Dünyanın En Pahalı Dadıları Nasıl Eğitiliyor | So Expensive: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Norland College'da dadı adayları çocuk bakımı, sürüş ve koruma öğrenirken gelenekler, yüksek ücretler ve çocuk merkezli amaçla karşılaşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a cut above. — Deyimler: kesme eylemini değil “olağan standardın üstünde” anlamını kavrayın; beceri veya hizmet karşılaştırırken kullanın. 2. come out of themselves. — Öbek fiiller: eğitim sonrası çekingenlikten güvene geçişi tanıyın ve bu anlamı come out ifadesinin diğer kullanımlarından ayırın. 3. practically perfect in every way. — Kültür ve medya: sondaki Mary Poppins göndermesini açılıştaki Mary Poppins ve James Bond karşılaştırmasına bağlayın; alıntının mizah yaratıp anlatıyı kapattığını görün.
Bu derste
These are among the most exclusive and highly trained nannies in the world. Dilbilgisi
0:01Bunlar dünyanın en seçkin ve en iyi eğitimli dadılarından bazıları.
Among the most exclusive: seçkin bir üst gruba dâhil olma
among the most + adjective + plural noun kalıbı, bir kişiyi ya da şeyi üst sıralarda yer alan küçük bir grubun içine dâhil eder. Bu cümlede These, seçkinlikleri ve eğitim düzeyleri bakımından dünyanın en üst seviyesindeki gruba ait dadıları ifade eder. Among çok önemlidir: Bu dadıların tek başlarına en iyi olduğunu değil, en iyi gruba dâhil olduklarını belirtir. Bu kalıp, aynı üst grupta başka üyelerin de bulunabileceğini kabul ederken güçlü bir övgü sunar.
Alıştırma
"These schools are among the most selective in the region" ne anlama gelir?
- Seçicilik bakımından bölgenin en üst okul grubundadırlar, ancak başka okullar da bu gruba dâhil olabilir.
- Bölgedeki çoğu okuldan daha az seçicidirler.
- Diğer bütün okullardan daha seçici olan tek bir okuldurlar.
Cevabı göster
Seçicilik bakımından bölgenin en üst okul grubundadırlar, ancak başka okullar da bu gruba dâhil olabilir.
And even their cooking skills are a cut above. Deyimler
0:16Yemek pişirme becerileri bile diğerlerinden bir adım önde.
A cut above: benzer alternatiflerden belirgin biçimde daha iyi
A cut above, kalite veya yetenek bakımından alışılmış standarttan ya da benzer seçeneklerden belirgin biçimde daha iyi olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada cut, kesme eylemini değil, bir seviye veya dereceyi belirten isimdir. Bu cümlede a cut above, are fiilinden sonra gelen bir özne tamamlayıcısıdır ve yemek yapma becerilerini değerlendirir. Karşılaştırma grubu belliyse ifade, neyin üstünde olduğunu belirtmeden tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “benzer seçeneklerden belirgin biçimde daha iyi” anlamındaki deyimle tamamlayın: The neighborhood bakery is ____ the chain stores nearby.
Cevabı göster
a cut above
We're sort of training a league of super nannies.
0:19Bir bakıma süper dadılardan oluşan bir ekip yetiştiriyoruz.
Think Mary Poppins with a little James Bond. Anlatım akışı
0:22Mary Poppins'i biraz James Bond'la harmanlanmış olarak düşünün.
Think X with a little Y kalıbı
Think X with a little Y yönlendirme kalıbında think, “bir fikir oluşturmak” değil, “gözünde canlandırmak veya hayal etmek” anlamına gelir. Dinleyicinin X’i ana zihinsel model olarak kullanmasını sağlar. With a little Y, daha küçük bir ikincil etki ekler. Burada Mary Poppins ideal dadının ana imgesini sağlarken James Bond ajanlara özgü yeteneklerden küçük bir dokunuş ekler. Kalıp, karma bir betimlemeyi akılda kalıcı tek bir benzetmede toplar.
Alıştırma
Sunumu tam olarak Think X with a little Y kalıbıyla tamamlayın: 'For the new library, ____ a quiet study room with a little coffeehouse energy.'
Cevabı göster
think
The Course at Norland College in England costs them $21,000 a year.
0:28İngiltere'deki Norland College'ın bu programı yılda 21.000 dolara mal oluyor.
command salaries ifadesi
command salaries of $170,000 ifadesinde command, kişinin becerileri, itibarı veya piyasa talebi güçlü olduğu için belirli bir ücret düzeyini “elde edebilmesi ya da haklı gösterebilmesi” anlamına gelir. Çalışanlar kimseye kendilerine ödeme yapmasını emretmiyor. Yapı command + salary, fee veya price şeklindedir; bir gruptan söz ederken çoğul salaries sık kullanılır. İş dünyası ve kariyer haberlerinde yaygındır ve miktarı piyasa gücünün bir göstergesi olarak sunar.
Alıştırma
'The specialists can command very high salaries,' cümlesinde command ne anlama gelir?
- Uzmanlar işverenlere çok yüksek maaş ödemelerini emreder.
- Uzmanlar maaş alır ancak piyasa gücüne dair bir anlam yoktur.
- Piyasa talebi, uzmanların çok yüksek maaşlar elde etmesini sağlar.
Cevabı göster
Piyasa talebi, uzmanların çok yüksek maaşlar elde etmesini sağlar.
That's four times the average nanny salary in the UK. Dilbilgisi
0:40Bu, Birleşik Krallık'taki ortalama dadı maaşının dört katı.
four times the average: toplam çarpanı belirtmek
Bu cümlede four times the average, maaşın Birleşik Krallık'taki ortalama dadı maaşının 4 katına eşit olduğu anlamına gelir. Ortalama maaş A ise söz konusu maaş 4A'dır. Sayı + times + the average yapısı, ortalamayı karşılaştırma ölçütü olarak kullanır. Maaş, fiyat, hız veya büyüklük gibi ölçülebilir değerleri karşılaştırabilir.
Alıştırma
İngilizce durumu okuyup cevabı seçin: A town's average monthly rent is $1,000. One apartment costs four times the average. How much is its monthly rent?
- $4,000
- $3,000
- $5,000
Cevabı göster
$4,000
what does it take to become one of the most exclusive nannies in the world? Dilbilgisi
0:48dünyanın en seçkin dadılarından biri olmak için ne gerekiyor?
what does it take to become ...?: gereklilikleri sormak
What does it take to become ...? yapısında take, “taşımak” veya “eline almak” değil, “gerektirmek” anlamına gelir. Soru, bir hedefe ulaşmak için hangi niteliklerin, eğitimin, çabanın veya başka koşulların gerekli olduğunu sorar. Yapı What + does + it + take + to + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Buradaki it, to yan cümlesindeki eylemin gerçekleştirilmesini temsil eden biçimsel bir ögedir. Örneğin What does it take to finish this course? bu kursu başarıyla tamamlamak için ne gerektiğini sorar.
Alıştırma
take fiilinin geniş zaman soru yapısını kullanarak tamamlayın: What ____ to become a licensed electrician?
Cevabı göster
does it take
Trained to protect themselves and the children in their care, Kalıp ifadeler
0:55Hem kendilerini hem de baktıkları çocukları korumak üzere eğitilen
in their care: onların bakımı altında
In their care, çocukların bakıcıların sorumluluğu altında olduğu anlamına gelir: bakıcıların çocukları gözetmesi, koruması ve onlarla ilgilenmesi beklenir. Their, bakımı sağlayan kişileri ifade eder. Buradaki care yalnızca bir endişe duygusunu değil, bir sorumluluk ilişkisini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “kişi veya nesne + be + in + iyelik biçimi + care” şeklindedir. Örnek: The patient is in the doctor's care.
Alıştırma
Hangi cümle, çocuklara bakmaktan hemşirenin sorumlu olduğunu açıkça ifade eder?
- The children care about the nurse.
- The children are in the nurse's care.
- The nurse cares about the children.
Cevabı göster
The children are in the nurse's care.
Often working for high-profile employers, Kelime
1:02Genellikle tanınmış işverenler için çalıştıklarından,
high-profile employers: kamuoyunun yakından tanıdığı işverenler
High-profile, kamuoyunun veya medyanın büyük ilgisini çekmek anlamına gelir. High-profile employers ifadesinde, kamuya mal olmuş kişiler veya ünlü kuruluşlar gibi geniş ölçüde tanınan ya da yakından izlenen işverenleri anlatır. Kısa çizgi, high ve profile sözcüklerini employers sözcüğünden önce kullanılan tek bir sıfatta birleştirir. Bu ifade, işverenlerin üst düzey bir rütbeye sahip olduğu anlamına gelmez ve onların mutlaka zengin olduğunu da göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “kamuoyu veya medya tarafından geniş ölçüde fark edilen” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The security firm often works for ____ employers.
Cevabı göster
high-profile
they're expected to deal with potential threats Kalıp ifadeler
1:04olası tehditlerle başa çıkmaları bekleniyor;
deal with potential threats: potansiyel tehditlerle başa çıkmak
Bu cümlede deal with potential threats, ortaya çıkabilecek tehlikelere karşılık verme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Deal with bir sorunu yönetmek, ele almak veya ona karşılık vermek demektir; sorunla ticari bir anlaşma yapmak anlamına gelmez. Potential, tehditlerin doğrulanmış veya hâlihazırda gerçekleşiyor değil, olası olduğunu belirtir. Bu ifade güvenlik, emniyet, risk yönetimi veya olası tehlikelere hazırlık gerektiren başka işlerdeki görevleri anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The safety officer is trained to ____ before they become emergencies.
Cevabı göster
deal with potential threats
kidnap attempts: birini kaçırmaya yönelik girişimler
Kidnap attempts, birini kaçırmaya yönelik girişimler demektir. Burada kidnap, attempts sözcüğünün ne tür girişimler olduğunu belirten bir isim niteleyicisi olarak kullanılır. Attempts sözcüğü, suç eyleminin denenmiş olduğunu gösterir; tek başına kişinin başarıyla kaçırıldığını belirtmez. Haberlerde bu ifade çoğunlukla engellenmiş veya başarısız olmuş bir kaçırma girişimini anlatır.
Alıştırma
Bir şüpheli bir çocuğu kaçırmaya çalıştı ancak çocuk götürülmeden önce kaçtı. En doğru haber ifadesi hangisidir?
- It was a routine escort.
- It was a kidnap attempt.
- It was a completed kidnapping.
Cevabı göster
It was a kidnap attempt.
I have had an experience where a man tried to take the little girl that I used to look after. Notlar
1:09daha önce baktığım küçük kızı bir adamın götürmeye çalıştığı bir olay yaşadım.
Geçmiş bir alışkanlık veya durum için used to + fiilin yalın hâli
used to look after ifadesindeki used to + fiilin yalın hâli, kıza bakmanın geçmişte düzenli bir faaliyet veya devam eden bir sorumluluk olduğunu gösterir. Genellikle bunun artık konuşanın görevi olmadığını da ima eder. Bu yapı geçmişte tekrarlanan eylemler, geçmiş alışkanlıklar veya geçmiş durumlar için kullanılır; yalnızca bir kez gerçekleşip bitmiş bir olay için kullanılmaz.
Alıştırma
Fiilin yalın hâlinden önce kullanılan ve değişmiş bir geçmiş durumu anlatan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: I ____ live near the beach, but I moved inland last year.
Cevabı göster
used to
look after: birine veya bir şeye bakmak
look after ifadesinde after, öbek fiilin bir parçasıdır; ifadenin tamamı birine veya bir şeye bakmak ve onun sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Bakışın yönünü anlatmaz. Kız, look after ifadesinin nesnesidir. Cümlede that I used to look after ilgi cümleciği kullanıldığı için that kızı temsil eder ve after sözcüğünden sonra bir isim gelmez.
Alıştırma
look ile başlayan ve “bakmak, ilgilenmek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: Could you ____ my dog while I'm away this weekend?
Cevabı göster
look after
give her back: ayrılabilen bir öbek fiilde zamirin yeri
Burada give ... back, “birini ya da bir şeyi geldiği kişiye veya yere geri vermek” anlamındadır. Her nesnedir; back ise anlamı tamamlayan parçacıktır. Nesne her, it veya them gibi bir zamir olduğunda doğal sıra give + zamir + back şeklindedir: give her back. Tam bir isim öbeği back sonrasına da gelebilir, ancak zamir normalde gelemez.
Alıştırma
İsteği give back ile tamamlayın ve zamiri doğal konumuna yerleştirin: “That's my notebook. Please ____ before class.”
Cevabı göster
give it back
while I holding onto the buggy where her baby brother was. Öbek fiiller
1:19bir yandan da küçük erkek kardeşinin bulunduğu bebek arabasını tutuyordum.
holding onto: sıkı tutuşu sürdürmek
Burada holding onto the buggy, bebek arabasını sıkıca kavrayıp bırakmamak anlamına gelir. Bu kullanımda hold onto bir bütün olarak çalışır ve onto, kavranan şeyi belirtir. Aynı ifade fiziksel temasın ötesine taşınabilir: Bir nesneyi saklayarak hold onto edebilir ya da umuttan veya bir inançtan vazgeçmeyerek ona hold onto edebilirsiniz.
Alıştırma
Otobüs aniden hareket etmeye başlıyor. Hangi cümle Lina’nın barı sıkıca tuttuğunu ve bırakmadığını söyler?
- Lina gets onto the bus.
- Lina holds onto the rail.
- Lina looks at the rail.
Cevabı göster
Lina holds onto the rail.
but that's why I think parents hire Norlanders Anlatım akışı
1:25ama bence ailelerin Norland mezunlarını işe alma nedeni de bu.
that's why ... because: önce sonuç, sonra neden
Bu cümlede that's why sonucu ya da çıkarımı sunar: konuşmacı, ebeveynlerin Norland dadılarını işe aldığını düşünmektedir. Ardından because bu çıkarımı destekleyen nedeni sunar: Norland dadıları kapsamlı eğitim alır. Böylece sonuçtan nedene ilerleyen sözlü bir açıklama oluşur. Yönü şöyle takip edin: that's why + sonuç ve because + neden; bu iki bağlayıcının görevi aynı değildir.
Alıştırma
Hangi tamamlama önce that's why ile sonucu verir, ardından because ile nedeni ekler? The team had a clear plan. ___
- That's why they stayed calm, because everyone knew exactly what to do.
- They stayed calm, although everyone knew exactly what to do.
- Because everyone knew exactly what to do, that's why they stayed calm.
- They stayed calm, so everyone knew exactly what to do.
Cevabı göster
That's why they stayed calm, because everyone knew exactly what to do.
worst-case scenarios: planlamadaki ciddi olasılıklar
Worst-case scenarios, sonucun makul olarak düşünülebilecek ölçüde kötü veya zarar verici olduğu varsayımsal durumlardır. Burada ifade, mesleki eğitime dâhil edilen, düşük olasılıklı ancak ciddi riskleri anlatır. Bu ifade tahmin için değil, planlama ve hazırlık için kullanılır. Bir şeye scenario denmesi, onun üzerinde düşünülmesi gereken olası bir durum olduğu anlamına gelir; gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmesi mümkün en ciddi durumlar” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: During the risk review, we planned for ____, including a total power failure.
Cevabı göster
worst-case scenarios
and you are looking after their most prized possession. Deyimler
1:34ve siz onların en değerli varlığına bakıyorsunuz.
Sevgi dolu bir benzetme olarak most prized possession
Most prized possession kelimesi kelimesine, birinin diğer tüm eşyalarından daha çok değer verdiği tek şeyi ifade eder. Burada çocukları anlatan bir benzetmedir: ebeveynlerin gözünde hiçbir şey çocuklardan daha değerli değildir. Possession sözcüğü yasal bir mülkiyet iddiasında bulunmaz ve çocuğa bir nesne gibi davranıldığı anlamına gelmez. Bakımı üstlenen kişinin sorumluluğunu güçlendirir: çocuklara göz kulak olmak, ebeveynlerinin en çok değer verdiği kişileri korumaktır.
Alıştırma
Cümledeki their most prized possession ifadesi çocuklar hakkında ne anlatıyor?
- Ailenin en pahalı eşyalarına sahip olan çocuklardır.
- Ebeveynlerinin en çok değer verdiği ve korumak istediği kişilerdir.
- Alınıp satılabilen, yasal olarak sahip olunan mallardır.
Cevabı göster
Ebeveynlerinin en çok değer verdiği ve korumak istediği kişilerdir.
a lot of them don't realize what they're capable of. Kalıp ifadeler
1:47birçoğu neler yapabileceğinin farkında değil.
They're capable of: be capable of + isim veya -ing biçimi
Be capable of, bir şeyi yapma veya başarma yeteneğine ya da potansiyeline sahip olmak anlamına gelir. What they're capable of ifadesinde what, yapabilecekleri şeyler anlamına gelir ve of sözcüğünden sonra gereken düşünceyi, yani yapma yeteneğine sahip oldukları şeyleri sağlar. Of sözcüğünden sonra isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: capable of leadership, capable of it, capable of solving the problem. Of sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimini kullanmayın.
Alıştırma
Be capable of ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Even without a map, Maya is ____ finding her way home.
Cevabı göster
capable of
really do ile vurgu
Olumlu bir cümlede ifadeyi güçlendirmek için temel biçimdeki fiilden önce do kullanılabilir. Burada do, come fiilini vurgular; ayrı bir eylem ifade etmez. Really sözcüğü bir kat daha vurgu ekler. They really do come ifadesi, genellikle bir şüpheye karşılık verirken veya değişimin gerçek olduğunu belirtirken samimi bir kesinlik gösterir.
Alıştırma
Cümleyi really ve vurgulu do ile tamamlayın: Some friends doubt that I like math, but I ____ enjoy it.
Cevabı göster
really do
come out of themselves deyimi
Come out of themselves, insanların kendilerini geri çekmeyi bırakıp daha fazla öz güven, yetenek veya kişilik göstermeye başlamaları anlamına gelir. come out of + dönüşlü zamir yapısında zamir özneye geri döner; bu nedenle themselves, they öznesini belirtir. Bu ifade mecazidir. Kimse fiziksel olarak kendi bedeninin içinden çıkmaz ve burada söz konusu olan bir kimliğin kamuya açıklanması da değildir.
Alıştırma
They really do come out of themselves cümlesinde come out of themselves hangi değişimi anlatıyor?
- Özel bir kimliği kamuya açıklarlar.
- Fiziksel olarak kendi bedenlerinin dışına çıkarlar.
- Daha az utangaç olup kişiliklerini daha fazla gösterirler.
- Binadan tek başlarına ayrılırlar.
Cevabı göster
Daha az utangaç olup kişiliklerini daha fazla gösterirler.
It takes four years to become a fully qualified Norland nanny. Dilbilgisi
1:57Tam yeterliliğe sahip bir Norland dadısı olmak dört yıl sürüyor.
It takes four years to become ...: gereken süre
Burada It takes + süre + to + fiil kalıbı, bir sonuca ulaşmak için ne kadar zaman gerektiğini belirtir. It biçimsel bir öznedir; okula, kursa veya başka bir şeye gönderme yapmaz. Bu cümlede four years gereken süredir; to become ise tam yetkin bir Norland dadısı olma sonucunu belirtir. Aynı kalıp eğitim, yolculuk, sertifika alma ve proje takvimleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
It takes + süre + to kalıbını tamamlayın: According to the schedule, ____ six months ____ complete the safety review.
Cevabı göster
it takes · to
followed by a year's placement with a family.
2:02ardından bir ailenin yanında bir yıllık staj yapılıyor.
And it's more expensive than studying at Oxford or Cambridge University. Dilbilgisi
2:05Üstelik Oxford ya da Cambridge Üniversitesi'nde okumaktan daha pahalı.
more expensive than studying: maliyetleri karşılaştırma
more + sıfat + than kalıbı bir karşılaştırma oluşturur. Burada it, Norland kursunu ifade eder; more expensive onun maliyetinin daha yüksek olduğunu belirtir, than ise karşılaştırma ölçütü olan seçeneği tanıtır. Studying burada bir isim-fiil işlevindedir: -ing biçimi Oxford veya Cambridge'de okuma etkinliğini adlandırır. be + fiil-ing yapısının parçası olmadığı için şimdiki zamanın devam biçimi değildir.
Alıştırma
Cümleyi expensive ile more + adjective + than yapısını kullanarak tamamlayın: Taking the express train is ____ driving during off-peak hours.
Cevabı göster
more expensive than
But the idea is that their qualification will soon start paying off. Öbek fiiller
2:10Ama buradaki düşünce, aldıkları yeterliliğin kısa sürede karşılığını vermeye başlaması.
paying off: emek veya yatırımın ardından sonuç vermek
Burada paying off, zaman, emek veya para harcandıktan sonra değerli bir sonuç üretmeye başlamak anlamına gelir. Niteliğin kendisi bir ödeme yapmıyor; daha yüksek kazanca yol açması bekleniyor. something pays off kalıbında pay off geçişsizdir: emek, yatırım veya plan özne olur ve olumlu sonucu daha sonra ortaya çıkar. Will soon start paying off, geleceğe yönelik bir beklentiyi start + -ing ile birleştirerek getirinin yakında başlayacağını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, iyi sonuç vermek anlamındaki pay off ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: After years of training, her hard work is finally ____.
Cevabı göster
paying off
they're actually averaging about £40,000 a year.
2:15yılda ortalama yaklaşık 40.000 sterlin kazanmaya başlıyorlar.
probably earning more money than perhaps uh an up-and-coming accountant or lawyer. Kelime
2:22muhtemelen mesleğe yeni başlayan bir muhasebeci ya da avukattan daha fazla kazanıyor.
up-and-coming: gelecek vadeden ve tanınmaya başlayan
Up-and-coming, nispeten yeni olmakla birlikte şimdiden gelecek vadeden ve ilgi görmeye başlayan bir kişiyi, grubu veya kuruluşu tanımlar. Burada muhasebeci ya da avukatı, beklentileri iyileşen kariyerinin başındaki bir uzman olarak sunar; kişinin sözcüğün gerçek anlamıyla yukarı hareket ettiğini söylemez. Tireli ifade, accountant veya lawyer sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfat olarak işlev görür. Şimdi yükselmeye başlama ve gelecekte daha başarılı olma olasılığının yüksek olması fikirlerini birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede up-and-coming, gelecek vadeden ve tanınmaya başlayan birini anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The museum honored an up-and-coming painter whose work has been famous for fifty years.
- The gallery features work by an up-and-coming photographer who has just won her first major prize.
- We discussed the up-and-coming deadline on Friday.
Cevabı göster
The gallery features work by an up-and-coming photographer who has just won her first major prize.
skills like cooking and sewing have to be at the highest level. Kalıp ifadeler
2:30yemek ve dikiş gibi becerilerinin de en üst düzeyde olması gerekiyor.
at the highest level: en üst düzeyde
Bu cümlede at the highest level, beceri ve performans bakımından en iyi ya da en zorlayıcı standardı karşılamak demektir. Yemek pişirme ve dikiş becerilerinin ne kadar iyi uygulanması gerektiğini değerlendirir; buradaki level, bir binanın katı veya kurs aşaması değil, soyut bir standarttır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp be veya perform at the highest level şeklindedir. En üstünlük bildiren highest, standardı ilgili bağlamda ulaşılabilecek en üst standart olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi en iyi veya en zorlayıcı standartta anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: To work with championship athletes, the medical team must perform ____.
Cevabı göster
at the highest level
They were really into like satay chicken Kelime
2:38Satay usulü tavuk gibi yemekleri çok seviyorlardı,
be really into something: bir şeye çok meraklı olmak
Samimi konuşmada were really into, bir şeyi çok sevdikleri veya ona çok ilgi duydukları anlamına gelir. Really ilginin gücünü artırır ve into, be into ifadesinin bir parçasıdır; bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz. Kalıp be into + isim ya da -ing biçimidir; be, özneye ve zamana göre değişir. Altyazıda hemen ardından gelen like, satay chicken örneğini tanıtan bir konuşma dolgu sözcüğüdür ve were really into ifadesinin parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi güçlü ilgi belirten, üç sözcüklü samimi ifadeyle tamamlayın: Maya watches every match because she ____ tennis.
Cevabı göster
is really into
So a lot of Pan-Asian flavors and it was really nice to see
2:42Yani pek çok Pan-Asya lezzeti vardı ve bunlarla tanışmak gerçekten çok güzeldi.
So you place your nori with the shiny side down. Dilbilgisi
2:46Nori yaprağını parlak tarafı alta gelecek şekilde yerleştirin.
with the shiny side down: yerleştirme koşulu eklemek
Burada with the shiny side down, noriyi yerleştirirken bulunduğu durumu anlatır: parlak taraf aşağı bakar. with + isim + konum veya durum kalıbı, ana eylemin nasıl yapıldığını ya da eylemin hangi durumu ortaya çıkardığını belirten bir koşul ekler. Buradaki with bu eşlik eden durumu tanıtır; parlak tarafı bir araç olarak göstermez.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve with + isim + konum kalıbını kullanarak yönergeyi tamamlayın: Place the card ____. (the printed side / down)
Cevabı göster
with the printed side down
These third-year students are learning how to make child-friendly sushi.
2:49Bu üçüncü sınıf öğrencileri çocuklara uygun suşi yapmayı öğreniyor.
Then using the bamboo mat to roll your sushi up. Öbek fiiller
2:53Ardından bambu hasırı kullanarak suşinizi sarın.
roll your sushi up: ayrılabilen roll up yapısı
Roll your sushi up, düz duran suşiyi sararak sıkı bir rulo hâline getirmek demektir. Up, sarma eyleminin tamamlanmış sonucunu gösterir; suşinin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Roll up ayrılabilir: nesne bir isim olduğunda hem roll your sushi up hem de roll up your sushi kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda onu ortaya koyun: roll it up deyin, roll up it demeyin.
Alıştırma
Yönergeyi roll up ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The poster is too large for the tube, so please ____.
Cevabı göster
roll it up
I really don't enjoy cooking to be honest. Ton ve niyet
2:59Dürüst olmak gerekirse yemek yapmaktan hiç hoşlanmıyorum.
Açık sözlülük belirteci olarak to be honest
Bu cümlede to be honest, konuşanın sözünü açık ve samimi bir kişisel itiraf olarak sunar: konuşan kişi yemek yapmaktan gerçekten hoşlanmamaktadır. İfade, söylenen şeyin olgusal içeriğini değiştirmek yerine sözün hangi tutumla aktarıldığını gösterir. Bir tercih, anlaşmazlık veya kişinin kendisiyle ilgili değerlendirmesiyle kullanıldığında olumsuz bir ifadeyi daha samimi ve biraz daha az sert gösterebilir. Konuşanın daha önce gerçeği sakladığı anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Görüşün açık ve samimi olduğunu belirten üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: I don't enjoy crowded parties, ____.
Cevabı göster
to be honest
And so the lessons have been really really helpful for myself as I am not a confident cook.
3:01Bu yüzden mutfakta kendime güvenmediğimden dersler bana gerçekten çok yardımcı oldu.
The students do three years of sewing with us alongside their BA
3:14Öğrenciler lisans eğitimlerinin yanı sıra bizimle üç yıl dikiş eğitimi alıyor
and they uh work through a series of six projects Öbek fiiller
3:18ve altı projeden oluşan bir seriyi tamamlayarak
Adım adım ilerleme için work through
Bu bağlamda work through, altı projeyi sırayla ele almak, birinden diğerine ilerlemek ve sonunda tüm diziyi tamamlamak anlamına gelir. Through, tüm süreç boyunca ilerleme anlamı katar; bir iş yerinin içinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz. Aktarılabilir kalıp, süreç sürekli ve düzenli dikkat gerektirdiğinde work through + bir görev dizisi, materyal veya bir sorun biçimindedir.
Alıştırma
A class will work through eight lessons. cümlesinde work through büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Dizinin tamamını bitirmek zorunda olmadan tek bir dersi geliştirmek
- Dersleri adım adım tamamlamak
- Bir binanın içinde biraz çalışmak
Cevabı göster
Dersleri adım adım tamamlamak
developing their machine and hand sewing skills.
3:21makine ve el dikişi becerilerini geliştiriyor.
It could be just doing name labels and buttons or things that you know every family, all families need.
3:26Bu, ad etiketi ve düğme dikmek ya da her ailenin ihtiyaç duyduğu benzer işler yapmak olabilir.
But going on to making things for their charges, Kelime
3:32Sonrasında ise baktıkları çocuklar için bir şeyler yapmaya geçiyorlar;
their charges ifadesinin bakım altındaki kişi anlamı
their charges ifadesindeki charge, birinin bakımına veya gözetimine verilmiş kişi anlamına gelir. Burada çoğul their charges, onların baktığı kişileri—çevredeki bağlama göre özellikle çocukları—ifade eder; ücret, suçlama veya elektrik anlamına gelmez. Bu sayılabilen isim, ilişkiyi bakım veren kişinin bakış açısından gösterir: insanlar in your charge ise onlardan siz sorumlusunuzdur. Genellikle yalnızca the children veya people they care for demekten daha resmî duyulur.
Alıştırma
“The counselors prepared lunch for their charges,” cümlesinde their charges kimlerdir?
- Danışmanların ödemesi gereken ücretler
- Danışmanlara yöneltilen suçlamalar
- Danışmanların sorumlu olduğu kişiler
Cevabı göster
Danışmanların sorumlu olduğu kişiler
and they'll make things with them or for them.
3:36ve bunları çocuklarla birlikte ya da onlar için yapıyorlar.
Um but this carriage pram would take a child up to about 2 and 1/2 years of age. Kelime
3:46Şey, ama bu klasik bebek arabası yaklaşık iki buçuk yaşına kadar bir çocuğu taşıyabilir.
İngiliz İngilizcesindeki carriage pram terimi
carriage pram, geleneksel ve nispeten büyük bir bebek arabasıdır; genellikle bebeğin düz biçimde yatmasını sağlayan derin bir gövdesi vardır. Cümlede küçük bir çocuk için kullanılan belirli bir tekerlekli araç türünü ifade eder, tren vagonunu değil. Bu birleşik ifade özellikle İngiliz çocuk bakımı terimleri ve eski tarz ekipmanla ilişkilidir. Pram, perambulator sözcüğünün kısaltmasıdır; carriage ise büyük ve klasik bebek arabası tasarımını daha da vurgular.
Alıştırma
Geleneksel İngiliz kullanımında hangi nesne carriage pram olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- Bir arabanın içine kalıcı olarak sabitlenmiş çocuk koltuğu
- Bebeğin düz yatabildiği derin gövdeli, büyük ve klasik bir bebek arabası
- Oturan küçük bir çocuk için hafif ve dik bir pushchair
Cevabı göster
Bebeğin düz yatabildiği derin gövdeli, büyük ve klasik bir bebek arabası
Do we remember what this is called? ile ortak hatırlama sorusu
Do we remember ...? sorusu, kontrolü ortak bir hatırlama olarak sunar: öğretmen we kullanarak sınıfı sürece katar ve daha önce öğretilen bir bilgiyi sorar. Genellikle doğrudan sorulan What is this called? sorusundan daha iş birlikçi ve yumuşak duyulur. Büyük sorunun içinde what this is called, hatırlanacak bilgiyi belirten gömülü bir soru yan tümcesidir. Gömülü soru düz cümle dizilişini kullanır: what + this + is + called; doğrudan soru dizilişi olan what is this called kullanılmaz.
Alıştırma
Öğretmenin ortak hatırlama sorusunu gömülü soruyla tamamlayın: Do we remember ____?
Cevabı göster
what this is called
The students also learn how to prepare an old-fashioned pram.
3:59Öğrenciler ayrıca eski tarz bir bebek arabasını hazırlamayı da öğreniyor.
Yatak yaparken hospital corners
Hospital corners, çarşafın yatağın her köşesinde sıkıca içeri sokulup düzgünce katlandığı ve çoğu zaman belirgin bir çapraz kat izi oluşturduğu bir yatak yapma tekniğidir. Terim, hastane binasının köşelerini değil bu yöntemi ifade eder. do hospital corners ifadesinde do, bu katlama biçimini uygulamak veya oluşturmak anlamına gelir. you don't have to do hospital corners demek, yatak takımını özellikle hassas ve düzenli biçimde yerleştiren bu yöntemin zorunlu olmadığını belirtir.
Alıştırma
Bir otel sorumlusu, “Please make hospital corners on every bed.” diyor. Personel ne yapmalıdır?
- Köşelerin yakınındaki duvarlarda hasar olup olmadığını kontrol etmek.
- Her yatağı odanın köşesine taşımak.
- Her çarşafı yatağın köşelerinde sıkıca içeri sokup düzgünce katlamak.
Cevabı göster
Her çarşafı yatağın köşelerinde sıkıca içeri sokup düzgünce katlamak.
but you just want to make it as tidy and neat as you possibly can in the pram. Dilbilgisi
4:06ama arabanın içini mümkün olduğunca düzenli ve düzgün hazırlamalısınız.
as tidy and neat as you possibly can kalıbı
as + adjective(s) + as you possibly can kalıbı, “yapabildiğiniz en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada dinleyenden, yapabileceği sınırlar içinde nesneyi son derece düzenli ve derli toplu hâle getirmesi istenir. Bu kalıpta possibly, azami çaba fikrini güçlendirir; belirsizlik göstermez. can sözcüğünden sonra eksik bırakılan eylem önceki bölümden anlaşılır: can make it tidy and neat.
Alıştırma
tidy and neat sözcüklerini as + adjectives + as you possibly can kalıbında kullanın. Talimatı tamamlayın: Before the inspection, make the room ____.
Cevabı göster
as tidy and neat as you possibly can
So Norland nannies still use these today in college and in the workplace.
4:12Norland dadıları bunları bugün hâlâ okulda ve iş yerinde kullanıyor.
Remember attention to detail is really important. Kalıp ifadeler
4:19Ayrıntılara dikkat etmenin gerçekten önemli olduğunu unutmayın.
attention to detail ifadesi
Attention to detail, küçük noktaları dikkatle fark etmek ve doğru çalışmak anlamına gelen sabit bir isim öbeğidir. Bu cümlede belirli tek bir ayrıntıyı değil, genel bir standardı veya beceriyi adlandırır. to edatı, dikkatin neye yöneldiğini gösterir. Genel anlamdaki bu sabit ifadede, birden fazla ayrıntı söz konusu olsa bile detail normalde tekil ve artikelsiz kullanılır.
Alıştırma
Genel beceriyi adlandıran sabit tekil ifadeyi kullanın. Cümleyi tamamlayın: Her ____ helps her catch tiny errors before publication.
Cevabı göster
attention to detail
But principal Dr. Janet Rose wants to modernize the image Kelime
4:28Ancak müdür Dr. Janet Rose, imajı modernleştirmek istiyor;
modernize the image: kamusal algı anlamındaki image
Bu cümlede image, halkın okul ve ev hizmetleri alanı hakkında sahip olduğu genel izlenim anlamına gelir. Fotoğraf veya grafik değil, soyut bir itibar ya da kamusal kimliktir. To modernize an image, bu kamusal izlenimin daha güncel, profesyonel ve çağdaş beklentilere uygun görünmesini sağlamak demektir. İfade, bir şeyin nasıl algılandığını değiştirmeye odaklanır. Gerçek değişiklikler bu hedefi destekleyebilir, ancak image sözcüğü algının kendisini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede modernize the image ne anlama geliyor?
- Okulun ve mesleğin halka daha güncel görünmesini sağlamak
- Her odaya modern ekipman kurmak
- Eski bir fotoğrafı daha yeni bir fotoğrafla değiştirmek
Cevabı göster
Okulun ve mesleğin halka daha güncel görünmesini sağlamak
both of the college and of the nannying profession.
4:31hem okulun hem de dadılık mesleğinin imajını.
Knowing how to control a car in skid is just one of the skills a modern-day Norland nanny can offer clients.
4:35Bir otomobili kayarken nasıl kontrol edeceğini bilmek, günümüzün Norland dadısının müşterilerine sunabileceği becerilerden yalnızca biri.
Norland College was founded by Emily Ward nearly 130 years ago.
4:43Norland College, yaklaşık 130 yıl önce Emily Ward tarafından kuruldu.
Her aim was to encourage a better and more educated class of women to enter the ranks of domestic service. Kalıp ifadeler
4:48Ward'ın amacı, daha nitelikli ve eğitimli kadınları ev hizmetlerinde çalışmaya teşvik etmekti.
enter the ranks of: bir gruba resmî olarak katılmak
Enter the ranks of, belirli bir mesleğin, kuruluşun veya tanınmış grubun üyesi olmak anlamına gelir. Burada kadınlar, çalışan olarak ev hizmetleri alanına katılmaya teşvik ediliyor. Ranks başlangıçta, özellikle askerî dilde, düzenli sıraları veya kademeleri çağrıştırır. Ancak bu yapıda, bir gruba ait olan kişileri topluca belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı enter the ranks of + grup veya alandır.
Alıştırma
Dersin “bir gruba üye olarak katılmak” anlamındaki dört sözcüklük resmî ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After years of training, Maya was ready to ____ the city's firefighters.
Cevabı göster
enter the ranks of
So here we have the um very first probationers all the way back in 1892, Kalıp ifadeler
4:56Burada 1892'ye kadar uzanan ilk aday öğrencileri görüyoruz;
all the way back in 1892: zamansal uzaklığı vurgulama
Bu cümlede all the way back in 1892, 1892 yılının günümüzden çok uzak bir geçmiş gibi hissedildiğini vurgular. Dinleyiciyi zaman çizelgesinde çok geriye götürür; fiziksel bir yolculuğu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen all the way back in + yıl veya dönem kalıbı, geçmişteki bir zaman ifadesini vurgular. Eski kayıtlar, kökenler, anılar veya tarih anlatılırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede geçmişteki bir tarihin çok uzak olduğunu vurgulamak için all the way back in kullanılmıştır?
- The library owns newspapers from all the way back in 1765.
- The library has preserved newspapers since 1765.
- The researcher traveled all the way to Boston in 1765.
Cevabı göster
The library owns newspapers from all the way back in 1765.
And here we have a photograph of one of our Norlanders um who worked for the Greek royal family.
5:05Burada da Yunan kraliyet ailesi için çalışmış Norland mezunlarımızdan birinin fotoğrafı var.
nannies had to wear nurses uniforms to differentiate themselves from the household servants. Kalıp ifadeler
5:12dadılar, ev hizmetlilerinden ayırt edilmeleri için hemşire üniforması giymek zorundaydı.
differentiate themselves from: farklı bir kimlik ortaya koyma
Differentiate themselves from, kişinin veya grubun kimliğini başka bir gruptan görünüş ya da işlev bakımından belirgin biçimde farklılaştırması anlamına gelir. Burada üniformalar, dadıları ev hizmetlilerinden ayrı bir mesleki rol olarak gösteriyordu; from haksız davranışın hedefini değil, karşılaştırılan grubu tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp differentiate + dönüşlülük zamiri + from + kişi veya grup şeklindedir. İnsanlar ya da kuruluşlar nitelikleri, seçimleri veya davranışlarıyla farklı bir kimlik ortaya koyduğunda sıkça kullanılır.
Alıştırma
‘Kendilerini başkalarından farklı hâle getirmek’ anlamındaki resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: Applicants can ____ other candidates by showing concrete results.
Cevabı göster
differentiate themselves from
Puffed sleeves and pinafores were replaced over time by a modest beige dress, Dilbilgisi
5:18Kabarık kollar ve önlükler zamanla yerlerini sade bej bir elbiseye,
were replaced over time by: edilgen yapıda aşamalı değişim
Edilgen A was/were replaced by B kalıbı, B'nin A'nın yerini aldığını anlatır. Bu cümlede puffed sleeves and pinafores önceki özelliklerdir; a modest beige dress ise onların yerine gelen yeni unsurdur. Bu replace kalıbında by, değişikliği yapan kişiyi değil, yeni gelen unsuru tanıtır. Over time, değişimin bir anda değil, yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp A was/were replaced over time by B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan edilgen ifadeyle tamamlayın: Printed schedules ____ a shared digital calendar as the office modernized.
Cevabı göster
were replaced over time by
bowler hat and brogues: belirli şapka ve ayakkabı stilleri
Bowler hat, tepesi yuvarlak, kenarı dar ve kıvrımlı olan sert bir keçe şapkayı anlatır. Brogues ise geleneksel olarak derideki dekoratif deliklerle tanınan bağcıklı ayakkabılardır; çoğul brogues biçimi bir çift ayakkabıya karşılık gelir. Sözcükler bir giysi listesinde yer aldığı için brogues burada ayakkabı anlamındadır; brogue sözcüğünün bölgesel aksan anlamında değildir. Bu kesin terimler, yalnızca hat ve shoes demek yerine kıyafete geleneksel bir İngiliz üniforması havası verir.
Alıştırma
Notta geçen giyim terimlerini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: For the period costume, he chose a stiff, rounded ____ and leather ____ with decorative perforations.
Cevabı göster
bowler hat · brogues
Nannies are still required to be immaculate and abide by strict rules. Kalıp ifadeler
5:27Dadıların hâlâ kusursuz görünmeleri ve katı kurallara uymaları gerekiyor.
Abide by strict rules: katı kurallara uymak
“Abide by strict rules” ifadesinde abide by, “uymak” veya “itaat etmek” anlamına gelir. by edatı ifadenin bir parçasıdır; bu anlamda abide sözcüğünün hemen ardından rules getirilemez. Kalıp abide by + bir kural, yasa, anlaşma, karar veya başka bir standart şeklindedir. Kurallara uymayı beklenen bir görev olarak sunar; dolayısıyla cümle, dadıların kurumun katı kurallarına uyması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi abide ve gerektirdiği edatla tamamlayın: All contractors must ____ the site's safety rules.
Cevabı göster
abide by
As is buying alcohol: devrik yapıyla ekleme
Burada “as is buying alcohol”, önceki yüklemi tekrarlamadan ikinci bir öge ekler. Önceki fikir “Smoking is banned” olduğuna göre yapı açıldığında “buying alcohol is also banned” olur. Kısa kalıp as + be fiilinin uygun biçimi + özne şeklindedir; ortak tamamlayıcı önceki cümlecikten anlaşılır. is fiilinin öznesi Buying alcohol ifadesidir; as özne değildir. Bu yapı, resmî listelerin paralel bilgileri kısa biçimde sunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi kısa as + be kalıbıyla tamamlayın: Parking is prohibited here, ____ blocking the entrance.
Cevabı göster
as is
I think there's something about wearing this uniform. Kalıp ifadeler
5:42Bence bu üniformayı giymenin özel bir yanı var.
There's something about + isim veya -ing biçimi
there's something about + isim/-ing biçimi kalıbı, bir kişi, nesne veya etkinlikte konuşanın tam olarak adlandıramadığı ya da henüz açıkça adlandırmak istemediği, fark edilir bir özellik veya etki bulunduğunu anlatır. Burada üniformayı giymek, üniformanın temsil ettiği gelenek ve mesleki kimlikle bağlantılı özel bir duygu yaratır; something bulunması gereken belirli bir nesne değildir. Gerund olan wearing, eylemin tamamının about edatının tümleci olmasını sağlar. Bu kalıp çekim, duygusal güç, atmosfer veya huzursuzluk anlatabilir; hangi özelliğin kastedildiğini sonraki bağlam ya da konuşanın tonu gösterir.
Alıştırma
Gerçek olan ancak açıklaması zor bir çekiciliği anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: "____ this old bookstore that makes me want to stay."
Cevabı göster
There's something about
It means that we're highly trained and we're really passionate about doing what we do. Kalıp ifadeler
5:50Çok iyi eğitimli olduğumuzu ve yaptığımız işe gerçekten tutkuyla bağlı olduğumuzu gösteriyor.
Be passionate about + gerund
Be passionate about + isim/gerund, bir konuya veya etkinliğe karşı güçlü ve kalıcı bir heyecan duymak anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar mesleki işlerini yalnızca yapmak üzere eğitim aldıkları bir iş olarak değil, derinden önemsedikleri bir uğraş olarak sunuyorlar. About burada bir edattır; bu yüzden ardından gelen etkinlik -ing biçimini alır: passionate about doing, teaching veya designing denir, passionate about do denmez. passionate about education örneğindeki gibi bir isim de kullanılabilir.
Alıştırma
Mülakat yanıtını güçlü heyecan anlatan ve gerundu doğru biçimde başlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: "I'm ____ designing accessible games for children."
Cevabı göster
passionate about
Norland is also taking on university status. Öbek fiiller
5:59Norland ayrıca üniversite statüsüne geçiyor.
take on university status: üniversite statüsü kazanmak
take on university status ifadesinde take on, “kazanmak veya benimsemek” anlamına gelir. Norland, üniversite statüsüne sahip olmak üzere resmî kimliğini ya da sınıflandırmasını değiştiriyor. take on + statü, rol, özellik veya görünüm yapısı, yeni bir duruma geçişi anlatır. Burada bir görevi üstlenmek ya da bir üniversiteye meydan okumak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take on ifadesini doğru biçimde kullanın: As the club grows, it is ____ a larger role in the community.
Cevabı göster
taking on
and we'll be the first specialist early years university in the world.
6:06ve dünyanın erken çocukluk alanındaki ilk uzman üniversitesi olacağız.
becoming a Norland nanny isn't about pay or prestige. Anlatım akışı
6:11Norland dadısı olmak maaş ya da prestijle ilgili değil.
isn't about ... It's about ... ile odağı değiştirmek
isn't about X; it's about Y ikili kalıbı, bir düzeltmeyi düzenler. İlk bölüm X’i ana odaktan çıkarır; ikinci bölüm ise Y’yi gerçek amaç, değer veya motivasyon olarak güçlü biçimde öne çıkarır. Burada maaş veya prestij, mesleği tanımlamanın yanlış yolu olarak; işe duyulan tutku ise gerçekten önemli olan şey olarak sunulur. About, fiziksel bir ilişkiyi değil, “merkezdeki nokta veya nedenle ilgili olmayı” ifade eder.
Alıştırma
Bir antrenör, doğal yeteneğin ana odak olduğu düşüncesini reddedip düzenli çalışmayı vurgulamak istiyor. Bu dersin iki parçalı kalıbıyla tamamlayın: Success ____ natural talent; ____ consistent practice.
Cevabı göster
isn't about · it's about
I want children to learn because they want to. Dilbilgisi
6:16Çocukların istedikleri için öğrenmelerini istiyorum.
want children to learn ifadesindeki want + someone + to do yapısı
want + nesne + to'lu mastar yapısında nesne, istenen eylemi kimin gerçekleştireceğini belirtir. Burada children, want fiilinin nesnesi ve aynı zamanda learn fiilinin anlamsal öznesidir: konuşan kişi öğrenenlerin çocuklar olmasını ister. Başka bir kişinin eylemiyle ilgili istek veya hedef belirtmek için özne + want + kişi/şey + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın.
Alıştırma
want, the players ve rest sözcüklerini want + nesne + to'lu mastar kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The coach ____ before Saturday's match.
Cevabı göster
wants the players to rest
because they want to ifadesinde mastar eksiltisi
because they want to ifadesinin sonundaki to, to learn mastarının bir parçasıdır. learn fiili ilk cümlecikte zaten söylendiği için atılmıştır; tam anlam because they want to learn şeklindedir. Bu, mastar eksiltisidir: to alan bir fiil veya ifadeden sonra, eksik eylem açıkça anlaşılıyorsa İngilizce to öğesini koruyup tekrarlanan fiil öbeğini atabilir. to öğesinin kalması dil bilgisel yapıyı korur ve çocukların kendi istekleriyle öğrendiğini vurgular.
Alıştırma
join fiilini tekrarlamadan, want fiilinin doğru biçimini ve mastar eksiltisini kullanarak tamamlayın: Priya will join the science club, and her brother ____.
Cevabı göster
wants to
I want them to explore because they want to and be curious about the world.
6:18İstedikleri için keşfetmelerini ve dünyayı merak etmelerini istiyorum.
That's more rewarding than any paycheck I could ever get.
6:26Alabileceğim her türlü maaştan daha büyük bir ödül.
Seeing ..., being ..., wanting ...: paralel bir -ing sıralaması
Seeing a child exploring, being curious, wanting to learn ve wanting to grow şeklindeki dört -ing birimi tek bir paralel sıralama oluşturur. Her birim çocuğun gelişimine dair başka bir görünüm ekler; tekrarlanan biçim ritim yaratır ve görüntülerin üst üste birikmesini sağlar. Bunlar dört tam cümle değildir. Birlikte, anlamı daha sonra gelen “that's just so incredible” değerlendirmesiyle tamamlanan bir giriş birimi gibi çalışırlar. Bu kalıbı, tek bir ana yorum veya tepki vermeden önce ilgili gözlemleri toplamak için kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir ana tepkiden önce birkaç gözlemi paralel -ing ifadeleriyle biriktirir?
- The coach smiled, so the team practiced with confidence and encouraged one another.
- The team practiced, gained confidence, and encouraged one another while the coach smiled.
- Watching the team practice, seeing their confidence grow, and hearing them encourage one another made the coach smile.
Cevabı göster
Watching the team practice, seeing their confidence grow, and hearing them encourage one another made the coach smile.
practically perfect in every way: anlamı ve Mary Poppins göndermesi
Burada practically, “neredeyse” anlamına gelir; dolayısıyla practically perfect in every way, “hemen hemen her yönden mükemmel” demektir. Pratik işleri yapmada mükemmel olmak anlamına gelmez. Bu sözler, Mary Poppins'in ünlü “practically perfect in every way” tanımını hatırlatır. Video daha önce dadıyı Mary Poppins'e benzettiği için, bu ifadenin sonda kullanılması önceki karşılaştırmaya eğlenceli bir gönderme yapar ve onu düzgün biçimde tamamlar.
Alıştırma
Bu kapanış cümlesinde 'practically perfect in every way' ne anlatıyor?
- Neredeyse her yönden mükemmel ve Mary Poppins'e eğlenceli bir gönderme içeriyor
- Pratik işler için yararlı ve özel bir kültürel göndermesi yok
- Kesin ve resmî bir değerlendirmeyle tamamen kusursuz olduğu belirtiliyor
Cevabı göster
Neredeyse her yönden mükemmel ve Mary Poppins'e eğlenceli bir gönderme içeriyor