Antik dönemde bir Atinalının bir günü - Robert Garland: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
680 kelime 164 kel/dk

Video açıklaması: 427 BCE yılında Atinalı bir aile savaş, salgın, toplumsal eşitsizlik ve dinî uygulamalar arasında yaşarken belirleyici bir kamusal tartışmaya tanıklık eder. Yurttaşların Mytilene halkını cezalandırma kararından sonra ikinci oylama cezayı sınırlar ve ilk emri uygulanmadan durdurmak üzere başka bir gemi gönderilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 427 BCE — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: BCE’nin Ortak Çağ’dan önceki yılları gösteren tarih işareti olduğunu anlamak, anlatıyı doğru döneme yerleştirmeyi ve antik tarihlerin sırasını ters yorumlamamayı sağlar. 2. Ekklêsia, the assembly of citizens, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Atina yurttaşlar meclisinin adını ve onu açıklayan eş değer ifadeyi tanımak; kimlerin tartıştığını, oy kullandığını ve kamusal bir kararı değiştirebildiğini anlamaya yardım eder. 3. carry out the first resolution — Öbek fiiller: Resmî bir kararı uygulamaya koymayı anlatmak için carry out fiilini resolution, order veya plan ile doğal biçimde kullanmayı ve ikinci geminin neden bu eylemi engellemesi gerektiğini öğretir.

Bu derste

It's 427 BCE Kültür

0:07

Yıl MÖ 427,

Kültür

427 BCE: Ortak Çağ’ın başlangıcından önceki bir yıl

BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır. Bir yıl sayısından sonra kullanıldığında, tarihin Ortak Çağ’ın başlangıcından önce olduğunu gösterir; dolayısıyla 427 BCE, Ortak Çağ’dan önce 427 yılını ifade eder. Burada bu işaret, anlatıyı antik Yunan tarihine yerleştirir. BCE yılları Ortak Çağ’a yaklaştıkça küçülür; bu nedenle daha büyük bir BCE sayısı daha eski bir tarihi gösterir. Örneğin 500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.

Alıştırma

Hangi ifade tarihleri doğru sıraya koyuyor?

  1. 500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.
  2. 500 BCE, 427 BCE’den daha sonradır.
  3. 500 BCE ile 427 CE aynı yıldır.
Cevabı göster

500 BCE, 427 BCE’den daha öncedir.

and the worst internal conflict ever to occur in the ancient Greek world is in its fourth year. Notlar

0:10

ve antik Yunan dünyasında bugüne kadar yaşanan en kötü iç çatışma dördüncü yılına girdi.

Kelime

internal conflict: daha büyük bir grubun içindeki çatışma

Burada internal conflict, aynı geniş toplumun veya bölgenin içindeki gruplar arasında yaşanan çatışma ya da ciddi karşıtlık anlamına gelir. Antik Yunan şehir devletleri aynı antik Yunan dünyasına aittir; bu nedenle ifade, aralarındaki savaşı dışarıdan gelen bir saldırı olarak değil, o dünyanın içindeki bir çatışma olarak sunar. Bu ifade bir kişinin kendi içindeki mücadeleyi de anlatabilir, ancak anlamı bağlam belirler. Siyasi, tarihsel veya kurumsal bağlamlarda genellikle bir ülke, toplum ya da kurum içindeki çatışmaya işaret eder; düşünce, duygu veya kararlarla ilgili ifadeler ise psikolojik bir mücadeleyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi aynı kuruluşun içindeki çatışma anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The committee was weakened by ____ between its two main factions.

Cevabı göster

internal conflict

Kalıp ifadeler

in its fourth year: üç yıl tamamlandı, dördüncü yıl sürüyor

Burada in its fourth year, çatışmanın üç tam yılı geride bıraktığını ve şu anda dördüncü yılın içinde olduğunu belirtir. Devam eden bir olayın mevcut aşamasını gösterir; dört tam yılın geçtiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp be in + iyelik belirleyicisi + sıra sayısı + year şeklindedir: The project is in its second year. Özneye uygun bir iyelik belirleyicisi kullanın; insan olmayan tekil bir özne için its kullanılabilir.

Alıştırma

Yenileme çalışmasının üç tam yılı bitirdiğini ve şu anda dördüncü yılında olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum renovation is ____.

Cevabı göster

in its fourth year

The Peloponnesian War is being fought between the city-states of Athens and Sparta as well as their allies. Notlar

0:16

Peloponez Savaşı, Atina ve Sparta şehir devletleri ile onların müttefikleri arasında yapılıyor.

Kültür

The Peloponnesian War: Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar

The Peloponnesian War, Antik Yunan dünyasındaki büyük bir savaşın özel adıdır. Bu cümlede biri Atina, diğeri Sparta merkezli iki karşıt şehir devleti grubunun arasındaki çatışmayı ifade eder. Peloponnesian burada tam özel adın bir parçasıdır. Bu adı tanımak, their allies ifadesinin karşıt iki tarafın müttefiklerini anlattığını gösterir.

Alıştırma

Bu bölümde The Peloponnesian War neyi ifade ediyor?

  1. Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar arasındaki çatışma
  2. Yalnızca Sparta'nın savaştığı tek bir muharebe
  3. Tüm Yunan şehir devletleri ile Persler arasındaki savaş
Cevabı göster

Atina ve Sparta'nın önderlik ettiği ittifaklar arasındaki çatışma

Dilbilgisi

is being fought between: edilgen yapıyla devam eden bir olay

is + being + geçmiş zaman ortacı yapısı, şimdiki zamanın edilgen biçimini oluşturur. Burada is being fought, savaşın anlatımın referans anında devam ettiğini gösterir; dil bilgisel özne savaşan kişiler değil, savaşın kendisidir. between karşı karşıya gelen tarafları tanıtır. Dolayısıyla is being fought between X and Y, X ile Y’nin o anda bu savaşı birbirlerine karşı yürüttüğü anlamına gelir.

Alıştırma

fight fiilinin şimdiki zamanda edilgen devam biçimini ve iki tarafı tanıtan edatı kullanın: Right now, the battle ____ two rival armies.

Cevabı göster

is being fought between

Kalıp ifadeler

as well as: ek bilgi eklemek

Burada as well as, Athens and Sparta ifadesinden sonra their allies bilgisini ekler. Müttefikler de savaşın katılımcılarıdır; bu nedenle eklenen bilgi between ile başlayan bölümün bir parçasıdır ve göz ardı edilmemelidir. A as well as B kalıbı genellikle A’yı ana unsur, B’yi ise ek bilgi olarak sunar. “ve ayrıca” anlamına gelebilir, ancak A ile B’ye her zaman and kadar eşit ağırlık vermez.

Alıştırma

Hangi cümle antrenörü ana özne olarak sunar, oyuncuları ekler ve doğru özne-fiil uyumunu kullanır?

  1. The coach, rather than the players, is attending the meeting.
  2. The coach, as well as the players, is attending the meeting.
  3. The coach and the players are attending the meeting.
Cevabı göster

The coach, as well as the players, is attending the meeting.

The Athenians can't match the formidable Spartan army on land, Kelime

0:24

Atinalılar karada, müthiş Sparta ordusuyla başa çıkamıyor,

Kelime

can't match: rakibin düzeyine erişememek

Bu cümlede can't match, “eşit düzeye ulaşamamak” veya “aynı düzeyde rekabet edememek” anlamına gelir. Askerî güç karşılaştırılmaktadır: Atinalılar karada Sparta ordusuyla aynı düzeye ulaşacak kadar güçlü değildir. Buradaki match, karşılaştırma bildiren bir fiildir; nesneleri eşleştirmek veya görsel olarak uyumlu hâle getirmek anlamında değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp can't match + kişi, grup, düzey veya niteliktir.

Alıştırma

Hangi cümlede match, “nitelik veya yetenek bakımından eşit olmak” anlamına gelir?

  1. Our local team can't match the champions' speed.
  2. This blue scarf matches your coat.
  3. Please match each name with a photo.
Cevabı göster

Our local team can't match the champions' speed.

so they've abandoned the countryside and moved inside the walls surrounding their city and port. Kalıp ifadeler

0:28

bu yüzden kırsalı terk edip şehirlerini ve limanlarını çevreleyen surların içine çekildiler.

Kalıp ifadeler

abandoned ... and moved ...: have yardımcı fiilini paylaşan iki bağlantılı eylem

Burada they've, they have anlamına gelir. have yardımcı fiili iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. Tam yapı have abandoned ... and (have) moved ... biçimindedir ve ikinci have kullanılmamıştır. İngilizcede sıralı fiiller aynı özne ve zamanı paylaştığında bu yapı sık kullanılır. Eylemlerin sırası tek bir bağlantılı strateji sunar: önce kırsal bölgeden vazgeçtiler, sonra şehir surlarının çevrelediği korunaklı alana çekildiler. Bu savaş bağlamında moved inside the walls, “tahkim edilmiş sınırın içine geçtiler” anlamına gelir; sıradan bir ev taşınmasını veya duvarın malzemesinin içine girmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bir present perfect yardımcı fiili bağlantılı iki eylem için kullanılmıştır?

  1. They've moved the shelters, and the coast is empty.
  2. They evacuated the coast while the shelters moved inland.
  3. They've evacuated the coast and moved into inland shelters.
Cevabı göster

They've evacuated the coast and moved into inland shelters.

Now provisioned by a superior fleet and extensive maritime empire. Notlar

0:34

Artık üstün bir donanma ve geniş deniz imparatorluğu aracılığıyla erzak sağlıyorlar.

Kelime

provisioned by: belirtilen bir kaynak tarafından ikmal edilmek

Provisioned by, gerekli yiyecek, ekipman veya diğer malzemelerin belirtilen kaynak tarafından sağlandığı anlamına gelir. Burada filo ve deniz imparatorluğu, cümlede açıkça belirtilmeyen özneye ikmalin ulaşmasını sağlayan güçlerdir. Provisioned, resmî kullanımdaki provision fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu edilgen yapıda by, sağlanan malzemeleri değil tedarikçiyi veya ikmal sistemini gösterir.

Alıştırma

Provision fiilinin doğru biçimini ve tedarikçiyi gösteren edatı kullanın: The remote island was ____ weekly supply ships.

Cevabı göster

provisioned by

Kültür

superior fleet and extensive maritime empire: deniz gücü ve deniz hâkimiyeti

Superior fleet ifadesindeki superior, filonun düşman filosundan daha güçlü veya etkili olduğu anlamına gelir. Gururlu ya da kibirli bir tavrı değil, göreli askerî kapasiteyi anlatır. Maritime denizle ilgili demektir; extensive maritime empire ifadesindeki extensive ise imparatorluğun geniş etki alanını belirtir. Filo ve deniz imparatorluğu birlikte, Atina'nın karada daha zayıf olsa bile deniz yollarını açık tutup ikmal alabilmesini açıklar. İfade, ikmal avantajının iki nedenini düzenler: deniz gücü ve geniş deniz hâkimiyeti.

Alıştırma

Bu cümlede superior fleet and extensive maritime empire ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Kibirli bir mürettebat ve geniş bir iç tarım bölgesi
  2. Daha güçlü bir donanma ve geniş bir deniz imparatorluğu
  3. Daha yüksek rütbeli bir görevli ve bir yol ağı
Cevabı göster

Daha güçlü bir donanma ve geniş bir deniz imparatorluğu

The cramped conditions have taken a toll and a recent plague wiped out a third of the population, Notlar

0:40

Sıkışık şartlar bedelini ödetti ve yakın zamandaki bir veba salgını nüfusun üçte birini yok etti,

Deyimler

taken a toll: zamanla ciddi zarar vermek

Take a toll, genellikle zamanla biriken etkiler yoluyla ciddi zarar, kayıp veya yıpranmaya yol açmak anlamına gelir. Burada sıkışık koşullar zaten zarar vermiştir; have taken bu etkinin günümüzde de önemini koruduğunu gösterir. Neyin zarar gördüğünü belirtmek için Stress took a toll on her health örneğindeki gibi take a toll on + kişi veya şey yapısını kullanın. Altyazıda etkilenen grup, bağlamdan anlaşıldığı için açıkça belirtilmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi take a toll on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Years of stress have ____ her health.

Cevabı göster

taken a toll on

Öbek fiiller

wiped out: geniş çapta yok edilmiş veya öldürülmüş

Wipe out, tamamen veya çok büyük ölçekte yok etmek, öldürmek ya da ortadan kaldırmak anlamına gelen ayrılabilir bir phrasal verb'dür. Burada salgın nüfusun üçte birinin ölmesine neden olmuştur; wiped out, harmed veya reduced ifadelerinden çok daha güçlüdür. İsim olan bir nesne ifadenin ardından veya iki parçanın arasında gelebilir: wipe out the village ya da wipe the village out. Zamir genellikle ortaya gelir: wipe them out.

Alıştırma

Cümleyi, 'geniş çapta yok etti' anlamına gelen wipe out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The wildfire ____ three mountain villages.

Cevabı göster

wiped out

but city life goes on. Öbek fiiller

0:45

ancak şehir hayatı devam ediyor.

Öbek fiiller

goes on: zorluğa rağmen devam eder

Burada goes on, “devam eder” anlamındadır. go on öbek fiili; hayatın, işin, bir etkinliğin veya durumun durmak yerine sürmesini anlatabilir. Cümlenin başındaki but bir karşıtlık kurar: ciddi bir aksaklık yaşanmıştır, ancak şehir hayatı devam eder. city life tekil özne olduğundan go, geniş zamanda goes biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi “devam eder” anlamındaki iki sözcüklü go yapısıyla tamamlayın: Despite the delay, the show ____.

Cevabı göster

goes on

Archias and Dexileia live in the center of Athens.

0:48

Archias ve Dexileia, Atina'nın merkezinde yaşıyorlar.

As a painter of high class pottery,

0:52

Yüksek sınıf bir çömlek ressamı olan

Archias is relatively well off and takes great interest in the city's affairs. Notlar

0:55

Archias nispeten hali vakti yerinde biri ve şehrin işleriyle yakından ilgileniyor.

Kelime

relatively well off: karşılaştırmaya göre maddi açıdan rahat

Well off, maddi açıdan rahat olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Bu cümlede is relatively well off, Archias’ın ilgili kişilerle ya da yaşam standardıyla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat olduğunu anlatır. Relatively, ifadeyi karşılaştırmalı ve daha az kesin yapar: değerlendirme bir referans grubuna bağlıdır, bu yüzden aşırı zengin demek değildir. Yaygın yapı be well off biçimindedir ve relatively ya da quite gibi derece bildiren sözcüklerle kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede relatively well off ne anlama geliyor?

  1. bedenen sağlıklı ve artık orada olmayan
  2. kesinlikle aşırı zengin
  3. ilgili bir grupla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat
Cevabı göster

ilgili bir grupla karşılaştırıldığında maddi açıdan rahat

Kalıp ifadeler

takes great interest in: güçlü ve sürekli ilgi

Take great interest in, bir şeye çok ilgi duymak veya onu yakından takip etmek demektir. Burada Archias'ın şehrin işleriyle yakından ilgilendiğini belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı take + great interest + in + isim, zamir veya -ing biçimidir. Takes, tekil üçüncü şahıs özne Archias ile kullanılan biçimdir ve in bu yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Hedef eşdizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum director ____ local history.

Cevabı göster

takes great interest in

Dexileia, on the other hand, can't participate in politics or own property. Notlar

1:00

Öte yandan Dexileia, siyasete katılamıyor veya mülk edinemiyor.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir yönü tanıtmak

On the other hand, hemen önce verilen bilgiyle belirgin bir karşıtlık oluşturan unsuru tanıtan bir söylem bağlayıcısıdır. Önceki cümle Archias'ı varlıklı ve kamusal işlerle ilgili biri olarak sunarken bu cümle odağı Dexileia'nın karşılaştığı kısıtlamalara taşır. Bu ifade bilgiyi şöyle düzenler: ilk noktayı akılda tutar, ardından ikinci kişiyi veya diğer yönü farklı bir durum olarak gösterir. Buradaki gibi cümlenin ortasında kullanıldığında virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Hangi seçenek on the other hand ifadesini gerçek bir karşıtlık sunmak için kullanıyor?

  1. The apartment is small. On the other hand, it is close to the train station.
  2. The apartment is small. On the other hand, it is not very large.
  3. The apartment is small. On the other hand, the kitchen is tiny too.
Cevabı göster

The apartment is small. On the other hand, it is close to the train station.

Kültür

participate in politics or own property: kurallarla kısıtlanan haklar

Burada participate in politics, resmî kamusal karar alma süreçlerine katılmak; own property ise kişinin kendi adına yasal olarak mülk sahibi olması demektir. Bu iki fiil öbeği, Dexileia'nın sahip olmadığı hakları belirtir. Bu cümlede can't, zekâ veya pratik yetenek eksikliğini değil, hukuki ve toplumsal bir kısıtlamayı anlatır. Bu arka plan, onun seçeneklerinin erkek yurttaşlarınkinden daha sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: Dexileia'nın can't kullanımı, toplumsal ve hukuki kuralların onu bu haklardan dışladığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

The couple are grateful to the gods that three of their four children,

1:07

Çift, dört çocuklarından üçünün,

a son and two daughters, have survived past infancy. Kalıp ifadeler

1:10

yani bir oğul ve iki kızın bebekliği atlatıp hayatta kalmasından tanrılara minnettar.

Kalıp ifadeler

have survived past infancy: bir yaşam evresinin ötesinde hayatta kalmak

Survive past + bir zaman veya yaşam evresi, o sınırın ötesine kadar hayatta kalmak demektir. Burada past, ötesine anlamında bir edattır; infancy ise çocuğun bebek olduğu dönemi belirtir. Past burada geçmiş zamana gönderme yapmaz. Have survived, present perfect yapısındadır. Çocukların bebeklik sınırını geçtiğini ve anlatılan zamanda hâlâ hayatta olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, vurgulanan yapının present perfect biçimiyle tamamlayın: The puppies are now a month old, and all three ____ their first week.

Cevabı göster

have survived past

Many parents see daughters as a liability since they require dowries to find husbands, Notlar

1:15

Birçok ebeveyn kız çocuklarını bir yük olarak görür çünkü koca bulmaları için çeyiz gerekir,

Dilbilgisi

see daughters as a liability: see X as Y kalıbı

See X as Y, “X'i Y olarak görmek veya anlamak” demektir. Burada daughters X, a liability ise Y'dir; dolayısıyla ifade, beklenen çeyiz masrafı nedeniyle kızların maddi bir yük olduğu görüşünü aktarır. Bu kullanımda liability yalnızca hukuki sorumluluk değil, maliyet veya dezavantaj yarattığı düşünülen bir kişi ya da şey anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın aynı fikirde olduğunu göstermeden başkasının yargısını aktarabilir.

Alıştırma

Cümleyi see X as Y kalıbıyla tamamlayın: Maya ____ the mistake ____ a useful lesson.

Cevabı göster

sees · as

Kültür

dowries: evlilik düzenlemesinde sağlanan mal

Dowries, dowry sözcüğünün çoğul biçimidir. Dowry, bir evlilik düzenlemesinin parçası olarak genellikle gelinin ailesi tarafından sağlanan para, mülk veya değerli eşyalardır; kesin alıcı ve biçim toplumdan topluma değişir. Bu cümlede, çeyiz sağlamanın beklenen maliyeti bazı ebeveynlerin kızlarını neden maddi bir yük olarak gördüğünü açıklar. Sözcük, herhangi bir düğün hediyesini ya da maaşı değil, belirli bir toplumsal kurumu adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum en doğru şekilde dowry olarak tanımlanır?

  1. Damadın ailesi, evlilik geleneği uyarınca gelinin ailesine ödeme yapar.
  2. Bir konuk çifte düğün hediyesi olarak ekmek kızartma makinesi verir.
  3. Gelinin ailesi, evlilik düzenlemesinin parçası olarak mülk aktarır.
Cevabı göster

Gelinin ailesi, evlilik düzenlemesinin parçası olarak mülk aktarır.

but Archias is confident that his wealth will allow him to make good matches for them without going bankrupt. Notlar

1:21

ama Archias, zenginliğinin iflas etmeden onlara iyi birer evlilik yaptırabileceğine güveniyor.

Kalıp ifadeler

make good matches for: biri için uygun evlilikler ayarlamak

Bu cümlede make good matches for them, onlar için toplumsal açıdan uygun evlilikler ayarlamak anlamına gelir. Them, Archias'ın kızlarını belirtir; matches ise maçları veya yarışmaları değil, evlilikleri ya da eş adaylarını ifade eder. Tarihî aile bağlamlarında a good match çoğunlukla yalnızca romantik uyumu değil; servet, toplumsal konum ve aile bağlantıları bakımından uygunluğu da anlatır.

Alıştırma

“Biri için toplumsal açıdan uygun evlilikler ayarlamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the historical novel, the ambitious aunt tried to ____ her nieces.

Cevabı göster

make good matches for

Kelime

without going bankrupt: iflas durumuna girmeden

Go bankrupt, bir kişinin veya kuruluşun borçlarını ödeyemediği bir iflas durumuna girmesi anlamına gelir. Without going bankrupt ifadesinde without sözcüğünden sonra -ing biçimi going gelir; dolayısıyla ifade “sonunda iflas etmeden” anlamındadır. Burada iflas, Archias'ın kaçınabileceğine inandığı mali sonuç olarak sunulur. Go bir durum değişikliğini belirtir; yaygın kullanılan kalıp go bankrupttır. Become bankrupt dil bilgisi bakımından doğru olsa da günlük İngilizcede daha az doğaldır.

Alıştırma

Without ve yaygın go bankrupt kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The company paid the large settlement ____.

Cevabı göster

without going bankrupt

Like many Athenians, the family owns slaves. Kültür

1:28

Çoğu Atinalı gibi, bu ailenin de köleleri var.

Kültür

owns slaves: antik Atina hanelerinde kölelik

Bu tarihsel cümlede owns slaves, ailenin köleleştirilmiş insanları antik Atina'nın hukuki ve toplumsal sistemi içinde mülk olarak elinde tuttuğu anlamına gelir. Köleler, kendi istekleriyle ayrılabilen özgür çalışanlar değildi. Bu ifade, ev içindeki eşitsiz statüyü anlamak için gerekli bir arka plan sunar. İnsanları özgürlükten yoksun bırakan tarihsel bir kurumu anlatır; sıradan bir modern iş ilişkisini anlatmaz.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede owns slaves, aile hakkında ne anlatıyor?

  1. Aile, başka şehirlerden gelen konukları ağırlıyordu.
  2. Aile, köleleştirilmiş insanları o toplumun sistemi içinde mülk olarak elinde tutuyordu.
  3. Aile, istedikleri zaman ayrılabilen çalışanları işe alıyordu.
Cevabı göster

Aile, köleleştirilmiş insanları o toplumun sistemi içinde mülk olarak elinde tutuyordu.

Originally from Thrace, they were captured in war. Dilbilgisi

1:32

Aslen Trakyalı olan bu köleler savaşta esir alınmışlar.

Dilbilgisi

were captured in war: basit geçmiş zamanda edilgen yapı

were captured, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı captured. Özne olan they eyleme maruz kalır; dolayısıyla bu ifade, başka insanların onları bir savaş sırasında esir aldığı anlamına gelir. Edilgen yapı, onları kimin yakaladığına değil, onların başına ne geldiğine odaklanır; yakalayan kişiler belirtilmez. Tarihsel anlatılar, etkilenen kişiler veya sonuç eylemi yapandan daha önemli olduğunda bu yapıyı sıkça kullanır.

Alıştırma

Cümleyi capture fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: During the invasion, the two travelers ____ by enemy soldiers.

Cevabı göster

were captured

Thratta does most of the housework and helps raise the children. Kalıp ifadeler

1:36

Thratta ev işlerinin çoğunu yapıyor ve çocukların yetiştirilmesine yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

helps raise the children: çocukların yetiştirilme sorumluluğunu paylaşmak

Bu cümlede helps raise the children, çocukların bakımını üstlenme, onlara rehberlik etme ve gelişimlerini destekleme işini paylaşmak anlamına gelir. Buradaki raise, çocukları fiziksel olarak kaldırmak demek değildir. help fiilinden sonra genellikle to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle helps raise denir. Help to raise da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak help raise daha kısa ve yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi help raise ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While Mia worked nights, her parents ____ her son.

Cevabı göster

helped raise

Philon is a paidagôgos, who supervises the son's education, Kültür

1:39

Philon ise oğlanın eğitimini denetleyen,

teaching him reading and writing.

1:43

ona okuma yazma öğreten bir paidagôgos (eğitmen).

Kültür

paidagôgos: Antik Yunan'da eğitim gözetmeni

Paidagôgos, Antik Yunan'da bir oğlan çocuğuna eşlik etmek, davranışlarını ve eğitimini denetlemekle görevlendirilen ev görevlisinin —çoğunlukla köleleştirilmiş bir erkeğin— unvanının Latin harflerine aktarılmış biçimidir. who supervises the son's education ilgi cümleciği, bu kişinin evdeki işlevini açıklar. Sıradan bir modern okul öğretmeni anlamına gelmez. Bu cümlede Philon okuma ve yazma da öğretir; ancak paidagôgos sözcüğü modern bir mesleği değil, ev içindeki eşlik ve gözetim rolünü adlandırır.

Alıştırma

Bu Antik Yunan bağlamında hangi tanım paidagôgos ile en iyi eşleşir?

  1. Bir oğlan çocuğuna eşlik eden, davranışlarını ve eğitimini denetleyen, çoğu zaman köleleştirilmiş bir ev görevlisi.
  2. Tüm bir sınıftan sorumlu modern bir devlet okulu öğretmeni.
  3. Şehirdeki bütün okulları yöneten seçilmiş bir görevli.
Cevabı göster

Bir oğlan çocuğuna eşlik eden, davranışlarını ve eğitimini denetleyen, çoğu zaman köleleştirilmiş bir ev görevlisi.

Archias is up early because there's a meeting of the Ekklêsia, Kültür

1:46

Archias erken kalkıyor çünkü şafak vakti Ekklêsia'nın,

the assembly of citizens, taking place at dawn.

1:49

yani yurttaşlar meclisinin bir toplantısı var.

Kültür

Ekklêsia: yurttaşlar meclisi

Ekklêsia, antik Atina'nın yurttaşlar meclisiydi; katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurumdu. Buradaki citizens bütün sakinler anlamına gelmez; katılım Atina yurttaşlığına bağlıydı. the assembly of citizens, pek bilinmeyen Ekklêsia adını hemen açıklayan bir söz öbeğidir. Bu nedenle assembly burada okul toplantısı ya da sıradan bir buluşma değil, siyasi bir kurum anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede Ekklêsia ne anlama geliyor?

  1. Yabancı tüccarların mal sattığı bir pazar.
  2. Katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurum.
  3. Bölgedeki bütün çocukların katıldığı bir okul toplantısı.
Cevabı göster

Katılma hakkı olan Atina yurttaşlarının kamusal konuları görüşüp karara bağlamak için toplandığı siyasi bir kurum.

Before setting out, Kalıp ifadeler

1:53

Yola çıkmadan önce,

Kalıp ifadeler

Before setting out: yola çıkmadan önce

Set out burada “yola çıkmak ve bir yolculuğa başlamak” anlamındadır. Before setting out, sonraki eylemin yola çıkıştan önce gerçekleştiğini gösterir. Nesneleri düzenlemek ya da sergilemek anlamına gelmez. Burada before bir edat gibi kullanılır ve ardından -ing biçimindeki setting out gelir. Genellikle yola çıkan kişinin, ardından gelen ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi set out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Before ____, we locked the door and checked the route.

Cevabı göster

setting out

he burns incense and pours a libation Kültür

1:54

tüm ailesi adına avludaki küçük tapınakta

at the small shrine in the courtyard on behalf of his entire household. Kalıp ifadeler

1:57

tütsü yakıyor ve yere içki dökerek sunak töreni yapıyor.

Kültür

burns incense and pours a libation: iki ritüel eylemi

Burns incense, bir tören sırasında hoş kokulu duman çıkarması için tütsü yakmak demektir. Pours a libation, bir sıvıyı tanrısal bir varlığa sunu olarak dökmek demektir; burada yalnızca içilecek bir içecek servis edilmez. İki fiil öbeği and ile bağlandığı için aynı ritüelin iki bölümünü anlatır. Bu aile sunağındaki eylemler, aile adına gerçekleştirilen ibadeti gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede burns incense and pours a libation neyi anlatıyor?

  1. Ateş yakmak ve avluyu suyla yıkamak.
  2. Baharatlarla yemek pişirmek ve konuklara içecek servis etmek.
  3. Tütsü yakmak ve bir sıvıyı ritüel sunusu olarak dökmek.
Cevabı göster

Tütsü yakmak ve bir sıvıyı ritüel sunusu olarak dökmek.

Kalıp ifadeler

on behalf of: temsilci olarak hareket etmek

On behalf of + bir kişi veya grup, o kişi ya da grubun temsilcisi olarak hareket etmek demektir. Bu cümlede kişi, ritüeli yalnızca kendisi için değil, tüm hane halkının temsilcisi olarak gerçekleştirir. Bu ifade ayrıca birinin yararı veya çıkarı için anlamına gelebilir. Sabit yapı on behalf of + isim öbeğidir; vurgunun temsil üzerinde mi yoksa yarar üzerinde mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tamamlayın: Maya accepted the award on ____ of the entire team.

Cevabı göster

behalf

Dexileia will remain at home all day,

2:02

Dexileia bütün gün evde kalacak,

teaching her daughters domestic skills.

2:04

kızlarına ev işlerini öğretecek.

Later, she'll retire to the inner courtyard for some fresh air. Kelime

2:07

Daha sonra biraz temiz hava almak için iç avluya çekilecek.

Kelime

“retire to the inner courtyard”: bir yere çekilmek

Bu cümlede retire to the inner courtyard, “mevcut etkinlikten veya insanlardan ayrılıp iç avluya gitmek” anlamına gelir. Bu hareket genellikle dinlenme, sessizlik veya mahremiyet içindir. Buradaki retire, meslek hayatını bitirip emekli olmak anlamına gelmez. retire to + place kalıbı, kişinin diğer insanlardan ya da mevcut etkinlikten çekilerek başka bir yere gitmesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede retire to, “bulunduğu ortamdan çekilip başka bir yere gitmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. At sixty-five, Maya retired from the company.
  2. Maya went to the office to begin her first job.
  3. After dinner, Maya retired to the library to read in peace.
Cevabı göster

After dinner, Maya retired to the library to read in peace.

When Archias arrives at the Agora, the civic and commercial heart of the city, Notlar

2:11

Archias, şehrin sivil ve ticari kalbi olan Agora'ya ulaştığında,

Kültür

Agora: antik bir Yunan kentinin kamusal merkezi

Agora, antik bir Yunan kentinin merkezindeki kamusal alanın adıdır. Pazar yeri olarak kullanılabildiği gibi yurttaşlık, toplumsal ve siyasi yaşamın buluşma noktası da olabilirdi. the civic and commercial heart of the city açıklaması, sözcüğün bağlamdaki anlamını açıklar: Archias bir kişiye değil, kamu işleriyle ticareti bir araya getiren bir yere varmaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede the Agora neyi ifade ediyor?

  1. Bir kent görevlisinin kişisel adı
  2. Ticaret ve yurttaşlık yaşamı için kamusal bir merkez
  3. Bir ailenin evindeki özel iç avlu
Cevabı göster

Ticaret ve yurttaşlık yaşamı için kamusal bir merkez

Deyimler

civic and commercial heart of the city: merkez anlamındaki heart

Bu cümlede heart, önemli etkinliklerin yoğunlaştığı yeri anlatan bir metafordur. Agora, bir vücut organı olarak değil, hem yurttaşları ilgilendiren kamusal işlerin hem de ticaretin merkezi olarak betimlenir. the heart of + yer veya grup kalıbı, o yerin ya da grubun en önemli, canlı veya etkili bölümünü anlatabilir. Bunun tam coğrafi merkez olması gerekmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The theater is the cultural heart of the town. heart ne anlama geliyor?

  1. kasabanın geometrik olarak tam orta noktası
  2. kültürel etkinliklerin ana merkezi
  3. bir vücut organı
Cevabı göster

kültürel etkinliklerin ana merkezi

he finds the square swarming with his fellow citizens, Deyimler

2:16

meydanın, kendisi gibi yurttaşlarla kaynadığını görüyor,

Deyimler

swarming with: kalabalık bir yeri canlı biçimde anlatmak

Swarming with, bir yerin hareket hâlindeki çok sayıda insan veya canlıyla dolu olduğunu anlatır. Sürü hâlinde hareket etme imgesini kullanır; bu nedenle meydan kalabalık, hareketli ve canlı görünür. Orada gerçekten böcekler olduğu anlamına gelmez. Yaygın kalıp yer + be + swarming with + çoğul isim şeklindedir. Özgün cümlede swarming with his fellow citizens, meydanın durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: By noon, the market was ____ tourists.

Cevabı göster

swarming with

native-born adult males who have completed military training. Kültür

2:19

yani askeri eğitimini tamamlamış yerli doğumlu yetişkin erkekler.

Kültür

native-born adult males who have completed military training: sınırlı bir vatandaş grubu

İfadenin tamamı, bu anlatıda kimlerin fellow citizens sayıldığını belirtir: toplulukta doğmuş, yetişkin olan ve askerî eğitimini tamamlamış erkekler. who have completed military training ilgi cümleciği, adult males ifadesine ek bir zorunlu koşul getirir. Burada citizens, Atina'da yaşayan herkes anlamına gelmez. Bu tarihsel betimlemede kadınlar, çocuklar, topluluk dışından gelenler ve eğitimi tamamlamamış erkekler bu nitelikli siyasi grubun dışında kalır.

Alıştırma

Vurgulanan tanım, bu anlatıdaki citizens hakkında ne ifade ediyor?

  1. Yalnızca gerekli niteliklere sahip sınırlı bir yetişkin erkek grubu siyasi vatandaş grubuna dahildi.
  2. Askerî eğitim her sakini vatandaş yapıyordu.
  3. Atina'da yaşayan herkes siyasi vatandaş grubuna dahildi.
Cevabı göster

Yalnızca gerekli niteliklere sahip sınırlı bir yetişkin erkek grubu siyasi vatandaş grubuna dahildi.

Attached to the central monument is a noticeboard with the meeting's agenda. Dilbilgisi

2:24

Ortadaki anıtta toplantının gündeminin asılı olduğu bir duyuru panosu var.

Dilbilgisi

Attached to the central monument is a noticeboard: öne alınmış tümleçle devrik yapı

Attached to the central monument is a noticeboard cümlesinde özne-yüklem devrikliği kullanılır. Baştaki geçmiş zaman ortaç öbeği ilan panosunun durumunu ve yerini belirtir; dilbilgisel özne a noticeboard öbeğidir ve is onun önünde yer alır. Nötr söz dizimi A noticeboard with the meeting's agenda is attached to the central monument şeklindedir. Devrik düzen önce ortamı sunar, ardından ilan panosunu tanıtır; bu nedenle yazılı bir sahneyi düzenlemekte kullanışlıdır.

Alıştırma

Durum ve yer öbeğini başa alarak cümleyi yeniden yazın: A noticeboard is attached to the central monument. ____ is a noticeboard.

Cevabı göster

Attached to the central monument

Today, there's only one item of discussion: Kalıp ifadeler

2:28

Bugün tartışılacak tek bir konu var:

Kalıp ifadeler

one item of discussion: gündemdeki bir mesele

Burada item, fiziksel bir nesneyi değil, düzenlenmiş bir listedeki veya gündemdeki bir konuyu belirtir. An item of discussion, grubun konuşmayı planladığı bir meseledir. İki nokta, ardından gelen sözlerin bu tek meseleyi açıklayacağını gösterir.

Alıştırma

Bu toplantı cümlesinde one item of discussion ne anlama gelir?

  1. sergilenen fiziksel bir nesne
  2. tamamlanmış bir kararın yazılı kaydı
  3. grubun konuşmayı planladığı tek bir mesele
Cevabı göster

grubun konuşmayı planladığı tek bir mesele

what to do with the people of Mytilene, a city on the island of Lesbos, Kalıp ifadeler

2:30

Atina egemenliğine karşı bir isyanın henüz bastırıldığı

Kalıp ifadeler

what to do with: bir kişi veya şeyin nasıl ele alınacağına karar vermek

what to do with + kişi veya şey kalıbı, o kişi ya da şeyin nasıl ele alınacağını, ona nasıl davranılacağını, nasıl kullanılacağını, saklanacağını veya onunla nasıl başa çıkılacağını belirten, cümle içine yerleşmiş bir soru yapısıdır. Konuyu, üzerinde düşünülmesi veya karar verilmesi gereken bir mesele olarak sunmak için what + to-mastar yapısını kullanır. Bu cümlede Mytilene halkına nasıl davranılacağını tartışılan karar olarak sunar. Bu kişileri kullanarak hangi etkinliğin yapılacağını sözcüğü sözcüğüne sormaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘nasıl ele alınacağı’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to decide ____ the damaged equipment.

Cevabı göster

what to do with

where a revolt against Athenian rule has just been put down. Notlar

2:35

Midilli adasındaki bir şehir olan Mytilene (Midilli) halkına ne yapılacağı.

Kelime

revolt against Athenian rule: Atina yönetimine karşı isyan

Bu cümlede a revolt against Athenian rule, Atina’nın siyasi denetimine karşı düzenlenen bir isyan anlamına gelir. revolt against + otorite veya sistem yapısı, isyancıların neye karşı çıktığını belirtir. Buradaki rule, bir gücün yönetimi veya denetimi anlamındaki sayılamayan isimdir. Tek bir kural ya da bir dizi kural anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede revolt against Athenian rule ne anlama gelir?

  1. Atina’da yazılmış birkaç kural hakkında bir tartışmaydı.
  2. Atina’nın siyasi denetimine karşı bir isyandı.
  3. Belirli bir Atinalı lideri destekleyen bir kampanyaydı.
Cevabı göster

Atina’nın siyasi denetimine karşı bir isyandı.

Öbek fiiller

has just been put down: az önce bastırıldı

Burada put down, güç veya otorite kullanarak bastırmak ya da yenilgiye uğratmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi a revolt olduğu için bir şeyi bir yüzeye bırakma şeklindeki gerçek anlamda kullanılmamıştır. has just been put down ifadesi present perfect edilgen yapıdadır: has + just + been + geçmiş zaman ortacı. Eylem isyana uygulanır; just ise bastırmanın çok kısa süre önce gerçekleştiğini ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi put down ifadesinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The revolt has just ____.

Cevabı göster

been put down

The meeting takes place on a hill west of the Acropolis, known as the Pnyx. Kalıp ifadeler

2:39

Toplantı, Akropolis'in batısında, Pnyx olarak bilinen bir tepede yapılıyor.

Kalıp ifadeler

known as the Pnyx: bir adı tanıtmak

known as the Pnyx ifadesinde known as, tepenin bilinen adını tanıtır. Bu ifade, a hill öbeğini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve which is known as the Pnyx şeklinde genişletilebilir. Bir kişinin veya şeyin adını, unvanını, lakabını ya da kimliğini belirtmek için be known as + ad, unvan, lakap veya kimlik yapısını kullanın. known as ifadesini kelime kelime yorumlamayın; iki sözcük birlikte adlandırma kalıbını oluşturur.

Alıştırma

Kulenin adını tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tower is ____ the Sky Needle.

Cevabı göster

known as

The word means tightly packed and the crowd of 5,000 citizens makes it clear why. Kelime

2:44

Kelimenin anlamı "sıkı sıkıya paketlenmiş", ve 5.000 yurttaşın oluşturduğu kalabalık bunun nedenini açıklıyor.

Kelime

tightly packed: birbirine çok yakın ve sıkışık

Tightly packed, insanların veya nesnelerin aralarında neredeyse hiç boşluk kalmayacak kadar sıkıştırılmış ya da birbirine çok yakın yerleştirilmiş olması demektir. Bu cümlede 5.000 yurttaştan oluşan kalabalığın fiziksel yoğunluğunu anlatır. Packed yalnızca “çantalara veya kutulara konmuş” anlamına gelmez. Sıfat olarak kalabalık bir alanı veya birbirine çok yakın yerleştirilmiş nesneleri de anlatabilir; tightly ise yakınlık fikrini güçlendirir.

Alıştırma

Yolcuların arasında neredeyse hiç boşluk olmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The passengers were ____ inside the bus.

Cevabı göster

tightly packed

The heralds purify the hill by sprinkling its boundary with pig's blood Kültür

2:51

Haberciler tepenin sınırlarına domuz kanı serperek arındırıyor

Kültür

purify the hill by sprinkling its boundary with pig's blood: ritüel arınma

Bu ifade, halka açık bir toplantıdan önce yapılan törensel arınmayı anlatır: haberciler, toplantı yerinin törensel açıdan arınmış sayılması için tepenin sınırına domuz kanı serper. Buradaki purify, kiri temizlemek ya da mikropları öldürmek anlamına gelmez. Ritüel kirliliği ortadan kaldırmak anlamına gelir ve bu Antik Yunan bağlamında kamusal işlemlerle dinî uygulamaların yakından bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede purify the hill ne anlama gelir?

  1. Kiri ve mikropları gidermek için tepeyi temizlerler.
  2. Araziyi satmak için tepenin sınırını işaretlerler.
  3. Tepeyi törensel açıdan arınmış hâle getirmek için dinî bir ritüel yaparlar.
Cevabı göster

Tepeyi törensel açıdan arınmış hâle getirmek için dinî bir ritüel yaparlar.

and call for order. Kalıp ifadeler

2:55

ve sessizlik çağrısı yapıyorlar.

Kalıp ifadeler

call for order: bir gruptan sakinleşmesini istemek

Call for order, bir toplantının veya başka bir resmî sürecin devam edebilmesi için insanlardan sessiz olmalarını ve kurallara uymalarını açıkça istemek anlamına gelir. Bu cümlede haberciler, ritüelden sonra meclisi denetim altına alır. Bu ifadede call for istemek ya da talep etmek, order ise düzenli bir durum anlamına gelir. Telefon etmekle veya yemek siparişi vermekle ilgisi yoktur.

Alıştırma

Tartışma devam ederken birkaç kişi bağırmaya başlıyor. Onlardan sakinleşmelerini istemek anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. place an order
  2. call the meeting to order
  3. call for order
Cevabı göster

call for order

As everyone sits on benches facing the platform,

2:57

Herkes kürsüye bakan banklara oturduktan sonra,

the presiding officer opens the meeting with the words, Kelime

3:00

oturum başkanı meclisi şu sözlerle açıyor:

Kelime

presiding officer: resmî süreci yöneten görevli

Burada presiding officer, bir toplantıyı veya süreci resmî olarak yöneten görevliyi ifade eder. Presiding, “resmî bir toplantıya başkanlık etmek” anlamındaki preside fiilinin -ing biçimidir; officer ise resmî bir görev üstlenen kişidir ve mutlaka polis anlamına gelmez. Bu cümlede bu unvan, toplantıyı açma ve kimin konuşacağını düzenleme yetkisine sahip kişiyi belirtir. Daha genel olarak, resmî işlemlerin düzenli ilerlemesinden sorumlu rol için kullanılır.

Alıştırma

Presiding officer resmî bir toplantıda ne anlama gelir?

  1. Resmî süreci yönetmekten sorumlu görevli.
  2. İlk konuşmak isteyen herhangi bir katılımcı.
  3. Platformu korumakla görevlendirilmiş bir polis.
Cevabı göster

Resmî süreci yönetmekten sorumlu görevli.

"Tis agoreuein bouleutai?” Kültür

3:03

"Tis agoreuein bouleutai?"

Who wishes to address the assembly? Anlatım akışı

3:05

Meclise hitap etmek isteyen var mı?

Kültür

“Tis agoreuein bouleutai?”: Eski Yunan meclisinde kullanılan bir kalıp

Tırnak içindeki sözler Latin harfleriyle yazılmış eski Yunanca bir kalıptır; İngilizce bir cümle değildir. Bu bölümde hemen ardından gelen Who wishes to address the assembly? sorusu, ifadeyi anlamak için gereken İngilizce karşılığı verir. Eski Yunanca sözlerin korunması, resmî bir meclisin tarihsel olarak canlandırıldığını gösterir. Yabancı dildeki ifadeyi İngilizce açıklamasıyla birlikte okuyun; Yunanca sözcükleri İngilizce yazım veya dil bilgisi kurallarıyla çözümlemeye çalışmayın.

Alıştırma

“Tis agoreuein bouleutai?” bu bölümde nasıl bir işlev görür?

  1. Herkese meclisten ayrılmasını söyleyen İngilizce bir emirdir.
  2. Oturumu yöneten görevlinin kişisel adıdır.
  3. Birini meclise hitap etmeye davet eden, Latin harflerine aktarılmış eski Yunanca bir kalıptır.
Cevabı göster

Birini meclise hitap etmeye davet eden, Latin harflerine aktarılmış eski Yunanca bir kalıptır.

Anlatım akışı

address the assembly: resmî konuşma daveti

Bu soru söz alma sürecini resmen başlatır ve sıradaki konuşmacı olmak isteyen kişinin kim olduğunu sorar. Who wishes to...? ifadesi Who wants to...? ifadesinden daha resmî ve usule uygun duyulur. Burada address, “bir topluluğa resmî olarak hitap etmek” anlamında bir fiildir; the assembly ise bir araya gelmiş dinleyicileri belirtir. Kalıp address + dinleyici veya grup şeklindedir. Bu cümlede address, posta adresi anlamına gelmez.

Alıştırma

Who wishes to address the assembly? burada ne anlama geliyor?

  1. Soru, toplantı yerinin posta adresini kimin bildiğini soruyor.
  2. Soru, toplantının bitmesini kimin istediğini soruyor.
  3. Soru, orada bulunan herkese resmî olarak konuşmak isteyen kişinin kim olduğunu soruyor.
Cevabı göster

Soru, orada bulunan herkese resmî olarak konuşmak isteyen kişinin kim olduğunu soruyor.

One by one,

3:08

Birer birer,

citizens speak,

3:09

yurttaşlar konuşuyor,

some advising mercy, Dilbilgisi

3:10

kimi merhamet tavsiye ediyor,

others bent on vengeance. Kelime

3:12

kimi de intikam peşinde koşuyor.

Dilbilgisi

some ... others ...: bir grubun farklı bölümlerini karşılaştırma

Eşleşen some ... others ... yapısı, daha büyük bir grubu birbiriyle karşılaştırılan alt gruplara ayırır. Burada some merhamet öneren kişileri, others ise intikam almaya kararlı kişileri belirtir. Birbirine karşılık gelen ifadeler iki görüşü paralel biçimde sunar ve grup adının tekrarlanmasını önler. Others, “o grubun diğer bazı üyeleri” anlamındadır; önünde the olmadığı için kalan herkes anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı some ... others ile tamamlayın: ____ committee members supported the proposal; ____ opposed it.

Cevabı göster

Some · others

Kelime

bent on vengeance: intikam almaya kesin kararlı

be bent on + isim veya -ing biçimi yapısında bent, fiziksel olarak eğilmiş olmak değil, kesin kararlı olmak anlamına gelir. Bent on vengeance, intikam almaya kararlı olmak demektir ve bunu yalnızca istemekten çok daha güçlüdür. Bu cümlede ifade, bir tarafın tavizsiz amacını anlatır ve onları merhamet önerenlerle karşı karşıya getirir. Bu yapı çoğu zaman inatçılık veya uyarıları ve sonuçları görmezden gelme isteği ima eder.

Alıştırma

Bent on vengeance ifadesi hangi durumu en iyi anlatır?

  1. Bir hükümdar düşmanının cezayı hak edip etmediğini kısaca düşünür.
  2. Bir hükümdar yere düşen kılıcı almak için eğilir.
  3. Bir hükümdar geçmişteki bir haksızlık nedeniyle düşmanını cezalandırmaya kesin kararlıdır.
Cevabı göster

Bir hükümdar geçmişteki bir haksızlık nedeniyle düşmanını cezalandırmaya kesin kararlıdır.

A motion is proposed to execute all the Mytileneans and enslave their women and children Notlar

3:15

Bütün Midillilileri idam etmek ve savaş zamanı Atinalı müttefiklerine ihanet ettikleri için

Kelime

a motion is proposed: toplantıya resmî bir önerge sunmak

Resmî toplantı dilinde motion, tartışma, karar veya oylama için bir grubun önüne getirilen önergedir. Is proposed edilgen yapıdadır: birisi önergeyi sunar, ancak cümle kişiye değil önergeye odaklanır. to ile başlayan mastar, önergenin istediği eylemi belirtir: Midillilileri idam etmek ve kadınlarıyla çocuklarını köleleştirmek. Burada motion fiziksel hareket değil, resmî bir gündem maddesidir.

Alıştırma

Resmî bir toplantıda A motion is proposed ne anlama gelir?

  1. Resmî bir öneri tartışma veya oylama için sunulur.
  2. Fiziksel bir hareket ölçülür.
  3. Onaylanmış bir emir hemen uygulanır.
Cevabı göster

Resmî bir öneri tartışma veya oylama için sunulur.

because they betrayed their Athenian allies during a time of war.

3:20

kadınlarını ve çocuklarını köleleştirmek yönünde bir önerge veriliyor.

Kültür

execute ... and enslave ...: toplu cezalandırma olarak idam ve köleleştirme

Bu önergede to execute ... and enslave ... önerilen iki eylemi belirtir: hedef alınan tüm Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek. execute fiilinin nesnesi insanlar olduğu ve fiil enslave ile yan yana kullanıldığı için burada bir görevi yerine getirmek anlamına gelmez. Midilli isyanı Atina tarafından bastırıldıktan sonra önerge, kentin ve ailelerinin cezalandırılmasını savaş zamanında alınan siyasi bir karar olarak ele alır. Bu, fethedilen halkların köleleştirilebildiği antik bir ortamda uygulanan toplu cezalandırmadır.

Alıştırma

Vurgulanan öneri ne yapılmasını istiyor?

  1. Midillililere bir planı uygulatırken ailelerini ücret karşılığında çalıştırmak.
  2. Midillililerin aileleriyle birlikte kentten ayrılmalarına izin vermek.
  3. Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek.
Cevabı göster

Midillilileri öldürmek ve onların kadınlarıyla çocuklarını zorla köleleştirmek.

A majority raises their right hands in favor. Kültür

3:24

Çoğunluk sağ elini kaldırarak destekliyor.

Kültür

majority raises their right hands in favor: açık destek oyu

Burada raises their right hands, bir mecliste yapılan oylama hareketini anlatır. Kaldırılan eller öneri lehine kullanılan açık oylardır; selamlaşma veya konuşma talebi değildir. A majority, tüm seçmenlerin yarısından büyük bir grubu ifade eder. In favor, öneriyi desteklemek anlamına gelir. Neyin oylandığı bağlamdan zaten belliyse of + nesne olmadan kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümle meclis bağlamında ne anlama geliyor?

  1. Seçmenlerin yarısından fazlası öneriyi açıkça destekliyor.
  2. Seçmenlerin tam yarısı konuşmak istiyor.
  3. Seçmenlerin çoğu toplantı başkanını selamlıyor.
Cevabı göster

Seçmenlerin yarısından fazlası öneriyi açıkça destekliyor.

Once the meeting's over,

3:29

Toplantı bittikten sonra,

Archias heads back to the Agora to buy food and wine. Öbek fiiller

3:30

Archias yiyecek ve şarap almak için Agora'ya dönüyor.

Öbek fiiller

heads back to: bir yere geri dönmek

Burada heads back to, “geri döner” veya “yeniden o yöne gitmeye başlar” anlamına gelir. Head, “belirli bir yöne doğru hareket etmek” anlamındaki bir fiildir; back ise Agora'nın Archias'ın geri döndüğü yer olduğunu gösterir. Kalıp head back to + yer şeklindedir. Home, here ve there sözcüklerinden önce genellikle to kullanılmaz: head back home, head back here, head back there.

Alıştırma

Cümleyi head back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After lunch, we ____ the office.

Cevabı göster

headed back to

Hundreds have gathered there to discuss the results,

3:34

Yüzlerce kişi sonuçları tartışmak için orada toplanmış,

many unhappy with the decision. Dilbilgisi

3:36

birçoğu bu karardan mutsuz.

Dilbilgisi

many unhappy with the decision: kısaltılmış ek yapı

Virgülden sonraki sözcükler, daha önce yüzlerce kişi olarak tanımlanan grubun birçok üyesi hakkında ek bilgi verir. Many, many of them anlamındadır; unhappy ise onların durumunu anlatan bir sıfattır. Bu, kısaltılmış bir ek yan yapıdır. many of them were unhappy with the decision veya many of whom were unhappy with the decision biçiminde genişletilebilir. Kısa biçimde many bir fiil değildir.

Alıştırma

Asıl örnekteki many unhappy with the decision ifadesine anlamca en yakın cümleyi seçin.

  1. Many of the people who gathered were unhappy with the decision.
  2. The people gathered because many decisions had been announced.
  3. Many people were unhappy, so they made the decision.
Cevabı göster

Many of the people who gathered were unhappy with the decision.

When Archias returns home,

3:39

Archias eve döndüğünde,

he tells Dexileia about the debate.

3:41

münazarayı Dexileia'ya anlatıyor.

She thinks that killing the innocent as well as the guilty Dilbilgisi

3:43

O, suçluların yanı sıra masumları da öldürmenin

is harsh and counterproductive and tells him as much. Notlar

3:46

acımasız ve ters tepecek bir hamle olduğunu düşünüyor ve bunu ona söylüyor.

Dilbilgisi

the innocent as well as the guilty: gruplar için the + adjective

The innocent ve the guilty, insan gruplarına gönderme yapmak için the + adjective kalıbını kullanır ve sırasıyla masum insanları ve suçlu insanları ifade eder. Sıfattan sonra isim gelmese de bu ifadeler genellikle çoğul bir grup anlamı taşır. Burada as well as iki grubu birbirine bağlar ve ayrıca ya da birlikte anlamına gelir. İfade, eylemin hem masumları hem de suçluları kapsadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle iki insan grubuna gönderme yapmak için the + adjective yapısını kullanır?

  1. The clinic serves an elderly as well as a young.
  2. The clinic serves the elderly as well as the young.
  3. The clinic serves the elderly patient as well as the young patient.
Cevabı göster

The clinic serves the elderly as well as the young.

Kelime

harsh and counterproductive: sertlik ve hedefi baltalayan sonuçlar

Harsh and counterproductive, eylemi iki ayrı yönden eleştirir. Harsh, eylemin aşırı sert veya acımasız olduğunu; counterproductive ise kendi amacına karşı işlediğini ve durumu kötüleştirebileceğini belirtir. Counterproductive, yalnızca başarısız demekten daha özeldir: eylem sadece başarısız olmaz, amaçlanan hedefe ulaşmayı da zorlaştırır. Bir politika, kural, strateji veya karar değerlendirilirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede harsh and counterproductive doğru kullanılmıştır?

  1. Publicly humiliating a worker to improve morale would be harsh and counterproductive.
  2. Printing the schedule in blue would be harsh and counterproductive.
  3. Giving a tired worker a short break would be harsh and counterproductive.
Cevabı göster

Publicly humiliating a worker to improve morale would be harsh and counterproductive.

Kalıp ifadeler

tells him as much: daha önce belirtilen bir düşünceye gönderme yapmak

tells him as much ifadesindeki as much, önceki yargının tamamına gönderme yapar: hem masumları hem de suçluları öldürmek acımasızdır ve ters etki yaratır. İfade, kadının aynı düşünceyi ona söylediği anlamına gelir; bir miktarı anlatmaz. Aktarılabilir kalıp tell + kişi + as much biçimindedir. Hemen önce açıkça belirtilen bir gerçeği, görüşü veya sonucu bütünüyle tekrarlamayı önler.

Alıştırma

Örnekteki tells him as much ne anlama geliyor?

  1. Kadın, miktarın tam olarak ne kadar büyük olduğunu ona söyler.
  2. Kadın, görüşü hakkında ona hiçbir şey söylemez.
  3. Kadın, öldürme eylemini acımasız ve ters etki yaratan bir davranış olarak gördüğünü ona söyler.
Cevabı göster

Kadın, öldürme eylemini acımasız ve ters etki yaratan bir davranış olarak gördüğünü ona söyler.

Around dusk,

3:50

Alacakaranlığa doğru,

Archias goes to a friend's house for a symposium. Kültür

3:51

Archias bir sempozyum (şölen) için bir arkadaşının evine gidiyor.

Kültür

symposium: Antik Yunan'da şaraplı bir sosyal toplantı

Bu Antik Yunan bağlamında symposium, erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve çoğu zaman eğlenceleri izlediği ya da fikirleri tartıştığı sosyal bir toplantıdır. Bir arkadaşın evine yapılan ziyaret bu tarihsel anlama uygundur. Burada symposium modern akademik etkinlik anlamına gelmez. Hangi anlamın kastedildiğini dönem ve sahnedeki etkinlikler gösterir.

Alıştırma

Bu Antik Yunan bağlamında symposium ne anlama geliyor?

  1. Bir üniversitede düzenlenen modern akademik toplantı.
  2. Erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve fikirleri tartıştığı sosyal toplantı.
  3. Bir mecliste yapılan resmî halk oylaması.
Cevabı göster

Erkek konukların şarap içtiği, sohbet ettiği ve fikirleri tartıştığı sosyal toplantı.

The nine men drink wine and discuss the meeting well into the night. Kalıp ifadeler

3:54

Dokuz adam şarap içip gece geç saatlere kadar toplantıyı tartışıyor.

Kalıp ifadeler

well into the night: gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmek

well into the night, içki içme ve görüşmenin gecenin yalnızca başlangıcına kadar değil, gecenin oldukça ilerleyen saatlerine kadar sürdüğünü anlatır. Buradaki well, bir zaman diliminin epey ilerlemiş bir noktasına ulaşma anlamı katar; “ustaca” demek değildir. Aktarılabilir kalıp well into + zaman dilimi biçimindedir; well into the afternoon veya well into winter gibi. Bir eylemin ya da durumun dönemin başlangıcını aşıp görece geç bir noktasına kadar sürdüğünü vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “gecenin ilerleyen saatlerine kadar” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The discussion continued ____.

Cevabı göster

well into the night

Archias shares his wife's opinion,

3:58

Archias eşinin fikrini paylaşıyor,

urging mercy,

4:00

merhamet çağrısı yapıyor,

and his friends eventually agree.

4:01

ve arkadaşları sonunda aynı fikirde birleşiyor.

Before dawn,

4:04

Şafaktan önce,

something unprecedented happens. Kelime

4:05

eşi görülmemiş bir şey oluyor.

Kelime

something unprecedented happens: emsali olmayan bir olay gerçekleşir

something unprecedented happens, bilinen daha eski bir örneği ya da emsali olmayan bir olayın meydana geldiği anlamına gelir. Temel iddia, olayın yalnızca şaşırtıcı veya sıra dışı olması değil, daha önce buna benzer bir olayın yaşandığının bilinmemesidir.

Alıştırma

something unprecedented happens ifadesini en iyi açıklayan ifade hangisidir?

  1. Olay yaygın değildir, ancak daha eski örnekleri bilinmektedir.
  2. Bu tür daha eski bir olayın gerçekleştiği bilinmemektedir.
  3. Bu tür bir olay daha önce birçok kez gerçekleşmiştir.
Cevabı göster

Bu tür daha eski bir olayın gerçekleştiği bilinmemektedir.

Heralds circulate throughout Athens,

4:08

Haberciler tüm Atina'yı dolaşarak

announcing the council has called another meeting. Kalıp ifadeler

4:10

konseyin yeni bir toplantı çağrısı yaptığını duyuruyorlar.

Kalıp ifadeler

has called another ...: bir toplantı daha düzenlemek

has called another meeting ifadesinde call, “bir toplantının yapılmasını ayarlamak ya da resmî olarak toplantı çağrısı yapmak” anlamındadır. Telefon etmek anlamına gelmez. Has called, present perfect yapısındadır: karar zaten verilmiştir ve şu anki durumla ilgilidir. Another, önceki bir toplantıdan sonra bir toplantı daha demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the team failed to reach a decision today, the chair ____ meeting for Monday.

Cevabı göster

has called another

The second debate is equally heated, Kelime

4:14

İkinci münazara da aynı derecede ateşli geçiyor,

Kelime

second debate is equally heated: önceki tartışmayla aynı yoğunlukta

Burada heated, güçlü duyguların ve keskin fikir ayrılıklarının olduğu bir tartışmayı anlatır; sıcaklıkla ilgili değil, mecazi bir kullanımdır. Equally, “aynı derecede” demektir. Bu ifade ikinci tartışmayı önceki tartışmaya bağlar ve ikincisinin de aynı ölçüde yoğun olduğunu söyler.

Alıştırma

Bu cümlede equally heated ne anlama gelir? “The second debate is equally heated.”

  1. İkinci tartışma öncekinden daha sakindir.
  2. İkinci tartışmanın yapıldığı oda da aynı derecede sıcaktır.
  3. İkinci tartışma duygusal açıdan önceki kadar yoğundur.
Cevabı göster

İkinci tartışma duygusal açıdan önceki kadar yoğundur.

but a new resolution to execute only the leaders of the revolt narrowly passes. Kelime

4:16

ancak sadece isyan liderlerinin idam edilmesini öngören yeni bir karar ucu ucuna kabul ediliyor.

Kelime

narrowly passes: küçük bir farkla kabul edilmek

“narrowly passes” ifadesinde passes, kararın onaylanması için yeterli desteği aldığını belirtir. Narrowly ise kazanan tarafın farkının çok küçük olduğunu ve sonucun kolayca tersine dönebileceğini gösterir. Burada narrowly, sonucun ne kadar başa baş olduğunu anlatır. Kararın fiziksel olarak dar bir alandan geçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“The proposal narrowly passed the vote” ne anlama gelir?

  1. Öneri hiçbir itiraz olmadan kabul edildi.
  2. Öneri neredeyse kabul edildi, ancak başarısız oldu.
  3. Öneri kabul edildi, ancak fark çok küçüktü.
Cevabı göster

Öneri kabul edildi, ancak fark çok küçüktü.

Yet, there's a problem.

4:21

Fakat ortada bir sorun var.

A ship with orders to carry out the first resolution was dispatched the previous day. Notlar

4:23

İlk kararı uygulamakla görevli bir gemi bir gün önce yola çıkmıştı.

Öbek fiiller

carry out the first resolution: bir kararı uygulamaya koymak

“carry out the first resolution” ifadesinde carry out, kararın gerektirdiği şeyi yerine getirmek veya uygulamak anlamına gelir. Emirler, daha önce alınan kararın eyleme dönüştürülmesini ister. Carry out, ardından sık sık plan, order, task, investigation, experiment veya resolution gelen bir öbek fiildir. Burada bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımak gibi sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “onaylanmış bir planı uygulamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The team will ____ the approved safety plan tomorrow.

Cevabı göster

carry out

Kelime

was dispatched the previous day: bir gün önce göreve gönderildi

Was dispatched, dispatch fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir: yetkili bir kişi ya da kurum gemiyi belirli bir görevi yerine getirmesi için göndermiştir. Edilgen yapı, emri veren kişiden çok gemiye ve göreve odaklanır. The previous day, anlatıdaki geçmiş bir referans noktasından bir gün öncesi demektir. Yesterday gibi otomatik olarak konuşma gününü temel almaz.

Alıştırma

Tarihî bir anlatıda “The patrol boat was dispatched the previous day” ne anlama gelir?

  1. Devriye teknesi bugünden bir gün önce resmî bir rapor gönderdi.
  2. Yetkili bir kurum devriye teknesini anlatının referans tarihinden bir gün önce göreve gönderdi.
  3. Devriye teknesi görevine anlatının referans tarihinden bir gün sonra başladı.
Cevabı göster

Yetkili bir kurum devriye teknesini anlatının referans tarihinden bir gün önce göreve gönderdi.

And so,

4:28

Ve böylece,

another ship quickly sets sail to countermand the order. Notlar

4:29

emri iptal etmek için başka bir gemi hızla yelken açıyor.

Kalıp ifadeler

sets sail: limandan ayrılıp yolculuğa başlar

Set sail, limandan ayrılıp deniz yolculuğuna başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Sets sail içinde, another ship tekil olduğu için set üçüncü tekil şahıs eki -s alır. Burada sail ifadenin bir parçasıdır; yalnızca direğe bağlı olan “yelken” anlamındaki isim değildir. Şimdiki zaman biçimindeki sets, tarihî şimdiki zamandır: geçmiş bir olayı şu anda gerçekleşiyormuş gibi anlatır ve eylem sırasına canlılık katar.

Alıştırma

Cümleyi “deniz yolculuğuna başlamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the research vessel ____ for the island.

Cevabı göster

sets sail

Kelime

to countermand the order: önceki bir emri resmen geri çekmek

to countermand the order ifadesinde countermand, daha önce verilmiş bir emri artık uygulanmaması için resmen geri çekmek anlamına gelir. Yalnızca ters yönde bir emir vermek demek değildir. to ile kurulan mastar, geminin yola çıkma amacını belirtir: önceki emrin yürürlüğe girmesini engellemek için yola çıkar.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir: The commander countermanded the order before sunrise.?

  1. Komutan önceki emri resmen geri çekti.
  2. Komutan önceki emri tekrarladı.
  3. Komutan önceki emri yerine getirdi.
Cevabı göster

Komutan önceki emri resmen geri çekti.

A race of democracy against time. Deyimler

4:33

Demokrasinin zamana karşı bir yarışı.

Deyimler

A race of democracy against time: acil eylem için bir mecaz

Bu ifade demokrasiyi, yani demokratik karar alma sürecini, zamanla yarışan bir koşucu gibi kişileştirir. Karar değişmiştir, ancak önceki bir eylem geri döndürülemez bir sonuç doğurmadan yeni kararın uygulanması gerekir. Yaygın bir mecaz olan a race against time, bir işi son tarihten veya zararlı bir sonuçtan önce bitirmek için gösterilen acil çabayı anlatır. Burada A race of democracy against time. bir başlık veya anlatıcının dramatik özeti gibi, bilinçli olarak kısaltılmış bir cümle parçasıdır.

Alıştırma

Bu anlatıda A race of democracy against time. ifadesi öncelikle neyi vurgular?

  1. Demokrasi gerçek bir atletizm yarışına katılmaktadır.
  2. İnsanlar hangi saatin en doğru olduğunu tartışmaktadır.
  3. Demokratik bir karar, çok geç olmadan yürürlüğe girmelidir.
Cevabı göster

Demokratik bir karar, çok geç olmadan yürürlüğe girmelidir.

Did you enjoy this glimpse of daily life in an ancient civilization? Kalıp ifadeler

4:37

Antik bir uygarlıktaki günlük yaşama dair bu kesiti beğendiniz mi?

Kalıp ifadeler

glimpse of daily life: günlük yaşama kısa ve kısmi bir bakış

Bu soruda this glimpse of daily life, videonun insanların nasıl yaşadığına dair kısa ve sınırlı bir görünüm sunduğunu anlatır. Glimpse, izleyicilerin kapsamlı veya derinlemesine incelenmiş bir anlatım değil, yalnızca birkaç temsilî ayrıntı gördüğünü vurgular. Tekrar kullanılabilen kalıp a glimpse of + isim şeklindedir: a glimpse of the future, a glimpse of village life. Bir şeyi gerçekten çok kısa görmeyi de video, yazı, sergi veya deneyim yoluyla kısa bir izlenim edinmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

İki dakikalık bir belgesel, bir dağ köyünden yalnızca birkaç sahne gösteriyor. Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: It gives viewers ___ daily life there.

  1. an overview of
  2. an in-depth look at
  3. a glimpse of
Cevabı göster

a glimpse of

If so, check out our day in the life playlist.

4:41

Eğer öyleyse, "hayatın bir günü" oynatma listemize göz atın.

You can also help us bring more educational videos to lifelong learners around the world

4:44

Ayrıca, tüm dünyadaki yaşam boyu öğrenenlere daha fazla eğitici video ulaştırmamıza yardımcı olabilirsiniz.

by making a small monthly contribution on our Patreon page at patreon.com/teded.

4:49

Bunun için patreon.com/teded adresindeki Patreon sayfamızdan aylık küçük bir katkıda bulunabilirsiniz.