Antik dönemde bir Atinalının bir günü - Robert Garland: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: 427 BCE yılında Atinalı bir aile savaş, salgın, toplumsal eşitsizlik ve dinî uygulamalar arasında yaşarken belirleyici bir kamusal tartışmaya tanıklık eder. Yurttaşların Mytilene halkını cezalandırma kararından sonra ikinci oylama cezayı sınırlar ve ilk emri uygulanmadan durdurmak üzere başka bir gemi gönderilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 427 BCE — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: BCE’nin Ortak Çağ’dan önceki yılları gösteren tarih işareti olduğunu anlamak, anlatıyı doğru döneme yerleştirmeyi ve antik tarihlerin sırasını ters yorumlamamayı sağlar. 2. Ekklêsia, the assembly of citizens, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Atina yurttaşlar meclisinin adını ve onu açıklayan eş değer ifadeyi tanımak; kimlerin tartıştığını, oy kullandığını ve kamusal bir kararı değiştirebildiğini anlamaya yardım eder. 3. carry out the first resolution — Öbek fiiller: Resmî bir kararı uygulamaya koymayı anlatmak için carry out fiilini resolution, order veya plan ile doğal biçimde kullanmayı ve ikinci geminin neden bu eylemi engellemesi gerektiğini öğretir.
Bu derste
427 BCE: Ortak Çağ’ın başlangıcından önceki bir yıl
BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır. Bir yıl sayısından sonra kullanıldığında, tarihin Ortak Çağ’ın başlangıcından önce olduğunu gösterir; dolayısıyla 427 BCE, Ortak Çağ’dan önce 427 yılını ifade eder. Burada bu işaret, anlatıyı antik Yunan tarihine yerleştirir. BCE yılları Ortak Çağ’a yaklaştıkça küçülür; bu nedenle daha büyük bir BCE sayısı daha eski bir tarihi gösterir. Örneğin 500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.
Alıştırma
Hangi ifade tarihleri doğru sıraya koyuyor?
- 500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.
- 500 BCE, 427 BCE’den daha sonradır.
- 500 BCE ile 427 CE aynı yıldır.
Cevabı göster
500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.
and the worst internal conflict ever to occur in the ancient Greek world is in its fourth year. Notlar
0:10ve antik Yunan dünyasında bugüne kadar yaşanan en kötü iç çatışma dördüncü yılına girdi.
internal conflict: daha büyük bir grubun içindeki çatışma
Burada internal conflict, aynı geniş toplumun veya bölgenin içindeki gruplar arasında yaşanan çatışma ya da ciddi karşıtlık anlamına gelir. Antik Yunan şehir devletleri aynı antik Yunan dünyasına aittir; bu nedenle ifade, aralarındaki savaşı dışarıdan gelen bir saldırı olarak değil, o dünyanın içindeki bir çatışma olarak sunar. Bu ifade bir kişinin kendi içindeki mücadeleyi de anlatabilir, ancak anlamı bağlam belirler. Siyasi, tarihsel veya kurumsal bağlamlarda genellikle bir ülke, toplum ya da kurum içindeki çatışmaya işaret eder; düşünce, duygu veya kararlarla ilgili ifadeler ise psikolojik bir mücadeleyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi aynı kuruluşun içindeki çatışma anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The committee was weakened by ____ between its two main factions.
Cevabı göster
internal conflict
in its fourth year: üç yıl tamamlandı, dördüncü yıl sürüyor
Burada in its fourth year, çatışmanın üç tam yılı geride bıraktığını ve şu anda dördüncü yılın içinde olduğunu belirtir. Devam eden bir olayın mevcut aşamasını gösterir; dört tam yılın geçtiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp be in + iyelik belirleyicisi + sıra sayısı + year şeklindedir: The project is in its second year. Özneye uygun bir iyelik belirleyicisi kullanın; insan olmayan tekil bir özne için its kullanılabilir.
Alıştırma
Yenileme çalışmasının üç tam yılı bitirdiğini ve şu anda dördüncü yılında olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum renovation is ____.
Cevabı göster
in its fourth year
The Peloponnesian War is being fought between the city-states of Athens and Sparta as well as their allies. Notlar
0:16Peloponez Savaşı, Atina ve Sparta şehir devletleri ile onların müttefikleri arasında yapılıyor.
The Peloponnesian War: Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar
The Peloponnesian War, Antik Yunan dünyasındaki büyük bir savaşın özel adıdır. Bu cümlede biri Atina, diğeri Sparta merkezli iki karşıt şehir devleti grubunun arasındaki çatışmayı ifade eder. Peloponnesian burada tam özel adın bir parçasıdır. Bu adı tanımak, their allies ifadesinin karşıt iki tarafın müttefiklerini anlattığını gösterir.
Alıştırma
Bu bölümde The Peloponnesian War neyi ifade ediyor?
- Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar arasındaki çatışma
- Yalnızca Sparta'nın savaştığı tek bir muharebe
- Tüm Yunan şehir devletleri ile Persler arasındaki savaş
Cevabı göster
Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar arasındaki çatışma
is being fought between: edilgen yapıyla devam eden bir olay
is + being + geçmiş zaman ortacı yapısı, şimdiki zamanın edilgen biçimini oluşturur. Burada is being fought, savaşın anlatımın referans anında devam ettiğini gösterir; dil bilgisel özne savaşan kişiler değil, savaşın kendisidir. between karşı karşıya gelen tarafları tanıtır. Dolayısıyla is being fought between X and Y, X ile Y’nin o anda bu savaşı birbirlerine karşı yürüttüğü anlamına gelir.
Alıştırma
fight fiilinin şimdiki zamanda edilgen devam biçimini ve iki tarafı tanıtan edatı kullanın: Right now, the battle ____ two rival armies.
Cevabı göster
is being fought between
as well as: ek bilgi eklemek
Burada as well as, Athens and Sparta ifadesinden sonra their allies bilgisini ekler. Müttefikler de savaşın katılımcılarıdır; bu nedenle eklenen bilgi between ile başlayan bölümün bir parçasıdır ve göz ardı edilmemelidir. A as well as B kalıbı genellikle A’yı ana unsur, B’yi ise ek bilgi olarak sunar. “ve ayrıca” anlamına gelebilir, ancak A ile B’ye her zaman and kadar eşit ağırlık vermez.
Alıştırma
Hangi cümle antrenörü ana özne olarak sunar, oyuncuları ekler ve doğru özne-fiil uyumunu kullanır?
- The coach, rather than the players, is attending the meeting.
- The coach, as well as the players, is attending the meeting.
- The coach and the players are attending the meeting.
Cevabı göster
The coach, as well as the players, is attending the meeting.
The Athenians can't match the formidable Spartan army on land, Kelime
0:24Atinalılar karada, müthiş Sparta ordusuyla başa çıkamıyor,
can't match: rakibin düzeyine erişememek
Bu cümlede can't match, “eşit düzeye ulaşamamak” veya “aynı düzeyde rekabet edememek” anlamına gelir. Askerî güç karşılaştırılmaktadır: Atinalılar karada Sparta ordusuyla aynı düzeye ulaşacak kadar güçlü değildir. Buradaki match, karşılaştırma bildiren bir fiildir; nesneleri eşleştirmek veya görsel olarak uyumlu hâle getirmek anlamında değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp can't match + kişi, grup, düzey veya niteliktir.
Alıştırma
Hangi cümlede match, “nitelik veya yetenek bakımından eşit olmak” anlamına gelir?
- Our local team can't match the champions' speed.
- This blue scarf matches your coat.
- Please match each name with a photo.
Cevabı göster
Our local team can't match the champions' speed.
so they've abandoned the countryside and moved inside the walls surrounding their city and port. Kalıp ifadeler
0:28bu yüzden kırsalı terk edip şehirlerini ve limanlarını çevreleyen surların içine çekildiler.
abandoned ... and moved ...: have yardımcı fiilini paylaşan iki bağlantılı eylem
Burada they've, they have anlamına gelir. have yardımcı fiili iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. Tam yapı have abandoned ... and (have) moved ... biçimindedir ve ikinci have kullanılmamıştır. İngilizcede sıralı fiiller aynı özne ve zamanı paylaştığında bu yapı sık kullanılır. Eylemlerin sırası tek bir bağlantılı strateji sunar: önce kırsal bölgeden vazgeçtiler, sonra şehir surlarının çevrelediği korunaklı alana çekildiler. Bu savaş bağlamında moved inside the walls, “tahkim edilmiş sınırın içine geçtiler” anlamına gelir; sıradan bir ev taşınmasını veya duvarın malzemesinin içine girmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede bir present perfect yardımcı fiili bağlantılı iki eylem için kullanılmıştır?
- They've moved the shelters, and the coast is empty.
- They evacuated the coast while the shelters moved inland.
- They've evacuated the coast and moved into inland shelters.
Cevabı göster
They've evacuated the coast and moved into inland shelters.
Now provisioned by a superior fleet and extensive maritime empire. Notlar
0:34Artık üstün bir donanma ve geniş deniz imparatorluğu aracılığıyla erzak sağlıyorlar.
provisioned by: belirtilen bir kaynak tarafından ikmal edilmek
Provisioned by, gerekli yiyecek, ekipman veya diğer malzemelerin belirtilen kaynak tarafından sağlandığı anlamına gelir. Burada filo ve deniz imparatorluğu, cümlede açıkça belirtilmeyen özneye ikmalin ulaşmasını sağlayan güçlerdir. Provisioned, resmî kullanımdaki provision fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu edilgen yapıda by, sağlanan malzemeleri değil tedarikçiyi veya ikmal sistemini gösterir.
Alıştırma
Provision fiilinin doğru biçimini ve tedarikçiyi gösteren edatı kullanın: The remote island was ____ weekly supply ships.
Cevabı göster
provisioned by
superior fleet and extensive maritime empire: deniz gücü ve deniz hâkimiyeti
Superior fleet ifadesindeki superior, filonun düşman filosundan daha güçlü veya etkili olduğu anlamına gelir. Gururlu ya da kibirli bir tavrı değil, göreli askerî kapasiteyi anlatır. Maritime denizle ilgili demektir; extensive maritime empire ifadesindeki extensive ise imparatorluğun geniş etki alanını belirtir. Filo ve deniz imparatorluğu birlikte, Atina'nın karada daha zayıf olsa bile deniz yollarını açık tutup ikmal alabilmesini açıklar. İfade, ikmal avantajının iki nedenini düzenler: deniz gücü ve geniş deniz hâkimiyeti.
Alıştırma
Bu cümlede superior fleet and extensive maritime empire ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Kibirli bir mürettebat ve geniş bir iç tarım bölgesi
- Daha güçlü bir donanma ve geniş bir deniz imparatorluğu
- Daha yüksek rütbeli bir görevli ve bir yol ağı
Cevabı göster
Daha güçlü bir donanma ve geniş bir deniz imparatorluğu
The cramped conditions have taken a toll and a recent plague wiped out a third of the population, Notlar
0:40Sıkışık şartlar bedelini ödetti ve yakın zamandaki bir veba salgını nüfusun üçte birini yok etti,
taken a toll: zamanla ciddi zarar vermek
Take a toll, genellikle zamanla biriken etkiler yoluyla ciddi zarar, kayıp veya yıpranmaya yol açmak anlamına gelir. Burada sıkışık koşullar zaten zarar vermiştir; have taken bu etkinin günümüzde de önemini koruduğunu gösterir. Neyin zarar gördüğünü belirtmek için Stress took a toll on her health örneğindeki gibi take a toll on + kişi veya şey yapısını kullanın. Altyazıda etkilenen grup, bağlamdan anlaşıldığı için açıkça belirtilmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi take a toll on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Years of stress have ____ her health.
Cevabı göster
taken a toll on
wiped out: geniş çapta yok edilmiş veya öldürülmüş
Wipe out, tamamen veya çok büyük ölçekte yok etmek, öldürmek ya da ortadan kaldırmak anlamına gelen ayrılabilir bir phrasal verb'dür. Burada salgın nüfusun üçte birinin ölmesine neden olmuştur; wiped out, harmed veya reduced ifadelerinden çok daha güçlüdür. İsim olan bir nesne ifadenin ardından veya iki parçanın arasında gelebilir: wipe out the village ya da wipe the village out. Zamir genellikle ortaya gelir: wipe them out.
Alıştırma
Cümleyi, 'geniş çapta yok etti' anlamına gelen wipe out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The wildfire ____ three mountain villages.
Cevabı göster
wiped out
goes on: zorluğa rağmen devam eder
Burada goes on, “devam eder” anlamındadır. go on öbek fiili; hayatın, işin, bir etkinliğin veya durumun durmak yerine sürmesini anlatabilir. Cümlenin başındaki but bir karşıtlık kurar: ciddi bir aksaklık yaşanmıştır, ancak şehir hayatı devam eder. city life tekil özne olduğundan go, geniş zamanda goes biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi “devam eder” anlamındaki iki sözcüklü go yapısıyla tamamlayın: Despite the delay, the show ____.
Cevabı göster
goes on
Archias and Dexileia live in the center of Athens.
0:48Archias ve Dexileia, Atina'nın merkezinde yaşıyorlar.
Archias is relatively well off and takes great interest in the city's affairs. Notlar
0:55Archias nispeten hali vakti yerinde biri ve şehrin işleriyle yakından ilgileniyor.
relatively well off: karşılaştırmaya göre maddi açıdan rahat
Well off, maddi açıdan rahat olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Bu cümlede is relatively well off, Archias’ın ilgili kişilerle ya da yaşam standardıyla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat olduğunu anlatır. Relatively, ifadeyi karşılaştırmalı ve daha az kesin yapar: değerlendirme bir referans grubuna bağlıdır, bu yüzden aşırı zengin demek değildir. Yaygın yapı be well off biçimindedir ve relatively ya da quite gibi derece bildiren sözcüklerle kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede relatively well off ne anlama geliyor?
- bedenen sağlıklı ve artık orada olmayan
- kesinlikle aşırı zengin
- ilgili bir grupla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat
Cevabı göster
ilgili bir grupla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat
takes great interest in: güçlü ve sürekli ilgi
Take great interest in, bir şeye çok ilgi duymak veya onu yakından takip etmek demektir. Burada Archias'ın şehrin işleriyle yakından ilgilendiğini belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı take + great interest + in + isim, zamir veya -ing biçimidir. Takes, tekil üçüncü şahıs özne Archias ile kullanılan biçimdir ve in bu yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
Hedef eşdizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum director ____ local history.
Cevabı göster
takes great interest in
Dexileia, on the other hand, can't participate in politics or own property. Notlar
1:00Öte yandan Dexileia, siyasete katılamıyor veya mülk edinemiyor.
on the other hand: karşıt bir yönü tanıtmak
On the other hand, hemen önce verilen bilgiyle belirgin bir karşıtlık oluşturan unsuru tanıtan bir söylem bağlayıcısıdır. Önceki cümle Archias'ı varlıklı ve kamusal işlerle ilgili biri olarak sunarken bu cümle odağı Dexileia'nın karşılaştığı kısıtlamalara taşır. Bu ifade bilgiyi şöyle düzenler: ilk noktayı akılda tutar, ardından ikinci kişiyi veya diğer yönü farklı bir durum olarak gösterir. Buradaki gibi cümlenin ortasında kullanıldığında virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
Hangi seçenek on the other hand ifadesini gerçek bir karşıtlık sunmak için kullanıyor?
- The apartment is small. On the other hand, it is close to the train station.
- The apartment is small. On the other hand, it is not very large.
- The apartment is small. On the other hand, the kitchen is tiny too.
Cevabı göster
The apartment is small. On the other hand, it is close to the train station.
participate in politics or own property: kurallarla kısıtlanan haklar
Burada participate in politics, resmî kamusal karar alma süreçlerine katılmak; own property ise kişinin kendi adına yasal olarak mülk sahibi olması demektir. Bu iki fiil öbeği, Dexileia'nın sahip olmadığı hakları belirtir. Bu cümlede can't, zekâ veya pratik yetenek eksikliğini değil, hukuki ve toplumsal bir kısıtlamayı anlatır. Bu arka plan, onun seçeneklerinin erkek yurttaşlarınkinden daha sınırlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Dexileia'nın can't kullanımı, toplumsal ve hukuki kuralların onu bu haklardan dışladığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
The couple are grateful to the gods that three of their four children,
1:07Çift, dört çocuklarından üçünün,
a son and two daughters, have survived past infancy. Kalıp ifadeler
1:10yani bir oğul ve iki kızın bebekliği atlatıp hayatta kalmasından tanrılara minnettar.
have survived past infancy: bir yaşam evresinin ötesinde hayatta kalmak
Survive past + bir zaman veya yaşam evresi, o sınırın ötesine kadar hayatta kalmak demektir. Burada past, ötesine anlamında bir edattır; infancy ise çocuğun bebek olduğu dönemi belirtir. Past burada geçmiş zamana gönderme yapmaz. Have survived, present perfect yapısındadır. Çocukların bebeklik sınırını geçtiğini ve anlatılan zamanda hâlâ hayatta olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, vurgulanan yapının present perfect biçimiyle tamamlayın: The puppies are now a month old, and all three ____ their first week.
Cevabı göster
have survived past
Many parents see daughters as a liability since they require dowries to find husbands, Notlar
1:15Birçok ebeveyn kız çocuklarını bir yük olarak görür çünkü koca bulmaları için çeyiz gerekir,
see daughters as a liability: see X as Y kalıbı
See X as Y, “X'i Y olarak görmek veya anlamak” demektir. Burada daughters X, a liability ise Y'dir; dolayısıyla ifade, beklenen çeyiz masrafı nedeniyle kızların maddi bir yük olduğu görüşünü aktarır. Bu kullanımda liability yalnızca hukuki sorumluluk değil, maliyet veya dezavantaj yarattığı düşünülen bir kişi ya da şey anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın aynı fikirde olduğunu göstermeden başkasının yargısını aktarabilir.
Alıştırma
Cümleyi see X as Y kalıbıyla tamamlayın: Maya ____ the mistake ____ a useful lesson.
Cevabı göster
sees · as
dowries: evlilik düzenlemesinde sağlanan mal
Dowries, dowry sözcüğünün çoğul biçimidir. Dowry, bir evlilik düzenlemesinin parçası olarak genellikle gelinin ailesi tarafından sağlanan para, mülk veya değerli eşyalardır; kesin alıcı ve biçim toplumdan topluma değişir. Bu cümlede, çeyiz sağlamanın beklenen maliyeti bazı ebeveynlerin kızlarını neden maddi bir yük olarak gördüğünü açıklar. Sözcük, herhangi bir düğün hediyesini ya da maaşı değil, belirli bir toplumsal kurumu adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum en doğru şekilde dowry olarak tanımlanır?
- Damadın ailesi, evlilik geleneği uyarınca gelinin ailesine ödeme yapar.
- Bir konuk çifte düğün hediyesi olarak ekmek kızartma makinesi verir.
- Gelinin ailesi, evlilik düzenlemesinin parçası olarak mülk aktarır.
Cevabı göster
Gelinin ailesi, evlilik düzenlemesinin parçası olarak mülk aktarır.
but Archias is confident that his wealth will allow him to make good matches for them without going bankrupt. Notlar
1:21ama Archias, zenginliğinin iflas etmeden onlara iyi birer evlilik yaptırabileceğine güveniyor.
make good matches for: biri için uygun evlilikler ayarlamak
Bu cümlede make good matches for them, onlar için toplumsal açıdan uygun evlilikler ayarlamak anlamına gelir. Them, Archias'ın kızlarını belirtir; matches ise maçları veya yarışmaları değil, evlilikleri ya da eş adaylarını ifade eder. Tarihî aile bağlamlarında a good match çoğunlukla yalnızca romantik uyumu değil; servet, toplumsal konum ve aile bağlantıları bakımından uygunluğu da anlatır.
Alıştırma
“Biri için toplumsal açıdan uygun evlilikler ayarlamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the historical novel, the ambitious aunt tried to ____ her nieces.
Cevabı göster
make good matches for
without going bankrupt: iflas durumuna girmeden
Go bankrupt, bir kişinin veya kuruluşun borçlarını ödeyemediği bir iflas durumuna girmesi anlamına gelir. Without going bankrupt ifadesinde without sözcüğünden sonra -ing biçimi going gelir; dolayısıyla ifade “sonunda iflas etmeden” anlamındadır. Burada iflas, Archias'ın kaçınabileceğine inandığı mali sonuç olarak sunulur. Go bir durum değişikliğini belirtir; yaygın kullanılan kalıp go bankrupttır. Become bankrupt dil bilgisi bakımından doğru olsa da günlük İngilizcede daha az doğaldır.
Alıştırma
Without ve yaygın go bankrupt kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The company paid the large settlement ____.
Cevabı göster
without going bankrupt
Like many Athenians, the family owns slaves. Kültür
1:28Çoğu Atinalı gibi, bu ailenin de köleleri var.
owns slaves: antik Atina hanelerinde kölelik
Bu tarihsel cümlede owns slaves, ailenin köleleştirilmiş insanları antik Atina'nın hukuki ve toplumsal sistemi içinde mülk olarak elinde tuttuğu anlamına gelir. Köleler, kendi istekleriyle ayrılabilen özgür çalışanlar değildi. Bu ifade, ev içindeki eşitsiz statüyü anlamak için gerekli bir arka plan sunar. İnsanları özgürlükten yoksun bırakan tarihsel bir kurumu anlatır; sıradan bir modern iş ilişkisini anlatmaz.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede owns slaves, aile hakkında ne anlatıyor?
- Aile, başka şehirlerden gelen konukları ağırlıyordu.
- Aile, köleleştirilmiş insanları o toplumun sistemi içinde mülk olarak elinde tutuyordu.
- Aile, istedikleri zaman ayrılabilen çalışanları işe alıyordu.
Cevabı göster
Aile, köleleştirilmiş insanları o toplumun sistemi içinde mülk olarak elinde tutuyordu.
Originally from Thrace, they were captured in war. Dilbilgisi
1:32Aslen Trakyalı olan bu köleler savaşta esir alınmışlar.
were captured in war: basit geçmiş zamanda edilgen yapı
were captured, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı captured. Özne olan they eyleme maruz kalır; dolayısıyla bu ifade, başka insanların onları bir savaş sırasında esir aldığı anlamına gelir. Edilgen yapı, onları kimin yakaladığına değil, onların başına ne geldiğine odaklanır; yakalayan kişiler belirtilmez. Tarihsel anlatılar, etkilenen kişiler veya sonuç eylemi yapandan daha önemli olduğunda bu yapıyı sıkça kullanır.
Alıştırma
Cümleyi capture fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: During the invasion, the two travelers ____ by enemy soldiers.
Cevabı göster
were captured
Thratta does most of the housework and helps raise the children. Kalıp ifadeler
1:36Thratta ev işlerinin çoğunu yapıyor ve çocukların yetiştirilmesine yardımcı oluyor.
helps raise the children: çocukların yetiştirilme sorumluluğunu paylaşmak
Bu cümlede helps raise the children, çocukların bakımını üstlenme, onlara rehberlik etme ve gelişimlerini destekleme işini paylaşmak anlamına gelir. Buradaki raise, çocukları fiziksel olarak kaldırmak demek değildir. help fiilinden sonra genellikle to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle helps raise denir. Help to raise da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak help raise daha kısa ve yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi help raise ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While Mia worked nights, her parents ____ her son.
Cevabı göster
helped raise
paidagôgos: Antik Yunan'da eğitim gözetmeni
Paidagôgos, Antik Yunan'da bir oğlan çocuğuna eşlik etmek, davranışlarını ve eğitimini denetlemekle görevlendirilen ev görevlisinin —çoğunlukla köleleştirilmiş bir erkeğin— unvanının Latin harflerine aktarılmış biçimidir. who supervises the son's education ilgi cümleciği, bu kişinin evdeki işlevini açıklar. Sıradan bir modern okul öğretmeni anlamına gelmez. Bu cümlede Philon okuma ve yazma da öğretir; ancak paidagôgos sözcüğü modern bir mesleği değil, ev içindeki eşlik ve gözetim rolünü adlandırır.
Alıştırma
Bu Antik Yunan bağlamında hangi tanım paidagôgos ile en iyi eşleşir?
- Bir oğlan çocuğuna eşlik eden, davranışlarını ve eğitimini denetleyen, çoğu zaman köleleştirilmiş bir ev görevlisi.
- Tüm bir sınıftan sorumlu modern bir devlet okulu öğretmeni.
- Şehirdeki bütün okulları yöneten seçilmiş bir görevli.
Cevabı göster
Bir oğlan çocuğuna eşlik eden, davranışlarını ve eğitimini denetleyen, çoğu zaman köleleştirilmiş bir ev görevlisi.
Ekklêsia: yurttaşlar meclisi
Ekklêsia, antik Atina'nın yurttaşlar meclisiydi; katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurumdu. Buradaki citizens bütün sakinler anlamına gelmez; katılım Atina yurttaşlığına bağlıydı. the assembly of citizens, pek bilinmeyen Ekklêsia adını hemen açıklayan bir söz öbeğidir. Bu nedenle assembly burada okul toplantısı ya da sıradan bir buluşma değil, siyasi bir kurum anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede Ekklêsia ne anlama geliyor?
- Yabancı tüccarların mal sattığı bir pazar.
- Katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurum.
- Bölgedeki bütün çocukların katıldığı bir okul toplantısı.
Cevabı göster
Katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurum.
Before setting out: yola çıkmadan önce
Set out burada “yola çıkmak ve bir yolculuğa başlamak” anlamındadır. Before setting out, sonraki eylemin yola çıkıştan önce gerçekleştiğini gösterir. Nesneleri düzenlemek ya da sergilemek anlamına gelmez. Burada before bir edat gibi kullanılır ve ardından -ing biçimindeki setting out gelir. Genellikle yola çıkan kişinin, ardından gelen ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi set out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Before ____, we locked the door and checked the route.
Cevabı göster
setting out
at the small shrine in the courtyard on behalf of his entire household. Kalıp ifadeler
1:57tütsü yakıyor ve yere içki dökerek sunak töreni yapıyor.
burns incense and pours a libation: iki ritüel eylemi
Burns incense, bir tören sırasında hoş kokulu duman çıkarması için tütsü yakmak demektir. Pours a libation, bir sıvıyı tanrısal bir varlığa sunu olarak dökmek demektir; burada yalnızca içilecek bir içecek servis edilmez. İki fiil öbeği and ile bağlandığı için aynı ritüelin iki bölümünü anlatır. Bu aile sunağındaki eylemler, aile adına gerçekleştirilen ibadeti gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede burns incense and pours a libation neyi anlatıyor?
- Ateş yakmak ve avluyu suyla yıkamak.
- Baharatlarla yemek pişirmek ve konuklara içecek servis etmek.
- Tütsü yakmak ve bir sıvıyı ritüel sunusu olarak dökmek.
Cevabı göster
Tütsü yakmak ve bir sıvıyı ritüel sunusu olarak dökmek.
on behalf of: temsilci olarak hareket etmek
On behalf of + bir kişi veya grup, o kişi ya da grubun temsilcisi olarak hareket etmek demektir. Bu cümlede kişi, ritüeli yalnızca kendisi için değil, tüm hane halkının temsilcisi olarak gerçekleştirir. Bu ifade ayrıca birinin yararı veya çıkarı için anlamına gelebilir. Sabit yapı on behalf of + isim öbeğidir; vurgunun temsil üzerinde mi yoksa yarar üzerinde mi olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: Maya accepted the award on ____ of the entire team.
Cevabı göster
behalf
Later, she'll retire to the inner courtyard for some fresh air. Kelime
2:07Daha sonra biraz temiz hava almak için iç avluya çekilecek.
“retire to the inner courtyard”: bir yere çekilmek
Bu cümlede retire to the inner courtyard, “mevcut etkinlikten veya insanlardan ayrılıp iç avluya gitmek” anlamına gelir. Bu hareket genellikle dinlenme, sessizlik veya mahremiyet içindir. Buradaki retire, meslek hayatını bitirip emekli olmak anlamına gelmez. retire to + place kalıbı, kişinin diğer insanlardan ya da mevcut etkinlikten çekilerek başka bir yere gitmesini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede retire to, “bulunduğu ortamdan çekilip başka bir yere gitmek” anlamında kullanılmıştır?
- At sixty-five, Maya retired from the company.
- Maya went to the office to begin her first job.
- After dinner, Maya retired to the library to read in peace.
Cevabı göster
After dinner, Maya retired to the library to read in peace.
When Archias arrives at the Agora, the civic and commercial heart of the city, Notlar
2:11Archias, şehrin sivil ve ticari kalbi olan Agora'ya ulaştığında,
Agora: antik bir Yunan kentinin kamusal merkezi
Agora, antik bir Yunan kentinin merkezindeki kamusal alanın adıdır. Pazar yeri olarak kullanılabildiği gibi yurttaşlık, toplumsal ve siyasi yaşamın buluşma noktası da olabilirdi. the civic and commercial heart of the city açıklaması, sözcüğün bağlamdaki anlamını açıklar: Archias bir kişiye değil, kamu işleriyle ticareti bir araya getiren bir yere varmaktadır.
Alıştırma
Bu cümlede the Agora neyi ifade ediyor?
- Bir kent görevlisinin kişisel adı
- Ticaret ve yurttaşlık yaşamı için kamusal bir merkez
- Bir ailenin evindeki özel iç avlu
Cevabı göster
Ticaret ve yurttaşlık yaşamı için kamusal bir merkez
civic and commercial heart of the city: merkez anlamındaki heart
Bu cümlede heart, önemli etkinliklerin yoğunlaştığı yeri anlatan bir metafordur. Agora, bir vücut organı olarak değil, hem yurttaşları ilgilendiren kamusal işlerin hem de ticaretin merkezi olarak betimlenir. the heart of + yer veya grup kalıbı, o yerin ya da grubun en önemli, canlı veya etkili bölümünü anlatabilir. Bunun tam coğrafi merkez olması gerekmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The theater is the cultural heart of the town. heart ne anlama geliyor?
- kasabanın geometrik olarak tam orta noktası
- kültürel etkinliklerin ana merkezi
- bir vücut organı
Cevabı göster
kültürel etkinliklerin ana merkezi
he finds the square swarming with his fellow citizens, Deyimler
2:16meydanın, kendisi gibi yurttaşlarla kaynadığını görüyor,
swarming with: kalabalık bir yeri canlı biçimde anlatmak
Swarming with, bir yerin hareket hâlindeki çok sayıda insan veya canlıyla dolu olduğunu anlatır. Sürü hâlinde hareket etme imgesini kullanır; bu nedenle meydan kalabalık, hareketli ve canlı görünür. Orada gerçekten böcekler olduğu anlamına gelmez. Yaygın kalıp yer + be + swarming with + çoğul isim şeklindedir. Özgün cümlede swarming with his fellow citizens, meydanın durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: By noon, the market was ____ tourists.
Cevabı göster
swarming with
native-born adult males who have completed military training. Kültür
2:19yani askeri eğitimini tamamlamış yerli doğumlu yetişkin erkekler.
native-born adult males who have completed military training: sınırlı bir vatandaş grubu
İfadenin tamamı, bu anlatıda kimlerin fellow citizens sayıldığını belirtir: toplulukta doğmuş, yetişkin olan ve askerî eğitimini tamamlamış erkekler. who have completed military training ilgi cümleciği, adult males ifadesine ek bir zorunlu koşul getirir. Burada citizens, Atina'da yaşayan herkes anlamına gelmez. Bu tarihsel betimlemede kadınlar, çocuklar, topluluk dışından gelenler ve eğitimi tamamlamamış erkekler bu nitelikli siyasi grubun dışında kalır.
Alıştırma
Vurgulanan tanım, bu anlatıdaki citizens hakkında ne ifade ediyor?
- Yalnızca gerekli niteliklere sahip sınırlı bir yetişkin erkek grubu siyasi vatandaş grubuna dahildi.
- Askerî eğitim her sakini vatandaş yapıyordu.
- Atina'da yaşayan herkes siyasi vatandaş grubuna dahildi.
Cevabı göster
Yalnızca gerekli niteliklere sahip sınırlı bir yetişkin erkek grubu siyasi vatandaş grubuna dahildi.
Attached to the central monument is a noticeboard with the meeting's agenda. Dilbilgisi
2:24Ortadaki anıtta toplantının gündeminin asılı olduğu bir duyuru panosu var.
Attached to the central monument is a noticeboard: öne alınmış tümleçle devrik yapı
Attached to the central monument is a noticeboard cümlesinde özne-yüklem devrikliği kullanılır. Baştaki geçmiş zaman ortaç öbeği ilan panosunun durumunu ve yerini belirtir; dilbilgisel özne a noticeboard öbeğidir ve is onun önünde yer alır. Nötr söz dizimi A noticeboard with the meeting's agenda is attached to the central monument şeklindedir. Devrik düzen önce ortamı sunar, ardından ilan panosunu tanıtır; bu nedenle yazılı bir sahneyi düzenlemekte kullanışlıdır.
Alıştırma
Durum ve yer öbeğini başa alarak cümleyi yeniden yazın: A noticeboard is attached to the central monument. ____ is a noticeboard.
Cevabı göster
Attached to the central monument
Today, there's only one item of discussion: Kalıp ifadeler
2:28Bugün tartışılacak tek bir konu var:
one item of discussion: gündemdeki bir mesele
Burada item, fiziksel bir nesneyi değil, düzenlenmiş bir listedeki veya gündemdeki bir konuyu belirtir. An item of discussion, grubun konuşmayı planladığı bir meseledir. İki nokta, ardından gelen sözlerin bu tek meseleyi açıklayacağını gösterir.
Alıştırma
Bu toplantı cümlesinde one item of discussion ne anlama gelir?
- sergilenen fiziksel bir nesne
- tamamlanmış bir kararın yazılı kaydı
- grubun konuşmayı planladığı tek bir mesele
Cevabı göster
grubun konuşmayı planladığı tek bir mesele
what to do with the people of Mytilene, a city on the island of Lesbos, Kalıp ifadeler
2:30Atina egemenliğine karşı bir isyanın henüz bastırıldığı
what to do with: bir kişi veya şeyin nasıl ele alınacağına karar vermek
what to do with + kişi veya şey kalıbı, o kişi ya da şeyin nasıl ele alınacağını, ona nasıl davranılacağını, nasıl kullanılacağını, saklanacağını veya onunla nasıl başa çıkılacağını belirten, cümle içine yerleşmiş bir soru yapısıdır. Konuyu, üzerinde düşünülmesi veya karar verilmesi gereken bir mesele olarak sunmak için what + to-mastar yapısını kullanır. Bu cümlede Mytilene halkına nasıl davranılacağını tartışılan karar olarak sunar. Bu kişileri kullanarak hangi etkinliğin yapılacağını sözcüğü sözcüğüne sormaz.
Alıştırma
Cümleyi ‘nasıl ele alınacağı’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to decide ____ the damaged equipment.
Cevabı göster
what to do with
where a revolt against Athenian rule has just been put down. Notlar
2:35Midilli adasındaki bir şehir olan Mytilene (Midilli) halkına ne yapılacağı.
revolt against Athenian rule: Atina yönetimine karşı isyan
Bu cümlede a revolt against Athenian rule, Atina’nın siyasi denetimine karşı düzenlenen bir isyan anlamına gelir. revolt against + otorite veya sistem yapısı, isyancıların neye karşı çıktığını belirtir. Buradaki rule, bir gücün yönetimi veya denetimi anlamındaki sayılamayan isimdir. Tek bir kural ya da bir dizi kural anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede revolt against Athenian rule ne anlama gelir?
- Atina’da yazılmış birkaç kural hakkında bir tartışmaydı.
- Atina’nın siyasi denetimine karşı bir isyandı.
- Belirli bir Atinalı lideri destekleyen bir kampanyaydı.
Cevabı göster
Atina’nın siyasi denetimine karşı bir isyandı.
has just been put down: az önce bastırıldı
Burada put down, güç veya otorite kullanarak bastırmak ya da yenilgiye uğratmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi a revolt olduğu için bir şeyi bir yüzeye bırakma şeklindeki gerçek anlamda kullanılmamıştır. has just been put down ifadesi present perfect edilgen yapıdadır: has + just + been + geçmiş zaman ortacı. Eylem isyana uygulanır; just ise bastırmanın çok kısa süre önce gerçekleştiğini ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi put down ifadesinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The revolt has just ____.
Cevabı göster
been put down
The meeting takes place on a hill west of the Acropolis, known as the Pnyx. Kalıp ifadeler
2:39Toplantı, Akropolis'in batısında, Pnyx olarak bilinen bir tepede yapılıyor.
known as the Pnyx: bir adı tanıtmak
known as the Pnyx ifadesinde known as, tepenin bilinen adını tanıtır. Bu ifade, a hill öbeğini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve which is known as the Pnyx şeklinde genişletilebilir. Bir kişinin veya şeyin adını, unvanını, lakabını ya da kimliğini belirtmek için be known as + ad, unvan, lakap veya kimlik yapısını kullanın. known as ifadesini kelime kelime yorumlamayın; iki sözcük birlikte adlandırma kalıbını oluşturur.
Alıştırma
Kulenin adını tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tower is ____ the Sky Needle.
Cevabı göster
known as
The word means tightly packed and the crowd of 5,000 citizens makes it clear why. Kelime
2:44Kelimenin anlamı "sıkı sıkıya paketlenmiş", ve 5.000 yurttaşın oluşturduğu kalabalık bunun nedenini açıklıyor.
tightly packed: birbirine çok yakın ve sıkışık
Tightly packed, insanların veya nesnelerin aralarında neredeyse hiç boşluk kalmayacak kadar sıkıştırılmış ya da birbirine çok yakın yerleştirilmiş olması demektir. Bu cümlede 5.000 yurttaştan oluşan kalabalığın fiziksel yoğunluğunu anlatır. Packed yalnızca “çantalara veya kutulara konmuş” anlamına gelmez. Sıfat olarak kalabalık bir alanı veya birbirine çok yakın yerleştirilmiş nesneleri de anlatabilir; tightly ise yakınlık fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Yolcuların arasında neredeyse hiç boşluk olmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The passengers were ____ inside the bus.
Cevabı göster
tightly packed
The heralds purify the hill by sprinkling its boundary with pig's blood Kültür
2:51Haberciler tepenin sınırlarına domuz kanı serperek arındırıyor
purify the hill by sprinkling its boundary with pig's blood: ritüel arınma
Bu ifade, halka açık bir toplantıdan önce yapılan törensel arınmayı anlatır: haberciler, toplantı yerinin törensel açıdan arınmış sayılması için tepenin sınırına domuz kanı serper. Buradaki purify, kiri temizlemek ya da mikropları öldürmek anlamına gelmez. Ritüel kirliliği ortadan kaldırmak anlamına gelir ve bu Antik Yunan bağlamında kamusal işlemlerle dinî uygulamaların yakından bağlantılı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede purify the hill ne anlama gelir?
- Kiri ve mikropları gidermek için tepeyi temizlerler.
- Araziyi satmak için tepenin sınırını işaretlerler.
- Tepeyi törensel açıdan arınmış hâle getirmek için dinî bir ritüel yaparlar.
Cevabı göster
Tepeyi törensel açıdan arınmış hâle getirmek için dinî bir ritüel yaparlar.
call for order: bir gruptan sakinleşmesini istemek
Call for order, bir toplantının veya başka bir resmî sürecin devam edebilmesi için insanlardan sessiz olmalarını ve kurallara uymalarını açıkça istemek anlamına gelir. Bu cümlede haberciler, ritüelden sonra meclisi denetim altına alır. Bu ifadede call for istemek ya da talep etmek, order ise düzenli bir durum anlamına gelir. Telefon etmekle veya yemek siparişi vermekle ilgisi yoktur.
Alıştırma
Tartışma devam ederken birkaç kişi bağırmaya başlıyor. Onlardan sakinleşmelerini istemek anlamına gelen ifade hangisidir?
- place an order
- call the meeting to order
- call for order
Cevabı göster
call for order
As everyone sits on benches facing the platform,
2:57Herkes kürsüye bakan banklara oturduktan sonra,
the presiding officer opens the meeting with the words, Kelime
3:00oturum başkanı meclisi şu sözlerle açıyor:
presiding officer: resmî süreci yöneten görevli
Burada presiding officer, bir toplantıyı veya süreci resmî olarak yöneten görevliyi ifade eder. Presiding, “resmî bir toplantıya başkanlık etmek” anlamındaki preside fiilinin -ing biçimidir; officer ise resmî bir görev üstlenen kişidir ve mutlaka polis anlamına gelmez. Bu cümlede bu unvan, toplantıyı açma ve kimin konuşacağını düzenleme yetkisine sahip kişiyi belirtir. Daha genel olarak, resmî işlemlerin düzenli ilerlemesinden sorumlu rol için kullanılır.
Alıştırma
Presiding officer resmî bir toplantıda ne anlama gelir?
- Resmî süreci yönetmekten sorumlu görevli.
- İlk konuşmak isteyen herhangi bir katılımcı.
- Platformu korumakla görevlendirilmiş bir polis.
Cevabı göster
Resmî süreci yönetmekten sorumlu görevli.
“Tis agoreuein bouleutai?”: Eski Yunan meclisinde kullanılan bir kalıp
Tırnak içindeki sözler Latin harfleriyle yazılmış eski Yunanca bir kalıptır; İngilizce bir cümle değildir. Bu bölümde hemen ardından gelen Who wishes to address the assembly? sorusu, ifadeyi anlamak için gereken İngilizce karşılığı verir. Eski Yunanca sözlerin korunması, resmî bir meclisin tarihsel olarak canlandırıldığını gösterir. Yabancı dildeki ifadeyi İngilizce açıklamasıyla birlikte okuyun; Yunanca sözcükleri İngilizce yazım veya dil bilgisi kurallarıyla çözümlemeye çalışmayın.
Alıştırma
“Tis agoreuein bouleutai?” bu bölümde nasıl bir işlev görür?
- Herkese meclisten ayrılmasını söyleyen İngilizce bir emirdir.
- Oturumu yöneten görevlinin kişisel adıdır.
- Birini meclise hitap etmeye davet eden, Latin harflerine aktarılmış eski Yunanca bir kalıptır.
Cevabı göster
Birini meclise hitap etmeye davet eden, Latin harflerine aktarılmış eski Yunanca bir kalıptır.
address the assembly: resmî konuşma daveti
Bu soru söz alma sürecini resmen başlatır ve sıradaki konuşmacı olmak isteyen kişinin kim olduğunu sorar. Who wishes to...? ifadesi Who wants to...? ifadesinden daha resmî ve usule uygun duyulur. Burada address, “bir topluluğa resmî olarak hitap etmek” anlamında bir fiildir; the assembly ise bir araya gelmiş dinleyicileri belirtir. Kalıp address + dinleyici veya grup şeklindedir. Bu cümlede address, posta adresi anlamına gelmez.
Alıştırma
Who wishes to address the assembly? burada ne anlama geliyor?
- Soru, toplantı yerinin posta adresini kimin bildiğini soruyor.
- Soru, toplantının bitmesini kimin istediğini soruyor.
- Soru, orada bulunan herkese resmî olarak konuşmak isteyen kişinin kim olduğunu soruyor.
Cevabı göster
Soru, orada bulunan herkese resmî olarak konuşmak isteyen kişinin kim olduğunu soruyor.
some ... others ...: bir grubun farklı bölümlerini karşılaştırma
Eşleşen some ... others ... yapısı, daha büyük bir grubu birbiriyle karşılaştırılan alt gruplara ayırır. Burada some merhamet öneren kişileri, others ise intikam almaya kararlı kişileri belirtir. Birbirine karşılık gelen ifadeler iki görüşü paralel biçimde sunar ve grup adının tekrarlanmasını önler. Others, “o grubun diğer bazı üyeleri” anlamındadır; önünde the olmadığı için kalan herkes anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı some ... others ile tamamlayın: ____ committee members supported the proposal; ____ opposed it.
Cevabı göster
Some · others
bent on vengeance: intikam almaya kesin kararlı
be bent on + isim veya -ing biçimi yapısında bent, fiziksel olarak eğilmiş olmak değil, kesin kararlı olmak anlamına gelir. Bent on vengeance, intikam almaya kararlı olmak demektir ve bunu yalnızca istemekten çok daha güçlüdür. Bu cümlede ifade, bir tarafın tavizsiz amacını anlatır ve onları merhamet önerenlerle karşı karşıya getirir. Bu yapı çoğu zaman inatçılık veya uyarıları ve sonuçları görmezden gelme isteği ima eder.
Alıştırma
Bent on vengeance ifadesi hangi durumu en iyi anlatır?
- Bir hükümdar düşmanının cezayı hak edip etmediğini kısaca düşünür.
- Bir hükümdar yere düşen kılıcı almak için eğilir.
- Bir hükümdar geçmişteki bir haksızlık nedeniyle düşmanını cezalandırmaya kesin kararlıdır.
Cevabı göster
Bir hükümdar geçmişteki bir haksızlık nedeniyle düşmanını cezalandırmaya kesin kararlıdır.
A motion is proposed to execute all the Mytileneans and enslave their women and children Notlar
3:15Bütün Midillilileri idam etmek ve savaş zamanı Atinalı müttefiklerine ihanet ettikleri için
a motion is proposed: toplantıya resmî bir önerge sunmak
Resmî toplantı dilinde motion, tartışma, karar veya oylama için bir grubun önüne getirilen önergedir. Is proposed edilgen yapıdadır: birisi önergeyi sunar, ancak cümle kişiye değil önergeye odaklanır. to ile başlayan mastar, önergenin istediği eylemi belirtir: Midillilileri idam etmek ve kadınlarıyla çocuklarını köleleştirmek. Burada motion fiziksel hareket değil, resmî bir gündem maddesidir.
Alıştırma
Resmî bir toplantıda A motion is proposed ne anlama gelir?
- Resmî bir öneri tartışma veya oylama için sunulur.
- Fiziksel bir hareket ölçülür.
- Onaylanmış bir emir hemen uygulanır.
Cevabı göster
Resmî bir öneri tartışma veya oylama için sunulur.
because they betrayed their Athenian allies during a time of war.
3:20kadınlarını ve çocuklarını köleleştirmek yönünde bir önerge veriliyor.
execute ... and enslave ...: toplu cezalandırma olarak idam ve köleleştirme
Bu önergede to execute ... and enslave ... önerilen iki eylemi belirtir: hedef alınan tüm Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek. execute fiilinin nesnesi insanlar olduğu ve fiil enslave ile yan yana kullanıldığı için burada bir görevi yerine getirmek anlamına gelmez. Midilli isyanı Atina tarafından bastırıldıktan sonra önerge, kentin ve ailelerinin cezalandırılmasını savaş zamanında alınan siyasi bir karar olarak ele alır. Bu, fethedilen halkların köleleştirilebildiği antik bir ortamda uygulanan toplu cezalandırmadır.
Alıştırma
Vurgulanan öneri ne yapılmasını istiyor?
- Midillililere bir planı uygulatırken ailelerini ücret karşılığında çalıştırmak.
- Midillililerin aileleriyle birlikte kentten ayrılmalarına izin vermek.
- Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek.
Cevabı göster
Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek.
A majority raises their right hands in favor. Kültür
3:24Çoğunluk sağ elini kaldırarak destekliyor.
majority raises their right hands in favor: açık destek oyu
Burada raises their right hands, bir mecliste yapılan oylama hareketini anlatır. Kaldırılan eller öneri lehine kullanılan açık oylardır; selamlaşma veya konuşma talebi değildir. A majority, tüm seçmenlerin yarısından büyük bir grubu ifade eder. In favor, öneriyi desteklemek anlamına gelir. Neyin oylandığı bağlamdan zaten belliyse of + nesne olmadan kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümle meclis bağlamında ne anlama geliyor?
- Seçmenlerin yarısından fazlası öneriyi açıkça destekliyor.
- Seçmenlerin tam yarısı konuşmak istiyor.
- Seçmenlerin çoğu toplantı başkanını selamlıyor.
Cevabı göster
Seçmenlerin yarısından fazlası öneriyi açıkça destekliyor.
Archias heads back to the Agora to buy food and wine. Öbek fiiller
3:30Archias yiyecek ve şarap almak için Agora'ya dönüyor.
heads back to: bir yere geri dönmek
Burada heads back to, “geri döner” veya “yeniden o yöne gitmeye başlar” anlamına gelir. Head, “belirli bir yöne doğru hareket etmek” anlamındaki bir fiildir; back ise Agora'nın Archias'ın geri döndüğü yer olduğunu gösterir. Kalıp head back to + yer şeklindedir. Home, here ve there sözcüklerinden önce genellikle to kullanılmaz: head back home, head back here, head back there.
Alıştırma
Cümleyi head back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After lunch, we ____ the office.
Cevabı göster
headed back to
Hundreds have gathered there to discuss the results,
3:34Yüzlerce kişi sonuçları tartışmak için orada toplanmış,
many unhappy with the decision: kısaltılmış ek yapı
Virgülden sonraki sözcükler, daha önce yüzlerce kişi olarak tanımlanan grubun birçok üyesi hakkında ek bilgi verir. Many, many of them anlamındadır; unhappy ise onların durumunu anlatan bir sıfattır. Bu, kısaltılmış bir ek yan yapıdır. many of them were unhappy with the decision veya many of whom were unhappy with the decision biçiminde genişletilebilir. Kısa biçimde many bir fiil değildir.
Alıştırma
Asıl örnekteki many unhappy with the decision ifadesine anlamca en yakın cümleyi seçin.
- Many of the people who gathered were unhappy with the decision.
- The people gathered because many decisions had been announced.
- Many people were unhappy, so they made the decision.
Cevabı göster
Many of the people who gathered were unhappy with the decision.
She thinks that killing the innocent as well as the guilty Dilbilgisi
3:43O, suçluların yanı sıra masumları da öldürmenin
is harsh and counterproductive and tells him as much. Notlar
3:46acımasız ve ters tepecek bir hamle olduğunu düşünüyor ve bunu ona söylüyor.
the innocent as well as the guilty: gruplar için the + adjective
The innocent ve the guilty, insan gruplarına gönderme yapmak için the + adjective kalıbını kullanır ve sırasıyla masum insanları ve suçlu insanları ifade eder. Sıfattan sonra isim gelmese de bu ifadeler genellikle çoğul bir grup anlamı taşır. Burada as well as iki grubu birbirine bağlar ve ayrıca ya da birlikte anlamına gelir. İfade, eylemin hem masumları hem de suçluları kapsadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle iki insan grubuna gönderme yapmak için the + adjective yapısını kullanır?
- The clinic serves an elderly as well as a young.
- The clinic serves the elderly as well as the young.
- The clinic serves the elderly patient as well as the young patient.
Cevabı göster
The clinic serves the elderly as well as the young.
harsh and counterproductive: sertlik ve hedefi baltalayan sonuçlar
Harsh and counterproductive, eylemi iki ayrı yönden eleştirir. Harsh, eylemin aşırı sert veya acımasız olduğunu; counterproductive ise kendi amacına karşı işlediğini ve durumu kötüleştirebileceğini belirtir. Counterproductive, yalnızca başarısız demekten daha özeldir: eylem sadece başarısız olmaz, amaçlanan hedefe ulaşmayı da zorlaştırır. Bir politika, kural, strateji veya karar değerlendirilirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede harsh and counterproductive doğru kullanılmıştır?
- Publicly humiliating a worker to improve morale would be harsh and counterproductive.
- Printing the schedule in blue would be harsh and counterproductive.
- Giving a tired worker a short break would be harsh and counterproductive.
Cevabı göster
Publicly humiliating a worker to improve morale would be harsh and counterproductive.
tells him as much: daha önce belirtilen bir düşünceye gönderme yapmak
tells him as much ifadesindeki as much, önceki yargının tamamına gönderme yapar: hem masumları hem de suçluları öldürmek acımasızdır ve ters etki yaratır. İfade, kadının aynı düşünceyi ona söylediği anlamına gelir; bir miktarı anlatmaz. Aktarılabilir kalıp tell + kişi + as much biçimindedir. Hemen önce açıkça belirtilen bir gerçeği, görüşü veya sonucu bütünüyle tekrarlamayı önler.
Alıştırma
Örnekteki tells him as much ne anlama geliyor?
- Kadın, miktarın tam olarak ne kadar büyük olduğunu ona söyler.
- Kadın, görüşü hakkında ona hiçbir şey söylemez.
- Kadın, öldürme eylemini acımasız ve ters etki yaratan bir davranış olarak gördüğünü ona söyler.
Cevabı göster
Kadın, öldürme eylemini acımasız ve ters etki yaratan bir davranış olarak gördüğünü ona söyler.
Archias goes to a friend's house for a symposium. Kültür
3:51Archias bir sempozyum (şölen) için bir arkadaşının evine gidiyor.
symposium: Antik Yunan'da şaraplı bir sosyal toplantı
Bu Antik Yunan bağlamında symposium, erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve çoğu zaman eğlenceleri izlediği ya da fikirleri tartıştığı sosyal bir toplantıdır. Bir arkadaşın evine yapılan ziyaret bu tarihsel anlama uygundur. Burada symposium modern akademik etkinlik anlamına gelmez. Hangi anlamın kastedildiğini dönem ve sahnedeki etkinlikler gösterir.
Alıştırma
Bu Antik Yunan bağlamında symposium ne anlama geliyor?
- Bir üniversitede düzenlenen modern akademik toplantı.
- Erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve fikirleri tartıştığı sosyal toplantı.
- Bir mecliste yapılan resmî halk oylaması.
Cevabı göster
Erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve fikirleri tartıştığı sosyal toplantı.
The nine men drink wine and discuss the meeting well into the night. Kalıp ifadeler
3:54Dokuz adam şarap içip gece geç saatlere kadar toplantıyı tartışıyor.
well into the night: gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmek
well into the night, içki içme ve görüşmenin gecenin yalnızca başlangıcına kadar değil, gecenin oldukça ilerleyen saatlerine kadar sürdüğünü anlatır. Buradaki well, bir zaman diliminin epey ilerlemiş bir noktasına ulaşma anlamı katar; “ustaca” demek değildir. Aktarılabilir kalıp well into + zaman dilimi biçimindedir; well into the afternoon veya well into winter gibi. Bir eylemin ya da durumun dönemin başlangıcını aşıp görece geç bir noktasına kadar sürdüğünü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “gecenin ilerleyen saatlerine kadar” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The discussion continued ____.
Cevabı göster
well into the night
something unprecedented happens: emsali olmayan bir olay gerçekleşir
something unprecedented happens, bilinen daha eski bir örneği ya da emsali olmayan bir olayın meydana geldiği anlamına gelir. Temel iddia, olayın yalnızca şaşırtıcı veya sıra dışı olması değil, daha önce buna benzer bir olayın yaşandığının bilinmemesidir.
Alıştırma
something unprecedented happens ifadesini en iyi açıklayan ifade hangisidir?
- Olay yaygın değildir, ancak daha eski örnekleri bilinmektedir.
- Bu tür daha eski bir olayın gerçekleştiği bilinmemektedir.
- Bu tür bir olay daha önce birçok kez gerçekleşmiştir.
Cevabı göster
Bu tür daha eski bir olayın gerçekleştiği bilinmemektedir.
announcing the council has called another meeting. Kalıp ifadeler
4:10konseyin yeni bir toplantı çağrısı yaptığını duyuruyorlar.
has called another ...: bir toplantı daha düzenlemek
has called another meeting ifadesinde call, “bir toplantının yapılmasını ayarlamak ya da resmî olarak toplantı çağrısı yapmak” anlamındadır. Telefon etmek anlamına gelmez. Has called, present perfect yapısındadır: karar zaten verilmiştir ve şu anki durumla ilgilidir. Another, önceki bir toplantıdan sonra bir toplantı daha demektir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the team failed to reach a decision today, the chair ____ meeting for Monday.
Cevabı göster
has called another
second debate is equally heated: önceki tartışmayla aynı yoğunlukta
Burada heated, güçlü duyguların ve keskin fikir ayrılıklarının olduğu bir tartışmayı anlatır; sıcaklıkla ilgili değil, mecazi bir kullanımdır. Equally, “aynı derecede” demektir. Bu ifade ikinci tartışmayı önceki tartışmaya bağlar ve ikincisinin de aynı ölçüde yoğun olduğunu söyler.
Alıştırma
Bu cümlede equally heated ne anlama gelir? “The second debate is equally heated.”
- İkinci tartışma öncekinden daha sakindir.
- İkinci tartışmanın yapıldığı oda da aynı derecede sıcaktır.
- İkinci tartışma duygusal açıdan önceki kadar yoğundur.
Cevabı göster
İkinci tartışma duygusal açıdan önceki kadar yoğundur.
but a new resolution to execute only the leaders of the revolt narrowly passes. Kelime
4:16ancak sadece isyan liderlerinin idam edilmesini öngören yeni bir karar ucu ucuna kabul ediliyor.
narrowly passes: küçük bir farkla kabul edilmek
“narrowly passes” ifadesinde passes, kararın onaylanması için yeterli desteği aldığını belirtir. Narrowly ise kazanan tarafın farkının çok küçük olduğunu ve sonucun kolayca tersine dönebileceğini gösterir. Burada narrowly, sonucun ne kadar başa baş olduğunu anlatır. Kararın fiziksel olarak dar bir alandan geçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The proposal narrowly passed the vote” ne anlama gelir?
- Öneri hiçbir itiraz olmadan kabul edildi.
- Öneri neredeyse kabul edildi, ancak başarısız oldu.
- Öneri kabul edildi, ancak fark çok küçüktü.
Cevabı göster
Öneri kabul edildi, ancak fark çok küçüktü.
A ship with orders to carry out the first resolution was dispatched the previous day. Notlar
4:23İlk kararı uygulamakla görevli bir gemi bir gün önce yola çıkmıştı.
carry out the first resolution: bir kararı uygulamaya koymak
“carry out the first resolution” ifadesinde carry out, kararın gerektirdiği şeyi yerine getirmek veya uygulamak anlamına gelir. Emirler, daha önce alınan kararın eyleme dönüştürülmesini ister. Carry out, ardından sık sık plan, order, task, investigation, experiment veya resolution gelen bir öbek fiildir. Burada bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımak gibi sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “onaylanmış bir planı uygulamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The team will ____ the approved safety plan tomorrow.
Cevabı göster
carry out
was dispatched the previous day: bir gün önce göreve gönderildi
Was dispatched, dispatch fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir: yetkili bir kişi ya da kurum gemiyi belirli bir görevi yerine getirmesi için göndermiştir. Edilgen yapı, emri veren kişiden çok gemiye ve göreve odaklanır. The previous day, anlatıdaki geçmiş bir referans noktasından bir gün öncesi demektir. Yesterday gibi otomatik olarak konuşma gününü temel almaz.
Alıştırma
Tarihî bir anlatıda “The patrol boat was dispatched the previous day” ne anlama gelir?
- Devriye teknesi bugünden bir gün önce resmî bir rapor gönderdi.
- Yetkili bir kurum devriye teknesini anlatının referans tarihinden bir gün önce göreve gönderdi.
- Devriye teknesi görevine anlatının referans tarihinden bir gün sonra başladı.
Cevabı göster
Yetkili bir kurum devriye teknesini anlatının referans tarihinden bir gün önce göreve gönderdi.
another ship quickly sets sail to countermand the order. Notlar
4:29emri iptal etmek için başka bir gemi hızla yelken açıyor.
sets sail: limandan ayrılıp yolculuğa başlar
Set sail, limandan ayrılıp deniz yolculuğuna başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Sets sail içinde, another ship tekil olduğu için set üçüncü tekil şahıs eki -s alır. Burada sail ifadenin bir parçasıdır; yalnızca direğe bağlı olan “yelken” anlamındaki isim değildir. Şimdiki zaman biçimindeki sets, tarihî şimdiki zamandır: geçmiş bir olayı şu anda gerçekleşiyormuş gibi anlatır ve eylem sırasına canlılık katar.
Alıştırma
Cümleyi “deniz yolculuğuna başlamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the research vessel ____ for the island.
Cevabı göster
sets sail
to countermand the order: önceki bir emri resmen geri çekmek
to countermand the order ifadesinde countermand, daha önce verilmiş bir emri artık uygulanmaması için resmen geri çekmek anlamına gelir. Yalnızca ters yönde bir emir vermek demek değildir. to ile kurulan mastar, geminin yola çıkma amacını belirtir: önceki emrin yürürlüğe girmesini engellemek için yola çıkar.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: The commander countermanded the order before sunrise.?
- Komutan önceki emri resmen geri çekti.
- Komutan önceki emri tekrarladı.
- Komutan önceki emri yerine getirdi.
Cevabı göster
Komutan önceki emri resmen geri çekti.
A race of democracy against time: acil eylem için bir mecaz
Bu ifade demokrasiyi, yani demokratik karar alma sürecini, zamanla yarışan bir koşucu gibi kişileştirir. Karar değişmiştir, ancak önceki bir eylem geri döndürülemez bir sonuç doğurmadan yeni kararın uygulanması gerekir. Yaygın bir mecaz olan a race against time, bir işi son tarihten veya zararlı bir sonuçtan önce bitirmek için gösterilen acil çabayı anlatır. Burada A race of democracy against time. bir başlık veya anlatıcının dramatik özeti gibi, bilinçli olarak kısaltılmış bir cümle parçasıdır.
Alıştırma
Bu anlatıda A race of democracy against time. ifadesi öncelikle neyi vurgular?
- Demokrasi gerçek bir atletizm yarışına katılmaktadır.
- İnsanlar hangi saatin en doğru olduğunu tartışmaktadır.
- Demokratik bir karar, çok geç olmadan yürürlüğe girmelidir.
Cevabı göster
Demokratik bir karar, çok geç olmadan yürürlüğe girmelidir.
Did you enjoy this glimpse of daily life in an ancient civilization? Kalıp ifadeler
4:37Antik bir uygarlıktaki günlük yaşama dair bu kesiti beğendiniz mi?
glimpse of daily life: günlük yaşama kısa ve kısmi bir bakış
Bu soruda this glimpse of daily life, videonun insanların nasıl yaşadığına dair kısa ve sınırlı bir görünüm sunduğunu anlatır. Glimpse, izleyicilerin kapsamlı veya derinlemesine incelenmiş bir anlatım değil, yalnızca birkaç temsilî ayrıntı gördüğünü vurgular. Tekrar kullanılabilen kalıp a glimpse of + isim şeklindedir: a glimpse of the future, a glimpse of village life. Bir şeyi gerçekten çok kısa görmeyi de video, yazı, sergi veya deneyim yoluyla kısa bir izlenim edinmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
İki dakikalık bir belgesel, bir dağ köyünden yalnızca birkaç sahne gösteriyor. Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: It gives viewers ___ daily life there.
- an overview of
- an in-depth look at
- a glimpse of
Cevabı göster
a glimpse of
If so, check out our day in the life playlist.
4:41Eğer öyleyse, "hayatın bir günü" oynatma listemize göz atın.
You can also help us bring more educational videos to lifelong learners around the world
4:44Ayrıca, tüm dünyadaki yaşam boyu öğrenenlere daha fazla eğitici video ulaştırmamıza yardımcı olabilirsiniz.
by making a small monthly contribution on our Patreon page at patreon.com/teded.
4:49Bunun için patreon.com/teded adresindeki Patreon sayfamızdan aylık küçük bir katkıda bulunabilirsiniz.