Y Kuşağı (Millennials) ile Z Kuşağı - Karşılaştırmaları Nasıldır ve Aralarındaki Fark Nedir?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Milenyum kuşağı ile Z kuşağının dikkat, iş, teknoloji, alışveriş, eğitim, hoşgörü ve medya açısından karşılaştırması. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “sit side by side on the generation ladder,” bir deyim ve mecazi ifadedir: gerçek bir merdiveni değil, zaman sıralamasında komşu iki kuşağı anlatan metaforu tanımayı sağlar. 2. “would rather have their own workspace than share it” bir dil bilgisi ve cümle kalıbıdır: “would rather A than B” ile tercih belirtirken iki fiil biçimini paralel tutmayı öğretir. 3. “panned out” bir phrasal verb’dür: pan sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamadan bir durumun sonunda nasıl geliştiğini veya sonuçlandığını anlamayı sağlar.
Bu derste
head over to wix.com/go/infographics to try out one of their premium plans right now.
0:03şu an hemen wix.com/go/infographics adresine gidip premium paketlerinden birini deneyebilirsiniz.
and are typically categorized as people born between 1980 to the mid-1990s.
0:14ve genellikle 1980 ile 1990'ların ortaları arasında doğan kişiler olarak kategorize edilir.
referred to as: alternatif bir ad tanıtmak
Referred to as, aynı kişi, grup veya şey için başka bir ad tanıtır. Bu cümlede Millennials öznedir ve Generation Y alternatif addır. Be referred to as + ad biçimindeki edilgen yapı, o adla çağrılmak veya bilinmek anlamına gelir. Burada tek seferlik bir ad verme eylemini değil, yerleşmiş bir etiketi açıklayıcı biçimde sunar.
Alıştırma
Bir adı tanıtan edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: In the article, the mountain is ____ the Sleeping Giant.
Cevabı göster
referred to as
Millennials are also sometimes referred to as Echo Boomers
0:19Y kuşağına bazen "Yankı Patlaması (Echo Boomers)" da denir;
due to a major surge in birth rates in the 1980s and 90s. Kalıp ifadeler
0:22bunun nedeni 1980'lerde ve 90'larda doğum oranlarında görülen büyük artıştır.
a major surge in birth rates: doğum oranlarında büyük artış
Surge, bir miktarın, oranın veya düzeyin ani ve güçlü biçimde artmasıdır. Bu cümlede a major surge in birth rates, 1980'lerde ve 1990'larda doğum oranlarının hızlı ve önemli ölçüde yükselmesi anlamına gelir. a surge in + isim yapısı, bir eğilimi raporlarda ve açıklamalarda kullanılan kısa bir isim öbeğine dönüştürür. Major, artışın büyüklüğünü vurgular; ifade de Echo Boomers adının demografik nedenini açıklar.
Alıştırma
Bir günlük indirimden sonra çevrim içi siparişlerdeki ani ve büyük artışı en iyi hangi ifade anlatır?
- a slow decline in online orders
- a stable number of online orders
- a major surge in online orders
Cevabı göster
a major surge in online orders
Generation Z or Gen Z is the generational group that came after the Millennials,
0:26Z kuşağı veya Gen Z ise Y kuşağından sonra gelen nesil grubudur,
born between the mid-1990s up to the mid-2000s.
0:311990'ların ortalarından 2000'lerin ortalarına kadar olan dönemde doğmuşlardır.
iGen, or Post Millennials.
0:38iGen veya Y kuşağı sonrası (Post Millennials) olarak da adlandırılır.
the expansion of the internet and the leaps that have been made with the digital revolution
0:51internetin yaygınlaşması ve dijital devrimle atılan büyük adımlar,
has seen them exposed to a host of different experiences.
0:55onları pek çok farklı deneyime maruz bıraktı.
sit side by side on the generation ladder benzetmesi
Burada sit side by side, iki grubun fiziksel olarak yan yana oturduğunu anlatmaz. İki neslin zaman bakımından birbirine çok yakın olduğu anlamına gelir. Generation ladder, nesilleri zamana göre sıralanmış komşu konumlar olarak gösteren bir benzetmedir. İfade bir bütün olarak, deneyimleri farklı olabilse de grupların birbirini izleyen nesiller olduğunu anlatır.
Alıştırma
These two cohorts sit side by side on the generation ladder İngilizce cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?
- Birbirine komşu nesillere aittirler.
- Gerçek bir merdivende birlikte oturuyorlardır.
- Tam olarak aynı deneyimleri yaşamışlardır.
Cevabı göster
Birbirine komşu nesillere aittirler.
Add to that the influence of parents from different generations Anlatım akışı
0:58Buna farklı nesillerden gelen ebeveynlerin etkisini de eklediğimizde,
and we have plenty of scope for differences in attitude and behavior. Kalıp ifadeler
1:01tutum ve davranış farklılıkları için önümüzde geniş bir alan oluşuyor.
Add to that ile başka bir etken eklemek
Add to that, hemen önce sözü edilen nedene veya olgular bütününe gönderme yapar ve bir etken daha ekler. Matematiksel bir toplama işlemi yapmak değil, bunu da hesaba katmak anlamına gelir. Yaygın yapı Add to that + bir isim öbeği biçimindedir; ardından çoğu zaman and ile bağlanan bir sonuç gelir. Böylece konuşan kişi sonuca geçmeden önce nedenleri üst üste ekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir neden daha ekleyen üç sözcüklü bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The road is icy. ____ the heavy fog, and driving becomes very risky.
Cevabı göster
Add to that
“plenty of scope for” + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede plenty of scope for, “bir şeyin gerçekleşmesi için geniş bir alan veya çok sayıda olasılık” anlamına gelir. Farklı kuşaklardan ebeveynlerin etkisi, tutumların ve davranışların farklılaşması için birçok olasılık yaratır. plenty of scope for ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: plenty of scope for improvement; plenty of scope for changing the plan. Buradaki scope, soyut bir olasılık veya hareket alanıdır; bir şeyin fiziksel kapsamı ya da gözlem aracı değildir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz, “geniş bir alan veya çok sayıda olasılık” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The early design leaves ____ improvement.
Cevabı göster
plenty of scope for
so we can bring you our list of 10 ways these generations compare and differ.
1:06ve bu nesillerin nasıl karşılaştırıldığına ve ayrıştığına dair 10 maddelik listemizi sizlere sunuyoruz.
Generation Z processes information faster than any other generation,
1:13Z kuşağı bilgiyi diğer tüm nesillerden daha hızlı işliyor,
They live in a high-tech world of constant updates
1:18Sürekli güncellenen ileri teknoloji bir dünyada yaşıyorlar
and having grown up with access to apps such as Vine and Snapchat, Dilbilgisi
1:20ve Vine ve Snapchat gibi uygulamalarla büyüdükleri için,
their attention span is likely to be lower than that of Millennials. Dilbilgisi
1:24dikkat sürelerinin Y kuşağınınkinden daha düşük olması muhtemeldir.
Önceki arka plan olarak “having grown up with access to”
Having grown up with access to ..., having + geçmiş zaman ortacı (grown up) yapısından oluşan bir tamamlanmış ortaç yan cümlesidir. Bir şeyin erişilebilir olduğu yetişme deneyimini ana cümledeki durumdan önce gelen bir arka plan olarak sunar ve o durumu açıklamaya yardımcı olur. having grown up ifadesinin örtük öznesi, their ile belirtilen gruptur. Burada having tamamlanmış ortaç yapısını kurar; “sahip olmak” anlamına gelmez. with access to ise uygulamaların kullanılabilir olduğunu gösterir. Yapının bütünü, because they grew up with access to apps gibi bir neden cümlesini kısaltır.
Alıştırma
Hangi cümle having grown up yapısını açık bir tamamlanmış ortaç niteleyicisi olarak kullanır ve ana cümlenin öznesiyle aynı kişiyi belirtir?
- Having grown up with access to bilingual books, the lessons were easy for Elena.
- Having growing up with access to bilingual books, Elena reads both languages confidently.
- Having grown up with access to bilingual books, Elena reads both languages confidently.
Cevabı göster
Having grown up with access to bilingual books, Elena reads both languages confidently.
lower than that of: karşılaştırmada tekil bir ismin yerini tutma
that zamiri, daha önce geçen tekil attention span isim öbeğinin yerini tutar. Karşılaştırmanın tam biçimi their attention span is likely to be lower than the attention span of Millennials olurdu; ancak that, attention span ifadesinin tekrarını önler. ‘Karşılaştırma sıfatı + than that of’ kalıbı, iki kişi veya grubun aynı özelliğini karşılaştırır. Böylece attention span ile Millennials kişilerini doğrudan karşılaştıran mantıksız bir yapı oluşmaz. Çoğul bir isim için those kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir özelliği doğrudan bir cihazla karşılaştırmadan iki cihazın pil ömrünü doğru biçimde karşılaştırır?
- The battery life of this tablet is longer than those of my old laptop.
- The battery life of this tablet is longer than my old laptop.
- The battery life of this tablet is longer than that of my old laptop.
Cevabı göster
The battery life of this tablet is longer than that of my old laptop.
while only 4% of Millennials and older generations believe 13 is an okay age for owning a smartphone,
1:28Y kuşağı ve daha eski nesillerin sadece %4'ü 13 yaşın akıllı telefon sahibi olmak için uygun bir yaş olduğuna inanırken,
as high as 18% of Generation Z members think it is an okay age. Dilbilgisi
1:34Z kuşağı üyelerinin %18 gibi yüksek bir oranı bunun uygun bir yaş olduğunu düşünüyor.
as high as: şaşırtıcı derecede yüksek bir sayıyı vurgulama
Bir sayının hemen önüne gelen as high as, sayının dikkat çekici derecede yüksek, çoğu zaman da beklenenden yüksek olduğunu belirtir. Burada 18% oranını, özellikle only 4% ile yan yana geldiğinde, çarpıcı derecede yüksek gösterir. Bu kullanım, sıradan eşitlik karşılaştırması olan as ... as kalıbı değildir. 18% oranını ikinci bir sayıyla karşılaştırmaz; istatistiğe konuşanın yüksekliğe ilişkin değerlendirmesini ekler.
Alıştırma
En yüksek ücret oranını şaşırtıcı derecede yüksek gösteren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The service fee can be ____ 18% of the ticket price.
Cevabı göster
as high as
A short attention span is not always a drawback
1:40Kısa bir dikkat süresi her zaman bir dezavantaj değildir
and what Generation Z lack in focus, Dilbilgisi
1:43ve Z kuşağının odaklanma konusundaki eksikliğini,
they make up for in their multitasking capabilities.
1:45çoklu görev yetenekleri fazlasıyla telafi ediyor.
What they lack in X, they make up for in Y: X'teki zayıflığı Y'deki güçle telafi etmek
what they lack in X, they make up for in Y kalıbı bir zayıflığı, onu telafi eden bir güçlü yönle karşılaştırır. Burada Z Kuşağı daha az odaklanabilen, ancak çoklu görev becerisi daha güçlü bir grup olarak anlatılıyor. what yan cümlesi eksik olan niteliği veya miktarı belirtir ve karşıtlığı vurgulamak için başa alınır. Make up for, telafi etmek anlamına gelir; dolayısıyla aktarılabilir fikir, öznenin Y alanındaki gücünün X alanındaki zayıflığını dengelemesidir.
Alıştırma
Cümleyi telafi etmek anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: What this camera lacks in portability, it ____ in image quality.
Cevabı göster
makes up for
Generation Z can work on a school assignment on their computer
1:48Z kuşağı bilgisayarlarında bir okul ödevi üzerinde çalışıp
All while taking notes: tüm bu süre boyunca not da almak
All while taking notes, önceki eylemlerle aynı zaman diliminde gerçekleşen ek bir eylem belirtir. All, while sözcüğünü güçlendirir ve eylemlerin tamamen çakışmasını özellikle dikkat çekici hâle getirir. Bu ifade, all while they are taking notes biçiminin kısaltılmış hâlidir. taking öncesinde özne ve be çıkarıldığı için dinleyen, üç eylemi de Z Kuşağı'nın yaptığını anlar.
Alıştırma
Cümleyi all while ve eat fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo answered customer emails and checked the schedule, ____ lunch.
Cevabı göster
all while eating
they will often sit in front of the TV watching a movie,
1:55genellikle TV'nin karşısına geçip bir film izlerken,
at the same time chatting with a friend on Facebook from their phone or laptop.
1:57aynı zamanda telefonlarından veya dizüstü bilgisayarlarından Facebook'ta bir arkadaşlarıyla sohbet ediyorlar.
71% of Generation Z say they live by the phrase,
2:05Z kuşağının %71'i hayatlarını şu söze göre yaşadıklarını söylüyor:
If you want it done right, then do it yourself atasözü
Bu atasözü, bir işin kalitesi sizin için önemliyse onu bizzat yapmanın kendi ölçütlerinize uygun sonuç almanın en güvenilir yolu olabileceğini söyler. Kendi kendine yetmeyi över, ancak bu bir bakış açısıdır; her işin tek başına yapılması gerektiğini söyleyen bir kural değildir. want it done right yapısında want + nesne + geçmiş zaman ortacı, istenen sonucu anlatır: işin doğru biçimde tamamlanmasını istersiniz. Ardından do it yourself, işi kimin yapması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bir öğrenci, “If you want it done right, then do it yourself.” diyor. Bu atasözü ne anlatır?
- Her iş tek başına yapılmalıdır.
- Bir iş ancak başka biri kontrol ederse doğru olur.
- İşi bizzat yapmak, kendi ölçütlerinizi karşılamanın en güvenilir yolu olabilir.
Cevabı göster
İşi bizzat yapmak, kendi ölçütlerinizi karşılamanın en güvenilir yolu olabilir.
Generation Z tend to be more competitive and will adopt a do-it-yourself mindset in personal or professional activities. Kalıp ifadeler
2:10Z kuşağı daha rekabetçi olma eğilimindedir ve kişisel veya mesleki etkinliklerde kendin-yap (DIY) zihniyetini benimserler.
Genel bir eğilimi anlatan tend to be
Tend to be, istisnasız bir gerçeği değil, genellikle görülen bir eğilimi anlatır. Bu cümlede Z Kuşağı hakkındaki ifadeyi daha az kesin hâle getirir: özellik yaygın olabilir, ancak her bireyi tanımlamaz. Kalıp şöyledir: özne + tend(s) to be + açıklama: They tend to be competitive; She tends to be careful. Çoğul öznelerle tend, üçüncü tekil şahıs öznelerle tends kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi mutlak bir kural değil, genel bir örüntü gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Libraries ____ quieter in the morning.
Cevabı göster
tend to be
Konuyu daraltmak için when it comes to
Burada when it comes to, bir konuya odaklandığımızda veya bir konudan söz edecek olursak anlamına gelir. Konuşmayı geniş bir konudan çalışma alanları gibi belirli bir konuya daraltır. Kalıp when it comes to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Bu ifadede come fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü konu çerçevesiyle tamamlayın: ____ team projects, Mia likes to plan every step.
Cevabı göster
When it comes to
69% of Generation Z would rather have their own workspace than share it with others, Dilbilgisi
2:18Z kuşağının %69'u başkalarıyla paylaşmak yerine kendi çalışma alanlarına sahip olmayı tercih ederken,
Tercih belirtmek için would rather have ... than share ...
Would rather A than B iki seçeneği karşılaştırır ve A'nın tercih edildiğini belirtir. Burada özel bir çalışma alanına sahip olmak, bu alanı paylaşmaya tercih edilir. would rather ifadesinden sonra fiilin yalın biçimini kullanın: to have değil, have. Seçenekler eylem olduğunda bunları paralel tutun: have ... than share.
Alıştırma
Cümleyi would rather ... than kalıbıyla tamamlayın: I ____ take the train ____ drive in heavy traffic.
Cevabı göster
would rather · than
whereas Millennials would opt for a collaborative working environment where they can team up with their colleagues. Notlar
2:23Y kuşağı meslektaşlarıyla ekip oluşturabilecekleri iş birlikçi bir çalışma ortamını seçer.
whereas ile cümlecikler arasında eşleşen karşıtlık
Whereas, başka bir cümlecikle veya hemen önce belirtilen bir olguyla karşıtlık kuran cümleciği başlatır. Burada odak, bir kuşağın tercihinden Milenyum kuşağının farklı tercihine geçer; anlamı "buna karşılık"tır, "çünkü" ya da "-dığı sırada" değildir. İki olguyu birbirine karşılık gelen bir karşılaştırma olarak düzenler. Böylece ilişki, but gibi genel bir karşıtlık bağlacına göre daha açık olur.
Alıştırma
Cümleyi burada öğrenilen açık karşılaştırma bağlacıyla tamamlayın: Ava likes quiet mornings, ____ Leo enjoys busy afternoons.
Cevabı göster
whereas
opt for + isim öbeği
Bu cümlede opt for, mevcut olasılıkları değerlendirdikten sonra iş birliğine dayalı bir çalışma ortamını seçmek anlamına gelir. Kalıp opt for + isim veya isim öbeğidir. Bu ifade genellikle bilinçli bir tercih veya karar anlamı taşır. Choose sözcüğüne göre biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi, isim öbeğinden önce kullanılan ve "seçmek" anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After comparing the menus, we decided to ____ the vegetarian meal.
Cevabı göster
opt for
team up with: bir ortakla güçleri birleştirmek
Team up with, bir işi birlikte yapmak için başka bir kişi veya grupla ekip olmak demektir. Burada with, iş birliği yapılan kişileri belirtir: their colleagues. Bu ifade yalnızca birinin yakınında çalışmayı değil, bir ekip veya iş birliği ilişkisi kurmayı vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp team up with + kişi veya grup şeklindedir ve ardından sıkça to + eylem gelir.
Alıştırma
Cümleyi team up ve gerekli edatla tamamlayın: For the science fair, Maya decided to ____ Leo and build a robot together.
Cevabı göster
team up with
40% of Generation Z say that reliable Wi-Fi is more important than reliable bathrooms.
2:30Z kuşağının %40'ı güvenilir bir Wi-Fi'ın temiz ve güvenilir bir tuvaletten daha önemli olduğunu söylüyor.
only 14% of US adults had access to the internet in 1995,
2:371995 yılında ABD'li yetişkinlerin sadece %14'ünün internet erişimi varken,
Millennials saw firsthand how social media revolutionized the way in which we communicate. Notlar
2:45Y kuşağı, sosyal medyanın iletişim kurma şeklimizde nasıl devrim yarattığını ilk elden gördü.
saw firsthand how: bir değişime doğrudan tanık olmak
Saw firsthand how, see firsthand how + yan cümle kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin how ile başlayan yan cümlede anlatılan süreci başka bir kaynaktan öğrenmek yerine doğrudan gözlemlediği veya yaşadığı anlamına gelir. Burada how, Y kuşağının şahsen tanık olduğu değişimi, yani sosyal medyanın iletişimi dönüştürmesini belirtir. Doğrudan deneyim, ardından gelen açıklama için önemli bir kanıt olduğunda bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Lina'nın değişimi şahsen gözlemlediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Lina saw firsthand how the new schedule reduced waiting time.
- Lina guessed how the new schedule reduced waiting time.
- Lina heard that the new schedule reduced waiting time.
Cevabı göster
Lina saw firsthand how the new schedule reduced waiting time.
the way in which + yan cümle
Bu cümlede the way in which, sosyal medyanın etkilediği yöntemi, yani insanların nasıl iletişim kurduğunu belirtir. In which, the way ifadesini tam bir yan cümle olan we communicate ile bağlar. Bu, the way in which + özne + fiil biçimindeki resmî bir ilgi yan cümlesi kalıbıdır. Bir sürecin nasıl gerçekleştiğini veya değiştiğini açıklarken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi the way ve in which ile kurulan resmî ifadeyle tamamlayın: Social media changed ____ teams share news.
Cevabı göster
the way in which
Generation Z were born into this tech-immersed society
2:55Z kuşağı ise tamamen bu teknolojiye batmış topluma doğdu,
and so have a very different perspective.
2:58bu nedenle çok daha farklı bir bakış açısına sahipler.
All this technology has also had an effect on how these generations differ with communication habits.
3:03Tüm bu teknoloji, bu nesillerin iletişim alışkanlıklarında nasıl farklılaştığı üzerinde de etkili oldu.
they prefer to communicate face-to-face with colleagues in the workplace.
3:11iş yerinde meslektaşlarıyla yüz yüze iletişim kurmayı tercih ettiklerini söylüyor.
Millennials pioneered many of the digital communication tools which revolutionized how we do business.
3:16Y kuşağı, iş yapış şeklimizde devrim yaratan dijital iletişim araçlarının birçoğuna öncülük etti.
But with Generation Z preferring a more personal approach, Dilbilgisi
3:21Ancak Z kuşağının daha kişisel bir yaklaşımı tercih etmesiyle,
maybe they are the ideal generation
3:24belki de onlar, çevrimiçi ve çevrimdışı iş yeri iletişimi arasında
to strike the right balance between online and offline workplace communications. Kalıp ifadeler
3:25doğru dengeyi kuracak ideal nesildir.
with Generation Z preferring ...: with + isim + -ing
With Generation Z preferring a more personal approach, ana fikirle ilgili bir arka plan durumunu kısa bir yapıda toplar. Generation Z, preferring fiilinin mantıksal öznesidir; cümlenin temel iddiasını ise ana cümle taşır. with + isim öbeği + -ing biçimi çoğu zaman “bu gerçekleştiğine göre” veya “durum böyleyken” anlamına gelir. Burada Z kuşağının çevrim içi ve çevrim dışı iletişimi iyi dengeleyebileceği önerisine dayanak sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir arka plan durumu sunmak için with + isim + -ing yapısını doğru kullanıyor?
- With more customers shop online, the store expanded its delivery team.
- With more customers shopping online, the store expanded its delivery team.
- With more customers are shopping online, the store expanded its delivery team.
Cevabı göster
With more customers shopping online, the store expanded its delivery team.
strike the right balance between A and B: A ile B arasında doğru dengeyi kurmak
Bu cümlede strike the right balance between A and B, iki farklı ihtiyacı uygun biçimde karşılayacak bir yol bulmak anlamına gelir. Burada A çevrim içi iş yeri iletişimi, B ise çevrim dışı iş yeri iletişimidir. Strike burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Dengenin tam olarak yarı yarıya olması gerekmez; right, duruma uygun anlamını taşır.
Alıştırma
Cümleyi strike ile başlayan ders ifadesiyle tamamlayın: The policy must ____ privacy and convenience.
Cevabı göster
strike the right balance between
A 2016 survey conducted by Lincoln Financial Group tells us that Generation Z are far more optimistic than the Millennials. Dilbilgisi
3:32Lincoln Financial Group tarafından yürütülen 2016 tarihli bir anket bize Z kuşağının Y kuşağından çok daha iyimser olduğunu söylüyor.
far more optimistic than: birinden çok daha iyimser
Far, more optimistic karşılaştırma yapısını güçlendirir ve farkın büyük olduğunu gösterir. Cümle, Z kuşağının iyimserlik düzeyinin Y kuşağınınkinden çok daha yüksek olduğunu belirtir. Yapı far + comparative + than şeklindedir; far more optimistic than, far better than ve far less expensive than buna örnektir. Far burada fiziksel uzaklık anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle özgüven farkının büyük olduğunu açıkça söylüyor?
- Lena is more confident than she was last month.
- Lena is very more confident than she was last month.
- Lena is far more confident than she was last month.
Cevabı göster
Lena is far more confident than she was last month.
50% of Generation Z say America is heading in the right direction vs. 42% of Millennials. Deyimler
3:39Z kuşağının %50'si Amerika'nın doğru yönde ilerlediğini söylerken, Y kuşağında bu oran %42.
heading in the right direction: doğru yönde ilerlemek
Bu cümlede heading in the right direction, iyi, arzu edilen ya da doğru bir biçimde gelişmek veya değişmek anlamına gelir. Ülkenin fiziksel hareketini değil, genel gidişatını anlatır. be + heading in the right direction kalıbı, ilerlemenin devam etmekte olduğunu gösterir. Özne bir proje, ekonomi, plan veya kişi de olabilir; right burada “doğru ya da arzu edilen” demektir, “sağ tarafa doğru” değil.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “iyi ya da arzu edilen şekilde gelişmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After several successful tests, the team believes the project is ____.
Cevabı göster
heading in the right direction
64% of Gen Z have started researching or talking to others
3:45Z kuşağının %64'ü 13 yaşına geldiklerinde
about their financial futures by age 13.
3:48finansal gelecekleri hakkında araştırma yapmaya veya başkalarıyla konuşmaya başlamış durumda.
95% of those making financial plans feel optimistic about their future in general.
3:53finansal planlar yapanların %95'i genel olarak gelecekleri hakkında iyimser hissediyor.
convenience over brands: markalar yerine kolaylığa öncelik vermek
Bu kısa başlıkta convenience over brands, kolaylığı marka adlarından daha fazla seçmek ya da önemsemek demektir. Over tercih veya öncelik bildirir; choose ya da prefer gibi bir fiil söylenmeden bırakılmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen X over Y kalıbı, bir seçimde X'i birinci, Y'yi ikinci sıraya koyar. Burada over, bir şeyin üstündeki konumu anlatmaz ve “hakkında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi kısa başlık, alışveriş yapanların kolay iadeye ünlü markalardan daha fazla önem verdiğini belirtir?
- Easy returns above famous labels.
- Easy returns about famous labels.
- Easy returns over famous labels.
Cevabı göster
Easy returns over famous labels.
Accenture research tells us that Generation Z love tech-driven fast shopping experiences like 1-hour delivery,
4:01Accenture'ın araştırması bize Z kuşağının 1 saatte teslimat gibi teknoloji odaklı hızlı alışveriş deneyimlerini,
Brands are less important and they'll happily switch retailers who are better at providing these services.
4:09Markalar onlar için daha az önemlidir ve bu hizmetleri sağlamakta daha iyi olan başka bir perakendeciye mutlu bir şekilde geçebilirler.
And they see shopping as a social experience. Dilbilgisi
4:15Alışverişi sosyal bir deneyim olarak görürler.
see shopping as a social experience: alışverişi sosyal bir deneyim olarak görmek
see A as B yapısında A değerlendirilen şeydir, B ise A'nın nasıl anlaşıldığını veya sınıflandırıldığını gösterir. Bu cümlede shopping A, a social experience ise B'dir. Buradaki see, «gözle görmek» değil, «olarak görmek» veya «olarak değerlendirmek» anlamına gelir. Bu yapı, bir kişinin ya da grubun bir şeyi nasıl gördüğünü anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi see A as B yapısıyla tamamlayın: Our neighbors ____ the park ____ a place where everyone can meet.
Cevabı göster
see · as
They like to consult friends and get opinions on products.
4:17Arkadaşlarına danışmayı ve ürünler hakkında fikir almayı severler.
They can be unforgiving when leaving reviews for retailers
4:20Perakendeciler için yorum bırakırken acımasız olabilirler
and are also twice as likely to consult YouTube as Millennials Dilbilgisi
4:23ve bir satın alma işlemi yapmadan önce
twice as likely to ... as ...: ... yapma olasılığı ...'nın iki katı
A is twice as likely to do X as B yapısında twice, eylemin kaç kez gerçekleştiğini değil, gerçekleşme olasılığını ölçer. A'nın X yapma olasılığı B'nin iki katıdır. Bu cümlede Z kuşağı A, YouTube'a başvurmak X, Y kuşağı ise B'dir. Twice sözcüğünü as likely ifadesinden önce getirin ve son as ile karşılaştırılan grubu belirtin.
Alıştırma
Cümleyi twice as likely ... as yapısıyla tamamlayın: Group A is ____ likely to check the app daily ____ Group B.
Cevabı göster
twice as · as
75% of Generation Z say there are other ways of getting a good education other than the traditional route of going to college, Kalıp ifadeler
4:30Z kuşağının %75'i, üniversiteye gitmek gibi geleneksel yolların dışında iyi bir eğitim almanın başka yolları da olduğunu söylüyor.
other than: bir seçeneği dışlama veya karşılaştırma
Bu cümlede other than, diğer yolların dışında tutulan ve onlarla karşılaştırılan yolu, yani üniversiteye gitmenin geleneksel yolunu tanıtır. İyi bir eğitimin üniversiteden farklı yollarla da alınabileceği anlatılır. other than + sözcük veya ifade yapısı bir istisna ya da alternatif belirtir. Cümleye göre dışında, hariç veya yerine anlamına gelebilir; burada en açık anlam üniversiteden farklıdır.
Alıştırma
Ön kapının kullanılabilen tek giriş olduğunu göstermek için cümleyi other than ile tamamlayın: We have no way to enter the building ____ through the front door.
Cevabı göster
other than
And Generation Z has the beauty of hindsight on their side to see how things panned out for their counterparts. Notlar
4:38Ve Z kuşağı, işlerin kendilerinden öncekiler için nasıl sonuçlandığını görebilme avantajına sahip.
the beauty of hindsight on their side: geriye bakmanın sağladığı avantaj
Burada hindsight, sonuçları görünür hâle geldikten sonra geçmişteki bir seçimi anlamak demektir. Z kuşağı önceki bir grubun başına gelenlere bakabilir ve bu bilgiyi kendi kararlarını verirken kullanabilir. Cümle iki olumlu benzetmeyi birleştirir: the beauty of hindsight, sonradan edinilen bilgiyi değerli bir avantaj olarak sunar; on their side ise bu avantajın onlara yardımcı olduğunu anlatır. Geleceği tahmin edebildikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada the beauty of hindsight on their side ne anlama geliyor?
- Gelecekteki sonuçları kesin olarak tahmin edebilirler.
- Zaten bilinen sonuçlardan ders çıkarabilirler.
- İnsanlar geçmişe baktıkları için onlara hayranlık duyar.
Cevabı göster
Zaten bilinen sonuçlardan ders çıkarabilirler.
panned out: Bir Şeyin Sonunda Nasıl Geliştiği
Burada panned out, bir şeyin sonunda belirli bir şekilde geliştiği veya sonuçlandığı anlamına gelir. Z kuşağı, Y kuşağının deneyimlerine geriye dönüp bakabilir ve nihai sonuçların ne olduğunu görebilir. Bu anlamda pan out, doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir: bir plan, durum veya deneyim pans out. Sık sık how, well, badly ya da sonucu açıklayan bir ifadeyle kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede pan out bir durumun nihai sonucunu sormak için kullanılmıştır?
- Do you know how the pilot program panned out?
- Do you know who washed the pan?
- Do you know how to work out this equation?
Cevabı göster
Do you know how the pilot program panned out?
Many Millennials now have large student debts
4:45Birçok Y kuşağı şu anda büyük öğrenci borçlarına sahip
and have been left questioning whether it was worth it Dilbilgisi
4:47ve bunun değip değmediğini sorgular hale geldiler;
with 44% of recent college grads employed in jobs that do not require a degree.
4:50üstelik yeni üniversite mezunlarının %44'ü diploma gerektirmeyen işlerde çalışıyor.
have been left questioning whether it was worth it: Sonuç Olarak Değip Değmediğini Sorgulamak
Have been left questioning, etkisi günümüzde de süren bir sonucu anlatır: önceki deneyimler birçok Y kuşağı mensubunun şüphe içinde kalmasına neden olmuştur. Left, edilgen be left + -ing yapısının bir parçasıdır; bir yerde terk edildikleri anlamına gelmez. Questioning, dolaylı evet-hayır sorusu olan whether it was worth it ifadesini getirir. Cümle içine yerleşen soru, whether it was şeklinde düz cümle sırasını korur; whether was it denmez. Burada üniversitenin sağladığı yararların maliyet ve çabayı haklı çıkarıp çıkarmadığından emin olmadıklarını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki questioning kullanan edilgen sonuç durumu yapısıyla tamamlayın: After several delays, the travelers have ____ whether the trip was worth it.
Cevabı göster
been left questioning
Millennials tend to be more tolerant than Generation Z
4:56Y kuşağı, Z kuşağından daha hoşgörülü olma eğilimindedir
as they have generally encountered more situations in life where things have the potential to go wrong. Kalıp ifadeler
4:59çünkü genel olarak hayatta işlerin ters gitme potansiyeli olan daha fazla durumla karşılaşmışlardır.
have the potential to go wrong: ters gitme olasılığı olmak
have the potential to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin gerçekleşme ihtimali olduğunu, özellikle de gelecekte ortaya çıkabilecek bir sonucu anlatır. Burada things have the potential to go wrong, çeşitli durumlarda sorun çıkabileceği anlamına gelir; kesinlikle sorun çıkacağını söylemez. Go wrong, 'ters gitmek, başarısız olmak veya planlandığı gibi gerçekleşmemek' anlamındaki bir deyimdir. Yanlış yöne doğru hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
'Sorun çıkabilir' anlamındaki hedef ifadeyle risk değerlendirmesini tamamlayın: Even a well-planned trip ____ when the weather changes suddenly.
Cevabı göster
has the potential to go wrong
it's all about getting the job done: önemli olan işi tamamlamaktır
it's all about + isim veya -ing biçimi, ana fikri ya da önceliği belirtir. Burada diğer ayrıntılar yerine işi başarıyla tamamlamayı temel amaç hâline getirir. Get the job done, bir görevi başarıyla tamamlamak demektir. Job yalnızca ücretli bir işi değil, belirli bir görevi de anlatabilir; done ise tamamlanmış sonuca odaklanır.
Alıştırma
Başarıyla tamamlamayı ana öncelik yapan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can discuss the design later; right now, ____.
Cevabı göster
it's all about getting the job done
and problems for them usually mean it's time to look elsewhere.
5:07ve onlar için problemler genellikle başka bir yere bakma zamanının geldiği anlamına gelir.
if Generation Z experience a technical hitch when making an online purchase, Kelime
5:11eğer Z kuşağı çevrimiçi bir alışveriş yaparken teknik bir aksaklık yaşarsa,
technical hitch: küçük ve geçici bir teknik sorun
Technical hitch, ekipman, yazılım veya teknik bir süreçte ortaya çıkan küçük ya da geçici bir sorun demektir. Burada, bir müşteri çevrim içi alışveriş yapmaya çalışırken bir şeylerin ters gitmesini ifade eder. Hitch, muhtemelen çözülebilecek bir engel anlamı taşır; sistemin tamamen veya uzun süreli olarak çalışmaması şart değildir. Bu ifade, sorunu sınırlı ve yönetilebilir gösterir.
Alıştırma
Ödeme sayfası kısa süreliğine donuyor ve çalışanlar "We're fixing a technical hitch." diyor. Büyük olasılıkla ne anlatmak istiyorlar?
- Bir müşteri yanlış ürünü seçti.
- Küçük ve muhtemelen çözülebilir bir teknik sorun meydana geldi.
- Tüm sistem kalıcı olarak çalışmayı durdurdu.
Cevabı göster
Küçük ve muhtemelen çözülebilir bir teknik sorun meydana geldi.
it's unlikely they'll visit that store again.
5:15o mağazayı tekrar ziyaret etmeleri pek olası değildir.
Whereas Millennials will be more lenient and likely give the store a second chance. Kalıp ifadeler
5:17Y kuşağı ise daha affedici olacak ve büyük ihtimalle mağazaya ikinci bir şans verecektir.
give the store a second chance: mağazaya bir şans daha vermek
Give the store a second chance, hayal kırıklığı yaratan ilk deneyimden sonra mağazayı tekrar denemeyi seçmek anlamına gelir. Give + kişi veya şey + a second chance, başarılı olması ya da kendini geliştirmesi için başka bir fırsat vermeyi anlatan kalıplaşmış bir yapıdır. Second chance çoğu zaman genel olarak bir fırsat daha demektir; sayının tam olarak iki olması gerekmez. İfade, sabırlı olmayı veya yeniden değerlendirmeye istekli olmayı anlatır.
Alıştırma
"the restaurant" ile kullanılan kalıplaşmış ifadeyi yazarak cümleyi tamamlayın: Our first visit was disappointing, but we decided to ____.
Cevabı göster
give the restaurant a second chance
Generation Z are more likely to be browsing YouTube than sitting in a movie theater.
5:25Z kuşağının YouTube'da gezinme olasılığı, sinema salonunda oturma olasılığından daha yüksek.
63% of them say they prefer to see real people than celebs in their ads.
5:29%63'ü reklamlarda ünlülerden ziyade gerçek insanları görmeyi tercih ettiklerini söylüyor.
So it's pretty obvious we've probably got a large percentage of Generation Z viewers
5:34Yani The Infographics Show'da izleyicilerimizin büyük bir yüzdesinin
Whether you're Gen Y or Gen Z: whether A or B yapısı
Whether A or B iki olasılık sunar ve ardından gelen ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Burada whether you're Gen Y or Gen Z, “paraya ihtiyacınız var” sonucunun her iki kuşak için de geçerli olduğu anlamına gelir; Gen Y ve Gen Z birbirini izleyen iki kuşağın adıdır. Whether ilk olasılığı, or ise ikinci olasılığı tanıtır. Bu yapı kapsanan durumların sınırını belirler; dinleyiciden seçim yapmasını isteyen doğrudan bir soru değildir.
Alıştırma
Talimatın her iki yerde de geçerli olduğunu belirten iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you study at home ____ at the library, turn off your phone.
Cevabı göster
Whether · or
One thing is for sure: kesin bir sonucu sunmak
One thing is for sure, ardından gelen ifadeye duyulan güçlü güveni belirten bir konuşma kalıbıdır. Burada dinleyiciyi “paraya ihtiyacınız var” şeklindeki kesin sonuca hazırlar. Bu kalıptaki thing fiziksel bir nesneyi anlatmaz. One thing, “bir gerçek veya sonuç”; for sure ise “kesinlikle” anlamına gelir. Konuşanlar bu kalıbı genellikle belirsizliklerden veya farklılıklardan söz ettikten sonra, yine de kesin olan noktayı belirtmek için kullanır.
Alıştırma
Belirsizlikten kesin bir sonuca geçmek için one thing is for sure kalıbını en doğal kullanan cümle hangisidir?
- One thing is for sure the plan before we meet this week.
- The plan may change, but one thing is for sure: we will meet this week.
- Please one thing is for sure that the door is locked.
Cevabı göster
The plan may change, but one thing is for sure: we will meet this week.
and want to start a side business for that hobby you've had since you were a kid?
5:46ve çocukluğunuzdan beri sahip olduğunuz o hobiniz için ek bir iş başlatmak mı istiyorsunuz?
Wix can help you get started with a website.
5:49Wix, bir web sitesiyle işe başlamanıza yardımcı olabilir.
You will never have to worry if your website is safe and secure
6:04Web sitenizin güvenli olup olmadığı
or if it will go down because of something you can't even understand. Öbek fiiller
6:07veya hiç anlamadığınız bir nedenden dolayı çöküp çökmeyeceği konusunda asla endişelenmenize gerek kalmayacak.
Bir web sitesinin hizmet dışı kalmasını anlatan “go down”
Bu cümlede go down, çalışmayı durdurmak veya erişilemez hâle gelmek demektir. Özne web sitesi olduğu için aşağı doğru hareketi değil, hizmet kesintisini anlatır. Web siteleri, sunucular, uygulamalar veya ağlar için X goes down dendiğinde, kullanıcıların genellikle en azından bir süre X’e erişemediği veya onu kullanamadığı anlaşılır.
Alıştırma
Bir web sitesi aniden tamamen erişilemez hâle geliyor ve nedeni bilinmiyor. Olayı en iyi hangi cümle anlatır?
- The website went down.
- The website slowed down.
- Someone took the website down.
Cevabı göster
The website went down.
“does all the heavy lifting” mecazı
Burada does all the heavy lifting bir mecazdır: Wix en zor, en zahmetli veya en önemli işi üstlenir. Gerçek anlamda ağır bir şey kaldırılmaz. do the heavy lifting kalıbı, bir işin zor kısmının sorumluluğunu üstlenmek demektir. all eklendiğinde, bir kişinin, aracın veya hizmetin bu zor işin neredeyse tamamını yaptığı vurgulanır.
Alıştırma
Cümleyi “en zor işin tamamını yapar” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The setup tool handles every difficult step, so it ____ for you.
Cevabı göster
does all the heavy lifting
You can finally create that amazing website you've been thinking about
6:11Sonunda o hep düşündüğünüz harika web sitesini oluşturabilir
and support the Infographics Show at the same time
6:14ve aynı zamanda wix.com/go/infographics adresine giderek
Don't wait until the next generation beats you to your idea. Deyimler
6:22Fikrinizi bir sonraki neslin elinizden almasını beklemeyin.
beat someone to something: birinden önce davranmak
Bu cümlede beats you to your idea, başka birinin senin fikrini senden önce uygulaması veya geliştirmesi demektir. Buradaki beat, ilk olmakla ilgilidir; birine vurmak veya onu fiziksel olarak yenmek anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp beat + kişi + to + şey veya eylem şeklindedir. Şey ya da eylem zaten belliyse İngilizcede sık sık beat someone to it kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi beat someone to it ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: I was about to announce the result, but Noah ____.
Cevabı göster
beat me to it
Get a head start today with the amazing website you deserve. Deyimler
6:24Hak ettiğiniz o harika web sitesiyle bugün avantajlı bir başlangıç yapın.
Get a head start: avantaj kazanmak için erken başlamak
Get a head start, başkalarından veya gerekenden daha erken başlayarak ilk aşamada avantaj kazanmak demektir. Burada internet sitesini bugün hazırlamaya başlamak, başkaları harekete geçmeden ilerlemenin bir yolu olarak sunuluyor. Bu ifade bir deyimdir: head start bir bütün olarak kullanılır ve vücudun bir bölümünü anlatmaz. Yaygın kalıplar get a head start on + isim ve get a head start by + fiilin -ing biçimi şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi get a head start deyimiyle tamamla: If we begin the science project this weekend, we can ____ on the assignment before classes resume.
Cevabı göster
get a head start
Do you fall into either of these two generations? Kalıp ifadeler
6:27Bu iki nesilden birine dahil misiniz?
fall into either of these two generations: bir kategoriye ait olma
Burada fall into, fiziksel olarak düşmek değil, “ait olmak” veya “bir grubun parçası olarak sınıflandırılmak” anlamına gelir. Soru, yaşınızın sizi daha önce sözü edilen iki kuşaktan birine dahil edip etmediğini sorar. Kullanılabilir kalıp fall into + category/group/range şeklindedir. either of these two ifadesinde either, iki seçenekten biri anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede fall into, “bir kategoriye ait olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The books fell into the box when the shelf broke.
- Most applicants fall into one of three age groups.
- Be careful not to fall into the pool.
Cevabı göster
Most applicants fall into one of three age groups.
Also, be sure to check out our other video called What Are the Weirdest Unsolved Internet Mysteries?
6:33Ayrıca, En Tuhaf Çözülemeyen İnternet Gizemleri Nelerdir? adlı diğer videomuza da mutlaka göz atın.