Kara Delik Yıldızı – Var Olmaması Gereken Yıldız: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.420 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Kara delik yıldızları, erken evrende gazın dev yıldızlara akmasıyla oluşmuş; kalan kara delikler de süper kütleli kara delikleri tohumlamış olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. may have been — Dil bilgisi: geçmişe ilişkin temkinli çıkarımı tanıyın ve doğrulanmamış varsayımı gerçek kabul etmeyin. 2. accretion disk — Gerçek dünya bağlamı: sıcak, dönen madde diskinin terimini öğrenin ve ışınımının kara delik büyümesini neden sınırladığını anlayın. 3. force-fed black hole — Mecazlı anlatım: maddeyi içeri iten basıncı yemek mecazıyla çözün; kısa çizgili niteleyiciyi gerçek anlamda beslemeden ayırın.

Bu derste

Black hole stars may have been the largest stars that ever existed. Dilbilgisi

0:00

Kara delik yıldızları bugüne kadar var olmuş en büyük yıldızlar olabilir.

Dilbilgisi

may have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahmin

May have been, may kiplik fiiliyle have been tamamlanmış mastar yapısını birleştirir. Geçmişteki bir durumu olasılık olarak sunar: konuşmacı kara delik yıldızlarının belki de en büyük yıldızlar olduğunu düşünür, ancak bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak ileri sürmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp may have + geçmiş zaman ortacıdır. Bunu, geçmiş hakkında temkinli bir çıkarım yapmak veya kesin olmayan bir olasılığı ifade etmek için kullanın.

Alıştırma

Geçmiş hakkında temkinli bir tahminde bulunmak için cümleyi may + be fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: “Before the climate changed, this valley ____ much wetter.”

Cevabı göster

may have been

Dilbilgisi

the largest stars that ever existed: tüm zamanları kapsayan karşılaştırma

The largest bir üstünlük derecesidir. that ever existed ilgi cümleciği stars sözcüğünü niteler ve karşılaştırma kümesini yalnızca şu anda var olan yıldızlara değil, tarihin herhangi bir döneminde var olmuş tüm yıldızlara genişletir. the + üstünlük derecesi + isim + that ever + geçmiş zamanlı fiil kalıbında ever, herhangi bir zamanda anlamına gelir. Burada that, existed fiilinin öznesidir; dolayısıyla tüm cümlecik stars sözcüğünü açıklar.

Alıştırma

Cümleyi that + ever + exist fiilinin geçmiş zamanından oluşan bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: “Scientists describe the blue whale as the largest animal ____.”

Cevabı göster

that ever existed

They burned brighter than galaxies

0:05

Galaksilerden daha parlak yandılar

and were larger than any star today

0:07

ve bugünkü herhangi bir yıldızdan,

or that could ever exist in the future.

0:09

veya gelecekte var olabilecek herhangi bir yıldızdan daha büyüktüler.

But besides their scale, Dilbilgisi

0:12

Fakat boyutlarının yanı sıra,

what makes them special and weird

0:13

onları özel ve tuhaf kılan şey,

is that deep inside,

0:16

derinliklerinde,

they were occupied by a cosmic parasite, Deyimler

0:17

kozmik bir parazit tarafından işgal edilmiş olmalarıydı,

an endlessly hungry black hole.

0:20

sonsuz derecede aç bir kara delik.

Dilbilgisi

Besides their scale, what makes ... is that ... kalıbı

Besides their scale, “büyüklüklerine ek olarak” anlamına gelir. Önce zaten bilinen bir özelliği arka plana alır, ardından daha önemli olan yeni bir özelliği tanıtır. Burada besides bir edattır ve ardından their scale isim öbeği gelir. what makes them special and weird ile kurulan what yan cümlesinin tamamı öznedir ve “onları özel ve tuhaf yapan şey” anlamına gelir. Tekil is fiili bu düşünceyi that yan cümlesindeki cevaba bağlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Besides X, what makes Y + sıfat is that + tam yan cümle.

Alıştırma

Bilinen bir özelliği ekleyip ardından ana nedeni veren kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Beside its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.
  2. Besides its huge collection, what make this library special are that it stays open all night.
  3. Besides its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.
Cevabı göster

Besides its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.

Deyimler

cosmic parasite, an endlessly hungry black hole metaforu

Cosmic parasite bir metafordur. Kara delik, ev sahibi yıldızın içinde yaşayan ve sürekli ondan madde alan bir şey gibi hayal edilir. Endlessly hungry, kara deliğin çekimini ve madde tüketmesini canlı bir varlığın davranışı gibi gösterir; gerçek bir açlığı veya gerçek bir organizmayı anlatmaz. Virgülden sonraki isim öbeği an endlessly hungry black hole bir açıklayıcı eşlemedir: cosmic parasite ifadesini yeniden adlandırır ve açıklar. İki ifade ayrı şeyleri değil, aynı kara deliği belirtir.

Alıştırma

Örnekte cosmic parasite, an endlessly hungry black hole ne anlama geliyor?

  1. Kara delik, ev sahibi yıldızın maddesiyle beslenen bir şey gibi mecazi olarak tasvir edilir.
  2. Kara delik biyolojik olarak acıkır ve bir hayvan gibi yiyeceğe ihtiyaç duyar.
  3. Uzaydaki gerçek bir organizma kara deliğin yanında yaşamaktadır.
Cevabı göster

Kara delik, ev sahibi yıldızın maddesiyle beslenen bir şey gibi mecazi olarak tasvir edilir.

How is that even possible? Anlatım akışı

0:23

Bu nasıl mümkün olabilir ki?

Anlatım akışı

How is that even possible? ile merak uyandıran soru

Burada How is that even possible? sorusu öncelikle dinleyiciden yanıt istemez. Önceki iddianın yarattığı şaşkınlığı dile getirir ve bir geçiş yapar: şaşırtıcı mekanizmanın açıklaması başlamak üzeredir. Even, possible sözcüğünü vurgular. İddianın normal beklentilerle çelişiyor gibi göründüğünü belirtir ve yaklaşık olarak “Bu nasıl doğru olabilir?” anlamına gelir. Bu soru kalıbı, kafa karıştırıcı bir gerçeği açıklamanın bir sonraki konusuna dönüştürmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Anlatıcı, imkânsız görünen bir iddia sunduktan sonra How is that even possible? diye soruyor. Bu soru ne işe yarar?

  1. İddianın alışılmış kurallara uyduğunu sakin biçimde doğrular.
  2. Güçlü bir şaşkınlık ifade eder ve açıklamaya zemin hazırlar.
  3. Dinleyiciden iddianın doğru olup olmadığı konusunda oy vermesini ister.
Cevabı göster

Güçlü bir şaşkınlık ifade eder ve açıklamaya zemin hazırlar.

Black hole stars take the weirdness of black holes

0:33

Kara delik yıldızları, kara deliklerin tuhaflığını alır

and go beyond

0:36

ve ötesine taşıyarak

to break everything we know about how stars form and grow. Deyimler

0:37

yıldızların nasıl oluştuğu ve büyüdüğü hakkında bildiğimiz her şeyi yıkar.

Deyimler

break everything we know about ifadesinin mecaz anlamı

break everything we know about how stars form and grow ifadesinde break mecaz anlamdadır. Hayal edilen bu cisimlerin kabul edilen modellerle o kadar güçlü biçimde çelişeceğini anlatır ki bu modeller artık durumu iyi açıklayamaz. Everything bilinçli bir abartıdır. İfade, yıldızlarla ilgili her bilginin yanlış hâle geldiğini iddia etmez; fikrin normal bilimsel beklentilerin ne kadar ötesine geçtiğini çarpıcı biçimde vurgular. Başka konulara aktarılabilen break everything we know about X kalıbı, “X hakkındaki mevcut anlayışımızı kökten sarsmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Bir bilim yazısında şu cümleyi okuyorsunuz: A surprising result could break everything we know about memory. break everything we know about büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bütün kitapları ve araştırma kayıtlarını fiziksel olarak yok eder.
  2. Mevcut açıklamaların yeterliliğini ciddi biçimde sorgular.
  3. Önceki her gerçeğin yanlış olduğunu kesin olarak kanıtlar.
Cevabı göster

Mevcut açıklamaların yeterliliğini ciddi biçimde sorgular.

They were only possible during a short window of time in the early universe,

0:41

Sadece erken evrendeki kısa bir zaman diliminde mümkündüler,

but if they existed, Dilbilgisi

0:45

ama eğer var oldularsa,

they would solve one of the largest mysteries of cosmology.

0:47

kozmolojinin en büyük gizemlerinden birini çözerler.

Dilbilgisi

if they existed, they would solve: doğrulanmamış bir varsayım ve sonucu

if + simple past, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir koşulu ve bu koşulun hayal edilen sonucunu anlatır. Buradaki existed, var olmayı yalnızca geçmiş zamana yerleştirmez. Varlıkları doğrulanmadığı için gerçeklikle araya kiplik mesafesi koyar. Sonuç cümleciği would solve, koşul doğru olsaydı ne olacağını anlatır. Gizemin gerçekten çözüldüğünü iddia etmez. Bu kalıp, bir varsayımı gerçekmiş gibi sunmadan kuramsal sonuçları tartışmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi if + simple past, ... would + fiilin yalın hâliyle tamamlayın. work ve solve fiillerini kullanın: If the device ____, it ____ the problem.

Cevabı göster

worked · would solve

Black hole stars were excessive any way you look at them. Deyimler

0:51

Kara delik yıldızları onlara nasıl bakarsanız bakın aşırıydı.

Deyimler

any way you look at them: hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonuç aynı

Any way you look at them, “hangi bakış açısını veya ölçütü kullanırsanız kullanın” anlamına gelir. Them, çoğul olan kara delik yıldızlarına gönderme yapar. Cümlecik bir ödünleme çerçevesi kurar: Her makul değerlendirme yolu aynı sonuca götürür. Bu ifade, söz konusu yargıyı her açıdan geçerli göstererek were excessive ifadesini güçlendirir. Yıldızlara fiziksel olarak farklı yönlerden bakma talimatı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “hangi açıdan bakılırsa bakılsın” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The plan is too expensive and too slow; ____, it needs to change.

Cevabı göster

any way you look at it

The most massive stars today

0:55

Günümüzün en kütleli yıldızları

may have about 300 solar masses. Kültür

0:56

yaklaşık 300 Güneş kütlesine sahip olabilir.

Kültür

Kütle birimi olarak “solar masses”

Bir solar mass, Güneş'in kütlesine eşittir. Gök bilimciler bunu yıldızlar ve kara delikler gibi çok büyük kütleli cisimler için referans birimi olarak kullanır. Buradaki “about 300 solar masses”, Güneş'in kütlesinin yaklaşık 300 katı bir kütle demektir. Genişliği, hacmi veya genel büyüklüğü karşılaştırmaz.

Alıştırma

“The black hole has five solar masses” İngilizce cümlesinde ne karşılaştırılıyor?

  1. İçindeki yıldızların sayısı
  2. Cismin genişliği ile Güneş'in genişliği
  3. Cismin kütlesi ile Güneş'in kütlesi
Cevabı göster

Cismin kütlesi ile Güneş'in kütlesi

A black hole star had up to 10 million solar masses

0:59

Bir kara delik yıldızı 10 milyon Güneş kütlesine kadar ulaşabilirdi,

of nearly pure hydrogen.

1:03

üstelik neredeyse saf hidrojenden.

Let's take a moment to look at what this means visually.

1:05

Bunun görsel olarak ne anlama geldiğine bakmak için bir saniye ayıralım.

The Sun,

1:08

Güneş,

Wezen,

1:10

Wezen,

LL Pegasi,

1:11

LL Pegasi,

the largest star,

1:12

en büyük yıldız,

and finally, the black hole star.

1:14

ve nihayet, kara delik yıldızı.

Its scale is beyond words. Deyimler

1:17

Boyutu kelimelerin ötesinde.

Deyimler

Tarif edilemeyecek kadar güçlü bir duygu veya izlenim için “beyond words”

“Beyond words”, bir şeyin kelimelerle iyi anlatılamayacak kadar olağanüstü veya güçlü olduğu anlamına gelir. Bu cümlede nesnenin devasa ölçeğini güçlü ve öznel biçimde vurgular; kesin bir ölçüm değildir. Bu ifade hayranlık, sevinç, güzellik, üzüntü veya şaşkınlık gibi birçok güçlü tepkiyi anlatabilir. Fiziksel olarak yazılı kelimelerin dışında bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “anlatılamayacak kadar güçlü” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The view from the summit was ____.

Cevabı göster

beyond words

Over 800,000 times wider than our Sun, Dilbilgisi

1:20

Güneşimizden 800.000 kat daha geniş,

Dilbilgisi

Over 800,000 times wider than: katlarla karşılaştırma

Over, ardından gelen sayıdan daha fazla olduğunu belirtir. over + number + times + comparative adjective + than kalıbı bir şeyi bir referansla karşılaştırır. Burada wider, karşılaştırılan boyutun genişlik olduğunu; our Sun ise referansı gösterir. Bu tür genel bir anlatımda over 800,000 times wider than, kabaca “genişliğinin 800.000 katından fazla olması” demektir. Kesin teknik yazımda times as wide as daha açıktır; çünkü times wider matematiksel olarak belirsiz olabilir.

Alıştırma

Cümleyi over, three times, long ve than kullanılan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: This bridge is ____ the old one.

Cevabı göster

over three times longer than

380 times larger than the largest star we know today.

1:23

bugün bildiğimiz en büyük yıldızdan 380 kat daha büyük.

And far below its surface

1:27

Ve yüzeyinin çok altında,

is a black hole growing rapidly

1:29

hızla büyüyen bir kara delik yatıyor,

as it devours billions upon billions Kalıp ifadeler

1:32

her saniye milyarlarca ve milyarlarca

of tons of matter per second.

1:34

ton maddeyi silip süpürürken.

Kalıp ifadeler

Billions upon billions of: vurgulu tekrar

Billions upon billions of, miktarı güçlü biçimde vurgulayan bir ifadedir. Tekrar yalnızca billions anlamına gelmez; sonu yokmuş gibi görünen son derece büyük bir miktarı anlatır. Burada her saniye tüketilen tonlarca maddenin devasa ölçeğini güçlendirir. Bu kalıpta upon, plural number word + upon + the same plural number word + of çerçevesinin bir parçasıdır. Fiziksel konum bildirmez. Kalıp, millions upon millions of örneğinde olduğu gibi başka büyüklüklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi billions ile kurulan vurgulu upon kalıbıyla tamamlayın: The universe contains ____ stars.

Cevabı göster

billions upon billions of

Normally, stars are born from gigantic clouds,

1:37

Normalde, yıldızlar devasa bulutlardan doğar,

collections of thousands or millions of solar masses of mostly hydrogen.

1:40

çoğunlukla hidrojenden oluşan binlerce veya milyonlarca güneş kütlesi koleksiyonları.

In these clouds,

1:45

Bu bulutlarda,

matter starts to accumulate around the densest spots inside.

1:46

madde, içerideki en yoğun noktaların etrafında toplanmaya başlar.

As these spots get denser, Dilbilgisi

1:51

Bu noktalar yoğunlaştıkça,

their gravitational pull intensifies

1:52

kütleçekim kuvvetleri şiddetlenir

and they grow faster.

1:54

ve daha hızlı büyürler.

Dilbilgisi

As these spots get denser: birlikte gelişen iki değişim

Bu cümlede as, “-dıkça” veya “... süreci boyunca” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Bir değişimin ana cümledeki değişimlerle aynı anda geliştiğini gösterir. Get + karşılaştırma sıfatı kademeli değişimi gösterir: get denser, “daha yoğun hâle gelmek” demektir. As + özne + get(s) + karşılaştırma biçimi, ... kalıbı, birlikte değişen iki eğilimi bağlamak için kullanılır.

Alıştırma

Örnekte “As these spots get denser” ne anlama gelir?

  1. Bölgeler zaten yoğun olduğu için
  2. Bölgelerin yoğun olduğu şekilde
  3. Bölgeler daha yoğun hâle gelirken
Cevabı göster

Bölgeler daha yoğun hâle gelirken

Eventually, they generate so much heat and pressure Dilbilgisi

1:56

Sonunda, o kadar fazla ısı ve basınç üretirler ki

that they ignite fusion reactions

1:59

füzyon reaksiyonlarını ateşlerler

and a new star is born.

2:01

ve yeni bir yıldız doğar.

Dilbilgisi

so much heat and pressure that they ignite: sonuca yol açan bir miktar

so much + sayılamayan isim + that yan cümlesi kalıbı, çok büyük bir miktarı onun sonucuna bağlar. Burada heat ve pressure sayılamayan kavramlar olarak kullanılır; that yan cümlesi de sonucu, yani bölgelerin füzyon tepkimelerini başlatmasını belirtir. Much, sayılamayan isimlerle kullanılır. Bu yapıda that, sonuç yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır; pressure sözcüğünü tanımlayan bir ilgi zamiri değildir.

Alıştırma

Cümleyi so...that sonuç kalıbı ve smoke ismiyle tamamlayın: The engine produced ____ that the alarm went off.

Cevabı göster

so much smoke

But this puts a limit on their size. Kalıp ifadeler

2:04

Ancak bu, boyutlarına bir sınır koyar.

Kalıp ifadeler

puts a limit on + kısıtlanan şey

Put a limit on, “bir şeye üst sınır ya da kısıtlama getirmek” demektir. Bu cümlede this kısıtlamayı oluşturan şeyi, their size ise özgürce büyümeye devam edemeyen, kısıtlanan unsuru gösterir. Kalıp put a limit on + isim veya yan cümledir. Üçüncü tekil şahısta put, puts olur: this puts a limit on their size.

Alıştırma

Hangi cümlede “üst sınır belirlemek” anlamındaki doğal kalıp kullanılmıştır?

  1. The new rule puts a limit on how many bags each traveler can bring.
  2. The new rule puts a limit at how many bags each traveler can bring.
  3. The new rule puts a limit to how many bags each traveler can bring.
Cevabı göster

The new rule puts a limit on how many bags each traveler can bring.

Nuclear fusion releases enough radiation energy

2:06

Nükleer füzyon, etraftaki gaz bulutunu uçuracak kadar

that the surrounding gas cloud is blown away. Öbek fiiller

2:09

radyasyon enerjisi yayar.

Öbek fiiller

blown away: edilgen yapıda fiziksel olarak uzaklaştırılma

Bu cümlede blown away, bir kuvvetin etkisiyle fiziksel olarak uzağa itilmek ve dağılmak demektir. Böylece gaz bulutu oluşmakta olan yıldızın çevresinde kalmaz. Gaz bulutu eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle cümlede be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: is blown away. Buna ışınım enerjisi neden olur. Fiziksel madde ve fiziksel bir kuvvet söz konusuysa ifadeyi duygusal bir tepki olarak değil, gerçek hareket anlamında yorumlayın.

Alıştırma

Gaz bulutuyla ilgili cümlede “is blown away” ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak sürüklenir veya dağıtılır.
  2. Son derece etkilenir veya hayran kalır.
  3. Hareket etmeden ısınır.
Cevabı göster

Fiziksel olarak sürüklenir veya dağıtılır.

The new baby star can't gather more mass.

2:12

Yeni bebek yıldız daha fazla kütle toplayamaz.

From now on, the star is living on the edge between two forces, Deyimler

2:15

Şu andan itibaren, yıldız iki kuvvet arasındaki sınırda yaşar,

gravity pulling in,

2:19

yıldızı ezmeye çalışan

trying to squash the star,

2:20

içeri doğru çeken kütleçekimi,

and radiation created by fusion pushing outwards,

2:22

ve füzyonun yarattığı dışarı doğru iten,

trying to blow the star apart.

2:25

yıldızı havaya uçurmaya çalışan radyasyon.

Deyimler

living on the edge between two forces: iki kuvvet arasında kırılgan bir dengede

Burada living on the edge, tehlikeli ve kırılgan bir dengeyi anlatır. Kütle çekimi içeri doğru çekerken radyasyon dışarı doğru iter; bu yüzden kuvvetlerden birindeki değişiklik dengeyi bozabilir. Bu ifade yıldızı, sanki risk alıyormuş gibi kişileştirir. Between two forces, benzetmeyi kısmen somutlaştırır: yıldız fiziksel bir kenarda değildir; zıt yönlü baskıların arasında kalmıştır.

Alıştırma

Şu cümlede living on the edge between recovery and collapse ne anlama gelir: "The company is living on the edge between recovery and collapse"?

  1. Şirketin zaten tamamen toparlandığını söyleyen bir ifade
  2. Şirketin ofislerinin gerçek anlamda bir şehrin kenarında bulunduğunu söyleyen bir ifade
  3. Şirketin hızla kötüleşebilecek kırılgan bir durumda olduğunu canlı biçimde anlatan bir ifade
Cevabı göster

Şirketin hızla kötüleşebilecek kırılgan bir durumda olduğunu canlı biçimde anlatan bir ifade

After millions to billions of years,

2:28

Milyonlarca ila milyarlarca yıl sonra,

the core runs out of fuel and the balance breaks, Öbek fiiller

2:30

çekirdeğin yakıtı biter ve denge bozulur,

destroying the star.

2:33

yıldızı yok eder.

Öbek fiiller

runs out of fuel: yakıtı tükenmek

Runs out of fuel, çekirdeğin füzyon için kullanabildiği malzemenin tamamını tüketip geriye hiçbir şey bırakmaması demektir. Buradaki fuel, benzin değil, füzyonu besleyen malzemedir. run out of ifadesini “artık hiç kalmamak” anlamına gelen, bir bütün hâlindeki çok sözcüklü bir fiil olarak okuyun. Çekirdeğin yakıttan fiziksel olarak koşarak uzaklaşması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir kaynaktan hiç kalmamak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We ____ milk, so I went to the store.

Cevabı göster

ran out of

But black hole stars were very, very different.

2:34

Ancak kara delik yıldızları çok, çok farklıydı.

The beasts of the early universe.

2:39

Erken evrenin canavarları.

A few hundred million years after the Big Bang,

2:42

Büyük Patlama'dan birkaç yüz milyon yıl sonra,

when the universe was much smaller,

2:45

evren çok daha küçükken,

all the matter in existence was much more concentrated.

2:47

var olan tüm madde çok daha konsantreydi.

The universe was much denser and hotter.

2:50

Evren çok daha yoğun ve sıcaktı.

Dark matter was a dominant player,

2:54

Karanlık madde baskın bir oyuncuydu,

forming giant structures called dark matter halos. Kültür

2:56

karanlık madde haleleri adı verilen dev yapılar oluşturuyordu.

These dark matter halos were so massive

3:00

Bu karanlık madde haleleri o kadar büyüktü ki

that they pulled in and concentrated unimaginably gigantic amounts of hydrogen gas,

3:02

hayal edilemeyecek kadar devasa miktarda hidrojen gazını içeri çekip yoğunlaştırdılar,

becoming the birthplaces of the first stars and galaxies.

3:07

ilk yıldızların ve galaksilerin doğum yerleri oldular.

Kültür

karanlık madde haleleri

Karanlık madde halesi, kütle çekimiyle bir arada tutulan, karanlık maddeden oluşmuş dev ve neredeyse görünmez bir bölgedir. Astronomide halo, bir galaksinin ya da başka bir madde yoğunlaşmasının çevresine yayılmış maddeyi ifade eder; görünür bir ışık halkası değildir. Bu cümlede haleler kütle çekimsel bir iskelet görevi görür: kütleleri hidrojen gazını içeri doğru çeker ve yoğunlaştırır. Haleler bu hidrojen gazından oluşmaz; gazı toplar ve böylece ilk yıldızlarla galaksilerin oluşabileceği yerlerin ortaya çıkmasına yardım eder.

Alıştırma

Bir bilim yazısında dark matter halo ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Yalnızca hidrojenden oluşan ve karanlık madde üreten bir bulut
  2. Kütle çekimiyle normal gazı toplayabilen, neredeyse görünmez bir karanlık madde yapısı
  3. Her yıldızın çevresinde görülebilen parlak bir hidrojen ışığı halkası
Cevabı göster

Kütle çekimiyle normal gazı toplayabilen, neredeyse görünmez bir karanlık madde yapısı

Epic clouds of hydrogen formed,

3:11

Destansı hidrojen bulutları oluştu,

some as massive as 100 million Suns,

3:13

bazıları 100 milyon Güneş kadar kütleli,

more than the mass of small galaxies.

3:16

küçük galaksilerin kütlesinden daha fazla.

In this unique environment that will never exist again,

3:19

Bir daha asla var olmayacak bu eşsiz ortamda,

the enormous gravitational pull of the dark matter halos

3:22

karanlık madde halelerinin muazzam kütleçekim kuvveti

drew gas into its center and created extremely massive stars.

3:25

gazı merkezine çekti ve aşırı kütleli yıldızlar yarattı.

As we said before, when a star is born,

3:30

Daha önce söylediğimiz gibi, bir yıldız doğduğunda,

it blows away the gas cloud that created it.

3:33

onu yaratan gaz bulutunu uçurup dağıtır.

But these titanic gas clouds in the early universe

3:36

Ancak erken evrendeki bu devasa gaz bulutları

were so large and massive

3:39

o kadar büyük ve kütleliydi ki

that even after their birth,

3:40

doğumlarından sonra bile,

more and more gas piled on the newborn star,

3:42

yeni doğan yıldızın üzerine giderek daha fazla gaz yığıldı,

making it grow to unbelievable proportions. Dilbilgisi

3:45

onun inanılmaz boyutlara ulaşmasını sağladı.

Dilbilgisi

making it grow to unbelievable proportions sonuç bildiren cümlecik olarak

Virgülden sonra gelen -ing yapısı making it grow to unbelievable proportions, önceki olayın sonucunu belirtir. Yeni doğan yıldızın üzerine daha fazla gaz yığıldı ve bu, yıldızın şaşırtıcı derecede büyümesine neden oldu; to unbelievable proportions yıldızın ulaştığı aşırı büyüklüğü anlatır. Making, piled ile yan yana duran başka bir ana fiil değildir. Önceki olayın tamamı örtük nedendir, it newborn star ifadesine gönderme yapar ve make fiilinden sonra nesne ile fiilin yalın hâli gelir: making + it + grow.

Alıştırma

Make fiilinin -ing biçimini, them zamirini ve grow fiilinin yalın hâlini kullanarak sonuç cümleciğini tamamlayın: Warm sunlight reached the seedlings, ____ faster.

Cevabı göster

making them grow

The young star is forced to grow and grow and grow, Dilbilgisi

3:48

Genç yıldız büyümek, büyümek ve büyümek zorunda kalır,

getting more and more massive

3:51

giderek daha büyük hale gelir

until in some cases, it reaches up to 10 million times the mass of our Sun.

3:53

ta ki bazı durumlarda Güneşimizin kütlesinin 10 milyon katına ulaşana kadar.

Dilbilgisi

is forced to grow: dış koşulların seçim bırakmaması

Edilgen be forced to + fiilin yalın hâli yapısı, dışarıdan gelen bir güç veya durum nedeniyle öznenin bundan sonra olacaklar konusunda gerçek bir seçeneği kalmadığını anlatır. Burada is forced to grow, fiziksel koşulların yıldızın büyümeyi sürdürmesine yol açtığı anlamına gelir. Forced, mutlaka bir kişinin emir vermesini gerektirmez. Neden bir kural, koşullar veya yerçekimi gibi doğal bir güç de olabilir.

Alıştırma

Cümleyi be forced to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: "The road was blocked, so we ____ take a longer route."

Cevabı göster

were forced to

Crushed by gravity,

3:58

Kütleçekimi tarafından ezilen

its core gets hotter and hotter,

4:00

çekirdeği giderek daha da ısınır,

desperately pushing outwards,

4:02

çaresizce dışarı doğru iterek,

trying to blow itself apart,

4:03

kendini havaya uçurmaya çalışır,

but to no avail. Deyimler

4:05

ama nafile.

Deyimler

to no avail: sonuç vermeyen bir çaba

To no avail, bir eylem veya çabanın amaçlanan sonucu vermediğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle az önce denenen şeye gönderme yapar ve girişimin başarısız olduğunu söyleyerek düşünceyi net biçimde bitirir. Burada çekirdek dışarı doğru iter ve yıldızı parçalamaya çalışır, ancak bunun yerçekimine karşı hiçbir etkisi olmaz. Avail sözcüğünü burada ayrı olarak kullanmak anlamında yorumlamayın; to no avail ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi, çabanın hiçbir etkisi olmadığını belirten vurgulanan kalıpla tamamlayın: "Maya knocked and called for help, but ____."

Cevabı göster

to no avail

There's too much mass and too much pressure.

4:07

Çok fazla kütle ve çok fazla basınç var.

The balance is impossible to uphold.

4:10

Dengeyi korumak imkansız.

Like a supernova on fast forward, Deyimler

4:13

İleri sarılmış bir süpernova gibi,

the core gets crushed into a black hole.

4:15

çekirdek ezilerek bir kara deliğe dönüşür.

Deyimler

Hız metaforu olarak “on fast forward”

“on fast forward” ifadesinde fast forward, bir oynatma modu gibi ele alınır: bir şey, hız ayarı yükseltilmiş gibi gerçekleşir. Bu bir benzetmedir; birinin gerçekten video oynattığı anlamına gelmez. “Like a supernova on fast forward” karşılaştırması hem hızı hem de sürecin sıkıştırılmışlığını vurgular: yıldızın çöküşü süpernovaya benzer bir süreç izler, ancak aşamalar çok daha kısa bir zamana sığdırılmış gibi görünür.

Alıştırma

Bu cümlede “on fast forward” ne anlama geliyor?

  1. Süreç normalden çok daha hızlı gerçekleşiyor gibi görünür.
  2. Yıldız hızla başka bir yere doğru hareket ediyordur.
  3. Birisi gerçekten yıldızın videosunu hızlı ileri sarıyordur.
Cevabı göster

Süreç normalden çok daha hızlı gerçekleşiyor gibi görünür.

Normally, that would be the end.

4:18

Normalde bu son olurdu.

Today's stars go supernova, Kalıp ifadeler

4:20

Günümüzün yıldızları süpernovaya dönüşür,

a black hole forms,

4:22

bir kara delik oluşur,

and things calm down.

4:23

ve işler sakinleşir.

Kalıp ifadeler

“go supernova” astronomi kalıbı

Burada go, hareket etmek anlamına gelmez. “go supernova” kalıbında özneyi çarpıcı bir olaya veya değişime bağlar: yıldız bir süpernova patlaması geçirir. Kalıp, arada to ve tanımlık olmadan go + supernova biçimindedir. Geçişsiz bir ifade gibi kullanılır; bu yüzden özne yıldızdır: a star goes supernova.

Alıştırma

Dersteki iki kelimelik astronomi ifadesini kullanın: After exhausting its fuel, a massive star may ____.

Cevabı göster

go supernova

But in this case,

4:25

Ama bu durumda,

the star survives its own death. Deyimler

4:26

yıldız kendi ölümünden sağ çıkar.

Deyimler

survives its own death: bilinçli bir paradoks

Burada survives its own death bilinçli bir paradokstur: death yalnızca yıldızın çekirdeğinin çökerek kara deliğe dönüşmesini anlatır; yıldızın dış katmanları ise kalır. Bu ifade, tamamen ölmüş bir yıldızın yeniden hayata döndüğü anlamına gelmez. Kısmi bir dönüşümü canlı biçimde adlandırır: bir bölüm “ölmüştür”, ama daha büyük bütün varlığını sürdürür.

Alıştırma

“The star survives its own death,” cümlesindeki vurgulanan düşünce bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. Yıldızın çekirdeği çöker, ancak dış katmanları varlığını sürdürür.
  2. Yıldızda hiçbir şey değişmez veya çökmez.
  3. Yıldızın tamamı ölür ve sonra hiç değişmeden yeniden hayata döner.
Cevabı göster

Yıldızın çekirdeği çöker, ancak dış katmanları varlığını sürdürür.

A tremendous explosion rocks the star from the inside,

4:29

Muazzam bir patlama yıldızı içeriden sarsar,

but it's not enough.

4:32

ama bu yeterli olmaz.

The star is so large and massive

4:34

Yıldız o kadar büyük ve kütlelidir ki

that not even a supernova can destroy it.

4:36

bir süpernova bile onu yok edemez.

But now, it has a black hole for a heart. Deyimler

4:38

Ancak artık onun kalbinde bir kara delik vardır.

Deyimler

a black hole for a heart: have X for Y kalıbı

has a black hole for a heart ifadesindeki have X for Y kalıbı, X'in normalde Y ile ilişkilendirilen yerini ya da görevini üstlendiğini anlatır. Burada kara delik yıldızın merkezindedir ve mecazi kalbi görevini görür. Buradaki for, “... için” anlamında değildir. Cümle yıldızı kişileştirerek sıra dışı merkezini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi have X for Y kalıbıyla tamamlayın: The tree house had a sheet ____.

Cevabı göster

for a roof

It's tiny, a few tens of kilometers

4:41

Güneş sistemi büyüklüğünde bir şeyin merkezinde,

in the center of a thing the size of the solar system.

4:44

birkaç on kilometre boyutunda, minicik bir kara delik.

The monster grows.

4:48

Canavar büyür.

Stars are born from ever faster spinning and collapsing gas,

4:50

Yıldızlar, giderek daha hızlı dönen ve çöken gazdan doğarlar,

and so they also spin.

4:54

bu yüzden onlar da dönerler.

When a black hole is born from the core of a star,

4:57

Bir yıldızın çekirdeğinden bir kara delik doğduğunda,

it keeps its angular momentum. Kültür

4:59

açısal momentumunu korur.

Kültür

angular momentum: dönmenin fiziksel niceliği

Angular momentum, yani açısal momentum, dönme hareketiyle ilişkili fiziksel bir niceliktir. Dönen bir yıldızın çekirdeği çökmeden önce de açısal momentuma sahiptir. Burada keeps its angular momentum, yeni oluşan kara deliğin çökme sırasında dönmeyle ilgili bu niceliği koruduğu anlamına gelir. Korunan bu dönme, yakındaki maddenin yalnızca düz bir çizgide içeri gitmek yerine kara deliğin çevresinde hareket etmesiyle ilgili sonraki fikre zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi “dönme momentumu” anlamındaki iki sözcüklü fizik terimiyle tamamlayın: The collapsing star keeps its ____.

Cevabı göster

angular momentum

This means that matter that gets drawn in

5:02

Bu, içeri çekilen maddenin

doesn't just fall in a straight line, Dilbilgisi

5:04

sadece düz bir çizgide düşmediği,

but instead begins orbiting the black hole in smaller and smaller circles,

5:06

bunun yerine daha da küçülen daireler çizerek kara deliğin yörüngesinde dönmeye başladığı,

going faster and faster.

5:10

ve giderek hızlandığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

doesn't just ... but instead ...: beklenen açıklamanın yerine başkasını koymak

doesn't just X, but instead Y kalıbı önce X'i beklenen veya aşırı basitleştirilmiş bir fikir olarak sunar, ardından gerçekte olanları daha doğru anlatan Y ile değiştirir. Burada X düz bir çizgide düşmek, Y ise yörüngede dönmeye başlamaktır. Düzeltilen nokta hareketin izlediği yoldur. Bu ifade, maddenin hiçbir zaman içeri doğru hareket edemeyeceği veya sonunda kara deliğe düşemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle beklenen bir eylemin yerine açıkça farklı bir eylem koyar?

  1. The editor shortened the report because it was too long.
  2. The editor didn't just shorten the report, but also corrected the spelling.
  3. The editor didn't just shorten the report, but instead replaced it with a one-page summary.
Cevabı göster

The editor didn't just shorten the report, but instead replaced it with a one-page summary.

The result is an accretion disk where gas orbits at nearly the speed of light. Kültür

5:12

Sonuç, gazın neredeyse ışık hızında yörüngede döndüğü bir toplanma diskidir.

Kültür

yığılma diski

Yığılma diski, kara delik gibi büyük kütleli bir cismin çevresinde dönen gaz, toz veya başka maddelerden oluşan yassı bir disktir. Accretion, maddenin biriktiğini ve zamanla sarmal çizerek içeri doğru ilerleyebildiğini belirtir; disk ise bilgisayar diskini değil, geniş ve yassı şekli anlatır. Burada terim, kara deliğin çevresinde hızla dönen gazı tanımlar. Cümle, bu gazın neredeyse ışık hızında yörüngede dönebildiğini söyler; gazın tamamının bir anda kara deliğe düştüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki accretion disk ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Kara delikle ilgili bilgileri saklayan bir bilgisayar sürücüsü
  2. Merkezi bir cismin çevresinde biriken ve dönen yassı bir madde bölgesi
  3. Kara delikten uzaklaşan bir ışık parlaması
Cevabı göster

Merkezi bir cismin çevresinde biriken ve dönen yassı bir madde bölgesi

Only a small amount of gas actually falls in at any given moment.

5:17

Belirli bir anda gazın sadece küçük bir kısmı gerçekten içeri düşer.

Basically, black holes put a lot of food on the table Deyimler

5:21

Temel olarak, kara delikler masaya bir sürü yemek koyar

and only nibble at it.

5:24

ve sadece ucundan tırtıklarlar.

Deyimler

masaya çok yiyecek koymak... yalnızca biraz atıştırmak

Cümle, yemekle ilgili genişletilmiş tek bir benzetme kurar. Masadaki bol miktarda yiyecek, kara deliğin çevresinde bulunan büyük miktardaki gazı temsil ederken only nibble at it, her seferinde yalnızca çok azını içine almak anlamına gelir. Önemli olan karşıtlıktır: çok miktarda madde vardır ama gerçekte çok azı tüketilir. Burada put ... food on the table bu görüntünün bir parçasıdır; bir aileyi geçindirecek kadar para kazanmak anlamındaki yaygın deyim değildir.

Alıştırma

Buradaki benzetmenin tamamı ne anlama geliyor?

  1. Kara deliğin çevresinde bol miktarda gaz vardır ama her seferinde yalnızca birazını içine alır.
  2. Kara deliğin yakınında hiçbir madde yoktur.
  3. Kara delik ailesini geçindirecek kadar para kazanır.
Cevabı göster

Kara deliğin çevresinde bol miktarda gaz vardır ama her seferinde yalnızca birazını içine alır.

But the matter trapped in the accretion disk

5:26

Ancak toplanma diskine hapsolmuş madde

doesn't have a good time.

5:28

iyi vakit geçirmez.

Friction and collisions between particles

5:30

Parçacıklar arasındaki sürtünme ve çarpışmalar

heat it up to temperatures of millions of degrees.

5:33

onu milyonlarca derece sıcaklığa kadar ısıtır.

Actively feeding black holes have accretion disks Kelime

5:36

Aktif olarak beslenen kara delikler

that are incredibly hot and powerful.

5:39

inanılmaz derecede sıcak ve güçlü toplanma disklerine sahiptir.

Kelime

Actively feeding black holes: feeding, “madde yutuyor” anlamında

Burada feeding, etkin anlam taşıyan bir ortaçtır ve astronomide özel bir anlama gelir: gazı, tozu veya başka maddeleri içine çeken kara deliklerin kendisidir. Bu nedenle Actively feeding black holes, o sırada çevresindeki maddeyi üzerine çekip kütlesine katan kara delikler demektir. Bu ifade, birinin kara delikleri beslediği veya kara deliklerin başka bir şeye yiyecek verdiği anlamına gelmez. Tanıdık olan yeme fikri, kütle kazanma sürecini anlatan bir benzetme olarak kullanılır.

Alıştırma

“Astronomers observed a feeding black hole,” cümlesinde kara delik ne yapıyor?

  1. Başka bir cisme yiyecek sağlıyor.
  2. Çevresindeki maddeyi içine çekiyor.
  3. Birisi ona sıradan yiyecek veriyor.
Cevabı göster

Çevresindeki maddeyi içine çekiyor.

This heat from the disk further restricts how much a black hole can devour,

5:41

Diskin bu ısısı, tıpkı yıldızların çekirdeği gibi,

just like the core of stars.

5:45

bir kara deliğin ne kadarını yutabileceğini daha da kısıtlar.

The superhot material creates radiation that blows away most of the food within its reach.

5:47

Aşırı sıcak materyal, ulaştığı alandaki yiyeceklerin çoğunu uçuran bir radyasyon yaratır.

So even if a black hole had access to as much food as it desired, Dilbilgisi

5:52

Dolayısıyla, bir kara delik istediği kadar yiyeceğe erişebilse bile,

it can only grow slowly.

5:55

sadece yavaşça büyüyebilir.

Dilbilgisi

Even if ... as much ... as ... can only: ideal koşula rağmen sınırlı sonuç

Even if, sonucu değiştirmeyen uç bir varsayımsal koşul getirir. Burada food, kara deliğin kullanabileceği madde için bir benzetmedir; had ise varsayımsal bir madde kaynağı sunar. Geçmişte gerçekten böyle bir kaynağın bulunduğunu bildirmez. As much food as it desired, istediği her şeyi karşılayacak miktar anlamına gelir; böylece madde eksikliği sorun olmaktan çıkarılır. Ardından can only grow slowly, geriye kalan sınırlamayı belirtir. Yapının bütünü, ideal bir koşulda bile sonucun hâlâ sınırlı olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

İdeal kaynağın yine de sınırlı bir sonuca yol açtığını göstermek için cümleyi even if ... as much ... as ... could only yapısıyla tamamlayın: ____ the lab had access to ____ data ____ it wanted, it ____ process the results slowly because its computers were old.

Cevabı göster

Even if · as much · as · could only

A black hole embedded inside a black hole star is different.

5:58

Kara delik yıldızının içine gömülmüş bir kara delik ise farklıdır.

The enormous pressure surrounding it pushes down matter directly into the black hole,

6:02

Onu çevreleyen devasa basınç, maddeyi doğrudan kara deliğe doğru iter,

overcoming all restrictions on how fast it can consume.

6:06

ne kadar hızlı tüketebileceği konusundaki tüm kısıtlamaları aşar.

This process is so violent and releases so much energy

6:10

Bu süreç o kadar şiddetlidir ve o kadar fazla enerji yayar ki,

that the accretion disk becomes hotter and releases more radiation pressure than any star core ever could.

6:15

toplanma diski, herhangi bir yıldız çekirdeğinin olabileceğinden çok daha sıcak hale gelir ve daha fazla radyasyon basıncı salar.

Enough to push back against the weight of 10 million Suns. Öbek fiiller

6:22

10 milyon Güneş'in ağırlığını geri itecek kadar.

Öbek fiiller

push back against: karşıt bir kuvvetle direnmek

Burada push back against, bir şeye direnen karşıt bir kuvvet uygulamak anlamına gelir. Cümlede söylenmeyen özne ışınım basıncıdır: dışarı doğru etki ederek 10 milyon Güneş'in ağırlığı şeklinde anlatılan devasa içe doğru çekime karşı koyar. Bu ifade yalnızca bir şeyi geriye itmek demek değildir. push back against + isim veya -ing biçimi; bir kurala, talebe ya da baskıya karşı çıkmak gibi fiziksel olmayan direnişler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve ‘direnmek’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new braces help the wall ____ strong winds.

Cevabı göster

push back against

An impossibly dangerous balance has been created.

6:26

İmkansız derecede tehlikeli bir denge yaratılmıştır.

Millions of solar masses pushing in,

6:29

İçeriye doğru iten milyonlarca Güneş kütlesi ve,

the angry radiation of a force-fed black hole pushing out. Deyimler

6:32

dışarıya doğru iten, zorla beslenen bir kara deliğin öfkeli radyasyonu.

Deyimler

force-fed black hole: edilgen bir besleme benzetmesi

force-fed black hole ifadesinde force-fed, black hole sözünü niteleyen, kısa çizgili bir geçmiş zaman ortacı birleşimidir. Kara deliği alıcı olarak gösterir: çevresindeki basınç, maddeyi normalden daha hızlı veya şiddetli biçimde içine sürükler. Bu anlatım mecazidir. Feed yemek yeme fikrinden alınmıştır, ancak burada kara deliğe madde sağlamak anlamına gelir. Force-fed, akışın kara deliğin kontrolünde değil, dışarıdan zorla gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The robot was ____ information faster than it could process it.

Cevabı göster

force-fed

For the next few million years,

6:36

Önümüzdeki birkaç milyon yıl boyunca,

the black hole star is consumed from within.

6:38

kara delik yıldızı içeriden tüketilir.

The black hole grows to thousands of solar masses,

6:41

Kara delik binlerce Güneş kütlesine kadar büyür,

and the bigger it gets, Dilbilgisi

6:43

ve büyüdükçe,

the faster it eats,

6:45

daha hızlı yer,

which heats up the star even more and causes it to expand.

6:46

bu da yıldızı daha da ısıtarak genişlemesine neden olur.

Dilbilgisi

the bigger..., the faster... ile bağlantılı değişimler

the bigger it gets, the faster it eats ifadesinde the + karşılaştırma biçimindeki iki yan cümle, iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir. Kara delik büyüdükçe maddeyi yutma hızı da artar. Buradaki the, bir ismin önünde kullanılan normal tanımlık değildir. Artışları veya azalışları birbirine bağlayabilen the + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... bağıntılı karşılaştırma kalıbının parçasıdır. Kalıbın kendisi yalnızca bir ilişki gösterir; bu cümlede ilişkinin neden-sonuç ilişkisi olduğunu çevredeki açıklama belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bağıntılı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

In its final phase,

6:50

Son evresinde,

the black hole star has become over 30 times wider than our solar system,

6:51

kara delik yıldızı Güneş sistemimizden 30 kat daha geniş bir hale gelmiştir,

truly the largest star to ever exist in the universe.

6:56

gerçekten de evrende bugüne kadar var olmuş en büyük yıldızdır.

The intense magnetic fields at its core

7:01

Çekirdeğindeki yoğun manyetik alanlar,

spew out jets of plasma from the black hole's poles, Öbek fiiller

7:03

kara deliğin kutuplarından plazma jetleri püskürtür,

which pierce through the star and shoot out into space,

7:06

bu jetler yıldızı delip uzaya fışkırarak,

turning it into a cosmic beacon.

7:09

onu kozmik bir fenere dönüştürür.

Öbek fiiller

spew out jets of plasma: plazma jetlerini şiddetle püskürtmek

spew out jets of plasma ifadesinde spew out, büyük miktarda bir şeyi kuvvetle dışarı püskürtmek anlamına gelir. jets of plasma nesnesi, elektrik yüklü gazdan oluşan dar ve hızlı madde akımlarını belirtir. Bu ifade canlı bir görüntü yaratır: dışarı çıkışı sakin veya kontrollü değil, şiddetli ve güçlü gösterir. Buradaki jets, uçak değil, madde akımları anlamındadır.

Alıştırma

Güçlü ve kontrolsüz bir salımı vurgulamak için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? After the valve broke, the tank suddenly ____ hot steam in every direction.

  1. spewed out
  2. stored
  3. emitted
  4. absorbed
Cevabı göster

spewed out

It must have been one of the most awe-inducing sights Dilbilgisi

7:12

Bu, evrende var olan

to ever exist in the universe.

7:15

en hayranlık uyandırıcı manzaralardan biri olmuş olmalı.

Dilbilgisi

must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

must have been, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. Konuşan kişi bu manzarayı doğrudan görmemiştir; hayal ettiği büyüklüğe dayanarak manzaranın neredeyse kesinlikle hayranlık uyandırıcı olduğuna karar verir. Burada must bir zorunluluk ifade etmez. Yapı must have + fiilin üçüncü hâlidir. must have been içindeki been, be fiilinin üçüncü hâlidir ve geçmişe bakıp o sırada neyin doğru olduğunu çıkarmaya yarar.

Alıştırma

Kapının yanında ıslak şemsiyeler ve yerde yağmur suyu buluyorsunuz. Hangi cümle geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapar?

  1. It must be raining.
  2. It must have been raining.
  3. It may have been raining.
Cevabı göster

It must have been raining.

But this also marks the end.

7:18

Ancak bu aynı zamanda sonun da habercisidir.

It becomes too stretched

7:20

Çok fazla gerilir

and the accretion disk within too powerful.

7:21

ve içindeki toplanma diski çok güçlü hale gelir.

The parasite destroys its host, Deyimler

7:24

Parazit, konağını yok eder,

blowing it apart.

7:27

onu havaya uçurur.

Deyimler

The parasite destroys its host: sürdürülen bir metaforu tamamlama

The parasite ve its host, anlatının önceki bölümünden devam eden mecazi adlandırmalardır. Kara delik parasite, onu içinde barındıran yıldız ise host olarak adlandırılır. Anlatıcı, the parasite destroys its host diyerek kara deliği yıldızdan beslenen ve sonunda kendisini taşıyan sistemi yok eden bir şey gibi sunar. Bu iki adlandırmanın sonda yeniden kullanılması açıklamayı birbirine bağlar; gerçek organizmalar veya yeni karakterler ortaya çıkarmaz.

Alıştırma

Bilimsel bir hikâyede kara deliğe parasite, çevresindeki yıldıza ise host deniyor. "The parasite destroys its host" ne anlama gelir?

  1. Yıldız kaçar ve kara deliği geride bırakır.
  2. Biyolojik bir parazit, yeni ortaya çıkan bir hayvana saldırır.
  3. Kara delik sonunda kendisini içinde barındıran yıldızı yok eder.
Cevabı göster

Kara delik sonunda kendisini içinde barındıran yıldızı yok eder.

A black hole with the mass of 100,000 Suns

7:29

100.000 Güneş kütlesine sahip bir kara delik,

rips its way out to hunt for new prey Deyimler

7:32

arkasında bir yıldız cesedinden başka bir şey bırakmadan

while leaving behind nothing but a star carcass. Kalıp ifadeler

7:34

yeni avlar aramak için dışarı çıkar.

Deyimler

Zorla yol açıp yeni avlar aramak

rips its way out, öznenin kendisini tutan şeylerin içinden zorla bir yol açarak çıkmasını anlatır; way izlenen yolu veya ilerleyişi, rip ise şiddet ve yıkım duygusunu vurgular. Bu ifade basit bir get out kullanımından çok daha canlıdır. To hunt for new prey, kara deliği bir yırtıcıya benzeterek kişileştirir. Burada hunt for, emebileceği maddeyi aramayı sürdürmek demektir; avlanma dili bilimsel olaya dramatik bir amaçlılık hissi verir, ancak kara deliğin gerçekten niyeti olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Burada rips its way out to hunt for new prey neyi anlatıyor?

  1. Direnci zorla aşar ve emebileceği maddeyi aramayı sürdürür.
  2. Sessizce çıkar ve hiçbir şey aramayı bırakır.
  3. Güvenli bir rotayı izler ve hiçbir zarar vermez.
Cevabı göster

Direnci zorla aşar ve emebileceği maddeyi aramayı sürdürür.

Kalıp ifadeler

Geride bir yıldız leşinden başka bir şey bırakmamak

while leaving behind ... ana eyleme eşlik eden bir sonucu ekleyen kısaltılmış bir -ing cümleciğidir: kara delik dışarı doğru ilerlerken geride kalan şey, yok olmuş yıldızdır. Buradaki while iki eşit eylem arasındaki karşıtlığı değil, zaman birlikteliğini ve sonucu gösterir. Leave behind bir yerden ayrılırken orada bir şey bırakmak demektir; nothing but ise yalnızca anlamına gelir. Star carcass, yok olmuş bir yıldızın kalıntıları için canlı bir mecazdır. Bu nedenle bütün ifade, geride kalan tek sonucun yıldızın kalıntıları olduğunu söyler.

Alıştırma

while leaving behind nothing but a star carcass ifadesinde nothing but bize ne anlatır?

  1. Geride hiç yıldız leşi kalmamıştır.
  2. Yıldız leşi geride kalan tek şeydir.
  3. Yıldız leşi geride kalan birkaç şeyden biridir.
Cevabı göster

Yıldız leşi geride kalan tek şeydir.

The supermassive question.

7:38

Süper kütleli soru.

If black hole stars existed,

7:41

Kara delik yıldızları var olduysa,

they could explain one of the greatest mysteries of the universe.

7:43

evrenin en büyük gizemlerinden birini açıklayabilirler.

The supermassive black holes we see at the center of galaxies

7:48

Galaksilerin merkezinde gördüğümüz süper kütleli kara delikler

are just too big.

7:51

sadece çok büyükler.

They shouldn't be possible.

7:53

Mümkün olmamalılar.

Black holes born from regular supernovas

7:55

Normal süpernovalardan doğan kara delikler

can be a few tens of solar masses at most.

7:58

en fazla birkaç on Güneş kütlesinde olabilir.

And because of the process we explained before,

8:01

Ve daha önce açıkladığımız süreç nedeniyle,

they grow slowly after that.

8:04

bundan sonra yavaş büyürler.

If black holes merge,

8:06

Kara delikler birleşirse,

they can form slightly larger black holes

8:07

yüz Güneş kütlesinden daha büyük

of over a hundred solar masses.

8:09

biraz daha büyük kara delikler oluşturabilirler.

It should take billions and billions of years

8:12

Yüz binlerce veya milyonlarca Güneş kütlesine sahip kara delikler yapmak

to make black holes with hundreds of thousands

8:14

milyarlarca ve milyarlarca yıl

or even millions of solar masses.

8:17

almalıdır.

And yet, Anlatım akışı

8:20

Ve yine de,

we know that some supermassive black holes

8:20

bazı süper kütleli kara deliklerin,

already had 800 million solar masses

8:22

Büyük Patlama'dan sadece 690 milyon yıl sonra

only 690 million years after the Big Bang.

8:25

zaten 800 milyon Güneş kütlesine sahip olduğunu biliyoruz.

Anlatım akışı

Beklenmedik bir çelişkiyi belirtmek için And yet,

And yet, az önce kurulmuş beklentiyle çelişen bir olguyu sunar. İlk ifade, böylesine devasa kara deliklerin oluşmasının milyarlarca yıl sürmesi gerektiğini söyler; sonraki ifade ise bazılarının bu beklentinin izin verdiğinden çok daha erken bir zamanda zaten devasa olduğunu gösteren kanıt sunar. Bir cümlenin başında And yet, “buna rağmen” ya da “yine de” anlamına gelen vurgulu bir geçiş ifadesidir. Burada yet iki tam düşünceyi birbirine bağlar; “şu ana kadar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir çelişkiyi gösteren, dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The forecast predicted a dry afternoon. ____, rain started before lunch.

Cevabı göster

And yet

Black hole stars are a sort of black hole cheat code. Deyimler

8:29

Kara delik yıldızları, bir tür kara delik hile kodudur.

Deyimler

Bir mecaz olarak black hole cheat code

Black hole cheat code, eğlenceli bir mecazdır. Bir video oyununda cheat code, oyuncunun normal sınırları veya yavaş ilerleyen aşamaları atlamasını sağlar. Burada ise bir kara deliğin çok daha büyük bir kütleyle başlamasını ya da olağan sürecin izin vereceğinden çok daha hızlı büyümesini sağlayan bir yolu anlatır. Gerçek bir kod girilmez ve bu ifade kimseyi dürüst olmayan davranışlarla suçlamaz. Önündeki a sort of sözleri, bunun teknik bir ad değil, benzetme olduğunu gösterir.

Alıştırma

“A reusable template can be a cheat code for writing weekly reports,” cümlesinde cheat code büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Tamamlanmış rapor için gizli bir başlık
  2. Yazarın bir kuralı çiğnediğinin kanıtı
  3. Raporu bozan bilgisayar talimatları
  4. Görevi çok daha kolaylaştıran bir kestirme yol veya avantaj
Cevabı göster

Görevi çok daha kolaylaştıran bir kestirme yol veya avantaj

If they formed very early in our universe

8:33

Eğer evrenimizde çok erken oluşmuşlarsa

and the black holes that emerged from them

8:36

ve onlardan ortaya çıkan kara delikler

were thousands of solar masses,

8:37

binlerce Güneş kütlesindeyse,

then they could be the seeds for supermassive black holes. Deyimler

8:39

o zaman süper kütleli kara deliklerin tohumları olabilirler.

These seeds could take root in the center of the earliest galaxies,

8:43

Bu tohumlar en eski galaksilerin merkezinde kök salmış,

Deyimler

süper kütleli kara deliklerin tohumları

Burada the seeds for supermassive black holes ifadesi bir büyüme metaforudur. Erken dönemdeki kara delikler, madde biriktirerek veya diğer kara deliklerle birleşerek daha sonra süper kütleli hâle gelebilecek başlangıç noktalarıdır. Bu metafor bitki tohumlarını anlatmaz ve erken dönemdeki kara deliklerin zaten süper kütleli olduğu anlamına gelmez. Gelişme potansiyeli olan bir kökeni anlatır; take root da aynı büyüme imgesini sürdürür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki büyüme metaforunun çoğul ismiyle tamamlayın: These simple classroom experiments could be the ____ for a much larger science project.

Cevabı göster

seeds

merging with others and drawing in enough matter

8:47

diğerleriyle birleşerek ve yeterli maddeyi çekerek

to grow quickly and reliably.

8:49

hızlı ve güvenilir bir şekilde büyümüş olabilir.

Very soon,

8:52

Çok yakında,

we may be able to verify their past existence.

8:53

onların geçmişteki varlığını doğrulayabiliriz.

The James Webb Space Telescope is turning its sensors to explore the farthest reaches of the universe, Kültür

8:56

James Webb Uzay Teleskobu, sensörlerini evrenin en uzak köşelerini keşfetmek için çeviriyor,

looking back in time, Kültür

9:02

zamanda geriye,

back to the early universe that we couldn't see before.

9:03

daha önce göremediğimiz o erken evrene bakıyor.

Kültür

James Webb Uzay Teleskobu

Genellikle JWST olarak kısaltılan James Webb Uzay Teleskobu, özellikle kızılötesi ışıkla evreni incelemek için tasarlanmış bir uzay gözlemevidir. Adı özel addır: Webb, teleskoba adı verilen kişinin soyadıdır; İngilizcedeki web cins ismi değildir. Çok uzak cisimlerden gelen ışığın bize ulaşması milyarlarca yıl sürebilir. Bu nedenle teleskop, bu cisimleri çok uzun zaman önceki hâlleriyle gösterir. Cümlenin gözlemleri looking back in time olarak tanımlamasının ve teleskobu erken evrenle ilişkilendirmesinin nedeni budur.

Alıştırma

James Webb Uzay Teleskobu neden zamanda geriye bakıyor şeklinde tanımlanabilir?

  1. Fiziksel olarak geçmişe yolculuk ettiği için.
  2. Çok uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı aldığı için.
  3. Evren başlamadan önce yapılmış kayıtları sakladığı için.
Cevabı göster

Çok uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı aldığı için.

Kültür

looking back in time: evrenin geçmişini gözlemlemek

Bu cümlede looking back in time, çok uzun zaman önce yola çıkmış ışığı gözlemlemek anlamına gelir. Işığın yol alması zaman aldığı için, uzaktaki bir gök cismi şu anki hâliyle değil, daha önceki hâliyle görülür. Burada ifade mecazidir: Teleskop zamanda yolculuk etmiyor ve hafıza kullanmıyor. Uzaklığın, gökbilimcilerin evrenin geçmişini incelemesini sağladığını anlatıyor.

Alıştırma

Bir astronomi dersinde, bu cümledeki looking back in time ne anlama gelir?

  1. Teleskopu geçmişe göndermek
  2. Uzak bir gök cismini uzun zaman önceki hâliyle görmek
  3. Teleskobun arkasına bakmak
  4. Teleskobun dün gördüklerini hatırlamak
Cevabı göster

Uzak bir gök cismini uzun zaman önceki hâliyle görmek

So, with luck,

9:06

Şansımız varsa,

we might be able to witness glimpses of these tragic titans

9:08

bu trajik devlerin oluşumları ile yok oluşları arasındaki

in the brief moment between their formation and destruction.

9:12

o kısa anda anlık görüntülerini yakalayabiliriz.

Until then,

9:16

O zamana kadar,

let's do the visual journey again,

9:17

görsel yolculuğu bir kez daha yapalım,

just for fun.

9:19

sadece eğlencesine.

Stars are big. Anlatım akışı

9:20

Yıldızlar büyüktür.

Black hole stars, bigger.

9:22

Kara delik yıldızları, daha büyüktür.

Anlatım akışı

Yıldızlar büyüktür. Kara delik yıldızları, daha büyük.

İlk cümle basit bir temel karşılaştırma verir: yıldızlar büyüktür. İkinci cümlede konu Black hole stars ifadesidir; bigger ise karşılaştırma sıfatıdır ve ilk cümledeki yıldızlardan daha büyük anlamına gelir. Black hole stars, bigger ifadesinde are fiili çıkarılmıştır. Bu, bilinçli bir cümle parçasıdır. Tekrarlanan yapı ve duraklama karşılaştırmayı bir slogan ya da etkili bir konuşma sonu gibi kısa ve güçlü yapar. Tam biçimi Black hole stars are bigger olur.

Alıştırma

Black hole stars, bigger ifadesinin tam biçimi nedir?

  1. Black hole stars are big.
  2. Black hole stars are bigger.
  3. Black hole stars are the biggest.
  4. Black hole stars were bigger.
Cevabı göster

Black hole stars are bigger.