Peppa Yardım Ediyor 🐷 @PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Üç Peppa Pig öyküsünde Pedro’nun öksürüğünün yetişkinlere bulaşması ve herkesin hastalanan doktora bakması, mutfak kabuklarının solucanların yardımıyla komposta dönüşmesi ve Bay Patates’e gönderilen resimlerin Baba Pig’i egzersiz yapmaya yöneltmesi anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'm on my way. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Yardım isteğine cevap verirken veya varış durumunu bildirirken yola çıktığınızı ya da karşınızdaki kişinin bulunduğu yere doğru ilerlediğinizi bu hazır ifadeyle doğal biçimde söyleyebilirsiniz. 2. turn all the fruit and vegetables into — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir malzemenin, nesnenin veya durumun başka bir şeye dönüşmesini ya da işlenmesini açıklayan, farklı bağlamlara aktarılabilen turn ... into ... kalıbını tanıyın; öyküde solucanlar artıkları komposta dönüştürür. 3. It shows Daddy Pig watching TV. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir resim, fotoğraf veya videoda kimin ya da neyin göründüğünü ve hangi eylemin gerçekleştiğini birlikte anlatmak için show + nesne + -ing yapısını kullanabilirsiniz.
Bu derste
Of course: Bir isteği memnuniyetle kabul etme
Of course, biri yardım veya izin istediğinde “evet, tabii” ya da “elbette yapabilirsin” anlamına gelen kalıplaşmış bir yanıttır. Burada Peppa’ya hızlı ve istekli bir şekilde evet denir; bu ifadede course, “kurs” anlamına gelmez. Aynı ifade, beklenen bir şeyi “doğal olarak” anlamıyla doğrulamak için de kullanılabilir. İstekli bir kabul mü ifade ettiği, yoksa bir şeyin açık olduğunu mu vurguladığı önceki sorudan ve konuşanın tonundan anlaşılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Can you help me carry these books?” diye soruyor. Hangi yanıt samimi ve istekli bir evet anlamına gelir?
- On course.
- A course.
- Of course.
Cevabı göster
Of course.
All the grown-ups have got Pedro's cough. Notlar
0:17Bütün yetişkinler Pedro'nun öksürüğüne yakalandı.
All the grown-ups: Çocuk merkezli dilde yetişkinler
All the grown-ups ifadesinde grown-ups, sayılabilen grown-up isminin çoğuludur ve “yetişkinler” demektir. All the, durumdan hangi grup olduğu zaten anlaşılan gruptaki her yetişkini kapsar. grown-up burada “büyümüş kişiler” şeklinde geçici bir betimleme değil, normal bir isimdir. Özellikle çocuklar yetişkinlerden söz ederken veya rahat aile dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi grown-up sözcüğünün çoğuluyla tamamlayın: At the museum, the children followed the guide while the ____ walked behind them.
Cevabı göster
grown-ups
Mevcut bir durumu anlatan have got
Buradaki have got, şu anki bir durumu anlatır: yetişkinlerde şimdi Pedro'dakiyle aynı öksürük vardır. Bu kullanımda have got tek bir yapı olarak düşünülür ve geniş zamandaki have ile aynı anlama gelir. Got, bir şeyi alma eyleminin tamamlandığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi have anlamındaki iki sözcüklü Britanya İngilizcesi konuşma kalıbıyla tamamlayın: We ____ enough chairs for everyone.
Cevabı göster
have got
Telefonda kendini tanıtan Doctor Brown Bear speaking.
Doctor Brown Bear speaking. telefona cevap verirken kullanılan kısa bir kalıptır. Telefonu açan kişinin kim olduğunu bildirir ve This is Doctor Brown Bear. anlamına gelir. Özne ile be fiilinin bir biçimi söylenmez. Buradaki speaking, yalnızca birinin konuştuğunu bildirmez; telefonda kullanılan ad veya unvan + speaking kalıbının parçasıdır.
Alıştırma
Telefona cevap verme kalıbını tek sözcükle tamamlayın: Anna Lee ____.
Cevabı göster
speaking
Not to worry: nazikçe rahatlatma ifadesi
Not to worry, “Endişelenmeye gerek yok” anlamına gelen, karşıdakini rahatlatmak için kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede Peppa'yı sakinleştirir ve konuşanın durumla ilgilenebileceğini gösterir. Açık bir özne olmadan tek başına kullanılan, kısaltılmış ve deyimleşmiş bir yapıdır. Sözcük sözcük kurmak yerine bütün bir yanıt olarak öğrenin.
Alıştırma
Yanıtı dersteki kalıplaşmış rahatlatma ifadesiyle tamamlayın: "I'm sorry I sent the wrong file." "____. I can send the right one now."
Cevabı göster
Not to worry
I'm on my way: bir hedefe doğru yolda olduğunu belirtmek
I'm on my way, konuşanın yola çıktığını ya da hemen yola çıkmak üzere olduğunu ve bağlamdan anlaşılan bir hedefe doğru gittiğini belirtir. Genellikle konuşanın geldiğini ve yakında varacağını bildirerek karşıdakini rahatlatır. Burada on my way, on + iyelik biçimi + way kalıbıdır. Hedef bağlamdan belliyse söylenmeyebilir; belirtmek için I'm on my way to the station örneğindeki gibi to kullanılır. Buradaki my way, “benim kişisel yöntemim” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yolculuk durumunu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: "Are you coming to the station?" "Yes, ____. I'll be there in ten minutes."
Cevabı göster
I'm on my way
Caught Pedro's cough, have we? ile nazikçe doğrulama
Gündelik konuşmada baştaki Caught Pedro's cough bölümünde we have söylenmez. Tam düşünce kabaca So we have caught Pedro's cough şeklindedir. Have we?, yaygın olumsuz biçim haven't we? yerine önceki sözü yineleyen olumlu bir soru ekidir. Burada konuşan kişi öksürük belirtilerini zaten görmüştür ve ulaştığı sonucu nazikçe doğrulamak ya da yorumlamak için bu yapıyı kullanır. Samimi we, konuşan kişinin de hasta olduğu anlamına gelmeden karşıdaki grubu ifade edebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi örnekte have we? ile esas olarak ne yapıyor?
- Konuşan kişi herkese hemen öksürmeyi bırakmalarını emretmektedir.
- Konuşan kişi durum hakkında hiçbir şey bilmemektedir ve tarafsız bir soru sormaktadır.
- Konuşan kişi durumu zaten fark etmiştir ve nazikçe doğrulamaktadır.
Cevabı göster
Konuşan kişi durumu zaten fark etmiştir ve nazikçe doğrulamaktadır.
Stand in line: sıraya girme talimatı
Stand in line, bir sıra oluşturmak veya sıraya katılıp sırayla beklemek demektir. Buradaki line, yerde çizilmiş bir işareti değil, insan sırasını ifade eder. Stand cümlenin başında fiilin yalın hâliyle kullanıldığı için Stand in line bir emir cümlesidir: konuşan kişi gruba ne yapması gerektiğini doğrudan söyler.
Alıştırma
Klinik görevlisinin talimatını hedef ifadeyle tamamlayın: Please ____ and wait until your name is called.
Cevabı göster
stand in line
open wide: ağzı iyice açma yönergesi
Bu cümlede open wide, “ağzını iyice aç” anlamına gelen kısa bir yönergedir. Ağız veya boğaz muayenesinde nesnenin your mouth olduğu durumdan anlaşılır. Wide, ağzın ne kadar açılması gerektiğini belirtir. Nesneyi açıkça söylemek gerektiğinde yapı Open your mouth wide şeklinde genişletilebilir.
Alıştırma
Dişçide, “ağzını iyice aç” anlamındaki iki kelimelik yönergeyi tamamlayın: Please ____.
Cevabı göster
open wide
tastes like: bir tadı bir şeyle karşılaştırmak
Tastes like, “benzer bir tada sahip” anlamına gelir. Yapı özne + taste/tastes like + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada it tekildir; bu yüzden taste, tastes olur ve custard ile old socks karşılaştırılan iki unsurdur. Bir tadı bir şeyle karşılaştırırken, o şey normalde yiyecek olmasa bile taste like kullanılır. old socks gibi mizahi bir karşılaştırma gerçek malzemeleri değil, hoş olmayan bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi taste like ifadesinin doğru iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: The sauce ____ roasted peppers.
Cevabı göster
tastes like
custard and old socks: saçma bir tat birleşimi
Custard tatlı ve yumuşak kıvamlı bir kremadır; old socks ise kötü bir kokuyu ve kimsenin yemeyeceği bir şeyi düşündürür. İkisini yan yana getirmek saçma bir uyumsuzluk yaratır. Bu cümlede bu birleşim komik bir abartıdır: konuşan kişi ilacın içinde gerçekten custard ya da çorap olduğunu değil, tadının tuhaf biçimde tatlı ve nahoş olduğunu anlatır. Normalde bir araya gelmeyen isimleri beklenmedik şekilde birleştirmek mizah yaratabilir.
Alıştırma
Bu cümlede custard and old socks ne anlatıyor?
- Geleneksel bir custard tarifini anlatır.
- Tuhaf ve nahoş bir tadı komik biçimde abartır.
- İlacın gerçek malzemelerini söyler.
Cevabı göster
Tuhaf ve nahoş bir tadı komik biçimde abartır.
Thank you for looking after us: Thank you for + -ing yapısı
Thank you for + isim veya -ing biçimi, teşekkürün nedenini belirtir. Burada for looking after us, konuşanın Doktor Brown Bear'a kendileriyle ilgilendiği için teşekkür ettiğini gösterir. for bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: Thank you for helping me denir, Thank you for help me denmez. Bu yapı, teşekkür ettiğiniz belirli davranışı söylemenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Thank you for ____ me with the boxes.
Cevabı göster
helping
look after: birinin veya bir şeyin bakımını üstlenmek
Look after, birine veya bir şeye bakmak ve onun ihtiyaçlarından ya da güvenliğinden sorumlu olmak anlamına gelen öbeksi bir fiildir. looking after us ifadesinde looking, for edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir; after ise öbeksi fiilin bir parçası olarak kalır. Nesne normalde bütün ifadenin ardından gelir: look after the children, look after him. Bakımını üstlenme anlamında after sözcüğünü çıkarmayın.
Alıştırma
Bir arkadaşınız seyahate çıkacak ve köpeğine bakmanızı istiyor. Hangi cümlede doğru ifade kullanılmıştır?
- Could you look at my dog this weekend?
- Could you look for my dog this weekend?
- Could you look after my dog this weekend?
Cevabı göster
Could you look after my dog this weekend?
there's no one to + fiil: yapacak kimse yok
There's, There is yapısının kısaltılmış biçimidir. there's no one to + fiilin yalın biçimi kalıbı, eylemi yapabilecek, buna müsait ya da bu işten sorumlu hiç kimsenin olmadığını anlatır. Örnekte to look after him, eksik olan kişinin üstlenmesi gereken rolü, yani ona bakabilecek birini tanımlar. Burada to + fiil, no one ifadesini niteler; amaç bildiren bir yapı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp There is/There's no one to answer/help/call şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için there's, no one ve to ipuçlarını doğru sırayla kullanın: The front desk is empty, so ____ answer visitors' questions.
Cevabı göster
there's no one to
We've come to look after ...: bir ziyaretin amacını belirtmek
We've come to look after you cümlesinde we've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; have come ise konuşanların varmış ve şu anda burada olduğunu gösterir. to look after you mastar yapısı neden geldiklerini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has come to + fiilin yalın hâlidir: Bir kişi o eylemi yapmak amacıyla gelmiştir.
Alıştırma
“Size yardım etmek için geldik” anlamını doğal biçimde veren cümle hangisidir?
- We've come helping you.
- We've come to help you.
- We've come for help you.
Cevabı göster
We've come to help you.
Here's some fruit: bir şeyi sunmak veya uzatmak
Here's some fruit bir sunma ifadesidir. Konuşan kişi meyveyi uzatır ya da dinleyenin dikkatini meyveye çeker; bu nedenle bu bağlamda "This is for you." ifadesine benzer bir işlev görebilir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. Here's + isim öbeği kalıbı, yakındaki bir nesneyi konuşmaya dâhil eder.
Alıştırma
Bir misafire bir bilet uzatıyorsunuz. Cümleyi here is ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ your ticket.
Cevabı göster
Here's
It tastes like jammy yogurt-flavored custard socks. Deyimler
1:44Tadı reçelli yoğurt aromalı muhallebi çorabı gibi.
jammy yogurt-flavored custard socks: absürt bir tat betimlemesi
Burada jammy, yogurt-flavored ve custard sözcükleri socks sözcüğünün önünde üst üste kullanılır. Jammy reçel benzeri bir tatlılık veya kıvamı çağrıştırır; yogurt-flavored, “yoğurt aromalı” anlamına gelen birleşik bir sıfattır; custard ise bir tatlı çağrışımı daha ekler. Bu ifade gerçek bir yiyeceğin adı değil, bilerek anlamsızlaştırılmış bir betimlemedir. Önce bir tatlı bekletir, sonra yenmeyen socks “çoraplar” sözcüğüyle biter. Bu sürpriz, kötü bir tadın betimlenmesini eğlenceli ve abartılı bir mizaha dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede jammy yogurt-flavored custard socks neden komiktir?
- Tatlı yiyecek betimlemelerini üst üste dizer ve sonra beklenmedik socks ismiyle biter.
- Resmî bir yoğurt tatlısı adıdır.
- Socks sözcüğünü standart bir yemek terimi olarak kullanır.
Cevabı göster
Tatlı yiyecek betimlemelerini üst üste dizer ve sonra beklenmedik socks ismiyle biter.
And here's a song to make you feel better. Dilbilgisi
1:51Ve işte sizi daha iyi hissettirecek bir şarkı.
make you feel better: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make you feel better ifadesinde make, “bir sonuca neden olmak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: you nesnedir, feel ise fiilin yalın hâlidir. Etken bir cümlede ikinci fiil yalın hâlde kalır. Feel better, fiziksel olarak daha rahat olmak ya da duygusal olarak daha iyi hissetmek anlamına gelebilir. Burada şarkı, bu iyileşmeyi sağlamak amacıyla sunulur.
Alıştırma
Cümleyi feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The warm soup made Mia ____ better.
Cevabı göster
feel
Daddy, can I help?: yardım teklif etmek
Can I help? günlük hayatta kibarca yardım teklif etmenin bir yoludur. Konuşan kişi yardım etme yeteneğine sahip olup olmadığını değil, işe katılıp yararlı bir şey yapıp yapamayacağını sorar. Daddy bir hitap sözüdür ve kiminle konuşulduğunu gösterir; yardım teklifi Can I help? kısmıdır. Görevi belirtmek için help with ifadesinden sonra bir isim ya da help ifadesinden sonra bir kişi ve fiilin yalın hâli kullanılabilir.
Alıştırma
Aileniz odayı topluyor. Hangi cümle yardımınızı teklif eder?
- Can you help me?
- Should I leave?
- Can I help?
Cevabı göster
Can I help?
Can you clear away all these vegetable peelings? Öbek fiiller
2:01Bütün bu sebze kabuklarını kaldırabilir misin?
clear away: gereksiz eşyaları kaldırmak
Clear away artık gerekmeyen veya bir yeri dağınık gösteren şeyleri kaldırmak anlamına gelir. Bu cümlede sebze kabuklarının çalışma alanından alınıp atılması istenir. Clear away ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda hem clear away the plates hem de clear the plates away mümkündür. Nesne zamir olduğunda zamir fiil ile parçacığın arasına gelir: clear them away.
Alıştırma
Clear away ifadesini them zamiriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: These empty cups are in the way. Please ____.
Cevabı göster
clear them away
Vegetable peelings don't go in the normal bin. Notlar
2:07Sebze kabukları normal çöp kutusuna atılmaz.
Vegetable peelings: sebzelerden soyulan kabuklar
Vegetable peelings, sebzeler soyulurken çıkarılan kabukları ve ince parçaları ifade eder. Peelings çoğul bir isimdir ve sebzelerin kendisini değil, çıkarılan parçaları anlatır. Bu ifade mutfak atıklarından, kompost yapımından veya çöplerin ayrıştırılmasından söz ederken sık kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede vegetable peelings ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Sebzeler soyulurken çıkarılan kabuklar ve ince parçalar.
- Bir sebze bahçesinde yetişen bitkiler.
- Pişirilmeye hazır bütün sebzeler.
Cevabı göster
Sebzeler soyulurken çıkarılan kabuklar ve ince parçalar.
the normal bin ... this brown bin: atık ayırma kategorileri
Burada the normal bin sıradan ev çöplerinin atıldığı kutuyu ifade eder. This brown bin ise sebze kabukları için ayrılmış başka bir kutuyu gösterir. Bu karşıtlık, yönergeyi oraya değil; buraya koy biçiminde düzenler. Bu Birleşik Krallık sahnesinde brown, yalnızca kutunun görünüşünü anlatmaz; organik atıklar için bir ayrıştırma işareti olarak kullanılır.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Birleşik Krallık’ın her bölgesinde brown bin tamamen aynı tür atıkları kabul eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Britanya İngilizcesinde banana skin
Bu cümlede banana skin, muzdan soyulan dış kabuk anlamına gelir. Buradaki skin, insan derisini değil, bir meyvenin dış katmanını ifade eder. Banana skin, bu nesne için Britanya İngilizcesinde yaygın kullanılan bir sözcük birlikteliğidir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesi bağlamında, muzdan soyulan dış kabuğun en tipik adı hangisidir?
- banana shell
- banana skin
- banana peel
Cevabı göster
banana skin
and all sorts of fruit and vegetable leftovers in here. Kalıp ifadeler
2:19ve her çeşit meyve ve sebze artığı var.
all sorts of: birçok farklı türde
all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Ardından bir isim gelir; all sorts of books ve all sorts of food örneklerinde olduğu gibi. Çoğul sayılabilen isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir. Burada konuşmacı önce onions ve carrots sözcüklerini sayar, ardından all sorts of ile listeyi diğer birçok meyve ve sebze artığı türünü kapsayacak şekilde genişletir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “birçok farklı türde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The library has ____ books for young readers.
Cevabı göster
all sorts of
Do Granny and Grandpa Pig eat potato peelings?
2:25Büyükanne ve Büyükbaba Domuz patates kabuğu yer mi?
We can take these round there after lunch. Kelime
2:37Bunları öğle yemeğinden sonra oraya götürebiliriz.
Günlük Britanya İngilizcesinde take these round there
Bu cümlede take these round there, “bunları o yere götürmek veya teslim etmek” anlamına gelir. These zamiri sebze kabuklarını, there ise Büyükanne ve Büyükbaba Pig'in evini gösterir. Günlük Britanya İngilizcesinde take something round, bir şeyi birinin evine götürmek anlamına gelebilir ve çoğu zaman kısa bir ziyareti de içerir. Buradaki round, bilinen yere doğru hareketi gösterir; yuvarlak bir şekli anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede günlük Britanya İngilizcesindeki round, paketi iki konuşmacının da bildiği bir yere teslim etmek anlamında kullanılmıştır?
- I'll take the parcel round there after lunch.
- I'll take the round parcel there after lunch.
- I'll take the parcel round and round after lunch.
Cevabı göster
I'll take the parcel round there after lunch.
Mummy Pig, Peppa and George are taking the vegetable peelings Kalıp ifadeler
2:42Anne Domuz, Peppa ve George sebze kabuklarını
are taking ... over to: başka bir yere hareket
Are taking the vegetable peelings over to, “sebze kabuklarını buradan Büyükanne ve Büyükbaba Pig'in evine götürüyorlar” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı take + nesne + over to + hedef şeklindedir. Over, mevcut yerden başka bir yere hareket etme fikrini ekler; burada “üstünde” anlamına gelmez. Are taking şimdiki zamanın devam biçimidir ve yolculuğun veya teslimatın devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi şimdiki zamanın devam biçimindeki take + nesne + over to + hedef yapısıyla tamamlayın: We're ____ the spare chairs ____ the community hall.
Cevabı göster
taking · over to
We've got ... for someone: Birisi için hazır bir şeye sahip olmak
We've got, we have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada have got, “şu anda sahip olmak” anlamına gelir: Konuşan kişiler, dinleyen kişi için özel bir hediye hazırlamıştır. Hediyeyi az önce aldıkları anlamına gelmez. have got + şey + for + kişi yapısı, bir şeyin o kişi için mevcut, hazırlanmış veya ona verilmek üzere olduğunu anlatır. Bu durumda konuşan kişilerin hediyeyi dinleyiciye vermek için getirdiğini doğal biçimde ima eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. We ile başlayın ve have got yapısının konuşma dilindeki biçimini kullanın: ____ a table ready for you.
Cevabı göster
We've got
my compost heap: kompost yapmak için kullanılan bir yığın
Compost heap; yaprak, meyve veya sebze kabukları gibi biyolojik olarak parçalanabilen bahçe ve mutfak malzemelerinin toprağa yararlı komposta dönüşmesi için bir araya yığıldığı yerdir. Cümledeki my, yığının konuşan kişiye ait olduğunu gösterir. the peelings are for it ise kabukların sıradan çöp olarak atılmayıp bu yığına ekleneceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede compost heap doğru kullanılmıştır?
- We store clean plates on the compost heap.
- We add fallen leaves to the compost heap.
- We wash our hands in the compost heap.
Cevabı göster
We add fallen leaves to the compost heap.
I'll show you: göstererek yanıt vermek
I'll show you, I will show you ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşan kişi yalnızca anlatmak yerine karşısındakine bir şeyi göstereceğini veya nasıl çalıştığını uygulamalı olarak göstereceğini belirtir. Gösterilen şeyin adı söylenmez, çünkü iki kişi de ne hakkında konuştuklarını zaten bilir. Bu nedenle cümle, What is it? ya da How does it work? gibi sorulara doğal bir yanıttır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kart numaranızın nasıl çalıştığını soruyor ve siz de göstermeye karar veriyorsunuz. Niyetinizi en iyi hangi yanıt ifade eder?
- I'll show you.
- I'll hide it.
- I'll describe it later.
Cevabı göster
I'll show you.
a very clever wooden ...: ustaca tasarımı anlatan clever
a very clever wooden box ifadesinde clever, kutunun düşünebildiğini değil, tasarımını anlatır. Nesneyi yaratıcı ve ustaca tasarlanmış olduğu için över: bir sorunu etkili, hatta şaşırtıcı bir yolla çözer ya da çalışır. Very, clever ile yapılan övgüyü güçlendirir; wooden ise malzemeyi belirtir. Yani clever tasarımı değerlendirir, wooden da kutunun neden yapıldığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede clever, bir nesnenin ustaca tasarımını övmek için kullanılmıştır?
- This clever student solved the puzzle quickly.
- This wooden lock is beside the door.
- This clever lock opens with one simple turn.
Cevabı göster
This clever lock opens with one simple turn.
and then out of the bottom comes lovely rich earth called compost. Notlar
3:29ve alttan kompost denilen güzel ve zengin toprak çıkıyor.
out of the bottom comes ...: yön ifadesini başa alan devrik yapı
Burada out of the bottom başa getirildiği için comes fiili özneden önce gelir. Özne, the bottom değil, lovely rich earth called compost isim öbeğinin tamamıdır. Yönü başa alan bu devrik yapı, neyin ortaya çıktığını söylemeden önce güzergâhı veya yeri sunar. Normal özne-fiil sırasıyla cümle şöyledir: Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.
Alıştırma
Hangi cümle aynı temel anlamı normal özne-fiil sırasıyla verir?
- Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.
- Out of lovely rich earth comes the bottom.
- The bottom comes out of lovely rich earth called compost.
Cevabı göster
Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.
lovely rich earth: rich sözcüğünün verimli anlamı
lovely rich earth ifadesinde rich, verimli ve besin açısından zengin demektir; yani bitkilerin büyümesine yardımcı olan toprağı niteler. Burada varlıklı anlamına gelmez. Bahçecilik bağlamında earth, toprak anlamına gelebilir; lovely ise konuşanın sıcak beğenisini ekler. İfade bütünüyle çok iyi ve verimli toprak anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede rich, lovely rich earth ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The garden has rich soil that helps vegetables grow.
- The actor became rich after a successful film.
- The cake has a rich chocolate flavour.
Cevabı göster
The garden has rich soil that helps vegetables grow.
How does it do that?: bir şeyin nasıl çalıştığını sormak
How does it do that?, daha önce sözü edilen bir sonucun arkasındaki yöntemi veya mekanizmayı sorar. it nesneyi ya da sistemi belirtir; that ise önceki eyleme veya sonuca gönderme yapar. Kalıp How + does + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Geniş zamandaki uyumu does taşıdığı için do yalın hâlde kalır. Ne olduğunu veya bir şeyin ne yapabildiğini zaten biliyor ve bunu nasıl yaptığını öğrenmek istiyorsanız bu soruyu kullanın.
Alıştırma
Bir makine kirli suyu temiz suya dönüştürebiliyor. Sonucu zaten biliyor ve yöntemi sormak istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?
- How does it do that?
- What does it do?
- Why does it do that?
Cevabı göster
How does it do that?
I've got some little friends that give it some help. Deyimler
3:43Ona yardım eden bazı küçük arkadaşlarım var.
friends that give it some help: sevecen kişileştirme
Bu cümlede friends, kompostlaşmaya yardımcı olan solucanlar için kullanılan sıcak ve kişileştirilmiş bir addır; insan arkadaşlar anlamına gelmez. Solucanlara little friends denmesi anlatımı daha samimi ve eğlenceli kılar. that give it some help, friends sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. give it some help, ona yardım etmek anlamına gelir; it ise konuşulan kompost düzeneğini veya sürecini belirtir. Bu ifade solucanları yardım etmeye istekli küçük yardımcılar gibi gösterir.
Alıştırma
Çocuklara yönelik bir kompost açıklamasında konuşmacı şöyle diyor: I've got some little friends that give it some help. Ardından little friends ifadesinin worms olduğunu söylüyor. Burada little friends ne anlama gelir?
- Kompost kutusunu onarmak için işe alınmış kişiler.
- Arkadaşmış gibi anlatılan yardımsever solucanlar.
- Küçük çocuk olan insan arkadaşlar.
Cevabı göster
Arkadaşmış gibi anlatılan yardımsever solucanlar.
wriggly worms: kıvrılıp duran solucanlar
wriggly worms ifadesinde wriggly, sürekli kıvrılıp bükülerek hareket etmek anlamına gelen bir sıfattır. Solucanların yalnızca yer değiştirdiğini söylemek yerine, kıvranışlarını canlı biçimde göz önüne getirir. Bu sözcük başka küçük hayvanları veya vücudunu durmadan kıpırdatan bir kişiyi de anlatabilir; örneğin a wriggly child denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle sürekli kıvrılıp bükülen bir solucanı anlatır?
- The toy worm was made of wood.
- The wriggly worm kept twisting in my hand.
- The motionless worm lay under a leaf.
Cevabı göster
The wriggly worm kept twisting in my hand.
The worms turn all the fruit and vegetables into compost. Dilbilgisi
3:56Solucanlar bütün meyve ve sebzeleri komposta dönüştürüyor.
turn A into B: A'yı B'ye dönüştürmek
Turn A into B, A'nın B hâline gelmesini sağlamak demektir. Örnekte değişime the worms neden olur, all the fruit and vegetables A'dır ve compost B'dir. subject + turn + A + into + B kalıbını kullanın. Nesne olan A, turn sözcüğünden; sonuç olan B ise into sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak turn A into B kalıbını tamamlayın: The artist turned an empty jar ____ a lamp.
Cevabı göster
into
remember to send ...: yapılacak bir işi hatırlamak
remember to send me your drawings ifadesinde remember to + fiilin yalın hâli, yapılması gereken bir işi unutmamak anlamına gelir. Bu hatırlatma yapıldığında resimleri gönderme işi henüz tamamlanmamıştır. to sözcüğünden sonra send yalın hâliyle kullanılır. Bu yapı, birine yapması gereken herhangi bir eylemi hatırlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hatırlatmayı submit sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Please remember ____ the form before Friday.
Cevabı göster
to submit
at playgroup: Britanya'da okul öncesi çocuklara yönelik bir ortam
Britanya'daki çocuk yaşamıyla ilgili bu bağlamda playgroup, okul öncesi çocukların oynayıp sosyalleştiği düzenli bir grup veya etkinliktir. At playgroup, Peppa ve arkadaşlarının bu etkinliğe katıldığını ya da etkinliğin genellikle yapıldığı yerde bulunduğunu anlatır. Bu ifade, sıradan bir ilkokul sınıfını değil, küçük çocuklara yönelik bir ortamı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle playgroup sözcüğünün Britanya İngilizcesindeki yaygın anlamını gösterir?
- The toddlers are painting and singing at playgroup.
- The accountants are reviewing the budget at playgroup.
- The university students are taking an exam at playgroup.
Cevabı göster
The toddlers are painting and singing at playgroup.
Children, today we will do drawings for Mr. Potato.
4:08Çocuklar, bugün Bay Patates için resimler çizeceğiz.
Anladığını belirtmek için Oh, I see.
Bu cümlede Oh, I see. “Şimdi anladım” anlamına gelir. Buradaki see, gözle görmekten değil, konuşma dilindeki yaygın “anlamak” anlamından söz eder. Oh yeni bir bilgiye verilen anlık tepkiyi, I see ise karşıdakinin açıklamasının artık anlamlı geldiğini gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız toplantının neden daha geç başladığını açıklıyor. Artık anladığınızı doğal biçimde gösteren yanıt hangisidir?
- Oh, I see.
- Oh, I disagree.
- Oh, I forgot.
Cevabı göster
Oh, I see.
put the drawings in an envelope: put A in B kalıbı
Put A in B, A’yı B’nin içinde kalacak şekilde hareket ettirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the drawings; B ise an envelope ifadesidir. Genel sözcük sırası put + nesne + in + kap biçimindedir. in edatı kabı belirtir; bu nedenle put the drawings in an envelope, resimleri zarfın içine koyma eylemini anlatır.
Alıştırma
Bir kartın zarfın içine girmesi gerekiyor. Hangi cümle put A in B kalıbını doğru kullanır?
- Put the card at the envelope.
- Put the card on the envelope.
- Put the card in the envelope.
Cevabı göster
Put the card in the envelope.
post them to Mr. Potato: Britanya İngilizcesinde postayla göndermek anlamındaki post
Bu cümlede post, bir şeyi posta hizmetiyle göndermek anlamındaki bir fiildir. post + nesne + to + alıcı yapısı, neyin gönderildiğini ve kimin alacağını gösterir. Mektup ve paketlerden söz ederken post, Britanya İngilizcesinde yaygındır. Resimler bir zarfa konduğu için post burada fiziksel bir şeyi postayla göndermek demektir; internette yayımlamak demek değildir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesiyle fiziksel bir mektubu posta hizmetiyle göndereceğinizi söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- I'll post the letter to Sam tomorrow.
- I'll apply for the post tomorrow.
- I'll post the letter online tomorrow.
- The fence post needs repair.
Cevabı göster
I'll post the letter to Sam tomorrow.
It is morning and time for the Mr. Potato Show. Kalıp ifadeler
4:50Sabah oldu ve Bay Patates Şovu zamanı.
time for the Mr. Potato Show: time for + isim
Time for + isim veya isim öbeği, bir etkinliğin planlanan ya da beklenen zamanının geldiğini belirtir. Buradaki isim öbeği the Mr. Potato Show olduğundan konuşmacı programın başlamak üzere olduğunu duyurur. Yaygın tam kalıp It's time for + isim biçimindedir; It's time for lunch. buna örnektir. Bu kalıp, bir günlük düzen veya program içindeki bir sonraki etkinliğe geçmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Etkinliğin şimdi başlaması gerektiğini belirtmek üzere bir isimden önce kullanılan iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: It's ____ lunch.
Cevabı göster
time for
Please welcome your friend and mine, Mr. Potato. Anlatım akışı
4:54Lütfen sizin ve benim arkadaşım Bay Patates'i karşılayın.
Please welcome your friend and mine: bir konuğu tanıtmak
Sunucu, izleyicinin dikkatini birazdan görünecek kişiye çekmek ve genellikle alkışlarla sıcak bir karşılama istemek için Please welcome ... der. Cümle önce izleyiciye ne yapacağını söyler, ardından konuğu your friend and mine diye samimi biçimde tanımlar ve son olarak konuğun adını, Mr. Potato, verir. Your friend and mine, a friend of yours and a friend of mine anlamına gelir. Burada konuğu tanıdık gösteren sıcak bir söyleyiştir; herkesin konuğu gerçekten kişisel bir arkadaş olarak tanıdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Sunucunun sahne anonsunu “sıcak biçimde karşılamak” anlamındaki fiille tamamlayın: Please ____ tonight's guest, Ms. Chen.
Cevabı göster
welcome
We posted some drawings to Mr. Potato in an envelope.
5:00Bay Patates'e bir zarf içinde bazı resimler gönderdik.
get the envelope: receive anlamındaki get
Bu soruda get, receive anlamındadır. Did you get the envelope? zarfın karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını sorar; kişinin zarfı gidip alıp almadığını veya satın alıp almadığını sormaz. Nesne mektup, e-posta, mesaj veya paket gibi gönderilen ya da teslim edilen bir şey olduğunda get konuşma dilinde sıkça bu anlamda kullanılır. Nesne ve durum, get fiilinin bu anlamını seçmenize yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede get, gönderilen bir şeyi almak anlamındadır?
- I got tired after lunch.
- I got your email this morning.
- I got the joke immediately.
- I got on the bus at noon.
Cevabı göster
I got your email this morning.
He's on television: televizyon yayınında görünmek
He's on television, kişinin bir televizyon yayınında göründüğü anlamına gelir. Buradaki on, kişiyi görüntüsünü ileten medya aracına bağlar; televizyon cihazının üstündeki fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be on television şeklindedir ve günlük konuşmada çoğunlukla be on TV diye kısaltılır.
Alıştırma
Televizyon yayınında görünme anlamını vermek için cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. TV yerine television kullanın: The scientist will be ____ tonight.
Cevabı göster
on television
I've received an envelope full of drawings: receive + kap + full of + içerik
I've received, I have received ifadesinin present perfect zamandaki kısaltılmış biçimidir. Teslim alma işini tamamlanmış ve şu anla ilgili gösterir; receive ise ifadeye get sözcüğünden biraz daha resmî bir duyuru tonu verir. An envelope full of drawings, içinde çok sayıda çizim bulunan bir zarf demektir. İsim + full of + isim kalıbında full of, içindekileri açıklamak için kabı belirten isimden sonra gelir.
Alıştırma
Resmî cümleyi, teslim alma anlamındaki ders fiili ve çok sayıda eşya içeren bir kabı anlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum has ____ a package ____ old photographs.
Cevabı göster
received · full of
looks very juicy: görsel bir izlenim için look + sıfat
Buradaki looks, 'görünmek' anlamında bir bağlayıcı fiildir. This tomato öznesini very juicy sıfat öbeğine bağlar ve domatesin görünüşüne dayalı bir izlenim verir. Bir şeyin nasıl göründüğünü anlatmak için özne + look/looks + sıfat yapısını kullan. Tekil öznede looks; çoğul öznelerde ve I/you/we/they ile look kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi look fiilinin doğru biçimiyle tamamla: The soup ____ delicious.
Cevabı göster
looks
Well done: başarılı bir sonucu övmek
Well done!, bir şeyi başarıyla tamamlayan veya iyi performans gösteren birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca bir şeyin iyi olduğunu değil, 'Bunu iyi yaptın' anlamını taşır. Tek başına kullanılabilir veya Well done, George. örneğindeki gibi ardından kişinin adı gelebilir. Bir başarı hakkında doğrudan ve olumlu geri bildirim verir.
Alıştırma
Bir arkadaşın zor bir yapbozu yeni tamamladı. Hangi yanıt bu başarıyı doğrudan över?
- Good luck! You finished it.
- Never mind! You finished it.
- Well done! You finished it.
Cevabı göster
Well done! You finished it.
But this picture from Peppa Pig is my favorite.
5:27Ama Peppa Pig'den gelen bu resim benim favorim.
It shows Daddy Pig watching TV: show + nesne + -ing
Burada show fiilini Daddy Pig nesnesi ve watching TV şeklindeki -ing yan cümlesi izler. show + nesne + -ing kalıbı, bir resim, fotoğraf veya videoda bir kişi ya da nesnenin bir eylemi yaparken görünmesini anlatır. Watching TV, sahnede Daddy Pig'in ne yaptığını belirtir. Resmin ona televizyon izlettirdiği veya televizyonu ona gösterdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Fotoğraf açıklamasını run fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The photo shows Ava ____ across the finish line.
Cevabı göster
running
Looks like Daddy Pig needs some exercise. Kalıp ifadeler
5:39Görünüşe göre Baba Domuz'un biraz egzersize ihtiyacı var.
Looks like Daddy Pig needs...: belirtilere dayanarak tahminde bulunmak
Looks like + yan cümle, görülen veya fark edilen şeylere dayanan bir sonuç belirtir. Burada konuşan kişi, içinde bulunulan durumu Daddy Pig needs some exercise yargısına kanıt olarak kullanır. Bu ifade, söylenenleri kesinleşmiş bir gerçek değil, bir çıkarım gibi gösterir. Günlük konuşmada cümlenin başındaki Looks like..., It looks like... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. like sonrasındaki sözler kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle oluşturur: Daddy Pig needs some exercise.
Alıştırma
Cümleyi It looks like ifadesinin günlük konuşmadaki biçimiyle tamamlayın: The office is dark and the door is locked. ____ everyone has gone home.
Cevabı göster
Looks like
Come on: birini harekete geçmeye teşvik etmek veya cesaretlendirmek
Burada Come on, Baba Domuz’u etkinliğe başlamaya veya katılmaya yönelten kısa ve arkadaşça bir teşviktir. “Haydi” ya da “Sen de katıl” anlamına gelir; mutlaka “bana doğru gel” demek değildir. Genel olarak birini başlaması, devam etmesi veya bir kez daha denemesi için cesaretlendirmekte kullanılır.
Alıştırma
Bir takım arkadaşı pes etmek üzere. Hangi cümle onu denemeye devam etmesi için arkadaşça teşvik eder?
- The match starts tomorrow.
- Well done—you finished!
- Come on, you can do it!
- Take a break if you need one.
Cevabı göster
Come on, you can do it!
Let's do some jumping up and down: birlikte yapılacak bir şey önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve diğer insanların birlikte bir şey yapmasını önermek için kullanılır. Bu cümlede Let's do..., konuşan kişi de dâhil olmak üzere herkesi katılmaya davet eder. Do some jumping ifadesinde jumping bir etkinlik olarak kullanılır; up and down ise hareketin yönünü anlatır. let's ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir: let's do doğrudur; let's to do veya let's doing kullanılmaz.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin yalın hâliyle ortak öneriyi tamamlayın: Let's ____ some stretching before practice. (do)
Cevabı göster
do
all right ile tereddütlü kabul
Burada all right, bir öneriyi kabul eden yanıttır; “Peki, kabul ediyorum.” anlamına gelir. Bir kişinin ya da şeyin iyi durumda olduğunu anlatmaz. Baştaki Oh ve durum, bu kabulün tereddütlü veya biraz isteksiz duyulmasını sağlar. All right tek başına nötr de olabilir; kabulün istekli mi isteksiz mi olduğu bağlam ve tonlamadan anlaşılır.
Alıştırma
Bu durumda Oh, all right. ne ifade ediyor?
- Konuşan kişi öneriyi reddediyor.
- Konuşan kişi her şeyin iyi durumda olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi öneriyi kabul ediyor ama çok hevesli değil.
Cevabı göster
Konuşan kişi öneriyi kabul ediyor ama çok hevesli değil.
likes jumping up and down: bir etkinlikten hoşlanmayı anlatan like + -ing
likes jumping up and down ifadesinde like fiili likes biçiminde kullanılır ve ardından, kişinin hoşlandığı etkinliği adlandıran -ing biçimi jumping gelir. like + fiil-ing kalıbı genel olarak hobilerden ve etkinliklerden söz etmek için kullanılır. Daddy Pig üçüncü tekil şahıs olduğundan like, likes olur. Up and down, zıplamanın tekrarlanan yönünü belirtir; dil bilgisi kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlamak için dance fiilinin -ing biçimini kullanın: Nina likes ____ after school.
Cevabı göster
dancing