Peppa Pig, Arkadaşı Koyun Suzy ile Hayali Oyunlar Oynamayı Seviyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
483 kelime 139 kel/dk

Video özeti: Suzy, Leo Lion adlı hayalî bir arkadaş yaratır; Peppa ve yetişkinler de top oynarken, pasta yerken, kostüm giyerken ve çamurlu su birikintilerine atlarken bu oyuna eşlik eder. Hikâye, hayalî arkadaşların da ortak eğlenceye katılabileceği düşüncesiyle biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. made up a pretend friend. — Öbeksi fiiller: make up ifadesinin burada makyaj yapmak veya kaçırılan bir işi telafi etmek değil, birini uydurmak ya da hayal etmek anlamına geldiğini kavrayabilir; kurgusal kişileri, hikâyeleri veya uydurulmuş mazeretleri açıklarken ifadeyi doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. It's an honor to meet you, King Leo. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Krallık temalı rol oyunundaki bu selamın bilinçli olarak resmî ve abartılı olduğunu fark edebilir; honor sözcüğünü törensel tanıştırmalarda, konuşmalarda veya resmî nezaketin eğlenceli taklitlerinde uygun üslupla kullanabilirsiniz. 3. Even pretend friends. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: even sözcüğünün önceki genellemeye beklenmedik bir katılımcı eklediğini ve bu kısa cümle parçasının kapanış esprisini oluşturduğunu görebilir; hayalî Leo’nun da herkesin eğlencesine dâhil edildiğini anlayabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:06

Bu küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig and this is Daddy Pig.

0:09

Bu Anne Domuz ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig

0:15

Peppa Pig

Pretend Friend.

0:19

Hayali Arkadaş.

Suzy Sheep has come to play with Peppa. Dilbilgisi

0:22

Suzy Koyun, Peppa ile oynamaya geldi.

Dilbilgisi

has come to play with: geliş ve amaç

Has come, come fiilinin present perfect biçimidir: has + geçmiş ortaç come. Burada gelişin tamamlandığını ve sonucunun şu anla ilgili olduğunu anlatır; ziyarete gelen kişi şu anda buradadır. To play with, gelme amacını belirtir. Birinin bir şey yapmak için gelip şu anda burada olduğunu söylemek için has/have come to + fiilin yalın hâli kullanılır; play with + kişi ise biriyle birlikte oynamak demektir.

Alıştırma

Mia'nın Ben'le oynamak için geldiğini ve şimdi burada olduğunu standart İngilizceyle doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Mia has come to play with Ben.
  2. Mia has come play with Ben.
  3. Mia has came to play with Ben.
Cevabı göster

Mia has come to play with Ben.

Hello Peppa.

0:27

Merhaba Peppa.

Hello Suzy.

0:29

Merhaba Suzy.

This is my new friend, Leo Lion. Kalıp ifadeler

0:31

Bu benim yeni arkadaşım, Aslan Leo.

Kalıp ifadeler

This is my new friend: birini tanıtmak

This is my new friend, birini dinleyiciye tanıtmak için kullanılan hazır bir ifadedir. Bu kullanımda this yalnızca bir nesneyi değil, bir kişiyi de gösterebilir. Kişinin adını friend sözcüğünden sonra ekleyin: This is my new friend, Leo. Yeniden kullanılabilecek kalıp This is my new friend, + isim şeklindedir.

Alıştırma

Maya yanınızda duruyor ve onu yeni arkadaşınız olarak tanıtıyorsunuz. Ne söylersiniz?

  1. This is my new friend, Maya.
  2. This is Maya's new friend.
  3. Maya is standing with my new friend.
Cevabı göster

This is my new friend, Maya.

Where is he?

0:35

O nerede?

There's no one there. Dilbilgisi

0:36

Orada kimse yok.

Dilbilgisi

There's no one there: varlık bildiren there ve yer bildiren there

There's, there is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. There's no one there cümlesinde ilk there, neyin var ya da yok olduğunu sunar; bir yeri belirtmez. no one ifadeyi olumsuz yapar ve hiç kimsenin bulunmadığı anlamına gelir. Sondaki there, söz edilen yeri gösterir. No one yalnızca insanları belirtir ve No one is here örneğinde olduğu gibi dilbilgisel olarak tekil kabul edilir.

Alıştırma

There is yapısının kısaltılmış biçimini ve no one ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: I checked the office, but ____ there.

Cevabı göster

there's no one

Suzy has made up a pretend friend. Öbek fiiller

0:38

Suzy hayali bir arkadaş uydurdu.

Öbek fiiller

made up a pretend friend: “uydurmak” anlamındaki make up

made up a pretend friend ifadesinde made up, make up öbek fiilinin has sözcüğünden sonra kullanılan biçimidir. Burada make up, gerçekte var olmayan bir şeyi uydurmak veya hayal etmek demektir. make ve up sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine make up ifadesini tek bir birim olarak düşünün. a pretend friend nesnesi, uydurulan şeyin hayalî bir kişi olduğunu gösterir.

Alıştırma

make up ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: For her story, Lina ____ an imaginary animal.

Cevabı göster

made up

Can't you see him, Peppa? Ton ve niyet

0:41

Onu göremiyor musun, Peppa?

Ton ve niyet

Can't you see him? sorusunun arkasındaki beklenti

Can't you see him? olumsuz biçimli bir sorudur. Burada konuşan kişi, Peppa'nın onu görebilmesi gerektiğini zaten varsayar ve bu beklentiyi doğrulamasını ister. Bu varsayım yüzünden soru tarafsız değildir. Ses tonuna göre Can't you...? şaşkınlık, sabırsızlık veya hafif bir meydan okuma ifade edebilir; “Onu görebilmen gerekmiyor mu?” anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda Can't you see him? en doğal olarak hangi tutumu ifade eder?

  1. Konuşan kişi, dinleyenin onu ne sıklıkla gördüğünü soruyor.
  2. Konuşan kişi tarafsız biçimde yeni bilgi istiyor.
  3. Konuşan kişi, dinleyenin onu görebilmesini bekliyordu.
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyenin onu görebilmesini bekliyordu.

Um...

0:43

Hımm...

Let's play catch. Kalıp ifadeler

0:45

Hadi yakalamaca oynayalım.

Kalıp ifadeler

Let's play catch: birlikte etkinlik yapma daveti

Let's + fiilin yalın hâli, hem konuşan kişiyi hem de dinleyeni kapsayan bir öneri yapar: Let's play, “Birlikte oynayalım” demektir. Play catch, insanların bir topu birbirine atıp tuttuğu oyunun yaygın adıdır. Burada catch, play fiilinden sonra etkinliğin adını belirtir; “bir şeyi yakala” anlamında bir emir değildir.

Alıştırma

Karşılıklı top atıp tutma oyununun yaygın adını kullanarak daveti tamamlayın: Let's play ____.

Cevabı göster

catch

Okay.

0:47

Tamam.

To you, Leo. Ton ve niyet

0:49

Sana atıyorum, Leo.

Ton ve niyet

To you: bir şeyi pas verirken kullanılan kısa sesleniş

To you, bir pası veya atılan bir nesneyi alacak kişiye yöneltirken kullanılan kısa bir sesleniştir. Burada yaklaşık olarak “sana pas veriyorum” anlamına gelir. Görünen hareket, söylenmeyen özne ve fiili tamamlar. Bu yüzden ifade bir dil bilgisi hatası değil, o durumda doğal olan eksiltili bir sözdür. Dinleyen kişi neyin gönderildiğini görebiliyor veya anlayabiliyorsa kullanılabilir.

Alıştırma

Bir takım arkadaşınıza doğru topu pas veriyorsunuz ve alıcıyı belirten kısa bir sesleniş kullanmak istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. To you!
  2. This ball is for you.
  3. Please take your turn.
Cevabı göster

To you!

Peppa throws the ball to Suzy's pretend friend.

0:51

Peppa topu Suzy'nin hayali arkadaşına atar.

Leo can't catch the ball.

0:54

Leo topu yakalayamaz.

He can.

0:56

Yakalayabilir.

He just doesn't like playing catch. Ton ve niyet

0:57

Sadece yakalamaca oynamayı sevmiyor.

Ton ve niyet

just doesn't like: “sadece” anlamındaki just

Burada just “sadece” veya “yalnızca” anlamındadır; “kısa süre önce” anlamına gelmez. Karşılıklı top atıp tutma oyununu sevmemesi, durumun bütün açıklaması olarak sunulur. Bu ifade durumu yumuşatır. Konuşan kişi onun topu tutup tutamadığına odaklanmak yerine meseleyi kişisel bir tercih olarak gösterir ve nazik bir mazeret sunuyor olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede just, örnekteki gibi “kısa süre önce” değil “sadece” anlamında kullanılmıştır?

  1. She has just arrived at school.
  2. This is just what I needed.
  3. She just doesn't enjoy noisy parties.
Cevabı göster

She just doesn't enjoy noisy parties.

What does Leo like doing? Dilbilgisi

1:00

Peki Leo ne yapmayı sever?

Dilbilgisi

What does ... like doing? ile sevilen etkinlikleri sormak

What does + kişi + like doing? kalıbı, birinin hangi etkinliklerden hoşlandığını sorar. Burada Leo üçüncü tekil kişidir ve does geniş zamanda soru kurar; bu nedenle ardından likes değil, fiilin yalın biçimi olan like gelir. -ing biçimindeki doing, eksik cevabın bir etkinlik olduğunu gösterir. What, karşıdaki kişiden bu etkinliği söylemesini ister; cevapta Leo likes swimming. örneğindeki gibi belirli bir -ing biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Soruyu What does ... like doing? kalıbıyla tamamlayın: What ____ after school?

Cevabı göster

does Mia like doing

He likes to roar.

1:02

Kükremeyi sever.

Is he going to roar now? Dilbilgisi

1:04

Şimdi kükreyecek mi?

Dilbilgisi

going to roar now? ile yakın ana dair tahminde bulunmak

be going to + fiilin yalın biçimi kalıbı, beklenen veya planlanmış bir gelecek eylemini gösterebilir. Is he going to roar cümlesinde roar, sırada gerçekleşmesi beklenen eylemdir; going to bir yere doğru hareket etmek anlamına gelmez. Now, zamanı tam o ana taşır. Konuşan kişi kükremenin o anda başlamak üzere olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Yakın ana dair tahmin bildiren soruyu be going to + fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Is the dog ____ now? (bark)

Cevabı göster

going to bark

Um yes.

1:07

Hımm evet.

Wasn't that you? Ton ve niyet

1:12

O sen değil miydin?

Ton ve niyet

Wasn't that you?: güçlü bir tahmini doğrulama

Wasn't that you?, yes ya da no ile yanıtlanan olumsuz biçimli bir sorudur. Buradaki olumsuzluk, konuşanın bir şeyi inkâr ettiği anlamına gelmez. Konuşan, az önce fark ettiği sesin, eylemin ya da kişinin dinleyiciyle ilgili olduğunu zaten düşünür ve bunu doğrulatmak ister. Was that you? ile karşılaştırıldığında, yanıtın büyük olasılıkla yes olacağı beklentisini taşır. Ses tonu şaşkınlık veya kuşku da katabilir.

Alıştırma

Arkadaşınızın kahkahasını tanıyorsunuz ve sesin yan odadan geldiğini düşünüyorsunuz. Tahmininizi en iyi hangi soru doğrulatır?

  1. Did you hear someone laughing in the next room?
  2. Was that you laughing in the next room?
  3. Wasn't that you laughing in the next room?
Cevabı göster

Wasn't that you laughing in the next room?

No, that was Leo.

1:13

Hayır, o Leo'ydu.

Ah.

1:16

Ah.

Hello Leo.

1:17

Merhaba Leo.

Peppa pretends that she can see Leo Lion. Dilbilgisi

1:18

Peppa, Aslan Leo'yu görebiliyormuş gibi yapar.

Dilbilgisi

pretends that she can see...: hayal edilen içeriği belirtme

Pretend that + yan cümle, yalnızca hayalî bir oyun olsa da yan cümlede anlatılan şey doğruymuş gibi davranmak anlamına gelir. she can see Leo Lion yan cümlesi, Peppa'nın neyi gerçekmiş gibi yaptığını belirtir; gerçek bir olgu olarak sunulmaz. Özne Peppa gibi üçüncü tekil şahıssa geniş zaman biçimi pretends olur. That sonrasında kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümle kullanılır: she + can see.

Alıştırma

Pretend that yapısını geniş zamanda kullanın: At story time, Mia ____ her toy can talk.

Cevabı göster

pretends that

Leo, will you be my friend too? Ton ve niyet

1:21

Leo, sen de benim arkadaşım olur musun?

Ton ve niyet

Will you be my friend too?: arkadaş olmaya yönelik samimi bir davet

Bu soruda Will you...? dinleyenin bir daveti kabul etmeye istekli olup olmadığını sorar. Geleceğe yönelik bir tahmin değil, isteklilik sorusudur. Be my friend, konuşan kişiyle arkadaşlık kurmak demektir. Too, “de/da” anlamı katar: konuşan kişi de karşıdakinin arkadaşlarından biri olmak ister.

Alıştırma

İstekliliği soran samimi daveti will kullanarak tamamla: ____ my teammate too?

Cevabı göster

Will you be

What did he say?

1:25

Ne dedi?

He's nodding his head. Kalıp ifadeler

1:27

Başını sallıyor.

Kalıp ifadeler

Nodding his head: nod + iyelik belirleyicisi + head kalıbı

Nod one's head, sözsüz bir tepki olarak başın aşağı yukarı hareketini anlatan yaygın bir kalıptır. He's nodding his head cümlesinde his, he ile belirtilen kişiye uyar. Head açıkça söylendiğinde İngilizcede normalde bir iyelik belirleyicisi kullanılır: nod my head, nod her head veya nod their heads. Nod, He nodded örneğindeki gibi tek başına da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi nod one's head kalıbıyla tamamla: The boy nodded ____ to show that he agreed.

Cevabı göster

his head

That means yes. Kalıp ifadeler

1:29

Bu evet demek.

Kalıp ifadeler

That means yes: bir sinyalin anlamını açıklamak

Buradaki That, hemen önce görülen veya sözü edilen bir harekete, yüz ifadesine, işarete ya da başka bir sinyale gönderme yapar. Belirli bir nesnenin adını belirtmez. Bu cümlede sinyal, yes yani onay anlamında yorumlanır. Bir sinyalin ne anlattığını açıklamak için That means + sözcük, söz öbeği veya cümlecik yapısını kullanabilirsiniz: That means stop. That means we can go.

Alıştırma

Bir rehber yeşil bir sembolü gösteriyor. Sinyalin ne anlattığını hangi cümle doğal biçimde açıklar?

  1. That means we can enter.
  2. That explains us to enter.
  3. That wants us to enter.
Cevabı göster

That means we can enter.

Peppa, Suzy, would you like to come inside and have some fruit cake? Ton ve niyet

1:31

Peppa, Suzy, içeri gelip biraz meyveli kek yemek ister misiniz?

Ton ve niyet

would you like to come inside and ...?: iki eylem içeren kibar bir davet

Would you like to + fiilin yalın hâli? birini bir şey yapmaya kibarca davet etmenin bir yoludur. Burada konuşmacı, Peppa ve Suzy'yi içeri girip biraz meyveli kek yemeye davet eder. Tek bir davette, come inside ve have some fruit cake olmak üzere iki yalın fiil grubu and ile bağlanır. İkinci eylem de Would you like to yapısını paylaşır; bu nedenle to sözcüğünü tekrar etmeye gerek yoktur. Buradaki have, eat anlamındadır.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak kibar daveti tamamlayın: ____ come in and have some tea?

Cevabı göster

Would you like to

Mummy Pig has two slices of fruit cake for Suzy and Peppa. Kalıp ifadeler

1:38

Anne Domuz'un Suzy ve Peppa için iki dilim meyveli keki var.

Kalıp ifadeler

two slices of fruit cake: dilimlenmiş yiyecekleri slices of ile sayma

two slices of fruit cake ifadesinde slice, daha büyük bir yiyecekten kesilmiş yassı bir parçayı saymaya yarayan bir ölçü sözüdür. Kalıp sayı + slice(s) of + yiyecek şeklindedir. Sayı two olduğu için slice çoğul olur ve slices biçimini alır. Fruit cake yiyeceğin adıdır; özel bir slice türünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi slice sözcüğünün çoğul biçimi ve ardından of ile tamamlayın: We shared two ____ bread.

Cevabı göster

slices of

Mummy, Suzy's got a pretend friend.

1:42

Anne, Suzy'nin hayali bir arkadaşı var.

He's called Leo Lion. Dilbilgisi

1:45

Adı Aslan Leo.

Dilbilgisi

He's called Leo Lion: be called ile bir adı tanıtma

He's called Leo Lion, onun adının Leo Lion olduğu anlamına gelir. He's, he is ifadesinin kısaltmasıdır; called ise be called + ad edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. Burada called, birine bu adın verilmesi veya kişinin bu adla tanınması anlamındadır; telefonla aranmak anlamına gelmez. Aynı yapı bir kişinin, hayvanın, karakterin, yerin veya nesnenin adını tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi be called yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The puppy ____ Max.

Cevabı göster

is called

I see. Ton ve niyet

1:47

Anlıyorum.

Ton ve niyet

I see: anladığını belirtme

Bu cümlede I see, “anlıyorum” veya “şimdi anladım” anlamına gelen kısa bir konuşma tepkisidir. Buradaki see, gözle görmeyi değil, zihinsel olarak anlamayı ifade eder. Yeni bilgiyi anladığınızı gösterir ve konuşmanın devam etmesini sağlar. Tek başına, konuşanın aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kütüphanenin neden kapalı olduğunu açıklıyor. Hangi yanıt yalnızca bilgiyi anladığınızı gösterir?

  1. I can see the library.
  2. I agree.
  3. I see.
Cevabı göster

I see.

And does he like fruit cake too?

1:49

Peki o da meyveli kek sever mi?

Leo loves fruit cake.

1:52

Leo meyveli keke bayılır.

Don't be silly, Peppa. Ton ve niyet

1:54

Saçmalama Peppa.

Ton ve niyet

Don't be silly: sınırları olan hafif bir düzeltme

Don't be + sıfat, birine belirli bir davranışı bırakmasını veya bundan kaçınmasını söyler; dil bilgisi açısından olumsuz emir cümlesidir. Burada Don't be silly, Peppa'nın söylediğini reddeder ve onu hafifçe düzeltir. Peppa, sözün yöneltildiği kişiyi belirtir. Silly, bir fikir veya davranışı aptalca ya da mantıksız olarak niteler. Yakın ve şakacı bir konuşmada sert olmaktan çok takılma gibi gelebilir; ancak ilişki ve ses tonu önemlidir.

Alıştırma

Don't be silly ifadesi hangi durumda en güvenli şekilde kullanılabilir?

  1. Bir çalışan resmi bir toplantıda yöneticisinin ciddi endişesini küçümseyerek geçiştirir.
  2. İki yakın arkadaş şakalaşır ve biri açıkça abartılı bir iddiayı nazikçe reddeder.
  3. Bir yabancı, sıkıntılı bir kişiye endişesinin aptalca olduğunu söyler.
Cevabı göster

İki yakın arkadaş şakalaşır ve biri açıkça abartılı bir iddiayı nazikçe reddeder.

That wasn't Leo.

1:56

O Leo değildi.

That was you.

1:58

O sendin.

Leo prefers chocolate cake. Kelime

2:00

Leo çikolatalı keki tercih eder.

Kelime

prefers chocolate cake: bir tercihi ifade etmek

Prefer, bir seçeneği diğerinden daha çok beğenmek veya onu seçmek demektir. Burada prefers chocolate cake, başka bir kek türüyle karşılaştırıldığında çikolatalı kekin Leo'nun daha çok tercih ettiği seçenek olduğunu anlatır. Buradaki yapı prefer + isim şeklindedir. İki seçenek de söylendiğinde prefer A to B kullanılır. Leo tek bir kişiyi belirttiği için geniş zamanda fiile -s eklenir: prefers.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın kahveye kıyasla çayı tercih ettiğini açıkça söyler?

  1. Mia likes tea and coffee.
  2. Mia prefers tea to coffee.
  3. Mia sometimes drinks tea.
Cevabı göster

Mia prefers tea to coffee.

I haven't got chocolate cake. Dilbilgisi

2:03

Çikolatalı kekim yok.

Dilbilgisi

haven't got: bir şeye sahip olmadığını söylemek

Have got, şimdiki zamanda sahip olmayı veya bir şeyin elde bulunmasını anlatabilir. Olumsuz biçimi haven't got, sahip olmamak demektir. Burada I haven't got chocolate cake, konuşanın şu anda elinde çikolatalı kek olmadığını söyler. Bu cümlede have got kalıbını sahiplik bildiren tek bir yapı olarak düşün. got sözcüğünü tek başına aldı veya elde etti diye yorumlama.

Alıştırma

Bu günlük Britanya İngilizcesi cümlesini have got yapısının olumsuz biçimiyle tamamla: We ____ any milk.

Cevabı göster

haven't got

Will Leo have some fruit cake?

2:05

Leo biraz meyveli kek alır mı?

He will try a little slice. Ton ve niyet

2:09

Küçük bir dilim deneyecek.

Ton ve niyet

will try a little slice: küçük bir miktarı kabul etmek

Burada try, “çaba göstermek” değil, “tadına bakmak” veya hoşuna gidip gitmediğini görmek için biraz yemek anlamındadır. A little slice miktarı küçük bir parçayla sınırlar. Will, yapmaya istekli olduğu ya da birazdan yapacağı şeyi belirtir. Will try a little slice bir arada, nazik ve sınırlı bir kabul anlatır: bütün porsiyonu bitireceğine söz vermeden biraz tatmayı kabul eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size kek ikram ediyor. Yalnızca küçük bir miktar tatmak istiyorsunuz. Hangi yanıt uygundur?

  1. I'll try a little slice.
  2. I won't taste any of it.
  3. I'll finish the whole cake.
Cevabı göster

I'll try a little slice.

Mummy Pig gives some cake to Suzy's pretend friend.

2:11

Anne Domuz, Suzy'nin hayali arkadaşına biraz kek verir.

George is playing with Mr. Dinosaur.

2:17

George, Bay Dinozor ile oynuyor.

Dinosaur.

2:19

Dinozor.

George, you're sitting on Leo.

2:22

George, Leo'nun üzerinde oturuyorsun.

George does not know that Suzy has a pretend friend.

2:25

George, Suzy'nin hayali bir arkadaşı olduğunu bilmiyor.

Um, Leo Lion says he can't finish his cake. Dilbilgisi

2:32

Şey, Aslan Leo kekini bitiremeyeceğini söylüyor.

Dilbilgisi

says he can't finish his cake: say + yan cümle ile aktarmak

Says he can't finish his cake ifadesinde says, Leo'nun mesajının içeriğini aktarır. Kalıp özne + say/says + yan cümledir. Says sonrasına that eklenebilir, ancak konuşmada sık sık kullanılmaz. Aktarılan yan cümledeki he ve his, Leo'yu belirtir. Can't finish his cake, pastanın tamamını yiyemediği anlamına gelir; hiç pasta yiyemediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyeni belirtmeden Maya'nın mesajını doğru biçimde aktarır?

  1. Maya says she can't come today.
  2. Maya says me she can't come today.
  3. Maya tells she can't come today.
Cevabı göster

Maya says she can't come today.

So George can have it. Anlatım akışı

2:37

O yüzden George yiyebilir.

Anlatım akışı

So ... can have it: sonuç bildirmek

Cümlenin başındaki So, devamındaki bilginin önceki bilgiden çıkan bir sonuç ya da uygulanacak sonraki adım olduğunu gösterir. Önceki durum gerekçeyi verir; So George can have it. ise sonucu bildirir. Buradaki can have it, George'un onu almasına veya yemesine izin verildiği anlamına gelir. Can, George'un becerisini değil, izni ya da yapılan düzenlemeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede sonucu belirtmek için so kullanılmıştır?

  1. The shop was closed, but the lights were on.
  2. The shop was closed because it was Sunday.
  3. The shop was closed, so we went home.
Cevabı göster

The shop was closed, so we went home.

Can we play upstairs now? Ton ve niyet

2:43

Şimdi yukarıda oynayabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we ... now?: bir grup için izin istemek

Can we + fiilin yalın biçimi...? konuşanın ve en az bir başka kişinin birlikte bir şey yapması için izin ister. Burada play fiilin yalın biçimidir; we ise konuşanın da etkinliğe katılacağını gösterir. Upstairs nerede oynamak istediklerini, now ise isteğin hemen şimdi için olduğunu belirtir. Bu durumda can fiziksel yeterliliği değil, izni anlatır.

Alıştırma

İzin isteğini Can we...? ile tamamlayın: ____ use the garden now?

Cevabı göster

Can we

Yes.

2:45

Evet.

Let's play dressing up. Öbek fiiller

2:46

Hadi giyinmece oynayalım.

Öbek fiiller

“Let's play dressing up.”: kostümlü rol yapma oyunu önermek

Burada dressing up, özel kıyafetler giyip farklı karakterlermiş gibi davranılan oyunun veya etkinliğin tamamını adlandırır. play dressing up ifadesindeki up, dress up öbek fiilinin bir parçasıdır; yukarı yönünü göstermez. Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin başkalarıyla birlikte bir şey yapmayı önermesini sağlar. Bu nedenle cümlenin tamamı herkesi bu oyuna başlamaya davet eder.

Alıştırma

Hangi cümle kostüm giyip rol yapma oyununu açıkça önerir?

  1. Let's put the costumes back in the box.
  2. Let's get dressed so we can leave.
  3. Let's play dressing up and pretend to be astronauts.
Cevabı göster

Let's play dressing up and pretend to be astronauts.

I was asking Leo. Ton ve niyet

2:48

Ben Leo'ya soruyordum.

Ton ve niyet

“I was asking Leo.”: sorunun kime yöneltildiğini düzeltmek

Geçmişte devam eden was asking yapısı, yakın zamanda soru sorma eylemini az önce sürmekte olan konuşmanın bir parçası olarak sunar. Burada bu bakış açısı, konuşan kişinin sorunun kime yöneltildiğini düzeltmesine yardımcı olur; yalnızca geçmiş bir olayı bildirmez. İngilizce cümlede Leo, asking fiilinin nesnesidir ve yanlış anlamayı düzelten yeni bilgidir. Konuşurken Leo karşıtlık vurgusu alabilir ve “I was asking Leo, not you.” mesajını verir.

Alıştırma

Düzeltmeyi ask fiilinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: I ____ Daniel, not you.

Cevabı göster

was asking

Oh.

2:50

Oh.

Leo says he likes playing dressing up.

2:53

Leo giyinmece oynamayı sevdiğini söylüyor.

Good.

2:57

Güzel.

Come on, Leo. Ton ve niyet

2:57

Hadi gel, Leo.

Ton ve niyet

Come on, Leo: birini katılmaya veya yetişmeye çağırmak

Burada Come on, Leo’ya hareket etmeye başlamasını, diğerleriyle birlikte gelmesini veya geride kalmadan yetişmesini söyler. Leo bir hitaptır; kime seslenildiğini açıkça gösterir. Come on yalnızca kelimesi kelimesine “buraya gel” anlamına gelmez. Bağlama ve ses tonuna göre birini harekete geçmeye teşvik edebilir, katılmaya çağırabilir veya devam etmesi için cesaretlendirebilir.

Alıştırma

Takım arkadaşın hâlâ ayakkabılarını bağlıyor ve oyun başlamak üzere. Hangi cümle ona acele edip size katılması için doğal biçimde seslenir?

  1. Well done, Mia. The game is starting!
  2. Come on, Mia. The game is starting!
  3. Come in, Mia. The game is starting!
Cevabı göster

Come on, Mia. The game is starting!

Peppa and Suzy are playing dressing up.

3:02

Peppa ve Suzy giyinmece oynuyorlar.

Peppa is going to be a fairy.

3:04

Peppa bir peri olacak.

I grant you one wish. Kültür

3:06

Sana bir dilek hakkı veriyorum.

Kültür

grant you one wish: masallarda bir dilek hakkı verme kalıbı

Masallarda ve büyülü rol oyunlarında grant you one wish, bir kişiye gerçekleşecek sihirli bir şey dileme hakkı vermek anlamına gelir. Konuşan kişi kendisini bu dileği sunma gücüne sahip biri olarak gösterir. Yapı grant + kişi + şey şeklindedir: grant you one wish. Buradaki grant resmî ve törensel bir tınıya sahiptir; bu nedenle peri veya cin konuşmasına uygundur.

Alıştırma

“Sana sihirli bir dilek hakkı vermek” anlamındaki ifadeyle fantastik cümleyi tamamlayın: The genie said, “I will ____.”

Cevabı göster

grant you one wish

My wish is to be Queen Suzy Dilbilgisi

3:09

Benim dileğim Kraliçe Suzy olmak,

Dilbilgisi

My wish is to be...: ulaşılmak istenen kimliği belirtmek

My wish is to be... dileğin içeriğini belirtmek için to be mastarını kullanır. to be ifadesinden sonra bir rol, meslek veya kimlik gelir: My wish is to be a scientist. Bu cümlede Queen Suzy, konuşanın üstlenmek istediği kimliktir. Burada be, bir yerde bulunmayı değil, o karakter olmayı veya o rolü oynamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlarken My wish ve to be sözlerini aynen kullanın: ____ a wildlife photographer.

Cevabı göster

My wish is to be

and Leo Lion will be the jester. Kültür

3:12

ve Aslan Leo da soytarı olacak.

Kültür

will be the jester: kraliyet sarayı rolü vermek

Jester, hükümdarı ve saray halkını şakalar, müzik veya komik gösterilerle eğlendiren geleneksel bir saray sanatçısıydı. Sözcük doğal olarak saray, tarih veya masal ortamını çağrıştırır. will be the jester ifadesinde will be, Leo'ya oyun veya hikâye içindeki bir rolü verir. the tanımlığı, hayal edilen o saraydaki belirli jester rolünü gösterir.

Alıştırma

Bir kralın sarayındaki geleneksel eğlendiriciyi en iyi hangi sözcük adlandırır?

  1. clown
  2. chef
  3. jester
Cevabı göster

jester

He doesn't want to be the jester.

3:15

O soytarı olmak istemiyor.

He wants to be the king.

3:18

O kral olmak istiyor.

Here is Daddy Pig.

3:20

İşte Baba Domuz.

Mummy Pig tells me you have a very special visitor. Dilbilgisi

3:22

Anne Domuz bana çok özel bir misafiriniz olduğunu söyledi.

Dilbilgisi

tells me you have... içinde tell + kişi + yan cümle

tells me you have a very special visitor ifadesinde me bilgiyi alan kişidir; you have a very special visitor ise aktarılan bilgidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp tell + kişi + (that) yan cümlesidir; günlük konuşmada that çoğunlukla atılır. Burada tell, ‘birine bilgi vermek’ anlamındadır; ‘birine bir şey yapmasını emretmek’ anlamında değildir. Emir bildirirken genellikle Tell me to wait örneğindeki gibi tell + kişi + to-infinitive kullanılır.

Alıştırma

Olivia'nın toplantının dokuzda başladığını bana bildirdiği anlamına gelen doğal cümleyi seçin.

  1. Olivia tells the meeting starts at nine.
  2. Olivia tells me the meeting starts at nine.
  3. Olivia says me the meeting starts at nine.
Cevabı göster

Olivia tells me the meeting starts at nine.

It's only Suzy, Daddy.

3:26

Sadece Suzy, Baba.

Are you sure there isn't someone else, Peppa? Ton ve niyet

3:28

Başka kimse olmadığına emin misin, Peppa?

Ton ve niyet

Are you sure there isn't someone else...? ile nazikçe yeniden kontrol ettirme

Are you sure + yan cümle, dinleyenden bir düşüncenin doğru olup olmadığını kontrol etmesini ister. sure'dan sonraki yan cümle düz cümle sırasını korur: there isn't someone else denir; soru sırası olan isn't there someone else kullanılmaz. Buradaki olumsuz ifade, konuşanın başka bir kişinin gözden kaçırılmış olabileceğini düşündüğünü nazikçe ima eder. someone else, daha önce sözü edilenlerin dışında ek veya farklı bir kişi anlamına gelir.

Alıştırma

Arkadaşınızın arabadaki ikinci bir çantayı gözden kaçırmış olabileceğini düşünüyorsunuz. Hangi soru ondan nazikçe yeniden kontrol etmesini ister?

  1. Is there another bag in the car?
  2. Are you sure there isn't another bag in the car?
  3. You are wrong; there is another bag in the car.
Cevabı göster

Are you sure there isn't another bag in the car?

There is someone else, King Leo Lion.

3:31

Başka biri daha var, Kral Aslan Leo.

It's an honor to meet you, King Leo. Ton ve niyet

3:37

Sizinle tanışmak bir şeref, Kral Leo.

Ton ve niyet

It's an honor to meet you: resmî ve saygılı bir selamlama

It's an honor to meet you, konuşanın bu buluşmayı bir ayrıcalık olarak gördüğünü ve özel bir saygı gösterdiğini ifade eder. to meet you mastar öbeği, onur sayılan deneyimin ne olduğunu açıklar. Leo'ya King Leo diye hitap edilmesi ve bu resmî selamlamanın kullanılması, cümleyi sıradan ve samimi bir selam yerine törensel ve eğlenceli biçimde dramatik hâle getirir.

Alıştırma

Çalışmalarına büyük hayranlık duyduğunuz bir bilim insanıyla resmî olarak tanıştırılıyorsunuz. Hangi selamlama saygı ve onur duygusunu en iyi ifade eder?

  1. Meeting you is pretty cool, Dr. Patel.
  2. Nice to bump into you, Dr. Patel.
  3. It's an honor to meet you, Dr. Patel.
Cevabı göster

It's an honor to meet you, Dr. Patel.

Daddy Pig pretends he can see King Leo.

3:40

Baba Domuz, Kral Leo'yu görebiliyormuş gibi yapar.

May I say what a fine golden mane you have? Ton ve niyet

3:43

Ne kadar asil bir altın yeleniz olduğunu söyleyebilir miyim?

Ton ve niyet

May I say what a...: resmî bir iltifata giriş

May I say...? bir yorum veya iltifata kibarca giriş yapar. Burada asıl amaç gerçekten izin istemek değildir; övgüyü saygılı ve teatral gösteren törensel bir giriş işlevi görür. What a fine golden mane you have ünlem biçiminde bir iltifattır. Yapı what a + sıfat(lar) + tekil sayılabilen isim + özne + fiil şeklindedir; do you have soru dizilişi yerine you have düz cümle dizilişi kullanılır. Mane, aslanın boynunun çevresindeki uzun yele demektir.

Alıştırma

Bu resmî iltifatı May I say...? ve what a... yapısını kullanarak tamamlayın: ____ lovely garden you have?

Cevabı göster

May I say what a

Yes, it is very fine.

3:46

Evet, çok asil.

And he's wearing his best red trousers.

3:48

Ve en iyi kırmızı pantolonunu giyiyor.

Oh, yes.

3:51

Oh, evet.

And his blue jumper.

3:53

Ve mavi kazağını.

Silly Peppa, Leo isn't wearing a blue jumper. Kelime

3:55

Şapşal Peppa, Leo mavi kazak giymiyor.

Kelime

a blue jumper: jumper sözcüğünün İngiliz İngilizcesindeki giysi anlamı

Bu İngiliz İngilizcesi giyim bağlamında jumper, vücudun üst kısmına giyilen ve genellikle uzun kollu olan örme bir giysidir. Bu nedenle a blue jumper, mavi bir kazak anlamına gelir; zıplayan bir kişi anlamına gelmez. wearing ve renk belirten blue gibi sözcükler, giysi anlamını işaret eder. Jumper ile karşılaştığınızda anlamı seçmek için İngilizcenin bölgesel çeşidine ve çevredeki bağlama bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede jumper, günlük İngiliz İngilizcesindeki giysi anlamıyla kullanılmıştır?

  1. We used jumper cables to start the car.
  2. The high jumper cleared the bar.
  3. Ava put on a warm wool jumper before going outside.
Cevabı göster

Ava put on a warm wool jumper before going outside.

He's wearing his best green shirt.

3:59

En iyi yeşil gömleğini giyiyor.

Well, it is sort of a bluey-green. Kelime

4:02

Şey, bir çeşit mavimsi yeşil.

Kelime

sort of a bluey-green: yaklaşık bir renk betimlemesi

Sort of burada yaklaşık ya da şöyle bir şey anlamında, ifadenin kesin olmadığını gösterir. Renk hakkındaki yargıyı yumuşatır; konuşan kişi tek ve kesin bir adlandırmada ısrar etmez. Bluey-green, mavi ile yeşil arasındaki bir tonu veya mavimsi özellik taşıyan bir yeşili anlatan günlük bir renk ifadesidir. Sort of a bluey-green bütünü, rengi geçici ve esnek bir tanımla sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir rengi doğal biçimde yaklaşık ve günlük bir dille anlatır?

  1. Blue and green are listed as separate categories.
  2. It is exactly RGB 24, 146, 139.
  3. The paint is sort of a bluey-green in daylight.
Cevabı göster

The paint is sort of a bluey-green in daylight.

Peppa, Suzy, your friends are here.

4:07

Peppa, Suzy, arkadaşlarınız geldi.

Peppa's friends are here.

4:10

Peppa'nın arkadaşları geldi.

They're all wearing their boots.

4:12

Hepsi botlarını giyiyor.

Let's jump in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:14

Hadi çamurlu su birikintilerinde zıplayalım.

Kalıp ifadeler

Let's jump in muddy puddles: ortak bir etkinlik önerme

Let's + fiilin yalın biçimi, konuşan kişiyle karşısındaki kişinin veya grubun birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. Burada Let's jump, “hep birlikte zıplayalım” anlamına gelir. in muddy puddles etkinliği tamamlar: eğlenmek için çamurlu su birikintilerinin içine atlamak veya içlerinde zıplamak demektir; yalnızca yakınlarında zıplamak değildir. Aktarılabilir kalıp Let's + fiilin yalın biçimi + yer veya başka bir ayrıntıdır.

Alıştırma

Herkesin bu etkinliği birlikte yapmasını öneren cümleyi tamamlayın: ____ jump in muddy puddles.

Cevabı göster

Let's

Yes.

4:16

Evet.

Are you sure Leo should jump in puddles without his boots? Ton ve niyet

4:23

Leo'nun botları olmadan su birikintilerine atlaması gerektiğine emin misin?

Ton ve niyet

Are you sure ... should ...?: bir kaygıyı nazikçe dile getirme

Are you sure + özne + should...? yalnızca bir bilginin doğru olduğundan emin olup olmadığını sormaz. Dinleyiciyi önerilen eylemi yeniden düşünmeye çağırır ve konuşanın bu eylemi akıllıca, uygun veya güvenli bulmayabileceğini nazikçe belirtir. Bu cümlede should, bot giymeden zıplamanın iyi veya uygun bir fikir olup olmadığını sorar; Leo'nun zıplamak zorunda olduğu anlamına gelmez. without his boots kaygıya yol açan koşulu belirtir.

Alıştırma

Birinden yeniden düşünmesini nazikçe isteyen soruyu tamamlayın: ____ we ____ leave without an umbrella?

Cevabı göster

Are you sure · should

Oh, I forgot.

4:27

Oh, unuttum.

Leo's wearing his boots as well. Kalıp ifadeler

4:29

Leo da botlarını giyiyor.

Kalıp ifadeler

Cümle sonunda “de/da” anlamındaki as well

Burada as well, “de/da” ya da “ayrıca” anlamına gelir. Leo'yu daha önce söz edilen duruma ekler: başka biri bot giyiyordur ve Leo da kendi botlarını giyiyordur. As well, yan cümlenin sonunda tek bir kalıp olarak işlev görür. Buradaki well sözcüğünü tek başına “iyi bir şekilde” anlamında düşünmeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede as well, “de/da” anlamında ve alışılmış cümle sonu konumunda kullanılmıştır?

  1. Mia brought as well lunch.
  2. Mia brought lunch as well.
  3. Mia as well brought lunch.
Cevabı göster

Mia brought lunch as well.

Look at Leo.

4:32

Leo'ya bakın.

He's jumping up and down too. Kalıp ifadeler

4:34

O da aşağı yukarı zıplıyor.

Kalıp ifadeler

jumping up and down too: tekrarlanan hareket ve “de/da”

Jumping up and down, tekrar tekrar yukarı sıçrayıp yeniden yere inmek anlamına gelir. Burada up and down, birbiriyle ilgisiz iki yönü değil, tek bir tekrarlanan hareket düzenini anlatır. He's jumping, hareketin şu anda gerçekleştiğini gösterir. Cümle sonundaki too, “de/da” anlamına gelir; yani o da daha önce söz edilen biriyle aynı hareketi yapıyordur.

Alıştırma

Emma is jumping up and down. Noah'nın da aynı tekrarlanan hareketi yaptığını gösteren dört sözcüklük İngilizce ifadeyle sonraki cümleyi tamamlayın: Noah is jumping ____.

Cevabı göster

up and down too

Everyone loves jumping up and down in muddy puddles. Anlatım akışı

4:39

Herkes çamurlu su birikintilerinde aşağı yukarı zıplamayı sever.

Anlatım akışı

Kapanış özeti olarak Everyone loves...

Everyone, ilgili tüm karakterleri tek bir grup altında toplar ve onların ayrı ayrı eylemlerini ortak bir sonuca bağlar. Hikâyenin sonunda bu tür bir cümle, bütün grubun neden hoşlandığını söyleyerek anlatılanları tamamlar. Buradaki everyone, hikâyedeki mevcut grubun tamamını ifade eder. Dünyadaki her kişi hakkında ölçülmüş bir iddia değil, neşeli bir genellemedir.

Alıştırma

Birkaç karakterin su birikintilerinde zıpladığı bir hikâyenin sonunda bu cümlenin temel işlevi nedir?

  1. Karakterlerin ortak eğlencesini özetler.
  2. Tüm insanlar hakkında kesin bir istatistik verir.
  3. Hikâyeyle ilgisiz yeni bir karakter tanıtır.
Cevabı göster

Karakterlerin ortak eğlencesini özetler.

Even pretend friends. Anlatım akışı

4:42

Hayali arkadaşlar bile.

Anlatım akışı

Even pretend friends: beklenmedik bir üye eklemek

Burada even, şaşırtıcı olan bu durumun da kapsama girdiği anlamına gelir. Pretend friends ifadesinin önünde kullanıldığında bu grubu önceki ifadeye ekler ve onları dâhil edilmesi en az beklenen üyeler olarak öne çıkarır. Even pretend friends. bilinçli olarak kullanılan eksiltili bir parçadır. Önceki cümle eksik düşünceyi tamamlar: hayalî arkadaşlar bile çamurlu su birikintilerinde zıplayıp durmayı sever. Bu son ekleme eğlenceli bir final etkisi yaratır.

Alıştırma

Şaşırtıcı birinin de dâhil olduğunu gösteren tek sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ the shyest singer joined the show.

Cevabı göster

Even