Evcil hayvanlarımız bizi önemsiyor mu? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
924 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Program, evcilleştirilmiş hayvanların insan duygularını anlayıp anlamadığını inceliyor. Bir deneyde sahipleri yaralanmış gibi davrandığında köpekler durumu araştırmak için yaklaştı; kediler ise çoğunlukla hareketsiz kaldı, dikkatle izledi veya temizlenmeye devam etti. Bulgular, her iki türün de insan sıkıntısını fark ettiğini, ancak kısmen atalarının sosyal yaşam biçimleri nedeniyle ilgilerini farklı yollarla gösterdiğini düşündürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. anthropomorphize — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Hayvanlara ya da nesnelere insana özgü özellikler, duygular veya niyetler yüklemek anlamındaki bu akademik fiili anlayın; insanların evcil hayvan davranışlarını neden yanlış yorumlayabildiğini açıklarken kullanın. 2. you might think. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Konuşmacının olası bir ilk izlenimi temkinli biçimde dile getirip ardından kanıtlarla sorgulamasını fark edin; dinleyicinin varabileceği sonucu kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmadan öngörmek için bu ifadeyi kullanın. 3. you'd be in safe hands — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda birinin ellerinde bulunmayı değil, güvenilir birinin koruması veya bakımı altında olmayı anlattığını kavrayın; güvenliğinizden sorumlu kişi, hayvan ya da hizmete duyduğunuz güveni belirtmek için kullanın.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:11

Ve ben Neil.

Sam, do you remember an old children's television show called Lassie? Kültür

0:12

Sam, Lassie adında eski bir çocuk televizyon programını hatırlıyor musun?

Kültür

Lassie adlı eski bir çocuk televizyon programı

Bu cümlede Lassie, zeki bir collie köpeğini konu alan tanınmış bir çocuk televizyon programının adıdır. Bu köpek, tehlikeyi fark etmesi ve insanlara yardım etmesiyle ünlüdür. Bu gönderme, popüler kültürdeki tanıdık kahraman evcil hayvan imgesini hatırlatır. Konuya giriş yapmak için kullanılır; gerçek bir bilimsel araştırmanın kanıtı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Lassie'ye yapılan gönderme ne işe yarar?

  1. İnsanlara yardım etmesiyle bilinen kurgusal bir televizyon köpeğini hatırlatır.
  2. Bilimsel bir deneye katılan gerçek bir köpeğin adını verir.
  3. Yalnızca Britanya'da yaşayan yabani bir hayvan türünü anlatır.
Cevabı göster

İnsanlara yardım etmesiyle bilinen kurgusal bir televizyon köpeğini hatırlatır.

Yes, I grew up watching the adventures of schoolboy Timmy and his pet dog, Kalıp ifadeler

0:17

Evet, öğrenci Timmy'nin ve evcil köpeğinin maceralarını izleyerek büyüdüm,

Kalıp ifadeler

grew up watching: izleyerek büyümek

grew up watching, programı izlemenin konuşan kişinin çocukluğunun düzenli ya da önemli bir parçası olduğu anlamına gelir. Tek bir izleme olayını değil, yıllara yayılan bir deneyimi anlatır. Kalıp grow up + fiil-ing şeklindedir: grew up watching, grew up playing, grew up speaking. -ing biçimindeki etkinlik, kişi büyürken çocukluk yıllarında gerçekleşmiştir.

Alıştırma

Cümleyi grow up + watch yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo ____ his mother paint in her studio.

Cevabı göster

grew up watching

a collie named Lassie.

0:21

Lassie adında bir collie.

Whenever Timmy got lost or into trouble, Kalıp ifadeler

0:23

Timmy ne zaman kaybolsa veya başı derde girse,

Kalıp ifadeler

got lost or into trouble: kaybolmak ya da başı belaya girmek

Got lost, birinin yolunu bulamayıp kaybolduğunu; got into trouble ise zor veya riskli bir duruma girdiğini anlatır. Burada iki yaygın sorun türü yan yana sıralanır. Geçmiş zaman biçimi got iki bölüme de ortaktır: got lost or got into trouble. Tekrarı önlemek için or sonrasındaki ikinci got söylenmez.

Alıştırma

İki ifadeyi ortak bir yapıda doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Timmy was lost or into trouble.
  2. Timmy got lost or into trouble.
  3. Timmy got lost or got trouble.
Cevabı göster

Timmy got lost or into trouble.

Lassie sensed danger and came to the rescue. Deyimler

0:25

Lassie tehlikeyi sezer ve kurtarmaya gelirdi.

Deyimler

came to the rescue: yardıma koştu

Came to the rescue, come to the rescue ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin başka bir kişiyi kurtarmak veya bir sorunu çözmek için zamanında harekete geçtiğini anlatır. Bu cümlede Lassie yalnızca gelmez; ifade, onu tehlikeye karşılık veren ve yardım eden kişi olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: When our kite got stuck in a tree, our neighbor ____ with a ladder.

Cevabı göster

came to the rescue

If you believe shows like Lassie, Anlatım akışı

0:28

Eğer Lassie gibi programlara inanırsanız,

pets know when their human owners feel afraid or in danger.

0:30

evcil hayvanlar, insan sahiplerinin ne zaman korktuğunu veya tehlikede olduğunu bilirler.

Anlatım akışı

If you believe shows like Lassie: bir fikrin kaynağını göstermek

If you believe shows like Lassie if yan cümlesi, ardından gelen iddiayı bir koşula bağlar: Bu programların sunduklarını kabul ederseniz iddia doğru görünür. Burada believe a show, programın var olduğuna inanmak değil, programın çizdiği dünya görüşünü kabul etmek demektir. Bu giriş, düşüncenin nereden geldiğini gösterir ve konuşmacı ile iddia arasında biraz mesafe bırakır. Konuşmacı, medyadan tanıdık bir düşünceyi kesinlikle doğru olduğunu söylemeden sunabilir ve ardından gerçeklikle karşılaştırabilir.

Alıştırma

If you believe shows like Lassie bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Sonraki iddiayı bilimsel kanıtlarla ispatlar.
  2. Sonraki iddiayı bu programlardan gelen bir düşünce olarak sunar, ancak kesinlikle doğru olduğunu söylemez.
  3. Dinleyiciye bütün televizyon programlarına güvenmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Sonraki iddiayı bu programlardan gelen bir düşünce olarak sunar, ancak kesinlikle doğru olduğunu söylemez.

But in real life, Anlatım akışı

0:34

Ama gerçek hayatta,

do animals know or care about human feelings?

0:35

hayvanlar insan duygularını bilir veya umursar mı?

Anlatım akışı

in real life: ekrandaki hikâyeden gerçeğe geçmek

In real life, bir hikâye, oyun, çevrim içi görüntü veya hayalî durumdan farklı olarak gerçek yaşamda ya da gerçek deneyimde anlamına gelir. But sözcüğünden sonra gelerek soruyu televizyonda gösterilenlerden gerçekte doğru olan şeye açıkça yöneltir. Bir bağlantı ifadesi olarak karşıtlığı düzenler: önce bir tasvir veya beklenti belirtilir, ardından gerçek durum incelenirken in real life kullanılır.

Alıştırma

Hangi ifade televizyon görüntüsünden gerçek deneyime doğru biçimde geçiş yapar? The job looks glamorous on TV, but _____, it involves long hours.

  1. in person
  2. in real life
  3. in the story
Cevabı göster

in real life

Now, Neil, obviously we're not talking about wild animals, right?

0:39

Pekala Neil, belli ki vahşi hayvanlardan bahsetmiyoruz, değil mi?

We're talking about domesticated animals. Kelime

0:43

Evcilleştirilmiş hayvanlardan bahsediyoruz.

Kelime

domesticated animals: uzun süre insanlarla yaşayan evcilleştirilmiş hayvanlar

domesticated animals, insanların birçok nesil boyunca yaptığı yetiştirme, bakım ve kontrol sonucunda türü ya da topluluğu değişmiş; insanlarla yaşayabilen veya insanların amaçlarına hizmet edebilen hayvanları ifade eder. Bu ifade uzun süreli bir ilişkiyi anlatır; yalnızca tek bir hayvanın sakin ya da eğitimli olması anlamına gelmez. Burada domesticated animals evcil hayvanları, çiftlik hayvanlarını ve iş hayvanlarını kapsayabilir. Her bir hayvanın insanlara dost olduğu ya da bütün hayvanların kapalı alanda tutulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlelerden hangisi domesticated animals ifadesini doğru kullanır?

  1. Many dogs and sheep are domesticated animals that have lived with humans for generations.
  2. Domesticated animals are only animals kept indoors as pets.
  3. Any wild fox becomes a domesticated animal after one friendly meeting.
Cevabı göster

Many dogs and sheep are domesticated animals that have lived with humans for generations.

Types of animals which are under human control Kelime

0:46

İnsan kontrolü altında olan

and have been living closely with people for centuries.

0:49

ve yüzyıllardır insanlarla iç içe yaşayan hayvan türleri.

Kelime

under human control: insanlar tarafından yönetilen veya yönlendirilen

under human control, insanların hayvanları yönettiği, yönlendirdiği veya hayvanlara ne olacağına karar verdiği anlamına gelir. under + isim yapısı, bir şeyin bir etki ya da gücün altında bulunduğunu anlatır; burada control, insanların uyguladığı yönetim gücünü belirtir. Bu cümlede ifade, düzenli ve uzun süreli bir yönetim ilişkisini öne çıkarır. Sadece living closely with people demekten daha güçlüdür, çünkü insanların hayvanların üremesini, hareketlerini veya kullanımını etkilediğini gösterir. Hayvanların her an fiziksel olarak kısıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede under human control ne anlama geliyor?

  1. The animals have no contact with people at all.
  2. The animals are physically underneath people.
  3. People manage or direct the animals.
Cevabı göster

People manage or direct the animals.

They include pets like cats and dogs,

0:52

Bunlara kedi ve köpek gibi evcil hayvanlar,

working animals and farm animals like cows and sheep. Kelime

0:55

çalışan hayvanlar ile inek ve koyun gibi çiftlik hayvanları dahildir.

Kelime

working animals ve farm animals: hayvanları sınıflandırmanın iki yolu

Bu cümlede working animals ve farm animals, hayvanları sınıflandırmanın iki yolunu belirtir. Working animal, insanlar için bir görev yapmak üzere eğitilen veya kullanılan hayvandır; farm animal ise tarımsal amaçlarla çiftlikte yetiştirilen hayvandır. Bu iki grup örtüşebilir. Örneğin, çiftlik ekipmanı çekmek için kullanılan bir at hem working animal hem de farm animal olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede working animal doğru kullanılmıştır?

  1. Every animal that lives on a farm is a working animal.
  2. A guide dog is a working animal because it performs a trained task.
  3. A wild bird is a working animal because it builds a nest.
Cevabı göster

A guide dog is a working animal because it performs a trained task.

So, what about dogs like our friend Lassie?

0:58

Peki ya dostumuz Lassie gibi köpekler?

Do you think they can sense human feelings?

1:01

Sence insanların hislerini algılayabilirler mi?

It's hard to know what's really going on behind a dog's big brown eyes. Deyimler

1:04

Bir köpeğin iri kahverengi gözlerinin arkasında gerçekten neler olup bittiğini bilmek zor.

Deyimler

what's really going on behind a dog's big brown eyes: gizli düşünceler ve duygular

What's really going on, “gerçekte ne olup bittiği” anlamına gelir. Buradaki behind a dog's big brown eyes mecazidir: gözlerin arkasındaki fiziksel bir yeri değil, köpeğin gizli düşüncelerini ve duygularını anlatır. Bu anlatım, görülebilen bir ifadeyle doğrudan görülemeyen iç dünyayı karşılaştırır. Aynı kalıp, bir insanın veya hayvanın gözlerine ya da yüzüne bakarak ne düşündüğünü anlamaya çalışma durumunu da anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte behind a dog's big brown eyes ne anlama gelir?

  1. Köpeğin ne düşündüğünü veya hissettiğini bilmenin zor olduğu anlamına gelir.
  2. Köpeğin gözlerinin arkasında fiziksel olarak bir şeyin hareket ettiği anlamına gelir.
  3. Köpeğin kahverengi gözlerini görmenin zor olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Köpeğin ne düşündüğünü veya hissettiğini bilmenin zor olduğu anlamına gelir.

Unlike humans, pets can't talk to say how they're feeling, Anlatım akışı

1:08

İnsanların aksine evcil hayvanlar nasıl hissettiklerini söylemek için konuşamazlar,

Anlatım akışı

Unlike humans: karşılaştırmayla başlamak

Unlike humans ifadesi, cümlenin başında kullanılan ve “insanlardan farklı olarak” anlamına gelen bir karşılaştırma ifadesidir. Burada unlike bir edattır ve ardından humans ismi gelir. Bu ifadeyi başa koymak, ana bilgiden önce karşılaştırmayı kurar. Dinleyiciye, evcil hayvanlarla ilgili devam eden kısmın evcil hayvanlar ile insanlar arasındaki bir fark olarak anlaşılması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı başa almak için unlike sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Unlike adults can follow long instructions, young children may need simpler ones.
  2. Unlike adults, young children may need simpler instructions.
  3. Unlike to adults, young children may need simpler instructions.
Cevabı göster

Unlike adults, young children may need simpler instructions.

and this makes it easy for us to misunderstand them. Dilbilgisi

1:12

ve bu da onları yanlış anlamamızı kolaylaştırır.

Dilbilgisi

make it easy for someone to do: birinin bir şeyi yapmasını kolaylaştırmak

Make it easy for someone to do something, make + it + sıfat + for someone + to do something kalıbını izler. Bir şeyin, bir eylemi bir kişi için kolay, zor, mümkün ya da başka bir nitelikte hâle getirdiğini anlatır. Bu cümlede durum, bizim yanlış anlamamızı kolaylaştırıyor. it sözcüğü make fiilinden sonra nesne yerini doldurur; to ile başlayan mastar ise asıl eylemi belirtir. Aynı kalıbı koruyarak sıfatı, kişiyi ve eylemi değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make it easy for someone to do kalıbını tam olarak kullanın: The clear labels make ____ customers ____ choose the right size.

Cevabı göster

it easy for · to

People often anthropomorphize their pets, Kelime

1:15

İnsanlar genellikle evcil hayvanlarını insanlaştırırlar,

treat them as if they were human by giving them human characteristics. Dilbilgisi

1:18

onlara insani özellikler vererek sanki insanmış gibi davranırlar.

Kelime

anthropomorphize: insan olmayan şeylere insani özellikler yüklemek

Anthropomorphize, bir hayvana, nesneye veya insan olmayan başka bir şeye insani duygular, düşünceler, niyetler ya da davranış özellikleri yüklemek anlamına gelen bir fiildir. Bu cümlede insanlar evcil hayvanlarını insani özelliklere sahipmiş gibi görüp onlara buna göre davranır. Temel fikir yalnızca bir şeyi sevmek veya onunla ilgilenmek değildir. Örneğin bir fırtınanın öfkeli olduğunu söylemek gibi, insan olmayan bir şeyi insani özelliklerle yorumlamak ya da anlatmaktır.

Alıştırma

Hangi cümle anthropomorphize sözcüğünün anlamını gösterir?

  1. The farmer feeds the cow and gives it clean water.
  2. The vet checks the dog's injured leg.
  3. The writer anthropomorphizes the moon by describing it as lonely and jealous.
Cevabı göster

The writer anthropomorphizes the moon by describing it as lonely and jealous.

Dilbilgisi

as if they were human: gerçek dışı bir karşılaştırma

As if bir karşılaştırma başlatır: insanlar evcil hayvanlarına, insanlara davranacakları şekilde davranır. They were human bir gerçeği belirtmez; evcil hayvanlar insan değildir. Were geçmiş biçimi, anlatımı gerçeklikten uzaklaştırır. As if sonrasında geçmiş biçim, şu anda gerçek olmayan bir durumu anlatabilir; bu nedenle were burada geçmiş zamanı göstermez. Yeniden kullanılabilecek yapı fiil + as if + özne + geçmiş biçim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi as if ve gerçek dışı durumlarda kullanılan özenli be biçimiyle tamamlayın: He talks ____ he ____ the coach, but he isn't.

Cevabı göster

as if · were

In cartoons, Micky Mouse can talk and Donald Duck dances and sings, Kültür

1:22

Çizgi filmlerde Mickey Mouse konuşabilir, Donald Duck dans edip şarkı söyleyebilir,

but we know mice and ducks don't really do that in nature.

1:27

ama doğada farelerin ve ördeklerin gerçekten böyle yapmadığını biliyoruz.

Kültür

Micky Mouse can talk ... Donald Duck dances and sings: çizgi filmlerde insanbiçimcilik

Bu cümlede çizgi film hayvanları insanlar gibi konuşur, dans eder ve şarkı söyler. Hayvan karakterlere insana özgü yetenekler verilmesine insanbiçimcilik denir. Farelerin ve ördeklerin doğada yaptıklarıyla kurulan karşıtlık, bunların gerçek hayvanlar hakkındaki iddialar değil, hayalî karakter özellikleri olduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan çizgi film örneği insanbiçimciliği nasıl gösteriyor?

  1. Hayvan karakterlere konuşma, dans etme ve şarkı söyleme gibi insana özgü yetenekler verir.
  2. Gerçek farelerin ve ördeklerin bu hareketleri doğal olarak yaptığını söyler.
  3. Hayvanların çizgi film karakterlerini taklit etmek üzere nasıl eğitildiğini anlatır.
Cevabı göster

Hayvan karakterlere konuşma, dans etme ve şarkı söyleme gibi insana özgü yetenekler verir.

Exactly.

1:30

Kesinlikle.

But recently,

1:31

Ancak son zamanlarda,

new research has suggested that sometimes pets do respond to their owners' feelings. Dilbilgisi

1:32

yeni araştırmalar, bazen evcil hayvanların sahiplerinin duygularına tepki verdiğini öne sürdü.

Dilbilgisi

do respond: olumlu bir cümlede vurgu için do kullanımı

do respond ifadesinde do, olumlu ifadeyi güçlendirerek evcil hayvanların gerçekten karşılık verdiğini belirtir. Bu, vurgulayıcı do kullanımıdır ve çoğu zaman bir kuşkuya ya da önceki bir beklentiye karşı çıkar. Kalıp do/does/did + asıl fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada çoğul pets öznesi do alır ve respond yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Yöntemin gerçekten işe yaradığını göstermek için doğru vurgulayıcı yardımcı fiili ekleyin: Many people doubt the method, but it ____ work.

Cevabı göster

does

Okay.

1:37

Tamam.

Well, before we find out more, Anlatım akışı

1:38

Pekala, daha fazlasını öğrenmeden önce,

I have a quiz question for you, Neil.

1:39

sana bir bilgi sorum var, Neil.

Anlatım akışı

before we find out more: konuyu duraklatıp sonraki bölümü başlatmak

Before we find out more ifadesi olayların zaman sırasını doğrudan belirtir: önce başka bir eylem gerçekleşir, ardından daha fazla bilgi edinilir. Buradaki ilk eylem bilgi yarışmasıdır. Cümlenin başındaki before yan cümlesi bir geçiş görevi görür. Ana konuşmayı kısa süreliğine durdurur, etkileşimli bir bölümü başlatır ve konuşmanın daha sonra devam edeceğini bildirir.

Alıştırma

Before we find out more bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Konuşmayı bilgi yarışması için duraklatır ve daha sonra ek bilgi verileceğini belirtir.
  2. Konuşmacıların konuyu bitirdiğini ve konuya dönmeyeceğini belirtir.
  3. Konuşmacıların bilgi yarışmasından önce bilgileri öğrendiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşmayı bilgi yarışması için duraklatır ve daha sonra ek bilgi verileceğini belirtir.

Lassie, wasn't the only TV show to feature a boy and his pet companion. Dilbilgisi

1:42

Lassie, bir çocuk ve onun evcil hayvan yoldaşını konu alan tek TV programı değildi.

Dilbilgisi

wasn't the only TV show to feature: benzer örneklerden biri olmak

not the only + isim + to do kalıbı, söz konusu kişinin veya şeyin aynı işi yapan başka örneklerden yalnızca biri olduğunu belirtir. wasn't the only TV show to feature ifadesindeki olumsuz biçim, bu tür bir karakter ikilisine yer veren başka televizyon programlarının da olduğunu ima eder. Burada to feature, TV show ifadesini niteler ve programın neye önemli bir yer verdiğini açıklar. Feature fiili, birini veya bir şeyi önemli bir unsur olarak içermek ya da sunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Başka kitapların da genç bir dedektife yer verdiğini söylemek için not the only + isim + to do kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This is the only book not to feature a young detective.
  2. This book isn't only to feature a young detective.
  3. This isn't the only book to feature a young detective.
Cevabı göster

This isn't the only book to feature a young detective.

A similar show, Skippy, was set in Australia. Kelime

1:47

Benzer bir program olan Skippy, Avustralya'da geçiyordu.

Kelime

was set in: bir hikâyenin geçtiği yer

Filmlerde, TV programlarında ve kitaplarda be set in + bir yer veya zaman, hikâyenin nerede ya da ne zaman geçtiğini belirtir. Burada was set in Australia, Skippy'nin hikâyesinin Avustralya'da geçtiği anlamına gelir. Programın fiziksel olarak oraya yerleştirildiği anlamına gelmez. Be fiilinin biçimi zamana göre değişir: is set in şimdiki zamanda, was set in ise geçmiş zamandadır. Set sözcüğü değişmez.

Alıştırma

Be set in yapısının doğru biçimiyle bu şimdiki zaman anlatımını tamamlayın: The mystery ____ London in 1890.

Cevabı göster

is set in

But what type of animal was the star? Kelime

1:51

Peki yıldızı ne tür bir hayvandı?

Kelime

was the star?: başrol oyuncusu anlamındaki star

Filmlerde, TV programlarında ve gösterilerde the star, başrol oyuncusu veya en çok ilgi gören karakterdir. Buradaki soru, hangi tür hayvanın başrolde olduğunu sorar. Bir hayvan da bir gösterinin star'ı olabilir. Bu bağlamda star, gökyüzündeki parlak bir cisim anlamına gelmez.

Alıştırma

“The dog was the star of the show.” cümlesinde “the star” ne anlama gelir?

  1. gökyüzündeki parlak bir cisim
  2. herhangi bir küçük arka plan karakteri
  3. başrol oyuncusu
Cevabı göster

başrol oyuncusu

Was Skippy A, a rabbit,

1:54

Skippy A) Bir tavşan,

B, a frog,

1:56

B) Bir kurbağa,

or C, a kangaroo?

1:57

yoksa C) Bir kanguru muydu?

Well, if Skippy was Australian,

2:00

Şey, eğer Skippy Avustralyalıysa,

I'll guess he's C, a kangaroo.

2:02

Onun C, yani bir kanguru olduğunu tahmin edeceğim.

Okay.

2:04

Tamam.

I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

2:05

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the answer: saklanan cevabı açıklamak

Reveal the answer, saklanan veya henüz söylenmeyen bir cevabı daha sonra herkesin öğrenmesini sağlamak demektir. Reveal, keşif ve merak duygusu katar. Bu cümlede later in the program, cevabın programın daha sonraki bir bölümüne bırakıldığını gösterir. Bu ifade, sunucunun programın akışını düzenlemesine ve dinleyicilerin merakını canlı tutmasına yardım eder.

Alıştırma

Saklanan bir cevabın daha sonra açıklanacağını söyleyerek merakı en iyi hangi cümle yaratır?

  1. I'll explain the answer after the break.
  2. I'll check the answer after the break.
  3. I'll reveal the answer after the break.
Cevabı göster

I'll reveal the answer after the break.

Now, Neil, earlier you mentioned that because animals can't speak, Anlatım akışı

2:07

Şimdi Neil, az önce hayvanların konuşamaması nedeniyle,

it's difficult to know their feelings about us.

2:12

bize karşı hislerini bilmenin zor olduğunu söylemiştin.

Anlatım akışı

earlier you mentioned that because ...: önceki söze dönüp nedeni vermek

Earlier you mentioned that, dinleyicileri Neil'in daha önce söylediği bir şeye geri götürür. That sözcüğü, onun sözünü ettiği içeriği başlatır; that because tek bir kalıplaşmış ifade değildir. Aktarılan bu düşüncenin içinde because animals can't speak, hayvanların duygularını bilmenin neden zor olduğunu açıklar. Bu sıra, önce eski bir düşünceye döner, sonra nedenini açıkça ortaya koyar; bu yüzden röportajlarda ve tartışmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir röportajda konuğun kötü havanın gecikmeye neden olduğu yönündeki önceki sözünü hatırlatmak istiyorsunuz. Bunu hangi cümle açıkça ifade eder?

  1. Because you mentioned the weather earlier, the flight was delayed.
  2. Earlier you mentioned that the weather was bad, but the flight was delayed.
  3. Earlier you mentioned that because the weather was bad, the flight was delayed.
Cevabı göster

Earlier you mentioned that because the weather was bad, the flight was delayed.

Difficult, yes, but not impossible. Ton ve niyet

2:14

Zor, evet ama imkansız değil.

Ton ve niyet

Difficult, yes, but not impossible: bir noktayı kabul edip yön değiştirmek

Difficult, yes, Yes, it is difficult ile aynı anlama gelir. Durum zaten açık olduğu için özne ve fiil söylenmemiştir. But not impossible ise bunun yine de yapılabileceğini ekler. A, yes, but B kalıbı önce bir düşünceyi kabul eder, ardından farklı bir sonuca yönelir. Burada konuşan kişi hem gerçekçi hem de umutlu görünür.

Alıştırma

Bir takım arkadaşı “This plan will be difficult.” diyor. Hangi yanıt önce planın zor olduğunu kabul edip ardından yine de yapılabileceğini söylüyor?

  1. It is easy, and success is guaranteed.
  2. Difficult, yes, so we should assume it cannot be done.
  3. Difficult, yes, but not impossible.
Cevabı göster

Difficult, yes, but not impossible.

Recently, anthrozoologist Dr. Karen Hiestand designed an experiment to test whether our pets really do care about us. Notlar

2:17

Yakın zamanda antrozoolog Dr. Karen Hiestand, evcil hayvanlarımızın bizi gerçekten umursayıp umursamadığını test etmek için bir deney tasarladı.

Kelime

anthrozoologist: insan-hayvan ilişkileri araştırmacısı

Anthrozoologist, insanlarla diğer hayvanlar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen araştırmacıdır. Bu alan evcil hayvanlar, çalışma hayvanları ve insanların hayvanlara yönelik tutumları gibi konuları inceleyebilir. Bu cümlede anthrozoologist, Dr. Karen Hiestand'ın uzmanlık alanını belirtir. Bu nedenle evcil hayvanların insanları önemseyip önemsemediğiyle ilgili deneyi, araştırma alanıyla bağlantılıdır.

Alıştırma

Hangi açıklama anthrozoologist sözcüğüne en iyi uyar?

  1. İnsanlarla diğer hayvanlar arasındaki ilişkileri inceleyen bir araştırmacı.
  2. İnsan-hayvan ilişkilerine odaklanması gerekmeksizin hayvan yaşamını inceleyen bir zoolog.
  3. Hayvan hastalıklarını teşhis ve tedavi eden bir veteriner.
Cevabı göster

İnsanlarla diğer hayvanlar arasındaki ilişkileri inceleyen bir araştırmacı.

Kalıp ifadeler

designed an experiment to test whether: bir araştırmayı araştırma sorusuna bağlamak

Bu cümlede designed an experiment, kanıt toplamanın bir yolunu planlamak anlamına gelir. to test deneyin amacını açıklar, whether ise araştırılan evet-hayır sorusunu başlatır. Araştırmada tekrar kullanılabilecek yapı design an experiment to test whether + tam bir düz cümledir. whether'dan sonra normal düz cümle sırası kullanılır: whether light affects growth denir, whether does light affect growth denmez.

Alıştırma

Hedef yapının tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: Last month, the team ____ daily exercise improves concentration.

Cevabı göster

designed an experiment to test whether

She filmed pet owners pretending to be hurt Kalıp ifadeler

2:26

Evcil hayvan sahiplerini yaralanmış gibi yaparken kameraya aldı

and observed the reactions of their dogs and cats.

2:28

ve kedi ile köpeklerinin tepkilerini gözlemledi.

Kalıp ifadeler

pretending to be hurt: bir durum gerçekmiş gibi davranmak

Pretend to be + sıfat, gerçek olmayan bir durumdaymış gibi davranmak demektir. Burada hurt, “yaralı” anlamına gelen bir sıfattır; bu nedenle pretending to be hurt, yaralıymış gibi davranmak anlamına gelir. -ing biçimindeki pretending, evcil hayvan sahiplerinin filme alınırken ne yaptığını açıklar. Durum bildiren bir sıfattan önce be korunur: pretend to be asleep, pretend to be busy veya pretend to be sick.

Alıştırma

pretend to be yapısının doğru biçimini kullanın: The child was awake, but he was ____ asleep.

Cevabı göster

pretending to be

Here's Adrian Washbourne, producer for BBC World Service program Health Check,

2:31

İşte BBC Dünya Servisi Health Check (Sağlık Kontrolü) programının yapımcısı Adrian Washbourne,

pretending to hurt his leg at home

2:37

evde bacağını incitmiş gibi davranıyor

where he lives with his two pets, a cat and a dog.

2:39

burası iki evcil hayvanı, bir kedisi ve bir köpeğiyle yaşadığı yer.

And now I'm going to fake an injury Kelime

2:44

Ve şimdi bir yaralanma numarası yapacağım

and we'll see how they respond.

2:47

ve nasıl tepki vereceklerini göreceğiz.

Kelime

fake an injury: fiil olarak fake

fake an injury ifadesinde fake, gerçekte olmayan bir yaralanmanın gerçek olduğuna başkalarını kasıtlı olarak inandırmak anlamına gelen bir fiildir. An injury, fake fiilinin nesnesidir. Tekrar kullanılabilen kalıp fake + isim şeklindedir: isim, gerçekmiş gibi gösterilen şeyi belirtir. Burada yaralanmış gibi yapmak anlamına gelir; yaralanmaya sebep olmak veya yaralanmayı tedavi etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi fake an injury ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, the actor ____ so the medic character could enter.

Cevabı göster

faked an injury

Ah!

2:51

Ah!

Ow!

2:51

Au!

Ooh!

2:52

Uh!

Well, the tail wagging has got a bit more. Kelime

2:55

Şey, kuyruk sallama biraz arttı.

Kelime

has got a bit more: sahiplik değil, küçük bir değişim

Buradaki got, «bir hâle gelmek» veya «değişmek» anlamındaki get fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. Bu nedenle has got a bit more, kuyruk sallamanın biraz arttığını veya biraz daha fark edilir hâle geldiğini anlatır. Sahiplik bildirmez. A bit, değişimin küçük olduğunu gösterir. Konuşmacı more kelimesinden sonra durduğu için sıklık veya görünürlük gibi tam olarak neyin değiştiğini yakın bağlam tamamlar; tek başına anlaşılması gereken bir cümlede eksik açıklamayı eklemek gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede has got ne anlama geliyor? "The road has got a bit more dangerous since it started raining."

  1. Yol daha öncekiyle tamamen aynı derecede tehlikelidir.
  2. Yolun artık fazladan bir şeridi vardır.
  3. Yol biraz daha tehlikeli hâle gelmiştir.
Cevabı göster

Yol biraz daha tehlikeli hâle gelmiştir.

There's a bit of a yawn. Kalıp ifadeler

2:57

Hafif bir esneme var.

Kalıp ifadeler

There's a bit of a yawn: gözlemi yumuşatmak

Bu cümlede There's, konuşanın fark ettiği bir şeyi sunar; a bit of a yawn ise hareketi hafif veya tam belirgin olmayan bir esneme olarak anlatır. a bit of a + tekil sayılabilen isim yapısı, bir gözlemi ya da değerlendirmeyi yumuşatabilir. İsmin belirttiği şeyi gerçekten bir parçaya bölmez; onun hafif veya kısmi bir örneğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi a bit of a + tekil sayılabilen isim yapısıyla tamamlayın: We had ____ problem with the door.

Cevabı göster

a bit of a

So I don't think they were particularly sensitive or bothered Kelime

2:58

Bu yüzden özellikle hassas olduklarını veya rahatsız olduklarını sanmıyorum

that I was squealing around the floor in agony Kalıp ifadeler

3:02

benim yerde acı içinde kıvranarak bağırıp çağırmamdan

Kelime

particularly sensitive or bothered: yumuşatılmış bir değerlendirme

I don't think they were particularly... yapısında particularly, özellikle anlamına gelir ve hem sensitive hem de bothered sözcüğünü niteler. Bu olumsuz çerçevede konuşan kişi, onların özellikle hassas tepki vermiş veya rahatsız olmuş görünmediğini anlatır. Bu, hiç etkilenmediklerini kesin biçimde söylemekten daha yumuşaktır. Sensitive, bir şeyi çabuk fark etme veya ona tepki verme durumunu anlatır. Bothered ise bunun sonucunda hissedilen sıkıntı, endişe, rahatsızlık veya olumsuz etkilenmeyi anlatır. Ardından gelen that yan cümlesi, bu tepkiye neyin yol açmış olabileceğini belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The puppy was not particularly sensitive or bothered by the vacuum cleaner. Ne anlama geliyor?

  1. Yavru köpek sesi hemen fark etti ve çok huzursuz oldu.
  2. Yavru köpek güçlü tepki vermedi ve rahatsız görünmedi.
  3. Yavru köpek uyuyordu ve biri onu fiziksel olarak yerinden oynattı.
Cevabı göster

Yavru köpek güçlü tepki vermedi ve rahatsız görünmedi.

Kalıp ifadeler

in agony: aşırı acı içinde

“In agony”, son derece şiddetli acı çekmek anlamına gelir. Bu cümlede kişinin hareket edip çığlık atarken nasıl bir durumda olduğunu anlatır. Bu ifade be fiilinden sonra gelebilir veya başka bir eyleme eşlik edebilir. Çok derin duygusal sıkıntıyı da anlatabilir, ancak burada fiziksel acı anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede in agony doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Leo was in agony because his pencil was slightly blunt.
  2. The sticker felt a little rough, so Leo was in agony.
  3. After breaking his leg, Leo lay on the ground in agony.
Cevabı göster

After breaking his leg, Leo lay on the ground in agony.

holding my leg up in the air

3:04

bacağımı havaya kaldırarak

trying to feign an injury. Kelime

3:06

bir sakatlık numarası (feign) yapmaya çalışmamdan.

Kelime

feign an injury: yaralanmış gibi davranmayı anlatan resmî ifade

“Feign an injury”, bilerek sakatlanmış gibi davranmak anlamına gelir. Feign geçişli bir fiildir; bu nedenle an injury isim öbeğini doğrudan nesne olarak alır. Feign, fake veya pretend sözcüklerinden daha resmîdir ve yazılı dilde daha yaygındır. Burada sözde sakatlığın kasıtlı bir rol olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi açısından doğru ve resmî bir haber için en uygundur?

  1. The report said that the player had faked an injury.
  2. The report said that the player had pretended an injury.
  3. The report said that the player had feigned an injury.
Cevabı göster

The report said that the player had feigned an injury.

Meanwhile, the cat, who's on the windowsill,

3:08

Bu arada pencere kenarındaki kedi,

is looking at me with wide eyes. Kalıp ifadeler

3:10

fal taşı gibi açılmış gözlerle bana bakıyor.

Kalıp ifadeler

with wide eyes: eyleme eşlik eden bir ifadeyi anlatmak

Bu cümlede with wide eyes, kedinin nasıl baktığını anlatır: gözleri iyice açıktır. with + isim öbeği biçimindeki edat öbeği, bir eyleme eşlik eden görünür ifadeyi veya beden durumunu ekler. Wide, eyes sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; looking sözcüğünü niteleyen bir zarf değildir. Bu ifade şaşkınlık, korku, tetikte olma veya merak anlatabilir; kesin duygu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: The child watched the owl ____.

Cevabı göster

with wide eyes

Adrian didn't really hurt his leg.

3:14

Adrian aslında bacağını incitmedi.

He feigned or pretended to be hurt.

3:16

O, numara yaptı (feigned) veya yaralanmış gibi davrandı.

He pretended to be in agony,

3:19

O, can çekişiyormuş (in agony) gibi davrandı,

extreme physical pain,

3:21

aşırı fiziksel acı çekiyormuş gibi,

to see what his pets would do.

3:22

evcil hayvanlarının ne yapacağını görmek için.

Adrian's dog wagged his tail and gave a yawn. Kalıp ifadeler

3:25

Adrian'ın köpeği kuyruğunu salladı ve esnedi.

Kalıp ifadeler

gave a yawn: give + eylem ismi

gave a yawn yapısında eylemin asıl anlamını yawn ismi taşır. Give, anlam yükü hafif bir fiildir; gave ise esas olarak ifadeyi geçmiş zamana taşır. İfadenin bütünü, köpeğin bir kez esnediği anlamına gelir. Tekil ve sayılabilen bir eylem ismi bu kalıpta a ile kullanılır: give a yawn. Bu yapı kısa bir eylemi gözle görülen tek bir olay gibi sunabilir; ancak yawned çoğu zaman daha kısa ve aynı ölçüde doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi give + a yawn yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the long walk, the sleepy puppy ____.

Cevabı göster

gave a yawn

The cat, meanwhile,

3:28

Bu esnada kedi,

just looked at him with wide eyes.

3:29

sadece ona iri açılmış gözlerle baktı.

Little evidence of pets showing care or concern there, Anlatım akışı

3:32

Orada evcil hayvanların ilgi veya endişe gösterdiğine dair çok az kanıt var,

you might think. Ton ve niyet

3:35

diye düşünebilirsin.

Anlatım akışı

Little evidence of... ile hızlı bir özet

Little evidence of pets showing care or concern sözleri tam bir cümle değil, bir isim öbeğidir. Anlatıcı, bir gözlemi hızlıca özetlemek için There is little evidence of pets showing care or concern yerine bu kısa biçimi kullanabilir. Little evidence, neredeyse hiç kanıt olmadığı anlamına gelir. of ile başlayan bölüm, eksik olan kanıtın neyi göstereceğini açıklar: evcil hayvanların ilgi ya da endişe gösterdiğini. Bu yapı, bir gözlemi kısa bir özete sıkıştırır.

Alıştırma

Başarısız olan üç testi izledikten sonra, sonucu kısaltılmış bir isim öbeğiyle özetleyen yorum hangisidir?

  1. The tests provide little evidence that the plan works.
  2. There is little evidence of the plan working.
  3. Little evidence of the plan working.
Cevabı göster

Little evidence of the plan working.

Ton ve niyet

you might think: ilk izlenimi sunmak

Bir ifadenin ardından gelen you might think, o ifadeyi dinleyicinin varabileceği ilk olası sonuç olarak sunar. Might iddiayı yumuşatır: konuşan kişi, dinleyicinin neye inandığını kesin olarak söylemek yerine olası bir tepkiyi önerir. Bu ifade genellikle açıklamadaki bir değişime hazırlık yapar. Konuşan kişi önce belirgin görünen bir ilk izlenim verir, ardından but veya yeni kanıtlar kullanarak bu izlenimi düzeltebilir ya da daha karmaşık hâle getirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle you might think ifadesini ilk izlenimi sunup ardından düzeltmek için kullanır?

  1. The path looks short, you might think, but it takes two hours to walk.
  2. The path looks short, and you know it takes two hours to walk.
  3. You might think about the path for two hours.
Cevabı göster

The path looks short, you might think, but it takes two hours to walk.

But according to Dr. Hiestand, the animals' behavior makes perfect sense Notlar

3:37

Ancak Dr. Hiestand'a göre hayvanların bu davranışı tamamen mantıklı

when you remember where they came from.

3:41

onların nereden geldiklerini hatırladığınızda.

Anlatım akışı

according to Dr. Hiestand: bilgi kaynağını belirtmek

Bu cümlede according to Dr. Hiestand, ardından gelen açıklamanın kaynağının Dr. Hiestand olduğunu gösterir. Böylece uzmanın görüşü, konuşanın kendi dayanaksız iddiasından ayrılır. Bilgiyi bir kaynağa dayandırmak için according to + kişi, kurum, rapor veya belge kullanılır. Bu ifade bilginin nereden geldiğini söyler; tek başına konuşanın buna katıldığını veya bilginin doğru olduğunu göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle bilgi kaynağını belirtmek için according to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. According to the weather service, the storm will arrive tonight.
  2. According to me, this painting is beautiful.
  3. According with the weather service, the storm will arrive tonight.
Cevabı göster

According to the weather service, the storm will arrive tonight.

Kalıp ifadeler

makes perfect sense: tamamen mantıklı ve anlaşılır olmak

Bu cümlede makes perfect sense, bir şeyin tamamen mantıklı veya anlaşılır olduğu anlamına gelir. Make sense temel ifadedir; perfect ise neden bilindiğinde artık açıklanması zor bir nokta kalmadığını göstermek için anlamı güçlendirir. Bu ifade, daha önce şaşırtıcı görünen bir olayı veya davranışı yeni bir neden sayesinde anlaşılır hâle getirirken sıkça kullanılır. Perfect, ne kadar iyi anlaşılabildiğini belirtir; davranışın kendisinin kusursuz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Make perfect sense ifadesini doğru biçimde kullanın: Now that you've explained the rule, it ____.

Cevabı göster

makes perfect sense

Dogs are descended from ancient breeds of wolves, Kelime

3:44

Köpekler, eski kurt ırklarının soyundan gelir,

Kelime

are descended from: atasal köken

Be descended from, “daha eski bir atadan gelmek” anlamına gelir. Bu cümlede köpekler sonraki nesildir; eski kurt türleri ise onların atasal kaynağı olarak sunulur. Yapı, özne + be + descended from + ata veya eski kaynak şeklindedir. Aile ya da evrim tarihindeki bir ilişkiyi anlatır; yüksek bir yerden aşağı inmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be descended from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Modern birds ____ theropod dinosaurs.

Cevabı göster

are descended from

very social animals who live together in packs. Kelime

3:47

sürüler halinde birlikte yaşayan oldukça sosyal hayvanlardır.

Kelime

live together in packs: kurtların grup hâlinde yaşamı

Live together in packs, hayvanların yalnız değil, sosyal gruplar hâlinde yaşadığı anlamına gelir. Pack, birlikte yaşayan, hareket eden veya avlanan kurt ya da yabani köpek grupları için kullanılan yaygın topluluk adıdır. Çoğul in packs ifadesi, birçok grupta görülen genel bir alışkanlığı anlatır. Belirli tek bir grup için in a pack denir.

Alıştırma

Cümleyi in + kurtlar için kullanılan yaygın çoğul topluluk adından oluşan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Wolves often live and hunt ____.

Cevabı göster

in packs

So it makes sense that a dog would sniff and come closer Anlatım akışı

3:50

Yani bir köpeğin koklaması ve daha yakına gelmesi mantıklıdır

to investigate what was happening.

3:53

neler olup bittiğini araştırmak için.

Anlatım akışı

So it makes sense that: mantıklı bir sonuca varmak

So, daha önce verilen nedenlere veya gerçeklere bağlanır. It makes sense that, sonraki fikri bu bilgilere dayanarak mantıklı ya da beklenebilir bir sonuç olarak sunar. Kalıp So it makes sense that + cümlecik biçimindedir. It biçimsel öznedir; mantıklı bulunan düşünce that ile başlayan cümlecikte yer alır. Bu ifade mantıklı bir sonuç bildirir, kesin kanıt sunmaz.

Alıştırma

Sonucu en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: The roads are icy, ____ the bus is late.

  1. so it makes sense that
  2. for example
  3. on the other hand
Cevabı göster

so it makes sense that

Cats, on the other hand, Anlatım akışı

3:55

Diğer yandan kediler,

are solitary creatures descended from wild cats Kelime

3:56

yabani kedilerin soyundan gelen yalnız yaratıklardır

who lived and hunted alone.

3:59

ki bu yabani kediler tek başına yaşayıp avlanırdı.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir noktaya geçmek

On the other hand, sıradaki noktanın daha önceki bir noktayla karşıtlık kurduğunu gösterir. Burada konu köpeklerden kedilere geçer ve dinleyiciyi farklı bir duruma hazırlar. Cats gibi bir özneden sonra geldiğinde ara söz niteliğinde bir bağlayıcıdır ve iki yanında virgül bulunur: Cats, on the other hand, are solitary creatures. Yalnızca başka bir gerçek eklemek yerine karşılaştırmanın iki yönünü düzenler.

Alıştırma

Karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: The train is fast but expensive. The bus, ____, is slower but cheaper.

  1. as a result
  2. on the other hand
  3. for example
Cevabı göster

on the other hand

Kelime

solitary creatures: genellikle tek başına yaşayan hayvanlar

Hayvan davranışı bağlamında solitary creatures, grup hâlinde yaşamak yerine genellikle tek başına yaşayan, dolaşan veya avlanan hayvanları ifade eder. Burada ifade, kedileri bu tipik davranış biçimiyle tanımlar. Solitary, kesin bir kuralı değil, alışılmış bir yaşam biçimini anlatır. Tek başına yaşayan bir hayvan çiftleşmek, yavru büyütmek veya bir alanı paylaşmak için başka hayvanlarla yine de buluşabilir. Ayrıca bu kelime, hayvanın kendini yalnız hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yaban hayatı açıklamasında solitary creatures ifadesi en yakın hangi anlama gelir?

  1. genellikle tek başına yaşayan veya hareket eden hayvanlar
  2. her zaman üzgün hisseden hayvanlar
  3. yalnızca insanlarla yaşayabilen hayvanlar
Cevabı göster

genellikle tek başına yaşayan veya hareket eden hayvanlar

Dr. Hiestand thinks this explains the reaction of Adrian's cat,

4:02

Dr. Hiestand, bunun Adrian'ın kedisinin tepkisini açıkladığını düşünüyor,

as she told BBC World Service program Health Check.

4:06

tıpkı BBC Dünya Servisi Health Check programına anlattığı gibi.

What we're seeing typically is cats staying much more still, Dilbilgisi

4:10

Tipik olarak gördüğümüz şey kedilerin çok daha hareketsiz kalmasıdır,

that they're looking and looking at their owner.

4:13

onların öylece durup sahiplerine bakıp durmalarıdır.

Dilbilgisi

What we're seeing typically is...: bir gözlemi vurgulamak

What we're seeing typically is... önce gözlemlenen şeyi adlandıran bir what yan cümleciğiyle başlar. Ardından bağlantı fiili is, konuşanın vurgulamak istediği gözlem sonucunu getirir: What we're seeing typically is + gözlemlenen sonuç. Sonuç bir isim öbeği, bir that yan cümleciği veya cats staying... gibi bir -ing yan cümleciği olabilir. Bu yapı, sonucu yalnızca bir iddia gibi değil, gözleme dayanan bir bilgi gibi sunar. Typically ise bu örüntünün her seferinde değil, genellikle gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi verilerdeki olağan bir örüntüyü açıklıyor. Cümleyi, gözlemi bildiren beş kelimelik yapıyla tam olarak tamamlayın: ____ customers choosing mobile payment.

Cevabı göster

What we're seeing typically is

So they're definitely paying their owner an awful lot of attention Kalıp ifadeler

4:15

Yani sahiplerine kesinlikle muazzam miktarda ilgi gösteriyorlar

when they're displaying this sort of negative distress emotion. Kelime

4:17

sahipleri bu tür olumsuz bir sıkıntı duygusu sergilediğinde.

Kalıp ifadeler

paying their owner an awful lot of attention: sahibine gösterilen büyük ilgiyi vurgulamak

Pay someone attention, dikkati o kişiye yöneltmek demektir. Buradaki kalıp pay + kişi + an awful lot of attention şeklindedir; dolayısıyla their owner ilginin yöneltildiği kişidir. An awful lot of, çok büyük bir miktarı anlatan, konuşma diline özgü ve vurgulu bir ifadedir. Bu ifadede awful, ilginin kötü olduğu anlamına gelmez; lot sözcüğünü güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi, awful içeren ve çok büyük miktarda ilgi anlamına gelen tam konuşma dili ifadesiyle tamamlayın: The coach paid the nervous player ____.

Cevabı göster

an awful lot of attention

Kelime

displaying this sort of negative distress emotion: resmî gözlem dili

Displaying an emotion, bir duygusal durumu ifade veya davranış yoluyla gözle görülür hâle getirmek demektir. Bu kullanımda display, günlük show sözcüğünden daha resmî ve mesafeli olduğu için araştırma tarzındaki davranış betimlemelerine uygundur. This sort of, gözlemlenen duyguyu tek ve kesin bir duygu adıyla belirtmek yerine geniş bir kategoriye yerleştirir. Burada negative distress emotion, bu kategoriyi sıkıntıyla bağlantılı, hoş olmayan bir duygusal durum olarak tanımlar.

Alıştırma

Görünür davranışla ilgili resmî bir gözlem notuna en uygun cümle hangisidir?

  1. The observer texted, “That kid is super upset!”
  2. The observer noted that the child showed off visible distress.
  3. The observer noted that the child was displaying visible distress.
Cevabı göster

The observer noted that the child was displaying visible distress.

Compared to during the control procedure Kelime

4:20

Kontrol prosedürü sırasındaki durumla karşılaştırıldığında

Kelime

Bir deneyde “Compared to during the control procedure”

Bu araştırma bağlamında control procedure, karşılaştırma için kullanılan temel prosedürdür. Ana deney koşulunda değil, kontrol koşulunda ne olduğunu gösterir; kedileri kontrol etmeye yönelik bir prosedür demek değildir. Compared to during the control procedure, bazı sözcüklerin söylenmeden bırakıldığı kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Dinleyen kişi “ne olduğu” ya da “onların davranışı” gibi bir düşünceyi zihninde tamamlar; dolayısıyla ifade “kontrol prosedürü uygulanırken olanlarla karşılaştırıldığında” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu araştırma bağlamında control procedure ne anlama gelir?

  1. Karşılaştırma temeli olarak kullanılan bir prosedür
  2. Bir hayvana komutlara uymayı öğretme yöntemi
  3. Deneyi durduran acil durum süreci
Cevabı göster

Karşılaştırma temeli olarak kullanılan bir prosedür

where they're just doing cat things, Kelime

4:22

burada sadece kediye özgü şeyler yaparlar,

walking around, grooming,

4:24

etrafta dolaşmak, tımar olmak (grooming),

that kind of thing. Kalıp ifadeler

4:25

bu tür şeyler.

Kelime

Tipik kedi davranışları için “doing cat things”

Doing cat things, “kedilerin normalde yaptığı türden şeyleri yapmak” anlamına gelen rahat ve günlük bir ifadedir. Ardından gelen walking around ve grooming örnekleri bu genel ifadeyi somutlaştırır. Tekrar kullanılabilen kalıp doing + kategori adı + things şeklindedir. Burada cat, etkinliğin kategorisini belirten bir isim niteleyicisidir; cat things kedilere ait nesneleri değil, kedilerin tipik etkinliklerini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi doing + kategori adı + things kalıbıyla tamamlayın: The puppies were ____, chasing leaves and chewing their toys.

Cevabı göster

doing puppy things

Kalıp ifadeler

that kind of thing: örnek listesini bitirmek

That kind of thing örneklerden sonra gelir ve “diğer benzer şeyler” anlamına gelir. Burada etrafta dolaşmayı ve tüyleri temizlemeyi diğer sıradan kedi davranışlarıyla aynı gruba koyar. Konuşan kişi bu ifadeyle her maddeyi söylemeden listeyi bitirir. Buradaki thing belirli bir nesneyi değil, genel bir etkinlik türünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “ve benzer şeyler” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We talked about homework, exams, and ____.

Cevabı göster

that kind of thing

The experiment showed the different responses of cats and dogs to human distress, Kelime

4:27

Deney, kedi ve köpeklerin insani sıkıntıya (distress),

Kelime

to human distress: insanların sıkıntısına tepki vermek

Human distress, bir kişinin açıkça acı çektiğini, korktuğunu, kaygılı olduğunu, ağrısı olduğunu veya çaresiz hissettiğini anlatır. Birçok duygusal veya fiziksel sorun distress yaratabildiği için sadness sözcüğünden daha geniştir. responses of cats and dogs to human distress ifadesinde to, hayvanların tepki verdiği durumu belirtir.

Alıştırma

Bir araştırmada ağrı, korku ve çaresizlik gösteren insanlar yer alıyor. Hayvanların tepki verdiği bu durumu en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. human stress
  2. human distress
  3. human sadness
Cevabı göster

human distress

feelings of worry, sadness, or pain.

4:32

endişe, üzüntü veya acı duygularına verdiği farklı tepkileri gösterdi.

In the experiment, dogs were visibly concerned, Kelime

4:35

Deneyde, köpekler gözle görülür bir şekilde endişeliydi,

while cats simply paid more attention to what was going on. Kalıp ifadeler

4:38

kediler ise yalnızca neler olup bittiğine daha fazla dikkat etti.

Kelime

Were visibly concerned: dışarıdan görülen endişe belirtileri

Burada were visibly concerned, köpeklerin dışarıdan açıkça görülen endişe belirtileri gösterdiği anlamına gelir. Visibly, bu endişenin davranışlarından, yüz ifadelerinden ya da hareketlerinden fark edilebildiğini belirtir. Bu ifade, bir gözlemcinin görebildiği şeyi aktarır. Köpeklerin içlerinde tam olarak ne hissettiğini doğrudan bildiğimizi söylemekten daha temkinlidir.

Alıştırma

Bu cümlede were visibly concerned ne anlama gelir?

  1. Endişeleri davranışlarından görülebiliyordu.
  2. Dışarıdan görülen hiçbir tepki vermediler.
  3. Başka insanları endişelendiriyorlardı.
Cevabı göster

Endişeleri davranışlarından görülebiliyordu.

Kalıp ifadeler

Paid more attention to + what yan cümleciği

Paid more attention to, dikkati bir şeye daha fazla yöneltti anlamına gelir. More, dikkat düzeyini daha önceki bir zamanla, başka bir durumla ya da başka bir tepkiyle karşılaştırır. To'dan sonra nesne görevinde bir what yan cümleciği gelebilir. Tam ifade olan what was going on içinde what gerçekleşen şeyi veya olayları belirtir, go on ise gerçekleşmek anlamına gelir. Sondaki on, go on kalıbının parçasıdır ve gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi pay more attention to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Nora wanted to understand the game, so she ____ what was going on.

Cevabı göster

paid more attention to

Some cats did nothing except carry on grooming, Öbek fiiller

4:41

Bazı kediler tımarlanmaya devam etmekten başka hiçbir şey yapmadı,

Öbek fiiller

carry on grooming: aynı eylemi sürdürmek

carry on grooming ifadesinde carry on, “devam etmek” anlamına gelir. Kediler durmak yerine aynı hareketi sürdürür. carry on ifadesinden sonra bir eylem geldiğinde carry on + -ing yapısı kullanılır: carry on grooming, carry on reading. Buradaki carry, öbek fiilin tamamının bir parçasıdır; “tutmak veya taşımak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi carry on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The music stopped, but the dancers ____ rehearsing.

Cevabı göster

carried on

cleaning themselves using their tongue and paws.

4:44

dillerini ve patilerini kullanarak kendilerini temizlemeye.

The experiment confirms the idea we have of cats being cold and antisocial. Kelime

4:47

Deney, kedilerin soğuk ve asosyal olduğuna dair sahip olduğumuz fikri doğruluyor.

Kelime

cats being cold and antisocial: duygusal açıdan mesafeli bir imge

Bu cümlede cold vücut sıcaklığını değil, bir tavrı anlatır. Duygusal olarak mesafeli olmak veya fazla sevgi göstermemek anlamına gelir. Burada antisocial, başkalarıyla etkileşime girmek istememek ya da yalnız kalmayı tercih etmek demektir. the idea of cats being X yapısı, “cats are X” içeriğini bir düşüncenin konusu olarak sunar. Her kedi için mutlaka doğru olan bir gerçeği değil, kedilerle ilgili genel bir imgeyi veya kalıp yargıyı aktarır.

Alıştırma

Bu cümlede cats being cold and antisocial ne anlama geliyor?

  1. Kedilerin diğer hayvanları sıcak ve sakin tuttuğu biliniyor.
  2. Kedilerin vücut sıcaklıklarının düşük ve sağlıklarının kötü olduğu düşünülüyor.
  3. Kediler duygusal olarak mesafeli ve sosyalleşmeye isteksiz görülüyor.
Cevabı göster

Kediler duygusal olarak mesafeli ve sosyalleşmeye isteksiz görülüyor.

And of dogs being our best friend. Deyimler

4:52

Ve köpeklerin en iyi dostumuz olduğuna dair olanı.

Deyimler

our best friend: sadık dost olarak köpek imgesi

Buradaki our best friend, yaygın "dogs are man's best friend" sözünü çağrıştırır. Köpekleri genel olarak insanların sadık ve sevgi dolu dostları şeklinde gösterir. Tekil friend sözcüğü bu genel kültürel imgenin bir parçasıdır. Herkesin tek bir ortak arkadaşı olduğu ya da gerçek arkadaşların sıralandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada our best friend neyi ifade ediyor?

  1. Her insan arkadaş olarak belirli bir köpek seçmek zorundadır.
  2. Köpekler resmî olarak bütün insan arkadaşlardan daha iyidir.
  3. Köpekler genellikle insanların sadık dostları olarak görülür.
Cevabı göster

Köpekler genellikle insanların sadık dostları olarak görülür.

But according to Dr. Hiestand's findings,

4:54

Ancak Dr. Hiestand'ın bulgularına göre,

cats also feel human distress.

4:57

kediler de insan sıkıntısını (distress) hissederler.

They just show it in a different way. Kalıp ifadeler

4:59

Sadece bunu farklı bir yolla gösterirler.

Kalıp ifadeler

show it in a different way: aynı duyguyu farklı biçimde ifade etmek

Burada show, "bir nesneyi göstermek" değil, "davranış yoluyla ifade etmek veya belli etmek" anlamındadır. it zamiri daha önce söz edilen tepkiye, burada insanların sıkıntısına verilen tepkiye gönderme yapar. In a different way, aynı duygu veya tepkinin var olduğunu ancak başka bir biçimde ortaya çıktığını anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp show it in a different way şeklindedir ve it sözcüğünün neyi belirttiği önceki bağlamdan açık olmalıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu derste geçen ve "aynı duyguyu farklı biçimde ifade etmek" anlamına gelen kalıpla tamamlayın: Both children care, but they ____.

Cevabı göster

show it in a different way

Well, if the experiment included Lassie,

5:01

Şey, eğer deney Lassie'yi de içerseydi,

she'd probably phone the emergency services and make Adrian a cup of tea. Notlar

5:04

muhtemelen acil servisleri arar ve Adrian'a bir fincan çay yapardı.

Kelime

phone the emergency services: kamuya ait acil yardım birimlerini aramak

phone the emergency services ifadesinde phone, “telefonla aramak” anlamında bir fiildir. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde doğaldır. The emergency services; polis, itfaiye ve kurtarma ile ambulans hizmeti gibi kamuya ait acil müdahale birimlerini topluca ifade eder. İfade, sıradan bir hizmet şirketini aramak değil, acil yardım almak için uygun birimlerle iletişime geçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede phone the emergency services ne anlama geliyor?

  1. Yerel bir kurumdan rutin randevu almak.
  2. Acil durum ekipmanlarını onaran bir şirketi aramak.
  3. Acil yardım için polis, itfaiye ve kurtarma ya da ambulans hizmetiyle iletişime geçmek.
Cevabı göster

Acil yardım için polis, itfaiye ve kurtarma ya da ambulans hizmetiyle iletişime geçmek.

Kültür

make Adrian a cup of tea: Britanya tarzı bir rahatlatma davranışı

Make Adrian a cup of tea ifadesi kelime anlamıyla “Adrian'a bir fincan çay hazırlamak” demektir. make + kişi + şey kalıbını izler ve burada bu davranış birini rahatlatmayı veya onunla ilgilenmeyi de anlatır. Lassie, insanları kurtarmasıyla ünlü kurgusal bir köpektir. Hem profesyonel kurtarma ekipleriyle iletişime geçtiğini hem de çay yapmak gibi son derece insani ve Britanya kültürüyle ilişkilendirilen bir rahatlatma davranışında bulunduğunu düşünmek, onun becerisini ve düşünceliliğini abartır. Bu beklenmedik birleşim şakayı oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede make Adrian a cup of tea neden komiktir?

  1. Lassie'nin kahraman kurtarıcı rolünü, beklenmedik ölçüde insani ve Britanya tarzı bir rahatlatma davranışıyla birleştirir.
  2. Britanya'daki her bilimsel deneyde yasal olarak çay bulunması gerektiğini söyler.
  3. Adrian'ın köpeklere içecek hazırlamayı öğretmek için işe alındığını gösterir.
Cevabı göster

Lassie'nin kahraman kurtarıcı rolünü, beklenmedik ölçüde insani ve Britanya tarzı bir rahatlatma davranışıyla birleştirir.

Ha!

5:08

Ha!

And what about Skippy?

5:09

Peki ya Skippy?

Aha, yes.

5:10

Aha, evet.

In my quiz question, Anlatım akışı

5:11

Bilgi yarışması sorumda,

I asked Neil about the Australian TV star Skippy.

5:12

Neil'a Avustralyalı TV yıldızı Skippy'yi sormuştum.

Anlatım akışı

In my quiz question ile önceki yarışma bölümüne dönmek

Cümlenin başındaki In my quiz question, ardından gelen bilginin çerçevesini kurar: konuşmacı, daha önce sorulan bir bilgi yarışması sorusunda ne olduğundan söz etmektedir. Bir programda bu tür bir başlangıç, dinleyicinin konu değişimini takip etmesine de yardım eder. Mevcut tartışmadan soruyu gözden geçirmek veya yanıtlamak üzere yarışma bölümüne dönüldüğünü gösterir.

Alıştırma

Programın bu bölümünde In my quiz question ne işe yarar?

  1. Daha önce sözü edilen bir yarışma sorusuna dönüldüğünü gösterir.
  2. Konuyla tamamen ilgisiz bir bilim deneyini başlatır.
  3. Neil adının telaffuzunu düzeltir.
Cevabı göster

Daha önce sözü edilen bir yarışma sorusuna dönüldüğünü gösterir.

I guessed that he was C, a kangaroo.

5:16

Ben onun C) bir kanguru olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

5:19

Ki bu doğru cevaptı.

Over 2 m high and able to jump 9 m in a single hop, Dilbilgisi

5:21

2 metrenin üzerinde boyu ve tek bir sıçramada 9 metre atlayabilmesiyle,

Dilbilgisi

Over 2 m high and able to jump ... ile başa alınmış betimleme

Over 2 m high and able to jump 9 m in a single hop, ana cümlenin önüne getirilmiş betimleyici bir ifadedir. Boy ve sıçrama yeteneği olmak üzere iki özelliği and ile bağlar; ardından ana cümle bu özelliklere sahip varlığı adlandırır veya ondan söz eder. Baştaki ifade, ardından gelen ana cümleye bağlıdır. Anlamca öznesi, o cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. In a single hop, dokuz metrelik mesafenin tek bir sıçrayışla aşılabildiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanguruyu betimlemek için başa alınmış ifadeyi doğru kullanıyor?

  1. Over two metres high and able to jump nine metres in a single hop, the documentary showed a kangaroo.
  2. Over two metres high and able to jump nine metres in a single hop, we photographed the kangaroo.
  3. Over two metres high and able to jump nine metres in a single hop, the kangaroo is an impressive animal.
Cevabı göster

Over two metres high and able to jump nine metres in a single hop, the kangaroo is an impressive animal.

you'd be in safe hands with Skippy the kangaroo. Deyimler

5:26

Kanguru Skippy ile emin ellerde olurdunuz.

Deyimler

“you'd be in safe hands”: güvenilir birine emanet olmak

Burada you'd be in safe hands, güvenilir bir kişinin size iyi bakacağı anlamına gelir. Be in safe hands, güvenilir bakım veya idareyi anlatan bir deyimdir; kelime kelime birinin ellerinin içinde olmak anlamına gelmez. Bu cümlede you'd, you would kısaltmasıdır. Aktarılabilir be in safe hands with + kişi veya kuruluş yapısı, güvenilir biçimde kimin sorumlu olduğunu belirtir.

Alıştırma

“Güvenilir birinin bakımında” anlamına gelen üç kelimelik deyimle güvence cümlesini tamamlayın: Your child would be ____ with our trained staff.

Cevabı göster

in safe hands

Right,

5:30

Pekala,

let's recap the vocabulary from this program, Anlatım akışı

5:30

bu programdaki kelimeleri tekrarlayalım,

starting with domesticated,

5:32

domesticated (evcilleştirilmiş) ile başlayalım,

Anlatım akışı

“let's recap the vocabulary”: kelime tekrarına geçildiğini belirtmek

Let's recap the vocabulary, ana içerikten daha önce geçen kelimelerin kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Recap, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek; vocabulary ise neyin gözden geçirileceğini belirtmek anlamına gelir. Let's hem konuşmacıyı hem de dinleyicileri kapsadığı için geçişi ortak bir eylem gibi gösterir. Aktarılabilir Let's recap + daha önce ele alınan içerik kalıbı, dinleyicilerin bir özet veya tekrar bölümünün başladığını anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Ders bitmek üzere ve öğretmen daha önce öğretilmiş kelimeleri kısaca gözden geçirmek istiyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle belirtir?

  1. Let's introduce vocabulary that nobody has seen yet.
  2. Let's recap the vocabulary from today's lesson.
  3. Let's remove the vocabulary from today's lesson.
Cevabı göster

Let's recap the vocabulary from today's lesson.

a word to describe animals which are not wild and live under human control. Anlatım akışı

5:35

vahşi olmayan ve insan kontrolü altında yaşayan hayvanları tanımlayan bir kelime.

Anlatım akışı

a word to describe... ile bir kelimenin neye uygulandığını gösterme

a word to describe... kalıbı, bir kelimenin ne tür bir insan, nesne veya durum için kullanıldığını dinleyiciye bildirir. Burada to describe, word sözcüğünü niteler; animals which are not wild and live under human control ise kelimenin tanımladığı gruptur. Tam bir tanımda genellikle X is a word to describe + isim öbeği kalıbı kullanılır. X hemen önce söylenmişse a word to describe... ifadesi ek tanımlayıcı bilgi olarak onun ardından da gelebilir. Bu kalıp önce kelimeyi, describe fiilinden sonra da kelimenin tanımladığı şeyi vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Tanımı hedef kalıpla tamamlayın: Fragile is ____ something that can break easily.

Cevabı göster

a word to describe

To anthropomorphize means to give animals human qualities and characteristics. Dilbilgisi

5:40

İnsanlaştırmak (anthropomorphize), hayvanlara insani nitelikler ve özellikler atfetmek anlamına gelir.

Dilbilgisi

To anthropomorphize means... ile bir eylemi tanımlama

To anthropomorphize, özne olarak kullanılan bir mastar öbeğidir ve tanımlanan eylemi adlandırır. Means bu eylemi, tanımı olan to give animals human qualities and characteristics ifadesine bağlar. Öznenin tamamı tek bir eylemi temsil ettiği için fiil tekil biçimde olur: mean değil, means. Yeniden kullanılabilen kalıp To + fiilin yalın hâli + means + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir eylem fiilinin anlamını açıkça tanımlamanın bir yoludur.

Alıştırma

Eylem tanımını hedef kalıpla tamamlayın: To whisper ____ speak very quietly.

Cevabı göster

means to

If you feign illness, Dilbilgisi

5:45

Eğer hastalık numarası (feign illness) yaparsanız,

you pretend to be ill when you're not.

5:47

hasta olmadığınız halde hasta gibi davranırsınız.

Dilbilgisi

If you feign illness: bir eylemi if ile açıklamak

If'li yan cümle, tanımlanan eylemi sunar: feign illness. Ana cümle daha sonra bu eylemi daha basit sözlerle açıklar. Buradaki if, bir kerelik belirsiz bir olasılığı değil, whenever veya when sözcüklerine yakın genel bir anlamı ifade eder. If you + açıklanan ifade, you + basit açıklama kalıbı, tipik bir durum üzerinden bir eylemi tanımlar.

Alıştırma

Tanımı if ve whisper fiiliyle tamamlayın: ____, you speak very quietly.

Cevabı göster

If you whisper

To be in agony means to be in extreme physical pain. Dilbilgisi

5:49

Izdırap içinde olmak (in agony), aşırı fiziksel acı çekmek demektir.

Dilbilgisi

To be in agony means: bir durumu tanımlamak

To be in agony sözcükleri, mastar öbeği adı verilen tek bir birim olarak birlikte görev yapar. Burada öbeğin tamamı means fiilinin öznesidir ve means sözcüğünden sonraki bölüm bu durumu tanımlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp To be + durum + means + tanım şeklindedir. Bu cümlede in agony, son derece şiddetli fiziksel ağrıyı ifade eder.

Alıştırma

Tanımı to be ve exhausted ile tamamlayın: ____ means to be extremely tired.

Cevabı göster

To be exhausted

Someone who's in distress feels worry, pain, or sadness. Kelime

5:53

Sıkıntı (distress) içindeki biri endişe, acı veya üzüntü hisseder.

Kelime

in distress: yoğun endişe, acı veya ciddi sıkıntı içinde olmak

In distress, yoğun endişe, acı veya üzüntü yaşamak ya da tehlikede olmak anlamına gelir. Bu cümlede kişinin durumunu anlatır ve yardıma ihtiyacı olabileceğini düşündürür. Yaygın yapı be in distress şeklindedir. Bu ifadede distress sözcüğünün önüne tanımlık gelmez: She is in distress denir, She is in a distress denmez.

Alıştırma

Birinin ciddi bir sıkıntı içinde olduğunu ve yardıma ihtiyaç duyabileceğini belirten, dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The lifeguard saw that the swimmer was ____.

Cevabı göster

in distress

And finally, grooming is how some animals clean themselves Kelime

5:56

Ve son olarak tımar (grooming), bazı hayvanların kendilerini

using their tongue and paws.

6:00

dillerini ve patilerini kullanarak temizleme şeklidir.

Kelime

grooming is how some animals clean themselves: hayvanların vücut temizliği

Hayvanlarla ilgili bir bağlamda grooming, vücudu, tüyleri veya kanat tüylerini temizlemek ve bakımını yapmak anlamına gelir. Hayvanlar kendilerini yalayabilir, patilerini kullanabilir veya başka bir hayvanı temizleyebilir. Animals, tongue ve paws sözcükleri, burada yalnızca giyinip süslenme anlamının olmadığını gösterir. Grooming is how... yapısı, yöntemi açıklayarak bu davranışı tanımlar. Themselves, some animals ifadesine döner; dolayısıyla cümle hayvanların kendi vücutlarını temizlediğini söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede grooming, bir hayvanın vücudunu veya tüylerini temizlemesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The dog is chasing a ball across the yard.
  2. The actor is choosing a costume for the show.
  3. The cat spends several minutes grooming itself after breakfast.
Cevabı göster

The cat spends several minutes grooming itself after breakfast.

That's all the time we have for this program.

6:02

Bu program için sahip olduğumuz tüm zaman bu kadar.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.