Özel dedektifin bilmecesini çözebilir misiniz? - Henri Picciotto: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
785 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Sayılar Ülkesi’nde geçen polisiye hikâyede bir vampir, bileşik sayıları ve bölündüğünde asal olmayan bir parça ortaya çıkaran sayıları kurutur. Dedektif, bölünebilme kurallarını uygulayıp art arda gelen rakam gruplarını sınayarak bağışıklığı olan asal sayıları belirler, üç basamaklı tek sağ kalanın 373 olduğunu kanıtlar ve kaçırılan sayıları kurtarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Here's what you know. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu polisiye anlatı geçişinin, olay akışına ara verip o ana kadar belirlenen ipuçlarını düzenleme işareti olduğunu fark edin; bilinen gerçekleri bir açıklama, özet veya akıl yürütme zincirinden önce açıkça sunmak için kullanın. 2. Any consecutive three digits would have to be immune, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would have to be yapısının varsayımsal bir çıkarımda zorunlu koşul bildirdiğini anlayın ve bir iddia doğruysa başka bir gerekliliğin de kaçınılmaz biçimde yerine gelmesi gerektiğini göstermek için bu kalıbı kullanın. 3. You're in the nick of time — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin her şey için çok geç olmadan hemen önce yetişmek anlamına geldiğini anlayın; son saniyedeki bir kurtarışı, kıl payı önlenen bir sorunu veya ucu ucuna yetiştirilen bir süreyi anlatırken doğal biçimde kullanın.

Bu derste

As Numberland's best detective, you thought you'd seen it all. Kalıp ifadeler

0:07

Numberland'in en iyi dedektifi olarak, her şeyi gördüğünüzü sanıyordunuz.

Kalıp ifadeler

you'd seen it all: geçmişteki bir andan önce her şeyi gördüğünü sanmak

Seen it all, birinin o kadar çok şey yaşadığını ve artık neredeyse hiçbir şeyin ona yeni ya da şaşırtıcı gelmediğini anlatan deyimsel bir abartıdır. Gerçekten her şeyi görmüş olmak anlamına gelmez. Bu cümlede dedektifi çok deneyimli biri olarak gösterir ve beklenmedik bir olaya zemin hazırlar. Burada you'd, you would değil you had anlamındadır; çünkü ardından geçmiş zaman ortacı seen gelir. Past perfect, bu deneyimi geçmişteki thought anından daha önceye yerleştirir: O anda her şeyi daha önce gördüğünü sanıyordun.

Alıştırma

Deyimi past perfect yapısıyla tamamlayın. Boşluk dışında İngilizce cümleyi değiştirmeyin: After twenty years as a reporter, Maya thought she'd ____, but this story surprised her.

Cevabı göster

seen it all

But the desiccated corpses of prominent natural numbers,

0:10

Ama tanınmış doğal sayıların kurumuş cesetleri,

whole numbers greater than zero,

0:14

sıfırdan büyük tam sayıların,

have been showing up all over the city for the past week. Öbek fiiller

0:16

geçtiğimiz hafta boyunca şehrin dört bir yanında ortaya çıkıyor.

Öbek fiiller

have been showing up: zaman içinde tekrar tekrar ortaya çıkmak

Show up, ortaya çıkmak veya fark edilir hâle gelmek anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Ortaya çıkan kişi ya da şey cümlenin öznesidir. Burada özne corpses olduğundan, suç soruşturması bağlamında cesetlerin şehrin çeşitli yerlerinde tekrar tekrar ortaya çıktığı veya bulunduğu anlamına gelir; kimse onları sergilemiyor. Have been showing up, present perfect continuous yapısıdır. For the past week ile birlikte, önceki hafta içinde başlayan, tekrar eden ve şu an hâlâ önemli olan bir düzeni anlatır. All over the city, bu tekrar eden ortaya çıkışların nerede olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi show up fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Similar errors ____ in the reports all week.

Cevabı göster

have been showing up

All of Digitopolis is on lockdown from sundown to sunrise, Kalıp ifadeler

0:20

Tüm Digitopolis gün batımından gün doğumuna kadar karantina altında,

Kalıp ifadeler

is on lockdown: sıkı giriş çıkış ve hareket kısıtlaması altında olmak

Be on lockdown, genellikle güvenlik amacıyla bir yere girişin, oradan çıkışın veya içeride hareket etmenin sıkı biçimde kısıtlanması demektir. Bu cümlede is, Digitopolis'in mevcut durumunu anlatır; on ise fiziksel bir konumu değil, şehrin bir kontrol tedbiri altında olduğunu gösterir. Bu ifade tüm şehri tek bir kontrol bölgesi olarak sunar. Yalnızca tek bir kapının kilitli olmasını değil, etkin biçimde uygulanan bir kısıtlama durumunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir okulun sıkı acil durum kısıtlamaları altında olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The school is on lockdown while police investigate.
  2. The school is lockdown while police investigate.
  3. The school is on a lockdown while police investigate.
Cevabı göster

The school is on lockdown while police investigate.

Kalıp ifadeler

from sundown to sunrise: gece boyunca süren bir zaman aralığı

From ... to ... kesintisiz bir zaman aralığının başlangıcını ve bitişini gösterir. Burada from sundown to sunrise, güneş battığında başlayıp doğduğunda biten tüm gece boyunca anlamına gelir. Sundown ve sunrise sabit saatler değil, doğal olaylardır; kesin zamanları tarihe ve yere göre değişir. Ayrıca cümleye evening ve morning sözcüklerinden daha canlı ve hikâye benzeri bir hava verirler.

Alıştırma

From ... to ... zaman yapısını eksik iki sözcükle tamamlayın: The nature reserve is closed ____ sundown ____ sunrise.

Cevabı göster

from · to

and it's still not enough to stop what can only be described as a vampiric feeding frenzy. Notlar

0:25

ancak bu vampirlerin beslenme çılgınlığı olarak adlandırılabilecek durumu durdurmaya hala yetmiyor.

Dilbilgisi

what can only be described as: uygun olan tek tanım

Bu cümlede what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir. what can only be described as... bütünü isim görevindeki bir yan cümledir ve stop fiilinin nesnesidir. as, ardından gelen etiketi veya tanımı sunar. Buradaki can only öncelikle yetenek bildirmez. Konuşanın değerlendirmesini güçlendirir: Ardından gelen etiket, gerçekten uygun olan tek tanım gibi sunulur. Bu kalıp güçlü, şaşırtıcı veya bilerek abartılı bir değerlendirmeyi tanıtmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “uygun olan tek tanım” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: The final ten minutes were ____ total chaos.

Cevabı göster

what can only be described as

Deyimler

a vampiric feeding frenzy: korku tarzında bir mecaz

feeding frenzy sözü gerçek anlamıyla hayvanların bir araya toplanıp vahşi ve kontrolsüz bir yoğunlukla yemesini anlatır. Vampiric ise kurbanlarının yaşamını emen vampirlerin görüntüsünü ekler. Burada ifade mecazidir: Sayılar saldırıya uğrayan ve içleri boşaltılan kurbanlar gibi düşünülür. Korku imgesi matematiksel bir örüntüyü dramatik bir gizeme çevirir; dolayısıyla gerçek beslenmeyi değil, durmak bilmeyen ve yırtıcı bir eylemi anlatır.

Alıştırma

Örnekte a vampiric feeding frenzy neyi düşündürüyor?

  1. Kurbanlarının içini boşaltan kontrolsüz bir saldırının dramatik ve gerçek dışı imgesi.
  2. Sakin ve dikkatle ölçülen bir süreç.
  3. Gerçek vampirlerin paylaştığı gerçek bir öğün.
  4. Matematiksel bir hesaplamanın sıradan adı.
Cevabı göster

Kurbanlarının içini boşaltan kontrolsüz bir saldırının dramatik ve gerçek dışı imgesi.

The police are helpless and have turned to you. Kalıp ifadeler

0:31

Polis çaresiz kaldı ve size başvurdu.

Kalıp ifadeler

have turned to you: yardım için sana başvurmak

Have turned to you, “yardım veya destek için sana başvurdular” anlamına gelir. Önceki helpless sözcüğü turn to ifadesinin fiziksel olmayan anlamını etkinleştirir; polis yalnızca yüzünü sana dönmüş değildir. Tekrar kullanılabilen yapı turn to + kişi veya yardım kaynağı biçimindedir. Present perfect olan have turned, başvurunun zaten gerçekleştiğini ve şu anki durumla ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Elena’nın öğretmeninden yardım veya tavsiye istediği anlamına gelir?

  1. When the problem became too difficult, Elena turned away from her teacher.
  2. When the problem became too difficult, Elena turned to her teacher.
  3. When the problem became too difficult, Elena turned toward her teacher.
Cevabı göster

When the problem became too difficult, Elena turned to her teacher.

You put the missing persons case you've been investigating on hold and study the evidence. Kalıp ifadeler

0:34

Araştırmakta olduğunuz kayıp şahıslar davasını askıya alıyor ve delilleri inceliyorsunuz.

Kalıp ifadeler

put ... on hold: bir şeyi geçici olarak beklemeye almak

Put something on hold, bir şey üzerinde çalışmayı genellikle daha sonra devam etme olasılığıyla geçici olarak durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede uzun nesne the missing persons case you've been investigating, put ile on hold arasına gelir. Yapı put + nesne + on hold biçimindedir. Put, geniş zamanda ve geçmiş zamanda aynı şekilde yazılır; zamanı çevredeki bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi put ... on hold yapısıyla tamamlayın: Because the permit was delayed, we ____ the building project ____ until spring.

Cevabı göster

put · on hold

Here's what you know. Anlatım akışı

0:40

İşte bildikleriniz.

Anlatım akışı

Here's what you know: bilinen bilgileri tanıtmak

Here's what you know, dinleyicinin zaten bildiği ve birazdan verilecek bilgilere işaret eder. Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir; ancak burada “sırada şu var” anlamına gelir, “sana bir şey uzatıyorum” anlamına gelmez. what you know yan cümlesi “bildiğin gerçekler” demektir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak bu cümle, bilinen gerçeklerin özetine veya listesine geçildiğini gösterir. Bir hikâye, açıklama ya da problem çözme konuşmasında kanıtları, ipuçlarını veya doğrulanmış bilgileri gözden geçirmeden önce kullanılabilir.

Alıştırma

“Here's what you know.” bu bağlamda ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın dinleyiciye bir nesne uzattığı anlamına gelir.
  2. Dinleyicinin zaten bildiği gerçekleri veya ipuçlarını tanıtır.
  3. Sorunun tamamen çözüldüğünü duyurur.
Cevabı göster

Dinleyicinin zaten bildiği gerçekleri veya ipuçlarını tanıtır.

Most victims have been completely drained of their life's essence. Deyimler

0:41

Kurbanların çoğunun yaşam enerjisi tamamen emilmiş.

Deyimler

have been completely drained of their life's essence: vampir tarzı bir benzetme

drain someone or something of X kalıbı, X’i o kişiden veya şeyden çekip almak anlamına gelir. Burada have been ... drained, present perfect edilgen yapıdır; completely işlemin bütünüyle gerçekleştiğini gösterir ve their life's essence çekilip alındığı varsayılan şeyi belirtir. Bu ifade vampir tarzı bir benzetme oluşturur: Kurbanlar, onları “canlı” yapan gücü kaybetmiş gibi sunulur. Bu hikâyede sayılar kurban olarak kişileştirildiği için matematiksel bir özelliğin veya bileşenin kaybı, yaşam gücünün emilmesi gibi anlatılır. Buradaki essence gerçek bir sıvı değildir.

Alıştırma

“have been completely drained of their life's essence” burada ne anlama geliyor?

  1. essence adlı gerçek bir sıvının bir kaptan döküldüğünü söyler.
  2. Kurbanların yaşam özlerinin vampir tarzı bir benzetmeyle çekilip alındığını anlatır.
  3. Yalnızca kurbanların egzersizden sonra yorulduğunu söyler.
Cevabı göster

Kurbanların yaşam özlerinin vampir tarzı bir benzetmeyle çekilip alındığını anlatır.

Some have a thin line of slime separating digits,

0:45

Bazılarının rakamlarını ayıran ince bir sümüksü madde çizgisi var,

some of which were drained and others spared. Dilbilgisi

0:49

bunların bir kısmı emilmiş, bir kısmı ise bırakılmış.

Dilbilgisi

some of which were drained and others spared: tek bir grup içindeki iki farklı sonuç

Some of which, daha önce sözü edilen digits grubunun bir bölümü hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Which, digits sözcüğüne geri döner; dolayısıyla ifade “o rakamların bazıları” anlamına gelir. Bu cümlecik aynı grubu iki sonuca ayırır: bazıları boşaltılmış, diğerleri ise zarar görmemiştir. others spared içinde were kullanılmaz; çünkü were drained ifadesinden anlaşılır. Tam biçim others were spared şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “o maskelerin sayısı belirtilmeyen bir bölümü” anlamındaki üç sözcüklü ilgi ifadesiyle tamamlayın: The museum displayed ten masks, ____ were damaged and others intact.

Cevabı göster

some of which

Which leads you to mystery one. Anlatım akışı

0:52

Bu da sizi birinci gizeme götürüyor.

Anlatım akışı

Which leads you to mystery one: önceki bilgiyi gösterip ilerlemek

Buradaki Which bir soru sözcüğü değildir. Tek bir isme değil, önceki durumun veya ipuçları grubunun tamamına gönderme yapar ve yaklaşık olarak “bu durum” anlamına gelir. Which leads you to mystery one, önceki bilgileri ilk gizeme geçiş için bir köprü olarak kullanır. Önceki aşamayı kapatır ve dinleyiciyi bir sonraki konuya yönlendirir.

Alıştırma

“Which leads you to mystery one” cümlesindeki Which ne işe yarar?

  1. İlk gizemin önceki ipuçlarına neden olduğunu söyler.
  2. Önceki ipuçlarına gönderme yapar ve açıklamayı ilk gizeme taşır.
  3. Dinleyiciden bir gizem seçmesini ister.
Cevabı göster

Önceki ipuçlarına gönderme yapar ve açıklamayı ilk gizeme taşır.

What's the significance of the slime lines?

0:54

Sümüksü madde çizgilerinin önemi nedir?

And why are certain digits untouched?

0:57

Ve neden bazı rakamlara dokunulmamış?

Let's start by looking for a pattern in the victims. Anlatım akışı

1:07

Kurbanlardaki bir deseni arayarak başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start by + -ing: ilk adımı belirlemek

Let's start by + -ing, bir planın, açıklamanın veya çözümün ilk eylemini belirtir. Burada looking for a pattern, yalnızca bir şeyin başladığı zamanı değil, önce denenecek yöntemi gösterir. by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: start by looking, checking veya comparing. Bu kalıp, sonraki adımlara geçmeden önce ilk adımı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için check fiilini doğru biçimde kullanın: Let's start by ____ the simplest possible cause.

Cevabı göster

checking

Why have some been fully drained and some slimed?

1:10

Neden bazıları tamamen emilmiş ve bazıları sümüksü madde ile kaplanmış?

Well, the slime-lined are in their prime, Deyimler

1:13

Şöyle ki, sümüksü madde çizgisi olanlar asal (prime),

which is to say they're prime numbers, Kalıp ifadeler

1:16

yani onlar asal sayılar,

Deyimler

in their prime ... prime numbers: prime sözcüğünün çift anlamı

Bu cümlede prime sözcüğünün iki anlamı aynı anda kullanılır. be in one's prime ifadesinde prime, bir kişinin veya şeyin en iyi döneminde olmasını anlatır. prime numbers ifadesinde ise 1'den büyük, tam olarak iki pozitif böleni bulunan tam sayılar için kullanılan matematik terimidir; bu bölenler 1 ve sayının kendisidir. which is to say ifadesi, ikinci anlatımı bir açıklama olarak sunar. Matematiksel ipucunu açığa çıkarırken ilk, kişileştirilmiş anlamı da canlı tutar ve böylece kelime oyunu oluşur. the slime-lined, the slime-lined numbers anlamındadır; bağlamdan anlaşılan isim cümleden çıkarılmıştır.

Alıştırma

Bu cümledeki kelime oyununu ne oluşturur?

  1. Prime, balçığın diğer bütün nesnelerden önce ortaya çıktığı anlamına gelir.
  2. in their prime ifadesinde prime, “en iyi durumda” anlamına; prime numbers ifadesinde ise “tam olarak iki pozitif böleni olan sayılar” anlamına gelir.
  3. Cümle, bütün sayıların en iyi yaşlarındaki insanlar olduğunu söyler.
Cevabı göster

in their prime ifadesinde prime, “en iyi durumda” anlamına; prime numbers ifadesinde ise “tam olarak iki pozitif böleni olan sayılar” anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

which is to say they're prime numbers: önceki düşünceyi daha açık ifade etmek

Which is to say, hemen önce söyleneni daha açık biçimde yeniden ifade eder. Burada they're prime numbers, kesin matematiksel anlamı vererek in their prime söz oyununu açıklar. Which önceki yargının tamamına gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle ayrı bir olayı başlatmaz veya ilgisiz bir bilgi eklemez. Bu kalıpla esprili, genel ya da teknik bir ifadeden dinleyicinin anlamasını istediğiniz kesin anlama geçebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki ifadeyi açıklamak için which is to say kalıbını doğru kullanır?

  1. The road is impassable, which is to say we packed lunch.
  2. The road is impassable, which is to say the map has a blue cover.
  3. The road is impassable, which is to say we cannot travel along it.
Cevabı göster

The road is impassable, which is to say we cannot travel along it.

divisible only by 1 and themselves.

1:19

yalnızca 1'e ve kendilerine bölünebilen.

Not a single one of the unslimed numbers,

1:22

Öte yandan, sümüksü madde olmayan sayıların hiçbiri,

on the other hand, is. Anlatım akışı

1:25

asal değildir.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt olan diğer tarafı belirtmek

On the other hand, dinleyiciye mevcut durumu hemen önce sözü edilen farklı bir durumla karşılaştırmasını söyler. Burada anlatım, asal olan balçık çizgili sayılardan asal olmayan balçıksız sayılara geçer. Özneden sonra gelip virgüllerle ayrılan bu ifade, tüm cümleyi karşıt taraf olarak işaretler. İki grup arasındaki ilişkiyi düzenler; hand burada gerçek anlamıyla kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, bir karşıtlık sunmak için on the other hand ifadesini doğru kullanır?

  1. The apartment is small. On the other hand, the contract was printed on Tuesday.
  2. The apartment is small. On the other hand, it is close to school.
  3. The apartment is small. On the other hand, it has very little space.
Cevabı göster

The apartment is small. On the other hand, it is close to school.

Furthermore, the drained parts of the slimed primes are not themselves prime. Anlatım akışı

1:27

Dahası, sümüksü maddeyle kaplı asalların emilmiş kısımları kendi başlarına asal değillerdir.

Anlatım akışı

Furthermore: savı güçlendiren ek kanıt sunmak

Furthermore, aynı akıl yürütme çizgisine yeni bir nokta ekleyen bir bağlayıcı zarftır. Yalnızca and kullanmaktan daha vurgulu ve resmîdir: sıradaki gerçeğin savı daha fazla destekleyeceğini veya ilerleteceğini gösterir. Burada açıklama, hangi asal sayıların balçığa bulandığından onların boşaltılan kısımlarının başka bir özelliğine geçer. Yeni ifadeyi sıradan bir konu değişikliği olarak değil, ek kanıt olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümlede Furthermore neyi gösterir?

  1. Sıradaki olayın daha önce gerçekleştiğini gösterir.
  2. Önceki akıl yürütmeyle çelişen bir sonuç sunar.
  3. Aynı akıl yürütme çizgisini güçlendiren başka bir nokta ekler.
Cevabı göster

Aynı akıl yürütme çizgisini güçlendiren başka bir nokta ekler.

When 71 got slimed,

1:32

71 sümüksü maddeyle kaplandığında,

7 was prime,

1:34

7 asaldı,

but 1 was not.

1:35

ama 1 değildi.

If 461 had been split into 4 and 61, Dilbilgisi

1:37

Eğer 461, 4 ve 61 olarak bölünmüş olsaydı,

the right side would have been prime,

1:41

sağ taraf asal olacaktı,

but instead it was split further into non-prime digits.

1:43

ancak bunun yerine asal olmayan rakamlara bölündü.

Dilbilgisi

If ... had been ..., would have been ..., but instead ...: geçmişte gerçek dışı koşul ve gerçek sonuç

if yan cümlesinde geçmiş zamanın edilgen tamamlanmış biçimi had been split, sonuç cümlesinde ise would have been kullanılır. Birlikte geçmişe yönelik gerçek dışı bir koşul oluştururlar: 461, 4 ve 61 olarak ayrılmadı; bu nedenle asal olma sonucu yalnızca hayal edilmiştir. But instead, gerçekleşmemiş yoldan gerçekten yaşanana geçiş yapar: sayı, asal olmayan rakamlara daha da ayrılmıştır. If + had + geçmiş zaman ortacı, ... would have + geçmiş zaman ortacı, but instead ... kalıbı, geçmişteki gerçek dışı bir olasılıkla gerçek sonucu karşılaştırır.

Alıştırma

check fiilinin olumlu edilgen biçimini ve would + catch yapısını kullanarak standart geçmiş gerçek dışı koşulu tamamlayın: If the file ____, we ____ the mistake, but instead no one reviewed it.

Cevabı göster

had been checked · would have caught

And when 2099 got slimed,

1:48

Ve 2099 sümüksü maddeyle kaplandığında,

the attacker went with 20 and 99 Kalıp ifadeler

1:50

saldırgan 20 ve 99'u seçti

and was able to drain both.

1:53

ve her ikisini de emmeyi başardı.

Kalıp ifadeler

went with 20 and 99: bir seçeneği seçmek

Burada went with, seçti anlamına gelir. Bu bağlamda 20 ve 99, saldırganla birlikte giden kişiler değil, saldırganın seçtiği sayılardır. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle yeniden kullanılabilecek kalıp go with + seçenek şeklindedir. Go with ayrıca birine eşlik etmek veya biriyle gitmek anlamına da gelebilir. Anlamı, ardından gelen isim ve durum belirler. Sayılar, renkler, planlar veya tasarımlar alternatif olarak sunulduğunda genellikle seçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi seçti anlamında go with ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After comparing the three logos, we ____ the simplest one.

Cevabı göster

went with

So you have a big problem. Anlatım akışı

1:56

Yani büyük bir sorununuz var.

There are infinite potential victims,

1:58

Sonsuz sayıda potansiyel kurban var,

all non-prime numbers,

2:00

tüm asal olmayan sayılar,

and all prime numbers that can be slimed to reveal at least one non-prime number.

2:02

ve en az bir asal olmayan sayıyı ortaya çıkarmak için sümüksü maddeyle kaplanabilen tüm asal sayılar.

Anlatım akışı

So you have a big problem: önceki bilgileri özetleyip ana zorluğu sunmak

Burada So, önceki ipuçlarını onların sonucuna bağlar. Yaklaşık olarak bütün bunlara bakılırsa anlamına gelir ve önceki akıl yürütmeyi artık ciddi bir zorluk bulunduğu sonucuna dönüştürür. Bu kısa cümle aynı zamanda anlatımda bir yön işareti görevi görür. Önce ana sorunu duyurur, ardından gelen cümle de sorunun boyutunu açıklar: sonsuz sayıda potansiyel kurban vardır. Bir açıklamada veya hikâyede kanıtlardan temel zorluğa geçmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu bölümde So you have a big problem. ne işe yarar?

  1. Önceki ipuçlarını özetler ve ana zorluğu sunar.
  2. Önceki ipuçlarıyla ilgisiz yeni bir konuya geçer.
  3. Zorluğun zaten tamamen çözüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Önceki ipuçlarını özetler ve ana zorluğu sunar.

In fact, you can only think of a few numbers that aren't vulnerable. Anlatım akışı

2:08

Aslında, sadece savunmasız olmayan birkaç sayıyı düşünebilirsiniz.

Anlatım akışı

In fact: önceki bir noktayı güçlendirmek veya kesinleştirmek

In fact, yeni ifadenin daha önce söylenenlerle nasıl bağlantılı olduğunu dinleyiciye gösteren bir söylem belirtecidir. Burada daha kesin ve güçlü bir sonuç sunar: saldırıya açık olmayan yalnızca birkaç sayı vardır. Sonraki ifadeyi yalnızca bir gerçek olarak etiketlemez. Sonraki bilginin önceki bir düşünceyi doğruladığını, daha kesin hâle getirdiğini veya bazen düzelttiğini belirtir. Bu kullanım, ayrıntı beklenenden daha güçlü ya da şaşırtıcı olduğunda sık görülür.

Alıştırma

Bu cümlede In fact ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Sonraki ifadenin dayanaksız bir tahmin olduğunu belirtir.
  2. Daha önce söylenenlerle bağlantılı, daha güçlü veya daha kesin bir nokta sunar.
  3. Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçtiğini gösterir.
Cevabı göster

Daha önce söylenenlerle bağlantılı, daha güçlü veya daha kesin bir nokta sunar.

First of all, the one-digit primes,

2:13

Öncelikle, tek haneli asal sayılar,

2, 3, 5, and 7.

2:15

2, 3, 5 ve 7.

Then primes like 23,

2:18

Daha sonra 23 gibi asallar,

which could only be split into 2 and 3, Dilbilgisi

2:20

bu sadece 2 ve 3'e bölünebilirdi,

both prime.

2:23

her ikisi de asal.

Dilbilgisi

which could only be split into...: mümkün olan tek ayırma biçimini belirtmek

which, primes like 23 hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciğini başlatır. could only be split into 2 and 3 içinde only, mümkün olan ayırma biçimini sınırlar: ele alınan kurala göre 23 yalnızca bu şekilde ayrılabilir. both prime, hem 2'nin hem de 3'ün asal olduğunu belirten kısaltılmış bir ek açıklamadır. Buradaki could yalnızca geçmişteki bir olayı değil, kurala göre mümkün olan şeyi anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan cümlecik 23 hakkında ne söylüyor?

  1. Bu kurala göre basamaklarına ayırmanın tek yolu 2 ve 3'tür ve bu iki rakam da asaldır.
  2. Basamakları birkaç farklı şekilde ayrılabilir, ancak yalnızca birinde asal sayılar bulunur.
  3. Yalnızca 2 asaldır, 3 asal değildir.
Cevabı göster

Bu kurala göre basamaklarına ayırmanın tek yolu 2 ve 3'tür ve bu iki rakam da asaldır.

These numbers are familiar, but why?

2:24

Bu sayılar tanıdık geliyor, ama neden?

Ah!

2:27

Ah!

Aha!

2:27

Aha!

Your missing person's case.

2:28

Kayıp şahıs davanız.

Someone is kidnapping the numbers that can't be drained.

2:30

Biri, emilemeyen sayıları kaçırıyor.

We'll call them the immune.

2:34

Onlara bağışıklar diyeceğiz.

If you can identify the four immune who remain, Dilbilgisi

2:36

Kalan dört bağışığı tanımlayabilirseniz,

perhaps you can get to them first and figure out what's going on. Anlatım akışı

2:39

belki onlara önce siz ulaşabilir ve neler olduğunu çözebilirsiniz.

Dilbilgisi

If you can identify...: bir koşul belirlemek

if yan cümlesi, geriye kalan dört “bağışık” sayıyı belirlemeyi sonraki eylemlerin koşulu hâline getirir. Başarılabilecek bir şeyden söz eder; sayıların zaten belirlendiğini söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp If you can do A, perhaps you can do B şeklindedir. İlk bölüm koşulu belirler, ikinci bölüm ise kesin değil, olası bir sonuç verir.

Alıştırma

if yan cümlesi hangi mantıksal ilişkiyi kuruyor?

  1. Sayıları belirlemenin her şeyi kesinlikle çözeceğini söyler.
  2. Geriye kalan dört bağışık sayıyı belirlemeyi olası sonraki eylemlerin koşulu yapar.
  3. Geriye kalan dört bağışık sayının tamamının zaten belirlendiğini doğrular.
Cevabı göster

Geriye kalan dört bağışık sayıyı belirlemeyi olası sonraki eylemlerin koşulu yapar.

Anlatım akışı

perhaps you can... and...: olası iki aşamalı bir plan

Perhaps, önerilen sonucun bir garanti değil, olasılık olduğunu gösterir. Tek bir kip belirteci olan can, and ile bağlanan iki eylem için de geçerlidir; böylece bunlar iki ayrı iddia değil, önerilen tek bir plan oluşturur. Bu sahnede get to them first, geriye kalan “bağışık” sayılara kaçıranlardan önce ulaşmak veya onları bulmak demektir; figure out what's going on ise durumu anlamak anlamına gelir. Eylemlerin sırası, hedeflere ulaşmaktan gizemi araştırmaya doğru ilerler.

Alıştırma

Vurgulanan bölüme en uygun yorum hangisidir?

  1. Olası bir plan önerir: onlara kaçıranlardan önce ulaşmak ve ardından durumu anlamak.
  2. Onlara önce ulaşmanın bütün sorunu hemen çözeceğini garanti eder.
  3. Kaçıranların neler olduğunu zaten açıkladığını söyler.
Cevabı göster

Olası bir plan önerir: onlara kaçıranlardan önce ulaşmak ve ardından durumu anlamak.

Who are the immune?

2:44

Bağışıklar kimler?

There are four one-digit immune,

2:54

Dört tane tek haneli bağışık var,

2, 3, 5, and 7.

2:56

2, 3, 5 ve 7.

All have already been kidnapped,

2:59

Hepsi zaten kaçırıldı,

but every digit in all of the immune must be one of those four numbers.

3:01

fakat tüm bağışıklardaki her rakam bu dört sayıdan biri olmalıdır.

Otherwise, there would be a non-prime split possible. Anlatım akışı

3:06

Aksi takdirde, asal olmayan bir bölünme mümkün olurdu.

Anlatım akışı

Otherwise, there would be...: kurala uyulmamasının sonucunu belirtmek

Otherwise, “durum böyle değilse” anlamına gelir ve bu cümleyi az önce verilen kurala bağlar. Kurala uyulmadığında ne olacağını belirtir: asal olmayan bir sayı içeren bir bölme ortaya çıkar. Açıklamalarda ve ispatlarda “kural veya ifade. Otherwise, sonuç.” kalıbı, bir koşulun neden gerekli olduğunu kısa biçimde gösterir. Would be, sonucun daha önce gözlemlenmiş bir gerçek değil, varsayılan bir sonuç olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede otherwise, bir yönergeye uyulmamasının sonucunu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Back up the file. Otherwise, you may lose your work.
  2. Back up the file. However, the file is large.
  3. Back up the file. For example, use cloud storage.
Cevabı göster

Back up the file. Otherwise, you may lose your work.

That means there are only these 16 candidates among the two-digit numbers.

3:11

Bu, iki haneli sayılar arasında yalnızca bu 16 adayın olduğu anlamına gelir.

The ones that are prime must be immune.

3:16

Asal olanlar bağışık olmalıdır.

We can eliminate anything that ends in 2 or 5, Kalıp ifadeler

3:20

2 veya 5 ile bitenleri eleyebiliriz,

as they'll always be divisible by 2 and 5.

3:23

çünkü her zaman 2 ve 5'e tam bölünürler.

Kalıp ifadeler

eliminate anything that ends in...: adayları sonlarına göre elemek

Bu soruda eliminate, bir şeyi fiziksel olarak yok etmek veya silmek değil, değerlendirme dışı bırakmak demektir. Anything that ends in 2 or 5, son basamağı 2 ya da 5 olan her aday sayıyı belirtir. Bir kümeyi süzerken eliminate anything that + koşul kalıbı kullanışlıdır: that yan cümlesi adayları tanımlar ve koşulu sağlayanların tümü elenir. Burada ends in son basamağı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “son basamağı bu olan her adayı elemek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We can ____ 0.

Cevabı göster

eliminate anything that ends in

This diagonal is also out, Kelime

3:26

Bu köşegen de eleniyor,

as they're divisible by 11.

3:29

çünkü 11'e bölünebiliyorlar.

Kelime

This diagonal is also out: out ile “elenmiş” olma durumu

Bu cümlede is out, “değerlendirme dışı bırakılmıştır” veya “artık olası bir seçenek değildir” anlamına gelir. Diagonal, o köşegen boyunca yer alan öğeleri temsil eder; also ise başka bir grubun daha önce elendiğini gösterir. Burada out bir konumu değil, durumu anlatır. Bu kullanım seçenekler, yarışmacılar ve planlar için de geçerlidir: Bir şey out olduğunda artık değerlendirilmez veya devam etmesine izin verilmez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?

  1. Bu köşegen de dışarıya taşındı.
  2. Bu köşegen üzerindeki öğeler de elendi.
  3. Bu köşegen de geçici olarak görünmez durumda.
Cevabı göster

Bu köşegen üzerindeki öğeler de elendi.

If the digits of a number add up to a multiple of 3, Dilbilgisi

3:31

Bir sayının rakamları toplamı 3'ün katıysa,

it's divisible by 3,

3:34

o sayı 3'e bölünebilir,

Dilbilgisi

If ... add up to ..., it's divisible by ...: genel bir kural belirtme

Bu cümle genel bir kuralı belirtmek için If + geniş zamandaki koşul, geniş zamandaki sonuç yapısını kullanır. Koşul, bir sayının rakamlarının toplamının 3'ün katı olmasıdır; sonuç ise sayının 3'e tam bölünmesidir. Add up to “toplamı ... olmak”, a multiple of 3 3, 6 veya 9 gibi 3'ün katı olan bir sayı, divisible by 3 ise “3'e kalansız bölünebilmek” anlamına gelir. Her iki yan cümlede de geniş zaman kullanılır çünkü gelecekteki tek bir olay tahmin edilmiyor, genel olarak geçerli bir kural anlatılıyor.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir kural belirtmek için aynı koşul-sonuç yapısını kullanıyor?

  1. If you added two even numbers yesterday, the result was even.
  2. If you add two even numbers, the result is even.
  3. If you add two even numbers later, the result will be even.
Cevabı göster

If you add two even numbers, the result is even.

so that eliminates 57 and 27,

3:36

böylece 57 ve 27 elenir,

leaving these numbers,

3:40

geriye bu sayılar kalır,

which, upon double-checking, are in fact immune. Kalıp ifadeler

3:41

ki bunlar iki kez kontrol edildiğinde aslında bağışıklardır.

Kalıp ifadeler

upon double-checking: doğrulanmış bir sonuç

Upon double-checking, “emin olmak için tekrar kontrol ettikten sonra” anlamına gelir. Burada upon sözcüğünden sonra -ing biçimindeki double-checking gelir. Virgüller arasındaki bu ara ifade başka bir ana eylem eklemez; sonucun ne zaman doğrulandığını belirtir. Böylece are in fact immune, kontrol edilmemiş bir tahmin değil, doğrulanmış bir sonuç olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilen upon + -ing kalıbı, bir eylem gerçekleştirildikten sonra elde edilen bulguyu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi daha resmî olan upon + -ing yapısıyla tamamlayın: ____ the figures, we confirmed that the total was correct.

Cevabı göster

Upon double-checking

We now have a strong starting point for searching three-digit numbers. Anlatım akışı

3:47

Artık üç haneli sayıları aramak için güçlü bir başlangıç noktamız var.

Anlatım akışı

We now have a strong starting point for...: bir sonraki adıma geçmek

We now have, mevcut aşamada bir sonuca ulaşıldığını gösterir. A strong starting point, fiziksel bir başlangıç yeri değil, sonraki çalışma için yararlı bir temel anlamına gelir. for searching three-digit numbers ifadesi de bir sonraki görevi belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak bu cümle hem geriye hem ileriye bakar: daha önce ortaya konan şeyin değerini özetler ve üç basamaklı sayıları arama aşamasına geçer. We now have a strong starting point for... kalıbı açıklamaları, projeleri ve problem çözme adımlarını düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümle açıklamada hangi işlevi görüyor?

  1. Aramanın başlaması gereken fiziksel bir yeri belirtir.
  2. Yararlı bir sonucu özetler ve bir sonraki görevi tanıtır.
  3. Üç basamaklı sayıları arama işinin tamamlandığını söyler.
Cevabı göster

Yararlı bir sonucu özetler ve bir sonraki görevi tanıtır.

Any two consecutive digits must be on the list of the two-digit immune. Dilbilgisi

3:51

Ardışık iki rakam, iki haneli bağışıklar listesinde olmalıdır.

Dilbilgisi

Any two consecutive digits must...: istisnasız bir kural

Any two consecutive digits, sayıdaki yan yana bulunan her rakam çiftini ifade eder. Bu olumlu kuralda any, 'hangi çifti seçersen seç' demektir; 'bazı çiftler' demek değildir. must be on the list gerekli bir koşul bildirir. Yan yana çiftlerden bir teki bile listede yoksa sayı kuralı geçemez. Yeniden kullanılabilen Any + isim öbeği + must + fiil kalıbı, şartı istisnasız uygular.

Alıştırma

Bu kural neyi gerektiriyor?

  1. Yalnızca seçilen bir çiftin belirtilen listede yer alması gerekir.
  2. Yan yana bulunan her rakam çifti belirtilen listede yer almalıdır.
  3. Yan yana olmayan bazı rakam çiftleri belirtilen listede yer almalıdır.
Cevabı göster

Yan yana bulunan her rakam çifti belirtilen listede yer almalıdır.

Those all end in 3 and 7.

3:56

Bunların hepsi 3 ve 7 ile biter.

So the only possibilities are these eight options,

3:59

Bu yüzden tek olasılık bu sekiz seçenektir,

the two-digit immune with additional 3s or 7s on their ends. Kalıp ifadeler

4:02

uçlarına ek 3'ler veya 7'ler eklenmiş iki haneli bağışıklar.

Kalıp ifadeler

with additional 3s or 7s on their ends: eklenen içerik ve konum

with öbeği, eklenen bir özelliği anlatarak önceki isim öbeğini niteler: asıl iki basamaklı öğelerin dış konumlarına ek 3'ler veya 7'ler yerleştirilir. Burada with, 'sahip olan' veya 'içeren' demektir; 'birlikte' demek değildir. their önceki çoğul öğelere gönderme yapar, on their ends ise konumu belirtir. Bir rakam dizisinde ends, ilk rakamdan önceki ve son rakamdan sonraki konumlardır. Bu ifade tek başına iki ucun aynı anda kullanıldığını her zaman belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi with + colored tags + on their ends kalıbıyla tamamlayın: The ropes were stored ____.

Cevabı göster

with colored tags on their ends

3 can't follow 3, Dilbilgisi

4:08

3, 3'ü takip edemez,

nor 7 follow 7.

4:09

7 de 7'yi takip edemez.

Dilbilgisi

can't ..., nor ...: eksiltmeyle olumsuz kuralı sürdürme

Nor, ilk yan cümledeki olumsuzluğu ikinci paralel kısıtlamaya taşır. Cümle, 3'ün 3'ten sonra gelemeyeceğini ve 7'nin de 7'den sonra gelemeyeceğini söyler; burada nor yalnızca and anlamına gelmez. İkinci bölümde eksiltme vardır: tekrarlanan olumsuz kip anlamı açıkça söylenmez. Tam anlam nor can 7 follow 7 biçiminde ifade edilebilir. Bu kısa yapı, fiil grubunun tamamını tekrarlamadan iki paralel yasak durumu sıralar.

Alıştırma

Paralel olumsuz kuralı en uygun sözcükle tamamlayın: 3 can't follow 3, ____ 7 follow 7.

Cevabı göster

nor

And once again, Anlatım akışı

4:11

Ve bir kez daha,

adding the digits reveals that 237 and 537 are divisible by 3.

4:12

rakamları toplamak, 237 ve 537'nin 3'e bölünebildiğini ortaya koyuyor.

Anlatım akışı

once again, adding the digits reveals: önceki yöntemi yeniden kullanma

And bu adımı önceki açıklamaya bağlar; once again ise daha önce kullanılan yönteme, yani rakamları toplamaya, gönderme yapar. Birlikte, yeni bir kural başlatılmadığını ve aynı testin yeni sayılara uygulandığını gösterirler. adding the digits reveals that ... yapısı önce bilinen işlemi, ardından yeni sonucu verir. Böylece açıklamayı yeniden kullanılan yöntemden onun sonucuna taşır.

Alıştırma

Bu açıklamada once again ne işe yarıyor?

  1. Rakamların yalnızca bir kez toplanması gerektiğini söyler.
  2. Tamamen farklı bir bölünebilme testi sunar.
  3. Aynı rakam toplama yönteminin bir kez daha kullanıldığını belirtir.
Cevabı göster

Aynı rakam toplama yönteminin bir kez daha kullanıldığını belirtir.

737 is 67 times 11,

4:20

737, 67 çarpı 11'dir,

so that leaves just 373, Anlatım akışı

4:23

geriye sadece 373 kalıyor,

which is in fact prime and therefore immune.

4:26

ki bu aslında asaldır ve dolayısıyla bağışıktır.

Anlatım akışı

so that leaves just...: geriye kalan tek seçeneği belirtmek

Bu cümlede so, önceki eleme işlemlerinden çıkan bir sonucu gösterir. That, leaves fiilinin öznesidir ve tüm eleme sürecine gönderme yapar; leaves burada 'geriye bırakır' anlamındadır, 'ayrılır' anlamında değildir. Just, sonucu tek bir adayla sınırlar: 373. Tekrar kullanılabilen So that leaves just X kalıbı, geriye kalan tek seçeneği veya olasılığı söyleyerek bir akıl yürütme zincirini sonuçlandırır.

Alıştırma

Yalnızca üç güzergâh var: otobüs, tren ve feribot. Sonuç özetini So that leaves just X kalıbıyla tamamlayın: We ruled out the bus and the train, ____ the ferry.

Cevabı göster

so that leaves just

Could a four-digit number be immune?

4:31

Dört haneli bir sayı bağışık olabilir mi?

No.

4:33

Hayır.

Any consecutive three digits would have to be immune, Dilbilgisi

4:34

Ardışık her üç rakamın oluşturduğu sayının bağışık olması gerekir,

and there's no immune three-digit number that starts with a 7.

4:37

ve 7 ile başlayan üç haneli bağışık bir sayı yoktur.

Dilbilgisi

would have to be: varsayımsal bir durumdaki gereklilik

Would have to be, varsayılan bir koşul doğruysa başka bir şeyin gerekli olduğunu belirtir. Konuşmacı, bağışık bir dört basamaklı sayı fikrini sınar; bu varsayım altında, art arda gelen her üç basamak grubunun mutlaka bağışık olması gerekir. Buradaki would, gerekliliği varsayımsal akıl yürütmenin içine yerleştirir. Bir rica cümlesindeki kibar would değildir; gereklilik anlamını have to verir.

Alıştırma

Kurallar, robotun her kontrol noktasından geçmesini gerektiriyor. Varsayımsal çıkarımı would have to be ile tamamlayın: If the robot completed the maze, every checkpoint ____ passed.

Cevabı göster

would have to be

You rush out,

4:42

Dışarı fırlıyorsunuz,

but reach each home too late Kalıp ifadeler

4:43

ama her eve çok geç ulaşıyorsunuz

until the only immune left is 373.

4:44

ta ki geriye kalan tek bağışık 373 olana dek.

Kalıp ifadeler

but reach each home too late: fırsat geçtikten sonra varmak

reach each home too late ifadesinde too late, varışın işe yarayacak zaman geçtikten sonra gerçekleştiğini anlatır. Sorun gecenin ilerlemiş olması değil, varıldığında sonucun artık engellenememesidir. but, You rush out içindeki acil hareket ile zamanında yetişememe sonucunu karşılaştırır. Bu yapı, büyük bir çabayı yine de çok geç kalınan bir sonuçla bağlayabilir.

Alıştırma

Fırsatın artık kaçırıldığını anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We reached the ticket desk ____ to buy seats; it had already closed.

Cevabı göster

too late

You're in the nick of time to scare off her would-be kidnapper, Notlar

4:49

Onu kaçırmaya çalışan kişiyi korkutup kaçırmak için tam zamanında yetişiyorsunuz,

Deyimler

You're in the nick of time: çok geç olmadan hemen önce

In the nick of time, başarılı olmaya ancak yetecek kadar erken davranmak anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Genellikle başarısızlık ya da tehlikeden yalnızca birkaç an öncesini anlatır. Buradaki You're in the nick of time, kişinin kaçıranı korkutup uzaklaştırabilecek kadar zamanında geldiğini belirtir. Yaygın yapılar be, arrive veya get there + in the nick of time biçimindedir ve ardından sık sık to + fiil gelir. Burada nick ayrı olarak yorumlanmaz; bütün ifadeyi tek bir birim olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve mümkün olan son anda anlamına gelen beş sözcüklü deyimle tamamlayın: The lifeguard reached the child ____ to pull her away from the rocks.

Cevabı göster

in the nick of time

Kalıp ifadeler

scare off her would-be kidnapper: onu kaçırmaya kalkışan kişiyi korkutup kaçırmak

Scare someone off, birini korkutarak veya tehdit ederek oradan uzaklaştırmak ya da yaklaşmamasını sağlamak demektir. Buradaki nesne her would-be kidnapper ifadesidir: kişi kaçırma eylemini gerçekleştiremeden uzaklaştırılır. Off, öbek fiilin bir parçasıdır; bir şeyi kapatmak anlamına gelmez. Would-be bir isimden önce gelir ve o rolü üstlenmek ya da o eylemi yapmak isteyen veya deneyen, ancak başaramayan kişiyi anlatır. Bu nedenle her would-be kidnapper, onu kaçırmak isteyen ama bunu başaramayan kişi demektir.

Alıştırma

Cümleyi scare off ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimi ve would-be ile tamamlayın: The barking dog ____ the ____ thief before he reached the door.

Cevabı göster

scared off · would-be

not the vampire itself, Anlatım akışı

4:52

vampirin kendisi değil,

but a minion.

4:54

bir minyonu.

Anlatım akışı

not A, but B: bilgiyi reddedip yenisiyle değiştirmek

Not A, but B bir düzeltmeyi düzenler: not, A'yı reddeder; but ise onun yerine B'yi getirir. Burada vampirin kendisi ihtimali elenir ve onun yerine bir uşağı olduğu belirtilir. B, yalnızca eklenen başka bir öğe değildir. Itself burada vurgu yapar. Vampirin şahsen kendisi veya gerçek vampir anlamına gelir ve ana karakter ile emrindeki kişi arasındaki farkı belirginleştirir.

Alıştırma

Düzeltmeyi not ve but ile tamamlayın: It was ____ a wolf, ____ a large dog.

Cevabı göster

not · but

373 explains that she and the other immune

4:55

373, kendisinin ve diğer bağışıkların

are the subjects of an ancient prophecy Dilbilgisi

4:59

eski bir kehanetin konuları olduğunu,

that designated them as vampire slayers.

5:01

onları vampir avcıları olarak atadığını açıklıyor.

Dilbilgisi

the subjects of an ancient prophecy that designated them as...: kehanetin rol verdiği kişiler

The subjects of an ancient prophecy burada “kadim bir kehanetin söz ettiği kişiler” anlamındadır. subjects okul dersleri demek değildir; of an ancient prophecy, kehanetin bu kişilerle ilgili olduğunu gösterir. That designated them as vampire slayers, subjects sözcüğünü değil prophecy sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Designate A as B, “A’yı B olarak belirlemek veya tanımlamak” demektir; bu nedenle cümlecik, kehanetin onlara verdiği rolü açıklar.

Alıştırma

“Lena and Omar are the subjects of a report that identifies them as key witnesses,” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Rapor Lena ve Omar’la ilgilidir ve onları kilit tanıklar olarak tanımlar.
  2. Lena ve Omar zaten tanık oldukları için bir rapor yazdı.
  3. Lena ve Omar okulda kilit tanıklarla ilgili bir ders görüyor.
Cevabı göster

Rapor Lena ve Omar’la ilgilidir ve onları kilit tanıklar olarak tanımlar.

They'd sometimes gather and try to figure out what a vampire is, Öbek fiiller

5:05

Bazen toplanıp bir vampirin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlarmış,

but no one had the slightest idea. Kalıp ifadeler

5:08

ama kimsenin en ufak bir fikri yokmuş.

Öbek fiiller

figure out what a vampire is: öbek fiil ve dolaylı soru

Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya deneyerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede vampirin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Burada figure, öbek fiilin bir parçasıdır; şekil veya sayı anlamındaki isim değildir. What a vampire is, figure out sonrasında kullanılan dolaylı sorudur. Dolaylı sorular düz cümle dizilişini kullanır: what a vampire is denir, what is a vampire denmez.

Alıştırma

Cümleyi figure out ve neden sormak için kullanılan soru sözcüğüyle tamamlayın: We need to ____ the printer keeps stopping.

Cevabı göster

figure out why

Kalıp ifadeler

no one had the slightest idea: hiçbir şey bilmemeyi güçlü biçimde vurgulama

no one had the slightest idea ifadesinde olumsuz anlamı no one sağlar; had the slightest idea ise en küçük miktarda bile bilgiye veya ipucuna sahip olmayı anlatır. İfade bir bütün olarak hiç kimsenin hiçbir şey bilmediği veya hiçbir ipucuna sahip olmadığı anlamına gelir. Üstünlük biçimi slightest olumsuzluğu güçlendirir. Fiziksel olarak küçük bir idea anlatmaz. Aynı kalıp I don't have the slightest idea. örneğinde olduğu gibi not ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulu ifadeyi tamamlamak için slight sözcüğünün üstünlük biçimini kullanın: I don't have the ____ idea why the door is locked.

Cevabı göster

slightest

They found the idea of slaying things quite distasteful. Notlar

5:10

Bir şeyleri öldürme fikrini oldukça itici buluyorlarmış.

Dilbilgisi

found the idea of ... quite distasteful: find + nesne + sıfat

Burada found, find fiilinin geçmiş zamanıdır ve ‘yerini buldu’ değil, ‘değerlendirdi’ veya ‘yargıladı’ anlamına gelir. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: the idea of slaying things, yani canlıları öldürme fikri nesnedir; quite distasteful ise bu fikri oldukça tatsız veya sakıncalı olarak değerlendiren sıfat öbeğidir. Bu yapıyı bir kişi, şey, eylem veya fikir hakkındaki tepkiyi ya da yargıyı kısa biçimde ifade etmek için kullanabilirsiniz. Sıfat nesneyi tanımlar, quite ise bu tanımın derecesini ayarlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir değerlendirme ifade etmek için find + nesne + sıfat yapısını kullanıyor?

  1. Maya found the puzzle under the sofa.
  2. Maya found that the puzzle was on the table.
  3. Maya found the puzzle difficult.
Cevabı göster

Maya found the puzzle difficult.

Kelime

quite distasteful: kontrollü ama açık bir hoşnutsuzluk

Bu cümlede quite distasteful, bir şeyin oldukça sakıncalı ya da düşünmesi rahatsız edici olduğu anlamına gelir. Burada distasteful kötü bir tadı değil, ahlaki, toplumsal ya da estetik açıdan duyulan hoşnutsuzluğu anlatır. find + nesne + sıfat yapısında sıfat, nesne hakkında bir değerlendirme yapar: they found the idea quite distasteful. Quite sıfatı güçlendirir; böylece ifade, kontrollü ve oldukça resmî bir biçimde açık bir hoşnutsuzluk bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede quite distasteful ne anlatıyor?

  1. Hoş olmayan bir tat hakkında gerçek anlamlı bir yorum
  2. Güçlü heyecan ve onay
  3. Kontrollü ama açık bir hoşnutsuzluk
Cevabı göster

Kontrollü ama açık bir hoşnutsuzluk

You both trail her would-be kidnapper back to a foreboding castle. Notlar

5:14

İkiniz de onun sözde kaçırıcısını ürkütücü bir şatoya kadar takip ediyorsunuz.

Kalıp ifadeler

trail someone back to a place: birini döndüğü yere kadar takip etmek

Burada trail, birinin nereye gittiğini izleyerek onun peşinden gitmek anlamında bir fiildir. Nesne doğrudan trail sözcüğünden sonra gelir; back to ise varış yerini belirtir: trail + kişi + back to + yer. Bu cümlede takip edilen kişi her would-be kidnapper, yolun sonu ise uğursuz bir şatodur. Back, bu kişinin kendisiyle bağlantılı bir yere döndüğünü düşündürür; takip edenlerin geri döndüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi trail ve takip edilen kişiyle tamamlayın: The detective decided to ____ back to the riverside hotel.

Cevabı göster

trail the suspect

Kelime

her would-be kidnapper: onu kaçırmaya çalışıp başaramayan kişi

Would-be, bir kişinin istediği veya elde etmeye çalıştığı fakat gerçekte henüz ulaşamadığı bir rolü ya da statüyü anlatmak için ismin önüne getirilen, kısa çizgili bir sıfattır. Burada her would-be kidnapper, onu kaçırmaya niyetlenen veya kaçırmaya çalışan fakat başarılı olamayan kişi demektir. Bu ifade, kişinin ileride kesinlikle bir kaçıran olacağını öngörmez. Temel fikir, amaçlanan rol ile gerçekte yaşananlar arasındaki farktır.

Alıştırma

Bu cümlede her would-be kidnapper ne anlama geliyor?

  1. Onu kaçırmaya niyetlenen veya kaçırmaya çalışan fakat başarılı olamayan kişi
  2. Onunla birlikte kaçırılan kişi
  3. Gelecekte onu kesinlikle kaçıracak kişi
Cevabı göster

Onu kaçırmaya niyetlenen veya kaçırmaya çalışan fakat başarılı olamayan kişi

There you release the other kidnapped numbers and confront the vampire himself. Anlatım akışı

5:19

Orada kaçırılan diğer sayıları serbest bırakıyor ve vampirin kendisiyle yüzleşiyorsunuz.

Anlatım akışı

There you release...: daha önce sözü edilen yere gönderme

Cümlenin başındaki There, “o yerde” anlamına gelir ve az önce sözü edilen şatoyu gösterir. Önce kullanılması, sonraki eylemlerden önce mekânı verir ve anlatının şatoya varıştan orada olanlara geçmesini sağlar. Yan cümle yine normal özne-fiil sırasını kullanır: you öznedir, release ise fiildir. Bu, There are prisoners in the castle örneğindeki varlık bildiren there yapısı değildir.

Alıştırma

Örnek cümlenin başındaki There ne işe yarıyor?

  1. Daha önce sözü edilen şatoya gönderme yapar ve sonraki eylemlerin yerini belirtir.
  2. Adı belirtilmeyen bir şatonun var olduğunu bildirir.
  3. “Ondan önce” anlamına gelir ve daha erken bir zamanı belirtir.
Cevabı göster

Daha önce sözü edilen şatoya gönderme yapar ve sonraki eylemlerin yerini belirtir.

He's powerless before the slayers, Kalıp ifadeler

5:25

Avcıların karşısında güçsüz,

Kalıp ifadeler

powerless before the slayers: avcılar karşısında direnememek

Bu cümlede powerless before the slayers, onun avcılara karşı koyamadığı veya onları yenemediği anlamına gelir. Before, avcıları onun karşı karşıya olduğu daha güçlü taraf olarak sunar; bir olayın başka bir olaydan daha önce olduğunu belirtmez. powerless before + kişi veya güç yapısı, eşit olmayan bir mücadeleyi vurgular: özne, o kişi veya güçle karşılaştığında etkili biçimde direnemez.

Alıştırma

Hangi cümlede before, örnekteki gibi “daha güçlü bir kuvvetle karşı karşıya” anlamında kullanılmıştır?

  1. The small village had power before the army arrived.
  2. The small village was powerless before the advancing army.
  3. The small village was evacuated before the army arrived.
Cevabı göster

The small village was powerless before the advancing army.

but ever the pacifists, Anlatım akışı

5:27

ama her zamanki gibi pasifistler,

they round him up, Öbek fiiller

5:29

onu köşeye sıkıştırıyor,

Anlatım akışı

ever the pacifists: onu neden yakaladıklarını açıklamak

but ever the pacifists, they round him up ifadesinde başa getirilen ever the pacifists yorumu, “her zamanki karakterlerine uygun biçimde barış yanlısı kalırlar” anlamına gelir. Ana cümleden önce onların değişmeyen ilkesini verir; böylece bu ilke, onu yakalama kararlarını açıklar. But karşıtlığı belirtir: ona karşı üstün durumda olsalar da ölçülü davranırlar. Baştaki yorum, yalnızca başka bir olay eklemek yerine round him up ifadesinin nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

ever the + rol veya özellik bildiren isim yapısını ve optimist sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, Leo searched for one good thing in the bad news.

Cevabı göster

Ever the optimist

Öbek fiiller

round him up: birini yakalamak veya toplamak

Round someone up ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada they round him up, vampiri yakalayıp kontrol altına aldıkları anlamına gelir; round onun şeklini anlatmaz. Nesne bir zamir olduğunda round ile up arasına gelir: round him up denir, round up him denmez. Başka bağlamlarda round up, dağınık haldeki insanları veya hayvanları bir yerde toplamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi round someone up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a short search, the officers ____.

Cevabı göster

rounded him up

return the life force to his victims,

5:30

kurbanlarına yaşam gücünü geri veriyor

and send him packing. Kalıp ifadeler

5:32

ve onu kovuyorlar.

Kalıp ifadeler

send him packing: onu gitmeye zorlamak

Send someone packing, birini gitmeye zorlamak, reddetmek veya bir yarışmada yenip elemek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada send him packing, vampire bavul hazırlamasında yardım etmek değil, onun gitmesini sağlamak anlamına gelir. Nesne send sözcüğünden sonra gelir: send him packing veya send the intruder packing. Bu ifade sahneye çoğu zaman kararlı, küçümseyici ya da zafer dolu bir ton katar.

Alıştırma

Send someone packing deyimini geçmiş zamanda tamamlayın: The security guard confronted the troublemaker and ____.

Cevabı göster

sent him packing

Numberland is safe,

5:34

Numberland güvende,

for now. Anlatım akışı

5:36

şimdilik.

Anlatım akışı

for now: bir sonucun geçici olduğunu belirtmek

Burada for now, Numberland is safe ifadesini mevcut durumla sınırlar. Yerin şu anda güvende olduğunu, sonsuza kadar güvende kalacağını değil, anlatır. İfadenin virgülden sonra cümlenin sonuna gelmesi, aksi hâlde kesin görünecek bir sonuca çekince ekler. Hikâyenin mevcut bölümünü kapatırken ileride durumun değişebileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede for now, mevcut bir durumun daha sonra değişebileceğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. From now on, the road will be closed to cars every Sunday.
  2. The road has stayed open so far despite the heavy rain.
  3. The road is open for now, but it may close if the storm gets worse.
Cevabı göster

The road is open for now, but it may close if the storm gets worse.

Love a good mathematical mystery? Ton ve niyet

5:38

İyi bir matematik gizemini sever misiniz?

Ton ve niyet

Love a good mathematical mystery?: eksiltili bir tanıtım sorusu

Love a good mathematical mystery?, Do you love a good mathematical mystery? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Özne olan you ve yardımcı fiil do çıkarılmıştır; ancak soru işareti ve bağlam, konuşanın izleyicilere bu tür konuları sevip sevmediklerini sorduğunu gösterir. Bu tür eksiltme, soruyu kısa ve dikkat çekici hâle getirir. Bir reklamda veya video geçişinde konuya ilgi duyan kişileri belirler ve onları gelecek bir öneri ya da davete hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle Do you kısmını çıkaran doğal bir tanıtım sorusudur?

  1. A quick way to test your skills?
  2. Want a quick way to test your skills?
  3. Do you want a quick way to test your skills?
Cevabı göster

Want a quick way to test your skills?

Who here is lying,

5:39

Işığı açıp kapatabildiğinizi bildiğinizde,

Watson, Hudson, or Sherlock,

5:40

burada kim yalan söylüyor:

knowing that you can turn the light on and off?

5:42

Watson mı, Hudson mı, yoksa Sherlock mu?

You can test your answer to this Kalıp ifadeler

5:46

Buna verdiğiniz cevabı

and many other interactive lessons and exercises at Brilliant.

5:47

ve diğer birçok etkileşimli dersi ve alıştırmayı Brilliant'ta test edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

test your answer ... at Brilliant: bir platformda yanıtı doğrulamak

Bu harekete geçirme ifadesinde test your answer, yanıtın doğru veya işe yarar olup olmadığını etkileşimli etkinlikle sınamak anlamına gelir. Buradaki test, “deneyip doğrulamak” anlamındaki bir fiildir; “sınava girmek” anlamına gelmez. this hemen önce sözü edilen bulmacaya gönderme yapar; at Brilliant ise kontrolün ve sonraki etkileşimli öğrenmenin gerçekleştiği platformu belirtir. Bu bir tanıtım cümlesidir: You can bir emir vermek yerine platformu kullanılabilir bir sonraki adım olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, önerilen bir yanıtın çevrim içi bir araçla doğrulanmasını doğal biçimde ifade eder?

  1. You can test the online checker with your answer.
  2. You can test your answer with the online checker.
  3. You can take a test with the online checker.
Cevabı göster

You can test your answer with the online checker.

In recent months,

5:51

Son aylarda,

Brilliant has been revamping their courses Kelime

5:52

Brilliant kurslarını yenileyerek

to introduce even more interactivity,

5:54

daha da fazla etkileşim getirmeye çalışıyor

Kelime

has been revamping their courses: devam eden kapsamlı bir yenileme

Mevcut kursları revamp etmek, onları fark edilir ve oldukça geniş kapsamlı biçimde yeniden tasarlayıp geliştirmek demektir. Küçük bir düzeltmeden daha fazlasını anlatır, ancak her şeyi değiştirmek veya sıfırdan yeniden kurmak zorunda değildir. has been revamping, present perfect continuous yapısıdır. In recent months ile birlikte, yenileme çalışmasını yakın geçmişte başlayan ve bugüne kadar süren ya da hâlâ devam eden bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şirketin bir süre önce internet sitesinde büyük bir yenilemeye başladığını ve çalışmanın hâlâ devam ettiğini anlatır?

  1. The company has been revamping its website since January.
  2. The company has been repairing one broken link since January.
  3. The company revamped its website last January.
Cevabı göster

The company has been revamping its website since January.

and their brand new logic course is a great example. Kalıp ifadeler

5:56

ve yepyeni mantık kursları bunun harika bir örneği.

Kalıp ifadeler

their brand new logic course: brand new ifadesinin güçlendirici anlamı

Brand new, “tamamen yeni” veya “çok kısa süre önce sunulmuş” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. new sözcüğünden daha güçlüdür ve bu cümlede mantık kursunun henüz oluşturulduğunu veya başlatıldığını vurgular. their brand new logic course ifadesinde brand new, logic course ifadesini tek bir birim olarak niteler. Burada brand, bir şirket markası veya marka adı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen yeni” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The museum opened a ____ children's gallery today.

Cevabı göster

brand-new

Packed with opportunities for hands-on problem solving, Kalıp ifadeler

5:59

Uygulamalı problem çözme fırsatlarıyla dolu olan

exercises like this one help you look at problems in a completely new way. Kalıp ifadeler

6:02

bu gibi alıştırmalar, problemlere tamamen yeni bir şekilde bakmanıza yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

Packed with opportunities for hands-on problem solving: cümle başı niteleyicisi

Packed with, “çok miktarda içeren” veya “bir şeyle dolu olan” anlamına gelir. Burada mecazidir: alıştırmalar, etkin biçimde uygulama yaparak problem çözmek için birçok fırsat sunar; bir şeyin fiziksel olarak bir kaba doldurulması söz konusu değildir. Baştaki Packed with opportunities for hands-on problem solving bölümü, ardından gelen exercises like this one öznesini açıklayan kısaltılmış bir sıfat grubudur. Hands-on, yalnızca okumak veya dinlemek yerine etkin biçimde yaparak ve deneyerek öğrenmek anlamına gelir.

Alıştırma

Baştaki Packed with ... ifadesinin virgülden sonraki özneyi açıkça tanımladığı cümle hangisidir?

  1. Packed with practical examples, the guide is easy to follow.
  2. Packed with practical examples, readers can follow the guide easily.
  3. Packed by practical examples, the guide is easy to follow.
Cevabı göster

Packed with practical examples, the guide is easy to follow.

Kalıp ifadeler

help you look at problems in a completely new way: sorunlara tamamen yeni bir şekilde bakmanıza yardımcı olmak

Bu cümlede help you look at problems, “sorunlar hakkında düşünmenizi ve onları anlamanızı kolaylaştırmak” anlamına gelir. Look at yalnızca gözle bakmakla sınırlı değildir; bir konuyu değerlendirmek veya incelemek anlamına da gelebilir. Yapı help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: help you look. In a completely new way sonucu belirtir: alıştırma yalnızca baktığınız şeyi değil, bakış açınızı değiştirir.

Alıştırma

Bir etkinliğin bir soruna bakış açınızı değiştirebileceğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. This activity can help you look the problem in a new way.
  2. This activity can help you look at the problem in a new way.
  3. This activity can help you looking at the problem in a new way.
Cevabı göster

This activity can help you look at the problem in a new way.

Go to brilliant.org/teded today,

6:06

Bugün brilliant.org/teded adresine gidin,

and the first 833 of you to use that link

6:10

ve o bağlantıyı kullanan ilk 833 kişiden biri olarak

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kalıp ifadeler

6:12

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanın.

Kalıp ifadeler

receive 20% off the annual premium subscription fee: yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim almak

Receive 20% off the annual premium subscription fee, yıllık ücretin %20'sine eşit bir indirim almak anlamına gelir. Normal fiyattan %20 çıkarılır, dolayısıyla %80'i ödenir. Burada off bir fiyat indirimini belirtir; bir şeyin kapatıldığı anlamına gelmez. Annual ücretin bir yıl için alındığını, premium daha üst düzey planı, subscription fee ise erişim için ödenen abonelik ücretini belirtir.

Alıştırma

Promosyon cümlesini, fiyatın %20 azaldığını belirten sözcükle tamamlayın: Members will receive 20% ____ the annual fee.

Cevabı göster

off