Şimdiki Hayatınız ile Geçmişteki Hayatınız: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
668 kelime 178 kel/dk

Video özeti: Video geçmişteki kıtlık, salgın ve şiddeti bugünle karşılaştırıyor. Sorunlar sürse de tıp, kurum ve reformların riskleri azalttığını, ilerleme kanıtlarının umudu desteklediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “roll in” — Öbek fiiller: mesaj veya memelerin aralıksız ya da çok sayıda gelmesini anlayın; ifadeyi yanıt, sipariş ve sonuçlar için kullanın. 2. “accounts for” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir nedenin veya kategorinin toplam içindeki payını, özellikle yüzdelerle belirtin. 3. “By acknowledging” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by + -ing biçiminin sonuca götüren yöntemi sunduğunu görün ve kabul edilen ilerlemeyi kanıta dayalı umutla bağlayın.

Bu derste

Times feel rough with natural disasters,

0:00

Doğal afetler,

major political conflicts,

0:02

büyük siyasi çatışmalar

and uncertainty about the future.

0:04

ve geleceğe dair belirsizlik yüzünden zor zamanlardan geçiyormuşuz gibi geliyor.

But as the memes roll in about it being a horrible time to be alive, Öbek fiiller

0:06

Ama yaşamak için berbat bir dönemde olduğumuza dair internet esprileri peş peşe paylaşılırken,

Öbek fiiller

roll in: sürekli veya çok sayıda gelmek

Bu cümlede roll in, “birbiri ardına ve çoğu zaman çok sayıda gelmek ya da ortaya çıkmak” anlamındadır. Burada memler sürekli paylaşılıyor veya yayımlanıyor. Bu öbek fiil, gelişleri fark edilir bir akış olarak sunar; gerçek anlamda yuvarlanmayı anlatmaz. Mesajların, siparişlerin, başvuruların, sonuçların, paranın veya insanların peş peşe gelmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok sayıda gelmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After the announcement, donations began to ____.

Cevabı göster

roll in

you might be surprised to see your life now

0:09

bugünkü hayatınızı

versus what it would have been in the past. Dilbilgisi

0:11

geçmişte yaşasaydınız sahip olacağınız hayatla karşılaştırınca şaşırabilirsiniz.

Dilbilgisi

what it would have been: geçmişte gerçekleşmemiş bir alternatif

Burada what it would have been, “gerçekleşmemiş alternatif bir geçmişte hayatınızın alacağı biçim veya içinde bulunacağı durum” anlamındadır. What, isim gibi işlev gören bir yan cümle başlatır; it ise your life ifadesine gönderme yapar. Would have been bu alternatifi şimdiden önceye yerleştirir ve karşı-olgusal olduğunu gösterir: konuşmacı bugünkü gerçekliği, gerçekten yaşanmamış bir geçmiş hayatla karşılaştırır. Aynı yapı seçimler, gerçekleşmemiş koşullar veya farklı tarihsel durumlar üzerinde düşünmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan karşı-olgusal yapıyla cümleyi tamamlayın ve it sözcüğünü life ifadesine gönderme yapmak için kullanın: Compare life with modern medicine to ____ two hundred years ago.

Cevabı göster

what it would have been

Much of history actually involves humans succumbing to malnutrition and hunger. Kalıp ifadeler

0:13

Aslında tarihin büyük bölümü, insanların yetersiz beslenme ve açlığa yenik düşmesiyle dolu.

Kalıp ifadeler

succumb to malnutrition and hunger ifadesinin anlamı ve yapısı

Bu cümlede succumbing to malnutrition and hunger, bu koşullara karşı koyamayıp yenik düşmek ve bunun sonucunda ölmek anlamına gelir. Succumb, insanların yıkıcı bir güce direnemediğini anlatır; gönüllü olarak teslim olma kararını ifade etmez. Kalıp succumb to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to, kişiyi alt eden şeyi tanıtan bir edattır. Bu nedenle yapı; hastalık, baskı, ayartma veya başka güçlü bir etken karşısında yenik düşmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi succumb to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite intensive treatment, the patient eventually ____ the infection.

Cevabı göster

succumbed to

In ancient Egypt,

0:17

Antik Mısır'da,

a severe drought could hit and 5 to 10% of the entire population would die. Dilbilgisi

0:18

şiddetli bir kuraklık baş gösterdiğinde tüm nüfusun yüzde 5 ila 10'u ölebilirdi.

Dilbilgisi

could hit ... would die: olası koşul ve öngörülen sonuç

Cümle, açıkça söylenmeyen bir koşul-sonuç zinciri kurar. Could hit, şiddetli bir kuraklığı gerçekleşmesi mümkün bir olay olarak sunar. Would die ise bu varsayımsal durumda beklenen sonucu verir: böyle bir kuraklık yaşansaydı nüfusun %5 ila %10'u ölürdü. Burada iki modal fiil de basitçe geçmiş zaman işareti olarak kullanılmaz. Bu yapı, tarih özetlerinde ve risk analizlerinde tam bir if cümlesi yazmadan önce olası bir tetikleyiciyi belirtmeye, ardından ne olacağını öngörmeye yarar.

Alıştırma

Bu cümledeki modal yapıya en uygun yorum hangisidir? A severe storm could hit, and the roads would become impassable.

  1. Fırtına kesindir, ancak yolların geçilemez hâle gelmesi yalnızca zayıf bir olasılıktır.
  2. Hem fırtına hem de yolların durumu doğrulanmış geçmiş olaylardır.
  3. Fırtına olasıdır ve yolların geçilemez hâle gelmesi, fırtına gerçekleşirse öngörülen sonuçtur.
Cevabı göster

Fırtına olasıdır ve yolların geçilemez hâle gelmesi, fırtına gerçekleşirse öngörülen sonuçtur.

Of course,

0:23

Elbette,

things aren't perfect today with 11% of even France suffering from food insecurity, Kelime

0:24

bugün de her şey kusursuz değil; Fransa'da bile nüfusun yüzde 11'i gıda güvensizliği yaşıyor.

Kelime

“food insecurity” ifadesini anlamak

Bu cümlede food insecurity, yeterli miktarda, uygun fiyatlı ve besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememek anlamına gelir. İnsanlar her an açlık hissetmeseler bile ne yediklerini ve ne kadar düzenli beslendiklerini etkileyebilir. Bu terim erişim, istikrar ve beslenme yeterliliğiyle ilgilidir. Burada ardından gelen kısıtlı ve daha az besleyici beslenme açıklaması kavramı somutlaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede food insecurity ne anlama geliyor?

  1. Bulaşmış veya yenmesi güvenli olmayabilecek gıda
  2. Yemekten önce hissedilen geçici açlık
  3. Yeterli miktarda besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememe
Cevabı göster

Yeterli miktarda besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememe

which means their diet is limited due to socioeconomic status, Notlar

0:29

Bu da sosyoekonomik durumları nedeniyle beslenme seçeneklerinin kısıtlı olduğu

Kelime

Socioeconomic status: sosyoekonomik durum

Socioeconomic status, bir kişinin veya grubun sosyal ve ekonomik koşullarının birleşimini ifade eder. Genellikle tek bir faktör yerine gelir, eğitim ve meslek gibi birden fazla faktör üzerinden değerlendirilir. Bu cümlede due to socioeconomic status, bu koşulların insanların ulaşabildiği yiyecekleri sınırladığını belirtir. Terim, yalnızca gelir anlamına gelmeden kaynak ve fırsat farklılıklarını açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümledeki socioeconomic status ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Kaynaklara erişimi etkileyebilen birleşik sosyal ve ekonomik koşullar
  2. Yalnızca bir kişinin kazandığı para miktarı
  3. Bir kişinin sosyal medya hesabındaki güncel durum paylaşımı
Cevabı göster

Kaynaklara erişimi etkileyebilen birleşik sosyal ve ekonomik koşullar

and they eat less nutritious foods and excess amounts of carbohydrates and salt. Kalıp ifadeler

0:32

ve daha az besleyici gıdaların yanı sıra aşırı miktarda karbonhidrat ve tuz tükettikleri anlamına geliyor.

Anlatım akışı

Açıklamaya bağlayan “which means”

Bu cümlede which, en yakındaki isim olan France sözcüğüne değil, gıda güvensizliği hakkındaki önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. Means, bu durumun pratikte neleri içerdiğini açıklar. Bu ifade, açıklamayı genel bir etiketten somut sonuçlara taşır: kısıtlı beslenme, daha az besleyici gıdalar ve aşırı miktarda karbonhidrat ile tuz.

Alıştırma

Cümleyi which ve mean sözcüğünün doğru biçimiyle oluşturulan bağlayıcıyla tamamlayın: The museum is closed on Mondays, ____ we should visit on Tuesday.

Cevabı göster

which means

Kalıp ifadeler

Excess amounts of: aşırı miktarda

Excess amounts of, ihtiyaç duyulan, sağlıklı, önerilen veya izin verilen düzeyin ötesindeki miktarlar anlamına gelir. Excess, amounts sözcüğünü niteler; of ise gereğinden fazla miktarda bulunan maddeyi veya şeyi belirtir. Burada ifade, karbonhidrat ve tuz miktarlarının yalnızca büyük değil, aşırı yüksek olduğunu söyler. Bu nedenle beklenen bir sınır veya standarda dayalı olumsuz bir değerlendirme taşır.

Alıştırma

Cümleyi “önerilen miktardan daha fazla” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The inspection found ____ chemical waste in the storage area.

Cevabı göster

excess amounts of

But compare this to the years of 1692 to 1694, Anlatım akışı

0:36

Ancak bunu 1692 ile 1694 arasındaki dönemle karşılaştırın;

Anlatım akışı

Yeni bir karşılaştırma işareti olarak compare this to

Compare this to, emir biçiminde bir söylem işaretidir: dinleyiciden az önce sözü edilen durumu yeni bir referans noktasıyla yan yana koymasını ister. Burada this günümüzdeki duruma geri gönderme yaparken to the years... tarihsel karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu ifade, savın bir sonraki adımını açıkça gösterir. Konuşan veya yazan kişi, bir kanıt grubundan diğerine geçmek ve dinleyiciyi bir karşılaştırmaya yönlendirmek için Compare this to + isim öbeği yapısını kullanabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklük karşılaştırma işaretini aynen kullanarak tamamlayın: The old laptop starts in ninety seconds. ____ the new one, which starts in fifteen.

Cevabı göster

Compare this to

when 15% of France's population

0:40

o dönemde Fransa nüfusunun yüzde 15'i

literally died because food was simply too expensive. Kelime

0:42

sırf yiyecekler çok pahalı olduğu için kelimenin tam anlamıyla öldü.

Kelime

Olgusal ve mecazi olmayan bir iddia olarak literally died

Literally died ifadesinde literally, died sözcüğünü kesin ve mecazi olmayan anlamıyla anlamamız gerektiğini gösterir: insanlar gerçekten hayatlarını kaybetmiştir. Yüzde ve tarihsel iddia, duygusal bir abartıdan ziyade olgusal bir okumayı destekler. Daha genel olarak literally, dramatik veya mecazi görünebilecek bir ifadenin gerçekte doğru olduğunu gösterebilir. Mecazi yorumu dışlar; yalnızca very anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir öğrenci "I literally died when I saw my test score," diyor, ancak yalnızca şaşırdığını ve utandığını kastediyor. Literally burada kesin olgusal anlamıyla mı kullanılıyor?

  1. Evet, gerçek bir ölüm bildiriyor.
  2. Hayır, gündelik bir abartıdır.
Cevabı göster

Hayır, gündelik bir abartıdır.

Today,

0:45

Günümüzde,

while millions do suffer from malnutrition, Dilbilgisi

0:46

milyonlarca insan yetersiz beslenmeden muzdarip olsa da

Dilbilgisi

do suffer ifadesindeki vurgulu do

Bu olumlu yan cümlede do, suffer fiilini vurgular: milyonlarca insan gerçekten yetersiz beslenmeden muzdariptir. Gerçeği yalnızca bildirmek yerine güçlü biçimde doğrular. Vurgulu do sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle do suffer doğrudur. Burada while önce gerçek bir noktayı kabul eder, ardından konuşmacı onunla karşıtlık oluşturan ana düşünceye geçer.

Alıştırma

Gerçeği vurgulayarak doğrulayan yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Some families ____ need help, even though conditions have improved.

Cevabı göster

do

advancements in technology,

0:48

teknolojideki ilerlemeler,

government agencies,

0:50

devlet kurumları

and NGOs Kültür

0:51

ve sivil toplum kuruluşları,

help to ensure that most are not dying. Kalıp ifadeler

0:52

insanların çoğunun bu yüzden ölmesini önlemeye yardımcı oluyor.

Kültür

NGOs: hükûmet dışı kuruluşlar

NGO, non-governmental organization ifadesinin kısaltmasıdır; NGOs ise çoğul biçimidir. Bir NGO genellikle devletin doğrudan denetimi dışında faaliyet gösteren, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur ve çoğunlukla yardım, sağlık, eğitim, insan hakları veya çevre gibi alanlarda çalışır. Bu cümlede NGOs ile government agencies yan yana bağlanmıştır; yani aynı sonuca katkıda bulunan iki ayrı aktör türüdür. Sondaki s, birden fazla NGO olduğunu gösterir ve açık yazılan ifadenin parçası değildir.

Alıştırma

Hangi grup doğru biçimde bir NGO olarak tanımlanabilir?

  1. Bir belediye yönetimi içindeki bölüm
  2. Devlet politikasını hazırlayan ulusal bir bakanlık
  3. Devletin parçası olmayan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşu
Cevabı göster

Devletin parçası olmayan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşu

Kalıp ifadeler

help to ensure that: bir sonuca katkıda bulunmak

Help to ensure that, “bir şeyin gerçekleşmesini veya doğru kalmasını sağlamaya katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada birleşik özne, sonucu destekleyen bir dizi etken olarak sunulur; tek ve mutlak bir güvence olarak değil. Kalıp subject + help to ensure that + clause şeklindedir. Help sözcüğünden sonra to, temel anlam değişmeden atılabilir: help ensure that.

Alıştırma

Help sözcüğünden sonraki to sözcüğünü koruyarak cümleyi dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Regular backups ____ important files are not lost.

Cevabı göster

help to ensure that

In fact,

0:54

Hatta,

for the first time in human history,

0:55

insanlık tarihinde ilk kez,

more people are overweight than suffering from malnutrition. Dilbilgisi

0:57

fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenenlerin sayısını aşıyor.

Dilbilgisi

more people are overweight than suffering from malnutrition: grup büyüklüklerini karşılaştırmak

Bu karşılaştırma iki gruptaki insan sayısıyla ilgilidir: fazla kilolu olanlar ve yetersiz beslenmeden muzdarip olanlar. More, people sözcüğünü niteler; dolayısıyla ilk grup daha büyüktür. Than sözcüğünden sonra tekrarlanan people are sözcükleri atılmıştır. Yapıyı anlamak için son kısmı than people are suffering from malnutrition şeklinde tamamlayabilirsiniz. Böylece iki durum paralel kalır; people ile suffering eylemi karşılaştırılmaz.

Alıştırma

“More people are overweight than suffering from malnutrition” cümlesindeki karşılaştırma ne anlama gelir?

  1. Yetersiz beslenmeden muzdarip insanlar daha fazla kilolu hâle geliyor.
  2. Fazla kilolu olan herkes aynı zamanda yetersiz beslenmeden muzdariptir.
  3. Fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenmeden muzdarip insanların sayısından daha fazladır.
Cevabı göster

Fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenmeden muzdarip insanların sayısından daha fazladır.

As Homo sapiens began to live in cities,

1:00

Homo sapiens şehirlerde yaşamaya başlayınca,

there was a massive increase in disease.

1:02

hastalıklar muazzam ölçüde arttı.

In the 1330s,

1:05

1330'larda,

a horrifying outbreak of what they believed were demons,

1:06

insanların şeytanlardan,

bad air,

1:08

kötü havadan

or angry gods killed 75 to 200 million people.

1:09

ya da öfkeli tanrılardan kaynaklandığını sandığı korkunç bir salgın, 75 ila 200 milyon insanı öldürdü.

We now realize it was the flea-dwelling bacterium Yersinia pestis, known historically as the Black Death. Notlar

1:14

Artık bunun, tarihte Kara Ölüm olarak bilinen ve pirelerde barınan Yersinia pestis bakterisi olduğunu biliyoruz.

Kültür

Yersinia pestis ve Black Death

Yersinia pestis bakterinin bilimsel adıdır. Black Death, yani Kara Ölüm, yıkıcı veba pandemisinin tarihsel adıdır; bakterinin ikinci bir bilimsel adı değildir. Cümle, patojen ile tarihsel olay arasındaki ilişkiyi kısaltarak anlatır. Modern kanıtların Yersinia pestis'i, tarihsel olarak Black Death diye adlandırılan salgının arkasındaki bakteri olarak belirlediği anlamında okunmalıdır.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki ayrımı en doğru biçimde korur?

  1. Yersinia pestis ile Black Death birbiriyle ilgisiz iki hastalıktır.
  2. Black Death, Yersinia pestis bakterisinin yol açtığı tarihsel bir pandemiydi.
  3. Black Death bir pirenin başka bir bilimsel adıdır.
Cevabı göster

Black Death, Yersinia pestis bakterisinin yol açtığı tarihsel bir pandemiydi.

Kalıp ifadeler

known historically as: tarihsel olarak ... diye bilinen

Known historically as, “tarihsel kayıtlarda veya anlatılarda bu adla anılmak” demektir. Historically, known as ifadesini niteler; kişinin, yerin, hastalığın, nesnenin veya kurumun yalnızca geçmişte var olduğu anlamına gelmez. Burada known, önceki isim öbeğine ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortacıdır. Tam yapı “which was known historically as ...” şeklindedir ve bu kısaltılmış yapı resmî açıklama yazılarında yaygındır.

Alıştırma

“Tarihsel anlatılarda bu adla anılmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The port, ____ Old Harbor, was once a center of trade.

Cevabı göster

known historically as

But at the time,

1:20

Ama o zamanlar,

people really had no idea what was killing them. Dilbilgisi

1:21

insanların kendilerini neyin öldürdüğü konusunda gerçekten hiçbir fikri yoktu.

Dilbilgisi

kendilerini neyin öldürdüğünü hiç bilmiyorlardı

Bu cümlede had no idea, hiç bilmiyorlardı anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi had, bu bilgisizliği anlatılan geçmiş ana yerleştirir. What was killing them, idea sözcüğünün içeriğini tamamlayan gömülü bir wh yan cümlesidir. Doğrudan soru devrikliği değil, yan cümle sözcük dizilişi kullanılır. Burada what zaten was killing yapısının öznesidir; bu yüzden it gibi ek bir özne gerekmez: have no idea what was killing them.

Alıştırma

have no idea ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve doğru gömülü wh yan cümlesi dizilişini kullanarak cümleyi tamamlayın: At first, the doctors ____ what ____ the fever.

Cevabı göster

had no idea · was causing

In 1520,

1:23

1520'de,

a Spanish flotilla heading to Mexico Dilbilgisi

1:24

Meksika'ya giden bir İspanyol filosunda

had an individual on it carrying an early case of smallpox virus.

1:27

çiçek virüsü taşıyan, hastalığın erken vakalarından biri olan bir kişi vardı.

Dilbilgisi

Meksika'ya doğru giden bir İspanyol filosu

a Spanish flotilla heading to Mexico ad öbeğinde heading to Mexico, flotilla sözcüğünden sonra gelen ve filoyu belirleyen ya da betimleyen bir present participle yan cümlesidir. that was heading to Mexico biçiminde genişletilebilir. Heading, cümlenin temel çekimli fiili değildir. Ana cümle a Spanish flotilla ... had an individual on it şeklinde devam eder; bu yapıyı tanımak uzun ad öbeklerini çözümlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Köşeli parantez içindeki ilgi yan cümlesini tek sözcüğe indirin: The bus [that is heading] to the airport is full. The bus ____ to the airport is full.

Cevabı göster

heading

Within two months,

1:30

İki ay içinde,

the disease had killed 1/3 of Mexico's population. Dilbilgisi

1:31

hastalık Meksika nüfusunun üçte birini öldürdü.

Dilbilgisi

had killed: geçmişteki bir referans noktasından önce tamamlanan eylem

Had killed, had + geçmiş zaman ortacı killed yapısıyla kurulan past perfect biçimidir. Ölümlerin geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce tamamlanmış olduğunu gösterir; burada referans noktası, hastalığın daha önce tanıtıldığı anlatıdaki iki aylık sürenin sonudur. Tarihsel anlatıda bu zaman, okurun geçmişteki bir referans noktasından daha geriye bakmasını ve olayların sırasını anlamasını sağlar. Tek başına sonucun günümüze kadar sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi destroy fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time firefighters arrived, the fire ____ three rooms.

Cevabı göster

had destroyed

In the following years,

1:35

Sonraki yıllarda,

there were so many infectious disease outbreaks in Mexico Dilbilgisi

1:36

Meksika'da o kadar çok bulaşıcı hastalık salgını çıktı ki

that the population fell from 22 million to 2 million over the course of only 60 years. Kalıp ifadeler

1:39

nüfus yalnızca 60 yıl içinde 22 milyondan 2 milyona düştü.

Dilbilgisi

so many ... that: miktarı bir sonuca bağlamak

So many infectious disease outbreaks ... that the population fell, so many + sayılabilen çoğul isim + that + sonuç cümleciği biçimindeki miktar-sonuç yapısını kullanır. Many, sayılabilen çoğul outbreaks ismiyle eşleşir; that ise aşırı sayının sonucunu tanıtır. in Mexico gibi ayrıntı ekleyen sözcükler yapıyı bozmadan that ifadesinden önce gelebilir. Buradaki that bir amacı değil, sonucu tanıtır.

Alıştırma

Miktar-sonuç yapısını tamamlayın: The clinic received ____ appointment requests ____ it opened on Saturdays.

Cevabı göster

so many · that

Kalıp ifadeler

fell from ... to ... over the course of ...: ... değerinden ... değerine dönem boyunca düşmek

Fell from A to B bir düşüşü anlatır: A başlangıç değeri, B ise daha düşük olan son değerdir. Burada nüfus 22 milyondan başlayıp 2 milyona iner; dolayısıyla fell, bir kişinin fiziksel olarak düşmesini değil, bir sayının azalmasını ifade eder. Over the course of değişimin gerçekleştiği dönemin tamamını belirtir. Only, tarihsel ölçekte 60 yılın şaşırtıcı derecede kısa bir süre olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bir dönem boyunca başlangıç değerinden son değere düşüşü anlatan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The town's population ____ 80,000 ____ 50,000 ____ ten years.

Cevabı göster

fell from · to · over the course of

People were constantly dying of diseases, Kelime

1:45

İnsanlar durmadan hastalıklardan ölüyordu

and nobody knew how to cure them.

1:47

ve kimse bu hastalıkların nasıl tedavi edileceğini bilmiyordu.

Kelime

dying of diseases: die of + neden

Die of + neden, bir hastalığın, fiziksel durumun ya da yiyecek ve su gibi temel bir şeyin eksikliğinin doğrudan ölüme yol açtığını belirtir. Dying of diseases içinde nedeni diseases verir; of alışılmış kalıbın bir parçasıdır ve her ölüm türünde kullanılabilecek genel bir edat değildir. Were dying geçmişte devam eden zamanı gösterir. Constantly ile birlikte, ölümleri tek ve yalıtılmış bir olay olarak değil, o dönem boyunca tekrar tekrar gerçekleşen olaylar olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle koleranın kendisini en doğal biçimde doğrudan ölüm nedeni olarak gösterir?

  1. Several villagers died of cholera.
  2. Several villagers died by cholera.
  3. Several villagers died at cholera.
  4. Several villagers died in cholera.
Cevabı göster

Several villagers died of cholera.

Remedies at the time included praying, Dilbilgisi

1:49

O dönemin tedavi yöntemleri arasında dua etmek,

having cold baths,

1:51

soğuk suyla banyo yapmak

or rubbing black beetles on sores.

1:52

ya da yaralara siyah böcekler sürmek vardı.

Dilbilgisi

included praying, having ... or rubbing ...: paralel -ing biçimleri

included ifadesinden sonra üç alternatif etkinlik sıralanır: praying, having cold baths veya rubbing black beetles on sores. Birbirine bağlanan her öge -ing biçimiyle başlar ve aynı dilbilgisel konumda bulunur. Cümle bunları tarihî tedaviler olarak aktarır; tavsiye etmez. Biçimlerin bu şekilde eşleşmesine paralel yapı denir. Etkinlikleri tek bir listede bağlarken -ing biçimleri, to alan mastarlar ve fiilin yalın hâli arasında gereksiz yere geçiş yapmak yerine biçimleri tutarlı kullanın.

Alıştırma

Paralel listeyi write, edit ve present fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The course included ____ articles, ____ audio, and ____ results.

Cevabı göster

writing · editing · presenting

Even as recently as 1918, Kalıp ifadeler

1:55

Daha 1918 gibi yakın bir tarihte bile,

the Spanish flu spread internationally,

1:57

İspanyol gribi tüm dünyaya yayıldı

Kalıp ifadeler

Even as recently as 1918: şaşırtıcı derecede yakın bir zaman

even as recently as + zaman noktası kalıbı, o tarihi şaşırtıcı derecede günümüze yakın ya da konuşulan zaman çizelgesinde beklenmedik ölçüde geç bir nokta olarak sunar. Burada 1918, daha önce sözü edilen Orta Çağ ve 16. yüzyıla göre çok daha yakın bir dönem olarak gösterilir. İki as, sabit zaman kalıbı as recently as yapısının parçalarıdır; iki şey arasında sıradan bir eşitlik derecesi karşılaştırması yapmaz. Even vurguyu artırır: konuşan kişi, dinleyicinin olayın yalnızca daha uzak bir geçmişte kaldığını düşünmüş olabileceğini varsayar.

Alıştırma

2019’u şaşırtıcı ölçüde günümüze yakın gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even ____ 2019, the office still required paper forms.

Cevabı göster

as recently as

and within a few months,

1:59

ve birkaç ay içinde

1/3 of the entire world's population was infected,

2:00

tüm dünya nüfusunun üçte biri hastalığa yakalandı

and 3 to 5% of the world died.

2:04

ve dünya nüfusunun yüzde 3 ila 5'i hayatını kaybetti.

Today,

2:06

Günümüzde,

most of our flu worries are based around the pain of needles. Kelime

2:07

griple ilgili endişelerimizin çoğu iğne acısından ibaret.

Kelime

based around: dayanak değil, ana odak

Burada based around, iğne acısını insanların griple ilgili endişelerinin ana odağı olarak gösterir. Endişelerin kanıta dayandığı anlamına gelmez; “merkezinde olmak” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu ifade gayriresmî İngilizcede kullanılır, ancak based genellikle bir dayanak veya gerekçe, around ise bir merkez çağrıştırdığı için daha az kesin gelebilir.

Alıştırma

Ana odak çevrim içi güvenliktir. Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The workshop is ___ online safety.

  1. removed from
  2. based on
  3. centered around
Cevabı göster

centered around

Modern medicine saves millions of lives.

2:11

Modern tıp milyonlarca hayat kurtarıyor.

The smallpox vaccine fully eradicated the disease from our planet. Kalıp ifadeler

2:14

Çiçek aşısı, hastalığı gezegenimizden tamamen yok etti.

Kalıp ifadeler

eradicate ... from ...: bir kapsamdan tamamen kaldırmak

Eradicated the disease from our planet ifadesi eradicate + zararlı şey + from + yer veya kapsam kalıbını kullanır. Hastalığı dünya çapındaki bu kapsamdan tamamen ortadan kaldırmak demektir. Eradicate, bir nüfus veya bölge düzeyinde tamamen yok etmeyi anlatır. Zaten hasta olan tek bir kişiyi iyileştirmek anlamına gelmez; burada aşı, hastalığın dünya çapında ortadan kaldırılmasını mümkün kılan önlem olarak sunulur.

Alıştırma

Örnekte eradicated the disease from our planet ne anlama geliyor?

  1. Hastalık daha az yaygın hâle geldi ancak dünya çapında varlığını sürdürdü.
  2. Bir hasta hastalıktan iyileşti.
  3. Hastalık dünya çapında tamamen ortadan kaldırıldı.
Cevabı göster

Hastalık dünya çapında tamamen ortadan kaldırıldı.

When diseases like SARS or Ebola appear,

2:17

SARS ya da Ebola gibi hastalıklar ortaya çıktığında

and the world prepares for a severe public health emergency, Kelime

2:20

ve dünya ciddi bir halk sağlığı acil durumuna hazırlandığında,

Kelime

public health emergency: halk sağlığı acil durumu

Bu cümlede public health emergency, bir topluluğu, ülkeyi veya daha geniş bir nüfusu etkileyen ve hükümetlerin, sağlık hizmetlerinin ya da başka kuruluşların koordineli müdahalesini gerektiren acil bir sağlık tehdidi anlamına gelir. Public health, tek bir kişinin tedavisinden çok toplumun sağlığına odaklanır. Emergency sözcüğü ciddiyet ve aciliyet katar. Bu nedenle ifadenin tamamı, yalnızca bir kişinin acil servise gitmesini değil, toplum ölçeğindeki bir olayı adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi public health emergency olarak tanımlanır?

  1. Rutin diş hekimi randevusunu unutan bir öğrenci
  2. Birden fazla topluluğa yayılan ve koordineli müdahale gerektiren bir salgın
  3. Ciddi bir kazadan sonra hemen tedavi edilmesi gereken bir hasta
Cevabı göster

Birden fazla topluluğa yayılan ve koordineli müdahale gerektiren bir salgın

far fewer people die due to international organization, Dilbilgisi

2:23

uluslararası koordinasyon,

modern technology,

2:26

modern teknoloji

and continued advancements in medicine.

2:27

ve tıpta süren ilerlemeler sayesinde çok daha az insan ölüyor.

Dilbilgisi

far fewer + sayılabilen çoğul isim

Far fewer people ifadesinde fewer, few sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve daha az sayıda insan anlamına gelir. Far karşılaştırmayı güçlendirir, yani farkın büyük olduğunu gösterir. Bu nedenle far fewer, «çok daha az sayıda» demektir; insanların fiziksel olarak uzakta olduğu anlamına gelmez. Fewer; people, errors veya tickets gibi sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır. Karşılaştırma ölçütü than ile açıkça belirtilebilir ya da önceki bağlam ölçütü belli ediyorsa söylenmeden bırakılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki «çok daha az sayıda» anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: After the software update, ____ complaints were reported.

Cevabı göster

far fewer

When Europe colonized the Americas, Kültür

2:29

Avrupa, Amerika kıtalarını sömürgeleştirdiğinde,

an estimated 100 million people died, Kelime

2:31

tahminen 100 milyon insan öldü.

Kültür

the Americas: Yalnızca ABD değil, Kuzey ve Güney Amerika

“The Americas”, Kuzey Amerika ile Güney Amerika’yı birlikte ifade eden çoğul bir coğrafi addır. Bağlama göre yakındaki adaları ve bölgeleri de kapsayabilir. Bu tarihî cümlede kapsamı geniş tutar: Avrupa sömürgeciliği iki kıtadaki bölgeleri etkilemiştir. Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi Kuzey ve Güney Amerika’yı birlikte ifade eden çoğul coğrafi adla tamamlayın: Early maps of ____ often left large inland areas unexplored.

Cevabı göster

the Americas

though pre-colonization populations of indigenous people is not well documented, Dilbilgisi

2:34

Ancak yerli halkların sömürgeleştirme öncesindeki nüfusları iyi belgelenmediğinden,

making some estimates millions higher. Dilbilgisi

2:38

bazı tahminlere göre bu sayı milyonlarca kişi daha yüksek.

Kelime

an estimated 100 million people: Bir sayının tahmin olduğunu belirtmek

“an estimated 100 million people” ifadesinde estimated sayıdan önce gelir ve bunun tamamen doğrulanmış bir sayım değil, gerekçeli bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. Kalıp an estimated + sayı veya miktar + isim şeklindedir. Bu kullanım kanıtların kesinlik düzeyini korur: konuşan kişi olası bir sayı verirken gerçek toplamın daha yüksek veya daha düşük olabileceğini de kabul eder.

Alıştırma

Kayıtlar eksik. Hangi cümle sayıyı doğrulanmış kesin bir sayım yerine açıkça bir tahmin olarak sunuyor?

  1. An estimated 20,000 birds passed through the reserve last year.
  2. Twenty thousand birds passed through the reserve last year.
  3. Exactly 20,000 birds passed through the reserve last year.
Cevabı göster

An estimated 20,000 birds passed through the reserve last year.

Dilbilgisi

making some estimates millions higher: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki making yan cümlesi, önceki durumun sonucunu ekler: sömürgeleştirme öncesi nüfuslar iyi belgelenmediği için bazı tahminler milyonlarca kişi daha yüksek çıkmaktadır. Making, önceki durumun tamamını mantıksal neden olarak alır; bir kişinin tahminleri kasıtlı olarak değiştirmesini anlatmaz. Bu, yaygın bir ek bilgi veren -ing yan cümlesidir: önceki durum, making + isim + tümleç. Genellikle “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirir” anlamına gelir. Burada millions higher, some estimates ifadesinin sonuçta ulaştığı düzeyi açıklayan bir nesne tümlecidir. Süreklilik bildiren bir zaman yapısı veya amaç yan cümlesi değildir.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new security checks added several steps, ____ the process much slower.

Cevabı göster

making

Dilbilgisi

populations of indigenous people is: özne-yüklem uyumu hatası

Vurgulanan bölümde populations, öznenin baş ismidir ve çoğuldur. of indigenous people edat öbeği yalnızca populations sözcüğünü niteler; onun sayısını değiştirmez. Bu nedenle standart özne-yüklem uyumu are gerektirir: populations of indigenous people are not well documented. Yükleme yakın olan people da is kullanımını doğrulamaz; people normalde çoğuldur. Baş isim tekil population olsaydı is onunla uyumlu olurdu: the population of indigenous people is not well documented.

Alıştırma

Şimdiki zamanda özne-yüklem uyumunu kullanarak cümleyi tamamlayın: Pre-colonization populations of Indigenous people ____ not well documented.

Cevabı göster

are

As many as 85 million people died in World War II, Kalıp ifadeler

2:41

İkinci Dünya Savaşı'nda 85 milyon kadar insan öldü

Kalıp ifadeler

As many as 85 million: çok büyük bir sayıyı vurgulamak

as many as + sayı kalıbı, miktarın bu yüksek sayıya ulaşmış olabileceğini belirtir. Burada 85 milyon yüksek bir tahmin olarak sunulur ve can kaybının ne kadar büyük olmuş olabileceği vurgulanır. Bu kalıp “en az” anlamına gelmez ve sıradan as many ... as karşılaştırma yapısı değildir. Bu kullanımda bütün ifade, miktarı vurgulamak için sayının önüne gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede as many as, şaşırtıcı derecede büyük olası bir sayıyı vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. At least 100,000 people may visit the festival.
  2. As many as 100,000 people may visit the festival.
  3. As few as 100,000 people may visit the festival.
Cevabı göster

As many as 100,000 people may visit the festival.

and in ancient agricultural societies,

2:44

ve eski tarım toplumlarında,

human violence caused 15% of all deaths.

2:46

insanlar arasındaki şiddet, tüm ölümlerin yüzde 15'ine neden oluyordu.

Today,

2:49

Günümüzde,

human violence accounts for around 1% of deaths. Kalıp ifadeler

2:50

insanlar arasındaki şiddet, ölümlerin yaklaşık yüzde 1'inden sorumlu.

Kalıp ifadeler

accounts for around 1%: toplam içindeki payı belirtmek

Bu istatistik yapısında X accounts for Y% of Z, X’in toplam Z’nin yüzde Y’sini oluşturduğu veya temsil ettiği anlamına gelir. Burada insan şiddeti bir ölüm nedeni kategorisidir ve tüm ölümlerin yaklaşık %1’ini oluşturur. accounts for ifadesinden sonraki yüzde, burada “toplam içindeki pay” anlamının kullanıldığını gösterir. Aynı fiil “açıklamak” anlamına da gelebilir ancak bu cümledeki görevi bu değildir.

Alıştırma

Cümleyi account for ifadesinin doğru üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: Rent ____ 40% of our monthly expenses.

Cevabı göster

accounts for

In 2012,

2:53

2012'de,

only 120,000 people died in war,

2:54

savaşlarda yalnızca 120 bin kişi öldü;

whereas 1.5 million died of diabetes. Anlatım akışı

2:56

diyabet nedeniyle ölenlerin sayısıysa 1,5 milyondu.

Anlatım akışı

Whereas: iki tam yan cümleyi karşılaştırma

Whereas iki tam yan cümleyi birbirine bağlar ve doğrudan bir karşıtlık belirtir. Burada aynı yıl içindeki çok daha düşük savaş kaynaklı ölüm sayısı ile çok daha yüksek diyabet kaynaklı ölüm sayısını karşılaştırır. Bu bağlaç, verilerin nasıl düzenlenip anlaşılacağını gösterir: iki olgu karşılaştırılmalıdır; ikinci olgu neden, sonuç veya daha sonra gerçekleşen bir olay olarak okunmamalıdır. Birbirine paralel iki olgu arasında büyük fark bulunduğunda özellikle yararlıdır.

Alıştırma

İki tam yan cümle arasındaki resmî karşıtlığı doğru biçimde gösteren bağlacı seçin: The north office cut energy use by 20 percent, ____ the south office used 5 percent more energy.

  1. therefore
  2. whereas
  3. after
  4. because
Cevabı göster

whereas

For the first time in human history, Kalıp ifadeler

3:00

İnsanlık tarihinde ilk kez,

when most people consider the future,

3:02

çoğu insan geleceği düşündüğünde

they don't assume war.

3:03

savaş çıkacağını varsaymıyor.

Kalıp ifadeler

For the first time in human history: benzeri görülmemiş bir değişimi çerçevelemek

Cümlenin başındaki bu çerçeve, ardından anlatılan durumu insanlık tarihinin tamamında benzeri görülmemiş bir gelişme olarak sunar. Kesin bir tarih belirtmez; dinleyiciden bugünü insanlığın bütün geçmişiyle karşılaştırmasını ister. Başta kullanılması, sonraki iddiaya daha fazla ağırlık verir ve insanların geçmişte genellikle beklediği durumdan bir kopuş olduğunu gösterir. Kapsamı çok geniş olduğu için güçlü bir retorik iddia oluşturur.

Alıştırma

Olayı bütün insanlık tarihinde benzeri görülmemiş olarak çerçeveleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, a human-made spacecraft has entered interstellar space.

Cevabı göster

For the first time in human history

As we look to this year,

3:05

Bu yıla baktığımızda,

while there is still starvation, Dilbilgisi

3:06

hâlâ açlık,

disease,

3:08

hastalık,

war,

3:08

savaş

and inequalities,

3:09

ve eşitsizlikler olsa da

it's drastically better than most of human history.

3:10

durum, insanlık tarihinin büyük bölümüne kıyasla çok daha iyi.

Dilbilgisi

'while there is still ...' ifadesindeki ödünleme bildiren while

Buradaki while, ‘-dığı sırada’ değil, ‘-e rağmen’ veya ‘olsa da’ anlamındadır. while there is still ... yan cümlesi ciddi sorunların hâlâ var olduğunu kabul eder. Ana cümle daha sonra bununla karşıtlık oluşturan genel bir değerlendirme sunar: koşullar insanlık tarihinin büyük bölümüne göre çok daha iyidir. Bu kalıp dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur: önce gerçek bir sınırlamayı kabul eder, ardından daha geniş sonucu belirtirsiniz.

Alıştırma

'While the store is still small, its online sales are growing fast,' cümlesinde while ne işlev görür?

  1. Satışların artması için mağazanın küçülmesi gerektiğini söyler.
  2. Devam eden bir sınırlamayı kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir nokta sunar.
  3. Satışların yalnızca mağazanın açık olduğu saatlerde arttığını söyler.
Cevabı göster

Devam eden bir sınırlamayı kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir nokta sunar.

But we must continue to be critical of our governments, Kalıp ifadeler

3:13

Ama hükümetlerimize eleştirel yaklaşmayı sürdürmeli,

challenge companies,

3:15

şirketleri sorgulamalı

and rethink the way human society is structured in order to continue progress. Dilbilgisi

3:16

ve ilerlemeyi sürdürmek için insan toplumunun yapılanma biçimini yeniden düşünmeliyiz.

Kalıp ifadeler

critical of: eleştirinin hedefi

be critical of + isim yapısında critical, olumsuz bir değerlendirme yapmak veya kusurlara dikkat çekmek anlamına gelir. Of, değerlendirilen kişiyi, kuruluşu, düşünceyi ya da eylemi belirtir. Bu ifade dikkatli ve gerekçeli bir eleştiriyi anlatabilir; hedefle ilgili her şeyi reddetmek anlamına gelmez. İfadenin gücü bağlama göre değişir ve zayıflıkları belirtmekten güçlü bir hoşnutsuzluk ifade etmeye kadar uzanabilir.

Alıştırma

‘Kusurlara dikkat çekmek’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The review was critical ____ the company's safety policy.

Cevabı göster

of

Dilbilgisi

İnsan toplumunun nasıl yapılandırıldığını yeniden düşünmek

Burada rethink fiilinin nesnesi the way human society is structured ad öbeğidir. the way ifadesi, yeniden değerlendirilmesi gereken sistemi veya düzeni açıklayan bir yan cümle başlatır. human society is structured bölümünde edilgen is structured, odağı toplumu kimin tasarladığına değil, toplumun kendisine ve nasıl düzenlendiğine verir. the way ifadesinden sonra yan cümle doğrudan gelir: the way society is structured; the way how society is structured kullanılmaz.

Alıştırma

Yeniden değerlendirilmekte olan düzeni belirtmek için the way + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We need to rethink the approval system is structured.
  2. We need to rethink the way how the approval system is structured.
  3. We need to rethink the way the approval system is structured.
Cevabı göster

We need to rethink the way the approval system is structured.

By acknowledging the successful human efforts in medical research, Dilbilgisi

3:20

Tıbbi araştırmalarda yapılan başarılı çalışmaları,

economic reform,

3:24

ekonomik reformları,

peace initiatives,

3:25

barış girişimlerini

and governmental support to decrease starvation,

3:26

ve açlığı,

disease,

3:28

hastalıkları

and violence,

3:28

ve şiddeti azaltmaya yönelik devlet desteğini takdir ederek,

we can find hope for the future.

3:29

gelecek için umut bulabiliriz.

Dilbilgisi

By acknowledging: by + -ing yapısıyla yöntemi belirtmek

Cümlenin başındaki By acknowledging ... ifadesi, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi veya eylemi belirtir: geçmiş çabaları kabul etmek umut bulmamıza yardımcı olur. Burada by bir son tarihi değil, yöntemi gösterir. Kalıp, by + fiilin -ing biçimidir ve ardından sonucu veren bir ana cümle gelir: By examining the evidence, we can make a better decision. -ing biçimindeki eylemi yaptığı anlaşılan kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır; burada we hem çabaları kabul eder hem de umut bulabilir.

Alıştırma

Cümleyi by + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the records carefully, the team found the source of the error.

Cevabı göster

By reviewing

Hope is a valuable notion to focus on

3:31

Umut, odaklanmaya değer bir düşüncedir

as we look for a way to be content in a world that,

3:33

çünkü içinde huzur bulmanın bir yolunu aradığımız dünya,

at times,

3:36

zaman zaman

can seem so overwhelmingly bad.

3:36

insanı bunaltacak kadar kötü görünebilir.

If you could use a little lighthearted fun, Ton ve niyet

3:39

Biraz hafif ve neşeli bir eğlenceye ihtiyacınız varsa,

Ton ve niyet

could use a little lighthearted fun: nazikçe ifade edilen bir ihtiyaç veya istek

Burada could use, “iyi gelirdi” veya “gerçekten isterdi” anlamına gelir. Birinin bir şeyi kullanma yeteneğine sahip olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, lighthearted fun kavramını dinleyenin ruh hâlini iyileştirebilecek bir şey olarak nazikçe sunar. If yan cümlesinde yumuşak bir koşul oluşturur: bu sana yardımcı olacaksa ardından bir öneri gelecektir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “iyi gelirdi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a stressful week, I ____ a little lighthearted fun.

Cevabı göster

could use

check out our latest t-shirt design,

3:40

en yeni tişört tasarımımıza göz atın:

The Rotation of the Earth Makes My Day, Deyimler

3:42

“Dünya'nın Dönüşü Günümü Güzelleştiriyor”

Deyimler

The Rotation of the Earth Makes My Day: deyim ve gerçek anlama dayalı kelime oyunu

Makes my day, “beni çok mutlu ediyor” veya “günümü güzel bir güne dönüştürüyor” anlamına gelen bir deyimdir. Özne olan The Rotation of the Earth, bu güzel duyguyu yaratan şey olarak sunulur. Başlıkta gerçek anlama dayalı bir kelime oyunu da vardır: Dünya’nın dönüşü, gündüz ve gece olarak yaşadığımız döngüyü oluşturur. Mizah, deyimsel anlam ile bilimle ilgili anlamın aynı anda anlaşılmasından doğar.

Alıştırma

“The Rotation of the Earth Makes My Day” başlığındaki kelime oyununu en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Yalnızca Dünya’nın her gün bir kez döndüğünü söyler.
  2. Konuşanın Dünya’nın dönüşünü durdurmak istediği anlamına gelir.
  3. Hem Dünya’nın dönüşünün gündüz-gece döngüsünü oluşturduğunu hem de bu fikrin konuşanı mutlu ettiğini anlatır.
Cevabı göster

Hem Dünya’nın dönüşünün gündüz-gece döngüsünü oluşturduğunu hem de bu fikrin konuşanı mutlu ettiğini anlatır.

which we just launched and is available for the next two weeks only at asapscience.com/merch.

3:44

Daha yeni çıkardığımız bu tasarım, önümüzdeki iki hafta boyunca yalnızca asapscience.com/merch adresinde satışta.

We really appreciate all the support through the years and couldn't make these videos without you.

3:49

Yıllar boyunca verdiğiniz tüm destek için size gerçekten minnettarız; siz olmasaydınız bu videoları hazırlayamazdık.

If you like our stuff,

3:53

İçeriklerimizi seviyorsanız,

be sure to give it a like,

3:54

videoyu beğenmeyi,

comment,

3:55

yorum yapmayı,

subscribe,

3:55

abone olmayı

and hit that bell button.

3:56

ve zil düğmesine basmayı unutmayın.

It all helps keep our channel going in the YouTube algorithm

3:57

Bunların hepsi YouTube algoritmasında kanalımızın ayakta kalmasına yardımcı oluyor

and means a lot to us. Ton ve niyet

4:00

ve bizim için çok şey ifade ediyor.

Ton ve niyet

means a lot to us: bizim için çok şey ifade ediyor

Bu cümlede means a lot to us, izleyicilerin desteğinin konuşan kişiler için çok önemli ve duygusal açıdan değerli olduğunu anlatır. Bir şeyin yalnızca yardımcı olduğunu söylemekten daha kişisel, sıcak ve içten bir teşekkür ifadesidir. Buradaki a lot, miktar ya da parasal değer anlamına gelmez. Temel yapı subject + mean/means a lot + to someone şeklindedir. Örnek: Your support means a lot to us.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tam olarak tamamlayın: Your support ____.

Cevabı göster

means a lot to us