En sevdiğin erişte türü hangisi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, eriştenin Çin’den İpek Yolu boyunca yayılışını ve Amerika Birleşik Devletleri ile Japonya’da nasıl yeniden şekillendirildiğini anlatıyor. Marco Polo hakkındaki bir pazarlama öyküsünü inceliyor ve Çin erişte yemeklerinin, geçmişle bağını korurken değişmeyi sürdüren ramene nasıl uyarlandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gave noodles a twist, — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bunun bir şeyi fiziksel olarak bükmek değil, mevcut bir yemeğe ya da fikre küçük ve yaratıcı bir değişiklik katmak olduğunu anlayacaksınız. İfadeyi yerel tatların, malzemelerin, tasarımların veya geleneklerin nasıl özgün ve yeni bir sürüm oluşturduğunu anlatmak için kullanabileceksiniz. 2. at one point or another, — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Özellikle olayın kesin tarihten daha önemli olduğu durumlarda, ifadenin belirtilmemiş bir zamana gönderme yaptığını fark edeceksiniz. Zamanı bilinmeyen veya önemsiz olan tarihsel gelişmeleri ve geçmiş kararları anlatırken kullanabileceksiniz. 3. what I find fascinating about ramen / is that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: what yan cümlesinin değerlendirilen konuyu belirlediğini, is that bölümünün ise temel gözlemi sunduğunu öğreneceksiniz. Bu yapı, örneğin ramenin sürekli değişmesinin onu diğer yemeklerden neden ayırdığını açıklarken resmî bir görüşü açıkça odaklamanızı sağlar.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Well, some people buy them dried in a packet.
0:23Pekala, bazı insanlar onları pakette kurutulmuş olarak alıyor.
But there is little doubt that noodles are popular around the world. Dilbilgisi
0:29Ancak eriştelerin dünya çapında popüler olduğuna dair çok az şüphe var.
There is little doubt that: neredeyse kesinlik belirtmek
“There is little doubt that...” ifadesi, konuşanın ardından gelen yargıyı sorgulamak için neredeyse hiçbir neden görmediğini belirtir. Burada little, “az miktarda” değil, “neredeyse hiç” anlamındadır; bu yüzden cümle eriştenin dünya çapındaki popülerliğini neredeyse kesin olarak sunar. Yapı there is + little doubt + that yan cümlesidir. Yargıyı yalnızca kişisel bir görüş gibi sunmak yerine kişiden bağımsız ve kanıta dayalı bir tonda verir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “neredeyse kesinlikle” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ regular exercise is good for your health.
Cevabı göster
There is little doubt that
From their origins, probably somewhere in China,
0:33Erişte tarifleri, muhtemelen Çin'deki bir yer olan kökenlerinden itibaren,
noodle recipes were spread by traders on the ancient Silk Road. Dilbilgisi
0:37tüccarlar tarafından antik İpek Yolu üzerinde yayıldı.
Were spread by traders: eylemi yapanı belirten geçmiş zaman edilgen yapı
were spread, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı. Eylemden etkilenen noodle recipes ifadesini başa getirir ve tariflerin nasıl yayıldığına odaklanır. by traders, eylemi gerçekleştiren kişileri belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + was/were + geçmiş zaman ortacı + by + eylemi yapan şeklindedir.
Alıştırma
spread fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini kullanın ve eylemi yapanı gösteren by sözcüğünü ekleyin: The safety message ____ local volunteers.
Cevabı göster
was spread by
give noodles a twist: yaratıcı bir değişiklik katmak
Bu cümlede gave noodles a twist mecaz anlamda kullanılmıştır. İnsanların bildik bir yiyeceği yaratıcı biçimde değiştirdiğini anlatır; erişteyi gerçekten büktükleri anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp give + something + a twist şeklindedir. Bir sıfat değişikliğin türünü belirtebilir: give a classic dish a modern twist.
Alıştırma
Hangi cümle fırıncının geleneksel bir pastayı yeni ve yaratıcı bir şekilde değiştirdiğini anlatır?
- The baker turned the traditional cake around on the table.
- The baker followed the old recipe without changing anything.
- The baker gave the traditional cake a modern twist.
Cevabı göster
The baker gave the traditional cake a modern twist.
adding different flavors and ingredients to create a new dish. Dilbilgisi
0:45yeni bir yemek yaratmak için farklı tatlar ve malzemeler ekledi.
adding ... to create ...: yöntem ve amaç
adding different flavors and ingredients şeklindeki -ing yan cümlesi, insanların erişteyi nasıl değiştirdiğini açıklar. Anlaşılan öznesi önceki cümledeki people sözcüğüdür; ekleme eylemini yapanlar bu kişilerdir. to create a new dish mastar yapısı, bu şeyleri eklemenin amacını veya hedeflenen sonucunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı; bir ana cümlenin ardından yöntemi gösteren bir -ing yan cümlesi ve hedefi gösteren to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi add fiilinin -ing biçimi ve amaç bildiren to ile tamamlayın: The class improved the garden, ____ flowers ____ create a brighter space.
Cevabı göster
adding · to
In this program, we'll visit the United States and Japan,
0:49Bu programda Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya'yı ziyaret edeceğiz,
two countries which have taken noodles and created exciting new varieties.
0:53erişteyi alıp heyecan verici yeni çeşitler yaratan iki ülke.
As usual, we'll learn some useful new vocabulary.
0:58Her zamanki gibi işe yarar yeni kelimeler öğreneceğiz.
And remember, you can read along with the transcript of this program, Kalıp ifadeler
1:01Ve unutmayın, bu programın dökümünü okuyarak takip edebilirsiniz,
read along with: okurken konuşulan içeriği takip etmek
Burada read along with, programı dinlerken metni takip ederek okumak anlamına gelir. Okuma, konuşulan içerikle birlikte metin üzerinde ilerler. Yapı read along with + bir metin, kayıt veya kişidir. Tek başına okumayı değil, başka bir şeyle aynı tempoda okumayı anlatır.
Alıştırma
Yönergeyi hedef ifadeyle tamamlayın: Open the book and ____ the narrator.
Cevabı göster
read along with
available now on our website, bbclearningenglish.com.
1:05şu anda bbclearningenglish.com web sitemizde mevcut.
As well as different shapes and ingredients, Kalıp ifadeler
1:12Farklı şekil ve malzemelerin yanı sıra,
As well as: ana bilgiden önce ek bilgi vermek
Bu cümlenin başındaki As well as ek bilgi verir: eriştelerin şekilleri ve içerikleri farklıdır. Ardından ana cümle temel bilgiyi sunar: birçok farklı tatları da vardır. As well as + isim öbeği veya -ing biçimi, + ana cümle yapısı ek bir öğeyi ana ifadenin önüne yerleştirir. Burada as well as, buna ek olarak anlamındadır; aynı derecede iyi anlamında değildir.
Alıştırma
Books öğesini ana bilgiden önce eklemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ books, the library lends games.
Cevabı göster
As well as
come in many different flavors: birçok farklı seçenekte sunulmak
Bu cümlede come in many different flavors, eriştelerin birçok farklı lezzette sunulduğu anlamına gelir. Come in, bir şeyin hangi seçeneklerle sunulduğunu belirtir; hareket anlamı taşımaz. Tat, boyut, renk, şekil veya diğer çeşitlerden söz etmek için şey + come in + seçenekler kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This juice ____ three flavors.
Cevabı göster
comes in
So which region of China is famous for its spicy flavors? Kalıp ifadeler
1:17Peki Çin'in hangi bölgesi baharatlı tatlarıyla ünlüdür?
is famous for: bir özelliğiyle ünlü olmak
Be famous for, bir özellik, başarı, ürün veya etkinlik nedeniyle yaygın biçimde tanınmak anlamına gelir. Bu soruda acı tatlar, bölgenin tanınmasını sağlayan özelliktir. Özne + be fiilinin uygun biçimi + famous for + isim veya -ing ile biten fiil yapısını kullanın. Be, özneye ve zamana göre değişir: is famous for, are famous for veya was famous for.
Alıştırma
Hangi cümle eski kalenin kasabayı ünlü yapan şey olduğunu doğru biçimde anlatır?
- The town is famous as an old castle.
- The town is famous for its old castle.
- The town is famous of its old castle.
Cevabı göster
The town is famous for its old castle.
Well, I think actually, Beth, I know the answer to this.
1:30Aslında, Beth, sanırım bunun cevabını biliyorum.
I've been lucky enough to have been to this place. Dilbilgisi
1:34Bu yere gidecek kadar şanslıydım.
been lucky enough to have been to: Önceki bir deneyim için kendini şanslı hissetmek
Be lucky enough to do something, bir şeyi yapma şansına veya fırsatına sahip olmak demektir. Burada been lucky enough, ardından gelen deneyimi tanıtır. To have been to yapısı perfect infinitive, yani tamamlanmış mastardır. Ziyareti konuşanın şu anki değerlendirmesinden önceye yerleştirir: konuşan bu yeri daha önce ziyaret etmiştir ve bu deneyimi yaşadığı için kendini şanslı hisseder.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın bilim müzesini daha önce iki kez ziyaret ettiğini ve bunun için kendini şanslı hissettiğini söyler?
- I'm lucky enough to be going to the science museum tomorrow.
- I've been lucky enough to have been to the science museum twice.
- I hope to go to the science museum someday.
Cevabı göster
I've been lucky enough to have been to the science museum twice.
sound confident: Sese dayanan kendine güven izlenimi
Burada sound, “duyulduğunda bir izlenim vermek” anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. You ile confident sıfatını birbirine bağlar; “ses çıkarmak” anlamına gelmez. You sound confident, kişinin sesine veya tonuna dayanan bir değerlendirmedir. Kişinin dinleyiciye nasıl göründüğünü anlatır; gerçekte ne hissettiğine ilişkin kanıtlanmış bir bilgi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın sesinin kendine güvenli bir izlenim verdiğini anlatmak için sound + sıfat yapısını kullanır?
- Maya sounds confident during the interview.
- Maya speaks confidently during the interview.
- Maya sounds worried during the interview.
Cevabı göster
Maya sounds confident during the interview.
I will reveal the answer later in the program.
1:41Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
investigated how noodles spread from Asia through Europe to America. Notlar
1:47eriştenin Asya'dan Avrupa'ya ve oradan da Amerika'ya nasıl yayıldığını araştırdı.
investigated how noodles spread: how ile kurulan gömülü soru yan cümlesi
investigated fiilinden sonra gelen how noodles spread yan cümlesi, programın incelediği belirli soruyu gösterir. Bu yan cümlenin tamamı investigated fiilinin nesnesidir: araştırma, eriştenin yayılma biçimiyle ilgilidir. Bu, cümlenin içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için how + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. investigated how noodles spread denir; investigated how did noodles spread denmez. Aynı yapı study, explain ve discover gibi fiillerden sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
investigated fiilinden sonra how ile doğru kurulmuş gömülü soruyu içeren cümleyi seçin.
- The team investigated about how the machine failed.
- The team investigated how the machine failed.
- The team investigated how did the machine fail.
Cevabı göster
The team investigated how the machine failed.
spread from ... through ... to ...: bir rotayı sırayla belirtmek
from ... through ... to ... dizisi bir rotayı sırayla gösterir. From başlangıç noktasını, through hareketin veya yayılmanın geçtiği ara bölgeyi, to ise varış noktasını belirtir. Burada spread, daha fazla yerde bulunmaya başlamak anlamına gelir. Bu rota kalıbı fiziksel yolculukların yanı sıra geleneklerin, ürünlerin, haberlerin ve başka şeylerin yayılmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Rotayı from ... through ... to ... ile tamamlayın: The tradition spread ____ India ____ Central Asia ____ Europe.
Cevabı göster
from · through · to
They uncovered a surprising story that pasta comes from noodles Dilbilgisi
1:52Makarnanın, 13. yüzyılda Marco Polo tarafından İtalya'ya geri getirilen
brought back to Italy by Marco Polo in the 13th century.
1:57eriştelerden geldiğine dair şaşırtıcı bir hikaye ortaya çıkardılar.
noodles brought back to Italy: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
noodles brought back to Italy ifadesinde brought back to Italy, noodles sözcüğünden sonra gelir ve hangi eriştelerin kastedildiğini açıklar. Noodles eyleme maruz kalan taraftır: birisi onları İtalya'ya geri getirmiştir. Tam biçim noodles which were brought back to Italy şeklindedir. which were çıkarıldığında kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşur. Bu, bir isimden sonra kısa ve yoğun bilgi eklemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
İsimden sonra gelen niteleyiciyi tamamlamak için bring fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The books ____ back from London are on the shelf.
Cevabı göster
brought
Jen Lin Liu, author of the book On the Noodle Road,
2:01On the Noodle Road kitabının yazarı Jen Lin Liu,
very exotic: bir grubun bakış açısından yabancı ve çekici
Burada very exotic, eriştenin o dönemde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok kişiye yabancı, sıra dışı ve ilgi çekici görünmesi demektir. Bu ifade eriştenin kalıcı bir özelliğini değil, o insanların bakış açısını anlatır. Exotic çoğu zaman uzak veya alışılmadık bir yerle bağlantılı bir şeyi çağrıştırır. Bu sözcüğü okurken onu kimin exotic bulduğunu sorun. Bir kültürde sıradan olan bir şey başka bir kültürde exotic görünebilir.
Alıştırma
Bu ifade yeni bir iş arkadaşını resmî olarak tanıtmak için uygun mudur? Our exotic new colleague will speak first.
- Hayır, uygun değildir.
- Evet, uygundur.
Cevabı göster
Hayır, uygun değildir.
And there was a new pasta association in America
2:14Ve Amerika'da kuru makarna üretimini teşvik etmek isteyen
that wanted to promote the manufacturing of dried pasta. Kelime
2:17yeni bir makarna derneği vardı.
promote the manufacturing of dried pasta: kurutulmuş makarna üretimini teşvik etmek
Bu cümlede promote, bir faaliyetin veya sektörün gelişmesine yardımcı olmak anlamına gelir. Amaç, kurutulmuş makarna üretimini teşvik etmekti. the manufacturing of dried pasta sözleri, teşvik edilen üretim faaliyetini belirtir. Nesne manufacturing olduğu için promote burada bir kişiyi daha yüksek bir göreve getirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede promote bir sektörün veya faaliyetin büyümesini teşvik etmek anlamında kullanılmıştır?
- The company promotes its new cereal on television.
- She was promoted to head teacher last year.
- The grant promotes local manufacturing by helping small factories buy equipment.
Cevabı göster
The grant promotes local manufacturing by helping small factories buy equipment.
came up with a story: bir hikâye buldular
Come up with, biraz düşündükten sonra bir şeyi bulmak veya oluşturmak anlamına gelir. Came up with bunun geçmiş zaman biçimidir ve a story onların bulduğu şeydir. Story ile kullanıldığında bir öykü oluşturmak veya bir açıklama bulmak anlamına gelebilir. İfade tek başına hikâyenin yalan olduğunu kanıtlamaz; bunu daha geniş bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After talking for ten minutes, the group ____ a name for the robot.
Cevabı göster
came up with
and found the noodle there and brought it all the way to Italy. Kalıp ifadeler
2:28ve erişteyi orada bulup ta İtalya'ya kadar getirdiğine dair.
all the way to Italy: yolculuğun tamamını vurgulamak
All the way to + yer, hareketin o yere ulaşana kadar sürdüğünü anlatır ve yolculuğun tamamını ya da uzun mesafeyi vurgular. Burada İtalya'yı yalnızca bir varış noktası değil, uzun yolculuğun uzaktaki son noktası gibi gösterir. go, drive, travel veya carry gibi hareket bildiren fiillerden sonra kullanılabilir. Daha kapsamlı all the way from A to B yapısı, yolculuğun hem başlangıç hem de bitiş noktasını belirtir.
Alıştırma
Tüm mesafeyi vurgulamak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We drove ____ the coast without stopping.
Cevabı göster
all the way to
pasta companies were promoting a new invention, dried pasta.
2:40makarna şirketleri yeni bir icat olan kuru makarnayı tanıtıyorlardı.
So they came up with a story about Marco Polo to sell more pasta.
2:45Bu yüzden daha fazla makarna satmak için Marco Polo hakkında bir hikaye uydurdular.
If you come up with something, you suggest or think up an idea.
2:49Eğer 'come up with something' (bir şey bulursanız), bir fikir önerir veya aklınıza getirirsiniz.
as a result: bir sonucu belirtmek
As a result, sonucu gösteren bir bağlayıcıdır. Dinleyiciye Sales of pasta jumped ifadesini daha önce verilen bir nedenin sonucu olarak anlaması gerektiğini bildirir. Buradaki gibi cümlenin sonunda kullanıldığında önceki nedene gönderme yapar. Bir sonuç cümlesinin başında kullanıldığında As a result, şeklinde yazılır ve ardından virgül gelir.
Alıştırma
Sonuç cümlesini hedef bağlayıcıyla tamamlayın: The road was closed. ____, we took another route.
Cevabı göster
As a result
has a history of eating noodles: uzun süredir devam eden bir uygulama
has a history of doing something yapısı, bir yerin, grubun, kurumun veya kişinin bir şeyi uzun süre boyunca ya da tekrar tekrar yaptığını belirtir. Burada Japonya'da noodle yenmesi, geçmişte bir kez olmuş tekil bir olay olarak değil, uzun süredir var olan kültürel bir uygulama olarak sunulur. Kalıp have/has a history of + isim veya -ing biçimidir. Of bir edat olduğu için cümlede eat ya da to eat değil, eating kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have a history of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This school ____ welcoming new families.
Cevabı göster
has a history of
One of the most famous Japanese noodle dishes is ramen. Dilbilgisi
3:02En ünlü Japon erişte yemeklerinden biri ramendir.
One of the most famous ... is ...: dikkat çeken bir üyeyi tanıtma
One of the most famous ... yapısı, bir kategori içindeki özellikle ünlü grubun bir üyesini belirtir. Bu cümlede ramen, Japon noodle yemekleri grubunun dikkat çeken bir üyesi olarak tanıtılır. Kalıp one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim + tekil fiil şeklindedir. Bir gruptan bir öğe seçildiği için dishes çoğuldur. Tüm öznenin temel sözcüğü one olduğu için bağlayıcı fiil tekildir: are değil, is kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için building ve be sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: One of the oldest ____ in the city ____ the museum.
Cevabı göster
buildings · is
And Frank Striegl, a blogger living in Tokyo,
3:06Ve Tokyo'da yaşayan bir blogger olan Frank Striegl,
knows all about it: konuyu çok iyi bilmek
know all about + konu yapısında all, know about ifadesinin anlamını güçlendirir. Birinin bir konuya çok aşina olduğunu ve konu hakkında çok şey bildiğini anlatır. Genellikle kişinin her ayrıntıyı gerçekten bildiği anlamına gelmez. Burada knows, know fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. it zamiri, konuşmada zaten belli olan bir konuya gönderme yapar; konu henüz belli değilse about sonrasında konuyu açıkça söylemek gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yeni okul kurallarını çok iyi bildiğini anlatır?
- Maya knows nothing about the new school rules.
- Maya knows all about the new school rules.
- Maya has only heard of the new school rules.
Cevabı göster
Maya knows all about the new school rules.
over 300 ... a year: her yıl 300'den fazla
Bir sayıdan önce over, o sayıdan fazla anlamına gelir. Bu nedenle over 300, tam olarak 300'ü değil, 300'den büyük herhangi bir toplamı anlatır. Burada a year, her yıl anlamına gelir ve toplamın hesaplandığı süreyi gösterir. Cümle, bir yıl boyunca yenen kase sayısını bildirir; tek seferde 300'den fazla kase yendiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle örnekle aynı miktar ve zaman anlamını taşır?
- He eats exactly 300 bowls of ramen each year.
- He eats more than 300 bowls of ramen each year.
- He eats fewer than 300 bowls of ramen each year.
Cevabı göster
He eats more than 300 bowls of ramen each year.
Chinese immigrants to Japan in the late 1800s: 1800'lerin sonlarında Japonya'ya göç eden Çinliler
Chinese immigrants to Japan, yaşamak üzere Çin'den Japonya'ya taşınan insanları ifade eder. to edatı göçün varış yerinin Japonya olduğunu gösterir. in the late 1800s, on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru anlamına gelir. Bu cümlede ifadenin tamamı, ülkeler arasında göç eden insanların Japonya ile ilişkilendirilen bir yemeğin şekillenmesine nasıl katkı sağladığına dair tarihsel arka plan verir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin anlamına en uygun seçenek hangisidir?
- On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Çin'den Japonya'ya göç eden insanlar
- Yirminci yüzyılın sonlarında Çin'den Japonya'ya kısa süreliğine gelen insanlar
- On dokuzuncu yüzyılın başlarında Japonya'dan Çin'e seyahat eden insanlar
Cevabı göster
On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Çin'den Japonya'ya göç eden insanlar
different chefs decided to localize these dishes. Kelime
3:28farklı şefler bu yemekleri yerelleştirmeye karar verdi.
at one point or another: belirtilmemiş bir zamanda
At one point or another, tam olarak ne zaman olduğunu söylemeden ‘bir zamanda’ demektir. Burada uzun bir süreci özetlemeye yardımcı olur: farklı şefler bu tarihsel süreçte bir zamanda karar vermiştir. İfade, bütün şefler için ortak olan tek bir anı belirtmez ve kararın tekrar tekrar verildiği anlamına gelmez. Temel fikir, kesin zamanın önemli olmamasıdır.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama gelir: "At one point or another, every new cook makes a small mistake."?
- Belirtilmemiş bir zamanda
- Her gün aynı saatte
- Kesin ve bilinen bir zamanda
Cevabı göster
Belirtilmemiş bir zamanda
localize these dishes: yemekleri yerel damak zevkine uyarlamak
Bu cümlede localize these dishes, yemekleri yerel damak zevklerine, malzemelere veya yeme alışkanlıklarına uyacak şekilde değiştirmek anlamına gelir. Localize fiili, bir şeyi belirli bir yere veya kültüre uyarlamak demektir. Yiyecekler, oyunlar, uygulamalar ve başka ürünler için kullanılabilir; yalnızca bir şeyi başka bir yere taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum birinin bir yemeği yerelleştirdiğini en iyi gösterir?
- Bir garson yemeği başka bir masaya taşır.
- Bir müşteri özgün tarifi hiçbir şeyi değiştirmeden okur.
- Bir aşçı, baharatları yerel damak zevkine uyacak şekilde değiştirir.
Cevabı göster
Bir aşçı, baharatları yerel damak zevkine uyacak şekilde değiştirir.
They said, "We love these Chinese noodle dishes.
3:31Dediler ki, "Bu Çin erişte yemeklerini seviyoruz.
Why don't we + fiilin yalın hâli: ortak bir öneride bulunmak
Why don't we + fiilin yalın hâli? yapısı bir soru gibi görünür, ancak burada öneri yapmak için kullanılır ve Let's ... ya da How about we ...? anlamına gelir. We, konuşanı da kapsar; dolayısıyla önerilen eylem grubun birlikte yapabileceği bir şeydir. Why don't we tweak them? cümlesinde tweak yalın hâldedir ve küçük değişiklikler yapmak anlamına gelir.
Alıştırma
Ortak öneriyi Why don't we kullanarak tamamlayın: ____ take a short break?
Cevabı göster
Why don't we
Tweak them: küçük ayarlamalar yapmak
Bu cümlede tweak them, “onlarda birkaç küçük ayarlama yapmak” anlamına gelir. Them, daha önce konuşulan birden fazla şeyi ifade eder. Tweak genellikle ana fikri veya nesneyi korur ve onu iyileştirmek için ayrıntıları değiştirir; baştan başlamayı anlatmaz.
Alıştırma
Bir tarifin tadı zaten güzel, ancak biraz daha az şeker gerekiyor. Değişikliği en iyi hangi seçenek açıklar?
- Hiçbir değişiklik yapmamak.
- Tarifte birkaç küçük ayarlama yapmak.
- Onu tamamen farklı bir tarifle değiştirmek.
Cevabı göster
Tarifte birkaç küçük ayarlama yapmak.
Why don't we make them a little bit more Japanese?" Dilbilgisi
3:35Neden onları biraz daha Japon tarzı yapmıyoruz?"
Make them a little bit more Japanese: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısı, “nesnenin belirtilen özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada them nesnedir; more Japanese ise amaçlanan sonucu anlatan bir sıfat öbeğidir. Japanese burada milliyet değişikliğini değil, Japon tarzını veya özelliklerini ifade eder. A little bit, more Japanese karşılaştırma öbeğini niteler ve istenen artışın küçük olduğunu gösterir. make + nesne + a little bit + karşılaştırmalı sıfat yapısını birçok küçük değişiklik için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Küçük bir değişiklik isterken make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Can we make the text a little bit larger?
- Can we make the text to be a little bit larger?
- Can we make a little bit larger the text is?
Cevabı göster
Can we make the text a little bit larger?
chefs started to make noodle dishes more Japanese.
3:39şeflerin erişte yemeklerini daha Japon tarzı yapmaya başladığını söylüyor.
They did this by tweaking Chinese noodles. Dilbilgisi
3:49Bunu Çin eriştesinde küçük değişiklikler yaparak yaptılar.
by tweaking Chinese noodles: yöntemi anlatan by + -ing
by + fiil-ing yapısı, bir sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar. Burada by tweaking Chinese noodles, bunu nasıl yaptıkları sorusuna cevap verir: Çin eriştelerini biraz değiştirmek kullanılan yöntemdi. Bu yapıda by bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by tweaking denir, by tweak veya by to tweak denmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can avoid mistakes ____ your work.
Cevabı göster
by checking
In other words: bir düşünceyi açıkça yeniden ifade etmek
In other words, dinleyiciye sonraki bölümün aynı düşünceyi daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde yeniden anlattığını bildirir. Bilgiyi düzenleyen bu tür ifadelere söylem belirleyicisi denir; yeni bir noktayı değil, yeniden ifade etmeyi belirtir. Burada by changing them slightly, daha önceki tweaking the noodles düşüncesini yeniden ifade eder. Bu ifade normalde yeniden anlatılan bölümden önce gelir ve ardından virgül konur.
Alıştırma
Hangi seçenekte In other words ilk düşünceyi yeniden ifade etmek için kullanılmıştır?
- The path is for pedestrians only. In other words, the nearby park has a lake.
- The path is for pedestrians only. In other words, only people on foot may use it.
- The path is for pedestrians only. In other words, we walked there last Saturday.
Cevabı göster
The path is for pedestrians only. In other words, only people on foot may use it.
Japanese chefs created the noodle dish we know today as ramen. Dilbilgisi
4:03Japon şefler bugün ramen olarak bildiğimiz erişte yemeğini yarattılar.
the noodle dish we know today as ramen: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
we know today as ramen sözleri, the noodle dish ifadesinden sonra gelir ve hangi yemeğin kastedildiğini belirtir. Tam biçim the noodle dish that we know today as ramen şeklindedir. İlgi zamiri that, know fiilinin nesnesidir; bu nedenle İngilizcede düşürülebilir. İlgi cümlesindeki know A as B, A’yı B olarak tanımak veya A’dan B adıyla söz etmek anlamına gelir. Burada A, the noodle dish; B ise ramen’dir. Bu yapı, bir şeyin önceki biçimini veya tarihini bugün kullanılan adıyla ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle isim + we know today as + ad kalıbını doğru kullanıyor?
- This is the device knows today as the smartphone.
- This is the device we know today as the smartphone.
- This is the device we know as today the smartphone.
Cevabı göster
This is the device we know today as the smartphone.
talking with BBC World Service's The Food Chain.
4:08BBC Dünya Servisi'nin The Food Chain programıyla konuşuyor.
compared to perhaps other wonderful noodle dishes around the world Kalıp ifadeler
4:14dünyanın dört bir yanındaki belki de diğer harika erişte yemekleriyle karşılaştırıldığında
compared to: karşılaştırma ölçütü belirtmek
Compared to ifadesi, karşılaştırmada referans noktası olarak kullanılan şeyi belirtir. Burada dünyanın dört bir yanındaki diğer harika erişte yemekleri bu referans noktasını oluşturur. compared geçmiş zaman ortacı biçiminde olsa da compared to genellikle ek bir karşılaştırma öbeği olarak kullanılır; karşılaştırmayı kimin yaptığını söylemez. Ardından normalde compared to the old model örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Karşılaştırma noktasını belirtmek için compared to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Compared to the old model, the new model is lighter.
- Compared the old model, the new model is lighter.
- Compared to the old model is lighter, the new model.
Cevabı göster
Compared to the old model, the new model is lighter.
What I find fascinating about ... is that ...: değerlendirmeyi odaklama
Temel kalıp What I find fascinating about X is that ... şeklindedir. what yan cümlesi, X hakkında büyüleyici bulduğum şeyi veya yönü ifade eder ve bütün olarak tek bir özne görevi görür. Ardından is that ... bu değerlendirmenin arkasındaki belirli özelliği verir. compared to ... sözleri uzun öznenin içinde yer alır ve bir karşılaştırma ekler. Cümleyi takip etmek için what ... is that ... çerçevesini aklınızda tutun: konuşan kişi önce bir değerlendirme kurar, ardından ana noktayı belirtir.
Alıştırma
What I find ... is that ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: What I find useful about this app ____ it works offline.
Cevabı göster
is that
continues to evolve: zaman içinde gelişmeye devam etmek
Continues to evolve, bir şeyin zaman içinde değişmeye ve gelişmeye devam ettiğini belirtir. Continue to + fiilin yalın hâli, bir sürecin durmadığını gösterir; evolve ise tek ve ani bir değişimden çok aşamalı bir gelişimi anlatır. Evolve yalnızca biyolojik evrim için kullanılmaz. Yiyeceklerin, kültürün, teknolojinin, bir ürünün veya bir fikrin zaman içindeki değişimini de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede continues to evolve aşamalı bir gelişimi anlatır?
- The game continues to evolve as players invent new strategies.
- The game stays exactly the same every year.
- The game disappeared without warning yesterday.
Cevabı göster
The game continues to evolve as players invent new strategies.
Unlike other Japanese foods: karşıtlık kurmak
Cümlenin başındaki Unlike other Japanese foods, diğer Japon yemeklerinden farklı olarak anlamına gelen öne alınmış bir edat öbeğidir. Ana cümleden önce karşılaştırma çerçevesini kurar; böylece dinleyen kişi neyin farklı olduğunun açıklanmasını bekler. Burada unlike sözcüğünden sonra other Japanese foods isim öbeği gelir. Unlike + isim öbeği, ana cümle yapısı önce karşılaştırılan şeyi belirtip ardından temel farkı söylemenizi sağlar.
Alıştırma
Karşıtlık kurmak için unlike sözcüğünü bir isim öbeğinden önce doğru kullanan cümle hangisidir?
- Unlike my old bike, this one is much lighter.
- Although my old bike was heavy, this one is much lighter.
- Unlike my old bike was heavy, this one is much lighter.
Cevabı göster
Unlike my old bike, this one is much lighter.
push the boundaries: alışılmış sınırların ötesine geçmek
Push the boundaries, alışılmış veya geleneksel olarak kabul edilen sınırların ötesine geçip yeni bir şey denemek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede deneme ve yenilik yapmanın kabul edilebilir olduğu anlatılır. Buradaki boundaries fiziksel nesneler değildir. Geleneklerin, beklentilerin, tarzın veya mevcut yeteneğin oluşturduğu sınırlardır.
Alıştırma
Hangi cümlede push the boundaries yeni olasılıkları araştırmak anlamında kullanılmıştır?
- The game studio pushed the boundaries by creating a world that changes with every choice.
- The game studio broke the rules by ignoring the age rating.
- The game studio crossed the line by insulting its players.
Cevabı göster
The game studio pushed the boundaries by creating a world that changes with every choice.
in response to new developments and ideas. Kalıp ifadeler
4:29yavaş yavaş evrimleşmeye ve değişmeye devam ettiğini düşünüyor.
in response to new developments and ideas: yeni gelişmelere ve fikirlere yanıt olarak
Vurgulanan sözcükler, tam cümlede response sözcüğünün hemen önündeki in ile birleşerek in response to kalıbını oluşturur. Bu kalıp “bir şeye tepki olarak” anlamına gelir. Yeni gelişme ve fikirleri değişimin amacı olarak değil, zamanla gerçekleşen değişimi tetikleyen etkenler olarak gösterir. Buradaki developments, yapım aşamasındaki binaları değil; yeni olayları, değişimleri veya ilerlemeleri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The library added more children's books ____ requests from families.
Cevabı göster
in response to
Yes, noodles have changed so much since ancient times Dilbilgisi
4:44Evet, erişteler eski çağlardan beri o kadar çok değişti ki
have changed so much ... that: sonuç doğuracak kadar büyük değişim
so much ... that kalıbı yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada have changed so much, değişimlerin çok büyük olduğunu belirtir; that ise sonucu tanıtır: artık yalnızca sıcak su eklenmesi gereken kuru erişteler bulunmaktadır. since ancient times değişimin başlangıç noktasını verir. Bu nedenle changed, have changed biçiminde present perfect ile kullanılmıştır: zaman dilimi geçmişten bugüne uzanır.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını so much ve that ile tamamlayın: The town has grown ____ since 2000 ____ it needs a second school.
Cevabı göster
so much · that
maintain a link to the past: bugünü tarihe bağlı tutmak
Bu cümlede maintain a link to the past, “geçmiş dönemlerle olan bağlantıyı sürdürmek” demektir. maintain bağlantının devam ettiğini gösterir; link ise fiziksel bir zincir ya da internet bağlantısı değil, soyut bir ilişkidir. Bu ifade, modern bir şey kendi tarihinden, geleneğinden veya kökeninden gelen özellikleri hâlâ taşıdığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede maintain a link to the past doğal biçimde kullanılmıştır?
- The town deletes every record to maintain a link to the past.
- The town keeps its old market alive to maintain a link to the past.
- The town clicks a website to maintain a link to the past.
Cevabı göster
The town keeps its old market alive to maintain a link to the past.
speaking of flavors: ilgili bir konuya geçmek
Speaking of + bir isim öbeği, “bu konu az önce açıldığına göre ilgili başka bir konuya geçeyim” demektir. Burada flavors, konuşmayı Beth’in önceki sorusuna bağlar ve sohbeti yeniden o soruya yönlendirir. Bu ifade konuşmayı düzenler; yalnızca birinin tatlar hakkında konuştuğunu bildirmez.
Alıştırma
Az önce sözü edilen bir konudan ilgili bir konuya geçmek için kullanılan iki sözcüklü geçiş ifadesini yazın: ____ music, have you heard Lena's new song?
Cevabı göster
Speaking of
such as the Sichuan pepper and Sichuan hotpot. Kalıp ifadeler
5:14baharatlı yiyecekleriyle ünlü bir yerdir.
such as: belirli örnekler verme
Such as genel bir kategoriden sonra gelir ve o kategoriye ait belirli örnekleri tanıtır. Bu cümlede spicy food kategoridir; Sichuan pepper ve Sichuan hotpot ise örneklerdir. Yaygın yapı kategori + such as + örnekler şeklindedir. Örnekler genellikle kategorinin yalnızca bazı üyelerini gösterir; listenin tamamı oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve örnekleri doğrudan tanıtan ifadeyle tamamlayın: The club offers outdoor activities ____ hiking and cycling.
Cevabı göster
such as
Okay, it's time to recap the vocabulary we've learned. Anlatım akışı
5:17Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleme zamanı.
it's time to recap: gözden geçirme aşamasını bildirmek
It's time to recap, ana içeriğin durmak veya bitmek üzere olduğunu ve kısa bir gözden geçirmenin başlayacağını dinleyicilere bildirir. Burada yalnızca saatten söz etmez; dersi düzenleyen bir aşama geçişi işlevi görür. Tekrar kullanılabilen yapı It's time to + fiilin yalın hâlidir. Recap, yeni bilgi sunmak yerine daha önce ele alınan önemli noktaları kısaca gözden geçirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Geçiş ifadesini It's time to + recap kullanarak tamamlayın: ____ the three main points.
Cevabı göster
It's time to recap
And finally, the idiom to push the boundaries
5:46Ve son olarak, 'to push the boundaries' (sınırları zorlamak) deyimi
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 minutes are up, programa ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve artık programı tamamlamanın zamanı geldiğini anlatır. Zaman ifadelerinde be up, bir şeyin yukarıda olduğunu değil, sürenin bittiğini veya tükendiğini belirtir. Six minutes çoğul olduğu için cümlede are kullanılır. Tekil time ismiyle ise is kullanılır: Our time is up.
Alıştırma
Cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The timer is ringing. Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
why not visit our website: dostça bir öneri
why not visit our website ifadesinde konuşmacı aslında dinleyiciden bir neden açıklamasını istemez. Burada Why not + fiilin yalın hâli, dostça bir öneri veya davet oluşturur ve dinleyicileri siteyi ziyaret etmeye nazikçe teşvik eder. Why not sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: visit kullanılır; to visit, visiting veya visits kullanılmaz.
Alıştırma
Dostça öneriyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You have some free time this afternoon. ____ visit the city library?
Cevabı göster
Why not
and check out all of the different podcasts that we have Öbek fiiller
5:58ve bbclearningenglish.com adresindeki
check out: keşfetmeye yönelik dostça bir davet
Burada check out, “göz atmak ve keşfetmek” anlamına gelir. Konuşan kişi dinleyicileri mevcut podcast'leri keşfetmeye davet ediyor; onlardan bilgileri doğrulamalarını veya ödeme yaptıktan sonra ayrılmalarını istemiyor. Bir öbek fiil olan check out, genellikle bir internet sitesini, programı, yeri ya da etkinliği ilgiye değer bir şey olarak sunar. Nesneye bağlı olarak bakmayı, dinlemeyi, ziyaret etmeyi veya denemeyi önerebilir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir podcast'i keşfetmeyi en doğal biçimde önerir?
- Check this new science podcast for factual errors when you have time.
- Check in this new science podcast when you have time.
- Check out this new science podcast when you have time.
Cevabı göster
Check out this new science podcast when you have time.
There's something there for everyone: her zevke uygun seçenekler
There's, there is ifadesinin kısaltmasıdır. İlk there bir şeyin varlığını bildirir; ikinci there ise daha önce söz edilen yere veya koleksiyona gönderme yapar. Something for everyone, mevcut seçeneklerin herkesin kendisine uygun en az bir seçenek bulabileceği kadar çeşitli olduğu anlamına gelir. Herkesin aynı şeyi aldığı veya sevdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin bir toplum merkezinde kendilerine uygun bir seçenek bulabileceğini doğal biçimde anlatır?
- The community center has only one activity available.
- The community center requires everyone to do the same activity.
- The community center offers art, sports, and music, so there's something there for everyone.
Cevabı göster
The community center offers art, sports, and music, so there's something there for everyone.