Normal Misin?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu istatistik turu; el tercihi, ilişkiler, iş, beslenme, doğum zamanı ve beden ölçülerini karşılaştırarak “normal”in ne anlama geldiğini sorguluyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. even if (dil bilgisi ve cümle kalıpları): olası bir koşula rağmen sonucun geçerli kaldığını gösterir; yalnızca koşul kuran if yapısından ayrılır. 2. prevalent among teens (sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): prevalent, bir grupta yaygın olan şeyi anlatan resmî bir veri sözcüğüdür ve grubu belirtmek için among ile doğal kullanılır. 3. as opposed to (kalıp ifadeler ve eşdizimler): kişilerin kendi bildirdiği verilerle ölçülmüş verileri kısa ve net biçimde karşılaştırır; özellikle seçenekleri değil yöntemleri ayırırken kullanılır.
Bu derste
But the important question is ile temel meseleye geçmek
But, ortak başlangıç noktasından yeni bir odağa geçildiğini gösterir. Konuşmacı herkesin kendine özgü olduğunu kabul eder, ardından dinleyicinin önceki arka plana değil sıradaki meseleye odaklanması gerektiğini belirtir. but the important question is kalıbı bir konuşma, açıklama veya tartışmadaki temel soruyu tanıtabilir. Burada net bir yol oluşturur: Önce üzerinde uzlaşılan noktayı kabul etmek, sonra devamını düzenleyecek soruyu ortaya koymak.
Alıştırma
Geçişi dersteki odaklama kalıbının aynısıyla tamamlayın: We know the trip will be fun. ____: How much will it cost?
Cevabı göster
But the important question is
In the norm: tipik bir aralığı belirten isim norm
Burada in the norm, sağ elini kullananların istatistiksel olarak yaygın gruba ait olduğu anlamına gelir. Konuşmacı normal sözcüğünü, çoğunluğun bir parçası olmak şeklinde işlevsel olarak tanımlıyor; kimsenin değeri hakkında hüküm vermiyor. Norm bir isimdir. be in the norm yapısında edat öbeği, bir kişinin tipik bir örüntü veya aralığa göre nerede bulunduğunu açıklar. Veri veya ölçümle ilgili birçok bağlamda within the norm daha yaygın bir ifadedir.
Alıştırma
Altyazıda you're in the norm ne anlama geliyor?
- İstatistiksel olarak yaygın gruba aitsin.
- Resmî bir kurala uyuyorsun.
- Diğer gruplardaki insanlardan daha değerlisin.
Cevabı göster
İstatistiksel olarak yaygın gruba aitsin.
and even if both of your parents are left-handed, Dilbilgisi
0:10hatta anne ve babanızın ikisi de solak olsa bile,
there's only a 25% chance that you will be too. Dilbilgisi
0:13sizin de solak olma ihtimaliniz yalnızca %25.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, gerçekleşebilecek veya gerçekleşmeyebilecek bir koşul getirir. Ana sonuç her iki durumda da geçerli kalır. Burada anne babanın ikisinin de solak olması, çocuğun kesinlikle solak olacağı anlamına gelmez. Bu ifade, güçlü görünen koşulla %25'lik düşük sonuç arasındaki şaşırtıcı karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Yağmur yalnızca bir olasılık. Sonucun değişmeyeceğini gösteren iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ it rains, the game will continue indoors.
Cevabı göster
Even if
there's only a 25% chance that: düşük bir olasılığı belirtmek
There's a ... chance that + yan cümle, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Burada chance olasılık anlamındadır ve that, you will be too şeklindeki tam düşünceyi başlatır. Only, %25'i tarafsız bir sayı olarak değil, düşük bir olasılık olarak sunar. Bu cümlede be too, be left-handed too anlamındadır; tekrar eden sözler zaten açık olduğu için çıkarılmıştır.
Alıştırma
Dersteki There's only a ... chance that kalıbını ve ten sayısını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the bus will arrive before noon.
Cevabı göster
There's only a 10 percent chance that
Kısaltılmış soru olarak Had your wisdom teeth removed?
Buradaki Had your wisdom teeth removed?, liste tarzında kullanılan Have you had your wisdom teeth removed? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Çevresindeki liste bunun bir soru olduğunu açıkça gösterdiği için baştaki Have you düşürülmüştür. have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında nesne eyleme maruz kalır. Have your wisdom teeth removed, dişlerin genellikle bir diş hekimi tarafından çekilmesini ayarlamak veya bu işlemi geçirmek demektir; kişinin dişlerini kendisinin çekmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısaltılmış sorunun anlamını ve yapısını en iyi koruyan tam cümle hangisidir?
- Had you removed your wisdom teeth?
- Have you removed your wisdom teeth?
- Have you had your wisdom teeth removed?
Cevabı göster
Have you had your wisdom teeth removed?
Around 65% of people worldwide need this done, Dilbilgisi
0:27Dünya genelinde insanların yaklaşık %65'inin bunu yaptırması gerekiyor,
need this done: need + nesne + geçmiş zaman ortacı
Need this done, need + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Nesne olan this eyleme maruz kalır; cümle bu işlemin gerçekleştirilmesi gerektiği anlamına gelir. Buradaki this, yirmilik dişlerin çektirilmesine gönderme yapar; done ise bağlamdan zaten anlaşılan eylemin yerini tutar. Bu yapı, eylemi kimin yaptığından çok gerekli sonucun önemli olduğu durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
need, it ve fixed sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The printer is broken, so we ____.
Cevabı göster
need it fixed
affecting around 2.5 billion people worldwide.
0:33bu durum dünya çapında yaklaşık 2,5 milyar kişiyi etkiliyor.
wear glasses: gözlük takmak için doğal İngilizce birleşim
İngilizcede wear glasses, birinin genellikle gözlük taktığını veya görmek için gözlüğe ihtiyaç duyduğunu anlatan doğal kelime birleşimidir. Buradaki wear yalnızca giysiler için değil, gözlük gibi vücutta taşınan eşyalar için de kullanılır. Bu cümlede if you wear glasses, yalnızca tam o anda yüzde bulunan şeyi değil, kişinin olağan durumunu da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi düzenli olarak gözlük takma ihtiyacını anlatan doğal iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo cannot see the board clearly, so he has to ____.
Cevabı göster
wear glasses
It's believed that increased indoor activity in childhood Dilbilgisi
0:37Çocuklukta kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının
plays a major role in the risk of being nearsighted. Kalıp ifadeler
0:40miyop olma riskinde büyük rol oynadığı düşünülüyor.
It's believed that: kaynağı belirtmeden genel bir görüş aktarmak
It's believed that, bir görüşü aktarmak için kullanılan edilgen bir yapıdır. Birçok kişinin, uzmanın veya kaynağın kabul ettiği bir düşünceyi, bu görüşü tam olarak kimin savunduğunu belirtmeden sunar. Bu yapı, iddianın daha kişisiz ve temkinli duyulmasını sağlar. Buradaki believed, dinsel anlamda inanmak değil, düşünülmek veya genel olarak kabul edilmek demektir. Yapı tek başına iddianın kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle görüşü kimin savunduğunu belirtmeden ve kanıtlandığını öne sürmeden genel bir görüşü aktarır?
- It's believed that spending time outdoors can support healthy vision.
- Researchers believe that spending time outdoors can support healthy vision.
- It's been proven that spending time outdoors prevents every vision problem.
Cevabı göster
It's believed that spending time outdoors can support healthy vision.
play a major role in: önemli bir rol oynamak
Bu cümlede increased indoor activity plays a major role in the risk ifadesi, kapalı alan etkinliklerindeki artışın bu riske katkıda bulunan önemli bir etken olduğu anlamına gelir. Major, katkının önemli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X plays a major role in Y şeklindedir. in sonrasında etkilenen sonucu, süreci veya durumu belirtmek için bir isim grubu ya da -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Ders ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Daily reading ____ building a child's vocabulary.
Cevabı göster
plays a major role in
a big shift from 1970: 1970'e kıyasla büyük bir değişim
Burada a big shift, bekâr yetişkinlerin yüzdesindeki büyük bir değişimi anlatır. From 1970, önceki yılı karşılaştırma ölçütü yapar: bugünkü %50,2 oranı, 1970'teki %37,4 oranıyla karşılaştırılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp a big/major/significant shift from + önceki bir durum, politika, alışkanlık veya zaman ölçütü şeklindedir. Burada shift soyut bir değişimdir; çalışma vardiyası veya fiziksel hareket değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede from kullanılarak bugünkü durum geçmişteki bir ölçütle karşılaştırılıyor?
- School lunches changed in 2010.
- School lunches have improved since 2010.
- School lunches are healthier now, which is a big shift from 2010.
Cevabı göster
School lunches are healthier now, which is a big shift from 2010.
unwed: ‘evli olmayan’ anlamında resmî bir sözcük
Bu cümlede unwed, ‘yasal olarak evli olmayan’ anlamına gelir. İki yıl karşılaştırılırken insanları medeni durumlarına göre tanımlar. Unwed bir sıfattır. unwed adults örneğinde olduğu gibi isimden önce veya were unwed örneğinde olduğu gibi be fiilinden sonra gelebilir.
Alıştırma
Bir demografi raporunda ‘yasal olarak evli olmayan’ anlamına gelen resmî ve biraz eski moda bir sözcük kullanılmak isteniyor. Hangi cümle bu seçime en uygundur?
- The report described the adults as lonely.
- The report described the adults as single.
- The report described the adults as unwed.
Cevabı göster
The report described the adults as unwed.
whereas somewhere like Chad, the average is 17.9, Anlatım akışı
1:05Çad gibi bir yerdeyse ortalama 17,9,
Regardless of + isim: bir etkeni değerlendirme dışında bırakmak
Bu cümlede Regardless of marital status, ‘insanları evli olup olmadıklarına göre ayırmadan’ anlamına gelir. Konuşmacı genel bir ortalama vermeden önce bu kategoriyi bir kenara bırakır. Bu ifade, her medeni durum grubunun ortalamasının tamamen aynı olduğunu söylemez. Tekrar kullanılabilen yapı regardless of + isim veya -ing biçimidir: regardless of age; regardless of living alone. Bu giriş ifadesi cümlenin başında olduğunda ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak regardless of ifadesiyle tamamlayın: Anyone may enter the contest, ____ age.
Cevabı göster
regardless of
Ardışık istatistik karşılaştırmaları için whereas ... while
Burada whereas, ABD’deki ortalamalar ile Çad’daki ortalama arasında bir karşıtlık kurar. Ardından while, Yunanistan’ı üçüncü bir karşılaştırma örneği olarak ekler. Bu iki sözcük, gerçekleri yalnızca sıralamak yerine dinleyiciyi üç ayrı istatistik grubu arasında yönlendirir. Her iki sözcük de burada karşıtlık bağlacı olarak kullanılır ve yaklaşık olarak “buna karşılık” anlamına gelir; “aynı zamanda” anlamında değildir. Bu kullanımda her biri, önceki verilerden farklı bilgiler içeren bir yan cümle başlatır.
Alıştırma
Örnekte whereas ve while ne işe yarıyor?
- İstatistikler arasındaki karşıtlıkları art arda sunarlar.
- Durumların aynı anda gerçekleştiğini gösterirler.
- Farklı ortalamaların nedenlerini açıklarlar.
Cevabı göster
İstatistikler arasındaki karşıtlıkları art arda sunarlar.
so did most other normal parents, Dilbilgisi
1:15diğer “normal” ebeveynlerin çoğu da aynısını yaptı;
so did most other normal parents: so ile devrik “o da” yapısı
So did most other normal parents, so + yardımcı fiil + özne kalıbını izler. Diğer “normal” ebeveynlerin çoğunun da daha önce anlatılan şeyi yaptığını belirtir: Bir bebekleri oldu ve bebeğe Sophia ya da bu adın bir çeşidini verdiler. Did, önceki geçmiş zaman durumunu tekrarlamak yerine onun yerini alır. did + özne şeklindeki devrik sıra, aynı durumun farklı bir özne için de geçerli olduğunu gösterir; bu, basit bir düz cümlenin sırası değildir.
Alıştırma
Omar’ın da projeyi bitirdiğini göstermek için cümleyi so + yardımcı fiil + özne kalıbıyla tamamlayın: Lena finished the project, and ____ Omar.
Cevabı göster
so did
given that it's the top baby name in nine countries. Anlatım akışı
1:17çünkü bu isim dokuz ülkede en popüler bebek ismi.
given that: yerleşik bir olguyu dayanak olarak sunmak
Given that, konuşanın bilinen veya bir iddiayı desteklemek için zaten mevcut olan kanıt olarak gördüğü bir olguyu sunar. Burada Sophia'nın dokuz ülkede listenin başında olması, birçok başka ebeveynin de aynı adı seçtiği sonucunu destekler. Bu ifade çoğu zaman şu gerçeği göz önünde bulundurarak veya madem ki anlamına gelir. Bu cümlede destekleyici dayanağı iddiadan sonra verir ve dinleyicinin iddianın neden makul olduğunu anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Buzlu yolları kararın yerleşik dayanağı olarak sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the roads are icy, the school has closed for the day.
Cevabı göster
Given that
protected sex: sağlık bağlamlarında risk azaltma
Protected sex, hamilelik, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar veya her ikisinin riskini azaltmak için bir ya da daha fazla önlemin kullanıldığı cinsel etkinliği anlatan standart bir halk sağlığı ifadesidir. Bu cümlede protected, bu tür önlemlerin kullanıldığı cinsel ilişkiyi anlatmak için safe ile birlikte kullanılır. Protected, riskin azaltılmasını anlatır; eksiksiz güvenliğin garantisi değildir. Birinin ilgili kişileri fiziksel olarak koruduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Sağlık iletişiminde protected sex, önlemlerin belirli riskleri azalttığı anlamına gelir; ancak bütün risklerin ortadan kaldırıldığını garanti etmez.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
report using: anket verilerinde öz bildirime dayalı davranış
Anket ve araştırma dilinde report using, “kullandığını söylemek” anlamına gelir. Burada report bir fiildir; using ise katılımcıların yaptıklarını söyledikleri davranışı adlandıran -ing biçimidir. Bu ifade, bilginin kaynağının erkeklerin kendi yanıtları olduğunu gösterir. Araştırmacıların bu davranışı doğrudan gözlemlediği veya bağımsız olarak doğruladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Anket cümlesini report ve wear sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: In this annual questionnaire, 62% of cyclists ____ helmets on every trip.
Cevabı göster
report wearing
with 78.1% using condoms their first time. Dilbilgisi
1:37ilk cinsel ilişkide prezervatif kullananların oranı %78,1.
prevalent among teens: bir grup içinde yaygın olma
Prevalent among teens, “gençler arasında yaygın veya sık görülen” anlamına gelir. Prevalent bir eğilimin, durumun veya davranışın ne kadar sık görüldüğünü anlatırken among bunun görüldüğü grubu belirtir. Even more prevalent, eğilimin farklı gruplarda ne kadar yaygın olduğunu karşılaştırır. Eğilimin daha iyi veya daha önemli olduğu ya da zaman içinde mutlaka arttığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir rapor, bir davranışın “prevalent among teens” olduğunu söylüyor. Bu ne anlama gelir?
- Her yıl daha yaygın hâle gelmektedir.
- Gençlerden oluşan grupta yaygındır.
- Gençler bunun özellikle önemli olduğuna inanır.
Cevabı göster
Gençlerden oluşan grupta yaygındır.
with 78.1% using ...: with + isim öbeği + -ing ek yapısı
Burada with, with + isim öbeği + -ing biçimindeki ek yapıyı başlatır: 78.1%, using fiilinin mantıksal öznesidir ve using condoms their first time bu grubun ne yaptığını bildirir. Vurgulanan bölümün tamamı bağımsız bir cümle değildir. Bu yapı, önceki ana cümleye özellikle bir sayı, sonuç veya durum gibi destekleyici bir ayrıntıyı kısa biçimde ekler. Raporlarda ve haberlerde buradaki with, «birlikte» değil, «şu ek gerçekle birlikte» anlamında okunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi with + isim öbeği + -ing yapısıyla tamamlayın: Sales rose sharply, ____ 62% of customers choosing the cheaper plan.
Cevabı göster
with
But what age is normal to lose your virginity? Kalıp ifadeler
1:40Peki bekâreti kaybetmenin normal yaşı kaç?
lose your virginity: “ilk kez cinsel ilişkiye girmek” anlamındaki kalıp ifade
Lose your virginity, «ilk kez cinsel ilişkiye girmek» anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Lose burada bir eşyayı kaybetmek anlamına gelmez ve iyelik sözcüğü değişebilir: lose my, his, her, or their virginity. Bu soruda ifade, ilk cinsel deneyimin yaşını sorar. Tek başına bu yaşın iyi veya kötü olduğuna dair bir değerlendirme yapmaz.
Alıştırma
Bu soruda lose your virginity ne anlama geliyor?
- Sana ait bir eşyayı kaybetmek
- Cinsel ilişkinin yanlış olduğuna karar vermek
- İlk kez cinsel ilişkiye girmek
Cevabı göster
İlk kez cinsel ilişkiye girmek
When sexual intercourse is defined as penile to vaginal sex, Notlar
1:43Cinsel ilişki penis-vajina birleşmesi olarak tanımlandığında,
Resmî tanımlarda “sexual intercourse”
“Sexual intercourse”, seks için kullanılan resmî bir terimdir ve tıp, hukuk ve araştırma metinlerinde sık görülür. Gündelik “sex” sözcüğüne göre daha klinik ve kesin bir ifade gibi duyulur. Bu cümlede terime dar bir çalışma tanımı veriliyor: penisin vajinaya girdiği seks. Bu sınır yalnızca buradaki tanıma aittir; terim başka bağlamlarda daha geniş bir anlamda kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte “sexual intercourse” ifadesi esas olarak neyi gösteriyor?
- Açık bir tanımdan kaçınan gündelik bir şaka
- Tam kapsamı bu tartışma için belirlenen resmî bir terim
- Her durumda yalnızca penisin vajinaya girdiği seksi ifade edebilen bir terim
Cevabı göster
Tam kapsamı bu tartışma için belirlenen resmî bir terim
“is defined as” kalıbı
“Is defined as”, bir terime verilen kesin anlamı belirtmek için kullanılan edilgen bir kalıptır. “As” sözcüğünden sonra gelen bölüm tanımı verir. Edilgen yapı, tanımı seçen kişi veya kurum yerine terime ve terimin anlamına odaklanır. Etken biçim de kullanılabilir: “The study defines sexual intercourse as ...”
Alıştırma
Tanımı tamamlamak için dersteki üç sözcüklü edilgen ifadeyi kullanın: In this guide, a child ____ a person under thirteen.
Cevabı göster
is defined as
to be 17.2 years old and 16.8 years old for men.
1:4917,2, erkeklerinkini ise 16,8 olarak belirledi.
the CDC: ABD halk sağlığı kaynağı
the CDC, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki federal bir halk sağlığı kurumu olan Centers for Disease Control and Prevention adının kısa biçimidir. Cümlede the CDC adının verilmesi, bulguyu hangi kurumun elde ettiğini ve istatistiğin ABD'deki resmî bir halk sağlığı kaynağından geldiğini gösterir. Bu kaynak, sayıyı dünya çapında geçerli hâle getirmez. Cümle Amerikalı kadın ve erkeklerden söz ettiği için belirtilen nüfus Amerikalılardır; sonucu başka yerlere uygulamak için ayrı kanıt gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede kaynak belirten the CDC ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Araştırmadaki kişileri tedavi eden özel bir hastanenin adını verir.
- İstatistiğin her ülke için geçerli olduğunu kanıtlar.
- Amerikalılar hakkındaki bir istatistiğin kaynağı olarak bir ABD halk sağlığı kurumunu belirtir.
Cevabı göster
Amerikalılar hakkındaki bir istatistiğin kaynağı olarak bir ABD halk sağlığı kurumunu belirtir.
found an average age ... to be: bir sonucu bildirmek
found an average age ... to be 17.2 years old ifadesinde found, find fiilinin geçmiş zamanıdır ve “kanıta dayanarak belirlemek” anlamına gelir. Nesne, an average age for American women isim öbeğidir; to be ise bu nesne için bildirilen değeri getirir. find + object + to be + complement kalıbı, incelenen şeyi bir sonuç veya değerlendirmeye resmî bir biçimde bağlar. Buradaki to be gelecek zaman bildirmez.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü bağlantıyı kullanarak resmî sonuç bildirme kalıbını tamamlayın: The teacher found the room ____ too noisy.
Cevabı göster
to be
with the most common or normal occupation in America
1:56ve ABD'deki en yaygın, yani “normal” meslekler arasında
being retail jobs, followed by cashiers, Kalıp ifadeler
1:59ilk sırada perakende işleri, ardından kasiyerlik,
Sıradaki öğeyi tanıtan followed by
Bu cümlede followed by, sıralamada perakende işlerinden sonra gelen meslekleri tanıtır. Sıra önce perakende işleri, ardından kasiyerler, büro memurları ve kalan işler şeklindedir. A is followed by B kalıbı “Önce A gelir, sonra B gelir” anlamındadır. Sıralamaları, programları, adımları ve verileri düzenlemek için kullanılabilir; fiziksel bir takip hareketini anlatması gerekmez.
Alıştırma
Follow + by yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Tea was the most popular drink, ____ coffee.
Cevabı göster
followed by
meaning they experience unpleasant digestive symptoms Anlatım akışı
2:14yani rahatsız edici sindirim sorunları yaşıyorlar
Bir sindirim sorunu olarak lactose intolerance
Lactose intolerance, süt ve birçok süt ürününde bulunan şeker olan laktozu sindirmekte zorlanmak demektir. Bu cümlede meaning sonrasındaki sözler sonucu açıklar: süt ürünleri tüketildikten sonra yaşanan rahatsız edici sindirim belirtileri. Burada intolerance, hoşgörüsüz bir tutumu veya yalnızca sevmemeyi değil, bedensel bir sindirim sorununu adlandırır. Ayrıca doğrudan süt alerjisi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi lactose intolerance olarak tanımlanır?
- Bir kişi yalnızca sütün tadını sevmez.
- Bir kişi süt proteinlerine karşı bağışıklık tepkisi gösterir.
- Bir kişinin vücudu laktozu sindirmekte zorlandığı için süt tükettikten sonra midesi ağrır.
Cevabı göster
Bir kişinin vücudu laktozu sindirmekte zorlandığı için süt tükettikten sonra midesi ağrır.
meaning + yan cümle: önceki bir olgunun sonucunu açıklama
Burada meaning, önceki ifadenin tamamının pratik sonucunu açıklayan bir -ing yan cümlesi başlatır: laktoz intoleransı olan kişiler süt ürünleri tükettikten sonra rahatsız edici sindirim belirtileri yaşayabilir. Bu kullanım niyet bildirmez. Tamamlanmış bir düşünceden sonra virgül + meaning + yan cümle, o düşüncenin tamamının ne anlama geldiğini veya neye yol açtığını gösterebilir. meaning bağımsız ve çekimli yeni bir fiil değildir; örtük öznesi en yakındaki isim değil, önceki olgunun tamamıdır.
Alıştırma
İlk yan cümlenin tamamının sonucunu gösteren açıklayıcı -ing bağlayıcısıyla cümleyi tamamlayın: The library is closed today, ____ we need to return the books tomorrow.
Cevabı göster
meaning
in the minority: sayıca daha küçük gruba ait olmak
In the minority, iki veya daha fazla taraf, görüş ya da seçenek karşılaştırıldığında sayıca daha küçük olan tarafa ait olmak demektir. Burada vejetaryenler, sözü edilen yerlerde nüfusun daha küçük bölümünü oluşturur. Bu ifade göreli sayıları anlatır. Otomatik olarak etnik, hukuki veya toplumca tanınan bir azınlık grubunu ifade etmez.
Alıştırma
Twelve students joined the art club, and four joined the chess club. Satranç kulübü üyelerini sayıca daha küçük grup olarak doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The chess club members are a minority group.
- Only a minority of the chess club members joined.
- The chess club members are in the minority.
Cevabı göster
The chess club members are in the minority.
a little over 30%: bir sayının biraz üzerinde
a little over 30% ifadesinde over, fazla anlamına gelir; a little ise değerin %30'u ne kadar geçtiğini sınırlar. Yani oran %30'dan biraz yüksektir, çok daha yüksek değildir. Kesin sayı gerekmiyor fakat değerin referansın üstünde mi altında mı olduğu önem taşıyorsa a little over + sayı yapısını kullanın. Dinleyen kişi, değerin referans noktasını küçük bir miktarla geçtiğini anlar.
Alıştırma
Cümleyi biraz daha fazla anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The museum welcomed ____ 1,000 visitors—its final count was 1,018.
Cevabı göster
a little over
exclude A from B: excluding meat from their diets, eti beslenmeden çıkarmak
Bu ifade exclude A from B kalıbını kullanır: A dışarıda bırakılan şeydir; B ise A'nın dışında tutulduğu daha büyük küme, yer veya sistemdir. Burada meat A, their diets ise B'dir. Dolayısıyla bu insanlar normalde yedikleri şeylere eti dâhil etmez. Excluding, yüzdelik oranın temsil ettiği kişiler hakkında açıklayıcı bilgi ekleyen bir -ing biçimidir. Buradaki diet, geçici bir kilo verme planını değil, kişinin normalde yediği ve içtiği şeyleri ifade eder.
Alıştırma
Talimatı exclude A from B kalıbıyla tamamlayın: Please ____ personal phone numbers ____ the public report.
Cevabı göster
exclude · from
Şakacı bir takılma olarak weirdo
Burada weirdo, sıra dışı gösterilen biri için şaka amacıyla kullanılan bir etikettir. Abartılı bir espri noktası yaratır; kişinin karakteri hakkında ciddi bir yargı değildir. Aynı sözcük, ilişkiye ve ses tonuna göre şakacı ya da aşağılayıcı duyulabilir. Bu cümledeki abartılı hazırlık, sözün hafif bir takılma olduğunu gösterir.
Alıştırma
Değerlendirme: Biriyle yeni tanıştınız ve hobisi sıra dışı olduğu için ona ciddi biçimde weirdo dediniz. Bu güvenli ve dostça bir kullanım mıdır?
- Evet, güvenli ve dostça bir kullanımdır.
- Hayır, aşağılayıcı duyulabilir.
Cevabı göster
Hayır, aşağılayıcı duyulabilir.
Most people are born around August and September.
2:28Çoğu insan ağustos veya eylül civarında doğuyor.
Statisticians theorize that as the temperature drops, Dilbilgisi
2:30İstatistikçiler, sıcaklık düştükçe
and nine months later lots of babies are born.
2:37ve dokuz ay sonra bir sürü bebek doğduğunu öne sürüyor.
as the temperature drops: zaman içinde birlikte ilerleyen iki değişim
as the temperature drops ifadesinde as, zaman bildiren bir yan cümle başlatır. “... olurken” veya “değişim gerçekleştikçe” anlamına gelir; böylece sıcaklığın düşmesi ile sonraki gelişme aynı zaman çizgisinde ilerliyormuş gibi sunulur. As sözcüğünün bu kullanımı iki gelişmeyi birlikte düzenler; tek başına ilkinin ikinciye neden olduğunu kanıtlamaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp As + özne + değişim bildiren fiil, ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin zaman içinde birlikte ilerlediğini gösterir?
- As the train moved farther away, its sound grew quieter.
- Because the train was late, we missed the start.
- The blanket was as soft as a cloud.
Cevabı göster
As the train moved farther away, its sound grew quieter.
Things to heat up in the bedroom: örtmeceli bir çift anlam
Bu cümlede “things to heat up in the bedroom”, öncelikle odanın gerçek anlamda ısınmasını anlatmaz. “Heat up”, sıcaklığın artması şeklindeki gerçek anlamından uzaklaşarak yatak odasındaki yakınlığın veya cinsel etkinliğin artmasını ima eder. İfade, örtmeceli bir çift anlam oluşturur: soğuk hava sıcaklık anlamını hazırlar, “nine months later lots of babies are born” ise yetişkinlere yönelik imayı doğrular. Başka bağlamlarda “heat up” yalnızca ısınmak veya daha yoğun hâle gelmek anlamına gelebilir; bu nedenle anlamı çevredeki ipuçları belirler.
Alıştırma
Bu cümlede “things to heat up in the bedroom” neyi ima ediyor?
- İnsanlar yatak odasında daha sık tartışır.
- Yatak odası fiziksel olarak daha sıcak olur.
- İnsanlar yakınlık veya cinsel etkinlikle daha fazla zaman geçirir.
Cevabı göster
İnsanlar yakınlık veya cinsel etkinlikle daha fazla zaman geçirir.
Relied on self-reporting: bir çalışmanın veri kaynağını belirlemek
“Relied on self-reporting”, önceki çalışmaların katılımcıların kendileri hakkında verdiği bilgilere dayandığı anlamına gelir. “Rely on”, sonuç için temel alınan ana kaynağı belirtir; “self-reporting” ise veri toplama yönteminin adıdır. Burada bu yöntem, araştırmada yapılan ölçümlerle karşılaştırılarak önceki ortalamanın neden daha yüksek çıkmış olabileceğini açıklamaya yardımcı olur. Terim yalnızca verilerin nereden geldiğini belirtir; tek başına katılımcıların bilerek yalan söylediği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Katılımcıların kendilerinin sağladığı bilgilere dayanıyordu” anlamına gelen hedef araştırma ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The earlier survey ____ instead of taking direct measurements.
Cevabı göster
relied on self-reporting
as opposed to: iki yöntemi karşılaştırmak
Burada as opposed to iki yöntemi karşılaştırır: kişilerin kendi beyanları ve gerçek ölçümler. Rather than ya da in contrast with anlamına gelir; yani araştırma sonuçlarının diğerinden değil, bir tür kaynaktan geldiğini belirtir. Bu ifade, birinin kişisel beyanlara şiddetle karşı çıktığını söylemez. A as opposed to B kalıbında B'yi yalnızca A ile karşılaştırılan alternatif olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi opposed ile kurulan üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The survey used face-to-face interviews ____ online forms.
Cevabı göster
as opposed to
If you're not exactly feeling normal now, Ton ve niyet
2:57Şu anda kendinizi pek de normal hissetmiyorsanız,
not exactly: yumuşatılmış olumsuzluk
Burada not exactly, normal hissetmekle ilgili ifadeyi yumuşatır. Yüzeyde tamamen ya da tam anlamıyla normal hissetmemek demektir; ancak bu bağlamda izleyicinin kendini oldukça huzursuz veya normalden uzak hissedebileceğini nazikçe ima eder. Konuşanlar not exactly ifadesini çoğu zaman hafife alan bir anlatım olarak kullanır: daha zayıf bir olumsuz ifade söylerken bağlam daha güçlü bir olumsuz değerlendirme taşır. Ses tonuna göre rahatlatıcı, nazik, kuru veya mizahi gelebilir.
Alıştırma
'The trip was not exactly relaxing—we missed two flights and lost our bags,' cümlesinde not exactly relaxing neyi ima eder?
- Konuşan kişi rahatlatıcı bir yolculuktan keyif aldı, ancak ne kadar rahatlatıcı olduğunu ölçemiyor.
- Muhtemelen oldukça stresliydi, ancak bu hafife alan bir ifadeyle anlatılıyor.
- Yolculuk neredeyse kusursuz derecede rahatlatıcıydı.
Cevabı göster
Muhtemelen oldukça stresliydi, ancak bu hafife alan bir ifadeyle anlatılıyor.
water leak from our eyes ... bang our hands together ile gündelik eylemleri yabancılaştırmak
Anlatıcı, günlük cry ve clap fiillerinin yerine kasıtlı olarak sözcüğü sözcüğüne fiziksel betimlemeler gibi görünen water leak from our eyes ve bang our hands together ifadelerini kullanıyor. Bu, tanıdık eylemleri tuhaf göstererek izleyiciyi onları açıklanması gereken olgular olarak görmeye yöneltiyor. Burada water, gözyaşları için bilerek seçilmiş basit bir adlandırmadır; bang ise saldırı anlamına gelmez. Birbirine paralel iki why sorusu girişi düzenler: her biri why do/does ile başlar, sıradan bir insan davranışını betimler ve onu bir bilmeceye dönüştürür. Bu yabancılaştırma kalıbı merak ve mizah yaratırken bilimsel tarzda bir araştırmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
cry ve clap kullanmak yerine water leak from our eyes ve bang our hands together demenin temel etkisi nedir?
- Gözyaşlarının ve alkışlamanın kesin bilimsel adlarını verir.
- İnsanların genellikle yanlış yaptığı iki eylemi düzeltir.
- Ağlamanın ve alkışlamanın tehlikeli fiziksel saldırılar olduğunu söyler.
- Tanıdık eylemleri tuhaf göstererek onları araştırılacak sorulara dönüştürür.
Cevabı göster
Tanıdık eylemleri tuhaf göstererek onları araştırılacak sorulara dönüştürür.
And subscribe for more weekly science videos
3:13Daha fazla haftalık bilim videosu için abone olun;