Kara Delik Yıldızı – Var Olmaması Gereken Yıldız: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kara delik yıldızları, erken evrende gazın dev yıldızlara akmasıyla oluşmuş; kalan kara delikler de süper kütleli kara delikleri tohumlamış olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. may have been — Dil bilgisi: geçmişe ilişkin temkinli çıkarımı tanıyın ve doğrulanmamış varsayımı gerçek kabul etmeyin. 2. accretion disk — Gerçek dünya bağlamı: sıcak, dönen madde diskinin terimini öğrenin ve ışınımının kara delik büyümesini neden sınırladığını anlayın. 3. force-fed black hole — Mecazlı anlatım: maddeyi içeri iten basıncı yemek mecazıyla çözün; kısa çizgili niteleyiciyi gerçek anlamda beslemeden ayırın.
Bu derste
Black hole stars may have been the largest stars that ever existed. Dilbilgisi
0:00Kara delik yıldızları bugüne kadar var olmuş en büyük yıldızlar olabilir.
may have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahmin
May have been, may kiplik fiiliyle have been tamamlanmış mastar yapısını birleştirir. Geçmişteki bir durumu olasılık olarak sunar: konuşmacı kara delik yıldızlarının belki de en büyük yıldızlar olduğunu düşünür, ancak bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak ileri sürmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp may have + geçmiş zaman ortacıdır. Bunu, geçmiş hakkında temkinli bir çıkarım yapmak veya kesin olmayan bir olasılığı ifade etmek için kullanın.
Alıştırma
Geçmiş hakkında temkinli bir tahminde bulunmak için cümleyi may + be fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: “Before the climate changed, this valley ____ much wetter.”
Cevabı göster
may have been
the largest stars that ever existed: tüm zamanları kapsayan karşılaştırma
The largest bir üstünlük derecesidir. that ever existed ilgi cümleciği stars sözcüğünü niteler ve karşılaştırma kümesini yalnızca şu anda var olan yıldızlara değil, tarihin herhangi bir döneminde var olmuş tüm yıldızlara genişletir. the + üstünlük derecesi + isim + that ever + geçmiş zamanlı fiil kalıbında ever, herhangi bir zamanda anlamına gelir. Burada that, existed fiilinin öznesidir; dolayısıyla tüm cümlecik stars sözcüğünü açıklar.
Alıştırma
Cümleyi that + ever + exist fiilinin geçmiş zamanından oluşan bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: “Scientists describe the blue whale as the largest animal ____.”
Cevabı göster
that ever existed
or that could ever exist in the future.
0:09veya gelecekte var olabilecek herhangi bir yıldızdan daha büyüktüler.
Besides their scale, what makes ... is that ... kalıbı
Besides their scale, “büyüklüklerine ek olarak” anlamına gelir. Önce zaten bilinen bir özelliği arka plana alır, ardından daha önemli olan yeni bir özelliği tanıtır. Burada besides bir edattır ve ardından their scale isim öbeği gelir. what makes them special and weird ile kurulan what yan cümlesinin tamamı öznedir ve “onları özel ve tuhaf yapan şey” anlamına gelir. Tekil is fiili bu düşünceyi that yan cümlesindeki cevaba bağlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Besides X, what makes Y + sıfat is that + tam yan cümle.
Alıştırma
Bilinen bir özelliği ekleyip ardından ana nedeni veren kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?
- Beside its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.
- Besides its huge collection, what make this library special are that it stays open all night.
- Besides its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.
Cevabı göster
Besides its huge collection, what makes this library special is that it stays open all night.
cosmic parasite, an endlessly hungry black hole metaforu
Cosmic parasite bir metafordur. Kara delik, ev sahibi yıldızın içinde yaşayan ve sürekli ondan madde alan bir şey gibi hayal edilir. Endlessly hungry, kara deliğin çekimini ve madde tüketmesini canlı bir varlığın davranışı gibi gösterir; gerçek bir açlığı veya gerçek bir organizmayı anlatmaz. Virgülden sonraki isim öbeği an endlessly hungry black hole bir açıklayıcı eşlemedir: cosmic parasite ifadesini yeniden adlandırır ve açıklar. İki ifade ayrı şeyleri değil, aynı kara deliği belirtir.
Alıştırma
Örnekte cosmic parasite, an endlessly hungry black hole ne anlama geliyor?
- Kara delik, ev sahibi yıldızın maddesiyle beslenen bir şey gibi mecazi olarak tasvir edilir.
- Kara delik biyolojik olarak acıkır ve bir hayvan gibi yiyeceğe ihtiyaç duyar.
- Uzaydaki gerçek bir organizma kara deliğin yanında yaşamaktadır.
Cevabı göster
Kara delik, ev sahibi yıldızın maddesiyle beslenen bir şey gibi mecazi olarak tasvir edilir.
How is that even possible? ile merak uyandıran soru
Burada How is that even possible? sorusu öncelikle dinleyiciden yanıt istemez. Önceki iddianın yarattığı şaşkınlığı dile getirir ve bir geçiş yapar: şaşırtıcı mekanizmanın açıklaması başlamak üzeredir. Even, possible sözcüğünü vurgular. İddianın normal beklentilerle çelişiyor gibi göründüğünü belirtir ve yaklaşık olarak “Bu nasıl doğru olabilir?” anlamına gelir. Bu soru kalıbı, kafa karıştırıcı bir gerçeği açıklamanın bir sonraki konusuna dönüştürmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Anlatıcı, imkânsız görünen bir iddia sunduktan sonra How is that even possible? diye soruyor. Bu soru ne işe yarar?
- İddianın alışılmış kurallara uyduğunu sakin biçimde doğrular.
- Güçlü bir şaşkınlık ifade eder ve açıklamaya zemin hazırlar.
- Dinleyiciden iddianın doğru olup olmadığı konusunda oy vermesini ister.
Cevabı göster
Güçlü bir şaşkınlık ifade eder ve açıklamaya zemin hazırlar.
Black hole stars take the weirdness of black holes
0:33Kara delik yıldızları, kara deliklerin tuhaflığını alır
to break everything we know about how stars form and grow. Deyimler
0:37yıldızların nasıl oluştuğu ve büyüdüğü hakkında bildiğimiz her şeyi yıkar.
break everything we know about ifadesinin mecaz anlamı
break everything we know about how stars form and grow ifadesinde break mecaz anlamdadır. Hayal edilen bu cisimlerin kabul edilen modellerle o kadar güçlü biçimde çelişeceğini anlatır ki bu modeller artık durumu iyi açıklayamaz. Everything bilinçli bir abartıdır. İfade, yıldızlarla ilgili her bilginin yanlış hâle geldiğini iddia etmez; fikrin normal bilimsel beklentilerin ne kadar ötesine geçtiğini çarpıcı biçimde vurgular. Başka konulara aktarılabilen break everything we know about X kalıbı, “X hakkındaki mevcut anlayışımızı kökten sarsmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Bir bilim yazısında şu cümleyi okuyorsunuz: A surprising result could break everything we know about memory. break everything we know about büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bütün kitapları ve araştırma kayıtlarını fiziksel olarak yok eder.
- Mevcut açıklamaların yeterliliğini ciddi biçimde sorgular.
- Önceki her gerçeğin yanlış olduğunu kesin olarak kanıtlar.
Cevabı göster
Mevcut açıklamaların yeterliliğini ciddi biçimde sorgular.
They were only possible during a short window of time in the early universe,
0:41Sadece erken evrendeki kısa bir zaman diliminde mümkündüler,
they would solve one of the largest mysteries of cosmology.
0:47kozmolojinin en büyük gizemlerinden birini çözerler.
if they existed, they would solve: doğrulanmamış bir varsayım ve sonucu
if + simple past, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir koşulu ve bu koşulun hayal edilen sonucunu anlatır. Buradaki existed, var olmayı yalnızca geçmiş zamana yerleştirmez. Varlıkları doğrulanmadığı için gerçeklikle araya kiplik mesafesi koyar. Sonuç cümleciği would solve, koşul doğru olsaydı ne olacağını anlatır. Gizemin gerçekten çözüldüğünü iddia etmez. Bu kalıp, bir varsayımı gerçekmiş gibi sunmadan kuramsal sonuçları tartışmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi if + simple past, ... would + fiilin yalın hâliyle tamamlayın. work ve solve fiillerini kullanın: If the device ____, it ____ the problem.
Cevabı göster
worked · would solve
Black hole stars were excessive any way you look at them. Deyimler
0:51Kara delik yıldızları onlara nasıl bakarsanız bakın aşırıydı.
any way you look at them: hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonuç aynı
Any way you look at them, “hangi bakış açısını veya ölçütü kullanırsanız kullanın” anlamına gelir. Them, çoğul olan kara delik yıldızlarına gönderme yapar. Cümlecik bir ödünleme çerçevesi kurar: Her makul değerlendirme yolu aynı sonuca götürür. Bu ifade, söz konusu yargıyı her açıdan geçerli göstererek were excessive ifadesini güçlendirir. Yıldızlara fiziksel olarak farklı yönlerden bakma talimatı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “hangi açıdan bakılırsa bakılsın” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The plan is too expensive and too slow; ____, it needs to change.
Cevabı göster
any way you look at it
Kütle birimi olarak “solar masses”
Bir solar mass, Güneş'in kütlesine eşittir. Gök bilimciler bunu yıldızlar ve kara delikler gibi çok büyük kütleli cisimler için referans birimi olarak kullanır. Buradaki “about 300 solar masses”, Güneş'in kütlesinin yaklaşık 300 katı bir kütle demektir. Genişliği, hacmi veya genel büyüklüğü karşılaştırmaz.
Alıştırma
“The black hole has five solar masses” İngilizce cümlesinde ne karşılaştırılıyor?
- İçindeki yıldızların sayısı
- Cismin genişliği ile Güneş'in genişliği
- Cismin kütlesi ile Güneş'in kütlesi
Cevabı göster
Cismin kütlesi ile Güneş'in kütlesi
A black hole star had up to 10 million solar masses
0:59Bir kara delik yıldızı 10 milyon Güneş kütlesine kadar ulaşabilirdi,
Let's take a moment to look at what this means visually.
1:05Bunun görsel olarak ne anlama geldiğine bakmak için bir saniye ayıralım.
Tarif edilemeyecek kadar güçlü bir duygu veya izlenim için “beyond words”
“Beyond words”, bir şeyin kelimelerle iyi anlatılamayacak kadar olağanüstü veya güçlü olduğu anlamına gelir. Bu cümlede nesnenin devasa ölçeğini güçlü ve öznel biçimde vurgular; kesin bir ölçüm değildir. Bu ifade hayranlık, sevinç, güzellik, üzüntü veya şaşkınlık gibi birçok güçlü tepkiyi anlatabilir. Fiziksel olarak yazılı kelimelerin dışında bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “anlatılamayacak kadar güçlü” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The view from the summit was ____.
Cevabı göster
beyond words
Over 800,000 times wider than: katlarla karşılaştırma
Over, ardından gelen sayıdan daha fazla olduğunu belirtir. over + number + times + comparative adjective + than kalıbı bir şeyi bir referansla karşılaştırır. Burada wider, karşılaştırılan boyutun genişlik olduğunu; our Sun ise referansı gösterir. Bu tür genel bir anlatımda over 800,000 times wider than, kabaca “genişliğinin 800.000 katından fazla olması” demektir. Kesin teknik yazımda times as wide as daha açıktır; çünkü times wider matematiksel olarak belirsiz olabilir.
Alıştırma
Cümleyi over, three times, long ve than kullanılan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: This bridge is ____ the old one.
Cevabı göster
over three times longer than
380 times larger than the largest star we know today.
1:23bugün bildiğimiz en büyük yıldızdan 380 kat daha büyük.
Billions upon billions of: vurgulu tekrar
Billions upon billions of, miktarı güçlü biçimde vurgulayan bir ifadedir. Tekrar yalnızca billions anlamına gelmez; sonu yokmuş gibi görünen son derece büyük bir miktarı anlatır. Burada her saniye tüketilen tonlarca maddenin devasa ölçeğini güçlendirir. Bu kalıpta upon, plural number word + upon + the same plural number word + of çerçevesinin bir parçasıdır. Fiziksel konum bildirmez. Kalıp, millions upon millions of örneğinde olduğu gibi başka büyüklüklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi billions ile kurulan vurgulu upon kalıbıyla tamamlayın: The universe contains ____ stars.
Cevabı göster
billions upon billions of
collections of thousands or millions of solar masses of mostly hydrogen.
1:40çoğunlukla hidrojenden oluşan binlerce veya milyonlarca güneş kütlesi koleksiyonları.
matter starts to accumulate around the densest spots inside.
1:46madde, içerideki en yoğun noktaların etrafında toplanmaya başlar.
As these spots get denser: birlikte gelişen iki değişim
Bu cümlede as, “-dıkça” veya “... süreci boyunca” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Bir değişimin ana cümledeki değişimlerle aynı anda geliştiğini gösterir. Get + karşılaştırma sıfatı kademeli değişimi gösterir: get denser, “daha yoğun hâle gelmek” demektir. As + özne + get(s) + karşılaştırma biçimi, ... kalıbı, birlikte değişen iki eğilimi bağlamak için kullanılır.
Alıştırma
Örnekte “As these spots get denser” ne anlama gelir?
- Bölgeler zaten yoğun olduğu için
- Bölgelerin yoğun olduğu şekilde
- Bölgeler daha yoğun hâle gelirken
Cevabı göster
Bölgeler daha yoğun hâle gelirken
Eventually, they generate so much heat and pressure Dilbilgisi
1:56Sonunda, o kadar fazla ısı ve basınç üretirler ki
so much heat and pressure that they ignite: sonuca yol açan bir miktar
so much + sayılamayan isim + that yan cümlesi kalıbı, çok büyük bir miktarı onun sonucuna bağlar. Burada heat ve pressure sayılamayan kavramlar olarak kullanılır; that yan cümlesi de sonucu, yani bölgelerin füzyon tepkimelerini başlatmasını belirtir. Much, sayılamayan isimlerle kullanılır. Bu yapıda that, sonuç yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır; pressure sözcüğünü tanımlayan bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi so...that sonuç kalıbı ve smoke ismiyle tamamlayın: The engine produced ____ that the alarm went off.
Cevabı göster
so much smoke
puts a limit on + kısıtlanan şey
Put a limit on, “bir şeye üst sınır ya da kısıtlama getirmek” demektir. Bu cümlede this kısıtlamayı oluşturan şeyi, their size ise özgürce büyümeye devam edemeyen, kısıtlanan unsuru gösterir. Kalıp put a limit on + isim veya yan cümledir. Üçüncü tekil şahısta put, puts olur: this puts a limit on their size.
Alıştırma
Hangi cümlede “üst sınır belirlemek” anlamındaki doğal kalıp kullanılmıştır?
- The new rule puts a limit on how many bags each traveler can bring.
- The new rule puts a limit at how many bags each traveler can bring.
- The new rule puts a limit to how many bags each traveler can bring.
Cevabı göster
The new rule puts a limit on how many bags each traveler can bring.
Nuclear fusion releases enough radiation energy
2:06Nükleer füzyon, etraftaki gaz bulutunu uçuracak kadar
blown away: edilgen yapıda fiziksel olarak uzaklaştırılma
Bu cümlede blown away, bir kuvvetin etkisiyle fiziksel olarak uzağa itilmek ve dağılmak demektir. Böylece gaz bulutu oluşmakta olan yıldızın çevresinde kalmaz. Gaz bulutu eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle cümlede be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: is blown away. Buna ışınım enerjisi neden olur. Fiziksel madde ve fiziksel bir kuvvet söz konusuysa ifadeyi duygusal bir tepki olarak değil, gerçek hareket anlamında yorumlayın.
Alıştırma
Gaz bulutuyla ilgili cümlede “is blown away” ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak sürüklenir veya dağıtılır.
- Son derece etkilenir veya hayran kalır.
- Hareket etmeden ısınır.
Cevabı göster
Fiziksel olarak sürüklenir veya dağıtılır.
living on the edge between two forces: iki kuvvet arasında kırılgan bir dengede
Burada living on the edge, tehlikeli ve kırılgan bir dengeyi anlatır. Kütle çekimi içeri doğru çekerken radyasyon dışarı doğru iter; bu yüzden kuvvetlerden birindeki değişiklik dengeyi bozabilir. Bu ifade yıldızı, sanki risk alıyormuş gibi kişileştirir. Between two forces, benzetmeyi kısmen somutlaştırır: yıldız fiziksel bir kenarda değildir; zıt yönlü baskıların arasında kalmıştır.
Alıştırma
Şu cümlede living on the edge between recovery and collapse ne anlama gelir: "The company is living on the edge between recovery and collapse"?
- Şirketin zaten tamamen toparlandığını söyleyen bir ifade
- Şirketin ofislerinin gerçek anlamda bir şehrin kenarında bulunduğunu söyleyen bir ifade
- Şirketin hızla kötüleşebilecek kırılgan bir durumda olduğunu canlı biçimde anlatan bir ifade
Cevabı göster
Şirketin hızla kötüleşebilecek kırılgan bir durumda olduğunu canlı biçimde anlatan bir ifade
the core runs out of fuel and the balance breaks, Öbek fiiller
2:30çekirdeğin yakıtı biter ve denge bozulur,
runs out of fuel: yakıtı tükenmek
Runs out of fuel, çekirdeğin füzyon için kullanabildiği malzemenin tamamını tüketip geriye hiçbir şey bırakmaması demektir. Buradaki fuel, benzin değil, füzyonu besleyen malzemedir. run out of ifadesini “artık hiç kalmamak” anlamına gelen, bir bütün hâlindeki çok sözcüklü bir fiil olarak okuyun. Çekirdeğin yakıttan fiziksel olarak koşarak uzaklaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir kaynaktan hiç kalmamak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We ____ milk, so I went to the store.
Cevabı göster
ran out of
But black hole stars were very, very different.
2:34Ancak kara delik yıldızları çok, çok farklıydı.
all the matter in existence was much more concentrated.
2:47var olan tüm madde çok daha konsantreydi.
that they pulled in and concentrated unimaginably gigantic amounts of hydrogen gas,
3:02hayal edilemeyecek kadar devasa miktarda hidrojen gazını içeri çekip yoğunlaştırdılar,
becoming the birthplaces of the first stars and galaxies.
3:07ilk yıldızların ve galaksilerin doğum yerleri oldular.
karanlık madde haleleri
Karanlık madde halesi, kütle çekimiyle bir arada tutulan, karanlık maddeden oluşmuş dev ve neredeyse görünmez bir bölgedir. Astronomide halo, bir galaksinin ya da başka bir madde yoğunlaşmasının çevresine yayılmış maddeyi ifade eder; görünür bir ışık halkası değildir. Bu cümlede haleler kütle çekimsel bir iskelet görevi görür: kütleleri hidrojen gazını içeri doğru çeker ve yoğunlaştırır. Haleler bu hidrojen gazından oluşmaz; gazı toplar ve böylece ilk yıldızlarla galaksilerin oluşabileceği yerlerin ortaya çıkmasına yardım eder.
Alıştırma
Bir bilim yazısında dark matter halo ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Yalnızca hidrojenden oluşan ve karanlık madde üreten bir bulut
- Kütle çekimiyle normal gazı toplayabilen, neredeyse görünmez bir karanlık madde yapısı
- Her yıldızın çevresinde görülebilen parlak bir hidrojen ışığı halkası
Cevabı göster
Kütle çekimiyle normal gazı toplayabilen, neredeyse görünmez bir karanlık madde yapısı
In this unique environment that will never exist again,
3:19Bir daha asla var olmayacak bu eşsiz ortamda,
the enormous gravitational pull of the dark matter halos
3:22karanlık madde halelerinin muazzam kütleçekim kuvveti
drew gas into its center and created extremely massive stars.
3:25gazı merkezine çekti ve aşırı kütleli yıldızlar yarattı.
But these titanic gas clouds in the early universe
3:36Ancak erken evrendeki bu devasa gaz bulutları
more and more gas piled on the newborn star,
3:42yeni doğan yıldızın üzerine giderek daha fazla gaz yığıldı,
making it grow to unbelievable proportions. Dilbilgisi
3:45onun inanılmaz boyutlara ulaşmasını sağladı.
making it grow to unbelievable proportions sonuç bildiren cümlecik olarak
Virgülden sonra gelen -ing yapısı making it grow to unbelievable proportions, önceki olayın sonucunu belirtir. Yeni doğan yıldızın üzerine daha fazla gaz yığıldı ve bu, yıldızın şaşırtıcı derecede büyümesine neden oldu; to unbelievable proportions yıldızın ulaştığı aşırı büyüklüğü anlatır. Making, piled ile yan yana duran başka bir ana fiil değildir. Önceki olayın tamamı örtük nedendir, it newborn star ifadesine gönderme yapar ve make fiilinden sonra nesne ile fiilin yalın hâli gelir: making + it + grow.
Alıştırma
Make fiilinin -ing biçimini, them zamirini ve grow fiilinin yalın hâlini kullanarak sonuç cümleciğini tamamlayın: Warm sunlight reached the seedlings, ____ faster.
Cevabı göster
making them grow
The young star is forced to grow and grow and grow, Dilbilgisi
3:48Genç yıldız büyümek, büyümek ve büyümek zorunda kalır,
until in some cases, it reaches up to 10 million times the mass of our Sun.
3:53ta ki bazı durumlarda Güneşimizin kütlesinin 10 milyon katına ulaşana kadar.
is forced to grow: dış koşulların seçim bırakmaması
Edilgen be forced to + fiilin yalın hâli yapısı, dışarıdan gelen bir güç veya durum nedeniyle öznenin bundan sonra olacaklar konusunda gerçek bir seçeneği kalmadığını anlatır. Burada is forced to grow, fiziksel koşulların yıldızın büyümeyi sürdürmesine yol açtığı anlamına gelir. Forced, mutlaka bir kişinin emir vermesini gerektirmez. Neden bir kural, koşullar veya yerçekimi gibi doğal bir güç de olabilir.
Alıştırma
Cümleyi be forced to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: "The road was blocked, so we ____ take a longer route."
Cevabı göster
were forced to
to no avail: sonuç vermeyen bir çaba
To no avail, bir eylem veya çabanın amaçlanan sonucu vermediğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle az önce denenen şeye gönderme yapar ve girişimin başarısız olduğunu söyleyerek düşünceyi net biçimde bitirir. Burada çekirdek dışarı doğru iter ve yıldızı parçalamaya çalışır, ancak bunun yerçekimine karşı hiçbir etkisi olmaz. Avail sözcüğünü burada ayrı olarak kullanmak anlamında yorumlamayın; to no avail ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi, çabanın hiçbir etkisi olmadığını belirten vurgulanan kalıpla tamamlayın: "Maya knocked and called for help, but ____."
Cevabı göster
to no avail
Hız metaforu olarak “on fast forward”
“on fast forward” ifadesinde fast forward, bir oynatma modu gibi ele alınır: bir şey, hız ayarı yükseltilmiş gibi gerçekleşir. Bu bir benzetmedir; birinin gerçekten video oynattığı anlamına gelmez. “Like a supernova on fast forward” karşılaştırması hem hızı hem de sürecin sıkıştırılmışlığını vurgular: yıldızın çöküşü süpernovaya benzer bir süreç izler, ancak aşamalar çok daha kısa bir zamana sığdırılmış gibi görünür.
Alıştırma
Bu cümlede “on fast forward” ne anlama geliyor?
- Süreç normalden çok daha hızlı gerçekleşiyor gibi görünür.
- Yıldız hızla başka bir yere doğru hareket ediyordur.
- Birisi gerçekten yıldızın videosunu hızlı ileri sarıyordur.
Cevabı göster
Süreç normalden çok daha hızlı gerçekleşiyor gibi görünür.
“go supernova” astronomi kalıbı
Burada go, hareket etmek anlamına gelmez. “go supernova” kalıbında özneyi çarpıcı bir olaya veya değişime bağlar: yıldız bir süpernova patlaması geçirir. Kalıp, arada to ve tanımlık olmadan go + supernova biçimindedir. Geçişsiz bir ifade gibi kullanılır; bu yüzden özne yıldızdır: a star goes supernova.
Alıştırma
Dersteki iki kelimelik astronomi ifadesini kullanın: After exhausting its fuel, a massive star may ____.
Cevabı göster
go supernova
survives its own death: bilinçli bir paradoks
Burada survives its own death bilinçli bir paradokstur: death yalnızca yıldızın çekirdeğinin çökerek kara deliğe dönüşmesini anlatır; yıldızın dış katmanları ise kalır. Bu ifade, tamamen ölmüş bir yıldızın yeniden hayata döndüğü anlamına gelmez. Kısmi bir dönüşümü canlı biçimde adlandırır: bir bölüm “ölmüştür”, ama daha büyük bütün varlığını sürdürür.
Alıştırma
“The star survives its own death,” cümlesindeki vurgulanan düşünce bu bağlamda ne anlama gelir?
- Yıldızın çekirdeği çöker, ancak dış katmanları varlığını sürdürür.
- Yıldızda hiçbir şey değişmez veya çökmez.
- Yıldızın tamamı ölür ve sonra hiç değişmeden yeniden hayata döner.
Cevabı göster
Yıldızın çekirdeği çöker, ancak dış katmanları varlığını sürdürür.
A tremendous explosion rocks the star from the inside,
4:29Muazzam bir patlama yıldızı içeriden sarsar,
But now, it has a black hole for a heart. Deyimler
4:38Ancak artık onun kalbinde bir kara delik vardır.
a black hole for a heart: have X for Y kalıbı
has a black hole for a heart ifadesindeki have X for Y kalıbı, X'in normalde Y ile ilişkilendirilen yerini ya da görevini üstlendiğini anlatır. Burada kara delik yıldızın merkezindedir ve mecazi kalbi görevini görür. Buradaki for, “... için” anlamında değildir. Cümle yıldızı kişileştirerek sıra dışı merkezini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi have X for Y kalıbıyla tamamlayın: The tree house had a sheet ____.
Cevabı göster
for a roof
in the center of a thing the size of the solar system.
4:44birkaç on kilometre boyutunda, minicik bir kara delik.
Stars are born from ever faster spinning and collapsing gas,
4:50Yıldızlar, giderek daha hızlı dönen ve çöken gazdan doğarlar,
When a black hole is born from the core of a star,
4:57Bir yıldızın çekirdeğinden bir kara delik doğduğunda,
angular momentum: dönmenin fiziksel niceliği
Angular momentum, yani açısal momentum, dönme hareketiyle ilişkili fiziksel bir niceliktir. Dönen bir yıldızın çekirdeği çökmeden önce de açısal momentuma sahiptir. Burada keeps its angular momentum, yeni oluşan kara deliğin çökme sırasında dönmeyle ilgili bu niceliği koruduğu anlamına gelir. Korunan bu dönme, yakındaki maddenin yalnızca düz bir çizgide içeri gitmek yerine kara deliğin çevresinde hareket etmesiyle ilgili sonraki fikre zemin hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi “dönme momentumu” anlamındaki iki sözcüklü fizik terimiyle tamamlayın: The collapsing star keeps its ____.
Cevabı göster
angular momentum
but instead begins orbiting the black hole in smaller and smaller circles,
5:06bunun yerine daha da küçülen daireler çizerek kara deliğin yörüngesinde dönmeye başladığı,
doesn't just ... but instead ...: beklenen açıklamanın yerine başkasını koymak
doesn't just X, but instead Y kalıbı önce X'i beklenen veya aşırı basitleştirilmiş bir fikir olarak sunar, ardından gerçekte olanları daha doğru anlatan Y ile değiştirir. Burada X düz bir çizgide düşmek, Y ise yörüngede dönmeye başlamaktır. Düzeltilen nokta hareketin izlediği yoldur. Bu ifade, maddenin hiçbir zaman içeri doğru hareket edemeyeceği veya sonunda kara deliğe düşemeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle beklenen bir eylemin yerine açıkça farklı bir eylem koyar?
- The editor shortened the report because it was too long.
- The editor didn't just shorten the report, but also corrected the spelling.
- The editor didn't just shorten the report, but instead replaced it with a one-page summary.
Cevabı göster
The editor didn't just shorten the report, but instead replaced it with a one-page summary.
The result is an accretion disk where gas orbits at nearly the speed of light. Kültür
5:12Sonuç, gazın neredeyse ışık hızında yörüngede döndüğü bir toplanma diskidir.
yığılma diski
Yığılma diski, kara delik gibi büyük kütleli bir cismin çevresinde dönen gaz, toz veya başka maddelerden oluşan yassı bir disktir. Accretion, maddenin biriktiğini ve zamanla sarmal çizerek içeri doğru ilerleyebildiğini belirtir; disk ise bilgisayar diskini değil, geniş ve yassı şekli anlatır. Burada terim, kara deliğin çevresinde hızla dönen gazı tanımlar. Cümle, bu gazın neredeyse ışık hızında yörüngede dönebildiğini söyler; gazın tamamının bir anda kara deliğe düştüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki accretion disk ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Kara delikle ilgili bilgileri saklayan bir bilgisayar sürücüsü
- Merkezi bir cismin çevresinde biriken ve dönen yassı bir madde bölgesi
- Kara delikten uzaklaşan bir ışık parlaması
Cevabı göster
Merkezi bir cismin çevresinde biriken ve dönen yassı bir madde bölgesi
Only a small amount of gas actually falls in at any given moment.
5:17Belirli bir anda gazın sadece küçük bir kısmı gerçekten içeri düşer.
masaya çok yiyecek koymak... yalnızca biraz atıştırmak
Cümle, yemekle ilgili genişletilmiş tek bir benzetme kurar. Masadaki bol miktarda yiyecek, kara deliğin çevresinde bulunan büyük miktardaki gazı temsil ederken only nibble at it, her seferinde yalnızca çok azını içine almak anlamına gelir. Önemli olan karşıtlıktır: çok miktarda madde vardır ama gerçekte çok azı tüketilir. Burada put ... food on the table bu görüntünün bir parçasıdır; bir aileyi geçindirecek kadar para kazanmak anlamındaki yaygın deyim değildir.
Alıştırma
Buradaki benzetmenin tamamı ne anlama geliyor?
- Kara deliğin çevresinde bol miktarda gaz vardır ama her seferinde yalnızca birazını içine alır.
- Kara deliğin yakınında hiçbir madde yoktur.
- Kara delik ailesini geçindirecek kadar para kazanır.
Cevabı göster
Kara deliğin çevresinde bol miktarda gaz vardır ama her seferinde yalnızca birazını içine alır.
heat it up to temperatures of millions of degrees.
5:33onu milyonlarca derece sıcaklığa kadar ısıtır.
that are incredibly hot and powerful.
5:39inanılmaz derecede sıcak ve güçlü toplanma disklerine sahiptir.
Actively feeding black holes: feeding, “madde yutuyor” anlamında
Burada feeding, etkin anlam taşıyan bir ortaçtır ve astronomide özel bir anlama gelir: gazı, tozu veya başka maddeleri içine çeken kara deliklerin kendisidir. Bu nedenle Actively feeding black holes, o sırada çevresindeki maddeyi üzerine çekip kütlesine katan kara delikler demektir. Bu ifade, birinin kara delikleri beslediği veya kara deliklerin başka bir şeye yiyecek verdiği anlamına gelmez. Tanıdık olan yeme fikri, kütle kazanma sürecini anlatan bir benzetme olarak kullanılır.
Alıştırma
“Astronomers observed a feeding black hole,” cümlesinde kara delik ne yapıyor?
- Başka bir cisme yiyecek sağlıyor.
- Çevresindeki maddeyi içine çekiyor.
- Birisi ona sıradan yiyecek veriyor.
Cevabı göster
Çevresindeki maddeyi içine çekiyor.
This heat from the disk further restricts how much a black hole can devour,
5:41Diskin bu ısısı, tıpkı yıldızların çekirdeği gibi,
The superhot material creates radiation that blows away most of the food within its reach.
5:47Aşırı sıcak materyal, ulaştığı alandaki yiyeceklerin çoğunu uçuran bir radyasyon yaratır.
So even if a black hole had access to as much food as it desired, Dilbilgisi
5:52Dolayısıyla, bir kara delik istediği kadar yiyeceğe erişebilse bile,
Even if ... as much ... as ... can only: ideal koşula rağmen sınırlı sonuç
Even if, sonucu değiştirmeyen uç bir varsayımsal koşul getirir. Burada food, kara deliğin kullanabileceği madde için bir benzetmedir; had ise varsayımsal bir madde kaynağı sunar. Geçmişte gerçekten böyle bir kaynağın bulunduğunu bildirmez. As much food as it desired, istediği her şeyi karşılayacak miktar anlamına gelir; böylece madde eksikliği sorun olmaktan çıkarılır. Ardından can only grow slowly, geriye kalan sınırlamayı belirtir. Yapının bütünü, ideal bir koşulda bile sonucun hâlâ sınırlı olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
İdeal kaynağın yine de sınırlı bir sonuca yol açtığını göstermek için cümleyi even if ... as much ... as ... could only yapısıyla tamamlayın: ____ the lab had access to ____ data ____ it wanted, it ____ process the results slowly because its computers were old.
Cevabı göster
Even if · as much · as · could only
A black hole embedded inside a black hole star is different.
5:58Kara delik yıldızının içine gömülmüş bir kara delik ise farklıdır.
The enormous pressure surrounding it pushes down matter directly into the black hole,
6:02Onu çevreleyen devasa basınç, maddeyi doğrudan kara deliğe doğru iter,
overcoming all restrictions on how fast it can consume.
6:06ne kadar hızlı tüketebileceği konusundaki tüm kısıtlamaları aşar.
This process is so violent and releases so much energy
6:10Bu süreç o kadar şiddetlidir ve o kadar fazla enerji yayar ki,
that the accretion disk becomes hotter and releases more radiation pressure than any star core ever could.
6:15toplanma diski, herhangi bir yıldız çekirdeğinin olabileceğinden çok daha sıcak hale gelir ve daha fazla radyasyon basıncı salar.
Enough to push back against the weight of 10 million Suns. Öbek fiiller
6:2210 milyon Güneş'in ağırlığını geri itecek kadar.
push back against: karşıt bir kuvvetle direnmek
Burada push back against, bir şeye direnen karşıt bir kuvvet uygulamak anlamına gelir. Cümlede söylenmeyen özne ışınım basıncıdır: dışarı doğru etki ederek 10 milyon Güneş'in ağırlığı şeklinde anlatılan devasa içe doğru çekime karşı koyar. Bu ifade yalnızca bir şeyi geriye itmek demek değildir. push back against + isim veya -ing biçimi; bir kurala, talebe ya da baskıya karşı çıkmak gibi fiziksel olmayan direnişler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve ‘direnmek’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new braces help the wall ____ strong winds.
Cevabı göster
push back against
An impossibly dangerous balance has been created.
6:26İmkansız derecede tehlikeli bir denge yaratılmıştır.
the angry radiation of a force-fed black hole pushing out. Deyimler
6:32dışarıya doğru iten, zorla beslenen bir kara deliğin öfkeli radyasyonu.
force-fed black hole: edilgen bir besleme benzetmesi
force-fed black hole ifadesinde force-fed, black hole sözünü niteleyen, kısa çizgili bir geçmiş zaman ortacı birleşimidir. Kara deliği alıcı olarak gösterir: çevresindeki basınç, maddeyi normalden daha hızlı veya şiddetli biçimde içine sürükler. Bu anlatım mecazidir. Feed yemek yeme fikrinden alınmıştır, ancak burada kara deliğe madde sağlamak anlamına gelir. Force-fed, akışın kara deliğin kontrolünde değil, dışarıdan zorla gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The robot was ____ information faster than it could process it.
Cevabı göster
force-fed
The black hole grows to thousands of solar masses,
6:41Kara delik binlerce Güneş kütlesine kadar büyür,
which heats up the star even more and causes it to expand.
6:46bu da yıldızı daha da ısıtarak genişlemesine neden olur.
the bigger..., the faster... ile bağlantılı değişimler
the bigger it gets, the faster it eats ifadesinde the + karşılaştırma biçimindeki iki yan cümle, iki değişimin birlikte ilerlediğini gösterir. Kara delik büyüdükçe maddeyi yutma hızı da artar. Buradaki the, bir ismin önünde kullanılan normal tanımlık değildir. Artışları veya azalışları birbirine bağlayabilen the + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... bağıntılı karşılaştırma kalıbının parçasıdır. Kalıbın kendisi yalnızca bir ilişki gösterir; bu cümlede ilişkinin neden-sonuç ilişkisi olduğunu çevredeki açıklama belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bağıntılı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
the black hole star has become over 30 times wider than our solar system,
6:51kara delik yıldızı Güneş sistemimizden 30 kat daha geniş bir hale gelmiştir,
truly the largest star to ever exist in the universe.
6:56gerçekten de evrende bugüne kadar var olmuş en büyük yıldızdır.
spew out jets of plasma from the black hole's poles, Öbek fiiller
7:03kara deliğin kutuplarından plazma jetleri püskürtür,
which pierce through the star and shoot out into space,
7:06bu jetler yıldızı delip uzaya fışkırarak,
spew out jets of plasma: plazma jetlerini şiddetle püskürtmek
spew out jets of plasma ifadesinde spew out, büyük miktarda bir şeyi kuvvetle dışarı püskürtmek anlamına gelir. jets of plasma nesnesi, elektrik yüklü gazdan oluşan dar ve hızlı madde akımlarını belirtir. Bu ifade canlı bir görüntü yaratır: dışarı çıkışı sakin veya kontrollü değil, şiddetli ve güçlü gösterir. Buradaki jets, uçak değil, madde akımları anlamındadır.
Alıştırma
Güçlü ve kontrolsüz bir salımı vurgulamak için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? After the valve broke, the tank suddenly ____ hot steam in every direction.
- spewed out
- stored
- emitted
- absorbed
Cevabı göster
spewed out
must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
must have been, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. Konuşan kişi bu manzarayı doğrudan görmemiştir; hayal ettiği büyüklüğe dayanarak manzaranın neredeyse kesinlikle hayranlık uyandırıcı olduğuna karar verir. Burada must bir zorunluluk ifade etmez. Yapı must have + fiilin üçüncü hâlidir. must have been içindeki been, be fiilinin üçüncü hâlidir ve geçmişe bakıp o sırada neyin doğru olduğunu çıkarmaya yarar.
Alıştırma
Kapının yanında ıslak şemsiyeler ve yerde yağmur suyu buluyorsunuz. Hangi cümle geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapar?
- It must be raining.
- It must have been raining.
- It may have been raining.
Cevabı göster
It must have been raining.
The parasite destroys its host: sürdürülen bir metaforu tamamlama
The parasite ve its host, anlatının önceki bölümünden devam eden mecazi adlandırmalardır. Kara delik parasite, onu içinde barındıran yıldız ise host olarak adlandırılır. Anlatıcı, the parasite destroys its host diyerek kara deliği yıldızdan beslenen ve sonunda kendisini taşıyan sistemi yok eden bir şey gibi sunar. Bu iki adlandırmanın sonda yeniden kullanılması açıklamayı birbirine bağlar; gerçek organizmalar veya yeni karakterler ortaya çıkarmaz.
Alıştırma
Bilimsel bir hikâyede kara deliğe parasite, çevresindeki yıldıza ise host deniyor. "The parasite destroys its host" ne anlama gelir?
- Yıldız kaçar ve kara deliği geride bırakır.
- Biyolojik bir parazit, yeni ortaya çıkan bir hayvana saldırır.
- Kara delik sonunda kendisini içinde barındıran yıldızı yok eder.
Cevabı göster
Kara delik sonunda kendisini içinde barındıran yıldızı yok eder.
while leaving behind nothing but a star carcass. Kalıp ifadeler
7:34yeni avlar aramak için dışarı çıkar.
Zorla yol açıp yeni avlar aramak
rips its way out, öznenin kendisini tutan şeylerin içinden zorla bir yol açarak çıkmasını anlatır; way izlenen yolu veya ilerleyişi, rip ise şiddet ve yıkım duygusunu vurgular. Bu ifade basit bir get out kullanımından çok daha canlıdır. To hunt for new prey, kara deliği bir yırtıcıya benzeterek kişileştirir. Burada hunt for, emebileceği maddeyi aramayı sürdürmek demektir; avlanma dili bilimsel olaya dramatik bir amaçlılık hissi verir, ancak kara deliğin gerçekten niyeti olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Burada rips its way out to hunt for new prey neyi anlatıyor?
- Direnci zorla aşar ve emebileceği maddeyi aramayı sürdürür.
- Sessizce çıkar ve hiçbir şey aramayı bırakır.
- Güvenli bir rotayı izler ve hiçbir zarar vermez.
Cevabı göster
Direnci zorla aşar ve emebileceği maddeyi aramayı sürdürür.
Geride bir yıldız leşinden başka bir şey bırakmamak
while leaving behind ... ana eyleme eşlik eden bir sonucu ekleyen kısaltılmış bir -ing cümleciğidir: kara delik dışarı doğru ilerlerken geride kalan şey, yok olmuş yıldızdır. Buradaki while iki eşit eylem arasındaki karşıtlığı değil, zaman birlikteliğini ve sonucu gösterir. Leave behind bir yerden ayrılırken orada bir şey bırakmak demektir; nothing but ise yalnızca anlamına gelir. Star carcass, yok olmuş bir yıldızın kalıntıları için canlı bir mecazdır. Bu nedenle bütün ifade, geride kalan tek sonucun yıldızın kalıntıları olduğunu söyler.
Alıştırma
while leaving behind nothing but a star carcass ifadesinde nothing but bize ne anlatır?
- Geride hiç yıldız leşi kalmamıştır.
- Yıldız leşi geride kalan tek şeydir.
- Yıldız leşi geride kalan birkaç şeyden biridir.
Cevabı göster
Yıldız leşi geride kalan tek şeydir.
they could explain one of the greatest mysteries of the universe.
7:43evrenin en büyük gizemlerinden birini açıklayabilirler.
The supermassive black holes we see at the center of galaxies
7:48Galaksilerin merkezinde gördüğümüz süper kütleli kara delikler
It should take billions and billions of years
8:12Yüz binlerce veya milyonlarca Güneş kütlesine sahip kara delikler yapmak
only 690 million years after the Big Bang.
8:25zaten 800 milyon Güneş kütlesine sahip olduğunu biliyoruz.
Beklenmedik bir çelişkiyi belirtmek için And yet,
And yet, az önce kurulmuş beklentiyle çelişen bir olguyu sunar. İlk ifade, böylesine devasa kara deliklerin oluşmasının milyarlarca yıl sürmesi gerektiğini söyler; sonraki ifade ise bazılarının bu beklentinin izin verdiğinden çok daha erken bir zamanda zaten devasa olduğunu gösteren kanıt sunar. Bir cümlenin başında And yet, “buna rağmen” ya da “yine de” anlamına gelen vurgulu bir geçiş ifadesidir. Burada yet iki tam düşünceyi birbirine bağlar; “şu ana kadar” anlamına gelmez.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir çelişkiyi gösteren, dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The forecast predicted a dry afternoon. ____, rain started before lunch.
Cevabı göster
And yet
Black hole stars are a sort of black hole cheat code. Deyimler
8:29Kara delik yıldızları, bir tür kara delik hile kodudur.
Bir mecaz olarak black hole cheat code
Black hole cheat code, eğlenceli bir mecazdır. Bir video oyununda cheat code, oyuncunun normal sınırları veya yavaş ilerleyen aşamaları atlamasını sağlar. Burada ise bir kara deliğin çok daha büyük bir kütleyle başlamasını ya da olağan sürecin izin vereceğinden çok daha hızlı büyümesini sağlayan bir yolu anlatır. Gerçek bir kod girilmez ve bu ifade kimseyi dürüst olmayan davranışlarla suçlamaz. Önündeki a sort of sözleri, bunun teknik bir ad değil, benzetme olduğunu gösterir.
Alıştırma
“A reusable template can be a cheat code for writing weekly reports,” cümlesinde cheat code büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tamamlanmış rapor için gizli bir başlık
- Yazarın bir kuralı çiğnediğinin kanıtı
- Raporu bozan bilgisayar talimatları
- Görevi çok daha kolaylaştıran bir kestirme yol veya avantaj
Cevabı göster
Görevi çok daha kolaylaştıran bir kestirme yol veya avantaj
These seeds could take root in the center of the earliest galaxies,
8:43Bu tohumlar en eski galaksilerin merkezinde kök salmış,
süper kütleli kara deliklerin tohumları
Burada the seeds for supermassive black holes ifadesi bir büyüme metaforudur. Erken dönemdeki kara delikler, madde biriktirerek veya diğer kara deliklerle birleşerek daha sonra süper kütleli hâle gelebilecek başlangıç noktalarıdır. Bu metafor bitki tohumlarını anlatmaz ve erken dönemdeki kara deliklerin zaten süper kütleli olduğu anlamına gelmez. Gelişme potansiyeli olan bir kökeni anlatır; take root da aynı büyüme imgesini sürdürür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki büyüme metaforunun çoğul ismiyle tamamlayın: These simple classroom experiments could be the ____ for a much larger science project.
Cevabı göster
seeds
merging with others and drawing in enough matter
8:47diğerleriyle birleşerek ve yeterli maddeyi çekerek
back to the early universe that we couldn't see before.
9:03daha önce göremediğimiz o erken evrene bakıyor.
James Webb Uzay Teleskobu
Genellikle JWST olarak kısaltılan James Webb Uzay Teleskobu, özellikle kızılötesi ışıkla evreni incelemek için tasarlanmış bir uzay gözlemevidir. Adı özel addır: Webb, teleskoba adı verilen kişinin soyadıdır; İngilizcedeki web cins ismi değildir. Çok uzak cisimlerden gelen ışığın bize ulaşması milyarlarca yıl sürebilir. Bu nedenle teleskop, bu cisimleri çok uzun zaman önceki hâlleriyle gösterir. Cümlenin gözlemleri looking back in time olarak tanımlamasının ve teleskobu erken evrenle ilişkilendirmesinin nedeni budur.
Alıştırma
James Webb Uzay Teleskobu neden zamanda geriye bakıyor şeklinde tanımlanabilir?
- Fiziksel olarak geçmişe yolculuk ettiği için.
- Çok uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı aldığı için.
- Evren başlamadan önce yapılmış kayıtları sakladığı için.
Cevabı göster
Çok uzak cisimlerden uzun zaman önce ayrılan ışığı aldığı için.
looking back in time: evrenin geçmişini gözlemlemek
Bu cümlede looking back in time, çok uzun zaman önce yola çıkmış ışığı gözlemlemek anlamına gelir. Işığın yol alması zaman aldığı için, uzaktaki bir gök cismi şu anki hâliyle değil, daha önceki hâliyle görülür. Burada ifade mecazidir: Teleskop zamanda yolculuk etmiyor ve hafıza kullanmıyor. Uzaklığın, gökbilimcilerin evrenin geçmişini incelemesini sağladığını anlatıyor.
Alıştırma
Bir astronomi dersinde, bu cümledeki looking back in time ne anlama gelir?
- Teleskopu geçmişe göndermek
- Uzak bir gök cismini uzun zaman önceki hâliyle görmek
- Teleskobun arkasına bakmak
- Teleskobun dün gördüklerini hatırlamak
Cevabı göster
Uzak bir gök cismini uzun zaman önceki hâliyle görmek
we might be able to witness glimpses of these tragic titans
9:08bu trajik devlerin oluşumları ile yok oluşları arasındaki
in the brief moment between their formation and destruction.
9:12o kısa anda anlık görüntülerini yakalayabiliriz.
Yıldızlar büyüktür. Kara delik yıldızları, daha büyük.
İlk cümle basit bir temel karşılaştırma verir: yıldızlar büyüktür. İkinci cümlede konu Black hole stars ifadesidir; bigger ise karşılaştırma sıfatıdır ve ilk cümledeki yıldızlardan daha büyük anlamına gelir. Black hole stars, bigger ifadesinde are fiili çıkarılmıştır. Bu, bilinçli bir cümle parçasıdır. Tekrarlanan yapı ve duraklama karşılaştırmayı bir slogan ya da etkili bir konuşma sonu gibi kısa ve güçlü yapar. Tam biçimi Black hole stars are bigger olur.
Alıştırma
Black hole stars, bigger ifadesinin tam biçimi nedir?
- Black hole stars are big.
- Black hole stars are bigger.
- Black hole stars are the biggest.
- Black hole stars were bigger.
Cevabı göster
Black hole stars are bigger.