Hammerbarn Zamanı | 2. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ve Bingo, bir yapı ve bahçe mağazasındaki teşhir ürünlerini hayalî evlere, bahçelere, kocalara ve pizza fırınlarına dönüştürerek oyun oynar. Ellerindekileri karşılaştırınca Bluey, Bingo’nun pizza çeviricisini ister ve karşılığında başka eşyalarını teklif etmeye çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. mate, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu sözcüğün günlük Avustralya ve Britanya İngilizcesinde samimi bir hitap olduğunu, konuşulan kişinin mutlaka yakın bir arkadaş olması gerekmediğini fark edin. Böylece bir müşterinin mağaza çalışanına ürünün yerini sorması gibi, yabancılar arasındaki rahat konuşmaları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. Can't have too many of these. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu eğlenceli abartıyı gerçek bir miktar sınırı olarak değil, beğenilen bir şeyden ne kadar çok olursa o kadar iyi olacağı anlamında anlayın. Yararlı veya çekici nesnelere duyulan güçlü beğeniyi belirtirken bu ifadeyi tanıyabilir ve kullanabilirsiniz. 3. swap some of my plants for your pizza — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir şeyi başka bir şey karşılığında önermek için kullanılan swap A for B kalıbını öğrenin. Böylece çocukların pazarlığını izleyebilir ve daha belirsiz olan change fiiline dayanmadan açık bir takas önerisi yapabilirsiniz.
Bu derste
mate: samimi ve dostça bir hitap
Bu soruda mate, mağaza çalışanına doğrudan ve samimi bir şekilde hitap etmek için kullanılır. Rica cümlesinin rahat ve dostça duyulmasını sağlar; iki kişinin gerçekten arkadaş veya iş ortağı olduğu anlamına gelmez. Bu kullanım günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır. Tanımadığınız birine de söylenebilir, ancak doğal duyulup duyulmaması yerel alışkanlıklara ve konuşanın tonuna bağlıdır.
Alıştırma
“Excuse me, mate, could you help me?” cümlesinde mate sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Dinleyicinin konuşanın eşi olduğunu söyler.
- Dinleyiciye samimi ve dostça hitap eder.
- Dinleyicinin konuşanın iş ortağı olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Dinleyiciye samimi ve dostça hitap eder.
Aisle 300: mağazadaki numaralı koridor
Bir mağazada aisle, raf sıraları arasındaki geçittir. “Aisle 300.” konumu bildiren kısaltılmış bir yanıttır: pizza fırınları 300 numaralı koridordadır. Aynı sözcük uçakta veya tiyatroda koltuk sıraları arasındaki geçit için de kullanılır. Sıradan bir cadde veya yol anlamına gelmez.
Alıştırma
Raflar arasındaki numaralı mağaza geçidini belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: The cereal is in ____ twelve.
Cevabı göster
aisle
Left at the fake grass: eylemi düşürülmüş yön tarifi
Left at the fake grass. eylem fiilinin düşürüldüğü kısa bir yön tarifidir. Bu rota bağlamında Turn left when you reach the fake grass. anlamına gelir. turn veya go söylenmez, ancak bağlamdan anlaşılır. Burada left hareket yönünü belirtir. at the fake grass ise kişinin yön değiştirmesi gereken işaret noktasını gösterir.
Alıştırma
'Left at the fake grass.' yönlendirmesi kişiden ne yapmasını ister?
- Tüm rota boyunca yapay çimi sol tarafta tutmak.
- Yapay çime gelince sola dönmek.
- Geriye kalan çimi kullanmak.
Cevabı göster
Yapay çime gelince sola dönmek.
If you hit a flamingo, you've gone too far. Notlar
0:06Eğer bir flamingoya çarparsanız, çok uzağa gitmişsiniz demektir.
hit: gündelik yön tarifinde bir işaret noktasına ulaşmak
Gündelik yön tariflerinde hit, rota üzerindeki bir noktaya ulaşmak ya da o noktaya gelmek anlamına gelebilir. If you hit a flamingo, işaret noktası olarak kullanılan flamingoya kadar gelirseniz demektir; ona çarpmak anlamında değildir. If yan cümlesi bu işaret noktasını bir uyarı sınırı olarak belirler. Oraya ulaşmak, kişinin asıl varış noktasını geçmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
'If you hit a flamingo, you've gone too far,' yönlendirmesinde hit ne anlama gelir?
- flamingoya vurmak
- flamingoyu fark etmeden geçip gitmek
- işaret noktası olarak kullanılan flamingoya ulaşmak
Cevabı göster
işaret noktası olarak kullanılan flamingoya ulaşmak
you've gone too far. yol tarifinde doğru yeri geçtiğini söylemek
Yol tarifi verirken you've gone too far. doğru yerde durma, dönme veya çıkışa sapma noktasını geçtiğin anlamına gelir. Sadece mesafenin uzun olduğunu söylemez; bulunduğun yer doğru noktanın ötesindedir. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, tamamlanmış hareketi şu anki durumla ilişkilendirir. Bu cümlede flamingo bir işaret noktasıdır: oraya ulaştıysan doğru nokta geride kalmıştır.
Alıştırma
Bu yol tarifinde you've gone too far. ne anlama gelir?
- Çok daha uzağa gitmen gerekiyor.
- Doğru yeri geçtin.
- Henüz doğru yere ulaşmadın.
Cevabı göster
Doğru yeri geçtin.
Trolley!: Britanya İngilizcesinde alışveriş arabası
Britanya ve Avustralya İngilizcesinde, mağaza bağlamında trolley genellikle alışverişleri taşımak için kullanılan tekerlekli sepet anlamına gelir. Kuzey Amerika İngilizcesinde bu nesneye genellikle shopping cart denir. Mağaza bağlamı açıksa Trolley! diye seslenmek bir tanesini göstermek veya istemek için kullanılabilir. Trolley başka ortamlarda tramvay ya da servis arabası gibi farklı anlamlara da gelebilir. Bu yüzden anlamı belirleyen şey yer ve durumdur.
Alıştırma
Britanya'daki bir süpermarkette trolley genellikle ne anlama gelir?
- tramvay
- bavul
- alışveriş arabası
Cevabı göster
alışveriş arabası
head to the garden center: bir varış noktasına doğru yola çıkmak
Burada head, “gitmek” veya “yönelmek” anlamında bir fiildir. head to the garden center, konuşanların o varış noktasına gideceğini anlatır; head burada vücudun bir parçası olan “baş” değildir. Birinin sırada nereye gideceğini söylerken head to + yer kullanılır. go to ile karşılaştırıldığında head to, yola çıkma ya da o yöne ilerleme hissini hafifçe taşır; bu yüzden günlük planlarda ve bir sonraki eyleme geçerken yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi head to ile tamamlayın: After lunch, we'll ____ the station.
Cevabı göster
head to
can be our houses: hayali bir rol belirlemek
Bu hayali oyun bağlamında can be our houses, “oyunda bu şeyleri evlerimiz olarak kabul edebiliriz” anlamına gelir. can be, hayali bir rol ya da geçici bir kullanım belirler; nesnelerin bir yeteneğe sahip olması veya izin almasıyla ilgili değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp nesne + can be + rol/kullanım şeklindedir: This blanket can be the roof. Bağlam, konuşanın bir şeyin nasıl hayal edileceğini veya kullanılacağını önerdiğini dinleyiciye gösterir.
Alıştırma
Çocuklar karton kutuları hayali kalelere dönüştürüyor. Hangi cümle kutulara doğal biçimde hayali bir rol verir?
- The boxes can carry our castles.
- The boxes can go to our castles.
- The boxes can be our castles.
Cevabı göster
The boxes can be our castles.
Şimdiki sahipliği anlatan I've got
I've got yapısındaki have got, şu anda bir şeye “sahip olmak” anlamına gelir. 've, have sözcüğünün kısaltmasıdır; got ise sahiplik yapısının bir parçasıdır. Bu yüzden got bu cümlede “kısa süre önce elde etmek” anlamına gelmez. Birinin şu anda sahip olduğu bir şeyden söz etmek için have got + isim kullanılır. Bu yapı özellikle günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır: I've got a garden, I have a garden ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. got sözcüğünden önce /v/ olup olmadığına odaklanın.
- I got a ticket for tonight's show.
- I've got a ticket for tonight's show.
Cevabı göster
I've got a ticket for tonight's show.
Can't have too many: daha fazlası her zaman iyidir
Can't have too many of these, olumlu bir abartı ifadesidir. Bu şeylerin hiçbir miktarının aşırı gelmeyeceğini, başka bir deyişle daha fazlasının da iyi ya da yararlı olacağını anlatır. Bu günlük yorumda özne düşürülmüştür; tam düşünce genellikle You veya we can't have too many of these şeklindedir. Burada too many, “istenenden daha fazla” demektir; can't ise bu istenmeyen sınıra hiçbir zaman ulaşılmadığını belirtir.
Alıştırma
Birisi “You can't have too many clean towels.” diyor. Ne demek istiyor?
- Zaten gerekenden daha fazla temiz havlu vardır.
- Çok sayıda temiz havluya sahip olmaya izin verilmez.
- Daha fazla temiz havlu yine de yararlı olurdu.
Cevabı göster
Daha fazla temiz havlu yine de yararlı olurdu.
You could be my husband: could ile nazikçe rol önerme
Bu hayalî oyun repliğinde you could be my husband, karşıdaki kişinin koca rolünü oynayabileceğini önerir. Konuşan kişi gerçek bir evlilik planından söz etmez. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. You could be + rol yapısında fikri, karşıdaki kişinin kabul veya reddedebileceği bir öneri gibi gösterir.
Alıştırma
could be ve parantezdeki rolü kullanarak nazik öneriyi tamamlayın: We need a captain. You ____. (our captain)
Cevabı göster
could be our captain
No fair: haksızlığa karşı gündelik bir itiraz
No fair, That's not fair anlamına gelen kalıplaşmış ve gündelik bir ünlemdir. Bir kural, sıra veya sonuç adaletsiz göründüğünde hızlıca itiraz etmek için kullanılır. Buradaki fair, adil veya eşit anlamındadır. No fair gündelik konuşmada tek başına tam bir tepki olabilir; no sözcüğünün her sıfatın önüne getirilebildiği genel bir yapı değildir.
Alıştırma
İtirazı kalıplaşmış iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You started before the signal. ____!
Cevabı göster
No fair
here you go: birine bir şey uzatmak
Here you go, birine bir nesne uzatırken veya istediği bir şeyi verirken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi karşısındakine bir nesne veriyor; bu yüzden ifade “Buyur” veya “İşte burada” anlamına gelir. Bu sözcükler karşıdaki kişiye “buraya” gitmesini söylemez. Verilen şeyin ne olduğu genellikle yapılan hareketten veya önceki konuşmadan anlaşılır.
Alıştırma
Birine istediği bileti uzatıyorsunuz. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?
- Here you go.
- Go to here.
- You go here.
Cevabı göster
Here you go.
Same as Bingo: tekrarlanan nesne adını söylememek
Same as Bingo., tam anlamı bağlamdan anlaşılan kısa bir cümledir. Burada verilen nesnenin Bingo'nun nesnesiyle aynı olduğu anlamına gelir; nesnenin tekrarlanan adı durumdan anlaşıldığı için söylenmemiştir. Bu kısa biçimde same as, karşılaştırmada ölçü alınan kişiyi veya şeyi tanıtır. Günlük konuşmada konu açıksa It is gibi sözcükler ve nesnenin adı söylenmeyebilir.
Alıştırma
Bir kafede Mia çorba sipariş ediyor. Leo, “Same as Mia, please.” diyor. Leo ne demek istiyor?
- Kendisinin ve Mia'nın aynı kişi olduğunu düşünüyor.
- Mia'nın seçtiği siparişin aynısını istiyor.
- Mia'nın yanına oturmak istiyor.
Cevabı göster
Mia'nın seçtiği siparişin aynısını istiyor.
do some yard work: dış mekân işleri için do kullanımı
Bu cümlede do some yard work; çim biçmek, bitkileri budamak veya yaprakları temizlemek gibi evin çevresindeki genel dış mekân işlerini yapmak anlamına gelir. Yard work bir iş grubunu belirtir; bir meslek ya da iş pozisyonu değildir. Bu tür work ile do kullanılır. Some, miktarı ve yapılacak işleri tam olarak belirtmez: konuşan kişi bu genel işlerden biraz yapmayı planlamaktadır.
Alıştırma
Konuşan kişinin ev çevresindeki genel dış mekân bakım işlerini yapmayı planladığını hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- I'm going to do some yard work this morning.
- I'm going to create some yard work this morning.
- I'm going to make some yard work this morning.
Cevabı göster
I'm going to do some yard work this morning.
Mum, Bingo's husband is better than mine. Dilbilgisi
0:55Anne, Bingo'nun kocası benimkinden daha iyi.
better than mine: ismi tekrarlamadan karşılaştırma
Better, good sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. A is better than B yapısı iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır ve A’nın daha iyi olduğunu söyler. Burada mine, my husband anlamına gelir. Mine bir iyelik zamiridir; bu nedenle çıkarılan isim zaten belliyse tek başına kullanılabilir. My tek başına değil, mine kullanılmalıdır; my sözcüğünden sonra bir isim gelmelidir.
Alıştırma
Konuşan kişi "Your bike is faster than my bike" demek istiyor ama bike sözcüğünü tekrarlamak istemiyor. Cümleyi tamamlayın: Your bike is faster than ____.
Cevabı göster
mine
Just try and be happy with what you've got, okay? Notlar
0:58Sadece elindekiyle mutlu olmaya çalış, tamam mı?
try and + fiilin yalın biçimi: günlük dilde try to
Bu cümlede try and + fiilin yalın biçimi, try to + fiilin yalın biçimiyle aynı anlama gelir. Bu nedenle try and be happy, “mutlu veya memnun olmaya çalışmak” demektir. Buradaki iki fiil, sırayla yapılan iki bağımsız eylemi anlatmaz. Try and ifadesinden sonra try and be, try and call ve try and remember örneklerinde olduğu gibi fiilin yalın biçimi kullanılır. Bu kalıp, nazik ve günlük bir öneride bulunmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, try to anlamında and kullanan günlük kalıpla tamamlayın: Before the meeting, ____ read the notes.
Cevabı göster
try and
be happy with what you've got: sahip olduklarından memnun olmak
Be happy with, “bir şeyden memnun olmak” anlamına gelir. What you've got ise “sahip olduğun şeyler” veya “hâlihazırda kullanabildiğin şeyler” demektir; got burada bunların alındığı anı vurgulamaz. Be happy with what you've got ifadesi bir bütün olarak, daha fazlasını istemek veya sürekli karşılaştırma yapmak yerine mevcut eşyaları ya da durumu kabul edip değerini bilmeye yönelik bir öğüttür. Bu cümlede, elindekilerle yetinmeyi nazikçe hatırlatır.
Alıştırma
Bu öğütte “Be happy with what you've got” ne anlama gelir?
- Henüz bir şey aldığın için kutlama yapmak.
- Zaten sahip olduğun şeylerden memnun olmak.
- Başka birinin sahip olduğu her şeyi elde etmeye çalışmak.
Cevabı göster
Zaten sahip olduğun şeylerden memnun olmak.
when what she has is better: açıklayıcı bir durumu sunan when
Bu cümlede when what she has is better, ilk yargıyı anlaşılır kılan durumu verir. Yaklaşık olarak “onun sahip olduğu daha iyi olduğuna göre” demektir; “onunki daha iyi hâle geldiği belirli zamanda” demek değildir. when, bir tepki, değerlendirme ya da yakınmadan sonra mevcut bir durumu o tepkinin nedene benzeyen arka planı olarak sunabilir. because kadar doğrudan neden bildirmez; tepkinin doğal göründüğü koşulu çerçeveler.
Alıştırma
“I can't justify buying another jacket when I already own three,” cümlesinde when yan cümlesinin temel görevi nedir?
- Satın almadan sonra gerçekleşecek gelecekteki bir olayı sunar.
- Ceketlerin tam olarak ne zaman satın alındığını söyler.
- Seçimi gerekçelendirmeyi zorlaştıran mevcut bir gerçeği sunar.
Cevabı göster
Seçimi gerekçelendirmeyi zorlaştıran mevcut bir gerçeği sunar.
What a lovely veggie patch: What a + sıfat + isim ünlemi
What a lovely veggie patch, övgü bildiren bir ünlem cümlesidir. What burada soru sormaz; konuşanın güçlü ve olumlu tepkisini başlatır. Tekil ve sayılabilen bir isimle What a/an + sıfat + isim yapısı kullanılır. Burada a, lovely veggie patch adlı tekil isim grubunun parçasıdır. veggie patch ise sebze yetiştirilen küçük bir alan anlamına gelir.
Alıştırma
Bir bahçeyi öven What ünlemini tamamlayın: ____ lovely garden!
Cevabı göster
What a
veggie patch: sebze yetiştirilen küçük bir alan
Veggie patch, sebze yetiştirilen küçük bir toprak alanıdır. Veggie, vegetable sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir; patch ise burada belirli bir amaç için ayrılmış küçük bir toprak parçası anlamına gelir. Bu ünlemde konuşan kişi küçük sebze bahçesini beğendiğini belirtiyor. Patch burada “toprak parçası” anlamındadır; giysi onarmak veya yazılım güncellemekle ilgili anlamlarda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bahçe bağlamında veggie patch nedir?
- sebze yetiştirilen küçük bir toprak alanı
- küçük bir yazılım güncellemesi
- giysi onarmak için kullanılan bir kumaş parçası
Cevabı göster
sebze yetiştirilen küçük bir toprak alanı
fairy lights: kablo üzerindeki küçük dekoratif ışıklar
Fairy lights, genellikle bir kablo boyunca sıralanan ve odalara, ağaçlara veya açık alanların çevresine asılan küçük dekoratif elektrikli ışık dizileridir. Fairy, ışıkların hayalî perilere ait olduğu anlamına gelmez. Bu birleşik ifadede küçük, zarif ve ışıltılı bir aydınlatma tarzını çağrıştırır.
Alıştırma
Hangi açıklama fairy lights ifadesine en uygun düşer?
- bir spor sahasını aydınlatmak için kullanılan güçlü ışıklar
- bir kablo boyunca sıralanmış küçük dekoratif ışıklar
- hayalî perilerin taşıdığı lambalar
Cevabı göster
bir kablo boyunca sıralanmış küçük dekoratif ışıklar
And more fairy lights that are just the same. Kalıp ifadeler
1:21Ve tamamen aynı olan daha fazla peri ışığı.
just the same: tamamen aynı
are just the same ifadesinde the same “aynı” anlamına gelir; just ise “tam olarak” ya da “tamamen” anlamıyla vurgu ekler. Bu ışıklarla daha önce sözü edilenler arasında önemli bir fark yoktur. Buradaki just “az önce” anlamına gelmez. Just, be fiilinden sonra doğrudan the same ifadesini güçlendirdiğinde, bütün ifadeyi “tamamen aynı” olarak anlayın.
Alıştırma
“The two backpacks are just the same” cümlesindeki just the same ne anlama gelir?
- Onlar az önce görüldü.
- Tamamen aynılar.
- Biraz farklı görünüyorlar.
Cevabı göster
Tamamen aynılar.
Mum, can we get two pizza flippers, please? Ton ve niyet
1:36Anne, iki tane pizza küreği alabilir miyiz, lütfen?
can we get ... please?: nazikçe istekte bulunmak
Can we get ... please? konuşma dilinde kullanılan yaygın bir rica kalıbıdır. İstenen nesne veya hizmet get sözcüğünden sonra gelir; sondaki please ricayı daha nazik yapar. Buradaki get, duruma göre “edinmek” ya da “satın almak” anlamına gelir; “anlamak” demek değildir. Can we, grubun izni olup olmadığını sorar. Bu nedenle bir çocuk bir yetişkinden bir şey isterken, müşteriler de sipariş verirken bu kalıbı kullanabilir.
Alıştırma
Cümleyi can we get ... please? rica kalıbıyla tamamlayın: ____ two train tickets, ____?
Cevabı göster
Can we get · please
Try swapping: bir yöntemi sınamak için try + -ing
Try swapping ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimindeki swapping gelir. Konuşan kişi, sorunu çözüp çözmeyeceğini görmek için takas etmeyi denenmeye değer bir yöntem olarak sunar. Eylemin kendisi sınanan yöntem olduğunda try doing something kullanılır. Odak noktası, bu yaklaşımı deneyip sonucu gözlemlemektir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeniden başlatmayı olası bir çözüm olarak denemeyi doğal biçimde önerir?
- Try to restart the app.
- Try restarting the app.
- Try restart the app.
Cevabı göster
Try restarting the app.
Bingo, will you swap some of my plants for your pizza flipper? Kalıp ifadeler
1:43Bingo, bazı bitkilerimi pizza küreğinle takas eder misin?
swap A for B: A'yı verip B'yi almak
swap A for B yapısında A verdiğiniz, B ise almayı umduğunuz şeydir. Bu cümlede A, some of my plants; B ise your pizza flipper ifadesidir. for sözcüğünden sonraki isim öbeği, takasa katılan kişiyi değil, istenen şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi swap A for B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: I'll swap my comic ____ your puzzle.
Cevabı göster
for
No thanks. ile kısa ve nazikçe reddetmek
No thanks. bir teklifi, daveti, öneriyi veya isteği kısa ve nazik biçimde reddetmenin yoludur. No reddetmeyi bildirir; thanks ise karşı tarafın inceliğini kabul ederek yanıtı yumuşatır. Buradaki thanks, evet demek veya teklifi kabul etmek anlamına gelmez. İfadenin bütünü, “Bunu istemiyorum ama teklif ettiğin için teşekkür ederim” demektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size biraz daha meyve suyu ikram ediyor. İstemediğinizi nazikçe belirten yanıt hangisidir?
- Yes, please.
- No thanks.
- You're welcome.
Cevabı göster
No thanks.
What about for my husband? ile eksiltili bir ek teklif
Burada What about, daha önceki bir takas teklifi reddedildikten sonra yeni bir teklif sunar. Takas etme eylemi zaten anlaşıldığı için konuşan kişi bu kısmı söylemez. İfadenin tam hâli yaklaşık olarak “What about swapping it for my husband?” şeklindedir. Bu, bağlama dayalı bir eksiltidir: Dinleyen kişi eksik eylemi önceki konuşmadan tamamlar. Kocanın nasıl olduğunu soran genel bir soru değildir. Buradaki for, yalnızca “kocam için” anlamına gelmez; bağlamdan anlaşılan swap ... for ... kalıbının parçasıdır.
Alıştırma
Bir çocuk az önce bir kart takası teklifini reddetti. Diğer çocuk “What about for my dragon card?” diye soruyor. İkinci çocuk ne yapıyor?
- Ejderha kartını yeni bir takas seçeneği olarak teklif ediyor
- Ejderha kartının birine verilecek hediye olduğunu söylüyor
- Ejderha kartının kime ait olduğunu soruyor
Cevabı göster
Ejderha kartını yeni bir takas seçeneği olarak teklif ediyor
all I want in the whole world: güçlü bir isteği duygusal abartıyla anlatmak
Burada all I want “istediğim tek şey”, in the whole world ise bu duyguyu en uç noktaya kadar güçlendirir. X is all I want in the whole world kalıbında X, konuşanın çok güçlü biçimde istediği şeyi belirtir. Bu, duygusal bir abartıdır: “onu çok ama çok istiyorum” demektir; başka hiçbir şeyin önemli olmadığı anlamına gelmez. Bu kalıp bir isteği dramatik, şakacı veya acil gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın bir teleskobu çok istediğini duygusal bir abartıyla anlatır?
- That telescope is one thing I might want.
- That telescope is all I own in the whole world.
- That telescope is all I want in the whole world.
Cevabı göster
That telescope is all I want in the whole world.