Da Vinci'nin Vitruvius Adamı'ndaki matematik - James Earle: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Leonardo’nun Vitruvius Adamı’nın neden Rönesans’ın simgesi hâline geldiğini; daire ile kareye ilişkin geometri problemini Vitruvius’un oranları, Yeni Platonculuğun insan özgürlüğü anlayışı ve eserde sanat, matematik, din, felsefe ile mimarinin birleşmesi üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. often called squaring a circle — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bir daireyle aynı alana sahip kare oluşturmayı amaçlayan antik geometri problemini anlamak ve matematiksel olarak olanaksız bu görevin, Leonardo’nun insan bedenini iki şekli birleştiren bir metafor olarak kullanmasını yorumlamak için neden gerekli bir arka plan sunduğunu görmek. 2. could crawl down the chain and behave like an animal, or crawl up the chain and behave like a god. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Büyük Varlık Zinciri metaforunu izleyerek aşağı veya yukarı hareketi gerçek bir tırmanış olarak değil, insanın ahlaken alçalma ya da ruhen yükselme seçimi olarak yorumlamak. 3. No wonder it has become such an icon for the entire time period. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: No wonder ifadesinin önceki kanıtları yeterli bir açıklama olarak sunan sonuç yargısını bildirdiğini fark etmek ve birden fazla gerekçeyi artık anlaşılır görünen bir sonuca doğal biçimde bağlamak için kullanmak.
Bu derste
This image, of the Vitruvian Man, taken from Leonardo's sketches, has become one of the most recognizable symbols of the Renaissance. Notlar
0:15Leonardo'nun eskizlerinden alınan bu Vitruvius Adamı çizimi, Rönesans'ın en çok tanınan sembollerinden biri haline gelmiştir.
taken from Leonardo's sketches: kısaltılmış edilgen bir niteleyici
Taken from Leonardo's sketches, This image isim öbeğinden sonra gelen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Görselin kaynağını belirtir ve which was taken from Leonardo's sketches biçiminde açılabilir. Bu yapı, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir; bu nedenle taken, image sözcüğünü niteler ve ana fiil değildir. Ana fiil öbeği has become ifadesidir. Bu kısa yapı, açıklamalara kaynak veya köken bilgisi eklerken sık kullanılır.
Alıştırma
Bir portrenin kaynağını göstermek için geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The portrait, copying from an old photograph, hangs in the library.
- The portrait, copied from an old photograph, hangs in the library.
- The portrait, was copied from an old photograph, hangs in the library.
Cevabı göster
The portrait, copied from an old photograph, hangs in the library.
has become: geçmişteki bir değişimin şimdiki sonucu
Has become, become fiilinin present perfect biçimidir. Şimdiden önce gerçekleşen bir değişimi anlatır ve hâlâ geçerli olan sonuca odaklanır: görsel artık yaygın biçimde tanınan bir Rönesans simgesi statüsündedir. Become burada bağ fiili olarak kullanılır. Ardından gelen one of the most recognizable symbols of the Renaissance isim öbeği, görselin yeni statüsünü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp subject + has/have become + a noun phrase or adjective şeklindedir.
Alıştırma
Şu anda da geçerli bir sonuç doğuran değişimi göstermek için become fiilinin present perfect biçimini kullanın: Over the years, the small festival ____ an international event.
Cevabı göster
has become
one of the most recognizable symbols: en üstün gruptaki üyelerden biri
one of the most recognizable symbols, bu görseli tanınması özellikle kolay ve öne çıkan simgeler grubuna yerleştirir. Yeniden kullanılabilen kalıp one of + the + sıfatın en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. one of “bir grubun üyelerinden biri” anlamına geldiği için isim çoğul olur: symbol değil symbols. Bu ifade, görseli en üst gruptaki üyelerden biri olarak sunar; the most recognizable symbol ise onu en öne çıkan simge olarak gösterdiğinden daha kesin bir iddiadır.
Alıştırma
Cümleyi one of + the + en üstünlük derecesi kalıbıyla tamamlayın. old sıfatını kullanın: The oak is ____ trees in the park.
Cevabı göster
one of the oldest
It's a simple pen and ink drawing, right? Ton ve niyet
0:22Sadece basit bir kalem ve mürekkep çizimi, değil mi?
right? Wrong.: retorik beklenti ve ani tersine çevirme
Right?, önceki ifadeye katılmaya çağırıyor gibi görünür. Ardından konuşmacı kendi sorusuna Wrong diyerek cevap verir ve bu kolay sonucu hemen reddeder. right? Wrong. birlikte, gerçek bir onay istemek yerine retorik bir beklenti kurup tersine çevirme oluşturur. Dikkati çeker ve ardından gelen açıklamanın ilk izlenime karşı çıkacağını gösterir.
Alıştırma
Konuşmacı “It looks harmless, right? Wrong.” cümlesinde ne yapıyor?
- Önce katılmaya çağırır, sonra ilk izlenimi hemen reddeder.
- Dinleyiciden nesnenin zararsız olup olmadığına karar vermesini ister.
- Nesnenin zararsız olduğunu doğrular.
Cevabı göster
Önce katılmaya çağırır, sonra ilk izlenimi hemen reddeder.
Let's start to answer this question with a math problem. Anlatım akışı
0:26Bu soruyu cevaplamaya bir matematik problemiyle başlayalım.
Let's start to answer ... with ...: somut bir başlangıç noktasına geçmek
Bu cümlede Let's start to answer this question, açıklamanın başlayacağını bildirir. with a math problem ise hangi somut başlangıç noktasının kullanılacağını gösterir. Cümle, bilgiyi geniş kapsamlı bir sorudan ele alınması daha kolay somut bir örneğe taşır. Burada with, “kullanarak” veya “başlangıç noktası olarak” anlamındadır; “yanına fazladan bir problem ekleyerek” anlamında değildir.
Alıştırma
“Let's start to answer our question about plant growth with a simple experiment.” cümlesinin bilgiyi düzenleme açısından temel işlevi nedir?
- Sorunun zaten eksiksiz biçimde yanıtlandığını bildirir.
- Geniş bir sorudan somut bir ilk adıma geçer.
- Açıklamadan sonra ilgisiz bir deney ekler.
Cevabı göster
Geniş bir sorudan somut bir ilk adıma geçer.
I know how to calculate the area of a circle. Dilbilgisi
0:29Bir dairenin alanını nasıl hesaplayacağımı biliyorum.
know how to calculate the area of: yöntemi bilmek
know how to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için gereken yöntemi veya adımları bilmek anlamına gelir. Burada how to calculate, soru sözcüğü ile to mastarından oluşan bir yan cümledir ve know fiilinin nesnesi görevindedir; bağımsız bir soru değildir. calculate the area of a circle ifadesinde hesaplanan şey the area of a circle bölümüdür. Bu kalıbı öğrenilmiş beceri veya işlemlerden söz etmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi know how to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia ____ solve the puzzle.
Cevabı göster
knows how to
I take the value for pi and multiply it by the radius squared. Kalıp ifadeler
0:31Pi değerini alır ve onu yarıçapın karesiyle çarparım.
take the value for pi ... multiply it by the radius squared: hesaplama adımlarını anlatmak
Burada take the value for pi, bir hesaplamadaki ilk miktar olarak “pi’nin sayısal değerini kullanmak” demektir. it zamiri bu değere gönderme yapar. Multiply A by B, A × B işlemini söylemenin standart kalıbıdır. Bu nedenle multiply it by the radius squared, pi’nin değerini r² ile çarpmak demektir; by kullanılan yöntemi değil ikinci çarpanı belirtir ve radius squared, radius × radius anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle 3 × 4 işlemini doğru şekilde anlatır?
- Multiply three by four to get twelve.
- Multiply three from four to get twelve.
- Multiply three with four to get twelve.
Cevabı göster
Multiply three by four to get twelve.
I also know how to take the area of a square.
0:34Bir karenin alanını nasıl bulacağımı da biliyorum.
But how can I ...?: ana problemi ortaya koyan bir soru
But, daha önce açıklananlarla şimdi yanıtlanması gereken daha zor konu arasındaki farkı belirtir. How can I ...? ise bu farkı aşacak yöntemi sorar. Bilgiyi düzenleyen bir anlatım hamlesi olarak sorunun tamamı, açıklamanın sonraki bölümündeki ana problemi ortaya koyar: önceki alan formülleri hazırlıktır, eşit alanlı bir kare oluşturmak ise yeni görevdir.
Alıştırma
Bir açıklamada “But how can we test this idea?” büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- Problemin zaten çözüldüğünü bildirir.
- Bilinen bilgilerden sıradaki ana probleme geçiş yapar.
- Konuyla ilgisiz bir yan başlık açar.
Cevabı göster
Bilinen bilgilerden sıradaki ana probleme geçiş yapar.
that was first proposed in the ancient world.
0:46ve ilk olarak antik dünyada ortaya atılan bir problemdir.
often called squaring a circle: klasik geometride dairenin kareleştirilmesi problemi
Bu cümlede squaring a circle, yalnızca işaretsiz bir cetvel ve pergel kullanarak verilen bir daireyle alanı tam olarak aynı olan bir kare çizme şeklindeki klasik geometri probleminin adıdır. Yuvarlak bir şekli basitçe kare olarak yeniden çizmek anlamına gelmez. Bu problem Antik Çağ'da ortaya çıkmış ve daha sonra bu çizim kuralları altında imkânsız olduğu kanıtlanmıştır. Bu geçmiş, squaring the circle ifadesine imkânsız bir problemi çözmeye çalışma şeklinde daha geniş bir çağrışım da kazandırmıştır; ancak burada ifade öncelikle gerçek geometri problemini anlatır.
Alıştırma
Cümlede squaring a circle ne anlama geliyor?
- Bir dairenin yarıçapını kendisiyle çarpmak.
- Herhangi bir karenin içine bir daire çizmek.
- Verilen bir daireyle aynı alana sahip bir kare çizmek.
Cevabı göster
Verilen bir daireyle aynı alana sahip bir kare çizmek.
it was given new life: yeniden canlanmanın edilgen yapıyla anlatılması
Was given new life, edilgen ve mecazi bir ifadedir. Eski bir fikrin yeniden etkin, etkili veya ilgi çekici hâle gelmesi anlamına gelir; gerçek anlamda bir yaşam yaratılmamıştır. Edilgen biçim, yeniden canlanmaya neden olan kişiye veya olaya değil, canlanan fikre dikkat çeker. Etken kalıp give something new life şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi give something new life kalıbındaki eksik iki sözcükle tamamlayın: The neighborhood library was given ____ when volunteers reopened it.
Cevabı göster
new life
this problem is impossible to solve because of the nature of pi.
0:53pi'nin doğası gereği bu problemi çözmek imkansızmış.
As it turns out: sonradan öğrenilen bir sonucu tanıtmak
As it turns out, daha sonra öğrenilen bir bilgiyi veya inceleme sonucunda açıklığa kavuşan bir sonucu tanıtır. Sonucun beklenenden farklı olduğunu sık sık ima eder. Burada, problemin çözülememesini pi sayısı incelendikten sonra varılan sonuç olarak sunar. İfadenin tamamı cümle başında bir söylem belirteci olarak çalışır; fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, the missing file had been in the archive folder all along.
Cevabı göster
As it turns out
But that's another story: yan konuyu şimdilik bir kenara bırakmak
That's another story, ilgili konunun kendine özgü bir geçmişi veya karmaşık yönleri bulunduğunu ve bunların şimdi açıklanmayacağını belirten bir deyimdir. Konuşmacının konuya bir sınır koyarak mevcut açıklamayı ana çizgide tutmasını sağlar. But, bu yan konudan uzaklaşılacağını gösterir. Story mutlaka gerçek anlamda bir hikâye değildir; cümle, Bu başka bir zaman ele alınacak ayrı bir konudur anlamına yakındır.
Alıştırma
“I know how the window broke, but that's another story,” cümlesindeki son bölüm ne anlama gelir?
- Konuşmacı tamamen ilgisiz, kurgusal bir hikâye anlatmak üzeredir.
- Konuyla ilgili daha fazla arka plan vardır, ancak konuşmacı bunu şimdi açıklamayacaktır.
- Konuşmacı önceki bilginin yanlış olduğunu düşünmektedir.
Cevabı göster
Konuyla ilgili daha fazla arka plan vardır, ancak konuşmacı bunu şimdi açıklamayacaktır.
which is influenced by the writings of the Roman architect Vitruvius, Dilbilgisi
0:58Romalı mimar Vitruvius'un yazılarından etkilenen eskizi,
places a man firmly at the center of a circle and a square. Kalıp ifadeler
1:02bir adamı dairenin ve karenin tam merkezine yerleştirir.
which is influenced by ...: açıklayıcı bir ilgi cümleciğiyle ek bilgi verme
which is influenced by the writings of the Roman architect Vitruvius yan cümleciği, Leonardo's sketch hakkında arka plan bilgisi ekler. Which, sketch sözcüğüne gönderme yapar; is influenced by ise etkinin kaynağını göstermek için edilgen yapı kullanır. Virgüller, bu bölümün kısıtlayıcı olmayan açıklayıcı bir ilgi cümleciği olduğunu gösterir: hangi eskizden söz edildiğini belirlemez. Bu bölüm çıkarıldığında Leonardo's sketch places a man ... ana cümlesi dil bilgisi bakımından hâlâ tamdır. Bu yapı, ana düşünceyi kesmeden kaynak bilgisi eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Önceden belirlenmiş bir kütüphane hakkında ek bilgi vermek için kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The library which was built in 1902, is now a museum.
- The library, that was built in 1902, is now a museum.
- The library, which was built in 1902, is now a museum.
Cevabı göster
The library, which was built in 1902, is now a museum.
place X firmly at the center of Y: X'i Y'nin açıkça merkezine yerleştirmek
Place X at the center of Y, X'i Y'nin ortasına yerleştirmek anlamına gelir. Cümlede places ana fiildir, a man X konumunu, a circle and a square ise Y konumunu doldurur. Firmly, X ile at the center arasına gelerek konumun belirginliğini güçlendirir. Bu kalıp mecaz anlamda da kullanılabilir: İnsanları veya bir fikri bir planın merkezine yerleştirmek, onları planın ana odağı olarak görmek demektir. Buradaki firmly, merkezdeki konumun açık ve sağlam olduğunu belirtir; yerleştirme eyleminin fiziksel olarak güçlü yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
place X firmly at the center of Y kalıbını doğru biçimde kullanın: The stage design ____ the piano ____ the room.
Cevabı göster
places · firmly at the center of
Vitruvius claimed the navel is the center of the human body
1:05Vitruvius, göbek deliğinin insan vücudunun merkezi olduğunu iddia etti
and that if one takes a compass and places the fixed point on the navel, Dilbilgisi
1:08ve eğer bir pergel alıp sabit noktasını göbek deliğine yerleştirirseniz,
a circle can be drawn perfectly around the body.
1:11vücudun etrafına mükemmel bir daire çizilebileceğini belirtti.
If one takes ... a circle can be drawn: koşul ve edilgen sonuç
if one takes ... and places ... şeklindeki if yan cümlesi gerekli koşulu verir: biri bir pergel alır ve hareket etmeyen ucunu göbeğe yerleştirir. Buradaki resmî one zamiri 1 sayısını değil, herhangi bir kişiyi ifade eder. Sonuç cümlesi a circle can be drawn, can + be + past participle yapısını kullanır. Bu edilgen yapı, daireyi çizen kişiye değil, koşul gerçekleştiğinde mümkün olan sonuca odaklanır. if + koşul, ... can be + past participle kalıbı işlemleri, gösterimleri ve kuralları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İşlemi open fiilinin edilgen sonuç biçimiyle tamamlayın: If the release button is pressed, the lid ____ safely.
Cevabı göster
can be opened
thus placing the body perfectly inside a square as well. Dilbilgisi
1:19böylece vücudu bir karenin içine de mükemmel bir şekilde yerleştiriyordu.
Have a nearly perfect correspondence: çok yakın bir eşleşme ilişkisi
Bu cümlede have a nearly perfect correspondence, iki ölçümün birbirine çok yakın biçimde uyduğu anlamına gelir: bir kişinin kol açıklığı genellikle boyuna yakındır. Correspondence, iki değer, özellik veya parça grubu arasındaki ilişkiyi adlandırır. Nearly, perfect sözcüğünü sınırlar; dolayısıyla ifade küçük farklılıklara izin verir ve ölçümlerin her kişide tam olarak eşit olduğunu söylemez. Burada correspondence, mektup veya e-posta değil, eşleşen bir ilişki anlamındadır.
Alıştırma
“The two measurements have a nearly perfect correspondence,” cümlesi ne anlama gelir?
- İnsanlar ölçümler hakkında mektuplaşır.
- Ölçümler birbirine çok yakın biçimde uyar.
- Ölçümlerin kesinlikle eşit olduğu garanti edilir.
Cevabı göster
Ölçümler birbirine çok yakın biçimde uyar.
thus placing ...: -ing yan cümlesiyle sonuç belirtmek
Thus, “bunun sonucunda” anlamına gelir. thus placing the body ... şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki olgunun sonucunu gösterir: kol açıklığı ile boyun neredeyse aynı olması, vücudun bir kareye sığmasını sağlar. Bu ifade, Vitruvius’un vücudu fiziksel olarak oraya yerleştirdiği anlamına gelmez. “Ana ifade, thus + -ing” yapısı, açıklayıcı yazılarda bir olguyu ve sonucunu tek cümlede birleştirir. Sonucun nedeni, virgülden önceki durumun tamamıdır.
Alıştırma
Sonuç ifadesini tamamlamak için reduce fiilinin doğru biçimini kullanın: The new route is shorter, thus ____ travel time.
Cevabı göster
reducing
using mankind as the area for both shapes. Dilbilgisi
1:27daireyi kareleştirme problemini metaforik bir şekilde çözmek için Vitruvius'un fikirlerinden yararlandı.
to solve ... metaphorically: teknik değil, simgesel bir çözüm
to ile kurulan mastar, Leonardo’nun amacını belirtirken metaphorically nasıl bir “çözümden” söz edildiğini açıklar. Burada solve, geometrik çizimin gerçek bir matematiksel kanıtla tamamlandığı anlamına gelmez. Bunun yerine insan figürü hem daireye hem de kareye uyarak sanat yoluyla simgesel bir cevap oluşturur. Metaphorically önemli bir sınır koyar: iddiayı teknik veya gerçek anlamlı değil, kavramsal hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede metaphorically, bir sorunun gerçekten çözülmesi yerine simgeler yoluyla cevaplanmasını anlatır?
- The play solves the family's conflict metaphorically by joining the two halves of a torn photograph.
- The technician solves the printer problem metaphorically by replacing a damaged cable.
- The student solves the equation metaphorically and calculates x = 8.
Cevabı göster
The play solves the family's conflict metaphorically by joining the two halves of a torn photograph.
using mankind as the area for both shapes: X'i Y olarak kullanmak
use X as Y kalıbı, X'i Y ile adlandırılan rol, işlev veya yorum çerçevesinde ele almak demektir. Burada mankind, daire ile karenin ortak alanı olarak simgesel biçimde ele alınır. using mankind ... biçimindeki -ing yapısı ana ifadeye yöntem bilgisini ekler: ayrı bir olay anlatmak yerine Leonardo'nun problemi mecazi olarak nasıl çözdüğünün söylendiğini açıklar.
Alıştırma
Haritaya planlama aracı rolü veren sözcükle cümleyi tamamlayın: We used the map ____ a planning tool during the meeting.
Cevabı göster
as
Leonardo wasn't just thinking about Vitruvius, though. Anlatım akışı
1:30Ancak Leonardo'nun aklındaki sadece Vitruvius değildi.
There was an intellectual movement in Italy at the time called Neoplatonism. Kültür
1:32O dönemde İtalya'da Neoplatonizm adı verilen entelektüel bir akım vardı.
wasn't just ... though: başka bir etken eklemek
Wasn't just thinking about Vitruvius, önceki düşünceyi geçerli tutar ancak eksik olduğunu belirtir: Vitruvius etkilerden biriydi, Leonardo'nun aklındaki tek şey değildi. Cümle sonundaki though burada “ancak” anlamına gelir. wasn't just ... though birlikte kullanıldığında açıklama bir etkenden ek bir etkene yönelir; sonraki cümle de bu yeni etkeni tanıtır.
Alıştırma
Bu cümle neyin işaretini verir? The delay wasn't just caused by bad weather, though.
- Gecikmenin tek nedeni kötü havaydı.
- Kötü havanın gecikmeyle hiçbir ilgisi yoktu.
- Kötü hava nedenlerden biriydi ve birazdan başka bir neden eklenecek.
Cevabı göster
Kötü hava nedenlerden biriydi ve birazdan başka bir neden eklenecek.
intellectual movement ... called Neoplatonism: Yeni Platonculuk adı verilen düşünce akımı
Burada intellectual movement, düşünürlerin birlikte geliştirip yaydığı geniş bir ortak fikir akımı anlamına gelir. Movement fiziksel hareket değildir; called Neoplatonism ise bu akımın adını belirtir. Yeni Platonculuk, Platon'la ilişkilendirilen düşünceleri yeniden yorumladı ve gerçekliği çoğu zaman en yüce tanrısal kaynaktan maddi dünyaya uzanan düzenli bir hiyerarşi olarak açıkladı. Bu, insanların tanrısal olanla daha aşağı varlık biçimleri arasında nerede bulunduğuna ilişkin sonraki anlatımı anlamak için gereken temel arka plandır.
Alıştırma
Örnek cümlede intellectual movement ne anlama gelir?
- bir resimdeki figürleri hareket ettirme yöntemi
- insanların İtalya boyunca fiziksel olarak hareket etmesi
- geniş bir felsefi düşünce akımı
Cevabı göster
geniş bir felsefi düşünce akımı
This movement took an old concept from the 4th century,
1:36Bu hareket, Platon ve Aristoteles tarafından geliştirilen,
called the Great Chain of Being: Büyük Varlık Zinciri olarak adlandırılan
Büyük Varlık Zinciri, bütün varlık biçimlerini hiyerarşik bir sıraya yerleştiren tarihsel bir modeldir: en üstte Tanrı, ardından melekler, insanlar, hayvanlar, bitkiler ve mineraller gelir. Her varlığın evrendeki yerini tartışmak için bir çerçeve sunuyordu. Burada chain gerçek bir metal zincir değil, bir benzetmedir. Her seviye bir sonrakine bağlı olarak düşünüldüğü için, daha yukarıda veya aşağıda olma ya da zincirde yukarı ve aşağı hareket etme yönündeki sonraki ifadeler bu modele dayanır.
Alıştırma
the Great Chain of Being ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- bütün varlık biçimlerini birbirine bağlı bir hiyerarşide sıralayan tarihsel bir model
- gezegenleri birbirine bağladığı söylenen gerçek bir metal zincir
- biyolojik evrimi açıklayan modern bir bilimsel teori
Cevabı göster
bütün varlık biçimlerini birbirine bağlı bir hiyerarşide sıralayan tarihsel bir model
This belief holds that the universe has a hierarchy resembling a chain, Notlar
1:42Bu inanca göre evrenin zincire benzeyen bir hiyerarşisi vardır,
This belief holds that: bir inancın içeriğini aktarma
This belief holds that ... ifadesinde holds, elde tutmak değil, savunmak ya da ileri sürmek anlamına gelir. That, inancın içeriğini veren tam yan cümleyi başlatır. Bu kalıp önce fikrin kaynağını adlandırır, sonra o fikrin içeriğini sunar. Böylece okur, devamındaki görüşün anlatıcıya değil, söz konusu inanca ait olduğunu anlar.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki resmî aktarım kalıbıyla tamamlayın: The theory ____ every person deserves equal treatment.
Cevabı göster
holds that
and that chain starts at the top with God, Anlatım akışı
1:45ve bu zincir en tepede Tanrı ile başlar,
then travels down through the angels, planets, stars,
1:48ardından melekler, gezegenler, yıldızlar üzerinden aşağıya iner,
and all lifeforms before ending with demons and devils.
1:51ve iblisler ile şeytanlarla sona ermeden önce tüm yaşam formlarını kapsar.
a hierarchy resembling a chain: yüksekten düşüğe bağlanan düzeyler
Bu cümlede hierarchy, yüksekten düşüğe doğru sıralanmış düzeylerden oluşan bir sistemdir. Resembling a chain, bu düzeyleri tek ve kesintisiz bir düzen içinde birbirine bağlı parçalar olarak gösterir. Chain kavramsal bir benzetmedir; uzayda bulunan fiziksel bir nesne değildir. Soyut bir sıralamayı izlemeyi kolaylaştırır ve okuru daha sonra tepeden başlayarak düzeyler boyunca aşağıya inen anlatıma hazırlar.
Alıştırma
a hierarchy resembling a chain ifadesinde chain, okurun neyi gözünde canlandırmasına yardımcı olur?
- uzayda yolculuk etmek için kullanılan bir rota
- birbirine bağlı düzeylerden oluşan sıralı bir bütün
- evrende bulunan metal bir zincir
Cevabı göster
birbirine bağlı düzeylerden oluşan sıralı bir bütün
starts at the top ... travels down ... before ending with ...: hiyerarşiyi yukarıdan aşağıya düzenlemek
Bu sıralama, bir hiyerarşiyi yukarıdan aşağıya izlenen bir yol gibi düzenler. starts at the top with ... en üstteki öğeyi belirtir; then travels down through ... okuyucuyu ara düzeylerden geçirir; before ending with ... ise en alt ya da son düzeyi gösterir. Buradaki travels down mecazidir: zincir gerçekten hareket etmez. Mekânsal anlatım, sıra ve yönü göstererek karmaşık bir listenin izlenmesini ve yeniden anlatılmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle bir hiyerarşiyi başlangıç düzeyi, ara düzeyler ve son düzey içeren yukarıdan aşağıya bir rota olarak en açık biçimde düzenler?
- The chart starts at the top with the director, then moves down through the managers before ending with the project teams.
- The director, managers, and project teams all appear on the chart.
- The chart was updated after the meeting.
Cevabı göster
The chart starts at the top with the director, then moves down through the managers before ending with the project teams.
it was thought that mankind's place in this chain was exactly in the center. Dilbilgisi
1:56insanlığın bu zincirdeki yerinin tam olarak merkezde olduğu düşünülüyordu.
it was thought that: geçmişteki bir inancı kişisiz biçimde aktarmak
it was thought that yapısında it, dil bilgisel bir yer tutucudur. Asıl içerik that ile başlayan yan cümlededir. Bu edilgen aktarım yapısı, bu inanca sahip kişileri belirtmeden insanların genel olarak bir şeye inandığını anlatır. Geçmiş zaman biçimi was, inancı geçmişe yerleştirir. Yapı, neye inanıldığını aktarır; bu inancın doğru olduğunu söylemez. İnanan kişiler genel bir topluluk olduğunda, bilinmediğinde ya da önemli olmadığında tarihsel görüşleri özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki genel bir inancı ona kimin sahip olduğunu belirtmeden ve onu gerçek gibi sunmadan aktarır?
- The sun moved around the earth.
- People in one village thought that the sun moved around the earth.
- It was once thought that the sun moved around the earth.
Cevabı göster
It was once thought that the sun moved around the earth.
Because humans have ...: ana cümleden önce nedeni verme
Because, neden bildiren bağımlı bir yan cümleciği başlatır. Burada insanların hem ölümlü bir bedene hem de ölümsüz bir ruha sahip olması, ardından gelen yargının gerekçesi olarak sunulur. Because ile başlayan yan cümlecik önce geldiğinde, onu ana cümleden genellikle bir virgül ayırır. Vurgulanan bölüm bu virgülde bittiği için cümlenin ana yargısı henüz verilmiş olmaz; ana yargıyı we divide the universe nicely in half verir.
Alıştırma
“Because the battery was empty, the camera stopped working,” cümlesinde hangi bölüm sonucu belirtir?
- the camera stopped working
- the battery was empty
- Because the battery was empty
Cevabı göster
the camera stopped working
mortal body ... immortal soul: ölümlü ve ölümsüz karşıtlığı
Sıfat olarak mortal, ölebilen veya ölümü kaçınılmaz olan anlamına gelir; immortal ise ölüme tabi olmayan veya sonsuza kadar yaşayabilen anlamına gelir. Vurgulanan ifadede mortal, body sözcüğünü; immortal ise soul sözcüğünü niteler. Accompanied by, iki parçayı birlikte var olan unsurlar olarak bağlar: ölümlü bedenin yanında ölümsüz bir ruh vardır. Cümle bu karşıtlığı kullanarak insanları geçici bir fiziksel parça ile kalıcı bir ruhsal parçanın birleşimi olarak sunar; bu görüşü kanıtlamak yerine felsefi bir görüşü aktarır.
Alıştırma
Hangi seçenek vurgulanan karşıtlığı korur: ölebilen bir beden ve sonsuza kadar yaşadığına inanılan bir ruh?
- mortal body and mortal soul
- mortal body and immortal soul
- immortal body and mortal soul
Cevabı göster
mortal body and immortal soul
divide the universe nicely in half: düzenli bir kavramsal ayrım
Divide something in half, bir şeyi eşit veya birbirine karşılık gelen iki parçaya ayırmak demektir. Buradaki bölme mecazidir: İnsanlar, evreni kavramsal olarak iki tarafa ayıran bir sınır noktası gibi gösterilir; insanların evreni gerçekten kestiği söylenmez. Nicely, divide fiilini niteler. Burada “düzenli biçimde” veya “açıklamaya uygun şekilde” anlamına gelir: İki parçalı model açık ve dengeli biçimde yerine oturur. Burada “nazikçe” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümlede nicely ne anlama geliyor?
- açıklamanın işlemesini sağlayan düzenli bir biçimde
- nazik ve dostça bir biçimde
- yavaş ve zor bir biçimde
Cevabı göster
açıklamanın işlemesini sağlayan düzenli bir biçimde
Around the time Leonardo sketched the Vitruvian Man, however, Kalıp ifadeler
2:05Ancak Leonardo, Vitruvius Adamı'nı çizdiği sıralarda,
a Neoplatonist named Pico della Mirandola had a different idea.
2:08Pico della Mirandola adında bir Neoplatonist'in farklı bir fikri vardı.
Around the time ... however: yaklaşık zaman ve karşıtlık
Around the time + yan cümle, yaklaşık bir zaman çerçevesi oluşturur. Ana olayın, yan cümledeki olayla kabaca aynı dönemde gerçekleştiğini belirtir; ancak tarihlerin tam olarak aynı olduğunu veya olayların aynı anda gerçekleştiğini söylemez. Burada Leonardo’nun çizimi tarihsel zaman işareti olarak kullanılır. Ardından however, Pico’nun fikrinin daha önce ele alınan görüşle karşıt olduğunu gösterir; iki virgül arasındaki konumu onu cümleye eklenen bir geçiş ifadesi yapar.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın yeni işi ile taşınmasının yaklaşık olarak aynı dönemde gerçekleştiğini söyler?
- Long after Maya started her new job, she moved to Boston.
- Around the time Maya started her new job, she moved to Boston.
- By the time Maya started her new job, she had moved to Boston.
Cevabı göster
Around the time Maya started her new job, she moved to Boston.
and claimed that humans have a unique ability to take any position they want. Kalıp ifadeler
2:14ve insanların istedikleri konumu alabilme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip olduklarını iddia etti.
pried mankind off the chain: insanlığı sabit bir basamaktan kurtarmak
Pry A off B, düz anlamıyla güç veya kaldıraç kullanarak A’yı B’den ayırmak demektir. Burada zincir sabit bir hiyerarşiyi temsil eder. Bu nedenle He pried mankind off the chain, bir düşünceyi fiziksel bir eylem gibi gösterir: İnsanlığı kendisine atanmış basamaktan çıkarmıştır. Pried sözcüğündeki güç duygusu, değişimin zor ve kesin olduğunu hissettirir. Burada gerçek insanlar veya metal bir zincir yoktur; bu mecaz, insanların ait olacakları yeri seçebildiği iddiasına zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede He pried mankind off the chain ne anlama geliyor?
- İnsanlığı yeni bir zincirin merkezine yerleştirdi.
- İnsanları metal bir zincirden fiziksel olarak kurtardı.
- İnsanlığı bir hiyerarşideki sabit yerinden çıkardı.
Cevabı göster
İnsanlığı bir hiyerarşideki sabit yerinden çıkardı.
have a unique ability to take any position they want: istenen herhangi bir konumu seçme konusunda eşsiz yetenek
Have the ability to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma kapasitesine sahip olmak demektir. Unique bu kapasitenin ayırt edici olduğunu belirtir; bu iddiada, insanları diğer varlıklardan ayıran bir özellik olarak sunulur. Burada take any position they want, hiyerarşide seçtikleri herhangi bir yeri veya durumu alabilmeleri demektir. Position bedensel bir duruş anlamına gelmez; take a position da bu bağlamda görüş belirtmek değildir. Any ... they want, tek bir basamağın önceden atanmadığını gösterir.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The creature has a ____ imitate any sound it hears.
Cevabı göster
unique ability to
Pico claimed that God desired a being capable of comprehending the beautiful and complicated universe he had created. Dilbilgisi
2:17Pico, Tanrı'nın kendi yarattığı bu güzel ve karmaşık evreni idrak edebilen bir varlık arzuladığını savundu.
a being capable of comprehending: isimden sonra capable of doing
a being capable of comprehending ... ifadesinde capable of comprehending, being isminden sonra gelen bir sıfat öbeğidir. Hangi tür varlığın kastedildiğini, yani evreni kavrama yeteneği olan bir varlığı belirtir. capable of ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; bu yüzden burada comprehend değil comprehending gerekir. İsim + capable of + -ing kalıbı, yeteneği kısa ve nispeten resmî bir biçimde anlatır.
Alıştırma
process fiilinin doğru biçimini kullanın: The lab needs a computer capable of ____ large data sets.
Cevabı göster
processing
which he placed at the center of the universe with the ability to take whatever form he pleases. Dilbilgisi
2:25Tanrı insanı evrenin merkezine yerleştirdi ve ona dilediği şekle girme yeteneği verdi.
This led to the creation of mankind: nedeni sonucuna bağlamak
Burada This, Tanrı’nın evreni anlayabilecek bir varlık istemesiyle ilgili önceki düşünceye gönderme yapar. Led to, insanlığın yaratılmasını bu düşüncenin sonucu olarak sunar. Lead to, bir neden ya da durumu sonucuna bağlar. Bu ifadede to bir edattır; bu nedenle sonuç genellikle bir isim öbeği ya da -ing biçimiyle gelir. Buradaki sonuç the creation of mankind ifadesidir.
Alıştırma
lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: A power failure ____ a two-hour delay.
Cevabı göster
led to
which he placed ...: mankind sözcüğüne gönderme yapan açıklayıcı ilgi cümleciği
Which, önceki mankind ismine ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Cümlecikte he özne, placed fiil, which ise placed fiilinin nesnesidir: he, mankind'ı evrenin merkezine yerleştirir. Bu cümlecik ek bilgi verir; belirli bir mankind türünü ayırt etmek için kullanılmaz. Önceden sözü edilen insanlığa konumu ve sahip olduğu yetenek hakkında iki bilgi daha ekler.
Alıştırma
which he placed ... ifadesinde which neye gönderme yapar ve hangi dil bilgisel görevi üstlenir?
- he; placed fiilinin öznesidir
- the universe; mankind'ın konumunu belirtir
- mankind; placed fiilinin nesnesidir
Cevabı göster
mankind; placed fiilinin nesnesidir
whatever form he pleases: herhangi bir biçimi özgürce seçme
The ability to take whatever form he pleases, istediği herhangi bir biçime girebilme özgürlüğü demektir. Whatever + isim, seçimin açık uçlu olduğunu gösterir; önceden belirlenmiş bir biçimler listesi varsayılmaz. Burada pleases, “diler” veya “seçer” anlamındadır; “birini mutlu eder” anlamına gelmez ve kibar bir istekte kullanılan please değildir. İfade, to take kısmı söylenmeden whatever form he pleases to take biçiminde anlaşılabilir.
Alıştırma
theme sözcüğünü ve resmî whatever ... please kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya may choose ____.
Cevabı göster
whatever theme she pleases
or crawl up the chain and behave like a god.
2:34ya da zincirde yukarı doğru çıkıp bir tanrı gibi davranabilirdi.
crawl down the chain ... crawl up the chain: hiyerarşi mecazı
Bu cümlede crawl down the chain ve crawl up the chain, hayvanları insanların altında, Tanrı’yı da onların üstünde konumlandıran tarihsel Büyük Varlık Zinciri içindeki hareketi anlatır. Down daha aşağı, hayvana benzer bir duruma; up ise daha yukarı, tanrısal bir duruma yönelmeyi gösterir. Buradaki sürünme veya tırmanma fiziksel değil, mecazidir. Zıt iki yön, kişinin davranışlarının onun ahlaki ya da manevi konumunu düşürdüğü veya yükselttiği şeklinde düşünülebileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede crawl down the chain ve crawl up the chain ne anlama geliyor?
- Bir kişi ancak fiziksel olarak bir zincire tırmanırsa tanrısal olabilir.
- Hayvanlar ve tanrılar metal bir zincir boyunca birlikte hareket eder.
- Bir kişinin davranışları onun ahlaki veya manevi konumunu düşürebilir ya da yükseltebilir.
Cevabı göster
Bir kişinin davranışları onun ahlaki veya manevi konumunu düşürebilir ya da yükseltebilir.
we can see that by changing the position of the man, Dilbilgisi
2:39adamın pozisyonunu değiştirerek,
he can fill the irreconcilable areas of a circle and a square. Kelime
2:41onun bir dairenin ve bir karenin uzlaştırılamaz alanlarını doldurabildiğini görebiliriz.
Looking back at the sketch: taslağa geri döndüren geçiş
Looking back at the sketch, dikkati daha önce tanıtılmış bir görsele yönelten bir geçiş ifadesidir. Arka plandaki fikirleri açıkladıktan sonra konuşmacı taslağa geri döner ve onu yeniden incelemeye başlar. Burada look back, “geçmişi hatırlamak” değil, “yeniden bakmak” anlamına gelir. Baştaki -ing yan cümlesi önce dinleyicinin neye odaklanacağını belirler; ana cümle daha sonra we can see that ... ile asıl noktayı sunar.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicinin dikkatini daha önce gösterilmiş bir şemaya doğal biçimde geri yöneltir?
- Looking forward to the diagram, we can now identify the missing step.
- Looking back at the diagram, we can now identify the missing step.
- Looking back on my childhood, I remember our old house.
Cevabı göster
Looking back at the diagram, we can now identify the missing step.
by changing the position: yöntemi gösteren by + gerund yapısı
by changing the position of the man ifadesi, sonucu mümkün kılan yöntemi belirtmek için by + gerund (-ing biçimi) yapısını kullanır. by öbeği “O, bu alanları nasıl doldurabilir?” sorusuna yanıt verir; ana cümle ise sonucu belirtir. Buradaki by, “bir eylem yoluyla” anlamındadır; “yanında” anlamına gelmez ve edilgen cümlede eylemi yapanı tanıtan by değildir. Bu yöntem kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir: sonuç + by + doing something.
Alıştırma
Cümleyi by ve turn fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can save electricity ____ off the lights when you leave.
Cevabı göster
by turning
fill the irreconcilable areas: birbiriyle bağdaştırılamayan alanları doldurmak
fill the irreconcilable areas ifadesinde fill, “kullanılabilir alanı kaplamak veya doldurmak” anlamına gelir. Irreconcilable, uzlaştırılamayan ya da birbiriyle bağdaşır hâle getirilemeyen şeyler için kullanılan güçlü bir sözcüktür; yalnızca different demekten daha güçlüdür. Bu cümlede daire ile kare, birbiriyle bağdaşmayan mekânsal gereklilikler oluşturur. Adamın konumunu değiştirmek, figürünün her şeklin gerektirdiği alanları kaplamasını sağlar; bu, daire ile karenin aynı hâle geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede irreconcilable, iki anlatımın birbiriyle tutarlı hâle getirilemeyeceğini ifade eder?
- The two witnesses gave detailed accounts of the accident.
- The two witnesses gave slightly different descriptions of the weather.
- The two witnesses gave irreconcilable accounts of the accident.
Cevabı göster
The two witnesses gave irreconcilable accounts of the accident.
then this sketch seems to say we can exist within all its elements. Kalıp ifadeler
2:47o zaman bu eskiz, evrenin tüm unsurları içinde var olabileceğimizi söylüyor gibi görünüyor.
If ..., then ...: öncülden sonuca
If bir koşul ya da varsayım sunar: geometri, evrenin yazıldığı dil olarak ele alınır. then sonrasındaki ana cümle bu öncülden çıkarılan sonucu verir: eskiz, onun tüm unsurlarının içinde var olabileceğimizi iletiyor gibi görünür. Bu kalıp bir savı öncül ve onun sonucu olarak düzenler. if yan cümlesi öncülün kesinlikle doğru olduğunu söylemez; dinleyiciden, doğru olması durumunda neyin çıkacağını düşünmesini ister.
Alıştırma
Hangi cümlede then, belirtilen bir koşuldan çıkan mantıksal sonucu işaretler?
- Our plan changed because the museum was closed.
- If the museum is closed, then we need to change our plan.
- We visited the museum, and then we changed our plan.
Cevabı göster
If the museum is closed, then we need to change our plan.
geometry is the language the universe is written in: bir metafor
geometry is the language the universe is written in ifadesi bir metafordur. Evrenin kelimenin gerçek anlamıyla bir insan dili kullandığını öne sürmez. Geometriyi, evrenin yapısını açıklayabilen şekil ve kurallardan oluşan bir sistem olarak sunar. the language the universe is written in ifadesindeki the universe is written in yan cümlesi, evreni yazmak için kullanıldığı hayal edilen aracı belirtir. Bu imge, düşünceyi a system for describing the universe şeklindeki düz anlatımdan daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Bu metaforun temel anlamı nedir?
- Evren, kelimenin gerçek anlamıyla geometri adlı bir dil konuşur.
- Geometri, sıradan cümleler yazmanın bir yoludur.
- Geometri, evreni anlamaya yarayan bir sistem olarak sunulur.
Cevabı göster
Geometri, evreni anlamaya yarayan bir sistem olarak sunulur.
this sketch seems to say: temkinli bir yorum sunmak
This sketch seems to say, eskizi konuşabiliyormuş gibi ele alır. Buradaki say, gerçekten konuşmak değil, “bir düşünceyi iletmek veya düşündürmek” anlamındadır. Seems to, sonraki iddiayı kesin bir gerçek yerine kanıta dayalı bir yorum olarak gösterir. Böylece konuşan kişi eseri açıklarken başka yorumlara da yer bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sanat eserini yorumlarken bu yorumu kesin bir gerçek gibi sunmaz?
- The painting contains three blue circles.
- The painting proves that every memory is false.
- The painting seems to say that memories change over time.
Cevabı göster
The painting seems to say that memories change over time.
Mankind can fill whatever shape he pleases geometrically and philosophically as well. Notlar
2:50İnsanoğlu hem geometrik hem de felsefi olarak arzuladığı her şekli doldurabilir.
whatever shape he pleases: sınırsız bir seçim
Whatever shape he pleases, “onun seçmek istediği herhangi bir şekil” demektir. Whatever + isim + özne + please kalıbı, önceden belirtilmiş bir kümeyle sınırlı olmayan açık bir seçimi anlatır. Buradaki please, “birini memnun etmek” değil, “istemek veya seçmek” anlamındadır. Mankind bütün insanlığı ifade eder. Tekil he, daha eski bir genel eril zamir kullanımıyla mankind sözcüğüne gönderme yapar; belirli bir erkeği anlatmaz. Bu yan cümle, insanlığın seçtiği herhangi bir biçimi alabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bir tasarımcı sabit bir kümeyle sınırlı olmadan olası herhangi bir şekli seçebilir. Hangi cümle uygundur?
- You may choose whichever shape you please from these three templates.
- You may choose whatever shape did you please for the logo.
- You may choose whatever shape you please for the logo.
Cevabı göster
You may choose whatever shape you please for the logo.
geometrically and philosophically as well: aynı yargıyı iki bakış açısına genişletmek
Geometrically ve philosophically zarfları aynı yargıyı iki bakış açısına uygular: biri biçimle, diğeri fikirler ya da anlamla ilgilidir. Dil bilgisi açısından bu iki zarf eş görevli olarak bağlanmıştır; iki ayrı eylemi anlatmazlar. Cümle sonundaki as well, felsefi bakış açısını sonradan eklenen ikinci açı olarak işaretler. Konuşmacı cümleyi bu paralel çiftle bitirerek geometrik tartışmayı ve daha geniş felsefi yorumu tek bir sonuçta birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı değerlendirmeyi bir bakış açısından ikinci bir bakış açısına genişletiyor?
- The proposal makes sense financially and environmentally as well.
- The proposal makes sense financially instead of environmentally.
- The proposal makes sense financially but harms the environment.
Cevabı göster
The proposal makes sense financially and environmentally as well.
Leonardo was able to combine the mathematics, religion, Kalıp ifadeler
2:56çağının matematiğini, dinini,
philosophy, architecture, and artistic skill of his age.
2:59felsefesini, mimarisini ve sanatsal becerisini birleştirmeyi başardı.
In this one sketch: birçok alanı tek bir eserin içinde çerçevelemek
In this one sketch, dinleyiciye sıralanan bütün alanların nerede bir araya geldiğini en başta söyler: tek bir eserin içinde. Uzun listeden önce geldiği için, sonraki bilgilerin kapsamını belirleyen öne alınmış bir ifadedir. Buradaki one yalnızca sayı bildirmez. Birçok bilgi türünün tek bir eskizde yoğunlaştığını vurgular; böylece dinleyici bu örneğin neden daha geniş bir özeti destekleyebildiğini anlar.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir çalışmanın çeşitli alanları bir araya getirdiğini vurgulamak için kapsam ifadesini başa alıyor?
- In this one report, Maya connects history, science, and art.
- Reports are useful because Maya studies history.
- Maya wrote one report and then started a different project.
Cevabı göster
In this one report, Maya connects history, science, and art.
was able to combine A, B, and C: başarılı bir bütünleştirmeyi anlatmak
Bu cümlede was able to combine, Leonardo’nun çeşitli alanları gerçekten bir araya getirmeyi başardığını belirtir. Yalnızca sahip olduğu bir yeteneği değil, geçmişte tamamlanmış bir başarıyı anlatır. combine sonrasındaki liste, onun bütünleştirdiği unsurları sıralar; of his age ise “yaşadığı dönemden” anlamına gelir. was/were able to combine A, B, and C kalıbı, başarılı bir bütünleştirme sonucunu anlatmak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Mühendislerin gerçekten başarılı olduğunu göstermek için cümleyi be able to combine ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: After several failed attempts, the engineers finally ____ the two systems.
Cevabı göster
were able to combine
No wonder it has become such an icon for the entire time period. Anlatım akışı
3:02Bu çizimin o dönemin tamamı için böyle bir ikon haline gelmesine şaşmamak gerek.
No wonder ...: bir nedeni şaşırtıcı olmayan sonuca dönüştürmek
No wonder + bildirme cümlesi, söylenen şeyi daha önce verilen bilgilerden çıkan ve şaşırtıcı olmayan bir sonuç olarak sunar. Bu bir soru değil, sonuç bildiren bir değerlendirmedir: konuşan kişi nedenin artık açık olduğunu belirtir. Burada ifade, daha önce sıralanan alanlarla eserin kendi döneminin simgesi hâline gelmesi arasındaki bağlantıyı kurarak açıklamayı tamamlar. No wonder ile bir nedeni kısa bir değerlendirme sonucuna dönüştürebilirsiniz: bu neden yüzünden sonuç artık anlamlıdır.
Alıştırma
Sonucu şaşırtıcı olmayan bir şey olarak sunan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Amir had studied every evening for months. ____ he passed the exam.
Cevabı göster
No wonder