DNA soy testlerine güvenebilir misiniz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
846 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth, DNA soy testlerinin aile kökenlerini güvenilir biçimde belirleyip belirleyemediğini inceliyor. Ancestry kavramının gerçek atalarla ilgili olduğunu, ethnicity kavramının ise coğrafya ve ortak kültürü de kapsadığını açıklıyorlar. İki şirket, aynı sunucunun DNA’sını farklı veri tabanlarıyla karşılaştırdığı için birbirinden oldukça farklı sonuçlar veriyor; bu da tahminlere neden temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has made it easier to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İnternetin, bir aracın veya yeni bir koşulun bir eylemi gerçekleştirmenin zorluk derecesini nasıl değiştirdiğini anlatmak için make it + sıfat + mastar yapısını öğrenin. 2. taken with a pinch of salt? — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin, bir sonucu bütünüyle doğru kabul etmek yerine şüphe payı bırakmayı öneren mecazlı anlamını tanıyın; makul görünen bir bilgide kuşkulu ayrıntılar bulunduğunda doğal biçimde kullanın. 3. since companies use different databases, it's not too surprising that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Özellikle farklı yöntemlerin veya veri kaynaklarının neden farklı sonuçlar ürettiğini açıklarken, önce since ile nedeni verip ardından sonucu değerlendirmeyi öğrenin.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ben de Beth.

Nowadays, it's popular to find out more about your family history by tracing your family tree, Notlar

0:13

Bugünlerde, uzun bir zaman dilimi boyunca ailenin tüm üyelerini gösteren bir şema olan soy ağacınızın izini sürerek

Öbek fiiller

find out more about: yeni bilgiler edinmek

Bu cümlede find out, fiziksel bir şeyi bulmak değil, bilgi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Burada araştırma yoluyla bilgi edinmekten söz edilir. find out more about + konu yapısı, daha iyi anlamak istediğiniz konuyu belirtir. Buradaki konu aile geçmişinizdir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın yerel tarih hakkında daha fazla bilgi edinmek için internet sitesini kullandığı anlamına gelir?

  1. Maya used the website to find a local history book.
  2. Maya already knew a lot about local history.
  3. Maya used the website to find out more about local history.
Cevabı göster

Maya used the website to find out more about local history.

Kalıp ifadeler

tracing your family tree: soy geçmişini araştırmak

tracing your family tree ifadesinde trace, kökenleri veya bağlantıları bulmak için kanıtların izini geçmişe doğru sürmek demektir. Kayıtlar ve başka ipuçları aracılığıyla akrabaları ve ataları araştırmayı anlatır; bir şeklin dış çizgilerini çizmeyi değil. Family tree, aile ilişkilerini gösteren bir şema veya kayıttır; gerçek bir ağaç değildir. İfadenin tamamı, aile üyelerinin nesiller boyunca birbirlerine nasıl bağlı olduğunu araştırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Leah'nın tarihî kayıtların izini sürerek atalarını araştırdığını söylüyor?

  1. Leah drew a family tree to show the relatives she already knew.
  2. Leah found an old family photograph in a drawer.
  3. Leah used old census records to trace her family tree.
Cevabı göster

Leah used old census records to trace her family tree.

a diagram that shows all the members of a family over a long period of time.

0:20

ailenizin geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmek oldukça popüler.

What do you know about your family history, Beth?

0:25

Aile geçmişin hakkında ne biliyorsun, Beth?

Well, my mom actually did our family tree.

0:28

Şey, aile ağacımızı aslında annem çıkardı.

Um she found a lot of our ancestors had emigrated to the United States. Notlar

0:30

Hmm, atalarımızdan birçoğunun Amerika Birleşik Devletleri'ne göç ettiğini buldu.

Dilbilgisi

had emigrated: daha önce gerçekleşen geçmiş eylem

Had emigrated, had + geçmiş zaman ortacı emigrated biçimindeki past perfect yapısıdır. Bu cümlede ataların göçünü geçmişteki she found eyleminden daha önceye yerleştirir. Geçmişte anlatılan bir olayda, o sırada zaten tamamlanmış bir eyleme dönmek için past perfect kullanılır. Sıra şöyledir: önce onlar göç etti, sonra kadın bunu öğrendi.

Alıştırma

Taşınmanın önce gerçekleştiğini göstermek için emigrate fiilini past perfect biçiminde kullanın: When Mia checked the records, her great-grandparents ____ years earlier.

Cevabı göster

had emigrated

Kelime

emigrated to the United States: yerleşmek için başka ülkeye taşınmak

Emigrated to the United States, kişinin kendi ülkesinden ayrılıp yaşamak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınmasını anlatır. Tatili veya kısa bir ziyareti değil, yerleşmek amacıyla ülkeler arası göçü ifade eder. Emigrate ile from ayrılınan ülkeyi, to ise hedefi belirtebilir: emigrate from one country to another. Burada to the United States hedefi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi emigrate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve hedefi tanıtan edatla tamamlayın: Her grandparents ____ Canada in 1952 and settled there permanently.

Cevabı göster

emigrated to

Um but yeah, I don't know much more than that.

0:37

Hmm ama evet, bunun dışında çok fazla bir şey bilmiyorum.

What about you?

0:39

Peki ya sen?

Well, I'm lucky to have an unusual surname,

0:40

Şey, alışılmadık bir soyadım olduğu için şanslıyım,

so it's quite easy to trace my ancestors,

0:44

bu yüzden atalarımın izini sürmek oldukça kolay,

and somebody in my family has uh gone back to 1700 and found somebody with my name. Öbek fiiller

0:48

ve ailemden biri, hmm, 1700'lere kadar gitmiş ve benim adımı taşıyan birini bulmuş.

Öbek fiiller

gone back to 1700: zaman çizgisinde 1700'e kadar geriye gitmek

Bu aile tarihi bağlamında has gone back to 1700, bir aile üyesinin araştırmasının 1700 yılına kadar ulaştığı anlamına gelir. Kişi gerçekten geçmişe yolculuk etmemiştir. go back to + bir yıl, araştırma, kayıtlar, tarih veya kökenlerden söz ederken zaman çizgisinde geriye gitmeyi anlatabilir. Bunun fiziksel olarak bir yere dönmek yerine zamanda geriye doğru iz sürmek anlamına gelip gelmediğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Örnekte "somebody ... has gone back to 1700" ne anlama geliyor?

  1. Bir aile üyesi fiziksel olarak 1700 yılına yolculuk etti.
  2. Bir aile üyesi saat 17.00'de eve döndü.
  3. Bir aile üyesinin araştırması, aile tarihini 1700 yılına kadar geriye doğru izledi.
Cevabı göster

Bir aile üyesinin araştırması, aile tarihini 1700 yılına kadar geriye doğru izledi.

Wow, that's amazing.

0:55

Vay canına, bu harika.

Well, the internet has made it easier to find the historical records needed to research your ancestry, Notlar

0:56

Evet, internet, atalarınızı, yani ailenizin kökenini araştırmak için

Dilbilgisi

has made it easier to: make it + sıfat + to-infinitive kalıbı

make + it + sıfat + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir eylemi yapmanın ne kadar kolay, zor, mümkün veya güvenli olduğunu değiştirdiğini anlatır. Burada değişime the internet neden olur, easier eylemin yeni zorluk düzeyini açıklar ve to find... eylemi belirtir. it yalnızca biçimsel bir nesnedir; belirli bir şeyi göstermez. has made present perfect yapısındadır. İnternetin neden olduğu değişimin gerçekleştiğini ve etkisinin şimdi de önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

make it easier to yapısının present perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: The new search tool ____ locate old records.

Cevabı göster

has made it easier to

Kelime

historical records: soy araştırmasında kullanılan tarihî kayıtlar

Bu cümlede historical records, geçmişteki kişiler ve olaylar hakkında kanıt sağlayan belgeler veya saklanmış veriler anlamına gelir. Soy araştırmasında doğum, evlilik, ölüm, nüfus sayımı ve göç kayıtlarını kapsayabilir. Buradaki records, kontrol edilebilen arşiv bilgileri anlamındadır; müzik plaklarını veya bir şeyi kaydetme eylemini ifade etmez.

Alıştırma

Soy araştırırken hangi öğenin historical records sayılması en olasıdır?

  1. Bir müzik şirketinin yayımladığı yeni şarkılar
  2. Önceki nesillere ait doğum belgeleri ve nüfus sayımı kayıtları
  3. Henüz gerçekleşmemiş olaylar için hazırlanmış bir plan
Cevabı göster

Önceki nesillere ait doğum belgeleri ve nüfus sayımı kayıtları

the origins of your family.

1:02

gereken tarihi kayıtları bulmayı kolaylaştırdı.

Kelime

ancestry: aile soyu ve kökenleri

Ancestry, bir kişinin geldiği aile soyunu ve kökenlerini ifade eder. Bu cümlede the origins of your family ifadesi, ancestry sözcüğünü daha basit sözlerle yeniden açıklar. Bir kişinin aile geçmişini ifade ettiğinde ancestry genellikle sayılamayan bir isimdir: tek tek ancestries saymak yerine your ancestry araştırılır veya öğrenilir.

Alıştırma

“Aile soyu ve kökenleri” anlamına gelen sözcüğü seçin: The archive helped Lena research her ___.

  1. nationality
  2. ancestors
  3. ancestry
Cevabı göster

ancestry

But, what if you want to find out about a time before historical records began? Dilbilgisi

1:04

Peki ya tarihi kayıtların başlamasından önceki bir dönem hakkında bilgi edinmek isterseniz?

Dilbilgisi

what if + cümle: varsayımsal bir soru ortaya koymak

What if ifadesinin ardından bir cümle geldiğinde dinleyiciden bir durumun gerçek olduğunu veya gerçekleşebileceğini hayal etmesi, sonra da sonucunu ya da verilecek karşılığı düşünmesi istenir. Bu yapı sıradan bir bilgi istemek yerine varsayım kurar. Burada What if, konuyu tarihî kayıtların kapsadığı dönemlerden yeni bir soruna taşır: Bu kayıtların başlamasından önceki bir dönem nasıl öğrenilebilir? What if...? yapısında sonuç veya verilecek karşılık çoğu zaman açıkça söylenmez ve bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Varsayımsal bir olasılığı ortaya koyan iki kelimelik ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ it rains during our picnic?

Cevabı göster

What if

Luckily, some companies now offer to trace your ancestry using DNA.

1:09

Neyse ki, artık bazı şirketler DNA kullanarak atalarınızın izini sürmeyi teklif ediyor.

DNA is the cellular information that's passed down from parents to children, Öbek fiiller

1:14

DNA, ebeveynden çocuğa aktarılan,

Öbek fiiller

passed down from parents to children: nesiller arası aktarım

Passed down, pass down fiilinin edilgen biçimidir. passed down from parents to children ifadesinde DNA bilgisi nesiller arasında aktarılır; down fiziksel olarak aşağı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Kalıp something is passed down from A to B şeklindedir; from kaynağı, to ise alıcıyı gösterir. Pass down ayrıca bir neslin sonraki nesle verdiği veya öğrettiği gelenekler, hikâyeler, beceriler, tarifler ya da eşyalar için de kullanılır.

Alıştırma

pass down ifadesini edilgen biçimde kullanın ve kaynaktan alıcıya uzanan kalıbı tamamlayın: The family story was ____ my grandparents ____ my parents.

Cevabı göster

passed down from · to

telling the body how to create life.

1:19

vücuda yaşamın nasıl yaratılacağını söyleyen hücresel bilgidir.

Listener Chris from the UK recently took a DNA ancestry test. Kalıp ifadeler

1:22

İngiltere'den dinleyicimiz Chris yakın zamanda bir DNA soy testi yaptırmış.

Kalıp ifadeler

took a DNA ancestry test: take a test kalıbı

took a DNA ancestry test ifadesi, Chris'in aile kökenlerini tahmin etmek için DNA kullanan bir testi tamamladığı veya bu teste girdiği anlamına gelir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. take a test ifadesinde take ve test yaygın bir fiil-ad birlikteliği oluşturur. Buradaki take, testi “alıp götürmek” anlamına gelmez; özne teste giren kişidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için take a DNA ancestry test ifadesini geçmiş zamanda kullanın: Last month, Maya ____ to learn more about her family origins.

Cevabı göster

took a DNA ancestry test

When the test returned some unexpected results,

1:27

Test beklenmedik sonuçlar verince,

Chris called BBC Radio 4 program Sliced Bread,

1:30

Chris BBC Radio 4 programı Sliced Bread'i arayarak,

wondering how accurate they really were.

1:34

bunların gerçekten ne kadar doğru olduğunu merak etmiş.

Not so long ago, I sent off a home DNA testing kit, Notlar

1:37

Çok uzun zaman önce değil, evde yapılan bir DNA test kiti gönderdim,

Kalıp ifadeler

Hikâyeyi zamanla açan Not so long ago ifadesi

Not so long ago, “şimdiden çok uzak olmayan bir zamanda” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Tek bir bütün olarak çalışır; anlamını kelime kelime kurmayın. Cümlenin başında kullanıldığında zamanı belirler ve bir hikâyeyi ya da kişisel anıyı doğal biçimde başlatır. Anlamı recently sözcüğüne yakındır, ancak daha çok anlatı başlangıcı gibi duyulur.

Alıştırma

“Kısa bir süre önce” anlamını vermek için dersteki dört sözcüklü zaman başlangıcını kullanın: ____, our class started a new science project.

Cevabı göster

Not so long ago

Öbek fiiller

sent off a home DNA testing kit: kiti işlenmek üzere göndermek

sent off a home DNA testing kit ifadesinde sent, send fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Send off ise bir şeyi kişinin bulunduğu yerden çıkarıp başka bir yere göndermek anlamına gelir. Burada kit, işlenmesi için posta yoluyla bir test kuruluşuna gönderiliyor. off parçacığı, nesnenin buradan ayrılıp hedefine gitmesini vurgular. Send tek başına da gönderme eylemini anlatabilir, ancak send off ‘buradan yollama’ adımını daha belirgin hâle getirir. Bu öbek fiil ayrılabilir; sent the kit off denebilir. Nesne bir zamir olduğunda sent it off kullanılır, sent off it kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi send off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, I ____ my passport application.

Cevabı göster

sent off

and the results that came back were broadly in line with expectations, Notlar

1:42

ve geri gelen sonuçlar beklentilerle genel olarak uyumluydu,

Öbek fiiller

results came back: sonuçların gelmesi veya belli olması

results came back ifadesinde came back, test işlendikten sonra sonuçların geri gönderildiği veya erişilebilir hâle geldiği anlamına gelir. Özne results olduğu için burada bir kişinin ya da nesnenin fiziksel olarak geri gelmesinden söz edilmez. Bu kalıp test sonuçları, raporlar ve yanıtlarla sık kullanılır: istenen bilgi ulaştığında veya bildirildiğinde came back denebilir. The results came back negative örneğinde olduğu gibi, sonucu belirtmek için ardından bir sıfat da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi come back ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The scan results ____ clear.

Cevabı göster

came back

Kalıp ifadeler

broadly in line with expectations: genel olarak yakın, birebir değil

Burada broadly in line with expectations, sonuçların genel olarak insanların beklediğine yakın olduğu anlamına gelir. In line with, bir standart veya tahminle uyuşmak demektir; sırada durmakla ilgisi yoktur. Broadly, küçük farklılıklara yer bırakır. Konuşan kişi her ayrıntının tam olarak eşleştiğini iddia etmez; bu nedenle ifade sonuçları ölçülü bir şekilde özetler.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucun genel olarak tahmine yakın olduğunu ancak birebir aynı olmak zorunda olmadığını belirtir?

  1. The final cost was broadly in line with our expectations, although it was slightly higher.
  2. The final cost was exactly as expected, with no difference at all.
  3. The final cost exceeded our expectations by a wide margin.
Cevabı göster

The final cost was broadly in line with our expectations, although it was slightly higher.

but it had some little glitches in there, which made me think, Kelime

1:47

ancak içinde bazı küçük hatalar vardı, bu da bana şunu düşündürdü,

Kelime

some little glitches: büyük arızalar değil, küçük sorunlar

Burada some little glitches, birkaç küçük sorun veya tuhaf sonuç anlamına gelir. Glitch genellikle teknoloji, sistem veya verilerde görülen küçük ve çoğu zaman geçici bir sorundur; bu cümlede sonuçlardaki küçük düzensizlikleri belirtir. Little, sorunun ciddiyetini azaltarak anlatır. Konuşan kişi daha fazla düşünmesine yetecek kadar sorun fark etmiştir, ancak bunları büyük hatalar olarak tanımlamamıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede glitches, bir şeyin genel olarak çalışmasını engellemeyen küçük sorunlar için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The app has no problems of any kind, including glitches.
  2. The app works well overall, but it still has a few minor glitches.
  3. The system suffered a dangerous total failure, so it had only a few little glitches.
Cevabı göster

The app works well overall, but it still has a few minor glitches.

is this accurate or is it to be taken with a pinch of salt? Deyimler

1:51

bu doğru mu, yoksa biraz şüpheyle mi yaklaşılmalı?

Deyimler

taken with a pinch of salt: temkinli inanmak

Taken with a pinch of salt, take something with a pinch of salt ifadesinin edilgen biçimidir. Bu soruda is it to be taken...? yapısı “bu şekilde değerlendirilmeli mi?” anlamına gelir. Konuşmacı, bilginin tamamen doğru kabul edilmek yerine kuşkuyla karşılanıp karşılanmaması gerektiğini sorar. Buradaki salt mecazidir. İfade, iddianın kesinlikle yanlış olduğunu değil, ona kısmen ve temkinli biçimde inanmayı anlatır.

Alıştırma

“Tamamen doğru kabul etmemek” anlamındaki deyimi tamamlayın: Online rumours should be ____.

Cevabı göster

taken with a pinch of salt

Chris wondered whether his results were accurate or whether to take them with a pinch of salt,

1:55

Chris sonuçlarının doğru olup olmadığını ya da onlara şüpheyle yaklaşıp yaklaşmaması gerektiğini merak etti ('take with a pinch of salt'),

an idiom meaning to doubt something is completely true.

2:00

bu, bir şeyin tamamen doğru olduğundan şüphe etmek anlamına gelen bir deyimdir.

So, in this program, we'll discuss how accurate DNA ancestry tracing is. Anlatım akışı

2:04

Bu yüzden, bu programda, DNA ile soy takibinin ne kadar doğru olduğunu tartışacağız.

Anlatım akışı

in this program, we'll discuss: konuyu önceden belirtmek

In this program, konuyu mevcut programın kapsamına yerleştirir; we'll discuss ise dinleyicilere sırada ne olduğunu bildirir. İfade bir bütün olarak gündem işareti görevi görür: konuşmacı ayrıntılara geçmeden önce konuşmayı düzenler. Discuss sözcüğünden sonra gelen bölüm konuyu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp In this program veya presentation, we'll discuss + konu ya da soru biçimindedir.

Alıştırma

Gündemi belirten ifadeyi tamamlayın: In this program, ____ how plants survive in deserts.

Cevabı göster

we'll discuss

And as usual, we'll learn some useful new words and phrases.

2:09

Ve her zamanki gibi, bazı yararlı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

And remember, you can find all the vocabulary for this program on our website, bbclearningenglish.com.

2:13

Ve unutmayın, bu programa ait tüm kelimeleri web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.

First though, I have a question for you, Beth. Anlatım akışı

2:20

Ancak önce, sana bir sorum var, Beth.

Anlatım akışı

First though, ile “ama önce…” sözlü geçişi

First though, konuşmacının beklenen konuya geçmeden önce kısa bir şey yapacağını belirtir. Burada ilk adım olarak bir soru sorulacağını bildirir. Though burada tam bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz. Cümle zarfı olarak hafif bir karşıtlık ekler ve “ancak ondan önce” anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi “ancak ondan önce” anlamındaki iki sözcüklü geçişle tamamlayın: ____, I have one quick question before we begin.

Cevabı göster

First though

One reason to be cautious about DNA ancestry tests is that humans are very similar to each other. Dilbilgisi

2:23

DNA soy testleri konusunda temkinli olmak için bir neden, insanların birbirlerine çok benzemesidir.

Dilbilgisi

One reason to be cautious about ... is that ... ile bir neden sunmak

Bu kalıp, bir şey konusunda dikkatli olmanın bir nedenini sunar: One reason + to be cautious about + isim öbeği + is that + yan cümle. about sonrasındaki isim öbeği temkinli yaklaşılması gereken şeyi belirtir; is that sonrasındaki yan cümle ise asıl nedeni verir. One reason, başka nedenlerin de bulunabileceğini gösterir. Kalıp önce kaygı duyulan noktayı belirtip ardından bunu destekleyerek savı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi One reason to be cautious about ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: One reason ____ online claims ____ anyone can post them.

Cevabı göster

to be cautious about · is that

Most of your DNA is identical with every other person on Earth, Kalıp ifadeler

2:30

DNA'nızın çoğu Dünya'daki diğer tüm insanlarla aynıdır,

Kalıp ifadeler

identical with every other person on Earth: tam eşitlik belirten bir karşılaştırma

Identical with, yalnızca benzer olmayı değil, bir şeyle tamamen aynı olmayı ifade eder. Burada with, karşılaştırma grubunu, yani Dünya’daki diğer herkesi belirtir. Mantıksal olarak DNA’nız, bu kişilerin karşılık gelen DNA’sıyla karşılaştırılmaktadır. Daha eksiksiz biçimi Most of your DNA is identical to that of every other person on Earth. olabilir. Bu bağlamda every other person, ‘sizden başka herkes’ demektir; ‘her iki kişiden biri’ demek değildir.

Alıştırma

Haritanın her ayrıntısının orijinaliyle tam olarak eşleştiğini belirten cümle hangisidir?

  1. This map is identical with the original.
  2. This map is different from the original.
  3. This map is similar to the original.
Cevabı göster

This map is identical with the original.

and it's only the tiny amount of difference that accounts for all genetic variations between humans. Öbek fiiller

2:35

ve insanlar arasındaki tüm genetik varyasyonlardan sorumlu olan sadece bu küçücük fark miktarıdır.

Öbek fiiller

that accounts for all genetic variations: bir nedeni sonuca bağlamak

Bu cümlede account for, “açıklamak” veya “sebebi olmak” anlamında bir fiil öbeğidir. DNA’daki çok küçük fark, genetik çeşitliliğin var olmasının nedeni olarak sunulur. İlgi zamiri that, tekil olan the tiny amount of difference öbeğine gönderme yaptığı için fiil accounts biçimindedir. account for ifadesinden sonra açıklanan sonuç veya miktar gelir; burada bu ifade all genetic variationsdır.

Alıştırma

“A few faulty parts account for most of the failures,” cümlesinde account for ne anlama gelir?

  1. karar vermeden önce arızaların çoğunu dikkate almak
  2. arızaları yazılı bir raporda anlatmak
  3. arızaların çoğuna neden olmak veya onları açıklamak
Cevabı göster

arızaların çoğuna neden olmak veya onları açıklamak

So, exactly how much DNA do humans share with each other?

2:41

Peki, insanlar tam olarak DNA'larının ne kadarını birbirleriyle paylaşırlar?

Is it A, 79.9%, B, 89.9%, or C, 99.9%?

2:47

A) %79,9 mu, B) %89,9 mu, yoksa C) %99,9 mu?

I am going to guess 99.9%. Dilbilgisi

2:56

Ben %99,9 diye tahmin ediyorum.

Dilbilgisi

am going to guess: birazdan bir tahminde bulunacağını belirtmek

am going to guess ifadesi, konuşanın birazdan yapacağı şeyi, yani emin olmadığı bir cevap vereceğini bildirir. Yapı be going to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle I öznesiyle am kullanılır ve guess yalın hâlde kalır. Burada going to, birazdan gerçekleşecek bir konuşma eylemini belirtir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cevabı tamamlayın: I ____ that the jar holds about two hundred coins.

Cevabı göster

am going to guess

Okay, well, we'll find out the answer later in the program.

2:59

Tamam, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Another problem for research based on DNA is agreeing on the meaning of words like ancestry and ethnicity. Notlar

3:03

DNA'ya dayalı araştırmalar için bir başka sorun, ancestry (soy) ve ethnicity (etnik köken) gibi kelimelerin anlamı üzerinde anlaşmaya varmaktır.

Dilbilgisi

for research based on DNA: research sözcüğünü sonradan niteleyen based on

for research based on DNA ifadesinde based on DNA, research sözcüğünden sonra gelir ve araştırmanın neyi temel veya kanıt olarak kullandığını belirtir. Yapı research that is based on DNA şeklinde genişletilebilir. Based cümlenin ana fiili değildir. Cümlenin ana yapısı Another problem ... is agreeing ... biçimindedir; for research based on DNA ise hangi tür araştırmanın bu sorunla karşılaştığını açıklar.

Alıştırma

'Uydu verilerini temel olarak kullanmak' anlamına gelen, vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee reviewed research ____ satellite data.

Cevabı göster

based on

Kalıp ifadeler

agreeing on the meaning of words: sözcüklerin anlamı üzerinde anlaşmak

Agreeing on the meaning of words, sözcüklerin ne anlama geldiği konusunda ortak bir karara varmak demektir. agree on yapısındaki on, insanların birlikte karara bağlaması gereken konuyu getirir; bu cümlede bu konu ancestry ve ethnicity sözcüklerinin tanımlarıdır. Burada agreeing, is fiilinden sonra gelen -ing biçimidir. Sorunun tam olarak ne olduğunu, yani insanların temel terimleri aynı tanımlarla kullanmasını sağlamayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi agree on yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the discussion, the researchers ____ a clear definition.

Cevabı göster

agreed on

Here, genealogist Louise Baldock explains the difference between these words to BBC Radio 4 program Sliced Bread. Kalıp ifadeler

3:11

Burada, soybilimci Louise Baldock bu kelimeler arasındaki farkı BBC Radio 4 programı Sliced Bread'e açıklıyor.

Kalıp ifadeler

explains the difference between these ...: bunlar arasındaki farkı açıklamak

Explains the difference between these words, birinin sözcüklerin nasıl farklı olduğunu açıkça anlatması demektir. these sözcüğü daha önce geçen ancestry ve ethnicity terimlerine gönderme yapar. Tekrar kullanılabilen yapı explain the difference between A and B şeklindedir. Between, karşılaştırılan şeyleri getirir. between these words örneğinde olduğu gibi, hangi öğelerden söz edildiği bilinen çoğul bir grup da ardından gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi the difference between ifadesiyle tamamlayın: Can you explain ____ a comet and an asteroid?

Cevabı göster

the difference between

So, ancestry is really about people.

3:19

Yani, soy aslında insanlarla ilgilidir.

It's about your actual forebears. Kelime

3:21

Sizin asıl ecdadınızla (forebears) ilgilidir.

Kelime

actual forebears: gerçek atalarınız

Forebears, ailenizin önceki kuşaklarında yaşamış kişiler, yani atalar demektir. Actual, konuşanın geniş bir kültürel veya coğrafi etiketi değil, o aile soyunda gerçekten yaşamış kişileri kastettiğini vurgular. Forebears, insanları belirten çoğul bir isimdir. Bu cümlede actual forebears, bütün akrabalarınızı değil, gerçek atalarınızı ifade eder.

Alıştırma

“It's about your actual forebears” burada ne anlama gelir?

  1. Önünüzdeki gerçek ayılarla ilgilidir.
  2. Hayatta olan tüm akrabalarınızla ilgilidir.
  3. Gerçek atalarınızla ilgilidir.
Cevabı göster

Gerçek atalarınızla ilgilidir.

Your ethnicity, you would probably think of in geographical terms, Kalıp ifadeler

3:24

Etnik kökeninizi ise muhtemelen coğrafi terimlerle düşünürsünüz,

maybe which continent or which region your people came from.

3:28

belki atalarınızın hangi kıtadan veya hangi bölgeden geldiğini.

Kalıp ifadeler

think of ... in geographical terms: ... hakkında coğrafi açıdan düşünmek

In geographical terms, ‘coğrafi bir bakış açısından’ veya ‘bir şeyi anlamak için coğrafyayı temel alarak’ demektir. Burada terms, teknik sözcüklerin bir listesini değil, bir konuyu açıklama veya değerlendirme biçimini ifade eder. Vurgulanan of, think of yapısına aittir. Olağan sıralama think of your ethnicity in geographical terms şeklindedir; konuşan, your ethnicity bölümünü konu olarak öne çıkarmak için cümlenin başına taşır.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki ‘coğrafi bir bakış açısından’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The two towns are close ____, but their cultures are quite different.

Cevabı göster

in geographical terms

Like ancestors, the term forebears means actual people,

3:33

Ancestors (atalar) gibi, forebears (ecdat) terimi de gerçek insanları,

the relatives in your family from a long time ago.

3:37

çok eskiden ailenizdeki akrabaları ifade eder.

But Louise is more interested in the term ethnicity, Kelime

3:40

Ancak Louise, bir grup insanın paylaştığı kültür, dil ve gelenekler anlamına gelen

the shared culture, language, and traditions of a group of people,

3:44

etnik köken (ethnicity) terimiyle daha çok ilgileniyor,

Kelime

ethnicity: paylaşılan kültür, dil ve gelenekler

Bu cümlede ethnicity, bir grubun paylaştığı kültürel kimlik veya geçmişi, özellikle ortak kültür, dil ve gelenekleri ifade eder. Virgülden sonraki sözler, terimi başka şekilde ifade edip açıklayan bir isim öbeğidir. Ethnicity coğrafi kökenlerle bağlantılı olabilir, ancak nationality ile aynı değildir ve belirli ataların listesi anlamına gelmez. Bu kelimeyi okurken grubun paylaştığı kimliğe ve kültüre odaklanın.

Alıştırma

Hangi cümlede ethnicity en doğru şekilde kullanılmıştır?

  1. Her ethnicity is a complete list of her named ancestors.
  2. Her ethnicity is the country printed on her passport.
  3. Her ethnicity reflects the language and traditions shared by her community.
Cevabı göster

Her ethnicity reflects the language and traditions shared by her community.

and this is closely connected to a geographical location. Kalıp ifadeler

3:48

ve bu coğrafi bir konumla yakından bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

is closely connected to: güçlü bir ilişki belirtmek

be closely connected to ifadesi, bir şeyle güçlü bir ilişkisi olmak anlamına gelir. Closely, connected sözcüğünü niteler ve bağlantının güçlü olduğunu vurgular; ancak bu ifade tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz. A + be + closely connected to + B yapısını kullanın. be özneye ve zamana göre değişir; to ise B'yi yapıya bağladığı için atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade be closely connected to ile tamamlayın: Regular exercise ____ better sleep.

Cevabı göster

is closely connected to

And it's this question of geography, which interested BBC presenter Greg Foot. Dilbilgisi

3:51

BBC sunucusu Greg Foot'un da ilgisini çeken işte bu coğrafya meselesi oldu.

Dilbilgisi

It's this question of geography ... which interested: it-cleft yapısıyla odaklama

It's this question of geography ... which interested ... bir it-cleft odaklama yapısı kullanır: it is + odaklanan öğe + which + iletinin geri kalanı. Buradaki it yapısal bir sözcüktür; bir nesneye ya da fikre gönderme yapmaz. Odaklanan öğe this question of geography ifadesidir. Yansız This question of geography interested Greg Foot cümlesiyle karşılaştırıldığında bu yapı, “özellikle onun ilgisini çeken buydu” anlamını verir ve dikkati sonraki konu olan geography üzerine yönlendirir.

Alıştırma

Maya'nın ilgisini başka bir şeyin değil, bu sorunun çektiğini vurgulamak için it-cleft kullanan cümle hangisidir?

  1. This question interested Maya.
  2. It was this question that interested Maya.
  3. Maya was interested in this question.
Cevabı göster

It was this question that interested Maya.

Greg sent DNA samples to two different companies.

3:57

Greg iki farklı şirkete DNA örnekleri gönderdi.

The results from the first company matched what he already knew about his family, Kalıp ifadeler

4:00

İlk şirketten gelen sonuçlar, ailesi hakkında zaten bildikleriyle,

Kalıp ifadeler

Matched what he already knew: önceden bilinenlerle örtüşmek

matched what he already knew ifadesinde match, “uyuşmak” veya “tutarlı olmak” anlamına gelir; spor karşılaşmasıyla ilgili değildir. Sonuçlar, onun ailesi hakkında önceden sahip olduğu bilgilerle uyuşuyordu. what he already knew bölümünün tamamı matched fiilinin nesnesidir; dilbilgisi açısından bir isim yan cümlesidir. Sonuçlar, kayıtlar ya da kanıtlar önceki bilgileri doğruladığında match what someone knows, expects, remembers, or has predicted kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi match fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The report ____ what we expected.

Cevabı göster

matched

that the past five generations came from England.

4:05

yani son beş neslin İngiltere'den geldiğiyle eşleşiyordu.

But listen to what happens when Louise Baldock revealed the results of Greg's second DNA test on his BBC Radio 4 show Sliced Bread. Anlatım akışı

4:08

Ancak Louise Baldock, Greg'in ikinci DNA testinin sonuçlarını BBC Radio 4 şovu Sliced Bread'de açıkladığında bakın ne oluyor.

Anlatım akışı

But listen to what happens when: merak uyandıran bir geçiş

Bu geçişte But, önceki anlatıdan bir değişime işaret eder. listen to dinleyicinin dikkatini ileriye yöneltir; what happens when ise sonucu birazdan duyulacak olayı tanıtır. Bu sözler birlikte hikâyeyi düzenler ve merak uyandırır. Bu nedenle listen to yalnızca fiziksel olarak dinlemeye yönelik bir emir değildir; anlatıyı önemli bir açıklama anına da taşır.

Alıştırma

Burada “But listen to what happens when ...” ifadesinin temel anlatı işlevi nedir?

  1. Konuşanın hikâyeyi bitirdiğini gösterir.
  2. Dinleyicinin dikkatini hikâyeyi değiştirebilecek veya daha çarpıcı hâle getirebilecek yaklaşan bir olaya yöneltir.
  3. Dinleyiciden DNA testinin teknik doğruluğunu kontrol etmesini ister.
Cevabı göster

Dinleyicinin dikkatini hikâyeyi değiştirebilecek veya daha çarpıcı hâle getirebilecek yaklaşan bir olaya yöneltir.

It's gonna blow your mind. Deyimler

4:17

Bu aklını başından alacak.

Deyimler

gonna blow your mind: şaşkınlık vadeden gündelik bir ifade

Blow your mind, “seni çok şaşırtmak veya hayran bırakmak” anlamına gelen, gerçek anlamda kullanılmayan bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi çok güçlü bir tepki olacağını öngörür ve heyecan yaratır; gerçekte kimsenin zihnine fiziksel olarak bir şey olmaz. Gonna, bir fiilden önce gelen going to ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. Bu nedenle It's gonna blow your mind yaklaşık olarak “It's going to amaze you” anlamına gelir, ancak daha canlı ve güçlü bir heyecan taşır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “seni çok şaşırtacak” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: This finale is ____.

Cevabı göster

gonna blow your mind

Okay.

4:18

Tamam.

Can I tell you what you're looking at? Ton ve niyet

4:20

Neye baktığını sana söyleyebilir miyim?

Yes, please do.

4:21

Evet, lütfen söyle.

Ton ve niyet

Can I tell you ...? — Yes, please do.: kibarca izin istemek ve vermek

Can I tell you ...? bir şeyi açıklamaya başlamak için kibarca izin istemenin bir yoludur. Buradaki can, konuşanın bunu yapma yeteneğini değil, izin isteğini ifade eder. Yes, please do. az önce önerilen eylemi kabul eder ve konuşanı bu eylemi yapmaya teşvik eder. Do, tekrarı önlemek için tell me what you're looking at ifadesinin yerini tutar; başka bir eylemi belirtmez.

Alıştırma

show you the map ifadesinin yerini tutan kelimeyi yazın: Can I show you the map? Yes, please ____.

Cevabı göster

do

It says that you are, first of all, 66% North and West Europe, Anlatım akışı

4:22

İlk olarak %66 oranında Kuzey ve Batı Avrupa'lı olduğun yazıyor,

Anlatım akışı

first of all: sıralamadaki ilk maddeyi tanıtmak

First of all burada sıralı bir raporun ilk maddesini belirtir. Konuşanın bilgileri sunma sırasını düzenler; bu sonucun zaman açısından en önce ortaya çıktığını söylemez. İfade “birinci maddeden başlıyorum” anlamını taşır ve dinleyeni daha sonra gelebilecek başka sonuçlara veya noktalara hazırlar.

Alıştırma

Bir kılavuz güvenlik adımlarını sıralamaya başlıyor. İlk adımı en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. First at all, turn off the power before opening the case.
  2. At first, turn off the power before opening the case.
  3. First of all, turn off the power before opening the case.
Cevabı göster

First of all, turn off the power before opening the case.

but explicitly that doesn't refer to the United Kingdom. Kelime

4:28

ancak bunun açıkça Birleşik Krallık'ı ifade etmediği belirtiliyor.

Kelime

doesn't refer to the United Kingdom: refer to ifadesinin “ifade etmek” anlamı

Burada refer to, bir şeyi ifade etmek veya amaçlanan anlam olarak taşımak demektir. that zamiri daha önce sözü edilen etiketi ya da kategoriyi temsil eder ve cümle bu etiketin Birleşik Krallık anlamına gelmediğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X refers to Y şeklindedir. Tekil bir özneyle geniş zamanın olumsuzunda X doesn't refer to Y kullanılır. Bu anlamda to zorunludur.

Alıştırma

Cümleyi refer to ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: In this glossary, the label ____ a type of coastal habitat.

Cevabı göster

refers to

Okay, that's a wide geographical area.

4:32

Tamam, bu geniş bir coğrafi alan.

27 and a half percent Irish, Scottish, and Welsh,

4:34

Yüzde 27 buçuk İrlandalı, İskoç ve Galli,

but again, explicitly not English. Kelime

4:39

ama yine, açıkça İngiliz değil.

Kelime

explicitly not English: English kategorisinin doğrudan dışlanması

Explicitly, bir şeyin çıkarım yapmaya gerek kalmadan doğrudan ve açıkça belirtildiği anlamına gelir. explicitly not English ifadesinde explicitly, olumsuz not English söz öbeğini niteler; dolayısıyla English yalnızca bulunmuyor ya da düşük olasılıklı değildir, açıkça dışlanmıştır. Burada English, özellikle İngiltere ile bağlantılı bir sınıflandırma etiketidir. Irish, Scottish ve Welsh kategorilerinin genel adı ya da Birleşik Krallık ile ilişkili her şeyi kapsayan bir etiket olarak görülmemelidir; bu bağlamda İngilizce konuşabilme becerisiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, pazar günleriyle ilgili kısıtlamanın çıkarım yoluyla değil doğrudan belirtildiğini söylüyor?

  1. The website explicitly says that the service is not available on Sundays.
  2. The website probably means that the service is not available on Sundays.
  3. The website may imply that the service is not available on Sundays.
Cevabı göster

The website explicitly says that the service is not available on Sundays.

The second company's DNA test blows Greg's mind.

4:42

İkinci şirketin DNA testi Greg'i şaşkına çeviriyor (blows Greg's mind).

It makes him very excited and surprised.

4:46

Bu onu çok heyecanlandırıyor ve şaşırtıyor.

There's no evidence of his ancestors being English at all. Dilbilgisi

4:49

Atalarının İngiliz olduğuna dair hiçbir kanıt yok.

Dilbilgisi

There's no evidence of ... being ... at all: hiçbir kanıt olmadığını güçlü biçimde belirtme

There's no evidence of + isim öbeği + -ing biçimi, iddiayı destekleyen hiçbir şey bulunmadığı anlamına gelir. Burada his ancestors, being English ile tanımlanan kişilerin kim olduğunu belirtir. Being, of sonrasındaki yapının parçasıdır ve cümlenin ana fiili değildir. At all olumsuzluğu güçlendirir ve “en ufak bir kanıt bile yok” anlamı verir. Kalıp, There is no evidence of someone or something doing or being something şeklinde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi no evidence of + -ing kalıbıyla tamamlayın: There is no evidence ____ the machine being unsafe at all.

Cevabı göster

of

Actually, companies compare DNA with other samples in their database. Kalıp ifadeler

4:53

Aslında şirketler, DNA'yı veritabanlarındaki diğer örneklerle karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

compare A with B: karşılaştırma referansı olan B'yi belirtme

compare A with B, benzerlikleri veya farklılıkları bulmak için A’yı B ile birlikte incelemek anlamına gelir. Bu cümlede A, DNA; B ise other samples ifadesidir. with ikinci nesneyi belirtir ve bu nesne karşılaştırma için referans görevi görür. Cümle bir yöntemi anlatır; DNA ile örneklerin mutlaka benzer olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi compare A with B kalıbıyla tamamlayın: The lab compared the new sample ____ the records in its database.

Cevabı göster

with

And since companies use different databases, it's not too surprising that Greg's results were so different. Dilbilgisi

4:58

Ve şirketler farklı veritabanları kullandığından, Greg'in sonuçlarının bu kadar farklı olması çok da şaşırtıcı değil.

Dilbilgisi

since ..., it's not too surprising that ...: önce neden, sonra değerlendirme

Burada since, “çünkü” anlamına gelir ve nedeni açıklar: Şirketler farklı veri tabanları kullanmaktadır. Zamandaki bir başlangıç noktasını belirtmez. Ana cümledeki it's not too surprising that ... yapısı, sonucu anlaşılır veya beklenebilir olarak değerlendirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Since + neden, it's not surprising that + sonuç.

Alıştırma

Hangi cümlede since bir neden verir ve ardından sonuç değerlendirilir?

  1. She has lived here since she was ten.
  2. Since 2020, the school has offered online classes.
  3. Since the roads were icy, it wasn't surprising that the school closed.
Cevabı göster

Since the roads were icy, it wasn't surprising that the school closed.

Unlike his actual DNA. Anlatım akışı

5:04

Gerçek DNA'sından farklı olarak.

Anlatım akışı

Unlike his actual DNA: vurgulu bir karşılaştırma parçası

Unlike his actual DNA, bilinçli olarak ayrı kullanılan bir karşılaştırma parçasıdır; öznesi ve yüklemi olan tam bir cümle değildir. Unlike bir edattır ve ardından his actual DNA isim grubu gelir. Eksik bırakılan karşılaştırma önceki cümleden anlaşılır: Test sonuçları değişiklik gösterirken gerçek DNA'sı değişmez. Bu parçayı tam bir cümleden sonra kullanmak, karşılaştırmayı kısa ve vurgulu bir ek düşünceye dönüştürür. Bu yapı yalnızca önceki bağlam eksik bırakılan düşünceyi açıkça gösterdiğinde işe yarar.

Alıştırma

İlk cümle “The new phone lasts all day.” şeklindedir. Hangi devam ifadesi, konuşanın eski telefonuyla karşılaştırma yapmak için unlike parçasını kullanır?

  1. Unlike my old phone.
  2. My old phone also lasts all day.
  3. Both phones need charging by noon.
Cevabı göster

Unlike my old phone.

Speaking of which, what was the answer to your question, Neil? Anlatım akışı

5:06

Konusu açılmışken, sorunun cevabı neydi, Neil?

Anlatım akışı

Speaking of which: önceki ilgili konuya dönmek

Speaking of which, “bu da bana az önce konuştuğumuz şeyi hatırlattı” anlamına gelir. Buradaki which, belirli bir nesneye değil, önceki konunun tamamına gönderme yapar. Bu ifade önceki bilgiyi bir sonraki soruya bağlar. Yeni soru ya da yorum, az önce söylenenlerle açıkça bağlantılıysa kullanılır.

Alıştırma

Az önce bir seyahatten söz ettiniz. Pasaportla doğrudan ilgili bir soruyu en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Speaking of which, is your passport still valid?
  2. By the way, I bought a new lamp yesterday.
  3. However, my passport is still valid.
Cevabı göster

Speaking of which, is your passport still valid?

I asked you what percentage of human DNA is shared by everyone.

5:09

Sana insan DNA'sının yüzde kaçının herkes tarafından paylaşıldığını sormuştum.

And what was your answer, Beth?

5:15

Senin cevabın neydi, Beth?

I said 99.9%.

5:17

Ben %99,9 demiştim.

Well, you must be very clever because the answer is correct. Dilbilgisi

5:20

Şey, çok zeki olmalısın çünkü cevap doğru.

Dilbilgisi

you must be very clever because: güçlü çıkarım bildiren must

you must be very clever ifadesindeki must bir kuralı veya zorunluluğu anlatmaz. Güçlü bir çıkarım gösterir: konuşan kişi doğru cevabı, karşısındakinin zeki olduğuna dair kanıt olarak görür. subject + must be + description yapısı, şu anki bir durum hakkında güvenli bir yargı bildirir. because yan cümlesi bu yargının dayandığı kanıtı açıklayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede must zorunluluk anlatmak yerine kanıtlardan güçlü bir sonuç çıkarmak için kullanılmıştır?

  1. The pavement must be slippery because it has been raining.
  2. You must wear safety shoes in the laboratory.
  3. The pavement might be slippery, but I have no evidence.
Cevabı göster

The pavement must be slippery because it has been raining.

Well done.

5:23

Aferin.

Right, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:24

Pekâlâ, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kısa bir özete geçiş sinyali

Let's recap the vocabulary, dinleyenlere birazdan kısa bir özet yapılacağını bildirir. Let's, konuşanı ve dinleyenleri bunu birlikte yapmaya davet eder; recap ise temel noktaları kısaca gözden geçirmek anlamına gelir. Derslerde, toplantılarda, sunumlarda ve programlarda bu ifade, konuşmayı yeni bilgilerden kısa bir özete geçirir. Her şeyi baştan öğretmek veya tekrarlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ders bitmek üzere. Hangi cümle temel fikirlerin kısaca özetlenmesini açıkça öneriyor?

  1. Let's repeat the whole lesson word for word.
  2. Let's review every page in detail before we finish.
  3. Let's recap the key ideas before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the key ideas before we finish.

starting with family tree,

5:27

ailedeki tüm üyeleri gösteren bir diyagram olan

a diagram showing all the members of a family.

5:29

aile ağacıyla (family tree) başlayarak.

Ancestry refers to the origins of a family.

5:32

Soy (Ancestry), bir ailenin kökenini ifade eder.

If you take something with a pinch of salt, you don't believe it's completely true.

5:35

Eğer bir şeye şüpheyle yaklaşırsanız (take with a pinch of salt), onun tamamen doğru olduğuna inanmazsınız.

Forebears are relatives who lived in the past.

5:40

Ecdat (Forebears), geçmişte yaşamış akrabalardır.

Ethnicity means the social, cultural, and linguistic characteristics shared by a group of people.

5:43

Etnik köken (Ethnicity), bir grup insan tarafından paylaşılan sosyal, kültürel ve dilsel özellikler anlamına gelir.

And finally, if something blows your mind, it makes you excited or surprised.

5:48

Ve son olarak, eğer bir şey aklınızı başınızdan alırsa (blows your mind), bu sizi heyecanlandırır veya şaşırtır.

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:54

6 dakikamız yine doldu.

Kalıp ifadeler

Our 6 minutes are up: ayrılan sürenin dolması

Our 6 minutes are up, programa ayrılan altı dakikanın sona erdiğini, dolayısıyla artık durma veya programı kapatma zamanının geldiğini belirtir. Buradaki up, yukarı doğru hareketi değil, sürenin bittiğini veya tükendiğini anlatır. Kullanışlı kalıplar Time is up ve Your ten minutes are up örneğindeki gibi ‘iyelik belirleyicisi + süre + be up’ yapısıdır. Ayrılan sürenin kalmadığını bildirir ve etkinliği sona doğru taşırlar.

Alıştırma

İzin verilen sürenin sona erdiğini belirten standart ifadeyi tamamlayın: Please put down your pencils. Your time ____.

Cevabı göster

is up

But why not head over to the BBC Learning English website, Öbek fiiller

5:56

Ama neden BBC Learning English web sitesine gitmiyorsunuz?

Öbek fiiller

head over to: gitmek veya ziyaret etmek için konuşma dilinde bir ifade

Bu cümlede head over to, “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamına gelir. Head burada “bir yere doğru hareket etmek” anlamındaki bir fiildir; yani konuşmacı vücudun bir parçasından söz etmiyor, dinleyicileri web sitesini ziyaret etmeye davet ediyor. Kalıp head over to + hedef yer şeklindedir. Hedef, gerçek bir yer olabileceği gibi web sitesi veya sayfa gibi çevrim içi bir yer de olabilir. Bu ifade, önerilere ve eylem çağrılarına samimi ve konuşma diline özgü bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi head ile başlayan ve “gitmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After lunch, let's ____ the park.

Cevabı göster

head over to

where you'll find a worksheet and quiz especially for this program.

6:00

Orada bu program için özel olarak hazırlanmış bir çalışma sayfası ve kısa test bulacaksınız.

See you there soon.

6:03

Yakında orada görüşürüz.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.