Ay tanrıçası efsanesi - Cynthia Fay Davis: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Maya mitolojisindeki Ix Chel’in dönüşümlerini, ölümünü ve yeniden hayata gelişini, Güneş Tanrısı’yla yaşadığı sıkıntılı ilişkiyi ve sonradan üstlendiği gece yol göstericiliği ile şifacılık rolünü anlatıyor. Son bölümde, yeniden anlatımların başlangıçta ayrı olan tanrıları nasıl birleştirebildiği ve değişen kültürel değerleri nasıl yansıttığı açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. disguised himself as a hummingbird. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir karakterin engeli aşmak, bir yere gizlice girmek veya gerçek kimliğini saklamak amacıyla başka bir görünüme bürünmesini anlatmak için kullanılan doğal disguise oneself as + kimlik kalıbını öğrenin. 2. Unfortunately, the story doesn't end there. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Görünüşte mutlu bir sonu kesintiye uğratan, dinleyicinin beklentisini değiştiren ve yeni bir çatışma ya da olumsuz gelişmenin yaklaştığını bildiren anlatısal geçişi tanıyın. 3. archaeological evidence suggests — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Maddi kanıtlarla desteklenen bir sonucu mutlak gerçek gibi sunmadan aktarmak için kullanılan bu temkinli akademik ifadeyi, özellikle tarihsel bulgularla daha sonraki gelenekleri birbirinden ayırırken kullanın.
Bu derste
The Moon Goddess Ix Chel patiently watched a spider at work. Kelime
0:06Ay Tanrıçası Ix Chel sabırla çalışan bir örümceği izledi.
at work: çalışırken veya işler durumda
Burada at work, örümceğin etkin biçimde kendi işini yaptığını anlatır. watched a spider at work yapısında bu ifade, Ix Chel onu izlerken örümceğin içinde bulunduğu durumu gösterir; bir iş yerini adlandırmaz. Bu etkinlik anlamı, çalışan ya da bir etki oluşturan bir makineyi, süreci veya gücü anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
"The mechanic watched the new pump at work," cümlesinde at work ne anlama gelir?
- Pompa çalışıyordu.
- Tamirci çalışmayı bitirmişti.
- Pompa bir ofisin içindeydi.
Cevabı göster
Pompa çalışıyordu.
She could make use of its skills, she thought. Kalıp ifadeler
0:12Onun yeteneklerinden faydalanabileceğini düşündü.
make use of its skills: bir beceriyi kullanıma koymak
Make use of + isim, elde bulunan bir şeyi belirli bir amaç için kullanmak anlamına gelir. Burada its skills örümceğin becerilerini gösterir ve o, bu becerileri uygulamada kullanmayı düşünür. Bu ifade çoğu zaman bir becerinin, kaynağın, fırsatın, zamanın veya bilginin zaten var olduğunu ve etkili biçimde kullanılabileceğini vurgular. Basit use fiilinden biraz daha açıktır, ancak her zaman zekice ya da kusursuz kullanım anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We can ____ the library's free study rooms.
Cevabı göster
make use of
Through careful observation and imitation: yöntemi belirtme
Through + isim öbeği, belirli bir yöntem aracılığıyla veya belirli bir yöntemi kullanarak anlamına gelir. Burada careful observation and imitation, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi adlandırır; tam bir yan cümle değil, isim öbeğidir. Bu edat öbeği başa getirildiğinde önce yöntem, sonra sonuç verilir. Baştaki öbek ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
“Dikkatli planlama yoluyla” anlamındaki hedef yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the team finished the project on time.
Cevabı göster
Through careful planning
The Sun God Kinich Ahau was impressed with her work Kalıp ifadeler
0:21Güneş Tanrısı Kinich Ahau onun işlerinden çok etkilendi
was impressed with her work: olumlu bir tepki ifade etme
Be impressed with + isim öbeği, fark ettiğiniz bir şey nedeniyle biri veya bir şey hakkında güçlü ve genellikle olumlu bir görüşe sahip olmak demektir. was impressed with her work ifadesinde değerlendiren kişi Güneş Tanrısıdır; her work ise bu tepkiye yol açar. Bu kalıp bir işi, yeteneği, performansı, ilerlemeyi veya hizmeti doğal biçimde övmek için kullanılır. Bir şeyi yalnızca iyi olarak tanımlamak yerine değerlendiren kişinin tepkisine odaklanır.
Alıştırma
Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The coach was ____ Nina's progress.
Cevabı göster
impressed with
admired her from afar: anlatı tonuyla uzaktan hayranlık
From afar, “uzaktan” anlamına gelir. Burada admired her from afar, onun fiziksel olarak uzakta kalırken kadına hayranlıkla baktığını anlatır. Afar edebî ve hikâye anlatımına özgü bir tona sahiptir. Admire ile kullanıldığında bu mesafe, doğrudan temas kurmadan sessizce ilgi duyma veya hayran olma hissi de verebilir; ancak ifade tek başına romantik aşkı kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede from afar, uzaktan gözlemlemeye hikâye anlatımı havası katacak şekilde doğal kullanılmıştır?
- From the balcony, Leo quietly admired the old city from afar.
- At the information desk, Leo asked how far away the old city was.
- Inside the old city, Leo admired the buildings beside him.
Cevabı göster
From the balcony, Leo quietly admired the old city from afar.
But the goddess's grandfather was very possessive
0:27Ancak tanrıçanın büyükbabası oldukça sahipleniciydi
and would not let the Sun God anywhere near his beloved granddaughter. Dilbilgisi
0:30ve Güneş Tanrısının sevgili torununa yaklaşmasına kesinlikle izin vermezdi.
would not let ... anywhere near: yaklaşmaya kesin yasak
would not let + kişi + anywhere near + kişi veya nesne kalıbı, “o kişinin yaklaşmasına kesin bir şekilde izin vermedi” anlamına gelir. Burada büyükbaba, Güneş Tanrısı'nı torunundan tamamen uzak tutuyor. Bu olumsuz kalıpta anywhere near mesafe sınırını güçlendirir ve “yakınına bile” anlamına gelir. Would not, gelecekle ilgili bir tahmin değil, büyükbabanın geçmişteki kesin ret tutumunu anlatır.
Alıştırma
Güçlü yasağı tamamlamak için hikers ve not let someone anywhere near kalıbını kullanın: During the storm, the ranger would ____ the cliff edge.
Cevabı göster
not let hikers anywhere near
the Sun God disguised himself as a hummingbird. Kalıp ifadeler
0:37Güneş Tanrısı kendini bir sinek kuşuna dönüştürdü.
To get past the grandfather: büyükbabayı atlatmak
To get past the grandfather, büyükbabayı bir engel olarak görüp onu atlatmak ya da aşmak anlamına gelir; yalnızca bulunduğu yerin yanından geçmek anlamına gelmez. Bu ifade, büyükbabanın Güneş Tanrısı'nın amacını engellediğini gösterir. Cümlenin başındaki To get past... amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır; Güneş Tanrısı'nın neden kılık değiştirdiğini açıklar. Başka bağlamlarda get past bir kişiyi, kontrol noktasını, kısıtlamayı veya zorluğu aşmak için de kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede get past bir engeli aşmak veya atlatmak anlamında kullanılmıştır?
- She got past the museum before it closed.
- She got past the locked gate with a key.
- She got past the bakery on her walk.
Cevabı göster
She got past the locked gate with a key.
disguised himself as a hummingbird: sinek kuşu kılığına girmek
disguised himself as a hummingbird, Güneş Tanrısı'nın gerçek kimliğini gizlemek için görünüşünü bir sinek kuşu gibi değiştirdiği ya da kendini öyle gösterdiği anlamına gelir. Yapı disguise + dönüşlü zamir + as + benimsenen kimlik veya biçim şeklindedir. Himself, özne olan the Sun God'a gönderme yapar; as ise onun ne kılığına girdiğini belirtir. Burada kılık değiştirme, büyükbabayı atlatma yöntemidir; dolayısıyla cümle kimliğin veya görünüşün bilinçli olarak değiştirilmesini vurgular.
Alıştırma
Bir kişinin kimliğini gizlediğini anlatmak için disguise oneself as yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The journalist disguised herself as a hotel guest to enter the private event.
- The journalist disguised herself a hotel guest to enter the private event.
- The journalist disguised as a hotel guest to enter the private event.
Cevabı göster
The journalist disguised herself as a hotel guest to enter the private event.
As he took a drink of tobacco flower honey, Dilbilgisi
0:40O, tütün çiçeği nektarından bir yudum alırken,
As he took a drink of ...: zamanda örtüşen eylemler
As he took a drink of... ifadesinde as, while ya da just when anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. İçme eylemi arka plandadır; ana cümle de bu sırada ne olduğunu anlatır. Zamanda örtüşen iki eylemle hikâyeyi ilerletmek için as + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu cümlede as sebep değil, zaman bildirir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki eylemin zamanda örtüştüğünü gösterir?
- As the shop was closed, we went home.
- As Leo crossed the yard, a plane flew overhead.
- As I had no umbrella, I stayed indoors.
Cevabı göster
As Leo crossed the yard, a plane flew overhead.
and asked her grandfather to capture the bird for her. Dilbilgisi
0:44ve büyükbabasından kuşu kendisi için yakalamasını istedi.
asked her grandfather to capture ... for her: kime rica edildiği ve kimin yararlandığı
Asked her grandfather to capture the bird, ask + kişi + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır. Her grandfather isteğin yöneltildiği kişidir; capture ise onun yapmasını istediği eylemdir. For her, eylemden kimin yararlanacağını gösterir: büyükbabası kuşu onun adına yakalayacaktır. Bu kişi zaten belliyse bu bölüm çıkarılabilir, ancak burada eylemin kimin için yapıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi ask + kişi + to do + for + kişi yapısında ask fiilinin geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: Nina ____ her dad ____ fix the bike ____ her.
Cevabı göster
asked · to · for
with a blow dart: boru değil, fırlatılan ok
Blow dart, blowgun adı verilen bir borudan hava üflenerek fırlatılan küçük bir oktur. with a blow dart ifadesindeki with, saldırıda kullanılan aracı veya fırlatılan nesneyi gösterir. Bu ayrıntı, shot sözcüğünün burada bir nesneyi fırlatmak veya onunla birine vurmak şeklindeki geniş anlamını taşıdığını gösterir. Büyükbabanın modern bir silahla mermi ateşlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Blow dart nedir?
- Mermi ateşleyen modern bir silah.
- Bir borudan üflenerek fırlatılan küçük bir ok.
- Okları havayla fırlatmak için kullanılan bir boru.
Cevabı göster
Bir borudan üflenerek fırlatılan küçük bir ok.
stunning him: sonucu gösteren bir -ing öbeği
Stunning him, önceki eylemin tamamının sonucunu gösteren bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Atış onun sersemlemesine yol açtığı için bu bölüm "and as a result, he was stunned." şeklinde açılabilir. Buradaki stunning, çoğu zaman bir darbe yüzünden birini geçici olarak normal tepki veremez veya hareket edemez hâle getirmek anlamındaki stun fiilidir. “Son derece etkileyici veya güzel” anlamındaki stunning sıfatı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk eylemin doğrudan sonucunu bir -ing öbeğiyle gösterir?
- The ball struck the lamp after rolling across the floor.
- The ball struck the lamp, knocking it onto the floor.
- The ball struck the lamp because Mia kicked it.
Cevabı göster
The ball struck the lamp, knocking it onto the floor.
Ix Chel nursed the wounded bird back to health, Kalıp ifadeler
0:53Ix Chel yaralı kuşa iyileşene kadar baktı
nurse someone back to health: iyileşene kadar bakmak
Nurse someone back to health, hasta veya yaralı bir insan ya da hayvan sağlığına yeniden kavuşana kadar ona bakmak demektir. Burada nursed bir fiildir. Ix Chel'in yaralı kuşla bir süre ilgilendiğini ve iyileşmesine yardım ettiğini gösterir. Kalıp nurse + insan veya hayvan + back to health şeklindedir. Back to health sonucu, yani yeniden sağlıklı duruma gelmeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi nurse ... back to health kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: After weeks of feeding and caring for the injured fox, Leo ____ it ____.
Cevabı göster
nursed · back to health
and soon he was able to spread his wings and fly again. Kalıp ifadeler
0:56ve kuş kısa süre sonra kanatlarını açıp tekrar uçabildi.
spread his wings: gerçek ve mecaz anlamlar
Bu cümlede spread his wings gerçek anlamıyla kullanılır: Kuş, uçabilmek için kanatlarını açar veya iki yana uzatır. Yakındaki fly again ifadesi bunun fiziksel bir hareket olduğunu açıkça gösterir. Özne bir insan olduğunda spread one's wings mecaz anlamda da kullanılabilir. Bu durumda daha bağımsız olmak, yeni deneyimler yaşamak veya yeteneklerini daha özgürce kullanmak demektir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: spread her wings, spread their wings.
Alıştırma
Hangi cümlede spread one's wings gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
- At summer camp, Noah spread his wings by trying new activities.
- The young eagle spread its wings and flew from the cliff.
- Her parents encouraged her to spread her wings after college.
Cevabı göster
The young eagle spread its wings and flew from the cliff.
and invited the Moon Goddess to escape with him. Dilbilgisi
1:03ve Ay Tanrıçasına onunla kaçmasını teklif etti.
transform back into: önceki biçimine geri dönmek
Transform back into + isim, öznenin daha önce sahip olduğu bir biçime, kimliğe veya duruma geri dönüştüğünü anlatır. Bu cümlede kişi önceki Güneş Tanrısı biçimine geri döner; back geri dönüşü, into ise dönüşümün sonucunu gösterir. Back olmadan transform into yalnızca başka bir biçime dönüşmeyi anlatır; bunun ilk durum olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the magic faded, the fox ____ a wooden toy.
Cevabı göster
transformed back into
invite someone to do something: birini bir eyleme davet etmek
Invite + kişi + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, birinden bir eyleme katılmasını istemek anlamına gelir. Burada the Moon Goddess davet edilen kişidir; to escape ise davet edilen eylemi belirtir. With him, onun bu eylemi birlikte yapmayı önerdiğini gösterir. Burada invite, ask fiilinden daha belirgindir: yalnızca bir istekte bulunmak yerine, eylemi karşıdaki kişinin katılabileceği ortak bir etkinlik olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi invite kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ her neighbor ____ join the park cleanup with her.
Cevabı göster
invited · to
but the grandfather called upon the powerful Storm God to help him stop them. Kalıp ifadeler
1:09büyükbaba onları durdurması için güçlü Fırtına Tanrısını yardıma çağırdı.
called upon: harekete geçmek için resmî istekte bulunmak
called upon the powerful Storm God to help ifadesinde called upon, “resmî biçimde istedi” veya “yardım için başvurdu” anlamına gelir. Yapı call upon + kişi ya da grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada istenen eylem, büyükbabaya onları durdurmasında yardım etmektir. Call upon, ask sözcüğünden daha ciddi ve kamusal duyulur. Öykülerde güçlü bir varlıktan yardım isteme anlamı da katabilir; burada “telefon etmek” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede call upon resmî ve halka açık bir çağrı olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- The mayor called residents upon to conserve water.
- The mayor called upon residents to conserve water.
- Mia called upon her friend to pass the salt.
Cevabı göster
The mayor called upon residents to conserve water.
Sensing danger: nedeni veren bir -ing yan cümleciği
Sensing danger, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç, yani -ing yan cümleciğidir. Ana eyleme yol açan algıyı verir; bu nedenle ilişki because she sensed danger veya when she sensed danger ifadelerine yakındır. Böylece bir öykü, tam bir yan cümle kullanmadan bir nedeni ya da arka planı eyleme bağlayabilir. Sensing sözcüğünün anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesidir: Hem tehlikeyi sezen hem de atlayan Ay Tanrıçası’dır. Bu yapıyı yeniden kullanırken özne uyumu şarttır.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki -ing yan cümleciğinin anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır?
- Hearing the alarm, Priya left the building immediately.
- Hearing the alarm, the exit door opened automatically.
- Hearing the alarm, the building seemed unsafe to Priya.
Cevabı göster
Hearing the alarm, Priya left the building immediately.
But the Storm God had already thrown a lightning bolt, Dilbilgisi
1:21Ancak Fırtına Tanrısı çoktan bir yıldırım fırlatmıştı;
had already thrown: daha önce tamamlanan geçmiş eylemi belirtmek
Had already thrown, had + geçmiş zaman ortacı thrown yapısındaki past perfect biçimidir. Fırlatma eylemini başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir; bu cümlede fırlatma, yıldırımın yengece çarpmasından önce gerçekleşmiştir. Already, eylemin o geçmiş ana gelindiğinde tamamlanmış olduğunu vurgular. Geçmişteki bir andan daha önce tamamlanan bir olaya bakarken had already + geçmiş zaman ortacı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimi ve already ile tamamlayın: By the time we reached the station, the train ____.
Cevabı göster
had already left
which hit the crab and pierced her through her heart, Kalıp ifadeler
1:24yıldırım yengece çarparak kalbini delip geçti
pierced her through her heart: vücuttan geçen şiddetli bir yol
Pierced her through her heart ifadesinde pierced, yıldırımın onun kalbine girip içinden geçtiğini belirtir. İlk her, etkilenen kişiyi; through sonrasındaki her heart ise gücün izlediği yolu gösterir. İfade yalnızca yıldırımın ona çarptığını söylemez. Through, vücudun bu kısmının delinip geçildiğini vurguladığı için görüntü ağır ve ölümcüldür.
Alıştırma
Bu cümlede pierced her through her heart ne anlama gelir?
- Şiddetli bir güç onun kalbini delip geçti.
- Kalp biçimindeki bir açıklıktan baktı.
- Kalbinin yakınında hafif ve zararsız bir ağrı hissetti.
Cevabı göster
Şiddetli bir güç onun kalbini delip geçti.
Hundreds and hundreds of dragonflies gathered, Kalıp ifadeler
1:30Yüzlerce, binlerce yusufçuk toplandı,
Hundreds and hundreds of: çok büyük bir miktarı tekrar yoluyla vurgulama
hundreds and hundreds of + çoğul isim kalıbında hundreds sözcüğünün tekrarlanması, zaten yaklaşık olan büyük bir miktarı daha da vurgular. Burada iki ayrı yüzlük grup tam olarak sayılmıyor; çok büyük sayıda yusufçuk olduğu anlatılıyor. Tekrar, miktara daha büyük bir ölçek ve canlılık katar. Bu nedenle hikâye anlatımında veya heyecanlı betimlemelerde kullanışlıdır. Aynı kalıp thousands and thousands of people örneğindeki gibi başka büyük sayı sözcükleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Çok büyük bir kalabalığı vurgulamak için cümleyi hundreds sözcüğünün tekrarlı biçimiyle tamamlayın: ____ fans waited outside the stadium.
Cevabı göster
Hundreds and hundreds of
buzzing songs and fluttering their transparent wings. Anlatım akışı
1:33şarkılar mırıldanarak şeffaf kanatlarını çırptılar.
buzzing ... and fluttering ...: paralel -ing öbekleriyle ayrıntı ekleme
buzzing songs ve fluttering their transparent wings, and ile bağlanan iki -ing öbeğidir ve önceki cümlecikteki örtük dragonflies öznesini paylaşır. Ayrı ana olaylar sunmak yerine ana olay gathered için eşlik eden hareketler eklerler. Paralel yapıları iki ayrıntıyı aynı düzeyde düzenler: ilki ses, ikincisi ise hareket ve görsel ayrıntı verir. Bu, yaygın bir anlatı kalıbıdır: bir ana hareketin ardından gelen eş görevli -ing öbekleri tek bir sahneyi daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Hundreds and hundreds of dragonflies gathered, buzzing songs and fluttering their transparent wings. Eş görevli iki -ing öbeği ne işe yarar?
- Yusufçukların toplanırken yaptığı iki eşlik eden hareketi eklerler.
- Yusufçuklarla ilgisi olmayan iki yeni özne sunarlar.
- Yalnızca toplanma bittikten sonra gerçekleşen iki hareketi gösterirler.
Cevabı göster
Yusufçukların toplanırken yaptığı iki eşlik eden hareketi eklerler.
They formed a thick magical cloud over the Moon Goddess's body. Kalıp ifadeler
1:37Ay Tanrıçasının bedeni üzerinde kalın, sihirli bir bulut oluşturdular.
formed a thick magical cloud: yoğun, büyülü ve buluta benzeyen bir kütle oluşturmak
Bu cümlede formed, “bir araya gelip oluşturdu” anlamındadır; a cloud ise buluta benzeyen ya da bulut gibi yayılan bir kütleyi anlatır. Bu ifade mutlaka hava olayındaki gerçek bir bulutu belirtmez; duman, toz, sis, buhar veya bir böcek sürüsü de form a cloud olabilir. Thick bu kütlenin yoğun ya da arkasını görmenin zor olduğunu, magical ise doğaüstü olduğunu belirtir. Kullanışlı bir kalıp şöyledir: X forms a cloud over/around Y.
Alıştırma
“Smoke formed a thick cloud above the fire,” cümlesindeki “formed a thick cloud” ne anlama gelir?
- Duman gökyüzünü iki parçaya ayırdı.
- Duman hemen kayboldu.
- Duman, buluta benzeyen yoğun bir kütle hâlinde toplandı.
Cevabı göster
Duman, buluta benzeyen yoğun bir kütle hâlinde toplandı.
the dragonflies cut, cleaned, and hollowed 13 logs.
1:43yusufçuklar 13 kütüğü kestiler, temizlediler ve içlerini oydular.
burst open: aniden ve kuvvetle açılmak
Burada burst open, çoğu zaman yarılarak ya da birden dışa doğru açılarak “aniden ve kuvvetle açıldı” demektir. Burst değişime ani ve güçlü bir etki katar; open ise bir sonuç tümlecidir ve değişimden sonra ulaşılan durumu belirtir. Geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede burst zaten geçmiş zaman fiili olabilir; temel biçimi, simple past biçimi ve past participle biçimi burst'tür. Bu ifade her zaman bir patlama olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The seedpod burst open in the heat” ne anlama gelir?
- Tohum kabuğunun rengi yavaşça değişti.
- Tohum kabuğu sıkıca kapalı kaldı.
- Tohum kabuğu aniden yarılıp açıldı.
Cevabı göster
Tohum kabuğu aniden yarılıp açıldı.
alive and more brilliant than ever. Dilbilgisi
1:52hayatta ve her zamankinden daha parlak bir şekilde ortaya çıktı.
alive and more brilliant than ever: hayatta ve her zamankinden daha parlak
alive and more brilliant than ever, aynı özne hakkında birbiriyle bağlantılı iki betimleme verir. alive öznenin ölü değil, hayatta olduğunu; more brilliant ise parlaklığının veya ışıltısının daha güçlü olduğunu anlatır. “Karşılaştırma derecesindeki sıfat + than ever” yapısı, “önceki herhangi bir zamandan daha yüksek bir derecede” demektir. Öznenin şimdiki durumunu kendi geçmiş durumlarıyla karşılaştırır ve değişimin gücünü vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle Leo’nun şu anda önceki herhangi bir zamandan daha özgüvenli olduğunu anlatır?
- Leo is as confident as his brother.
- Leo used to be confident.
- Leo is more confident than ever.
Cevabı göster
Leo is more confident than ever.
The Sun God wasted no time in proposing marriage. Deyimler
1:56Güneş Tanrısı hiç vakit kaybetmeden ona evlenme teklif etti.
wasted no time in proposing marriage: hiç vakit kaybetmeden evlenme teklif etti
Waste no time in doing something, bir şeyi gecikmeden hemen yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. Bu cümlede wasted no time in proposing marriage, Güneş Tanrısı’nın hemen evlenme teklif ettiğini anlatır; vurgu, eylemden önce hiç gecikme olmamasındadır. Burada in bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: wasted no time in proposing.
Alıştırma
Cümleyi waste no time in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the final bell rang, Nora ____ packing her bag.
Cevabı göster
wasted no time in
they were ready to light up the sky with their powerful rays. Öbek fiiller
2:03gökyüzünü güçlü ışınlarıyla aydınlatmaya hazırlardı.
light up the sky: gökyüzünü aydınlatmak
Light up, “üzerine ışık düşürerek bir şeyi aydınlatmak” anlamına gelir. Bu cümlede ışınlar gökyüzünü gerçekten parlatacaktır; ifade canlı ve etkileyici bir görüntü oluşturur. Light up mecaz anlamda da kullanılabilir: biri aniden mutlu göründüğünde a face can light up denebilir. Ortak fikir, donuk ya da karanlık bir hâlden aydınlık bir hâle doğru fark edilir bir değişimdir.
Alıştırma
Vurgulanan öbek fiili doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: At midnight, fireworks will ____ the harbor.
Cevabı göster
light up
Unfortunately, the story doesn't end there: olumsuz bir dönüm noktasına işaret etmek
Unfortunately, dinleyiciye sıradaki gelişmenin kötü ya da hayal kırıklığı yaratacak bir şey olduğunu bildirir. The story doesn't end there, az önce anlatılan noktanın gerçek son olmadığını ve daha fazla olayın geleceğini belirtir. Buradaki there fiziksel bir yeri değil, olaylar dizisindeki bir noktayı ifade eder. Cümle bir bütün olarak önceki kısmı olumsuz bir dönüm noktasına bağlar ve merak yaratır.
Alıştırma
Aşağıdaki cümle bir anlatıda neye işaret eder? Unfortunately, the story doesn't end there.
- Daha fazla olay yaşanacak ve bunların olumsuz olması muhtemel.
- Konuşmacı hikâyenin geçtiği fiziksel yeri belirtiyor.
- Olaylar sona erdi ve başka hiçbir şey olmayacak.
Cevabı göster
Daha fazla olay yaşanacak ve bunların olumsuz olması muhtemel.
Sensing he was also in love with Ix Chel, Kalıp ifadeler
2:13Onun da Ix Chel'e aşık olduğunu hisseden
be in love with someone: zaten var olan romantik bir duygu
Be in love with someone, birine karşı romantik sevgi duymak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Be, özneye ve zamana göre değişir; ancak in love with birlikte kalır ve kişi with’ten sonra gelir. Buradaki was in love with, o sırada zaten var olan bir duyguyu anlatır. Duygunun tam o anda başladığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi be in love with ifadesiyle tamamlayın: Emma is ____ Noah.
Cevabı göster
in love with
grew jealous: aşamalı değişim için grow + adjective
Grow, ardından sıfat alan bir bağ fiili olarak kullanılabilir. Grew jealous, “giderek kıskanç oldu” demektir; grew, grow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Grow + adjective kalıbı, bir duygunun veya durumun zamanla geliştiğini gösterir. grow angry, grow nervous ve grow quiet gibi ifadelerde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin geçmiş biçimi ve quiet ile tamamlayın: As the movie began, the room ____.
Cevabı göster
grew quiet
began to mistreat her: bir eylemin ne zaman başladığını belirtmek
began to + fiilin yalın hâli, begin to do something yapısının basit geçmiş zaman biçimidir. Bir eylemin başladığı noktayı gösterir; mistreat, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Burada mistreat her, ona haksız, zalimce veya zarar verici biçimde davranmak demektir. İfade, bu kötü davranışın o aşamada başladığını ve sonrasında devam edebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi begin fiilinin basit geçmiş zaman biçimi ve ardından to kullanarak tamamlayın: After a few minutes, the baby ____ cry.
Cevabı göster
began to
furious at her husband: bir kişiye yöneltilen güçlü öfke
Furious, son derece öfkeli demektir; yalnızca annoyed veya angry olmaktan çok daha güçlüdür. furious at her husband ifadesinde at, öfkenin yöneldiği kişiyi belirtir. Bu ifade, duygusal bir durumu anlatan bir sıfat öbeğidir. Tam bir cümlede çoğu zaman be fiilinden sonra gelir: She was furious at her husband.
Alıştırma
Hangi cümle yöneticinin, onun çok güçlü öfkesinin doğrudan hedefi olduğunu belirtir?
- She was furious at the manager.
- She was worried about the manager.
- She was furious about the manager's decision.
Cevabı göster
She was furious at the manager.
came gliding down ifadesinde come + -ing + down
came gliding down ifadesinde came, hareketin mevcut sahneye girdiğini ya da sahnenin odak noktasına yaklaştığını gösterir; gliding yumuşak süzülme biçimini, down ise aşağı yönü belirtir. Birlikte, kuşun aşağı doğru süzülürken yaklaştığını anlatırlar. Yeniden kullanılabilen come + -ing yapısı, birinin ya da bir şeyin bir yere veya sahneye nasıl yaklaştığını anlatır: come running, come rushing veya come floating down. Zamana göre come biçimini değiştirin, hareket tarzını anlatan fiili ise -ing biçiminde tutun.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin aşağı inerken izleyen insanlara yaklaşmasını come + -ing + down yapısıyla anlatır?
- A leaf floated away above the trees.
- A leaf came floating down toward us.
- A leaf stayed on a high branch.
Cevabı göster
A leaf came floating down toward us.
and offered to take her to the high mountain peaks. Dilbilgisi
2:28ve onu yüksek dağ zirvelerine götürmeyi teklif etti.
offered to take her ifadesinde offer to + fiilin yalın hâli
Offered to take her ... kuşun onu götürmeye gönüllü olduğunu söylediği, yani teklifi kendisinin yaptığı anlamına gelir. Yapı offer to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle take, to sonrasında yalın hâlde kalır. Mastarın geri kalanı teklif edilen eylemi belirtir: take her to the high mountain peaks. take someone to a place yapısında take sonrasında götürülen kişi, to sonrasında ise varış yeri gelir.
Alıştırma
Cümleyi offer to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Mia saw the heavy box, she ____ carry it.
Cevabı göster
offered to
To get away from ...: kaçma amacını ifade etmek
To get away from the cruel Sun God, amacı belirten bir mastar öbeğidir ve onun neden kabul ettiğini açıklar. Bu amaç öbeğinin cümlenin başına gelmesi, ana eylemden önce nedeni verir. Get away from; bir kişiden, yerden, tehlikeden veya zor bir durumdan kaçmak ya da uzaklaşmak demektir. Burada yalnızca fiziksel mesafeyi biraz artırmak değil, istenmeyen veya tehlikeli bir durumdan kurtulmak anlatılır.
Alıştırma
Amaç öbeğini tamamlamak için to get away from ve the noise ad öbeğini kullanın: ____, we moved to a quieter room.
Cevabı göster
To get away from the noise
King of the vultures: efsanevi bir hayvan hükümdarı
King of the vultures, efsanevi bir unvandır ve hikâyedeki bir akbabayı bütün akbabaların hükümdarı veya lideri olarak gösterir. Bir hayvana kraliyet unvanı vermek kişileştirmedir. Böylece hayvanlar dünyası bir insan krallığı gibi işler. Buradaki King, karakterin rolünü belirtir; gerçek akbabaların insanlara benzer bir hükümdarı olduğunu veya bunun yalnızca en büyük kuş olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bir efsanede King of the vultures unvanı büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bilimsel bir araştırmadaki en ağır akbaba
- Birkaç akbabanın yanında duran bir insan kral
- Akbabaları yöneten veya onlara liderlik eden kişileştirilmiş bir hayvan karakter
Cevabı göster
Akbabaları yöneten veya onlara liderlik eden kişileştirilmiş bir hayvan karakter
The vulture King was kind and fun-loving, Kelime
2:38Akbaba Kralı nazik ve eğlenceyi seven biriydi,
fun-loving: eğlenmeyi seven kişiliği anlatan kısa çizgili sıfat
Fun-loving, eğlenceli etkinliklere katılmayı seven anlamında, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Bu cümlede was fiilinden sonra kind ile birlikte Akbaba Kral'ın kişiliğini anlatır. Kısa çizgi, fun ve loving sözcüklerini tek bir betimleme birimi hâline getirir. Bir kişinin yalnızca o anda eğlenmesini değil, genellikle eğlenceli şeyleri seven bir kişiliğe sahip olmasını anlatır.
Alıştırma
“Eğlenceli etkinliklere katılmayı seven” anlamındaki kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: Zoe loves parties, games, and trips. She is ____.
Cevabı göster
fun-loving
a much better partner than the violent Sun God. Dilbilgisi
2:41şiddet yanlısı Güneş Tanrısından çok daha iyi bir eştir.
much better ... than ...: büyük bir fark göstermek
Better, good sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırmada kullanılan kişiyi veya şeyi belirtir. Burada a better partner than the violent Sun God, olası eşlerden birinin Güneş Tanrısı'ndan daha olumlu değerlendirildiği anlamına gelir. Much, büyük bir fark göstermek için karşılaştırma biçimi better sözcüğünden önce gelir. Much better, yalnızca biraz daha iyi değil, çok daha iyi demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp much + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir; much safer than ve much easier than buna örnektir. Very better demeyin; bu kalıpta very normalde karşılaştırma biçimini nitelemez.
Alıştırma
Cümleyi much ve karşılaştırma biçimi safer ile tamamlayın: This route is ____ than the old one.
Cevabı göster
much safer
The Moon Goddess made a new home with him in the mountains. Kalıp ifadeler
2:44Ay Tanrıçası dağlarda onunla yeni bir yuva kurdu.
make a new home with someone: biriyle yerleşip ortak bir hayat kurmak
Bu cümlede made a new home with him, Ay Tanrıçası'nın onunla birlikte yerleşip ortak bir hayata başladığını anlatır. Home hem yaşanılan yeri hem de aidiyet duygusunu ifade eder; mutlaka fiziksel olarak bir ev inşa ettikleri anlamına gelmez. make a home with someone yapısı, istikrarlı bir ortak hayat kurmayı vurgular. New başka bir yere taşınma veya hayatın yeni bir dönemine başlama fikrini ekler; in the mountains ise yeni yuvanın yerini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede make a new home, insanların yerleşip uzun süreli bir ortak hayata başladığını anlatır?
- After moving to Denver, Maya made a new home with her aunt.
- Maya lived with a roommate for two weeks during camp.
- Maya toured a beautiful house with her aunt.
Cevabı göster
After moving to Denver, Maya made a new home with her aunt.
distraught: sakin düşünmeyi engelleyen aşırı sıkıntı
Distraught, keder, korku veya endişe nedeniyle aşırı derecede sarsılmış ve sakin düşünemez durumda olmak demektir. he was distraught cümlesinde was, he öznesini bu ağır duygusal duruma bağlar. Sad kelimesinden çok daha güçlü, upset kelimesinden ise genellikle daha güçlü ve daha belirgindir. Keder, panik, endişe veya bunların bir karışımından hangisinin öne çıktığını çevredeki durum gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede distraught doğal bir duygu yoğunluğuyla kullanılmıştır?
- She was distraught while choosing between two identical pencils.
- She was distraught after learning that her home had burned down.
- She was distraught because her toast was slightly cold.
Cevabı göster
She was distraught after learning that her home had burned down.
He hid inside a deer carcass until a hungry vulture came swooping down,
2:50Aç bir akbaba süzülerek gelene kadar bir geyik leşinin içine saklandı,
then hopped onto its back and rode to the mountain kingdom, Kalıp ifadeler
2:54sonra onun sırtına atlayarak dağ krallığına uçtu;
hopped onto its back: bir yüzeye sıçrayarak ulaşmak
“hopped onto its back” ifadesinde hopped hızlı bir sıçramayı, onto ise hareketin yönünü ve ulaştığı noktayı gösterir. O, başka bir yerden akbabanın sırtına geçip oraya iner; ifade yalnızca nerede bulunduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp hareket fiili + onto + yüzey şeklindedir. climb onto a platform veya step onto a stage buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi hop fiilinin geçmiş hâli ve bir yüzeye doğru hareketi gösteren edatla tamamlayın: The frog ____ the flat rock.
Cevabı göster
hopped onto
where the Moon Goddess now lived with the Vulture King. Dilbilgisi
2:58Ay Tanrıçası artık orada Akbaba Kralıyla yaşıyordu.
where the Moon Goddess now lived...: yer bildiren ilgi cümleciği
Burada where, cümlenin önceki kısmındaki the mountain kingdom ifadesine gönderme yapar. “O krallıkta” anlamına gelir ve o yerde ne olduğunu açıklayan bir yan cümlecik başlatır. Kalıp yer adı + where + özne + fiil şeklindedir. Where zaten yer anlamını verdiği için there eklenmez: “the kingdom where she lived” denir, “the kingdom where she lived there” denmez. Virgül, bu yan cümleciğin daha önce belirlenmiş krallık hakkında ek bilgi verdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “o yerde” anlamına gelen ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We found a quiet garden, ____ we ate lunch.
Cevabı göster
where
begged her to come home with: beg someone to do something yapısı
Beg someone to do something, birinden bir eylemi yapması için güçlü biçimde ricada bulunmak veya ona yalvarmak demektir. Burada her yalvarılan kişiyi, to come home with him ise onun çaresizce yapılmasını istediği eylemi belirtir. Beg, ask fiilinden daha güçlüdür. Genellikle aciliyet, sıkıntı veya daha güçsüz bir konum ifade ettiği için cümle sıradan bir ricadan daha duygusaldır.
Alıştırma
Cümleyi beg someone to do something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In desperation, she ____ let her through.
Cevabı göster
begged the guard to
apologizing for how he had treated her: apologize for + how yan cümlesi
Apologize for, özrün nedenini belirtir. Bu cümlede for sözcüğünü how he had treated her yan cümlesi izler; bu ifade onun kadına nasıl davrandığını, yani davranış biçimini anlatır. Geçmiş zamanın öncesini anlatan had treated, bu davranışı özürden daha önceye yerleştirir. apologize for how + özne + fiil yapısı, önceki bir eylemin nasıl yapıldığını açıklayabilir.
Alıştırma
Özrün nedenini belirten standart edatı yazın: He apologized ____ how he had spoken to the receptionist.
Cevabı göster
for
The kind and forgiving goddess took pity on him Deyimler
3:06Nazik ve bağışlayıcı tanrıça ona acıdı
took pity on: birine acımak
Take pity on someone, bir kişi acı çektiği, savunmasız olduğu veya zor durumda bulunduğu için ona merhamet ya da acıma duymak demektir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; kalıp take pity on + kişi şeklindedir. Bir hikâyede bu ifade çoğu zaman merhametin bağışlama, yardım etme veya affetme davranışına yol açtığını düşündürür. Burada tanrıçanın ona neden iyi davrandığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi ‘acıdı’ anlamındaki kalıpla tamamlayın: Seeing the shivering dog, Lena ____ it and brought it inside.
Cevabı göster
took pity on
But Kinich Ahau soon began to show his true nature again. Deyimler
3:11Ancak Kinich Ahau kısa süre sonra gerçek doğasını tekrar göstermeye başladı.
show his true nature again: gerçek karakterini yeniden ortaya koymak
Show one's true nature, daha önce gizlenmiş veya bastırılmış karakteri ya da amaçları ortaya çıkarmak demektir. İyelik sözcüğü kişiye uymalıdır: his true nature, her true nature veya their true nature. Buradaki again, bu özelliklerin daha önce ortaya çıktığını, sonra durmuş gibi göründüğünü ve ardından geri döndüğünü belirtir. Bu cümlede ifade eleştireldir: onun görünürdeki düzelmesinin geçici olduğunu ve kötü davranışlarının geri döndüğünü düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi show ... true nature again ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The bully apologized and behaved kindly for a week, but then he ____.
Cevabı göster
showed his true nature again
scarring her face and dimming her bright rays: iki paralel -ing sonucu
Scarring her face ve dimming her bright rays, ana cümleden sonra gelen iki paralel -ing yan cümlesidir. İkisi de He struck her eyleminin sonuçlarını verir: darbe yüzünde bir iz bırakmış ve ışığını azaltmıştır. Bunlar daha sonra gerçekleşen birbiriyle ilgisiz iki eylem değildir. And, verb-ing + nesne biçimindeki iki eş yapıyı bağlar. İlk sonuç fiziksel bir zarardır; ikincisi Ay tanrıçasının ışığını etkiler ve gücünün de zayıfladığını düşündürür. “Ana cümle, verb-ing ... and verb-ing ...” yapısıyla bir olayı iki sonucuna bağlayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir olayın iki sonucunu göstermek için iki paralel -ing yan cümlesini doğru kullanır?
- The storm swept through the town, damaged roofs and roads blocking.
- The storm swept through the town because damaging roofs and blocking roads.
- The storm swept through the town, damaging roofs and blocking roads.
Cevabı göster
The storm swept through the town, damaging roofs and blocking roads.
flew off into the dark: bir yerden ayrılıp başka bir yere girmek
Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Flew off ifadesinde off, başlangıç noktasından ayrılmayı vurgulayan ve çoğu zaman hızlı bir uzaklaşma hissi veren bir parçacıktır. Ardından gelen into the dark ise yolu ve hedefi gösterir: bulunduğu yerden ayrılıp karanlığın içine girmiştir. Bu nedenle ifade, yalnızca hava karanlıkken uçmaktan fazlasını anlatır. Hem ayrılmayı hem de içeri girmeyi canlandırır ve gözden kaybolmayı düşündürebilir. Başka durumlarda kullanılabilecek yol kalıbı “hareket fiili + off + into + hedef” biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle baykuşun başlangıç noktasından ayrılıp ormana girdiğini söyler?
- The owl flew off into the forest.
- The owl flew above the forest.
- The owl flew in the forest.
Cevabı göster
The owl flew off into the forest.
From then on: geçmişte başlayan kalıcı bir değişim
From then on, “geçmişte daha önce belirtilen o andan başlayarak sonrasında da devam ederek” anlamına gelir. Burada yemini geçmişteki bir dönüm noktasına yerleştirir ve yalnızca geceleri görünmeyi o andan sonraki yeni düzen olarak sunar. Genellikle zaman bağlantısı kurmak için cümlenin başında kullanılır ve ardından virgül gelir. Then, şimdiki zamanı değil, daha önce belirtilmiş geçmiş bir olayı veya zamanı gösterir.
Alıştırma
Geçen yıl bir köprü yıkıldı ve kasaba kullandığı yolu kalıcı olarak değiştirdi. Değişimi bu geçmiş olaya doğru biçimde bağlayan cümle hangisidir?
- The bridge collapsed last year, and until then, the town used the mountain road.
- The bridge collapsed last year, and from now on, the town used the mountain road.
- The bridge collapsed last year, and from then on, the town used the mountain road.
Cevabı göster
The bridge collapsed last year, and from then on, the town used the mountain road.
vowed to appear: ciddi bir taahhütte bulunmak
Vowed to appear, vow to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve “görünmek için ciddi ve kesin bir yemin etti” anlamına gelir. Only at night, yemin edilen eylemin gerçekleşeceği zamanı yalnızca geceyle sınırlar. Vow, sıradan bir promise ifadesinden daha güçlü ve daha resmî ya da dramatiktir. Genellikle ciddi bir görev, inanç veya önemli bir kararı belirtir.
Alıştırma
Ciddi bildiriyi vow fiilinin geçmiş hâli ve mastar işaretiyle tamamlayın: The knight ____ defend the village.
Cevabı göster
vowed to
and combined her pale blue rays with their light Kalıp ifadeler
3:29ve gece yolcularını güvenli bir şekilde yönlendirmek için
to guide night travelers to safety. Kalıp ifadeler
3:31uçuk mavi ışınlarını onların ışığıyla birleştirdi.
combined her pale blue rays with their light: combine A with B yapısı
Combine A with B, A ile B'yi birlikte çalışacak veya tek bir bütün olarak kullanılacak şekilde bir araya getirmek demektir. Burada her pale blue rays A, their light ise B'dir. Bu yapı fiziksel nesneleri ya da fikir, beceri ve tarz gibi daha soyut şeyleri birleştirebilir. Yapının bu biçiminde B'yi with tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi combine A with B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the chef ____ fresh herbs ____ olive oil.
Cevabı göster
combined · with
to guide night travelers to safety: guide someone to safety yapısı
Guide someone to safety, bir kişiyi artık tehlikede olmayana kadar yönlendirmek veya götürmek demektir. Safety güvenli sonucu belirtir; bu nedenle belirli bir yer olmak zorunda değildir. Buradaki to guide amaç bildiren mastardır: ışıklar, gece yolcularının güvenliğe ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla birleştirilir.
Alıştırma
Cümleyi guide someone to safety ile tamamlayın: During the flood, the volunteers guided the children ____.
Cevabı göster
to safety
which she had once used...: gerekli olmayan arka plan bilgisi eklemek
Virgüller arasındaki which she had once used on the wounded Sun God yan cümlesi, her healing gift hakkında arka plan bilgisi ekler. Which, bu yeteneğe gönderme yapar ve had used yapısının nesnesidir: O, bu yeteneği daha önce Güneş Tanrısı üzerinde kullanmıştı. Bu, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Hangi yeteneğin kastedildiğini belirlemez; bu nedenle çıkarıldığında ana cümle yine tamamlanmış olur. Had once used ayrıca önceki kullanımın ana geçmiş eylemden daha önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, çıkarılabilir arka plan bilgisi eklemek için tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğini doğru kullanır?
- The old bridge which, was built in 1890, is still in use.
- The old bridge, that was built in 1890, is still in use.
- The old bridge, which was built in 1890, is still in use.
Cevabı göster
The old bridge, which was built in 1890, is still in use.
to cure people who were ill: cure başarılı sonucu belirtir
to cure people who were ill ifadesindeki to cure, amaç bildiren bir mastardır: Yeteneği neden kullandığını açıklar. Cure people, hasta insanları sağlığına kavuşturmak demektir ve cure tedaviyi başarılı olmuş bir sonuç olarak sunar. Who were ill, iyileştirilen kişileri belirtir. Tıbbi bağlamda cure someone of a disease kalıbı da yaygındır; örneğin The medicine cured her of the infection. Cure tek başına kullanılan yöntemi belirtmez, başarılı sonuca odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle enfeksiyonun başarıyla ortadan kaldırıldığını açıkça belirtir?
- The nurse checked her symptoms.
- The new medicine cured her of the infection.
- The doctor treated her for the infection.
Cevabı göster
The new medicine cured her of the infection.
that she's become a symbol of Maya culture. Kültür
3:44Maya kültürünün bir sembolü haline gelmiştir.
is so widely known that she's become: sonuç bildiren so ... that
so + sıfat veya zarf öbeği + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so, widely known ifadesinin derecesini belirtir; widely ise known sözcüğünü niteler. That she's become a symbol... kısmı, yaygın biçimde tanınmanın sonucunu verir. she's become ifadesindeki she's, she is değil she has anlamındadır. Has become, present perfect yapısındadır ve sonucun şu ana kadar oluştuğunu gösterir.
Alıştırma
Sonuç bildiren yapıyı tamamlayın: The museum was ____ popular ____ it stayed open late.
Cevabı göster
so · that
a symbol of Maya culture: kültürel temsil
a symbol of Maya culture ifadesindeki symbol, kamuoyunun algısında bir kültürü güçlü biçimde temsil eden ve insanlara o kültürü hatırlatan kişi veya şey anlamındadır. Bu anlam, yazılı bir işaret ya da logodan daha geniştir. Bu ifade, Ix Chel'e kültürel bir temsil değeri verir. Onun kültürün tamamı veya kültürün mümkün olan tek simgesi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Yeni bir bağlamda The monument became a symbol of freedom ne anlama gelir?
- İnsanlar anıtı özgürlüğü temsil eden bir şey olarak görmeye başladı.
- Anıt, yeni bir alfabedeki yazılı bir harfe dönüştü.
- Anıt herkesin görüşünü tamamen aynı biçimde temsil etti.
Cevabı göster
İnsanlar anıtı özgürlüğü temsil eden bir şey olarak görmeye başladı.
Ix Chel and the Moon Goddess were separate deities. Kültür
3:50Ix Chel ve Ay Tanrıçasının ayrı tanrılar olduğunu göstermektedir.
archaeological evidence suggests: arkeolojik kanıtlar düşündürüyor
archaeological evidence suggests that... ifadesi, nesnelerden, yapılardan, kalıntılardan veya başka buluntulardan elde edilen maddi kanıtların bir sonuca işaret ettiği anlamına gelir. Buradaki suggests, “önerir” değil, “gösterir veya destekler” anlamındadır. Suggests, iddiayı temkinli tutar. Kanıt bu yorumu destekler, ancak yeni kanıtlar ya da başka bir yorum sonucu değiştirebilir; bu nedenle proves ifadesinden daha zayıftır. Bu kalıp, tartışmayı geleneksel bir anlatıdan arkeolojik kanıta dayalı bir sonuca taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede suggests, kanıta dayalı temkinli bir sonucu ifade etmek için kullanılmıştır?
- The archaeological evidence proves that the village was occupied 3,000 years ago.
- The archaeological evidence shows that the village was occupied 3,000 years ago.
- The archaeological evidence suggests that the village was occupied 3,000 years ago.
Cevabı göster
The archaeological evidence suggests that the village was occupied 3,000 years ago.
for ancient Maya,: antik Mayalar için
for ancient Maya, bir düşüncenin veya sınıflandırmanın hangi grubun bakış açısına ait olduğunu belirtir. Bu cümlede anlamı antik Mayaların anlayışına göre şeklindedir; antik Mayaların yararına anlamına gelmez. Burada ancient Maya, antik Maya uygarlığının insanlarını belirten bir grup adı olarak kullanılır. Maya culture ifadesinde ise Maya, culture sözcüğünden önce gelerek kültürü niteler; insanları belirtmez. Bu ifade iddiayı antik Mayaların bakış açısıyla çerçeveler.
Alıştırma
Bu cümlede for ancient Maya ne anlama geliyor?
- for the benefit of ancient Maya people
- according to the viewpoint of ancient Maya people
- as a description of Maya culture
Cevabı göster
according to the viewpoint of ancient Maya people
separate deities: birbirinden ayrı ilahi kimlikler
Burada separate deities, Ix Chel ile Ay Tanrıçası'nın aynı varlığın iki adı veya biçimi değil, birbirinden ayrı iki ilahi varlık olarak kabul edildiğini belirtir. Separate fiziksel uzaklığı değil, kimlik veya sınıflandırma farkını anlatır. A deity bir tanrı veya tanrıçadır. Bu sözcük din, mitoloji, arkeoloji ve kültür tarihiyle ilgili anlatımlarda sıkça görülür.
Alıştırma
Örnekte separate deities ne anlama geliyor?
- Onlar birbirinden farklı iki ilahi varlık olarak kabul ediliyordu.
- Onlar birbirinden uzakta duran iki figürdü.
- Onlar iki adı olan tek bir ilahi varlıktı.
Cevabı göster
Onlar birbirinden farklı iki ilahi varlık olarak kabul ediliyordu.
In the retellings ... and the records ...: bir iddiayı iki kaynakla çerçevelemek
Baştaki In the retellings ... and the records ... ifadesi, okuyucuya sonraki bilginin hangi kaynaklarda bulunduğunu anlatır. Maya halkının yeniden anlattığı öyküler ile antropologların hazırladığı kayıtlar olmak üzere iki kaynak türünü paralel biçimde sunar. Bu kaynak çerçevesi önce geldiği için okuyucu, ana iddiadan önce iddianın dayanağını görür. Virgül, ardından bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir; vurgulanan sözcükler bilgiyi düzenler ancak tek başlarına iddiayı belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ana iddiadan önce iki kaynağı belirtmek için başta In kaynak çerçevesini kullanıyor?
- The hero has several different names in local stories and historical records.
- In local stories and historical records, the hero has several different names.
- Local stories and historical records give the hero several different names.
Cevabı göster
In local stories and historical records, the hero has several different names.
the two have merged: sonucu şimdi de geçerli olan birleşme
Bu cümlede the two have merged, daha önce birbirinden ayırt edilebilen iki kimliğin, geleneğin veya anlatı biçiminin birbiriyle kaynaşıp bağlantılı tek bir bütün oluşturduğu anlamına gelir. Merge, bunların yalnızca yan yana getirildiğini değil, aralarındaki sınırın artık net olmadığını anlatır. Present perfect yapıdaki have merged, değişimin gerçekleşmiş olduğunu ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterir. X and Y have merged ve the two have merged kalıpları kültürler, kuruluşlar, fikirler veya teknolojiler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi merge fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over time, the two local customs ____ into one tradition.
Cevabı göster
have merged
extends beyond the limits of the historical record: tarihsel kayıtların kapsadığı alanı aşmak
Burada story extends beyond the limits of the historical record, hikâyenin bazı bölümlerinin günümüze ulaşan tarihsel belgelerin ve kanıtların doğrulayabildiği veya bütünüyle kapsayabildiği alanın dışında kaldığı anlamına gelir. Extends ve limits fiziksel uzunluğu veya gerçek bir sınırı değil, soyut bir kapsamı anlatır. Aktarılabilir extend beyond the limits of + isim kalıbı, bir şeyin kapsayabildiği, açıklayabildiği, destekleyebildiği veya denetleyebildiği alanın dışına çıkmak anlamına gelir. Bu kalıp tek başına, o alanın dışında kalan şeyin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The question ____ current scientific knowledge.
Cevabı göster
extends beyond the limits of
like all myths: tek bir örneği daha geniş bir gruba bağlamak
like all myths ifadesi “tüm mitler gibi” anlamına gelir. Onun hikâyesini bir grup olarak mitlerle karşılaştırır ve bu belirli örneği daha geniş bir kategoriye yerleştirir. Virgüller, ifadenin ek bilgi veren bir ara söz olduğunu gösterir. İfade çıkarıldığında ana cümle yine Her story isn't just one story olarak kalır. Bu yapı, yazarın tek bir örnekten daha geniş bir yargıya geçmesini sağlar.
Alıştırma
like all myths ifadesi cümlede ne işe yarar?
- Bu belirli hikâyeyi daha geniş bir grup olan mitlerle ilişkilendirir ve genel bir yargıyı destekler.
- Hikâyenin aslında bir mit olmadığını söyler.
- Farklı mitlerden oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster
Bu belirli hikâyeyi daha geniş bir grup olan mitlerle ilişkilendirir ve genel bir yargıyı destekler.
isn't just one story: tek bir versiyon düşüncesini reddetmek
Burada just, “yalnızca” anlamına gelir. Isn't just one story, mitin tek bir sabit versiyonu ya da tek bir basit anlamı olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder. Daha fazla versiyon, katman veya anlatım biçimi bulunduğunu sezdirir. not just X kalıbı, X hakkındaki eksik bir görüşü düzeltmek ve dinleyiciyi daha fazla bilgiye hazırlamak için sıkça kullanılır. X'i bütünüyle reddetmez: söz konusu şey yine X olabilir, ancak onu yalnızca X ile sınırlamak fazla basittir.
Alıştırma
Cümleyi is not kısaltması ve ardından just getirerek tamamlayın: The library ____ a place to borrow books; it also hosts free classes.
Cevabı göster
isn't just
and how they see themselves in their mythological heroes. Anlatım akışı
4:13ve mitolojik kahramanlarında kendilerini nasıl gördüklerini anlatır.
speak to what people value: neyin önemli olduğunu ortaya koymak
Burada speak to what people value, “insanların değer verdiği şeylerle konuşmak” anlamına gelmez. “İnsanların neyi önemli gördüğünü ortaya koymak veya göstermek” anlamına gelir. Farklı biçimler, bu değerlerin kanıtı gibi işlev görür. speak to + soyut bir konu veya yan cümle; kanıtları, davranışları ya da bir sanat eserini daha geniş bir anlamla ilişkilendirebilir. Genellikle o konu hakkında “önemli bir şey göstermek” anlamına gelir; konuyu tamamen kanıtladığını ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede speak to ne anlama gelir? The survey results speak to what local families need.
- Sonuçlar resmî olarak bütün yerel aileler adına konuşuyor.
- Sonuçlar yerel ailelerle sohbet ediyor.
- Sonuçlar, yerel ailelerin ihtiyaçları hakkında bir şey ortaya koyuyor.
Cevabı göster
Sonuçlar, yerel ailelerin ihtiyaçları hakkında bir şey ortaya koyuyor.
how they see themselves in their mythological heroes: karakterler üzerinden kimlik
Burada see themselves in their mythological heroes, insanların bu kahramanlarda kendi kimliklerinin, deneyimlerinin veya ideallerinin bazı yönlerini görmesi anlamına gelir. Gerçek bir yansıma görmek ya da kendilerinin kelimenin tam anlamıyla bu kahramanlar olduğuna inanmak anlamına gelmez. how ile başlayan yan cümle, speak to ifadesinden sonra what people value ile eş görevde bağlanır. İkinci bir bilgi türü ekler: çeşitlemeler yalnızca insanların değerlerini değil, kahramanları aracılığıyla kendilerini nasıl anladıklarını da ortaya koyar.
Alıştırma
Özgün cümlede how they see themselves in their mythological heroes hangi bilgiyi ekler?
- İnsanların kahramanların resimlerini nerede görebileceğini açıklar.
- İnsanların kelimenin tam anlamıyla mitolojik kahraman olduklarına inandıklarını söyler.
- İnsanların kahramanlarda kendi kimliklerini veya ideallerini nasıl gördükleri bilgisini ekler.
Cevabı göster
İnsanların kahramanlarda kendi kimliklerini veya ideallerini nasıl gördükleri bilgisini ekler.
Not all Sun Gods are quite so despicable. Dilbilgisi
4:19Tüm Güneş Tanrıları o kadar da aşağılık değildir.
Not all ... are quite so ...: kısmi olumsuzluk
Not all Sun Gods are quite so despicable cümlesinde not all kısmi olumsuzluk oluşturur. Her Güneş tanrısının bu tanıma uyduğu düşüncesini reddeder: En az biri o kadar aşağılık değildir, ancak bazıları yine de öyle olabilir. Quite so despicable, aynı derecede aşağılık anlamına gelir. So, konuşmada daha önce belirlenmiş bir dereceye gönderme yapar. Not all + çoğul isim + fiil kalıbı, tanımı tamamen reddetmeden aşırı bir genellemeyi düzeltmenizi sağlar.
Alıştırma
Not all Sun Gods are quite so despicable ne anlama gelir?
- En az bir Güneş tanrısı o derece aşağılık değildir.
- Her Güneş tanrısı aynı derecede aşağılıktır.
- Hiçbir Güneş tanrısı kesinlikle aşağılık değildir.
Cevabı göster
En az bir Güneş tanrısı o derece aşağılık değildir.
Meet Nanahuatzin: yeni bir karakteri tanıtmak
Meet Nanahuatzin, izleyiciye yöneltilmiş emir biçiminde bir ifadedir, ancak izleyicilerden gerçek bir buluşma ayarlamalarını istemez. Video anlatımında ve diğer medya içeriklerinde Meet + isim, izleyiciye tanıması için yeni birinin sunulduğunu belirtir. Bu kısa ifade dikkati yeni bir karaktere yöneltir ve yeni bir bölümün ya da hikâyenin başladığını gösterir. Ardından genellikle karakterin kim olduğunu açıklayan kısa bir tanım gelir.
Alıştırma
Meet + isim tanıtımını tamamlayın: ____ Maya, the artist who paints with light.
Cevabı göster
Meet
pimply-faced underdog: dış görünüş ve hikâyedeki zayıf taraf rolü
pimply-faced ifadesindeki kısa çizgili birleşik sıfat underdog sözcüğünü niteler ve karakteri yüzünde sivilceler olan biri olarak tanıtır. İfadenin tamamı bir dış görünüş özelliğiyle hikâyedeki rolü tek bir betimlemede birleştirir. Underdog, başarı veya galibiyet şansı daha düşük görülen kişi ya da taraftır. Bir hikâyenin başında bu sözcük karakteri hemen dezavantajlı konuma yerleştirirken şaşırtıcı bir zafer olasılığını da açık bırakır.
Alıştırma
pimply-faced underdog ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Sivilceli olarak betimlenen, dezavantajlı ve başarı şansı düşük görülen bir karakter
- Zaten kaybetmiş ve başarılı olamayacak bir karakter
- En güçlü ve kazanması beklenen karakter
Cevabı göster
Sivilceli olarak betimlenen, dezavantajlı ve başarı şansı düşük görülen bir karakter
on a quest to become the fifth Sun in this Aztec myth. Notlar
4:25sivilceli yüzüyle kaybeden taraftaki kahramanımız.
on a quest to become: macera niteliğinde bir hedef
On a quest to become, amacı bir şey olmak olan önemli ve çoğu zaman zorlu bir görevin peşinden gitmek demektir. Bu cümlede ifade, beşinci Güneş olmayı kısa bir deneme olarak değil, karakterin temel yolculuğu olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp be/go on a quest to + fiilin yalın hâlidir. Quest, sıradan try to ifadesinin zorunlu olarak taşımadığı macera, amaç ve engel duygularını ekler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi ‘bir şey olmak için macera gibi bir görevin peşinden gitmek’ anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The young healer is ____ the guardian of the valley.
Cevabı göster
on a quest to become
the fifth Sun: bir dünya çağının mitsel güneşi
Bu cümlede the fifth Sun, Azteklerin Beş Güneş yaratılış geleneğine ait özel bir kavramdır; sıradan güneşlerin veya yıldızların sayımındaki beşinci öğe değildir. Bu gelenekte birbirini izleyen dünyalara ya da çağlara “Güneşler” denir; Beşinci Güneş ise günümüzdeki dünya çağı ve onunla bağlantılı güneştir. Bu nedenle become the fifth Sun, o çağın güneşi olma yönündeki mitsel rolü üstlenmek demektir. Sun sözcüğündeki S harfinin büyük yazılması da burada özel bir mitsel rolün veya çağın adı gibi kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the fifth Sun ne anlama geliyor?
- Bir sayımda beşinci gelen sıradan bir yıldız
- Tek bir haftadaki beşinci gün doğumu
- Beşinci ve günümüzdeki dünya çağıyla bağlantılı mitsel güneş
Cevabı göster
Beşinci ve günümüzdeki dünya çağıyla bağlantılı mitsel güneş