Baba Kompleksi (Daddy Issues): İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
985 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Deneme, koruyucu baba arzusunun güçlü kişilere nasıl yansıtıldığını gösteriyor ve insanın sınırlarını kabul ederek bağımsızlığa yardım eden ilgiyi savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "daddy issues" — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bu gündelik etiketin ardındaki ihtiyacı anlayın, alaycı tonunu fark edin ve tarafsız tanı gibi kullanmayın. 2. "However mature and skeptical we may be" — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: genel olgunluğu kabul edip belirli bir kırılganlığı sunan ödünleme yapısını öğrenin. 3. "come to terms with" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: acı veren veya hayal kırıklığı yaratan gerçeği zamanla kabullenmeyi anlatın; koşulları müzakere etmek sanmayın.

Bu derste

To say that someone has daddy issues Kelime

0:00

Birinin "baba sorunları" (daddy issues) olduğunu söylemek

is a somewhat rude and humiliating way Kalıp ifadeler

0:03

oldukça kaba ve aşağılayıcı bir yoldur,

Kelime

daddy issues: kaba ve aşağılayıcı bir etiket

Burada daddy issues, insanların zor, hayatında olmayan veya güvenilmez bir babayla ilişkilendirdiği duygusal ihtiyaç ya da davranışlar için kullanılan gayriresmî bir etikettir. Kelime anlamıyla sorunları olan kişinin baba olduğu anlamına gelmez. Konuşmacı bu etiketi; babanın ilgisine, bakımına veya onayına yönelik son derece anlaşılır bir özlemi incitici biçimde basitleştiren bir ifade olarak görüyor. Bu söz, karmaşık bir kişisel deneyimi bir kalıp yargıya indirger.

Alıştırma

Bir arkadaşın, babasıyla ilişkisinin ona acı verdiğini özel olarak anlatıyor. "You have daddy issues" diye karşılık vermek uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

of alluding to a very understandable longing for a father Kalıp ifadeler

0:06

çok anlaşılır bir baba özlemini ima etmenin.

Kalıp ifadeler

a somewhat rude and humiliating way of + -ing yapısı

a/an + sıfat + way of + -ing yapısı, bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır ve değerlendirir. Burada a somewhat rude and humiliating way of alluding, bu özlemi ima etme eyleminin konuşmacının kaba ve aşağılayıcı bulduğu bir biçimde yapıldığı anlamına gelir. Somewhat eleştiriyi yumuşatır. of sonrasında -ing biçimi kullanılır: way of alluding doğrudur, way of allude değildir.

Alıştırma

Cümleyi way of ve avoid fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Ignoring the question was a rude ____ responsibility.

Cevabı göster

way of avoiding

Kalıp ifadeler

alluding to: dolaylı bir gönderme

Alluding to, bir şeyi doğrudan söylemeden ona gönderme yapmak veya onu ima etmek demektir. Burada daha önceki etiket ya da fikir, bir babaya duyulan anlaşılır bir özleme dolaylı olarak işaret eder. Kalıp allude to + isim veya fikir şeklindedir. To, dolaylı olarak söz edilen şeyi tanıtan bir edattır.

Alıştırma

Allude fiilini doğru kalıpla kullanarak cümleyi tamamlayın: The poem never names the war, but its images ____ it.

Cevabı göster

allude to

who is strong and wise,

0:11

Güçlü ve bilge olan,

who is judicious, kind,

0:13

mantıklı, nazik olan,

perhaps at points tough,

0:14

belki zaman zaman sert,

but always fair and ultimately always on our side. Deyimler

0:16

ama her zaman adil ve nihayetinde her zaman bizim tarafımızda olan.

Deyimler

on our side: destek ve aynı tarafta olma

On our side burada mecaz anlamdadır. Yalnızca yakınımızda durmak değil, bizi desteklemek, çıkarlarımızı korumak veya bizimle aynı tarafta olmak demektir. Bu ifade, desteği aynı takıma ait olmak gibi gösterir. Bu cümlede sertlik bile adil ve sonuçta bize yardım etmeyi amaçlayan bir özellik olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın bizim görüşümüzü desteklediğini en açık şekilde söyler?

  1. Maya is standing on our left side.
  2. Maya is by our side.
  3. Maya is on our side.
Cevabı göster

Maya is on our side.

It would be so understandable if we were to feel we wanted someone like this in our lives, Dilbilgisi

0:20

Hayatımızda böyle birini istediğimizi hissetmemiz çok anlaşılır olurdu,

especially at moments of confusion and chaos.

0:25

özellikle de kafa karışıklığı ve kaos anlarında.

Dilbilgisi

It would be understandable if ... were to yapısı

It would be + adjective + if + subject + were to + base verb kalıbı, varsayımsal bir tepkiyi veya eylemi temkinli biçimde değerlendirir. Burada understandable, böyle birini istemenin doğal ve makul bir duygu olacağını belirtir. Were to, duyguyu geçmiş zamana yerleştirmez. Olasılıkla araya mesafe koyarak değerlendirmeyi, insanların gerçekte ne hissettiğine ilişkin doğrudan bir ifadeden daha temkinli ve düşünceli hâle getirir.

Alıştırma

Dersi anlatılan temkinli varsayım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ understandable ____ feel nervous before your first speech.

Cevabı göster

It would be · if you were to

The longing for a strong father has been a recurring theme throughout history. Kalıp ifadeler

0:29

Güçlü bir baba özlemi, tarih boyunca tekrarlanan bir tema olmuştur.

Kalıp ifadeler

a recurring theme throughout history ifadesi

A recurring theme, farklı zamanlarda ortaya çıkan, kaybolan ve sonra yeniden görülen bir fikir, kaygı veya örüntüdür. Throughout history, zaman aralığını birçok tarihsel döneme genişletir; dolayısıyla ifade geçmişteki tekrarlanan ortaya çıkışlar hakkında geniş bir iddiada bulunur. Recurring, kesintisiz biçimde sürekli var olmak anlamına gelmez. Temel fikir, tekrar tekrar geri dönmektir.

Alıştırma

Birçok çağda tekrar tekrar ortaya çıkan bir fikir anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Fear of social change has been ____.

Cevabı göster

a recurring theme throughout history

Most religions have conceived of their central deities as male parents. Kalıp ifadeler

0:34

Çoğu din, ana tanrılarını erkek ebeveynler olarak tasarlamıştır.

Kalıp ifadeler

conceived of A as B: A'yı B olarak tasavvur etmek

Conceive of A as B, A hakkında belirli bir fikir oluşturmak ya da A'yı B'nin temsil ettiği rol veya kategori içinde anlamak demektir. Burada dinlerin merkezî tanrılarını erkek ebeveyn rolünde hayal ettiği anlatılır. Yapı conceive of + A + as + B biçimindedir. Of, conceive of fiil kalıbının bir parçasıdır; as ise A'ya verilen kimliği, rolü veya kategoriyi tanıtır. Conceive burada bir fikir oluşturmakla ilgilidir, hamile kalmakla değil.

Alıştırma

conceive fiilinin geçmiş zamanını kullanarak conceive of A as B kalıbını tamamlayın: The committee ____ the empty building ____ a community arts center.

Cevabı göster

conceived of · as

In ancient Greece,

0:39

Antik Yunan'da,

Zeus was described as the father of men and gods.

0:40

Zeus, insanların ve tanrıların babası olarak tanımlanmıştı.

In Christianity,

0:44

Hıristiyanlıkta,

God was the heavenly father.

0:45

Tanrı cennetteki babaydı.

In Germanic mythology,

0:47

Cermen mitolojisinde,

Odin was the all-father, Kültür

0:48

Odin "tüm babaların babası",

the father of all other gods.

0:50

diğer tüm tanrıların babasıydı.

Kültür

the all-father: Odin'in mitolojik unvanı

The all-father, Odin için kullanılan mitolojik bir unvandır. Ardından gelen the father of all other gods ifadesi bunu doğrudan açıklar: Odin, diğer tanrıların baba figürü olarak sunulur. Burada all- “hepsinin” anlamındadır; father ise simgesel köken ve otoriteyi çağrıştırır. Bu, Cermen ve İskandinav mitolojisine ait bir unvandır; herhangi bir baba için kullanılan gündelik bir ad değildir.

Alıştırma

Odin hakkındaki cümlede “the all-father” unvanı ne anlama gelir?

  1. Odin'i diğer tüm tanrıların babası olarak sunan bir unvan.
  2. Yalnızca insan babalarını koruyan bir tanrının unvanı.
  3. Her erkek ebeveyn için kullanılan genel bir sözcük.
Cevabı göster

Odin'i diğer tüm tanrıların babası olarak sunan bir unvan.

The longing has been no less present in secular culture. Dilbilgisi

0:53

Bu özlem seküler kültürde de daha az mevcut değildi.

Dilbilgisi

no less present: en az aynı ölçüde mevcut

No less present, özlemin daha önce sözü edilen dinsel kültüre kıyasla seküler kültürde daha az belirgin olmadığı anlamına gelir. no olumsuz görünebilse de burada ifade olumlu bir karşılaştırma kurar: özlemin varlığı en az aynı ölçüde güçlüydü. no less + sıfat/zarf kalıbı, ikinci durumda söz konusu niteliğin derecesinin daha düşük olduğu düşüncesini reddeder. Konuşan kişi, ilk durumun belirlediği düzeyi güçlü biçimde korurken bir karşılaştırma daha ekleyebilir.

Alıştırma

İkinci konumun en az aynı zorluk derecesine sahip olduğunu göstermek için cümleyi no less + tekrarlanan sıfatla tamamlayın: The climb was difficult on the north side and ____ on the south side.

Cevabı göster

no less difficult

In the US,

0:56

Amerika Birleşik Devletleri'nde,

the individuals who led the War of Independence and drew up the Constitution Öbek fiiller

0:57

Bağımsızlık Savaşı'na liderlik eden ve Anayasa'yı hazırlayan kişiler

Öbek fiiller

drew up: resmî bir belge hazırladı

Burada drew up, draw up fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve resmî bir belgeyi hazırlamak veya taslağını oluşturmak anlamına gelir. Bu kişiler Anayasa’nın metnini ve yapısını oluşturdular; resim çizmediler. Draw up ayrılabilen bir öbek fiildir: draw up a contract ve draw a contract up biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse zamir ortaya gelmelidir: draw it up. Düzensiz geçmiş zaman biçimi drew up şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için draw up ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Before the meeting, the lawyer ____ a new contract.

Cevabı göster

drew up

came to be known as the Founding Fathers. Notlar

1:01

Kurucu Babalar olarak bilinmeye başlandı.

Kültür

the Founding Fathers: ABD tarihine ait bir unvan

The Founding Fathers, Amerikan bağımsızlığı ve ülkenin siyasal sisteminin kurulmasıyla bağlantılı önde gelen kişiler için kullanılan geleneksel bir ABD tarihi unvanıdır. Özellikle Devrim'e ve kurucu belgelere katkıda bulunan kişiler bu kapsamda değerlendirilir. Burada fathers sözcüğü mecazidir: bu kişileri bir ulusun ve kurumlarının ortaya çıkmasına yardımcı olan insanlar olarak sunar. Büyük harfler, bunun aile ilişkisi değil, tanınmış bir tarihî unvan olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlede “the Founding Fathers” kimleri ifade ediyor?

  1. Amerikan askerlerinin biyolojik babaları
  2. Savaş sırasında kolonilerde yaşayan tüm erkekler
  3. Amerikan bağımsızlığına ve ABD hükümetinin kurulmasına katkıda bulunan önemli siyasi liderler için kullanılan geleneksel bir unvan
Cevabı göster

Amerikan bağımsızlığına ve ABD hükümetinin kurulmasına katkıda bulunan önemli siyasi liderler için kullanılan geleneksel bir unvan

Dilbilgisi

came to be known as: zamanla bir adla tanınmak

Bu cümlede came to be known as, “zaman içinde giderek belirli bir adla tanınmaya ve anılmaya başlamak” anlamına gelir. Came to, sonucun zamanla geliştiğini; be known as ise insanların kullandığı adı gösterir. Yapı, özne + came to be known as + ad veya unvan şeklindedir. Edilgen bir yapıdır: cümle, adı kimin verdiğine değil, öznenin hangi adla anılmaya başladığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “zamanla bir adla tanınmaya başlamak” anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Over time, the tiny café ____ the Blue Door.

Cevabı göster

came to be known as

Garibaldi,

1:04

19. yüzyılda İtalya'nın birleşmesi için savaşan

the dignified and authoritative man who fought for the unification of Italy in the 19th century,

1:04

saygın ve otoriter bir adam olan Garibaldi,

earned himself the title of the father of the fatherland. Kalıp ifadeler

1:10

kendisine vatanın babası unvanını kazandırmıştır.

Kalıp ifadeler

earned himself the title of: başarılarıyla bir unvan kazanmak

earn oneself the title of ... yapısında earn, “para kazanmak” değil, “kişinin eylemleri sayesinde bir şeyi kazanması veya hak etmesi” anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri himself özneye geri gönderme yapar ve kişinin bu unvanı kendi başarılarıyla elde ettiği anlamını ekler. The title of ... kişinin kazandığı, kabul görmüş adı veya tanımlamayı belirtir. Buradaki title bir kitap adı değil, onursal ya da itibara dayalı bir unvandır.

Alıştırma

Cümleyi earn oneself the title of yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Through years of fearless rescue work, she ____ community hero.

Cevabı göster

earned herself the title of

In early childhood,

1:15

Erken çocukluk döneminde,

we are all immensely weak and in need of protection. Kalıp ifadeler

1:16

hepimiz son derece zayıfız ve korunmaya muhtacız.

Kalıp ifadeler

in need of protection: korunmaya ihtiyaç duymak

In need of + isim, “bir şeye ihtiyaç duymak” veya “gerekli bir şeyden yoksun olmak” anlamına gelir. Bu cümlede in need of protection öznenin durumunu anlatır: korunmaları gereklidir. Edat öbeğinin tamamı are fiilinden sonra gelir, özneyi tamamlar ve weak ile paralel görev görür. Kullanılan sabit edat of’tur: in need of protection.

Alıştırma

Cümleyi sabit in need of ifadesiyle tamamlayın: After the flood, several families were ____ temporary housing.

Cevabı göster

in need of

We can't understand the world.

1:20

Dünyayı anlayamıyoruz.

We're so fragile,

1:21

O kadar kırılganız ki,

we could be killed by a moderately sized dog.

1:22

orta büyüklükte bir köpek tarafından öldürülebiliriz.

So much feels mysterious and outside of our control. Deyimler

1:25

Pek çok şey gizemli ve kontrolümüz dışında hissettirir.

Deyimler

outside of our control: etkileyemediğimiz bir şey

Outside of our control, bir şeyi yönlendiremediğimiz, önleyemediğimiz veya değiştiremediğimiz anlamına gelir. Buradaki outside fiziksel bir konumu değil, gücümüzün ya da etkimizin sınırını gösterir. Bu cümlede ifade, feels fiilinden sonra mysterious ile paralel kullanılır. Birlikte, pek çok şeyin anlaşılması zor ve yönetilmesi imkânsız göründüğünü anlatırlar.

Alıştırma

Cümleyi “bizim tarafımızdan etkilenemeyen” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The launch was delayed by factors ____.

Cevabı göster

outside of our control

A hunger for a daddy is, in the circumstances, Kalıp ifadeler

1:29

Bir babaya duyulan açlık, bu koşullar altında,

wholly natural.

1:32

tamamen doğaldır.

Kalıp ifadeler

in the circumstances: bilinen durumu göz önünde bulundurarak yargıda bulunmak

In the circumstances, “bu durumun belirli gerçekleri göz önüne alındığında” anlamına gelir. Bağlamdan zaten bilinen koşullara gönderme yapar; fiziksel olarak bir ortamın içinde bulunmayı anlatmaz. Burada ifade, wholly natural yargısını çerçeveleyen bir ara söz olarak cümleyi böler. İddiayı sınırlar: Tepki bu durum göz önüne alındığında doğaldır, ancak her durumda mutlaka doğal olduğu söylenmez.

Alıştırma

Bilinen gerçekler göz önüne alındığında yargının makul olduğunu belirten tamamlama hangisidir? “Her decision was understandable ___.”

  1. on occasion
  2. in the circumstances
  3. in the meantime
  4. in the area
Cevabı göster

in the circumstances

A grown man inevitably and rightly seems immensely impressive to a small child.

1:34

Yetişkin bir adam kaçınılmaz ve haklı olarak küçük bir çocuğa son derece etkileyici görünür.

They appear to know everything, Dilbilgisi

1:39

Her şeyi biliyor gibi görünürler,

Dilbilgisi

appear to know: appear to + fiil ile temkinli çıkarım

Appear to + fiilin yalın hâli, gözlemlenebilen şeylere dayanarak “bir şeyi yapıyor gibi görünmek” anlamına gelir. Bu cümledeki they appear to know everything, çocuğun yetişkinler hakkındaki izlenimini aktarır; doğrulanmış bir gerçeği değil. Temkinli bir çıkarım yapmak için özne + appear to + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsin. Bu yapı, bir şeyin nasıl göründüğünü söylerken sonucun yanlış olabileceği ihtimalini de açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi appear ile başlayan iki sözcüklü bir ifadeyle tamamla: From their confident answers, they ____ know the topic well.

Cevabı göster

appear to

the capital of New Zealand,

1:41

Yeni Zelanda'nın başkentini,

how to drive a car,

1:42

nasıl araba kullanılacağını,

how to say a few words in a foreign language,

1:43

yabancı bir dilde nasıl birkaç kelime söyleneceğini,

how to peel an avocado.

1:45

bir avokadonun nasıl soyulacağını.

They go to bed mysteriously late,

1:47

Gizemli bir şekilde geç yatar,

they're up before you.

1:49

sizden önce kalkarlar.

In the swimming pool,

1:51

Yüzme havuzunda,

you can put your arms around their neck and rest on their back.

1:51

kollarınızı boyunlarına dolayıp sırtlarında dinlenebilirsiniz.

They once kicked a football so high,

1:55

Bir keresinde bir futbol topuna o kadar yüksek vurdular ki,

you nearly couldn't see it.

1:57

neredeyse göremiyordunuz.

It's beyond astonishing when one is four. Kelime

1:59

Dört yaşındayken bu, şaşırtıcı olmanın ötesindedir.

Kelime

beyond astonishing: olağan ölçünün ötesinde yoğunluk

Beyond astonishing ifadesinde beyond, betimlemeyi olağan ölçünün ötesine taşımak için bir sıfatla kullanılır. Burada, dört yaşındaki bir çocuk için deneyimin yalnızca astonishing sözcüğüyle anlatılamayacak kadar şaşırtıcı olduğu anlamına gelir. Bu, beyond sözcüğünün fiziksel konum veya zamanla ilgili olmayan bir pekiştirme kullanımıdır. Beyond + sıfat yapısı, bir niteliği normal betimleme sınırını aşmış olarak sunar.

Alıştırma

“The final scene was beyond astonishing” cümlesinde beyond ne işlev görür?

  1. Son sahneyi şaşırtıcı bir şeyin sonrasına yerleştirir.
  2. Astonishing sözcüğünü belirsiz veya yalnızca olası hâle getirir.
  3. Astonishing sözcüğünü, sıradan kelime yetmiyormuş gibi son derece güçlü hâle getirir.
Cevabı göster

Astonishing sözcüğünü, sıradan kelime yetmiyormuş gibi son derece güçlü hâle getirir.

The paradox of daddy issues is that those who have them Anlatım akışı

2:03

Baba sorunlarının paradoksu şudur ki, bunlara sahip olanlar

are almost always people who didn't have very good fathers when they were small.

2:06

neredeyse her zaman küçükken çok iyi babalara sahip olmamış kişilerdir.

Anlatım akışı

The paradox of X is that ... ile bir terslik sunmak

The paradox of X is that ... kalıbı önce çelişkili görünen bir ilişkiyi bildirir. Ardından gelen that yan cümlesi, bu görünür çatışmayı yaratan şaşırtıcı olguyu verir. Buradaki terslik, yetişkinlikte ideal bir babaya duyulan güçlü özlemin çocuklukta iyi bir babaya sahip olmamaktan kaynaklanabilmesidir. Paradox yalnızca mantık hatası demek değildir; bağlantısı açıklanana kadar çelişkili görünen bir ilişkidir.

Alıştırma

Paradoks kalıbındaki gerekli bağlayıcı sözleri tamamlayın: ____ remote work ____ greater flexibility can make it harder to stop working.

Cevabı göster

The paradox of · is that

Perhaps one's father was strong,

2:12

Belki kişinin babası güçlüydü,

but ultimately cruel,

2:13

ama sonuçta acımasız,

bullying, or disinterested.

2:15

zorba ya da ilgisizdi.

Perhaps he was more concerned with another sibling or with his work. Kalıp ifadeler

2:17

Belki başka bir kardeşle veya işiyle daha çok ilgileniyordu.

Kalıp ifadeler

more concerned with: endişeden çok odaklanma

Burada was more concerned with, daha fazla dikkat veya öncelik vermek anlamındadır. More bir karşılaştırma kurar: dikkati, hakkında konuşulan kişiden çok başka bir kardeşe veya işine yönelmiştir. with sözcüğünün tekrarı iki nesneyi paralel hâle getirir: concerned with another sibling or with his work. Bu kullanımda concerned with odaklanmayı veya ilgilenmeyi anlatır; otomatik olarak endişelenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi endişe değil odaklanma anlamına gelecek şekilde tamamlayın: The editor is more concerned ____ clarity than length.

Cevabı göster

with

Perhaps he wasn't around much, Kelime

2:20

Belki pek ortalarda yoktu,

Kelime

wasn't around much: sık sık yanında olmamak

Burada wasn't around much, “çok sık orada değildi” veya “düzenli olarak ulaşılabilir değildi” anlamına gelir. Around, bir kişinin zaman içindeki varlığını anlatır; much ise bu olumsuz cümleye düşük sıklık anlamı katar. Bu ifade onun daireler çizerek dolaştığı anlamına gelmez. Aile bağlamında birinin was not around much olduğunu söylemek, o kişinin günlük yaşamda veya destek gerektiğinde sık sık bulunmadığını da düşündürebilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok sık orada değildi” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the move, Leo ____, so his old friends rarely saw him.

Cevabı göster

wasn't around much

left the house after a divorce,

2:22

boşanmadan sonra evi terk etti,

or died young.

2:23

veya genç yaşta öldü.

The adult longing for a father is not the result of having had a good father in childhood. Dilbilgisi

2:25

Yetişkinlerin bir baba özlemi duyması, çocuklukta iyi bir babaya sahip olmanın sonucu değildir.

Dilbilgisi

the result of having had: neden olarak daha önceki bir deneyim

the result of having had yapısında of bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil gerund biçimini alır. Having had, have fiilinin perfect gerund biçimidir: having + geçmiş zaman ortacı had. Perfect biçim, iyi bir babaya sahip olma deneyimini yetişkinlikteki daha sonraki özlemden önceye yerleştirir. Cümlede is not the result dendiği için bu önceki deneyimin neden olduğu ilişkisi reddedilir; cümle tek başına bu deneyimin gerçekten yaşandığını ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin perfect gerund biçimiyle tamamlayın: Her confidence today is partly the result of ____ a patient coach when she was younger.

Cevabı göster

having had

It's a consequence of abandonment. Kalıp ifadeler

2:31

Bu, terk edilmenin bir sonucudur.

Kalıp ifadeler

a consequence of + isim

a consequence of abandonment ifadesinde consequence, daha önceki bir durumun veya olayın meydana getirdiği sonuç anlamına gelir. of abandonment nedeni belirtir: terk edilmek, It ile sözü edilen duyguya yol açmıştır. Yeniden kullanılabilecek kalıp result + be + a consequence of + cause şeklindedir. Nedensel ilişkiyi kısa ve oldukça resmî bir biçimde açıklar; consequence burada sonuç demektir, mutlaka ceza anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi a consequence of ile tamamlayın: The road closure was ____ the landslide.

Cevabı göster

a consequence of

The longing can incline us to some tricky patterns of behavior. Kalıp ifadeler

2:34

Bu özlem bizi bazı zorlu davranış kalıplarına eğilimli hale getirebilir.

Kalıp ifadeler

incline someone to + isim veya eylem

incline us to ifadesinde incline, belirli bir davranışa yönelme olasılığımızı veya isteğimizi artırmak anlamına gelir. Bir eğilim üzerindeki etkiyi anlatır; fiziksel olarak eğmek veya sonucun kesin olması anlamına gelmez. Nesne olan us, etkilenen kişileri gösterir. Burada to sözcüğünden sonra some tricky patterns of behavior isim öbeği gelir; ilişkili incline someone to do something yapısından sonra ise bir eylem gelir. can kipliği de bunun bir olasılık olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi incline someone to yapısıyla tamamlayın: A respectful reply may ____ the audience ____ listen more carefully.

Cevabı göster

incline · to

However mature and skeptical we may be in most areas, Dilbilgisi

2:37

Çoğu alanda ne kadar olgun ve şüpheci olursak olalım,

Dilbilgisi

However mature and skeptical we may be ile ödünleme yapısı

Bu cümlede however bir ödünleme yan cümlesi başlatır: however + sıfat(lar) + özne + may be, “özne ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. Burada mature ve skeptical, we öznesini niteler. Bu yan cümle, söz konusu özelliklerin çok yüksek derecede bulunabileceğini kabul eder; ancak ana cümlenin yine de şaşırtıcı bir sınır veya istisna sunacağını bildirir. Güçlü bir noktayı kabul edip ardından onunla karşıtlık oluşturan bir iddia getirmenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümlede however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamında kullanılmıştır?

  1. However, careful people may still make small mistakes.
  2. Careful however we may be, small mistakes can still happen.
  3. However careful we may be, small mistakes can still happen.
Cevabı göster

However careful we may be, small mistakes can still happen.

in relation to the idea of male protection, Kalıp ifadeler

2:41

erkeklerin koruması fikriyle ilişkili olarak,

we remain a little like the young child we once were

2:44

bir zamanlar olduğumuz küçük çocuğa biraz benzemeye devam ederiz

Kalıp ifadeler

in relation to: “ile ilgili olarak”

In relation to, “hakkında”, “ile ilgili olarak” veya “... göz önüne alındığında” anlamına gelen çok sözcüklü bir edattır. Sonraki ifadenin geçerli olduğu konuyu ya da yönü belirtir. Burada we remain a little like the young child we once were yargısını tek bir alanla sınırlar: erkek koruması fikri. Bu yargı her alanda doğruymuş gibi sunulmaz ve relation burada romantik ya da ailevi bir ilişki anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yargıyı tek bir konuyla sınırlandırmak için in relation to ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. In relation to the new policy, we need more data.
  2. In relation the new policy, we need more data.
  3. In a relationship with the new policy, we need more data.
Cevabı göster

In relation to the new policy, we need more data.

and haven't been allowed to mature away from.

2:47

ve ondan uzaklaşarak olgunlaşmamıza izin verilmemiştir.

We secretly yearn for a man to step in and fulfill an unquenched fantasy role. Notlar

2:50

İçten içe, bir erkeğin devreye girmesini ve tatmin edilmemiş bir fantezi rolünü yerine getirmesini arzularız.

Kalıp ifadeler

Yearn for: derin ve kalıcı bir özlem

Yearn for, birine veya bir şeye karşı güçlü ve süregelen bir özlem duymak demektir. Bu kişi ya da şey çoğunlukla uzaktadır, ulaşılamazdır veya duygusal açıdan çok önemlidir. İfade, basitçe want demekten daha derin ve duygu yüklüdür. For edatı, özlem duyulan kişiyi veya şeyi tanıtır. Bu cümlede secretly, söz konusu özlemin açıkça kabul edilmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi yearn for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even after years away, she still ____ the quiet of her hometown.

Cevabı göster

yearns for

Öbek fiiller

Step in: devreye girip harekete geçmek

Step in, yardım etmek, bir sorunu durdurmak, kontrolü ele almak veya bir eksikliği gidermek için bir duruma dâhil olmak anlamına gelen bir öbek fiildir. İzlemekle yetinme ya da orada bulunmama hâlinden aktif bir rol üstlenmeye geçişi anlatır. Bu cümlede, arzulanan erkeğin duruma dâhil olup hayal edilen rolü üstlenmesi beklenir. Step burada gerçek anlamda ayakla atılan bir adımı anlatmaz.

Alıştırma

Bir anlaşmazlık kontrolden çıkmak üzeredir, bu yüzden Maya sorunu çözmeye yardım etmek için duruma dâhil olur. Hangi cümlede step in doğru kullanılmıştır?

  1. Maya steps aside to calm everyone down.
  2. Maya steps in to calm everyone down.
  3. Maya steps out to calm everyone down.
Cevabı göster

Maya steps in to calm everyone down.

They'll take charge, Kalıp ifadeler

2:56

Sorumluluğu alacaklar,

Kalıp ifadeler

Take charge: liderlik etmeye ve karar vermeye başlamak

take charge ifadesinde charge, “bir durumu kontrol etmeye başlamak ve kararların sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadenin parçasıdır. Burada ücret, suçlama veya elektrik anlamına gelmez. Bu cümlede They’ll take charge, hayal edilen kişilerin öne çıkıp olanları yönetmesini ve yönlendirmesini anlatır. Durum zaten belliyse ifade tek başına kullanılabilir; neyin yönetildiğini belirtmek için take charge of + isim kullanılır.

Alıştırma

“Durumu yönetmeye başlamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: When the fire alarm rang and no one knew what to do, Maya decided to take ____.

Cevabı göster

charge

they'll make the big decisions,

2:57

büyük kararları verecekler,

they'll be tough and certain to make our problems go away.

2:59

sağlam olacaklar ve sorunlarımızı kesinlikle ortadan kaldıracaklar.

They'll make sure the money side of things is sorted, Notlar

3:02

İşin para kısmının halledilmesini sağlayacaklar,

Kalıp ifadeler

The ... side of things: tek bir yönü öne çıkarmak

the + konu/sıfat + side of things kalıbı, daha geniş bir durumun tek bir yönünü öne çıkarır. The money side of things, “durumun mali yönü” anlamına gelir; side fiziksel bir kenar değildir ve things genel olarak konunun tamamını belirtir. Bu ifade, başka yönlerin de bulunduğunu ima ederken konuşmacının tek bir bölümü ele almasını sağlayarak bilgiyi düzenler. Odağı değiştirmek için money yerine practical, technical veya business gibi sözcükler kullanın.

Alıştırma

“Mali yön” anlamındaki yapıyı tamamlamak için vurgulanan ifadede geçen gündelik ismi kullanın: We have enough performers, but the ____ side of things still needs planning.

Cevabı göster

money

Kelime

is sorted: halledilmiş ve ayarlanmış

Günlük ve resmî olmayan Britanya İngilizcesinde be sorted, “halledilmiş, ayarlanmış veya hazır olmak” anlamına gelebilir. Burada the money side of things, işin pratik mali yönünü ifade eder; is sorted ise bu konunun başarıyla halledileceğini anlatır. Yapı edilgen gibi görünse de sorted, işlem tamamlandıktan sonraki durumu tanımlar. Bağlam, nesneleri sıraya koymaktan değil, bir düzenleme sorununu çözmekten söz eder.

Alıştırma

“The payment issue is sorted,” İngilizce cümlesinde is sorted, resmî olmayan Britanya İngilizcesinde büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Başarıyla halledilmiştir.
  2. Daha pahalı hâle gelmiştir.
  3. Alfabetik ya da sayısal sıraya konmuştur.
Cevabı göster

Başarıyla halledilmiştir.

they'll get angry and aggressive with anyone who hurts us,

3:05

bizi inciten herkese karşı öfkelenip agresifleşecekler,

they'll be proud of us and love us as we are. Kalıp ifadeler

3:07

bizimle gurur duyacak ve bizi olduğumuz gibi sevecekler.

Kalıp ifadeler

as we are: değişmeyi şart koşmadan kabul etmek

Buradaki as we are, “gerçekte olduğumuz hâlimizle” demektir. Bizi nasıl seveceklerini anlatır: Kusurlarımız da dâhil olmak üzere gerçek hâlimizi, önce değişmemizi istemeden kabul ederler. Aktarılabilir kalıp verb + person + as + subject pronoun + be biçimindedir; accept me as I am veya love her as she is örneklerinde olduğu gibi. Bu kullanımda as bir durum ya da hâl belirtir; because anlamına gelmez.

Alıştırma

“Değişmeye gerek kalmadan” anlamını vermek için cümleyi as + subject + be ile tamamlayın: Our family knows our faults and still loves us ____.

Cevabı göster

as we are

We'll be looking out for daddies in friendships, Öbek fiiller

3:10

Arkadaşlıklarda babalar arayacağız,

at work,

3:13

işte,

Öbek fiiller

looking out for: fark etmek için dikkatli olmak

Bu cümlede looking out for, baba benzeri bir rol üstlenebilecek kişileri fark etmek veya tanımak için dikkatle gözlemlemek anlamına gelir. Ardından arkadaşlıklar, iş hayatı ve siyasetin sayılması, bu arayışın farklı ilişki ve ortamlara yayıldığını gösterir. Yapı look out for + isim şeklindedir. Kesin anlam, nesneye ve bağlama bağlıdır: burada “dikkat edip tespit etmek” demektir; uyarı olarak kullanılan Look out! ya da yalnızca dışarı bakmak anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede looking out for daddies ne anlama gelir?

  1. Babaların nerede olduğunu görmek için dışarı bakmak
  2. Baba rolü üstlenebilecek kişileri fark etmek için dikkatli olmak
  3. Yardıma ihtiyacı olan babalarla ilgilenmek
Cevabı göster

Baba rolü üstlenebilecek kişileri fark etmek için dikkatli olmak

and not least, Anlatım akışı

3:14

ve son olarak,

in politics.

3:15

siyasette.

Anlatım akışı

not least: listedeki bir maddeyi vurgulamak

Not least bir vurgu belirtecidir. Siyaseti listeye eklerken onun özellikle önemli olduğunu ya da en azından daha önce sayılan alanlardan daha az önemli olmadığını belirtir. Miktar anlatmak yerine listedeki bilgileri düzenler. Olumsuz biçimi “önemsiz” anlamına gelmez; dinleyiciye bu maddeye özellikle dikkat etmesini söyler.

Alıştırma

Bir nedenin son madde olduğunu söylemeden onu önemli olarak vurgulayan ifadeyi seçin: “The change matters for several reasons, _____ because it will save time.”

  1. at least
  2. last but not least
  3. not least
Cevabı göster

not least

The danger is that these daddies may in the end

3:17

Tehlike şudur ki, bu babalar sonunda

hugely damage our trust,

3:20

güvenimize büyük zarar verebilirler,

for it isn't in anyone's power to assuage the sort of longings

3:22

çünkü hiç kimsenin,

we bring to bear on Deyimler

3:26

üzerlerine yüklediğimiz türden özlemleri gidermeye

them. They may know very well what we want

3:27

gücü yetmez. Ne istediğimizi çok iyi bilebilirler

Deyimler

bring X to bear on Y: bir gücü veya etkiyi hedefe yöneltmek

bring X to bear on Y yapısında X devreye sokulan bir güç, etki, kaynak veya duygudur; Y ise bunun yöneltildiği kişi ya da sorundur. Bu cümlede the sort of longings X, them ise Y'dir: derin duygusal ihtiyaçlar o kişilere yöneltilir. Buradaki bear ne “ayı” anlamındadır ne de tek başına “katlanmak” demektir. bring + something + to bear on + target biçimindeki resmî yapıyı bir bütün olarak öğrenin. Bu yapı, bir şeyin hedef üzerinde etkili olmasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

“The doctors brought the latest research to bear on the difficult case,” cümlesinde brought ... to bear on ne anlama gelir?

  1. Araştırmayı kullanmadan vakaya katlandılar.
  2. Araştırma makalelerini odaya taşıdılar.
  3. Araştırmayı vakaya uyguladılar.
Cevabı göster

Araştırmayı vakaya uyguladılar.

and naively or cynically promise to provide it for us,

3:30

ve bunu bize sunacaklarına dair safça veya alaycı bir şekilde söz verebilirler,

but gradually, too late,

3:34

ancak yavaş yavaş, çok geç olduğunda,

we stand to realize that they had a thousand flaws, Dilbilgisi

3:36

hepimiz gibi onların da binlerce kusuru olduğunu anlamaya

as we all do.

3:38

başlarız.

Dilbilgisi

stand to realize: sonunda fark etme olasılığı

Stand to + fiil, fiilin belirttiği sonucu yaşamanın muhtemel olduğu veya kişinin bu sonucu yaşayabilecek durumda bulunduğu anlamına gelir. stand to realize that... yapısında realize “farkına varmak” demektir; bu nedenle yan cümle, fark edişi sonunda gerçekleşmesi muhtemel bir sonuç olarak sunar. Fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz. Yapı, mevcut durumdan geleceğe bakar ve tarafsız bir gelecekten çok bir sonuç veya netice ifade eder. Gradually, too late, farkındalığın yavaşça geliştiğini ve yararlı olabileceği zamandan sonra geldiğini ekler.

Alıştırma

“With the merger approved, both founders stand to receive a large payment,” cümlesinde stand to receive ne anlama gelir?

  1. Mevcut koşullar ödemenin alınmasını muhtemel kılıyor.
  2. Ödemeyi zaten aldılar.
  3. Ödeme alabilmeleri için önce ayağa kalkmaları gerekiyor.
Cevabı göster

Mevcut koşullar ödemenin alınmasını muhtemel kılıyor.

We may realize that they're bullying rather than noble,

3:40

Asil olmaktan ziyade zorba olduklarını,

that our enemies haven't gone away,

3:43

düşmanlarımızın ortadan kaybolmadığını,

that they couldn't help us,

3:44

bize yardım edemediklerini,

that there isn't, in fact, enough money in the world to do what they promised, Anlatım akışı

3:46

aslında vaat ettiklerini yapacak kadar paranın dünyada olmadığını,

Anlatım akışı

Gerçek durumu düzelterek sunan in fact

In fact, konuşanın gerçek durumu açıkladığını, özellikle de önceki bir izlenimi düzelttiğini veya sorguladığını gösterir. Burada anlatım, insanların vaat ettiklerinden bu vaatleri yerine getirecek kadar para olmadığı gerçeğine geçer. İfadenin cümlenin ortasına girmesi nedeniyle iki yanında virgül bulunur. Dinlerken bunu bir argüman sinyali olarak değerlendirin: ardından gelen bilgi bir örnek değil, önemli gerçek olarak sunulur.

Alıştırma

İkinci cümle önceki bir inancı düzeltiyorsa boşluğu en iyi hangi ifade tamamlar? “We thought the repairs would be cheap. ____, they cost more than the car.”

  1. At first
  2. For example
  3. In fact
Cevabı göster

In fact

and that, in fact, they didn't really love us at all.

3:50

ve aslında bizi hiç sevmediklerini fark edebiliriz.

The fantasy daddy figure of adulthood isn't, in fact, a good father for one big reason.

3:54

Yetişkinlikteki fantezi baba figürü aslında büyük bir nedenden dolayı iyi bir baba değildir.

Truly good humans know they aren't that powerful

4:01

Gerçekten iyi insanlar o kadar güçlü olmadıklarını bilirler

and are happy to admit to the fact cleanly and honestly,

4:04

ve bu gerçeği temiz ve dürüst bir şekilde kabul etmekten mutluluk duyarlar,

just as soon as we're ready to take the news,

4:07

haberi almaya hazır olduğumuz anda,

which is normally when we're around 12 years old

4:10

bu da genellikle 12 yaş civarında

and conscious of new powers and capacities.

4:13

yeni güç ve kapasitelerimizin farkına vardığımız zamandır.

A good father doesn't, beyond that age,

4:16

İyi bir baba o yaştan sonra,

pretend to be all-powerful.

4:18

her şeye gücü yetiyormuş gibi davranmaz.

They confess they can't solve all our problems

4:20

Tüm sorunlarımızı çözemeyeceklerini

and can't magically save us from a myriad of dangers, Kalıp ifadeler

4:22

ve bizi sayısız tehlikeden sihirli bir şekilde kurtaramayacaklarını itiraf ederler,

Kalıp ifadeler

A myriad of + çoğul isim

A myriad of + çoğul isim, “çok büyük sayıda veya çok çeşitli şeyler” anlamına gelir. A myriad of dangers ifadesi, belirli tek bir tehlike türünü adlandırmak yerine birçok farklı tehlikeyi birlikte anlatır. Bu yapıda a myriad of miktar bildiren ifadedir ve ardından gelen sayılabilir isim çoğul kalır. Aynı yapı choices, reasons, problems ve possibilities ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef miktar ifadesi a myriad of ile tamamlayın: The library offers ____ resources for new students.

Cevabı göster

a myriad of

no matter how much they wish they could. Dilbilgisi

4:26

bunu yapabilmeyi ne kadar isteseler de.

Dilbilgisi

no matter how much: derece değişse de sonuç değişmez

no matter how much, karşıtlık bildiren bir yan cümle başlatır ve 'derecesi çok büyük olsa bile' anlamına gelir. Burada how much, wish eyleminin şiddetini ölçer; bir miktarı sormaz. Bu istek ne kadar güçlü olursa olsun ana cümlenin sonucu değişmez. Could, önceki bağlamdan zaten anlaşılan bir eylemin yerini tutar; bu nedenle wish they could, o eylemi yapabilmeyi dilediklerini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi no matter how much ile tamamlayın: The deadline will not move, ____ we wish it would.

Cevabı göster

no matter how much

The good daddy disappoints us just as soon as we're strong enough to bear reality. Notlar

4:28

İyi baba, gerçeği taşıyacak kadar güçlendiğimiz anda bizi hayal kırıklığına uğratır.

Kalıp ifadeler

just as soon as: koşul gerçekleşir gerçekleşmez

as soon as, ana olayı başlatan zamanı ya da koşulu belirtir. Just eklenince mümkün olan en erken ve kesin an daha güçlü biçimde vurgulanır: Gerçeğe dayanacak kadar güçlendikleri anda hayal kırıklığı gerçekleşir. Burada just as soon as tek bir zaman bağlacı olarak çalışır. İki eylemin hızını karşılaştıran bir as ... as yapısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi just as soon as ile tamamlayın: I'll text you ____ the train arrives.

Cevabı göster

just as soon as

Dilbilgisi

strong enough to bear: sıfat + enough + to

Sıfat + enough + to + fiil kalıbı, birinin ya da bir şeyin sonraki eylem için gerekli düzeye ulaştığını anlatır. strong enough to bear içinde strong kişiyi niteler, enough sıfattan sonra gelir ve to bear bu gücün hangi eylemi mümkün kıldığını belirtir. Burada bear reality, fiziksel bir nesneyi taşımak değil, zor bir gerçeğe dayanıp onu kabullenmek demektir. İfadenin bütünü, kişinin gerçekle yüzleşebilir hâle geldiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için calm, enough ve hear sözcüklerini doğru sıraya koyun: Maya is ____ the difficult feedback.

Cevabı göster

calm enough to hear

Out of love, Kalıp ifadeler

4:34

Sevgiden dolayı,

they deflate the idea that there could ever be a perfect,

4:34

mükemmel ve ideal bir baba olabileceği fikrini

ideal daddy.

4:38

söndürürler.

Kalıp ifadeler

Out of love: bir motivasyonu belirtmek

Out of + isim öbeği, o ismin belirttiği duygu ya da nedeni bir eylemin gerekçesi olarak sunabilir. Burada out of love, idealize edilmiş bir inancı zayıflatmanın nedeni olarak sevginin gösterildiği anlamına gelir. Bu ifade, hayal kırıklığı yaratabilecek bir eylemi farklı biçimde değerlendirmeye yardımcı olur: etkisi hoş değildir, fakat belirtilen niyet şefkattir. Bir şeyin içinden dışarı doğru hareketi değil, motivasyonu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için out, of ve love sözcüklerini doğru sıraya koyun: He stayed up with his frightened child ____.

Cevabı göster

out of love

They try,

4:40

Denerler,

as best they can, Kalıp ifadeler

4:40

ellerinden geldiğince,

to help us grow up.

4:42

büyümemize yardımcı olmayı.

Kalıp ifadeler

as best they can: sınırlar içinde elinden geleni yapmak

“As best they can”, “koşullar altında yapabildikleri en iyi şekilde” demektir. Bu ifade gerçek sınırlamaları kabul eder; dolayısıyla sonuç kusursuz olmasa bile çaba samimi olabilir. “best” ile “can” arasındaki özne, çabayı kimin gösterdiğini belirtir. “can”den sonraki fiil bağlamdan anlaşılır ve bu yüzden söylenmez; burada “can help us grow up” düşüncesini taşır ve tüm eylemin tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Cümleyi “kendi sınırları içinde mümkün olan en iyi şekilde” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The volunteers have little time, but they are helping ____.

Cevabı göster

as best they can

If we encounter someone who has daddy issues,

4:44

Baba sorunları olan biriyle karşılaşırsak,

the temptation is to get frustrated, Dilbilgisi

4:47

sinirlenme,

to tell them to mature,

4:49

onlara olgunlaşmalarını söyleme,

to mock them,

4:50

onlarla alay etme,

Dilbilgisi

the temptation is to + fiil: ilk dürtüyü belirtmek

“The temptation is to + fiil”, bir durumda en kolay veya en çekici gelen tepkiyi belirtir; özellikle de konuşan kişi bu tepkinin yararsız olabileceğini düşünüyorsa kullanılır. Kesinlikle gerçekleşmiş bir eylemi değil, bir dürtüyü anlatır. Bu yapı tek bir mastarı veya paralel bir listeyi başlatabilir. Burada “to get frustrated”, “to tell them to mature” ve “to mock them” üç olası ilk tepkidir. Böyle bir çerçeveleme çoğu zaman dinleyiciyi daha düşünceli bir alternatife hazırlar.

Alıştırma

“When a discussion gets tense, the temptation is to interrupt,” cümlesinde “the temptation is to” ne anlatır?

  1. Konuşan kişi, en akıllıca tepki olarak söz kesmeyi önerir.
  2. Konuşan kişi, birinin zaten söz kestiğini doğrular.
  3. Söz kesmek muhtemel bir ilk dürtüdür, ancak akıllıca olmayabilir ve hiç gerçekleşmeyebilir.
Cevabı göster

Söz kesmek muhtemel bir ilk dürtüdür, ancak akıllıca olmayabilir ve hiç gerçekleşmeyebilir.

and in particular,

4:51

ve özellikle,

to poke fun at the particular daddy figure they might have identified. Deyimler

4:52

belirledikleri özel baba figürüyle dalga geçme eğilimindeyizdir.

Deyimler

poke fun at: biriyle veya bir şeyle alay etmek

Bu cümlede poke fun at, bir kişi ya da şey hakkında alaycı veya esprili yorumlar yapmak anlamına gelir; birini fiziksel olarak dürtmek anlamına gelmez. Burada mizah, başka bir kişinin kendini özdeşleştirdiği bir baba figürünü hedef alır. Kalıp poke fun at + hedef biçimindedir. Hedefe açıkça hakaret etmekten genellikle daha hafif duyulur, ancak konu kişisel olduğunda veya biri için önem taşıdığında yine de kırıcı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “mizah yoluyla takılmak” anlamına gelen ve at ile biten üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The comic likes to ____ everyday habits.

Cevabı göster

poke fun at

This isn't either a very wise or ultimately a very kind strategy. Dilbilgisi

4:56

Bu ne çok akıllıca ne de sonuçta çok nazik bir stratejidir.

Dilbilgisi

isn't either A or B: iki betimlemeyi de olumsuz yapmak

Burada either ... or, a very wise strategy ve ultimately a very kind strategy biçimindeki iki paralel betimlemeyi birbirine bağlar. Isn't bu çiftin önünde olduğu için olumsuzluk iki betimlemeyi de kapsar. Dolayısıyla konuşan kişi stratejinin akıllıca olmadığını ve sonuçta nazik de olmadığını söyler. Bu yapıda either ... or ifadesini iki olası olumlu özellik arasında yapılan olumlu bir seçim olarak okumayın.

Alıştırma

Özgün cümle strateji hakkında ne söylüyor?

  1. Akıllıca veya nazik olabilir; konuşan kişi seçim yapmaz.
  2. Akıllıcadır, ancak sonuçta nazik değildir.
  3. Ne çok akıllıcadır ne de sonuçta çok naziktir.
Cevabı göster

Ne çok akıllıcadır ne de sonuçta çok naziktir.

It simply tends to entrench their devotion because whenever we're attacked, Dilbilgisi

5:01

Basitçe onların bağlılıklarını pekiştirme eğilimindedir çünkü her saldırıya uğradığımızda,

Dilbilgisi

tends to entrench: genellikle görülen ama kesin olmayan bir sonuç

Tends to + fiilin yalın hâli, bir sonucu kesin bir gerçek olarak değil, genellikle görülen bir eğilim olarak sunar. Burada tends to entrench, bunun onların bağlılığını genellikle daha sağlam ve değiştirilmesi daha zor hâle getirdiği anlamına gelir. Entrench mecazidir: Bir tutum, sanki bir siperde korunuyormuş gibi derinden yerleşir.

Alıştırma

Cümleyi, genellikle daha sağlam biçimde yerleştirir anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Constant public blame ____ resentment.

Cevabı göster

tends to entrench

we of course feel ever more intensely than ever the need for the protection of an idealized father.

5:05

elbette idealize edilmiş bir babanın korunmasına her zamankinden çok daha yoğun bir şekilde ihtiyaç duyarız.

What we really need to help us out of our daddy issues Öbek fiiller

5:11

Baba sorunlarımızdan kurtulmamıza yardımcı olmak için gerçekten ihtiyacımız olan şey,

is something more like the actions of a genuinely good father,

5:15

daha çok gerçekten iyi bir babanın eylemlerine benzer bir şeydir,

Öbek fiiller

help someone out of: birinin zor bir durumdan çıkmasına yardım etmek

Help + someone + out of + bir sorun veya durum, o kişinin bu sorun ya da durumdan çıkmasına veya kurtulmasına yardım etmek anlamına gelir. Out of sonrasındaki sözler yardımın türünü değil, geride bırakılan durumu adlandırır. Burada help us out of our daddy issues, babalarla bağlantılı sağlıksız duygusal veya ilişkisel kalıpları aşmamıza yardım etmek anlamına gelir. Hareket mecazidir ve zaman içinde gerçekleşebilir.

Alıştırma

Hangi cümle danışmanın Maya'nın tekrarlanan bir borç sorunundan kurtulmasına yardım ettiğini anlatır?

  1. The counselor helped Maya out of a cycle of debt.
  2. The counselor helped Maya out during a busy week.
  3. The counselor helped Maya with a debt spreadsheet.
Cevabı göster

The counselor helped Maya out of a cycle of debt.

someone who acknowledges our suffering and our fears,

5:18

acılarımızı ve korkularımızı kabul eden,

who deeply wants what's best for us and isn't reluctant to say so, Kalıp ifadeler

5:22

bizim için en iyisini derinden isteyen ve bunu söylemekten çekinmeyen,

Kalıp ifadeler

want what's best for us ifadesinin anlamı

Want what's best for someone, o kişinin kendisine en çok yardımcı olacak veya yarar sağlayacak sonuca ulaşmasını içtenlikle istemek demektir. Burada what's best, what is best ifadesinin kısaltılmış biçimidir. What's best for us yan cümlesinin tamamı wants fiilinin nesnesidir. Bu yapı ilgili ve iyi niyetli bir amacı ifade eder; iyi bir sonucun gerçekleşeceğini vaat etmez.

Alıştırma

Lena, “I may not know the perfect answer, but I want what's best for you.” diyor. Lena ne ifade ediyor?

  1. Diğer kişiye en fazla yarar sağlayacak sonucun gerçekleşmesini içtenlikle umuyor.
  2. Ne olacağını tam olarak biliyor ve bunu garanti edebiliyor.
  3. Diğer kişinin en yüksek performansını göstermesini bekliyor.
Cevabı göster

Diğer kişiye en fazla yarar sağlayacak sonucun gerçekleşmesini içtenlikle umuyor.

but who at the same time, out of love, Anlatım akışı

5:25

ama aynı zamanda, sevgisinden ötürü,

wants to help us to come to terms Deyimler

5:28

karışık ve temelde hayal kırıklığı yaratan bir dünyayla

with a messy and essentially disappointing world.

5:30

uzlaşmamıza yardımcı olmak isteyen birisi.

Anlatım akışı

İki doğruyu dengeleyen at the same time

Burada at the same time, ilk noktayla gerilim oluştursa da aynı şekilde doğru olan ikinci bir noktayı bağlar. Yaklaşık olarak “bu doğruyken şu da doğrudur” anlamına gelir; mutlaka “tam olarak aynı anda” demek değildir. Bu bağlayıcı dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur: ilk düşünceyi göz önünde tutar, ardından farklı fakat onunla bağdaşabilen bir sorumluluk, sınırlama veya bakış açısı ekler.

Alıştırma

Her iki düşüncenin de geçerli olduğunu gösterecek şekilde cümleyi en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? “The new schedule is more flexible. _____, it may be harder for families to plan ahead.”

  1. At the same time
  2. Meanwhile
  3. On the other hand
Cevabı göster

At the same time

Deyimler

come to terms with: zor bir gerçeği zamanla kabullenmek

Come to terms with something, zor bir gerçeği, kaybı, sınırlamayı veya hayal kırıklığı yaratan bir durumu zihinsel ya da duygusal bir süreçten geçerek kabullenmek demektir. Bu cümlede kabullenilen şey dağınık ve özünde hayal kırıklığı yaratan bir dünyadır; dolayısıyla ifade pazarlığı değil, gerçeği kabullenmeyi anlatır. Aktarılabilir kalıp come to terms with + isim veya isim öbeğidir. Bu ifade genellikle kabullenmenin zaman aldığını ve hâlâ acı verebileceğini düşündürür; kişinin bu gerçeği sevdiği veya onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Acı veren bir gerçeği zamanla kabullenmek” anlamındaki bu dersin hedef deyimiyle cümleyi tamamlayın: After months of anger, Leo began to ____ the end of the friendship.

Cevabı göster

come to terms with

A man who, out of love,

5:33

Sevgisinden ötürü,

will encourage us to be independent

5:35

bağımsız olmamızı teşvik edecek

and specifically not to fantasize that anyone,

5:37

ve özellikle de birinin,

however outwardly imposing, Dilbilgisi

5:40

dışarıdan ne kadar heybetli olursa olsun,

can ever do the impossible.

5:42

imkansızı başarabileceğini hayal etmememizi sağlayacak bir adam.

Dilbilgisi

however outwardly imposing: derece bildiren ödünleyici ifade

Ara söz olan however outwardly imposing, “bir kişi dışarıdan ne kadar heybetli görünürse görünsün” demektir. Burada however sınırsız bir dereceyi belirtir: son derece güçlü veya etkileyici görünen biri bile imkânsızı yapamaz. Outwardly, betimlemeyi dış görünüşle sınırlar; imposing ise kişinin yapısı, tavrı veya duruşuyla etkileyici ya da ürkütücü görünmesi demektir. Aktarılabilir kalıp however + zarf + sıfattır. Buradaki gibi bir isimden sonra ödünleyici ara söz olarak veya bir yan cümlenin başında kullanılabilir. Her iki konumda da söz konusu özelliğin hiçbir derecesinin ana sonucu değiştirmediğini gösterir.

Alıştırma

Şu cümledeki “however outwardly imposing” ifadesinin anlamını en iyi koruyan yeniden ifade hangisidir: “The guard, however outwardly imposing, was unable to lift the gate”?

  1. Muhafız ne kadar etkileyici veya ürkütücü görünürse görünsün
  2. Bununla birlikte, muhafız dışarıdan heybetli görünüyordu
  3. Çünkü muhafız diğer insanlara bir kural dayattı
Cevabı göster

Muhafız ne kadar etkileyici veya ürkütücü görünürse görünsün

Good daddies allow us to bear the truth that there are, in the end, Notlar

5:44

İyi babalar, sonunda,

Anlatım akışı

in the end: nihai sonucu belirtmek

in the end, olaylar, düşünceler veya tartışmaların ardından ortaya çıkan nihai sonucu ya da sonucu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada virgüller, ifadeyi son yargıdan önce gelen ara bir yorum olarak ayırır. Dinleyiciye “her şey göz önünde bulundurulduğunda sonunda doğru çıkan budur” mesajını verir. Görevi düşünce zincirini sonuçlandırmaktır; bir yerin ya da zaman diliminin son kısmını göstermemektir.

Alıştırma

BLANK yerine hangi ifade gelebilir? We considered every option, and BLANK, we decided to cancel the trip.

  1. at the end
  2. in the end
  3. by the end
Cevabı göster

in the end

no daddies.

5:49

baba diye bir şeyin olmadığı gerçeğini taşımamıza izin verirler.

Kalıp ifadeler

bear the truth that: acı veren bir gerçeğe dayanmak

Burada bear, hayvan olan “ayı” ya da “doğurmak” anlamında değil, bir şeyi duygusal olarak “taşımak, dayanmak” anlamındadır. bear the truth that, acı veren bir gerçekle yüzleşip onunla yaşamaya dayanabilmek demektir. that ile başlayan yan cümle, dayanılması gereken gerçeği açıklar. Bu yapı, yalnızca gerçeği bilmeye değil, onun duygusal ağırlığına vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi “acı veren bir gerçeğe duygusal olarak dayanmak” anlamındaki vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: After the search ended, the family had to ____ their dog was not coming home.

Cevabı göster

bear the truth that

We love bringing you these films.

5:54

Size bu filmleri sunmayı seviyoruz.

If you want to help us to keep bringing you thoughtful content,

5:56

Düşündürücü içerikler getirmeye devam etmemize yardımcı olmak isterseniz,

please consider supporting us by visiting our shop

5:59

mağazamızı ziyaret ederek bizi desteklemeyi düşünün,

at the link on your screen now.

6:02

şu anda ekranınızdaki bağlantıda.