Narsizmin psikolojisi - W. Keith Campbell: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
653 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Narkissos mitinden yola çıkan video, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizmi narsisistik kişilik bozukluğundan ayırıyor. Ardından genetik, ailevi ve kültürel etkileri inceliyor; dürüst öz değerlendirme ile şefkati değişime yardımcı olabilecek yollar olarak ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Way before — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Selfie gibi tanıdık ve modern bir göndermeyi çok daha eski bir konuyla buluşturan çarpıcı bir zaman karşıtlığıyla anlatıya başlamayı öğrenin. “Çok daha önce” anlamını veren bu ifade, tarihî ya da açıklayıcı bir anlatının daha ilk cümlesinde etkili bir giriş kurmanızı sağlar. 2. put their child on a pedestal — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi, birini gerçekten yüksek bir yere koymak değil, aşırı derecede hayran olunacak veya önemli biri saymak şeklindeki idealizasyona yönelik eleştiri olarak tanıyın. Burada ebeveynlerin çocuğu gereğinden fazla yüceltmesinin büyüklenmeci narsisizme çevresel etkisini anlatır; aşırı övgüyü tartışırken de kullanılabilir. 3. Anything that promotes / can be helpful. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Belirsiz bir ilgi yan cümlesinin özne olup kiplik bildiren bir sonuçla birleşerek geniş bir uygulama grubunu nasıl önerebildiğini anlayın. Bu kalıp, dürüst öz değerlendirmeyi ve başkalarını önemsemeyi destekleyen yöntemlerin yararlı olabileceğini, her yöntemin kesinlikle işe yarayacağını iddia etmeden belirtmenizi sağlar.

Bu derste

Way before the first selfie, Anlatım akışı

0:06

İlk selfieden çok daha önceleri,

Anlatım akışı

Way before: çok daha önce

“Way before” ifadesinde way, before sözcüğünü güçlendiren bir derece zarfıdır. Bu nedenle ifade “çok uzun zaman önce” anlamına gelir; “yol” ya da “güzergâh” anlamına gelmez. İfade cümlenin başına getirildiğinde ana cümledeki olaydan çok daha erken bir zaman çerçevesi kurar. Burada eski bir hikâyeyi ilk özçekimle karşılaştırmak güçlü bir zaman karşıtlığı yaratır ve dinleyicinin ilgisini çeker.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çok uzun zaman önce” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This bridge was built ____ cars became common.

Cevabı göster

way before

the ancient Greeks and Romans had a myth about someone Kültür

0:08

antik Yunan ve Romalıların bir efsanesi vardı;

a little too obsessed with his own image. Kalıp ifadeler

0:11

kendi görüntüsüne biraz fazla takıntılı birisi hakkında.

Kültür

ancient Greeks and Romans: klasik dünyanın halkları

Bu cümlede “the ancient Greeks and Romans”, antik Yunanistan ve antik Roma halklarını ifade eder. Ancient tarihsel dönemi belirlediği için günümüz Yunanlarını veya bugün Roma'da yaşayan insanları anlatmaz. Bu adlandırma, efsaneyi klasik Greko-Romen kültür geleneğine yerleştirir. Tarih, sanat ve edebiyatta benzer adlandırmalar genellikle bir hikâyenin ya da düşüncenin hangi uygarlıktan geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “the ancient Greeks and Romans” kimi ifade ediyor?

  1. Yalnızca Yunan ve Roma efsanelerini inceleyen günümüz tarihçileri.
  2. Modern Yunanistan vatandaşları ve bugün Roma'da yaşayan insanlar.
  3. Antik Yunanistan ve antik Roma'nın klasik uygarlıklarındaki halklar.
Cevabı göster

Antik Yunanistan ve antik Roma'nın klasik uygarlıklarındaki halklar.

Kalıp ifadeler

too obsessed with his own image: kendi görüntüsüne fazla takıntılı

Be obsessed with something, bir şeyi düşünmeyi veya ona odaklanmayı bırakamayacak kadar güçlü bir ilgi duymak demektir. Too, bu ilginin makul düzeyi aştığını gösterir; bu yüzden too obsessed with tarafsız değil, eleştirel bir ifadedir. Tam ifadede a little eleştiriyi biraz yumuşatır ancak olumsuz değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz. His own image burada kişinin kendisini nasıl gördüğünü, özellikle görünüşünü veya yansımasını anlatır; sahip olduğu bir resim anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı be too obsessed with + isim, zamir veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi too, obsessed ve gerekli edatla tamamlayın: Maya checks her profile every minute. She is ____ her online image.

Cevabı göster

too obsessed with

In one telling, Anlatım akışı

0:14

Bir anlatıma göre,

Anlatım akışı

In one telling: bir hikâyenin bir versiyonunu tanıtma

Burada telling, bir hikâyenin anlatıldığı belirli bir yolu veya versiyonu ifade eden sayılabilen bir isimdir. In one telling, sonraki bilgiyi olası birkaç anlatımdan biri olarak sunar; bu ifadede telling fiil değildir. Bu giriş, mitler, efsaneler, söylentiler veya tarihî anekdotlar kaynağa göre değiştiğinde bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Sonraki ayrıntının tek bir versiyona ait olduğunu ve her versiyonda bulunmasının gerekmediğini belirtir.

Alıştırma

Bir halk hikâyesinin birkaç versiyonu vardır. Bunlardan birini tanıtan hedef girişle cümleyi tamamlayın: ____, the youngest sister finds the hidden door.

Cevabı göster

In one telling

Narcissus was a handsome guy wandering the world

0:15

Narkissos, dünyayı dolaşarak

in search of someone to love. Kalıp ifadeler

0:18

sevecek birini arayan yakışıklı bir gençti.

Kalıp ifadeler

in search of: bir şeyi aramayı anlatan kalıp

In search of, bulmaya çalışmak anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. of'tan sonra gelen isim öbeği aranan kişiyi, şeyi veya cevabı belirtir. Bu cümlede ifade, dünyayı dolaşmanın amacını açıklar: Sevecek birini bulmak istediği için yolculuk eder. Bu ifade, arayışı çoğu zaman bir yolculuk veya süren bir çaba olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede in search of doğru kullanılmıştır?

  1. The team traveled north in searching of clean water.
  2. The team traveled north in search of clean water.
  3. The team traveled north in search for clean water.
Cevabı göster

The team traveled north in search of clean water.

After rejecting a nymph named Echo, Dilbilgisi

0:20

Ekho adında bir su perisini reddettikten sonra,

Dilbilgisi

After rejecting: önceki eylem için after + isim-fiil

Burada after bir edattır; bu nedenle ardından fiilin yalın biçimi reject veya geçmiş zaman biçimi rejected değil, isim-fiil olan rejecting gelir. Rejecting burada devam eden zamanın bir parçası değildir. After + -ing biçimi, ana cümle yapısında -ing ile anlatılan eylem ana cümledeki eylemden önce gerçekleşir. Bu, olay sırasını kısa biçimde göstermenin bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi lock fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After ____ the door, Maya walked to the bus stop.

Cevabı göster

locking

he caught a glimpse of his own reflection in a river Kalıp ifadeler

0:23

nehirde kendi yansımasını bir anlığına gördü

Kalıp ifadeler

caught a glimpse of: bir şeyi kısa bir an görmek

Catch a glimpse of, birini veya bir şeyi yalnızca kısa bir an için, çoğu zaman tesadüfen görmek demektir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede kendi yansımasını nehirde kısa bir an görür. Bu ifade, dikkatle ya da uzun süre bakmayı değil, hızlıca görmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi catch a glimpse of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: From the bus, I ____ a fox before it ran into the woods.

Cevabı göster

caught a glimpse of

and fell in love with it. Kalıp ifadeler

0:26

ve ona aşık oldu.

Kalıp ifadeler

fell in love with: birini veya bir şeyi sevmeye başlamak

Fall in love with, birini veya bir şeyi sevmeye başlamak demektir. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; with ise sevilen kişiyi veya şeyi ifadeye bağlar. Bu cümlede it, onun sudaki kendi yansımasını belirtir. Bu ifade, duygunun zaten var olmasından çok başladığı anı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi fall in love with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After one weekend in the mountains, Lena ____ hiking.

Cevabı göster

fell in love with

Unable to tear himself away, Öbek fiiller

0:28

Kendini oradan koparamayan

Öbek fiiller

tear himself away: kendini ayrılmaya zorlamak

Tear oneself away, izlemeyi veya keyfini çıkarmayı bırakmanın çok zor olduğu bir kişiden, etkinlikten ya da manzaradan kendini zorla ayırmak demektir. Tear güçlü bir isteksizlik hissi katar; bu nedenle yalnızca leave demekten daha canlıdır. Burada himself erkek bir özneyle uyumludur. Kişiyi çeken şey bağlamdan anlaşılır; bu şey açıkça söylenirse tear oneself away from something yapısı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu tear oneself away biçimiyle tamamlayın: The novel was so gripping that I could not ____ from it at bedtime.

Cevabı göster

tear myself away

Narcissus drowned.

0:30

Narkissos boğuldu.

A flower marked the spot where he died,

0:31

Öldüğü yerde bir çiçek çıktı,

and we call that flower the narcissus. Dilbilgisi

0:34

ve biz o çiçeğe nergis diyoruz.

Dilbilgisi

call that flower the narcissus: call + nesne + ad

call + nesne + ad yapısı, bir kişiye veya şeye belirli bir ad vermek ya da bu adı onun için kullanmak anlamına gelir. call that flower the narcissus ifadesinde that flower nesne, the narcissus ise onun için kullanılan addır. Bu yapıda ad doğrudan nesneden sonra gelir: call X Y denir, call X as Y denmez.

Alıştırma

Hangi cümle call + nesne + ad yapısını doğru kullanıyor?

  1. We call this device a compass.
  2. We call as this device a compass.
  3. We call this device as a compass.
Cevabı göster

We call this device a compass.

The myth captures the basic idea of narcissism, Kalıp ifadeler

0:37

Bu efsane narsisizmin temel fikrini yakalar:

elevated and sometimes detrimental self-involvement. Kelime

0:40

abartılı ve bazen zararlı olabilen kendine odaklanma hali.

Kalıp ifadeler

captures the basic idea of: bir kavramın özünü aktarmak

Bu cümlede captures, “fiziksel olarak yakalar” değil, “doğru biçimde ifade eder veya yansıtır” anlamındadır. Mit, narsisizmin merkezindeki anlamı akılda kalıcı bir biçimde sunar. X captures the basic idea of Y yapısı, X’in Y’nin temel kavramını aktardığını belirtir. Bu kullanım genellikle ayrıntılara, istisnalara veya daha kesin bir tanıma yer bırakır.

Alıştırma

Örnekte captures the basic idea of ne anlama geliyor?

  1. ile bağlantılı bir şeyi fiziksel olarak yakalar
  2. temel kavramını açıkça aktarır
  3. hakkındaki her ayrıntıyı kanıtlar
Cevabı göster

temel kavramını açıkça aktarır

Kelime

detrimental self-involvement: zararlı ölçüde aşırı benlik odağı

Bu ifadede self-involvement, bir etkinliğe tarafsız biçimde katılmak değil, kişinin kendi ihtiyaçlarına, imajına veya önemine aşırı dikkat göstermesi anlamına gelir. Detrimental, bu içe dönük odağın zarar veya kötü sonuçlar doğurabileceğini belirtir. Bir bütün olarak detrimental self-involvement, kişinin kendisine, başkalarına veya ilişkilere zarar verebilecek aşırı benlik odağını anlatan resmî ve eleştirel bir ifadedir.

Alıştırma

Örnekteki detrimental self-involvement ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. zarara yol açabilecek aşırı benlik odağı
  2. yararlı bir gruba etkin biçimde katılma
  3. kişinin temel ihtiyaçlarına gösterdiği olağan dikkat
Cevabı göster

zarara yol açabilecek aşırı benlik odağı

But it's not just a personality type Anlatım akışı

0:44

Ama bu sadece tavsiye köşelerinde karşımıza çıkan

that shows up in advice columns. Öbek fiiller

0:46

bir kişilik tipi değildir.

Öbek fiiller

shows up in advice columns: medya içeriğinde görülmek

Burada shows up in, “bir yerde görülür” veya “bir yerde bulunur” anlamındadır. Özne, bir yere gelen kişi değil, bir kişilik tipi düşüncesidir. Advice columns, yazarların okurların sorularını yanıtlayıp tavsiye verdiği düzenli gazete, dergi veya internet sitesi bölümleridir. Bu ifade, söz konusu kişilik etiketinin bu tür medya içeriklerinde sık sık ele alındığını anlatır.

Alıştırma

Bu nottaki “bir yerde görülür” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The same pattern often ____ the data.

Cevabı göster

shows up in

It's actually a set of traits classified Kelime

0:48

Aslında psikologlar tarafından sınıflandırılan

and studied by psychologists.

0:50

ve incelenen bir dizi özelliktir.

Anlatım akışı

not just ... actually ... ile düzeltme ve yeniden tanımlama

Not just, fazla dar bir görüşü ortaya koyar: bunu yalnızca tavsiye köşelerinde görülen bir kişilik tipi olarak tanımlamak, düşüncenin tamamını yansıtmaz. Böylece okuyucuyu ilk anlayışını gözden geçirmeye hazırlar. Ardından actually daha doğru açıklamayı sunar: psikologların sınıflandırdığı ve incelediği bir özellikler bütünü. Bu iki cümle bilgiyi “önce sınırlı görüş, sonra düzeltilmiş tanım” şeklinde düzenler; actually yalnızca vurgu yapmaz, önceki anlayışı düzeltir.

Alıştırma

Hangi seçenek, dar bir ilk izlenimi daha doğru bir açıklamayla düzeltmek için not just ... actually ... yapısını kullanıyor?

  1. The museum is not only free but also open late on Fridays.
  2. Actually, the museum closes at six, just before dinner.
  3. This isn't just a minor delay. It's actually a complete cancellation.
Cevabı göster

This isn't just a minor delay. It's actually a complete cancellation.

Kelime

classified and studied by psychologists: kısaltılmış edilgen niteleyici

Bu cümlede classified and studied by psychologists, traits sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan tümcesidir. Açık biçimi traits that are classified and studied by psychologists şeklindedir. Classified ve studied paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır; by psychologists ise iki eylemi de kimin yaptığını belirtir. Burada classified, ‘kategorilere ayrılmış’ anlamına gelir; ‘gizli’ anlamına gelmez. Bu ifade, özellikleri profesyonel inceleme nesneleri olarak sunar ve açıklamaya resmî, akademik bir ton verir.

Alıştırma

Hedef ifadedeki iki fiille resmî açıklamayı tamamlayın: The traits ____ and ____ by psychologists were included in the report.

Cevabı göster

classified · studied

The psychological definition of narcissism

0:53

Narsisizmin psikolojik tanımı,

is an inflated grandiose self-image. Kelime

0:55

şişirilmiş ve görkemli bir benlik imajıdır.

Kelime

inflated grandiose self-image: kişinin kendine dair abartılı görüşü

An inflated grandiose self-image, kişinin kendisini abartılı ve aşırı önemli görmesidir. Inflated, soyut anlamda bir şeyin gerçekte olduğundan daha büyük hâle getirildiğini belirtir; grandiose ise kişinin kendisini gerçekçi olmayan biçimde etkileyici veya önemli görmesi anlamını ekler. Self-image, bir kişinin kim olduğuna dair zihnindeki görüntüdür. Bu sıfatlar birlikte eleştirel bir anlam taşır, övgü değildir. İfade, sağlıklı özgüven yerine gerçeği aşan bir öz değerlendirmeyi anlatır.

Alıştırma

An inflated, grandiose self-image ifadesini en iyi hangi durum gösterir?

  1. Bir kişi kısa bir sunum yapmadan önce gergin hisseder.
  2. Az deneyimli bir kişi, herkesten daha yetenekli ve önemli olduğuna inanır.
  3. Bir kişi hem güçlü yanlarını hem de sınırlarını kabul eder.
Cevabı göster

Az deneyimli bir kişi, herkesten daha yetenekli ve önemli olduğuna inanır.

To varying degrees, Kalıp ifadeler

0:58

Farklı derecelerde,

Kalıp ifadeler

To varying degrees: eşit olmayan düzeyleri belirtmek

To varying degrees, aynı nitelik, etki veya durumun farklı kişilerde, şeylerde ya da örneklerde farklı düzeylerde bulunduğunu anlatır. Buradaki degrees, akademik derece değil, yoğunluk düzeyi anlamındadır. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen ifadeyi sınırlar. Genel iddianın herkese eşit veya mutlak biçimde değil, farklı ölçülerde uyduğunu gösterir.

Alıştırma

Aynı etkinin her durumda eşit güçte olmadığını to varying degrees ile gösteren cümle hangisidir?

  1. The heat affected every plant in exactly the same way.
  2. The heat affected all the plants to varying degrees.
  3. The plants received varying academic degrees because of the heat.
Cevabı göster

The heat affected all the plants to varying degrees.

narcissists think they're better looking, Dilbilgisi

0:59

narsistler diğer insanlardan daha iyi göründüklerini,

smarter, and more important than other people,

1:02

daha zeki ve daha önemli olduklarını,

Dilbilgisi

better looking, smarter, and more important than: sıralı karşılaştırma yapıları

Bu cümlede üç karşılaştırma ifadesi sıralanır: better looking, smarter ve more important. Bunlar they're sözcüğünden sonra aynı dilbilgisel görevi üstlenir ve öznenin diğer insanlarla karşılaştırıldığı üç yönü anlatır. Tek bir than other people ifadesi üç öğenin de karşılaştırma hedefini belirtir. Her sıfat yine kendi doğal karşılaştırma biçimini alır: better looking, smarter ve more important.

Alıştırma

Üç karşılaştırma biçimini tek bir ortak karşılaştırma hedefiyle doğru biçimde sıralayan cümle hangisidir?

  1. Leah is more quick, more careful, and patienter than her brother.
  2. Leah is quicker, more careful, and more patient than her brother.
  3. Leah is quicker, careful, and more patient than her brother.
Cevabı göster

Leah is quicker, more careful, and more patient than her brother.

and that they deserve special treatment. Kalıp ifadeler

1:05

ve özel muameleyi hak ettiklerini düşünürler.

Kalıp ifadeler

deserve special treatment: bu muameleyi hak ettiğini söylemek

Deserve special treatment, “çoğu insanın normalde gördüğünden farklı ya da ek bir muameleyi hak etmek” demektir. Deserve, bu muamelenin yalnızca istendiğini değil, haklı görüldüğünü belirten bir değerlendirme katar. Bu cümlede bu değerlendirmeyi kendileri hakkında yaparlar. Bu, bir ayrıcalık hakkı duygusuna işaret eder: önemli oldukları için fazladan ilginin veya istisnaların uygun olduğuna inanırlar.

Alıştırma

Bu bağlamda “They deserve special treatment” ne anlama gelir?

  1. Çoğu insanın normalde görmediği bir muameleyi görmeleri gerektiğine inanırlar.
  2. Haklı olduğunu ima etmeden yalnızca bir muamele isterler.
  3. Herkese tamamen aynı şekilde davranacaklarına söz verirler.
Cevabı göster

Çoğu insanın normalde görmediği bir muameleyi görmeleri gerektiğine inanırlar.

Psychologists recognize two forms of narcissism

1:08

Psikologlar bir kişilik özelliği olarak

as a personality trait, Kelime

1:11

narsisizmin iki türünü tanımlarlar:

Kelime

as a personality trait: istikrarlı bir eğilim olarak sınıflandırmak

As a personality trait, “bir kişilik özelliği olarak görüldüğünde veya sınıflandırıldığında” demektir. Burada as, psikologların narsisizmi ele aldığı kategoriyi tanıtır. Personality trait, bir kişinin düşünme, hissetme veya davranma eğilimindeki nispeten istikrarlı bir örüntüdür. Bu ifade narsisizmi bir özellik olarak ele alır; tek başına kısa süreli bir ruh hâli anlamına gelmez veya klinik bir kişilik bozukluğu tanısı koymaz.

Alıştırma

Cümleyi “nispeten istikrarlı bir özellik kategorisinde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Researchers study curiosity ____.

Cevabı göster

as a personality trait

grandiose and vulnerable narcissism. Kelime

1:12

büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm.

Kelime

grandiyöz ve kırılgan narsisizm

Bunlar, narsisistik özelliklerin ortaya çıkabileceği iki karşıt biçimi anlatan psikoloji terimleridir. Grandiyöz narsisizm genellikle daha açık ve dışa dönük görünür: kişi üstünlük, özel muameleyi hak ettiği düşüncesi, baskınlık veya güçlü bir hayranlık görme ihtiyacı sergileyebilir. Kırılgan narsisizm ise genellikle daha savunmacı ve hassastır: özsaygı istikrarsız olabilir; eleştiri veya reddedilme özellikle tehdit edici gelebilir. Burada vulnerable, psikolojik olarak kolayca tehdit altında veya incinmiş hissetmek demektir; nazik, zararsız ya da sadece güçsüz olmak demek değildir. Bu ikili farklı görünümleri adlandırır; yalnızca dışa dönük bir kişiyle utangaç bir kişiyi karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede vulnerable narcissism hedeflenen psikolojik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Vulnerable narcissism, bir kişinin nazik, zararsız ve kendini savunamaz olduğu anlamına gelir.
  2. Vulnerable narcissism, sağlıklı utangaçlığın başka bir adıdır.
  3. Vulnerable narcissism, istikrarsız özsaygı ve eleştiriye karşı güçlü hassasiyet içerebilir.
Cevabı göster

Vulnerable narcissism, istikrarsız özsaygı ve eleştiriye karşı güçlü hassasiyet içerebilir.

There's also narcissistic personality disorder, Kelime

1:15

Ayrıca narsisistik kişilik bozukluğu denen

a more extreme form,

1:18

daha aşırı bir form da vardır

Kelime

narsisistik kişilik bozukluğu

Narcissistic personality disorder, genellikle NPD olarak kısaltılan klinik bir ruh sağlığı tanısının tam adıdır. Bu terimde disorder, uzun süreli bir örüntü içeren ve önemli zorluklara ya da işlev kaybına yol açan, tanımlanmış bir durumu belirtir; gündelik anlamda karışıklık veya dağınıklık demek değildir. Konuşmacı, daha hafif narsisistik özelliklerden ayırmak için buna a more extreme form der. Bu ifade basit bir özettir, tanı kuralı değildir: bazı narsisistik özelliklere sahip olmak veya zaman zaman bencilce davranmak, tek başına kişinin NPD olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade narcissistic personality disorder terimini doğru biçimde açıklar?

  1. Bir kişinin ilgi istediği veya gurur duyduğu her an anlamına gelir.
  2. Bu, klinik bir tanı terimidir; ara sıra bencil olmanın başka bir adı değildir.
  3. Özgüvenli ve hırslı bir kişiliği anlatan genel bir terimdir.
Cevabı göster

Bu, klinik bir tanı terimidir; ara sıra bencil olmanın başka bir adı değildir.

which we'll return to shortly. Anlatım akışı

1:19

ki buna birazdan geri döneceğiz.

Anlatım akışı

which we'll return to shortly: konuya daha sonra dönüleceğini belirtmek

Bu ilgi cümleciğinde which, biraz önce sözü edilen konuya gönderme yapar. Return to fiziksel olarak geri dönmek değil, “yeniden ele almak” anlamına gelir; shortly ise “kısa süre sonra” demektir. Bu cümlecik konuşmanın yapısını gösteren bir işarettir: konuşmacı konuyu şimdilik bırakır ve daha sonra yeniden ele alacağını bildirir. Böylece dinleyiciler açıklamanın düzenini daha kolay takip eder.

Alıştırma

Bu cümlecik bir konuşmada neyin işaretini verir?

  1. Konuşmacı fiziksel olarak bir yere geri dönüyor.
  2. Konuşmacı önceki konuyu yakında yeniden ele alacak.
  3. Konuşmacı önceki konuyu tamamen bitirdi.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki konuyu yakında yeniden ele alacak.

Grandiose narcissism is the most familiar kind,

1:22

Büyüklenmeci narsisizm, dışa dönüklük, baskınlık

characterized by extroversion, dominance, Kalıp ifadeler

1:26

ve dikkat çekme isteğiyle karakterize edilen,

and attention seeking. Kelime

1:28

en bilindik türdür.

Kalıp ifadeler

characterized by: tipik özellikleri belirtmek

Characterized by, “aşağıdaki tipik özelliklere sahip olmak” anlamına gelir. Cümlede dışa dönüklük, baskınlık ve ilgi arayışı, büyüklenmeci narsisizmin özellikleri olarak sunulur; by bir eylemi yapan kişiyi tanıtmaz. Burada characterized by, özne hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir. Grandiose narcissism is characterized by ... şeklinde genişletilebilir. be characterized by + isim veya isim grubu yapısı tanım ve betimlemelerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, şiddetli yorgunluğun bu durumun nedeni değil, tipik bir özelliği olduğunu söyler?

  1. The condition is caused by severe fatigue.
  2. The condition is characterized by severe fatigue.
  3. The condition is associated with severe fatigue.
Cevabı göster

The condition is characterized by severe fatigue.

Kelime

attention seeking ve attention-seeking farkı

attention seeking, birinin başkaları tarafından fark edilmesini, yanıt almasını veya ilgi odağı olmasını amaçlayan davranış anlamına gelir. Kelimesi kelimesine “ilgiyi aramak” eylemini değil, bir güdüyü veya davranış biçimini anlatır. Bu cümlede attention seeking, characterized by ifadesinden sonra extroversion ve dominance ile aynı listede bulunan bir isim öbeğidir. Büyüklenmeci narsisizmin bir özelliğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi attention seeking ifadesinin doğru kısa çizgili biçimiyle tamamlayın: The counselor discussed the child's ____ behavior.

Cevabı göster

attention-seeking

Grandiose narcissists pursue attention and power, Kalıp ifadeler

1:30

Büyüklenmeci narsistler ilgiyi ve gücü kovalarlar;

Kalıp ifadeler

pursue attention and power: soyut hedefleri etkin biçimde izlemek

Burada pursue, bir şeyi zaman içinde elde etmek için etkin biçimde çalışmak anlamına gelir. Attention ve power soyut hedefler olduğu için pursue attention and power, onları fiziksel olarak kovalamak değil, elde etmeye çalışmak demektir. Want ile karşılaştırıldığında pursue, yalnızca isteği değil, amaçlı eylemi vurgular. Ardından pursue attention, pursue power veya pursue a career örneklerinde olduğu gibi doğrudan bir isim öbeği gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede pursue, uzun vadeli bir hedef için çalışmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She decided to pursue that medicine was useful.
  2. She decided to pursue a career in medicine.
  3. She decided to pursue to become a doctor.
Cevabı göster

She decided to pursue a career in medicine.

sometimes as politicians, celebrities, or cultural leaders.

1:33

bazen politikacı, ünlü veya kültürel lider olarak.

Of course, not everyone who pursues these positions

1:38

Elbette, bu güç konumlarını kovalayan herkes

of power is narcissistic.

1:40

narsist değildir.

Many do it for very positive reasons,

1:42

Çoğu insan bunu çok olumlu nedenlerle yapar;

like reaching their full potential, Kalıp ifadeler

1:44

tüm potansiyellerine ulaşmak

Kalıp ifadeler

reaching their full potential: tüm potansiyellerine ulaşmak

reach one's full potential, kişinin yeteneklerini olabildiğince geliştirmesi ve kullanması demektir. Potential, zaten tamamlanmış bir başarıyı değil, hâlâ geliştirilebilecek kapasiteyi anlatır. Altyazıda reaching, like sözcüğünden sonra gelen -ing biçimidir ve olumlu bir nedene örnek verir.

Alıştırma

Cümleyi Maya'ya uygun reach one's full potential biçimiyle tamamlayın: With steady support, Maya can reach ____.

Cevabı göster

her full potential

or helping make people's lives better.

1:46

veya insanların hayatlarını iyileştirmeye yardımcı olmak gibi.

But narcissistic individuals seek power Kalıp ifadeler

1:48

Ancak narsist bireyler gücü,

for the status and attention that goes with it. Kalıp ifadeler

1:50

getirdiği statü ve ilgi için ararlar.

Kalıp ifadeler

seek power for the status and attention: statü ve ilgi için güç peşinde olmak

Seek power, güç kazanmaya çalışmak demektir. seek sözcüğünden sonraki isim öbeği hedefi, for the status and attention ise nedeni veya beklenen yararı açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp seek + hedef + for + neden veya yarar biçimindedir. Burada status, bir görevin ya da cihazın durumunu değil, toplumsal konumu veya saygınlığı anlatır. Cümle, statü ve ilgiyi güçle birlikte gelen şeyler olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle seek + hedef + for + neden veya yarar kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. He sought influence for the recognition it could bring.
  2. He used his influence to praise the team.
  3. He avoided influence because he disliked public attention.
Cevabı göster

He sought influence for the recognition it could bring.

Kalıp ifadeler

that goes with it: beraberinde gelen bir sonuç

Burada go with, “onunla bir yere yürümek” değil, “bir şeye olağan bir sonuç, özellik, yarar veya bedel olarak eşlik etmek” anlamındadır. it zamiri power sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle status and attention, güç sahibi olmanın beraberinde getirdiği şeyler olarak sunulur. something that goes with X ilgi cümleciği kalıbı, eşlik eden bir özelliği veya sonucu anlatabilir: the responsibility that goes with the role.

Alıştırma

Hangi cümlede go with, “olağan bir sonuç veya eşlik eden özellik olarak ortaya çıkmak” anlamındadır?

  1. I'll go with Maya to the library.
  2. The job includes the responsibilities that go with managing a team.
  3. These blue shoes go with your jacket.
Cevabı göster

The job includes the responsibilities that go with managing a team.

Meanwhile, Anlatım akışı

1:54

Diğer yandan,

vulnerable narcissists

1:54

kırılgan narsistler

can be quiet and reserved. Kelime

1:56

sessiz ve çekingen olabilirler.

Anlatım akışı

Meanwhile: karşıt bir duruma geçiş

Meanwhile burada açıklamayı düzenler. Konuyu daha önce ele alınan büyüklenmeci türden, onunla karşıtlık oluşturan başka bir türe, kırılgan narsistlere geçirir. Bu bağlamda “öte yandan” anlamına yakındır; iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söylemez. Meanwhile, eş zamanlı olayları bağlayabilir ya da paralel bir anlatımda başka bir kişiye, gruba veya duruma geçebilir. Çevredeki cümlelere bakın: Metin bir zaman akışı anlatmak yerine durumları karşılaştırıyorsa sözcüğü, karşıtlık içeren bir konu geçişi olarak anlayın.

Alıştırma

Bir paragraf önce bir grubun hemen söz aldığını söylüyor. “Meanwhile, the second group listens before responding” cümlesinde Meanwhile ne yapar?

  1. İkinci grubun ilk grubun davranışına neden olduğunu gösterir.
  2. Her iki grup hakkındaki nihai sonucu verir.
  3. Karşıtlık oluşturan ikinci bir gruba geçer.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan ikinci bir gruba geçer.

Kelime

quiet and reserved: dışarıdan sakin ve kendini fazla açmayan

Quiet and reserved birbiriyle ilişkili iki betimlemeyi birleştirir. Quiet dışarıdan görülen davranışa odaklanır: kişi fazla konuşmaz veya dikkat çekmez. Reserved ise kendini ifade etme biçimine odaklanır: kişi duygularını, fikirlerini veya kişisel bilgilerini kolayca paylaşmaz. Burada bu ifade, söz konusu kişilerin açıkça ilgi aramak yerine dışarıdan sakin ve gösterişsiz görünebileceğini anlatır. Reserved burada kişiliği anlatan bir sıfattır; a reserved seat örneğindeki gibi “belirli bir kişi veya amaç için ayrılmış” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle arkadaş canlısı olduğu hâlde kişisel bilgilerini kolayca paylaşmayan birini en iyi anlatır?

  1. She is friendly but quiet, so she speaks in a low voice.
  2. She is friendly but shy, so she feels nervous when meeting new people.
  3. She is friendly but reserved, so she rarely shares personal details.
Cevabı göster

She is friendly but reserved, so she rarely shares personal details.

They have a strong sense of entitlement, Kelime

1:58

Güçlü bir hak etme duygusuna sahiptirler,

Kelime

a strong sense of entitlement: özel muameleyi hak ettiğine dair güçlü inanç

A strong sense of entitlement ifadesi, kişinin çoğu zaman yeterli bir gerekçesi olmadan özel muameleyi, önceliği veya fazladan ilgiyi hak ettiğine dair köklü inancını anlatır. Strong bu tutumu güçlendirir; sense of ise bunu kişinin kendi inancı olarak çerçeveler. Kişilik betimlemelerinde sense of entitlement genellikle eleştirel bir anlam taşır. Entitlement hukuk veya idare bağlamında meşru bir hak ya da yardım anlamına da gelebilir, ancak burada bu tarafsız anlam kastedilmez.

Alıştırma

Hangi davranış a strong sense of entitlement ifadesini en iyi gösterir?

  1. Herkesle aynı kurallara uyarak sırasını beklemek.
  2. Yasayla güvence altına alınmış bir yardıma uygun olup olmadığını sormak.
  3. Özel muameleyi hak ettiğini düşündüğü için sıranın önüne geçmeyi beklemek.
Cevabı göster

Özel muameleyi hak ettiğini düşündüğü için sıranın önüne geçmeyi beklemek.

but are easily threatened or slighted. Kelime

2:00

ancak kolayca tehdit edilmiş veya küçümsenmiş hissederler.

Kelime

easily threatened or slighted: meydan okunmaya ve saygısızlığa karşı hassasiyet

Burada easily hem threatened hem de slighted sözcüklerini niteler. Bu ifade, konumunun, benlik algısının ya da değerinin sorgulandığını hemen hisseden veya birinin kendisine önemsizmiş gibi davrandığını düşünen kişileri anlatır. Threatened mutlaka fiziksel tehlike anlamına gelmez; psikolojik güvensizliği de anlatabilir. Slighted, görmezden gelinmek, dışarıda bırakılmak veya beklenenden daha az saygı görmek demektir. İki sözcük birlikte, algılanan meydan okumalara ve saygısızlığa karşı hassasiyeti vurgular.

Alıştırma

Birinin "I felt slighted" demesini en iyi açıklayan durum hangisidir?

  1. Kara bulutları fark etti ve fırtına çıkmasını bekledi.
  2. Diğer herkes teşekkür listesine alınmışken onun adı listede yoktu.
  3. Uzun bir yolculuk gününün ardından yorgundu.
Cevabı göster

Diğer herkes teşekkür listesine alınmışken onun adı listede yoktu.

In either case, Anlatım akışı

2:02

Her iki durumda da,

the dark side of narcissism Deyimler

2:03

narsisizmin karanlık yüzü

shows up over the long term. Kalıp ifadeler

2:05

uzun vadede ortaya çıkar.

Anlatım akışı

In either case: iki alternatifin ortak sonucunu belirtme

In either case, cümlenin başında kullanılan, önceki iki alternatife gönderme yapan ve ikisi için de geçerli olan tek bir sonucu sunan bir geçiş ifadesidir. Burada daha önce ele alınan iki narsisizm türünü yeniden bir araya getirerek ortak uzun vadeli sonuçlarını belirtir. Either, konuşanın bir durumu seçip diğerini görmezden geldiği anlamına gelmez. İki durumdan hangisi geçerli olursa olsun, sonraki sonucun değişmediğini anlatır.

Alıştırma

Aynı sonucun iki seçeneğin ikisi için de geçerli olduğunu belirten geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We can take the bus or the train. ____, we need to leave by six.

Cevabı göster

In either case

Deyimler

the dark side of narcissism: zararlı ve çoğu zaman gizli etkiler

Bu cümlede the dark side of narcissism, narsisizmin zararlı veya rahatsız edici etkilerini anlatan bir mecazdır. Dark burada rengi ya da ışık yokluğunu betimlemez. the dark side of X kalıbı, bir şeyin olumsuz yönünü; özellikle de başta açıkça görülmeyebilen bedel veya tehlikeleri belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede the dark side of ifadesi örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The report examines the dark side of rapid technological growth.
  2. The artist painted the dark side of the box gray.
  3. The lamp illuminates the dark side of the room.
Cevabı göster

The report examines the dark side of rapid technological growth.

Kalıp ifadeler

over the long term: uzun bir dönem boyunca gelişen etkiler

Over the long term, uzun bir dönem boyunca veya uzun bir süre geçtikten sonra anlamına gelir ve bir etkinin zaman içinde nasıl geliştiğine ya da görünür hâle geldiğine odaklanır. Shows up ile kullanıldığında, etkinin hemen açıkça görülmeyip daha sonra ortaya çıkabileceğini anlatır. Buradaki term, bir sözcük veya teknik ifade değil, bir zaman dilimi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan dört sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: Regular exercise can improve heart health ____.

Cevabı göster

over the long term

Narcissists tend to act selfishly, Dilbilgisi

2:07

Narsistler bencilce davranma eğilimindedir,

Dilbilgisi

tend to act: genel bir eğilimi anlatmak

Burada tend to act, “genellikle belli bir şekilde davranmak” veya “böyle davranma konusunda genel bir eğilime sahip olmak” demektir. Yaygın bir örüntüyü anlatır; herkesin her seferinde böyle davrandığını ileri sürmez. Yapı tend to + fiilin yalın biçimidir; bu yüzden act yalın kalır. Selfishly, davranışın nasıl olduğunu anlatan bir zarftır.

Alıştırma

Cümleyi tend to ve act kullanarak tamamlayın: Under pressure, people ____ more cautiously.

Cevabı göster

tend to act

so narcissistic leaders may make risky Kalıp ifadeler

2:10

bu yüzden narsist liderler riskli

or unethical decisions,

2:12

veya etik olmayan kararlar alabilir,

Kalıp ifadeler

make risky or unethical decisions: make a decision eşdizimi

Make a decision, ne yapılacağına karar vermeyi anlatan doğal İngilizce eşdizimdir; çoğulu make decisions biçimindedir. Vurgulanan ifadede risky ve unethical sözcüklerinin ikisi de decisions sözcüğünü niteler. Risky decisions tehlikeye veya kayba yol açabilir. Unethical decisions ahlaki ya da mesleki standartları ihlal eder; unethical, yalnızca “kaba” demekten daha güçlü ve özeldir, ayrıca otomatik olarak “yasa dışı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle decision ile doğal eşdizimi ve sıfatın doğru biçimini kullanıyor?

  1. The manager made an unethical decision to hide the safety report.
  2. The manager did an unethical decision to hide the safety report.
  3. The manager made an unethically decision to hide the safety report.
Cevabı göster

The manager made an unethical decision to hide the safety report.

and narcissistic partners may be dishonest or unfaithful.

2:14

ve narsist eşler dürüst olmayan veya sadakatsiz davranışlar sergileyebilir.

When their rosy view of themselves is challenged, Notlar

2:19

Kendileriyle ilgili o pembe bakış açıları sarsıldığında,

Deyimler

rosy view: gereğinden fazla olumlu bir bakış

Rosy view ifadesinde rosy mecaz anlamda kullanılır. Bir kişiyi, durumu veya geleceği özellikle hoş, başarılı ya da umut verici gösterir ve çoğu zaman gerçeklerin desteklediğinden daha olumlu bir tablo çizer. Burada their rosy view of themselves, idealize edilmiş ve gereğinden fazla olumlu bir benlik imgesi demektir. Bir rengi ya da gerçek görme yetisini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede rosy view aşırı olumlu bir değerlendirme anlamında kullanılmıştır?

  1. The diagram presents a side view of the project's new building.
  2. The report presents a rosy view of the project and ignores major risks.
  3. The report presents a balanced view of the project and discusses both benefits and risks.
Cevabı göster

The report presents a rosy view of the project and ignores major risks.

they can become resentful and aggressive.

2:21

kinci ve saldırgan hale gelebilirler.

Dilbilgisi

When ... is challenged: edilgen yapıda bir when yan cümlesi

When, ana cümledeki sonucu tetikleyebilecek durumu belirtir. Kalıp When + isim öbeği + am/is/are + geçmiş ortaç, + sonuç şeklindedir. Is challenged geniş zamanda edilgen yapıdadır: their rosy view sorgulanan ögedir; kimin sorguladığı söylenmez. Challenge, view, belief veya assumption ile kullanıldığında bir şeyin geçerli olup olmadığını sorgulamak demektir, birini yarışmaya davet etmek değil.

Alıştırma

Cümleyi challenge fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: When the plan ____, the team reviews the evidence.

Cevabı göster

is challenged

It's like a disease where the sufferers feel pretty good, Anlatım akışı

2:24

Bu, hastanın kendini oldukça iyi hissettiği

but the people around them suffer.

2:27

ancak etrafındakilerin acı çektiği bir hastalık gibidir.

Anlatım akışı

It's like a disease where...: bir benzetme çerçevesi kurmak

It's like a disease where... bir benzetme çerçevesi kurar. It's like, konuşanın psikolojik sorunu bir hastalığa benzettiğini gösterir; where ise bu hayali hastalığın bir özelliğini açıklar: hastalığa sahip kişi kendini iyi hissedebilirken yakınındaki insanlar zarar görebilir. Bu çerçeve, soyut bir durumu anlamayı kolaylaştırır. Bu, söz konusu sorunun fiziksel veya bulaşıcı bir hastalıkla kelimesi kelimesine aynı olduğu iddiası değil, söz sanatına dayalı bir karşılaştırmadır.

Alıştırma

Cümlede It's like a disease where... ne işe yarıyor?

  1. Bulaşıcı bir hastalığa gerçek anlamda teşhis koyar.
  2. Bir benzetme yapar ve ardından hayali hastalığın nasıl işlediğini açıklar.
  3. Sorundan etkilenen herkesin fiziksel olarak hasta hissettiğini söyler.
Cevabı göster

Bir benzetme yapar ve ardından hayali hastalığın nasıl işlediğini açıklar.

Taken to the extreme, Kalıp ifadeler

2:29

Aşırıya kaçıldığında,

Kalıp ifadeler

Taken to the extreme: uç bir duruma geçmek

Taken to the extreme, ‘bir şey olabildiğince ileri götürüldüğünde veya geliştirildiğinde’ anlamına gelir. Buradaki taken, ‘alıp götürülmüş’ demek değildir; take something to an extreme yapısının edilgen biçimidir. Cümlenin başında kullanıldığında, ana sonuçtan önce uç bir durum koşulu kurar. if or when something is taken to the extreme yapısının kısaltılmış bir yan cümlesidir. Söylenmeyen something normalde ana cümlenin öznesidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘fazla ileri götürüldüğünde’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: ____, a useful rule can become unfair.

Cevabı göster

Taken to the extreme

this behavior is classified as a psychological disorder Kelime

2:31

bu davranış psikolojik bir bozukluk olarak sınıflandırılır

called narcissistic personality disorder.

2:34

ve buna narsisistik kişilik bozukluğu denir.

Kelime

classified as a psychological disorder: resmî sınıflandırma

Be classified as + kategori, “resmî olarak o kategoriye yerleştirilmek” anlamına gelir. Burada as, sınıflandırmanın sonucunu gösterir: davranış, psikolojik bozukluk kategorisine yerleştirilir; as “çünkü” anlamına gelmez. Edilgen yapı, sınıflandırmayı kimin yaptığına değil, sınıflandırma sonucuna odaklanır. Ardından gelen called sözcüğü bozukluğun özel adını verir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: According to the city code, this building is ____ a historic landmark.

Cevabı göster

classified as

It affects 1 to 2% of the population,

2:37

Nüfusun %1 ila 2'sini etkiler

more commonly men.

2:40

ve erkeklerde daha yaygındır.

It is also a diagnosis reserved for adults. Kelime

2:41

Ayrıca sadece yetişkinlere konulan bir teşhistir.

Kelime

a diagnosis reserved for adults: kime uygulandığı

Reserved for + kişi veya grup, “o grubun kullanımına ya da uygunluğuna ayrılmış veya o grupla sınırlandırılmış” anlamına gelir. a diagnosis reserved for adults ifadesinde tanının uygulanabileceği grup yetişkinlerdir; reserved burada yetişkinlerin tanıyı rezerve ettiği anlamına gelmez. Reserved for adults, diagnosis sözcüğünü niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. a diagnosis that is reserved for adults ifadesinin daha kısa biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle odayı yalnızca personelin kullanabileceği anlamına gelir?

  1. The room is reserved for staff members.
  2. The staff members reserved the room.
  3. The room was reserved by staff members.
Cevabı göster

The room is reserved for staff members.

Young people,

2:44

Gençler,

especially children,

2:45

özellikle de çocuklar,

can be very self-centered,

2:46

oldukça benmerkezci olabilirler,

but this might just be a normal part of development. Dilbilgisi

2:48

ama bu gelişimin sadece normal bir parçası olabilir.

Dilbilgisi

might just be a normal part of development: gelişimin yalnızca normal bir parçası olabilir

might just be yapısında might kesinlik değil olasılık bildirir; just ise “biraz önce” değil, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Burada this, çocukların çok benmerkezci olmasını ifade eder. Dolayısıyla yan cümle, bu davranışın büyümenin normal bir aşaması olabileceğini söyler. Bu ifade, davranışı bir bozukluğun kesin kanıtı olarak görmek yerine temkinli bir alternatif açıklama sunar. Daha genel olarak might just be, basit bir olasılığı kesinlikle doğru olduğunu ileri sürmeden belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan yan cümle ne anlatıyor?

  1. Davranış kesinlikle bir bozukluktur.
  2. Davranış yalnızca normal bir aşama olabilir; dolayısıyla konuşan kişi kesin bir tanı koymuyor.
  3. Davranış yalnızca biraz önce gelişmeye başladı.
Cevabı göster

Davranış yalnızca normal bir aşama olabilir; dolayısıyla konuşan kişi kesin bir tanı koymuyor.

The fifth edition of the American Psychiatric Association's

2:51

Amerikan Psikiyatri Birliği'nin

Diagnostic and Statistical Manual Kültür

2:54

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın beşinci baskısı,

describes several traits associated

2:57

narsisistik kişilik bozukluğu ile ilişkili

with narcissistic personality disorder.

2:59

birkaç özellik tanımlar.

Kültür

Diagnostic and Statistical Manual (DSM): Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı

Diagnostic and Statistical Manual, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan profesyonel başvuru kaynağı Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders için kullanılan kısaltılmış bir addır. Burada sözü edilen beşinci baskıya genellikle DSM-5 denir. Bu cümlede ad, sıralanan özelliklerin konuşan kişinin kişisel listesinden değil, resmî bir tanı çerçevesinden geldiğini gösterir. Buradaki Manual, profesyonel bir başvuru kaynağıdır; bir cihazın kullanım talimatları değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Diagnostic and Statistical Manual neyi ifade ediyor?

  1. Tanısal işlevi olmayan kişisel öyküler kitabı.
  2. Genellikle DSM olarak bilinen profesyonel bir psikiyatri başvuru kaynağı.
  3. Bir tıbbi cihazı çalıştırma talimatları.
Cevabı göster

Genellikle DSM olarak bilinen profesyonel bir psikiyatri başvuru kaynağı.

They include a grandiose view of oneself, Kelime

3:02

Bunlar arasında kendini büyük görme,

Kelime

A grandiose view of oneself: kişinin kendisi hakkında abartılı görüşü

Bu cümlede a grandiose view of oneself, kişinin kendi önemine, yeteneklerine veya konumuna ilişkin abartılı ve gerçekçi olmayan derecede yüksek bir görüşe sahip olması demektir. Grandiose eleştirel bir ton taşır; yalnızca özgüvenli olmak anlamına gelmez. View of oneself isim öbeği, bir kişinin kendisini görme veya değerlendirme biçimini anlatır. Buradaki oneself geneldir: belirli bir kişiyi değil, herhangi bir insanın kendisini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle "Lena has a grandiose view of herself" ifadesini en iyi açıklar?

  1. Kendi önemi hakkında abartılı ve gerçekçi olmayan bir görüşe sahiptir.
  2. Geçmişindeki olayları dikkatle hatırlar.
  3. Kendisi hakkında alçakgönüllü ve dengeli bir görüşe sahiptir.
Cevabı göster

Kendi önemi hakkında abartılı ve gerçekçi olmayan bir görüşe sahiptir.

problems with empathy, Kalıp ifadeler

3:04

empati sorunları,

Kalıp ifadeler

Problems with empathy: empati konusunda sorunlar

Problems with + isim kalıbı, belirtilen alanla ilgili zorlukları anlatır. Problems with empathy, başka bir kişinin neler hissedebileceğini anlamakta veya paylaşmakta zorluk çekmek demektir. Empathy, bir durumu başka bir kişinin bakış açısından görmeye ve onun duygularını fark etmeye odaklanır. Yalnızca o kişiye acımakla sınırlı değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “başkalarının duygularını anlamakta zorluk” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The character has ____.

Cevabı göster

problems with empathy

a sense of entitlement,

3:06

haklılık duygusu,

and a need for admiration or attention. Kalıp ifadeler

3:07

ve hayranlık ya da ilgi duyulma ihtiyacı yer alır.

Kalıp ifadeler

a need for admiration or attention: hayranlık ya da ilgi görme ihtiyacı

a need for + isim kalıbı, bir kişinin, grubun ya da sistemin gereksinim duyduğu veya çok istediği şeyi belirtir. Burada başkalarından bir tepki görmeye yönelik psikolojik ihtiyacı, yani hayranlık ya da ilgi görme isteğini anlatır. or sözcüğü iki alternatif sunar. Admiration olumlu onay veya saygı içerirken attention yalnızca fark edilmek anlamına gelir; olumlu, olumsuz veya nötr olabilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak a need for + isim kalıbıyla tamamlayın: The local food bank has ____ more volunteers.

Cevabı göster

a need for

What makes these traits a true personality disorder Dilbilgisi

3:10

Bu özellikleri gerçek bir kişilik bozukluğu yapan şey,

is that they take over people's lives Öbek fiiller

3:13

insanların hayatlarını ele geçirmeleri

Öbek fiiller

take over people's lives: hayatın neredeyse her bölümüne hükmetmek

Burada take over people's lives, bir şeyin çok güçlü veya hayatı kaplayıcı hâle gelerek insanların zamanlarını, dikkatlerini ya da enerjilerini nasıl kullandığını kontrol etmesi anlamına gelir. Nesne people's lives olduğu için take over mecaz anlamdadır; bir şirketin veya pozisyonun kontrolünü devralmak anlamına gelmez. Bu ifade küçük bir rahatsızlığı değil, geniş ve ciddi bir etkiyi anlatır. Aynı kalıp; bir sorunun, duygunun, alışkanlığın veya sorumluluğun hayatın diğer önemli bölümlerini geri plana itmesini de anlatabilir.

Alıştırma

İngilizce "Work has taken over his life" cümlesi ne anlama gelir?

  1. Günlük işlerinin hepsini tamamladı.
  2. Başka biri onun işteki pozisyonunu kabul etti.
  3. İş artık hayatının neredeyse her bölümünü kontrol ediyor.
Cevabı göster

İş artık hayatının neredeyse her bölümünü kontrol ediyor.

and cause significant problems.

3:15

ve önemli sorunlara neden olmalarıdır.

Dilbilgisi

What makes X Y is that...: X'i Y yapan şey...

What makes X Y is that... kalıbı, X'in Y sayılmasını sağlayan temel şeyin devamında verilen bilgi olduğunu belirtir. Örnekte X these traits, Y ise a true personality disorder ifadesidir; that yan cümlesi belirleyici koşulu verir: bu özellikler insanların yaşamlarını ele geçirir ve ciddi sorunlara yol açar. What burada doğrudan bir soru sormaz; bir isim yan cümlesi başlatır. What ile başlayan yan cümlenin tamamı öznedir; is sonrasındaki that yan cümlesi neden veya ölçütü belirtir ve odağı devamındaki koşula taşır.

Alıştırma

Cümleyi What makes X Y is that... kalıbıyla tamamlayın: ____ this backpack practical ____ it has several waterproof pockets.

Cevabı göster

What makes · is that

Imagine that instead of caring for your spouse or children, Dilbilgisi

3:17

Eşinize veya çocuklarınıza değer vermek yerine,

Dilbilgisi

instead of caring for: instead of + -ing biçimi

Instead of, seçilmeyen bir eylemi tanıtır ve onun yerini alan başka bir eylemle karşılaştırır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of caring doğrudur; instead of care veya instead of to care kullanılmaz. Caring for içindeki care for, birine bakmak veya o kişiye ilgi ve özen göstermek anlamına gelir. Bu giriş, eşe veya çocuklara bakmayı yapılmayan eylem olarak sunar ve cümlenin devamındaki farklı eylemle karşılaştırmaya hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi instead of ve care for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ben complained about his pets ____ them.

Cevabı göster

instead of caring for

you use them as a source of attention or admiration. Kalıp ifadeler

3:21

onları bir ilgi veya hayranlık kaynağı olarak kullandığınızı hayal edin.

Kalıp ifadeler

use X as a source of Y: X'i Y kaynağı olarak kullanmak

Use X as a source of Y, X'i Y'yi sağlayan bir şey ya da kişi olarak görmek demektir. X kaynağı, Y ise o kaynaktan gelen şeyi belirtir. Burada them eş veya çocukları ifade eder; attention or admiration ise kişinin onlardan elde etmek istediği şeydir. As onların rolünü veya işlevini belirtir; karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Researchers use this archive ____ historical information.

Cevabı göster

as a source of

Or imagine that instead of seeking constructive feedback Kalıp ifadeler

3:24

Ya da yapıcı geri bildirimler aramak yerine,

about your performance,

3:27

performansınız hakkında,

Kalıp ifadeler

constructive feedback: gelişmeye yardımcı olan geri bildirim

Constructive feedback, birinin çalışması veya performansı hakkında gelişmesine yardımcı olan belirli ve yararlı önerilerdir. Güçlü yönlerden ve sorunlardan söz edebilir, ancak sonraki adımda ne yapılacağına dair açık bir yön göstermelidir. Burada constructive, bina veya inşaatla ilgili değil, gelişmeye yardımcı olan anlamındadır.

Alıştırma

Hangi yorum constructive feedback için en iyi örnektir?

  1. This is bad, and I do not like it.
  2. Your introduction is clear, but adding one example would make the main point easier to understand.
  3. Great job! Everything is perfect.
Cevabı göster

Your introduction is clear, but adding one example would make the main point easier to understand.

you instead told everyone who tried to help you

3:28

size yardım etmeye çalışan herkese

that they were wrong.

3:31

haksız olduklarını söylediğinizi hayal edin.

So what causes narcissism?

3:33

Peki narsisizme ne sebep olur?

Twin studies show a strong genetic component, Notlar

3:35

İkiz çalışmaları, hangi genlerin dahil olduğunu bilmesek de

Kültür

Twin studies: genetik ve çevresel etkileri tahmin etmek

İkiz çalışmaları, genetik benzerlik dereceleri veya yaşam çevreleri farklı olan ikizleri karşılaştıran araştırma tasarımlarıdır. Araştırmacılar çoğunlukla tek yumurta ve çift yumurta ikizlerini karşılaştırır; bazı çalışmalar ayrı büyütülen ikizleri de inceler. Bu karşılaştırmalar, genetik ve çevresel etkilerin bir özelliğin kişiler arasındaki farklılığına ne ölçüde katkıda bulunabileceğini tahmin etmeye yardımcı olur. Göreli etkiler hakkında kanıt sağlarlar; yalnızca ikizlerle ilgili hikâyeler toplamazlar ve tek başlarına belirli bir geni saptamazlar.

Alıştırma

Bu bağlamda twin studies esas olarak neyi tahmin etmek için kullanılır?

  1. İkizlerin kişiliklerinin her zaman aynı olup olmadığı
  2. Hangi tek genin bir özelliği garanti ettiği
  3. Genetik ve çevresel etkilerin farklılıklara nasıl katkıda bulunabileceği
Cevabı göster

Genetik ve çevresel etkilerin farklılıklara nasıl katkıda bulunabileceği

Kelime

a strong genetic component: önemli bir genetik etki

a strong genetic component ifadesinde component, fiziksel bir parça değil, 'katkıda bulunan etkenlerden biri' demektir. Bu ifade, genetik farklılıkların söz konusu özellik veya duruma önemli ölçüde katkıda bulunduğunu gösterir. Bu, genlerin tek neden olduğu veya her kişinin sonucunun önceden belirlendiği anlamına gelmez. Çevre ve diğer etkenler de hâlâ önemli olabilir.

Alıştırma

'The condition has a strong genetic component' ne anlama gelir?

  1. Tek bir gen, durumu her kişide tamamen belirler.
  2. Durum, genlerden yapılmış fiziksel bir parça içerir.
  3. Genetik etkenler önemlidir, ancak başka etkiler de rol oynayabilir.
Cevabı göster

Genetik etkenler önemlidir, ancak başka etkiler de rol oynayabilir.

although we don't know which genes are involved. Dilbilgisi

3:38

güçlü bir genetik bileşen olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

although we don't know which genes are involved: bir sınırlama eklemek

Although bir ödünleme ilişkisi kurar: kanıtlar güçlü bir genetik bileşeni destekler, ancak konuşan kişi mevcut bilgide önemli bir sınır olduğunu da kabul eder. Böylece kanıt reddedilmeden iddia daha temkinli hâle gelir. don't know ifadesinden sonra gelen which genes are involved, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur. Which genes, are involved ifadesinin öznesidir; bu nedenle they gibi başka bir özne eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümlede bir araştırma bulgusuna sınırlama eklemek için although doğru kullanılmıştır?

  1. The treatment looks promising, despite more research is needed.
  2. The treatment looks promising, although the need for more research.
  3. The treatment looks promising, although more research is needed.
Cevabı göster

The treatment looks promising, although more research is needed.

But environment matters too. Anlatım akışı

3:41

Ancak çevre de önemlidir.

Anlatım akışı

environment matters too: başka bir önemli etken eklemek

But, açıklamayı genetikten başka bir nedene yönlendirir. Too, çevrenin genetiğin yanında eklenen bir etken olduğunu gösterir; genetik etkinin yerini almaz veya onu reddetmez. Matters, matter fiilinin geniş zamandaki tekil biçimidir ve bir şeyin önemli olduğu ya da etkisi bulunduğu anlamına gelir. Bu kısa cümle önceki düşünceyi dengeler ve tek nedenli bir yorumu önler.

Alıştırma

Cümleyi matter fiilinin doğru biçimi ve «de/da» anlamını veren sözcükle tamamlayın: Good equipment helps, but careful planning ____.

Cevabı göster

matters too

Parents who put their child on a pedestal Deyimler

3:43

Çocuğunu yere göğe sığdıramayan ebeveynler

Deyimler

put their child on a pedestal: çocuğunu aşırı idealize etmek

Put someone on a pedestal, birini olağanüstü derecede kusursuz veya önemliymiş gibi aşırı ölçüde hayranlıkla görmek ya da idealize etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada their child, put someone on a pedestal yapısındaki nesnenin yerini alır; çocuk gerçekten bir kaidenin üzerine konulmuyor. Bu ifade genellikle kişinin kusurlarını göz ardı ettiği için bu bakışın gerçekçi olmadığını ima eder. Bu nedenle tarafsız bir övgüden çok eleştirel veya uyarıcı bir tını taşır.

Alıştırma

“Her fans put her on a pedestal” cümlesinde put her on a pedestal ne anlama gelir?

  1. Onu dengeli biçimde övüp yararlı eleştirilerde bulunuyorlar.
  2. Fotoğraf çekmek için ondan bir platformun üzerine çıkmasını istiyorlar.
  3. Onu kusursuzmuş gibi görüp kusurlarını göz ardı ediyorlar.
Cevabı göster

Onu kusursuzmuş gibi görüp kusurlarını göz ardı ediyorlar.

can foster grandiose narcissism, Kelime

3:45

büyüklenmeci narsisizmi besleyebilir;

Kelime

can foster grandiose narcissism: gelişimini teşvik edebilir

can foster grandiose narcissism ifadesinde foster, bir nitelik veya durumun gelişmesine yardımcı olmak anlamına gelen resmî bir fiildir. Bu ifade, bir davranışın veya ortamın büyüklenmeci narsisizmin gelişebileceği koşulları oluşturabileceğini belirtir. Can olasılığı gösterirken foster teşvik etmeyi veya zaman içinde gelişimi anlatır. Birlikte kullanıldıklarında sonucun kesin olduğunu ya da bunun tek neden olduğunu ileri sürmezler.

Alıştırma

“A supportive classroom can foster curiosity” cümlesinde foster ne anlama gelir?

  1. Meraka koruyucu aile bakımı sağlar.
  2. Her öğrencinin meraklı olmasını garanti eder.
  3. Merakın gelişmesine yardımcı olur.
Cevabı göster

Merakın gelişmesine yardımcı olur.

and cold controlling parents can contribute Kalıp ifadeler

3:47

soğuk ve baskıcı ebeveynler ise

to vulnerable narcissism.

3:50

kırılgan narsisizmin gelişmesine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

can contribute to vulnerable narcissism: olası bir nedensel etken

Bu cümlede can contribute to, bir şeyin kırılgan narsisizmin oluşmasına “yardımcı olabileceği” veya “ona yol açan etkenlerden biri olabileceği” anlamına gelir. can kip fiili olası bir etkiyi gösterir; sonucun kesin olduğunu söylemez. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: contribute to stress; contribute to creating stress.

Alıştırma

Hangi cümle, kesinlik iddiasında bulunmadan bir şeyin sonucu oluşturan etkenlerden biri olabileceğini söyler?

  1. Too much screen time can contribute to poor sleep.
  2. Too much screen time guarantees poor sleep.
  3. Too much screen time has no connection with poor sleep.
Cevabı göster

Too much screen time can contribute to poor sleep.

Narcissism also seems to be higher in cultures Dilbilgisi

3:53

Narsisizm ayrıca,

that value individuality and self-promotion. Kelime

3:56

bireyselliğe ve kendini ön plana çıkarmaya değer veren kültürlerde daha yüksek görünmektedir.

Dilbilgisi

seems to be higher in cultures: bir eğilimi temkinli biçimde aktarmak

seems to be higher in cultures ifadesindeki seems to be, cümleyi temkinli hâle getirir: kanıtlar bir eğilime işaret eder, ancak konuşan kişi bunu mutlak bir gerçek olarak sunmaz. Higher, fiziksel yükseklik değil daha büyük bir düzey, oran veya ölçülen miktar anlamına gelir. In cultures, daha yüksek düzeyin gözlemlendiği ortamı belirtir. Ardından gelen that value individuality and self-promotion yan cümlesi, hangi kültürlerin kastedildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, daha yüksek bir düzeyi mutlak gerçek olarak değil, temkinli bir eğilim olarak aktarır?

  1. Stress is always higher in every competitive workplace.
  2. Highly competitive workplaces are physically higher.
  3. Stress seems to be higher in highly competitive workplaces.
Cevabı göster

Stress seems to be higher in highly competitive workplaces.

Kelime

value individuality and self-promotion: fiil olarak value

Burada value, “önemli saymak” anlamına gelen bir fiildir. Nesneleri individuality ve self-promotion sözcükleridir. İlgi zamiri that, daha önce geçen çoğul cultures ismine gönderme yaptığı için value yalın fiil biçiminde kullanılır. Individuality, bir kişiyi farklı veya bağımsız yapan özellikleri ifade eder. Self-promotion, kişinin kendi yeteneklerine, başarılarına ya da imajına bilinçli olarak dikkat çekmesidir. İfade bir bütün olarak bir kültürün veya grubun teşvik edebileceği iki şeyi adlandırır.

Alıştırma

Value sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: Many art schools ____ individuality and original thinking.

Cevabı göster

value

In the United States, for example,

3:59

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde,

narcissism as a personality trait has been rising since the 1970s, Dilbilgisi

4:01

bir kişilik özelliği olarak narsisizm, 1970'lerden beri artmaktadır;

Dilbilgisi

has been rising since the 1970s: devam eden bir eğilim

Has been rising, present perfect continuous yapısıdır: has + been + fiil-ing. Yükselişin geçmişte başladığını ve bugüne kadar devam ettiğini söyler; devam eden süreci öne çıkarır. Since the 1970s başlangıç noktasını verir. Burada since, “o zamandan bugüne kadar” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Tekil özne narcissism ile has kullanılır; çoğul özneyle have kullanılırdı.

Alıştırma

Cümleyi rise fiilinin present perfect continuous biçimi ve since ile tamamlayın: The number of online orders ____ 2021.

Cevabı göster

has been rising since

when the communal focus of the '60s Kültür

4:06

o dönemde, 60'ların toplumsal odaklı yapısı

Kültür

the communal focus of the '60s: 1960'larda topluluğa verilen önem

Bu ifadede the '60s, 1960'lı yılları belirtir; communal ise toplulukla veya bir grubun ortak yaşamıyla ilgili demektir. A communal focus, yalnızca bireye değil topluluğa, iş birliğine ve ortak kaygılara önem verilmesidir. Bu ifade, o on yıldaki kültürel bir eğilimi genel hatlarıyla özetler. 1960'larda herkesin aynı değerlere sahip olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede “the communal focus of the '60s” ne anlama geliyor?

  1. 1960'larda topluluğa ve ortak kaygılara genel olarak verilen önem
  2. altmış yaşındaki insanların ilgi alanları
  3. sıra dışı şeyler yerine sıradan şeylere odaklanma
Cevabı göster

1960'larda topluluğa ve ortak kaygılara genel olarak verilen önem

gave way to the self-esteem movement Notlar

4:08

yerini özgüven hareketine

Öbek fiiller

gave way to: bir eğilimin yerini başka bir eğilimin alması

Burada A gave way to B, A'nın baskın konumunu kaybettiği ve yerini B'nin aldığı anlamına gelir. Bu ifade, iki kültürel eğilim arasındaki değişimi anlatır; birine gerçek anlamda yol vermek değildir. Gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yeniden kullanılabilen yapı A gives way to B şeklindedir; geçmişteki bir değişim için gave kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “yerlerini zamanla … aldı” anlamına gelen üç sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Printed schedules gradually ____ travel apps.

Cevabı göster

gave way to

Kültür

kültürel bir akım olarak the self-esteem movement

Bu cümlede the self-esteem movement, kişinin kendi değerini hissetmesini, özgüvenini ve kendisiyle ilgili olumlu bir bakış geliştirmesini vurgulayan toplumsal ve eğitimsel bir akım anlamına gelir. Burada movement, fiziksel hareket değil, ortak bir toplumsal veya kültürel çabadır. Bu adlandırmanın kapsamı geniştir: tek bir kuruluşu belirtmeden birbiriyle bağlantılı fikir ve uygulamaları kapsayabilir. Cümlede, bireyin kendi değerine ilişkin duygularına daha fazla önem verilmeye başlanan tarihsel bir değişimi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the self-esteem movement ne anlama gelir?

  1. hareketi ölçen bir cihaz
  2. bedenin fiziksel bir hareketi
  3. öz saygı geliştirmeye odaklanan geniş bir toplumsal ve eğitimsel akım
Cevabı göster

öz saygı geliştirmeye odaklanan geniş bir toplumsal ve eğitimsel akım

and a rise in materialism. Kalıp ifadeler

4:10

ve materyalizmin yükselişine bırakmıştı.

Kalıp ifadeler

a rise in materialism: a rise in isim kalıbı

a rise in + isim kalıbı, bir şeyin miktarında, düzeyinde veya yaygınlığında artış olduğunu belirtir. Burada materyalizmin daha yaygın veya etkili hâle geldiğini anlatır. Buradaki materialism; paraya, eşyalara ve maddi başarıya büyük önem veren bir değer yönelimidir. Malzeme bilimi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi rise içeren hedef isim kalıbıyla tamamlayın: The report found ____ housing costs.

Cevabı göster

a rise in

More recently, social media has multiplied Kalıp ifadeler

4:12

Son zamanlarda, sosyal medya kendini ön plana çıkarma

the possibilities for self-promotion.

4:15

olasılıklarını katlayarak artırdı.

Kalıp ifadeler

has multiplied the possibilities for: çok daha fazla yol veya fırsat yaratmak

Bu cümlede has multiplied the possibilities for, “çok daha fazla yol veya fırsat yarattı” anlamına gelir. Multiplied burada mecazidir: matematiksel bir işlemi değil, büyük bir artışı anlatır. multiply the possibilities for kalıbından sonra etkinliği adlandıran bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Daha fazla hareket etme yolu kazanan kişiyi göstermek için “kişi ya da grup + to-infinitive” de kullanılabilir.

Alıştırma

Platformun çok daha fazla yol yarattığını söylemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new platform ____ small businesses to reach customers.

Cevabı göster

has multiplied the possibilities for

Though it's worth noting that there's no clear evidence Notlar

4:17

Yine de net bir kanıt bulunmadığını

that social media causes narcissism,

4:19

ve sosyal medyanın narsisizme neden olmadığını belirtmekte fayda var;

Anlatım akışı

it's worth noting that: önemli bir sınırlamayı belirtmek

Burada it's worth noting that, sonraki yan cümlenin iddiayı değerlendirirken önemli olduğunu dinleyiciye bildirir. Açık kanıt bulunmaması şeklindeki önemli bir sınırlamayı sunarak önceki tartışmanın nedensellik kanıtı sanılmasını önler. It is worth noting that + yan cümle kalıbı, konuşmacının yorumunu ana noktadan önce yerleştirerek bilgiyi düzenler. It geçici öznedir; that ile başlayan yan cümle dikkat edilmesi gereken bilgiyi taşır.

Alıştırma

Önemli bir sınırlama sunmak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: ____ the survey included only twenty people.

Cevabı göster

It's worth noting that

Dilbilgisi

there's no clear evidence that: kanıt desteğinin yetersiz olduğunu belirtmek

there's no clear evidence that + yan cümle kalıbı, mevcut kanıtların that ile başlayan yan cümledeki iddiayı açıkça desteklemediğini belirtir. Burada incelenen iddia, sosyal medyanın narsisizme yol açtığıdır. Bu, desteğin gücü hakkında temkinli bir değerlendirmedir; iddianın yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Kanıtlar sınırlı, çelişkili veya sonuçsuz olduğunda bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, fikrin çürütüldüğünü iddia etmeden desteğin belirsizliğini anlatmak için there's no clear evidence that kalıbını kullanıyor?

  1. There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the claim must be true.
  2. There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the effect is still uncertain.
  3. There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so it has definitely made attendance worse.
Cevabı göster

There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the effect is still uncertain.

rather, Anlatım akışı

4:22

daha ziyade,

it provides narcissists a means Kalıp ifadeler

4:22

o narsistlere sosyal statü

to seek social status and attention.

4:25

ve ilgi aramaları için bir araç sağlar.

Anlatım akışı

rather: önceki açıklamanın yerine yenisini getirmek

Bu cümlenin başındaki rather, az önce reddedilen açıklamayı düzelten veya onun yerine başka bir açıklama getiren bir bağlayıcı zarftır. Burada daha doğrusu veya onun yerine anlamına gelir; rather difficult ifadesindeki gibi oldukça anlamında değildir. Savı şu şekilde düzenler: ilk açıklama değil; rather, ikinci açıklama. Burada ikinci iddia, sosyal medyayı narsisizmin nedeni olarak değil, narsistlerin kullandığı bir araç olarak yeniden tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir açıklamayı daha doğru olanla değiştirmek için rather kullanıyor?

  1. The lights did not go out because of a bad bulb; rather, the battery was empty.
  2. The lights went out because the battery was empty.
  3. The lights went out; however, the room was quiet.
Cevabı göster

The lights did not go out because of a bad bulb; rather, the battery was empty.

Kalıp ifadeler

provides narcissists a means to: birine harekete geçme yolu sağlamak

provide someone a means to do something yapısı, “birine bir şeyi yapmasını sağlayan bir yöntem veya fırsat vermek” anlamına gelir. provide sözcüğünden sonra bu aracı alan kişi gelir, a means sağlanan aracı adlandırır, to ile kurulan mastar ise bu aracın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Buradaki it, sosyal medyayı ifade eder. Cümle, sosyal medyanın narsistlere sosyal statü ve ilgi aramak için bir yol sunduğunu söyler. Means burada “yöntem, araç” anlamındaki bir isimdir; “anlam” demek değildir. -s ile bitse de a means tekil olabilir.

Alıştırma

Doğru sözcüğü seçin: The scholarship provides students a ___ to continue their education.

  1. means
  2. meaning
  3. mean
Cevabı göster

means

So can narcissists improve on those negative traits? Öbek fiiller

4:27

Peki narsistler bu olumsuz özellikleri iyileştirebilir mi?

Öbek fiiller

improve on those negative traits: mevcut bir durumu ölçüt alarak iyileşmek

Improve on something, mevcut bir sürümden, sonuçtan veya düzeyden daha iyi bir şey elde etmek anlamına gelir. on edatı, mevcut olanı karşılaştırmanın ölçütü olarak gösterir. Buradaki those negative traits, daha önce ele alınan narsistik özellikleri ifade eder. Soru, narsistlerin bu özellikler bakımından ilerleme gösterip gösteremeyeceğini; uygulamada ise bu özellikleri azaltıp yönetip yönetemeyeceklerini sorar.

Alıştırma

Cümleyi improve on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new design ____ the old one.

Cevabı göster

improves on

Yes.

4:31

Evet.

Anything that promotes honest reflection Notlar

4:32

Kendi davranışları üzerinde dürüstçe düşünmeyi

on their own behavior and caring for others,

4:34

ve başkalarına değer vermeyi teşvik eden her şey,

Kalıp ifadeler

honest reflection on: bir konu üzerinde dürüstçe düşünmek

Bu kullanımda reflection, aynadaki bir görüntüyü değil, geçmişteki eylemler üzerinde dikkatle düşünmeyi ifade eder. Honest, gerçekleri saklamadan veya bahane üretmeden onlarla yüzleşme anlamını ekler. Kalıp reflection on + konu şeklindedir. Bu cümlede incelenen konu their own behavior, yani kişinin kendi davranışlarıdır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the group project, the teacher asked for ____ how the team communicated.

Cevabı göster

honest reflection on

like psychotherapy or practicing compassion towards others, Kalıp ifadeler

4:37

örneğin psikoterapi veya başkalarına şefkat gösterme pratiği,

Kalıp ifadeler

practicing compassion towards others: uygulama yoluyla şefkat geliştirmek

Burada practicing compassion, tekrarlanan seçim ve davranışlarla şefkati bilinçli olarak geliştirmek ve göstermek anlamına gelir. Practice fiilinden sonra compassion, patience veya gratitude gibi soyut bir nitelik gelebilir; fiil yalnızca bir becerinin provasını yapmak anlamına gelmez. Compassion towards others, başka bir kişinin acısını fark edip ona özenle karşılık vermek demektir. Towards, duygunun yöneltildiği kişi veya grubu gösterir; fiziksel bir yön belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin başka insanlara karşı özeni bilinçli olarak geliştirip gösterdiğini anlatır?

  1. She practices compassion towards others by listening without judging.
  2. She practices her speech while others listen.
  3. She receives compassion from others when they listen to her.
Cevabı göster

She practices compassion towards others by listening without judging.

can be helpful.

4:40

yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

Anything that ... can be helpful: genel bir öneride bulunmak

Özne kalıbı Anything that + fiil, belirtilen koşulu karşılayan herhangi bir şey, eylem ya da uygulama anlamına gelir. Burada that promotes ... koşulu belirtir; dolayısıyla anything belirli tek bir nesneyi anlatmaz. Ana yüklem can be helpful, tüm grup hakkında temkinli bir değerlendirme yapar. Can, bu eylemlerin yardımcı olabileceğini söyler; her eylemin herkes için mutlaka işe yarayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hedef kalıbı kullanarak bu genel öneriyi tamamlayın: ____ makes daily reading easier ____.

Cevabı göster

Anything that · can be helpful

The difficulty is, Anlatım akışı

4:42

Zor olan şu ki,

Anlatım akışı

The difficulty is ...: temel engeli belirtmek

The difficulty is ... kalıbı, bir öneri, olasılık veya ideal durumdan temel engele geçiş yapar. Dinleyiciye, sıradaki bölümün önceki fikri uygulamanın neden zor olabileceğini açıklayacağını bildirir. Burada difficulty, yalnızca bir şeyin ne kadar zor olduğuna ilişkin bir değerlendirmeyi değil, aşılması gereken belirli sorunu ifade eder.

Alıştırma

Konuşmacı az önce basit bir plan önerdi. Hangi cümle planın temel engelini doğal biçimde tanıtır?

  1. For example, the meeting starts at nine.
  2. The result is that we finished ahead of schedule.
  3. The difficulty is that we do not have enough time.
Cevabı göster

The difficulty is that we do not have enough time.

it can be challenging Dilbilgisi

4:43

oldukça zorlayıcı olabilir;

for people with narcissistic personality disorder

4:44

narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilerin

to keep working at self-betterment. Kalıp ifadeler

4:46

kendilerini geliştirmeye devam etmeleri.

Dilbilgisi

It can be challenging for ... to ...: bir şeyin biri için zor olduğunu temkinli biçimde anlatmak

it can be challenging for someone to do something kalıbı, bir eylemin belirli bir kişi veya grup için zor olabileceğini anlatır. It hazırlayıcı öznedir; to ile kurulan mastar gerçek görevi belirtir, for ile başlayan bölüm ise zorluğu kimin yaşadığını gösterir. Can ifadeyi daha temkinli hâle getirir: eylem çaba gerektirebilir, ancak mutlaka imkânsız veya herkes için aynı derecede zor değildir.

Alıştırma

Cümleyi for ve to ile tamamlayın: It can be challenging ____ young players ____ stay calm during a final.

Cevabı göster

for · to

Kalıp ifadeler

keep working at self-betterment: kendini geliştirmek için çabalamayı sürdürmek

Keep working at something, özellikle zor olduğunda bir görev, beceri veya hedef için zaman içinde çaba göstermeyi sürdürmek demektir. Keep sözcüğünden sonra -ing biçimindeki working gelir; at ise çabanın yöneltildiği şeyi tanıtır ve burada bir iş yerini belirtmez. Self-betterment, kişinin davranışlarını, alışkanlıklarını, becerilerini veya karakterini sürekli geliştirme sürecini anlatan oldukça resmî bir isimdir. Günlük konuşmada self-improvement daha yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi keep working at ile tamamlayın: Even when the piano piece feels difficult, ____ it for ten minutes each day.

Cevabı göster

keep working at

For a narcissist,

4:49

Bir narsist için

self-reflection is hard

4:50

özeleştiri yapmak zordur;

from an unflattering angle. Deyimler

4:52

hele ki gurur okşamayan bir açıdan bakıldığında.

Deyimler

from an unflattering angle: olumsuz bir bakış açısı

Bu cümlede from an unflattering angle mecazi anlamda kullanılır. Angle, birine bakma ya da onu sunma biçimini anlatır; unflattering ise bu bakışın kişiyi iyi göstermediğini ve kusurları ya da rahatsız edici gerçekleri açığa çıkarabileceğini belirtir. Bu ifade, fotoğrafta an unflattering angle sözünün bir kişiyi daha az çekici gösteren çekim açısını anlatmasından yararlanır. Öz değerlendirmeye uygulandığında, kişinin kendisini en olumlu bakış açısını seçmeden incelemesi demektir. Bir narsistin bunu özellikle zor bulması cümleye mizah katar.

Alıştırma

Özgün cümlede from an unflattering angle ne anlama gelir?

  1. Kişinin kendine, kusurlarını ortaya çıkaran bir bakış açısından bakması.
  2. Kameraya göre fiziksel olarak rahatsız bir konumda durması.
  3. Bir aynanın tam geometrik açısını ölçmesi.
Cevabı göster

Kişinin kendine, kusurlarını ortaya çıkaran bir bakış açısından bakması.