Dijital Bağlantı Geri Dönüşüm Şeklimizi Nasıl Değiştiriyor: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
503 kelime 189 kel/dk

Video özeti: SmartSort, yapay zeka kutularının atıkları yönlendirmesini, malzemeleri izlemesini ve geri dönüşümü desteklemesini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's no secret that: bu kalıp bir iddiayı herkesçe bilinen gerçek gibi sunar; öğrenci kendinden emin tonu fark edip tarafsız bir cümleden ayırabilir. 2. computer vision: bu terim görüntü veya videodan bilgi çıkarmayı anlatır; öğrenci makinenin insan gibi gördüğünü değil, ayırmayı kamera verilerinin yönlendirdiğini kavrar. 3. the future's never been brighter: bu mecaz geleceğin çok umut verici olduğunu söyler; öğrenci gerçek ışık anlamından kaçınır ve iyimser bir öngörüyü bitirirken kullanabilir.

Bu derste

Some of the biggest problems when people are traveling out of home is they don't know where they should deposit their waste item. Dilbilgisi

0:00

İnsanların dışarıdayken yaşadığı en büyük sorunlardan biri, atıklarını nereye atmaları gerektiğini bilmemeleridir.

Dilbilgisi

Some of the biggest problems ... ile is değil are kullanılır

Dilbilgisel özne Some of the biggest problems ifadesidir. Özne öbeğinin temel ismi olan problems çoğuldur; bu nedenle bağ fiili is değil, are olmalıdır. when yan cümlesi özne ile fiilin arasına girer. Fiile yakın olan home ismi de when yan cümlesinin tamamı da özne-fiil uyumunu belirlemez. Yan cümleyi geçici olarak çıkarıp temel isim problems ifadesini bulun ve fiili bu çoğul temel ögeyle uyumlu yapın: Some ... problems are.

Alıştırma

Ana özneyle uyumlu fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Some of the biggest problems when people travel away from home ____ related to waste disposal.

Cevabı göster

are

Dilbilgisi

where they should deposit: dolaylı soruda sözcük dizimi

Cümlede where they should deposit their waste item, don't know ifadesinin nesnesi olarak görev yapan dolaylı bir sorudur. Where bir yeri sorar, ancak burada soru doğrudan sorulmak yerine başka bir yapının içine yerleştirilmiştir. Dolaylı soru, yan cümlenin içinde düz cümle söz dizimini kullanır: özne they, kiplik bildiren should sözcüğünden önce gelir ve ardından fiilin yalın hâli deposit kullanılır. Doğrudan soru Where should they deposit it? şeklindedir. know sonrasında know where they should deposit it kullanılır; know where should they deposit it kullanılmaz.

Alıştırma

Doğrudan soruyu They don't know sonrasına getirerek cümleyi tamamlayın: Where should they deposit it? They don't know ____.

Cevabı göster

where they should deposit it

So they need education,

0:05

Bu yüzden eğitime ihtiyaçları var,

they need guidance.

0:07

yönlendirmeye de ihtiyaçları var.

Every time we see a waste item the system gets smarter. Dilbilgisi

0:08

Bir atık gördüğümüz her seferinde sistem daha akıllı hâle geliyor.

Dilbilgisi

Every time + yan cümle

Every time, “her …… olduğunda” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu cümlede bir atık nesnesinin görüldüğü her sefer aynı sonuç ortaya çıkar: sistem daha akıllı hâle gelir. Every time ifadesinin hemen ardından bir özne ve fiil gelir; ana cümle ise tekrarlanan sonucu verir. Sonucun yalnızca bir kez değil, her olayda gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the alarm rings, the dog runs to the door.

Cevabı göster

Every time

We like to say we make recycling fun. Dilbilgisi

0:11

Geri dönüşümü eğlenceli hâle getirdiğimizi söylemeyi seviyoruz.

Dilbilgisi

make recycling fun: make + nesne + sıfat

make recycling fun yapısında recycling nesne, fun ise sonucu betimleyen sıfattır. İfade, geri dönüşümü eğlenceli hâle getirmek veya eğlenceli hissettirmek anlamına gelir. Bir kişinin veya şeyin nesneye yeni bir özellik ya da durum kazandırdığını söylemek için make + nesne + sıfat yapısını kullanın: make the task easy, make the room quiet.

Alıştırma

Ortaya çıkan bir özelliği anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. Soft lighting makes the room calm.
  2. The room becomes calm under soft lighting.
  3. The joke makes everyone laugh.
Cevabı göster

Soft lighting makes the room calm.

So the gamification is important to have the consumers slightly slow down a second Notlar

0:13

Bu yüzden oyunlaştırma, tüketicilerin bir an duraksamasını sağlamak açısından önemli;

Kelime

gamification: oyun olmayan bir etkinliğe oyun mekanikleri eklemek

Bu cümlede gamification; puan, anında geri bildirim, ödül veya görev gibi oyun benzeri özelliklerin sıradan bir etkinliğe eklenmesi anlamına gelir. Etkinliğin tamamen bir oyuna dönüştürülmesi anlamına gelmez. Burada bu özelliklerle tüketicilerin harekete geçmeden önce kısa bir süre durması teşvik edilerek davranışlarının etkilenmesi amaçlanır. Daha genel anlamda oyunlaştırma, oyun olmayan bir süreçte katılımı artırmak veya davranışı yönlendirmek için belirli oyun mekaniklerini kullanır.

Alıştırma

Hangi durum gamification için en açık örnektir?

  1. Bir geri dönüşüm uygulaması, eşyaları doğru ayıranlara puan ve rozet verir.
  2. Bir internet sitesi menüsünün rengini değiştirir.
  3. Bir şirket bağımsız bir yarış video oyunu oluşturur.
  4. Bir kişi eğlenmek için komedi izler.
Cevabı göster

Bir geri dönüşüm uygulaması, eşyaları doğru ayıranlara puan ve rozet verir.

to actually think about what they're doing

0:18

böylece ne yaptıklarını gerçekten düşünüyorlar

Dilbilgisi

have the consumers slightly slow down: have + kişi + fiilin yalın hâli

Burada have the consumers ... slow down, have + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Have ettirgen işlevdedir: tasarım, tüketicilerin yavaşlamasını sağlar, bunu düzenler veya onları buna yönlendirir. Kişiden sonra slow down içindeki slow fiilinin yalın hâli kullanılır; to slow ya da slows kullanılmaz. Slightly, slow down ifadesini niteler ve amaçlanan değişikliğin küçük olduğunu gösterir: tüketicilerin yalnızca biraz durması beklenir. Bu bağlamda have zorlama anlamı taşımaz; bir tasarım özelliğinin davranışı yönlendirmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi have ettirgen yapısıyla tamamlayın. check fiilini kullanın: The supervisor had the interns ____ the totals before lunch.

Cevabı göster

check

and motivate them to properly divert their material away from the landfill. Kalıp ifadeler

0:19

ve malzemelerini doğru şekilde ayırıp çöp sahasından uzak tutmaya teşvik ediliyorlar.

Kalıp ifadeler

divert their material away from the landfill: malzemeyi çöplüğe gitmeyecek şekilde yönlendirmek

Bu cümlede divert their material away from the landfill, tüketicilerin attığı malzemenin çöplüğe gitmemesi için başka bir yere yönlendirilmesi anlamına gelir. Divert yalnızca atığı ele almayı veya işlemeyi değil, varış yerinin değişmesini ifade eder. Aktarılabilir kalıp divert + nesne + away from + kaçınılacak varış yeri veya güzergâh biçimindedir. Nesne neyin yönlendirildiğini, away from ise ulaşılması engellenen güzergâhı, sonucu veya varış yerini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi divert + nesne + away from kalıbıyla tamamlayın: The new bins help ____ the landfill.

Cevabı göster

divert food waste away from

It's no secret that we're in a pretty big crisis with climate change. Notlar

0:29

İklim değişikliği nedeniyle oldukça büyük bir krizin içinde olduğumuz sır değil.

Kalıp ifadeler

It's no secret that: herkesçe bilindiğini belirten kalıp

It's no secret that, ardından gelen that yan cümlesindeki bilgiyi konuşmacının herkesçe bilinen veya açık bir gerçek olarak gördüğünü belirterek sunar. Burada asıl iddia dile getirilmeden önce iklim değişikliği ciddi bir kriz olarak çerçevelenir. Bu, sırlarla ilgili gerçek anlamlı bir yorum değil, konuşmacının tutumunu gösteren retorik bir kalıptır. Ortak bilgi duygusu yaratır ve karşı çıkmanın ya da şaşırmanın mantıksız olacağını ima edebilir; ancak her dinleyicinin aynı fikirde olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu kullanım uygun mu? Konuşmacı halka açık bir sunumda yerel haberlerde geniş biçimde tartışılan bir konu için 'It's no secret that our city has a traffic problem,' diyor.

  1. Hayır. Bu ifade yalnızca gizli bilgileri açıklayabilir.
  2. Evet. Geniş biçimde tartışılan bir konuyu ortak bilgi olarak sunuyor.
Cevabı göster

Evet. Geniş biçimde tartışılan bir konuyu ortak bilgi olarak sunuyor.

Kelime

pretty big: gündelik bir derece zarfı olarak pretty

“Pretty big” ifadesindeki pretty, “oldukça”, “hayli” veya “epey” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. Big sözcüğünü niteler; bir şeyin güzel veya hoş olduğunu anlatmaz. Burada bu ifade, iklim krizinin büyük boyutta olduğunu gösterir. Pretty bazen very kadar güçlü duyulmayabilir; ancak bağlam ve vurgu, pretty big ifadesini sorunu hafifleten değil, ciddiyetini vurgulayan bir ifade hâline getirebilir.

Alıştırma

Bu cümledeki “pretty big” ifadesinde pretty ne anlama geliyor?

  1. düzenli bir şekilde
  2. oldukça veya büyük ölçüde
  3. güzel
Cevabı göster

oldukça veya büyük ölçüde

We have the opportunity now to actually make a difference Kalıp ifadeler

0:33

Artık gerçekten bir fark yaratma fırsatımız var

Kalıp ifadeler

make a difference: anlamlı bir etki yaratmak

Make a difference, anlamlı bir etki yaratmak, özellikle de bir durumu iyileştirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada difference, iki şey arasındaki karşılaştırılabilir fark anlamına gelmez. Bu ifadeden sonra sıkça etkilenen kişi veya şeyi belirten to + kişi ya da şey veya etki alanını belirten in + yer ya da alan gelir: make a difference to a child; make a difference in the community. Altyazıda bu ifade, şimdi yapılan eylemin gerçek bir değişim yaratabileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “By volunteering every Saturday, you can ____ in your neighborhood.”

Cevabı göster

make a difference

from the beginning at the trashcan,

0:36

ve buna en başta, çöp kutusunda başlayabiliriz;

where we call post-consumer waste diversion. Kelime

0:37

biz buna tüketim sonrası atıkları çöp sahasından uzaklaştırma diyoruz.

Kelime

post-consumer waste diversion terimi

Bu atık yönetimi teriminde post-consumer, bir ürün tüketici tarafından kullanıldıktan sonra atığa dönüşen malzemeyi tanımlar. Böylece bu malzeme, üretim sırasında ortaya çıkan parçalardan ayrılır. Waste diversion, bu atığın varış noktasını değiştirerek düzenli depolama gibi bertaraf yollarından uzak tutulması anlamına gelir. Bu genellikle geri dönüşüm, kompostlama, yeniden kullanım veya geri kazanım yoluyla yapılır. Dolayısıyla tam ifade yalnızca çöpü ya da geri dönüşümü değil, bir aşamayı ve süreci birlikte adlandırır.

Alıştırma

Dersteki teknik terimle İngilizce cümleyi tamamlayın: Redirecting used packaging from landfill to recycling or composting is called ____.

Cevabı göster

post-consumer waste diversion

My name is Cris Luce, with SmartSort Technologies,

0:39

Ben Cris Luce, SmartSort Technologies'in

CEO, co-founder.

0:42

CEO'su ve kurucu ortağıyım.

So today what you're seeing here is the latest version in SmartSort Technologies. Dilbilgisi

0:43

Bugün burada SmartSort Technologies'in en yeni sürümünü görüyorsunuz.

Dilbilgisi

what you're seeing here is ... kalıbı

what you're seeing here sözleri kaynaşmış bir ilgi cümleciği oluşturur. what, the thing or things that anlamına gelir; bu nedenle cümleciğin tamamı is fiilinin öznesidir. Doğrudan bir soru değildir ve the thing gibi ayrı bir öncül gerektirmez. what you're seeing here is ... kalıbı, dinleyicinin dikkatini o anda görünen bir şeyden konuşmacının onu tanımlamasına veya açıklamasına yönlendirir. Özellikle gösterimlerde, rehberli turlarda ve sunumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Dersteki odaklama kalıbıyla İngilizce sunum cümlesini tamamlayın: ____ our latest water-saving design.

Cevabı göster

What you're seeing here is

The system has computer vision in these cameras below the display. Kelime

0:47

Sistemde, ekranın altındaki bu kameralarda bilgisayarlı görü teknolojisi bulunuyor.

Kelime

computer vision: görüntülerden bilgi çıkarma

Computer vision, yani bilgisayarlı görü, bilgisayarların görüntülerden veya videolardan yararlı bilgiler çıkarmasını sağlayan bir teknolojidir. Burada kameralar, sistemin örneğin nesneleri tanımak için analiz edebileceği görüntüler sağlar. Bu terimde vision, insan görme duyusu veya bilinçli bir görsel deneyim anlamına gelmez. Görsel verilerin işlenmesini ifade eder.

Alıştırma

Bir mağaza kamerası, hangi rafların yeniden doldurulması gerektiğini izlemek için computer vision kullanıyor. Kamera sistemi ne yapıyor?

  1. Videoyu yorumlamadan yalnızca kaydediyor
  2. Yararlı bilgi elde etmek için görüntüleri analiz ediyor
  3. Kameraya insan görme duyusu ve bilinç kazandırıyor
Cevabı göster

Yararlı bilgi elde etmek için görüntüleri analiz ediyor

The system uses artificial intelligence to detect what's in a consumer's hand.

0:51

Sistem, tüketicinin elindekini algılamak için yapay zekâ kullanıyor.

When you show a waste item to the system,

0:56

Sisteme bir atık gösterdiğinizde,

the system will throw up a visual cue card to tell you Öbek fiiller

0:58

sistem ekranda görsel bir yönlendirme kartı göstererek size

Öbek fiiller

throw up: ekranda bir şey göstermek

Bu yazılım arayüzü bağlamında throw up, “bir şeyin ekranda hızla görünmesini sağlamak” anlamına gelir. Sistem, kullanıcı için görsel bir ipucu kartı gösterecektir. Nesne, bu anlamı seçmenize yardımcı olur: bir yazılım bir mesajı, uyarıyı veya görüntüyü throw up edebilir. İfade çoğu zaman öğenin aniden veya hızla belirmesini anlatır.

Alıştırma

"The dashboard may throw up an alert if the engine overheats," cümlesinde throw up ne anlama gelir?

  1. Bir uyarıyı ekrandan kaldırmak
  2. Bir uyarıyı hızla göstermek
  3. Kusmak
Cevabı göster

Bir uyarıyı hızla göstermek

to either recycle, compost, landfill, or reuse the item. Notlar

1:01

o ürünü geri dönüştürmeniz, kompost yapmanız, çöp sahasına göndermeniz ya da yeniden kullanmanız gerektiğini söylüyor.

Dilbilgisi

either recycle, compost, landfill, or reuse: paralel fiil seçenekleri

Burada either olası eylemler listesini başlatır, or ise son seçeneği tanıtır. either ... or çoğu zaman iki seçeneği bağlasa da günlük konuşmada ve pratik yönergelerde üç ya da daha fazla seçeneği de sıralayabilir. Tek bir to sözcüğü dört eylemin tümü için geçerlidir: to recycle, to compost, to landfill ve to reuse. Dördü de fiilin yalın hâlindedir ve aynı öğeye uygulanır. Her seçeneği aynı biçimde tutmak listeyi açık ve kolay taranır hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede tüm seçenekler paralel fiil biçiminde tutulmuştur?

  1. You can either recycle, to compost, landfill, or reusing the material.
  2. You can either recycle, compost, landfill, or reuse the material.
  3. You can either recycle, composting, landfill, or reuse the material.
Cevabı göster

You can either recycle, compost, landfill, or reuse the material.

Kelime

bertaraf seçenekleri listesinde fiil olarak landfill

Bu listede landfill bir fiildir. Öğeyi bir düzenli depolama sahasına koyarak bertaraf etmek anlamına gelir. Bu kullanım, atıkların bertaraf edildiği yeri adlandıran daha tanıdık a landfill isminden farklıdır. Dil bilgisi fiil kullanımını gösterir: landfill, to either sonrasında yalın hâldeki recycle, compost ve reuse fiillerinin yanında yer alır. İngilizcede eylem bağlamdan açıkça anlaşıldığında bazen bir isim fiil olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede landfill, atığı bir düzenli depolama sahasına koyarak bertaraf etmek anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The county may landfill non-recyclable waste.
  2. The truck drove toward the landfill.
  3. The new landfill is outside the city.
Cevabı göster

The county may landfill non-recyclable waste.

In our realm of artificial intelligence,

1:04

Yapay zekâ çalışmalarımızda,

we're doing everything locally at the edge computer, Kelime

1:06

tüm işlemleri yerel olarak uç bilgisayarda gerçekleştiriyoruz,

Kelime

edge computer: veri kaynağına yakın yerel işlem

Bu cümlede edge computer, veriyi üretildiği yerde veya bu yere yakın bir noktada işleyen bilgisayar anlamına gelir; örneğin cihazın üzerinde ya da yakınında olabilir. Edge, bir nesnenin fiziksel kenarını değil, hesaplamanın sistem içindeki konumunu anlatır. İşlemleri yerel olarak yapmak gecikmeyi ve uzaktaki bir buluta bağımlılığı azaltabilir. Ayrı ağ bağlantısı da her hesaplama için kullanılmak yerine iletişim veya uzaktan destek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede edge computer ne ifade ediyor?

  1. Bir makinenin fiziksel kenarına yerleştirilmelidir.
  2. Her hesaplamayı uzaktaki bir buluta gönderir.
  3. Veriyi üretildiği yere yakın bir noktada işler.
Cevabı göster

Veriyi üretildiği yere yakın bir noktada işler.

but we're using AT&T cellular to connect to the device,

1:09

ancak cihazla bağlantı kurmak için AT&T'nin hücresel ağını kullanıyoruz,

which is crucial for us because we need to remotely support the device. Kelime

1:12

bu da bizim için hayati önem taşıyor çünkü cihaza uzaktan destek vermemiz gerekiyor.

Kelime

remotely support the device: saha dışında bakım ve sorun giderme

Burada remotely support the device, başka bir konumdan cihazın bakımını yapmak, cihazı teşhis etmek, sorunlarını gidermek, güncellemek veya başka yollarla çalışır durumda kalmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Support teknik hizmet alanında kullanılan bir fiildir; remotely ise personelin fiziksel olarak sahada bulunmasına gerek olmadığını gösterir. Bu ifade, duygusal destek vermeyi veya cihazı fiziksel olarak tutmayı değil, devamlı bir operasyonel destek kapasitesini anlatır.

Alıştırma

Bir teknisyen sahaya gitmeden günlükleri kontrol ediyor, bir güncelleme yüklüyor ve arızayı çözüyor. Bu işi en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. remotely support the device
  2. remotely control the device
  3. remotely monitor the device
Cevabı göster

remotely support the device

AT&T has a emission reduction goal. Kalıp ifadeler

1:16

AT&T'nin emisyon azaltma hedefi var.

Kalıp ifadeler

emission reduction goal isim öbeği

Emission reduction goal, art arda gelen isimlerden oluşan kısa bir isim öbeğidir. Ana sözcük goal'dur; reduction hedefin türünü, emission ise neyin azaltıldığını belirtir. Öbeğin bütünü, emisyon üreten bir hedefi değil, emisyonları azaltma hedefini ifade eder. Bu tür isim dizileri şirket ve politika metinlerinde yaygındır. Sağdan sola okuyun: önce goal sözcüğünü bulun, bunu reduction goal olarak anlayın ve ardından neyin azaltıldığını sorun—emisyonlar.

Alıştırma

Cümleyi, emisyonları azaltmaya yönelik bir hedef anlamındaki üç sözcüklü resmî isim öbeğiyle tamamlayın: The city adopted an ____ for 2035.

Cevabı göster

emission reduction goal

When AT&T SIMs are installed inside of our equipment,

1:19

Ekipmanlarımızın içine AT&T SIM kartları takıldığında,

we can associate AT&T's gigaton goal Notlar

1:22

AT&T'nin gigaton hedefini

with all the waste diverted from the landfill.

1:25

çöp sahasına gitmesi önlenen tüm atıklarla ilişkilendirebiliyoruz.

Kalıp ifadeler

associate A with B yapısı

associate A with B yapısında associate, bir bağlantı kurmak veya fark etmek anlamına gelen bir fiildir. A doğrudan nesnedir; with ise B'yi yapıya bağlar. Burada konuşan kişi AT&T'nin gigaton goal ifadesini düzenli depolama sahasına gitmesi önlenen atıklarla ilişkilendirir. Bu iki unsur bağlantılıdır, ancak aynı şey olarak anlatılmaz. Bu yapı fikirleri, anıları, markaları, gerçekleri veya verileri ilişkilendirebilir. İkinci unsurdan önce with kullanın.

Alıştırma

Cümleyi associate fiilinin iki unsurlu yapısıyla tamamlayın: Researchers ____ regular exercise ____ better sleep.

Cevabı göster

associate · with

Kültür

AT&T's gigaton goal: kurumsal bir emisyon azaltma hedefi

AT&T's gigaton goal, AT&T'nin kurumsal emisyon azaltma hedefinin adıdır. Bir gigaton, bir milyar metrik tona eşittir; dolayısıyla bu ad son derece büyük bir ölçeğe işaret eder ve bir ürün adı değildir. Burada goal, azaltma çalışmasını tanımlı bir kurumsal program veya hedef olarak sunar. İfade tek başına bir son tarih ya da hesaplama yöntemi vermez ve belirli bir miktarın daha önce azaltıldığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede AT&T's gigaton goal büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?

  1. tam olarak bir gigaton atığın depolama sahasına gitmesinin zaten önlendiğinin kanıtı
  2. gigaton ölçeğine işaret edecek şekilde adlandırılan AT&T'nin kurumsal emisyon azaltma hedefi
  3. model adı Gigaton olan bir AT&T ürünü
Cevabı göster

gigaton ölçeğine işaret edecek şekilde adlandırılan AT&T'nin kurumsal emisyon azaltma hedefi

We're deployed inside several stadiums for NFL and for NBA and NHL. Notlar

1:29

Sistemlerimiz çeşitli NFL, NBA ve NHL stadyum ve arenalarında kurulu.

Kelime

deployed: kurulmuş ve operasyonel kullanıma alınmış

Bu teknoloji ve iş bağlamında deployed, şirketin ekipmanının veya sisteminin stadyumlara kurulup operasyonel kullanıma alındığı anlamına gelir. Askerî bir konuşlanmayı değil, bir teknolojinin yaygınlaştırılması sonucunda ulaşılan durumu anlatır. We're deployed, şirket dilinde kullanılan kısa bir anlatımdır: we, mecaz-ı mürsel yoluyla şirketin sistemini veya ürününü ifade eder. Şirketin bütün çalışanlarının fiziksel olarak stadyumlarda konuşlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu iş güncellemesini en iyi hangi sözcük tamamlar? The monitoring system has been installed and is now ___ across five clinics.

  1. deployed
  2. enlisted
  3. launched
Cevabı göster

deployed

Kültür

Spor ligi kısaltmaları olarak NFL, NBA ve NHL

NFL, NBA ve NHL; National Football League, National Basketball Association ve National Hockey League adlarının standart baş harf kısaltmalarıdır. Sırasıyla Kuzey Amerika'daki başlıca profesyonel Amerikan futbolu, basketbol ve buz hokeyi liglerini belirtirler. Bu cümlede liglerin adlarının verilmesi, sistemin hizmet verdiği etkinlik veya spor tesisi ortamlarının türünü açıklar. for NFL, NBA, and NHL ifadesi, bu liglerin sistemi ürettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte NFL, NBA ve NHL neyi belirtiyor?

  1. Stadyumlara kurulan üç ekipman modeli
  2. Bütün stadyumların sahibi olan üç şirket
  3. Amerikan futbolu, basketbol ve buz hokeyi profesyonel ligleri
Cevabı göster

Amerikan futbolu, basketbol ve buz hokeyi profesyonel ligleri

We're deployed inside corporate campuses. Kelime

1:34

Sistemlerimiz şirket kampüslerinde de kurulu.

Kelime

Corporate campuses: eğitim dışındaki şirket yerleşkeleri

Corporate campus, genellikle birbirine yakın birkaç binası ve ortak tesisleri bulunan büyük bir şirket yerleşkesidir. Burada campuses çoğul biçimdir; corporate ise bu alanların şirketlere ait olduğunu veya şirketlerce kullanıldığını gösterir. Campus yalnızca okul veya üniversite alanları için kullanılmaz. İş yeri ve ticari gayrimenkul bağlamlarında bütünleşik bir şirket konumunu da anlatabilir. Bu nedenle corporate campuses, şirketlerin işlettiği okullar anlamına gelmez.

Alıştırma

Büyük ve bütünleşik bir şirket alanını belirten dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new research center will be part of a 100-acre ____.

Cevabı göster

corporate campus

Our goal is to be inside of airports and hotels and grocery stores.

1:36

Hedefimiz havalimanlarında, otellerde ve marketlerde yer almak.

So anywhere you see a lot of people moving a lot of waste,

1:40

Yani çok sayıda insanın gelip geçtiği ve çok miktarda atığın çıktığı her yer,

if you will, with recyclable items or compost or landfill items, Ton ve niyet

1:43

bu atıklar ister geri dönüştürülebilir, ister kompostlanabilir, ister çöp sahasına gidecek malzemeler olsun,

that's where we wanna be. Kelime

1:47

bizim yer almak istediğimiz yerdir.

Ton ve niyet

Ara söz niteliğinde bir yumuşatıcı olarak if you will

Burada if you will, “tabiri caizse” veya “böyle ifade etmeme izin verirseniz” anlamına gelir. Konuşmacının moving a lot of waste sözünü yorumlar ve bunun faaliyeti anlatmak için kullanılan, kullanışlı fakat biraz genel bir ifade olduğunu gösterir. Bu, parantez niteliğinde bir yumuşatıcıdır; gerçek bir if koşulu değildir. Konuşmacı kendi sözlerine biraz mesafe koyar ve dinleyiciyi bu ifadeyi şimdilik kabul etmeye davet eder.

Alıştırma

“He became our unofficial referee, if you will, whenever the debate got heated” cümlesinde if you will ne işe yarar?

  1. Yalnızca dinleyici isterse onun hakem olacağını söyler.
  2. Dinleyicinin gelecekte hakemle aynı fikirde olacağını öngörür.
  3. Unofficial referee sözünün, konuşmacının biraz çekinceyle kullandığı uygun bir adlandırma olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Unofficial referee sözünün, konuşmacının biraz çekinceyle kullandığı uygun bir adlandırma olduğunu gösterir.

Kelime

want to ifadesinin gündelik konuşma biçimi wanna

that's where we wanna be yan cümlesinde wanna, want to ifadesini temsil eder; dolayısıyla we wanna be, we want to be anlamına gelir. Want to ifadesinin günlük konuşmadaki yaygın telaffuzunu yazıda gösteren bir biçimdir. Wanna zaten to içerdiği için ardından fiilin yalın hâli gelir: wanna be, wanna go, wanna help. Bir isimden önce want yerine geçemez: bir mola istediğinizi anlatmak için wanna break değil, want a break kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede wanna, want to anlamında doğal ve gündelik biçimde kullanılmıştır?

  1. We wanna new umbrella before the rain starts.
  2. We wanna leave before the rain starts.
  3. We wanna to leave before the rain starts.
Cevabı göster

We wanna leave before the rain starts.

I'm Abraham Tueme.

1:51

Ben Abraham Tueme.

I'm the director of sustainability for Coca-Cola Southwest Beverages.

1:52

Coca-Cola Southwest Beverages'ın sürdürülebilirlik direktörüyüm.

So today we are actually at American Airlines Center. Kültür

1:56

Bugün American Airlines Center'dayız.

Kültür

Mekân adı olarak American Airlines Center

American Airlines Center, bir spor ve eğlence mekânının tam özel adıdır. Burada Center adın bir parçasıdır; bir hava yolunun müşteri hizmetleri merkezi veya ofisi anlamına gelmez. Marka adları sık sık spor ve etkinlik mekânlarının adlarında yer alır. Her kelimeyi ayrı ayrı çevirmek yerine arena, venue, game veya concert gibi yakındaki ipuçlarından yerin türünü belirleyin.

Alıştırma

Bu cümlede American Airlines Center neyi ifade ediyor?

  1. Bir hava yolu tarafından işletilen müşteri hizmetleri ofisi.
  2. Bir spor ve eğlence mekânının özel adı.
  3. Uçakların onarıldığı bir bina.
Cevabı göster

Bir spor ve eğlence mekânının özel adı.

We have about 20 units here.

1:58

Burada yaklaşık 20 cihazımız var.

They are distributed all across the venue.

2:00

Tesisin dört bir yanına dağıtılmış durumdalar.

We share a commitment to get 100% of the containers that we put into the market, Kalıp ifadeler

2:03

Piyasaya sunduğumuz ambalajların yüzde 100'ünü geri toplama taahhüdünü paylaşıyoruz,

bringing those back for recycling. Kalıp ifadeler

2:08

yani onları geri dönüşüm için geri getiriyoruz.

Kalıp ifadeler

share a commitment to: aynı hedefe ortak bağlılık taşımak

share a commitment to ifadesinde share “ortaklaşa sahip olmak”, commitment ise ciddi bir söz veya bağlılık anlamına gelir. İfade, iki ya da daha fazla kişinin veya grubun aynı hedefe bağlı olduğunu belirtir; yalnızca aynı görüşte olmaktan daha güçlüdür. Ortak hedef farklı biçimlerde gelebilir: commitment to safety örneğindeki gibi edat olan to’dan sonra bir ad öbeği, commitment to protecting children örneğindeki gibi -ing biçimi veya commitment to protect children örneğindeki gibi to’lu mastar.

Alıştırma

İki kulüp aynı uzun vadeli hedef için çalışıyor. Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: The clubs ____ protecting local wildlife.

Cevabı göster

share a commitment to

Kalıp ifadeler

bringing those back for recycling: geri dönüşüm için geri getirmek

Bu cümlede bringing those back for recycling, kaplar piyasaya çıktıktan sonra onları geri toplamayı ve geri dönüşüm sürecine yönlendirmeyi anlatır. Those, önceki containers sözcüğüne gönderme yapar; back ise kapları tüketicilerden veya piyasadan toplama sistemine geri dönüyormuş gibi sunar. bring + nesne + back for recycling kalıbı iki aşamayı ayırır: önce geri toplama, ardından geri dönüşüm. Yalnızca son geri dönüşüm işlemi değil, ambalajın hangi yolla toplandığı önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan, işlemeden önce geri toplamayı anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın ve printer cartridges yerine them kullanın: When your printer cartridges are empty, ____.

Cevabı göster

bring them back for recycling

The system is able to tell you every item,

2:09

Sistem her bir ürünün

whether it was disposed as a recyclable item, Dilbilgisi

2:12

geri dönüştürülebilir atık olarak mı

or whether it was landfill.

2:14

yoksa çöp sahasına gidecek atık olarak mı atıldığını size söyleyebiliyor.

Dilbilgisi

paralel seçenekler için whether ... or whether ...

Whether ilk olası sonucu, or whether ise diğer seçeneği tanıtır. İki yan cümle birlikte, sistemin iki bertaraf sınıfından hangisini bildirebildiğini belirtir; tek bir evet-hayır sorusu oluşturmaz. İkinci yan cümleden önce whether sözcüğünü tekrarlamak, uzun seçenekleri paralel ve takip edilmesi daha kolay hâle getirir. Aktarılabilir kalıp whether + yan cümle A + or whether + yan cümle B biçimindedir ve özellikle iki seçenek de tam yan cümle olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Raporu tam tekrarlanan whether ... or whether ... kalıbıyla tamamlayın: The audit will show ____ each package was recycled ____ it went to landfill.

Cevabı göster

whether · or whether

And simply put, creating a better understanding Anlatım akışı

2:15

Basitçe söylemek gerekirse, daha iyi anlamamızı sağlıyor:

of material flows inside the arena. Kelime

2:19

arena içindeki malzeme akışlarını.

Anlatım akışı

Daha basit bir yeniden ifadeyi belirten simply put

Simply put, dinleyiciye sırada karmaşık bir açıklamanın daha kısa ve doğrudan bir biçiminin geleceğini bildiren bir söylem işaretidir. Burada pratik sonucu kısa biçimde sunar: malzemelerin arena içinde nasıl hareket ettiğini anlamak. Bu ifadede put, “yerleştirilmiş” değil, “ifade edilmiş” veya “söylenmiş” anlamındadır. İfade, konuşmacının artık temel noktayı çıkardığını belirterek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir sunumcu karmaşık bir geri dönüşüm sürecini açıkladıktan sonra temel sonucu belirtmek istiyor. Hangi cümle en uygun işareti kullanır?

  1. In addition, the system shows where the waste goes.
  2. Simply put, the system shows where the waste goes.
  3. For example, the system shows where the waste goes.
Cevabı göster

Simply put, the system shows where the waste goes.

Kelime

Material flows: bir sistemdeki fiziksel hareket

Material flows, fiziksel malzemelerin bir sisteme giriş yollarını ve miktarlarını, sistemin aşamalarındaki hareketlerini ve ürün, geri kazanılmış kaynak ya da atık olarak çıkışlarını anlatan teknik bir terimdir. Bu cümlede içecek kapları gibi nesneleri ve bunların arena içindeki yollarını belirtir. Burada flows yalnızca sıvı hareketi anlamına gelmez. Çoğul biçim birkaç malzeme türünü veya birkaç yolu kapsayabilir. Bu nedenle material flows takibi, işletme verilerini elleçleme, geri dönüşüm ve atık kararlarıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir arenanın sürdürülebilirlik raporunda material flows ifadesi büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Paranın arena hesaplarına giriş ve çıkış hareketi
  2. Çalışanların görevlerini tamamlama sırası
  3. Fiziksel nesnelerin arena içindeki yolları ve miktarları
Cevabı göster

Fiziksel nesnelerin arena içindeki yolları ve miktarları

The other real valuable component Kelime

2:21

Gerçekten değerli olan diğer bileşen ise

is how the system is able to create ad monetization for the venue Kelime

2:23

sistemin tesis için reklam geliri yaratabilmesi

Kelime

Really valuable ifadesinin samimi biçimi olarak real valuable

real valuable ifadesinde real, valuable sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır ve “really” ya da “very” anlamına gelir. İfade, bileşenin çok değerli olduğunu belirtir; real burada component sözcüğünü niteleyen bir sıfat değildir. Başka konuşmalara aktarılabilen kalıp real + sıfat yapısıdır; real useful veya real difficult gibi.

Alıştırma

Resmi ve düzenlenmiş İngilizce için en güvenli cümle hangisidir?

  1. The proposal is valuable really.
  2. The proposal is really valuable.
  3. The proposal is real valuable.
Cevabı göster

The proposal is really valuable.

Kelime

Ad monetization: reklam yoluyla gelir elde etme

Ad monetization, reklam yoluyla para kazanma süreci veya iş mekanizmasıdır. Bu cümlede sistem, mekanın ekranlardaki reklam alanını ve izleyici ilgisini gelire dönüştürmesini sağlar. Terim, reklamların kendisini veya genel tanıtımı değil, gelir oluşturan modeli adlandırır.

Alıştırma

Reklam olanaklarını gelire dönüştürme sürecini adlandıran iki sözcüklük tam terimle cümleyi tamamlayın: The publisher uses ____ to support its free news site.

Cevabı göster

ad monetization

and making sure that those recycling programs are well funded throughout the year.

2:28

ve bu geri dönüşüm programlarının yıl boyunca yeterince finanse edilmesini sağlaması.

It needs to be a joint effort by the industry in general Kalıp ifadeler

2:32

Genel olarak tüm sektörün ortak çaba göstermesi gerekiyor

pushing towards a better way of doing business in the future.

2:35

gelecekte iş yapmanın daha iyi bir yoluna yönelmek için.

Kalıp ifadeler

a joint effort: ortak çalışma ve sorumluluk

Bu cümlede a joint effort, sektörün farklı kesimlerinin koordineli biçimde çalışması anlamına gelir. Joint, effort sözcüğünü niteler ve ortaklaşa ya da birlikte yapılan demektir; vücuttaki bir eklemi anlatmaz. Bu ifade, hedefi tek bir katılımcının tek başına gerçekleştirmesinin beklenmemesi gereken ortak bir sorumluluk olarak sunar. Hem iş birliğini hem de aynı sonuca yönelik ortak sorumluluğu vurgulamak için kullanılır.

Alıştırma

Bir okul, yeni bir oyun alanı yapmak için ailelerin, öğretmenlerin ve yerel işletmelerin yardımını istiyor. Hangi ifade onların ortak çalışmasını ve sorumluluğunu en iyi vurgular?

  1. a joint effort
  2. a personal preference
  3. a routine inspection
Cevabı göster

a joint effort

All of us got into the SmartSort by wanting to do better for the environment.

2:41

Hepimiz çevre için daha iyisini yapmak istediğimizden SmartSort'a katıldık.

With that in mind, Anlatım akışı

2:45

Bunu göz önünde bulundurarak,

Anlatım akışı

With that in mind: önceki noktayı sonraki adıma bağlamak

With that in mind, az önce söylenen bir düşünceye, hedefe veya gerçeğe geri gönderme yapan bir geçiş ifadesidir. Buradaki that, çevre için daha iyisini yapma yönündeki ortak hedefi belirtir. Bu ifade, dinleyiciye sıradaki kararın veya eylemin önceki değerlendirmeye göre şekillendiğini anlatır. Bilgi sırası şöyledir: önce ilgili arka plan, ardından ona dayanan bir karşılık.

Alıştırma

Bir yönetici az önce bütçenin sınırlı olduğunu açıkladı. Hangi başlangıç, sıradaki planın bu sınırlamayı dikkate aldığını en iyi gösterir?

  1. With that in mind, let's focus on the two most important changes.
  2. On the other hand, let's focus on the two most important changes.
  3. By the way, let's focus on the two most important changes.
Cevabı göster

With that in mind, let's focus on the two most important changes.

all of us with engineering and technology backgrounds Kelime

2:46

mühendislik ve teknoloji geçmişine sahip hepimiz

decided to jump in and see if we could solve a problem Öbek fiiller

2:48

kolları sıvayıp bu sorunu çözüp çözemeyeceğimize bakmaya karar verdik

Kelime

with engineering and technology backgrounds: mühendislik ve teknoloji geçmişine sahip

Mesleki bir bağlamda background, bir kişiyi belirli bir alana hazırlayan eğitim, öğrenim veya deneyim anlamına gelir. Burada engineering and technology backgrounds, bu kişilerin mühendislik ve teknoloji alanlarında ilgili niteliklere ya da deneyime sahip olduğunu belirtir. with ile başlayan ifade all of us grubunu tanımlar ve bu kişilerin hangi uzmanlığı sunduğunu açıklar. Alanlar ortak olsa da gruptaki her kişinin kendine ait bir geçmişi bulunduğu için backgrounds çoğuldur.

Alıştırma

Cümlede with engineering and technology backgrounds ifadesi all of us hakkında ne anlatıyor?

  1. Mühendislik ve teknoloji temalı bir dekorun önünde duruyorlar.
  2. Bu alanlarda ilgili eğitim, öğrenim veya deneyime sahipler.
  3. Şu anda hepsi tamamen aynı mühendislik işinde çalışıyor.
Cevabı göster

Bu alanlarda ilgili eğitim, öğrenim veya deneyime sahipler.

Öbek fiiller

jump in: hızlıca katılıp işe koyulmak

Jump in, hızlı ve istekli bir şekilde katılmaya başlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede grup, sorun üzerinde çalışmaya girişir; fiziksel olarak bir yere atlamaktan söz edilmez. Ardından gelen see if we could solve a problem ifadesi, katılımlarının amacını belirtir. Başka bağlamlarda jump in, bir konuşmada söze girmek anlamına da gelebilir; bu nedenle çevredeki eylemler hangi katılım türünün kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir ekip arkadaşı yardım masasının aşırı yoğun olduğunu fark edip hemen mesajları yanıtlamaya başlıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. She jumped in and helped answer the messages.
  2. She jumped over the desk and answered the messages.
  3. She put off answering the messages until next week.
Cevabı göster

She jumped in and helped answer the messages.

and the future's never been brighter for all technology, Deyimler

2:50

ve tüm teknoloji sektörü için gelecek hiç bu kadar parlak olmamıştı,

Deyimler

the future's never been brighter: gelecek hiç olmadığı kadar umut verici

Burada the future's never been brighter, geleceğe ilişkin görünümün şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha umut verici olduğu anlamına gelir. Brighter, gerçek ışıktan değil, daha olumlu veya daha umut verici bir durumdan söz eden bir ışık benzetmesidir. Bu cümlede future's, future has ifadesinin kısaltmasıdır. has never been + karşılaştırma yapısı, şu ana kadarki bütün dönemi karşılaştırır. never biçimce olumsuz olsa da brighter ile birlikte çok güçlü bir olumlu iddia oluşturur: önceki hiçbir dönemde görünüm şimdiki kadar parlak değildi.

Alıştırma

Cümleyi her zamankinden daha umut verici anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After a year of steady progress, the team's future has ____.

Cevabı göster

never been brighter

all waste haulers, Kelime

2:53

tüm atık toplama şirketleri için de,

all recyclers,

2:54

tüm geri dönüşüm işletmeleri için de,

all venues.

2:56

tüm tesisler için de.

Kelime

waste haulers: atık toplama ve taşıma hizmetleri

Waste haulers, atıkları toplayıp çöp sahasına, aktarma istasyonuna, geri dönüşüm tesisine veya başka bir hedefe taşıyan çalışanlar ya da sektör listelerinde daha sık görüldüğü üzere şirketlerdir. Burada ifade yalnızca ağır bir kamyonu değil, hizmet sağlayan tarafı adlandırır. Temel nokta görevdir: waste haulers, atığı üretildiği yerden bir sonraki işlem göreceği yere taşır.

Alıştırma

Bir şirket mağazalardaki kutuları alıp içindekileri bir işleme tesisine taşıyor. Belirtilen görevi en iyi hangi ad tanımlar?

  1. A venue
  2. A waste hauler
  3. A recycler
Cevabı göster

A waste hauler

It's an exciting time.

2:57

Heyecan verici bir dönem.