Çocukları akıllı telefonlardan uzak tutmak ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, akıllı telefonların çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin bulguları, ebeveynlerin karşılaştığı sosyal ikilemi ve Birleşik Krallık’taki bir ebeveyn grubunun telefonsuz çocukluk için uluslararası bir harekete dönüşmesini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Concerns are growing about — Söylem, anlatı ve retorik: Bir meseleyi haberlerde ve araştırma raporlarında kullanılan resmî bir üslupla sunmayı öğrenin. Kanıtların desteklediğinden daha güçlü bir iddiada bulunmadan, kamuoyundaki ilgi veya endişenin arttığını belirtebilirsiniz. 2. I'm torn between wanting her to be in our world and also letting her be in her own mini world with her friends. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: torn between ... and ... yapısının duygusal açıdan zor bir seçimi nasıl aktardığını anlayın ve iki seçeneği sıralamakla yetinmeyip çatışan öncelikleri açıklamak için kullanın. 3. they sprung up all over the country — Deyimsel fiiller: spring up fiilini grupların, kuruluşların veya olayların birçok yerde hızla ortaya çıkmasını anlatırken tanıyın ve küçük bir girişimin yayılışını aktarırken geçmiş zaman biçimini doğal şekilde kullanın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
Can I ask you something?: soru öncesi nazik bir giriş
Can I ask you something? kalıbı, bir soruya geçmeden önce dinleyiciden izin ister; konuşanın soru sorma becerisi olup olmadığını kelimesi kelimesine sormaz. Gerçek sorudan önce nazik bir giriş görevi görür. Özellikle konu değiştirirken veya kişisel bir konuya geçerken sonraki sorunun daha az ani duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınıza kişisel bir soru sormadan önce kullanılabilecek en uygun nazik giriş hangisidir?
- I can ask you something.
- Can you ask me something?
- Can I ask you something?
Cevabı göster
Can I ask you something?
I was checking my Instagram and Facebook Dilbilgisi
0:21Instagram ve Facebook hesaplarımı kontrol ediyordum
I was checking: geçmişte devam eden bir eylem
I was checking, geçmişte devam eden zamanı kullanır: was + fiil-ing. Checking eylemini geçmişte belirli bir anda sürmekte olan bir eylem olarak gösterir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz. Burada bu yapı, birisi cevap beklerken konuşanın ne yaptığını açıklayan arka planı verir. Genel olarak başka bir olay veya kesinti meydana geldiğinde devam etmekte olan eylemi anlatmak için bu zamanı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: When you called, I was ____ my email.
Cevabı göster
checking
Well, I wanted to ask if you're getting addicted to your smartphone, Notlar
0:29Şey, akıllı telefonuna bağımlı hale gelip gelmediğini sormak istemiştim,
I wanted to ask if... ile soruyu daha nazikçe açmak
I wanted to ask if... içindeki wanted biçim olarak geçmiş zamandadır; ancak burada şu anda sorulan soruya kibar bir mesafe katar. Bu, sorma isteğinin yalnızca geçmişte kaldığı anlamına gelmez. Kalıp I wanted to ask if + düz cümle söz dizimidir. Evet ya da hayırla yanıtlanan bir konuyu dolaylı biçimde açar ve hassas bir sorunun daha az ani duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir iş arkadaşının müsait olup olmadığını kibarca sorar?
- I demand to know if you were free this afternoon.
- I wanted to ask were you free this afternoon.
- I wanted to ask if you were free this afternoon.
Cevabı göster
I wanted to ask if you were free this afternoon.
getting addicted to ile gelişen bir bağımlılığı anlatmak
Get addicted to + isim veya fiilin -ing biçimi, bağımlılık durumuna ya da kontrol edilmesi çok zor bir alışkanlığa doğru ilerlemek anlamına gelir. is getting addicted to içinde ilerleyici getting, bu değişimi şu anda gelişmekte olan bir süreç olarak gösterir; bağımlılığın zaten tamamen yerleştiğini söylemek zorunda değildir. Addicted, nesnesinden önce to alır: addicted to a smartphone, addicted to games, addicted to checking messages.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın bağımlılığının şu anda gelişmekte olduğunu söyler?
- Maya is getting addicted with checking her phone every few minutes.
- Maya is getting addicted to checking her phone every few minutes.
- Maya is addicted to checking her phone every few minutes.
Cevabı göster
Maya is getting addicted to checking her phone every few minutes.
Actually, Neil, I am worried about my smartphone use
0:35Aslında Neil, ben de akıllı telefon kullanımım hakkında endişeleniyorum
it's not just me: kişisel bir deneyimden daha geniş bir soruna geçmek
“It's not just me”, konuşan kişinin kaygısının başkaları tarafından da paylaşıldığını ve yalnızca o kişiye ait olmadığını belirtir. Burada düşünceler arasında köprü görevi de görür: konuşan kişi önce kişisel bir kaygıdan söz eder, sonra tartışmayı daha geniş bir konuya açar. Konuşmalarda ve tartışmalarda bu kalıp, tek bir kişinin deneyiminden bir gruba ya da toplumsal eğilime geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin deneyiminden daha geniş bir soruna geçmek için it's not just me ifadesini en iyi şekilde kullanıyor?
- I find the new homework app confusing, so I will not mention anyone else's experience.
- I find the new homework app confusing, but everyone else says it is easy.
- I find the new homework app confusing, and it's not just me; several classmates have asked for help.
Cevabı göster
I find the new homework app confusing, and it's not just me; several classmates have asked for help.
Concerns are growing about...: giderek artan toplumsal kaygıyı dile getirmek
“Concerns are growing about...”, bir konu hakkındaki kaygının toplum, uzmanlar veya başka bir grup arasında güçlendiğini ya da daha yaygın hâle geldiğini bildirir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi are growing, bunu yalnızca var olan bir kaygı değil, devam eden bir eğilim olarak sunar. Bu kişisiz kalıp; haberlerde, raporlarda, sunumlarda ve resmî tartışmalarda arka plan oluşturmak için kullanışlıdır. about ifadesinden sonra konuyu bir isim öbeği veya -ing yan cümleciğiyle belirtin.
Alıştırma
Toplumsal kaygının arttığını belirten dört kelimelik kalıpla resmî rapor cümlesini tamamlayın: '____ the amount of personal data collected by children's apps.'
Cevabı göster
Concerns are growing about
the effect X is having on Y: X'in Y üzerinde yarattığı etki
Temel kalıp X has an effect on Y veya X is having an effect on Y şeklindedir: X, Y'de bir değişikliğe yol açar. Bu cümlede smartphones X'in, adults ve children ise Y'nin yerindedir. Etki olumsuz olarak tanımlanır. Bu isim öbeğinde effect sözcüğünden sonra bir ilgi cümleciği gelir: the negative effect (that) smartphones are having on adults and even more on children. Bu cümlecik hangi etkiden söz edildiğini açıklar ve that kullanılmamıştır. having ... on bölümünü ayrı sözcükler olarak değil, have an effect on kalıbının parçası olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi have an effect on isim kalıbıyla tamamlayın: Regular exercise can have a positive ____ your mood.
Cevabı göster
effect on
Studies show that girls who spend more time on social media
0:47Araştırmalar, sosyal medyada daha fazla zaman geçiren kızların
are more likely to be anxious or depressed. Dilbilgisi
0:50endişeli veya depresif olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
be more likely to be + sıfat: belirli bir durumda olma olasılığı daha yüksek olmak
Be more likely to + fiilin yalın hâli olasılıkları karşılaştırır: öznenin belirli bir sonucu yaşama ihtimali başka bir gruba veya duruma göre daha yüksektir. Burada fiilin yalın hâli be'dir ve ardından anxious veya depressed sıfatları gelir; dolayısıyla sonuç bir durumdur. Bu ifade her birey için geçerli bir sonuç değil, bir eğilim bildirir. Karşılaştırılan unsur than ile açıkça belirtilebilir veya ölçüt bağlamdan anlaşılıyorsa örtük bırakılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucun gerçekleşme ihtimalinin daha yüksek, ancak kesin olmadığını doğru biçimde ifade eder?
- People who sleep well must always stay focused during the day.
- People who sleep well are more likely staying focused during the day.
- People who sleep well are more likely to stay focused during the day.
Cevabı göster
People who sleep well are more likely to stay focused during the day.
And smartphones have also been linked to delayed brain development and poor sleep. Kalıp ifadeler
0:53Ayrıca akıllı telefonların beyin gelişiminde gecikme ve kalitesiz uykuyla da bağlantılı olduğu bulundu.
have also been linked to: bir ilişkiyi bildirmek
Vurgulanan bölüm, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır: smartphones, araştırma veya kanıtların delayed brain development ve poor sleep ile ilişkilendirdiği bir unsur olarak sunulur. And bu ifadeyi önceki noktaya bağlar; also ise ek bir bulgu olduğunu gösterir. Be linked to bir ilişki bildirir. Bu ifade tek başına akıllı telefonların iki sonucu doğrudan oluşturduğunu kanıtlamaz; böylece iddia temkinli kalır.
Alıştırma
Bir araştırma, gece geç saatlerde ekran kullanımı ile daha kısa uyku arasında ilişki buldu ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru biçimde bildirir?
- Late-night screen use has been linked to shorter sleep.
- Shorter sleep is caused only by late-night screen use.
- Late-night screen use always causes shorter sleep.
Cevabı göster
Late-night screen use has been linked to shorter sleep.
Even So, around 60% of British 8 to 11 year olds have a smartphone. Anlatım akışı
0:58Yine de İngiltere'deki 8 ila 11 yaş arası çocukların yaklaşık %60'ı akıllı telefona sahip.
Even so: beklentiye ters düşen bir sonucu sunmak
Even so, buna rağmen anlamına gelir. Önceki bilgiye gönderme yapıp onun doğru olduğunu kabul eder ve ardından buna rağmen geçerli kalan ya da yine de gerçekleşen bir durumu sunar. Burada daha önce sözü edilen riskler, çok az çocuğun akıllı telefonu olduğunu düşünmemize yol açabilir. Even so, sonraki istatistiğin bu beklentiye ters düştüğünü gösterir. Neden-sonuç ilişkisi değil, ödünleyici bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Cümleyi “buna rağmen” anlamındaki iki kelimelik İngilizce geçiş ifadesiyle tamamlayın: The path was steep. ____, we reached the top before noon.
Cevabı göster
Even so
better off without: bir şey olmadan daha iyi durumda olmak
Bu sorudaki are kids better off without a phone? ifadesi, çocukların telefonları olmasaydı genel durumlarının daha iyi olup olmayacağını sorar. Better off, “daha iyi veya daha avantajlı bir durumda olmak” demektir; off burada bir cihazın kapalı olduğunu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be better off with/without + isim şeklindedir. Hangi seçeneğin bir kişinin yaşamı veya çıkarları için daha iyi olduğunu karşılaştırır.
Alıştırma
Aboneliğin olmamasının kişinin durumunu iyileştirebileceğini anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: After cancelling a costly service they never use, they may be ____ the subscription.
Cevabı göster
better off without
put your phone away: ayrılabilen put away yapısında nesnenin yeri
Put your phone away ifadesindeki put away, bir şeyi ait olduğu yere koymak veya şimdilik kullanmayı bırakmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Away, telefonun o anda kullanılmaktan çıkarıldığını göstermeye yardımcı olur. Nesne bir isimse hem put your phone away hem de put away your phone doğaldır. Nesne bir zamirse ortada yer almalıdır: put it away denir, put away it denmez.
Alıştırma
Put away ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: Your tablet is distracting you. Please put ____.
Cevabı göster
it away
The US has one of the highest levels of smartphone use,
1:18ABD, en yüksek akıllı telefon kullanım oranlarından birine sahip,
how long does the average American 11 to 14 year olds spend looking at a screen every day? Dilbilgisi
1:24ortalama 11 ila 14 yaşındaki Amerikalı çocuklar her gün ekran başında ne kadar zaman harcıyor?
according to a recent survey: bilgi kaynağını belirtmek
According to a recent survey, ardından gelen bilginin kaynağının bu anket olduğunu gösterir. Burada according to, “belirttiğine veya gösterdiğine göre” anlamındadır; “aynı fikirde olmak” anlamına gelmez. Kaynak ifadesinin sorudan önce kullanılması, beklenen cevabın konuşanın kişisel tahmininden değil, bu anketten gelmesi gerektiğini anlatır. Bir bilginin veya iddianın nereden geldiğini göstermek için according to + kaynak yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bilgi kaynağını tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamla: ____ the latest forecast, it will rain this afternoon.
Cevabı göster
According to
how long ... spend looking at: bir etkinliğe ayrılan zamanı sormak
How long, eksik olan zaman uzunluğunu sorduğu için cümlenin başında yer alır. Soru, How long + do/does + özne + spend + fiil-ing ...? yapısını izler. Does sonrasında spend fiilinin yalın hâlini kullan. Spend sonrasında etkinliği belirten fiil, spend an hour reading veya spend time looking at a screen örneklerindeki gibi -ing biçiminde olur; spend to look denmez.
Alıştırma
Spend ve read fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak soruyu tamamla: How long does Leo ____ ____ comics after school?
Cevabı göster
spend · reading
I'll guess American teens spend 5 hours a day on screens.
1:37Amerikalı gençlerin ekranlarda günde 5 saat geçirdiğini tahmin ediyorum.
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:43Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program: cevabın daha sonra açıklanacağını belirtmek
Bu cümle yalnızca cevap verme sözü içermez. Konuşmacı cevabı programın daha sonraki bir bölümüne kadar bilinçli olarak saklar; böylece merak yaratır ve dinleyiciye dinlemeye devam etmesi için bir neden verir. Bu, bilginin nasıl düzenlendiğini gösteren bir yönlendirme ifadesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp I'll reveal + information + later/at a stated point şeklindedir ve şimdilik saklanan bilginin ne zaman açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
I'll reveal the answer later in the program. cümlesinin bir programdaki temel işlevi nedir?
- Cevabın programdan önce zaten verildiğini söyler.
- Konuşmacının cevabı unuttuğunu gösterir.
- Cevabı erteler ve sonraki bölüm için merak uyandırır.
Cevabı göster
Cevabı erteler ve sonraki bölüm için merak uyandırır.
BBC journalist Myra Anubi has a 9 year old daughter who desperately wants her own phone. Kelime
1:47BBC gazetecisi Myra Anubi'nin, kendi telefonuna sahip olmayı umutsuzca isteyen 9 yaşında bir kızı var.
desperately wants her own: güçlü istek ve kişisel sahiplik
Desperately, wants fiilinin gücünü belirgin biçimde artırır: kız telefonu çok güçlü ya da acil bir istekle istemektedir. Burada isteğin yoğunluğunu anlatır; kızın gerçekten umutsuzluk içinde olduğu anlamına gelmez. Her own ifadesinde own, kişisel sahipliği vurgulamak için iyelik belirten her sözcüğünden sonra gelir. Ödünç aldığı ya da paylaştığı bir telefon değil, kendisine ait bir telefon istemektedir. Yeniden kullanılabilen kalıp possessive + own + noun şeklindedir; örneğin my own room.
Alıştırma
Hem çok güçlü bir isteği hem de kişisel sahipliği anlatmak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: Mia shares a tablet with her brother, but she ____ tablet for schoolwork.
Cevabı göster
desperately wants her own
isn't convinced: hâlâ ikna olmamış olmak
Isn't convinced, sunulan nedenlerin veya kanıtların Myra'yı ikna etmediği anlamına gelir. Burada Myra, kızının bir telefon sahibi olmasına izin verme konusunda hâlâ şüphe duymaktadır. Bu ifade mutlaka kesin bir ret anlamına gelmez. Odak noktası belirli bir kişiye güvenmemek değil, bir fikir veya önerinin yeterince ikna edici olmamasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın gerekçeleri dinlediğini ancak plandan hâlâ şüphe duyduğunu kibarca ifade eder?
- I refuse to discuss the plan.
- I'm not convinced that the plan will work.
- I haven't heard about the plan.
Cevabı göster
I'm not convinced that the plan will work.
as she explained to BBC World Service program People Fixing the World.
1:54BBC World Service programı People Fixing the World'e açıkladığı gibi.
I'm worried about how much time she'll spend on her own device and Dilbilgisi
1:58Kendi cihazında ne kadar zaman geçireceği ve
worried about how much ... and what ...: dolaylı soru sırası
Worried about ifadesinden sonra konuşanın endişelendiği iki konu verilir: onun cihazda ne kadar zaman geçireceği ve orada neler görebileceği. Bunlar and ile bağlanan iki dolaylı sorudur. Dolaylı soru daha büyük bir cümlenin içinde yer aldığı için she'll spend ve she might see gibi düz cümle sırasını korur. Bunları will she spend veya might she see gibi doğrudan soru sırasına çevirmeyin.
Alıştırma
Hangi cümle worried about sonrasında dolaylı soru yapısını doğru kullanır?
- I'm worried about how much time he will spend online.
- I'm worried about how much time will he spend online.
- I'm worried about how much time does he spend online.
Cevabı göster
I'm worried about how much time he will spend online.
at the end of the day: nihai bir yargı
Burada at the end of the day, “her şey göz önüne alındığında” veya “sonuçta” anlamına gelen bir deyimdir. Günün belirli bir saatini belirtmez. İfade she's only nine sözlerinden sonra gelerek bu gerçeği belirleyici sonuç olarak sunar: başka kaygılar da önemli olabilir, ancak konuşmacı sonunda tekrar onun yaşına döner.
Alıştırma
Hangi cümlede at the end of the day, “her şey göz önüne alındığında” anlamında kullanılmıştır?
- Please send me the final numbers by the end of the day.
- At the end of the day, we need a solution everyone can afford.
- Please call me at the end of the day.
Cevabı göster
At the end of the day, we need a solution everyone can afford.
But at the same time: başka bir geçerli kaygıyı dengelemek
Burada But at the same time, iki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz. But karşıtlık belirtirken at the same time, ilk düşünceyle birlikte geçerliliğini koruyan başka bir değerlendirme ekler. Bu ifade dengeli bir görüş oluşturur: ilk kaygı geçerlidir ve konuşmacı onu geçersiz kılmak yerine onunla çatışan farklı bir kaygıyı dile getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede but at the same time, ikisi de geçerli olan iki kaygıyı dengelemek için kullanılmıştır?
- I cooked dinner, and at the same time, Maya set the table.
- The trip is expensive, so there is nothing else to consider.
- The trip is expensive, but at the same time, it could be a valuable experience.
Cevabı göster
The trip is expensive, but at the same time, it could be a valuable experience.
feel left out: dışlanmış hissetmek
Feel left out, bir gruptan, etkinlikten veya paylaşılan bir deneyimden dışlanmış hissetmek demektir. Bu cümlede konuşan kişi, kızın kendisini gruba ait değilmiş veya katılamıyormuş gibi hissetmesinden endişe ediyor. Bu ifade fiziksel olarak dışarıda olmak anlamına gelmez. Yapı feel + left out şeklindedir. feel kişinin yaşadığı duyguyu, left out ise dışlanmış olma durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When everyone else was invited, Maya ____.
Cevabı göster
felt left out
because some of her friends already have smartphones
2:10çünkü bazı arkadaşlarının zaten akıllı telefonları var
and there's a chance that she'll miss out on playdates or kids trends, Notlar
2:12ve oyun buluşmalarını veya çocuk trendlerini,
there's a chance that: olasılık belirtmek
There's a chance that + yan cümle, bir şeyin gerçekleşebileceği anlamına gelir. Burada chance “olasılık” demektir ve that ile başlayan yan cümle olası sonucu belirtir. Bu yapıyı temkinli bir tahmin veya olası bir risk için kullanın. Birinin bir şey yapma fırsatına sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ the school will close if the snow gets worse.
Cevabı göster
There's a chance that
she'll miss out on: katılma fırsatını kaçırmak
Miss out on something, bir şeye katılma, onu deneyimleme veya ondan yararlanma fırsatını kaybetmek anlamına gelir. she'll miss out on playdates or kids trends ifadesinde on, onun katılamayabileceği etkinlikleri ve yaşayamayabileceği deneyimleri tanıtır. Buradaki miss, yanında olmayan birini özlemek anlamına gelmez. Tam öbek fiil miss out on şeklindedir ve on, nesneden önce kalır.
Alıştırma
Cümleyi “katılma fırsatını kaybetmek” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: If you leave early, you'll ____ the final game.
Cevabı göster
miss out on
or online chats with her besties. Kelime
2:17veya en yakın arkadaşlarıyla yapacağı çevrimiçi sohbetleri kaçırma ihtimali var.
besties: çok yakın arkadaşlar için gündelik bir sözcük
Besties, bestie sözcüğünün çoğuludur ve en iyi ya da çok yakın bir arkadaş için kullanılan sevecen, oldukça gündelik bir sözcüktür. Bu cümlede her besties, onun çevrim içi sohbet ettiği yakın arkadaşlarını ifade eder. Sondaki -s, birden fazla arkadaş olduğunu gösterir. Sözcük ayrıca sıradan friends ifadesinde bulunmayabilecek sıcak ve eğlenceli bir ton katar.
Alıştırma
Hangi seçenekte besties doğal bir şekilde kullanılmıştır?
- Bir mahkeme kararı: "The judge consulted her besties."
- Bir arkadaşa gönderilen gündelik mesaj: "I'm meeting my besties after school."
- Bir iş raporu: "Our besties approved the annual budget."
Cevabı göster
Bir arkadaşa gönderilen gündelik mesaj: "I'm meeting my besties after school."
So, I'm torn between wanting her to be in our world Kalıp ifadeler
2:20Bu yüzden, onun bizim dünyamızda olmasını istemekle
and also letting her be in her own mini world with her friends.
2:24arkadaşlarıyla kendi küçük dünyasında kalmasına izin vermek arasında sıkışıp kalmış durumdayım.
I'm torn between ... and ...: zor bir seçimde kararsızlığı ifade etmek
Be torn between A and B, iki seçenek veya istek kişiyi farklı yönlere çektiği için karar verememek anlamına gelir. Burada konuşan kişi, çocuğun ailenin dünyasını paylaşmasını isterken arkadaşlarıyla kendi dünyasını korumasına da izin vermek istiyor. Torn burada mecazidir; fiziksel bir zararı değil, iç çatışmayı anlatır. İki taraf genellikle paralel dil bilgisi yapıları kullanır. Bu cümlede wanting her ... ve letting her ... birer -ing yapısıdır; böylece çatışan iki isteği karşılaştırmak kolaylaşır.
Alıştırma
İki seçenek arasında karar verememeyi anlatan kalıbı tamamlayın: I'm ____ saving for a bicycle and spending the money on a concert ticket.
Cevabı göster
torn between
Myra is worried about her daughter and says at the end of the day,
2:28Myra kızı hakkında endişeli ve günün sonunda (at the end of the day),
Myra uses the phrase at the end of the day to mean after everything is considered.
2:34Myra 'at the end of the day' ifadesini, her şey düşünüldükten sonra anlamında kullanıyor.
Myra's daughter wants to chat with her besties,
2:40Myra'nın kızı 'besties' ile sohbet etmek istiyor,
But Myra worries she'll get hooked on social media, Öbek fiiller
2:44Fakat Myra onun sosyal medyaya bağımlı olacağından,
get hooked on: bir şeye güçlü biçimde kapılmak
Get hooked on something, bir şeye çok güçlü biçimde çekilmeye başlamayı ve çoğu zaman durmanın ya da kullanımı sınırlamanın zorlaşmasını ifade eder. Get bu duruma geçişi belirtir; on ise etkinliği veya nesneyi tanıtır. Bu cümlede, onun sosyal medyaya sağlıksız biçimde kapılabileceğinden endişe ediliyor. on sonrasındaki tam nesne social media ifadesidir. Hooked mecazidir; gerçek bir kancadan söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi get hooked on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After one episode, Maya ____ the series and watched it every night.
Cevabı göster
got hooked on
Myra is torn between letting her daughter get a phone and not.
2:50Myra kızına telefon alıp almamak konusunda 'arada kalmış' (torn between) durumda.
Parents like Myra are having to make an impossible choice. Dilbilgisi
3:02Myra gibi ebeveynler imkansız bir seçim yapmak zorunda kalıyor.
are having to make an ...: mevcut baskının doğurduğu zorunluluk
Are having to make, present progressive biçimi olan are having ile have to + fiilin yalın hâli yapısını birleştirir. Burada have to, “koşullar yüzünden yapmak zorunda olmak” anlamına gelir; yani ebeveynler şu anda bir seçim yapma baskısı altındadır. Having burada bir şeye “sahip olmak” anlamına gelmez. Simple present biçimindeki have to make ile karşılaştırıldığında are having to make, zorunluluğu şu sıralarda gelişen veya geçici olan bir durum şeklinde sunar. Sondaki an, an impossible choice isim grubunu başlatır; have to yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir durumun yol açtığı geçici zorunluluğu en açık biçimde vurgular?
- Our contract requires us to work eight hours every weekday.
- Because of the staff shortage, we're having to work longer hours this month.
- We worked longer hours before the new manager arrived.
Cevabı göster
Because of the staff shortage, we're having to work longer hours this month.
Either give their children potentially harmful devices Dilbilgisi
3:05Ya çocuklarına potansiyel olarak zararlı cihazlar verecekler
or risk alienating them from their friends who do have smartphones. Notlar
3:09ya da onları akıllı telefonu olan arkadaşlarından uzaklaştırma riskini alacaklar.
Either ... or ...: iki seçenek sunma
Either A or B iki seçenek sunar: bu ikisinden biri. Bu altyazıda A, give their children potentially harmful devices; B ise risk alienating them bölümüdür. Böylece ifade, önceki cümlede sözü edilen imkânsız seçimin içeriğini tamamlar. İki tarafı dil bilgisi bakımından paralel tutun. Burada her iki seçenek de fiilin yalın hâliyle başlar: give ve risk. Bu yapıda either ilk seçeneği işaretler, or ise ikinci seçeneği getirir.
Alıştırma
İkili seçim yapısını tamamlayın: You can ____ submit the form online ____ hand it in at the office.
Cevabı göster
either · or
risk alienating someone from someone: birini başkalarından uzaklaştırma riskini almak
risk alienating them... yapısında risk fiilinden sonra olası ve istenmeyen bir sonucu belirtmek için -ing biçimi gelir: eylem bu sonuca yol açabilir. risk doing something kullanılır; risk to do something kullanılmaz. Alienate someone from a person or group, birinin başka bir kişiyle veya grupla bağının zayıflamasına ve kendini onlardan uzak hissetmesine neden olmak demektir. Burada them çocukları belirtir; from their friends ise zarar görebilecek ilişkiyi gösterir.
Alıştırma
Alienate fiilinin doğru biçimini kullanın: Ignoring their concerns risks ____ younger members from the club.
Cevabı göster
alienating
do have: do ile olumlu ifadeyi vurgulama
who do have smartphones ifadesinde do, vurgu yardımcı fiilidir. Olumlu ifadeyi güçlendirir: Akıllı telefonu olmayabilecek çocukların aksine bu arkadaşların gerçekten akıllı telefonu vardır. Geniş zamanda vurgu yapmak için do veya does + fiilin yalın biçimi kullanılır. Burada who, çoğul friends ismini belirttiği için does have veya do has değil, do have kullanılır.
Alıştırma
Vurgu yardımcı fiilini ekleyin: Some people think I do not own a bicycle, but I ____ have one.
Cevabı göster
do
moms Daisy Greenwell and Clare Fernyhough started a WhatsApp group
3:16Daisy Greenwell ve Clare Fernyhough adlı anneler bir WhatsApp grubu kurarak
encouraging parents to not give their child a smartphone until the age of 14. Dilbilgisi
3:20ebeveynleri çocuklarına 14 yaşına kadar akıllı telefon vermemeleri konusunda teşvik etti.
encouraging parents to not give...: encourage someone to do something kalıbı
encourage someone to do something kalıbı, bir kişiyi harekete geçmesi için desteklemek, ona öğüt vermek veya onu motive etmek anlamına gelir. Burada parents teşvik edilen kişilerdir; to not give their child a smartphone until the age of 14 ise grubun desteklediği eylemdir. Olumsuz yapı encourage someone not to do something şeklinde ya da buradaki gibi encourage someone to not do something şeklinde kurulabilir. Her iki biçimde de kişiden sonra to’lu mastar yapısı korunur; bu cümlede not, vazgeçirilmek istenen eylemi vurgulamak için doğrudan give fiilinin önüne gelir.
Alıştırma
Cümleyi encourage fiilinin geçmiş hâli ve eksik mastar işaretiyle tamamlayın: The coach ____ the team ____ keep trying.
Cevabı göster
encouraged · to
With no social media access until 16. Kalıp ifadeler
3:26Ve 16 yaşına kadar sosyal medya erişimi olmamalı.
no social media access until 16: kısıtlamanın bittiği yaşı belirtmek
No social media access, sosyal medya kullanımına izin verilmediğini veya bunun mümkün olmadığını anlatan kısa bir isim öbeğidir. Social media, access ismini niteler; daha açık yapı no access to social media şeklindedir. Until 16, until the age of 16 veya until they are 16 ifadelerinin kısaltılmış hâlidir. Kısıtlamanın sona erdiği yaşı belirtir; dolayısıyla öbek, kısıtlamanın o yaştan önce geçerli olduğunu anlatır. With, bu kısmı bağımsız ve tam bir cümle olmaktan çıkarıp önceki ifadeye bağlı bir koşul yapar.
Alıştırma
Kuralı no access to ile tamamlayın: Visitors have ____ this room until 10 a.m.
Cevabı göster
no access to
Soon the phone free group of families grew into a movement, Kalıp ifadeler
3:29Kısa süre sonra, telefonsuz aileler grubu bir harekete dönüştü:
grew into a movement: zamanla bir harekete dönüşmek
Grow into + isim, öznenin yavaş yavaş gelişerek o şeye dönüşmesi anlamına gelir. Grew, grow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada aileler grubu fiziksel olarak büyümüyor. Erişim alanı veya etkisi genişleyerek örgütlü bir toplumsal harekete dönüşüyor. Bu yapı projeler, fikirler ve kuruluşlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Kademeli gelişimi göstermek için cümleyi grow into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over several years, the local club ____ a nationwide movement.
Cevabı göster
grew into
Smartphone Free Childhood: -free ‘olmayan’ demektir
Smartphone Free Childhood, aileleri çocuklarına akıllı telefon verme zamanını ertelemeye teşvik eden, ebeveynlerin öncülük ettiği bir hareketin adıdır. Ad, hedefini akıllı telefonsuz bir çocukluk olarak ifade eder. Bu addaki smartphone free, ‘akıllı telefonlardan uzak’ veya ‘akıllı telefonsuz’ anlamına gelir; telefonların ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Normal İngilizce metinlerde bu sıfat genellikle kısa çizgiyle yazılır: a smartphone-free childhood. Resmî ad ise kendi yazım biçimini koruyabilir.
Alıştırma
Smartphone Free Childhood adı bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Çocuklara ücretsiz akıllı telefon veren bir program.
- Akıllı telefonsuz bir çocukluğu destekleyen bir hareket.
- Çocukların akıllı telefonlarını onaran bir hizmet.
Cevabı göster
Akıllı telefonsuz bir çocukluğu destekleyen bir hareket.
explains more to BBC World Service's People Fixing the World.
3:37BBC World Service'in People Fixing the World programına daha fazlasını açıklıyor.
it's a nightmare getting ...: zor bir süreçten güçlü biçimde şikâyet etmek
Bu cümlede it's a nightmare, söz konusu sürecin son derece zor, stresli ya da tatsız olduğunu anlatır. Nightmare burada mecazdır; uykuda görülen gerçek bir kâbustan söz edilmez. getting your child a phone -ing öbeği, bu olumsuz değerlendirmenin hangi eyleme yönelik olduğunu belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp It's a nightmare + -ing öbeği şeklindedir; nightmare eyleme güçlü bir olumsuz değerlendirme katar.
Alıştırma
Güçlü ve gündelik şikâyeti dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ getting everyone ready on time.
Cevabı göster
It's a nightmare
you've got no choice: gerçekçi başka bir seçeneğin olmadığını söylemek
Bu cümlede you've got no choice, kabul edilebilir veya uygulanabilir başka bir seçeneğin bulunmadığı anlamına gelir. Burada have got, have ile aynı anlamdadır; bir şeyi alma ya da edinme eylemini değil, kişinin içinde bulunduğu durumu anlatır. Geriye kalan tek eylemi belirtmek için have got no choice but to + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu ifade çoğu zaman baskı veya isteksizlik duygusu taşır.
Alıştırma
Dersteki kalıbı aynen tamamlayın: We've got no ____ but to wait until morning.
Cevabı göster
choice
leave them on their own: birini arkadaşsız veya desteksiz bırakmak
Leave someone on their own yapısında leave, birini yanında başka insanlar, yardım veya destek olmadan bir durumda bırakmak anlamına gelir. Buradaki them çocukları gösterir; on their own ise fiziksel olarak tek başlarına olmalarından çok sosyal olarak yalnız kalabileceklerini anlatır. Bu yapı gerçekten tek başına olmayı veya gözetimsiz kalmayı da anlatabilir. Ana fikrin arkadaşsız, yardımsız veya bakımsız kalmak olup olmadığını çevredeki bağlamdan belirle.
Alıştırma
Hangi cümle Priya'nın arkadaşsız veya desteksiz bırakılmaması gerektiğini doğru biçimde anlatır?
- Invite Priya too; we shouldn't leave her on their own.
- Invite Priya too; we shouldn't leave her on her own.
- Invite Priya too; we shouldn't leave her on our own.
Cevabı göster
Invite Priya too; we shouldn't leave her on her own.
So, Claire and I decided to start a WhatsApp group to support each other
3:49Bu yüzden Claire ve ben birbirimizi desteklemek için bir WhatsApp grubu kurmaya karar verdik
went viral: internette hızla yayıldı
Go viral, çevrimiçi bir içeriğin görüntülemeler, paylaşımlar veya konuşmalar yoluyla çok hızlı yayılıp birçok kişiye ulaşması anlamına gelir. Went viral geçmiş zaman biçimidir; yani hızlı yayılmanın zaten gerçekleştiğini belirtir. Buradaki viral mecazidir. İnternetteki yayılmayı anlatır; birinin hastalığa yakalandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi go viral medya ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: The dance clip ____ overnight.
Cevabı göster
went viral
um, and they sprung up all over the country right in front of our eyes. Notlar
4:01hımm, ve tam gözümüzün önünde ülkenin dört bir yanında mantar gibi çoğaldılar.
sprung up all over the country: ülkenin her yerinde hızla ortaya çıkmak
Burada they sprung up, bu grupların hızla ortaya çıktığını veya kurulduğunu anlatır. all over the country ise bunun ülkenin birçok yerinde gerçekleştiğini gösterir. spring up, yeni dükkânların, kuruluşların, binaların veya eğilimlerin aniden ortaya çıkmasını ya da hızla çoğalmasını anlatan canlı bir öbek fiildir. Bu kullanımın bahar mevsimiyle ilgisi yoktur.
Alıştırma
Hangi cümle, birçok yeni topluluk bahçesinin şehrin her yerinde hızla ortaya çıktığını anlatır?
- Community gardens remained rare for many years.
- The city moved one community garden to a different street.
- Community gardens sprang up all over the city in a single summer.
Cevabı göster
Community gardens sprang up all over the city in a single summer.
right in front of our eyes: bir değişime doğrudan tanık olmak
Burada right in front of our eyes, konuşanların değişim gerçekleşirken onu bizzat gördükleri anlamına gelir. İfadeyi güçlendirir ve değişimin belirgin ya da şaşırtıcı olduğunu düşündürebilir. right, in front of our eyes ifadesini güçlendirir. İfade mecazi olabilir: olayın fiziksel olarak birinin yüzüne yakın gerçekleşmesi gerekmez; temel anlam doğrudan tanık olmaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede right in front of our eyes, konuşanların bir değişime doğrudan tanık olduğunu anlatır?
- The empty field became a busy market right in front of our eyes.
- The station sign stood in front of us.
- We heard years later that a market had opened somewhere else.
Cevabı göster
The empty field became a busy market right in front of our eyes.
now there's over a hundred thousand people in the UK who are in our community.
4:07şu an İngiltere'de topluluğumuzda olan yüz binden fazla insan var.
and Daisy didn't want her children to feel left out.
4:20ve Daisy kendi çocuklarının dışlanmış hissetmesini istemiyordu.
But soon more families got involved and the group went viral.
4:23Fakat kısa süre sonra daha fazla aile dahil oldu ve grup viral oldu (went viral).
It spread quickly and widely on the internet and social media.
4:27İnternette ve sosyal medyada hızla ve geniş çapta yayıldı.
new groups started up across Britain right in front of Daisy's eyes.
4:33İngiltere'nin dört bir yanında yeni gruplar Daisy'nin tam gözünün önünde (right in front of her eyes) kuruldu.
If you say something happens right in front of your eyes,
4:37Eğer bir şeyin tam gözünüzün önünde (right in front of your eyes) gerçekleştiğini söylerseniz,
you're emphasizing that something surprising or unusual happened directly before you.
4:41doğrudan sizin önünüzde şaşırtıcı veya olağandışı bir şeyin meydana geldiğini vurguluyorsunuz demektir.
The Smartphone Free Childhood campaign has grown rapidly in schools
4:46Akıllı Telefonsuz Çocukluk kampanyası okullarda hızla büyüdü
and there are now groups in 18 countries around the world,
4:51ve şu anda dünya çapında 18 ülkede gruplar var,
face-to-face. Kalıp ifadeler
5:00yüz yüze oyun oynayıp sohbet edebilecekleri bir arkadaş çevresi sunuyor.
a circle of friends: birbirine bağlı bir arkadaş çevresi
Bu cümlede a circle of friends, birbirini tanıyan ve birlikte zaman geçiren arkadaşlardan oluşan bir çevreyi anlatır. Circle burada mecazidir; yuvarlak bir şekli değil, birbirine bağlı bir sosyal ağı ifade eder. a circle of + insanlar kalıbı, bu insanları bir ilişki ağı olarak sunar. Burada çocukların birbiriyle bağlantısı olmayan çok sayıda kişiyle yalnızca tanışması değil, düzenli olarak oynayıp konuşabilecekleri arkadaşlar edinmesi anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümlede circle bir sosyal ağ anlamında kullanılmıştır?
- The children formed a circle for the game.
- Ben drew a circle around the correct answer.
- Lena found a welcoming circle of friends at her new school.
Cevabı göster
Lena found a welcoming circle of friends at her new school.
in the old-fashioned way: geleneksel bir yöntemle
Bu cümlede in the old-fashioned way, çocukların nasıl oynayıp sohbet ettiğini açıklayan zarf işlevli bir ifadedir: modern telefonlar veya sosyal medya yerine geleneksel bir yöntemle. Hemen ardından gelen face-to-face, bu yöntemin yüz yüze iletişim olduğunu açıklar. Old-fashioned her zaman kötü veya geri kalmış anlamına gelmez. Buradaki karşılaştırma sıcak ve biraz nostaljiktir; doğrudan, yüz yüze iletişimi basit ve değerli bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede in the old-fashioned way geleneksel bir yöntemle daha yeni bir teknolojiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- We arrived late in the old-fashioned way because traffic was heavy.
- Our family invited everyone in the old-fashioned way, with paper cards instead of an online event.
- The app installed its newest feature in the old-fashioned way.
Cevabı göster
Our family invited everyone in the old-fashioned way, with paper cards instead of an online event.
face-to-face: doğrudan, yüz yüze etkileşim
Burada face-to-face, insanların yüz yüze ve aynı yerde olması anlamına gelir: Çocuklar telefon veya çevrim içi mesajlar yerine fiziksel olarak bir aradadır ve doğrudan etkileşim kurar. İfadenin tamamı nasıl oynayıp sohbet ettiklerini anlatır. Cümlenin sonunda bulunan face-to-face, old-fashioned way ifadesinin burada ne anlama geldiğini açıklar: ekran olmadan doğrudan etkileşim.
Alıştırma
Cümleyi “yüz yüze” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Instead of emailing, we discussed the problem ____.
Cevabı göster
face-to-face
Okay, why don't you reveal the answer to your question, Neil? Ton ve niyet
5:02Tamam, sorunun cevabını neden açıklamıyorsun, Neil?
Why don't you reveal...: bir öneri veya hafif rica
Bu cümlede Why don't you reveal ...? asıl olarak bir neden sormaz. Why don't you + fiilin yalın hâli yapısı, diğer kişiye şimdi bir şey yapmasını önermek veya bunu hafif bir rica olarak söylemek için kullanılır. Reveal, bir bilgiyi bilinir hâle getirmek demektir. Konuşan kişi diğerini cevabı açıklamaya davet ediyor. Soru biçimi bunu emirden daha dolaylı yapar, ancak ses tonu yine de baskı gibi duyulmasına yol açabilir.
Alıştırma
Bir bilgi yarışması sunucusu, eşinden cevabı şimdi açıklamasını kibarca istemek istiyor. Hangi cümle uygundur?
- Why didn't you reveal the answer?
- Why don't you reveal the answer?
- Why aren't you revealing the answer?
Cevabı göster
Why don't you reveal the answer?
I asked how long the average American teenager spends looking at a screen
5:06Ortalama bir Amerikalı gencin ekran başında ne kadar zaman geçirdiğini sormuştum
Kötü haberi kibarca yumuşatan I'm afraid
Burada I'm afraid korku anlatmaz. Önceki ifadeyi Beth'in duymak istemeyebileceği bir haber, yani cevabının yanlış olduğu bilgisi olarak kibarca işaretler. İfadenin ardından geldiğinde parantez içi bir yumuşatıcı gibi işler. Beth doğrudan hitaptır. Bu kalıp gerçeği değiştirmez; yalnızca düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm afraid korkuyu anlatmak yerine istenmeyen bir haberi yumuşatmak için kullanılıyor?
- I was afraid when the lights went out.
- I'm afraid the museum is closed today.
- I'm afraid of walking home in the dark.
Cevabı göster
I'm afraid the museum is closed today.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:21Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
Özet bölümünü bildiren Okay, let's recap ...
Okay, let's recap ... konuşmanın yapısını düzenleyen bir işarettir. Okay önceki aşamayı kapatır; let's recap ise dinleyicilere kısa bir tekrarın başlayacağını bildirir. Recap, yeni bir içerik sunmak değil, daha önce ele alınmış ana noktaları yeniden ifade etmek demektir. Tam ifadede the vocabulary we've learned in this program, tekrar ele alınacak önceki içeriği belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşmacının önceki içeriği kısaca gözden geçirme aşamasına geçtiğini açıkça belirtir?
- Okay, let's recap the three main points before we finish.
- Okay, let's explore a new question that we have not discussed.
- Okay, let's introduce the first topic of today's lesson.
Cevabı göster
Okay, let's recap the three main points before we finish.
starting with the phrase at the end of the day,
5:24at the end of the day (günün sonunda) ifadesiyle başlayalım,
meaning after all the relevant facts have been considered.
5:27ilgili tüm gerçekler değerlendirildikten sonra anlamına gelir.
Your bestie is slang for your best friend.
5:31Senin 'bestie'n en iyi arkadaşın için kullanılan bir argodur.
Someone who's torn between two things finds it difficult to choose between them,
5:34İki şey arasında kalan (torn between) biri ikisi arasında seçim yapmakta zorlanır,
A nightmare is a very unpleasant experience or event.
5:40Kabus (nightmare), çok hoş olmayan bir deneyim veya olaydır.
it spreads quickly on the internet through social media and email.
5:47internet üzerinde sosyal medya ve e-posta yoluyla hızla yayılır.
if you say something happened right in front of your eyes,
5:51eğer bir şeyin tam gözünüzün önünde (right in front of your eyes) olduğunu söylerseniz,
you're emphasizing that something surprising or unusual happened directly before you.
5:55doğrudan sizin önünüzde şaşırtıcı veya olağandışı bir şeyin meydana geldiğini vurguluyorsunuz demektir.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Bu cümlede our 6 minutes are up, konuşmacılara ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Buradaki up yön bildirmez; be up ifadesinde ayrılan sürenin bittiğini gösterir. Kalıp, süre ifadesi + be + up şeklindedir. 6 minutes çoğul olduğu için fiil are olur. Sayılamayan time ismiyle Our time is up denir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini belirten be up ifadesini tamamlayın: Our five minutes are ____, so let's stop here.
Cevabı göster
up