi becerilerini yalnızca göstermiyor; anlamın içinde gurur ve dikkat çekme isteği de bulunuyor. He is showing off örneğindeki gibi nesnesiz veya She showed off her trophy örneğindeki gibi sergilenen şeyle birlikte kullanılabilir.
Alıştırma
“Hayranlık çekmek için bir şeyi sergilemek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Maya loves to ____ her dance moves at parties.
Cevabı göster
show off
I made it: başardığını söylemek
Bu sahnede I made it, “Başardım” veya “Yaptım” anlamına gelir. Make it konuşma dilinde yaygın bir ifadedir; burada konuşan kişinin bir nesne ürettiği anlamına gelmez. Yolculuk ya da saat planı bağlamında made it, “vardım” veya “zamanında yetiştim” anlamına da gelebilir. Doğru anlamı, çevresinde gerçekleşen olaylar gösterir.
Alıştırma
Başarıyı belirtmek için make it ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamla: After three tries, I finally ____.
Cevabı göster
made it
rushes to the rescue: yardıma koşmak
Rushes to the rescue, “tehlikede veya zor durumda olan birine yardım etmek için acele eder” anlamına gelir. Rushes hız ve aciliyet bildirir. To the rescue, birini kurtarmaya veya ona yardım etmeye gitmeyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada rescue, the sözcüğünden sonra gelen bir isimdir. our brave police car öznesi tekil olduğu için rush fiili -es alarak rushes olur.
Alıştırma
rush to the rescue ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamla: When the child fell into the pool, the lifeguard ____.
Cevabı göster
rushed to the rescue
There he is: bilinen bir kişiyi görüp işaret etmek
“There he is!”, aradığın ya da hakkında konuştuğun belirli bir erkeği aniden gördüğünde veya sonunda bulduğunda söylenir. O kişiyi o anda işaret eder; burada polis hırsızı görmüştür. Kalıp There + pronoun + be şeklindedir: There he is, There she is ve There they are. Zamir kullanılan bu yapı, birinin ya da bir şeyin var olduğunu söyleyen normal there is yapısı değildir.
Alıştırma
Ben'i işaret etmek için cümleyi There + pronoun + be kalıbıyla tamamla: We've been looking for Ben. Oh, ____ by the gate!
Cevabı göster
there he is
You're under arrest: polisin kullandığı kalıp tutuklama ifadesi
“You're under arrest.”, bir polis memurunun bir kişiye polis tarafından yasal olarak gözaltına alındığını bildirmek için kullandığı kalıp ifadedir. Kişinin artık yasal olarak yakalanmış durumda olduğu anlamına gelir. Buradaki under fiziksel bir konumu değil, yasa veya yetki tarafından belirlenen bir durumu anlatır. Kalıp ifade be under arrest şeklindedir ve arrest sözcüğünden önce artikel gelmez.
Alıştırma
Polisin kullandığı kalıp ifadeyi tamamla: The officer said, “You're ____.”
Cevabı göster
under arrest
I got you.: Birini yakalayınca “Seni yakaladım” demek
Bu kovalamacada I got you. “Seni yakaladım” veya “Artık kaçamazsın” anlamına gelir. Konuşan kişi diğer kişiyi başarıyla yakaladığını bildirir. “Senin sahibiyim” anlamına gelmez. Bu kısa cümlenin anlamı çevresindeki harekete çok bağlıdır. Bir kovalamaca ya da yakalamaca oyunu, yakalama anlamını seçtirir; başka durumlarda aynı sözlerin farklı bir anlamı olabilir.
Alıştırma
Bir polis kaçan hırsıza yetişip “I got you!” diyor. Bu cümle burada ne anlama gelir?
- Konuşan kişi bir hediye aldı.
- Konuşan kişi bir fikri anladı.
- Konuşan kişi diğer kişiyi yakaladı.
Cevabı göster
Konuşan kişi diğer kişiyi yakaladı.
really sneaky thief: güçlü biçimde olumsuz bir tanım
a really sneaky thief ifadesinde sneaky, hırsızın başkaları fark etmesin diye gizlice ve dürüst olmayan biçimde davrandığını anlatır. Bu olumsuz bir tanımdır; zeki olduğu için övgü değildir. Really, tanımı güçlendirir: Hırsız çok sneaky idi.
Alıştırma
Hangi eylem en iyi sneaky sözcüğüyle tanımlanır?
- Kimse bakmıyorken kurabiye almak
- Kurabiyeleri herkesle paylaşmak
- Bir bulmacayı çok hızlı çözmek
Cevabı göster
Kimse bakmıyorken kurabiye almak
Roger here: here tanıtılan kişiyi gösterir
Roger here ifadesinde here, ismin ardından gelerek konuşanın tanıttığı kişinin Roger olduğunu dinleyiciye gösterir. Anlamı, “bu kişi, Roger” veya “bizimle olan Roger” demeye yakındır. Here, tüm cümlede yer bildiren bir ifade olmaktan çok Roger here ad grubunun parçasıdır. Önce kişiyi belirtir, ardından o kişi hakkında bilgi verilmesini sağlar.
Alıştırma
Roger here ifadesindeki here sözcüğünün temel görevi nedir?
- Yalnızca Roger'ın bu yerde olduğunu bildirir.
- Roger'ı tanıtılan kişi olarak gösterir.
- Roger'ın Here adlı bir yerden geldiğini söyler.
Cevabı göster
Roger'ı tanıtılan kişi olarak gösterir.
never misses a thief: miss fark edememek veya yakalayamamak demektir
never misses a thief ifadesinde miss, bir hırsızı fark edememek, yakalayamamak veya durduramamak anlamına gelir. Birinin yokluğunda onu özlemek anlamında değildir. Burada hırsız, Roger'ın eyleminin hedefidir; bu nedenle miss sözcüğünün hedefi kaçırma anlamı uygundur. Never, bu başarısızlığın hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir. İfade bir bütün olarak Roger'ı hırsızlarla uğraşırken tamamen güvenilir biri olarak över.
Alıştırma
Bu cümlede Roger never misses a thief ne anlama gelir?
- Bir hırsız uzaktayken Roger onu hiç özlemez.
- Roger peşine düştüğü her hırsızı daima fark eder veya yakalar.
- Roger daha önce hiç hırsız görmemiştir.
Cevabı göster
Roger peşine düştüğü her hırsızı daima fark eder veya yakalar.
The golden tire that shines forever is missing? Dilbilgisi
3:29Sonsuza dek parlayan altın lastiğin kaybolduğunu mu söylüyorsun?
You're saying ...? ile şaşırtıcı bilgiyi doğrulama
You're saying ...? başka birinin az önce söylediği şeyi tekrarlar veya özetler ve doğru anlayıp anlamadığınızı onaylamasını ister. Burada konuşan kişi, önemli sergi parçasının gerçekten kayıp olup olmadığını kontrol ediyor. You're saying şimdiki zaman yapısında bir bildirme cümlesi gibi görünebilir; ancak soru biçimi ona Do you mean ...? anlamını verir. Bu yapı çoğu zaman şaşkınlık veya inanamama da bildirir.
Alıştırma
Okulun bir ay boyunca kapalı olacağını az önce duydunuz. Hangi yanıt haberi doğal biçimde tekrar edip onay ister?
- You're telling the school to close for a month.
- You're saying the school will close for a month?
- You say the school closes every month.
Cevabı göster
You're saying the school will close for a month?
the main exhibition: exhibition ile exhibit arasında seçim
Bu cümlede the main exhibition, sergideki The golden tire that shines forever adlı en önemli ilgi çekici öğeyi belirtir. The tanımlığı, konuşmada zaten bilinen belirli bir öğeye işaret eder; main ise bunun merkezî öğe olduğunu gösterir. Standart müze İngilizcesinde exhibition genellikle birçok nesne içerebilen, düzenlenmiş halka açık bir sergi anlamına gelir. Tek bir sergilenen nesne için normalde exhibit kullanılsa da bağlam burada merkezî sergi parçasının kastedildiğini açıklar.
Alıştırma
Bir müzede ünlü bir dinozor iskeleti var. Bu tek sergilenen nesneyi en doğal biçimde hangi ifade adlandırır?
- the main exhibit
- the main exhibition
- the main exhibitor
Cevabı göster
the main exhibit
that shines forever: lastiği niteleyen bir ilgi cümleciği
that shines forever, the golden tire ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada that, tire sözcüğüne gönderme yapar ve shines fiilinin öznesidir; tek başına “şu” veya “o” anlamına gelen işaret sözcüğü that değildir. İsim + that + fiil yapısında cümlecik, ismi belirlemeye veya açıklamaya yardım eder: the lamp that lights the hallway. Burada that, shines fiilinin öznesi olduğu için atılamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir ismi açıklamak için that cümleciğini doğru kullanıyor?
- The robot that cleans my room is broken.
- The robot cleans that my room is broken.
- The robot that it cleans my room is broken.
Cevabı göster
The robot that cleans my room is broken.
I still can't believe it's over: devam eden inanamama duygusu
I still can't believe it's over, konuşan kişinin bir şeyin bittiğini bildiği hâlde bunu kabullenmekte zorlandığını anlatır. Burada over, “bitmiş” veya “sona ermiş” demektir; “bir şeyin üzerinde” anlamında değildir. still, bu duygunun daha önce başladığını ve şimdi de sürdüğünü gösterir. Bağlama göre cümle üzüntü, şaşkınlık veya sevinçli bir hayret ifade edebilir.
Alıştırma
I still can't believe it's over cümlesinde still neyi gösterir?
- Konuşan kişinin inanamama duygusu şimdiye kadar devam etmiştir.
- Konuşan kişi buna önceden inanıyordu ama artık inanmıyor.
- Etkinlik henüz bitmemiştir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin inanamama duygusu şimdiye kadar devam etmiştir.
had been preparing ... for months: geçmişte devam eden önceki eylem
Had been preparing, had been + fiil-ing yapısından oluşan past perfect continuous zamanıdır. Hazırlığın geçmişteki başka bir andan önce başladığını ve bir süre devam ettiğini gösterir. For months sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Bu ögeler birlikte, yalnızca hazırlık yapıldığını değil, önceki uzun süreci ve verilen emeği vurgular.
Alıştırma
Cümleyi prepare fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Before the doors opened, we ____ the exhibit for three months.
Cevabı göster
had been preparing
It's not over yet.: Sonuç hâlâ değişebilir
It's not over yet. bir durumun şu ana kadar sona ermediği anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede yet, şu ana kadar anlamını taşır ve daha sonra değişiklik olabileceğini gösterir. Birisi durumun umutsuz veya bitmiş olduğunu söylediğinde bu cümle o yargıya karşı çıkar: sonuç henüz kesinleşmemiştir, dolayısıyla hâlâ bir şans olabilir.
Alıştırma
Takımınız geride ancak oyunun bitmesine on dakika daha var. Hangi yanıt herkesi vazgeçmemeye en iyi şekilde teşvik eder?
- It's over for good.
- It's not over yet.
- It hasn't started yet.
Cevabı göster
It's not over yet.
Don't give up: çabalamaya devam etmek için doğrudan teşvik
Give up, “çabalamayı bırakmak” veya “vazgeçmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki Don't give up, yönetmene yaşadığı aksiliğe rağmen çabalamaya devam etmesini doğrudan söyler; bu yapıya olumsuz emir denir. Burada give up tek bir anlam birimi olarak anlaşılmalıdır. “Birine bir şey vermek” anlamına gelmez. Bu teşvik sözü tek başına kullanılabilir veya Don't give up—you are almost there. örneğindeki gibi ardından kısa bir neden gelebilir.
Alıştırma
Mia, kötü geçen tek bir çalışmadan sonra bırakmak istiyor. Teşvik cümlesini give up ifadesinin olumsuz biçimiyle tamamlayın: "____—you can improve."
Cevabı göster
Don't give up
isn't a single clue: hiç ipucu olmadığını vurgulama
There isn't a single clue ifadesinde isn't, a single + tekil sayılabilen isim yapısıyla birleşir. İfadenin tamamı sıfır ipucu olduğunu anlatır ve bunu özellikle vurgular: bir tane bile ipucu yoktur. Burada single, sıfır miktarı fikrini güçlendirir. “Bekâr” anlamına gelmez ve tek başına duran bir ipucunu anlatmaz. Hiç olmadığını vurgulamak istediğinizde not a single + tekil sayılabilen isim yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Kutu tamamen boş. Hangi cümle içinde hiç bozuk para olmadığını vurgulayan yapıyı doğru kullanıyor?
- There isn't single coin inside.
- There isn't a single coin inside.
- There aren't a single coins inside.
Cevabı göster
There isn't a single coin inside.
where it could have gone: gömülü soru sırası ve geçmiş olasılığı
Where it could have gone, I don't know ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru yan cümlesidir. where ile başlasa da düz cümle sırasını korur: where + özne it + could. Bu daha büyük cümlenin içinde doğrudan soru sırası olan where could it kullanılmaz. Could have + fiilin üçüncü hâli, geçmişle ilgili bir olasılığı anlatır. Buradaki could have gone, konuşanın artık ortada olmayan bir şeyin nereye gitmiş olabileceğini düşündüğünü gösterir.
Alıştırma
Gömülü soru sırası ve fiil biçimi doğru olan cümleyi seçin.
- I don't know where it could have went.
- I don't know where it could have gone.
- I don't know where could it have gone.
Cevabı göster
I don't know where it could have gone.
take a closer look: bir şeyi daha dikkatli incelemek
Take a closer look, bir şeyi daha dikkatli incelemek veya gözlemlemek anlamına gelen doğal bir kalıptır. Buradaki closer, daha fazla dikkat veya ayrıntı anlamına gelir; bedenen daha yakına gitmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. İncelenen şeyi belirtmek için take a closer look at + isim veya zamir yapısını kullanın. Let's take..., konuşan kişiyle dinleyenin bir şeyi birlikte incelemesi için arkadaşça bir öneri yapar.
Alıştırma
Hangi cümle haritayı daha dikkatli incelemeyi doğal biçimde önerir?
- Let's look the map more close.
- Let's take a closer look at the map.
- Let's take a closer look the map.
Cevabı göster
Let's take a closer look at the map.
made of gold: bir nesnenin malzemesini belirtme
Bu cümlede made of gold, tire sözcüğünü niteler ve lastiğin malzemesinin altın olduğunu belirtir. İsimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur ve that is made of gold yapısının kısaltılmış hâlidir. Bir nesnenin hangi malzemeden oluştuğunu anlatmak için made of + malzeme kullanılır. Örneğin made of wood veya made of metal denebilir. Buradaki ifade nesneyi kimin yaptığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle altının yüzüğün malzemesi olduğunu doğal biçimde söyler?
- The ring is made from a goldsmith.
- The ring is made by gold.
- The ring is made of gold.
Cevabı göster
The ring is made of gold.
Anything else?: başka bir şey olup olmadığını sorma
Anything else?, bir şey zaten belirtildikten sonra eklenecek başka bir nesne, ayrıntı veya istek olup olmadığını sorar. Bu sahnede konuşan kişi başka bir ipucu istemektedir. Is there anything else? veya Do you need anything else? gibi daha tam bir sorunun kısa ve konuşma dilindeki biçimidir. Else, anything sözcüğünden sonra gelir ve “başka” ya da “ek” anlamına gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşın getirilecek iki şey söyledi. Başka bir şey eklenip eklenmeyeceğini hangi soru sorar?
- Anything wrong?
- Anything the same?
- Anything else?
Cevabı göster
Anything else?
follow these footprints: ayak izlerini takip etmek
Follow these footprints, ayak izlerinin gösterdiği yol boyunca ilerleyip nereye gittiklerini bulmak demektir. Burada takip edilen şey bir kişi değil, bir iz ya da ipucudur. Bir şey sizi bir yerden veya adımdan diğerine yönlendiriyorsa follow a path, follow tracks, follow directions veya follow clues da denebilir.
Alıştırma
Cümleyi follow + these footprints kullanarak tamamlayın: Look at these footprints. Let's ____.
Cevabı göster
follow these footprints
secret passage: gizli bir geçit
Secret passage, insanların geçebildiği ve genellikle bir binanın içinde veya odaların arasında bulunan gizli bir yoldur. Macera ve gizem hikâyelerinde bir duvarın, kapının ya da kitaplığın arkasında olabilir. Burada passage, bir yerden geçmeye yarayan yol anlamındadır. Bir yazı bölümü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir gizem hikâyesinde secret passage nedir?
- Bir yazının kısa bir bölümü.
- Trafiği yoğun olan halka açık bir yol.
- Bir binanın içindeki gizli bir yol.
Cevabı göster
Bir binanın içindeki gizli bir yol.
A gas station flyer?: isim + isim yapısı
Gas station flyer ifadesinde flyer, nesnenin ne olduğunu belirten ana isimdir. Gas station, flyer sözcüğünden önce gelir ve broşürün hangi yerle bağlantılı olduğunu gösterir. Broşür bir benzin istasyonundan gelmiş, onun hakkında hazırlanmış veya onun reklamını yapıyor olabilir; kesin bağlantıyı bağlam gösterir. İngilizcede school bus ve coffee cup örneklerinde olduğu gibi, bir isim veya isim grubu başka bir ismi açıklamak için onun önüne sıkça getirilir. Son isim temel anlamı taşır ve çoğul ekini alır: one gas station flyer, two gas station flyers.
Alıştırma
A gas station flyer yapısını hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?
- Bir benzin istasyonuyla bağlantılı broşür; flyer ana isimdir.
- Bir benzin istasyonunun üzerinden uçan kişi.
- Broşür şeklinde bir benzin istasyonu.
Cevabı göster
Bir benzin istasyonuyla bağlantılı broşür; flyer ana isimdir.
go this way: gösterilen yönde ilerlemek
Go this way ifadesinde this way bir yönü veya yolu belirtir. ‘Gösterdiğim yöne doğru ilerlemek’ ya da ‘bu yolu izlemek’ anlamına gelir. Burada way, yöntem anlamında değildir. Let's, cümlenin tamamını birlikte hareket etmeyi öneren arkadaşça bir ifadeye dönüştürür. Konuşan kişi parmağıyla yönü gösterebilir, yürümeye başlayabilir veya this way ifadesinin yönünü belli etmek için yakındaki bir şeyi kullanabilir.
Alıştırma
Koridorun ilerisine doğru işaret edip arkadaşınızı sizi takip etmeye çağırıyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?
- Let's go this method.
- Let's move this how.
- Let's go this way.
Cevabı göster
Let's go this way.
There it is: bulunan bir hedefi işaret etmek
“There it is.”, “Aradığımız şeyi görüyorum; orada” anlamına gelir. it zamiri, ne olduğu zaten bilinen belirli bir şeye gönderme yapar; there ise onun yerini gösterir. Bu sözcük dizilişi bilinen hedefi işaret eder ve çoğu zaman onun az önce bulunduğunu duyurur. Yalnızca yeni bir şeyin varlığını bildirmez.
Alıştırma
Az önce bulduğunuz bilinen nesneyi göstermek için üç sözcüklü There + zamir + be kalıbını tamamlayın: ____! The missing key was under the sofa.
Cevabı göster
There it is
You're busted: yakalanmak veya foyası ortaya çıkmak
“You're busted” ifadesindeki busted, yanlış bir şey yaparken yakalanmak veya foyası ortaya çıkmak anlamına gelir. Konuşan kişi, karşısındakinin sırrının ya da kötü davranışının artık gizli olmadığını bildirir. Bu, kişinin fiziksel olarak bozulduğu anlamına gelmez. Cümle, kişinin olanları artık saklayamayacağını hızlıca ilan eder gibi duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede “You're busted!” birinin yanlış davranışının ortaya çıktığını belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- I saw you take the last cookie. You're busted!
- You finished your homework. You're busted!
- Your bicycle has a flat tire. You're busted!
Cevabı göster
I saw you take the last cookie. You're busted!
license plate: aracı tanımlayan plaka
License plate ifadesi, bir araca takılan numaralı plakayı belirtir. Üzerindeki harfler ve rakamlar aracı tanımlar; bu yüzden trafikte veya bir soruşturmada aracı bulmak ya da kontrol etmek için kullanılabilir. Bu ifadede plate, yemek tabağını değil, aracın üzerindeki düz levhayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bir aracın numaralı plakasını belirten ve yukarıda öğretilen iki sözcüklü Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The witness photographed the ____.
Cevabı göster
license plate
use the matching system: sistemle bilgileri kayıtlarla karşılaştırmak
Use the matching system ifadesi, girilen bilgiyi depolanmış verilerle karşılaştırarak aynı ya da karşılık gelen kaydı bulan bir aracı kullanmak demektir. Bu bağlamda plaka bilgileri araç kayıtlarıyla karşılaştırılabilir. Matching, sistemin karşılaştırma işlevini anlatır; the ise konuşanların zaten bildiği belirli bir sistemi gösterir. Buradaki matching, kıyafetleri veya renkleri güzel görünecek şekilde eşleştirmekle değil, verilerle ilgilidir.
Alıştırma
Teknik veya soruşturmayla ilgili bir bağlamda matching system büyük olasılıkla ne yapar?
- Bir aracın kırık parçalarını onarır.
- Renkleri birbiriyle güzel görünen kıyafetleri seçer.
- Karşılık gelen bir sonuç bulmak için bilgileri karşılaştırır.
Cevabı göster
Karşılık gelen bir sonuç bulmak için bilgileri karşılaştırır.
Stop there: hareket etmeyi bırakmaya yönelik doğrudan emir
Bu cümlede Stop there, bulunduğun yerde durmak ve daha ileri gitmemek anlamına gelir. There, karşıdaki kişinin durması gereken noktayı gösterir. Bu bir emir cümlesidir ve anlaşılması gereken özne you sözcüğüdür. Tonu yumuşatan hiçbir sözcük olmadığı için öneri değil, kesin bir emir işlevi görür.
Alıştırma
Stop there hangi durumda en doğal şekilde kullanılır?
- Bir yolcu, istasyonun nerede olduğunu nazikçe sorar.
- Bir arkadaş, bir filmin saat kaçta başladığını sorar.
- Bir güvenlik görevlisi, hâlâ hareket eden bir kişiye hemen durmasını emreder.
Cevabı göster
Bir güvenlik görevlisi, hâlâ hareket eden bir kişiye hemen durmasını emreder.
get away with this: yanlış bir davranışın sonuçlarından kaçınmak
Get away with this, bu yanlış şeyi yapıp ceza, suçlama veya sonuçlarla karşılaşmamak anlamına gelir. This, iki kişinin de bağlamdan anlayabildiği bir eylemi gösterir. Tam cümlede won't, bu düşünceyi bir uyarıya dönüştürür: Konuşan kişi, karşıdaki kişinin sorumlu tutulacağını söyler. Get away with ifadesini fiziksel hareket olarak değil, tek bir kalıp olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: He broke the rule but thought he could ____ it.
Cevabı göster
get away with
I was just doing my job: teşekküre alçakgönüllü bir karşılık
“I was just doing my job”, teşekküre veya övgüye alçakgönüllü bir karşılık olarak kullanılır. Konuşan kişi yaptığı yardımın görevinin bir parçası olduğunu söyler ve daha fazla övgü beklemediğini gösterir. Burada just “yalnızca” anlamındadır ve yapılan işi daha az özel gösterir. “Az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak alçakgönüllü karşılığı tamamlayın: A visitor thanked the museum guard for helping. The guard said, “I was ____ my job.”
Cevabı göster
just doing