Savaşa bağımlı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
839 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, BBC savaş muhabiri Fergal Keane’in çatışmalara tekrar tekrar maruz kalmasından ve Ruanda haberleri sonrasında yaşadığı travmadan alkol bağımlılığına, psikolojik çöküşe ve TSSB tanısına uzanan öyküsünü anlatıyor. Cephedeki adrenalinin onu neden sürekli geri çektiğini ve aldığı desteğin sonunda hem alkolden hem savaştan uzak durmasını nasıl sağladığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make sense of — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: İlk başta karmaşık, kafa karıştırıcı ya da dehşet verici görünen deneyim, bilgi ve olayları anlama ve anlamlandırma sürecini ifade etmeyi öğrenin. Gazetecilikte, eğitimde ve iş analizlerinde doğal kullanılan bu yaygın birliktelik, burada Keane’in haberlerinin izleyicilerin savaş gerçeğini kavramasına yardım etmesini anlatır. 2. a slow, steady erosion. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: erosion sözcüğünün ani ve dramatik bir çöküş yerine zamanla gelişen psikolojik yıpranmayı anlatan bir metafor olduğunu fark edin. Bu imgeyle baskının esenliği, özgüveni veya dayanma gücünü nasıl azar azar aşındırdığını anlatabilirsiniz. 3. stay away from booze and war. — Phrasal verb’ler: stay away from ile bir maddeden, yerden, faaliyetten ya da tehlike kaynağından bilinçli biçimde kaçınmayı ifade edin. Burada yapı, iyileşmeyi hem alkolden hem de takıntılı hâle gelen savaş muhabirliğinden mesafeli kalmakla özlü biçimde ilişkilendirir.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:09

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:10

BBC Learning English'ten Six Minute English programına hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:13

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:14

Ve ben Sam.

In this programme, Anlatım akışı

0:15

Bu programda,

Anlatım akışı

In this programme: bölümün içerik kapsamını belirlemek

Bir yayının başında kullanılan In this programme, ardından gelecek bilginin çerçevesini belirler: sonraki yan cümle dinleyicilere bu bölümde nelerin ele alınacağını söyler. Cümle başındaki bu ifade, ana mesajdan çok bilgiyi düzenleyen bir işaret görevi görür. Buradaki programme, yayının şu anki bölümünü ifade eder. Bilgisayar yazılımı anlamına gelmez.

Alıştırma

Radyo girişini derste öğrendiğiniz kapsam belirten tam ifadeyle tamamlayın: ____, we explore how maps shape the way people see the world.

Cevabı göster

In this programme

we'll be hearing about the extraordinary life Dilbilgisi

0:16

tanınmış BBC muhabiri Fergal Keane'in

of a well-known BBC journalist Fergal Keane. Kalıp ifadeler

0:18

olağanüstü yaşamını dinleyeceğiz.

Dilbilgisi

we'll be hearing: planlanmış içeriği önceden duyurmak

We'll be hearing, will be + fiil-ing yapısındaki gelecek zamanın devamlı hâlidir. Burada programın yaklaşan akışında zaten yer alan bir içeriği önceden haber verir; şu anda gerçekleşen bir dinlemeyi anlatmaz. Odak noktası dinlemenin ne kadar sürdüğü değildir. Bu yapı, içeriği düzenlenmiş bir sıranın aşamalarından biri olarak sunar; bu nedenle sunucular program akışını dinleyicilere anlatırken sıkça kullanır.

Alıştırma

Sunucunun ön duyurusunu hear fiilinin gelecek zamanın devamlı hâliyle tamamlayın: Later in the podcast, ____ from three climate scientists.

Cevabı göster

we'll be hearing

Kalıp ifadeler

İsimden önce well-known

Well-known, birinin veya bir şeyin birçok kişi tarafından bilindiğini ifade eder. Burada journalist sözcüğünden önce tek bir sıfat gibi görev yapar ve gazetecinin kamuoyundaki tanınırlığını anlatır. Well ve known bir isimden önce birlikte niteleyici olarak kullanıldığında standart yazımda kısa çizgi kullanılır: a well-known journalist. Kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

İsimden önce well-known ifadesini standart biçimiyle yazın: The podcast features a ____ historian.

Cevabı göster

well-known

As a BBC war correspondent, Kelime

0:22

Bir BBC savaş muhabiri olarak,

Kelime

Haber sektöründe bir görev olarak war correspondent

War correspondent, savaşları ve silahlı çatışmaları haberleştirme konusunda uzmanlaşmış gazetecidir ve çoğu zaman çatışma bölgesinden veya yakınından haber yapar. Bu cümlede ifade, BBC’deki profesyonel bir görevi belirtir. Haber dilinde correspondent genellikle belirli bir yer veya konuyla görevlendirilmiş gazeteci anlamına gelir. Burada mektup ya da mesaj alışverişi yapan sıradan bir kişi anlamında değildir.

Alıştırma

Haber sektöründeki kesin meslek unvanını kullanın: A journalist assigned to cover wars and armed conflicts is a ____.

Cevabı göster

war correspondent

Fergal witnessed some of the most violent events in recent history. Kalıp ifadeler

0:24

Fergal yakın tarihin en şiddetli olaylarından bazılarına tanık oldu.

Kalıp ifadeler

witnessed ... events: ciddi olayları bizzat görmek

witnessed some of the most violent events ifadesinde witnessed, geçişli witness fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Fergal'ın olaylar gerçekleşirken orada bulunduğunu ve onları kendi gözleriyle gördüğünü belirtir; events doğrudan nesnedir. Daha sonra bu olaylar hakkında mahkemede ifade verdiği anlamına gelmez. saw ile karşılaştırıldığında witnessed daha resmîdir. Olayları ciddi veya kayda değer olarak çerçeveler ve doğrudan gözlemi öne çıkarır. Bu nedenle haberlerde, tarihsel anlatılarda ve tanıklıklarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle muhabirin olay yerinde olduğunu ve olayı bizzat gördüğünü belirtir?

  1. The reporter described the explosion in her article.
  2. The reporter witnessed the explosion from across the street.
  3. The reporter learned about the explosion the next morning.
Cevabı göster

The reporter witnessed the explosion from across the street.

Fergal's reporting helped his television audiences

0:28

Fergal'ın haberciliği televizyon izleyicilerinin

make sense of the horrors of war. Kalıp ifadeler

0:31

savaşın dehşetini anlamlandırmasına yardımcı oldu.

Kalıp ifadeler

make sense of: kafa karıştırıcı bir şeyi anlamak

Make sense of + isim veya zamir, zor, karmaşık ya da kafa karıştırıcı bir şeyi anlamak veya ona tutarlı bir açıklama bulmak demektir. Burada haberler, izleyicilerin öğrendikleri bilgileri düzenleyip savaşın dehşetini anlamalarına yardımcı olmuştur. Anlaşılmaya çalışılan nesne of'tan sonra gelir: make sense of the data veya make sense of it. İfadeyi kelime kelime “bir his yaratmak” diye yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi “kafa karıştırıcı bilgileri anlamak” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: I'm trying to ____ these conflicting instructions.

Cevabı göster

make sense of

But underneath, Anlatım akışı

0:34

Ancak içten içe,

there were more personal reasons attracting him to the frontline Kelime

0:35

onu cepheye çeken daha kişisel nedenler vardı.

Anlatım akışı

“But underneath,”: daha derindeki bir nedene geçiş

Bu cümlede But underneath, dinleyiciyi daha önceki ve daha görünür bir açıklamadan daha az belirgin, daha kişisel bir nedene yöneltir. But karşıtlık kurar; underneath ise anlamın daha derin bir katmanına işaret eder. Burada underneath fiziksel bir konumu değil, mecazî bir anlamı ifade eder. Bu yapı, birinin dışarıdan görünen davranışlarının veya belirttiği nedenlerin altında saklı olan duyguları, güdüleri ya da sorunları tanıtabilir.

Alıştırma

Örnekte But underneath, neyi bildiriyor?

  1. Görünürdeki bir açıklamadan daha derin ve daha az görünür bir nedene geçiş
  2. Bir şeyin fiziksel olarak daha aşağıda olduğunun açıklanması
  3. Konuşanın konuyu bitirdiğini gösteren bir işaret
Cevabı göster

Görünürdeki bir açıklamadan daha derin ve daha az görünür bir nedene geçiş

Kelime

the frontline: aktif çatışmaya en yakın bölge

Bu cümlede the frontline, bir savaş veya silahlı çatışmada devam eden çarpışmalara en yakın bölgeyi ifade eder. Yalnızca bir grubun ön tarafındaki konumu değil, çatışmanın yaşandığı tehlikeli yeri gösterir. Bu kelime, salgında çalışan sağlık personeli gibi bir krizle en doğrudan biçimde ilgilenen kişiler veya yerler için mecazî olarak da kullanılır. Ancak örnekte savaşla ilgili gerçek anlam kullanılmıştır.

Alıştırma

Devam eden çarpışmalara en yakın bölge anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The correspondent sent reports from ____.

Cevabı göster

the frontline

Despite the danger, Dilbilgisi

0:38

Tehlikeye rağmen,

Dilbilgisi

Despite the danger: despite + isim öbeği

“Despite the danger” ödünleme anlamı katar: tehlike gerçektir, ancak ardından gelen yan cümledeki olayın gerçekleşmesini engellemez. Despite bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği, zamir ya da -ing biçimi gelir: despite the danger, despite this, despite being tired. Çekimli fiil içeren tam bir yan cümleyi doğrudan alamaz.

Alıştırma

Ödünleme anlamını vermek için despite sözcüğünün doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Although the heavy rain, the match continued.
  2. Despite the heavy rain, the match continued.
  3. Despite it rained heavily, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

Fergal found himself going back again and again Notlar

0:40

Fergal kendini tekrar tekrar savaş bölgelerinden

Dilbilgisi

found himself going back: find oneself doing yapısı

“Found himself going back”, find + dönüşlülük zamiri + -ing biçimi yapısını kullanır. Fergal'ın, çoğu zaman bilinçli biçimde planlamadığı hâlde, tekrar tekrar geri döndüğünü fark ettiği anlamına gelir. Burada found “yerini buldu” anlamına gelmez ve himself keşfettiği bir nesne değildir. Yapının bütünü, kişinin kendi eylemini veya durumunu beklenmedik biçimde fark etmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi find oneself doing yapısının geçmiş zamanı ve check fiiliyle tamamlayın: After a week, I ____ my phone before breakfast.

Cevabı göster

found myself checking

Kalıp ifadeler

again and again: aynı eylemin birçok kez tekrarlanması

Again and again, aynı eylemin birçok kez gerçekleştiği anlamına gelir. Tekrarı açıkça vurgular. Bu cümlede geri dönmek, tek seferlik bir dönüşten ziyade tekrar eden bir davranış biçimi olarak sunulur. Tekrarlanan ritim anlatıma da daha fazla güç katar.

Alıştırma

Aynı uyarının birçok kez yapıldığını açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The guide gave the same warning again.
  2. The guide gave the same warning again and again.
  3. The guide gave the warning once.
Cevabı göster

The guide gave the same warning again and again.

to report from war zones.

0:43

haber yapmak için geri dönerken buldu.

It gave him something he couldn't get anywhere else,

0:45

Bu ona başka hiçbir yerde bulamayacağı bir şey veriyordu,

a massive rush of adrenaline. Kalıp ifadeler

0:48

devasa bir adrenalin patlaması.

Kalıp ifadeler

a massive rush of adrenaline: ani ve yoğun heyecan

A rush of adrenaline, vücudun stres tepkisinin oluşturduğu ani ve yoğun bir fiziksel enerji ve heyecan dalgasıdır. Rush, hissin ne kadar hızlı ve güçlü geldiğini öne çıkarır. Massive ifadeyi güçlendirir ve tepkinin son derece kuvvetli olduğunu gösterir. Bu cümlede ifade, onun başka hiçbir yerde bulamadığı yoğun bedensel heyecanı adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede a massive rush of adrenaline ne anlama gelir?

  1. adrenalinin yol açtığı ani ve yoğun bir enerji ve heyecan hissi
  2. fiziksel enerjinin yavaş yavaş azalması
  3. sıradan bir işi hızla bitirme ihtiyacı
Cevabı göster

adrenalinin yol açtığı ani ve yoğun bir enerji ve heyecan hissi

And Fergal started to worry that he was becoming addicted to war. Kalıp ifadeler

0:51

Ve Fergal savaşa bağımlı hale gelmeye başladığından endişe etmeye başladı.

Kalıp ifadeler

addicted to war: addicted to + isim veya -ing biçimi

Addicted to war, savaş haberciliğiyle bağlantılı tehlike ve uyarılmaya karşı güçlü ve kontrol edilmesi zor bir bağımlılığı ifade eder. Savaşı sıradan bir hobi olarak görmek anlamına gelmez. Kalıp be veya become addicted to + isim ya da -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle addicted to social media veya addicted to checking messages denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bağımlı olmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: After losing money every night, Leo admitted that he was ____ online gambling.

Cevabı göster

addicted to

In his new book,

0:55

Fergal, yeni kitabı,

The Madness: A Memoir of War, Fear and PTSD,

0:56

The Madness: A Memoir of War, Fear and PTSD'de (Delilik: Savaş, Korku ve TSSB Anıları),

Fergal discusses living with PTSD Kalıp ifadeler

1:01

TSSB ile yaşamayı anlatıyor,

Kalıp ifadeler

living with PTSD: live with + uzun süreli bir durum

Living with PTSD, travma sonrası stres bozukluğunun etkilerini yaşarken günlük hayata devam etmek anlamına gelir. Buradaki with, bu durumla fiziksel olarak aynı evde yaşamak demek değildir. live with + hastalık veya durum kalıbı, bu durumu kişinin yaşam koşullarının süregelen bir parçası olarak sunar. Yalnızca have PTSD demeye kıyasla kişinin devam eden yaşam deneyimine, uyumuna ve zorluklarına daha çok odaklanır.

Alıştırma

"Maya is living with a chronic heart condition," cümlesinde living with en açık biçimde neyi vurgular?

  1. Bu duruma sahip başka biriyle aynı evde yaşıyor.
  2. Süregelen bir durumla başa çıkarken günlük yaşamına devam ediyor.
  3. Durum kısa süreliğine ortaya çıktı ve çoktan sona erdi.
Cevabı göster

Süregelen bir durumla başa çıkarken günlük yaşamına devam ediyor.

or post-traumatic stress disorder, Kelime

1:04

yani travma sonrası stres bozukluğuyla yaşamayı,

Kelime

post-traumatic stress disorder: PTSD'nin açık hâli

Post-traumatic stress disorder, PTSD kısaltmasının açık hâlidir. post- ön eki “sonra” anlamına gelir; traumatic ise derin sıkıntı veya zarar veren bir olayla ilgilidir. İfade bir bütün olarak travmadan sonra ortaya çıkabilen bir ruh sağlığı durumunu adlandırır. Bu cümlede sıradan biçimde “stresli hissetmek” anlamında değil, resmî bir tıp terimi olarak kullanılmıştır. Açık hâli tanımak, konuşma veya yazıdaki resmî ifadeyi yaygın PTSD kısaltmasıyla eşleştirmenize yardımcı olur.

Alıştırma

PTSD'nin açık hâlini yazın: PTSD stands for ____.

Cevabı göster

post-traumatic stress disorder

a type of psychological suffering

1:07

aşırı şiddete tanık olmaktan kaynaklanan

that results from witnessing extreme violence. Dilbilgisi

1:09

bir tür psikolojik acı.

Dilbilgisi

results from: sonuçtan nedene gitmek

Vurgulanan bölümde psikolojik acı sonuç, aşırı şiddete tanık olmak ise nedendir. Kalıp şöyledir: sonuç + result from + neden. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil, results from witnessing örneğinde olduğu gibi, normalde -ing biçimini alır. Bu yapı, bir sonuçtan geriye doğru giderek onun kaynağını bulmanızı sağlar.

Alıştırma

Bir kablodaki hasar elektrik kesintisine neden oldu. Hangi cümlede neden-sonuç yönü doğrudur?

  1. Damage to a cable resulted from the power cut.
  2. The power cut resulted in damage to a cable.
  3. The power cut resulted from damage to a cable.
Cevabı göster

The power cut resulted from damage to a cable.

We'll hear about some key events in Fergal's life,

1:13

Fergal'ın hayatındaki bazı önemli olayları dinleyeceğiz,

and as usual, Kalıp ifadeler

1:15

ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new vocabulary as well.

1:17

bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as usual: bu olayın alışılmış düzene uyduğunu belirtmek

As usual, “önceki zamanlarda olduğu gibi” anlamına gelir. Burada yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu, yeni veya beklenmedik bir ek olmadığını belirtir. İfadenin tamamı zarf tümleci olarak görev yapar. Bu sefer olan şeyin alışılmış düzene uyduğunu belirtir ve çoğunlukla cümlenin başında ya da sonunda yer alır.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın bu sefer erken gelmesinin normal düzenine uyduğunu belirtir?

  1. Maya's usual arrival time is before everyone else's.
  2. Maya usually arrives before everyone else.
  3. As usual, Maya arrived before everyone else.
Cevabı göster

As usual, Maya arrived before everyone else.

But first,

1:19

Ama önce,

I have a question for you, Sam.

1:20

sana bir sorum var, Sam.

The term PTSD is quite new,

1:22

TSSB terimi oldukça yenidir,

but descriptions of the mental suffering of war go back to ancient times. Öbek fiiller

1:25

ancak savaşın zihinsel acılarına dair tanımlamalar eski zamanlara kadar uzanır.

Öbek fiiller

go back to ancient times: bir geçmişi başlangıç noktasına kadar izlemek

Go back to + bir tarih veya dönem, bir şeyin tarihte o noktadan beri var olduğunu, o zaman başladığını ya da o döneme ait kanıtlarının bulunduğunu belirtir. Bu cümlede PTSD adı yeni olsa da savaşla bağlantılı zihinsel acıya ilişkin betimlemelerin antik çağlarda bile bulunduğu söylenir. Burada fiziksel hareket değil, zaman ilişkisi anlatılır. Özne, tarihi geriye doğru izlenen şeydir; ifade de onun bilinen en eski dönemini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi go back to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The earliest maps of the island ____ the sixteenth century.

Cevabı göster

go back to

Something similar to PTSD is mentioned in Viking sagas Dilbilgisi

1:30

Viking destanlarında ve her iki Dünya Savaşı ile ilgili hikayelerde

and in stories about both World Wars.

1:34

TSSB'ye benzer bir durumdan bahsedilir.

Dilbilgisi

Something similar to PTSD: temkinli bir benzetme yapmak

Something similar to PTSD, “PTSD’ye benzeyen, ne olduğu tam belirtilmemiş bir şey ya da durum” anlamına gelir. Ortak özelliklere işaret eder ancak ikisinin aynı olduğunu ya da eski anlatılarda modern bir tanının kullanıldığını söylemez. something gibi belirsiz zamirleri niteleyen sıfat zamirden sonra gelir: something similar denir, similar something denmez. Karşılaştırılan öğeyi belirtirken similar, to ile kullanılır: similar to PTSD. something similar to X kalıbı, kesin ad bilinmediğinde veya temkinli bir benzetme gerektiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede something similar to kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. Researchers found something similar with the earlier pattern.
  2. Researchers found something similar to the earlier pattern.
  3. Researchers found similar something to the earlier pattern.
Cevabı göster

Researchers found something similar to the earlier pattern.

So,

1:37

Peki,

what was the name of the PTSD-like condition Kelime

1:38

Birinci Dünya Savaşı sırasında birçok askerin çektiği

suffered by many soldiers during the First World War? Dilbilgisi

1:41

TSSB benzeri bu durumun adı neydi?

Kelime

PTSD-like condition: isim + -like ile benzerlik belirtmek

PTSD-like condition ifadesinde -like, PTSD kısaltmasına eklenerek “PTSD’ye benzeyen” veya “PTSD ile ilişkili özellikler taşıyan” anlamında bir sıfat oluşturur. Bileşik yapının tamamı condition sözcüğünü niteler. Bileşik niteleyici isimden önce geldiği için PTSD-like kısa çizgiyle tek bir niteleyici olarak yazılır. Bu yapı doğrulanmış bir PTSD tanısını değil, benzerliği belirtir. Aktarılabilir kalıp “isim veya kısaltma + -like + isim” şeklindedir.

Alıştırma

flu + -like kullanarak kısa çizgili niteleyiciyi oluşturun ve cümleyi tamamlayın: The patient reported ____ symptoms.

Cevabı göster

flu-like

Dilbilgisi

Kısaltılmış ilgi cümleciği olarak suffered by many soldiers

condition suffered by many soldiers during the First World War isim grubunda suffered by many soldiers during the First World War, condition sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Hangi durumdan söz edildiğini belirtir ve which/that was suffered by many soldiers during the First World War biçiminde açılabilir. Sorunun temel yapısı What was the name of the condition? şeklindedir. Çekimli fiil was sözcüğüdür; suffered ikinci bir geçmiş zaman ana fiili değildir. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği yapısı, kısa ve yoğun bilgi veren metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede, vurgulanan bölümdeki gibi bir isimden sonra geçmiş zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?

  1. The museum displayed soldiers who wrote letters during the war.
  2. The museum displayed letters about soldiers during the war.
  3. The museum displayed letters written by soldiers during the war.
Cevabı göster

The museum displayed letters written by soldiers during the war.

Was it A,

1:45

A mıydı,

nostalgia,

1:46

nostalji,

B, shell shock, Kültür

1:47

B, mermi şoku mu (shell shock),

or C, combat stress?

1:48

yoksa C, savaş stresi mi?

Kültür

Birinci Dünya Savaşı'na ait tarihsel bir terim olarak shell shock

Shell shock, bombardıman ve çatışmalardan sonra ciddi psikolojik ve fiziksel belirtiler geliştiren Birinci Dünya Savaşı askerleriyle yakından ilişkili tarihsel bir terimdir. Shell bir top mermisini ifade eder, ancak bütün ifade savaş dönemindeki bir durum için kullanılmıştır; yalnızca bir mermiden irkilmek anlamına gelmez. Bu terim modern tanı sistemlerinden önce ortaya çıkmıştır ve günümüzde resmî bir klinik tanı değildir. Bazı vakalar bugün TSSB olarak ele alınan durumlarla örtüşebilir, ancak bu terimler farklı tarihsel ve klinik çerçevelere aittir ve tam olarak eş anlamlı değildir.

Alıştırma

Shell shock terimini en doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Her TSSB türü için günümüzde kullanılan resmî tanıdır.
  2. Boş bir mermi kovanı görünce kısa süreli şaşırmak anlamına gelir.
  3. Özellikle Birinci Dünya Savaşı askerleriyle ilişkilendirilen tarihsel bir terimdir.
Cevabı göster

Özellikle Birinci Dünya Savaşı askerleriyle ilişkilendirilen tarihsel bir terimdir.

I think the answer is shell shock.

1:51

Bence cevap mermi şoku.

OK, Sam.

1:53

Tamam, Sam.

I'll reveal the answer later in the programme. Kalıp ifadeler

1:54

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer later: cevabı daha sonra açıklamak

Reveal the answer, daha önce gizli tutulan, açıklanmayan veya bilinmeyen bir cevabı duyurmak anlamına gelir. Bu nedenle reveal, bilgiyi yalnızca söylemekten daha güçlü bir biçimde açığa çıkarma anlamı taşır. I'll reveal the answer later cümlesinde later, açıklama anını programın daha sonraki bir bölümüne erteler. Bu kullanım testlerde, bilmecelerde, yarışmalarda, duyurularda ve merak uyandıran sunumlarda doğaldır.

Alıştırma

Reveal fiilini ve bir testte doğal olarak aldığı nesneyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The host will ____ after the break.

Cevabı göster

reveal the answer

Fergal Keane,

1:57

Fergal Keane,

who was born in Ireland,

1:58

İrlanda’da doğmuştu;

had seen violence ever since the early days Dilbilgisi

1:59

Belfast'taki çatışmaları haber yaptığı kariyerinin

of his career covering the fighting in Belfast. Kelime

2:02

ilk günlerinden beri şiddete tanık oluyordu.

Dilbilgisi

ever since the early days: ilk günlerden beri sürekli

Ever since the early days, geçmişteki erken bir dönemi başlangıç noktası olarak gösterir ve bir durumun o andan sonraki bir referans zamanına kadar sürdüğünü anlatır. Ever, durumun o noktadan itibaren sürekli geçerli olduğunu vurgular. Buradaki tam başlangıç ifadesi the early days of his career şeklindedir. Had seen, past perfect yapısındadır; bu nedenle süreklilik, daha geniş bağlamın belirlediği daha sonraki bir geçmiş noktadan görülür. Referans noktası şimdiki zamansa İngilizcede genellikle present perfect kullanılır: She has worked there ever since 2018.

Alıştırma

Hangi cümle Leah'nın üyeliğinin 2018'de başladığını ve sonrasında devam ettiğini doğal biçimde gösterir?

  1. Leah joined the club in 2018 and has been a member ever since.
  2. Leah was a club member for one month in 2018.
  3. Leah became a club member after 2018.
Cevabı göster

Leah joined the club in 2018 and has been a member ever since.

Kelime

covering the fighting: haber fiili olarak cover

Haber ve gazetecilik bağlamında cover, bir olay hakkında bilgi toplamak ve bunu kamuoyuna aktarmak anlamına gelir. Buradaki covering the fighting, Belfast'taki silahlı çatışmayı gazeteci olarak haberleştirmek demektir; çatışmanın üzerini fiziksel olarak örtmek veya çatışmayı gizlemek anlamına gelmez. Bu medya anlamında cover genellikle geçişli bir fiildir: cover + olay veya konu. Örneğin cover a war, cover an election ve cover a court case denir.

Alıştırma

Bu cümlede covering the fighting ne anlama geliyor?

  1. Çatışmayı kamuoyundan gizlemek.
  2. Çatışmanın üzerine fiziksel bir örtü koymak.
  3. Çatışmayı gazeteci olarak haberleştirmek.
Cevabı göster

Çatışmayı gazeteci olarak haberleştirmek.

He had already reported from wars all over the world Dilbilgisi

2:05

Zaten dünyanın dört bir yanındaki savaşlardan haberler yapmıştı ki

Dilbilgisi

had already reported: geçmişteki bir referans noktasından önce past perfect

Had already reported, had + geçmiş zaman ortacı reported yapısından oluşan past perfect biçimidir. Habercilik deneyimini geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir. Already, “o zamana kadar bu zaten doğruydu veya tamamlanmıştı” anlamını ekler. Geçmişte geçen bir anlatıda, daha sonraki bir geçmiş olaydan daha önceki bir deneyime dönüp bakarken bu yapıyı kullanın. Daha sonraki referans noktası aynı cümlecikte değil, çevredeki bağlamda bulunabilir.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin past perfect biçimi ve already sözcüğüyle tamamlayın: By the time the interview began, she ____ the report.

Cevabı göster

had already read

when, in 1994,

2:08

1994'te,

he was sent to cover the civil war in Rwanda. Dilbilgisi

2:10

Ruanda'daki iç savaşı haber yapmak üzere oraya gönderildi.

Dilbilgisi

was sent to cover: haber yapması için gönderildi

was sent to cover yapısı, geçmiş zamanda edilgen was sent ile amaç bildiren to cover mastarını birleştirir. Bir kuruluşun ona gidip savaşı haber yapma görevi verdiği anlamına gelir. Edilgen yapı, göndereni belirtmek zorunda kalmadan görevi alan kişiye odaklanır. Haber dilinde cover, bir olay hakkında bilgi toplayıp onu haberleştirmek demektir; bir şeyin üzerini fiziksel olarak kapatmak anlamına gelmez. be sent to + fiilin yalın hâli, bir görevi yapmak üzere gönderilmeyi anlatan tekrar kullanılabilir bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimi ve ardından to ile tamamlayın: Lena ____ interview the mayor.

Cevabı göster

was sent to

But what Fergal saw there shocked him like nothing before. Deyimler

2:13

Ancak Fergal'ın orada gördükleri onu daha önce hiçbir şeyin sarsmadığı kadar sarstı.

Deyimler

like nothing before: daha önce hiç olmadığı kadar güçlü etki

Burada like nothing before, shocked him ifadesini niteler. Daha önce gördüğü hiçbir şeyin veya yaşadığı hiçbir deneyimin onu aynı derecede sarsmadığı anlamına gelir; böylece bu tepki daha önce yaşanmamış kadar güçlü gösterilir. Bu ifadeyi “nothing” hakkında kelimesi kelimesine bir cümle olarak değil, onun geçmişteki tüm deneyimleriyle yapılan vurgulu bir karşılaştırma olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede like nothing before ne anlama gelir? The documentary affected Leo like nothing before.

  1. Daha önce hiçbir deneyim Leo'yu bu kadar güçlü etkilememişti.
  2. Leo daha önce birçok kez tamamen aynı tepkiyi vermişti.
  3. Belgesel Leo'yu hiç etkilemedi.
Cevabı göster

Daha önce hiçbir deneyim Leo'yu bu kadar güçlü etkilememişti.

As he told Mobeen Azhar,

2:17

BBC Dünya Servisi'nin Lives Less Ordinary programının sunucusu

presenter of BBC World Service programme Lives Less Ordinary.

2:19

Mobeen Azhar'a anlattığı gibi.

And I began to have nightmares of Rwanda. Kalıp ifadeler

2:24

Ve Ruanda hakkında kabuslar görmeye başladım.

Kalıp ifadeler

began to have nightmares of Rwanda: Ruanda hakkında kâbuslar görmeye başlamak

To have nightmares of something, içeriği bir şeyle bağlantılı olan korkutucu rüyalar görmek demektir. Burada of Rwanda, kâbusları konuşanın Ruanda'daki anı ve deneyimleriyle ilişkilendirir; sahiplik bildirmez. About da çok yaygındır: nightmares about Rwanda. Began to have, tek bir rüyayı değil, tekrarlanan bir durumun başlangıcını belirtir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp begin to have nightmares of/about + kişi, yer veya olay şeklindedir.

Alıştırma

Bir olayla ilgili korkutucu rüyaların olaydan sonra başladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. After the accident, she began to take nightmares about the crash.
  2. After the accident, she began to make nightmares about the crash.
  3. After the accident, she began to have nightmares about the crash.
Cevabı göster

After the accident, she began to have nightmares about the crash.

And of course at that stage, Anlatım akışı

2:28

Ve elbette o aşamada,

you know,

2:29

bilirsiniz,

it was obvious that I was traumatised, Dilbilgisi

2:31

travma geçirdiğim barizdi,

Anlatım akışı

at that stage: o aşamada

At that stage, ardından gelen bilgiyi bir sürecin, hikâyenin veya gelişim döneminin belirli bir aşamasına yerleştirir. Dinleyiciye değerlendirmenin ne zaman geçerli olduğunu gösterir ve olayları zaman çizgisi üzerinde düzenlemeye yardımcı olur. Burada stage, tiyatrodaki “sahne” değil, “aşama” anlamındadır. İfade, durumun gelişimin o bölümündeki hâline bakar; daha önceki veya sonraki her anda da aynı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Projenin bütçesiz oluşunu, önceki bir son tarihi veya ulaşılmış bir sonucu vurgulamadan belirli bir aşamaya yerleştiren cümle hangisidir?

  1. By that stage, the project had no budget.
  2. At that stage, the project had no budget.
  3. On that stage, the project had no budget.
Cevabı göster

At that stage, the project had no budget.

Dilbilgisi

It was obvious that: that yan cümlesinden önce gelen biçimsel it

Bu cümlede It was obvious that + yan cümle kalıbında biçimsel özne it kullanılır. Buradaki it belirli bir kişiyi veya nesneyi göstermez; açık olduğu değerlendirilen içeriği that yan cümlesi, yani I was traumatised, taşır. Bu yapı önce konuşmacının değerlendirmesini, ardından durumu sunar. Geçmişteki bir bakış açısı için was, şimdiki bakış açısı için is kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki değerlendirme kalıbıyla tamamlayın: ____ the road was unsafe.

Cevabı göster

It was obvious that

but again,

2:32

ama yine de,

did I go to a psychiatrist? Ton ve niyet

2:35

bir psikiyatriste gittim mi?

No, I didn't.

2:37

Hayır, gitmedim.

Ton ve niyet

Did I ...? No, I didn't: geçmişi değerlendiren öz soru ve yanıt

Konuşmacı Did I go to a psychiatrist? diye sorup hemen No, I didn't. diye yanıtlıyor. Soruyu soran ve yanıtlayan aynı kişi olduğu için bu, bilgi istemek amacıyla sorulan bir soru değil, retorik bir öz sorgulamadır. Soru, itiraftan önce bir duraklama yaratır ve konuşmacının profesyonel yardım aramamış olmasını daha güçlü biçimde vurgular. Röportajlarda, konuşmalarda ve kişisel anlatılarda bu soru-cevap çifti, dinleyiciyi konuşmacının düşünme süreci boyunca yönlendirebilir.

Alıştırma

Hangi seçenek geçmişteki bir tercih üzerine düşünmek için öz soru ve hemen ardından gelen yanıtı kullanır?

  1. I asked for help after the office opened.
  2. Did I ask for help? No, I tried to handle everything alone.
  3. Did you ask for help? I need to know before we decide.
Cevabı göster

Did I ask for help? No, I tried to handle everything alone.

I kept doing the job.

2:39

İşimi yapmaya devam ettim.

Did you turn to other things?

2:41

Başka şeylere yöneldiniz mi?

Booze. Kelime

2:42

İçki (booze).

Kelime

booze: alcohol için gündelik bir sözcük

Booze, alcohol veya alcoholic drinks anlamına gelen gündelik bir isimdir. Tek kelimelik “Booze.” yanıtında, konuşulan şeyin alkol olduğunu doğrudan belirtir. Bu sözcük tek başına içkinin türünü veya miktarını göstermez; bu ayrıntılar bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede booze doğal bir dil düzeyinde kullanılmıştır?

  1. The law defines the permitted booze level for drivers.
  2. The medical report recorded the patient's booze concentration.
  3. We ran out of booze halfway through the party.
Cevabı göster

We ran out of booze halfway through the party.

Booze.

2:43

İçki.

I mean,

2:44

Yani,

how much booze are we talking? Ton ve niyet

2:44

ne kadar içkiden bahsediyoruz?

Ton ve niyet

How much ... are we talking?: belirli bir miktarı sormak

How much ... are we talking? konuşma dilinde kullanılan bir takip sorusudur ve “Hangi belirli miktar veya düzeyi kastediyorsun?” anlamına gelir. Konu daha önce açılmıştır; konuşan kişi şimdi bir sayı, aralık veya daha açık bir ölçek ister. Burada are we talking, kelimesi kelimesine bir konuşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini sormaz. Booze sayılamayan bir isim olarak kullanıldığı için how much gelir; sayılabilen çoğul birimlerde how many kullanılır: How many bottles are we talking?

Alıştırma

Dersin kalıbıyla gündelik takip sorusunu tamamlayın: The repairs could cost thousands. How much money ____?

Cevabı göster

are we talking

You know,

2:46

Bilirsiniz,

the truth is I was an alcoholic long before I got to Rwanda. Notlar

2:46

gerçek şu ki ben Ruanda'ya gitmeden çok önce de bir alkoliktim.

Ton ve niyet

the truth is: açık bir itirafla izlenimi düzeltmek

the truth is, konuşanın dürüst ve daha doğrudan anlatım olarak sunduğu bir ifadeyi başlatır. Burada alkol sorununun daha önce başladığına dair açık bir itirafı işaret eder ve soruna Ruanda’nın yol açtığı yönündeki olası izlenimi düzeltir. Genellikle tam bir cümleden önce söylem belirleyicisi olarak kullanılır. İşlevi yalnızca bir şeyi doğru olarak nitelemek değildir; dinleyiciyi rahatsız edici olabilecek veya önceki anlayışı değiştirebilecek bir gerçeğe hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede the truth is, açık bir itirafı başlatan söylem belirleyicisi olarak kullanılmıştır?

  1. The truth is, I copied the homework because I panicked.
  2. The truth is difficult to prove without evidence.
  3. The truth is the main theme of the documentary.
Cevabı göster

The truth is, I copied the homework because I panicked.

Kalıp ifadeler

long before: çok daha önce

long before, bir şeyin başka bir olaydan veya referans noktasından çok daha önce gerçekleştiğini belirtir. Bu cümlede Ruanda’ya gitmek daha sonraki noktadır ve konuşan, alkol bağımlılığının bundan çok önce zaten var olduğunu söyler. long zaman aralığını niteler. Yapı, önceki olay veya durum + long before + sonraki olay veya zaman biçimindedir ve tek başına before sözcüğünden çok daha büyük bir zaman farkı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi before long ile karşıt olan ve ‘çok daha önce’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trees were growing here ____ the first houses were built.

Cevabı göster

long before

But I was in the kind of functioning alcoholic, Kelime

2:49

Fakat hastalığın,

Kelime

“functioning alcoholic”: alkol bağımlılığına rağmen hayatını sürdürüyor gibi görünen kişi

functioning alcoholic ifadesi, alkol bağımlılığı veya ciddi bir içki sorunu olduğu hâlde çalışmayı, günlük sorumluluklarını yerine getirmeyi ya da ilişkilerini sürdürmeyi hâlâ başarabiliyor gibi görünen kişiyi anlatır. Buradaki functioning, yalnızca hayatın dışarıdan görünen yönlerinin işlemeye devam ettiğini belirtir; kişinin sağlıklı, güvende veya sorunun kontrolünde olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede konuşmacı, bağımlılığın var olduğu ancak günlük hayatını sürdürmesi nedeniyle kısmen gizli kaldığı bir dönemi bu etiketle anlatıyor. Bu ifade resmî olmayan betimleyici bir etikettir; kesin bir klinik tanı değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda functioning alcoholic ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Alkol sorunu olduğu hâlde işini ve günlük sorumluluklarını yürütebiliyor gibi görünen kişi.
  2. Hâlâ işe gidebildiği için tamamen iyileşmiş kişi.
  3. Ara sıra içki içen ve hiçbir bağımlılık belirtisi göstermeyen kişi.
Cevabı göster

Alkol sorunu olduğu hâlde işini ve günlük sorumluluklarını yürütebiliyor gibi görünen kişi.

what they call, Kalıp ifadeler

2:51

işlevsel alkolik dedikleri

you know,

2:51

idare etme aşamasındaydım,

managing it stage of the disease. Kelime

2:51

bilirsiniz.

Kalıp ifadeler

“what they call ...”: yerleşmiş bir etiketi tanıtmak

What they call ... başka insanlar veya belirli bir alan tarafından kullanılan bir ad, etiket ya da terimi tanıtır. Yaklaşık olarak “insanların ... dediği şey” anlamına gelir ve call sözcüğünden sonraki bölüm bu etiketi verir. Buradaki they geneldir; daha önce sözü edilen belirli kişilere gönderme yapmak zorunda değildir. İfade hafif bir mesafe de yaratabilir: konuşmacı etiketi kendi seçtiği kesin bir terimden çok başkalarından ödünç alınmış bir söyleyiş olarak sunar.

Alıştırma

Yaygın olarak kullanılan bir etiketi tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ a soft launch.

Cevabı göster

what they call

Kelime

“managing it” stage of the disease: iyileşme değil, bir evre

Burada stage, bir hastalığın gelişimi veya seyri içindeki bir evreyi ifade eder. Stage of the disease ifadesi alkolizmi tek ve bağımsız bir davranış olarak değil, farklı evreleri olabilen devamlı bir rahatsızlık olarak sunar. Managing it bu evre için kullanılan gündelik bir etikettir: kişi rahatsızlığı veya günlük yaşamını kontrol altında tutabiliyor gibi görünür. Bu, hastalığın iyileştiği ya da riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“the ‘managing it’ stage of the disease” ifadesi burada ne anlama geliyor?

  1. Hastalığın kalıcı olarak ortadan kalktığı an.
  2. Hastalık iyileşmemiş olsa da kişinin durumu kontrol edebiliyor göründüğü bir evre.
  3. Devam eden bir hastalıkla bağlantısı olmayan tek ve bağımsız bir davranış.
Cevabı göster

Hastalık iyileşmemiş olsa da kişinin durumu kontrol edebiliyor göründüğü bir evre.

When Fergal returned home from Rwanda,

2:56

Fergal Ruanda'dan evine döndüğünde,

he started having nightmares,

2:58

kabuslar görmeye başladı,

upsetting and frightening dreams.

3:00

üzücü ve korkutucu rüyalar.

It was obvious he was traumatised from the violence he had seen,

3:03

Gördüğü şiddet yüzünden travma geçirdiği açıktı,

but still Fergal didn't go to a psychiatrist,

3:07

ama Fergal yine de bir psikiyatriste gitmedi,

a medical doctor who specialises in treating mental illness. Kalıp ifadeler

3:10

akıl hastalıklarını tedavi etme konusunda uzmanlaşmış bir tıp doktoruna.

Kalıp ifadeler

specialises in treating: bir uzmanlık alanını anlatmak

Specialises in, belirli bir uzmanlık alanına sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede doktorun uzmanlık alanı ruhsal hastalıkları tedavi etmektir. Yapı specialise in + isim veya -ing biçimidir: specialise in psychiatry; specialise in treating anxiety. Özne tekil olduğu için buradaki fiil specialises biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi specialise in + treat yapısının doğru Britanya İngilizcesi biçimiyle tamamlayın: This clinic ____ rare sleep disorders.

Cevabı göster

specialises in treating

Instead,

3:14

Bunun yerine,

Fergal turned to booze, Öbek fiiller

3:15

Fergal booze'a (içkiye) yöneldi,

an informal name for alcohol.

3:17

bu, alkol için kullanılan gayriresmî bir isimdir.

Öbek fiiller

turn to booze: başa çıkmak için alkole bel bağlamak

turn to someone or something yapısındaki turn, yardım, teselli veya bir sorunla başa çıkma yolu aramak anlamına gelir. Burada turned to booze, Fergal’ın zorluklarıyla başa çıkmak için alkole bel bağlamaya başladığını anlatır; fiziksel olarak yön değiştirmeyi anlatmaz. Booze, alkollü içki için kullanılan gayriresmî bir kelimedir. Aktarılabilir yapı turn to + kişi veya şey biçimindedir; turn to a friend for advice ve turn to therapy buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “birinden yardım istedi” anlamına gelen turn to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: When her application was rejected, Lena ____ a careers adviser for guidance.

Cevabı göster

turned to

Fergal had been addicted to alcohol before he arrived in Rwanda, Kalıp ifadeler

3:19

Fergal Ruanda'ya varmadan önce de alkol bağımlısıydı,

Kalıp ifadeler

had been addicted to alcohol: daha önceki bir geçmişte var olan bağımlılık

Had been addicted to, be addicted to yapısının geçmişte tamamlanmış zaman biçimidir. Bağımlılık durumunu geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir. Burada Ruanda’ya varışı daha sonraki geçmiş noktadır; dolayısıyla cümle, bağımlılığın o varmadan önce zaten var olduğunu söyler. be addicted to + isim veya -ing biçiminde to bir edattır: addicted to alcohol, addicted to gambling. Geçmişte tamamlanmış zaman had + geçmiş zaman ortacı ile kurulur; be ile bu yapı had been olur.

Alıştırma

Cümleyi be addicted to yapısının geçmişte tamamlanmış zaman biçimiyle tamamlayın: Before the treatment started, he ____ painkillers for several years.

Cevabı göster

had been addicted to

but now he had another addiction to cope with, Kalıp ifadeler

3:23

ama şimdi başa çıkması gereken başka bir bağımlılığı daha vardı,

Kalıp ifadeler

another addiction to cope with: başa çıkılması gereken başka bir bağımlılık

to cope with mastar yan cümleciği another addiction ifadesini niteler ve “artık başa çıkması gereken başka bir bağımlılık” anlamına gelir. addiction anlam bakımından with'in nesnesi olduğu için with edatı yan cümleciğin sonunda kalır. Cope with, zor bir durum sürerken onu yönetmek veya ona dayanmak anlamına gelir. Bağımlılığın tamamen ortadan kalktığı ya da çözüldüğü anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi cope ve gerektirdiği edatla tamamlayın: She is learning to ____ the stress of her new job.

Cevabı göster

cope with

the need to keep returning to war. Dilbilgisi

3:26

savaşa geri dönmeye devam etme ihtiyacı.

Dilbilgisi

the need to keep returning to war: savaşa tekrar tekrar dönme dürtüsü

the need to + fiilin yalın hâli biçimindeki isim yapısı, bir gereksinime ya da içsel dürtüye ad verir ve bunun bağlı olduğu eylemi belirtir. Bu yapının içindeki keep + -ing, eylemin sürdüğünü veya tekrarlandığını gösterir. Böylece the need to keep returning, tekrar tekrar geri dönme eylemini devam eden bir dürtüyü anlatan tek bir isim öbeğine dönüştürür. Bu bağımlılık bağlamında need, sıradan ve pratik bir gereksinimi değil, savaşa geri dönmeye yönelik karşı koyması zor bir dürtüyü anlatır. İfade tek başına her zaman bağımlılık anlamına gelmez; bu daha güçlü yorum çevresindeki bağlamdan gelir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve eylemi tekrarlamaya yönelik sürekli bir dürtüyü anlatan seçenek hangisidir? He felt ____ his phone, even during dinner.

  1. the need to keep checking
  2. the desire to stop checking
  3. the need to check
Cevabı göster

the need to keep checking

Fergal knew it wasn't healthy,

3:29

Fergal bunun sağlıklı olmadığını biliyordu,

but he couldn't stop.

3:31

ama duramıyordu.

Around the year 2001,

3:32

2001 yılı civarında,

it seemed that war was everywhere, Dilbilgisi

3:35

sanki her yerde savaş vardı,

Dilbilgisi

it seemed that: bir izlenim sunmak

“It seemed that + yan cümle” yapısı, yan cümledeki bilgiyi tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, durumun nasıl göründüğüne dayanan bir izlenim veya değerlendirme olarak sunar. Burada değerlendirilen içerik war was everywhere ifadesidir. It biçimsel öznedir; asıl içeriği that ile başlayan yan cümle taşır. Geçmiş zamandaki seemed, geçmiş anlatıma uyar ve War was everywhere demekten daha az kesin bir ifade oluşturur.

Alıştırma

“It seemed that war was everywhere” cümlesinde seemed ne işe yarar?

  1. Savaşın her yerde olduğu düşüncesini tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, konuşanın izlenimi olarak sunar.
  2. war was everywhere ifadesini bir emre dönüştürür.
  3. Kesin istatistiklerin savaşın her yerde olduğunu kanıtladığını gösterir.
Cevabı göster

Savaşın her yerde olduğu düşüncesini tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, konuşanın izlenimi olarak sunar.

and Fergal kept on reporting. Öbek fiiller

3:37

ve Fergal haber yapmaya devam etti.

Öbek fiiller

kept on reporting: bir eyleme devam etmek

Keep on + -ing bir şeyi yapmaya devam etmek anlamına gelir ve çoğu zaman ısrarı veya tekrarı ayrıca vurgular. kept on reporting ifadesinde kept, keep fiilinin geçmiş zaman biçimidir; reporting ise bu yapının gerektirdiği -ing biçimidir. Yalnızca Fergal reported demekle karşılaştırıldığında bu yapı, haber yapmanın durmadığını vurgular. Bağlama göre keep on kararlılık veya zorluğa rağmen devam etme anlamı da taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep on yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Even after two hours, the team ____ searching.

Cevabı göster

kept on

In Sudan,

3:40

Sudan'da,

Iraq,

3:41

Irak'ta,

Afghanistan,

3:41

Afganistan'da,

and Lebanon.

3:42

ve Lübnan'da.

But the nightmares didn't stop,

3:44

Fakat kabuslar durmadı,

and his mental health got worse and worse. Kalıp ifadeler

3:46

ve akıl sağlığı gittikçe daha da kötüleşti.

Kalıp ifadeler

worse and worse: giderek kötüleşme

Worse and worse, ‘karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi’ şeklindeki tekrarlı karşılaştırma yapısını kullanır. Burada, ruh sağlığının yalnızca bir anda kötü olduğunu değil, zaman içinde kötüleşmeye devam ettiğini anlatır. Bu yapı, better and better, harder and harder veya more and more difficult örneklerinde olduğu gibi her iki yöndeki kademeli değişimi de gösterebilir. Uzun sıfatlarda -er eklemek yerine more tekrarlanır.

Alıştırma

Zaman içindeki kademeli kötüleşmeyi doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. Without repairs, the leak got very bad once.
  2. Without repairs, the leak got worse and worse each week.
  3. Without repairs, the leak got worse at one moment.
Cevabı göster

Without repairs, the leak got worse and worse each week.

Here Fergal takes up the story with BBC World Service programme Lives Less Ordinary. Anlatım akışı

3:48

Burada Fergal hikayesine BBC Dünya Servisi'nin Lives Less Ordinary programında devam ediyor.

Anlatım akışı

takes up the story: anlatımı devralmak

Bu cümlede takes up the story, Fergal'ın daha önce gelinen noktadan konuşmaya başlayıp anlatıyı sürdürmesi anlamına gelir. Sunucu anlatımı ona devreder; Fergal, ilgisiz yeni bir hikâyeye başlamaz. Bu ifade, olayların sırasını korurken anlatıcının değiştiğini göstererek bilgiyi düzenler. Burada take up, ‘bir noktadan yeniden başlamak veya devam etmek’ demektir; ‘bir hobiye ya da etkinliğe başlamak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede take up the story, anlatımın başka birine devredildiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. After the workshop, Lena took up storytelling as a hobby.
  2. After the host's summary, Lena took up the story and described what happened next.
  3. Lena picked up the storybook from the table.
Cevabı göster

After the host's summary, Lena took up the story and described what happened next.

Uh I reach a point where I can't carry that anymore. Notlar

3:55

Iı, artık bunu daha fazla kaldıramayacağım bir noktaya ulaştım.

Dilbilgisi

reach a point where: belirli bir sonucun ortaya çıktığı aşamaya gelmek

Reach a point where + yan cümle, bir durumun gelişerek belirli bir aşamaya ulaşması anlamına gelir. Where ile başlayan yan cümle, o aşamada neyin gerçek veya gerekli hâle geldiğini ya da artık neyin mümkün olmadığını açıklar. Buradaki point soyuttur; fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı veya sınırı ifade eder. Bu cümlede yapı, yükün konuşan kişi artık taşıyamayacak duruma gelene kadar biriktiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of delay, we ____ waiting was more dangerous than acting.

Cevabı göster

reached a point where

Deyimler

can't carry that anymore: duygusal bir yükü artık taşıyamamak

Can't carry that anymore ifadesinde carry mecaz anlamda kullanılır. Konuşan kişi biriken travmayı, kâbusları ve savaş deneyimlerini artık taşıyamadığı bir ağırlık gibi anlatır; that fiziksel bir nesneyi değil, bu yükün tamamını ifade eder. Bu mecaz duygusal acı, suçluluk, sorumluluk ve sırlarla da kullanılabilir. Anymore, konuşan kişinin bu yükü taşımaya devam etme gücünün sona erdiğini gösterir.

Alıştırma

“I can't carry this guilt anymore” ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi fiziksel bir nesnenin nereye taşındığını unutmuş.
  2. Konuşan kişi birinden ağır bir çantayı taşımasını istiyor.
  3. Konuşan kişi artık suçluluğun duygusal yüküne katlanamıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi artık suçluluğun duygusal yüküne katlanamıyor.

And it's not dramatic,

3:58

Ve bu dramatik bir şey değil,

it's a slow, steady erosion. Deyimler

3:58

yavaş ve istikrarlı bir erozyon.

Deyimler

a slow, steady erosion: kademeli yıpranma metaforu

Bu cümlede a slow, steady erosion, kişinin psikolojik iyilik hâlinin azar azar yıpranmasını anlatan bir metafordur. Erosion sözcüğü gerçek anlamda toprağın veya kayanın yavaş yavaş aşınmasını anlatır; böylece görünmeyen bir zihinsel değişimi somutlaştırır. Slow sürecin yavaşlığını, steady ise hasarın devam ettiğini gösterir. Bu iki sözcük, uzun süre biriken bir süreç ile ani ve dramatik bir çöküşü karşı karşıya getirir. Aynı metafor güvenin, öz güvenin, hakların veya desteğin giderek kaybolmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

'a slow, steady erosion of confidence' ne anlama gelir?

  1. Öz güven zaman içinde giderek zayıflıyor.
  2. Öz güven tek bir anda aniden yok oluyor.
  3. Öz güven çaba göstermeden güçleniyor.
Cevabı göster

Öz güven zaman içinde giderek zayıflıyor.

Uh and that ends with a breakdown. Kalıp ifadeler

4:02

Iı, ve bu bir çöküşle sona eriyor.

Kalıp ifadeler

that ends with a breakdown: sürecin nihai sonucu

End with + isim, bir sürecin son aşamasındaki olayı veya sonucu belirtir. Buradaki that, daha önce anlatılan yavaş psikolojik yıpranmayı; a breakdown ise bu sürecin sona erdiği noktayı ifade eder. Bu ruh sağlığı bağlamında breakdown, makine arızası değil, kişinin artık normal biçimde başa çıkamadığı veya işlev gösteremediği ciddi bir noktadır. End with olayların sırasını düzenler; sürecin çöküşe neden olduğu düşüncesi ise çevredeki bağlamdan gelir.

Alıştırma

Cümleyi end with ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After hours of negotiation, the meeting ____ a unanimous vote.

Cevabı göster

ended with

And admission to hospital. Kelime

4:07

Ve hastaneye yatışla.

Kelime

admission to hospital: Britanya tıp İngilizcesinde hastaneye yatış

Admission to hospital, bir hastanenin bir kişiyi tedavi amacıyla yatan hasta olarak kabul etmesi anlamına gelen resmî bir tıp isim öbeğidir. Yalnızca hastaneyi ziyaret etmeyi değil, hastaneye yatışı anlatır. Burada admission, kişinin hasta olarak hastaneye yatması sürecini ifade eder. Okula kabul, giriş bileti veya genel bir giriş izni anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yatan hasta olmayı ifade eden resmî Britanya tıp İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Her condition required ____ for further treatment.

Cevabı göster

admission to hospital

And this time,

4:09

Ve bu sefer,

diagnosed with post-traumatic stress disorder. Kalıp ifadeler

4:10

Travma Sonrası Stres Bozukluğu teşhisi kondu.

Kalıp ifadeler

diagnosed with post-traumatic stress disorder: be diagnosed with + sağlık durumu

Be diagnosed with + hastalık veya sağlık durumu, bir sağlık uzmanının kişide bu durumu tespit ettiği anlamına gelir. Tam kalıp person + be + diagnosed with + condition şeklindedir. Altyazı, öznenin ve be fiilinin çıkarıldığı kısaltılmış bir anlatım parçasıdır. “[the person was] diagnosed with post-traumatic stress disorder” anlamına gelir. Bu durumun adı genellikle PTSD olarak kısaltılır.

Alıştırma

Standart tıbbi kalıbı tamamlayın: After several assessments, Maya was ____ post-traumatic stress disorder.

Cevabı göster

diagnosed with

And fulfilling the kind of essential criteria as the psychiatrist saw it of hypervigilance, Notlar

4:14

Ve psikiyatristin gözünden aşırı uyanıklık,

Kalıp ifadeler

fulfilling the kind of essential criteria: temel ölçütleri karşılamak

Bu cümlede fulfilling the kind of essential criteria, psikiyatristin önemli ve ilgili gördüğü tanı koşullarını karşılamak anlamına gelir. Criteria, fulfil fiilinin nesnesi olduğunda fulfil, 'bir hedefi gerçeğe dönüştürmek' değil, 'ölçütleri karşılamak' demektir. Buradaki kind of, kendiliğinden gelişen konuşmada anlatımı daha yaklaşık ve daha az kesin hâle getirir. Başka durumlarda kullanılabilecek resmî kalıp fulfil the criteria for something şeklindedir; criteria, criterion sözcüğünün çoğuludur.

Alıştırma

Hangi cümle fulfil ile criteria sözcüklerini doğal biçimde kullanıyor ve çoğul biçimi doğru seçiyor?

  1. The applicant fulfils all the essential criterion for the scholarship.
  2. The applicant achieves all the essential criteria for the scholarship.
  3. The applicant fulfils all the essential criteria for the scholarship.
Cevabı göster

The applicant fulfils all the essential criteria for the scholarship.

Ton ve niyet

as the psychiatrist saw it: bakış açısını belirtmek

Burada as the psychiatrist saw it, 'psikiyatristin anlayışına veya değerlendirmesine göre' anlamına gelir. Saw it, bir nesneyi fiziksel olarak görmek değil, bir durumu ele almak ya da yorumlamak anlamındaki see it ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ara ifade, değerlendirmenin kimin bakış açısından geldiğini belirtir. İddiayı kayıtsız şartsız bir gerçek olarak değil, o kişinin değerlendirmesi olarak sunar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp as + kişi + see/sees/saw it şeklindedir.

Alıştırma

'Bana göre' anlamını vermek için as + subject + see + it kalıbını kullanın: ____, the safest choice is to wait.

Cevabı göster

As I see it

nightmares,

4:21

kabuslar,

flashbacks.

4:22

flashback'ler (geçmişe dönüşler) gibi temel kriterleri yerine getiriyorum.

Kelime

hypervigilance: sürekli ve aşırı tetikte olma

Hypervigilance, ruh sağlığı alanında olası tehlikelere karşı sürekli ve aşırı bir tetikte olma hâlini anlatan bir terimdir. Kişi çevresini durmadan tarayabilir, kolayca irkilebilir veya görünürde acil bir tehlike yokken bile gevşemekte zorlanabilir. Burada kâbuslar ve geçmişe dönüşlerle birlikte travmayla ilişkili bir belirti olarak sıralanır. Yalnızca dikkatli, odaklanmış veya çevresindeki şeyleri fark etmede iyi olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Ruh sağlığıyla ilgili bir konuşmada hypervigilance ne anlama gelir?

  1. Olası tehlikelere karşı sürekli ve aşırı tetikte olma
  2. Kısa süreli yoğun odaklanma
  3. Riskli bir iş yaparken gösterilen sıradan dikkat
Cevabı göster

Olası tehlikelere karşı sürekli ve aşırı tetikte olma

More nightmares than flashbacks.

4:24

Flashback'ten ziyade kabuslar.

And um the sense of being under threat and anger. Kelime

4:28

Ve hım, tehdit altında olma hissi ve öfke.

Kelime

sense of being under threat: öznel bir tehlike hissi

Sense of being under threat ifadesinde sense of kişinin hissettiği bir izlenimi, being under threat ise olası zarar veya tehlikeye açık olmayı anlatır. Under threat soyut bir ifadedir; fiziksel olarak bir şeyin altında bulunmayı anlatmaz. Bu ifade kişinin öznel tehlike hissine odaklanır. Travmayla ilişkili bu bağlamda, yakın ve dışsal bir tehdit bulunmasa bile bu his devam edebilir.

Alıştırma

Güvende olmama hissini anlatan beş sözcüklük hedef İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After repeated break-ins, she lived with a constant ____.

Cevabı göster

sense of being under threat

How did you feel?

4:32

Nasıl hissettiniz?

Relief,

4:33

Rahatlamış,

I think.

4:34

sanırım.

You know,

4:36

Biliyorsunuz,

there's a name to this. Ton ve niyet

4:36

bunun bir adı var.

Ton ve niyet

there's a name to this: adlandırma yoluyla tanınma ve doğrulanma

Bu cümlede there's a name to this, sıkıntı veren deneyimin sonunda bilinen bir durum olarak tanımlanabildiği anlamına gelir. Ona bir ad vermek, kafa karıştırıcı bir şeyi anlaşılabilir ve konuşulabilir hâle getirir. Duygusal açıdan önemli olan tanınma ve doğrulanmadır: Kişi, yalnızca bir etiket öğrenmenin sorunu çözmesi nedeniyle değil, sorunun gerçek ve tarif edilebilir olduğunu gördüğü için rahatlar.

Alıştırma

Bu bağlamda 'there's a name to this' esas olarak ne anlatıyor?

  1. Deneyim sonunda tanımlanıp anlaşılabilir.
  2. Konuşan kişi başka birinin adını unutmuş.
  3. Birinin bir nesne için özel bir ad bulması gerekiyor.
Cevabı göster

Deneyim sonunda tanımlanıp anlaşılabilir.

You might expect Fergal to call it a day at this point, Notlar

4:37

Fergal'ın bu noktada bırakmasını (call it a day) bekleyebilirsiniz,

Dilbilgisi

You might expect Fergal to ...: bir beklenti oluşturmak

You might expect + kişi + to + fiilin yalın hâli, bu kişinin bir şey yapacağını düşünmenin makul olacağı anlamına gelir. Burada might kesin olmayan bir beklentiyi belirtir; yalnızca may fiilinin geçmiş zaman biçimi değildir. Anlatımda bu yapı çoğu zaman bir karşıtlıktan önce dinleyicinin olası varsayımını sunar. Cümlenin virgülle açık bırakılması, gerçek sonucun farklı olduğunu anlatacak sonraki düşünceye hazırlık yapar.

Alıştırma

might expect + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını tamamlayın: You might ____ Lena ____ arrive early, but she was delayed.

Cevabı göster

expect · to

Deyimler

call it a day: mevcut etkinliği bitirmek

Call it a day, yapılmakta olan işi veya etkinliği durdurmaya karar vermek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Fergal'ın savaş bölgelerinden haber yapmayı bırakacağı beklenmektedir. Bu ifade, bir şeye “bir gün” adını vermek anlamına gelmez. Çoğu zaman şimdilik durmayı anlatır, ancak daha geniş bağlamda o etkinliği tamamen bırakmak anlamına da gelebilir.

Alıştırma

“Şimdilik çalışmayı bırakmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We've finished everything on today's list, so let's ____.

Cevabı göster

call it a day

but that's not how addiction works. Anlatım akışı

4:41

ancak bağımlılık böyle işlemez.

Anlatım akışı

but that's not how addiction works: bir beklentiyi düzeltmek

But, hemen önce oluşturulan beklentiyi tersine çevirir: Mantıklı bir insan durabilir, ancak bağımlılık bu basit ve akılcı kalıbı izlemez. Cümle, açıklamayı ne olması gerektiğinden neden tam tersinin olabileceğine taşır. that's not how X works kalıbında how, “bir sürecin işleyiş biçimi” anlamına gelir. Burada works, “işlev görür veya işler” demektir; “bir işi vardır” anlamına gelmez. Bu kalıp bir sistem, süreç veya davranış hakkındaki yanlış anlayışı düzeltir.

Alıştırma

but that's not how addiction works ifadesinin burada temel söylem işlevi nedir?

  1. Beklenen kararın gerçekleşeceğini doğrular.
  2. Önceki beklentiyi tersine çevirir ve gerçek mekanizmayı sunar.
  3. Bağımlılığın bir kişinin işi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki beklentiyi tersine çevirir ve gerçek mekanizmayı sunar.

He just kept getting pulled back in. Öbek fiiller

4:42

Sürekli yeniden o döngünün içine çekiliyordu.

Öbek fiiller

kept getting pulled back in: yeniden bir şeyin içine çekilmek

keep + -ing, bir olayın devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Burada kept getting pulled back tekrarlanan bir süreci anlatır: uzak kalmayı başaramaz; bir şey onu sürekli geri çeker. get + past participle, kişiye ne olduğunu öne çıkaran get edilgenini oluşturur. pulled back in fiziksel değil, mecazidir. Bu bağlamda in, savaş muhabirliğine geri dönmek anlamına gelir. İfade, tamamen bilinçli bir dönüşten çok baskı, çekim, alışkanlık veya dürtü hissi verir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin yalnızca geri dönmeyi seçmesinden ziyade tekrar tekrar bir durumun içine çekildiğini en iyi gösterir?

  1. After leaving the project, Leo kept going back because he enjoyed the work.
  2. After leaving the project, Leo kept getting pulled back into its problems.
  3. After leaving the project, Leo pulled the boxes back into the office.
Cevabı göster

After leaving the project, Leo kept getting pulled back into its problems.

Fergal had a nervous breakdown, Kelime

4:46

Fergal sinir krizi geçirdi,

Kelime

a nervous breakdown: ciddi bir psikolojik kriz için geniş ve klinik olmayan bir ifade

have a nervous breakdown, ağır psikolojik sıkıntının bir kişiyi geçici olarak hayatla başa çıkamaz veya her zamanki gibi işlev göremez hâle getirdiğini anlatan yaygın ve klinik olmayan bir ifadedir. Ciddi bir krizi geniş anlamda tanımlar; belirli bir tıbbi tanının adı değildir. Bu ifade tek başına kesin durumu, nedeni veya belirtileri göstermez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: A nervous breakdown, belirli bir klinik tanının resmî adıdır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

a period of acute mental illness leaving him unable to cope with life. Notlar

4:49

onu hayatla başa çıkamaz hale getiren akut bir akıl hastalığı dönemi.

Kelime

acute mental illness: acute sözcüğünün tıbbi anlamı

Tıp dilinde acute, aniden başlayan, hızla gelişen veya etkin dönemi nispeten kısa süren bir durumu ya da atağı tanımlar. Burada acute mental illness, ruhsal hastalığın akut evrede olduğu bir dönemi ifade eder; acute burada “keskin zekâlı” anlamına gelmez. Acute, durumun başlangıcını veya seyrini anlatır; tek başına bir tanı değildir ve yalnızca şiddet anlamına gelmez. Akut bir atak ağır olabilirken chronic genellikle uzun süre devam eden veya tekrarlayan bir durumu tanımlar.

Alıştırma

Tıbbi bir bağlamda acute sözcüğünün doğru yorumu hangisidir?

  1. Hastanın özellikle algılı veya hızlı düşünen biri olduğu anlamına gelir.
  2. Her zaman hastalığın yıllarca devam edeceği anlamına gelir.
  3. Hastalığın ani başlayan, hızla gelişen veya nispeten kısa süren etkin bir evresini anlatır.
Cevabı göster

Hastalığın ani başlayan, hızla gelişen veya nispeten kısa süren etkin bir evresini anlatır.

Kalıp ifadeler

unable to cope with life: günlük hayatı yönetme becerisini kaybetmek

Unable to cope with life, bir kişinin günlük yaşamın baskılarını, sorumluluklarını veya temel gerekliliklerini yönetememesi demektir. Be unable to + fiilin yalın hâli “bir şeyi yapamamak”, cope with ise “zor bir durumla başa çıkmak” anlamına gelir. Buradaki life, biyolojik anlamda yaşamı değil günlük hayatın tamamını ifade eder. Bu söz, yalnızca sıradan bir stresi veya yoğun bir günü değil, normal işlevsellikte ciddi bir kaybı anlatır.

Alıştırma

Günlük gerekliliklerin artık yönetilemez hâle geldiğini anlatan bu dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of overwhelming stress, he was ____.

Cevabı göster

unable to cope with life

After the terrible things Fergal had witnessed,

4:54

Fergal'ın tanık olduğu korkunç şeylerden sonra,

you might expect him to call it a day,

4:56

onu 'call it a day' yapmasını (bitirmesini) bekleyebilirsiniz,

a phrase meaning to decide to stop what you're doing.

4:59

yaptığınız şeyi durdurmaya karar vermek anlamına gelen bir ifade.

But Fergal's addiction made that impossible. Dilbilgisi

5:02

Ancak Fergal'ın bağımlılığı bunu imkansız kıldı.

Dilbilgisi

addiction made that impossible: make + nesne + sıfat

made that impossible ifadesindeki made, “bir şeyi belli bir durumda olmasına neden oldu” anlamındadır; “üretti” demek değildir. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir: Fergal's addiction neden, that nesne, impossible ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Buradaki that, savaş haberleri yapmayı bırakmaya gönderme yapar. Daha genel olarak bu kalıp, bir şeyin bir kişiye, nesneye veya duruma belirli bir özellik kazandırdığını anlatır: make it difficult, make the problem worse, make the meaning clear.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için made, it ve impossible sözcüklerini doğru sıraya koyun: The locked gate ____ for us to enter.

Cevabı göster

made it impossible

After his diagnosis of PTSD, Kalıp ifadeler

5:05

TSSB teşhisinin ardından,

Kalıp ifadeler

diagnosis of PTSD: diagnosis + of isim kalıbı

Diagnosis bir isimdir. a diagnosis of + rahatsızlık ve someone's diagnosis of + rahatsızlık kalıpları, bir sağlık uzmanının teşhis ettiği rahatsızlığı belirtir. Burada of PTSD, teşhisteki rahatsızlığın hangisi olduğunu gösterir. After his diagnosis of PTSD, cümlenin başındaki bir zaman ifadesidir: sonraki olay, bu teşhisi aldıktan sonra gerçekleşmiştir.

Alıştırma

İsim öbeğini yaygın kullanılan edatla tamamlayın: The specialist confirmed a diagnosis ____ asthma.

Cevabı göster

of

he got support and was able to stay away from booze and war. Öbek fiiller

5:07

destek aldı ve içkiden ve savaştan uzak durmayı başardı.

Öbek fiiller

stay away from booze and war: zararlı şeylerden veya etkinliklerden kaçınmak

Stay away from, bir kişi ya da şeyle temastan veya bir etkinliğe dâhil olmaktan kaçınmak demektir. Fiziksel mesafeyi anlatabilir; ancak burada belirli davranışlara geri dönmemeyi seçmek anlamındadır. Bu cümlede booze alkolü, war ise savaş haberciliğine dâhil olmayı ifade eder. Aldığı destek, hem içkiden kaçınmasına hem de savaş merkezli bu yaşama geri dönmemesine yardımcı oldu.

Alıştırma

Öğrendiğiniz üç sözcüklük ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: To protect his recovery, he decided to ____ alcohol.

Cevabı göster

stay away from

OK,

5:12

Tamam,

it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler

5:12

sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal the answer: bir sonraki adımı duyurmak

It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylem için uygun zamanın geldiğini bildirir. Burada reveal the answer, daha önce saklı tutulan yanıtı açıklamak anlamındadır. Cümle aynı zamanda programı bir sonraki aşamaya taşır: tahminler veya tartışma biter ve yanıt verilir. To bir mastar işaretidir; bu nedenle ardından revealing değil, fiilin yalın hâli reveal gelir.

Alıştırma

Öğrendiğiniz üç sözcüklük kalıpla geçiş cümlesini tamamlayın: The votes are counted; ____ announce the winner.

Cevabı göster

it's time to

I asked about the name of the PTSD-like condition suffered by soldiers during World War I.

5:15

Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaşadığı TSSB benzeri durumun adını sormuştum.

And I said it was shell shock.

5:21

Ve ben de mermi şoku (shell shock) olduğunu söylemiştim.

Which was the correct answer.

5:23

Ki bu doğru cevaptı.

Right,

5:26

Evet,

let's recap the vocabulary we've learned from the extraordinary life of Fergal Keane, Anlatım akışı

5:26

şiddetli veya şok edici olaylardan sonra yaşanan bir akıl hastalığı olan,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir gözden geçirmeye geçişi belirtmek

Let's recap ..., konuşmacının kısa bir gözden geçirme bölümüne geçtiğini gösterir. Let's dinleyicileri buna birlikte katılmaya çağırır; recap ise her şeyi baştan tekrarlamak yerine ana noktaları yeniden ele almak demektir. the vocabulary we've learned isim öbeği, gözden geçirilecek içeriğin daha önce öğrenilen kelimeler olduğunu belirtir. Bu tür bir geçiş ifadesi, dinleyicinin dersin, toplantının veya programın sona yaklaştığını anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir toplantı bitmeden önce kısa bir gözden geçirmeye geçildiğini en doğal biçimde hangi cümle belirtir?

  1. Before we close, let's recap the main decisions.
  2. Before we close, let's introduce several unrelated topics.
  3. Before we close, let's repeat the entire meeting word for word.
Cevabı göster

Before we close, let's recap the main decisions.

the war correspondent who suffered PTSD or post-traumatic stress disorder,

5:31

TSSB yani Travma Sonrası Stres Bozukluğundan muzdarip savaş muhabiri

a mental illness experienced after violent or shocking events. Dilbilgisi

5:37

Fergal Keane'in olağanüstü yaşamından öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım.

Dilbilgisi

experienced after ...: isimden sonra gelen past participle öbeği

Experienced after violent or shocking events, a mental illness ifadesinden sonra gelen ve illness sözcüğünü niteleyen bir past participle öbeğidir. a mental illness that is experienced after violent or shocking events biçiminde genişletilebilir. Bu nedenle experienced, cümlenin simple past biçimindeki ana yüklemi değildir. Bu kısaltılmış yapı, hastalığı tanımlayan koşulları kısa bir isim öbeğine sığdırır; tanım ve açıklamalarda sık görülür.

Alıştırma

Örnekte experienced after violent or shocking events ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. a mental illness ifadesini niteleyen bir past participle öbeği
  2. Öznesi events olan, geçmiş zamandaki ana yüklem
  3. Okuyucuya bu olayları yaşamasını söyleyen bir emir yapısı
Cevabı göster

a mental illness ifadesini niteleyen bir past participle öbeği

A nightmare is an upsetting or frightening dream.

5:41

Kabus (nightmare), üzücü veya korkutucu bir rüyadır.

Psychiatrist is a type of doctor who specialises in mental illness.

5:44

Psikiyatrist (psychiatrist), akıl hastalıklarında uzmanlaşmış bir doktor türüdür.

Booze is slang for alcohol. Kelime

5:49

Booze, alkol için kullanılan bir argodur.

Kelime

slang for alcohol: gayriresmî bir ifadeyi belirtmek

X is slang for Y, X'in Y kavramı için kullanılan gayriresmî bir kelime veya ifade olduğunu belirtir. Bu cümlede booze, alcohol için kullanılan gündelik bir sözcüktür; alcohol ise daha tarafsız seçenektir. Bu yapı yalnızca anlamı açıklamaz, kullanım düzeyini de gösterir. booze'u konuşma dili olarak anlayın; onu her ortamda kullanılabilecek nötr bir kelime saymayın.

Alıştırma

Booze'u X is slang for Y yapısını kullanarak doğru açıklayan cümle hangisidir?

  1. Booze is the formal term for alcohol.
  2. Booze is slang for alcohol.
  3. Booze is an abbreviation for alcohol.
Cevabı göster

Booze is slang for alcohol.

A breakdown is an acute period of psychological illness leaving you unable to cope with life.

5:51

Çöküş (breakdown), sizi hayatla başa çıkamaz hale getiren akut bir psikolojik rahatsızlık dönemidir.

And finally,

5:57

Ve son olarak,

the phrase call it a day means to stop what you're doing because you no longer want to.

5:58

call it a day ifadesi, artık istemediğiniz için yaptığınız işi bırakmak anlamına gelir.

Once again,

6:04

Bir kez daha,

our six minutes are up. Anlatım akışı

6:05

altı dakikamız doldu.

Anlatım akışı

our six minutes are up: süre sınırının bittiğini belirtmek

our six minutes are up ifadesi, bize ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Bir zaman sınırından söz ederken be up, sürenin bitmesini veya sınıra ulaşmasını anlatır; up burada yukarı yönünü belirtmez. Bu ifade bir kapanış işareti olarak çalışır ve dinleyiciye bu süreli bölümün sona ermesi gerektiğini bildirir. Once again bunun programda tekrarlanan bir kapanış sözü olduğunu gösterir; ancak bu zaman kalıbı sınavlarda, derslerde ve diğer süreli etkinliklerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini bildirmek için be up ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Time is available, so please put down your pens.
  2. Time is up, so please put down your pens.
  3. Time is starting, so please put down your pens.
Cevabı göster

Time is up, so please put down your pens.

Goodbye for now.

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:07

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:09

BBC'den Six Minute English.