Peppa Pig, Viking Kılığına Giriyor | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
433 kelime 137 kel/dk

Video Özeti: Peppa ve George Viking kılığına girerek Viking Günü için büyükannelerle birlikte Büyükbaba Pig’in teknesine biner. Piknik sepetini geride bırakan ve acıkan grup, Miss Rabbit’ın yiyecek tezgâhında durur. Tekneyi yakalayan Büyükbaba Pig de sonunda onlara katılıp çay ve kek yer. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. people who lived a very long time ago. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: who ile başlayan ilgi cümleciğinin bir insan grubunu nasıl belirlediğini veya tanımladığını anlayın. İsim + who + fiil yapısını tarihî kişileri, bir topluluğun üyelerini ya da başka grupları tanıtırken kullanabilir; bu kişilerin ne yaptığını veya onları ayıran özellikleri açıklayabilirsiniz. 2. has been left behind. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir nesnenin çoktan unutulduğunu ya da bir yerde bırakıldığını ve ortaya çıkan sonucun hâlâ geçerli olduğunu bildiren edilgen present perfect yapısını tanıyın. Böylece hatayı kimin yaptığına odaklanmadan çanta, belge, yiyecek veya başka bir eşyanın eksik olduğunu anlatabilirsiniz. 3. Don't mind if I do. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İkram edilen yiyecek veya içeceği ya da bir daveti kabul ederken kullanılan bu nazik ve neşeli yanıtı öğrenin. İfade, yeni sunulan öneriyi memnuniyetle kabul ettiğinizi gösterir ve yalnızca yes demeye kıyasla daha sıcak, hafif şakacı bir tutum aktarır.

Bu derste

Today, I am a Viking.

0:04

Bugün ben bir Viking'im.

Ooh, what's that? Ton ve niyet

0:05

Ooh, o nedir?

Ton ve niyet

What's that? ile yeni fark edilen bir şeyi sormak

“What's that?”, bir şeyi yeni fark ettiğinizde ve karşınızdaki kişinin onun ne olduğunu söylemesini istediğinizde kullanılan doğrudan bir konuşma sorusudur. Buradaki that, konuşanın az önce gördüğü nesneyi gösterir. “Ooh” merak veya şaşkınlık bildirir; bu yüzden soru, o nesne hakkında konuşmayı başlatmanın da doğal bir yoludur.

Alıştırma

Bir masanın üzerinde tanımadığınız bir nesne fark ediyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. Where is it?
  2. What's that?
  3. Who's there?
Cevabı göster

What's that?

Vikings were people who lived a very long time ago. Notlar

0:07

Vikingler çok uzun zaman önce yaşamış insanlardı.

Dilbilgisi

people who lived...: insanları tanımlayan who cümleciği

people who lived a very long time ago ifadesinde who lived a very long time ago ilgi cümleciği, people ile ne tür insanların kastedildiğini belirtir. Bu cümlecik people sözcüğüne bağlıdır ve ayrı, bağımsız bir cümle değildir. Who, people sözcüğüne geri gönderme yapar ve lived fiilinin öznesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp, kişi veya grup bildiren isim + who + fiildir; bir kişi ya da grup hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

Cümleyi people who kalıbıyla tamamlayın: The guides were ____ knew the mountain well.

Cevabı göster

people who

Kalıp ifadeler

a very long time ago: şimdiden çok geriye gitmek

A very long time ago, şimdiki zamanı temel alarak çok uzak bir geçmişi anlatır. Örnekte Vikinglerin ne zaman yaşadığını belirtir; ago genellikle lived gibi geçmiş zamanlı bir fiille kullanılır. Yapı “bir zaman süresi + ago” şeklindedir. Very, long sözcüğünü güçlendirir. Bu nedenle tüm ifade, kesin tarihin önemli olmadığı tarih anlatımlarında, hikâye başlangıçlarında ve anılarda kullanıma uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayı şimdiki zamandan çok önceye yerleştirmek için ago sözcüğünü doğru kullanır?

  1. They lived here a very long time ago.
  2. They lived here a very long time before the ceremony began.
  3. They live here a very long time ago.
Cevabı göster

They lived here a very long time ago.

They had helmets and shields and ran around shouting, Ra! Kalıp ifadeler

0:10

Miğferleri ve kalkanları vardı ve etrafta bağırarak koşarlardı: Raa!

Kalıp ifadeler

ran around shouting: etrafta koşarken aynı anda bağırmak

Ran around shouting, iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Farklı yönlere doğru koşuyor ve koşarken bağırıyorlardı. Ran, run fiilinin geçmiş zaman biçimidir; around ise belirli bir hedefe gitmek yerine oradan oraya hareket etmeyi anlatır. Tekrar kullanılabilen yapı “run around + -ing fiil” şeklindedir. -ing fiili, koşma sırasında gerçekleşen eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi run around yapısının geçmiş zaman biçimi ve shout fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The children ____ with excitement.

Cevabı göster

ran around shouting

Can we be Vikings too, Granny? Ton ve niyet

0:17

Biz de Viking olabilir miyiz, Büyükanne?

Ton ve niyet

Katılmak için izin isteyen Can we ... too?

“Can we be Vikings too?” başka kişilerin zaten oynadığı bir hayal oyununa katılmak için izin ister. Burada be Vikings, gerçekten Viking olmak değil, “Viking rolünü oynamak” anlamına gelir. Can we ...? doğrudan ama kibar bir istekte bulunur. Too, “biz de” anlamını katar ve konuşanları zaten katılan kişilere ekler.

Alıştırma

Arkadaşlarınız zaten oynuyor. İsteği Can we ... too kullanarak tamamlayın: ____ play ____?

Cevabı göster

Can we · too

Of course.

0:19

Elbette.

Here are some helmets. Kalıp ifadeler

0:21

İşte birkaç miğfer.

Kalıp ifadeler

Birkaç nesneyi sunan Here are some ...

“Here are some helmets.” birkaç miğferi gösterirken, işaret ederken veya birine verirken söylenir. Here, dinleyenin dikkatini konuşanın önündeki nesnelere yöneltir; bu nedenle cümle yalnızca yer bildirmez, “bunlar sizin için” işlevini de görebilir. Are, çoğul isim helmets ile uyumludur. Bir nesne için Here is ..., birden fazla nesne için Here are ... kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza birkaç kalem veriyorsunuz. Cümleyi Here + be kalıbıyla tamamlayın: ____ some pencils for you.

Cevabı göster

Here are

I'm a Viking.

0:23

Ben bir Viking'im.

Ra!

0:25

Raa!

Viking, Viking, Ra!

0:27

Viking, Viking, Raa!

Peppa and George love being Vikings. Dilbilgisi

0:30

Peppa ve George Viking olmayı çok seviyor.

Dilbilgisi

love being Vikings: bir rolden hoşlanmayı anlatan love + -ing

“Love being Vikings” ifadesinde love fiilinden sonra be fiilinin -ing biçimi olan being gelir. being Vikings bir bütün olarak Peppa ile George’un hoşlandığı rolü veya deneyimi belirtir. Burada being, o rolde olmak ya da o rolü canlandırmak anlamındadır; edilgen yapı değildir. Bir etkinliğin, durumun veya rolün kendisinden keyif almayı vurgulamak için love + -ing kullanılır. love reading ve love being a parent buna örnektir. Bu yapıda being, be fiilinin -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi love + be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The children ____ explorers during the game.

Cevabı göster

love being

See you later. Kalıp ifadeler

0:34

Sonra görüşürüz.

Kalıp ifadeler

See you later: samimi bir vedalaşma sözü

See you later, insanlar ayrılırken bir konuşmayı bitirmek veya vedalaşmak için kullanılan samimi ve gündelik bir ifadedir. Later genel olarak başka bir zamanı gösterir, ancak ifade çoğu zaman kesin bir plandan çok alışılmış bir vedalaşma sözü olarak kullanılır. Bu bir ayrılma kalıbı olduğu için konuşan kişilerin o gün daha sonra kesinlikle tekrar buluşacağına dair gerçek bir söz olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla gündelik sohbeti bitiriyorsunuz ancak tekrar buluşmak için kesin bir saat belirlemediniz. “See you later.” demek uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

Bye.

0:35

Güle güle.

Peppa and George,

0:38

Peppa ve George,

come and see what I've made for Viking Day. Notlar

0:39

gelin de Viking Günü için ne yaptığıma bakın.

Kalıp ifadeler

come and see: doğrudan bir davet

come and see ifadesinde come, dinleyenden konuşana veya gösterilecek şeye yaklaşmasını ister; see ise sonraki eylemi belirtir. And, bu iki eylemi birbiriyle ilgisiz iki görev olarak değil, akıcı ve tek bir davet olarak bağlar. Bir şey hemen görülmeye hazır olduğunda Come and + fiilin yalın hâli kalıbı yaygın olarak kullanılır. Konuşmada doğrudan ve doğal duyulur.

Alıştırma

come and see kalıbıyla doğrudan daveti tamamlayın: ____ the model I built.

Cevabı göster

Come and see

Dilbilgisi

what I've made: isim görevindeki bir what yan cümlesi

What I've made, see fiilinin nesnesidir ve “yaptığım şey ya da şeyler” anlamına gelir. What zaten şey kavramını içerdiği için önüne ayrıca bir isim getirmek gerekmez. Bu yapı daha büyük bir cümlenin parçasıdır; doğrudan soru değildir. What yan cümlesinde bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: özne + have + geçmiş zaman ortacı. What I have made ifadesinin kısaltılmış hâli what I've made olur.

Alıştırma

Hangi cümlede what I've made, look at ifadesinden sonra isim görevindeki bir yan cümle olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Please look at what have I made.
  2. Please look at what I've made.
  3. Please look at what I've made it.
Cevabı göster

Please look at what I've made.

Granny Pig has made a great big dragon's head. Kelime

0:42

Büyükanne Domuz kocaman bir ejderha kafası yaptı.

Kelime

great big: büyüklüğü canlı biçimde vurgulama

a great big dragon's head ifadesinde great, big sözcüğünü güçlendirir. İfade “çok büyük” veya “özellikle büyük” demektir; great burada “harika” ya da “önemli” anlamına gelmez. great sözcüğünü big sözcüğünün önüne getirmek, büyüklüğü daha canlı ve vurgulu anlatır. Nesnenin boyutunu tarafsızca belirtmek yerine onun dikkat çekecek kadar büyük olduğunu hissettirir.

Alıştırma

"They found a great big box in the hallway," cümlesinde great big ne anlatır?

  1. Kutu eskiydi ama kullanışlıydı.
  2. Kutu harika ve önemliydi.
  3. Kutu özellikle büyüktü.
Cevabı göster

Kutu özellikle büyüktü.

Ooh. It's to go on the front of our Viking boat. Notlar

0:46

Ooh. Bu Viking teknemizin önüne koymak için.

Dilbilgisi

It's to go on...: planlanan yerleşim

It's to go on the front... cümlesindeki it, ejderha başını ifade eder. be + to-infinitive kalıbı planlanmış bir düzenlemeyi anlatır: başın teknenin ön tarafına yerleştirilmesi veya takılması amaçlanmıştır. Burada go on, “devam etmek” değil, “yerini almak” ya da “üzerine yerleştirilmek” demektir. Cümle yalnızca gelecekte olacak bir şeyi tahmin etmez; nesnenin planlanan yerini veya amacını açıklar.

Alıştırma

Tabelanın planlanan yerini göstermek için cümleyi be to + go on yapısıyla tamamlayın: This sign ____ the front gate.

Cevabı göster

is to go on

Kalıp ifadeler

on the front of: nesnenin kendi ön kısmında

On the front of, bir şeyin bir nesnenin ön kısmında ya da öne bakan yüzeyine takılı olduğunu belirtir. Bu cümlede parça, teknenin kendisinin ön ucuna yerleştirilecektir. Bu ifade front bölümünü nesnenin bir parçası veya yüzeyi olarak ele alır; bu nedenle on, nesneyle temas edildiğini ya da nesnenin üzerine yerleştirildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir rozet sırt çantasının ön yüzeyine takılıdır. Hangi cümle daha doğrudur?

  1. The badge is in front of the backpack.
  2. The badge is on the front of the backpack.
Cevabı göster

The badge is on the front of the backpack.

Viking boat?

0:50

Viking teknesi mi?

Yes.

0:51

Evet.

Today, we're going sailing with the other grannies. Kalıp ifadeler

0:52

Bugün diğer büyükannelerle yelken açacağız.

Kalıp ifadeler

we're going sailing: go + -ing etkinlik yapısı

We're going sailing ifadesinde sailing, go fiilinden sonra gelen etkinliği belirtir. go + etkinliğin -ing biçimi, bir yere gidip o etkinliğe katılmak anlamına gelir; go swimming ve go shopping da aynı yapıyı kullanır. Burada we're going sailing, grubun yakın gelecek için planladığı bir geziyi anlatır.

Alıştırma

Tam olarak iki sözcükle tamamlayın: go fiilinin -ing biçiminden sonra sail fiilinin -ing biçimini kullanın. We're ____ on the lake tomorrow.

Cevabı göster

going sailing

Ho ho, it's just an excuse to have tea and cake. Kelime

0:55

Ho ho, bu sadece çay ve kek yemek için bir bahane.

Kelime

just an excuse to...: şakacı bir bahane

Burada an excuse to do something, birine bir şeyi yapma fırsatı veren neden veya bahane anlamındadır. Konuşan kişi, etkinliğin resmî amacından çok çay içip kek yeme fırsatının önemli olduğu konusunda şaka yapıyor. Just, “bundan başka bir şey değil” anlamını katar. Excuse burada isimdir; af dilemek için kullanılan fiil değildir. Bu yüzden cümle bir özür değildir.

Alıştırma

Şakacı bir bağlamda “It was just an excuse to have a party” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Partinin yapılmasını engellemeye çalışıyorlardı.
  2. Parti için resmî olarak özür diliyorlardı.
  3. Etkinlik, parti vermeleri için uygun bir bahane sağladı.
Cevabı göster

Etkinlik, parti vermeleri için uygun bir bahane sağladı.

It's not just tea and cake. Anlatım akışı

0:59

Sadece çay ve kek değil.

We also have sandwiches and an apple.

1:01

Sandviçlerimiz ve bir elmamız da var.

Anlatım akışı

not just ... also ...: bilgiyi düzeltme ve ekleme

Not just önce yalnızca çay ve kek olduğu yönündeki sınırlı düşünceyi reddeder. Ardından also sandviçleri ve elmayı ekler. İlk söylenenler geçerliliğini korur: çay ve kek vardır, bunlara ek olarak başka yiyecekler de vardır. Bu iki işaret, buradaki gibi ayrı cümlelerde kullanılabilir: not just açıklamanın eksik olduğunu gösterir, also ise ek bilgiyi sunar. Böylece ilk unsur değiştirilmeden aşırı basitleştirilmiş bir anlatım düzeltilir.

Alıştırma

Cümleleri not just ... also ile tamamlayın: It's ____ a cooking class. We ____ learn how to plan meals.

Cevabı göster

not just · also

Here are the other Viking grannies.

1:04

İşte diğer Viking büyükanneler.

Hello, Granny Pig.

1:07

Merhaba, Büyükanne Domuz.

Are you all ready for Viking Day? Kalıp ifadeler

1:09

Hepiniz Viking Günü için hazır mısınız?

Kalıp ifadeler

ready for + bir etkinlik

Ready for, bir etkinliğe, faaliyete, göreve veya duruma hazır olmak demektir. Bu soruda for, herkesin katılmaya hazırlandığı etkinlik olan Viking Day ifadesini tanıtır. Are you ready for ...? birinin hazır olup olmadığını kontrol etmek veya bir etkinliğin başlamak üzere olduğunu belirtmek için sık kullanılır. Ardından isim ya da isim öbeği geliyorsa for korunur.

Alıştırma

Soruyu hedef ifadeyle tamamlayın: Are you ____ the school trip?

Cevabı göster

ready for

Yes, and these little Vikings are coming too.

1:11

Evet, ve bu küçük Vikingler de geliyor.

Hooray!

1:15

Yaşasın!

Ra!

1:16

Raa!

Madame Gazelle, why hasn't your helmet got horns on? Dilbilgisi

1:19

Madam Gazel, miğferinizde neden boynuz yok?

Dilbilgisi

Britanya İngilizcesinde sahiplik bildiren hasn't ... got ...?

Hasn't your helmet got ...? yapısında sahiplik bildirmek için have got kullanılır. Bu, Britanya İngilizcesinde çok yaygın bir kalıptır. Buradaki hasn't ... got horns, kaskta neden boynuz olmadığını sorar; got, boynuzların teslim alındığı anlamına gelmez. Sondaki on, boynuzların kaskın üzerinde veya kaska takılı olduğunu gösterir. Yapının tamamı Why doesn't your helmet have horns on it? şeklinde yeniden ifade edilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle Why hasn't your helmet got horns on? cümlesine anlamca en yakındır?

  1. Why did someone give your helmet some horns?
  2. Why doesn't your helmet have horns on it?
  3. Why have you taken the horns off your helmet?
Cevabı göster

Why doesn't your helmet have horns on it?

In actual fact, Peppa, Kalıp ifadeler

1:23

Aslında Peppa,

Kalıp ifadeler

In actual fact: daha doğru bir bilgiyi belirtmek

In actual fact, yanlış bir kanıyı düzelten veya daha doğru bir açıklama sunan bilgiyi belirtir. Burada konuşanın yaygın bir düşüncenin yerine gerçek durumu açıklamak üzere olduğunu gösterir. Genellikle bir ifadenin başında yer alır ve ardından gerçek bilgi ya da açıklama gelir. Anlamı actually ifadesine yakındır, ancak daha kapsamlı ve bilinçli bir düzeltme gibi duyulur.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle düzeltmeyi tamamlayın: ____, the museum is closed on Mondays, not Tuesdays.

Cevabı göster

In actual fact

Vikings had helmets without horns, Kültür

1:25

Vikinglerin boynuzsuz miğferleri vardı,

like this.

1:28

bunun gibi.

See, no horns.

1:29

Bak, boynuz yok.

Kültür

helmets without horns: popüler Viking görüntüsünü düzeltmek

Helmets without horns, üzerinde boynuz bulunmayan miğferler demektir. Bu cümlede without horns, bulunmayan özelliği belirtir; See, no horns ise gözle görülebilen kanıta dikkat çeker. Burada bilinmesi gereken arka plan, filmlerde, kostümlerde ve çizimlerde Vikinglerin sık sık boynuzlu miğferlerle gösterilmesine rağmen tarihsel kanıtların bunların olağan Viking savaş donanımı olduğunu desteklememesidir. Konuşan kişi bu popüler görüntüyü düzeltiyor; boynuzların miğferlerden az önce düştüğünü söylemiyor.

Alıştırma

Konuşan kişi neden helmets without horns ifadesini vurguluyor?

  1. Boynuzlu miğfer takan Vikinglere ilişkin popüler görüntüyü düzeltmek için.
  2. Vikinglerin hiçbir zaman herhangi bir miğfer takmadığını iddia etmek için.
  3. Bu miğferlerin boynuzlarının az önce kırılıp düştüğünü söylemek için.
Cevabı göster

Boynuzlu miğfer takan Vikinglere ilişkin popüler görüntüyü düzeltmek için.

But you have got horns.

1:32

Ama sizin boynuzlarınız var.

Have I?

1:34

Var mı?

Oh, yes.

1:35

Ah, evet.

Goodbye, Grandpa Pig.

1:37

Hoşça kal, Büyükbaba Domuz.

Goodbye.

1:39

Hoşça kal.

Have fun on your Viking boat. Kalıp ifadeler

1:40

Viking teknenizde iyi eğlenceler.

Kalıp ifadeler

Samimi bir uğurlama sözü olarak Have fun on your Viking ...

Have fun, biri bir yolculuğa veya eğlenceli bir etkinliğe başlamadan hemen önce söylenen samimi bir iyi dilektir. Daha geniş Viking boat ifadesinde Viking, boat sözcüğünü niteler; on ise bu dileği tekne yolculuğuna bağlar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Have fun on + yolculuk, gezi veya tekne şeklindedir. Örneğin Have fun on your trip ve Have fun on the boat denebilir.

Alıştırma

Bir arkadaş tekne gezisine çıkmak üzere. Hangi cümle doğal ve samimi bir uğurlama sözüdür?

  1. Have fun at your boat trip!
  2. Have fun on your boat trip!
  3. Have a fun on your boat trip!
Cevabı göster

Have fun on your boat trip!

Are we going on a real Viking boat, Granny?

1:43

Gerçek bir Viking teknesine mi biniyoruz, Büyükanne?

Not a real Viking boat.

1:46

Gerçek bir Viking teknesi değil.

We will be using Grandpa Pig's boat instead. Anlatım akışı

1:48

Onun yerine Büyükbaba Domuz'un teknesini kullanacağız.

Anlatım akışı

Alternatif plan bildirmek için will be using ... instead

Will be using, seçilen eylemi geleceğe yönelik bir düzenleme olarak sunar ve bu planı temel yeni bilgi hâline getirir. Sondaki instead, daha önce beklenen seçeneğe gönderme yapar ve yeni söylenen teknenin onun yerine geçtiğini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek bilgi kalıbı will be using + yeni seçenek + instead şeklindedir: önce yeni planı açıklayın, sonra eski planın yerini aldığını belirtin.

Alıştırma

Cümleyi hedeflenen alternatif plan yapısıyla tamamlayın: The main screen is broken, so we ____ the smaller screen ____.

Cevabı göster

will be using · instead

I'm sure he won't mind. Ton ve niyet

1:51

Eminim o buna aldırmaz.

Ton ve niyet

won't mind: karşı tarafın itiraz etmeyeceğini düşünmek

Bu cümlede mind, düşünmek değil, bir şeye itiraz etmek veya ondan rahatsız olmak anlamındadır. He won't mind, onun rahatsız olmayacağı ya da itiraz etmeyeceği yönünde bir tahmindir. I'm sure konuşanın kendinden emin olduğunu vurgular. Cümlenin tamamı başkalarını rahatlatır ve bir kararı gerekçelendirmeye yardımcı olur; ancak karşı tarafın izin verdiğini değil, konuşanın inancını bildirir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Başkasının eşyasını kullanmadan önce I'm sure he won't mind demek, o kişinin zaten izin verdiği anlamına gelir.

  1. Hayır. Bu, benim beklentimi ifade eder; onaylanmış bir izin değildir.
  2. Evet. Bu, kişinin açıkça kabul ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Hayır. Bu, benim beklentimi ifade eder; onaylanmış bir izin değildir.

Here is Grandpa Pig's boat.

1:53

İşte Büyükbaba Domuz'un teknesi.

All aboard, Vikings. Kültür

1:56

Herkes gemiye, Vikingler.

Kültür

All aboard!: hareketten önce binme çağrısı

All aboard!, tren, tekne veya benzeri bir araç hareket etmeden hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir çağrıdır. Henüz binmemiş olan herkese hemen binmelerini söyler; herkesin zaten araçta olduğunu bildirmez. All aboard, Vikings cümlesinde Vikings, seslenilen grubu doğrudan belirtir. İfade bir hareket anonsu havası yaratır.

Alıştırma

Herkesin şimdi binmesi gerektiğini söyleyen kalıplaşmış hareket çağrısını tamamlayın: All ____! The train is leaving.

Cevabı göster

aboard

Lower the sail. Kelime

1:59

Yelkeni indirin.

Kelime

Lower the sail: aşağı indirmek anlamındaki lower fiili

Burada lower, yelkeni daha yüksek bir konumdan aşağı indirmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. the sail eylemden etkilenen nesnedir; lower burada “daha alçak” anlamına gelmez. Bu bir emir cümlesidir. Özne you söylenmez ve fiilin yalın hâli lower doğrudan bir işlem talimatı verir. Yeniden kullanılabilir kalıp lower + object şeklindedir; lower the flag ve lower the bridge buna örnektir.

Alıştırma

Talimatı hedef fiil lower'ın doğru biçimiyle tamamlayın: Please ____ the projector screen before the presentation starts.

Cevabı göster

lower

Fix on the dragon head. Öbek fiiller

2:02

Ejderha kafasını sabitleyin.

Öbek fiiller

Fix on the dragon head: takmak anlamındaki fix on

Burada fix on, ejderha başı parçasını takıp yerine sağlamca sabitlemek demektir. Bu montaj talimatında fix, yaygın olan “onarmak” anlamında kullanılmaz. Cümle, öznesi you anlaşılır durumda olan bir emir cümlesidir. On, montaj ifadesinin bir parçasıdır ve parçayı yerine ekleme anlamı verir. Daha açık bir talimatta hedef yer belirtilebilir: fix the dragon head onto the front.

Alıştırma

Bir montaj talimatında Fix on the dragon head. ne yapmanızı ister?

  1. Ejderha başı parçasındaki hasarı onarmak.
  2. Tercih edilen tasarım olarak ejderha başını seçmek.
  3. Ejderha başı parçasını sağlamca takmak.
Cevabı göster

Ejderha başı parçasını sağlamca takmak.

And you two need real Viking life jackets.

2:05

Ve siz ikinizin gerçek Viking can yeleklerine ihtiyacı var.

Are we all ready?

2:11

Hepimiz hazır mıyız?

Ra!

2:12

Raa!

Then let's go.

2:14

O zaman gidelim.

Oh, how do we start the boat?

2:17

Oh, tekneyi nasıl çalıştıracağız?

I'll phone Grandpa Pig.

2:19

Büyükbaba Domuz'a telefon edeceğim.

Grandpa Pig speaking. Ton ve niyet

2:23

Büyükbaba Domuz konuşuyor.

Ton ve niyet

Grandpa Pig speaking: telefonda kendini tanıtmak

Bu telefon açılışında Grandpa Pig speaking, “This is Grandpa Pig” (“Ben Büyükbaba Pig”) anlamına gelir. Konuşan kişi, telefonu açan kişinin kendisi olduğunu belirtir; speaking onun bir konuşma yaptığı anlamına gelmez. Ad veya rol + speaking kalıbı, kısaltılmış bir telefon ifadesidir. Daha tam biçimi This is Grandpa Pig speaking. şeklindedir.

Alıştırma

Bu dersteki telefon kalıbını kullanarak açılışı tamamlayın: Maya ____.

Cevabı göster

speaking

Hello, Grandpa.

2:25

Merhaba, Büyükbaba.

How do you start your boat? Kelime

2:27

Tekneni nasıl çalıştırıyorsun?

Kelime

start your boat: start fiilinin ‘çalıştırmak’ anlamı

start your boat ifadesinde start, teknenin motorunu veya başka bir güç sistemini çalışmaya başlatmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Çalıştırılan şey teknedir. Aynı kullanım taşıtlar, motorlar ve makinelerle de görülür: start the car, start the engine ve start the machine. Bu ifade tek başına tekne yolculuğuna başlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede start, bir makineyi veya motoru çalıştırmak anlamına gelir?

  1. We start our walk at the gate.
  2. Press the green button to start the machine.
  3. The film starts at eight.
Cevabı göster

Press the green button to start the machine.

Just press the green button and off you go. Kalıp ifadeler

2:29

Sadece yeşil düğmeye bas ve git.

Kalıp ifadeler

press the green button: fiziksel bir kumandayı çalıştırmak için yeşil düğmeye basmak

Press the green button, “cihazın bir işlem yapması için yeşil düğmeye basınç uygulamak” anlamına gelir. Press fiildir, the green button ise fiilin doğrudan nesnesidir; green doğru kumandayı belirtir. Cihaz talimatlarında press + düğme veya tuş, press the power button ve press Enter örneklerinde olduğu gibi standart bir yapıdır. Bu yapı, cihazın tamamını hareket ettirmeyi değil, kumandayı çalıştırmayı anlatır.

Alıştırma

Bir makinede yüzeyden çıkıntılı yeşil bir düğme var. Hangi talimat bu düğmeyi çalıştırmak için standart fiili kullanıyor?

  1. Pull the green button to start the machine.
  2. Press the green button to start the machine.
  3. Tap the green button to start the machine.
Cevabı göster

Press the green button to start the machine.

Kalıp ifadeler

off you go: birinin artık başlayabileceğini belirtmek

Off you go, “artık gidebilir, başlayabilir veya devam edebilirsin” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede, düğmeye basıldıktan sonra kişinin yola çıkabileceğini anlatır. Genellikle son talimattan sonra gelir ve kısa bir adım dizisini doğal biçimde tamamlar. Sözcük dizilişi sabittir: off başta gelir. Bu nedenle ifade yalnızca “sen ayrılıyorsun” anlamındaki sıradan bir cümle gibi yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Samimi talimatı kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Put on your helmet, and ____.

Cevabı göster

off you go

Thank you.

2:33

Teşekkürler.

Bye.

2:34

Güle güle.

Bye.

2:35

Güle güle.

They're taking my boat.

2:37

Teknemi alıyorlar.

Ah, my boat!

2:40

Ah, teknem!

Vikings, onward.

2:43

Vikingler, ileri.

Ra!

2:45

Raa!

Oh dear, the picnic basket has been left behind. Dilbilgisi

2:47

Olamaz, piknik sepeti geride kaldı.

Dilbilgisi

has been left behind: edilgen present perfect

Has been left behind, edilgen present perfect yapısıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı left. Tekil özne the picnic basket eylemden etkilenir; sepet kendi başına gitmemiştir. Burada bu yapı, unutma olayının zaten gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi önemli olduğunu anlatır: sepet onların yanında değildir. Bu kullanımda leave something behind, bir şeyi yanına almadan ayrılmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi leave behind ifadesinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: My lunch box ____ at school, so I need to go back.

Cevabı göster

has been left behind

Ha, my boat!

2:52

Ha, teknem!

Ah, Grandad Dog, follow that boat.

2:54

Ah, Büyükbaba Köpek, şu tekneyi takip et.

Aye, aye, Grandpa Pig. Kültür

2:59

Emredersin, Büyükbaba Domuz.

Kültür

Aye, aye: bir emre verilen denizci yanıtı

Aye, aye özellikle denizde bir emre verilen geleneksel bir yanıttır. Yes demekten daha fazlasını ifade eder: emrin duyulduğunu, anlaşıldığını ve yerine getirileceğini onaylar. Bu sahnede yanıta eğlenceli ve denizciye özgü bir ton katar. Sıradan bir evet-hayır sorusuna verilen tarafsız bir yanıt değildir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Bir korsan rol oyununda mürettebattan biri emir aldıktan sonra "Aye, aye, Captain!" diyor.

  1. Uygun; bir emri şakacı bir denizci üslubuyla aldığını belirtmeye uygundur.
  2. Uygun değil; Aye, aye yalnızca evet-hayır sorularına verilen tarafsız bir yanıttır.
Cevabı göster

Uygun; bir emri şakacı bir denizci üslubuyla aldığını belirtmeye uygundur.

Vikings, Vikings, Vikings,

3:02

Vikingler, Vikingler, Vikingler,

we sail across the sea.

3:04

denizde yelken açıyoruz.

We like to shout, we like to sing, Dilbilgisi

3:06

Bağırmayı severiz, şarkı söylemeyi severiz,

Dilbilgisi

We like to shout, we like to sing: like to + fiilin yalın hâli yapısının tekrarı

like to + fiilin yalın hâli, birinin bir etkinliği yapmaktan hoşlandığını anlatır. Burada shout ve sing, like to'dan sonra gelen yalın fiillerdir. We like to... ifadesini tekrarlamak paralel bir yapı oluşturur: aynı dil bilgisi kalıbı iki etkinliği sıralar ve dizeye belirgin, şarkımsı bir ritim verir. Bu tekrarlı kalıp ilgi alanlarını sıralamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Tekrarlanan like to + fiilin yalın hâli kalıbını hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. We like dance, we like sing.
  2. We like to dancing, we like to singing.
  3. We like to dance, we like to sing.
Cevabı göster

We like to dance, we like to sing.

we like a cup of tea.

3:08

bir fincan çayı severiz.

Ra!

3:10

Raa!

All this sea air is making me hungry. Dilbilgisi

3:13

Tüm bu deniz havası beni acıktırıyor.

Dilbilgisi

is making me hungry: make + kişi + sıfat

is making me hungry ifadesindeki make, “üretmek” değil, “sebep olmak” anlamındadır. make + kişi + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi sıfatla belirtilen duruma soktuğunu veya o şekilde hissettirdiğini anlatır. Me etkilenen kişidir; hungry ise ortaya çıkan durumdur. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan is making, etkinin o anda gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Kişi ve sıfat değiştirilerek aynı kalıpla başka birçok durum anlatılabilir.

Alıştırma

Konuşanın giderek acıktığını anlatmak için cümleyi şimdiki zamanda make + kişi + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The smell of fresh bread ____.

Cevabı göster

is making me hungry

Hungry, hungry.

3:15

Açım, açım.

Oh, where is the picnic basket?

3:17

Oh, piknik sepeti nerede?

Oh, we've forgotten the food. Dilbilgisi

3:20

Oh, yiyecekleri unuttuk.

Dilbilgisi

We've forgotten the food: geçmişteki unutmanın şimdiki sonucu

We've forgotten, we have forgotten ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, unutma olayını daha önce gerçekleşmiş fakat şimdi önemli bir sonucu olan bir olay olarak sunar: yiyecek yanlarında değildir. Bu kullanım, konuşanlar eksikliği henüz fark ettiğinde özellikle doğaldır. Vurgu yalnızca ne zaman unuttuklarında değil, şu anki sorundadır.

Alıştırma

İstasyonda biletlerin hâlâ evde olduğunu fark ediyorsunuz. Cümleyi forget fiilinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: Oh no, ____ the tickets.

Cevabı göster

we've forgotten

But I'm so hungry.

3:24

Ama çok açım.

And me, and me.

3:26

Ben de, ben de.

Food, food.

3:27

Yemek, yemek.

Food.

3:29

Yemek.

The Vikings are very hungry.

3:30

Vikingler çok aç.

We need to find food.

3:32

Yiyecek bulmalıyız.

Look, what's that?

3:35

Bakın, o nedir?

It is Miss Rabbit's food stall. Kelime

3:38

Bu Bayan Tavşan'ın yiyecek tezgahı.

Kelime

food stall: yiyecek satan küçük bir tezgâh

Food stall, yiyecek satılan küçük bir tezgâh ya da stanttır ve genellikle pazar, panayır, festival veya sokakta bulunur. Burada stall sayılabilen bir isimdir; bu nedenle a food stall veya several food stalls denebilir. Burada stall, satış yapılan yeri adlandırır. Aynı yazılışa sahip fiilin ertelemek veya bir motoru durdurmak anlamlarında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bir satıcı sokak pazarındaki küçük ve açık bir tezgahta atıştırmalık satıyor. Bu yeri en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. a food truck
  2. a food shop
  3. a food stall
Cevabı göster

a food stall

Food, food.

3:40

Yemek, yemek.

Vikings.

3:45

Vikingler.

Four teas, two juices, and cake, please. Ton ve niyet

3:47

Dört çay, iki meyve suyu ve kek, lütfen.

Ton ve niyet

Four teas, two juices, and cake, please: kısa ve doğrudan bir sipariş

Bir kafede veya benzer bir yerde miktar + ürün sıralaması yapıp sona please ekleyerek sipariş verebilirsiniz. I'd like ya da Could we have demeseniz bile dinleyen kişi listenin tamamını bir istek olarak anlar. Burada teas ve juices, içeceklerin porsiyonlarını veya kaplarını ifade eder: dört fincan çay ve iki bardak ya da kutu meyve suyu. Çoğullar farklı çeşitleri değil, sipariş edilen porsiyonları sayar. Cake için bir miktar belirtilmediğinden kek yalnızca başka bir ürün olarak listeye eklenir.

Alıştırma

Bir kafede bu kısa biçimi kullanarak iki kahve ve üç çay sipariş etmenin en doğal yolu hangisidir?

  1. Two cups coffees and three cups teas, please.
  2. Two coffee and three tea, please.
  3. Two coffees and three teas, please.
Cevabı göster

Two coffees and three teas, please.

Oh, okay.

3:50

Oh, tamam.

Ah, there they are.

3:53

Ah, işte oradalar.

Caught you, Granny Pig. Ton ve niyet

3:58

Yakaladım seni, Büyükanne Domuz.

Ton ve niyet

Caught you: birini bulmak veya yakalamak

Caught you!, I caught you ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Konuşanın diğer kişiye ulaştığını, onu bulduğunu veya gizlediği bir şeyi ortaya çıkardığını belirtir. Bu sahnede asıl anlam, konuşanın diğer kişiye yetişip onu bulmasıdır; onu mutlaka elleriyle tuttuğu anlamına gelmez. Duruma ve ses tonuna göre şakacı, zafer kazanmış gibi veya hafif suçlayıcı gelebilir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Saklambaç oynarken Maya, Leo'yu bulur ve Caught you! der.

  1. Doğal değil; Caught you! yalnızca resmî bir tutuklamayı anlatabilir.
  2. Doğal; Maya'nın Leo'yu bulduğunu şakacı biçimde anlatır.
Cevabı göster

Doğal; Maya'nın Leo'yu bulduğunu şakacı biçimde anlatır.

Grandpa Pig.

4:00

Büyükbaba Domuz.

You've arrived just in time. Kalıp ifadeler

4:01

Tam zamanında geldin.

Have I?

4:03

Geldim mi?

Yes, for tea and cake.

4:04

Evet, çay ve kek için.

Kalıp ifadeler

arrived just in time ... for tea and cake: çok geç olmadan son anda yetişmek

Arrive just in time, çok geç olmadan ve çoğu zaman çok az süre kalmışken varmak anlamına gelir. İkinci konuşmacının for tea and cake sözü, kişinin neye yetiştiğini belirtir. Vurgulanan iki bölüm birleşince You've arrived just in time for tea and cake. olur. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp arrive just in time for + isim veya etkinlik şeklindedir. Burada cevap, gelişi mizahi biçimde çay ve kek saatine tam denk gelmiş gibi yeniden yorumlar.

Alıştırma

Son anda yetişildiğini gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The doors were starting to close, but we arrived ____ the train.

Cevabı göster

just in time for

Tea and cake?

4:06

Çay ve kek mi?

Don't mind if I do. Deyimler

4:08

Hiç hayır demem.

Deyimler

Don't mind if I do: samimi bir teklifi kabul etmek

Don't mind if I do. az önce teklif edilen bir şeyi kabul etmek için kullanılan kalıplaşmış bir cevaptır. Burada “Evet, isterim” veya “Memnuniyetle kabul ederim” anlamına gelir; kişinin kendi yapacağı şeye itirazı olmadığı biçimindeki kelimesi kelimesine anlamı taşımaz. Olumsuz yapı cevaba hafif bir mizah katar: konuşmacı kabul etmeyi yalnızca “sakıncası olmayan” bir şeymiş gibi gösterirken aslında istekli olduğunu belli eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 'Would you like another biscuit?' diyor. Hangi cevap teklifi hafif ve nazik bir şekilde kabul eder?

  1. Never mind.
  2. Don't mind if I do.
  3. I don't mind.
Cevabı göster

Don't mind if I do.

Vikings love tea and cake.

4:11

Vikingler çay ve keki sever.

Everybody loves tea and cake.

4:14

Herkes çay ve keki sever.