Narsizmin psikolojisi - W. Keith Campbell: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Narkissos mitinden yola çıkan video, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizmi narsisistik kişilik bozukluğundan ayırıyor. Ardından genetik, ailevi ve kültürel etkileri inceliyor; dürüst öz değerlendirme ile şefkati değişime yardımcı olabilecek yollar olarak ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Way before — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Selfie gibi tanıdık ve modern bir göndermeyi çok daha eski bir konuyla buluşturan çarpıcı bir zaman karşıtlığıyla anlatıya başlamayı öğrenin. “Çok daha önce” anlamını veren bu ifade, tarihî ya da açıklayıcı bir anlatının daha ilk cümlesinde etkili bir giriş kurmanızı sağlar. 2. put their child on a pedestal — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi, birini gerçekten yüksek bir yere koymak değil, aşırı derecede hayran olunacak veya önemli biri saymak şeklindeki idealizasyona yönelik eleştiri olarak tanıyın. Burada ebeveynlerin çocuğu gereğinden fazla yüceltmesinin büyüklenmeci narsisizme çevresel etkisini anlatır; aşırı övgüyü tartışırken de kullanılabilir. 3. Anything that promotes / can be helpful. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Belirsiz bir ilgi yan cümlesinin özne olup kiplik bildiren bir sonuçla birleşerek geniş bir uygulama grubunu nasıl önerebildiğini anlayın. Bu kalıp, dürüst öz değerlendirmeyi ve başkalarını önemsemeyi destekleyen yöntemlerin yararlı olabileceğini, her yöntemin kesinlikle işe yarayacağını iddia etmeden belirtmenizi sağlar.
Bu derste
Way before: çok daha önce
“Way before” ifadesinde way, before sözcüğünü güçlendiren bir derece zarfıdır. Bu nedenle ifade “çok uzun zaman önce” anlamına gelir; “yol” ya da “güzergâh” anlamına gelmez. İfade cümlenin başına getirildiğinde ana cümledeki olaydan çok daha erken bir zaman çerçevesi kurar. Burada eski bir hikâyeyi ilk özçekimle karşılaştırmak güçlü bir zaman karşıtlığı yaratır ve dinleyicinin ilgisini çeker.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çok uzun zaman önce” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This bridge was built ____ cars became common.
Cevabı göster
way before
a little too obsessed with his own image. Kalıp ifadeler
0:11kendi görüntüsüne biraz fazla takıntılı birisi hakkında.
ancient Greeks and Romans: klasik dünyanın halkları
Bu cümlede “the ancient Greeks and Romans”, antik Yunanistan ve antik Roma halklarını ifade eder. Ancient tarihsel dönemi belirlediği için günümüz Yunanlarını veya bugün Roma'da yaşayan insanları anlatmaz. Bu adlandırma, efsaneyi klasik Greko-Romen kültür geleneğine yerleştirir. Tarih, sanat ve edebiyatta benzer adlandırmalar genellikle bir hikâyenin ya da düşüncenin hangi uygarlıktan geldiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “the ancient Greeks and Romans” kimi ifade ediyor?
- Yalnızca Yunan ve Roma efsanelerini inceleyen günümüz tarihçileri.
- Modern Yunanistan vatandaşları ve bugün Roma'da yaşayan insanlar.
- Antik Yunanistan ve antik Roma'nın klasik uygarlıklarındaki halklar.
Cevabı göster
Antik Yunanistan ve antik Roma'nın klasik uygarlıklarındaki halklar.
too obsessed with his own image: kendi görüntüsüne fazla takıntılı
Be obsessed with something, bir şeyi düşünmeyi veya ona odaklanmayı bırakamayacak kadar güçlü bir ilgi duymak demektir. Too, bu ilginin makul düzeyi aştığını gösterir; bu yüzden too obsessed with tarafsız değil, eleştirel bir ifadedir. Tam ifadede a little eleştiriyi biraz yumuşatır ancak olumsuz değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz. His own image burada kişinin kendisini nasıl gördüğünü, özellikle görünüşünü veya yansımasını anlatır; sahip olduğu bir resim anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı be too obsessed with + isim, zamir veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi too, obsessed ve gerekli edatla tamamlayın: Maya checks her profile every minute. She is ____ her online image.
Cevabı göster
too obsessed with
In one telling: bir hikâyenin bir versiyonunu tanıtma
Burada telling, bir hikâyenin anlatıldığı belirli bir yolu veya versiyonu ifade eden sayılabilen bir isimdir. In one telling, sonraki bilgiyi olası birkaç anlatımdan biri olarak sunar; bu ifadede telling fiil değildir. Bu giriş, mitler, efsaneler, söylentiler veya tarihî anekdotlar kaynağa göre değiştiğinde bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Sonraki ayrıntının tek bir versiyona ait olduğunu ve her versiyonda bulunmasının gerekmediğini belirtir.
Alıştırma
Bir halk hikâyesinin birkaç versiyonu vardır. Bunlardan birini tanıtan hedef girişle cümleyi tamamlayın: ____, the youngest sister finds the hidden door.
Cevabı göster
In one telling
in search of: bir şeyi aramayı anlatan kalıp
In search of, bulmaya çalışmak anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. of'tan sonra gelen isim öbeği aranan kişiyi, şeyi veya cevabı belirtir. Bu cümlede ifade, dünyayı dolaşmanın amacını açıklar: Sevecek birini bulmak istediği için yolculuk eder. Bu ifade, arayışı çoğu zaman bir yolculuk veya süren bir çaba olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede in search of doğru kullanılmıştır?
- The team traveled north in searching of clean water.
- The team traveled north in search of clean water.
- The team traveled north in search for clean water.
Cevabı göster
The team traveled north in search of clean water.
After rejecting: önceki eylem için after + isim-fiil
Burada after bir edattır; bu nedenle ardından fiilin yalın biçimi reject veya geçmiş zaman biçimi rejected değil, isim-fiil olan rejecting gelir. Rejecting burada devam eden zamanın bir parçası değildir. After + -ing biçimi, ana cümle yapısında -ing ile anlatılan eylem ana cümledeki eylemden önce gerçekleşir. Bu, olay sırasını kısa biçimde göstermenin bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi lock fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After ____ the door, Maya walked to the bus stop.
Cevabı göster
locking
he caught a glimpse of his own reflection in a river Kalıp ifadeler
0:23nehirde kendi yansımasını bir anlığına gördü
caught a glimpse of: bir şeyi kısa bir an görmek
Catch a glimpse of, birini veya bir şeyi yalnızca kısa bir an için, çoğu zaman tesadüfen görmek demektir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede kendi yansımasını nehirde kısa bir an görür. Bu ifade, dikkatle ya da uzun süre bakmayı değil, hızlıca görmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi catch a glimpse of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: From the bus, I ____ a fox before it ran into the woods.
Cevabı göster
caught a glimpse of
fell in love with: birini veya bir şeyi sevmeye başlamak
Fall in love with, birini veya bir şeyi sevmeye başlamak demektir. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir; with ise sevilen kişiyi veya şeyi ifadeye bağlar. Bu cümlede it, onun sudaki kendi yansımasını belirtir. Bu ifade, duygunun zaten var olmasından çok başladığı anı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi fall in love with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After one weekend in the mountains, Lena ____ hiking.
Cevabı göster
fell in love with
tear himself away: kendini ayrılmaya zorlamak
Tear oneself away, izlemeyi veya keyfini çıkarmayı bırakmanın çok zor olduğu bir kişiden, etkinlikten ya da manzaradan kendini zorla ayırmak demektir. Tear güçlü bir isteksizlik hissi katar; bu nedenle yalnızca leave demekten daha canlıdır. Burada himself erkek bir özneyle uyumludur. Kişiyi çeken şey bağlamdan anlaşılır; bu şey açıkça söylenirse tear oneself away from something yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu tear oneself away biçimiyle tamamlayın: The novel was so gripping that I could not ____ from it at bedtime.
Cevabı göster
tear myself away
call that flower the narcissus: call + nesne + ad
call + nesne + ad yapısı, bir kişiye veya şeye belirli bir ad vermek ya da bu adı onun için kullanmak anlamına gelir. call that flower the narcissus ifadesinde that flower nesne, the narcissus ise onun için kullanılan addır. Bu yapıda ad doğrudan nesneden sonra gelir: call X Y denir, call X as Y denmez.
Alıştırma
Hangi cümle call + nesne + ad yapısını doğru kullanıyor?
- We call this device a compass.
- We call as this device a compass.
- We call this device as a compass.
Cevabı göster
We call this device a compass.
The myth captures the basic idea of narcissism, Kalıp ifadeler
0:37Bu efsane narsisizmin temel fikrini yakalar:
elevated and sometimes detrimental self-involvement. Kelime
0:40abartılı ve bazen zararlı olabilen kendine odaklanma hali.
captures the basic idea of: bir kavramın özünü aktarmak
Bu cümlede captures, “fiziksel olarak yakalar” değil, “doğru biçimde ifade eder veya yansıtır” anlamındadır. Mit, narsisizmin merkezindeki anlamı akılda kalıcı bir biçimde sunar. X captures the basic idea of Y yapısı, X’in Y’nin temel kavramını aktardığını belirtir. Bu kullanım genellikle ayrıntılara, istisnalara veya daha kesin bir tanıma yer bırakır.
Alıştırma
Örnekte captures the basic idea of ne anlama geliyor?
- ile bağlantılı bir şeyi fiziksel olarak yakalar
- temel kavramını açıkça aktarır
- hakkındaki her ayrıntıyı kanıtlar
Cevabı göster
temel kavramını açıkça aktarır
detrimental self-involvement: zararlı ölçüde aşırı benlik odağı
Bu ifadede self-involvement, bir etkinliğe tarafsız biçimde katılmak değil, kişinin kendi ihtiyaçlarına, imajına veya önemine aşırı dikkat göstermesi anlamına gelir. Detrimental, bu içe dönük odağın zarar veya kötü sonuçlar doğurabileceğini belirtir. Bir bütün olarak detrimental self-involvement, kişinin kendisine, başkalarına veya ilişkilere zarar verebilecek aşırı benlik odağını anlatan resmî ve eleştirel bir ifadedir.
Alıştırma
Örnekteki detrimental self-involvement ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- zarara yol açabilecek aşırı benlik odağı
- yararlı bir gruba etkin biçimde katılma
- kişinin temel ihtiyaçlarına gösterdiği olağan dikkat
Cevabı göster
zarara yol açabilecek aşırı benlik odağı
But it's not just a personality type Anlatım akışı
0:44Ama bu sadece tavsiye köşelerinde karşımıza çıkan
shows up in advice columns: medya içeriğinde görülmek
Burada shows up in, “bir yerde görülür” veya “bir yerde bulunur” anlamındadır. Özne, bir yere gelen kişi değil, bir kişilik tipi düşüncesidir. Advice columns, yazarların okurların sorularını yanıtlayıp tavsiye verdiği düzenli gazete, dergi veya internet sitesi bölümleridir. Bu ifade, söz konusu kişilik etiketinin bu tür medya içeriklerinde sık sık ele alındığını anlatır.
Alıştırma
Bu nottaki “bir yerde görülür” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The same pattern often ____ the data.
Cevabı göster
shows up in
not just ... actually ... ile düzeltme ve yeniden tanımlama
Not just, fazla dar bir görüşü ortaya koyar: bunu yalnızca tavsiye köşelerinde görülen bir kişilik tipi olarak tanımlamak, düşüncenin tamamını yansıtmaz. Böylece okuyucuyu ilk anlayışını gözden geçirmeye hazırlar. Ardından actually daha doğru açıklamayı sunar: psikologların sınıflandırdığı ve incelediği bir özellikler bütünü. Bu iki cümle bilgiyi “önce sınırlı görüş, sonra düzeltilmiş tanım” şeklinde düzenler; actually yalnızca vurgu yapmaz, önceki anlayışı düzeltir.
Alıştırma
Hangi seçenek, dar bir ilk izlenimi daha doğru bir açıklamayla düzeltmek için not just ... actually ... yapısını kullanıyor?
- The museum is not only free but also open late on Fridays.
- Actually, the museum closes at six, just before dinner.
- This isn't just a minor delay. It's actually a complete cancellation.
Cevabı göster
This isn't just a minor delay. It's actually a complete cancellation.
classified and studied by psychologists: kısaltılmış edilgen niteleyici
Bu cümlede classified and studied by psychologists, traits sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi yan tümcesidir. Açık biçimi traits that are classified and studied by psychologists şeklindedir. Classified ve studied paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır; by psychologists ise iki eylemi de kimin yaptığını belirtir. Burada classified, ‘kategorilere ayrılmış’ anlamına gelir; ‘gizli’ anlamına gelmez. Bu ifade, özellikleri profesyonel inceleme nesneleri olarak sunar ve açıklamaya resmî, akademik bir ton verir.
Alıştırma
Hedef ifadedeki iki fiille resmî açıklamayı tamamlayın: The traits ____ and ____ by psychologists were included in the report.
Cevabı göster
classified · studied
inflated grandiose self-image: kişinin kendine dair abartılı görüşü
An inflated grandiose self-image, kişinin kendisini abartılı ve aşırı önemli görmesidir. Inflated, soyut anlamda bir şeyin gerçekte olduğundan daha büyük hâle getirildiğini belirtir; grandiose ise kişinin kendisini gerçekçi olmayan biçimde etkileyici veya önemli görmesi anlamını ekler. Self-image, bir kişinin kim olduğuna dair zihnindeki görüntüdür. Bu sıfatlar birlikte eleştirel bir anlam taşır, övgü değildir. İfade, sağlıklı özgüven yerine gerçeği aşan bir öz değerlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
An inflated, grandiose self-image ifadesini en iyi hangi durum gösterir?
- Bir kişi kısa bir sunum yapmadan önce gergin hisseder.
- Az deneyimli bir kişi, herkesten daha yetenekli ve önemli olduğuna inanır.
- Bir kişi hem güçlü yanlarını hem de sınırlarını kabul eder.
Cevabı göster
Az deneyimli bir kişi, herkesten daha yetenekli ve önemli olduğuna inanır.
To varying degrees: eşit olmayan düzeyleri belirtmek
To varying degrees, aynı nitelik, etki veya durumun farklı kişilerde, şeylerde ya da örneklerde farklı düzeylerde bulunduğunu anlatır. Buradaki degrees, akademik derece değil, yoğunluk düzeyi anlamındadır. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen ifadeyi sınırlar. Genel iddianın herkese eşit veya mutlak biçimde değil, farklı ölçülerde uyduğunu gösterir.
Alıştırma
Aynı etkinin her durumda eşit güçte olmadığını to varying degrees ile gösteren cümle hangisidir?
- The heat affected every plant in exactly the same way.
- The heat affected all the plants to varying degrees.
- The plants received varying academic degrees because of the heat.
Cevabı göster
The heat affected all the plants to varying degrees.
narcissists think they're better looking, Dilbilgisi
0:59narsistler diğer insanlardan daha iyi göründüklerini,
better looking, smarter, and more important than: sıralı karşılaştırma yapıları
Bu cümlede üç karşılaştırma ifadesi sıralanır: better looking, smarter ve more important. Bunlar they're sözcüğünden sonra aynı dilbilgisel görevi üstlenir ve öznenin diğer insanlarla karşılaştırıldığı üç yönü anlatır. Tek bir than other people ifadesi üç öğenin de karşılaştırma hedefini belirtir. Her sıfat yine kendi doğal karşılaştırma biçimini alır: better looking, smarter ve more important.
Alıştırma
Üç karşılaştırma biçimini tek bir ortak karşılaştırma hedefiyle doğru biçimde sıralayan cümle hangisidir?
- Leah is more quick, more careful, and patienter than her brother.
- Leah is quicker, more careful, and more patient than her brother.
- Leah is quicker, careful, and more patient than her brother.
Cevabı göster
Leah is quicker, more careful, and more patient than her brother.
and that they deserve special treatment. Kalıp ifadeler
1:05ve özel muameleyi hak ettiklerini düşünürler.
deserve special treatment: bu muameleyi hak ettiğini söylemek
Deserve special treatment, “çoğu insanın normalde gördüğünden farklı ya da ek bir muameleyi hak etmek” demektir. Deserve, bu muamelenin yalnızca istendiğini değil, haklı görüldüğünü belirten bir değerlendirme katar. Bu cümlede bu değerlendirmeyi kendileri hakkında yaparlar. Bu, bir ayrıcalık hakkı duygusuna işaret eder: önemli oldukları için fazladan ilginin veya istisnaların uygun olduğuna inanırlar.
Alıştırma
Bu bağlamda “They deserve special treatment” ne anlama gelir?
- Çoğu insanın normalde görmediği bir muameleyi görmeleri gerektiğine inanırlar.
- Haklı olduğunu ima etmeden yalnızca bir muamele isterler.
- Herkese tamamen aynı şekilde davranacaklarına söz verirler.
Cevabı göster
Çoğu insanın normalde görmediği bir muameleyi görmeleri gerektiğine inanırlar.
as a personality trait: istikrarlı bir eğilim olarak sınıflandırmak
As a personality trait, “bir kişilik özelliği olarak görüldüğünde veya sınıflandırıldığında” demektir. Burada as, psikologların narsisizmi ele aldığı kategoriyi tanıtır. Personality trait, bir kişinin düşünme, hissetme veya davranma eğilimindeki nispeten istikrarlı bir örüntüdür. Bu ifade narsisizmi bir özellik olarak ele alır; tek başına kısa süreli bir ruh hâli anlamına gelmez veya klinik bir kişilik bozukluğu tanısı koymaz.
Alıştırma
Cümleyi “nispeten istikrarlı bir özellik kategorisinde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Researchers study curiosity ____.
Cevabı göster
as a personality trait
grandiyöz ve kırılgan narsisizm
Bunlar, narsisistik özelliklerin ortaya çıkabileceği iki karşıt biçimi anlatan psikoloji terimleridir. Grandiyöz narsisizm genellikle daha açık ve dışa dönük görünür: kişi üstünlük, özel muameleyi hak ettiği düşüncesi, baskınlık veya güçlü bir hayranlık görme ihtiyacı sergileyebilir. Kırılgan narsisizm ise genellikle daha savunmacı ve hassastır: özsaygı istikrarsız olabilir; eleştiri veya reddedilme özellikle tehdit edici gelebilir. Burada vulnerable, psikolojik olarak kolayca tehdit altında veya incinmiş hissetmek demektir; nazik, zararsız ya da sadece güçsüz olmak demek değildir. Bu ikili farklı görünümleri adlandırır; yalnızca dışa dönük bir kişiyle utangaç bir kişiyi karşılaştırmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede vulnerable narcissism hedeflenen psikolojik anlamıyla kullanılmıştır?
- Vulnerable narcissism, bir kişinin nazik, zararsız ve kendini savunamaz olduğu anlamına gelir.
- Vulnerable narcissism, sağlıklı utangaçlığın başka bir adıdır.
- Vulnerable narcissism, istikrarsız özsaygı ve eleştiriye karşı güçlü hassasiyet içerebilir.
Cevabı göster
Vulnerable narcissism, istikrarsız özsaygı ve eleştiriye karşı güçlü hassasiyet içerebilir.
narsisistik kişilik bozukluğu
Narcissistic personality disorder, genellikle NPD olarak kısaltılan klinik bir ruh sağlığı tanısının tam adıdır. Bu terimde disorder, uzun süreli bir örüntü içeren ve önemli zorluklara ya da işlev kaybına yol açan, tanımlanmış bir durumu belirtir; gündelik anlamda karışıklık veya dağınıklık demek değildir. Konuşmacı, daha hafif narsisistik özelliklerden ayırmak için buna a more extreme form der. Bu ifade basit bir özettir, tanı kuralı değildir: bazı narsisistik özelliklere sahip olmak veya zaman zaman bencilce davranmak, tek başına kişinin NPD olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade narcissistic personality disorder terimini doğru biçimde açıklar?
- Bir kişinin ilgi istediği veya gurur duyduğu her an anlamına gelir.
- Bu, klinik bir tanı terimidir; ara sıra bencil olmanın başka bir adı değildir.
- Özgüvenli ve hırslı bir kişiliği anlatan genel bir terimdir.
Cevabı göster
Bu, klinik bir tanı terimidir; ara sıra bencil olmanın başka bir adı değildir.
which we'll return to shortly: konuya daha sonra dönüleceğini belirtmek
Bu ilgi cümleciğinde which, biraz önce sözü edilen konuya gönderme yapar. Return to fiziksel olarak geri dönmek değil, “yeniden ele almak” anlamına gelir; shortly ise “kısa süre sonra” demektir. Bu cümlecik konuşmanın yapısını gösteren bir işarettir: konuşmacı konuyu şimdilik bırakır ve daha sonra yeniden ele alacağını bildirir. Böylece dinleyiciler açıklamanın düzenini daha kolay takip eder.
Alıştırma
Bu cümlecik bir konuşmada neyin işaretini verir?
- Konuşmacı fiziksel olarak bir yere geri dönüyor.
- Konuşmacı önceki konuyu yakında yeniden ele alacak.
- Konuşmacı önceki konuyu tamamen bitirdi.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki konuyu yakında yeniden ele alacak.
Grandiose narcissism is the most familiar kind,
1:22Büyüklenmeci narsisizm, dışa dönüklük, baskınlık
characterized by extroversion, dominance, Kalıp ifadeler
1:26ve dikkat çekme isteğiyle karakterize edilen,
characterized by: tipik özellikleri belirtmek
Characterized by, “aşağıdaki tipik özelliklere sahip olmak” anlamına gelir. Cümlede dışa dönüklük, baskınlık ve ilgi arayışı, büyüklenmeci narsisizmin özellikleri olarak sunulur; by bir eylemi yapan kişiyi tanıtmaz. Burada characterized by, özne hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir. Grandiose narcissism is characterized by ... şeklinde genişletilebilir. be characterized by + isim veya isim grubu yapısı tanım ve betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, şiddetli yorgunluğun bu durumun nedeni değil, tipik bir özelliği olduğunu söyler?
- The condition is caused by severe fatigue.
- The condition is characterized by severe fatigue.
- The condition is associated with severe fatigue.
Cevabı göster
The condition is characterized by severe fatigue.
attention seeking ve attention-seeking farkı
attention seeking, birinin başkaları tarafından fark edilmesini, yanıt almasını veya ilgi odağı olmasını amaçlayan davranış anlamına gelir. Kelimesi kelimesine “ilgiyi aramak” eylemini değil, bir güdüyü veya davranış biçimini anlatır. Bu cümlede attention seeking, characterized by ifadesinden sonra extroversion ve dominance ile aynı listede bulunan bir isim öbeğidir. Büyüklenmeci narsisizmin bir özelliğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi attention seeking ifadesinin doğru kısa çizgili biçimiyle tamamlayın: The counselor discussed the child's ____ behavior.
Cevabı göster
attention-seeking
Grandiose narcissists pursue attention and power, Kalıp ifadeler
1:30Büyüklenmeci narsistler ilgiyi ve gücü kovalarlar;
pursue attention and power: soyut hedefleri etkin biçimde izlemek
Burada pursue, bir şeyi zaman içinde elde etmek için etkin biçimde çalışmak anlamına gelir. Attention ve power soyut hedefler olduğu için pursue attention and power, onları fiziksel olarak kovalamak değil, elde etmeye çalışmak demektir. Want ile karşılaştırıldığında pursue, yalnızca isteği değil, amaçlı eylemi vurgular. Ardından pursue attention, pursue power veya pursue a career örneklerinde olduğu gibi doğrudan bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede pursue, uzun vadeli bir hedef için çalışmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- She decided to pursue that medicine was useful.
- She decided to pursue a career in medicine.
- She decided to pursue to become a doctor.
Cevabı göster
She decided to pursue a career in medicine.
sometimes as politicians, celebrities, or cultural leaders.
1:33bazen politikacı, ünlü veya kültürel lider olarak.
Of course, not everyone who pursues these positions
1:38Elbette, bu güç konumlarını kovalayan herkes
reaching their full potential: tüm potansiyellerine ulaşmak
reach one's full potential, kişinin yeteneklerini olabildiğince geliştirmesi ve kullanması demektir. Potential, zaten tamamlanmış bir başarıyı değil, hâlâ geliştirilebilecek kapasiteyi anlatır. Altyazıda reaching, like sözcüğünden sonra gelen -ing biçimidir ve olumlu bir nedene örnek verir.
Alıştırma
Cümleyi Maya'ya uygun reach one's full potential biçimiyle tamamlayın: With steady support, Maya can reach ____.
Cevabı göster
her full potential
or helping make people's lives better.
1:46veya insanların hayatlarını iyileştirmeye yardımcı olmak gibi.
for the status and attention that goes with it. Kalıp ifadeler
1:50getirdiği statü ve ilgi için ararlar.
seek power for the status and attention: statü ve ilgi için güç peşinde olmak
Seek power, güç kazanmaya çalışmak demektir. seek sözcüğünden sonraki isim öbeği hedefi, for the status and attention ise nedeni veya beklenen yararı açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp seek + hedef + for + neden veya yarar biçimindedir. Burada status, bir görevin ya da cihazın durumunu değil, toplumsal konumu veya saygınlığı anlatır. Cümle, statü ve ilgiyi güçle birlikte gelen şeyler olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle seek + hedef + for + neden veya yarar kalıbını doğal biçimde kullanır?
- He sought influence for the recognition it could bring.
- He used his influence to praise the team.
- He avoided influence because he disliked public attention.
Cevabı göster
He sought influence for the recognition it could bring.
that goes with it: beraberinde gelen bir sonuç
Burada go with, “onunla bir yere yürümek” değil, “bir şeye olağan bir sonuç, özellik, yarar veya bedel olarak eşlik etmek” anlamındadır. it zamiri power sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle status and attention, güç sahibi olmanın beraberinde getirdiği şeyler olarak sunulur. something that goes with X ilgi cümleciği kalıbı, eşlik eden bir özelliği veya sonucu anlatabilir: the responsibility that goes with the role.
Alıştırma
Hangi cümlede go with, “olağan bir sonuç veya eşlik eden özellik olarak ortaya çıkmak” anlamındadır?
- I'll go with Maya to the library.
- The job includes the responsibilities that go with managing a team.
- These blue shoes go with your jacket.
Cevabı göster
The job includes the responsibilities that go with managing a team.
Meanwhile: karşıt bir duruma geçiş
Meanwhile burada açıklamayı düzenler. Konuyu daha önce ele alınan büyüklenmeci türden, onunla karşıtlık oluşturan başka bir türe, kırılgan narsistlere geçirir. Bu bağlamda “öte yandan” anlamına yakındır; iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söylemez. Meanwhile, eş zamanlı olayları bağlayabilir ya da paralel bir anlatımda başka bir kişiye, gruba veya duruma geçebilir. Çevredeki cümlelere bakın: Metin bir zaman akışı anlatmak yerine durumları karşılaştırıyorsa sözcüğü, karşıtlık içeren bir konu geçişi olarak anlayın.
Alıştırma
Bir paragraf önce bir grubun hemen söz aldığını söylüyor. “Meanwhile, the second group listens before responding” cümlesinde Meanwhile ne yapar?
- İkinci grubun ilk grubun davranışına neden olduğunu gösterir.
- Her iki grup hakkındaki nihai sonucu verir.
- Karşıtlık oluşturan ikinci bir gruba geçer.
Cevabı göster
Karşıtlık oluşturan ikinci bir gruba geçer.
quiet and reserved: dışarıdan sakin ve kendini fazla açmayan
Quiet and reserved birbiriyle ilişkili iki betimlemeyi birleştirir. Quiet dışarıdan görülen davranışa odaklanır: kişi fazla konuşmaz veya dikkat çekmez. Reserved ise kendini ifade etme biçimine odaklanır: kişi duygularını, fikirlerini veya kişisel bilgilerini kolayca paylaşmaz. Burada bu ifade, söz konusu kişilerin açıkça ilgi aramak yerine dışarıdan sakin ve gösterişsiz görünebileceğini anlatır. Reserved burada kişiliği anlatan bir sıfattır; a reserved seat örneğindeki gibi “belirli bir kişi veya amaç için ayrılmış” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle arkadaş canlısı olduğu hâlde kişisel bilgilerini kolayca paylaşmayan birini en iyi anlatır?
- She is friendly but quiet, so she speaks in a low voice.
- She is friendly but shy, so she feels nervous when meeting new people.
- She is friendly but reserved, so she rarely shares personal details.
Cevabı göster
She is friendly but reserved, so she rarely shares personal details.
a strong sense of entitlement: özel muameleyi hak ettiğine dair güçlü inanç
A strong sense of entitlement ifadesi, kişinin çoğu zaman yeterli bir gerekçesi olmadan özel muameleyi, önceliği veya fazladan ilgiyi hak ettiğine dair köklü inancını anlatır. Strong bu tutumu güçlendirir; sense of ise bunu kişinin kendi inancı olarak çerçeveler. Kişilik betimlemelerinde sense of entitlement genellikle eleştirel bir anlam taşır. Entitlement hukuk veya idare bağlamında meşru bir hak ya da yardım anlamına da gelebilir, ancak burada bu tarafsız anlam kastedilmez.
Alıştırma
Hangi davranış a strong sense of entitlement ifadesini en iyi gösterir?
- Herkesle aynı kurallara uyarak sırasını beklemek.
- Yasayla güvence altına alınmış bir yardıma uygun olup olmadığını sormak.
- Özel muameleyi hak ettiğini düşündüğü için sıranın önüne geçmeyi beklemek.
Cevabı göster
Özel muameleyi hak ettiğini düşündüğü için sıranın önüne geçmeyi beklemek.
but are easily threatened or slighted. Kelime
2:00ancak kolayca tehdit edilmiş veya küçümsenmiş hissederler.
easily threatened or slighted: meydan okunmaya ve saygısızlığa karşı hassasiyet
Burada easily hem threatened hem de slighted sözcüklerini niteler. Bu ifade, konumunun, benlik algısının ya da değerinin sorgulandığını hemen hisseden veya birinin kendisine önemsizmiş gibi davrandığını düşünen kişileri anlatır. Threatened mutlaka fiziksel tehlike anlamına gelmez; psikolojik güvensizliği de anlatabilir. Slighted, görmezden gelinmek, dışarıda bırakılmak veya beklenenden daha az saygı görmek demektir. İki sözcük birlikte, algılanan meydan okumalara ve saygısızlığa karşı hassasiyeti vurgular.
Alıştırma
Birinin "I felt slighted" demesini en iyi açıklayan durum hangisidir?
- Kara bulutları fark etti ve fırtına çıkmasını bekledi.
- Diğer herkes teşekkür listesine alınmışken onun adı listede yoktu.
- Uzun bir yolculuk gününün ardından yorgundu.
Cevabı göster
Diğer herkes teşekkür listesine alınmışken onun adı listede yoktu.
In either case: iki alternatifin ortak sonucunu belirtme
In either case, cümlenin başında kullanılan, önceki iki alternatife gönderme yapan ve ikisi için de geçerli olan tek bir sonucu sunan bir geçiş ifadesidir. Burada daha önce ele alınan iki narsisizm türünü yeniden bir araya getirerek ortak uzun vadeli sonuçlarını belirtir. Either, konuşanın bir durumu seçip diğerini görmezden geldiği anlamına gelmez. İki durumdan hangisi geçerli olursa olsun, sonraki sonucun değişmediğini anlatır.
Alıştırma
Aynı sonucun iki seçeneğin ikisi için de geçerli olduğunu belirten geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We can take the bus or the train. ____, we need to leave by six.
Cevabı göster
In either case
the dark side of narcissism: zararlı ve çoğu zaman gizli etkiler
Bu cümlede the dark side of narcissism, narsisizmin zararlı veya rahatsız edici etkilerini anlatan bir mecazdır. Dark burada rengi ya da ışık yokluğunu betimlemez. the dark side of X kalıbı, bir şeyin olumsuz yönünü; özellikle de başta açıkça görülmeyebilen bedel veya tehlikeleri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede the dark side of ifadesi örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The report examines the dark side of rapid technological growth.
- The artist painted the dark side of the box gray.
- The lamp illuminates the dark side of the room.
Cevabı göster
The report examines the dark side of rapid technological growth.
over the long term: uzun bir dönem boyunca gelişen etkiler
Over the long term, uzun bir dönem boyunca veya uzun bir süre geçtikten sonra anlamına gelir ve bir etkinin zaman içinde nasıl geliştiğine ya da görünür hâle geldiğine odaklanır. Shows up ile kullanıldığında, etkinin hemen açıkça görülmeyip daha sonra ortaya çıkabileceğini anlatır. Buradaki term, bir sözcük veya teknik ifade değil, bir zaman dilimi anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan dört sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: Regular exercise can improve heart health ____.
Cevabı göster
over the long term
tend to act: genel bir eğilimi anlatmak
Burada tend to act, “genellikle belli bir şekilde davranmak” veya “böyle davranma konusunda genel bir eğilime sahip olmak” demektir. Yaygın bir örüntüyü anlatır; herkesin her seferinde böyle davrandığını ileri sürmez. Yapı tend to + fiilin yalın biçimidir; bu yüzden act yalın kalır. Selfishly, davranışın nasıl olduğunu anlatan bir zarftır.
Alıştırma
Cümleyi tend to ve act kullanarak tamamlayın: Under pressure, people ____ more cautiously.
Cevabı göster
tend to act
make risky or unethical decisions: make a decision eşdizimi
Make a decision, ne yapılacağına karar vermeyi anlatan doğal İngilizce eşdizimdir; çoğulu make decisions biçimindedir. Vurgulanan ifadede risky ve unethical sözcüklerinin ikisi de decisions sözcüğünü niteler. Risky decisions tehlikeye veya kayba yol açabilir. Unethical decisions ahlaki ya da mesleki standartları ihlal eder; unethical, yalnızca “kaba” demekten daha güçlü ve özeldir, ayrıca otomatik olarak “yasa dışı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle decision ile doğal eşdizimi ve sıfatın doğru biçimini kullanıyor?
- The manager made an unethical decision to hide the safety report.
- The manager did an unethical decision to hide the safety report.
- The manager made an unethically decision to hide the safety report.
Cevabı göster
The manager made an unethical decision to hide the safety report.
and narcissistic partners may be dishonest or unfaithful.
2:14ve narsist eşler dürüst olmayan veya sadakatsiz davranışlar sergileyebilir.
When their rosy view of themselves is challenged, Notlar
2:19Kendileriyle ilgili o pembe bakış açıları sarsıldığında,
rosy view: gereğinden fazla olumlu bir bakış
Rosy view ifadesinde rosy mecaz anlamda kullanılır. Bir kişiyi, durumu veya geleceği özellikle hoş, başarılı ya da umut verici gösterir ve çoğu zaman gerçeklerin desteklediğinden daha olumlu bir tablo çizer. Burada their rosy view of themselves, idealize edilmiş ve gereğinden fazla olumlu bir benlik imgesi demektir. Bir rengi ya da gerçek görme yetisini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede rosy view aşırı olumlu bir değerlendirme anlamında kullanılmıştır?
- The diagram presents a side view of the project's new building.
- The report presents a rosy view of the project and ignores major risks.
- The report presents a balanced view of the project and discusses both benefits and risks.
Cevabı göster
The report presents a rosy view of the project and ignores major risks.
When ... is challenged: edilgen yapıda bir when yan cümlesi
When, ana cümledeki sonucu tetikleyebilecek durumu belirtir. Kalıp When + isim öbeği + am/is/are + geçmiş ortaç, + sonuç şeklindedir. Is challenged geniş zamanda edilgen yapıdadır: their rosy view sorgulanan ögedir; kimin sorguladığı söylenmez. Challenge, view, belief veya assumption ile kullanıldığında bir şeyin geçerli olup olmadığını sorgulamak demektir, birini yarışmaya davet etmek değil.
Alıştırma
Cümleyi challenge fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: When the plan ____, the team reviews the evidence.
Cevabı göster
is challenged
It's like a disease where the sufferers feel pretty good, Anlatım akışı
2:24Bu, hastanın kendini oldukça iyi hissettiği
It's like a disease where...: bir benzetme çerçevesi kurmak
It's like a disease where... bir benzetme çerçevesi kurar. It's like, konuşanın psikolojik sorunu bir hastalığa benzettiğini gösterir; where ise bu hayali hastalığın bir özelliğini açıklar: hastalığa sahip kişi kendini iyi hissedebilirken yakınındaki insanlar zarar görebilir. Bu çerçeve, soyut bir durumu anlamayı kolaylaştırır. Bu, söz konusu sorunun fiziksel veya bulaşıcı bir hastalıkla kelimesi kelimesine aynı olduğu iddiası değil, söz sanatına dayalı bir karşılaştırmadır.
Alıştırma
Cümlede It's like a disease where... ne işe yarıyor?
- Bulaşıcı bir hastalığa gerçek anlamda teşhis koyar.
- Bir benzetme yapar ve ardından hayali hastalığın nasıl işlediğini açıklar.
- Sorundan etkilenen herkesin fiziksel olarak hasta hissettiğini söyler.
Cevabı göster
Bir benzetme yapar ve ardından hayali hastalığın nasıl işlediğini açıklar.
Taken to the extreme: uç bir duruma geçmek
Taken to the extreme, ‘bir şey olabildiğince ileri götürüldüğünde veya geliştirildiğinde’ anlamına gelir. Buradaki taken, ‘alıp götürülmüş’ demek değildir; take something to an extreme yapısının edilgen biçimidir. Cümlenin başında kullanıldığında, ana sonuçtan önce uç bir durum koşulu kurar. if or when something is taken to the extreme yapısının kısaltılmış bir yan cümlesidir. Söylenmeyen something normalde ana cümlenin öznesidir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘fazla ileri götürüldüğünde’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: ____, a useful rule can become unfair.
Cevabı göster
Taken to the extreme
classified as a psychological disorder: resmî sınıflandırma
Be classified as + kategori, “resmî olarak o kategoriye yerleştirilmek” anlamına gelir. Burada as, sınıflandırmanın sonucunu gösterir: davranış, psikolojik bozukluk kategorisine yerleştirilir; as “çünkü” anlamına gelmez. Edilgen yapı, sınıflandırmayı kimin yaptığına değil, sınıflandırma sonucuna odaklanır. Ardından gelen called sözcüğü bozukluğun özel adını verir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: According to the city code, this building is ____ a historic landmark.
Cevabı göster
classified as
It is also a diagnosis reserved for adults. Kelime
2:41Ayrıca sadece yetişkinlere konulan bir teşhistir.
a diagnosis reserved for adults: kime uygulandığı
Reserved for + kişi veya grup, “o grubun kullanımına ya da uygunluğuna ayrılmış veya o grupla sınırlandırılmış” anlamına gelir. a diagnosis reserved for adults ifadesinde tanının uygulanabileceği grup yetişkinlerdir; reserved burada yetişkinlerin tanıyı rezerve ettiği anlamına gelmez. Reserved for adults, diagnosis sözcüğünü niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. a diagnosis that is reserved for adults ifadesinin daha kısa biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle odayı yalnızca personelin kullanabileceği anlamına gelir?
- The room is reserved for staff members.
- The staff members reserved the room.
- The room was reserved by staff members.
Cevabı göster
The room is reserved for staff members.
but this might just be a normal part of development. Dilbilgisi
2:48ama bu gelişimin sadece normal bir parçası olabilir.
might just be a normal part of development: gelişimin yalnızca normal bir parçası olabilir
might just be yapısında might kesinlik değil olasılık bildirir; just ise “biraz önce” değil, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Burada this, çocukların çok benmerkezci olmasını ifade eder. Dolayısıyla yan cümle, bu davranışın büyümenin normal bir aşaması olabileceğini söyler. Bu ifade, davranışı bir bozukluğun kesin kanıtı olarak görmek yerine temkinli bir alternatif açıklama sunar. Daha genel olarak might just be, basit bir olasılığı kesinlikle doğru olduğunu ileri sürmeden belirtmenizi sağlar.
Alıştırma
Örnekte vurgulanan yan cümle ne anlatıyor?
- Davranış kesinlikle bir bozukluktur.
- Davranış yalnızca normal bir aşama olabilir; dolayısıyla konuşan kişi kesin bir tanı koymuyor.
- Davranış yalnızca biraz önce gelişmeye başladı.
Cevabı göster
Davranış yalnızca normal bir aşama olabilir; dolayısıyla konuşan kişi kesin bir tanı koymuyor.
Diagnostic and Statistical Manual (DSM): Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı
Diagnostic and Statistical Manual, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan profesyonel başvuru kaynağı Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders için kullanılan kısaltılmış bir addır. Burada sözü edilen beşinci baskıya genellikle DSM-5 denir. Bu cümlede ad, sıralanan özelliklerin konuşan kişinin kişisel listesinden değil, resmî bir tanı çerçevesinden geldiğini gösterir. Buradaki Manual, profesyonel bir başvuru kaynağıdır; bir cihazın kullanım talimatları değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Diagnostic and Statistical Manual neyi ifade ediyor?
- Tanısal işlevi olmayan kişisel öyküler kitabı.
- Genellikle DSM olarak bilinen profesyonel bir psikiyatri başvuru kaynağı.
- Bir tıbbi cihazı çalıştırma talimatları.
Cevabı göster
Genellikle DSM olarak bilinen profesyonel bir psikiyatri başvuru kaynağı.
A grandiose view of oneself: kişinin kendisi hakkında abartılı görüşü
Bu cümlede a grandiose view of oneself, kişinin kendi önemine, yeteneklerine veya konumuna ilişkin abartılı ve gerçekçi olmayan derecede yüksek bir görüşe sahip olması demektir. Grandiose eleştirel bir ton taşır; yalnızca özgüvenli olmak anlamına gelmez. View of oneself isim öbeği, bir kişinin kendisini görme veya değerlendirme biçimini anlatır. Buradaki oneself geneldir: belirli bir kişiyi değil, herhangi bir insanın kendisini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle "Lena has a grandiose view of herself" ifadesini en iyi açıklar?
- Kendi önemi hakkında abartılı ve gerçekçi olmayan bir görüşe sahiptir.
- Geçmişindeki olayları dikkatle hatırlar.
- Kendisi hakkında alçakgönüllü ve dengeli bir görüşe sahiptir.
Cevabı göster
Kendi önemi hakkında abartılı ve gerçekçi olmayan bir görüşe sahiptir.
Problems with empathy: empati konusunda sorunlar
Problems with + isim kalıbı, belirtilen alanla ilgili zorlukları anlatır. Problems with empathy, başka bir kişinin neler hissedebileceğini anlamakta veya paylaşmakta zorluk çekmek demektir. Empathy, bir durumu başka bir kişinin bakış açısından görmeye ve onun duygularını fark etmeye odaklanır. Yalnızca o kişiye acımakla sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “başkalarının duygularını anlamakta zorluk” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The character has ____.
Cevabı göster
problems with empathy
and a need for admiration or attention. Kalıp ifadeler
3:07ve hayranlık ya da ilgi duyulma ihtiyacı yer alır.
a need for admiration or attention: hayranlık ya da ilgi görme ihtiyacı
a need for + isim kalıbı, bir kişinin, grubun ya da sistemin gereksinim duyduğu veya çok istediği şeyi belirtir. Burada başkalarından bir tepki görmeye yönelik psikolojik ihtiyacı, yani hayranlık ya da ilgi görme isteğini anlatır. or sözcüğü iki alternatif sunar. Admiration olumlu onay veya saygı içerirken attention yalnızca fark edilmek anlamına gelir; olumlu, olumsuz veya nötr olabilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak a need for + isim kalıbıyla tamamlayın: The local food bank has ____ more volunteers.
Cevabı göster
a need for
What makes these traits a true personality disorder Dilbilgisi
3:10Bu özellikleri gerçek bir kişilik bozukluğu yapan şey,
take over people's lives: hayatın neredeyse her bölümüne hükmetmek
Burada take over people's lives, bir şeyin çok güçlü veya hayatı kaplayıcı hâle gelerek insanların zamanlarını, dikkatlerini ya da enerjilerini nasıl kullandığını kontrol etmesi anlamına gelir. Nesne people's lives olduğu için take over mecaz anlamdadır; bir şirketin veya pozisyonun kontrolünü devralmak anlamına gelmez. Bu ifade küçük bir rahatsızlığı değil, geniş ve ciddi bir etkiyi anlatır. Aynı kalıp; bir sorunun, duygunun, alışkanlığın veya sorumluluğun hayatın diğer önemli bölümlerini geri plana itmesini de anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce "Work has taken over his life" cümlesi ne anlama gelir?
- Günlük işlerinin hepsini tamamladı.
- Başka biri onun işteki pozisyonunu kabul etti.
- İş artık hayatının neredeyse her bölümünü kontrol ediyor.
Cevabı göster
İş artık hayatının neredeyse her bölümünü kontrol ediyor.
What makes X Y is that...: X'i Y yapan şey...
What makes X Y is that... kalıbı, X'in Y sayılmasını sağlayan temel şeyin devamında verilen bilgi olduğunu belirtir. Örnekte X these traits, Y ise a true personality disorder ifadesidir; that yan cümlesi belirleyici koşulu verir: bu özellikler insanların yaşamlarını ele geçirir ve ciddi sorunlara yol açar. What burada doğrudan bir soru sormaz; bir isim yan cümlesi başlatır. What ile başlayan yan cümlenin tamamı öznedir; is sonrasındaki that yan cümlesi neden veya ölçütü belirtir ve odağı devamındaki koşula taşır.
Alıştırma
Cümleyi What makes X Y is that... kalıbıyla tamamlayın: ____ this backpack practical ____ it has several waterproof pockets.
Cevabı göster
What makes · is that
Imagine that instead of caring for your spouse or children, Dilbilgisi
3:17Eşinize veya çocuklarınıza değer vermek yerine,
instead of caring for: instead of + -ing biçimi
Instead of, seçilmeyen bir eylemi tanıtır ve onun yerini alan başka bir eylemle karşılaştırır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of caring doğrudur; instead of care veya instead of to care kullanılmaz. Caring for içindeki care for, birine bakmak veya o kişiye ilgi ve özen göstermek anlamına gelir. Bu giriş, eşe veya çocuklara bakmayı yapılmayan eylem olarak sunar ve cümlenin devamındaki farklı eylemle karşılaştırmaya hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve care for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ben complained about his pets ____ them.
Cevabı göster
instead of caring for
you use them as a source of attention or admiration. Kalıp ifadeler
3:21onları bir ilgi veya hayranlık kaynağı olarak kullandığınızı hayal edin.
use X as a source of Y: X'i Y kaynağı olarak kullanmak
Use X as a source of Y, X'i Y'yi sağlayan bir şey ya da kişi olarak görmek demektir. X kaynağı, Y ise o kaynaktan gelen şeyi belirtir. Burada them eş veya çocukları ifade eder; attention or admiration ise kişinin onlardan elde etmek istediği şeydir. As onların rolünü veya işlevini belirtir; karşılaştırma yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Researchers use this archive ____ historical information.
Cevabı göster
as a source of
Or imagine that instead of seeking constructive feedback Kalıp ifadeler
3:24Ya da yapıcı geri bildirimler aramak yerine,
constructive feedback: gelişmeye yardımcı olan geri bildirim
Constructive feedback, birinin çalışması veya performansı hakkında gelişmesine yardımcı olan belirli ve yararlı önerilerdir. Güçlü yönlerden ve sorunlardan söz edebilir, ancak sonraki adımda ne yapılacağına dair açık bir yön göstermelidir. Burada constructive, bina veya inşaatla ilgili değil, gelişmeye yardımcı olan anlamındadır.
Alıştırma
Hangi yorum constructive feedback için en iyi örnektir?
- This is bad, and I do not like it.
- Your introduction is clear, but adding one example would make the main point easier to understand.
- Great job! Everything is perfect.
Cevabı göster
Your introduction is clear, but adding one example would make the main point easier to understand.
Twin studies show a strong genetic component, Notlar
3:35İkiz çalışmaları, hangi genlerin dahil olduğunu bilmesek de
Twin studies: genetik ve çevresel etkileri tahmin etmek
İkiz çalışmaları, genetik benzerlik dereceleri veya yaşam çevreleri farklı olan ikizleri karşılaştıran araştırma tasarımlarıdır. Araştırmacılar çoğunlukla tek yumurta ve çift yumurta ikizlerini karşılaştırır; bazı çalışmalar ayrı büyütülen ikizleri de inceler. Bu karşılaştırmalar, genetik ve çevresel etkilerin bir özelliğin kişiler arasındaki farklılığına ne ölçüde katkıda bulunabileceğini tahmin etmeye yardımcı olur. Göreli etkiler hakkında kanıt sağlarlar; yalnızca ikizlerle ilgili hikâyeler toplamazlar ve tek başlarına belirli bir geni saptamazlar.
Alıştırma
Bu bağlamda twin studies esas olarak neyi tahmin etmek için kullanılır?
- İkizlerin kişiliklerinin her zaman aynı olup olmadığı
- Hangi tek genin bir özelliği garanti ettiği
- Genetik ve çevresel etkilerin farklılıklara nasıl katkıda bulunabileceği
Cevabı göster
Genetik ve çevresel etkilerin farklılıklara nasıl katkıda bulunabileceği
a strong genetic component: önemli bir genetik etki
a strong genetic component ifadesinde component, fiziksel bir parça değil, 'katkıda bulunan etkenlerden biri' demektir. Bu ifade, genetik farklılıkların söz konusu özellik veya duruma önemli ölçüde katkıda bulunduğunu gösterir. Bu, genlerin tek neden olduğu veya her kişinin sonucunun önceden belirlendiği anlamına gelmez. Çevre ve diğer etkenler de hâlâ önemli olabilir.
Alıştırma
'The condition has a strong genetic component' ne anlama gelir?
- Tek bir gen, durumu her kişide tamamen belirler.
- Durum, genlerden yapılmış fiziksel bir parça içerir.
- Genetik etkenler önemlidir, ancak başka etkiler de rol oynayabilir.
Cevabı göster
Genetik etkenler önemlidir, ancak başka etkiler de rol oynayabilir.
although we don't know which genes are involved. Dilbilgisi
3:38güçlü bir genetik bileşen olduğunu gösteriyor.
although we don't know which genes are involved: bir sınırlama eklemek
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: kanıtlar güçlü bir genetik bileşeni destekler, ancak konuşan kişi mevcut bilgide önemli bir sınır olduğunu da kabul eder. Böylece kanıt reddedilmeden iddia daha temkinli hâle gelir. don't know ifadesinden sonra gelen which genes are involved, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur. Which genes, are involved ifadesinin öznesidir; bu nedenle they gibi başka bir özne eklenmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir araştırma bulgusuna sınırlama eklemek için although doğru kullanılmıştır?
- The treatment looks promising, despite more research is needed.
- The treatment looks promising, although the need for more research.
- The treatment looks promising, although more research is needed.
Cevabı göster
The treatment looks promising, although more research is needed.
environment matters too: başka bir önemli etken eklemek
But, açıklamayı genetikten başka bir nedene yönlendirir. Too, çevrenin genetiğin yanında eklenen bir etken olduğunu gösterir; genetik etkinin yerini almaz veya onu reddetmez. Matters, matter fiilinin geniş zamandaki tekil biçimidir ve bir şeyin önemli olduğu ya da etkisi bulunduğu anlamına gelir. Bu kısa cümle önceki düşünceyi dengeler ve tek nedenli bir yorumu önler.
Alıştırma
Cümleyi matter fiilinin doğru biçimi ve «de/da» anlamını veren sözcükle tamamlayın: Good equipment helps, but careful planning ____.
Cevabı göster
matters too
put their child on a pedestal: çocuğunu aşırı idealize etmek
Put someone on a pedestal, birini olağanüstü derecede kusursuz veya önemliymiş gibi aşırı ölçüde hayranlıkla görmek ya da idealize etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada their child, put someone on a pedestal yapısındaki nesnenin yerini alır; çocuk gerçekten bir kaidenin üzerine konulmuyor. Bu ifade genellikle kişinin kusurlarını göz ardı ettiği için bu bakışın gerçekçi olmadığını ima eder. Bu nedenle tarafsız bir övgüden çok eleştirel veya uyarıcı bir tını taşır.
Alıştırma
“Her fans put her on a pedestal” cümlesinde put her on a pedestal ne anlama gelir?
- Onu dengeli biçimde övüp yararlı eleştirilerde bulunuyorlar.
- Fotoğraf çekmek için ondan bir platformun üzerine çıkmasını istiyorlar.
- Onu kusursuzmuş gibi görüp kusurlarını göz ardı ediyorlar.
Cevabı göster
Onu kusursuzmuş gibi görüp kusurlarını göz ardı ediyorlar.
can foster grandiose narcissism: gelişimini teşvik edebilir
can foster grandiose narcissism ifadesinde foster, bir nitelik veya durumun gelişmesine yardımcı olmak anlamına gelen resmî bir fiildir. Bu ifade, bir davranışın veya ortamın büyüklenmeci narsisizmin gelişebileceği koşulları oluşturabileceğini belirtir. Can olasılığı gösterirken foster teşvik etmeyi veya zaman içinde gelişimi anlatır. Birlikte kullanıldıklarında sonucun kesin olduğunu ya da bunun tek neden olduğunu ileri sürmezler.
Alıştırma
“A supportive classroom can foster curiosity” cümlesinde foster ne anlama gelir?
- Meraka koruyucu aile bakımı sağlar.
- Her öğrencinin meraklı olmasını garanti eder.
- Merakın gelişmesine yardımcı olur.
Cevabı göster
Merakın gelişmesine yardımcı olur.
can contribute to vulnerable narcissism: olası bir nedensel etken
Bu cümlede can contribute to, bir şeyin kırılgan narsisizmin oluşmasına “yardımcı olabileceği” veya “ona yol açan etkenlerden biri olabileceği” anlamına gelir. can kip fiili olası bir etkiyi gösterir; sonucun kesin olduğunu söylemez. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: contribute to stress; contribute to creating stress.
Alıştırma
Hangi cümle, kesinlik iddiasında bulunmadan bir şeyin sonucu oluşturan etkenlerden biri olabileceğini söyler?
- Too much screen time can contribute to poor sleep.
- Too much screen time guarantees poor sleep.
- Too much screen time has no connection with poor sleep.
Cevabı göster
Too much screen time can contribute to poor sleep.
that value individuality and self-promotion. Kelime
3:56bireyselliğe ve kendini ön plana çıkarmaya değer veren kültürlerde daha yüksek görünmektedir.
seems to be higher in cultures: bir eğilimi temkinli biçimde aktarmak
seems to be higher in cultures ifadesindeki seems to be, cümleyi temkinli hâle getirir: kanıtlar bir eğilime işaret eder, ancak konuşan kişi bunu mutlak bir gerçek olarak sunmaz. Higher, fiziksel yükseklik değil daha büyük bir düzey, oran veya ölçülen miktar anlamına gelir. In cultures, daha yüksek düzeyin gözlemlendiği ortamı belirtir. Ardından gelen that value individuality and self-promotion yan cümlesi, hangi kültürlerin kastedildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, daha yüksek bir düzeyi mutlak gerçek olarak değil, temkinli bir eğilim olarak aktarır?
- Stress is always higher in every competitive workplace.
- Highly competitive workplaces are physically higher.
- Stress seems to be higher in highly competitive workplaces.
Cevabı göster
Stress seems to be higher in highly competitive workplaces.
value individuality and self-promotion: fiil olarak value
Burada value, “önemli saymak” anlamına gelen bir fiildir. Nesneleri individuality ve self-promotion sözcükleridir. İlgi zamiri that, daha önce geçen çoğul cultures ismine gönderme yaptığı için value yalın fiil biçiminde kullanılır. Individuality, bir kişiyi farklı veya bağımsız yapan özellikleri ifade eder. Self-promotion, kişinin kendi yeteneklerine, başarılarına ya da imajına bilinçli olarak dikkat çekmesidir. İfade bir bütün olarak bir kültürün veya grubun teşvik edebileceği iki şeyi adlandırır.
Alıştırma
Value sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: Many art schools ____ individuality and original thinking.
Cevabı göster
value
narcissism as a personality trait has been rising since the 1970s, Dilbilgisi
4:01bir kişilik özelliği olarak narsisizm, 1970'lerden beri artmaktadır;
has been rising since the 1970s: devam eden bir eğilim
Has been rising, present perfect continuous yapısıdır: has + been + fiil-ing. Yükselişin geçmişte başladığını ve bugüne kadar devam ettiğini söyler; devam eden süreci öne çıkarır. Since the 1970s başlangıç noktasını verir. Burada since, “o zamandan bugüne kadar” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Tekil özne narcissism ile has kullanılır; çoğul özneyle have kullanılırdı.
Alıştırma
Cümleyi rise fiilinin present perfect continuous biçimi ve since ile tamamlayın: The number of online orders ____ 2021.
Cevabı göster
has been rising since
the communal focus of the '60s: 1960'larda topluluğa verilen önem
Bu ifadede the '60s, 1960'lı yılları belirtir; communal ise toplulukla veya bir grubun ortak yaşamıyla ilgili demektir. A communal focus, yalnızca bireye değil topluluğa, iş birliğine ve ortak kaygılara önem verilmesidir. Bu ifade, o on yıldaki kültürel bir eğilimi genel hatlarıyla özetler. 1960'larda herkesin aynı değerlere sahip olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “the communal focus of the '60s” ne anlama geliyor?
- 1960'larda topluluğa ve ortak kaygılara genel olarak verilen önem
- altmış yaşındaki insanların ilgi alanları
- sıra dışı şeyler yerine sıradan şeylere odaklanma
Cevabı göster
1960'larda topluluğa ve ortak kaygılara genel olarak verilen önem
gave way to: bir eğilimin yerini başka bir eğilimin alması
Burada A gave way to B, A'nın baskın konumunu kaybettiği ve yerini B'nin aldığı anlamına gelir. Bu ifade, iki kültürel eğilim arasındaki değişimi anlatır; birine gerçek anlamda yol vermek değildir. Gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yeniden kullanılabilen yapı A gives way to B şeklindedir; geçmişteki bir değişim için gave kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “yerlerini zamanla … aldı” anlamına gelen üç sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Printed schedules gradually ____ travel apps.
Cevabı göster
gave way to
kültürel bir akım olarak the self-esteem movement
Bu cümlede the self-esteem movement, kişinin kendi değerini hissetmesini, özgüvenini ve kendisiyle ilgili olumlu bir bakış geliştirmesini vurgulayan toplumsal ve eğitimsel bir akım anlamına gelir. Burada movement, fiziksel hareket değil, ortak bir toplumsal veya kültürel çabadır. Bu adlandırmanın kapsamı geniştir: tek bir kuruluşu belirtmeden birbiriyle bağlantılı fikir ve uygulamaları kapsayabilir. Cümlede, bireyin kendi değerine ilişkin duygularına daha fazla önem verilmeye başlanan tarihsel bir değişimi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the self-esteem movement ne anlama gelir?
- hareketi ölçen bir cihaz
- bedenin fiziksel bir hareketi
- öz saygı geliştirmeye odaklanan geniş bir toplumsal ve eğitimsel akım
Cevabı göster
öz saygı geliştirmeye odaklanan geniş bir toplumsal ve eğitimsel akım
a rise in materialism: a rise in isim kalıbı
a rise in + isim kalıbı, bir şeyin miktarında, düzeyinde veya yaygınlığında artış olduğunu belirtir. Burada materyalizmin daha yaygın veya etkili hâle geldiğini anlatır. Buradaki materialism; paraya, eşyalara ve maddi başarıya büyük önem veren bir değer yönelimidir. Malzeme bilimi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi rise içeren hedef isim kalıbıyla tamamlayın: The report found ____ housing costs.
Cevabı göster
a rise in
More recently, social media has multiplied Kalıp ifadeler
4:12Son zamanlarda, sosyal medya kendini ön plana çıkarma
has multiplied the possibilities for: çok daha fazla yol veya fırsat yaratmak
Bu cümlede has multiplied the possibilities for, “çok daha fazla yol veya fırsat yarattı” anlamına gelir. Multiplied burada mecazidir: matematiksel bir işlemi değil, büyük bir artışı anlatır. multiply the possibilities for kalıbından sonra etkinliği adlandıran bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Daha fazla hareket etme yolu kazanan kişiyi göstermek için “kişi ya da grup + to-infinitive” de kullanılabilir.
Alıştırma
Platformun çok daha fazla yol yarattığını söylemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new platform ____ small businesses to reach customers.
Cevabı göster
has multiplied the possibilities for
that social media causes narcissism,
4:19ve sosyal medyanın narsisizme neden olmadığını belirtmekte fayda var;
it's worth noting that: önemli bir sınırlamayı belirtmek
Burada it's worth noting that, sonraki yan cümlenin iddiayı değerlendirirken önemli olduğunu dinleyiciye bildirir. Açık kanıt bulunmaması şeklindeki önemli bir sınırlamayı sunarak önceki tartışmanın nedensellik kanıtı sanılmasını önler. It is worth noting that + yan cümle kalıbı, konuşmacının yorumunu ana noktadan önce yerleştirerek bilgiyi düzenler. It geçici öznedir; that ile başlayan yan cümle dikkat edilmesi gereken bilgiyi taşır.
Alıştırma
Önemli bir sınırlama sunmak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: ____ the survey included only twenty people.
Cevabı göster
It's worth noting that
there's no clear evidence that: kanıt desteğinin yetersiz olduğunu belirtmek
there's no clear evidence that + yan cümle kalıbı, mevcut kanıtların that ile başlayan yan cümledeki iddiayı açıkça desteklemediğini belirtir. Burada incelenen iddia, sosyal medyanın narsisizme yol açtığıdır. Bu, desteğin gücü hakkında temkinli bir değerlendirmedir; iddianın yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Kanıtlar sınırlı, çelişkili veya sonuçsuz olduğunda bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, fikrin çürütüldüğünü iddia etmeden desteğin belirsizliğini anlatmak için there's no clear evidence that kalıbını kullanıyor?
- There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the claim must be true.
- There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the effect is still uncertain.
- There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so it has definitely made attendance worse.
Cevabı göster
There's no clear evidence that the new schedule improves attendance, so the effect is still uncertain.
rather: önceki açıklamanın yerine yenisini getirmek
Bu cümlenin başındaki rather, az önce reddedilen açıklamayı düzelten veya onun yerine başka bir açıklama getiren bir bağlayıcı zarftır. Burada daha doğrusu veya onun yerine anlamına gelir; rather difficult ifadesindeki gibi oldukça anlamında değildir. Savı şu şekilde düzenler: ilk açıklama değil; rather, ikinci açıklama. Burada ikinci iddia, sosyal medyayı narsisizmin nedeni olarak değil, narsistlerin kullandığı bir araç olarak yeniden tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki bir açıklamayı daha doğru olanla değiştirmek için rather kullanıyor?
- The lights did not go out because of a bad bulb; rather, the battery was empty.
- The lights went out because the battery was empty.
- The lights went out; however, the room was quiet.
Cevabı göster
The lights did not go out because of a bad bulb; rather, the battery was empty.
provides narcissists a means to: birine harekete geçme yolu sağlamak
provide someone a means to do something yapısı, “birine bir şeyi yapmasını sağlayan bir yöntem veya fırsat vermek” anlamına gelir. provide sözcüğünden sonra bu aracı alan kişi gelir, a means sağlanan aracı adlandırır, to ile kurulan mastar ise bu aracın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Buradaki it, sosyal medyayı ifade eder. Cümle, sosyal medyanın narsistlere sosyal statü ve ilgi aramak için bir yol sunduğunu söyler. Means burada “yöntem, araç” anlamındaki bir isimdir; “anlam” demek değildir. -s ile bitse de a means tekil olabilir.
Alıştırma
Doğru sözcüğü seçin: The scholarship provides students a ___ to continue their education.
- means
- meaning
- mean
Cevabı göster
means
So can narcissists improve on those negative traits? Öbek fiiller
4:27Peki narsistler bu olumsuz özellikleri iyileştirebilir mi?
improve on those negative traits: mevcut bir durumu ölçüt alarak iyileşmek
Improve on something, mevcut bir sürümden, sonuçtan veya düzeyden daha iyi bir şey elde etmek anlamına gelir. on edatı, mevcut olanı karşılaştırmanın ölçütü olarak gösterir. Buradaki those negative traits, daha önce ele alınan narsistik özellikleri ifade eder. Soru, narsistlerin bu özellikler bakımından ilerleme gösterip gösteremeyeceğini; uygulamada ise bu özellikleri azaltıp yönetip yönetemeyeceklerini sorar.
Alıştırma
Cümleyi improve on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new design ____ the old one.
Cevabı göster
improves on
honest reflection on: bir konu üzerinde dürüstçe düşünmek
Bu kullanımda reflection, aynadaki bir görüntüyü değil, geçmişteki eylemler üzerinde dikkatle düşünmeyi ifade eder. Honest, gerçekleri saklamadan veya bahane üretmeden onlarla yüzleşme anlamını ekler. Kalıp reflection on + konu şeklindedir. Bu cümlede incelenen konu their own behavior, yani kişinin kendi davranışlarıdır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the group project, the teacher asked for ____ how the team communicated.
Cevabı göster
honest reflection on
like psychotherapy or practicing compassion towards others, Kalıp ifadeler
4:37örneğin psikoterapi veya başkalarına şefkat gösterme pratiği,
practicing compassion towards others: uygulama yoluyla şefkat geliştirmek
Burada practicing compassion, tekrarlanan seçim ve davranışlarla şefkati bilinçli olarak geliştirmek ve göstermek anlamına gelir. Practice fiilinden sonra compassion, patience veya gratitude gibi soyut bir nitelik gelebilir; fiil yalnızca bir becerinin provasını yapmak anlamına gelmez. Compassion towards others, başka bir kişinin acısını fark edip ona özenle karşılık vermek demektir. Towards, duygunun yöneltildiği kişi veya grubu gösterir; fiziksel bir yön belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin başka insanlara karşı özeni bilinçli olarak geliştirip gösterdiğini anlatır?
- She practices compassion towards others by listening without judging.
- She practices her speech while others listen.
- She receives compassion from others when they listen to her.
Cevabı göster
She practices compassion towards others by listening without judging.
Anything that ... can be helpful: genel bir öneride bulunmak
Özne kalıbı Anything that + fiil, belirtilen koşulu karşılayan herhangi bir şey, eylem ya da uygulama anlamına gelir. Burada that promotes ... koşulu belirtir; dolayısıyla anything belirli tek bir nesneyi anlatmaz. Ana yüklem can be helpful, tüm grup hakkında temkinli bir değerlendirme yapar. Can, bu eylemlerin yardımcı olabileceğini söyler; her eylemin herkes için mutlaka işe yarayacağını garanti etmez.
Alıştırma
Hedef kalıbı kullanarak bu genel öneriyi tamamlayın: ____ makes daily reading easier ____.
Cevabı göster
Anything that · can be helpful
The difficulty is ...: temel engeli belirtmek
The difficulty is ... kalıbı, bir öneri, olasılık veya ideal durumdan temel engele geçiş yapar. Dinleyiciye, sıradaki bölümün önceki fikri uygulamanın neden zor olabileceğini açıklayacağını bildirir. Burada difficulty, yalnızca bir şeyin ne kadar zor olduğuna ilişkin bir değerlendirmeyi değil, aşılması gereken belirli sorunu ifade eder.
Alıştırma
Konuşmacı az önce basit bir plan önerdi. Hangi cümle planın temel engelini doğal biçimde tanıtır?
- For example, the meeting starts at nine.
- The result is that we finished ahead of schedule.
- The difficulty is that we do not have enough time.
Cevabı göster
The difficulty is that we do not have enough time.
It can be challenging for ... to ...: bir şeyin biri için zor olduğunu temkinli biçimde anlatmak
it can be challenging for someone to do something kalıbı, bir eylemin belirli bir kişi veya grup için zor olabileceğini anlatır. It hazırlayıcı öznedir; to ile kurulan mastar gerçek görevi belirtir, for ile başlayan bölüm ise zorluğu kimin yaşadığını gösterir. Can ifadeyi daha temkinli hâle getirir: eylem çaba gerektirebilir, ancak mutlaka imkânsız veya herkes için aynı derecede zor değildir.
Alıştırma
Cümleyi for ve to ile tamamlayın: It can be challenging ____ young players ____ stay calm during a final.
Cevabı göster
for · to
keep working at self-betterment: kendini geliştirmek için çabalamayı sürdürmek
Keep working at something, özellikle zor olduğunda bir görev, beceri veya hedef için zaman içinde çaba göstermeyi sürdürmek demektir. Keep sözcüğünden sonra -ing biçimindeki working gelir; at ise çabanın yöneltildiği şeyi tanıtır ve burada bir iş yerini belirtmez. Self-betterment, kişinin davranışlarını, alışkanlıklarını, becerilerini veya karakterini sürekli geliştirme sürecini anlatan oldukça resmî bir isimdir. Günlük konuşmada self-improvement daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi keep working at ile tamamlayın: Even when the piano piece feels difficult, ____ it for ten minutes each day.
Cevabı göster
keep working at
from an unflattering angle: olumsuz bir bakış açısı
Bu cümlede from an unflattering angle mecazi anlamda kullanılır. Angle, birine bakma ya da onu sunma biçimini anlatır; unflattering ise bu bakışın kişiyi iyi göstermediğini ve kusurları ya da rahatsız edici gerçekleri açığa çıkarabileceğini belirtir. Bu ifade, fotoğrafta an unflattering angle sözünün bir kişiyi daha az çekici gösteren çekim açısını anlatmasından yararlanır. Öz değerlendirmeye uygulandığında, kişinin kendisini en olumlu bakış açısını seçmeden incelemesi demektir. Bir narsistin bunu özellikle zor bulması cümleye mizah katar.
Alıştırma
Özgün cümlede from an unflattering angle ne anlama gelir?
- Kişinin kendine, kusurlarını ortaya çıkaran bir bakış açısından bakması.
- Kameraya göre fiziksel olarak rahatsız bir konumda durması.
- Bir aynanın tam geometrik açısını ölçmesi.
Cevabı göster
Kişinin kendine, kusurlarını ortaya çıkaran bir bakış açısından bakması.