Dans Modu İçin İyi Bir Yer 🪩 | 2. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video Özeti: Bingo’nun ailesi onun son “dans modunu” satın alıp parayı evet-hayır düğmesine harcar, ancak bu alışveriş Bingo’nun üzüntüsünü gidermez. Konuşma ilerledikçe asıl sorun ortaya çıkar: Aile üyeleri ondan tekrar tekrar bir şeyler almıştır ve Bingo evet demiş olsa bile bu durum rıza meselesini gündeme getirir. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. thongs. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Avustralya İngilizcesinde bu sözcük çoğunlukla parmak arası terlik anlamına gelir; Amerikan İngilizcesinde yaygın olan iç çamaşırı anlamını taşımaz. Bölgesel farkı bilmek, Bandit’in bu ayakkabılarla nasıl müzik yaptığını anlamanızı ve sahneyi yanlış yorumlamamanızı sağlar. 2. buy your last dance mode off you — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir şeyi doğrudan başka bir kişiden satın almayı anlatan bu gündelik kalıbı öğrenin. Bu yapıda off, satın alınan şeyin kimden geldiğini gösterir; ifadeyi bütün olarak öğrenmek, sözcükleri tek tek çevirmek yerine gayriresmî bir alışverişi daha doğal anlatmanıza yardımcı olur. 3. keep taking — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: keep sonrasında gelen -ing biçiminin, bir davranışın sürdüğünü veya tekrarlandığını ve çoğu zaman rahatsızlık hissi yarattığını gösterdiğini fark edin. Bu kalıpla yinelenen eylemleri anlatabilir ve kişisel sınırların sürekli aşılmasının birini neden üzebileceğini açıklayabilirsiniz.
Bu derste
thongs: Avustralya İngilizcesinde “parmak arası terlik”
Bu Avustralya bağlamında thongs, parmak arası terlik anlamına gelir: ayakta, parmakların arasından geçen bantlarla tutunan açık ayakkabılardır. Bu tür ayakkabılar genellikle çift olarak giyilip anıldığı için çoğul biçim kullanılır. Aynı sözcük bölgeye göre farklı anlamlara gelebilir. Yaygın Amerikan İngilizcesinde a thong genellikle bir iç çamaşırı türünü belirtir. Bu nedenle cümleyi anlamak için Avustralya bağlamı önemlidir.
Alıştırma
Avustralya İngilizcesinde bu cümledeki thongs büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- parmak arası terlikler
- ayakkabı bağları
- string tipi iç çamaşırı
Cevabı göster
parmak arası terlikler
hang on: gündelik bir bekleme isteği
Hang on, bir an beklemek veya durmak anlamına gelen gündelik bir konuşma talimatıdır. Burada whoa şaşkınlığı belirtir, hang on ise o anki eylemin veya durumun kısa süreliğine durmasını ister. Bu kullanımda hang on ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın. Fiziksel olarak bir yere asılmayı veya bir şeyi bir yere tutturmayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu dersteki gündelik ifadeyi aynen kullanın: You're moving too fast—____!
Cevabı göster
hang on
Look, uh, you seem like you're cheered up, Bingo. Notlar
0:16Bak, uh, neşen yerine gelmiş gibi görünüyor, Bingo.
seem like you're...: işaretlere bakarak yargıya varmak
Seem like ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelebilir: you seem like you're cheered up. Buradaki like, konuşanın vardığı yargının içeriğini tanıtır; «hoşlanmak» anlamına gelmez. Seem, konuşanın kesin bir gerçeği bildirmek yerine görünen işaretlerden veya durumdan bir sonuç çıkardığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp subject + seem/seems like + clause şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi seem like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Judging by the dark windows, it ____ nobody is home.
Cevabı göster
seems like
cheered up: daha neşeli bir ruh hâline geçmek
Cheered up burada birinin daha mutlu veya daha az üzgün hâle geldiğini ifade eder. Yalnızca mutlu olma durumuna değil, düşük bir ruh hâlinden daha iyi bir ruh hâline geçişe odaklanır. Cheer up, She cheered up örneğinde olduğu gibi kişinin kendi ruh hâlindeki değişimi anlatabilir. Ayrıca ayrılabilen bir yapı olarak nesne alabilir: The news cheered her up. Altyazıda cheered up, Bingo'nun artık kendini daha iyi hissettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle komik bir hikâyenin Maya'nın ruh hâlini düzelttiğini ifade eder?
- Maya cheered for her team.
- Maya told a funny story at lunch.
- A funny story cheered Maya up.
Cevabı göster
A funny story cheered Maya up.
Maybe we can forget about that last dance mode. Ton ve niyet
0:19Belki de şu son dans modunu unutabiliriz.
Maybe we can forget about ...: “konuyu kapatalım” demenin yumuşak bir yolu
Maybe we can ... düşünceyi bir emir yerine temkinli bir öneri olarak sunar. we kullanılması, bunun iki kişinin birlikte karar verebileceği bir şey gibi duyulmasını sağlar. Burada forget about, hafızanın zayıflığı nedeniyle unutmak anlamına gelmez. Konuyu geride bırakmak ve artık konuşmamak, peşine düşmemek ya da endişelenmemek anlamına gelir. İfade bir bütün olarak nazikçe “Bunu artık sorun etmeyelim” önerisini sunar.
Alıştırma
Bu nottaki hedef ifadeyle nazik öneriyi tamamlayın: Maybe we can ____ the argument and move on.
Cevabı göster
forget about
No fair. ile samimi bir itiraz
No fair., “That isn't fair.” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir itirazdır. fair normalde bir şeyin adil olup olmadığını belirtse de bu kısa konuşma kalıbı tek başına kullanılabilir. Kelimesi kelimesine “adalet yok” anlamına gelmez. Genellikle haksızlığa uğradığını hisseden kişinin anlık tepkisini ifade eder; özellikle oyunlarda, aile içi konuşmalarda veya şakalaşmalı tartışmalarda kullanılır.
Alıştırma
Samimi bir oyun sırasında başka bir oyuncu art arda iki kez oynuyor. Hangi itiraz doğal duyulur?
- No fair! You got two turns.
- Not fairly! You got two turns.
- No fairness! You got two turns.
Cevabı göster
No fair! You got two turns.
I'm going to buy your last dance mode off you for, uh, 10. Kalıp ifadeler
0:25Son dans modunu senden, uh, 10'a satın alacağım.
buy something off someone: bir satıcıdan bir şey satın almak
Yapı buy + şey + off + satıcı şeklindedir. buy your last dance mode off you ifadesinde your last dance mode satın alınan şey, you ise satıcıdır; konuşan kişi dinleyiciye ödeme yapıp bunu ondan almak ister. Buradaki off, bir alışverişte “-den/-dan” anlamına gelir. Bir şeyin dinleyiciden fiziksel olarak uzaklaşmasını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle gündelik dilde “I purchased this lamp from Mia” anlamına gelir?
- I bought this lamp with Mia.
- I bought this lamp for Mia.
- I bought this lamp off Mia.
Cevabı göster
I bought this lamp off Mia.
20 bucks: dolar miktarının gündelik ifadesi
Buck, dollar anlamına gelen gündelik bir isimdir; bu nedenle 20 bucks, bağlamdan anlaşılan dolar para biriminde yirmi dolar demektir. Birden büyük sayılardan sonra çoğul biçim olan bucks kullanılır. Bu fiyat teklifinde bucks para anlamındadır, erkek geyik anlamında değildir. Kelimenin kendisi dolarların ABD, Avustralya, Kanada veya başka bir ülkenin doları olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Dollars anlamına gelen gündelik çoğul kelimeyle tamamlayın: The snacks cost twelve ____.
Cevabı göster
bucks
You could buy... ile yumuşak bir öneri sunmak
You could buy... ifadesinde could, düğmeyi satın almayı bir seçenek veya öneri olarak sunar. Buradaki asıl anlam, dinleyenin onu satın alabilecek durumda olması değildir. You could + fiilin yalın biçimi, bir fikri emir gibi duyurmadan önermek için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız uygulamanın sürekli çöktüğünü söylüyor. Hangi cümle yumuşak bir öneride bulunur?
- You could restart the app.
- You must restart the app.
- You restarted the app.
Cevabı göster
You could restart the app.
sounds good: duyduklarınıza dayalı bir görüş
sounds good ifadesinde sound, ardından good sıfatının geldiği bir bağ fiilidir. İfade, konuşanın duyduğu veya kendisine anlatılan bilgilere göre söz konusu şeyin hoş göründüğü anlamına gelir. Bu, o şeyin hoş bir ses çıkardığı anlamına gelmez. Aynı yapı başka sıfatlarla da kullanılabilir: sounds fun, sounds strange, sounds difficult.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size piknik planından bahsediyor. Hangi yanıt, fikri duyduklarınıza göre değerlendirir?
- That feels good.
- That looks good.
- That sounds good.
Cevabı göster
That sounds good.
Pretty please: şakacı ve yalvaran bir rica
Pretty please, please ifadesinin şakacı biçimde güçlendirilmiş hâlidir. Burada pretty, güzel veya güzelce anlamına gelmez; bütün ifade, please, please demeye benzer şekilde yalvaran ve ikna etmeye çalışan bir ton katar. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir veya bir ricadan önce gelebilir. Karşı tarafı evet demeye daha istekli hâle getirmeye çalışır, ancak ricayı daha resmî yapmaz.
Alıştırma
Ricayı şakacı ve yalvaran iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, can we stay five more minutes?
Cevabı göster
Pretty please
not good parenting: çocuk yetiştirme yöntemini değerlendirmek
Parenting genellikle çocukları büyütme ve onlara bakma sürecindeki emek, seçim ve yöntemleri anlatan sayılamayan bir isimdir. not good parenting ifadesinde, bir çocuğa yaklaşma biçimi kötü veya uygunsuz olarak değerlendirilir. Bu sözcük kişi olarak ebeveyni adlandırmaz. Cümle, yetişkinin kötü bir insan olduğunu doğrudan söylemek yerine ebeveynlikle ilgili bir seçimi eleştirir.
Alıştırma
Bu cümleyi doğal biçimde tamamlayan son sözcüğü seçin: Setting clear, kind boundaries is part of good...
- parenthood
- parents
- parenting
Cevabı göster
parenting
here it is: bulduğunuz bir şeyi sunmak
here it is ifadesi bir nesneyi dinleyene sunar. Bu cümlede konuşan kişi aradığı nesneyi yeni bulmuş ve dikkati ona çekmiştir; yapılan harekete göre ifade “İşte burada, buldum” veya “Al, burada” anlamına gelebilir. Bu söz dizimi yalnızca konumu bildirmek yerine nesneyi ortaya koyar. Tekil bir zamirle Here it is, çoğul bir zamirle Here they are kullanılır.
Alıştırma
Arkadaşınızın beklediği bileti yeni buldunuz ve ona gösteriyorsunuz. Söylenebilecek en doğal cümle hangisidir?
- It is here.
- Here it is.
- Here is it.
Cevabı göster
Here it is.
if you push this one: bir çalışma koşulunu belirtmek
if you push this one sözleri koşul yan cümlesini oluşturur: gösterilen düğmeye basmak, sonucu tetikleyen işlemdir. Gösterimlerde ve kullanım talimatlarında if + geniş zaman, normal veya öngörülebilir bir sonuca yol açan işlemi anlatır. Buradaki No, düğmeye basıldıktan sonra düğmenin ürettiği çıktıdır; konuşan kişinin bir şeyi reddetmesi değildir. Tam bir cümlede sonuç If you push this one, it says “No.” şeklinde belirtilebilir.
Alıştırma
İki düğmeden birini gösteriyorsunuz. İngilizce cümleyi if + you + push + this one ile tamamlayın: ____, a green light comes on.
Cevabı göster
If you push this one
What do you think? ile görüş istemek
What do you think? karşıdaki kişinin görüşünü, tepkisini veya tercihini sorar. Bu cümlede bir seçenek hakkında tepki vermeye davet eder; tek doğru cevabı olan bir sınav sorusu değildir. Bir fikir veya nesne gösterildikten sonra aynı soru, konuşmayı nazikçe bir seçime veya karara doğru ilerletebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza yeni bir oda tasarımı gösterdiniz ve görüşünü öğrenmek istiyorsunuz. En doğal soru hangisidir?
- What do you know?
- What are you thinking?
- What do you think?
Cevabı göster
What do you think?
Should we get it? ile ortak karar vermek
Should we + fiilin yalın hâli? kalıbı, ortak bir eylemin iyi bir fikir olup olmadığına birlikte karar vermek için dinleyenin görüşünü ister. Burada get, nesneyi satın almak veya edinmek anlamına gelir. Bu kullanımda should esas olarak ahlaki bir zorunluluk anlatmaz. Olası bir sonraki adımı ortak bir soruya dönüştürür ve ana fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
should ve order kullanarak sizin ve bir arkadaşınızın birlikte karar vermesini sağlayan soruyu tamamlayın: ____ pizza?
Cevabı göster
Should we order
Well, that all worked out, didn't it, kids? Notlar
1:11Şey, her şey tatlıya bağlandı, değil mi çocuklar?
worked out: durumun iyi sonuçlanması
Burada worked out, tüm durumun iyi sonuçlandığını veya tatmin edici bir sonuca ulaştığını belirtir. Özne olan that, bu durumun tamamına gönderme yapar; geçmiş zamandaki worked ise ortaya çıkmış sonucu geriye dönüp değerlendirir. Bu kalıpta bir durum, plan veya sorun özne olur ve work out doğrudan nesne almaz. Bunun egzersiz yapmak anlamı ya da geçişli work something out kalıbı değil, sonuç bildiren anlam olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede worked out bir durumun iyi sonuçlandığı anlamında kullanılmıştır?
- The travel plans changed twice, but everything worked out in the end.
- We worked out the total cost together.
- I worked out at the gym before breakfast.
Cevabı göster
The travel plans changed twice, but everything worked out in the end.
didn't it: onay isteyen olumsuz question tag
Didn't it, olumlu that all worked out ifadesine eklenen olumsuz bir question tag yapısıdır. Dinleyicilerden bu yargıyı doğrulamalarını veya ona katılmalarını ister; yeni bir olumsuz bilgi eklemez. Standart question tag, ana cümlenin zamanına uyar ve karşıt olumlu-olumsuz biçimi kullanır. Worked basit geçmiş zamandadır, bu yüzden tag bölümünde did kullanılır; ana cümle olumlu olduğu için didn't seçilir ve that ile belirtilen durum it zamiriyle karşılanır.
Alıştırma
Bu olumlu geçmiş zaman cümlesinden sonraki standart konuşma tag yapısını tamamlayın: The meeting ended early, ____?
Cevabı göster
didn't it
What's up? ile neyin yanlış olduğunu sormak
Bu cümlede What's up?, karşıdaki kişi sıkıntılı göründüğü için “Ne oldu?” veya “Sorun ne?” anlamına gelir. Bu, yukarıda bir şey olup olmadığını soran kelimesi kelimesine bir soru değil, kalıplaşmış bir sorudur. Aynı ifade, “Nasıl gidiyor?” anlamında samimi bir selamlaşma olarak da kullanılabilir. Konuşanın selam mı verdiğini yoksa bir sorun mu sorduğunu bağlam, yüz ifadesi ve ses tonu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız aniden susuyor ve üzgün görünüyor. Bu durumda What's up? büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sorun ne?
- Üstümüzde ne var?
- Nereye gidiyorsun?
Cevabı göster
Sorun ne?
You want to tell us what's the matter, honey? Notlar
1:20Sorunun ne olduğunu bize anlatmak ister misin, tatlım?
You want to tell us ...?: konuşmada samimi bir davet
You want to ...?, standart soru biçimi Do you want to ...? yerine düz cümle söz dizimini kullanan bir sorudur. Samimi konuşmalarda yazıdaki soru işareti ve konuşmadaki soru tonlaması, konuşanın yanıt beklediğini gösterir. Burada You want to tell us ...?, karşıdaki kişiye konuşmasını emretmek yerine sorunun ne olduğunu nazikçe anlatmaya davet eder. İlgili bağlam ve ses tonu, cümleye destekleyici bir etki kazandırır.
Alıştırma
Hangi cümle bir arkadaşınızı konuşmaya davet etmek için düz cümle söz dizimine sahip samimi bir soruyu doğal biçimde kullanır?
- You wanting to sit down and talk about it?
- You want to sit down and talk about it?
- You sit down and talk about it now.
Cevabı göster
You want to sit down and talk about it?
what's the matter: ne olduğunu sormak
What's the matter?, “Sorun ne?” veya “Seni rahatsız eden ne?” diye sormanın kalıplaşmış bir yoludur. Buradaki matter, fiziksel madde değil, bir sorun veya durum anlamına gelir. Cümlenin tamamında what's the matter, konuşanın karşısındaki kişiden paylaşmasını istediği bilgidir. Sevgi ifade eden honey hitabı, bu bağlamda soruyu ilgili ve güven verici hâle getirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız birden üzgün görünüyor. Neyin yanlış olduğunu doğal biçimde hangi soru sorar?
- What does it matter?
- What's the matter?
- What is it made of?
Cevabı göster
What's the matter?
Do you not like...?: olumsuz bir tahmini kontrol etmek
Do you not like...?, tam biçimi kullanılan olumsuz bir evet-hayır sorusudur. Yapısı do + özne + not + fiilin yalın hâli şeklindedir: Do + you + not + like. Burada konuşan kişi olası bir açıklamayı kontrol eder: Karşısındaki kişi düğmeyi sevmiyor olabilir. Olumsuz bir soru genellikle konuşanın önceden bir beklentisi veya tahmini olduğunu gösterir. Nazikçe doğrulama, şaşkınlık ya da itiraz ifade edebilir; bu ilgili bağlamda azarlamak yerine bir olasılığı dikkatle yoklamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi do, you, not ve like sözcüklerinden oluşan dört kelimelik olumsuz soru başlangıcıyla tamamlayın: ____ this song?
Cevabı göster
Do you not like
inside voice: kapalı alanda sesi alçaltma uyarısı
Inside voice, kapalı bir ortama uygun daha düşük bir ses düzeyi demektir. Bu cümlede yetişkin, Bluey’den sesini alçaltmasını istiyor; konuşmayı tamamen bırakmasını istemiyor. “Bluey, inside voice.” şeklindeki kısa ifadede “Use your” sözcükleri atılmıştır. İngilizce konuşan yetişkinler çocukları uyarırken bu kısa hatırlatmayı sık kullanır. Bu ifade bedenin içindeki bir sesi veya kişinin özel düşüncelerini anlatmaz.
Alıştırma
Bir çocuk sınıfta bağırıyor. En doğal uyarı hangisidir?
- Please tell me what you are thinking.
- Please use your inside voice.
- Please do not speak at all.
Cevabı göster
Please use your inside voice.
Is it because people keep taking things from you without asking? Notlar
1:35Senden izinsiz sürekli bir şeyler aldıkları için mi?
keep taking: keep + -ing ile tekrarlanan eylem
keep taking ifadesinde keep + fiil-ing yapısı, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Burada insanlar eşyaları birden fazla kez alıyor; keep, onları saklamak veya muhafaza etmek anlamına gelmiyor. Bu yapı tarafsız olabilir, ancak bir şikâyette tekrar eden eylemin rahatsız edici olduğunu veya sorun yarattığını sıkça düşündürür. keep sözcüğünden sonraki fiil -ing biçimini alır: keep taking, keeps borrowing, kept interrupting.
Alıştırma
Tekrarlanan bir eylemi göstermek için cümleyi keep interrupting ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sam ____ me whenever I speak.
Cevabı göster
keeps interrupting
without asking: izin istemeden
Bu soruda without asking, insanların bir şeyi önce sahibinden izin almadan aldığını anlatır. Buradaki asking, asking for permission ifadesinin kısa biçimidir; herhangi bir soru sormak anlamına gelmez. without + fiilin -ing biçimi, normalde önce yapılması beklenen bir adım atlanırken başka bir eylemin gerçekleştiğini gösterir: without telling me, without checking veya without knocking.
Alıştırma
İzin istenmediğini göstermek için without ve ask fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia posted my picture ____.
Cevabı göster
without asking
I thought so: önceki bir tahminin doğrulanması
I thought so., karşınızdaki kişi doğrulamadan önce de böyle düşündüğünüzü ifade eder. Bu yanıt, yeni bilginin daha önceki tahmininizle uyuştuğunu gösterir. So, az önce belirtilen düşüncenin tamamının yerine geçer; burada bu nedenle anlamındaki bağlaç değildir.
Alıştırma
Kafenin kapalı olduğunu tahmin ettiniz ve bir arkadaşınız bunu az önce doğruladı. En doğal yanıt hangisidir?
- I have no idea.
- I thought so.
- I think so.
Cevabı göster
I thought so.
Like when ...: belirli bir örnek sunmak
Burada Like when, az önce dile getirilen genel düşünceye örnek olarak belirli bir olayı sunar. Like “örneğin” anlamında kullanılır, “hoşlanmak” anlamına gelmez; when ise olayın gerçekleştiği durumu anlatmaya başlar. Soru biçimi, bu olayın karşıdaki kişinin kastettiği türden bir örnek olup olmadığını doğrulamasını da ister. Konuşmada tam düşünce “Do you mean, like when ...?” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “You always look after me.” diyor. Hangi cevap belirli bir örnek ekleyip bu örneğin uygun olup olmadığını sorar?
- Like when I brought you soup last week?
- Do you like the soup I brought?
- When did I bring you soup?
Cevabı göster
Like when I brought you soup last week?
one of your dance modes: one of + çoğul isim
one of your dance modes, bir dans modu grubundan seçilen tek bir öğe anlamına gelir. Yapı one of + your veya the gibi bir sözcük + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Yalnızca bir öğe seçildiği için one tekildir; ancak modes, birden fazla seçeneği içeren daha büyük grubu adlandırdığı için çoğul kalır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha büyük bir gruptan bir öğe seçmek için one of yapısını doğru kullanır?
- We chose one the blue chairs.
- We chose one of the blue chair.
- We chose one of the blue chairs.
Cevabı göster
We chose one of the blue chairs.
but I asked: aynı eylemi izin istemekle karşılaştırma
But temel karşıtlığı gösterir. Konuşan kişi de bir tane almıştır; ancak kontrol etmeden alan kişinin aksine önce sormuştur. Eylem aynıdır, fakat izin süreci farklıdır. Buradaki asked, asked for permission, yani “izin istedi” anlamındadır. Konuşma neyin sorulduğunu zaten açıkça gösterdiği için for permission sözcükleri kullanılmamıştır. Yalnızca sormuş olmak iznin verildiğini kanıtlamaz; sonraki she said yes cevabı iznin verildiğini doğrular.
Alıştırma
Hangi cümlede but I asked, eylemin aynı ancak izin sürecinin farklı olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- I asked where the tablet was, but nobody knew.
- I borrowed the tablet too, but I asked first.
- I borrowed the tablet because it was nearby.
Cevabı göster
I borrowed the tablet too, but I asked first.
said yes: olumlu cevap vermek
Bu bağlamda said yes, kabul etti veya izin verdi anlamındadır. Yalnızca yes sözcüğünü söyleme eylemini değil, önceki isteğe verilen olumlu cevabı anlatır. Said, say fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kabul edilen eylem zaten açıksa bu ifade tek başına bir isteğe cevap olabilir.
Alıştırma
Cümleyi say yes ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Omar asked to borrow the charger, and Lina ____.
Cevabı göster
said yes
Doğrulama beklerken kullanılan Didn't you, Bingo?
Didn't you, Bingo? Bingo'nun evet dediği yönündeki önceki ifadeye geri dönüp onu doğrulatır. Sorunun tam hâli Didn't you say yes, Bingo? olur. Neyin doğrulandığı konuşmadan zaten anlaşıldığı için eylem söylenmez. Geçmiş zamandaki olumsuz soru Didn't you...? genellikle konuşanın evet yanıtı beklediğini ve dinleyiciden bunu doğrulamasını istediğini gösterir. Did, örtük eylemin geçmişte olduğunu belirtir; you ise doğrudan Bingo'ya yönelir.
Alıştırma
Mia az önce Leo'nun yardım etmeyi kabul ettiğini söyledi. Leo'ya dönüyor ve bunu doğrulamasını bekliyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- Don't you, Leo?
- Didn't you, Leo?
- Did you, Leo?
Cevabı göster
Didn't you, Leo?