Peppa Yardım Ediyor 🐷 @PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
584 kelime 124 kel/dk

Video özeti: Üç Peppa Pig öyküsünde Pedro’nun öksürüğünün yetişkinlere bulaşması ve herkesin hastalanan doktora bakması, mutfak kabuklarının solucanların yardımıyla komposta dönüşmesi ve Bay Patates’e gönderilen resimlerin Baba Pig’i egzersiz yapmaya yöneltmesi anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'm on my way. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Yardım isteğine cevap verirken veya varış durumunu bildirirken yola çıktığınızı ya da karşınızdaki kişinin bulunduğu yere doğru ilerlediğinizi bu hazır ifadeyle doğal biçimde söyleyebilirsiniz. 2. turn all the fruit and vegetables into — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir malzemenin, nesnenin veya durumun başka bir şeye dönüşmesini ya da işlenmesini açıklayan, farklı bağlamlara aktarılabilen turn ... into ... kalıbını tanıyın; öyküde solucanlar artıkları komposta dönüştürür. 3. It shows Daddy Pig watching TV. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir resim, fotoğraf veya videoda kimin ya da neyin göründüğünü ve hangi eylemin gerçekleştiğini birlikte anlatmak için show + nesne + -ing yapısını kullanabilirsiniz.

Bu derste

Madame Gazelle.

0:00

Bayan Gazel.

Can you sing your song now?

0:01

Şarkınızı şimdi söyleyebilir misiniz?

Of course, Peppa. Ton ve niyet

0:03

Elbette, Peppa.

Ton ve niyet

Of course: Bir isteği memnuniyetle kabul etme

Of course, biri yardım veya izin istediğinde “evet, tabii” ya da “elbette yapabilirsin” anlamına gelen kalıplaşmış bir yanıttır. Burada Peppa’ya hızlı ve istekli bir şekilde evet denir; bu ifadede course, “kurs” anlamına gelmez. Aynı ifade, beklenen bir şeyi “doğal olarak” anlamıyla doğrulamak için de kullanılabilir. İstekli bir kabul mü ifade ettiği, yoksa bir şeyin açık olduğunu mu vurguladığı önceki sorudan ve konuşanın tonundan anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Can you help me carry these books?” diye soruyor. Hangi yanıt samimi ve istekli bir evet anlamına gelir?

  1. On course.
  2. A course.
  3. Of course.
Cevabı göster

Of course.

Miss Polly had a dolly who was

0:07

Bayan Polly'nin bir bebeği vardı...

Oh dear.

0:16

Ah canım.

All the grown-ups have got Pedro's cough. Notlar

0:17

Bütün yetişkinler Pedro'nun öksürüğüne yakalandı.

Kelime

All the grown-ups: Çocuk merkezli dilde yetişkinler

All the grown-ups ifadesinde grown-ups, sayılabilen grown-up isminin çoğuludur ve “yetişkinler” demektir. All the, durumdan hangi grup olduğu zaten anlaşılan gruptaki her yetişkini kapsar. grown-up burada “büyümüş kişiler” şeklinde geçici bir betimleme değil, normal bir isimdir. Özellikle çocuklar yetişkinlerden söz ederken veya rahat aile dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi grown-up sözcüğünün çoğuluyla tamamlayın: At the museum, the children followed the guide while the ____ walked behind them.

Cevabı göster

grown-ups

Dilbilgisi

Mevcut bir durumu anlatan have got

Buradaki have got, şu anki bir durumu anlatır: yetişkinlerde şimdi Pedro'dakiyle aynı öksürük vardır. Bu kullanımda have got tek bir yapı olarak düşünülür ve geniş zamandaki have ile aynı anlama gelir. Got, bir şeyi alma eyleminin tamamlandığını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi have anlamındaki iki sözcüklü Britanya İngilizcesi konuşma kalıbıyla tamamlayın: We ____ enough chairs for everyone.

Cevabı göster

have got

Doctor Brown Bear speaking. Kalıp ifadeler

0:21

Doktor Boz Ayı konuşuyor.

Kalıp ifadeler

Telefonda kendini tanıtan Doctor Brown Bear speaking.

Doctor Brown Bear speaking. telefona cevap verirken kullanılan kısa bir kalıptır. Telefonu açan kişinin kim olduğunu bildirir ve This is Doctor Brown Bear. anlamına gelir. Özne ile be fiilinin bir biçimi söylenmez. Buradaki speaking, yalnızca birinin konuştuğunu bildirmez; telefonda kullanılan ad veya unvan + speaking kalıbının parçasıdır.

Alıştırma

Telefona cevap verme kalıbını tek sözcükle tamamlayın: Anna Lee ____.

Cevabı göster

speaking

This is Peppa Pig.

0:23

Ben Peppa Pig.

All the grown-ups are ill.

0:25

Bütün yetişkinler hasta.

Not to worry, Peppa. Ton ve niyet

0:27

Endişelenme, Peppa.

Ton ve niyet

Not to worry: nazikçe rahatlatma ifadesi

Not to worry, “Endişelenmeye gerek yok” anlamına gelen, karşıdakini rahatlatmak için kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede Peppa'yı sakinleştirir ve konuşanın durumla ilgilenebileceğini gösterir. Açık bir özne olmadan tek başına kullanılan, kısaltılmış ve deyimleşmiş bir yapıdır. Sözcük sözcük kurmak yerine bütün bir yanıt olarak öğrenin.

Alıştırma

Yanıtı dersteki kalıplaşmış rahatlatma ifadesiyle tamamlayın: "I'm sorry I sent the wrong file." "____. I can send the right one now."

Cevabı göster

Not to worry

I'm on my way. Kalıp ifadeler

0:29

Yoldayım.

Kalıp ifadeler

I'm on my way: bir hedefe doğru yolda olduğunu belirtmek

I'm on my way, konuşanın yola çıktığını ya da hemen yola çıkmak üzere olduğunu ve bağlamdan anlaşılan bir hedefe doğru gittiğini belirtir. Genellikle konuşanın geldiğini ve yakında varacağını bildirerek karşıdakini rahatlatır. Burada on my way, on + iyelik biçimi + way kalıbıdır. Hedef bağlamdan belliyse söylenmeyebilir; belirtmek için I'm on my way to the station örneğindeki gibi to kullanılır. Buradaki my way, “benim kişisel yöntemim” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yolculuk durumunu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: "Are you coming to the station?" "Yes, ____. I'll be there in ten minutes."

Cevabı göster

I'm on my way

Hello, everyone.

0:37

Herkese merhaba.

Caught Pedro's cough, have we? Dilbilgisi

0:39

Pedro'nun öksürüğüne yakalandınız, değil mi?

Dilbilgisi

Caught Pedro's cough, have we? ile nazikçe doğrulama

Gündelik konuşmada baştaki Caught Pedro's cough bölümünde we have söylenmez. Tam düşünce kabaca So we have caught Pedro's cough şeklindedir. Have we?, yaygın olumsuz biçim haven't we? yerine önceki sözü yineleyen olumlu bir soru ekidir. Burada konuşan kişi öksürük belirtilerini zaten görmüştür ve ulaştığı sonucu nazikçe doğrulamak ya da yorumlamak için bu yapıyı kullanır. Samimi we, konuşan kişinin de hasta olduğu anlamına gelmeden karşıdaki grubu ifade edebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi örnekte have we? ile esas olarak ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi herkese hemen öksürmeyi bırakmalarını emretmektedir.
  2. Konuşan kişi durum hakkında hiçbir şey bilmemektedir ve tarafsız bir soru sormaktadır.
  3. Konuşan kişi durumu zaten fark etmiştir ve nazikçe doğrulamaktadır.
Cevabı göster

Konuşan kişi durumu zaten fark etmiştir ve nazikçe doğrulamaktadır.

Very well.

0:43

Pekala.

Stand in line and open wide. Kalıp ifadeler

0:44

Sıraya girin ve ağzınızı kocaman açın.

Kalıp ifadeler

Stand in line: sıraya girme talimatı

Stand in line, bir sıra oluşturmak veya sıraya katılıp sırayla beklemek demektir. Buradaki line, yerde çizilmiş bir işareti değil, insan sırasını ifade eder. Stand cümlenin başında fiilin yalın hâliyle kullanıldığı için Stand in line bir emir cümlesidir: konuşan kişi gruba ne yapması gerektiğini doğrudan söyler.

Alıştırma

Klinik görevlisinin talimatını hedef ifadeyle tamamlayın: Please ____ and wait until your name is called.

Cevabı göster

stand in line

Kalıp ifadeler

open wide: ağzı iyice açma yönergesi

Bu cümlede open wide, “ağzını iyice aç” anlamına gelen kısa bir yönergedir. Ağız veya boğaz muayenesinde nesnenin your mouth olduğu durumdan anlaşılır. Wide, ağzın ne kadar açılması gerektiğini belirtir. Nesneyi açıkça söylemek gerektiğinde yapı Open your mouth wide şeklinde genişletilebilir.

Alıştırma

Dişçide, “ağzını iyice aç” anlamındaki iki kelimelik yönergeyi tamamlayın: Please ____.

Cevabı göster

open wide

Hmm.

0:48

Hımm.

It tastes like custard and old socks. Notlar

0:52

Tadı muhallebi ve eski çorap gibi.

Dilbilgisi

tastes like: bir tadı bir şeyle karşılaştırmak

Tastes like, “benzer bir tada sahip” anlamına gelir. Yapı özne + taste/tastes like + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada it tekildir; bu yüzden taste, tastes olur ve custard ile old socks karşılaştırılan iki unsurdur. Bir tadı bir şeyle karşılaştırırken, o şey normalde yiyecek olmasa bile taste like kullanılır. old socks gibi mizahi bir karşılaştırma gerçek malzemeleri değil, hoş olmayan bir izlenimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi taste like ifadesinin doğru iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: The sauce ____ roasted peppers.

Cevabı göster

tastes like

Deyimler

custard and old socks: saçma bir tat birleşimi

Custard tatlı ve yumuşak kıvamlı bir kremadır; old socks ise kötü bir kokuyu ve kimsenin yemeyeceği bir şeyi düşündürür. İkisini yan yana getirmek saçma bir uyumsuzluk yaratır. Bu cümlede bu birleşim komik bir abartıdır: konuşan kişi ilacın içinde gerçekten custard ya da çorap olduğunu değil, tadının tuhaf biçimde tatlı ve nahoş olduğunu anlatır. Normalde bir araya gelmeyen isimleri beklenmedik şekilde birleştirmek mizah yaratabilir.

Alıştırma

Bu cümlede custard and old socks ne anlatıyor?

  1. Geleneksel bir custard tarifini anlatır.
  2. Tuhaf ve nahoş bir tadı komik biçimde abartır.
  3. İlacın gerçek malzemelerini söyler.
Cevabı göster

Tuhaf ve nahoş bir tadı komik biçimde abartır.

Thank you for looking after us, Notlar

0:56

Bize baktığınız için teşekkürler,

Dr. Brown Bear.

0:58

Dr. Boz Ayı.

Dilbilgisi

Thank you for looking after us: Thank you for + -ing yapısı

Thank you for + isim veya -ing biçimi, teşekkürün nedenini belirtir. Burada for looking after us, konuşanın Doktor Brown Bear'a kendileriyle ilgilendiği için teşekkür ettiğini gösterir. for bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: Thank you for helping me denir, Thank you for help me denmez. Bu yapı, teşekkür ettiğiniz belirli davranışı söylemenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Thank you for ____ me with the boxes.

Cevabı göster

helping

Öbek fiiller

look after: birinin veya bir şeyin bakımını üstlenmek

Look after, birine veya bir şeye bakmak ve onun ihtiyaçlarından ya da güvenliğinden sorumlu olmak anlamına gelen öbeksi bir fiildir. looking after us ifadesinde looking, for edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir; after ise öbeksi fiilin bir parçası olarak kalır. Nesne normalde bütün ifadenin ardından gelir: look after the children, look after him. Bakımını üstlenme anlamında after sözcüğünü çıkarmayın.

Alıştırma

Bir arkadaşınız seyahate çıkacak ve köpeğine bakmanızı istiyor. Hangi cümlede doğru ifade kullanılmıştır?

  1. Could you look at my dog this weekend?
  2. Could you look for my dog this weekend?
  3. Could you look after my dog this weekend?
Cevabı göster

Could you look after my dog this weekend?

Who looks after you when you're ill?

1:00

Siz hastayken size kim bakıyor?

No one looks after me.

1:03

Bana kimse bakmaz.

I'm never ill.

1:05

Ben asla hasta olmam.

Oh dear.

1:09

Ah canım.

Dr. Brown Bear has caught Pedro's cough.

1:09

Dr. Boz Ayı Pedro'nun öksürüğüne yakalandı.

Not to worry.

1:12

Endişelenmeyin.

Goodbye.

1:13

Hoşça kalın.

Goodbye.

1:15

Hoşça kalın.

Poor Dr. Brown Bear.

1:16

Zavallı Dr. Boz Ayı.

He's ill and there's no one to look after him. Dilbilgisi

1:18

Hasta ve ona bakacak kimse yok.

Dilbilgisi

there's no one to + fiil: yapacak kimse yok

There's, There is yapısının kısaltılmış biçimidir. there's no one to + fiilin yalın biçimi kalıbı, eylemi yapabilecek, buna müsait ya da bu işten sorumlu hiç kimsenin olmadığını anlatır. Örnekte to look after him, eksik olan kişinin üstlenmesi gereken rolü, yani ona bakabilecek birini tanımlar. Burada to + fiil, no one ifadesini niteler; amaç bildiren bir yapı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp There is/There's no one to answer/help/call şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için there's, no one ve to ipuçlarını doğru sırayla kullanın: The front desk is empty, so ____ answer visitors' questions.

Cevabı göster

there's no one to

Oh.

1:22

Oh.

Who can that be?

1:31

Bu kim olabilir?

Hello.

1:33

Merhaba.

We've come to look after you. Dilbilgisi

1:34

Size bakmaya geldik.

Dilbilgisi

We've come to look after ...: bir ziyaretin amacını belirtmek

We've come to look after you cümlesinde we've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; have come ise konuşanların varmış ve şu anda burada olduğunu gösterir. to look after you mastar yapısı neden geldiklerini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has come to + fiilin yalın hâlidir: Bir kişi o eylemi yapmak amacıyla gelmiştir.

Alıştırma

“Size yardım etmek için geldik” anlamını doğal biçimde veren cümle hangisidir?

  1. We've come helping you.
  2. We've come to help you.
  3. We've come for help you.
Cevabı göster

We've come to help you.

Here's some fruit. Kalıp ifadeler

1:36

İşte biraz meyve.

Kalıp ifadeler

Here's some fruit: bir şeyi sunmak veya uzatmak

Here's some fruit bir sunma ifadesidir. Konuşan kişi meyveyi uzatır ya da dinleyenin dikkatini meyveye çeker; bu nedenle bu bağlamda "This is for you." ifadesine benzer bir işlev görebilir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. Here's + isim öbeği kalıbı, yakındaki bir nesneyi konuşmaya dâhil eder.

Alıştırma

Bir misafire bir bilet uzatıyorsunuz. Cümleyi here is ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ your ticket.

Cevabı göster

Here's

And some cushions.

1:39

Ve birkaç yastık.

And here is your medicine.

1:41

Ve işte ilacınız.

Yeah.

1:43

Evet.

It tastes like jammy yogurt-flavored custard socks. Deyimler

1:44

Tadı reçelli yoğurt aromalı muhallebi çorabı gibi.

Deyimler

jammy yogurt-flavored custard socks: absürt bir tat betimlemesi

Burada jammy, yogurt-flavored ve custard sözcükleri socks sözcüğünün önünde üst üste kullanılır. Jammy reçel benzeri bir tatlılık veya kıvamı çağrıştırır; yogurt-flavored, “yoğurt aromalı” anlamına gelen birleşik bir sıfattır; custard ise bir tatlı çağrışımı daha ekler. Bu ifade gerçek bir yiyeceğin adı değil, bilerek anlamsızlaştırılmış bir betimlemedir. Önce bir tatlı bekletir, sonra yenmeyen socks “çoraplar” sözcüğüyle biter. Bu sürpriz, kötü bir tadın betimlenmesini eğlenceli ve abartılı bir mizaha dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede jammy yogurt-flavored custard socks neden komiktir?

  1. Tatlı yiyecek betimlemelerini üst üste dizer ve sonra beklenmedik socks ismiyle biter.
  2. Resmî bir yoğurt tatlısı adıdır.
  3. Socks sözcüğünü standart bir yemek terimi olarak kullanır.
Cevabı göster

Tatlı yiyecek betimlemelerini üst üste dizer ve sonra beklenmedik socks ismiyle biter.

And here's a song to make you feel better. Dilbilgisi

1:51

Ve işte sizi daha iyi hissettirecek bir şarkı.

Dilbilgisi

make you feel better: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make you feel better ifadesinde make, “bir sonuca neden olmak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: you nesnedir, feel ise fiilin yalın hâlidir. Etken bir cümlede ikinci fiil yalın hâlde kalır. Feel better, fiziksel olarak daha rahat olmak ya da duygusal olarak daha iyi hissetmek anlamına gelebilir. Burada şarkı, bu iyileşmeyi sağlamak amacıyla sunulur.

Alıştırma

Cümleyi feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The warm soup made Mia ____ better.

Cevabı göster

feel

Daddy, can I help? Ton ve niyet

1:57

Baba, yardım edebilir miyim?

Ton ve niyet

Daddy, can I help?: yardım teklif etmek

Can I help? günlük hayatta kibarca yardım teklif etmenin bir yoludur. Konuşan kişi yardım etme yeteneğine sahip olup olmadığını değil, işe katılıp yararlı bir şey yapıp yapamayacağını sorar. Daddy bir hitap sözüdür ve kiminle konuşulduğunu gösterir; yardım teklifi Can I help? kısmıdır. Görevi belirtmek için help with ifadesinden sonra bir isim ya da help ifadesinden sonra bir kişi ve fiilin yalın hâli kullanılabilir.

Alıştırma

Aileniz odayı topluyor. Hangi cümle yardımınızı teklif eder?

  1. Can you help me?
  2. Should I leave?
  3. Can I help?
Cevabı göster

Can I help?

Thank you, Peppa.

2:00

Teşekkürler, Peppa.

Can you clear away all these vegetable peelings? Öbek fiiller

2:01

Bütün bu sebze kabuklarını kaldırabilir misin?

Öbek fiiller

clear away: gereksiz eşyaları kaldırmak

Clear away artık gerekmeyen veya bir yeri dağınık gösteren şeyleri kaldırmak anlamına gelir. Bu cümlede sebze kabuklarının çalışma alanından alınıp atılması istenir. Clear away ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda hem clear away the plates hem de clear the plates away mümkündür. Nesne zamir olduğunda zamir fiil ile parçacığın arasına gelir: clear them away.

Alıştırma

Clear away ifadesini them zamiriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: These empty cups are in the way. Please ____.

Cevabı göster

clear them away

Okay.

2:03

Tamam.

Stop, Peppa.

2:05

Dur, Peppa.

Vegetable peelings don't go in the normal bin. Notlar

2:07

Sebze kabukları normal çöp kutusuna atılmaz.

Kelime

Vegetable peelings: sebzelerden soyulan kabuklar

Vegetable peelings, sebzeler soyulurken çıkarılan kabukları ve ince parçaları ifade eder. Peelings çoğul bir isimdir ve sebzelerin kendisini değil, çıkarılan parçaları anlatır. Bu ifade mutfak atıklarından, kompost yapımından veya çöplerin ayrıştırılmasından söz ederken sık kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede vegetable peelings ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Sebzeler soyulurken çıkarılan kabuklar ve ince parçalar.
  2. Bir sebze bahçesinde yetişen bitkiler.
  3. Pişirilmeye hazır bütün sebzeler.
Cevabı göster

Sebzeler soyulurken çıkarılan kabuklar ve ince parçalar.

They go in this brown bin.

2:10

Bu kahverengi kutuya atılırlar.

Kültür

the normal bin ... this brown bin: atık ayırma kategorileri

Burada the normal bin sıradan ev çöplerinin atıldığı kutuyu ifade eder. This brown bin ise sebze kabukları için ayrılmış başka bir kutuyu gösterir. Bu karşıtlık, yönergeyi oraya değil; buraya koy biçiminde düzenler. Bu Birleşik Krallık sahnesinde brown, yalnızca kutunun görünüşünü anlatmaz; organik atıklar için bir ayrıştırma işareti olarak kullanılır.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Birleşik Krallık’ın her bölgesinde brown bin tamamen aynı tür atıkları kabul eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Ooh.

2:12

Ooh.

Banana.

2:13

Muz.

That's right, George.

2:14

Doğru, George.

It's a banana skin. Kelime

2:16

O bir muz kabuğu.

Kelime

Britanya İngilizcesinde banana skin

Bu cümlede banana skin, muzdan soyulan dış kabuk anlamına gelir. Buradaki skin, insan derisini değil, bir meyvenin dış katmanını ifade eder. Banana skin, bu nesne için Britanya İngilizcesinde yaygın kullanılan bir sözcük birlikteliğidir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesi bağlamında, muzdan soyulan dış kabuğun en tipik adı hangisidir?

  1. banana shell
  2. banana skin
  3. banana peel
Cevabı göster

banana skin

And there are onions and carrots

2:18

Ve burada soğanlar ve havuçlar

and all sorts of fruit and vegetable leftovers in here. Kalıp ifadeler

2:19

ve her çeşit meyve ve sebze artığı var.

Kalıp ifadeler

all sorts of: birçok farklı türde

all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Ardından bir isim gelir; all sorts of books ve all sorts of food örneklerinde olduğu gibi. Çoğul sayılabilen isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir. Burada konuşmacı önce onions ve carrots sözcüklerini sayar, ardından all sorts of ile listeyi diğer birçok meyve ve sebze artığı türünü kapsayacak şekilde genişletir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “birçok farklı türde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The library has ____ books for young readers.

Cevabı göster

all sorts of

Granny and Grandpa will like these.

2:23

Büyükanne ve Büyükbaba bunları sevecek.

Do Granny and Grandpa Pig eat potato peelings?

2:25

Büyükanne ve Büyükbaba Domuz patates kabuğu yer mi?

No, Peppa.

2:31

Hayır, Peppa.

They're for Grandpa's garden.

2:32

Onlar Büyükbaba'nın bahçesi için.

They help his plants grow.

2:34

Bitkilerinin büyümesine yardımcı olurlar.

Ooh.

2:36

Ooh.

We can take these round there after lunch. Kelime

2:37

Bunları öğle yemeğinden sonra oraya götürebiliriz.

Kelime

Günlük Britanya İngilizcesinde take these round there

Bu cümlede take these round there, “bunları o yere götürmek veya teslim etmek” anlamına gelir. These zamiri sebze kabuklarını, there ise Büyükanne ve Büyükbaba Pig'in evini gösterir. Günlük Britanya İngilizcesinde take something round, bir şeyi birinin evine götürmek anlamına gelebilir ve çoğu zaman kısa bir ziyareti de içerir. Buradaki round, bilinen yere doğru hareketi gösterir; yuvarlak bir şekli anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede günlük Britanya İngilizcesindeki round, paketi iki konuşmacının da bildiği bir yere teslim etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. I'll take the parcel round there after lunch.
  2. I'll take the round parcel there after lunch.
  3. I'll take the parcel round and round after lunch.
Cevabı göster

I'll take the parcel round there after lunch.

Ooh, goodie.

2:40

Ooh, harika.

Mummy Pig, Peppa and George are taking the vegetable peelings Kalıp ifadeler

2:42

Anne Domuz, Peppa ve George sebze kabuklarını

over to Granny and Grandpa Pig's house.

2:45

Büyükanne ve Büyükbaba Domuz'un evine götürüyorlar.

Kalıp ifadeler

are taking ... over to: başka bir yere hareket

Are taking the vegetable peelings over to, “sebze kabuklarını buradan Büyükanne ve Büyükbaba Pig'in evine götürüyorlar” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı take + nesne + over to + hedef şeklindedir. Over, mevcut yerden başka bir yere hareket etme fikrini ekler; burada “üstünde” anlamına gelmez. Are taking şimdiki zamanın devam biçimidir ve yolculuğun veya teslimatın devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi şimdiki zamanın devam biçimindeki take + nesne + over to + hedef yapısıyla tamamlayın: We're ____ the spare chairs ____ the community hall.

Cevabı göster

taking · over to

We are here.

2:48

Geldik.

Hooray.

2:50

Yaşasın.

Grandpa Pig.

2:52

Büyükbaba Domuz.

Grandpa Pig.

2:54

Büyükbaba Domuz.

We've got a special present for you. Dilbilgisi

2:55

Sana özel bir hediyemiz var.

Dilbilgisi

We've got ... for someone: Birisi için hazır bir şeye sahip olmak

We've got, we have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada have got, “şu anda sahip olmak” anlamına gelir: Konuşan kişiler, dinleyen kişi için özel bir hediye hazırlamıştır. Hediyeyi az önce aldıkları anlamına gelmez. have got + şey + for + kişi yapısı, bir şeyin o kişi için mevcut, hazırlanmış veya ona verilmek üzere olduğunu anlatır. Bu durumda konuşan kişilerin hediyeyi dinleyiciye vermek için getirdiğini doğal biçimde ima eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. We ile başlayın ve have got yapısının konuşma dilindeki biçimini kullanın: ____ a table ready for you.

Cevabı göster

We've got

Ah.

2:58

Ah.

Vegetable peelings.

2:59

Sebze kabukları.

Fantastic.

3:01

Harika.

My garden will like these.

3:03

Bahçem bunları sevecek.

Does your garden eat vegetables?

3:05

Bahçen sebze mi yiyor?

No, Peppa.

3:09

Hayır, Peppa.

These peelings are for my compost heap. Kelime

3:10

Bu kabuklar benim kompost yığınım için.

Kelime

my compost heap: kompost yapmak için kullanılan bir yığın

Compost heap; yaprak, meyve veya sebze kabukları gibi biyolojik olarak parçalanabilen bahçe ve mutfak malzemelerinin toprağa yararlı komposta dönüşmesi için bir araya yığıldığı yerdir. Cümledeki my, yığının konuşan kişiye ait olduğunu gösterir. the peelings are for it ise kabukların sıradan çöp olarak atılmayıp bu yığına ekleneceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede compost heap doğru kullanılmıştır?

  1. We store clean plates on the compost heap.
  2. We add fallen leaves to the compost heap.
  3. We wash our hands in the compost heap.
Cevabı göster

We add fallen leaves to the compost heap.

What's that?

3:15

O nedir?

I'll show you. Kalıp ifadeler

3:16

Size göstereceğim.

Kalıp ifadeler

I'll show you: göstererek yanıt vermek

I'll show you, I will show you ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada konuşan kişi yalnızca anlatmak yerine karşısındakine bir şeyi göstereceğini veya nasıl çalıştığını uygulamalı olarak göstereceğini belirtir. Gösterilen şeyin adı söylenmez, çünkü iki kişi de ne hakkında konuştuklarını zaten bilir. Bu nedenle cümle, What is it? ya da How does it work? gibi sorulara doğal bir yanıttır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kart numaranızın nasıl çalıştığını soruyor ve siz de göstermeye karar veriyorsunuz. Niyetinizi en iyi hangi yanıt ifade eder?

  1. I'll show you.
  2. I'll hide it.
  3. I'll describe it later.
Cevabı göster

I'll show you.

Here it is.

3:18

İşte burada.

It's a wooden box.

3:19

Bu tahta bir kutu.

Yes, Peppa.

3:21

Evet, Peppa.

But it's a very clever wooden box. Kelime

3:22

Ama çok akıllı bir tahta kutu.

Kelime

a very clever wooden ...: ustaca tasarımı anlatan clever

a very clever wooden box ifadesinde clever, kutunun düşünebildiğini değil, tasarımını anlatır. Nesneyi yaratıcı ve ustaca tasarlanmış olduğu için över: bir sorunu etkili, hatta şaşırtıcı bir yolla çözer ya da çalışır. Very, clever ile yapılan övgüyü güçlendirir; wooden ise malzemeyi belirtir. Yani clever tasarımı değerlendirir, wooden da kutunun neden yapıldığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede clever, bir nesnenin ustaca tasarımını övmek için kullanılmıştır?

  1. This clever student solved the puzzle quickly.
  2. This wooden lock is beside the door.
  3. This clever lock opens with one simple turn.
Cevabı göster

This clever lock opens with one simple turn.

I put these peelings in the top

3:26

Bu kabukları üstten koyuyorum

and then out of the bottom comes lovely rich earth called compost. Notlar

3:29

ve alttan kompost denilen güzel ve zengin toprak çıkıyor.

Dilbilgisi

out of the bottom comes ...: yön ifadesini başa alan devrik yapı

Burada out of the bottom başa getirildiği için comes fiili özneden önce gelir. Özne, the bottom değil, lovely rich earth called compost isim öbeğinin tamamıdır. Yönü başa alan bu devrik yapı, neyin ortaya çıktığını söylemeden önce güzergâhı veya yeri sunar. Normal özne-fiil sırasıyla cümle şöyledir: Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.

Alıştırma

Hangi cümle aynı temel anlamı normal özne-fiil sırasıyla verir?

  1. Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.
  2. Out of lovely rich earth comes the bottom.
  3. The bottom comes out of lovely rich earth called compost.
Cevabı göster

Lovely rich earth called compost comes out of the bottom.

Kalıp ifadeler

lovely rich earth: rich sözcüğünün verimli anlamı

lovely rich earth ifadesinde rich, verimli ve besin açısından zengin demektir; yani bitkilerin büyümesine yardımcı olan toprağı niteler. Burada varlıklı anlamına gelmez. Bahçecilik bağlamında earth, toprak anlamına gelebilir; lovely ise konuşanın sıcak beğenisini ekler. İfade bütünüyle çok iyi ve verimli toprak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede rich, lovely rich earth ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The garden has rich soil that helps vegetables grow.
  2. The actor became rich after a successful film.
  3. The cake has a rich chocolate flavour.
Cevabı göster

The garden has rich soil that helps vegetables grow.

How does it do that? Ton ve niyet

3:36

Bunu nasıl yapıyor?

Ton ve niyet

How does it do that?: bir şeyin nasıl çalıştığını sormak

How does it do that?, daha önce sözü edilen bir sonucun arkasındaki yöntemi veya mekanizmayı sorar. it nesneyi ya da sistemi belirtir; that ise önceki eyleme veya sonuca gönderme yapar. Kalıp How + does + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Geniş zamandaki uyumu does taşıdığı için do yalın hâlde kalır. Ne olduğunu veya bir şeyin ne yapabildiğini zaten biliyor ve bunu nasıl yaptığını öğrenmek istiyorsanız bu soruyu kullanın.

Alıştırma

Bir makine kirli suyu temiz suya dönüştürebiliyor. Sonucu zaten biliyor ve yöntemi sormak istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?

  1. How does it do that?
  2. What does it do?
  3. Why does it do that?
Cevabı göster

How does it do that?

Is it a magic box?

3:38

Sihirli bir kutu mu?

No, Peppa.

3:41

Hayır, Peppa.

I've got some little friends that give it some help. Deyimler

3:43

Ona yardım eden bazı küçük arkadaşlarım var.

Deyimler

friends that give it some help: sevecen kişileştirme

Bu cümlede friends, kompostlaşmaya yardımcı olan solucanlar için kullanılan sıcak ve kişileştirilmiş bir addır; insan arkadaşlar anlamına gelmez. Solucanlara little friends denmesi anlatımı daha samimi ve eğlenceli kılar. that give it some help, friends sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. give it some help, ona yardım etmek anlamına gelir; it ise konuşulan kompost düzeneğini veya sürecini belirtir. Bu ifade solucanları yardım etmeye istekli küçük yardımcılar gibi gösterir.

Alıştırma

Çocuklara yönelik bir kompost açıklamasında konuşmacı şöyle diyor: I've got some little friends that give it some help. Ardından little friends ifadesinin worms olduğunu söylüyor. Burada little friends ne anlama gelir?

  1. Kompost kutusunu onarmak için işe alınmış kişiler.
  2. Arkadaşmış gibi anlatılan yardımsever solucanlar.
  3. Küçük çocuk olan insan arkadaşlar.
Cevabı göster

Arkadaşmış gibi anlatılan yardımsever solucanlar.

Where?

3:48

Nerede?

In here.

3:49

Burada, içeride.

Look.

3:51

Bakın.

Ah, wriggly worms. Kelime

3:52

Ah, kıpırdayan solucanlar.

Kelime

wriggly worms: kıvrılıp duran solucanlar

wriggly worms ifadesinde wriggly, sürekli kıvrılıp bükülerek hareket etmek anlamına gelen bir sıfattır. Solucanların yalnızca yer değiştirdiğini söylemek yerine, kıvranışlarını canlı biçimde göz önüne getirir. Bu sözcük başka küçük hayvanları veya vücudunu durmadan kıpırdatan bir kişiyi de anlatabilir; örneğin a wriggly child denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle sürekli kıvrılıp bükülen bir solucanı anlatır?

  1. The toy worm was made of wood.
  2. The wriggly worm kept twisting in my hand.
  3. The motionless worm lay under a leaf.
Cevabı göster

The wriggly worm kept twisting in my hand.

Wiggle, wiggle.

3:55

Kıpır kıpır.

The worms turn all the fruit and vegetables into compost. Dilbilgisi

3:56

Solucanlar bütün meyve ve sebzeleri komposta dönüştürüyor.

Dilbilgisi

turn A into B: A'yı B'ye dönüştürmek

Turn A into B, A'nın B hâline gelmesini sağlamak demektir. Örnekte değişime the worms neden olur, all the fruit and vegetables A'dır ve compost B'dir. subject + turn + A + into + B kalıbını kullanın. Nesne olan A, turn sözcüğünden; sonuç olan B ise into sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak turn A into B kalıbını tamamlayın: The artist turned an empty jar ____ a lamp.

Cevabı göster

into

And remember to send me your drawings. Dilbilgisi

4:00

Ve bana resimlerinizi göndermeyi unutmayın.

Dilbilgisi

remember to send ...: yapılacak bir işi hatırlamak

remember to send me your drawings ifadesinde remember to + fiilin yalın hâli, yapılması gereken bir işi unutmamak anlamına gelir. Bu hatırlatma yapıldığında resimleri gönderme işi henüz tamamlanmamıştır. to sözcüğünden sonra send yalın hâliyle kullanılır. Bu yapı, birine yapması gereken herhangi bir eylemi hatırlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hatırlatmayı submit sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Please remember ____ the form before Friday.

Cevabı göster

to submit

We will.

4:03

Göndereceğiz.

Peppa and her friends are at playgroup. Kültür

4:06

Peppa ve arkadaşları oyun grubunda.

Kültür

at playgroup: Britanya'da okul öncesi çocuklara yönelik bir ortam

Britanya'daki çocuk yaşamıyla ilgili bu bağlamda playgroup, okul öncesi çocukların oynayıp sosyalleştiği düzenli bir grup veya etkinliktir. At playgroup, Peppa ve arkadaşlarının bu etkinliğe katıldığını ya da etkinliğin genellikle yapıldığı yerde bulunduğunu anlatır. Bu ifade, sıradan bir ilkokul sınıfını değil, küçük çocuklara yönelik bir ortamı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle playgroup sözcüğünün Britanya İngilizcesindeki yaygın anlamını gösterir?

  1. The toddlers are painting and singing at playgroup.
  2. The accountants are reviewing the budget at playgroup.
  3. The university students are taking an exam at playgroup.
Cevabı göster

The toddlers are painting and singing at playgroup.

Children, today we will do drawings for Mr. Potato.

4:08

Çocuklar, bugün Bay Patates için resimler çizeceğiz.

Hooray.

4:13

Yaşasın.

I'm drawing a pineapple.

4:15

Ben bir ananas çiziyorum.

I'm drawing a carrot.

4:18

Ben bir havuç çiziyorum.

Very good.

4:20

Çok güzel.

What are you drawing, Emily?

4:21

Sen ne çiziyorsun, Emily?

A pea.

4:23

Bir bezelye.

Lovely.

4:24

Sevimli.

And Pedro?

4:25

Peki Pedro?

It's a super potato.

4:26

Bu bir süper patates.

Oh, I see. Ton ve niyet

4:28

Oh, anlıyorum.

Ton ve niyet

Anladığını belirtmek için Oh, I see.

Bu cümlede Oh, I see. “Şimdi anladım” anlamına gelir. Buradaki see, gözle görmekten değil, konuşma dilindeki yaygın “anlamak” anlamından söz eder. Oh yeni bir bilgiye verilen anlık tepkiyi, I see ise karşıdakinin açıklamasının artık anlamlı geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız toplantının neden daha geç başladığını açıklıyor. Artık anladığınızı doğal biçimde gösteren yanıt hangisidir?

  1. Oh, I see.
  2. Oh, I disagree.
  3. Oh, I forgot.
Cevabı göster

Oh, I see.

And George has drawn a wonderful tomato.

4:30

Ve George harika bir domates çizdi.

Peppa, what vegetable have you drawn?

4:34

Peppa, sen hangi sebze çizdin?

My daddy watching television.

4:37

Televizyon izleyen babam.

Oh, excellent.

4:40

Oh, mükemmel.

Now, we put the drawings in an envelope Kalıp ifadeler

4:42

Şimdi resimleri bir zarfa koyuyoruz

and post them to Mr. Potato. Kelime

4:45

ve Bay Patates'e postalıyoruz.

Kalıp ifadeler

put the drawings in an envelope: put A in B kalıbı

Put A in B, A’yı B’nin içinde kalacak şekilde hareket ettirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the drawings; B ise an envelope ifadesidir. Genel sözcük sırası put + nesne + in + kap biçimindedir. in edatı kabı belirtir; bu nedenle put the drawings in an envelope, resimleri zarfın içine koyma eylemini anlatır.

Alıştırma

Bir kartın zarfın içine girmesi gerekiyor. Hangi cümle put A in B kalıbını doğru kullanır?

  1. Put the card at the envelope.
  2. Put the card on the envelope.
  3. Put the card in the envelope.
Cevabı göster

Put the card in the envelope.

Kelime

post them to Mr. Potato: Britanya İngilizcesinde postayla göndermek anlamındaki post

Bu cümlede post, bir şeyi posta hizmetiyle göndermek anlamındaki bir fiildir. post + nesne + to + alıcı yapısı, neyin gönderildiğini ve kimin alacağını gösterir. Mektup ve paketlerden söz ederken post, Britanya İngilizcesinde yaygındır. Resimler bir zarfa konduğu için post burada fiziksel bir şeyi postayla göndermek demektir; internette yayımlamak demek değildir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesiyle fiziksel bir mektubu posta hizmetiyle göndereceğinizi söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?

  1. I'll post the letter to Sam tomorrow.
  2. I'll apply for the post tomorrow.
  3. I'll post the letter online tomorrow.
  4. The fence post needs repair.
Cevabı göster

I'll post the letter to Sam tomorrow.

It is morning and time for the Mr. Potato Show. Kalıp ifadeler

4:50

Sabah oldu ve Bay Patates Şovu zamanı.

Kalıp ifadeler

time for the Mr. Potato Show: time for + isim

Time for + isim veya isim öbeği, bir etkinliğin planlanan ya da beklenen zamanının geldiğini belirtir. Buradaki isim öbeği the Mr. Potato Show olduğundan konuşmacı programın başlamak üzere olduğunu duyurur. Yaygın tam kalıp It's time for + isim biçimindedir; It's time for lunch. buna örnektir. Bu kalıp, bir günlük düzen veya program içindeki bir sonraki etkinliğe geçmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Etkinliğin şimdi başlaması gerektiğini belirtmek üzere bir isimden önce kullanılan iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: It's ____ lunch.

Cevabı göster

time for

Please welcome your friend and mine, Mr. Potato. Anlatım akışı

4:54

Lütfen sizin ve benim arkadaşım Bay Patates'i karşılayın.

Anlatım akışı

Please welcome your friend and mine: bir konuğu tanıtmak

Sunucu, izleyicinin dikkatini birazdan görünecek kişiye çekmek ve genellikle alkışlarla sıcak bir karşılama istemek için Please welcome ... der. Cümle önce izleyiciye ne yapacağını söyler, ardından konuğu your friend and mine diye samimi biçimde tanımlar ve son olarak konuğun adını, Mr. Potato, verir. Your friend and mine, a friend of yours and a friend of mine anlamına gelir. Burada konuğu tanıdık gösteren sıcak bir söyleyiştir; herkesin konuğu gerçekten kişisel bir arkadaş olarak tanıdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Sunucunun sahne anonsunu “sıcak biçimde karşılamak” anlamındaki fiille tamamlayın: Please ____ tonight's guest, Ms. Chen.

Cevabı göster

welcome

We posted some drawings to Mr. Potato in an envelope.

5:00

Bay Patates'e bir zarf içinde bazı resimler gönderdik.

Did you get the envelope? Kelime

5:05

Zarfı aldın mı?

Kelime

get the envelope: receive anlamındaki get

Bu soruda get, receive anlamındadır. Did you get the envelope? zarfın karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığını sorar; kişinin zarfı gidip alıp almadığını veya satın alıp almadığını sormaz. Nesne mektup, e-posta, mesaj veya paket gibi gönderilen ya da teslim edilen bir şey olduğunda get konuşma dilinde sıkça bu anlamda kullanılır. Nesne ve durum, get fiilinin bu anlamını seçmenize yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede get, gönderilen bir şeyi almak anlamındadır?

  1. I got tired after lunch.
  2. I got your email this morning.
  3. I got the joke immediately.
  4. I got on the bus at noon.
Cevabı göster

I got your email this morning.

He can't hear you, Daddy.

5:07

Seni duyamaz, Baba.

He's on television. Kelime

5:09

O televizyonda.

Kelime

He's on television: televizyon yayınında görünmek

He's on television, kişinin bir televizyon yayınında göründüğü anlamına gelir. Buradaki on, kişiyi görüntüsünü ileten medya aracına bağlar; televizyon cihazının üstündeki fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be on television şeklindedir ve günlük konuşmada çoğunlukla be on TV diye kısaltılır.

Alıştırma

Televizyon yayınında görünme anlamını vermek için cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. TV yerine television kullanın: The scientist will be ____ tonight.

Cevabı göster

on television

Oh, yes, of course.

5:11

Oh, evet, tabii ki.

I've received an envelope full of drawings. Kalıp ifadeler

5:13

Resimlerle dolu bir zarf aldım.

Kalıp ifadeler

I've received an envelope full of drawings: receive + kap + full of + içerik

I've received, I have received ifadesinin present perfect zamandaki kısaltılmış biçimidir. Teslim alma işini tamamlanmış ve şu anla ilgili gösterir; receive ise ifadeye get sözcüğünden biraz daha resmî bir duyuru tonu verir. An envelope full of drawings, içinde çok sayıda çizim bulunan bir zarf demektir. İsim + full of + isim kalıbında full of, içindekileri açıklamak için kabı belirten isimden sonra gelir.

Alıştırma

Resmî cümleyi, teslim alma anlamındaki ders fiili ve çok sayıda eşya içeren bir kabı anlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum has ____ a package ____ old photographs.

Cevabı göster

received · full of

This tomato looks very juicy. Dilbilgisi

5:18

Bu domates çok sulu görünüyor.

Dilbilgisi

looks very juicy: görsel bir izlenim için look + sıfat

Buradaki looks, 'görünmek' anlamında bir bağlayıcı fiildir. This tomato öznesini very juicy sıfat öbeğine bağlar ve domatesin görünüşüne dayalı bir izlenim verir. Bir şeyin nasıl göründüğünü anlatmak için özne + look/looks + sıfat yapısını kullan. Tekil öznede looks; çoğul öznelerde ve I/you/we/they ile look kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi look fiilinin doğru biçimiyle tamamla: The soup ____ delicious.

Cevabı göster

looks

That's George's picture.

5:21

Bu George'un resmi.

Well done, George. Ton ve niyet

5:25

Aferin, George.

Ton ve niyet

Well done: başarılı bir sonucu övmek

Well done!, bir şeyi başarıyla tamamlayan veya iyi performans gösteren birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca bir şeyin iyi olduğunu değil, 'Bunu iyi yaptın' anlamını taşır. Tek başına kullanılabilir veya Well done, George. örneğindeki gibi ardından kişinin adı gelebilir. Bir başarı hakkında doğrudan ve olumlu geri bildirim verir.

Alıştırma

Bir arkadaşın zor bir yapbozu yeni tamamladı. Hangi yanıt bu başarıyı doğrudan över?

  1. Good luck! You finished it.
  2. Never mind! You finished it.
  3. Well done! You finished it.
Cevabı göster

Well done! You finished it.

But this picture from Peppa Pig is my favorite.

5:27

Ama Peppa Pig'den gelen bu resim benim favorim.

Wow.

5:31

Vay canına.

That's my picture.

5:32

Bu benim resmim.

It shows Daddy Pig watching TV. Dilbilgisi

5:34

Baba Domuz'un TV izlediğini gösteriyor.

Dilbilgisi

It shows Daddy Pig watching TV: show + nesne + -ing

Burada show fiilini Daddy Pig nesnesi ve watching TV şeklindeki -ing yan cümlesi izler. show + nesne + -ing kalıbı, bir resim, fotoğraf veya videoda bir kişi ya da nesnenin bir eylemi yaparken görünmesini anlatır. Watching TV, sahnede Daddy Pig'in ne yaptığını belirtir. Resmin ona televizyon izlettirdiği veya televizyonu ona gösterdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Fotoğraf açıklamasını run fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The photo shows Ava ____ across the finish line.

Cevabı göster

running

Hmm.

5:38

Hımm.

Looks like Daddy Pig needs some exercise. Kalıp ifadeler

5:39

Görünüşe göre Baba Domuz'un biraz egzersize ihtiyacı var.

Kalıp ifadeler

Looks like Daddy Pig needs...: belirtilere dayanarak tahminde bulunmak

Looks like + yan cümle, görülen veya fark edilen şeylere dayanan bir sonuç belirtir. Burada konuşan kişi, içinde bulunulan durumu Daddy Pig needs some exercise yargısına kanıt olarak kullanır. Bu ifade, söylenenleri kesinleşmiş bir gerçek değil, bir çıkarım gibi gösterir. Günlük konuşmada cümlenin başındaki Looks like..., It looks like... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. like sonrasındaki sözler kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle oluşturur: Daddy Pig needs some exercise.

Alıştırma

Cümleyi It looks like ifadesinin günlük konuşmadaki biçimiyle tamamlayın: The office is dark and the door is locked. ____ everyone has gone home.

Cevabı göster

Looks like

Hey, what?

5:43

Hey, ne?

Come on, Daddy Pig. Ton ve niyet

5:44

Hadi, Baba Domuz.

Ton ve niyet

Come on: birini harekete geçmeye teşvik etmek veya cesaretlendirmek

Burada Come on, Baba Domuz’u etkinliğe başlamaya veya katılmaya yönelten kısa ve arkadaşça bir teşviktir. “Haydi” ya da “Sen de katıl” anlamına gelir; mutlaka “bana doğru gel” demek değildir. Genel olarak birini başlaması, devam etmesi veya bir kez daha denemesi için cesaretlendirmekte kullanılır.

Alıştırma

Bir takım arkadaşı pes etmek üzere. Hangi cümle onu denemeye devam etmesi için arkadaşça teşvik eder?

  1. The match starts tomorrow.
  2. Well done—you finished!
  3. Come on, you can do it!
  4. Take a break if you need one.
Cevabı göster

Come on, you can do it!

Let's do some jumping up and down. Dilbilgisi

5:45

Biraz zıplayalım.

Dilbilgisi

Let's do some jumping up and down: birlikte yapılacak bir şey önermek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve diğer insanların birlikte bir şey yapmasını önermek için kullanılır. Bu cümlede Let's do..., konuşan kişi de dâhil olmak üzere herkesi katılmaya davet eder. Do some jumping ifadesinde jumping bir etkinlik olarak kullanılır; up and down ise hareketin yönünü anlatır. let's ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir: let's do doğrudur; let's to do veya let's doing kullanılmaz.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâliyle ortak öneriyi tamamlayın: Let's ____ some stretching before practice. (do)

Cevabı göster

do

Oh, all right. Ton ve niyet

5:48

Oh, pekala.

Ton ve niyet

all right ile tereddütlü kabul

Burada all right, bir öneriyi kabul eden yanıttır; “Peki, kabul ediyorum.” anlamına gelir. Bir kişinin ya da şeyin iyi durumda olduğunu anlatmaz. Baştaki Oh ve durum, bu kabulün tereddütlü veya biraz isteksiz duyulmasını sağlar. All right tek başına nötr de olabilir; kabulün istekli mi isteksiz mi olduğu bağlam ve tonlamadan anlaşılır.

Alıştırma

Bu durumda Oh, all right. ne ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi öneriyi reddediyor.
  2. Konuşan kişi her şeyin iyi durumda olduğunu söylüyor.
  3. Konuşan kişi öneriyi kabul ediyor ama çok hevesli değil.
Cevabı göster

Konuşan kişi öneriyi kabul ediyor ama çok hevesli değil.

Up, down.

5:50

Yukarı, aşağı.

Daddy Pig likes jumping up and down. Dilbilgisi

5:52

Baba Domuz zıplamayı sever.

Dilbilgisi

likes jumping up and down: bir etkinlikten hoşlanmayı anlatan like + -ing

likes jumping up and down ifadesinde like fiili likes biçiminde kullanılır ve ardından, kişinin hoşlandığı etkinliği adlandıran -ing biçimi jumping gelir. like + fiil-ing kalıbı genel olarak hobilerden ve etkinliklerden söz etmek için kullanılır. Daddy Pig üçüncü tekil şahıs olduğundan like, likes olur. Up and down, zıplamanın tekrarlanan yönünü belirtir; dil bilgisi kalıbının bir parçası değildir.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlamak için dance fiilinin -ing biçimini kullanın: Nina likes ____ after school.

Cevabı göster

dancing

Everyone likes jumping up and down.

5:55

Herkes zıplamayı sever.