İlaçları karıştırmanın tehlikeleri - Céline Valéry: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
675 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Video; ilaçların yiyecekler, alkol, takviyeler veya başka ilaçlarla nasıl etkileşime girdiğini, etki ve metabolizma değişikliklerinin neden ciddi zarara yol açabildiğini ve olası etkileşimlerin nasıl saptandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a combination of a drug with another substance causes different effects than either would individually. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu tanımın a combination of ile birleşimi nasıl kurduğunu ve sonucu her maddenin tek başına yapacağı etkiyle nasıl karşılaştırdığını anlayın; iki etken birleştiğinde farklı bir sonuç doğuran etkileşimleri tanımlamak için bu kalıbı kullanın. 2. both activate / and deactivate — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Tek bir öznenin karşıt iki işlevini anlatan dengeli both ... and ... yapısını tanıyın; enzimlerin ilaçları etkinleştirirken bileşikleri etkisizleştirebildiğini açık biçimde anlatmak için kullanın. 3. landscape of protein interactions — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: landscape sözcüğünün gerçek bir manzara değil, karmaşık bir ağ için kullanılan mecaz olduğunu anlayın; bu bilimsel mecazla biyolojik bir sistemin genel yapısını ve içindeki ilişkileri betimleyin.

Bu derste

Which of these three people is doing something risky? Anlatım akışı

0:07

Bu üç kişiden hangisi riskli bir şey yapıyor?

Anlatım akışı

Which of these three people...?: açılışta merak uyandıran soru

Burada Which of these three people...? yalnızca bilgi istemek için sorulmaz. İzleyiciye üç seçenek sunar ve kimin risk aldığını tahmin etmesini ister. Konuşmacı, açıklamadan önce soru sorarak bir sonraki bölümde yanıtlanacak bir merak noktası oluşturur. Bu «önce soru» yapısı dikkati toplar ve ardından gelecek açıklamayı hazırlar.

Alıştırma

Eğitici bir videonun başında bu sorunun temel söylem işlevi nedir?

  1. İzleyiciyi tahminde bulunmaya çağırıp sonraki açıklamayı hazırlamak
  2. İzleyiciden üç kişinin adını söylemesini istemek
  3. Daha önce kanıtlanmış bir sonucu özetlemek
Cevabı göster

İzleyiciyi tahminde bulunmaya çağırıp sonraki açıklamayı hazırlamak

Is it the one who takes their cholesterol medication with grapefruit juice? Kalıp ifadeler

0:10

Kolesterol ilacını greyfurt suyuyla alan kişi mi?

Kalıp ifadeler

take medication with...: doza neyin eşlik ettiğini belirtmek

takes their cholesterol medication with grapefruit juice ifadesinde take medication «bir doz ilaç almak», with grapefruit juice ise doza hangi içeceğin eşlik ettiğini belirtir. Buradaki with, bir kişinin eşlik etmesini değil, ilacın nasıl alındığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp take + medication/pill/tablet + with + food or drink biçimindedir; örneğin take this tablet with water denebilir. Bu kalıp yalnızca ilacın alınma şeklini açıklar; birleşimin güvenli olduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

Doza eşlik eden içeceği belirten edatı yazarak talimatı tamamlayın: Please take this tablet ____ a full glass of water.

Cevabı göster

with

The one who takes acetaminophen pain relievers for a sore ankle before going out for drinks? Notlar

0:15

Dışarı çıkıp bir şeyler içmeden önce ağrıyan ayak bileği için asetaminofen ağrı kesici alan mı?

Kelime

acetaminophen pain relievers: etken madde + ilaç kategorisi

Bu isim grubunda pain relievers temel ögedir ve ilaç kategorisini belirtir. acetaminophen ismi, etken maddeyi belirtmek için onun önünde kullanılır. İfadenin tamamı asetaminofen içeren ağrı kesiciler anlamına gelir. Bu kısa «etken madde + ilaç kategorisi» yapısı ilaç etiketlerinde ve sağlık bilgilerinde yaygındır.

Alıştırma

acetaminophen pain relievers ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Asetaminofenin neden olduğu ağrı
  2. Asetaminofen içeren ağrı kesiciler
  3. Herhangi bir ağrı kesiciyle birlikte kullanılan asetaminofen
Cevabı göster

Asetaminofen içeren ağrı kesiciler

Kalıp ifadeler

going out for drinks: alkollü, samimi bir sosyal buluşma

Going out for drinks, konuşma dilinde bir bara, restorana veya benzer bir yere gidip bir şeyler içmek ve sosyalleşmek anlamına gelen yaygın bir ifadedir. Yetişkinlerin sosyal ortamında drinks çoğu zaman alkollü içecekleri ima eder; ancak tam olarak ne içileceği bağlama bağlıdır. Going out for drinks? kısa bir soru olarak, dinleyicinin çıkarabileceği sözcükleri atar. Are you going out for drinks? veya Do you want to go out for drinks? anlamına gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini ton ve durum gösterir.

Alıştırma

Yetişkinlere özgü sosyal bir dışarı çıkmayı anlatan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We're going out ____ after work.

Cevabı göster

for drinks

Or the one who's on a blood-thinning medication and takes an aspirin for a headache? Kalıp ifadeler

0:20

Yoksa kan sulandırıcı bir ilaç kullanıp baş ağrısı için aspirin alan kişi mi?

Kalıp ifadeler

on a blood-thinning medication: devam eden ilaç tedavisi

be on a medication kalıbı, bir ilacı devam eden tedavinin parçası olarak şu anda kullanıyor veya alıyor olmak anlamına gelir. Buradaki on fiziksel bir konumu değil, tedavi durumunu anlatır. who's on... ifadesindeki who's, who is kısaltmasıdır. A blood-thinning medication kişinin o sırada kullandığı tedavi ilacıdır; ifade tek bir doza değil, mevcut ilaç kullanım durumuna odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle ilaç kullanımını özellikle mevcut ve devam eden bir tedavi durumu olarak anlatır?

  1. She was prescribed medication for high blood pressure.
  2. She took her blood pressure medication at eight.
  3. She is on medication for high blood pressure.
Cevabı göster

She is on medication for high blood pressure.

Actually, all of them are. Anlatım akışı

0:26

Aslında, hepsi riskli bir şey yapıyor.

Anlatım akışı

Actually, all of them are: beklentiyi düzeltmek ve grubun tamamını kapsamak

Actually, cevabın muhtemel bir beklentiyi düzelttiğini gösterir; örneğin yalnızca bir seçeneğin uygun olduğu beklentisini. Yalnızca yeni bir bilgi eklemek yerine, dinleyiciye bu beklentiyi değiştirmesi gerektiğini bildirir. all of them are ifadesindeki all, grubun her üyesini kapsar. Yüklemin are sonrasında kalan bölümü, önceki bağlamda zaten belli olduğu için söylenmez. Böylece cümle, bütün seçeneklerin daha önce belirtilen aynı koşula uyduğunu açıklar.

Alıştırma

Tek bir seçim gerektiriyor gibi görünen bir sorudan sonra Actually, all of them are. hangi söylem işlevini yerine getirir?

  1. Seçeneklerin yalnızca şu anda geçerli olduğunu söyler.
  2. Konuyu daha önce bahsedilmemiş yeni bir gruba taşır.
  3. Yalnızca bir seçeneğin uygun olduğu beklentisini düzeltir.
Cevabı göster

Yalnızca bir seçeneğin uygun olduğu beklentisini düzeltir.

Each has inadvertently created a drug interaction that could, Notlar

0:29

Her biri farkında olmadan, aşırı durumlarda,

Kelime

inadvertently created a drug interaction: istemeden ilaç etkileşimine neden olmak

Inadvertently created a drug interaction, bir eylemin ilaçların veya başka maddelerin istemeden birbirini etkilemesine neden olduğu anlamına gelir. Inadvertently kasıt olmadığını gösterir; created ise burada “icat etti” değil, “neden oldu” veya “ortaya çıkardı” anlamındadır. has ... created yapısındaki present perfect, etkileşimi daha önce gerçekleşmiş ve mevcut risk açısından hâlâ önemli olan bir sonuç olarak sunar. Drug interaction, maddelerin birlikte etki etmesiyle etkinin veya riskin değişmesidir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde yeniden anlatan cümle hangisidir?

  1. The combination unintentionally caused a drug interaction.
  2. One medicine produced a side effect without interacting with anything else.
  3. The combination deliberately invented a new medicine.
Cevabı göster

The combination unintentionally caused a drug interaction.

in extreme cases, lead to kidney failure, Kelime

0:33

böbrek yetmezliğine,

Dilbilgisi

could, in extreme cases, lead to...: aşırı durumlarda … yol açabilir

Could ... lead to, sonucu kesin değil olası olarak sunar; lead to ise bir neden veya koşul ile onun sonucunu birbirine bağlar. In extreme cases parantez içi işlev gören bir sınırlayıcıdır: ciddi sonucun yalnızca alışılmadık derecede ağır durumlar için geçerli olduğunu belirtir. Bu parçalar birlikte, riskin normal veya kaçınılmaz olduğunu ileri sürmeden ciddi bir riski aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle ciddi bir sonucu yalnızca alışılmadık derecede ağır koşullarda mümkün olarak sunar?

  1. The defect could, in extreme cases, lead to a fire.
  2. The defect always leads to a fire during normal use.
  3. The defect definitely caused a fire in every case.
Cevabı göster

The defect could, in extreme cases, lead to a fire.

liver damage, or internal bleeding.

0:36

karaciğer hasarına veya iç kanamaya yol açabilecek bir ilaç etkileşimi yarattı.

Kelime

böbrek yetmezliği, karaciğer hasarı veya iç kanama

Bunlar, ciddi olası sonuçları adlandıran üç standart tıbbi isim öbeğidir. Kidney failure ifadesindeki failure, normal böbrek işlevinin ciddi ölçüde kaybedilmesi anlamına gelir; günlük dildeki bir işi başaramama anlamında değildir. Ana isimler farklı sorun türlerini belirtir: failure organ işleviyle, damage bir organın veya dokunun zarar görmesiyle, bleeding ise kanın damar dışına çıkmasıyla ilgilidir. Kidney, liver ve internal etkilenen organı veya konumu belirtir.

Alıştırma

Böbreklerin artık düzgün çalışamadığını belirten ifade hangisidir?

  1. internal bleeding
  2. kidney failure
  3. liver damage
Cevabı göster

kidney failure

Drug interactions happen when a combination of a drug with another substance Dilbilgisi

0:38

İlaç etkileşimleri, bir ilacın başka bir maddeyle birleşiminin

causes different effects than either would individually.

0:43

ikisinin ayrı ayrı yapacağından farklı etkilere neden olmasıyla ortaya çıkar.

Dilbilgisi

a combination of A with B ... than either would individually: birleşim ile her unsurun tek başına etkisinin karşılaştırılması

Özne a combination of a drug with another substance ifadesidir. a combination of A with B kalıbı iki şeyi birlikte tek bir birleşik neden olarak ele alır; causes different effects ise sonucu belirtir. than either would individually bölümünde either, iki maddeden herhangi birini ifade eder. Would individually eksiltili bir yan cümledir: Okuyucu bağlamdan çıkarabildiği için tekrarlanan cause effects düşüncesi söylenmez. Anlam, birleşimin etkilerinin her maddenin tek başına oluşturacağı etkilerden farklı olduğudur.

Alıştırma

Birleşimi her malzemenin tek başına kullanımıyla karşılaştıran, vurgulanan üç sözcüklü yan cümleyle cümleyi tamamlayın: Coffee and cocoa can both flavor a cake. Their combination creates a richer taste than ____.

Cevabı göster

either would individually

Foods, herbal supplements, legal drugs, Kelime

0:47

Yiyecekler, bitkisel takviyeler, yasal ilaçlar

and illicit substances can all cause drug interactions.

0:50

ve yasa dışı maddelerin tümü ilaç etkileşimlerine neden olabilir.

Kelime

legal drugs ve illicit substances: resmî hukuki sınıflandırma

Bu sağlık bağlamında legal drugs ifadesi, insanların edinmesine veya kullanmasına yasaların izin verdiği ilaçları ya da maddeleri anlatır. Yalnızca yasallaştırılmış sokak uyuşturucuları anlamına gelmez ve legal, tıbben zararsız demek değildir. Burada drug sıradan ilaçları da kapsayabilir. Illicit substances, üretimi, bulundurulması, satışı veya kullanımı yasalarca yasaklanmış maddeler için kullanılan resmî bir terimdir. Bu karşıtlık, hem yasal olarak erişilebilen ilaçların hem de yasaklı maddelerin ilaç etkileşimlerinde rol oynayabileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki karşıtlığı en iyi açıklar?

  1. Illicit substances, reçete gerektiren her türlü ilaç demektir.
  2. Legal drugs, yasalar izin verdiği için her zaman güvenlidir.
  3. Yasal olarak temin edilebilen ilaçlar ile yasaklı maddelerin ikisi de ilaç etkileşimlerine yol açabilir.
Cevabı göster

Yasal olarak temin edilebilen ilaçlar ile yasaklı maddelerin ikisi de ilaç etkileşimlerine yol açabilir.

Most drug interactions fall into two categories. Kalıp ifadeler

0:54

Çoğu ilaç etkileşimi iki kategoriye ayrılır.

Kalıp ifadeler

fall into two categories: bir sınıflandırma çerçevesi sunmak

Fall into two categories ifadesinde fall into, fiziksel olarak bir şeyin içine düşmek değil, bir gruba ait olmak veya o grupta sınıflandırılmak anlamına gelir. Özne, sınıflandırılan şeyler kümesidir. Kalıp X + fall into + sayı veya tür + categories biçimindedir. Genellikle kategoriler adlandırılmadan veya açıklanmadan önce bilgiyi düzenleyen bir sınıflandırma çerçevesi sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, destek taleplerinin üç ana kategoride gruplandırılabileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The support requests fall down three main categories.
  2. The support requests fall into three main categories.
  3. The support requests fall three main categories into.
Cevabı göster

The support requests fall into three main categories.

Some take place when two substances' effects influence each other directly. Notlar

0:58

Bazıları, iki maddenin etkileri birbirini doğrudan etkilediğinde gerçekleşir.

Öbek fiiller

take place: olayların veya süreçlerin gerçekleşmesi

Bu cümlede take place, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Some çoğul öznedir ve take place, sözü edilen koşul karşılandığında bu olayların gerçekleştiğini belirtir. Take place kalıplaşmış bir fiil öbeğidir; “bir yeri almak” şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamı taşımaz. Zamana ve özne uyumuna göre değişen sözcük take olur: it takes place, it took place ve it will take place.

Alıştırma

“Düzenlenecek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The safety briefing will take ____ at 9 a.m.

Cevabı göster

place

Kalıp ifadeler

effects influence each other directly: doğrudan ve karşılıklı etki

Bu yan cümlede effects çoğul özne, influence ise fiildir. Each other ilişkiyi karşılıklı hâle getirir: her etki diğerini etkiler. Directly, etkinin aradaki bir unsur üzerinden değil, doğrudan gerçekleştiğini belirtir. Tekrar kullanılabilecek kalıp A and B influence each other directly şeklindedir. Each other olmadan A influences B yalnızca tek yönü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle iki pazarın birbirini doğrudan ve karşılıklı olarak etkilediğini söyler?

  1. The two markets influence each other directly.
  2. The first market directly influences the second.
  3. The two markets influence consumer prices indirectly.
Cevabı göster

The two markets influence each other directly.

In other cases, one substance affects how the body processes another, Notlar

1:03

Diğer durumlarda ise bir madde, vücudun diğerini nasıl işlediğini etkiler;

Anlatım akışı

Başka bir duruma geçmek için “In other cases,”

In other cases, daha önce ele alınmış bir durumdan aynı konu içindeki farklı bir duruma geçildiğini belirtir. Buradaki cases, hukuki davaları değil, “durumları” veya “koşulları” ifade eder. Cümle başında kullanıldığında bu ifade bir sınıflandırmayı düzenler: Dinleyiciye, sıradaki açıklamanın başka bir durum grubuna ait olduğunu bildirir. Yeni durumun önceki durumun tam tersi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu açıklamada “In other cases,” ne işe yarıyor?

  1. Önceki açıklamanın yanlış olduğunu söyler.
  2. Aynı konu içindeki farklı bir durumu tanıtır.
  3. Hukuki anlaşmazlıkları tartışmaya başlar.
Cevabı göster

Aynı konu içindeki farklı bir durumu tanıtır.

Dilbilgisi

affects how the body processes another: bir sürecin gerçekleşme biçimini etkilemek

affect(s) how + yan cümle yapısı, bir şeyin bir sürecin gerçekleşme biçimini değiştirdiğini anlatır. Burada how the body processes another, affects fiilinin nesnesidir: Bir madde, vücudun başka bir maddeyi işleme biçimini etkiler. Processes burada “işler veya metabolize eder” anlamındaki üçüncü tekil şahıs fiilidir; çoğul isim olan processes değildir. Another, tekrarı önlemek için another substance yerine kullanılır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp A affects how B does C şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle affect(s) how + yan cümle yapısını doğru kullanıyor?

  1. Sleep affects how does the brain process new information.
  2. Sleep affects on how the brain processes new information.
  3. Sleep affects how the brain processes new information.
Cevabı göster

Sleep affects how the brain processes new information.

like how it is absorbed, metabolized, Kelime

1:07

örneğin, onun nasıl emildiğini, metabolize edildiğini

or transported around the body.

1:09

veya vücutta nasıl taşındığını.

Kelime

absorbed, metabolized, or transported around: paralel bir edilgen süreç zinciri

Bu tıbbi açıklamada absorbed, metabolized ve transported, bir maddenin vücutta geçirdiği süreçleri adlandırır. Absorbed, maddenin vücuda veya kan dolaşımına alındığını; metabolized, vücut tarafından kimyasal olarak değiştirildiğini; transported around the body ise vücudun bir bölgesinden diğer bölgelerine taşındığını belirtir. Üç geçmiş zaman ortacı, önceki it is sözlerini ortak kullanır: it is absorbed, [it is] metabolized veya [it is] transported. Bu paralel edilgen yapı, süreçleri gerçekleştiren organlara ya da sistemlere değil, maddeye ne olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, ortak bir be biçimiyle edilgen süreçleri paralel biçimde doğru olarak sıralar?

  1. The medicine is absorbed, metabolized, and transported throughout the body.
  2. The medicine absorbs, metabolizing, and is transported throughout the body.
  3. The medicine is absorption, metabolized, and transport throughout the body.
Cevabı göster

The medicine is absorbed, metabolized, and transported throughout the body.

Blood thinners and aspirin, for example, Kelime

1:12

Örneğin, kan sulandırıcılar ve aspirin,

Kelime

Blood thinners: pıhtı oluşumunu azaltan ilaçlar

Blood thinners, kanın zararlı pıhtılar oluşturma yeteneğini azaltan ilaçlar için kullanılan yaygın ve teknik olmayan bir addır. Bu ilaçlar kana gerçekten sıvı eklemez veya kanı fiziksel olarak daha ince hâle getirmez. Bu ad, özellikle anticoagulants ve antiplatelet drugs gibi farklı biçimlerde etki eden ilaçları kapsayabilir. İfade yararlı bir genel fikir verir, ancak ilacın tam sınıfını veya etki mekanizmasını belirtmez.

Alıştırma

Günlük bir sağlık açıklamasında blood thinners en doğru biçimde neyi ifade eder?

  1. Kan damarlarını fiziksel olarak incelten ilaçlar
  2. Kanın pıhtı oluşturma yeteneğini azaltan ilaçlar
  3. Su ekleyerek kanı seyrelten sıvılar
Cevabı göster

Kanın pıhtı oluşturma yeteneğini azaltan ilaçlar

have similar effects that become dangerous when combined. Dilbilgisi

1:14

birleştirildiğinde tehlikeli hale gelen benzer etkilere sahiptir.

Dilbilgisi

become dangerous when combined: when ile kısaltılmış edilgen yan cümle

Burada when combined, “bir araya getirildiklerinde” anlamına gelir; tam biçimi when they are combined şeklindedir. Bu, kısaltılmış edilgen bir yan cümledir: when + geçmiş zaman ortacı, when + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısının yerini alır. combined ifadesinin anlaşılan öznesi, tehlikeli hâle gelen şeyle aynı olmalıdır. Bu nedenle combined burada edilgendir: söz konusu şeyler bir araya getirilir; başka bir şeyi etkin olarak birleştirmezler.

Alıştırma

Uyarıyı combine fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: These cleaning products become dangerous when ____.

Cevabı göster

combined

Both prevent blood clots from forming. Dilbilgisi

1:18

Her ikisi de kan pıhtılarının oluşmasını engeller.

Dilbilgisi

prevent blood clots from forming: prevent + nesne + from + V-ing

prevent blood clots from forming, prevent + nesne + from + V-ing yapısını kullanır. blood clots ad öbeği prevent fiilinin nesnesidir; from forming ise engellenen eylemi belirtir. prevent someone from doing something veya prevent something from happening kalıplarını kullanabilirsiniz. from sonrasında fiilin yalın hâli ya da to mastarı değil, -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi from ve enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rubber seal prevents water ____ the case.

Cevabı göster

from entering

Blood thinners by preventing the formation of the clotting factors that hold clots together, Dilbilgisi

1:20

Kan sulandırıcılar, pıhtıları bir arada tutan pıhtılaşma faktörlerinin oluşumunu engelleyerek,

Dilbilgisi

by preventing...: bir yöntemi by + V-ing ile açıklamak

Buradaki by, “aracılığıyla” veya “bir yöntem kullanarak” anlamındadır; “yanında” anlamına gelmez. By bir edat olduğu için doğrudan ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by preventing. by + V-ing yapısı, bir sonucun arkasındaki yöntemi veya mekanizmayı açıklar. Ana cümle sonucu verir; bu ifade ise “Bu nasıl başarılıyor?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Yöntemi belirtmek için parantezdeki fiilin doğru biçimini kullanın: The filter cleans the water by ____ tiny particles. (remove)

Cevabı göster

removing

and aspirin by preventing blood cells from clumping into groups that become clots. Kalıp ifadeler

1:26

aspirin ise kan hücrelerinin pıhtı haline gelen kümeler oluşturmasını engelleyerek bunu yapar.

Kalıp ifadeler

preventing A from clumping into B: A’nın kümelenerek B oluşturmasını engellemek

prevent A from V-ing yapısı, A’nın bir şey yapmasını veya bir süreçten geçmesini engellemek anlamına gelir. Burada A, blood cells ögesidir; engellenen süreç ise clumping eylemidir. Standart Amerikan İngilizcesinde from genellikle korunur. Clump into + isim, ayrı durumdaki şeylerin bir araya gelerek bir kütle veya küme oluşturmasını anlatır. Bu nedenle clumping into groups, hücreleri kategorilere ayırmak değil, hücrelerin fiziksel olarak bir araya gelip kümelenmesi demektir.

Alıştırma

clump fiilini ve prevent A from V-ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The coating prevents the powder ____ into hard lumps.

Cevabı göster

from clumping

Individually, these effects are usually safe, Anlatım akışı

1:31

Ayrı ayrı bu etkiler genellikle güvenlidir,

but taken together, they can prevent blood clotting to a dangerous extent, Kalıp ifadeler

1:34

ancak birlikte alındığında, kanın pıhtılaşmasını tehlikeli bir boyutta engelleyebilir

Anlatım akışı

Individually ... but taken together: ayrı ve birleşik etkilerin karşılaştırılması

Individually ilk bakış açısını kurar: her etkiyi kendi başına ele almak. but sözcüğünden sonra gelen taken together, odağı etkilerin birlikte oluşturduğu sonuca çevirir. Bu çerçeve, ayrı ayrı doğru olan durum ile birkaç etken birlikte işlediğinde ortaya çıkan durum arasındaki karşıtlığı düzenler. Burada taken together, “birlikte değerlendirilmiş veya kullanılmış” demektir; “birlikte başka yere götürülmüş” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ayrı durum ile birleşik durumu karşılaştıran tam kalıpla tamamlayın: ____, each fee seems small, but ____, they add up to a large bill.

Cevabı göster

Individually · taken together

Kalıp ifadeler

taken together ... to a dangerous extent: birleşik etkiyle tehlikeli bir dereceye ulaşmak

Taken together odağı etkilerin birleşik etkisine çevirir. Bu yan cümlede, bu ortak etki kanın pıhtılaşmasını tehlikeli bir sonuç doğuracak kadar engelleyebilir. To a dangerous extent ulaşılan dereceyi gösterir: etki güvenli sınırı aşmıştır. Burada extent fiziksel boyut veya mesafe değil, “derece” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen to a/an + adjective + extent kalıbı bir etkinin, niteliğin veya değişimin ne dereceye ulaştığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “tehlikeli bir dereceye ulaşana kadar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Without treatment, the swelling increased ____.

Cevabı göster

to a dangerous extent

possibly causing internal bleeding. Dilbilgisi

1:38

ve muhtemelen iç kanamaya neden olabilirler.

Dilbilgisi

possibly causing: olası bir sonuç eklemek

-ing yapısındaki possibly causing ifadesi, hemen önce anlatılan durumun olası bir sonucunu ekler. Causing sonucu gösterirken possibly bu sonucun kesin değil, yalnızca bir risk olduğunu belirtir. Causing çekimli olmayan bir ortaçtır; bu nedenle ifade genellikle önceki bir cümleciğe bağlanır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Anlamca neden, daha önce belirtilen durumdur: bu durum iç kanamaya yol açabilir.

Alıştırma

Uyarıyı possibly + cause kullanarak tamamlayın: The update may overload older phones, ____ them to restart.

Cevabı göster

possibly causing

While blood thinners and aspirin are generally harmless when taken individually, Dilbilgisi

1:41

Kan sulandırıcılar ve aspirin ayrı ayrı alındığında genellikle zararsız olsa da,

Dilbilgisi

While ... when taken individually: olağan durumu önce kabul etmek

Burada While, ‘sırasında’ anlamında değil, ‘-se de’ anlamında kullanılır. Bir ödünleme kurar: konuşan kişi önce kan sulandırıcıların ve aspirinin ayrı ayrı alındığında genellikle zararsız olduğunu kabul eder, ardından gelecek cümlecikteki karşıt istisna veya risk için zemin hazırlar. When taken individually, when they are taken individually anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen cümleciktir. Individually birlikte değil ayrı ayrı demektir; generally ise ifadenin kesin bir kuralı değil, genel bir eğilimi anlattığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede While ‘-se de’ anlamındadır ve bir istisnadan önce olağan durumu belirtir?

  1. While Lena used the tool, her friend read the instructions.
  2. While the tool is generally safe when used correctly, it can cause injury if handled carelessly.
  3. While the repair was underway, the workshop remained closed.
Cevabı göster

While the tool is generally safe when used correctly, it can cause injury if handled carelessly.

interactions where one substance exacerbates the effects of another Kelime

1:45

bir maddenin diğerinin etkilerini şiddetlendirdiği etkileşimler,

Kelime

exacerbates the effects of another: mevcut bir etkiyi kötüleştirmek

Bu cümlede exacerbates the effects of another, “başka bir maddenin oluşturduğu etkileri daha ciddi hâle getirir” anlamına gelir. Another, another substance ifadesinin yerini tutar; yani bir madde diğer maddenin yaptığını daha kötü hâle getirir. Exacerbate, herhangi bir artışı anlatan tarafsız bir fiil değildir. Genellikle mevcut bir sorunun, belirtinin veya zararlı etkinin kötüleştiğini belirtir.

Alıştırma

Havanın sıcak olmasının mevcut belirtileri kötüleştirebileceğini resmî risk diliyle en iyi ifade eden cümle hangisidir?

  1. The heat may increase the patient's water intake.
  2. The heat may cause the patient to rest indoors.
  3. The heat may exacerbate the patient's symptoms.
Cevabı göster

The heat may exacerbate the patient's symptoms.

can also take place between drugs that are independently harmful. Kelime

1:50

birbirinden bağımsız olarak zararlı olan uyuşturucular arasında da gerçekleşebilir.

Kelime

independently harmful: diğer faktör olmadan da zararlı

Independently harmful, her ilacın diğer ilaç bulunmadan da tek başına zarar verebileceği anlamına gelir. That are independently harmful ilgi cümleciğinde independently, harmful sözcüğünü niteler ve riskin etkileşime bağlı olmadığını gösterir. Burada independently, “diğer faktörden bağımsız olarak” anlamına gelir; “kendi iradesiyle veya özerk biçimde” anlamına gelmez. İfade, her ilaç için zaten var olan riskleri yalnızca ilaçlar bir araya getirildiğinde ortaya çıkan zarardan ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, iki kimyasalın karıştırılmadıklarında bile ayrı ayrı zarar verebileceği anlamına gelir?

  1. The chemicals are stored independently.
  2. The chemicals are harmful only in combination.
  3. Both chemicals are independently harmful.
Cevabı göster

Both chemicals are independently harmful.

Cocaine and heroin are each dangerous,

1:54

Kokain ve eroinin her biri ayrı ayrı tehlikelidir

and those dangers compound when the two drugs are combined, Kelime

1:56

ve bu iki uyuşturucu birleştirildiğinde bu tehlikeler katlanır,

Kelime

those dangers compound: fiil olarak compound

those dangers compound ifadesinde compound geçişsiz bir fiildir: Birden fazla tehlike üst üste eklenerek genel riski daha ciddi hâle getirir. Those dangers öznedir; compound ise bu tehlikelere ne olduğunu anlatır. Compound burada kimyasal bileşik anlamındaki bir isim değildir. problems/risks/effects compound kalıbı, sorunların, risklerin veya etkilerin birikerek birlikte kötüleştiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

those dangers compound burada ne anlama geliyor?

  1. Tehlikeler kimyasal maddelere dönüşür.
  2. Tehlikeler üst üste eklenerek daha ciddi hâle gelir.
  3. Tehlikeler birbirini etkisiz hâle getirir.
Cevabı göster

Tehlikeler üst üste eklenerek daha ciddi hâle gelir.

even though their behavioral effects may feel like they cancel each other out. Notlar

2:00

davranışsal etkileri birbirlerini iptal ediyormuş gibi hissettirse bile.

Dilbilgisi

even though ... may feel like ...: bir izlenimi kabul etme

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. Bu yan cümle, davranışsal etkilerin birbirini etkisiz hâle getiriyormuş gibi hissedilebileceğini kabul eder; ancak ilaçları birlikte kullanmanın tehlikeleri artırdığı yönündeki önceki ana iddia geçerliliğini korur. May feel like, bu etkisizleştirme durumunun doğrulanmış bir gerçek değil, olası ve öznel bir izlenim olduğunu gösterir. even though X may feel/seem like Y, Z kalıbı, X’teki görünüş veya hissin Z’deki ana sonucu geçersiz kılmadığını anlatır.

Alıştırma

even though yan cümlesi bu bağlamda ne yapıyor?

  1. Önceki uyarıyı reddetmeden olası bir izlenimi kabul eder.
  2. İki ilacın birbirinin tehlikelerini ortadan kaldırdığını kanıtlar.
  3. İlaçları birlikte kullanmanın neden güvenli olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Önceki uyarıyı reddetmeden olası bir izlenimi kabul eder.

Öbek fiiller

cancel each other out: zıt etkilerin birbirini götürmesi

Cancel each other out, zıt yöndeki iki veya daha fazla etkinin, kuvvetin ya da değişimin birbirini dengelemesi ve toplam etkinin azalması veya sıfıra inmesi demektir. Each other karşılıklılığı, out ise ortaya çıkan iptal sonucunu vurgular. Buradaki cancel bir etkinliği iptal etmek anlamına gelmez. Özne genellikle çoğuldur veya etkileri birbirine zıt iki şeyi birlikte adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “birbirini dengelemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two temperature changes are equal and opposite, so they ____.

Cevabı göster

cancel each other out

Cocaine is a stimulant, Kelime

2:04

Kokain bir uyarıcıdır

and many of its effects, like increased heart rate, Kelime

2:06

ve kalp atış hızının artması gibi birçok etkisi,

Kelime

increased heart rate: artmış kalp atış hızı

Heart rate, kalbin ne sıklıkla attığını ifade eder ve genellikle dakikadaki atım sayısıyla ölçülür. Bu sağlık ifadesinde rate, “fiyat” değil “hız” veya “sıklık” anlamındadır. Increased, heart rate ifadesini niteler ve bu hızın normalden ya da önceki düzeyinden daha yüksek olduğunu belirtir. Bu nedenle increased heart rate ifadesinin tamamı “kalp atış hızının artması” veya “yüksek kalp atış hızı” anlamına gelir.

Alıştırma

Hedef sağlık ifadesini tamamlayın: After running upstairs, Elena noticed an increased heart ____.

Cevabı göster

rate

cause the body to need more oxygen. Dilbilgisi

2:09

vücudun daha fazla oksijene ihtiyaç duymasına neden olur.

Dilbilgisi

cause the body to need...: cause + nesne + to'lu mastar

cause + nesne + to'lu mastar yapısı, bir şeyin bir kişi ya da nesnede bir sonuç doğurması anlamına gelir. Bu cümlede the body nesnedir; to need more oxygen ise ortaya çıkan durumdur. Nesneden sonra to'lu mastar gerekir: cause the body to need doğrudur, cause the body need değildir. Bu kalıp, neden-sonuç ilişkilerini açık ve resmî bir biçimde anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The road closure caused us ____ the train. (miss)

Cevabı göster

to miss

But heroin, a depressant,

2:11

Fakat bir yatıştırıcı olan eroin,

Kelime

stimulant ve depressant: sinir sistemi etkinliğinin zıt yönleri

Bu farmakolojik bağlamda stimulant, merkezi sinir sistemi etkinliğini artıran; depressant ise bu etkinliği azaltan veya yavaşlatan bir maddedir. Bu terimler, sinir sistemi üzerindeki etkilerin genel yönünü sınıflandırır. Depressant yalnızca “bir insanı üzen şey” anlamına gelmez. Buradaki depress, bir duyguya neden olmayı değil, fizyolojik etkinliği baskılamayı anlatır.

Alıştırma

Farmakolojide stimulant ile depressant arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?

  1. Bir stimulant merkezi sinir sistemi etkinliğini artırırken bir depressant bunu azaltır.
  2. Bir stimulant üzüntüyü tedavi ederken bir depressant üzüntüye neden olur.
  3. Stimulant ve depressant aynı genel etki için kullanılan iki addır.
Cevabı göster

Bir stimulant merkezi sinir sistemi etkinliğini artırırken bir depressant bunu azaltır.

slows breathing, Kalıp ifadeler

2:13

nefesi yavaşlatır,

Kalıp ifadeler

slows breathing: geçişli fiil olarak slow

slows breathing ifadesinde slows, 'bir süreci daha yavaş hâle getirmek' anlamındaki geçişli bir fiildir. Breathing onun doğrudan nesnesidir; dolayısıyla özne, solunum hızının düşmesine neden olur. Sağlık ve tıp açıklamalarında slow fiilini breathing nesnesiyle doğrudan kullanmak kısa ve doğaldır. Makes breathing slow dilbilgisel olarak doğrudur, ancak bu tür bir anlatımda daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Bir ilacın solunum hızını düşürdüğünü en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The medication can breathe the slowing.
  2. The medication can slow for breathing.
  3. The medication can slow breathing.
Cevabı göster

The medication can slow breathing.

reducing the body's oxygen supply just when it needs more. Anlatım akışı

2:15

tam da daha fazlasına ihtiyaç duyduğu anda vücudun oksijen tedarikini azaltır.

Anlatım akışı

just when it needs more: kritik bir andaki karşıtlığı vurgulama

Just when bir zaman yan cümlesi başlatır ve vücudun daha fazla oksijene duyduğu ihtiyacı, oksijen kaynağının azaltıldığı anla tam olarak çakıştırır. Just vurgu ekler: zamanlama tarafsız değildir; belirgin biçimde talihsiz veya çelişkilidir. it zamiri the body ifadesine gönderme yapar, more ise more oxygen yerine kullanılır. Bu kısa anlatım, oxygen sözcüğünü tekrarlamadan karşıtlığı açıkça gösterir.

Alıştırma

Talihsiz zamanlamayı vurgulayan bağlacı seçin: The backup battery died ___ we needed it most.

  1. until
  2. because
  3. just when
Cevabı göster

just when

This combination strains the organs and can cause respiratory failure and death. Kelime

2:19

Bu kombinasyon organları zorlar, solunum yetmezliğine ve ölüme neden olabilir.

Kelime

strains the organs: organlara aşırı fizyolojik yük bindirmek

Bu cümlede strain geçişli bir fiildir: neden olan şey kombinasyondur, yükü taşıyan ise organlardır. Strains the organs, organların aşırı fizyolojik baskı altında çalışmasına yol açmak ve böylece işlevlerine zarar verebilmek demektir. Nesne, kastedilen anlamı belirlemeye yardımcı olur. Nesne bir organ veya vücut sistemi olduğunda strain genellikle ona ağır bir fizyolojik yük bindirmek anlamına gelir; bir kası germek veya yırtmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede strain the heart ne anlama gelir? Long-term high blood pressure can strain the heart.

  1. Egzersiz sırasında bir kalp kasını incitmek
  2. Kalbin herhangi bir yere hareket etmesini engellemek
  3. Kalbin aşırı baskı altında çalışmasına neden olmak
Cevabı göster

Kalbin aşırı baskı altında çalışmasına neden olmak

Kelime

respiratory failure: solunum sistemi işlevinin yetersizliği

Respiratory, solunumla ilgili anlamına gelen ve failure sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Tıpta failure, bir organın veya vücut sisteminin temel bir işlevi sürdürememesi demektir. Respiratory failure birlikte, solunum sisteminin vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar gaz alışverişi yapamadığı ciddi bir durum olan solunum yetmezliğini ifade eder. Bu tıbbi bir terimdir; bir görevde başarısız olmak veya yalnızca kısa süreli nefes darlığı yaşamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bağlamda respiratory failure ne anlama gelir?

  1. Bir kişinin egzersizden sonra kısa süreli nefes darlığı hissetmesi
  2. Bir kişinin solunum testinde düşük sonuç alması
  3. Solunum sisteminin temel işlevini yeterli şekilde yerine getirememesi
Cevabı göster

Solunum sisteminin temel işlevini yeterli şekilde yerine getirememesi

The interaction between grapefruit juice and certain medications in a class of cholesterol-lowering drugs called statins Kelime

2:24

Greyfurt suyu ile statin adı verilen kolesterol düşürücü ilaç sınıfındaki belirli ilaçlar arasındaki etkileşimin

Kelime

statinler olarak adlandırılan kolesterol düşürücü ilaç sınıfı

class of + çoğul isim + called + kategori adı yapısı önce bir kategoriyi belirtir, ardından o kategorinin adını verir. Bu cümlede kategoriyi cholesterol-lowering drugs oluşturur; statins sözcüğü ise bu ilaç sınıfının adıdır. Cholesterol-lowering, drugs sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle kurulmuş birleşik bir sıfattır. Statins belirli bir marka ya da tek bir ürün değil, genel bir ilaç sınıfının adıdır.

Alıştırma

“class of cholesterol-lowering drugs called statins” okuyucuya ne anlatır?

  1. Statins sözcüğünü belirli bir ilacın marka adı olarak sunar.
  2. Kolesterol düşürücü ilaçlar ile statins sözcüğünün ilgisiz kategoriler olduğunu söyler.
  3. Statins sözcüğünü kolesterol düşürücü bir ilaç kategorisinin adı olarak tanımlar.
Cevabı göster

Statins sözcüğünü kolesterol düşürücü bir ilaç kategorisinin adı olarak tanımlar.

has to do with drug metabolism. Kalıp ifadeler

2:32

ilaç metabolizması ile ilgisi vardır.

Kalıp ifadeler

ilaç metabolizmasıyla ilgili olmak

Has to do with, “bir şeyle ilgili olmak” veya “bir şeyi ilgilendirmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada etkileşimin, vücudun ilaçları işleme biçimi olan ilaç metabolizmasıyla bağlantılı olduğunu söyler. Has to do with ifadesini tek bir kalıp olarak okuyun. With, bir şeyin ilişkili olduğu konuyu ya da etkeni tanıtır.

Alıştırma

İki şeyin birbiriyle ilgili olduğunu söylemek için has to do with kullanan cümle hangisidir?

  1. The delay ended after a software update.
  2. The team has to do a software update tonight.
  3. The delay has to do with a software update.
Cevabı göster

The delay has to do with a software update.

The liver produces enzymes, Kelime

2:34

Karaciğer,

molecules that facilitate the breakdown of substances that enter the body.

2:36

vücuda giren maddelerin parçalanmasını kolaylaştıran moleküller olan enzimler üretir.

Kelime

enzymes, molecules that facilitate the breakdown: açıklayıcı eş görevli yapı

Virgülden sonraki molecules that facilitate the breakdown of substances that enter the body isim öbeği, enzymes için açıklayıcı bir eş görevli ögedir. Aynı şeyi daha anlaşılır bir betimlemeyle yeniden adlandırır; karaciğerin ürettiği ikinci bir ürün değildir. Terim + virgül + açıklayıcı isim öbeği yapısı bilimsel metinlerde yaygındır. Bu açıklamada facilitate, parçalanmanın gerçekleşmesine yardımcı olmak veya onu kolaylaştırmak demektir; bütün süreci tek başına tamamlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede molecules that facilitate the breakdown öbeğinin işlevi nedir?

  1. substances maddelerinin vücuda ne zaman girdiğini söyler.
  2. Karaciğerin ürettiği ikinci bir maddeyi adlandırır.
  3. enzymes sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklar.
Cevabı göster

enzymes sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklar.

Enzymes can both activate drugs by breaking them down into their therapeutic ingredients Notlar

2:41

Enzimler, daha karmaşık moleküllerden terapötik bileşenlerine ayırarak

Öbek fiiller

breaking them down into: onları parçalara veya ürünlere ayırmak

breaking them down into ... ifadesinde break ... down, bir şeyi ayırmak veya parçalarına ayırmak anlamına gelir; into ise ortaya çıkan parçaları ya da ürünleri belirtir. them zamiri nesnedir, bu yüzden breaking ile down arasına gelir. Aktarılabilir kalıp break + nesne + down + into + sonuç şeklindedir. Nesne zamir olduğunda break it down veya break them down denir; break down it ya da break down them denmez.

Alıştırma

Sonucu belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Digestive enzymes break proteins down ____ amino acids.

Cevabı göster

into

Kelime

therapeutic ingredients: tedavi etkisi olan bileşenler

Therapeutic ingredients, tedavi etkisi yaratan veya bu etkiye katkıda bulunan bileşenlerdir. Burada therapeutic, ingredients sözcüğünü niteleyen resmî bir sıfattır; tedavi için kullanılan veya tedaviyle ilgili bir etkisi olan anlamına gelir, yalnızca hoş ya da rahatlatıcı demek değildir.

Alıştırma

Tıbbi bir bağlamda therapeutic ingredients ifadesi en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Yalnızca rengi değiştirmek için eklenen bileşenler
  2. Tedavi etkisi yaratan veya bu etkiye katkıda bulunan bileşenler
  3. Sadece kişinin rahatlamasını sağlayan bileşenler
Cevabı göster

Tedavi etkisi yaratan veya bu etkiye katkıda bulunan bileşenler

from more complex molecules,

2:47

ilaçları aktive edebilir ve

and deactivate them by breaking harmful compounds down into harmless metabolites. Kelime

2:49

zararlı bileşikleri zararsız metabolitlere parçalayarak onları deaktive edebilirler.

Dilbilgisi

both activate ... and deactivate: paralel fiilleri bağlama

Both ... and ... birbiriyle eşleşen bir yapıdır. Burada can kapsamında paralel activate ve deactivate fiillerini bağlar: enzimler ilk eylemi de ikinci eylemi de gerçekleştirebilir. Both yalnızca activate fiiline değil, eşleşen yapının tamamına aittir. activate ile and arasındaki sözler ilk eylem hakkında ayrıntı verir, ancak dil bilgisi kalıbı yine can both + fiil ... and + fiil şeklindedir. Bu yapı iki etkiyi de kapsar; yalnızca birinin mümkün olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ile tamamlayın ve her sözcüğü doğru konuma yerleştirin: The treatment can ____ reduce pain ____ improve mobility.

Cevabı göster

both · and

Kelime

harmless metabolites: metabolizmanın zararsız ürünleri

Metabolit, bir organizma veya enzim başka bir maddeyi kimyasal olarak işlediğinde oluşan maddedir. Bu cümlede harmless metabolites, zararlı bileşikler parçalandıktan sonra ortaya çıkan ürünlerdir; başlangıçtaki bileşiklerin kendisi değildir. Burada harmless, bu ürünlerin etkisini veya güvenliğini anlatır: bu ürünlerin zarar vermesi beklenmez. Dolayısıyla ifade hem süreçteki aşamayı, yani metabolizmanın çıktısını, hem de bu çıktının güvenliğini belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda harmless metabolites neyi ifade eder?

  1. ilk ürüne bilerek eklenen bileşenler
  2. parçalanmadan önceki zararlı bileşikler
  3. metabolizma sonucu oluşan ve zarar vermesi beklenmeyen ürünler
Cevabı göster

metabolizma sonucu oluşan ve zarar vermesi beklenmeyen ürünler

There are many, many different enzymes,

2:55

Birçok, pek çok farklı enzim vardır

each of which has a binding site that fits a specific molecule. Notlar

2:57

ve her birinin belirli bir moleküle uyan bir bağlanma bölgesi bulunur.

Dilbilgisi

each of which has: bir grubun her üyesini açıklamak

Each of which, daha önce sözü edilen çoğul bir grubun her üyesi hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Burada which daha önce belirtilen enzimlere gönderme yapar; each ise açıklamanın her enzime ayrı ayrı uygulanmasını sağlar. Each dil bilgisi açısından tekil olduğu için fiil have değil has olur. Kalıp, çoğul isim + each of which + tekil fiil şeklindedir ve tekrarlanacak bilgileri kısa biçimde düzenler.

Alıştırma

Each of which ile have fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The hotel has six meeting rooms, ____ a projector.

Cevabı göster

each of which has

Kelime

binding site: moleküler bağlanma bölgesi

Bir binding site, protein, enzim veya başka bir molekül üzerinde, uyumlu şekil ve kimyasal etkileşimler sayesinde başka bir molekülün tutunabildiği belirli bir bölgedir. Burada bu bölgeyi adlandıran teknik terimdir. fits a specific molecule ifadesinde fits, bölgenin o moleküle uygun olduğunu belirtir. Site, moleküler yapı üzerindeki fiziksel bir konumu anlatır; internet sitesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede binding site ne anlama gelir?

  1. Moleküler araştırmalarla ilgili bir internet sitesi
  2. Bir molekül üzerinde başka bir molekülün tutunabildiği bölge
  3. İlaçların üretildiği bir tesis
Cevabı göster

Bir molekül üzerinde başka bir molekülün tutunabildiği bölge

Grapefruit binds to the same enzyme as statins, Kalıp ifadeler

3:01

Greyfurt, statinlerle aynı enzime bağlanır,

Kalıp ifadeler

binds to the same enzyme as statins: ortak bir hedefi karşılaştırma

the same + noun + as kalıbı, iki öznenin aynı nesneyi, türü veya hedefi paylaştığını gösterir. Burada greyfurt ve statinler aynı enzime bağlanır. Bu bağlamda as statins, as statins do anlamındadır; tekrarlanan bind to the enzyme eylemi söylenmeden anlaşılır. As, “statin sıfatıyla” demek değildir ve cümle greyfurdun doğrudan statinlere bağlandığını söylemez.

Alıştırma

İki yerde de tamamen aynı test kullanılıyor. the same + noun + as yapısıyla tamamlayın: Our lab uses ____ the clinic.

Cevabı göster

the same test as

making less of that enzyme available to break down statins. Notlar

3:05

bu da statinleri parçalamak için kullanılabilecek enzimin azalmasına neden olur.

Dilbilgisi

making less of that enzyme available: bir sonucu ifade etmek

Burada making less of that enzyme available, önceki eylemin sonucunu gösteren bir present participle yapısıdır: bu eylem, sonraki süreçte kullanılabilecek enzim miktarını azaltır. Yapı make + nesne + sıfat tümleci şeklindedir. Less of that enzyme nesnedir; available ise nesnenin sonuçta bulunduğu durumu anlatır. Buradaki available, “kullanılabilir” demektir; “boş veya meşgul olmayan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu anlatmak için making less ... available yapısını doğru kullanıyor?

  1. The thick clouds blocked sunlight, making the solar panels available to less light.
  2. The thick clouds blocked sunlight, making less light was available to the solar panels.
  3. The thick clouds blocked sunlight, making less light available to the solar panels.
Cevabı göster

The thick clouds blocked sunlight, making less light available to the solar panels.

Öbek fiiller

to break down statins: bir ilacı metabolize etmek

Bu tıbbi bağlamda break down, “kimyasal olarak parçalamak veya metabolize etmek” anlamına gelen geçişli bir phrasal verb’dür. Statins nesnedir: enzim ilaçlara etki eder ve onları başka maddelere dönüştürür. To break down statins mastar yapısı, kullanılabilir enzimin hangi işlevi yerine getirdiğini belirtir. Statinlerin veya enzimin çalışmayı durdurduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef phrasal verb’ü tamamlayın: Digestive enzymes break ____ proteins into smaller molecules.

Cevabı göster

down

So combining the two means that a greater concentration of the drug stays in the bloodstream Notlar

3:09

Dolayısıyla, ikisini birleştirmek, ilacın kan dolaşımında

Anlatım akışı

So combining the two means that: mekanizmadan sonuca geçiş

So, konuşanın az önce açıklanan mekanizmadan bir sonuç çıkardığını gösterir. Açıklamayı önceki bilgilerden bu bilgilerin sonucuna taşır. Combining the two, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir isim-fiil grubudur. Means that, iki şeyi birlikte kullanmanın sonucunu açıklar; burada mean, “niyet etmek” değil, “göstermek veya sonucunu doğurmak” anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp So + durum veya eylem + means that + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Bir açıklamada So combining the two means that ... neyi işaret eder?

  1. Konuşanın iki fiziksel nesneyi bir araya getirmeye niyetli olduğunu söyler.
  2. İki şeyin birlikte çalışmasına dayanan bir sonucu açıklar.
  3. İlgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster

İki şeyin birlikte çalışmasına dayanan bir sonucu açıklar.

Kelime

greater concentration: birim hacim başına daha yüksek düzey

Greater concentration, belirli miktar veya hacimdeki bir ortam içinde bir maddenin daha yüksek miktarda bulunması demektir; örneğin her birim kanda daha fazla ilaç bulunması gibi. Greater, başka bir düzey veya durumla karşılaştırma yapar. Bilimsel ve tıbbi bağlamlarda concentration, bir maddenin kendisini içeren ortama göre düzeyini anlatır. Önemli olan her birim kanda ne kadar ilaç bulunduğuysa amount sözcüğünden daha kesindir; burada zihinsel odaklanma anlamına gelmez.

Alıştırma

a greater concentration of the drug in the blood ifadesinin en kesin anlamı nedir?

  1. Hastanın toplam kan hacmi daha fazladır.
  2. Hasta ilaca daha dikkatli bir şekilde odaklanır.
  3. Her birim kanda daha fazla ilaç bulunur.
Cevabı göster

Her birim kanda daha fazla ilaç bulunur.

Kalıp ifadeler

drug stays in the bloodstream: ilaç kan dolaşımında kalır

Bu cümlede drug stays in the bloodstream, ilacın hızla oradan ayrılmak yerine vücutta dolaşan kanda bulunmaya devam ettiği anlamına gelir. Stays, fiziksel anlamda bir yerde konaklamayı değil, bir durumun sürmesini anlatır. Doğal kalıp in the bloodstream biçimindedir. Bloodstream, vücutta dolaşan kanın tamamını ifade eder; dolayısıyla bu ifade ilacın tek bir kan damlasında veya tek bir kan hücresinde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle ilacın vücutta dolaşan kanda bulunmaya devam ettiğini ifade eder?

  1. The drug stays in the digestive tract.
  2. The drug leaves the bloodstream.
  3. The drug stays in the bloodstream.
Cevabı göster

The drug stays in the bloodstream.

for a longer period of time, Kalıp ifadeler

3:15

daha uzun bir süre

Kalıp ifadeler

for a longer period of time: daha uzun bir süre boyunca

For a longer period of time, “daha fazla süre boyunca” veya “daha uzun süre” anlamına gelir. For edatı süreyi belirtir; longer ise başka bir durumla, önceki bir sürümle veya olağan süreyle karşılaştırma yapar. Karşılaştırılan şeyin açıkça belirtilmesi gerekmez. Period of time bir zaman aralığı anlamına gelir. Tam ifade özellikle bir etkinin, riskin veya sürecin ne kadar devam ettiğini anlatan resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “daha uzun süre” anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: Compared with the old model, the new battery can power the sensor ____.

Cevabı göster

for a longer period of time

potentially causing kidney failure. Dilbilgisi

3:16

daha yüksek konsantrasyonda kalması ve potansiyel olarak böbrek yetmezliğine neden olması demektir.

Dilbilgisi

potentially causing: olası bir sonucu eklemek

Burada potentially causing, hemen önce anlatılan durumdan doğabilecek bir sonucu ekler. Causing bir -ing ortacıdır; bu nedenle ifade, “ve bu ... neden olabilir” fikrini kısa bir sonuç yapısına sıkıştırır. Potentially iddianın kesinliğini sınırlar: böbrek yetmezliği, daha önce gerçekleşmiş veya kesinlikle gerçekleşecek bir olay olarak değil, olası bir risk olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi potentially ve cause fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The leak reached the electrical panel, ____ a fire.

Cevabı göster

potentially causing

Alcohol can also alter the function of the enzyme that breaks down acetaminophen, Notlar

3:19

Alkol ayrıca, Tylenol ve parasetamol gibi ağrı kesicilerdeki etken madde olan

Kalıp ifadeler

alter the function of: bir şeyin çalışma biçimini değiştirmek

Alter the function of, “bir şeyin çalışma biçimini değiştirmek” anlamına gelir. Bu ifadede alter fiildir, the function onun nesnesidir ve of, işleyişi etkilenen şeyi belirtir. Alter fiili bir değişikliği anlatır; ancak tek başına tam hasar veya yok olma anlamına gelmez. Bu ifade, tıbbi ve bilimsel açıklamalarda kullanılan resmî ve kesin bir seçenektir.

Alıştırma

“The chemical may alter the function of the enzyme” cümlesini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Enzimin çalışma biçimini değiştirebilir, ancak enzimi mutlaka yok etmesi gerekmez.
  2. Yalnızca enzimin bulunduğu yeri değiştirir.
  3. Enzimin çalışmasını tamamen durdurmak zorundadır.
Cevabı göster

Enzimin çalışma biçimini değiştirebilir, ancak enzimi mutlaka yok etmesi gerekmez.

Öbek fiiller

that breaks down acetaminophen: bir ilacı metabolize etmek

Bu bilimsel bağlamda breaks down acetaminophen, ilacı metabolize etmek, yani kimyasal olarak işleyip başka maddelere dönüştürmek anlamına gelir. Burada break down geçişli kullanılmıştır: acetaminophen işlenen maddedir; arızalanmış bir şey değildir. Baştaki that bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle, daha önce geçen bir ismi işlevini belirterek tanımlar: asetaminofeni işleyen bir şeyden söz edilir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda “that breaks down acetaminophen” ne anlama gelir?

  1. Asetaminofenin bir şeye fiziksel olarak zarar verdiğini söyler.
  2. Asetaminofeni metabolize eden bir şeyi belirtir.
  3. Bir şeyin asetaminofeni daha güçlü hâle getirdiğini söyler.
Cevabı göster

Asetaminofeni metabolize eden bir şeyi belirtir.

the active ingredient in pain relievers like Tylenol and paracetamol. Notlar

3:24

asetaminofeni parçalayan enzimin işlevini de değiştirebilir.

Kelime

active ingredient: ilaçta etkiyi sağlayan etkin madde

Active ingredient, bir ilacın amaçlanan farmakolojik veya tedavi edici etkisini oluşturan etkin maddeyi ifade eder. Burada active, enerjik ya da fiziksel olarak hareketli değil, ilacın etkisinden sorumlu anlamındadır. İlaç etiketlerinde bu terim, etkin maddeyi ürüne şekil veya kaplama vermek, tat ya da renk eklemek veya ürünü korumak için kullanılan diğer bileşenlerden ayırır.

Alıştırma

İlaç etiketlerinde kullanılan standart terimi tamamlayın: The substance that provides the intended drug effect is the active ____.

Cevabı göster

ingredient

Kültür

Tylenol ve paracetamol: marka adı ve etken madde adı

Tylenol, asetaminofen içeren ilaçlar için ABD’de yaygın olarak kullanılan bir marka adıdır. Paracetamol ise diğer birçok ülkede aynı etken maddenin jenerik adıdır; Amerikan İngilizcesinde bu maddeye genellikle acetaminophen denir. Bu nedenle adlar farklı düzeylerdedir: Tylenol markayı, paracetamol ise ilaç etken maddesini belirtir. Bunlar birbiriyle ilgisiz iki etken madde değildir.

Alıştırma

Bu adları doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Paracetamol, Tylenol’un ABD’deki marka adıdır.
  2. Tylenol ve paracetamol birbiriyle ilgisiz iki etken maddedir.
  3. Tylenol bir marka adıdır ve paracetamol, Amerikan İngilizcesinde acetaminophen denen maddenin jenerik adıdır.
Cevabı göster

Tylenol bir marka adıdır ve paracetamol, Amerikan İngilizcesinde acetaminophen denen maddenin jenerik adıdır.

When someone takes acetaminophen,

3:29

Biri asetaminofen aldığında,

some of it is converted into a toxic substance. Dilbilgisi

3:30

bunun bir kısmı toksik bir maddeye dönüşür.

Dilbilgisi

is converted into ...: edilgen dönüşüm yapısı

is converted into, convert something into something yapısının edilgen biçimidir. Özne dönüşüm sürecine maruz kalır ve into, ortaya çıkan maddeyi ya da biçimi belirtir. Burada asetaminofenin bir kısmı biyolojik bir süreçle toksik bir maddeye dönüşür. Odak noktası başka bir yere hareket etmek değil, kimlik ya da biçim değişikliğidir. Bu kalıp bilimsel açıklamalarda yaygındır: X is converted into Y.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi convert fiilinin edilgen biçimi ve sonucu belirten edatla tamamlayın: In the liver, the compound ____ a harmless metabolite.

Cevabı göster

is converted into

At the recommended dose, Kalıp ifadeler

3:34

Önerilen dozda,

Kalıp ifadeler

At the recommended dose: bir doz koşulu belirlemek

At the recommended dose, “kullanılan miktar tıbbi rehberlerde veya etikette önerilen miktarla aynı olduğunda” anlamına gelir. Burada at bir doz düzeyini ya da koşulu belirtir; recommended ise popüler bir miktarı değil, uzmanların veya talimatların önerdiği miktarı anlatır. İfadenin cümle başında kullanılması, ardından gelen açıklamanın kapsamını sınırlar. Bu koşul altında geçerli olan bir güvenlik veya etkililik sonucu daha yüksek bir doz için kendiliğinden geçerli olmaz.

Alıştırma

Cümleyi “etikette önerilen miktarda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The medicine is generally safe ____.

Cevabı göster

at the recommended dose

there isn't usually enough of this toxic byproduct to cause harm, Dilbilgisi

3:35

genellikle bu toksik yan üründen zarar verecek kadar yeterli miktar bulunmaz,

Dilbilgisi

there isn't enough of ... to ...: eşik düzeyin altındaki miktar

there isn't enough of X to Y yapısı, X miktarının Y’nin gerçekleşmesi için gereken düzeyin altında olduğunu belirtir. Burada of this toxic byproduct, miktarı ölçülen maddeyi; to cause harm ise olası sonucu veya eşiği gösterir. Usually, ifadenin mümkün olan her durumla değil, normal durumla ilgili olduğunu belirtir. Bu nedenle cümle, miktarın genellikle yetersiz olduğunu söyler; hiç zarar olmayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Miktar eşiği yapısını gerekli sözcüklerle tamamlayın: There isn't ____ this paint ____ cover the wall.

Cevabı göster

enough of · to

but heavy drinking can alter enzyme activity, Notlar

3:39

ancak aşırı içki içmek enzim aktivitesini değiştirebilir,

Kelime

heavy drinking: yüksek miktarda alkol tüketimi

Heavy drinking, çok miktarda alkol tüketmek anlamına gelir. Genellikle genel bir tüketim düzeyini veya içme alışkanlığını anlatır; heavy burada fiziksel ağırlığı değil, miktar ya da derecenin yüksekliğini belirtir. Bu kısa isim öbeği, alkolle bağlantılı sağlık riskleri tartışılırken yaygın olarak kullanılır. Drinking a lot ifadesinden daha resmî ve özlüdür.

Alıştırma

Çok miktarda alkol tüketmek anlamına gelen hedef isim öbeğiyle sağlık uyarısını tamamlayın: Doctors warn that ____ can increase the risk of liver disease.

Cevabı göster

heavy drinking

Kalıp ifadeler

alter enzyme activity: enzim aktivitesini değiştirmek

Alter enzyme activity ifadesinde alter, bir değişikliğe yol açmak anlamına gelir ancak değişikliğin yönünü belirtmez. Aktivitenin artması, azalması veya başka bir şekilde değişmesi bağlamdan anlaşılmalıdır. Enzyme activity, bir enzimin biyokimyasal bir tepkimeyi ne kadar etkin biçimde katalizlediğini ifade eder. Buradaki activity, bir etkinlik veya kişinin günlük faaliyetleri değil, teknik bir biyoloji terimidir.

Alıştırma

Bir enzimin ne kadar etkin olduğunu değiştirmek anlamına gelen hedef eşdizimle bilimsel cümleyi tamamlayın: A change in pH can ____ without destroying the enzyme.

Cevabı göster

alter enzyme activity

so more of that byproduct is produced,

3:42

böylece o yan üründen daha fazla üretilir

potentially causing liver damage even with what's usually a safe dose of acetaminophen. Dilbilgisi

3:44

ve genellikle güvenli olan bir asetaminofen dozunda bile potansiyel olarak karaciğer hasarına neden olabilir.

Dilbilgisi

even with what's usually a safe dose: ödünleyici bir koşul

Even with, ödünleyici bir koşul sunar: koşul elverişli ya da güven verici görünür, ancak daha geniş ifadede anlatılan beklenmedik sonucu engellemez. Burada normalde güvenli kabul edilen bir doz bile riski ortadan kaldırmaz. What's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. what's usually a safe dose of acetaminophen ifadesinin tamamı with'den sonra gelen koşulu, yani “genellikle güvenli doz kabul edilen bir miktarı” belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ clear instructions, I assembled the shelf incorrectly.

Cevabı göster

Even with

Meanwhile, the herbal remedy St. John's Wort increases the liver's production of a particular enzyme. Notlar

3:50

Bu arada, bitkisel bir ilaç olan Sarı Kantaron, karaciğerin belirli bir enzimi üretimini artırır.

Anlatım akışı

Meanwhile: paralel bir örneğe geçiş

Meanwhile, açıklamayı bir örnekten ayrı ama bağlantılı başka bir örneğe taşıyan bir geçiş ifadesidir. Dinleyicinin ilk örneği aklında tutarken dikkatini başka bir bilgi çizgisine yöneltmesini sağlar. Buradaki temel görevi açıklamayı düzenlemektir; iki biyolojik etkinin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini ileri sürmek değildir. Daha genel olarak meanwhile, aynı genel dönemdeki olayları veya bir tartışmadaki paralel konuları birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

Bir rapor, bir hastanenin bekleme sürelerini nasıl azalttığını anlattıktan sonra farklı bir yöntem deneyen ayrı bir hastaneye geçiyor. En uygun devam cümlesini seçin.

  1. Meanwhile, another hospital is testing online check-in.
  2. However, another hospital is testing online check-in.
  3. Therefore, another hospital is testing online check-in.
Cevabı göster

Meanwhile, another hospital is testing online check-in.

Kültür

herbal remedy St. John's Wort: ilaçlarla etkileşime girebilen bitki kökenli bir ürün

St. John's Wort, yani sarı kantaron, bitkisel ürünlerde ve gıda takviyelerinde kullanılan bir bitkidir. herbal remedy St. John's Wort ifadesinde herbal remedy, adı verilen ürünü sınıflandırır; ürünün herkes için güvenli veya etkili olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Bitki kökenli ürünler, vücudun ilaçları işleme biçimini değiştiren etkin maddeler içerebildiği için bu bilgi ilaç etkileşimleri tartışılırken önemlidir. Herbal sözcüğünü bir kaynak veya kategori etiketi olarak anlayın; güvenlik garantisi olarak değil.

Alıştırma

herbal remedy St. John's Wort ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Remedy sözcüğü, herkes için güvenli ve etkili olduğunu garanti eder.
  2. Bitkisel bir üründür, ancak yine de ilaçlarla etkileşime girebilir.
  3. Bitki kökenli olduğu için reçeteli ilaçları etkileyemez.
Cevabı göster

Bitkisel bir üründür, ancak yine de ilaçlarla etkileşime girebilir.

Kalıp ifadeler

increases the liver's production of ...: karaciğerin daha fazla üretmesini sağlamak

increase + the liver's production of + madde yapısı, karaciğerin o maddeden daha fazla üretmesini sağlamak anlamına gelir. İyelik yapısı the liver's, üreticinin karaciğer olduğunu gösterir; production of ise üretilen şeyi tanıtır. Sondaki a, a particular enzyme örneğinde olduğu gibi ardından gelen tekil isim öbeğini başlatır. Buradaki production, endüstriyel bir üretim hattını değil, biyolojik oluşumu veya üretim miktarını anlatır.

Alıştırma

Tıbbi üsluptaki cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The compound ____ a protective enzyme.

Cevabı göster

increases the liver's production of

That means the drugs this enzyme is responsible for breaking down get metabolized faster, Notlar

3:56

Bu da bu enzimin parçalamakla sorumlu olduğu ilaçların daha hızlı metabolize edildiği,

Kalıp ifadeler

is responsible for breaking down ile get metabolized arasındaki yapı sınırı

be responsible for + isim veya V-ing, bir kişi ya da şeyin görevini, rolünü veya işlevini belirtir. Burada is responsible for breaking down, bu ilaçları parçalamanın söz konusu enzimin işlevi olduğu anlamına gelir. for bir edat olduğu için break yerine breaking kullanılır. Vurgulanan bölüm, ilgi tümceciği ile ana cümle arasındaki sınırı aşar. this enzyme is responsible for breaking down, the drugs ifadesini niteler; get ise ana cümlenin edilgen fiili get metabolized yapısını başlatır. get sözcüğünü responsible for yapısının parçası olarak düşünmeyin.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The safety team is responsible for ____ every alarm.

Cevabı göster

checking

sometimes too fast, before they can have their therapeutic effects. Dilbilgisi

4:02

terapötik etkilerini gösteremeden bazen çok hızlı metabolize olduğu anlamına gelir.

Kelime

metabolized faster ve too fast: daha hızlı ve gereğinden fazla hızlı

Get metabolized edilgen bir yapıdır: ilaçlar metabolizma işlemini yapmaz, bu işleme uğrar. Bu tıbbi bağlamda metabolized, vücut tarafından kimyasal olarak işlenmek anlamına gelir. Faster, bağlamın sağladığı başka bir hızla karşılaştırma yapar. Too fast ise bir değerlendirme ekler: hız yalnızca yüksek değil, uygun veya istenen düzeyin üzerindedir.

Alıştırma

Hangi ifade metabolized faster, sometimes too fast sözlerinin anlamına en uygundur?

  1. İlaç, vücut tarafından istenenden daha hızlı işlenir.
  2. İlaç yavaş işlendiği için vücutta daha uzun süre kalır.
  3. İlaç normalden daha yüksek bir dozda verilir.
Cevabı göster

İlaç, vücut tarafından istenenden daha hızlı işlenir.

Dilbilgisi

before they can have their therapeutic effects: terapötik etkilerini gösteremeden önce

Bu parçada before bir zaman sınırı koyar: başka bir olay önce gerçekleşir; bu nedenle they ile belirtilen şeyler amaçlanan terapötik etkileri oluşturma fırsatı bulamaz. Buradaki can izin değil, yetenek veya fırsat ifade eder. before + özne + can/could + fiil kalıbı, bir olayın başka bir sürecin olası sonucuna ulaşamayacağı kadar erken gerçekleştiğini göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan parçaya en uygun yorum hangisidir?

  1. Terapötik etkilerinin tamamını zaten göstermişlerdir.
  2. Başka bir olay, terapötik etkilerini gösterme fırsatı bulmalarından önce gerçekleşir.
  3. Terapötik etkilerini göstermek için birinin iznine ihtiyaçları vardır.
Cevabı göster

Başka bir olay, terapötik etkilerini gösterme fırsatı bulmalarından önce gerçekleşir.

In spite of the dizzying number of possible interactions, Notlar

4:07

Baş döndürücü sayıdaki olası etkileşimlere rağmen,

Dilbilgisi

In spite of + ad öbeği

In spite of ödünleme ilişkisi kurar. Sonraki sonucu engellemesi beklenebilecek zor ya da şaşırtıcı bir durumu kabul eder; ancak ardından gelen ana cümle sonucun yine de geçerli olduğunu söyler. Bu bir edat öbeğidir. Bu parçada ardından the dizzying number of possible interactions ad öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the heavy rain, the match continued.

Cevabı göster

In spite of

Kelime

dizzying number: baş döndürücü bir miktar

Burada a dizzying number of, kavranması veya yönetilmesi zor gelecek kadar büyük ve çeşitli bir miktarı anlatır. Dizzying mecazidir: olası etkileşimler birinin fiziksel olarak başını döndürmez. Tarafsız a large number of ifadesine kıyasla konuşanın şaşkınlık, karmaşıklık veya bunalmışlık hissini de aktarır.

Alıştırma

"a dizzying number of possible combinations" ifadesinde "dizzying number" ne anlatır?

  1. Birinin gerçekten başı dönerken kaydedilen bir sayı
  2. Bunaltıcı gelecek kadar büyük veya karmaşık bir miktar
  3. Kontrol edilmesi kolay, küçük ve kesin bir miktar
Cevabı göster

Bunaltıcı gelecek kadar büyük veya karmaşık bir miktar

most of the dangerous interactions with commonly used drugs are well known, Kalıp ifadeler

4:11

yaygın olarak kullanılan ilaçlarla ilgili tehlikeli etkileşimlerin çoğu iyi bilinmektedir,

Kalıp ifadeler

commonly used drugs: sık veya yaygın kullanılan ilaçlar

commonly used drugs ifadesinde used, "kullanılan" anlamında bir geçmiş zaman ortacıdır; commonly ise kullanımın ne kadar sık veya yaygın olduğunu belirtir. commonly used birlikte drugs sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, ilgili tıbbi ortamda sık kullanılan veya çok sayıda kişi tarafından kullanılan ilaçları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için commonly ve use sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The guide discusses ____ drugs.

Cevabı göster

commonly used

Kalıp ifadeler

well known: anlamı ve yüklem konumundaki yazımı

well known, geniş çapta tanınan veya birçok kişi tarafından bilinen anlamına gelir. Buradaki well, known sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; “sağlıklı bir şekilde” anlamına gelmez. are well known yapısında ifade, bağlayıcı fiil are'den sonra gelir ve özne tamamlayıcısı olarak görev yapar. Bir ismin hemen önünde bulunmadığı için normalde iki ayrı sözcük olarak yazılır. İsimden önce niteleyici olarak kullanıldığında ilgili biçim genellikle tireyle well-known şeklinde yazılır.

Alıştırma

Cümleyi olağan yüklem biçimiyle tamamlayın: The museum is well ____ for its hands-on exhibits.

Cevabı göster

known

and new developments in science are helping us keep better track of drug interactions than ever. Kalıp ifadeler

4:15

ve bilimdeki yeni gelişmeler ilaç etkileşimlerini her zamankinden daha iyi takip etmemize yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

keep better track of drug: bilgiyi daha iyi takip etme ifadesi

keep track of, değişen bir şeyi izlemeye, kaydetmeye veya onun hakkında bilgi sahibi olmaya devam etmek anlamına gelir. Tam cümlede izlenen şey drug interactions'tır; track sabit ifadenin bir parçasıdır ve fiziksel bir yol anlamına gelmez. better, track sözcüğünden önce gelir ve “öncekinden daha etkili bir şekilde” anlamı katar. keep better track of + isim yapısı, bilgiler, değişiklikler veya riskler üzerindeki daha iyi kontrolü ya da farkındalığı anlatır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new dashboard helps us keep better ____ of project deadlines.

Cevabı göster

track

Kalıp ifadeler

than ever: geçmişteki tüm zamanlarla karşılaştırma

Than ever bir karşılaştırmayı tamamlar ve “önceki herhangi bir zamandan daha” anlamına gelir. Şimdiki durumu geçmişteki tek bir anla değil, geçmişin tamamıyla karşılaştırır. Bu parçada ever tek başına “bir zamanlar” ya da “hiç” anlamında değildir. Than ever ifadesini more, better veya faster gibi daha önce gelen bir karşılaştırma düşüncesine bağlanan tek bir karşılaştırma kalıbı olarak okuyun.

Alıştırma

Than ile birlikte karşılaştırmayı geçmişteki tüm zamanlara genişleten sözcüğü yazın: With the new database, checking medicine interactions is easier ____.

Cevabı göster

than ever

Some researchers are developing AI programs that can predict the side effects of drug interactions before they occur, Notlar

4:21

Bazı araştırmacılar, vücudunuzdaki protein etkileşimlerinin manzarası hakkındaki bilgileri kullanarak,

Kelime

the side effects of drug interactions: sonuç ve kaynak

Vurgulanan sözcükler, the side effects of drug interactions tam isim öbeğinin başlangıcıdır. Öbeğin ana unsuru side effects ifadesidir ve genellikle istenmeyen ikincil etkiler anlamına gelir. Buradaki side fiziksel bir konumu anlatmaz. Drug interactions ifadesinde drug, interactions sözcüğünü bir sıfat gibi niteler: ilaçlar birbirleriyle etkileşir. Of ile başlayan bölüm, yan etkileri bu etkileşimle ilişkilendirir. Bu nedenle tüm ifade, ilaçların birbirini etkilemesiyle bağlantılı veya bundan kaynaklanan etkileri anlatır; tek bir ilacın bütün etkilerini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle drug interactions ile side effects arasındaki farkı doğru biçimde gösterir?

  1. Drug interactions can change how medicines work and may lead to side effects.
  2. Every effect of a drug is an unwanted side effect.
  3. Drug interactions are simply another name for all side effects.
Cevabı göster

Drug interactions can change how medicines work and may lead to side effects.

Dilbilgisi

before they occur: olay gerçekleşmeden önce

before they occur ifadesinde before bir zaman yan cümlesi başlatır: ana cümledeki eylem, occur ile belirtilen olaydan daha önce gerçekleşir. Tam bağlamda they, tahmin edilmeye çalışılan yan etkilere gönderme yapar; araştırmacılara değil. before sonrasında gelecekteki bir olaydan söz edilirken İngilizcede normalde will occur değil, geniş zaman biçimi occur kullanılır. Bu kalıp tahmin veya önleme konularında yaygındır: bir şey gerçekleşmeden önce şimdi harekete geçmek.

Alıştırma

Cümleyi before ve occur fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sensors can detect equipment failures ____.

Cevabı göster

before they occur

using information about the landscape of protein interactions within your body. Deyimler

4:28

ilaç etkileşimlerinin yan etkilerini henüz gerçekleşmeden önce tahmin edebilen yapay zeka programları geliştiriyor.

Deyimler

landscape of protein interactions: sistemin genel yapısı

Landscape burada mecazi anlamda kullanılmıştır. landscape of protein interactions fiziksel bir manzara değil, vücuttaki çok sayıdaki protein etkileşiminin oluşturduğu genel düzen veya ağ anlamına gelir. Bu mecaz geniş açılı bir bakış sunar: tek ve yalıtılmış bir etkileşime değil, karmaşık bir sistemdeki birçok ilişkinin nasıl düzenlendiğine ve birbirine bağlandığına odaklanır.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede landscape of protein interactions ne anlama gelir?

  1. Vücudun içinde fiziksel olarak bulunan doğal bir manzara
  2. Her proteinin ölçülen ağırlığı
  3. Protein etkileşimlerinin genel düzeni ve ağı
Cevabı göster

Protein etkileşimlerinin genel düzeni ve ağı

For the new drugs that are being developed all the time, Anlatım akışı

4:33

Sürekli olarak geliştirilen yeni ilaçlar içinse,

Anlatım akışı

For the new drugs ... ifadesinin konu çerçevesi olarak kullanımı

Baştaki For the new drugs that are being developed all the time ifadesi ana cümlenin kapsamını belirler ve “o yeni ilaçlar söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Buradaki For, “amacıyla” anlamına gelmez. that are being developed all the time ilgi cümleciği, hangi new drugs grubundan söz edildiğini daha da sınırlar. Konuşmacı tüm ifadeyi başa alarak önce sonraki bilginin hangi gruba uygulanacağını belirtir, ardından o bilgiyi verir.

Alıştırma

For the new drugs that are being developed all the time, parçasında baştaki ifade ne yapıyor?

  1. İlaçların yalnızca tek bir amaçla geliştirildiği anlamına gelir.
  2. Sonraki ifadenin hangi grup hakkında olduğunu belirler.
  3. İlaçların belirtilmemiş bir alıcı için üretildiğini söyler.
Cevabı göster

Sonraki ifadenin hangi grup hakkında olduğunu belirler.

supercomputers are being used to find potential interactions while those drugs are still in development. Dilbilgisi

4:36

bu ilaçlar henüz geliştirme aşamasındayken potansiyel etkileşimleri bulmak için süper bilgisayarlar kullanılıyor.

Dilbilgisi

are being used to find: şimdiki zamanın edilgen yapısı

are being used, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + geçmiş zaman ortacı used. supercomputers eylemi gerçekleştiren değil, eylemden etkilenen ögedir; onları kullanan kişi veya kurumun belirtilmesi gerekmez. İlerleyen zaman biçimi, kullanımın şu anda sürdüğünü veya gelişmekte olan bir faaliyetin parçası olduğunu gösterir. to find amaç bildiren bir mastardır ve süper bilgisayarların ne yapmak için kullanıldığını açıklar. are being used to find bütünü “bulmak amacıyla şu anda kullanılıyor” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Right now, supercomputers ____ to test new designs.

Cevabı göster

are being used

Dilbilgisi

while ... are still in development: tamamlanmamış bir aşamayla zaman çakışması

Burada while bir zaman yan cümlesi başlatır. Bağlamdaki ana cümlenin olayının, ilaçların geliştirilmesinin henüz tamamlanmadığı dönemle aynı anda gerçekleştiğini anlatır; burada “-e rağmen” veya karşıtlık bildiren “oysa” anlamına gelmez. Still bu aşamanın devam ettiğini vurgular. In development, “geliştirilmekte veya araştırılmakta” anlamına gelen yaygın bir aşama ifadesidir; development adlı bir yerin içinde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Ekibin, ilacın henüz tamamlanmamış geliştirme aşamasında güvenlik verileri topladığını hangi cümle doğru ifade eder?

  1. The team collects safety data while the drug is still in development.
  2. The team collects safety data during the drug is still in development.
  3. The team collects safety data while the drug still in development.
Cevabı göster

The team collects safety data while the drug is still in development.

When you take medicine, Anlatım akışı

4:45

İlaç içtiğinizde,

how does it know where it needs to go?

4:46

nereye gitmesi gerektiğini nasıl biliyor?

Anlatım akışı

How does it know where it needs to go? — kişileştirilmiş bir geçiş sorusu

Bu soru, ilacı bir varış noktasını bilebilirmiş gibi ele alır. İlaç gerçekte düşünmez veya nereye gideceğini seçmez; bu ifade, ilacın vücutta nasıl hareket ettiği, dağıldığı ve etki yerine ulaştığı şeklindeki gerçek konuyu gözde canlandırması kolay bir soruya dönüştürür. Bilginin düzenlenişi açısından When you take medicine önce dinleyiciye tanıdık bir durum sunar. Ardından how sorusu merak uyandırır ve sonraki açıklamaya işaret eder; böylece yeni bir mekanizmaya veya ilgili bir konuya geçiş sağlar.

Alıştırma

Popüler bilim açıklamasında bu sorunun başlıca söylem işlevi nedir?

  1. Dinleyicinin ilacı bir yere götürmeyi hatırlayıp hatırlamadığını sormak
  2. İlacın varış noktasını bilinçli olarak seçtiğini iddia etmek
  3. Kişileştirme yoluyla merak uyandırmak ve ilacın vücutta nasıl hareket ettiğini tanıtmak
Cevabı göster

Kişileştirme yoluyla merak uyandırmak ve ilacın vücutta nasıl hareket ettiğini tanıtmak

Find out by following the path of medicine as it travels through the body in this video. Notlar

4:48

Bu videoda ilacın vücutta yolculuk ederken izlediği yolu takip ederek öğrenin.

Öbek fiiller

Find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, kontrol ederek, sorarak, izleyerek veya araştırarak daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. İki kelime tek bir birim olarak anlaşılmalıdır; burada out “dışarı” anlamına gelmez. Burada tek başına kullanılan Find out, öznesi örtük olarak you olan bir emir cümlesidir. İzleyiciyi izlemeye devam edip cevabı öğrenmeye çağırır; başlıklarda, fragmanlarda ve bağlantılarda yaygın bir eylem çağrısıdır.

Alıştırma

“Nedeni ortaya çıkarmak” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: Read the report to find ____ what caused the error.

Cevabı göster

out

Deyimler

following the path of medicine: bir sistemdeki hareketi izlemek

following the path of medicine ifadesinde follow bir şeyi adım adım izlemek, path ise onun izlediği yol anlamına gelir. İfade, izleyiciden ilacın vücutta hareket ederken nereye gittiğini takip etmesini ister. Burada path görsel bir benzetmedir; mutlaka gözle görülebilen bir yol değildir. Aynı yapı, bir sistemdeki hareketi aşamalardan oluşan bir rota olarak sunup soyut bir sürecin anlaşılmasını kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Hangi cümle follow the path of X yapısını örnekteki gibi bir şeyi sistem boyunca izleme anlamında kullanıyor?

  1. Researchers followed the path of the signal through the network.
  2. The hikers followed a narrow path through the forest.
  3. The pharmacist placed the medicine on the shelf.
Cevabı göster

Researchers followed the path of the signal through the network.