Şimdiki Hayatınız ile Geçmişteki Hayatınız: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video geçmişteki kıtlık, salgın ve şiddeti bugünle karşılaştırıyor. Sorunlar sürse de tıp, kurum ve reformların riskleri azalttığını, ilerleme kanıtlarının umudu desteklediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “roll in” — Öbek fiiller: mesaj veya memelerin aralıksız ya da çok sayıda gelmesini anlayın; ifadeyi yanıt, sipariş ve sonuçlar için kullanın. 2. “accounts for” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir nedenin veya kategorinin toplam içindeki payını, özellikle yüzdelerle belirtin. 3. “By acknowledging” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: by + -ing biçiminin sonuca götüren yöntemi sunduğunu görün ve kabul edilen ilerlemeyi kanıta dayalı umutla bağlayın.
Bu derste
and uncertainty about the future.
0:04ve geleceğe dair belirsizlik yüzünden zor zamanlardan geçiyormuşuz gibi geliyor.
But as the memes roll in about it being a horrible time to be alive, Öbek fiiller
0:06Ama yaşamak için berbat bir dönemde olduğumuza dair internet esprileri peş peşe paylaşılırken,
roll in: sürekli veya çok sayıda gelmek
Bu cümlede roll in, “birbiri ardına ve çoğu zaman çok sayıda gelmek ya da ortaya çıkmak” anlamındadır. Burada memler sürekli paylaşılıyor veya yayımlanıyor. Bu öbek fiil, gelişleri fark edilir bir akış olarak sunar; gerçek anlamda yuvarlanmayı anlatmaz. Mesajların, siparişlerin, başvuruların, sonuçların, paranın veya insanların peş peşe gelmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “çok sayıda gelmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After the announcement, donations began to ____.
Cevabı göster
roll in
versus what it would have been in the past. Dilbilgisi
0:11geçmişte yaşasaydınız sahip olacağınız hayatla karşılaştırınca şaşırabilirsiniz.
what it would have been: geçmişte gerçekleşmemiş bir alternatif
Burada what it would have been, “gerçekleşmemiş alternatif bir geçmişte hayatınızın alacağı biçim veya içinde bulunacağı durum” anlamındadır. What, isim gibi işlev gören bir yan cümle başlatır; it ise your life ifadesine gönderme yapar. Would have been bu alternatifi şimdiden önceye yerleştirir ve karşı-olgusal olduğunu gösterir: konuşmacı bugünkü gerçekliği, gerçekten yaşanmamış bir geçmiş hayatla karşılaştırır. Aynı yapı seçimler, gerçekleşmemiş koşullar veya farklı tarihsel durumlar üzerinde düşünmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan karşı-olgusal yapıyla cümleyi tamamlayın ve it sözcüğünü life ifadesine gönderme yapmak için kullanın: Compare life with modern medicine to ____ two hundred years ago.
Cevabı göster
what it would have been
Much of history actually involves humans succumbing to malnutrition and hunger. Kalıp ifadeler
0:13Aslında tarihin büyük bölümü, insanların yetersiz beslenme ve açlığa yenik düşmesiyle dolu.
succumb to malnutrition and hunger ifadesinin anlamı ve yapısı
Bu cümlede succumbing to malnutrition and hunger, bu koşullara karşı koyamayıp yenik düşmek ve bunun sonucunda ölmek anlamına gelir. Succumb, insanların yıkıcı bir güce direnemediğini anlatır; gönüllü olarak teslim olma kararını ifade etmez. Kalıp succumb to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to, kişiyi alt eden şeyi tanıtan bir edattır. Bu nedenle yapı; hastalık, baskı, ayartma veya başka güçlü bir etken karşısında yenik düşmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi succumb to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite intensive treatment, the patient eventually ____ the infection.
Cevabı göster
succumbed to
a severe drought could hit and 5 to 10% of the entire population would die. Dilbilgisi
0:18şiddetli bir kuraklık baş gösterdiğinde tüm nüfusun yüzde 5 ila 10'u ölebilirdi.
could hit ... would die: olası koşul ve öngörülen sonuç
Cümle, açıkça söylenmeyen bir koşul-sonuç zinciri kurar. Could hit, şiddetli bir kuraklığı gerçekleşmesi mümkün bir olay olarak sunar. Would die ise bu varsayımsal durumda beklenen sonucu verir: böyle bir kuraklık yaşansaydı nüfusun %5 ila %10'u ölürdü. Burada iki modal fiil de basitçe geçmiş zaman işareti olarak kullanılmaz. Bu yapı, tarih özetlerinde ve risk analizlerinde tam bir if cümlesi yazmadan önce olası bir tetikleyiciyi belirtmeye, ardından ne olacağını öngörmeye yarar.
Alıştırma
Bu cümledeki modal yapıya en uygun yorum hangisidir? A severe storm could hit, and the roads would become impassable.
- Fırtına kesindir, ancak yolların geçilemez hâle gelmesi yalnızca zayıf bir olasılıktır.
- Hem fırtına hem de yolların durumu doğrulanmış geçmiş olaylardır.
- Fırtına olasıdır ve yolların geçilemez hâle gelmesi, fırtına gerçekleşirse öngörülen sonuçtur.
Cevabı göster
Fırtına olasıdır ve yolların geçilemez hâle gelmesi, fırtına gerçekleşirse öngörülen sonuçtur.
things aren't perfect today with 11% of even France suffering from food insecurity, Kelime
0:24bugün de her şey kusursuz değil; Fransa'da bile nüfusun yüzde 11'i gıda güvensizliği yaşıyor.
“food insecurity” ifadesini anlamak
Bu cümlede food insecurity, yeterli miktarda, uygun fiyatlı ve besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememek anlamına gelir. İnsanlar her an açlık hissetmeseler bile ne yediklerini ve ne kadar düzenli beslendiklerini etkileyebilir. Bu terim erişim, istikrar ve beslenme yeterliliğiyle ilgilidir. Burada ardından gelen kısıtlı ve daha az besleyici beslenme açıklaması kavramı somutlaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede food insecurity ne anlama geliyor?
- Bulaşmış veya yenmesi güvenli olmayabilecek gıda
- Yemekten önce hissedilen geçici açlık
- Yeterli miktarda besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememe
Cevabı göster
Yeterli miktarda besleyici gıdaya güvenilir biçimde erişememe
which means their diet is limited due to socioeconomic status, Notlar
0:29Bu da sosyoekonomik durumları nedeniyle beslenme seçeneklerinin kısıtlı olduğu
Socioeconomic status: sosyoekonomik durum
Socioeconomic status, bir kişinin veya grubun sosyal ve ekonomik koşullarının birleşimini ifade eder. Genellikle tek bir faktör yerine gelir, eğitim ve meslek gibi birden fazla faktör üzerinden değerlendirilir. Bu cümlede due to socioeconomic status, bu koşulların insanların ulaşabildiği yiyecekleri sınırladığını belirtir. Terim, yalnızca gelir anlamına gelmeden kaynak ve fırsat farklılıklarını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümledeki socioeconomic status ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Kaynaklara erişimi etkileyebilen birleşik sosyal ve ekonomik koşullar
- Yalnızca bir kişinin kazandığı para miktarı
- Bir kişinin sosyal medya hesabındaki güncel durum paylaşımı
Cevabı göster
Kaynaklara erişimi etkileyebilen birleşik sosyal ve ekonomik koşullar
and they eat less nutritious foods and excess amounts of carbohydrates and salt. Kalıp ifadeler
0:32ve daha az besleyici gıdaların yanı sıra aşırı miktarda karbonhidrat ve tuz tükettikleri anlamına geliyor.
Açıklamaya bağlayan “which means”
Bu cümlede which, en yakındaki isim olan France sözcüğüne değil, gıda güvensizliği hakkındaki önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. Means, bu durumun pratikte neleri içerdiğini açıklar. Bu ifade, açıklamayı genel bir etiketten somut sonuçlara taşır: kısıtlı beslenme, daha az besleyici gıdalar ve aşırı miktarda karbonhidrat ile tuz.
Alıştırma
Cümleyi which ve mean sözcüğünün doğru biçimiyle oluşturulan bağlayıcıyla tamamlayın: The museum is closed on Mondays, ____ we should visit on Tuesday.
Cevabı göster
which means
Excess amounts of: aşırı miktarda
Excess amounts of, ihtiyaç duyulan, sağlıklı, önerilen veya izin verilen düzeyin ötesindeki miktarlar anlamına gelir. Excess, amounts sözcüğünü niteler; of ise gereğinden fazla miktarda bulunan maddeyi veya şeyi belirtir. Burada ifade, karbonhidrat ve tuz miktarlarının yalnızca büyük değil, aşırı yüksek olduğunu söyler. Bu nedenle beklenen bir sınır veya standarda dayalı olumsuz bir değerlendirme taşır.
Alıştırma
Cümleyi “önerilen miktardan daha fazla” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The inspection found ____ chemical waste in the storage area.
Cevabı göster
excess amounts of
But compare this to the years of 1692 to 1694, Anlatım akışı
0:36Ancak bunu 1692 ile 1694 arasındaki dönemle karşılaştırın;
Yeni bir karşılaştırma işareti olarak compare this to
Compare this to, emir biçiminde bir söylem işaretidir: dinleyiciden az önce sözü edilen durumu yeni bir referans noktasıyla yan yana koymasını ister. Burada this günümüzdeki duruma geri gönderme yaparken to the years... tarihsel karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu ifade, savın bir sonraki adımını açıkça gösterir. Konuşan veya yazan kişi, bir kanıt grubundan diğerine geçmek ve dinleyiciyi bir karşılaştırmaya yönlendirmek için Compare this to + isim öbeği yapısını kullanabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklük karşılaştırma işaretini aynen kullanarak tamamlayın: The old laptop starts in ninety seconds. ____ the new one, which starts in fifteen.
Cevabı göster
Compare this to
literally died because food was simply too expensive. Kelime
0:42sırf yiyecekler çok pahalı olduğu için kelimenin tam anlamıyla öldü.
Olgusal ve mecazi olmayan bir iddia olarak literally died
Literally died ifadesinde literally, died sözcüğünü kesin ve mecazi olmayan anlamıyla anlamamız gerektiğini gösterir: insanlar gerçekten hayatlarını kaybetmiştir. Yüzde ve tarihsel iddia, duygusal bir abartıdan ziyade olgusal bir okumayı destekler. Daha genel olarak literally, dramatik veya mecazi görünebilecek bir ifadenin gerçekte doğru olduğunu gösterebilir. Mecazi yorumu dışlar; yalnızca very anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir öğrenci "I literally died when I saw my test score," diyor, ancak yalnızca şaşırdığını ve utandığını kastediyor. Literally burada kesin olgusal anlamıyla mı kullanılıyor?
- Evet, gerçek bir ölüm bildiriyor.
- Hayır, gündelik bir abartıdır.
Cevabı göster
Hayır, gündelik bir abartıdır.
while millions do suffer from malnutrition, Dilbilgisi
0:46milyonlarca insan yetersiz beslenmeden muzdarip olsa da
do suffer ifadesindeki vurgulu do
Bu olumlu yan cümlede do, suffer fiilini vurgular: milyonlarca insan gerçekten yetersiz beslenmeden muzdariptir. Gerçeği yalnızca bildirmek yerine güçlü biçimde doğrular. Vurgulu do sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle do suffer doğrudur. Burada while önce gerçek bir noktayı kabul eder, ardından konuşmacı onunla karşıtlık oluşturan ana düşünceye geçer.
Alıştırma
Gerçeği vurgulayarak doğrulayan yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Some families ____ need help, even though conditions have improved.
Cevabı göster
do
help to ensure that most are not dying. Kalıp ifadeler
0:52insanların çoğunun bu yüzden ölmesini önlemeye yardımcı oluyor.
NGOs: hükûmet dışı kuruluşlar
NGO, non-governmental organization ifadesinin kısaltmasıdır; NGOs ise çoğul biçimidir. Bir NGO genellikle devletin doğrudan denetimi dışında faaliyet gösteren, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur ve çoğunlukla yardım, sağlık, eğitim, insan hakları veya çevre gibi alanlarda çalışır. Bu cümlede NGOs ile government agencies yan yana bağlanmıştır; yani aynı sonuca katkıda bulunan iki ayrı aktör türüdür. Sondaki s, birden fazla NGO olduğunu gösterir ve açık yazılan ifadenin parçası değildir.
Alıştırma
Hangi grup doğru biçimde bir NGO olarak tanımlanabilir?
- Bir belediye yönetimi içindeki bölüm
- Devlet politikasını hazırlayan ulusal bir bakanlık
- Devletin parçası olmayan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşu
Cevabı göster
Devletin parçası olmayan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşu
help to ensure that: bir sonuca katkıda bulunmak
Help to ensure that, “bir şeyin gerçekleşmesini veya doğru kalmasını sağlamaya katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada birleşik özne, sonucu destekleyen bir dizi etken olarak sunulur; tek ve mutlak bir güvence olarak değil. Kalıp subject + help to ensure that + clause şeklindedir. Help sözcüğünden sonra to, temel anlam değişmeden atılabilir: help ensure that.
Alıştırma
Help sözcüğünden sonraki to sözcüğünü koruyarak cümleyi dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Regular backups ____ important files are not lost.
Cevabı göster
help to ensure that
more people are overweight than suffering from malnutrition. Dilbilgisi
0:57fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenenlerin sayısını aşıyor.
more people are overweight than suffering from malnutrition: grup büyüklüklerini karşılaştırmak
Bu karşılaştırma iki gruptaki insan sayısıyla ilgilidir: fazla kilolu olanlar ve yetersiz beslenmeden muzdarip olanlar. More, people sözcüğünü niteler; dolayısıyla ilk grup daha büyüktür. Than sözcüğünden sonra tekrarlanan people are sözcükleri atılmıştır. Yapıyı anlamak için son kısmı than people are suffering from malnutrition şeklinde tamamlayabilirsiniz. Böylece iki durum paralel kalır; people ile suffering eylemi karşılaştırılmaz.
Alıştırma
“More people are overweight than suffering from malnutrition” cümlesindeki karşılaştırma ne anlama gelir?
- Yetersiz beslenmeden muzdarip insanlar daha fazla kilolu hâle geliyor.
- Fazla kilolu olan herkes aynı zamanda yetersiz beslenmeden muzdariptir.
- Fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenmeden muzdarip insanların sayısından daha fazladır.
Cevabı göster
Fazla kilolu insanların sayısı, yetersiz beslenmeden muzdarip insanların sayısından daha fazladır.
or angry gods killed 75 to 200 million people.
1:09ya da öfkeli tanrılardan kaynaklandığını sandığı korkunç bir salgın, 75 ila 200 milyon insanı öldürdü.
We now realize it was the flea-dwelling bacterium Yersinia pestis, known historically as the Black Death. Notlar
1:14Artık bunun, tarihte Kara Ölüm olarak bilinen ve pirelerde barınan Yersinia pestis bakterisi olduğunu biliyoruz.
Yersinia pestis ve Black Death
Yersinia pestis bakterinin bilimsel adıdır. Black Death, yani Kara Ölüm, yıkıcı veba pandemisinin tarihsel adıdır; bakterinin ikinci bir bilimsel adı değildir. Cümle, patojen ile tarihsel olay arasındaki ilişkiyi kısaltarak anlatır. Modern kanıtların Yersinia pestis'i, tarihsel olarak Black Death diye adlandırılan salgının arkasındaki bakteri olarak belirlediği anlamında okunmalıdır.
Alıştırma
Hangi ifade cümledeki ayrımı en doğru biçimde korur?
- Yersinia pestis ile Black Death birbiriyle ilgisiz iki hastalıktır.
- Black Death, Yersinia pestis bakterisinin yol açtığı tarihsel bir pandemiydi.
- Black Death bir pirenin başka bir bilimsel adıdır.
Cevabı göster
Black Death, Yersinia pestis bakterisinin yol açtığı tarihsel bir pandemiydi.
known historically as: tarihsel olarak ... diye bilinen
Known historically as, “tarihsel kayıtlarda veya anlatılarda bu adla anılmak” demektir. Historically, known as ifadesini niteler; kişinin, yerin, hastalığın, nesnenin veya kurumun yalnızca geçmişte var olduğu anlamına gelmez. Burada known, önceki isim öbeğine ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortacıdır. Tam yapı “which was known historically as ...” şeklindedir ve bu kısaltılmış yapı resmî açıklama yazılarında yaygındır.
Alıştırma
“Tarihsel anlatılarda bu adla anılmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The port, ____ Old Harbor, was once a center of trade.
Cevabı göster
known historically as
people really had no idea what was killing them. Dilbilgisi
1:21insanların kendilerini neyin öldürdüğü konusunda gerçekten hiçbir fikri yoktu.
kendilerini neyin öldürdüğünü hiç bilmiyorlardı
Bu cümlede had no idea, hiç bilmiyorlardı anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi had, bu bilgisizliği anlatılan geçmiş ana yerleştirir. What was killing them, idea sözcüğünün içeriğini tamamlayan gömülü bir wh yan cümlesidir. Doğrudan soru devrikliği değil, yan cümle sözcük dizilişi kullanılır. Burada what zaten was killing yapısının öznesidir; bu yüzden it gibi ek bir özne gerekmez: have no idea what was killing them.
Alıştırma
have no idea ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve doğru gömülü wh yan cümlesi dizilişini kullanarak cümleyi tamamlayın: At first, the doctors ____ what ____ the fever.
Cevabı göster
had no idea · was causing
had an individual on it carrying an early case of smallpox virus.
1:27çiçek virüsü taşıyan, hastalığın erken vakalarından biri olan bir kişi vardı.
Meksika'ya doğru giden bir İspanyol filosu
a Spanish flotilla heading to Mexico ad öbeğinde heading to Mexico, flotilla sözcüğünden sonra gelen ve filoyu belirleyen ya da betimleyen bir present participle yan cümlesidir. that was heading to Mexico biçiminde genişletilebilir. Heading, cümlenin temel çekimli fiili değildir. Ana cümle a Spanish flotilla ... had an individual on it şeklinde devam eder; bu yapıyı tanımak uzun ad öbeklerini çözümlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Köşeli parantez içindeki ilgi yan cümlesini tek sözcüğe indirin: The bus [that is heading] to the airport is full. The bus ____ to the airport is full.
Cevabı göster
heading
the disease had killed 1/3 of Mexico's population. Dilbilgisi
1:31hastalık Meksika nüfusunun üçte birini öldürdü.
had killed: geçmişteki bir referans noktasından önce tamamlanan eylem
Had killed, had + geçmiş zaman ortacı killed yapısıyla kurulan past perfect biçimidir. Ölümlerin geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce tamamlanmış olduğunu gösterir; burada referans noktası, hastalığın daha önce tanıtıldığı anlatıdaki iki aylık sürenin sonudur. Tarihsel anlatıda bu zaman, okurun geçmişteki bir referans noktasından daha geriye bakmasını ve olayların sırasını anlamasını sağlar. Tek başına sonucun günümüze kadar sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi destroy fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time firefighters arrived, the fire ____ three rooms.
Cevabı göster
had destroyed
there were so many infectious disease outbreaks in Mexico Dilbilgisi
1:36Meksika'da o kadar çok bulaşıcı hastalık salgını çıktı ki
that the population fell from 22 million to 2 million over the course of only 60 years. Kalıp ifadeler
1:39nüfus yalnızca 60 yıl içinde 22 milyondan 2 milyona düştü.
so many ... that: miktarı bir sonuca bağlamak
So many infectious disease outbreaks ... that the population fell, so many + sayılabilen çoğul isim + that + sonuç cümleciği biçimindeki miktar-sonuç yapısını kullanır. Many, sayılabilen çoğul outbreaks ismiyle eşleşir; that ise aşırı sayının sonucunu tanıtır. in Mexico gibi ayrıntı ekleyen sözcükler yapıyı bozmadan that ifadesinden önce gelebilir. Buradaki that bir amacı değil, sonucu tanıtır.
Alıştırma
Miktar-sonuç yapısını tamamlayın: The clinic received ____ appointment requests ____ it opened on Saturdays.
Cevabı göster
so many · that
fell from ... to ... over the course of ...: ... değerinden ... değerine dönem boyunca düşmek
Fell from A to B bir düşüşü anlatır: A başlangıç değeri, B ise daha düşük olan son değerdir. Burada nüfus 22 milyondan başlayıp 2 milyona iner; dolayısıyla fell, bir kişinin fiziksel olarak düşmesini değil, bir sayının azalmasını ifade eder. Over the course of değişimin gerçekleştiği dönemin tamamını belirtir. Only, tarihsel ölçekte 60 yılın şaşırtıcı derecede kısa bir süre olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir dönem boyunca başlangıç değerinden son değere düşüşü anlatan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The town's population ____ 80,000 ____ 50,000 ____ ten years.
Cevabı göster
fell from · to · over the course of
and nobody knew how to cure them.
1:47ve kimse bu hastalıkların nasıl tedavi edileceğini bilmiyordu.
dying of diseases: die of + neden
Die of + neden, bir hastalığın, fiziksel durumun ya da yiyecek ve su gibi temel bir şeyin eksikliğinin doğrudan ölüme yol açtığını belirtir. Dying of diseases içinde nedeni diseases verir; of alışılmış kalıbın bir parçasıdır ve her ölüm türünde kullanılabilecek genel bir edat değildir. Were dying geçmişte devam eden zamanı gösterir. Constantly ile birlikte, ölümleri tek ve yalıtılmış bir olay olarak değil, o dönem boyunca tekrar tekrar gerçekleşen olaylar olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle koleranın kendisini en doğal biçimde doğrudan ölüm nedeni olarak gösterir?
- Several villagers died of cholera.
- Several villagers died by cholera.
- Several villagers died at cholera.
- Several villagers died in cholera.
Cevabı göster
Several villagers died of cholera.
Remedies at the time included praying, Dilbilgisi
1:49O dönemin tedavi yöntemleri arasında dua etmek,
included praying, having ... or rubbing ...: paralel -ing biçimleri
included ifadesinden sonra üç alternatif etkinlik sıralanır: praying, having cold baths veya rubbing black beetles on sores. Birbirine bağlanan her öge -ing biçimiyle başlar ve aynı dilbilgisel konumda bulunur. Cümle bunları tarihî tedaviler olarak aktarır; tavsiye etmez. Biçimlerin bu şekilde eşleşmesine paralel yapı denir. Etkinlikleri tek bir listede bağlarken -ing biçimleri, to alan mastarlar ve fiilin yalın hâli arasında gereksiz yere geçiş yapmak yerine biçimleri tutarlı kullanın.
Alıştırma
Paralel listeyi write, edit ve present fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The course included ____ articles, ____ audio, and ____ results.
Cevabı göster
writing · editing · presenting
Even as recently as 1918: şaşırtıcı derecede yakın bir zaman
even as recently as + zaman noktası kalıbı, o tarihi şaşırtıcı derecede günümüze yakın ya da konuşulan zaman çizelgesinde beklenmedik ölçüde geç bir nokta olarak sunar. Burada 1918, daha önce sözü edilen Orta Çağ ve 16. yüzyıla göre çok daha yakın bir dönem olarak gösterilir. İki as, sabit zaman kalıbı as recently as yapısının parçalarıdır; iki şey arasında sıradan bir eşitlik derecesi karşılaştırması yapmaz. Even vurguyu artırır: konuşan kişi, dinleyicinin olayın yalnızca daha uzak bir geçmişte kaldığını düşünmüş olabileceğini varsayar.
Alıştırma
2019’u şaşırtıcı ölçüde günümüze yakın gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even ____ 2019, the office still required paper forms.
Cevabı göster
as recently as
1/3 of the entire world's population was infected,
2:00tüm dünya nüfusunun üçte biri hastalığa yakalandı
most of our flu worries are based around the pain of needles. Kelime
2:07griple ilgili endişelerimizin çoğu iğne acısından ibaret.
based around: dayanak değil, ana odak
Burada based around, iğne acısını insanların griple ilgili endişelerinin ana odağı olarak gösterir. Endişelerin kanıta dayandığı anlamına gelmez; “merkezinde olmak” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu ifade gayriresmî İngilizcede kullanılır, ancak based genellikle bir dayanak veya gerekçe, around ise bir merkez çağrıştırdığı için daha az kesin gelebilir.
Alıştırma
Ana odak çevrim içi güvenliktir. Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The workshop is ___ online safety.
- removed from
- based on
- centered around
Cevabı göster
centered around
The smallpox vaccine fully eradicated the disease from our planet. Kalıp ifadeler
2:14Çiçek aşısı, hastalığı gezegenimizden tamamen yok etti.
eradicate ... from ...: bir kapsamdan tamamen kaldırmak
Eradicated the disease from our planet ifadesi eradicate + zararlı şey + from + yer veya kapsam kalıbını kullanır. Hastalığı dünya çapındaki bu kapsamdan tamamen ortadan kaldırmak demektir. Eradicate, bir nüfus veya bölge düzeyinde tamamen yok etmeyi anlatır. Zaten hasta olan tek bir kişiyi iyileştirmek anlamına gelmez; burada aşı, hastalığın dünya çapında ortadan kaldırılmasını mümkün kılan önlem olarak sunulur.
Alıştırma
Örnekte eradicated the disease from our planet ne anlama geliyor?
- Hastalık daha az yaygın hâle geldi ancak dünya çapında varlığını sürdürdü.
- Bir hasta hastalıktan iyileşti.
- Hastalık dünya çapında tamamen ortadan kaldırıldı.
Cevabı göster
Hastalık dünya çapında tamamen ortadan kaldırıldı.
and the world prepares for a severe public health emergency, Kelime
2:20ve dünya ciddi bir halk sağlığı acil durumuna hazırlandığında,
public health emergency: halk sağlığı acil durumu
Bu cümlede public health emergency, bir topluluğu, ülkeyi veya daha geniş bir nüfusu etkileyen ve hükümetlerin, sağlık hizmetlerinin ya da başka kuruluşların koordineli müdahalesini gerektiren acil bir sağlık tehdidi anlamına gelir. Public health, tek bir kişinin tedavisinden çok toplumun sağlığına odaklanır. Emergency sözcüğü ciddiyet ve aciliyet katar. Bu nedenle ifadenin tamamı, yalnızca bir kişinin acil servise gitmesini değil, toplum ölçeğindeki bir olayı adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi public health emergency olarak tanımlanır?
- Rutin diş hekimi randevusunu unutan bir öğrenci
- Birden fazla topluluğa yayılan ve koordineli müdahale gerektiren bir salgın
- Ciddi bir kazadan sonra hemen tedavi edilmesi gereken bir hasta
Cevabı göster
Birden fazla topluluğa yayılan ve koordineli müdahale gerektiren bir salgın
and continued advancements in medicine.
2:27ve tıpta süren ilerlemeler sayesinde çok daha az insan ölüyor.
far fewer + sayılabilen çoğul isim
Far fewer people ifadesinde fewer, few sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve daha az sayıda insan anlamına gelir. Far karşılaştırmayı güçlendirir, yani farkın büyük olduğunu gösterir. Bu nedenle far fewer, «çok daha az sayıda» demektir; insanların fiziksel olarak uzakta olduğu anlamına gelmez. Fewer; people, errors veya tickets gibi sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır. Karşılaştırma ölçütü than ile açıkça belirtilebilir ya da önceki bağlam ölçütü belli ediyorsa söylenmeden bırakılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki «çok daha az sayıda» anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: After the software update, ____ complaints were reported.
Cevabı göster
far fewer
the Americas: Yalnızca ABD değil, Kuzey ve Güney Amerika
“The Americas”, Kuzey Amerika ile Güney Amerika’yı birlikte ifade eden çoğul bir coğrafi addır. Bağlama göre yakındaki adaları ve bölgeleri de kapsayabilir. Bu tarihî cümlede kapsamı geniş tutar: Avrupa sömürgeciliği iki kıtadaki bölgeleri etkilemiştir. Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi Kuzey ve Güney Amerika’yı birlikte ifade eden çoğul coğrafi adla tamamlayın: Early maps of ____ often left large inland areas unexplored.
Cevabı göster
the Americas
though pre-colonization populations of indigenous people is not well documented, Dilbilgisi
2:34Ancak yerli halkların sömürgeleştirme öncesindeki nüfusları iyi belgelenmediğinden,
making some estimates millions higher. Dilbilgisi
2:38bazı tahminlere göre bu sayı milyonlarca kişi daha yüksek.
an estimated 100 million people: Bir sayının tahmin olduğunu belirtmek
“an estimated 100 million people” ifadesinde estimated sayıdan önce gelir ve bunun tamamen doğrulanmış bir sayım değil, gerekçeli bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. Kalıp an estimated + sayı veya miktar + isim şeklindedir. Bu kullanım kanıtların kesinlik düzeyini korur: konuşan kişi olası bir sayı verirken gerçek toplamın daha yüksek veya daha düşük olabileceğini de kabul eder.
Alıştırma
Kayıtlar eksik. Hangi cümle sayıyı doğrulanmış kesin bir sayım yerine açıkça bir tahmin olarak sunuyor?
- An estimated 20,000 birds passed through the reserve last year.
- Twenty thousand birds passed through the reserve last year.
- Exactly 20,000 birds passed through the reserve last year.
Cevabı göster
An estimated 20,000 birds passed through the reserve last year.
making some estimates millions higher: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki making yan cümlesi, önceki durumun sonucunu ekler: sömürgeleştirme öncesi nüfuslar iyi belgelenmediği için bazı tahminler milyonlarca kişi daha yüksek çıkmaktadır. Making, önceki durumun tamamını mantıksal neden olarak alır; bir kişinin tahminleri kasıtlı olarak değiştirmesini anlatmaz. Bu, yaygın bir ek bilgi veren -ing yan cümlesidir: önceki durum, making + isim + tümleç. Genellikle “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirir” anlamına gelir. Burada millions higher, some estimates ifadesinin sonuçta ulaştığı düzeyi açıklayan bir nesne tümlecidir. Süreklilik bildiren bir zaman yapısı veya amaç yan cümlesi değildir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new security checks added several steps, ____ the process much slower.
Cevabı göster
making
populations of indigenous people is: özne-yüklem uyumu hatası
Vurgulanan bölümde populations, öznenin baş ismidir ve çoğuldur. of indigenous people edat öbeği yalnızca populations sözcüğünü niteler; onun sayısını değiştirmez. Bu nedenle standart özne-yüklem uyumu are gerektirir: populations of indigenous people are not well documented. Yükleme yakın olan people da is kullanımını doğrulamaz; people normalde çoğuldur. Baş isim tekil population olsaydı is onunla uyumlu olurdu: the population of indigenous people is not well documented.
Alıştırma
Şimdiki zamanda özne-yüklem uyumunu kullanarak cümleyi tamamlayın: Pre-colonization populations of Indigenous people ____ not well documented.
Cevabı göster
are
As many as 85 million people died in World War II, Kalıp ifadeler
2:41İkinci Dünya Savaşı'nda 85 milyon kadar insan öldü
As many as 85 million: çok büyük bir sayıyı vurgulamak
as many as + sayı kalıbı, miktarın bu yüksek sayıya ulaşmış olabileceğini belirtir. Burada 85 milyon yüksek bir tahmin olarak sunulur ve can kaybının ne kadar büyük olmuş olabileceği vurgulanır. Bu kalıp “en az” anlamına gelmez ve sıradan as many ... as karşılaştırma yapısı değildir. Bu kullanımda bütün ifade, miktarı vurgulamak için sayının önüne gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede as many as, şaşırtıcı derecede büyük olası bir sayıyı vurgulamak için kullanılmıştır?
- At least 100,000 people may visit the festival.
- As many as 100,000 people may visit the festival.
- As few as 100,000 people may visit the festival.
Cevabı göster
As many as 100,000 people may visit the festival.
human violence caused 15% of all deaths.
2:46insanlar arasındaki şiddet, tüm ölümlerin yüzde 15'ine neden oluyordu.
human violence accounts for around 1% of deaths. Kalıp ifadeler
2:50insanlar arasındaki şiddet, ölümlerin yaklaşık yüzde 1'inden sorumlu.
accounts for around 1%: toplam içindeki payı belirtmek
Bu istatistik yapısında X accounts for Y% of Z, X’in toplam Z’nin yüzde Y’sini oluşturduğu veya temsil ettiği anlamına gelir. Burada insan şiddeti bir ölüm nedeni kategorisidir ve tüm ölümlerin yaklaşık %1’ini oluşturur. accounts for ifadesinden sonraki yüzde, burada “toplam içindeki pay” anlamının kullanıldığını gösterir. Aynı fiil “açıklamak” anlamına da gelebilir ancak bu cümledeki görevi bu değildir.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin doğru üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: Rent ____ 40% of our monthly expenses.
Cevabı göster
accounts for
whereas 1.5 million died of diabetes. Anlatım akışı
2:56diyabet nedeniyle ölenlerin sayısıysa 1,5 milyondu.
Whereas: iki tam yan cümleyi karşılaştırma
Whereas iki tam yan cümleyi birbirine bağlar ve doğrudan bir karşıtlık belirtir. Burada aynı yıl içindeki çok daha düşük savaş kaynaklı ölüm sayısı ile çok daha yüksek diyabet kaynaklı ölüm sayısını karşılaştırır. Bu bağlaç, verilerin nasıl düzenlenip anlaşılacağını gösterir: iki olgu karşılaştırılmalıdır; ikinci olgu neden, sonuç veya daha sonra gerçekleşen bir olay olarak okunmamalıdır. Birbirine paralel iki olgu arasında büyük fark bulunduğunda özellikle yararlıdır.
Alıştırma
İki tam yan cümle arasındaki resmî karşıtlığı doğru biçimde gösteren bağlacı seçin: The north office cut energy use by 20 percent, ____ the south office used 5 percent more energy.
- therefore
- whereas
- after
- because
Cevabı göster
whereas
For the first time in human history: benzeri görülmemiş bir değişimi çerçevelemek
Cümlenin başındaki bu çerçeve, ardından anlatılan durumu insanlık tarihinin tamamında benzeri görülmemiş bir gelişme olarak sunar. Kesin bir tarih belirtmez; dinleyiciden bugünü insanlığın bütün geçmişiyle karşılaştırmasını ister. Başta kullanılması, sonraki iddiaya daha fazla ağırlık verir ve insanların geçmişte genellikle beklediği durumdan bir kopuş olduğunu gösterir. Kapsamı çok geniş olduğu için güçlü bir retorik iddia oluşturur.
Alıştırma
Olayı bütün insanlık tarihinde benzeri görülmemiş olarak çerçeveleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, a human-made spacecraft has entered interstellar space.
Cevabı göster
For the first time in human history
it's drastically better than most of human history.
3:10durum, insanlık tarihinin büyük bölümüne kıyasla çok daha iyi.
'while there is still ...' ifadesindeki ödünleme bildiren while
Buradaki while, ‘-dığı sırada’ değil, ‘-e rağmen’ veya ‘olsa da’ anlamındadır. while there is still ... yan cümlesi ciddi sorunların hâlâ var olduğunu kabul eder. Ana cümle daha sonra bununla karşıtlık oluşturan genel bir değerlendirme sunar: koşullar insanlık tarihinin büyük bölümüne göre çok daha iyidir. Bu kalıp dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur: önce gerçek bir sınırlamayı kabul eder, ardından daha geniş sonucu belirtirsiniz.
Alıştırma
'While the store is still small, its online sales are growing fast,' cümlesinde while ne işlev görür?
- Satışların artması için mağazanın küçülmesi gerektiğini söyler.
- Devam eden bir sınırlamayı kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir nokta sunar.
- Satışların yalnızca mağazanın açık olduğu saatlerde arttığını söyler.
Cevabı göster
Devam eden bir sınırlamayı kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir nokta sunar.
But we must continue to be critical of our governments, Kalıp ifadeler
3:13Ama hükümetlerimize eleştirel yaklaşmayı sürdürmeli,
and rethink the way human society is structured in order to continue progress. Dilbilgisi
3:16ve ilerlemeyi sürdürmek için insan toplumunun yapılanma biçimini yeniden düşünmeliyiz.
critical of: eleştirinin hedefi
be critical of + isim yapısında critical, olumsuz bir değerlendirme yapmak veya kusurlara dikkat çekmek anlamına gelir. Of, değerlendirilen kişiyi, kuruluşu, düşünceyi ya da eylemi belirtir. Bu ifade dikkatli ve gerekçeli bir eleştiriyi anlatabilir; hedefle ilgili her şeyi reddetmek anlamına gelmez. İfadenin gücü bağlama göre değişir ve zayıflıkları belirtmekten güçlü bir hoşnutsuzluk ifade etmeye kadar uzanabilir.
Alıştırma
‘Kusurlara dikkat çekmek’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The review was critical ____ the company's safety policy.
Cevabı göster
of
İnsan toplumunun nasıl yapılandırıldığını yeniden düşünmek
Burada rethink fiilinin nesnesi the way human society is structured ad öbeğidir. the way ifadesi, yeniden değerlendirilmesi gereken sistemi veya düzeni açıklayan bir yan cümle başlatır. human society is structured bölümünde edilgen is structured, odağı toplumu kimin tasarladığına değil, toplumun kendisine ve nasıl düzenlendiğine verir. the way ifadesinden sonra yan cümle doğrudan gelir: the way society is structured; the way how society is structured kullanılmaz.
Alıştırma
Yeniden değerlendirilmekte olan düzeni belirtmek için the way + yan cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We need to rethink the approval system is structured.
- We need to rethink the way how the approval system is structured.
- We need to rethink the way the approval system is structured.
Cevabı göster
We need to rethink the way the approval system is structured.
By acknowledging the successful human efforts in medical research, Dilbilgisi
3:20Tıbbi araştırmalarda yapılan başarılı çalışmaları,
By acknowledging: by + -ing yapısıyla yöntemi belirtmek
Cümlenin başındaki By acknowledging ... ifadesi, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi veya eylemi belirtir: geçmiş çabaları kabul etmek umut bulmamıza yardımcı olur. Burada by bir son tarihi değil, yöntemi gösterir. Kalıp, by + fiilin -ing biçimidir ve ardından sonucu veren bir ana cümle gelir: By examining the evidence, we can make a better decision. -ing biçimindeki eylemi yaptığı anlaşılan kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır; burada we hem çabaları kabul eder hem de umut bulabilir.
Alıştırma
Cümleyi by + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the records carefully, the team found the source of the error.
Cevabı göster
By reviewing
as we look for a way to be content in a world that,
3:33çünkü içinde huzur bulmanın bir yolunu aradığımız dünya,
If you could use a little lighthearted fun, Ton ve niyet
3:39Biraz hafif ve neşeli bir eğlenceye ihtiyacınız varsa,
could use a little lighthearted fun: nazikçe ifade edilen bir ihtiyaç veya istek
Burada could use, “iyi gelirdi” veya “gerçekten isterdi” anlamına gelir. Birinin bir şeyi kullanma yeteneğine sahip olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, lighthearted fun kavramını dinleyenin ruh hâlini iyileştirebilecek bir şey olarak nazikçe sunar. If yan cümlesinde yumuşak bir koşul oluşturur: bu sana yardımcı olacaksa ardından bir öneri gelecektir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “iyi gelirdi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a stressful week, I ____ a little lighthearted fun.
Cevabı göster
could use
The Rotation of the Earth Makes My Day: deyim ve gerçek anlama dayalı kelime oyunu
Makes my day, “beni çok mutlu ediyor” veya “günümü güzel bir güne dönüştürüyor” anlamına gelen bir deyimdir. Özne olan The Rotation of the Earth, bu güzel duyguyu yaratan şey olarak sunulur. Başlıkta gerçek anlama dayalı bir kelime oyunu da vardır: Dünya’nın dönüşü, gündüz ve gece olarak yaşadığımız döngüyü oluşturur. Mizah, deyimsel anlam ile bilimle ilgili anlamın aynı anda anlaşılmasından doğar.
Alıştırma
“The Rotation of the Earth Makes My Day” başlığındaki kelime oyununu en iyi hangi açıklama anlatır?
- Yalnızca Dünya’nın her gün bir kez döndüğünü söyler.
- Konuşanın Dünya’nın dönüşünü durdurmak istediği anlamına gelir.
- Hem Dünya’nın dönüşünün gündüz-gece döngüsünü oluşturduğunu hem de bu fikrin konuşanı mutlu ettiğini anlatır.
Cevabı göster
Hem Dünya’nın dönüşünün gündüz-gece döngüsünü oluşturduğunu hem de bu fikrin konuşanı mutlu ettiğini anlatır.
which we just launched and is available for the next two weeks only at asapscience.com/merch.
3:44Daha yeni çıkardığımız bu tasarım, önümüzdeki iki hafta boyunca yalnızca asapscience.com/merch adresinde satışta.
We really appreciate all the support through the years and couldn't make these videos without you.
3:49Yıllar boyunca verdiğiniz tüm destek için size gerçekten minnettarız; siz olmasaydınız bu videoları hazırlayamazdık.
It all helps keep our channel going in the YouTube algorithm
3:57Bunların hepsi YouTube algoritmasında kanalımızın ayakta kalmasına yardımcı oluyor
means a lot to us: bizim için çok şey ifade ediyor
Bu cümlede means a lot to us, izleyicilerin desteğinin konuşan kişiler için çok önemli ve duygusal açıdan değerli olduğunu anlatır. Bir şeyin yalnızca yardımcı olduğunu söylemekten daha kişisel, sıcak ve içten bir teşekkür ifadesidir. Buradaki a lot, miktar ya da parasal değer anlamına gelmez. Temel yapı subject + mean/means a lot + to someone şeklindedir. Örnek: Your support means a lot to us.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tam olarak tamamlayın: Your support ____.
Cevabı göster
means a lot to us