Devler Kaldırımı'nın İrlanda efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
524 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Video, Kuzey İrlanda’daki Devler Kaldırımı’nın volkanik oluşumunu bir İrlanda efsanesiyle karşılaştırıyor. Efsanede Finn MacCool taş köprüyü kuruyor, kendisinden iri Benandonner’dan kaçıyor ve Oonagh’nın hilesi sayesinde kurtuluyor; anlatı sonunda İrlanda ile İskoçya’daki benzer kaya oluşumlarını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The scientific explanation for this is that it's the result of — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bilimsel bir nedeni açık biçimde sunmayı ve gözlenen bir olguyu onu meydana getiren süreçle ilişkilendirmeyi öğrenin. Bu çerçeveyi açıklayıcı yazılarda, ders yanıtlarında ve kanıta dayalı tartışmalarda kullanabilirsiniz. 2. Oonagh hatched a cunning plan. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hatch a plan ifadesinin, birinin çoğu zaman akıllıca ve biraz kurnazca bir düzen tasarladığını canlı biçimde anlattığını kavrayın. Bir karakterin tehlikeye güç kullanmak yerine stratejiyle karşılık verdiği hikâyelerde kullanabilirsiniz. 3. So hefty was the infant — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so + sıfat yapısının özneden önce getirildiği edebî devrikliği anlayın; bu yapı bir niteliği güçlü biçimde vurgular ve sonucuna zemin hazırlar. Böylece dramatik anlatıları izleyebilir ve bilinçli retorik vurgu yaratabilirsiniz.

Bu derste

On the coast of Northern Ireland, Kalıp ifadeler

0:06

Kuzey İrlanda kıyısında,

Kalıp ifadeler

On the coast of Northern Ireland: deniz kıyısındaki konumu belirtme

On the coast of + yer, “o yerin kıyı bölgesinde” anlamına gelir. Burada coast yalnızca kara ile suyun birleştiği çizgiyi değil, denizin yanındaki kara bölgesini de ifade eder. Başa getirilen bu edat öbeği önce konumu verir ve ardından gelen betimlemenin ortamını kurar.

Alıştırma

Bir köyün Fransa’nın kıyı bölgesinde olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The village lies on the coast of France.
  2. The village lies off the coast of France.
  3. The village lies in the coast of France.
Cevabı göster

The village lies on the coast of France.

a vast plateau of basalt slabs and columns, Kelime

0:08

bazalt levhalar ve sütunlardan oluşan geniş bir plato olan

Kelime

basalt slabs and columns: kaya türü ve doğal şekiller

Basalt kaya türünü belirtir. Slabs geniş ve görece yassı kaya parçalarıdır; columns ise uzun, sütun biçimli kaya oluşumlarıdır. Bu jeolojik betimlemede columns sözcüğü bir binayı destekleyen sütunları değil, doğal kaya sütunlarını ifade eder. Bu ifade hem kaya türünü hem de görülen şekilleri anlatır.

Alıştırma

Bu jeolojik betimlemede basalt slabs and columns ne anlama gelir?

  1. Geniş, yassı bazalt kayalar ve doğal olarak oluşmuş bazalt sütunlar
  2. Bir çatıyı taşımak için yapılmış taş sütunlar
  3. Kayalık bir platoya yerleştirilmiş metal direkler
Cevabı göster

Geniş, yassı bazalt kayalar ve doğal olarak oluşmuş bazalt sütunlar

called the Giant's Causeway, stretches into the ocean. Notlar

0:12

Devler Kaldırımı, okyanusa doğru uzanır.

Dilbilgisi

called the Giant's Causeway: isimden sonra ad belirtme

called the Giant's Causeway, a vast plateau of basalt slabs and columns isim öbeğinin ardından gelen bir past participle grubudur. Platonun adını ekler ve which is called the Giant's Causeway biçiminde genişletilebilir. Burada called, cümlenin ana fiili değildir. Özne a vast plateau of basalt slabs and columns, ana fiil ise stretches sözcüğüdür. “İsim + called + ad” biçimindeki kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, bir kişinin, yerin veya nesnenin adını belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: We stayed in a village ____ Pinebrook.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

stretches into the ocean: başka bir alana uzanmayı anlatma

stretches into the ocean, yeryüzü şeklinin karadan devam ederek okyanusun içine doğru uzandığını belirtir. Stretch burada geçişsizdir: platonun kendisi uzun bir mesafeye yayılır; kimse onu çekip uzatmıyordur. “stretch into + yer” kalıbı, uzun veya geniş bir şeyin başka bir alana doğru devam etmesini gözde canlandırır. Yeryüzü şekillerini, yolları, patikaları, iskeleleri ve benzer yapıları betimlerken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi stretch into ifadesinin üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: The old railway ____ the mountains.

Cevabı göster

stretches into

The scientific explanation for this Dilbilgisi

0:16

Bunun bilimsel açıklaması,

is that it's the result of molten lava Kelime

0:18

volkanik bir patlamanın ardından soğuyan

contracting and fracturing

0:20

erimiş lavın büzülmesi ve parçalanması

as it cooled in the wake of a volcanic eruption. Kalıp ifadeler

0:22

sonucu oluştuğudur.

Dilbilgisi

The scientific explanation for this is that it's the result of...: bir olguyu nedenine bağlamak

The scientific explanation for this is that... yapısında this, gözlemlenmiş bir olguya gönderme yapar; that ile başlayan yan cümle ise bunun nedenini veya mekanizmasını açıklar. Buradaki for this, “bu olguya yönelik” anlamındadır; “bunu yapmak amacıyla” anlamına gelmez. That ile başlayan yan cümledeki it's the result of... ifadesi, olguyu ortaya çıkaran süreci belirtir. Yapı, önce gözlemi, ardından bilimsel nedeni sunar.

Alıştırma

Dersin tam kalıbını kullanarak açıklamayı tamamlayın: A wet road can look shiny at night. ____ light reflecting off the thin layer of water.

Cevabı göster

The scientific explanation for this is that it's the result of

Kelime

molten lava contracting and fracturing: erimiş lavın soğurken büzülüp çatlaması

Molten lava, hâlâ akabilecek kadar sıcak olan lav demektir. Burada contracting, soğurken küçülmek veya büzülmek; fracturing ise çatlamak ya da kırıklar oluşturmak anlamındadır. Contract burada fiziksel bir değişimi anlatan fiildir, anlaşma yapmakla ilgili sözcük değildir. the result of molten lava contracting and fracturing yapısında iki eylemi de gerçekleştiren unsur molten lava ifadesidir. Birbirine bağlanan iki -ing biçimi, kaya desenini oluşturan soğuma süreçlerini adlandırır.

Alıştırma

Bu jeolojik bağlamda molten lava contracting and fracturing ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. A company signed an agreement to study the lava.
  2. The lava expanded and remained uncracked as it cooled.
  3. The lava became smaller and developed cracks as it cooled.
Cevabı göster

The lava became smaller and developed cracks as it cooled.

Kalıp ifadeler

as it cooled in the wake of a volcanic eruption: soğuma süreci ve patlamanın sonuçları

as it cooled ifadesinde as, “-ken” anlamına gelir: lav soğuma sürecinde büzülüp çatlamıştır. in the wake of a volcanic eruption, bu soğumanın patlamadan sonra ve patlamanın sonuçları içinde gerçekleştiğini gösterir. Wake burada mecazidir; bu ifade çoğu zaman sonraki bir durumu önceki olayın etkileriyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede in the wake of a volcanic eruption neyi gösteriyor?

  1. Soğuma, patlamadan sonra ve patlamanın sonuçlarının bir parçası olarak gerçekleşti.
  2. Soğuma, patlamadan önce gerçekleşti.
  3. Lav, su üzerindeki bir gemi izinde ilerledi.
Cevabı göster

Soğuma, patlamadan sonra ve patlamanın sonuçlarının bir parçası olarak gerçekleşti.

But an ancient Irish myth has a different accounting. Anlatım akışı

0:26

Ancak eski bir İrlanda efsanesi farklı bir açıklama sunar.

Anlatım akışı

But ... has a different accounting: farklı bir açıklamaya geçiş

But, bilimsel açıklamadan onunla karşıtlık oluşturan mitolojik bir anlatıma geçişi gösterir. Bir açıklama çerçevesini kapatıp ardından başka bir çerçevenin geleceğini bildirerek metindeki bilgileri düzenler. Burada a different accounting, farklı bir anlatım veya açıklama anlamına gelir; finansal muhasebe anlamında değildir. Cümle alternatif bir hikâyeyi tanıtır, bilimsel açıklamanın çürütüldüğünü iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlenin metindeki temel işlevi nedir?

  1. Mitin maliyetlerini hesaplamaya başlar.
  2. Bilimsel açıklamayla karşıtlık oluşturan mitolojik bir açıklama sunar.
  3. Bilimsel açıklamanın çürütüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Bilimsel açıklamayla karşıtlık oluşturan mitolojik bir açıklama sunar.

According to legend, Kalıp ifadeler

0:30

Efsaneye göre,

the giant Finn MacCool lived happily on the North Antrim Coast Kültür

0:32

dev Finn MacCool, Kuzey Antrim Kıyısı'nda eşi Oonagh ile

Kalıp ifadeler

According to legend: geleneksel ve doğrulanmamış bir kaynağı belirtmek

According to legend, “efsaneye göre” anlamına gelir ve ardından gelen bilginin doğrulanmış tarihî kanıtlardan değil, geleneksel bir hikâyeden geldiğini gösterir. Burada Finn MacCool hakkındaki ifadeyi bir efsanenin parçası olarak sunar. Bu ifade genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Aktarılan bir geleneği olgusal bir iddiadan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi According to legend ifadesiyle tamamlayın: ____, a sleeping king will return when the kingdom is in danger.

Cevabı göster

According to legend

Kültür

Finn MacCool: dev olarak betimlenen İrlandalı efsane kahramanı

Finn MacCool, burada dev olarak betimlenen İrlanda efsanelerinden bir kahramandır. Bu cümlede isim, sıradan ve modern bir kişiyi değil, mitolojik bir karakteri belirtir. Onun efsanevi kimliğini bilmek, hikâyenin yeryüzü şekillerini açıklamak için neden bir devin eylemlerini kullandığını anlamaya yardımcı olur. İsmin önündeki the giant sözleri, hikâyenin bu sürümündeki rolünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede Finn MacCool kimdir?

  1. Kuzey Antrim Kıyısı'nın başka bir adı
  2. Dev olarak betimlenen bir İrlanda efsanesi kahramanı
  3. Kuzey İrlanda'dan modern bir jeolog
Cevabı göster

Dev olarak betimlenen bir İrlanda efsanesi kahramanı

with his wife Oonagh

0:36

mutlu bir şekilde yaşıyordu.

Their only disturbance came from the taunts and threats of the giant Benandonner, Notlar

0:38

Tek sıkıntıları, denizin ötesinde İskoçya'da yaşayan

Kalıp ifadeler

taunts and threats: düşmanlığın iki biçimi

Taunts, birini kızdırmak veya küçük düşürmek amacıyla söylenen alaycı ya da kışkırtıcı sözlerdir. Threats, birine zarar verilebileceğini veya ceza uygulanabileceğini bildiren sözlerdir. İki çoğul isim and ile bağlandığında iki tür düşmanlık gösterir: sözlü kışkırtma ve zarar uyarısı. Bu birleşim, yalnızca hakaret içeren sözleri anlatan bir kelimeden daha güçlü ve kapsamlıdır.

Alıştırma

Hangi durumda hem taunts hem de threats açıkça bulunur?

  1. Bir rakip kibarca karşı çıkar ve farklı bir plan önerir.
  2. Bir rakip diğeriyle alay eder ve ona saldıracağını söyler.
  3. Bir rakip hiç kimseyle konuşmadan tek başına kutlama yapar.
Cevabı göster

Bir rakip diğeriyle alay eder ve ona saldıracağını söyler.

or the red man, Anlatım akışı

0:43

kızıl adam olarak da bilinen dev Benandonner'ın

Anlatım akışı

or the red man: or ile başka bir ad ekleme

Burada or the red man, Benandonner için eklenmiş açıklayıcı bir addır. Bu yapıda or, “diğer adıyla” ya da “başka bir deyişle” anlamına gelir; ikinci bir karakter tanıtmaz. Virgüller ek adı cümlenin ana bölümünden ayırır. Bu ifade çıkarıldığında ana cümle hâlâ dev Benandonner'ı belirtir; dolayısıyla ifade olaya yeni bir bölüm eklemek yerine kimliği açıklayan bilgi verir.

Alıştırma

Orijinal cümlede or the red man okura ne anlatır?

  1. Okurdan Benandonner ile the red man arasında seçim yapmasını ister.
  2. Daha sonra gelen farklı bir devi tanıtır.
  3. Benandonner için başka bir unvan verir.
Cevabı göster

Benandonner için başka bir unvan verir.

who lived across the sea in Scotland.

0:44

alayları ve tehditleriydi.

Anlatım akışı

Their only disturbance came from ...: çatışmanın kaynağını tanıtmak

Bu bölüm önce Their only disturbance ile bunun dışında huzurlu olan durumu özetler, ardından came from kullanarak kaynağı, yani Benandonner'ın alaylarını ve tehditlerini belirtir. Burada disturbance, yalnızca kısa bir kesinti değil, onların huzurunu bozan tek sorun anlamındadır. Bu bilgi sırası hikâyeyi sakin arka plandan çatışmaya taşır: önce genel sorunu, sonra nedenini sunar.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün hikâyedeki temel işlevi nedir?

  1. Başka türlü sakin olan durumu bozan tek kaynağı tanıtır.
  2. Bir neden göstermeden birbiriyle ilgisiz birkaç olayı sıralar.
  3. Devlerin sonunda çatışmayı nasıl çözdüğünü açıklar.
Cevabı göster

Başka türlü sakin olan durumu bozan tek kaynağı tanıtır.

The two roared insults and hurled rocks at each other Kalıp ifadeler

0:47

İkili birbirlerine hakaretler savurur ve kayalar fırlatarak

in dramatic shows of strength. Kalıp ifadeler

0:51

dramatik güç gösterileri yapardı.

Kalıp ifadeler

roared insults and hurled rocks at each other: canlı ve karşılıklı eylemler

Roared insults, aşağılayıcı sözleri derin, çok yüksek ve güçlü bir sesle haykırmak demektir. Hurled rocks, taşları büyük bir kuvvetle fırlatmak demektir. Bu kesin fiiller, çatışmayı said ve threw fiillerine göre daha gürültülü, hızlı ve şiddetli hissettirir. At each other iki eylemi de karşılıklı hâle getirir: her dev diğerine hakaret eder ve ona doğru taş fırlatır. İkisinin birlikte başka birine karşı hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki tarafın birbirine yüksek sesle hakaret edip güçlü biçimde nesneler fırlattığını en iyi gösterir?

  1. The rivals quietly discussed the stones with each other.
  2. The rivals roared insults and hurled stones at each other.
  3. The rivals carried stones together and shouted at the crowd.
Cevabı göster

The rivals roared insults and hurled stones at each other.

Kalıp ifadeler

in dramatic shows of strength: gücü sergileyen eylemler

Show of strength; gücü, özgüveni veya kararlılığı görünür kılan ve çoğu zaman izleyenleri etkilemek ya da korkutmak için yapılan bir eylemdir. Dramatic, eylemin çarpıcı, abartılı veya dikkat çekmek üzere tasarlanmış olduğunu belirtir. Burada in dramatic shows of strength, bağırmayı ve kaya fırlatmayı yalnızca ayrı fiziksel hareketler olarak değil, iki rakibin birbirine gücünü gösterme yolları olarak sunar. in a show of + isim kalıbı, görünür bir eylemin neyi gösterdiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “gücün görünür biçimde sergilenmesi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Before the talks, the union held a huge rally as a ____.

Cevabı göster

show of strength

Once,

0:53

Bir keresinde,

Finn tore up a great clump of land and heaved it at his rival, Notlar

0:54

Finn büyük bir toprak parçasını söküp rakibine fırlattı,

Öbek fiiller

tore up: toprağı yerden koparmak

Tore up, tear up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Nesnesi a great clump of land olduğu için burada toprağı yerden koparacak kadar güçlü biçimde yukarı çekmek anlamına gelir. Tear, zorla ayırma veya hasar verme anlamı taşırken up yönü ve sonucu göstermeye yardımcı olur. Nesne, ifadenin alışılmış yorumunu değiştirir. Tear up a letter genellikle bir mektubu parçalara ayırarak yırtmak demektir; ancak burada Finn tek ve büyük bir toprak parçasını çıkarır, toprağı küçük parçalara ayırmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede tore up, “bir şeyi yerden koparmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The sad ending tore him up.
  2. The storm tore up a large patch of turf.
  3. She tore up the old receipt.
Cevabı göster

The storm tore up a large patch of turf.

but it fell short of reaching land. Kalıp ifadeler

0:58

ancak toprak karaya ulaşamadı.

Kalıp ifadeler

heaved it at his rival: rakibine doğru var gücüyle fırlatmak

Bu cümlede heaved it at his rival, “ağır toprak parçasını rakibine doğru var gücüyle fırlattı” demektir. Heave, nesnenin ağır ya da hantal olduğunu ve fırlatmanın gerçekten güç gerektirdiğini düşündürür. Kalıp heave + nesne + at + hedef şeklindedir. At, rakibi atışın hedefi olarak gösterir; nesnenin ona mutlaka isabet ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede heave, ağır ve çaba gerektiren bir hareketi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The singer heaved a quiet song at the audience.
  2. The worker heaved the heavy sack onto the truck.
  3. The child heaved a soap bubble across the room.
Cevabı göster

The worker heaved the heavy sack onto the truck.

Kalıp ifadeler

fell short of reaching land: hedefe ulaşamamak

Fell short of reaching land, “karaya ulaşmayı başaramadı” demektir. Burada alınan mesafe yeterli olmadığı için toprak parçası karaya kadar gidememiştir. Fall short of, bir hedefe, miktara veya standarda ulaşamamak anlamına gelir. Hem fiziksel mesafeleri hem de soyut hedefleri anlatabilir. Of sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır: fall short of the target; fall short of reaching the target.

Alıştırma

Cümleyi fall short of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The runner ____ breaking the school record by half a second.

Cevabı göster

fell short of

Instead, Anlatım akışı

1:01

Bunun yerine,

the clump became the Isle of Man, Kültür

1:01

bu parça Man Adası oldu

and the crater left from the disturbed earth

1:04

ve yerinden sökülen toprağın bıraktığı krater

filled with water to become Lough Neagh.

1:06

suyla dolarak Lough Neagh'e dönüştü.

Anlatım akışı

Instead, the clump became...: alternatif bir sonuç sunmak

Cümle başındaki Instead, beklenen sonuca gönderme yapar ve gerçekte ortaya çıkan farklı sonucu tanıtır. Toprak parçası ulaşması gereken karaya varmadı; Man Adası'na dönüştü. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi, beklendiği gibi gerçekleşmeyen şeyi gerçekte olan şeye bağlar. Böylece hikâye, başarısız bir eylemi coğrafi bir oluşumun efsanevi açıklamasına dönüştürür.

Alıştırma

İkinci cümleyi alternatif bir sonuç gösteren cümle başı zarfıyla tamamlayın: The bus did not arrive. ____, we walked home.

Cevabı göster

Instead

Kültür

the Isle of Man ... Lough Neagh: bir efsanedeki gerçek yerler

The Isle of Man, İrlanda Denizi'nde bulunan gerçek bir adadır; Lough Neagh ise Kuzey İrlanda'da bulunan gerçek bir göldür. Bunlar yalnızca bu hikâye için uydurulmuş yerler değildir. Efsaneye göre fırlatılan toprak parçası adaya, suyla dolan krater de göle dönüşmüştür. Bu anlatı gerçek coğrafyayı efsanevi bir köken hikâyesine bağlar; bu oluşumların nasıl meydana geldiğine dair bilimsel bir açıklama sunmaz.

Alıştırma

Bu cümlede the Isle of Man ve Lough Neagh adları neyi temsil ediyor?

  1. Hikâye için yaratılmış kurgusal karakterlerdir.
  2. Bir efsaneye dâhil edilmiş gerçek coğrafi yerlerdir.
  3. İki kaya türünün bilimsel adlarıdır.
Cevabı göster

Bir efsaneye dâhil edilmiş gerçek coğrafi yerlerdir.

The giant's tough talk continued Deyimler

1:09

Devlerin atışmaları,

until one day Benandonner challenged Finn to a fight, Kalıp ifadeler

1:12

bir gün Benandonner'ın Finn'i yüz yüze dövüşmeye

face to face.

1:15

davet etmesine kadar devam etti.

Deyimler

tough talk: sert veya kışkırtıcı sözler

Burada tough talk, sert, tehditkâr veya kışkırtıcı konuşma demektir. Tough, bir konuşmanın fiziksel olarak sert olmasını değil, konuşanın saldırgan tavrını anlatır. Bu ifade, sözler ile eylemler arasında fark olduğunu da ima edebilir: kişi cesur veya korkutucu konuşabilir ama henüz harekete geçmemiş olabilir. Bu cümlede continued, devin böyle sözler söylemeye devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede tough talk ne anlama geliyor?

  1. Bir tartışmayı yatıştırmaya yönelik sakin bir girişim.
  2. Sert veya kışkırtıcı konuşma.
  3. Fiziksel olarak zor bir görev hakkında konuşma.
Cevabı göster

Sert veya kışkırtıcı konuşma.

Kalıp ifadeler

challenged Finn to a fight ... face to face: Finn'e yüz yüze dövüşmek için meydan okudu

Challenged Finn to a fight, challenge + kişi + to + yarışma veya etkinlik yapısını kullanır. Benandonner'ın Finn'i dövüşmeye çağırdığı ya da buna cesaret edip edemeyeceğini sınadığı anlamına gelir; to a fight, önerilen karşılaşmayı belirtir. Face to face burada zarf görevi görür. Rakiplerin uzakta kalmak yerine doğrudan ve aynı yerde karşı karşıya gelmesi anlamını ekler. Bu yapı, challenge someone to a race veya challenge someone to a game gibi şiddet içermeyen yarışmalarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Challenge + kişi + to + yarışma yapısını ve face to face ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Face to face, Maya challenged a race with Leo.
  2. Face to face, Maya challenged Leo to a race.
  3. Face to face, Maya challenged to Leo for a race.
Cevabı göster

Face to face, Maya challenged Leo to a race.

And so the Irish giant tossed enough boulders into the sea Anlatım akışı

1:17

Bunun üzerine İrlandalı dev, İskoç kıyısına

to create a bridge of stepping stones to the Scottish coast. Kalıp ifadeler

1:21

bir köprü yapmak için denize yetecek kadar kaya fırlattı.

Anlatım akışı

And so: nedenden sonraki eyleme geçiş

And so, az önce açıklanan şeyi ardından gelen eyleme bağlar. Burada önceki neden ya da karar, devin bir sonraki eylemine, yani kayaları denize fırlatmasına geçiş yapar. Bir öyküde yeni cümlenin başında And so, “bu nedenle ardından şu oldu” anlamını verir. Neden-sonuç zincirini açık tutarken öyküyü ilerletir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci bölümü birinci bölümün sonucu olarak açıkça sunuyor?

  1. The trail was flooded, and we took several photographs.
  2. The trail was flooded, but the bridge remained open.
  3. The trail was flooded, and so we chose a different path.
Cevabı göster

The trail was flooded, and so we chose a different path.

Kalıp ifadeler

to create ... to the Scottish coast: amaç ve varış noktası

to create a bridge of stepping stones mastar grubu, devin kayaları neden fırlattığını açıklar: amacı bir geçit oluşturmaktır. A bridge of stepping stones, insanların üzerine basabileceği ayrı taşlardan yapılmış bir yoldur; bu nedenle stepping stones burada gerçek anlamdadır. to the Scottish coast ifadesinde to, köprünün varış noktasını gösteren bir edattır. İki to grubu farklı görevler üstlenir: to create amacı, to the Scottish coast ise köprünün nereye uzandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede önce amaç bildiren to + fiil, ardından varış yeri bildiren to + yer kullanılmıştır?

  1. Workers went to the pond to carry rainwater.
  2. Workers carried rainwater from the roof to the pond.
  3. Workers dug a channel to carry rainwater to the pond.
Cevabı göster

Workers dug a channel to carry rainwater to the pond.

Finn marched across in a fit of rage Kalıp ifadeler

1:26

Finn, İskoçya ufukta belirdiğinde

when Scotland loomed before him. Kelime

1:28

öfke krizine girerek karşıya geçti.

Kalıp ifadeler

in a fit of rage: öfke nöbeti içinde

In a fit of rage, ani ve çok güçlü bir öfke patlaması sırasında hareket etmek anlamına gelir. Buradaki fit kısa süreli bir duygusal nöbeti anlatır; fiziksel zindelik ya da kıyafetin bedene uymasıyla ilgili değildir. Rage, sıradan bir kızgınlıktan çok daha güçlüdür. Bu ifade eylemi niteleyen bir zarf tümlecidir: Finn'i yürümeye iten duygusal gücü açıklar ve tepkinin sakin bir karardan çok dürtüsel ve dramatik olduğunu gösterir.

Alıştırma

Ani ve yoğun bir öfke patlaması anlamındaki doğru ifadeyi tamamlayın: He tore up the letter ____.

Cevabı göster

in a fit of rage

Kelime

when Scotland loomed before him: İskoçya önünde heybetli biçimde belirdiğinde

Loomed before him, İskoçya'nın Finn'in önünde büyük, heybetli veya tehditkâr bir biçimde belirmesi demektir. Loom, appear fiilinden daha güçlüdür; görünen şeyin bakan kişinin görüş alanına hâkim olduğu hissini verir. Yapı loom before someone şeklindedir: heybetli görünen şey özne, someone ise bakış açısındaki kişidir. When cümleciği, bu ürkütücü manzaranın göründüğü anı belirtir ve sahnedeki gerilimi artırır.

Alıştırma

Büyük ve heybetli bir görüntüyü anlatmak için loomed before the hikers ifadesini kullanan cümle hangisidir?

  1. The dark mountain was a tiny dot before the hikers.
  2. The hikers calmly counted their steps before the dark mountain.
  3. The dark mountain loomed before the hikers.
Cevabı göster

The dark mountain loomed before the hikers.

He made out the figure of Benandonner from afar. Öbek fiiller

1:30

Uzaktan Benandonner'ın silüetini fark etti.

Öbek fiiller

make out the figure ... from afar: uzaktaki bir silueti seçmek

Bu cümlede made out, “görmek zor olmasına rağmen görüp ayırt etmeyi başardı” anlamındadır. Benandonner uzakta olduğu için bakan kişi onun figure denen görünür biçimini veya siluetini seçebilmiş, ancak ayrıntıları net görememiştir. make out + kişi veya nesne yapısı, net olmayan görsel bilgileri ya da zor duyulan konuşmaları ayırt etmeyi anlatabilir. From afar, “uzaktan” demektir ve silueti görmenin neden zor olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede make out, “görülmesi zor bir şeyi ayırt etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. I finally figured out how to open the locked box.
  2. She made a model boat out of wood.
  3. Through the fog, I could just make out the lights of a boat.
Cevabı göster

Through the fog, I could just make out the lights of a boat.

Finn was a substantial size,

1:34

Finn oldukça iriydi

but at the sight of his colossal enemy thundering towards him, Kalıp ifadeler

1:36

ama devasa düşmanının ona doğru gümbür gümbür geldiğini görünce

his courage faltered. Kalıp ifadeler

1:39

cesareti kırıldı.

Kalıp ifadeler

at the sight of ...: görülen bir şeyin tepkiyi tetiklemesi

At the sight of + isim öbeği, “biri bir şeyi gördüğünde” anlamına gelir ve görülen şeyi bir duygu ya da hareketin tetikleyicisi olarak sunar. Burada his colossal enemy thundering towards him öbeğinin tamamı Finn’in ne gördüğünü, his courage faltered ise onun tepkisini belirtir. Bu isim öbeğindeki thundering towards him, hareket hâlindeki düşmanı anlatan bir -ing yapısıdır. Görüntüyü daha tehdit edici hâle getirir: Finn yalnızca düşmanın var olduğunu bildiği için değil, onun üzerine koştuğunu gördüğü için tepki verir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki “görür görmez” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ the enormous wave, everyone ran uphill.

Cevabı göster

At the sight of

Kalıp ifadeler

his courage faltered: cesaretin sarsılmaya başlaması

Bu cümlede his courage faltered, Finn yaklaşan düşmanı görünce cesaretinin zayıflamaya başladığını anlatır. Falter, bir şeyin kararsız veya dengesiz hâle gelmesini ifade eder; böylece cesaret, sağlamlığını kaybedebilen bir şey gibi gösterilir. Bu ifade bir değişime odaklanır: Finn'in cesareti vardı, ancak korkutucu bir anda bu cesaret sarsılmaya başladı. Yalnızca he was scared demekten daha canlı ve öyküleyicidir.

Alıştırma

Her courage faltered as she stepped onto the narrow bridge? cümlesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Tamamen korkusuz hâle geldi.
  2. Güvenini kaybetmeye ve kararsız hissetmeye başladı.
  3. Öncekinden daha sağlam yürüdü.
Cevabı göster

Güvenini kaybetmeye ve kararsız hissetmeye başladı.

With one look at Benandonner's thick neck and crushing fists, Dilbilgisi

1:41

Benandonner'ın kalın boynuna ve ezici yumruklarına tek bir bakış,

Finn turned and ran.

1:45

Finn'in dönüp kaçması için yetti.

Dilbilgisi

With one look at ...: tek bakışın anında tepkiyi tetiklemesi

With one look at ..., cümlenin başına gelen bir edat öbeğidir. Burada Benandonner'ı bir kez görmenin Finn'in sonraki hareketini tetiklemeye yettiğini anlatır. Ana cümle olan Finn turned and ran, bu tepkiyi verir. Bu kısa yapı, After Finn took one look at ... gibi daha uzun bir cümlenin yerine kullanılabilir. Bakma eylemini yapan kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır.

Alıştırma

Tek bir hızlı bakışın tepkiyi tetiklediği anlamını veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the empty fuel gauge, Leo pulled into a gas station.

Cevabı göster

With one look at

Back home with Benandonner fast approaching, Dilbilgisi

1:48

Benandonner hızla yaklaşırken eve dönen

Finn trembled

1:50

Finn, titreyerek

as he described his enemy's bulk to Oonagh

1:51

düşmanının cüssesini Oonagh'a anlattı.

Dilbilgisi

Back home with Benandonner fast approaching: sıkıştırılmış sahne kurulumu

Back home, ana olay başlarken Finn'in evde olduğunu belirterek sahneyi kurar. Bu, kısaltılmış bir sahne kurma öbeğidir; cümlenin özne-yüklem çekirdeği değildir. With Benandonner fast approaching, with + isim + -ing yapısını kullanır: yaklaşan kişi Benandonner'dır ve fast aciliyet hissi katar. Girişin bütünü, Finn'in evde olduğu ve Benandonner'ın hızla yaklaştığı fikirlerini arka plan bilgisine sıkıştırır; tam ana cümle Finn trembled ile başlar.

Alıştırma

Hangi cümle, tam bir ana cümleden önce arka planı vermek için yer öbeğinin ardından with + isim + -ing yapısını kullanır?

  1. At the station with the last train approaching, we checked our tickets.
  2. At the station with the last train approached, we checked our tickets.
  3. At the station with approaching the last train, we checked our tickets.
Cevabı göster

At the station with the last train approaching, we checked our tickets.

They knew that if he faced Benandonner head-on, Notlar

1:55

Benandonner ile kafa kafaya çarpışırsa

he'd be crushed.

1:58

ezileceğini biliyorlardı.

Dilbilgisi

if he faced ... head-on, he'd be crushed: koşul ve edilgen sonuç

if yan cümlesi olası bir karşılaşma kurar: if + geçmiş zaman biçimi faced. They knew ifadesinin geçmişteki bakış açısından sonuç, would + be + fiilin üçüncü hâliyle verilir: he'd be crushed. Cümle, bu koşul altında ne olacağını öngörür; karşılaşmanın zaten gerçekleştiğini söylemez. Ardından be geldiği için he'd, he would anlamındadır. Head-on, yüzleşmeden kaçınmadan doğrudan, karşı karşıya demektir. Be crushed edilgen yapıdadır. Bu bağlamda Finn'in fiziksel olarak ezilmesinden veya kırılmasından çok kesin biçimde yenileceği öngörülür.

Alıştırma

if yan cümlesinde challenge fiilinin geçmiş zaman biçimini, sonuçta ise would + crush fiilinin edilgen biçimini kullanın: If Leo ____ the much stronger player head-on, he ____.

Cevabı göster

challenged · would be crushed

Kalıp ifadeler

face someone head-on: biriyle doğrudan yüzleşmek

Bu cümlede faced Benandonner head-on, geri çekilmeden veya dolaylı bir taktik kullanmadan Benandonner'la doğrudan yüzleşmek anlamına gelir. Head-on, rakibiyle nasıl yüzleştiğini açıklayan bir zarftır. face + kişi, sorun veya zorluk + head-on kalıbı mecaz anlamda da kullanılabilir. Bir şeyden kaçmak yerine onu açıkça ve doğrudan ele almak demektir.

Alıştırma

Cümleyi face ... head-on kullanarak tamamlayın: Instead of avoiding the issue, we need to ____.

Cevabı göster

face it head-on

And so Oonagh hatched a cunning plan. Deyimler

1:59

Oonagh zekice bir plan yaptı.

Deyimler

hatch a cunning plan: zekice ama kurnazca bir plan tasarlamak

Burada hatched a plan, genellikle dikkatlice düşünüp kurguladıktan sonra bir plan geliştirmek veya akla getirmek anlamına gelir. Yumurtanın çatlayıp içinden canlının çıkmasına dayanan bir benzetmedir; bu nedenle basitçe made a plan demekten daha canlı ve öyküleyici gelir. Cunning, özellikle hile veya aldatma yoluyla sonuca ulaşma becerisini anlatır. Bu yüzden a cunning plan hem zekice hem de kurnazca duyulur ve birini alt etmek için tasarlanan plana uygundur.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: In the mystery story, the twins ____ to trick the thief.

Cevabı göster

hatched a cunning plan

They needed to create an illusion of size Kalıp ifadeler

2:01

Finn'i gözden uzak tutarken

to suggest Finn was a mountain of a man Deyimler

2:04

dağ gibi bir adam olduğu izlenimini vermek için

whilst keeping him out of sight. Kalıp ifadeler

2:07

bir boyut illüzyonu yaratmaları gerekiyordu.

Kalıp ifadeler

create an illusion of size: gerçeğe uymayan bir ölçek hissi yaratmak

Burada needed to create an illusion of size, plan için Finn'in boyutuyla ilgili yanıltıcı bir izlenim oluşturmanın gerekli olduğunu anlatır. Etki, onu izleyicinin gerçekten doğrulayabileceğinden çok daha iri göstermeliydi. create an illusion of + isim kalıbı; sahneleme, perspektif, ışık, ses veya tasarım yoluyla insanların tamamen gerçek olmayan bir özelliği algılamasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede to suggest, ulaşılması istenen sonucu tanıtır: yanılsama, insanlara Finn'in devasa olduğunu düşündürmeliydi.

Alıştırma

Hangi cümle, bilinçli olarak oluşturulan yanıltıcı bir görünümü create an illusion of size ile anlatır?

  1. The builder added material until the model was physically twice as large.
  2. The film crew placed a tiny chair beside the model to create an illusion of size.
  3. The engineer measured the model and recorded its exact dimensions.
Cevabı göster

The film crew placed a tiny chair beside the model to create an illusion of size.

Deyimler

a mountain of a man: çok iri bir adamı abartılı biçimde anlatmak

Bu cümlede a mountain of a man, olağanüstü iri ve güçlü yapılı bir adam anlamına gelen mecazlı ve abartılı bir isim öbeğidir. Mountain, devasa bir beden ve heybetli bir duruş hissi katar; anlatım gerçek anlamlı değildir. a + çarpıcı isim + of a/an + kişi veya şey kalıbında ilk isim, a giant of a dog örneğinde olduğu gibi ikinciyi niteler. Bu kalıp kesin bir fiziksel betimleme yerine canlı bir değerlendirme oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi “olağanüstü iri ve güçlü yapılı bir adam” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The new goalkeeper was ____, with shoulders almost as wide as the doorway.

Cevabı göster

a mountain of a man

Kalıp ifadeler

whilst keeping him out of sight: aynı anda onu gözden uzak tutmak

Bu cümlede whilst keeping him out of sight, “aynı anda Finn'i başka insanların göremeyeceği bir yerde tutarak” anlamına gelir. -ing'li bölüm, yanılsamayı yaratırken devam etmesi gereken bir koşul ekler. Keeping kendi öznesini açıkça belirtmez; ana cümlenin öznesi olan they'e döner. Açık biçimi whilst they were keeping him out of sight olurdu. İki eylemin öznesi aynı olduğunda while/whilst + -ing, ana eylemi aynı anda gerçekleşen bir eyleme veya korunan bir duruma bağlayabilir. Keep someone out of sight, o kişinin görülmemesini sağlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, personelin hediyeyi içeri taşırken aynı anda kimsenin onu görmemesini sağladığı anlamına gelir?

  1. The staff kept their eyesight whilst carrying the surprise gift inside.
  2. The staff carried the surprise gift inside whilst it was keeping them out of sight.
  3. The staff carried the surprise gift inside whilst keeping it out of sight.
Cevabı göster

The staff carried the surprise gift inside whilst keeping it out of sight.

As Benandonner neared the end of the bridge, Dilbilgisi

2:09

Benandonner köprünün sonuna yaklaşırken,

Oonagh stuffed her husband in a huge cradle.

2:12

Oonagh kocasını büyük bir beşiğe soktu.

Dilbilgisi

As ... neared ... ile eş zamanlı arka plan eylemi verme

Burada as zamanı bağlayan bir sözcüktür. As Benandonner neared the end of the bridge, “Benandonner köprünün sonuna yaklaşırken” anlamına gelir. As burada because anlamında değildir. As'li yan cümle onun yaklaşmasını arka plan olayı yapar; Oonagh'ın eylemi bu sırada gerçekleşir ve iki olay birlikte ilerler. Near bu yan cümlede fiildir, neared ise geçmiş zaman biçimidir. Near fiil olduğunda sonraki isim grubunu doğrudan alır: neared the end denir, neared to the end denmez.

Alıştırma

As the bus neared the stop, Leo picked up his bag cümlesinde as'li yan cümle ne işe yarar?

  1. Otobüsün yaklaşmasını Leo'nun eylemi için zaman arka planı olarak sunar.
  2. Otobüsün yaklaşmasının durağın var olmasına neden olduğunu söyler.
  3. Otobüs ile durağı karşılaştırır.
Cevabı göster

Otobüsün yaklaşmasını Leo'nun eylemi için zaman arka planı olarak sunar.

Disguised as an enormous baby, Dilbilgisi

2:16

Devasa bir bebek kılığına giren

Finn lay quiet as Benandonnner pounded on the door. Kalıp ifadeler

2:18

Finn, Benandonner kapıyı yumruklarken sessizce yattı.

Dilbilgisi

Disguised as an enormous baby: cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği

Disguised as an enormous baby, ana eylem gerçekleşirken Finn'in içinde bulunduğu durumu anlatan geçmiş zaman ortaç öbeğidir. While Finn was disguised as an enormous baby demenin daha kısa bir yoludur. disguised sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi Finn'dir. Cümle başındaki bu yapı önce arka plan bilgisini verir, ardından Finn lay quiet ana eylemine hızla geçer.

Alıştırma

Kimin kılık değiştirdiğini göstermek için cümle başındaki ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Disguised as a guard, the rain began as Maya reached the museum.
  2. Disguised as a guard, Maya entered the museum.
  3. Disguised as a guard, the museum doors opened for Maya.
Cevabı göster

Disguised as a guard, Maya entered the museum.

Kalıp ifadeler

pounded on the door: kapıya sertçe vurmak

Benandonnner pounded on the door ifadesinde pounded on, kapıya sertçe ve genellikle birkaç kez vurup yüksek ses çıkarmak anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi pounded, Finn sessizce yatarken gerçekleşen bu eylemi anlatır. Bu fiil gelişi sert gösterir ve aciliyet, öfke ya da tehdit hissi verebilir. Bu hisler sert eylem ile bağlamın birleşiminden doğar; pound on tek bir kesin duygunun adı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede pounding on the door ifadesi sert anlamına uygun bir bağlamda kullanılmıştır?

  1. Someone was pounding on the door and shouting for help.
  2. Someone waited silently without touching the door.
  3. Someone gave the door one gentle, polite tap.
Cevabı göster

Someone was pounding on the door and shouting for help.

The house shook as he stepped inside. Anlatım akışı

2:22

O içeri adımını attığında ev sarsıldı.

Anlatım akışı

The house shook as he stepped inside: çevrenin tepkisiyle karakterin büyüklüğünü gösterme

Cümle, karakterin çok büyük veya çok ağır olduğunu doğrudan söylemez. Önce evin tepkisini gösterir, ardından as bağlacıyla sarsılmayı onun içeri girişiyle aynı ana bağlar. O içeri adım attığında ev sarsıldığı için okur, buna karakterin büyüklüğünün veya gücünün neden olduğunu çıkarır. Bu, çevrenin tepkisiyle yapılan dolaylı karakter betimlemesidir. Bir hikâye, özelliği doğrudan söylemek yerine eğilen zeminleri, titreyen kapıları veya geri çekilen diğer karakterleri göstererek o özelliği canlı hâle getirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir karakterin çok ağır olduğunu çevrenin tepkisiyle dolaylı biçimde gösterir?

  1. He was extremely heavy.
  2. The room had old wooden floorboards.
  3. The floorboards groaned beneath his steps.
Cevabı göster

The floorboards groaned beneath his steps.

Oonagh told the enraged visitor that her husband wasn't home,

2:25

Oonagh öfkeli ziyaretçiye kocasının evde olmadığını söyledi,

but welcomed him to sit and eat while he waited. Ton ve niyet

2:29

ama onu beklerken oturup yemek yemesi için buyur etti.

Ton ve niyet

but welcomed him to sit and eat: konukseverliği strateji olarak kullanmak

Görünüşte welcomed him to sit and eat, kibar ve konuksever bir davranışı anlatır. But beklenmedik bir dönüşü gösterir: kocası evde olmadığı ve ziyaretçi öfkeli olduğu hâlde Oonagh ona yine de misafir gibi davranır. Bu bağlamda söz konusu kibarlık, iyi niyetin samimi olduğunu kanıtlamaz. Oonagh, ziyaretçiyi orada tutmak ve kendi planına yönlendirmek için sıradan konukseverlik davranışlarını kullanır. Bir anlatıda, davranışın normalde verdiği mesajla sahnede hizmet ettiği gerçek amacı birbirinden ayırmak gerekir.

Alıştırma

Bu bağlamda Oonagh'ın ziyaretçiyi ağırlaması en iyi nasıl yorumlanır?

  1. Konuksever görünür, ancak daveti onu orada tutmak ve planına çekmek için kullanır.
  2. Yalnızca nazik davranmaktadır ve gizli bir amacı yoktur.
  3. Ziyaretçinin hızlıca yiyip kocası dönmeden önce gitmesini ister.
Cevabı göster

Konuksever görünür, ancak daveti onu orada tutmak ve planına çekmek için kullanır.

When Benandonner tore into the cakes placed before him, Notlar

2:32

Benandonner önüne konulan kekleri ısırdığında,

Dilbilgisi

When Benandonner tore into the cakes...: ana sonuca zemin hazırlamak

Baştaki when yan cümlesi önce zamanı belirleyen olayı verir: Benandonner kekleri yemeye başladı. Bu yan cümle ana cümleden önce gelip virgülle bittiği için dinleyen kişi o anda ne olduğunu duymayı bekler. Anlatıda When + olay, ana olay veya sonuç kalıbı hazırlığı önemli bilgiden önce verir. When tek başına neden değil, zaman ilişkisi belirtir. Alıntılanan altyazı yalnızca bağımlı when yan cümlesidir; cümlenin tamamlanması için ardından bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana sonuçtan önce olayı hazırlamak için başta bir when yan cümlesi kullanır?

  1. When the alarm rang everyone.
  2. When the alarm rang, everyone left the building.
  3. The alarm when rang, everyone left the building.
Cevabı göster

When the alarm rang, everyone left the building.

Öbek fiiller

tore into the cakes: iştahla yemeye başlamak

tore into the cakes, kekleri büyük bir istekle ve hızlıca yemeye başladı anlamına gelir. Tore, tear fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak burada kekleri fiziksel olarak yırtmak kastedilmez. Nesne yiyecek olduğunda tear into, büyük bir iştahla hemen yemeye başlayan birini canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede tore into, iştahla yemeye başlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The coach tore into Leo for arriving late.
  2. After practice, Leo tore into a bowl of noodles.
  3. Leo tore the note into two pieces.
Cevabı göster

After practice, Leo tore into a bowl of noodles.

he cried out in pain, Kalıp ifadeler

2:36

acı içinde bağırdı,

for he'd shattered his teeth Dilbilgisi

2:37

çünkü Oonagh'ın içine sakladığı metale denk gelmiş

on the metal Oonagh had concealed inside.

2:39

ve dişlerini kırmıştı.

Kalıp ifadeler

cried out in pain: acının neden olduğu ani bir bağırış

Bu cümlede cried out, “aniden yüksek sesle bağırdı” anlamına gelir; in pain ise bunun nedenini belirtir. Birlikte cried out in pain, yaralandığı veya canı yandığı için bağırdığı anlamına gelir. Cry, “ağlamak” anlamına gelebilir; ancak cry out birinin aniden çıkardığı sese odaklanır. cry out in + duygu veya durum kalıbı cry out in fear gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

“Acı yüzünden aniden bağırdı” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Leo ____ when he touched the hot tray.

Cevabı göster

cried out in pain

Dilbilgisi

for he'd shattered...: for ile bir neden belirtmek

Burada for, because anlamına gelen bir bağlaçtır. Onun neden bağırdığını açıklayan tam bir yan cümleyi başlatır: gizlenmiş metale çarparak dişlerini parçalamıştı. Buradaki anlamı “bir şeyi yapmak amacıyla” değildir. Neden bildiren bu for, genellikle açıkladığı ifadenin ardından ve çoğu zaman bir virgülden sonra gelir. Nedeni ek bir arka plan bilgisi olarak sunar; bu yüzden cümleye doğrudan bir because cümlesinden daha yazılı ve hikâye anlatımına özgü bir ton verir.

Alıştırma

Hangi cümlede for, because anlamına gelen bir bağlaç olarak kullanılmıştır?

  1. The team went home, for the field was flooded.
  2. We bought snacks for the trip.
  3. She left for the airport at six.
Cevabı göster

The team went home, for the field was flooded.

She told him that this was Finn's favorite bread,

2:43

Oonagh ona bunun Finn'in en sevdiği ekmek olduğunu söyleyerek,

sowing a seed of doubt in Benandonner's mind Deyimler

2:45

Benandonner'ın zihninde rakibine denk olup olmadığı konusunda

that he was any match for his rival. Kalıp ifadeler

2:48

bir şüphe tohumu ekti.

Deyimler

sowing a seed of doubt in someone's mind: birinin zihnine şüphe tohumu ekmek

Sow a seed of doubt in someone's mind, birinin önceden inandığı ya da emin olduğu bir şeyi sorgulamaya başlamasına neden olmak demektir. İmge, büyüyebilecek küçük bir tohumdur; bu yüzden ifade tam bir inançsızlıktan çok ilk şüpheyi anlatır. Burada sowing ile başlayan -ing'li bölüm, onun söylediği şeyin sonucunu açıklar: sözleri Benandonner'ın rakibiyle yarışıp yarışamayacağından şüphe etmeye başlamasına yol açar. Tekrar kullanılabilecek kalıp sow a seed of doubt in someone's mind şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “sow a seed of doubt” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The unexplained error ____ in the researcher's mind.

Cevabı göster

sowed a seed of doubt

Kalıp ifadeler

any match for his rival: rakibiyle boy ölçüşüp ölçüşememek

To be a match for someone, biriyle başarılı biçimde rekabet edebilecek kadar benzer yetenek, güç veya beceriye sahip olmak demektir. Bir soruda, olumsuz ifadede ya da şüphe edilen bir düşüncede any match for, “hiç değilse rekabet edebilecek durumda olmak” anlamına gelir; any belirsizliği vurgular. Burada that he was any match for his rival yan cümlesi, şüphe edilen düşüncenin ne olduğunu gösterir. Rakibine karşı koyup koyamayacağını sorgulamaya başladığı anlamına gelir. Match burada bir oyun ya da birbirine uyan bir nesne değil, benzer düzeydeki bir rakiptir.

Alıştırma

Maya'nın şampiyonla rekabet edip edemeyeceğinden şüphe ettiğini hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. Maya knew she was no match for the champion.
  2. Maya said she was a match for the champion.
  3. Maya wondered whether she was any match for the champion.
Cevabı göster

Maya wondered whether she was any match for the champion.

When Finn let out a squawk, Öbek fiiller

2:51

Finn bir cıyaklama kopardığında,

Öbek fiiller

let out a squawk: aniden sert ve tiz bir ses çıkarmak

To let out a sound, bir sesi aniden çıkarmak anlamına gelir. Burada let out a squawk, Finn'in bir kez, aniden sert ve tiz bir ses çıkardığını anlatır. let out + ses bildiren isim kalıbı let out a sigh, let out a cry ve let out a laugh gibi ifadelerde de görülür. Bu kalıp genellikle sesi tek bir tepki olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede let out + ses bildiren isim kalıbı doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The crowd let out a cheer when the team scored.
  2. The crowd put out a cheer when the team scored.
  3. The crowd let a cheer outside when the team scored.
Cevabı göster

The crowd let out a cheer when the team scored.

Benandonner's attention was drawn Dilbilgisi

2:53

Benandonner'ın dikkati

to the gigantic baby in the corner.

2:55

köşedeki devasa bebeğe çekildi.

Dilbilgisi

someone's attention was drawn to...: dikkatin edilgen biçimde yön değiştirmesi

Benandonner's attention was drawn, someone's attention was drawn to something kalıbının edilgen bölümüdür. Bir şeyin kişinin onu fark etmesini sağladığını anlatır; burada devasa bebek yeni ilgi odağı olur. Attention sözcüğünü özne konumuna getirmek, cümleyi kasıtlı bir bakma eyleminden çok dikkatin başka bir yere kayması etrafında düzenler. Bir ayrıntının birinin dikkatini çektiği anlatı ve açıklamalarda bu kalıp kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi draw fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: Yesterday, Lena's attention ____ to a tiny door behind the curtain.

Cevabı göster

was drawn

So hefty was the infant Dilbilgisi

2:58

Battaniye yığınları altına kundaklanmış olan

swaddled under piles of blankets,

3:00

bebek o kadar iriydi ki,

Benandonner shuddered at the thought Kalıp ifadeler

3:02

Benandonner babasının neye benzeyeceği düşüncesiyle

of what the father would look like.

3:04

ürperdi.

Dilbilgisi

So hefty was the infant: vurgulu devrik yapı

So hefty was the infant, edebî So + adjective + be + subject kalıbını kullanır. Normal sözcük dizimi The infant was so hefty şeklindedir. so hefty ifadesini başa taşımak ve was sözcüğünü özneden önce kullanmak, bebeğin iriliğini ve ağırlığını güçlü biçimde vurgular. Vurgulanan bu betimleme, ardından gelen tepkiyi hazırlar: bebek o kadar büyüktür ki babayı hayal etmek Benandonner’ı korkutur. Daha eksiksiz biçimlerde kalıp çoğunlukla So + adjective + be + subject + that + result şeklindedir.

Alıştırma

Ayın son derece parlak olduğunu göstermek için aynı vurgulu devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. So bright was the moon that we needed no flashlight.
  2. So was the moon bright that we needed no flashlight.
  3. So bright the moon was that we needed no flashlight.
Cevabı göster

So bright was the moon that we needed no flashlight.

Kalıp ifadeler

shuddered at the thought of what...: korkutucu bir düşünceyle ürpermek

Shudder at the thought of..., bir şeyi yalnızca hayal etmekten korku, tiksinti ya da dehşet dalgasıyla titremek veya ürpermek demektir. At the thought of tepkiye yol açan düşünceyi belirtir; ardından bir isim, -ing biçimi ya da what the father would look like gibi bir içerik yan cümlesi gelebilir. Burada Benandonner babayı henüz görmemiştir. Babanın ne kadar iri olabileceğini hayal etmesi bile ürpermesine yeter.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Maya ____ opening the corrupted file again.

Cevabı göster

shuddered at the thought of

He decided he'd rather not find out. Ton ve niyet

3:07

Bunu öğrenmemeyi tercih ettiğine karar verdi.

Ton ve niyet

he'd rather not find out: cevabı öğrenmemeyi seçmek

Burada he'd, he would anlamındadır. would rather not + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmamayı tercih etmek demektir. Bu nedenle he'd rather not find out, cevabı öğrenmemeyi veya sınamamayı seçtiğini anlatır. Bu ifade, doğrudan korktuğunu söylemek yerine kaçınmayı bir tercih olarak sunar. Bağlamda, cevabı öğrenmenin riskli veya rahatsız edici olabileceğini ve bu yüzden durmaya karar verdiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, would sözcüğünden sonra gelen ve sonucu öğrenmemeyi tercih etmeyi anlatan iki sözcükle tamamlayın: I'd ____ find out what happens if we press that button.

Cevabı göster

rather not

As he fled,

3:09

Kaçarken,

Benandonner tore up the rocks connecting the shores, Öbek fiiller

3:10

Benandonner kıyıları birbirine bağlayan kayaları parçalayarak

breaking up the causeway. Öbek fiiller

3:14

geçidi yıktı.

Öbek fiiller

tore up the rocks connecting the shores: fiziksel bir bağlantıyı yok etmek

Tore, tear fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada tear up, sert bir yüzeyi veya yapıyı ayırmak, kazıp çıkarmak ya da ağır biçimde hasara uğratmak anlamındadır. Kayalar yalnızca taşınmaz; kaldırılıp parçalanır ve böylece geçit artık bütün hâlde kalmaz. Connecting the shores, rocks sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve the rocks that connected the shores anlamına gelir. Bu yapı, tam olarak hangi kayaların parçalandığını ve bağlantının neden koptuğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede tore up, sert bir yüzeyin bir bölümünü ağır biçimde hasara uğratmak veya kaldırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Jamal tore up the letter and threw the pieces away.
  2. The machines tore up the old road before laying new pavement.
  3. The puppy tore up the pillow while everyone was out.
Cevabı göster

The machines tore up the old road before laying new pavement.

Öbek fiiller

breaking up the causeway: bir bütünü parçalara ayırmak

Bu cümlede break up, kesintisiz bir fiziksel yapıyı artık bütün olmayacak şekilde ayırmak veya parçalamak anlamına gelir. Nesnesi olan the causeway, suyun ya da alçak bir arazinin üzerinden geçen yükseltilmiş bir yoldur. breaking up the causeway biçimindeki -ing yan cümlesi, kayaları sökmenin sonucunu ekler: geçit ayrı parçalara ayrılmış hâlde kalır. Buradaki break up fiziksel ayrılmayı anlatır; romantik bir ilişkinin bitmesini değil.

Alıştırma

Hangi cümlede break up, örnektekiyle aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?

  1. Maya broke up with her boyfriend after the trip.
  2. The meeting broke up at noon.
  3. The crew broke up the old concrete slab with heavy tools.
Cevabı göster

The crew broke up the old concrete slab with heavy tools.

What remains are two identical rock formations, Dilbilgisi

3:16

Geriye kalan iki özdeş kaya oluşumuydu,

one on the North Antrim Coast of Ireland,

3:19

biri İrlanda'nın Kuzey Antrim Kıyısı'nda,

and one at Fingal's Cave in Scotland,

3:22

diğeri ise denizin tam karşısında

right across the sea. Kalıp ifadeler

3:25

İskoçya'daki Fingal Mağarası'nda.

Dilbilgisi

What remains are...: hâlâ geriye kalanları sunmak

What remains, geriye kalan şeyler anlamına gelen ve özne görevinde kullanılan kaynaşık bir ilgi yan cümlesidir. Cümlenin geri kalanı bu şeylerin two identical rock formations olduğunu belirtir. Bu yapı, odağı önceki bir olaydan ya da hikâyeden şu anda hâlâ görülebilen sonuca taşır. Bir şeyi tanımlayan bu yapıda, çoğul tümleç two identical rock formations önünde are kullanılır; geriye tek bir şey kalmışsa is kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi What remains ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ two stone arches from the old bridge.

Cevabı göster

What remains are

Kalıp ifadeler

right across the sea: konumu pekiştiren right

Across the sea, “denizin öte tarafında” anlamına gelir. Burada right, across ifadesini güçlendirerek konumun tam karşıda veya tam öte tarafta olduğunu vurgular. Bu kullanımda right, “tam olarak” veya “doğrudan” anlamına gelen bir zarftır. “Doğru” ya da “sağ taraf” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede right, bir konum ifadesinde “tam olarak” veya “doğrudan” anlamında kullanılmıştır?

  1. Turn right at the school.
  2. The bus stop is right across the road from the school.
  3. You chose the right road to the school.
Cevabı göster

The bus stop is right across the road from the school.

Ready for more myths? Ton ve niyet

3:27

Daha fazla efsaneye hazır mısınız?

Choose your next adventure.

3:28

Bir sonraki maceranızı seçin.

Ton ve niyet

Ready for more myths?: kısa bir davet

Ready for more myths?, Are you ready for more myths? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Burada neşeli bir davet işlevi görür: konuşan kişi, izleyicilerin gerçekten hazırlanıp hazırlanmadığını resmî biçimde kontrol etmek yerine onları devam etmeye teşvik eder. Ready for + isim öbeği, birinin sırada gelecek şeye hazır veya onunla ilgileniyor olup olmadığını sormak için kullanılır. Bu soruda more myths isim öbeğidir.

Alıştırma

Bir oyun sunucusu oyuncuları sıradaki tura başlamaya davet ediyor. Soruyu tamamlayın: Ready ____ the next round?

Cevabı göster

for

You can tag along with Thor Öbek fiiller

3:30

Kendi dev çetesiyle yüzleşirken

as he faces his own band of giants,

3:32

Thor'a katılabilir

Öbek fiiller

tag along with Thor: başka birinin gezisine katılmak

Tag along with Thor, Thor'la birlikte gitmek ve onun yaptığı şeye katılmak demektir. Bu şekilde tag along eden kişi genellikle önderlik etmek yerine başka birinin planına katılır. Burada anlatıcı, Thor'un hikâyesini izlemeyi sanki izleyici onun yanında yolculuk edebilirmiş gibi sunar. Tag along bir phrasal verb'dür; buradaki tag, “etiket yapıştırmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede tag along with, başka birinin gezisine katılma anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Can I tag along with you to the museum?
  2. Can I tag with you along to the museum?
  3. Can I tag along you to the museum?
Cevabı göster

Can I tag along with you to the museum?

or watch what unfolds Anlatım akışı

3:35

veya Arachne kazara tanrıça Athena'ya hakaret ettiğinde

when Arachne accidentally insults the goddess Athena. Kültür

3:36

neler olduğunu izleyebilirsiniz.

Anlatım akışı

or watch what unfolds: dikkati daha sonra olacaklara yöneltmek

Or, bunu başka bir izleme seçeneği olarak sunar. Watch fiilinin nesnesi what unfolds isim yan cümlesidir; bu yüzden olayların ne olduğu açıkça söylenmez. Bir hikâye tanıtımında what unfolds, yavaş yavaş gerçekleşen veya ortaya çıkan şeyleri anlatır. Başlangıç durumu söylenip sonuç gizlendiğinde watch what unfolds izleyicinin dikkatini ileride olacaklara yöneltir ve hikâyeyi ele vermeden merak yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu açıklamadan dikkati sonraki olaylara yönelterek bir hikâyeyi tanıtır?

  1. The two rivals work together and win the prize.
  2. First they argue, then they cooperate, and finally they win.
  3. Watch what unfolds when two rivals have to work together.
Cevabı göster

Watch what unfolds when two rivals have to work together.

Kültür

Arachne ... tanrıça Athena: Yunan mitinde bir ölümlü ve bir tanrıça

Arachne, Yunan mitolojisinde ölümlü bir dokumacıdır; Athena ise bilgelik ve dokumacılık dâhil ustalık gerektiren el sanatlarıyla ilişkilendirilen bir tanrıçadır. Aralarındaki statü farkı, çatışmalarını anlamak için temel önemdedir. “the goddess Athena” ifadesinde goddess, Athena'nın ilahi kimliğini belirtir; adının bir parçası değildir. Dolayısıyla Arachne'nin hakareti yalnızca sıradan insanlar arasındaki rahatsız edici bir konuşma değildir; bir ölümlünün bir tanrıçayla çatıştığı miti başlatır.

Alıştırma

“the goddess Athena” ifadesi bu cümlede neden önemlidir?

  1. Hem Arachne'nin hem de Athena'nın sıradan, profesyonel dokumacılar olduğunu söyler.
  2. goddess sözcüğünü Athena'nın soyadının bir parçası olarak kullanır.
  3. Athena'nın bir tanrıça olduğunu göstererek Arachne'nin hakaretini bir ölümlü ile tanrıça arasındaki mitolojik çatışmanın parçası hâline getirir.
Cevabı göster

Athena'nın bir tanrıça olduğunu göstererek Arachne'nin hakaretini bir ölümlü ile tanrıça arasındaki mitolojik çatışmanın parçası hâline getirir.