İletişimi kaybetmeden önce Voyager 1 ne kadar uzağa gidebilir?: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Voyager 1, Deep Space Network'ün yakaladığı zayıf sinyallerle Dünya'yla iletişimini sürdürüyor. Bu alışverişi sabit bir mesafe değil, aracın azalan gücü bitirecek. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "as long as" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: hassas bir alıcının iletişim için koşul olduğunu, burada süre anlatılmadığını kavrayın. 2. "talk back to us." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: veri dönüşündeki kişileştirmeyi tanıyın; bunu kaba biçimde karşılık vermekle karıştırmayın. 3. "never to be heard from ever again." — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: edilgen sonu yalnızca sessizlik değil, gelecekteki temasın kalıcı kaybı olarak yorumlayın.
Bu derste
In 1977, the Voyager 1 space probe was launched to study the outer solar system. Dilbilgisi
0:021977 yılında, Voyager 1 uzay sondası dış güneş sistemini incelemek üzere fırlatıldı.
was launched to study: amaç bildiren edilgen bir eylem
Was launched, simple past zamanda edilgen bir yapıdır. Voyager 1 eylemden etkilenen ögedir: onu biri fırlatmıştır, ancak cümle bu kişiyi veya kurumu belirtmez. To study amaç bildiren bir mastar yapısıdır. “Neden fırlatıldı?” sorusunu yanıtlar ve “incelemek için” anlamına gelir. İkinci bir edilgen eylem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + was/were + past participle + to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi launch fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve amaç bildiren study fiiliyle tamamlayın: Last year, the new telescope ____ distant galaxies.
Cevabı göster
was launched to study
The two Voyager space probes have become the longest operating spacecraft in space flight history. Dilbilgisi
0:09İki Voyager uzay sondası, uzay uçuşu tarihindeki en uzun süredir çalışan uzay araçları oldu.
the longest operating spacecraft in space flight history: çalışma süresi rekoru
Bu üstünlük ifadesi, iki sondanın diğer tüm uzay araçlarından daha uzun süre çalışmaya devam ettiğini belirtir. Burada longest, operating eyleminin süresini ölçer; sondaların fiziksel uzunluğunu anlatmaz. Operating, çalışmak veya hizmette kalmak anlamına gelir. In space flight history karşılaştırmanın kapsamını belirler: iddia, uzay uçuşunun tüm tarihini kapsar. Bir rekoru ifade etmek için kullanılabilen kalıp the + üstünlük bildiren tanım + isim + in + bir alan veya tarihsel dönem şeklindedir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin doğru yorumu hangisidir?
- İki sonda, uzay uçuşu tarihinde herkesten daha fazla uzay aracını kontrol etmektedir.
- İki sonda, uzay uçuşu tarihindeki diğer tüm uzay araçlarından daha uzun süre çalışmaya devam etmiştir.
- İki sonda, uzay uçuşu tarihindeki diğer tüm uzay araçlarından fiziksel olarak daha uzundur.
Cevabı göster
İki sonda, uzay uçuşu tarihindeki diğer tüm uzay araçlarından daha uzun süre çalışmaya devam etmiştir.
Voyager 1 is now 21 billion kilometres from Earth
0:16Voyager 1 şu anda Dünya'dan 21 milyar kilometre uzakta
Despite Voyager 1 being the farthest man-made object from Earth, Dilbilgisi
0:25Voyager 1, Dünya'dan en uzak insan yapımı nesne olmasına rağmen,
we are still able to communicate with the space probe on a regular basis. Kalıp ifadeler
0:28uzay sondasıyla hala düzenli olarak iletişim kurabiliyoruz.
Despite + isim + being ..., we are still able to ... yapısı
Despite, normalde ana cümledeki sonucu düşük olasılıklı gösterecek bir gerçeği sunar. Ana cümle gerçekte doğru olan sonucu verir; still ise beklentiyle sonuç arasındaki karşıtlığı daha açık hâle getirir. Burada Voyager 1 being the farthest man-made object from Earth, despite edatından sonra isim öbeği gibi çalışan bir -ing yan cümlesidir. Bu yapının kendi öznesi Voyager 1'dir. Bu kalıpta being yerine çekimli fiil is kullanılamaz.
Alıştırma
Cümleyi Despite + isim + being kalıbıyla tamamlayın: ____ the farthest man-made object from Earth, we are still able to communicate with it.
Cevabı göster
Despite Voyager 1 being
on a regular basis: düzenli aralıklarla
On a regular basis, düzenli olarak veya beklenen zamanlarda tekrar tekrar anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bu cümlede iletişimin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır; her an kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez. İfadenin tamamı ne sıklıkla sorusuna cevap verir. Buradaki basis, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; tek başına bir şeyin nedeni veya temeli anlamında kullanılmamıştır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi regularly anlamına gelen daha resmî kalıpla tamamlayın: The safety team checks the alarms ____.
Cevabı göster
on a regular basis
Bir sınırı sormak için How far ... before ...?
Bu soruda how far, öznenin ulaşabileceği en büyük mesafeyi veya dereceyi sorar. Buradaki go, belirli bir yere gitmekten çok uzaklaşarak yoluna devam etmek anlamındadır. Before ile başlayan yan cümle sınırı belirler: o noktaya kadar iletişim hâlâ mümkündür, fakat sonrasında durum değişir. No longer communicate, iletişimin yalnızca kısa süreli kesilmesini değil, sürdürülebilir bir durum olmaktan çıkmasını anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen How far can ... go before ...? kalıbı, bir sürecin nerede sınırına ulaştığını sorar.
Alıştırma
Bir ekip, bir keşif aracının iletişim kalıcı olarak kesilmeden önce gidebileceği en büyük mesafeyi sormak istiyor. Hangi soru bu amaca en uygundur?
- How far can the rover travel before we can no longer contact it?
- When will we no longer be able to contact the rover?
- How long can the rover travel before we can no longer contact it?
Cevabı göster
How far can the rover travel before we can no longer contact it?
Açıklamaya geçiş olarak To answer this,
To answer this, başta kullanılan bir amaç ifadesidir. This, hemen önce sorulan soruya gönderme yapar; to answer ise sonraki adımın neden tanıtıldığını açıklar. İfade cümlenin başında ve virgülden önce kullanıldığında, yanıt için gereken açıklamanın, kanıtın veya yöntemin sırada olduğunu dinleyiciye bildirir. Yanıta giden yolu başlatır; tek başına yanıtı vermez.
Alıştırma
Soruya geri gönderme yapan ve sonraki adımı tanıtan üç sözcüklü ifadeyle geçişi tamamlayın: Why did the machine stop? ____, we need to check the error log.
Cevabı göster
To answer this
we need to know how Voyager 1 receives and transmits data from 21 billion km away.
0:39Voyager 1'in 21 milyar km uzaklıktan nasıl veri alıp ilettiğini bilmemiz gerekiyor.
A 20 kW signal is transmitted from Earth to Voyager 1 using radio waves.
0:46Radyo dalgaları kullanılarak Dünya'dan Voyager 1'e 20 kW'lık bir sinyal iletilir.
It takes almost 20 hours for the signal to reach the space probe, Dilbilgisi
0:52Sinyalin uzay sondasına ulaşması neredeyse 20 saat sürer,
where its sensitive antenna picks up the signal. Öbek fiiller
0:55ve buradaki hassas anteni sinyali yakalar.
Süreyi belirten It takes ... for ... to ... yapısı
Buradaki It, yer tutucu bir öznedir; sinyali göstermez. It takes + süre + for + isim + to + fiil yapısı, bir eylemin veya sürecin ne kadar zaman aldığını belirtir. Bu cümlede almost 20 hours süreyi, the signal hareket eden şeyi, to reach ise onun eylemini belirtir. Önce süreyi söyleyip ardından eylemi kimin veya neyin yaptığını açıkça belirtmek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Yüklemenin tamamlanması on dakika sürüyor. Hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ the file to upload.
Cevabı göster
It takes ten minutes for
Sinyali almak veya algılamak anlamındaki picks up
Bu radyo iletişimi bağlamında pick up, bir sinyali almak veya algılamak anlamına gelir. Anten fiziksel olarak hiçbir şeyi kaldırmaz; Dünya’dan gelen radyo sinyalini algılar. Bu anlam, radyo, anten, telefon, mikrofon veya sensör gibi cihazlar sinyalleri, sesleri ya da ölçüm değerlerini algıladığında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“The receiver picked up a weak signal from the beacon,” cümlesinde picked up ne anlama gelir?
- Sinyali algıladı veya aldı
- Birini almaya gitti
- Alıcıyı yerden kaldırdı
Cevabı göster
Sinyali algıladı veya aldı
Referans sunan For comparison
For comparison, sıradaki bilginin bir referans noktası olduğunu belirtir. Dinleyicinin önceki bilginin ölçeğini değerlendirmesine yardım eder; burada daha sonra verilen iletişim süresi, çok daha uzun olan süreyi anlamayı kolaylaştırır. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler, ancak iki durumun tamamen aynı olduğunu söylemez. Yalnızca ölçüt olarak kullanılan özelliği paylaşmaları gerekir.
Alıştırma
Bir derin deniz robotunun verilerini göndermesinin sekiz saat sürdüğünü söylediniz. Hangi cümle bilinen bir referans süresini doğal biçimde sunar?
- For example, the deep-sea robot stores data while it waits.
- For comparison, a nearby research drone sends its data in two minutes.
- As a result, a nearby research drone sends its data in two minutes.
Cevabı göster
For comparison, a nearby research drone sends its data in two minutes.
it takes the rovers on Mars an average of just 15 minutes to send messages back to Earth.
0:59Mars'taki keşif araçlarının Dünya'ya mesaj göndermesi ortalama sadece 15 dakika sürüyor.
Voyager starts sending data back to Earth using a 20 W signal.
1:06Voyager, 20 W'lık bir sinyal kullanarak Dünya'ya veri geri göndermeye başlar.
Bitiş noktasındaki sonuç için By the time ...
By the time it reaches Earth, sinyalin Dünya'ya ulaşmasını zaman bakımından bir bitiş noktası olarak belirler. Ana cümle, o zamana kadar oluşmuş durumu anlatır: sinyal artık zar zor algılanabilir hâldedir. By the time yalnızca tarafsız bir zaman belirtmez. Daha önce devam eden bir süreç ile daha sonraki bir noktadaki sonucu birbirine bağlar.
Alıştırma
Varışımızı önceden tamamlanmış bir sonucun bitiş noktası yapan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rain had stopped ____ we reached the park.
Cevabı göster
by the time
In order to communicate with objects that are this far away,
1:18Bu kadar uzaktaki nesnelerle iletişim kurabilmek için,
it doesn't really matter how strong the signal is, Dilbilgisi
1:21sinyalin ne kadar güçlü olduğu aslında çok da önemli değildir,
it doesn't really matter how strong the signal is: derecenin sonucu belirlememesi
it doesn't really matter how + sıfat + özne + be kalıbı, bir özelliğin derecesinin konuşulan sonucu belirlemediğini anlatır. how yan cümlesi düşükten yükseğe bütün dereceleri kapsar. doesn't really matter içinde really, önemi azaltan bu ifadeyi genellikle daha konuşma diline yakın ve daha az sert hâle getirir. Bu cümlede sinyal gücü, sonucu belirlemeyen bir etken olarak ele alınıyor; fiziksel açıdan hiçbir etkisi olmadığı söylenmiyor. Genel iddia, ardından gelen koşula yine de bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi how ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It doesn't really matter ____ heavy the box ____; the shelf can hold it.
Cevabı göster
how · is
as long as you have a receiver that is sensitive enough to pick it up. Dilbilgisi
1:24yeter ki sinyali yakalayacak kadar hassas bir alıcınız olsun.
as long as: koşul bildirme
Burada as long as, provided that veya on condition that, yani “şu koşulla” ya da “yeter ki” anlamındadır. Önceki ifadenin geçerli olmasını sağlayan gerekliliği belirtir: alıcının sinyali algılayacak kadar hassas olması gerekir. Bu koşul kalıbı, belirtilen gerekliliği sonuç için yeterli bir koşul olarak sunar. as long as the table örneğindeki gerçek uzunluk karşılaştırmasından ve for as long as the shop is open örneğindeki süre anlamından farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as, provided that anlamındadır?
- You can join us as long as you wear a helmet.
- The rope is as long as the table.
- I waited for as long as the shop stayed open.
Cevabı göster
You can join us as long as you wear a helmet.
sensitive enough to: sıfat + enough + to
sensitive enough to pick it up ifadesinde enough, sensitive sıfatından sonra gelir. Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir niteliğin eylem için gereken en düşük düzeye ulaştığını belirtir. Bu yapı very sensitive ifadesinden daha belirgindir: very yalnızca derecenin yüksek olduğunu söylerken enough to bu dereceyi mümkün bir sonuca bağlar. Burada alıcının hassasiyeti, sinyali algılamak için gereken eşiğe ulaşmıştır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için sensitive, enough ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: The sensor is ____ detect tiny changes in temperature.
Cevabı göster
sensitive enough to
which consists of three antenna complexes equally spaced around the Earth. Kalıp ifadeler
1:31ki bu ağ, Dünya'nın etrafına eşit aralıklarla yerleştirilmiş üç anten kompleksinden oluşur.
Deep Space Network: NASA'nın yer anteni sistemi
Deep Space Network, NASA'nın Dünya'dan uzaktaki uzay araçlarıyla iletişim kurmak için kullandığı, dünya çapındaki büyük yer antenleri sisteminin özel adıdır. Bu cümlede network, internet ağı değil, düzenli biçimde bağlantılı anten tesisleri bütünü anlamına gelir. which ile başlayan yan cümle sistemin yerleşimini açıklar: ağ, Dünya çevresine yerleştirilmiş üç anten kompleksinden oluşur. Bu küresel dağılım, Dünya dönerken farklı komplekslerin uzaktaki bir uzay aracıyla sırayla iletişim kurmasına olanak verir.
Alıştırma
Bu cümlede Deep Space Network neyi ifade ediyor?
- NASA'nın uzaktaki uzay araçlarıyla iletişim kurmak için kullandığı dünya çapındaki yer anteni kompleksleri sistemi.
- Dünya'nın yörüngesinde dönen bir uydu grubu.
- NASA çalışanlarının kullandığı halka açık bir internet hizmeti.
Cevabı göster
NASA'nın uzaktaki uzay araçlarıyla iletişim kurmak için kullandığı dünya çapındaki yer anteni kompleksleri sistemi.
consists of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Bu cümlede consists of, daha büyük bir sistemi oluşturan parçaları tanıtır. Bütün, consists of ifadesinden önce; parçalar ise of sözcüğünden sonra gelir: bütün + consists of + parçalar. Bu, özellikle teknik veya akademik açıklamalarda bir yapının bileşimini tanımlamanın tarafsız ve oldukça resmî bir yoludur. Buradaki parçalar üç anten kompleksidir.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and a first-aid pack.
Cevabı göster
consists of
along with multiple 34 m antennae,
1:40standart FM radyo sinyalinizden binlerce kez daha zayıf sinyalleri yakalamak için birleştirilebilen,
which can be combined to pick up signals that are thousands of times weaker than your standard FM radio signal. Dilbilgisi
1:42birden fazla 34 m'lik anten bulunur.
thousands of times weaker than: çok büyük bir oranı ifade etmek
Miktar + times + karşılaştırma sıfatı + than yapısı, bir farkın büyüklüğünü karşılaştırır. thousands of times weaker than ifadesinde thousands of times ölçeği, weaker yönü, than ise karşılaştırma noktasını belirtir. Dolayısıyla sinyaller standart bir FM radyo sinyalinden çok daha zayıftır; daha güçlü değildir. Buradaki thousands of yaklaşık bir ifadedir: tek bir kesin sayı yerine çok büyük bir oranı gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A sensor detects signals that are thousands of times weaker than ordinary radio signals. Bu karşılaştırma ne anlama gelir?
- Algılanan sinyaller sıradan radyo sinyallerinden çok daha güçlüdür.
- Algılanan sinyaller sıradan radyo sinyallerinden yalnızca biraz daha zayıftır.
- Algılanan sinyaller sıradan radyo sinyallerinden çok daha zayıftır.
Cevabı göster
Algılanan sinyaller sıradan radyo sinyallerinden çok daha zayıftır.
The Deep Space Network spends several hours each day Dilbilgisi
1:50Derin Uzay Ağı her gün birkaç saatini
listening to faint signals from Voyager 1.
1:53Voyager 1'den gelen cılız sinyalleri dinleyerek geçirir.
spends several hours each day listening to: spend + süre + -ing yapısı
spend + süre + -ing yapısı, öznenin bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını belirtir. Burada spends several hours each day listening to, o saatler boyunca yapılan etkinliğin listening olduğunu anlatır. Süre ifadesinden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: spend two hours reading denir, spend two hours to read denmez. Özne bir kişi, ekip, hatta teknik bir sistem olabilir; burada listening to signals, insanlar gibi sohbet etmek değil, sinyalleri izlemek ve almaya çalışmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için review fiilinin doğru biçimini kullanın: The team spends thirty minutes each morning ____ yesterday's reports.
Cevabı göster
reviewing
so far: ifadeyi şu ana kadar olan dönemle sınırlamak
Cümlenin başına yakın kullanılan so far, ardından gelen ifadenin zaman aralığını belirler: ifade, ilgili dönemin başlangıcından şu ana kadar geçerlidir. Bu ifade sonucu mevcut durum olarak sunar; gelecekte ne olacağına dair söz vermez. Burada yanıtların bugüne kadar devam ettiği anlatılır, ancak gelecek açık bırakılır. Bu kullanımda far fiziksel mesafeyi değil, zamanı belirtir.
Alıştırma
"So far, the new plan is working," cümlesinde so far ne anlama gelir?
- Şu ana kadar, ancak geleceğe dair garanti olmadan
- Fiziksel olarak çok uzakta
- Şu andan itibaren geçici bir süre boyunca
Cevabı göster
Şu ana kadar, ancak geleceğe dair garanti olmadan
talk back to us ifadesinin kişileştirme olarak kullanımı
Burada talk back to us, Voyager 1'i kişileştirir: uzay aracı konuşamaz, ancak Dünya'ya ulaşan radyo verileri bir yanıt gibi sunulur. Bu bağlamda ifade, “bize sinyal veya veri göndermeye devam etmek” anlamına gelir; “bize kaba bir şekilde karşılık vermek” anlamına gelmez. Bilim ve medya metinlerinde teknoloji bazen talk, listen veya hear gibi insanlara özgü fiillerle anlatılır. Talk back ifadesinin gerçek bir insan konuşmasını mı yoksa iki yönlü iletişimi canlı biçimde anlatan bir kişileştirmeyi mi belirttiğini anlamak için özneye ve duruma bakın.
Alıştırma
Cümlede "it continues to talk back to us" ne anlama geliyor?
- Dünya'ya sinyal veya veri göndermeye devam ediyor.
- İletişim kurmayı bıraktı.
- Uzayda insan konuşması üretiyor.
- Bilim insanlarına kaba bir şekilde karşılık vermeye devam ediyor.
Cevabı göster
Dünya'ya sinyal veya veri göndermeye devam ediyor.
Since our methods of detecting signals has improved drastically over the past 50 years, Dilbilgisi
2:00Sinyalleri tespit etme yöntemlerimiz son 50 yılda büyük ölçüde geliştiği için,
methods ... have improved: aradaki of ifadesine rağmen çoğul uyumu
Vurgulanan bölümde özne-yüklem uyumu hatası vardır. Özne grubunun temel sözcüğü çoğul methods ismidir; bu nedenle standart İngilizcede has improved değil, have improved kullanılmalıdır: "our methods of detecting signals have improved." of detecting signals ifadesi methods sözcüğünü niteler. detecting veya signals, fiilin biçimini hangi ismin belirlediğini değiştirmez. Uzun bir ifade özne ile fiilin arasına girdiğinde önce temel ismi bulun, ardından fiili ona uydurun.
Alıştırma
Bu cümledeki özne-fiil uyumunu düzeltin: "The methods of detecting weak signals ____ improved greatly."
Cevabı göster
have
there isn't really a limit on how far we can communicate with objects in space.
2:06uzaydaki nesnelerle iletişim kurabileceğimiz mesafenin aslında bir sınırı yoktur.
we could reliably communicate with objects that are many light-years away from us, Kültür
2:13bizden çok sayıda ışık yılı uzaklıktaki nesnelerle güvenilir bir şekilde iletişim kurabiliriz,
light-years: bir uzaklık birimi
Işık yılı bir zaman süresi değil, uzaklık birimidir. Işığın bir yılda katettiği mesafeyi ifade eder. Bu cümlede many light-years away, nesnelerin bizden ne kadar uzakta olduğunu belirtir. Bir sinyalin böyle bir nesneye ulaşması yıllar sürebilir, ancak bu yolculuk süresi ayrı bir kavramdır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümlede 12 light-years neyi ölçüyor: "The planet is 12 light-years away."
- Gezegenin yaşı
- Gezegen ile aramızdaki uzaklık
- Bir mesajın ne kadar süredir beklediği
Cevabı göster
Gezegen ile aramızdaki uzaklık
as long as our receivers are sensitive and accurate enough to pick up the extremely weak signals.
2:17yeter ki alıcılarımız son derece zayıf sinyalleri yakalayacak kadar hassas ve doğru olsun.
As Voyager travels farther and farther away from Earth, Dilbilgisi
2:25Voyager Dünya'dan gittikçe uzaklaştıkça,
farther and farther ile sürekli artan değişim
Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi kalıbı, bir değişimin zamanla veya süreç boyunca sürekli arttığını gösterir. Burada farther and farther, Voyager ile Dünya arasındaki fiziksel uzaklığın sürekli arttığı anlamına gelir. İki karşılaştırma biçimi tek bir kalıp oluşturur; iki ayrı yeri göstermez. Aynı yapı, giderek değişen herhangi bir özelliği anlatabilir.
Alıştırma
Farther sözcüğünü aşamalı karşılaştırma kalıbında tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: "The balloon drifted ____ from the town."
Cevabı göster
farther and farther
making it harder and harder to communicate with the spacecraft. Dilbilgisi
2:36bu da uzay aracıyla iletişim kurmayı gittikçe zorlaştırır.
making it harder and harder to communicate: iletişim kurmayı giderek zorlaştırmak
Making bir sonuç bildirir. Örtük neden, yalnızca hemen öncesindeki data rates değil; sinyalin zayıflaması ve veri hızlarının düşmesiyle oluşan önceki durumun tamamıdır. Harder and harder, zorluğun aşamalı olarak arttığını göstermek için karşılaştırma biçimini tekrarlar. Koşullar kötüleştikçe iletişim kurmak giderek zorlaşır. Bu yapı, önce birkaç değişikliği belirtip ardından bunların ortak sonucunu bir -ing yan cümlesiyle özetlemenizi sağlar.
Alıştırma
Doğal sonuç yan cümlesini seçin: The signal is fading and the connection is slowing, ___.
- made it harder and harder to communicate
- making it harder and harder to communicate
- it making harder and harder to communicate
Cevabı göster
making it harder and harder to communicate
Voyager 1 will continue on its journey indefinitely,
2:40Voyager 1 yolculuğuna süresiz olarak devam edecek,
and although there is technically no limit to how far we can communicate, Anlatım akışı
2:44ve teknik olarak ne kadar uzağa iletişim kurabileceğimizin bir sınırı olmasa da,
our communication with Voyager 1 only has a few years left.
2:48Voyager 1 ile iletişimimizin sadece birkaç yılı kaldı.
although there is technically no limit ...: pratik sınırdan önce teoriyi kabul etmek
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Cümle önce belirli bir beklenti doğurabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle daha önemli olan sınırlamayı verir. Burada technically no limit to how far, teoride mesafenin kendisinin iletişimi sona erdiren sabit bir sınır olmadığı anlamına gelir. Ana cümle daha sonra dikkati pratik sınıra çevirir: Voyager 1 ile iletişim için yalnızca birkaç yıl kalmıştır. Bu yapı teorik kapasiteyi gerçek çalışma süresinden ayırır; no limit, uzay aracının sonsuza kadar çalışabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Önce teorik bir özgürlüğü kabul edip ardından pratik sınırı belirten cümleyi seçin.
- Although there is technically no limit to how many revisions you can make, the deadline is tomorrow.
- Although there is technically no limit to how many revisions you can make, but the deadline is tomorrow.
- Because there is technically no limit to how many revisions you can make, the deadline is tomorrow.
Cevabı göster
Although there is technically no limit to how many revisions you can make, the deadline is tomorrow.
which showed Earth as a tiny blue pixel against the darkness of space.
3:09Bu fotoğraf, uzayın karanlığında Dünya'yı minicik mavi bir piksel olarak gösteriyordu.
Pale Blue Dot görüntüsünün adı
Pale Blue Dot, Voyager 1 tarafından çekilen ünlü bir görüntünün yerleşmiş adıdır. Bu görüntüde Dünya, uzayın karanlığında küçücük mavi bir nokta gibi görünür. Bu ad yalnızca bir rengi betimlemez; derin uzaydan bakıldığında Dünya'nın ne kadar küçük ve uzak göründüğünü vurgular. Bu cümlede herhangi bir soluk mavi noktayı değil, belirli bir tarihî görüntüyü belirtir.
Alıştırma
Cümlede Pale Blue Dot neyi ifade ediyor?
- Güneş sisteminin dışında bulunan mavi bir gezegen
- Dünya'nın küçücük mavi bir nokta gibi göründüğü belirli bir Voyager 1 görüntüsü
- Manyetik alanları ölçen bir araç
Cevabı göster
Dünya'nın küçücük mavi bir nokta gibi göründüğü belirli bir Voyager 1 görüntüsü
only four out of the 11 scientific instruments on Voyager 1 are still active.
3:15Voyager 1'deki 11 bilimsel araçtan sadece dördü hala aktif.
These instruments are being used to collect data on magnetic fields, Kalıp ifadeler
3:21Bu araçlar, güneş sistemimizin dışındaki manyetik alanlar,
and cosmic rays outside our solar system.
3:26ve kozmik ışınlar hakkında veri toplamak için kullanılıyor.
Araştırma kalıbı collect data on
Collect data on + bir konu, genellikle sistemli bir çalışma, anket veya deney kapsamında o konu hakkında bilgi toplamak anlamına gelir. Burada on, incelenen üç konuyu tanıtır: manyetik alanlar, güneş rüzgârları ve kozmik ışınlar. collect data on + isim veya isim öbeği kalıbını kullanın. Bu kalıpta on, “hakkında” anlamındadır; verilerin bir yüzeyin üstünde bulunduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tam araştırma kalıbı collect data on ile tamamlayın: The field team will ____ rainfall patterns.
Cevabı göster
collect data on
and will no longer be able to keep its instruments going. Kalıp ifadeler
3:35ve artık araçlarını çalışır durumda tutamayacak.
run out of power: gücü tükenmek
Bu cümlede run out of power, mevcut güç kaynağı sona erdiği için kullanılabilir elektrik enerjisinin hiç kalmaması anlamına gelir. Buradaki run, koşmak anlamında değildir; run out of, sınırlı bir kaynağın tükenmesini anlatan bir öbek fiildir. Completely, kullanılabilir gücün hiç kalmadığını vurgular. Burada kaynağı tükenen şey Voyager 1 olduğu için it runs out of power denir. Kaynağın kendisi özne olursa the power runs out denir. Aynı kalıp time, money, fuel veya food gibi sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hiç yakıt kalmadığını göstermek için run out of ifadesini doğru biçimde kullanın: The generator stopped because it had ____.
Cevabı göster
run out of fuel
keep its instruments going: cihazları çalışır durumda tutmak
Keep its instruments going, keep + nesne + going kalıbını kullanır. Nesnenin çalışmaya veya bir etkinliğin devam etmeye devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Burada its instruments, Voyager 1'in bilimsel cihazlarıdır ve going başka bir yere gitmek değil, çalışmak anlamındadır. Bu kalıp, devam etmesi sağlanan makineler, sistemler, etkinlikler veya konuşmalar için kullanılabilir: keep the engine going, keep the project going veya keep the conversation going.
Alıştırma
keep, the radio ve going ifadelerini doğru kalıba yerleştirin: A small battery will ____ during the power cut.
Cevabı göster
keep the radio going
Scientists will continue to communicate with the space probe
3:38Bilim insanları uzay sondasıyla iletişim kurmaya
and receive the important information it gathers
3:41ve topladığı önemli bilgileri almaya devam edecekler;
never to be heard from ever again. Kalıp ifadeler
3:51ve kendisinden bir daha asla haber alınamayana kadar.
never to be heard from ever again: bir daha hiç haber alınmaması
Bu anlatısal kapanışta never to be heard from ever again, ortadan kaybolan şeyden daha sonra hiçbir mesaj, sinyal veya haber alınmayacağı anlamına gelir. Hear from yalnızca “bir ses duymak” değil, “birinden veya bir şeyden ileti ya da haber almak” demektir. never to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, daha sonraki sonucu kesin bir son olarak sunar: şey kaybolur ve bunun sonucunda ondan bir daha haber alınmaz. Ever, never sözcüğünü güçlendirerek sonucun kesinliğini özellikle vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle mürettebattan bir daha hiçbir mesaj veya haber gelmediği anlamına gelir?
- The crew sailed into the fog, never to be heard from ever again.
- The crew sailed into the fog, never to hear from anyone ever again.
- The crew sailed into the fog, never to be heard ever again.
Cevabı göster
The crew sailed into the fog, never to be heard from ever again.
we can appreciate the incredible journey they have been on
3:58onların çıktıkları bu inanılmaz yolculuğu
the end is near: yaklaşan bir son
The end is near, bir şeyin son aşamasının yaklaştığı anlamına gelir. Near burada zaman bakımından yakınlığı anlatır; dolayısıyla söz konusu şey henüz sona ermemiştir. Buradaki the end, sondaların yararlı biçimde çalışıp iletişim kurabildiği, yani hâlâ veri gönderebildiği görev döneminin yaklaşan sonudur. Sondaların yakında ortadan kaybolacağı veya uzayda hareket etmeyi bırakacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, projenin yakında biteceğini ancak henüz bitmediğini belirten dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Only one final check remains, so ____.
Cevabı göster
the end is near
and the valuable science they have taught us.
4:02ve bize öğrettikleri değerli bilimsel verileri takdir edebiliriz.
who help to write and research each video.
4:07Primal Space Patreon destekçilerine teşekkür ederiz.
If you would like to contribute to Primal Space,
4:10Eğer Primal Space'e katkıda bulunmak isterseniz,
as we continue to learn more about all things space.
4:26çünkü uzayla ilgili her şey hakkında daha fazlasını öğrenmeye devam ediyoruz.