Ay tanrıçası efsanesi - Cynthia Fay Davis: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
646 kelime 163 kel/dk

Video açıklaması: Video, Maya mitolojisindeki Ix Chel’in dönüşümlerini, ölümünü ve yeniden hayata gelişini, Güneş Tanrısı’yla yaşadığı sıkıntılı ilişkiyi ve sonradan üstlendiği gece yol göstericiliği ile şifacılık rolünü anlatıyor. Son bölümde, yeniden anlatımların başlangıçta ayrı olan tanrıları nasıl birleştirebildiği ve değişen kültürel değerleri nasıl yansıttığı açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. disguised himself as a hummingbird. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir karakterin engeli aşmak, bir yere gizlice girmek veya gerçek kimliğini saklamak amacıyla başka bir görünüme bürünmesini anlatmak için kullanılan doğal disguise oneself as + kimlik kalıbını öğrenin. 2. Unfortunately, the story doesn't end there. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Görünüşte mutlu bir sonu kesintiye uğratan, dinleyicinin beklentisini değiştiren ve yeni bir çatışma ya da olumsuz gelişmenin yaklaştığını bildiren anlatısal geçişi tanıyın. 3. archaeological evidence suggests — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Maddi kanıtlarla desteklenen bir sonucu mutlak gerçek gibi sunmadan aktarmak için kullanılan bu temkinli akademik ifadeyi, özellikle tarihsel bulgularla daha sonraki gelenekleri birbirinden ayırırken kullanın.

Bu derste

The Moon Goddess Ix Chel patiently watched a spider at work. Kelime

0:06

Ay Tanrıçası Ix Chel sabırla çalışan bir örümceği izledi.

Kelime

at work: çalışırken veya işler durumda

Burada at work, örümceğin etkin biçimde kendi işini yaptığını anlatır. watched a spider at work yapısında bu ifade, Ix Chel onu izlerken örümceğin içinde bulunduğu durumu gösterir; bir iş yerini adlandırmaz. Bu etkinlik anlamı, çalışan ya da bir etki oluşturan bir makineyi, süreci veya gücü anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

"The mechanic watched the new pump at work," cümlesinde at work ne anlama gelir?

  1. Pompa çalışıyordu.
  2. Tamirci çalışmayı bitirmişti.
  3. Pompa bir ofisin içindeydi.
Cevabı göster

Pompa çalışıyordu.

She could make use of its skills, she thought. Kalıp ifadeler

0:12

Onun yeteneklerinden faydalanabileceğini düşündü.

Kalıp ifadeler

make use of its skills: bir beceriyi kullanıma koymak

Make use of + isim, elde bulunan bir şeyi belirli bir amaç için kullanmak anlamına gelir. Burada its skills örümceğin becerilerini gösterir ve o, bu becerileri uygulamada kullanmayı düşünür. Bu ifade çoğu zaman bir becerinin, kaynağın, fırsatın, zamanın veya bilginin zaten var olduğunu ve etkili biçimde kullanılabileceğini vurgular. Basit use fiilinden biraz daha açıktır, ancak her zaman zekice ya da kusursuz kullanım anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We can ____ the library's free study rooms.

Cevabı göster

make use of

Through careful observation and imitation, Dilbilgisi

0:15

Dikkatli bir gözlem ve taklit yoluyla,

she soon became a skilled weaver.

0:17

kısa sürede yetenekli bir dokumacı oldu.

Dilbilgisi

Through careful observation and imitation: yöntemi belirtme

Through + isim öbeği, belirli bir yöntem aracılığıyla veya belirli bir yöntemi kullanarak anlamına gelir. Burada careful observation and imitation, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi adlandırır; tam bir yan cümle değil, isim öbeğidir. Bu edat öbeği başa getirildiğinde önce yöntem, sonra sonuç verilir. Baştaki öbek ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

“Dikkatli planlama yoluyla” anlamındaki hedef yapıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the team finished the project on time.

Cevabı göster

Through careful planning

The Sun God Kinich Ahau was impressed with her work Kalıp ifadeler

0:21

Güneş Tanrısı Kinich Ahau onun işlerinden çok etkilendi

and admired her from afar. Kalıp ifadeler

0:25

ve ona uzaktan hayranlık duydu.

Kalıp ifadeler

was impressed with her work: olumlu bir tepki ifade etme

Be impressed with + isim öbeği, fark ettiğiniz bir şey nedeniyle biri veya bir şey hakkında güçlü ve genellikle olumlu bir görüşe sahip olmak demektir. was impressed with her work ifadesinde değerlendiren kişi Güneş Tanrısıdır; her work ise bu tepkiye yol açar. Bu kalıp bir işi, yeteneği, performansı, ilerlemeyi veya hizmeti doğal biçimde övmek için kullanılır. Bir şeyi yalnızca iyi olarak tanımlamak yerine değerlendiren kişinin tepkisine odaklanır.

Alıştırma

Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The coach was ____ Nina's progress.

Cevabı göster

impressed with

Kalıp ifadeler

admired her from afar: anlatı tonuyla uzaktan hayranlık

From afar, “uzaktan” anlamına gelir. Burada admired her from afar, onun fiziksel olarak uzakta kalırken kadına hayranlıkla baktığını anlatır. Afar edebî ve hikâye anlatımına özgü bir tona sahiptir. Admire ile kullanıldığında bu mesafe, doğrudan temas kurmadan sessizce ilgi duyma veya hayran olma hissi de verebilir; ancak ifade tek başına romantik aşkı kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede from afar, uzaktan gözlemlemeye hikâye anlatımı havası katacak şekilde doğal kullanılmıştır?

  1. From the balcony, Leo quietly admired the old city from afar.
  2. At the information desk, Leo asked how far away the old city was.
  3. Inside the old city, Leo admired the buildings beside him.
Cevabı göster

From the balcony, Leo quietly admired the old city from afar.

But the goddess's grandfather was very possessive

0:27

Ancak tanrıçanın büyükbabası oldukça sahipleniciydi

and would not let the Sun God anywhere near his beloved granddaughter. Dilbilgisi

0:30

ve Güneş Tanrısının sevgili torununa yaklaşmasına kesinlikle izin vermezdi.

Dilbilgisi

would not let ... anywhere near: yaklaşmaya kesin yasak

would not let + kişi + anywhere near + kişi veya nesne kalıbı, “o kişinin yaklaşmasına kesin bir şekilde izin vermedi” anlamına gelir. Burada büyükbaba, Güneş Tanrısı'nı torunundan tamamen uzak tutuyor. Bu olumsuz kalıpta anywhere near mesafe sınırını güçlendirir ve “yakınına bile” anlamına gelir. Would not, gelecekle ilgili bir tahmin değil, büyükbabanın geçmişteki kesin ret tutumunu anlatır.

Alıştırma

Güçlü yasağı tamamlamak için hikers ve not let someone anywhere near kalıbını kullanın: During the storm, the ranger would ____ the cliff edge.

Cevabı göster

not let hikers anywhere near

To get past the grandfather, Öbek fiiller

0:35

Büyükbabayı atlatmak için,

the Sun God disguised himself as a hummingbird. Kalıp ifadeler

0:37

Güneş Tanrısı kendini bir sinek kuşuna dönüştürdü.

Öbek fiiller

To get past the grandfather: büyükbabayı atlatmak

To get past the grandfather, büyükbabayı bir engel olarak görüp onu atlatmak ya da aşmak anlamına gelir; yalnızca bulunduğu yerin yanından geçmek anlamına gelmez. Bu ifade, büyükbabanın Güneş Tanrısı'nın amacını engellediğini gösterir. Cümlenin başındaki To get past... amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır; Güneş Tanrısı'nın neden kılık değiştirdiğini açıklar. Başka bağlamlarda get past bir kişiyi, kontrol noktasını, kısıtlamayı veya zorluğu aşmak için de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede get past bir engeli aşmak veya atlatmak anlamında kullanılmıştır?

  1. She got past the museum before it closed.
  2. She got past the locked gate with a key.
  3. She got past the bakery on her walk.
Cevabı göster

She got past the locked gate with a key.

Kalıp ifadeler

disguised himself as a hummingbird: sinek kuşu kılığına girmek

disguised himself as a hummingbird, Güneş Tanrısı'nın gerçek kimliğini gizlemek için görünüşünü bir sinek kuşu gibi değiştirdiği ya da kendini öyle gösterdiği anlamına gelir. Yapı disguise + dönüşlü zamir + as + benimsenen kimlik veya biçim şeklindedir. Himself, özne olan the Sun God'a gönderme yapar; as ise onun ne kılığına girdiğini belirtir. Burada kılık değiştirme, büyükbabayı atlatma yöntemidir; dolayısıyla cümle kimliğin veya görünüşün bilinçli olarak değiştirilmesini vurgular.

Alıştırma

Bir kişinin kimliğini gizlediğini anlatmak için disguise oneself as yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The journalist disguised herself as a hotel guest to enter the private event.
  2. The journalist disguised herself a hotel guest to enter the private event.
  3. The journalist disguised as a hotel guest to enter the private event.
Cevabı göster

The journalist disguised herself as a hotel guest to enter the private event.

As he took a drink of tobacco flower honey, Dilbilgisi

0:40

O, tütün çiçeği nektarından bir yudum alırken,

the Moon Goddess spotted him

0:43

Ay Tanrıçası onu fark etti

Dilbilgisi

As he took a drink of ...: zamanda örtüşen eylemler

As he took a drink of... ifadesinde as, while ya da just when anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. İçme eylemi arka plandadır; ana cümle de bu sırada ne olduğunu anlatır. Zamanda örtüşen iki eylemle hikâyeyi ilerletmek için as + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu cümlede as sebep değil, zaman bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki eylemin zamanda örtüştüğünü gösterir?

  1. As the shop was closed, we went home.
  2. As Leo crossed the yard, a plane flew overhead.
  3. As I had no umbrella, I stayed indoors.
Cevabı göster

As Leo crossed the yard, a plane flew overhead.

and asked her grandfather to capture the bird for her. Dilbilgisi

0:44

ve büyükbabasından kuşu kendisi için yakalamasını istedi.

Dilbilgisi

asked her grandfather to capture ... for her: kime rica edildiği ve kimin yararlandığı

Asked her grandfather to capture the bird, ask + kişi + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır. Her grandfather isteğin yöneltildiği kişidir; capture ise onun yapmasını istediği eylemdir. For her, eylemden kimin yararlanacağını gösterir: büyükbabası kuşu onun adına yakalayacaktır. Bu kişi zaten belliyse bu bölüm çıkarılabilir, ancak burada eylemin kimin için yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi ask + kişi + to do + for + kişi yapısında ask fiilinin geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: Nina ____ her dad ____ fix the bike ____ her.

Cevabı göster

asked · to · for

The grandfather shot the disguised Sun God with a blow dart, Kültür

0:48

Büyükbaba, kılık değiştirmiş Güneş Tanrısını bir üfleme borusuyla vurdu

stunning him. Dilbilgisi

0:51

ve onu sersemletti.

Kültür

with a blow dart: boru değil, fırlatılan ok

Blow dart, blowgun adı verilen bir borudan hava üflenerek fırlatılan küçük bir oktur. with a blow dart ifadesindeki with, saldırıda kullanılan aracı veya fırlatılan nesneyi gösterir. Bu ayrıntı, shot sözcüğünün burada bir nesneyi fırlatmak veya onunla birine vurmak şeklindeki geniş anlamını taşıdığını gösterir. Büyükbabanın modern bir silahla mermi ateşlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Blow dart nedir?

  1. Mermi ateşleyen modern bir silah.
  2. Bir borudan üflenerek fırlatılan küçük bir ok.
  3. Okları havayla fırlatmak için kullanılan bir boru.
Cevabı göster

Bir borudan üflenerek fırlatılan küçük bir ok.

Dilbilgisi

stunning him: sonucu gösteren bir -ing öbeği

Stunning him, önceki eylemin tamamının sonucunu gösteren bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Atış onun sersemlemesine yol açtığı için bu bölüm "and as a result, he was stunned." şeklinde açılabilir. Buradaki stunning, çoğu zaman bir darbe yüzünden birini geçici olarak normal tepki veremez veya hareket edemez hâle getirmek anlamındaki stun fiilidir. “Son derece etkileyici veya güzel” anlamındaki stunning sıfatı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle ilk eylemin doğrudan sonucunu bir -ing öbeğiyle gösterir?

  1. The ball struck the lamp after rolling across the floor.
  2. The ball struck the lamp, knocking it onto the floor.
  3. The ball struck the lamp because Mia kicked it.
Cevabı göster

The ball struck the lamp, knocking it onto the floor.

Ix Chel nursed the wounded bird back to health, Kalıp ifadeler

0:53

Ix Chel yaralı kuşa iyileşene kadar baktı

Kalıp ifadeler

nurse someone back to health: iyileşene kadar bakmak

Nurse someone back to health, hasta veya yaralı bir insan ya da hayvan sağlığına yeniden kavuşana kadar ona bakmak demektir. Burada nursed bir fiildir. Ix Chel'in yaralı kuşla bir süre ilgilendiğini ve iyileşmesine yardım ettiğini gösterir. Kalıp nurse + insan veya hayvan + back to health şeklindedir. Back to health sonucu, yani yeniden sağlıklı duruma gelmeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi nurse ... back to health kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: After weeks of feeding and caring for the injured fox, Leo ____ it ____.

Cevabı göster

nursed · back to health

and soon he was able to spread his wings and fly again. Kalıp ifadeler

0:56

ve kuş kısa süre sonra kanatlarını açıp tekrar uçabildi.

Kalıp ifadeler

spread his wings: gerçek ve mecaz anlamlar

Bu cümlede spread his wings gerçek anlamıyla kullanılır: Kuş, uçabilmek için kanatlarını açar veya iki yana uzatır. Yakındaki fly again ifadesi bunun fiziksel bir hareket olduğunu açıkça gösterir. Özne bir insan olduğunda spread one's wings mecaz anlamda da kullanılabilir. Bu durumda daha bağımsız olmak, yeni deneyimler yaşamak veya yeteneklerini daha özgürce kullanmak demektir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: spread her wings, spread their wings.

Alıştırma

Hangi cümlede spread one's wings gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

  1. At summer camp, Noah spread his wings by trying new activities.
  2. The young eagle spread its wings and flew from the cliff.
  3. Her parents encouraged her to spread her wings after college.
Cevabı göster

The young eagle spread its wings and flew from the cliff.

He transformed back into the Sun God Öbek fiiller

1:00

Kuş, yeniden Güneş Tanrısına dönüştü

and invited the Moon Goddess to escape with him. Dilbilgisi

1:03

ve Ay Tanrıçasına onunla kaçmasını teklif etti.

Öbek fiiller

transform back into: önceki biçimine geri dönmek

Transform back into + isim, öznenin daha önce sahip olduğu bir biçime, kimliğe veya duruma geri dönüştüğünü anlatır. Bu cümlede kişi önceki Güneş Tanrısı biçimine geri döner; back geri dönüşü, into ise dönüşümün sonucunu gösterir. Back olmadan transform into yalnızca başka bir biçime dönüşmeyi anlatır; bunun ilk durum olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the magic faded, the fox ____ a wooden toy.

Cevabı göster

transformed back into

Dilbilgisi

invite someone to do something: birini bir eyleme davet etmek

Invite + kişi + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, birinden bir eyleme katılmasını istemek anlamına gelir. Burada the Moon Goddess davet edilen kişidir; to escape ise davet edilen eylemi belirtir. With him, onun bu eylemi birlikte yapmayı önerdiğini gösterir. Burada invite, ask fiilinden daha belirgindir: yalnızca bir istekte bulunmak yerine, eylemi karşıdaki kişinin katılabileceği ortak bir etkinlik olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi invite kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ her neighbor ____ join the park cleanup with her.

Cevabı göster

invited · to

The two rowed away in a canoe,

1:07

İkili bir kano ile uzaklaşırken,

but the grandfather called upon the powerful Storm God to help him stop them. Kalıp ifadeler

1:09

büyükbaba onları durdurması için güçlü Fırtına Tanrısını yardıma çağırdı.

Kalıp ifadeler

called upon: harekete geçmek için resmî istekte bulunmak

called upon the powerful Storm God to help ifadesinde called upon, “resmî biçimde istedi” veya “yardım için başvurdu” anlamına gelir. Yapı call upon + kişi ya da grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada istenen eylem, büyükbabaya onları durdurmasında yardım etmektir. Call upon, ask sözcüğünden daha ciddi ve kamusal duyulur. Öykülerde güçlü bir varlıktan yardım isteme anlamı da katabilir; burada “telefon etmek” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede call upon resmî ve halka açık bir çağrı olarak doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The mayor called residents upon to conserve water.
  2. The mayor called upon residents to conserve water.
  3. Mia called upon her friend to pass the salt.
Cevabı göster

The mayor called upon residents to conserve water.

Sensing danger, Dilbilgisi

1:14

Tehlikeyi sezen

the Moon Goddess jumped from the canoe into the water below

1:16

Ay Tanrıçası kanodan suya atladı

Dilbilgisi

Sensing danger: nedeni veren bir -ing yan cümleciği

Sensing danger, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç, yani -ing yan cümleciğidir. Ana eyleme yol açan algıyı verir; bu nedenle ilişki because she sensed danger veya when she sensed danger ifadelerine yakındır. Böylece bir öykü, tam bir yan cümle kullanmadan bir nedeni ya da arka planı eyleme bağlayabilir. Sensing sözcüğünün anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesidir: Hem tehlikeyi sezen hem de atlayan Ay Tanrıçası’dır. Bu yapıyı yeniden kullanırken özne uyumu şarttır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki -ing yan cümleciğinin anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır?

  1. Hearing the alarm, Priya left the building immediately.
  2. Hearing the alarm, the exit door opened automatically.
  3. Hearing the alarm, the building seemed unsafe to Priya.
Cevabı göster

Hearing the alarm, Priya left the building immediately.

and transformed into a crab.

1:19

ve bir yengece dönüştü.

But the Storm God had already thrown a lightning bolt, Dilbilgisi

1:21

Ancak Fırtına Tanrısı çoktan bir yıldırım fırlatmıştı;

Dilbilgisi

had already thrown: daha önce tamamlanan geçmiş eylemi belirtmek

Had already thrown, had + geçmiş zaman ortacı thrown yapısındaki past perfect biçimidir. Fırlatma eylemini başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir; bu cümlede fırlatma, yıldırımın yengece çarpmasından önce gerçekleşmiştir. Already, eylemin o geçmiş ana gelindiğinde tamamlanmış olduğunu vurgular. Geçmişteki bir andan daha önce tamamlanan bir olaya bakarken had already + geçmiş zaman ortacı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimi ve already ile tamamlayın: By the time we reached the station, the train ____.

Cevabı göster

had already left

which hit the crab and pierced her through her heart, Kalıp ifadeler

1:24

yıldırım yengece çarparak kalbini delip geçti

killing her.

1:27

ve onu öldürdü.

Kalıp ifadeler

pierced her through her heart: vücuttan geçen şiddetli bir yol

Pierced her through her heart ifadesinde pierced, yıldırımın onun kalbine girip içinden geçtiğini belirtir. İlk her, etkilenen kişiyi; through sonrasındaki her heart ise gücün izlediği yolu gösterir. İfade yalnızca yıldırımın ona çarptığını söylemez. Through, vücudun bu kısmının delinip geçildiğini vurguladığı için görüntü ağır ve ölümcüldür.

Alıştırma

Bu cümlede pierced her through her heart ne anlama gelir?

  1. Şiddetli bir güç onun kalbini delip geçti.
  2. Kalp biçimindeki bir açıklıktan baktı.
  3. Kalbinin yakınında hafif ve zararsız bir ağrı hissetti.
Cevabı göster

Şiddetli bir güç onun kalbini delip geçti.

Hundreds and hundreds of dragonflies gathered, Kalıp ifadeler

1:30

Yüzlerce, binlerce yusufçuk toplandı,

Kalıp ifadeler

Hundreds and hundreds of: çok büyük bir miktarı tekrar yoluyla vurgulama

hundreds and hundreds of + çoğul isim kalıbında hundreds sözcüğünün tekrarlanması, zaten yaklaşık olan büyük bir miktarı daha da vurgular. Burada iki ayrı yüzlük grup tam olarak sayılmıyor; çok büyük sayıda yusufçuk olduğu anlatılıyor. Tekrar, miktara daha büyük bir ölçek ve canlılık katar. Bu nedenle hikâye anlatımında veya heyecanlı betimlemelerde kullanışlıdır. Aynı kalıp thousands and thousands of people örneğindeki gibi başka büyük sayı sözcükleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Çok büyük bir kalabalığı vurgulamak için cümleyi hundreds sözcüğünün tekrarlı biçimiyle tamamlayın: ____ fans waited outside the stadium.

Cevabı göster

Hundreds and hundreds of

buzzing songs and fluttering their transparent wings. Anlatım akışı

1:33

şarkılar mırıldanarak şeffaf kanatlarını çırptılar.

Anlatım akışı

buzzing ... and fluttering ...: paralel -ing öbekleriyle ayrıntı ekleme

buzzing songs ve fluttering their transparent wings, and ile bağlanan iki -ing öbeğidir ve önceki cümlecikteki örtük dragonflies öznesini paylaşır. Ayrı ana olaylar sunmak yerine ana olay gathered için eşlik eden hareketler eklerler. Paralel yapıları iki ayrıntıyı aynı düzeyde düzenler: ilki ses, ikincisi ise hareket ve görsel ayrıntı verir. Bu, yaygın bir anlatı kalıbıdır: bir ana hareketin ardından gelen eş görevli -ing öbekleri tek bir sahneyi daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Hundreds and hundreds of dragonflies gathered, buzzing songs and fluttering their transparent wings. Eş görevli iki -ing öbeği ne işe yarar?

  1. Yusufçukların toplanırken yaptığı iki eşlik eden hareketi eklerler.
  2. Yusufçuklarla ilgisi olmayan iki yeni özne sunarlar.
  3. Yalnızca toplanma bittikten sonra gerçekleşen iki hareketi gösterirler.
Cevabı göster

Yusufçukların toplanırken yaptığı iki eşlik eden hareketi eklerler.

They formed a thick magical cloud over the Moon Goddess's body. Kalıp ifadeler

1:37

Ay Tanrıçasının bedeni üzerinde kalın, sihirli bir bulut oluşturdular.

Kalıp ifadeler

formed a thick magical cloud: yoğun, büyülü ve buluta benzeyen bir kütle oluşturmak

Bu cümlede formed, “bir araya gelip oluşturdu” anlamındadır; a cloud ise buluta benzeyen ya da bulut gibi yayılan bir kütleyi anlatır. Bu ifade mutlaka hava olayındaki gerçek bir bulutu belirtmez; duman, toz, sis, buhar veya bir böcek sürüsü de form a cloud olabilir. Thick bu kütlenin yoğun ya da arkasını görmenin zor olduğunu, magical ise doğaüstü olduğunu belirtir. Kullanışlı bir kalıp şöyledir: X forms a cloud over/around Y.

Alıştırma

“Smoke formed a thick cloud above the fire,” cümlesindeki “formed a thick cloud” ne anlama gelir?

  1. Duman gökyüzünü iki parçaya ayırdı.
  2. Duman hemen kayboldu.
  3. Duman, buluta benzeyen yoğun bir kütle hâlinde toplandı.
Cevabı göster

Duman, buluta benzeyen yoğun bir kütle hâlinde toplandı.

For 13 days,

1:41

13 gün boyunca,

the dragonflies cut, cleaned, and hollowed 13 logs.

1:43

yusufçuklar 13 kütüğü kestiler, temizlediler ve içlerini oydular.

On the 13th night,

1:47

13. gece,

the logs burst open, Öbek fiiller

1:48

kütükler yarıldı

and the Moon Goddess emerged,

1:50

ve Ay Tanrıçası

Öbek fiiller

burst open: aniden ve kuvvetle açılmak

Burada burst open, çoğu zaman yarılarak ya da birden dışa doğru açılarak “aniden ve kuvvetle açıldı” demektir. Burst değişime ani ve güçlü bir etki katar; open ise bir sonuç tümlecidir ve değişimden sonra ulaşılan durumu belirtir. Geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede burst zaten geçmiş zaman fiili olabilir; temel biçimi, simple past biçimi ve past participle biçimi burst'tür. Bu ifade her zaman bir patlama olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The seedpod burst open in the heat” ne anlama gelir?

  1. Tohum kabuğunun rengi yavaşça değişti.
  2. Tohum kabuğu sıkıca kapalı kaldı.
  3. Tohum kabuğu aniden yarılıp açıldı.
Cevabı göster

Tohum kabuğu aniden yarılıp açıldı.

alive and more brilliant than ever. Dilbilgisi

1:52

hayatta ve her zamankinden daha parlak bir şekilde ortaya çıktı.

Dilbilgisi

alive and more brilliant than ever: hayatta ve her zamankinden daha parlak

alive and more brilliant than ever, aynı özne hakkında birbiriyle bağlantılı iki betimleme verir. alive öznenin ölü değil, hayatta olduğunu; more brilliant ise parlaklığının veya ışıltısının daha güçlü olduğunu anlatır. “Karşılaştırma derecesindeki sıfat + than ever” yapısı, “önceki herhangi bir zamandan daha yüksek bir derecede” demektir. Öznenin şimdiki durumunu kendi geçmiş durumlarıyla karşılaştırır ve değişimin gücünü vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle Leo’nun şu anda önceki herhangi bir zamandan daha özgüvenli olduğunu anlatır?

  1. Leo is as confident as his brother.
  2. Leo used to be confident.
  3. Leo is more confident than ever.
Cevabı göster

Leo is more confident than ever.

The Sun God wasted no time in proposing marriage. Deyimler

1:56

Güneş Tanrısı hiç vakit kaybetmeden ona evlenme teklif etti.

Deyimler

wasted no time in proposing marriage: hiç vakit kaybetmeden evlenme teklif etti

Waste no time in doing something, bir şeyi gecikmeden hemen yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. Bu cümlede wasted no time in proposing marriage, Güneş Tanrısı’nın hemen evlenme teklif ettiğini anlatır; vurgu, eylemden önce hiç gecikme olmamasındadır. Burada in bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: wasted no time in proposing.

Alıştırma

Cümleyi waste no time in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the final bell rang, Nora ____ packing her bag.

Cevabı göster

wasted no time in

The Moon Goddess happily agreed.

2:00

Ay Tanrıçası mutlulukla kabul etti.

Side by side,

2:02

Yan yana,

they were ready to light up the sky with their powerful rays. Öbek fiiller

2:03

gökyüzünü güçlü ışınlarıyla aydınlatmaya hazırlardı.

Öbek fiiller

light up the sky: gökyüzünü aydınlatmak

Light up, “üzerine ışık düşürerek bir şeyi aydınlatmak” anlamına gelir. Bu cümlede ışınlar gökyüzünü gerçekten parlatacaktır; ifade canlı ve etkileyici bir görüntü oluşturur. Light up mecaz anlamda da kullanılabilir: biri aniden mutlu göründüğünde a face can light up denebilir. Ortak fikir, donuk ya da karanlık bir hâlden aydınlık bir hâle doğru fark edilir bir değişimdir.

Alıştırma

Vurgulanan öbek fiili doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: At midnight, fireworks will ____ the harbor.

Cevabı göster

light up

Unfortunately, Anlatım akışı

2:07

Ne yazık ki,

the story doesn't end there.

2:08

hikaye burada bitmiyor.

Anlatım akışı

Unfortunately, the story doesn't end there: olumsuz bir dönüm noktasına işaret etmek

Unfortunately, dinleyiciye sıradaki gelişmenin kötü ya da hayal kırıklığı yaratacak bir şey olduğunu bildirir. The story doesn't end there, az önce anlatılan noktanın gerçek son olmadığını ve daha fazla olayın geleceğini belirtir. Buradaki there fiziksel bir yeri değil, olaylar dizisindeki bir noktayı ifade eder. Cümle bir bütün olarak önceki kısmı olumsuz bir dönüm noktasına bağlar ve merak yaratır.

Alıştırma

Aşağıdaki cümle bir anlatıda neye işaret eder? Unfortunately, the story doesn't end there.

  1. Daha fazla olay yaşanacak ve bunların olumsuz olması muhtemel.
  2. Konuşmacı hikâyenin geçtiği fiziksel yeri belirtiyor.
  3. Olaylar sona erdi ve başka hiçbir şey olmayacak.
Cevabı göster

Daha fazla olay yaşanacak ve bunların olumsuz olması muhtemel.

The Sun God's brother visited often.

2:10

Güneş Tanrısının kardeşi onları sık sık ziyaret ederdi.

Sensing he was also in love with Ix Chel, Kalıp ifadeler

2:13

Onun da Ix Chel'e aşık olduğunu hisseden

Kalıp ifadeler

be in love with someone: zaten var olan romantik bir duygu

Be in love with someone, birine karşı romantik sevgi duymak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Be, özneye ve zamana göre değişir; ancak in love with birlikte kalır ve kişi with’ten sonra gelir. Buradaki was in love with, o sırada zaten var olan bir duyguyu anlatır. Duygunun tam o anda başladığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi be in love with ifadesiyle tamamlayın: Emma is ____ Noah.

Cevabı göster

in love with

the Sun God grew jealous Kalıp ifadeler

2:15

Güneş Tanrısı kıskançlığa kapıldı

Kalıp ifadeler

grew jealous: aşamalı değişim için grow + adjective

Grow, ardından sıfat alan bir bağ fiili olarak kullanılabilir. Grew jealous, “giderek kıskanç oldu” demektir; grew, grow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Grow + adjective kalıbı, bir duygunun veya durumun zamanla geliştiğini gösterir. grow angry, grow nervous ve grow quiet gibi ifadelerde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi grow fiilinin geçmiş biçimi ve quiet ile tamamlayın: As the movie began, the room ____.

Cevabı göster

grew quiet

and began to mistreat her. Dilbilgisi

2:17

ve ona kötü davranmaya başladı.

Dilbilgisi

began to mistreat her: bir eylemin ne zaman başladığını belirtmek

began to + fiilin yalın hâli, begin to do something yapısının basit geçmiş zaman biçimidir. Bir eylemin başladığı noktayı gösterir; mistreat, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Burada mistreat her, ona haksız, zalimce veya zarar verici biçimde davranmak demektir. İfade, bu kötü davranışın o aşamada başladığını ve sonrasında devam edebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi begin fiilinin basit geçmiş zaman biçimi ve ardından to kullanarak tamamlayın: After a few minutes, the baby ____ cry.

Cevabı göster

began to

One day,

2:21

Bir gün,

Ix Chel was sitting on the riverbank,

2:22

Ix Chel nehir kıyısında oturuyordu,

furious at her husband. Kalıp ifadeler

2:24

kocasına öfkeliydi.

Kalıp ifadeler

furious at her husband: bir kişiye yöneltilen güçlü öfke

Furious, son derece öfkeli demektir; yalnızca annoyed veya angry olmaktan çok daha güçlüdür. furious at her husband ifadesinde at, öfkenin yöneldiği kişiyi belirtir. Bu ifade, duygusal bir durumu anlatan bir sıfat öbeğidir. Tam bir cümlede çoğu zaman be fiilinden sonra gelir: She was furious at her husband.

Alıştırma

Hangi cümle yöneticinin, onun çok güçlü öfkesinin doğrudan hedefi olduğunu belirtir?

  1. She was furious at the manager.
  2. She was worried about the manager.
  3. She was furious about the manager's decision.
Cevabı göster

She was furious at the manager.

A huge bird came gliding down Kalıp ifadeler

2:26

Büyük bir kuş süzülerek aşağı indi

Kalıp ifadeler

came gliding down ifadesinde come + -ing + down

came gliding down ifadesinde came, hareketin mevcut sahneye girdiğini ya da sahnenin odak noktasına yaklaştığını gösterir; gliding yumuşak süzülme biçimini, down ise aşağı yönü belirtir. Birlikte, kuşun aşağı doğru süzülürken yaklaştığını anlatırlar. Yeniden kullanılabilen come + -ing yapısı, birinin ya da bir şeyin bir yere veya sahneye nasıl yaklaştığını anlatır: come running, come rushing veya come floating down. Zamana göre come biçimini değiştirin, hareket tarzını anlatan fiili ise -ing biçiminde tutun.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin aşağı inerken izleyen insanlara yaklaşmasını come + -ing + down yapısıyla anlatır?

  1. A leaf floated away above the trees.
  2. A leaf came floating down toward us.
  3. A leaf stayed on a high branch.
Cevabı göster

A leaf came floating down toward us.

and offered to take her to the high mountain peaks. Dilbilgisi

2:28

ve onu yüksek dağ zirvelerine götürmeyi teklif etti.

Dilbilgisi

offered to take her ifadesinde offer to + fiilin yalın hâli

Offered to take her ... kuşun onu götürmeye gönüllü olduğunu söylediği, yani teklifi kendisinin yaptığı anlamına gelir. Yapı offer to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle take, to sonrasında yalın hâlde kalır. Mastarın geri kalanı teklif edilen eylemi belirtir: take her to the high mountain peaks. take someone to a place yapısında take sonrasında götürülen kişi, to sonrasında ise varış yeri gelir.

Alıştırma

Cümleyi offer to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Mia saw the heavy box, she ____ carry it.

Cevabı göster

offered to

To get away from the cruel Sun God, Öbek fiiller

2:31

Zalim Güneş Tanrısından kurtulmak için

she agreed.

2:33

kabul etti.

Öbek fiiller

To get away from ...: kaçma amacını ifade etmek

To get away from the cruel Sun God, amacı belirten bir mastar öbeğidir ve onun neden kabul ettiğini açıklar. Bu amaç öbeğinin cümlenin başına gelmesi, ana eylemden önce nedeni verir. Get away from; bir kişiden, yerden, tehlikeden veya zor bir durumdan kaçmak ya da uzaklaşmak demektir. Burada yalnızca fiziksel mesafeyi biraz artırmak değil, istenmeyen veya tehlikeli bir durumdan kurtulmak anlatılır.

Alıştırma

Amaç öbeğini tamamlamak için to get away from ve the noise ad öbeğini kullanın: ____, we moved to a quieter room.

Cevabı göster

To get away from the noise

There,

2:35

Orada,

she met the King of the vultures. Kültür

2:35

akbabaların Kralı ile tanıştı.

Kültür

King of the vultures: efsanevi bir hayvan hükümdarı

King of the vultures, efsanevi bir unvandır ve hikâyedeki bir akbabayı bütün akbabaların hükümdarı veya lideri olarak gösterir. Bir hayvana kraliyet unvanı vermek kişileştirmedir. Böylece hayvanlar dünyası bir insan krallığı gibi işler. Buradaki King, karakterin rolünü belirtir; gerçek akbabaların insanlara benzer bir hükümdarı olduğunu veya bunun yalnızca en büyük kuş olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bir efsanede King of the vultures unvanı büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bilimsel bir araştırmadaki en ağır akbaba
  2. Birkaç akbabanın yanında duran bir insan kral
  3. Akbabaları yöneten veya onlara liderlik eden kişileştirilmiş bir hayvan karakter
Cevabı göster

Akbabaları yöneten veya onlara liderlik eden kişileştirilmiş bir hayvan karakter

The vulture King was kind and fun-loving, Kelime

2:38

Akbaba Kralı nazik ve eğlenceyi seven biriydi,

Kelime

fun-loving: eğlenmeyi seven kişiliği anlatan kısa çizgili sıfat

Fun-loving, eğlenceli etkinliklere katılmayı seven anlamında, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Bu cümlede was fiilinden sonra kind ile birlikte Akbaba Kral'ın kişiliğini anlatır. Kısa çizgi, fun ve loving sözcüklerini tek bir betimleme birimi hâline getirir. Bir kişinin yalnızca o anda eğlenmesini değil, genellikle eğlenceli şeyleri seven bir kişiliğe sahip olmasını anlatır.

Alıştırma

“Eğlenceli etkinliklere katılmayı seven” anlamındaki kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: Zoe loves parties, games, and trips. She is ____.

Cevabı göster

fun-loving

a much better partner than the violent Sun God. Dilbilgisi

2:41

şiddet yanlısı Güneş Tanrısından çok daha iyi bir eştir.

Dilbilgisi

much better ... than ...: büyük bir fark göstermek

Better, good sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırmada kullanılan kişiyi veya şeyi belirtir. Burada a better partner than the violent Sun God, olası eşlerden birinin Güneş Tanrısı'ndan daha olumlu değerlendirildiği anlamına gelir. Much, büyük bir fark göstermek için karşılaştırma biçimi better sözcüğünden önce gelir. Much better, yalnızca biraz daha iyi değil, çok daha iyi demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp much + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir; much safer than ve much easier than buna örnektir. Very better demeyin; bu kalıpta very normalde karşılaştırma biçimini nitelemez.

Alıştırma

Cümleyi much ve karşılaştırma biçimi safer ile tamamlayın: This route is ____ than the old one.

Cevabı göster

much safer

The Moon Goddess made a new home with him in the mountains. Kalıp ifadeler

2:44

Ay Tanrıçası dağlarda onunla yeni bir yuva kurdu.

Kalıp ifadeler

make a new home with someone: biriyle yerleşip ortak bir hayat kurmak

Bu cümlede made a new home with him, Ay Tanrıçası'nın onunla birlikte yerleşip ortak bir hayata başladığını anlatır. Home hem yaşanılan yeri hem de aidiyet duygusunu ifade eder; mutlaka fiziksel olarak bir ev inşa ettikleri anlamına gelmez. make a home with someone yapısı, istikrarlı bir ortak hayat kurmayı vurgular. New başka bir yere taşınma veya hayatın yeni bir dönemine başlama fikrini ekler; in the mountains ise yeni yuvanın yerini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede make a new home, insanların yerleşip uzun süreli bir ortak hayata başladığını anlatır?

  1. After moving to Denver, Maya made a new home with her aunt.
  2. Maya lived with a roommate for two weeks during camp.
  3. Maya toured a beautiful house with her aunt.
Cevabı göster

After moving to Denver, Maya made a new home with her aunt.

When the Sun God heard,

2:47

Güneş Tanrısı bunu duyduğunda,

he was distraught. Kelime

2:48

kahroldu.

Kelime

distraught: sakin düşünmeyi engelleyen aşırı sıkıntı

Distraught, keder, korku veya endişe nedeniyle aşırı derecede sarsılmış ve sakin düşünemez durumda olmak demektir. he was distraught cümlesinde was, he öznesini bu ağır duygusal duruma bağlar. Sad kelimesinden çok daha güçlü, upset kelimesinden ise genellikle daha güçlü ve daha belirgindir. Keder, panik, endişe veya bunların bir karışımından hangisinin öne çıktığını çevredeki durum gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede distraught doğal bir duygu yoğunluğuyla kullanılmıştır?

  1. She was distraught while choosing between two identical pencils.
  2. She was distraught after learning that her home had burned down.
  3. She was distraught because her toast was slightly cold.
Cevabı göster

She was distraught after learning that her home had burned down.

He hid inside a deer carcass until a hungry vulture came swooping down,

2:50

Aç bir akbaba süzülerek gelene kadar bir geyik leşinin içine saklandı,

then hopped onto its back and rode to the mountain kingdom, Kalıp ifadeler

2:54

sonra onun sırtına atlayarak dağ krallığına uçtu;

Kalıp ifadeler

hopped onto its back: bir yüzeye sıçrayarak ulaşmak

“hopped onto its back” ifadesinde hopped hızlı bir sıçramayı, onto ise hareketin yönünü ve ulaştığı noktayı gösterir. O, başka bir yerden akbabanın sırtına geçip oraya iner; ifade yalnızca nerede bulunduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp hareket fiili + onto + yüzey şeklindedir. climb onto a platform veya step onto a stage buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi hop fiilinin geçmiş hâli ve bir yüzeye doğru hareketi gösteren edatla tamamlayın: The frog ____ the flat rock.

Cevabı göster

hopped onto

where the Moon Goddess now lived with the Vulture King. Dilbilgisi

2:58

Ay Tanrıçası artık orada Akbaba Kralıyla yaşıyordu.

Dilbilgisi

where the Moon Goddess now lived...: yer bildiren ilgi cümleciği

Burada where, cümlenin önceki kısmındaki the mountain kingdom ifadesine gönderme yapar. “O krallıkta” anlamına gelir ve o yerde ne olduğunu açıklayan bir yan cümlecik başlatır. Kalıp yer adı + where + özne + fiil şeklindedir. Where zaten yer anlamını verdiği için there eklenmez: “the kingdom where she lived” denir, “the kingdom where she lived there” denmez. Virgül, bu yan cümleciğin daha önce belirlenmiş krallık hakkında ek bilgi verdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “o yerde” anlamına gelen ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We found a quiet garden, ____ we ate lunch.

Cevabı göster

where

He begged her to come home with him, Dilbilgisi

3:02

Ona nasıl davrandığı için özür dileyerek

Dilbilgisi

begged her to come home with: beg someone to do something yapısı

Beg someone to do something, birinden bir eylemi yapması için güçlü biçimde ricada bulunmak veya ona yalvarmak demektir. Burada her yalvarılan kişiyi, to come home with him ise onun çaresizce yapılmasını istediği eylemi belirtir. Beg, ask fiilinden daha güçlüdür. Genellikle aciliyet, sıkıntı veya daha güçsüz bir konum ifade ettiği için cümle sıradan bir ricadan daha duygusaldır.

Alıştırma

Cümleyi beg someone to do something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In desperation, she ____ let her through.

Cevabı göster

begged the guard to

apologizing for how he had treated her. Dilbilgisi

3:04

kendisiyle eve dönmesi için yalvardı.

Dilbilgisi

apologizing for how he had treated her: apologize for + how yan cümlesi

Apologize for, özrün nedenini belirtir. Bu cümlede for sözcüğünü how he had treated her yan cümlesi izler; bu ifade onun kadına nasıl davrandığını, yani davranış biçimini anlatır. Geçmiş zamanın öncesini anlatan had treated, bu davranışı özürden daha önceye yerleştirir. apologize for how + özne + fiil yapısı, önceki bir eylemin nasıl yapıldığını açıklayabilir.

Alıştırma

Özrün nedenini belirten standart edatı yazın: He apologized ____ how he had spoken to the receptionist.

Cevabı göster

for

The kind and forgiving goddess took pity on him Deyimler

3:06

Nazik ve bağışlayıcı tanrıça ona acıdı

Deyimler

took pity on: birine acımak

Take pity on someone, bir kişi acı çektiği, savunmasız olduğu veya zor durumda bulunduğu için ona merhamet ya da acıma duymak demektir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; kalıp take pity on + kişi şeklindedir. Bir hikâyede bu ifade çoğu zaman merhametin bağışlama, yardım etme veya affetme davranışına yol açtığını düşündürür. Burada tanrıçanın ona neden iyi davrandığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi ‘acıdı’ anlamındaki kalıpla tamamlayın: Seeing the shivering dog, Lena ____ it and brought it inside.

Cevabı göster

took pity on

and agreed to go back.

3:09

ve geri dönmeyi kabul etti.

But Kinich Ahau soon began to show his true nature again. Deyimler

3:11

Ancak Kinich Ahau kısa süre sonra gerçek doğasını tekrar göstermeye başladı.

Deyimler

show his true nature again: gerçek karakterini yeniden ortaya koymak

Show one's true nature, daha önce gizlenmiş veya bastırılmış karakteri ya da amaçları ortaya çıkarmak demektir. İyelik sözcüğü kişiye uymalıdır: his true nature, her true nature veya their true nature. Buradaki again, bu özelliklerin daha önce ortaya çıktığını, sonra durmuş gibi göründüğünü ve ardından geri döndüğünü belirtir. Bu cümlede ifade eleştireldir: onun görünürdeki düzelmesinin geçici olduğunu ve kötü davranışlarının geri döndüğünü düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi show ... true nature again ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The bully apologized and behaved kindly for a week, but then he ____.

Cevabı göster

showed his true nature again

He struck her,

3:15

Ona vurdu,

scarring her face Dilbilgisi

3:17

yüzünü yaraladı

and dimming her bright rays.

3:18

ve parlak ışınlarını kararttı.

Dilbilgisi

scarring her face and dimming her bright rays: iki paralel -ing sonucu

Scarring her face ve dimming her bright rays, ana cümleden sonra gelen iki paralel -ing yan cümlesidir. İkisi de He struck her eyleminin sonuçlarını verir: darbe yüzünde bir iz bırakmış ve ışığını azaltmıştır. Bunlar daha sonra gerçekleşen birbiriyle ilgisiz iki eylem değildir. And, verb-ing + nesne biçimindeki iki eş yapıyı bağlar. İlk sonuç fiziksel bir zarardır; ikincisi Ay tanrıçasının ışığını etkiler ve gücünün de zayıfladığını düşündürür. “Ana cümle, verb-ing ... and verb-ing ...” yapısıyla bir olayı iki sonucuna bağlayabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir olayın iki sonucunu göstermek için iki paralel -ing yan cümlesini doğru kullanır?

  1. The storm swept through the town, damaged roofs and roads blocking.
  2. The storm swept through the town because damaging roofs and blocking roads.
  3. The storm swept through the town, damaging roofs and blocking roads.
Cevabı göster

The storm swept through the town, damaging roofs and blocking roads.

Ix Chel flew off into the dark. Öbek fiiller

3:21

Ix Chel karanlığa uçup gitti.

Öbek fiiller

flew off into the dark: bir yerden ayrılıp başka bir yere girmek

Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Flew off ifadesinde off, başlangıç noktasından ayrılmayı vurgulayan ve çoğu zaman hızlı bir uzaklaşma hissi veren bir parçacıktır. Ardından gelen into the dark ise yolu ve hedefi gösterir: bulunduğu yerden ayrılıp karanlığın içine girmiştir. Bu nedenle ifade, yalnızca hava karanlıkken uçmaktan fazlasını anlatır. Hem ayrılmayı hem de içeri girmeyi canlandırır ve gözden kaybolmayı düşündürebilir. Başka durumlarda kullanılabilecek yol kalıbı “hareket fiili + off + into + hedef” biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle baykuşun başlangıç noktasından ayrılıp ormana girdiğini söyler?

  1. The owl flew off into the forest.
  2. The owl flew above the forest.
  3. The owl flew in the forest.
Cevabı göster

The owl flew off into the forest.

From then on, Kalıp ifadeler

3:23

O andan itibaren,

she vowed to appear only at night. Kalıp ifadeler

3:24

sadece geceleri görünmeye yemin etti.

Kalıp ifadeler

From then on: geçmişte başlayan kalıcı bir değişim

From then on, “geçmişte daha önce belirtilen o andan başlayarak sonrasında da devam ederek” anlamına gelir. Burada yemini geçmişteki bir dönüm noktasına yerleştirir ve yalnızca geceleri görünmeyi o andan sonraki yeni düzen olarak sunar. Genellikle zaman bağlantısı kurmak için cümlenin başında kullanılır ve ardından virgül gelir. Then, şimdiki zamanı değil, daha önce belirtilmiş geçmiş bir olayı veya zamanı gösterir.

Alıştırma

Geçen yıl bir köprü yıkıldı ve kasaba kullandığı yolu kalıcı olarak değiştirdi. Değişimi bu geçmiş olaya doğru biçimde bağlayan cümle hangisidir?

  1. The bridge collapsed last year, and until then, the town used the mountain road.
  2. The bridge collapsed last year, and from now on, the town used the mountain road.
  3. The bridge collapsed last year, and from then on, the town used the mountain road.
Cevabı göster

The bridge collapsed last year, and from then on, the town used the mountain road.

Kalıp ifadeler

vowed to appear: ciddi bir taahhütte bulunmak

Vowed to appear, vow to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve “görünmek için ciddi ve kesin bir yemin etti” anlamına gelir. Only at night, yemin edilen eylemin gerçekleşeceği zamanı yalnızca geceyle sınırlar. Vow, sıradan bir promise ifadesinden daha güçlü ve daha resmî ya da dramatiktir. Genellikle ciddi bir görev, inanç veya önemli bir kararı belirtir.

Alıştırma

Ciddi bildiriyi vow fiilinin geçmiş hâli ve mastar işaretiyle tamamlayın: The knight ____ defend the village.

Cevabı göster

vowed to

She befriended the stars

3:27

Yıldızlarla arkadaş oldu

and combined her pale blue rays with their light Kalıp ifadeler

3:29

ve gece yolcularını güvenli bir şekilde yönlendirmek için

to guide night travelers to safety. Kalıp ifadeler

3:31

uçuk mavi ışınlarını onların ışığıyla birleştirdi.

Kalıp ifadeler

combined her pale blue rays with their light: combine A with B yapısı

Combine A with B, A ile B'yi birlikte çalışacak veya tek bir bütün olarak kullanılacak şekilde bir araya getirmek demektir. Burada her pale blue rays A, their light ise B'dir. Bu yapı fiziksel nesneleri ya da fikir, beceri ve tarz gibi daha soyut şeyleri birleştirebilir. Yapının bu biçiminde B'yi with tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi combine A with B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the chef ____ fresh herbs ____ olive oil.

Cevabı göster

combined · with

Kalıp ifadeler

to guide night travelers to safety: guide someone to safety yapısı

Guide someone to safety, bir kişiyi artık tehlikede olmayana kadar yönlendirmek veya götürmek demektir. Safety güvenli sonucu belirtir; bu nedenle belirli bir yer olmak zorunda değildir. Buradaki to guide amaç bildiren mastardır: ışıklar, gece yolcularının güvenliğe ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla birleştirilir.

Alıştırma

Cümleyi guide someone to safety ile tamamlayın: During the flood, the volunteers guided the children ____.

Cevabı göster

to safety

She used her healing gift,

3:34

Bir zamanlar yaralı Güneş Tanrısı üzerinde kullandığı

which she had once used on the wounded Sun God, Dilbilgisi

3:36

iyileştirici yeteneğini,

to cure people who were ill. Kalıp ifadeler

3:39

hasta insanları iyileştirmek için kullandı.

Dilbilgisi

which she had once used...: gerekli olmayan arka plan bilgisi eklemek

Virgüller arasındaki which she had once used on the wounded Sun God yan cümlesi, her healing gift hakkında arka plan bilgisi ekler. Which, bu yeteneğe gönderme yapar ve had used yapısının nesnesidir: O, bu yeteneği daha önce Güneş Tanrısı üzerinde kullanmıştı. Bu, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Hangi yeteneğin kastedildiğini belirlemez; bu nedenle çıkarıldığında ana cümle yine tamamlanmış olur. Had once used ayrıca önceki kullanımın ana geçmiş eylemden daha önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, çıkarılabilir arka plan bilgisi eklemek için tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. The old bridge which, was built in 1890, is still in use.
  2. The old bridge, that was built in 1890, is still in use.
  3. The old bridge, which was built in 1890, is still in use.
Cevabı göster

The old bridge, which was built in 1890, is still in use.

Kalıp ifadeler

to cure people who were ill: cure başarılı sonucu belirtir

to cure people who were ill ifadesindeki to cure, amaç bildiren bir mastardır: Yeteneği neden kullandığını açıklar. Cure people, hasta insanları sağlığına kavuşturmak demektir ve cure tedaviyi başarılı olmuş bir sonuç olarak sunar. Who were ill, iyileştirilen kişileri belirtir. Tıbbi bağlamda cure someone of a disease kalıbı da yaygındır; örneğin The medicine cured her of the infection. Cure tek başına kullanılan yöntemi belirtmez, başarılı sonuca odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle enfeksiyonun başarıyla ortadan kaldırıldığını açıkça belirtir?

  1. The nurse checked her symptoms.
  2. The new medicine cured her of the infection.
  3. The doctor treated her for the infection.
Cevabı göster

The new medicine cured her of the infection.

Today,

3:42

Bugün,

Ix Chel is so widely known Dilbilgisi

3:43

Ix Chel o kadar yaygın olarak bilinmektedir ki

that she's become a symbol of Maya culture. Kültür

3:44

Maya kültürünün bir sembolü haline gelmiştir.

Dilbilgisi

is so widely known that she's become: sonuç bildiren so ... that

so + sıfat veya zarf öbeği + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so, widely known ifadesinin derecesini belirtir; widely ise known sözcüğünü niteler. That she's become a symbol... kısmı, yaygın biçimde tanınmanın sonucunu verir. she's become ifadesindeki she's, she is değil she has anlamındadır. Has become, present perfect yapısındadır ve sonucun şu ana kadar oluştuğunu gösterir.

Alıştırma

Sonuç bildiren yapıyı tamamlayın: The museum was ____ popular ____ it stayed open late.

Cevabı göster

so · that

Kültür

a symbol of Maya culture: kültürel temsil

a symbol of Maya culture ifadesindeki symbol, kamuoyunun algısında bir kültürü güçlü biçimde temsil eden ve insanlara o kültürü hatırlatan kişi veya şey anlamındadır. Bu anlam, yazılı bir işaret ya da logodan daha geniştir. Bu ifade, Ix Chel'e kültürel bir temsil değeri verir. Onun kültürün tamamı veya kültürün mümkün olan tek simgesi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Yeni bir bağlamda The monument became a symbol of freedom ne anlama gelir?

  1. İnsanlar anıtı özgürlüğü temsil eden bir şey olarak görmeye başladı.
  2. Anıt, yeni bir alfabedeki yazılı bir harfe dönüştü.
  3. Anıt herkesin görüşünü tamamen aynı biçimde temsil etti.
Cevabı göster

İnsanlar anıtı özgürlüğü temsil eden bir şey olarak görmeye başladı.

But archaeological evidence suggests Kelime

3:47

Ancak arkeolojik kanıtlar

that for ancient Maya, Kültür

3:49

eski Mayalar için,

Ix Chel and the Moon Goddess were separate deities. Kültür

3:50

Ix Chel ve Ay Tanrıçasının ayrı tanrılar olduğunu göstermektedir.

Kelime

archaeological evidence suggests: arkeolojik kanıtlar düşündürüyor

archaeological evidence suggests that... ifadesi, nesnelerden, yapılardan, kalıntılardan veya başka buluntulardan elde edilen maddi kanıtların bir sonuca işaret ettiği anlamına gelir. Buradaki suggests, “önerir” değil, “gösterir veya destekler” anlamındadır. Suggests, iddiayı temkinli tutar. Kanıt bu yorumu destekler, ancak yeni kanıtlar ya da başka bir yorum sonucu değiştirebilir; bu nedenle proves ifadesinden daha zayıftır. Bu kalıp, tartışmayı geleneksel bir anlatıdan arkeolojik kanıta dayalı bir sonuca taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede suggests, kanıta dayalı temkinli bir sonucu ifade etmek için kullanılmıştır?

  1. The archaeological evidence proves that the village was occupied 3,000 years ago.
  2. The archaeological evidence shows that the village was occupied 3,000 years ago.
  3. The archaeological evidence suggests that the village was occupied 3,000 years ago.
Cevabı göster

The archaeological evidence suggests that the village was occupied 3,000 years ago.

Kültür

for ancient Maya,: antik Mayalar için

for ancient Maya, bir düşüncenin veya sınıflandırmanın hangi grubun bakış açısına ait olduğunu belirtir. Bu cümlede anlamı antik Mayaların anlayışına göre şeklindedir; antik Mayaların yararına anlamına gelmez. Burada ancient Maya, antik Maya uygarlığının insanlarını belirten bir grup adı olarak kullanılır. Maya culture ifadesinde ise Maya, culture sözcüğünden önce gelerek kültürü niteler; insanları belirtmez. Bu ifade iddiayı antik Mayaların bakış açısıyla çerçeveler.

Alıştırma

Bu cümlede for ancient Maya ne anlama geliyor?

  1. for the benefit of ancient Maya people
  2. according to the viewpoint of ancient Maya people
  3. as a description of Maya culture
Cevabı göster

according to the viewpoint of ancient Maya people

Kültür

separate deities: birbirinden ayrı ilahi kimlikler

Burada separate deities, Ix Chel ile Ay Tanrıçası'nın aynı varlığın iki adı veya biçimi değil, birbirinden ayrı iki ilahi varlık olarak kabul edildiğini belirtir. Separate fiziksel uzaklığı değil, kimlik veya sınıflandırma farkını anlatır. A deity bir tanrı veya tanrıçadır. Bu sözcük din, mitoloji, arkeoloji ve kültür tarihiyle ilgili anlatımlarda sıkça görülür.

Alıştırma

Örnekte separate deities ne anlama geliyor?

  1. Onlar birbirinden farklı iki ilahi varlık olarak kabul ediliyordu.
  2. Onlar birbirinden uzakta duran iki figürdü.
  3. Onlar iki adı olan tek bir ilahi varlıktı.
Cevabı göster

Onlar birbirinden farklı iki ilahi varlık olarak kabul ediliyordu.

In the retellings of Maya people Anlatım akışı

3:54

Maya halkının yeniden anlatımlarında

and the records of anthropologists,

3:56

ve antropologların kayıtlarında,

Anlatım akışı

In the retellings ... and the records ...: bir iddiayı iki kaynakla çerçevelemek

Baştaki In the retellings ... and the records ... ifadesi, okuyucuya sonraki bilginin hangi kaynaklarda bulunduğunu anlatır. Maya halkının yeniden anlattığı öyküler ile antropologların hazırladığı kayıtlar olmak üzere iki kaynak türünü paralel biçimde sunar. Bu kaynak çerçevesi önce geldiği için okuyucu, ana iddiadan önce iddianın dayanağını görür. Virgül, ardından bir ana cümle gelmesi gerektiğini gösterir; vurgulanan sözcükler bilgiyi düzenler ancak tek başlarına iddiayı belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ana iddiadan önce iki kaynağı belirtmek için başta In kaynak çerçevesini kullanıyor?

  1. The hero has several different names in local stories and historical records.
  2. In local stories and historical records, the hero has several different names.
  3. Local stories and historical records give the hero several different names.
Cevabı göster

In local stories and historical records, the hero has several different names.

the two have merged, Kelime

3:58

ikisi birbirine karışmıştır,

so that Ix Chel's story extends Kalıp ifadeler

3:59

böylece Ix Chel'in hikayesi

beyond the limits of the historical record.

4:01

tarihsel kayıtların sınırlarının ötesine uzanır.

Kelime

the two have merged: sonucu şimdi de geçerli olan birleşme

Bu cümlede the two have merged, daha önce birbirinden ayırt edilebilen iki kimliğin, geleneğin veya anlatı biçiminin birbiriyle kaynaşıp bağlantılı tek bir bütün oluşturduğu anlamına gelir. Merge, bunların yalnızca yan yana getirildiğini değil, aralarındaki sınırın artık net olmadığını anlatır. Present perfect yapıdaki have merged, değişimin gerçekleşmiş olduğunu ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterir. X and Y have merged ve the two have merged kalıpları kültürler, kuruluşlar, fikirler veya teknolojiler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi merge fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over time, the two local customs ____ into one tradition.

Cevabı göster

have merged

Kalıp ifadeler

extends beyond the limits of the historical record: tarihsel kayıtların kapsadığı alanı aşmak

Burada story extends beyond the limits of the historical record, hikâyenin bazı bölümlerinin günümüze ulaşan tarihsel belgelerin ve kanıtların doğrulayabildiği veya bütünüyle kapsayabildiği alanın dışında kaldığı anlamına gelir. Extends ve limits fiziksel uzunluğu veya gerçek bir sınırı değil, soyut bir kapsamı anlatır. Aktarılabilir extend beyond the limits of + isim kalıbı, bir şeyin kapsayabildiği, açıklayabildiği, destekleyebildiği veya denetleyebildiği alanın dışına çıkmak anlamına gelir. Bu kalıp tek başına, o alanın dışında kalan şeyin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The question ____ current scientific knowledge.

Cevabı göster

extends beyond the limits of

Her story,

4:04

Onun hikayesi,

like all myths, Anlatım akışı

4:05

tüm mitler gibi,

isn't just one story. Anlatım akışı

4:07

sadece tek bir hikaye değildir.

Anlatım akışı

like all myths: tek bir örneği daha geniş bir gruba bağlamak

like all myths ifadesi “tüm mitler gibi” anlamına gelir. Onun hikâyesini bir grup olarak mitlerle karşılaştırır ve bu belirli örneği daha geniş bir kategoriye yerleştirir. Virgüller, ifadenin ek bilgi veren bir ara söz olduğunu gösterir. İfade çıkarıldığında ana cümle yine Her story isn't just one story olarak kalır. Bu yapı, yazarın tek bir örnekten daha geniş bir yargıya geçmesini sağlar.

Alıştırma

like all myths ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. Bu belirli hikâyeyi daha geniş bir grup olan mitlerle ilişkilendirir ve genel bir yargıyı destekler.
  2. Hikâyenin aslında bir mit olmadığını söyler.
  3. Farklı mitlerden oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster

Bu belirli hikâyeyi daha geniş bir grup olan mitlerle ilişkilendirir ve genel bir yargıyı destekler.

Anlatım akışı

isn't just one story: tek bir versiyon düşüncesini reddetmek

Burada just, “yalnızca” anlamına gelir. Isn't just one story, mitin tek bir sabit versiyonu ya da tek bir basit anlamı olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder. Daha fazla versiyon, katman veya anlatım biçimi bulunduğunu sezdirir. not just X kalıbı, X hakkındaki eksik bir görüşü düzeltmek ve dinleyiciyi daha fazla bilgiye hazırlamak için sıkça kullanılır. X'i bütünüyle reddetmez: söz konusu şey yine X olabilir, ancak onu yalnızca X ile sınırlamak fazla basittir.

Alıştırma

Cümleyi is not kısaltması ve ardından just getirerek tamamlayın: The library ____ a place to borrow books; it also hosts free classes.

Cevabı göster

isn't just

The variations,

4:09

Hem eski hem de modern

ancient and modern,

4:10

varyasyonları,

speak to what people value Kelime

4:11

insanların neye değer verdiğini

and how they see themselves in their mythological heroes. Anlatım akışı

4:13

ve mitolojik kahramanlarında kendilerini nasıl gördüklerini anlatır.

Kelime

speak to what people value: neyin önemli olduğunu ortaya koymak

Burada speak to what people value, “insanların değer verdiği şeylerle konuşmak” anlamına gelmez. “İnsanların neyi önemli gördüğünü ortaya koymak veya göstermek” anlamına gelir. Farklı biçimler, bu değerlerin kanıtı gibi işlev görür. speak to + soyut bir konu veya yan cümle; kanıtları, davranışları ya da bir sanat eserini daha geniş bir anlamla ilişkilendirebilir. Genellikle o konu hakkında “önemli bir şey göstermek” anlamına gelir; konuyu tamamen kanıtladığını ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede speak to ne anlama gelir? The survey results speak to what local families need.

  1. Sonuçlar resmî olarak bütün yerel aileler adına konuşuyor.
  2. Sonuçlar yerel ailelerle sohbet ediyor.
  3. Sonuçlar, yerel ailelerin ihtiyaçları hakkında bir şey ortaya koyuyor.
Cevabı göster

Sonuçlar, yerel ailelerin ihtiyaçları hakkında bir şey ortaya koyuyor.

Anlatım akışı

how they see themselves in their mythological heroes: karakterler üzerinden kimlik

Burada see themselves in their mythological heroes, insanların bu kahramanlarda kendi kimliklerinin, deneyimlerinin veya ideallerinin bazı yönlerini görmesi anlamına gelir. Gerçek bir yansıma görmek ya da kendilerinin kelimenin tam anlamıyla bu kahramanlar olduğuna inanmak anlamına gelmez. how ile başlayan yan cümle, speak to ifadesinden sonra what people value ile eş görevde bağlanır. İkinci bir bilgi türü ekler: çeşitlemeler yalnızca insanların değerlerini değil, kahramanları aracılığıyla kendilerini nasıl anladıklarını da ortaya koyar.

Alıştırma

Özgün cümlede how they see themselves in their mythological heroes hangi bilgiyi ekler?

  1. İnsanların kahramanların resimlerini nerede görebileceğini açıklar.
  2. İnsanların kelimenin tam anlamıyla mitolojik kahraman olduklarına inandıklarını söyler.
  3. İnsanların kahramanlarda kendi kimliklerini veya ideallerini nasıl gördükleri bilgisini ekler.
Cevabı göster

İnsanların kahramanlarda kendi kimliklerini veya ideallerini nasıl gördükleri bilgisini ekler.

Not all Sun Gods are quite so despicable. Dilbilgisi

4:19

Tüm Güneş Tanrıları o kadar da aşağılık değildir.

Dilbilgisi

Not all ... are quite so ...: kısmi olumsuzluk

Not all Sun Gods are quite so despicable cümlesinde not all kısmi olumsuzluk oluşturur. Her Güneş tanrısının bu tanıma uyduğu düşüncesini reddeder: En az biri o kadar aşağılık değildir, ancak bazıları yine de öyle olabilir. Quite so despicable, aynı derecede aşağılık anlamına gelir. So, konuşmada daha önce belirlenmiş bir dereceye gönderme yapar. Not all + çoğul isim + fiil kalıbı, tanımı tamamen reddetmeden aşırı bir genellemeyi düzeltmenizi sağlar.

Alıştırma

Not all Sun Gods are quite so despicable ne anlama gelir?

  1. En az bir Güneş tanrısı o derece aşağılık değildir.
  2. Her Güneş tanrısı aynı derecede aşağılıktır.
  3. Hiçbir Güneş tanrısı kesinlikle aşağılık değildir.
Cevabı göster

En az bir Güneş tanrısı o derece aşağılık değildir.

Meet Nanahuatzin, Anlatım akışı

4:22

Nanahuatzin ile tanışın,

Anlatım akışı

Meet Nanahuatzin: yeni bir karakteri tanıtmak

Meet Nanahuatzin, izleyiciye yöneltilmiş emir biçiminde bir ifadedir, ancak izleyicilerden gerçek bir buluşma ayarlamalarını istemez. Video anlatımında ve diğer medya içeriklerinde Meet + isim, izleyiciye tanıması için yeni birinin sunulduğunu belirtir. Bu kısa ifade dikkati yeni bir karaktere yöneltir ve yeni bir bölümün ya da hikâyenin başladığını gösterir. Ardından genellikle karakterin kim olduğunu açıklayan kısa bir tanım gelir.

Alıştırma

Meet + isim tanıtımını tamamlayın: ____ Maya, the artist who paints with light.

Cevabı göster

Meet

the pimply-faced underdog Kelime

4:23

bu Aztek mitinde beşinci Güneş olmak için bir arayışa çıkan

Kelime

pimply-faced underdog: dış görünüş ve hikâyedeki zayıf taraf rolü

pimply-faced ifadesindeki kısa çizgili birleşik sıfat underdog sözcüğünü niteler ve karakteri yüzünde sivilceler olan biri olarak tanıtır. İfadenin tamamı bir dış görünüş özelliğiyle hikâyedeki rolü tek bir betimlemede birleştirir. Underdog, başarı veya galibiyet şansı daha düşük görülen kişi ya da taraftır. Bir hikâyenin başında bu sözcük karakteri hemen dezavantajlı konuma yerleştirirken şaşırtıcı bir zafer olasılığını da açık bırakır.

Alıştırma

pimply-faced underdog ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Sivilceli olarak betimlenen, dezavantajlı ve başarı şansı düşük görülen bir karakter
  2. Zaten kaybetmiş ve başarılı olamayacak bir karakter
  3. En güçlü ve kazanması beklenen karakter
Cevabı göster

Sivilceli olarak betimlenen, dezavantajlı ve başarı şansı düşük görülen bir karakter

on a quest to become the fifth Sun in this Aztec myth. Notlar

4:25

sivilceli yüzüyle kaybeden taraftaki kahramanımız.

Kalıp ifadeler

on a quest to become: macera niteliğinde bir hedef

On a quest to become, amacı bir şey olmak olan önemli ve çoğu zaman zorlu bir görevin peşinden gitmek demektir. Bu cümlede ifade, beşinci Güneş olmayı kısa bir deneme olarak değil, karakterin temel yolculuğu olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp be/go on a quest to + fiilin yalın hâlidir. Quest, sıradan try to ifadesinin zorunlu olarak taşımadığı macera, amaç ve engel duygularını ekler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi ‘bir şey olmak için macera gibi bir görevin peşinden gitmek’ anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The young healer is ____ the guardian of the valley.

Cevabı göster

on a quest to become

Kültür

the fifth Sun: bir dünya çağının mitsel güneşi

Bu cümlede the fifth Sun, Azteklerin Beş Güneş yaratılış geleneğine ait özel bir kavramdır; sıradan güneşlerin veya yıldızların sayımındaki beşinci öğe değildir. Bu gelenekte birbirini izleyen dünyalara ya da çağlara “Güneşler” denir; Beşinci Güneş ise günümüzdeki dünya çağı ve onunla bağlantılı güneştir. Bu nedenle become the fifth Sun, o çağın güneşi olma yönündeki mitsel rolü üstlenmek demektir. Sun sözcüğündeki S harfinin büyük yazılması da burada özel bir mitsel rolün veya çağın adı gibi kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the fifth Sun ne anlama geliyor?

  1. Bir sayımda beşinci gelen sıradan bir yıldız
  2. Tek bir haftadaki beşinci gün doğumu
  3. Beşinci ve günümüzdeki dünya çağıyla bağlantılı mitsel güneş
Cevabı göster

Beşinci ve günümüzdeki dünya çağıyla bağlantılı mitsel güneş