Seçmen şapka bilmecesini çözebilir misiniz? - Dan Katz ve Alex Rosenthal: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
721 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bir büyücülük okulunda geçen mantık bulmacasında yeni öğrenci; kurucular, şapkalar ve binalarla ilgili kısıtlamaları birleştirir, ardından isimlerdeki gizli örüntüyü fark ederek Minotaur Binası’nı bulur. Sonunda onun hazineleri ile dostluk arasında seçim yapması gerekir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. must get through — Deyimsel fiiller: Tören, sınav veya zor bir dönem gibi stresli ya da güç bir sürece dayanıp onu tamamlamayı anlatmayı öğrenin. Yalnızca bir şeyi geçmekten farklı olarak bu ifade, deneyimin tamamını sonuna kadar atlatma sürecini öne çıkarır. 2. One good strategy for a puzzle like this is to look for patterns or unusual pieces of information. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Uygulanabilir bir problem çözme yöntemini tanıtmak için kullanılan açık yapıyı tanıyıp yeniden kullanın. Bu kalıp, ipuçlarını sıralamaktan hangi tür bilginin özellikle incelenmesi gerektiğini açıklamaya geçmenizi sağlar. 3. come at a high price, loneliness. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Çekici bir fırsatın para dışında ciddi bir fedakârlık gerektirebileceğini anlayın. come at a high price ifadesini bir seçimin, başarının veya avantajın kişisel, sosyal ya da duygusal bedelini anlatırken kullanın.

Bu derste

An albatross delivered your invitation. Kalıp ifadeler

0:07

Davetiyeni bir albatros getirdi.

Kalıp ifadeler

delivered your invitation: davetiyeyi alıcıya ulaştırmak

Burada delivered your invitation, davetiyenin gönderildiği kişiye ulaştırıldığı anlamına gelir. Albatros bir haberci gibi davrandığı için delivered, davetiyenin yazıldığını veya duyurulduğunu değil, başarıyla ulaştığını anlatır. Deliver; an invitation, letter veya message gibi bilgi taşıyan şeylerle de kullanılabilir. Genellikle nesnenin ya da bilginin hedefine ulaşmasını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle davetiyenin alıcıya ulaştığını açıkça söylüyor?

  1. The artist designed the invitation for Maya.
  2. The courier sent the invitation this morning, but it has not arrived yet.
  3. The courier delivered the invitation to Maya at her front door.
Cevabı göster

The courier delivered the invitation to Maya at her front door.

You've acquired your wand, Dilbilgisi

0:09

Asanı aldın,

ridden the enchanted zeppelin,

0:11

büyülü zeplinle uçtun,

made some fast friends,

0:13

hemen yeni arkadaşlar edindin,

and are finally ready for the adventure Kalıp ifadeler

0:15

ve hayatın boyunca hayalini kurduğun

you've dreamed of your entire life. Kalıp ifadeler

0:17

maceraya nihayet hazırsın.

Dilbilgisi

You've acquired..., ridden..., made... and are finally ready: şimdiki duruma götüren tamamlanmış adımlar

Başta You've, You have anlamına gelir. Tek bir have yardımcı fiili, sıralanmış üç past participle ile çalışır: acquired, ridden ve made. Ridden ve made öncesinde tekrarlanan have söylenmez, ancak bu fiiller yine de present perfect yapısının parçasıdır: You've acquired..., (you've) ridden... ve (you've) made.... Cümle daha sonra are finally ready yapısına geçer. Bu şimdiki zaman biçimi, şu anki sonucu verir: tamamlanmış deneyimler ve hazırlıklar kişinin mevcut durumuna yol açar. Bu yapı, mevcut sonucu söylemeden önce tamamlanmış birkaç adımı özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanmış eylemleri doğru biçimde şimdiki bir duruma bağlar?

  1. You've packed your bag, checking your ticket, and finally ready to leave.
  2. You've packed your bag, checked your ticket, and are finally ready to leave.
  3. You packed your bag, have checked your ticket, and being finally ready to leave.
Cevabı göster

You've packed your bag, checked your ticket, and are finally ready to leave.

Kalıp ifadeler

ready for the adventure: be ready for + isim

Be ready for + isim veya isim öbeği, bir olaya, duruma ya da deneyime hazır olmak anlamına gelir. Bu cümlede the adventure kişinin yaşamaya hazır olduğu deneyimdir; bu yüzden ready for the adventure doğal yapıdır. Önemli olan ready sözcüğünden sonra ne geldiğine bakmaktır: for, hazır olunan şeyi veya durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ready ve isim öbeğinden önce kullanılan edatla tamamlayın: We are ____ the next challenge.

Cevabı göster

ready for

Kalıp ifadeler

you've dreamed of your entire life: ömür boyu kurulan bir hayal

Dream of + isim veya -ing biçimi, çok istenen gelecekteki bir hedefi ya da deneyimi anlatabilir. Burada you've dreamed of, daha önce geçen the adventure ismini açıklar: uykuda bir kez görülen bir rüya değil, uzun zamandır istenen macera anlamındadır. You've dreamed, present perfect yapıdadır ve your entire life şimdiye kadar devam eden süreyi belirtir. Birlikte kullanıldıklarında bu isteğin çok uzun sürdüğünü ve hâlâ önemli olduğunu gösterirler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için dream of ifadesinin düzenli -ed biçimini kullanın: Winning this award is something I've ____ my entire life.

Cevabı göster

dreamed of

Your first day at Magnificent Marigold's Magical Macademy.

0:19

Magnificent Marigold's Magical Macademy'deki ilk günün.

But before you can learn your first spell, Anlatım akışı

0:25

Ancak ilk büyünü öğrenmeden önce,

you must get through the most nerve-wracking Notlar

0:27

yılın en sinir bozucu anını

moment of the year,

0:29

atlatmak zorundasın:

the sorting ceremony.

0:31

seçmen töreni.

Anlatım akışı

But before you can learn your first spell: beklenen sonraki adımı duraklatmak

But, dinleyicinin sırada beklediği olaydan başka bir yöne geçildiğini gösterir. before yan cümlesi beklenen olayı, yani ilk büyüyü öğrenmeyi adlandırır; ancak onu zaman olarak sonraya yerleştirir. Ana cümle daha sonra önce ne olması gerektiğini açıklar. Hikâyelerde ve açıklamalarda But before..., beklenen bir sonraki adımı duraklatıp araya bir koşul, engel veya hazırlık koyarak merak yaratabilir ya da dikkati başka yöne çevirebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede But before..., beklenen sonraki adımı duraklatıp önce olması gereken bir şeyi tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Before sunset, the treasure chest was still locked.
  2. We opened the treasure chest because we found the key.
  3. But before we open the treasure chest, we must find the key.
Cevabı göster

But before we open the treasure chest, we must find the key.

Öbek fiiller

must get through: zorlu bir süreci atlatmak

Burada must get through, stresli bir olayı yaşayıp sonuna ulaşmak zorunda olmak anlamına gelir. Tören kaçınılmaz bir zorluk olarak sunulduğu için ifade, bitene kadar dayanmayı anlatır. Get through çoğu zaman zor bir olayı veya dönemi nesne olarak alır. Bu kullanımda fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “zor dönem sona erene kadar dayanmak” anlamına gelen öbeksi fiille tamamlayın: We just need to ____ this difficult week.

Cevabı göster

get through

Kelime

the most nerve-wracking: en büyük gerginliği yaratan

Nerve-wracking, bir şeyin yoğun kaygı veya gerginlik yarattığını belirtir. Burada moment sözcüğünü niteler; yani insanları çok gergin hissettiren şey törendir. the most + sıfat kalıbı üstünlük derecesi kurar: yılın bütün anları arasında en büyük gerginliği bu an yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle standart yazımı kullanıyor ve bir olayı yoğun gerginliğin kaynağı olarak doğru biçimde anlatıyor?

  1. I felt nerve-wracking while I waited for the results.
  2. Waiting for the results was nerve-wracking.
  3. Waiting for the results was nerve-wrecking.
Cevabı göster

Waiting for the results was nerve-wracking.

When you put on the sorting hat, Kültür

0:33

Seçmen şapkayı taktığında,

you hear a voice.

0:34

bir ses duyuyorsun.

Kültür

When you put on the sorting hat: bir büyücülük okulu töreni

Bu büyücülük okulu ortamında sorting hat, yeni bir öğrencinin hangi öğrenci evine ya da gruba katılacağına karar veren sihirli bir şapkadır. Burada sorting, eşyaları düzenlemek değil, öğrencileri sınıflandırmak veya gruplara yerleştirmek anlamına gelir. Baştaki when yan cümlesi bir sonraki olayı bu törenin içine yerleştirir: öğrenci şapkayı taktığında bir ses duyar. Büyücülük okulu hikâyelerindeki bu tanıdık imgeyi bilmek, şapkanın sıradan bir şapka gibi davranmak yerine neden karar verebildiğini veya konuşabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlenin büyücülük okulu ortamında sorting hat nedir?

  1. Eşyaları düzenlerken kullanılan sıradan bir şapka.
  2. Öğrencileri farklı evlere yerleştiren sihirli bir şapka.
  3. Öğrencilerin şapkalarını sakladığı bir çekmece.
Cevabı göster

Öğrencileri farklı evlere yerleştiren sihirli bir şapka.

Ah,

0:36

"Ah,

you're an interesting one. Ton ve niyet

0:37

sen ilginç birisin.

Ton ve niyet

You're an interesting one: kişi anlamındaki one

Burada one, “person” yani “kişi” yerine kullanılır: an interesting one, “ilginç bir kişi” demektir. İngilizcede duruma göre hangi isimden söz edildiği belliyse, o ismi tekrar etmemek için sıfattan sonra one sıkça kullanılır. Bu değerlendirmede interesting, dinleyenin yalnızca komik olduğunu değil, sıra dışı, merak uyandırıcı veya daha yakından ilgilenilmeye değer olduğunu düşündürür. Bu ifade, You’re interesting cümlesine göre daha belirgin bir yargı ve gizem taşır.

Alıştırma

Gizemli bir jüri üyesi adayı dikkatle inceliyor ve “You’re an interesting one.” diyor. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi, dinleyeni sıra dışı ve dikkate değer buluyor.
  2. Konuşan kişi, dinleyenin bir yaşında olduğunu söylüyor.
  3. Konuşan kişi, dinleyenin ilginç bir nesneye sahip olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyeni sıra dışı ve dikkate değer buluyor.

Every year I choose one student

0:38

Her yıl özel bir meydan okuma için

for a special challenge,

0:41

bir öğrenci seçerim,

and I choose you.

0:43

ve seni seçtim.

The Magical Macademy had eight founders,

0:46

Sihir Akademisi'nin sekiz kurucusu vardı,

and they established our four houses

0:49

ve onlar dört binamızı

two by two by two by two. Anlatım akışı

0:52

ikişer ikişer kurdular.

Anlatım akışı

two by two by two by two: ikişer kişilik dört grup

Bu cümlede dört kez tekrarlanan two, sekiz kurucuyu ikişer kişilik dört gruba ayırır; her bina için bir grup vardır. By, tekrar edilen grup büyüklüklerini birbirine bağlar; burada “aracılığıyla” anlamına gelmez. Bu zincir, dinleyici duyarken sayı düzenini ritmik ve hikâye benzeri bir biçimde ortaya koyar: 2 + 2 + 2 + 2 = 8. İpucunu yalnızca in four pairs demekten daha canlı bir şekilde düzenler.

Alıştırma

“Eight founders established four houses two by two by two by two,” cümlesinde tekrarlanan zincir bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Toplam sekiz kişiden oluşan ikişer kişilik dört grup sunar.
  2. Sekizer kişilik dört grup sunar.
  3. Toplam sekiz kişiden oluşan dörder kişilik iki grup sunar.
Cevabı göster

Toplam sekiz kişiden oluşan ikişer kişilik dört grup sunar.

I alone know which witches founded which, Notlar

0:55

Hangi cadının hangisini kurduğunu sadece ben biliyorum,

Kelime

I alone: “yalnızca ben” vurgusu

I alone know... ifadesinde alone, özne olan I sözcüğünün hemen ardından gelir ve özneyi dışlayıcı biçimde vurgular: “Ben ve başka hiç kimse.” Konuşanın bunu bilen tek kişi olduğunu belirtir. Burada alone, “yanında kimse olmamak” ya da “yalnız hissetmek” anlamına gelmez. subject + alone + verb yapısı, işi yapan veya bilgiyi bilen tek kişi ya da grubu öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle, para iadesini konuşan kişiden başka hiç kimsenin onaylayamayacağını belirtir?

  1. I am alone when I approve the refund.
  2. I alone can approve the refund.
  3. I can approve the refund alone.
Cevabı göster

I alone can approve the refund.

but there was once a mysterious fifth house Deyimler

0:58

ancak bir zamanlar zamanda kaybolmuş

Dilbilgisi

which witches founded which: which sözcüğünün iki dil bilgisi görevi

which witches grubundaki ilk which bir soru belirleyicisidir; hangi cadıların sorulduğunu belirtir. Sondaki which ise founded fiilinin nesnesidir ve bağlamdan anlaşılan house adının, yani which house ifadesinin yerini tutar. Tüm yan cümle, know fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Her kurucu ile ilgili binayı eşleştirmeyi ister. Son which doğrudan nesne konumunu doldurduğu için founded fiilinin nesnesi eksik değildir.

Alıştırma

which witches founded which ifadesindeki iki which kullanımını hangi çözümleme doğru açıklar?

  1. İlk which, witches sözcüğünü niteler; ikincisi founded fiilinin nesnesidir ve which house yerine geçer.
  2. İkinci which, founded fiilini nesnesiz bırakır.
  3. Her iki which de witches sözcüğünü niteler.
Cevabı göster

İlk which, witches sözcüğünü niteler; ikincisi founded fiilinin nesnesidir ve which house yerine geçer.

lost to time,

1:01

gizemli bir beşinci bina vardı,

but full of secrets and powerful artifacts. Kalıp ifadeler

1:03

sırlar ve güçlü kalıntılarla doluydu.

Deyimler

house lost to time: zamanla unutulmuş bir bina

Lost to time, anlatılarda kullanılan bir mecazdır. Bir şeyin uzun yıllar geçtikçe unutulduğunu, bilinmez hâle geldiğini veya artık erişilemez olduğunu anlatır; zamanla yapılan bir yarışın gerçekten kaybedildiği anlamına gelmez. house lost to time ifadesinde lost to time, house sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. İfade a house that was lost to time biçiminde açılabilir. Bu yapı, geçmişi insanların hafızasından veya kayıtlardan silinmiş yerleri, bilgileri, gelenekleri ya da eserleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun yıllar içinde unutulmuş” anlamına gelen ifadeyle tamamla: The village's oldest songs were ____.

Cevabı göster

lost to time

Kalıp ifadeler

but full of secrets and powerful artifacts: fakat sırlar ve güçlü eserlerle dolu

Full of + isim, bir şeyin başka bir şeyi çok miktarda veya çok sayıda içerdiğini anlatır. İsim, full of artifacts örneğindeki gibi fiziksel nesneleri ya da full of secrets, risks veya opportunities örneklerindeki gibi soyut içerikleri belirtebilir. Burada but, aynı house için kullanılan birbiriyle karşıt iki açıklamayı bağlar: lost to time but full of secrets and powerful artifacts. İfadenin tam biçimi a house that was lost to time but was full of secrets and powerful artifacts şeklindedir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: The community center is ____ activities for families.

Cevabı göster

full of

MMMMMM?

1:06

MMMMMM?

If you can tell me who founded each house, Dilbilgisi

1:08

Bana her binayı kimin kurduğunu söylersen,

I'll sort you into whichever you want. Kelime

1:11

seni istediğin binaya yerleştiririm.

Dilbilgisi

If you can..., I'll... ile koşul ve vaat belirtmek

Burada If you can tell me... gerçekten yerine getirilebilecek bir koşul sunar. I'll sort you... ise bu koşul gerçekleşirse konuşanın vaat ettiği sonucu belirtir. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. Geleceğe yönelik gerçek bir koşulda İngilizce, if yan cümlesinde genellikle fiilin yalın geniş zamanını ya da can'i; sonuç cümlesinde ise will + fiilin yalın hâlini kullanır: If + present/can, ... will + yalın fiil. Olay gelecekte olsa da if yan cümlesi bu biçimde kalır.

Alıştırma

Koşulu ve vaadi tamamlamak için can ve will sözcüklerini birer kez kullanın: If you ____ solve the puzzle, I ____ show you the next clue.

Cevabı göster

can · will

Kelime

sort you into whichever you want: birini seçtiği gruba atamak

Bu cümlede sort someone into, bir kişiyi bir kategoriye veya gruba atamak anlamına gelir. İnsanları sıraya dizmekten değil, bir gruba yerleştirmekten söz eder. whichever you want, mevcut seçeneklerden seçtiğin herhangi biri anlamına gelir. Eksiltilen house adı bağlamdan anlaşıldığı için whichever tek başına kullanılır.

Alıştırma

Rehberin bizi seçtiğimiz herhangi bir mevcut gruba atayacağını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The guide will sort whichever group into us.
  2. The guide will sort us whichever group we choose into.
  3. The guide will sort us into whichever group we choose.
Cevabı göster

The guide will sort us into whichever group we choose.

However, Anlatım akışı

1:14

Ancak,

if you can also tell me the name

1:16

eğer gizli beşinci binanın adını da

of the secret fifth house,

1:18

bana söyleyebilirsen,

I'll let you sort into it,

1:20

o binaya girmene izin veririm,

and you'll inherit everything you discover.

1:22

ve keşfettiğin her şeyin varisi olursun."

Anlatım akışı

However, if you can also...: daha zor bir koşul ve daha büyük bir ödül eklemek

However, önceki kuraldan daha zorlayıcı bir olasılığa geçildiğini gösterir. Önceki koşulu ortadan kaldırmaz; daha yüksek risk ve ödül içeren özel bir durumu sunar. if you can also tell me... ifadesindeki also, yeni şartın daha önce istenenlere eklendiğini gösterir. Sonuç bölümü de iki daha büyük yarar ekler: I'll let you... ve you'll inherit.... Geçiş, ek if koşulu ve yükseltilmiş sonuç düzeni, kural değişikliğini açıkça aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bir teklife açıkça daha zor bir koşul ve daha büyük bir ödül ekliyor?

  1. However, if you can also solve the final riddle, you'll earn the bonus prize.
  2. However, the final riddle replaced every earlier rule, so there is no extra condition.
  3. For example, the final riddle has three clues.
Cevabı göster

However, if you can also solve the final riddle, you'll earn the bonus prize.

The two founders of each house

1:25

Her binanın iki kurucusu,

wore different colored hats with non-matching symbols. Kalıp ifadeler

1:28

farklı renklerde ve eşleşmeyen sembollere sahip şapkalar takıyordu.

Kalıp ifadeler

wore different colored hats with non-matching symbols: farklı renkler ve eşleşmeyen semboller

wore different colored hats ifadesinde wore, wear fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve iki şapkanın renklerinin farklı olduğunu belirtir. with non-matching symbols ise başka bir özellik ekler: şapkaların üzerindeki semboller de birbirinden farklıdır. Non-matching, sembollerin bulunmadığı anlamına gelmez. Bu kısa yapı, aynı nesne çiftine iki görsel kısıtlama—farklı renkler ve farklı semboller—eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle iki nesnenin hem renk hem de sembol bakımından farklı olduğunu söylüyor?

  1. The two keys had the same color and matching symbols.
  2. The two keys had different colors and non-matching symbols.
  3. The two keys had different colors but no symbols.
Cevabı göster

The two keys had different colors and non-matching symbols.

No founder started more than one house. Dilbilgisi

1:32

Hiçbir kurucu birden fazla bina kurmadı.

Dilbilgisi

No founder ... more than one: üst sınırı bir olarak belirlemek

No sözcüğünün insan belirten tekil bir ismin önünde kullanılması, grubun hiçbir üyesinin eylemi yapmadığı anlamına gelir. More than one, “iki veya daha fazla” demektir. Bu nedenle cümle, iki ya da daha fazla topluluk kuran hiçbir kurucu olmadığını ve her kurucu için üst sınırın bir olduğunu belirtir. Bu yapı kesin bir üst sınır koyar, ancak her kurucunun tam olarak bir topluluk kurduğunu söylemez. No X ... more than one Y kalıbı, hiçbir X üyesinin sınırı aşmadığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle her yarışmacıyı açıkça en fazla bir ödülle sınırlar?

  1. No contestant may choose more than one prize.
  2. Not every contestant may choose more than one prize.
  3. Every contestant must choose more than one prize.
Cevabı göster

No contestant may choose more than one prize.

Of Funflame and Imaginez, Dilbilgisi

1:36

Funflame ve Imaginez'den

one was a founder of Gianteye,

1:38

biri Gianteye'ın kurucusuydu,

and the other of Longmous.

1:41

diğeri ise Longmous'un.

Dilbilgisi

Of A and B, one ..., and the other ...: iki öğeyi ayrı sonuçlarla eşleştirmek

Cümlenin başındaki Of Funflame and Imaginez, “bu iki kişinin arasından” anlamına gelir. İki kişilik bir grup kurar; sahiplik göstermez. One ... the other, hangi ismin hangi tanımla eşleştiğini belirtmeden iki üyeye farklı tanımlar verir. İkinci bölümde tekrarlanan was a founder sözleri çıkarılmıştır. Tam biçim and the other was a founder of Longmous olurdu.

Alıştırma

İki kişilik yapıyı one ... the other ile tamamlayın: Of Nina and Omar, ____ packed the food, and ____ the drinks.

Cevabı göster

one · the other

And of Miraculo and Rimbleby, Dilbilgisi

1:43

Miraculo ve Rimbleby'den ise

one established Longmous

1:46

biri Longmous'u kurdu

and the other Meramaid.

1:48

diğeri de Meramaid'i.

Dilbilgisi

of A and B, one ... and the other ...: paralel yapıda eksiltme

Baştaki of Miraculo and Rimbleby ifadesi iki kişilik bir grup oluşturur. One bu iki kişiden birini, the other ise geriye kalan diğer kişiyi belirtir. one established Longmous and the other Meramaid yapısında ikinci sıralı bölüm, tekrarlanan established fiilini söylemez. Bu bölüm the other established Meramaid olarak anlaşılır. İngilizcede paralel yapı anlamı açık hâle getiriyorsa tekrarlanan sözcükler sıkça atılır.

Alıştırma

Of the two designers, one created the logo and the other the website? cümlesinin anlamını eksiksiz veren cümle hangisidir?

  1. Of the two designers, one created the logo, and the other created the website.
  2. Both designers created the logo and the website together.
  3. One designer created both the logo and the website.
Cevabı göster

Of the two designers, one created the logo, and the other created the website.

Finally,

1:51

Son olarak,

Septimus didn't found Vidopnir. Kelime

1:52

Septimus Vidopnir'i kurmadı.

Kelime

didn't found: kurmak anlamındaki found

Buradaki found, bir kuruluşu, kurumu veya yerleşimi kurmak anlamına gelen yalın fiildir. Find fiilinin geçmiş zamanı değildir. Didn't, cümlenin geçmiş ve olumsuz olduğunu zaten gösterdiği için sonraki fiil yalın hâlde kalır: didn't found. Geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede founded kullanılır; örneğin Septimus founded Vidopnir. Bir şeyi keşfetmemek veya bulamamak anlamı için didn't find kullanılır.

Alıştırma

Kurmak anlamına gelen fiilin yalın biçimiyle cümleyi tamamlayın: The records show that Lina didn't ____ the museum.

Cevabı göster

found

So,

1:56

Peki,

who founded what? Anlatım akışı

1:57

kim neyi kurdu?

And what's the name of the secret house?

1:59

Ve gizli binanın adı ne?

Anlatım akışı

Kısa bir eşleştirme sorusu olarak Who founded what?

Bu bağlamda Who founded what?, bir eşleştirme görevini kısa bir soruda toplar: who kurucuları, what ise onlarla eşleştirilmesi gereken farklı binaları temsil eder. Başka bir deyişle Which founder founded which house? diye sorar; bilinmeyen bir şey hakkında genel bir soru değildir. Kısa who + fiil + what kalıbı, dağınık ipuçlarını tek ve açık bir hedefte toplar: hangi kişinin hangi eylemi yaptığını veya hangi kişinin hangi öğeyle bağlantılı olduğunu belirlemek.

Alıştırma

Bu bulmaca bağlamında Who founded what? hangi görevi özetliyor?

  1. Bütün kurucuların neden birlikte tek bir bina yaptığını açıklamak.
  2. Kimsenin anlamadığı bir nesneyi belirlemek.
  3. Her kurucuyu kurduğu binayla eşleştirmek.
Cevabı göster

Her kurucuyu kurduğu binayla eşleştirmek.

The hardest part of solving this logic puzzle Dilbilgisi

2:09

Bu mantık bulmacasını çözmenin en zor kısmı,

is knowing where to start.

2:12

nereden başlayacağını bilmektir.

Dilbilgisi

Temel zorluğu belirtmek için The hardest part of ... is ...

The hardest part of + isim veya -ing biçimi + is + tamamlayıcı kalıbı, bir etkinliğin en zor kısmını belirtir. Burada solving, of'tan sonra gelen ve etkinliğin adını koyan bir ulaçtır; devam eden zamanın parçası değildir. Knowing where to start, zorluğun ne olduğunu belirtir. Knowing de isim gibi kullanılan başka bir -ing biçimidir; where to start ise hangi başlangıç noktasının seçileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ preparing a class presentation ____ deciding what to leave out.

Cevabı göster

The hardest part of · is

No rule by itself is enough Dilbilgisi

2:14

Hiçbir kural tek başına, bir kurucuyu

to assign a founder to his or her house.

2:16

kendi binasına atamak için yeterli değildir.

Dilbilgisi

No rule by itself is enough: hiçbir kural tek başına yeterli değildir

“No rule”, “tek bir kural bile” anlamını verir ve her bir kural hakkında olumsuz bir yargı kurar. “By itself”, başka bir kuralın yardımı olmadan “tek başına ele alındığında veya kullanıldığında” demektir; kuralın kendi iradesiyle harekete geçtiği anlamına gelmez. “No + tekil isim + by itself + is enough to...” kalıbı, tek bir unsurun “to”dan sonra belirtilen sonucu tek başına gerçekleştiremeyeceğini anlatır. Burada, bilgiler birleştirilmeden önce tek bir kuralın neyi belirleyebileceğini sınırlar.

Alıştırma

Tek bir ipucunun işi yapmaya yetmediğini göstermek için cümleyi “by itself” ve “enough” ile tamamlayın: No single clue ____ to identify the thief.

Cevabı göster

by itself is enough

So, the next best thing Anlatım akışı

2:19

Bu yüzden yapılacak en iyi ikinci şey,

would be to combine a pair of rules to learn something.

2:20

bir şeyler öğrenmek için iki kuralı birleştirmektir.

Anlatım akışı

So, the next best thing would be to...: elde kalan en iyi alternatifi sunmak

“So”, önceki sınırlamayı bir sonuca bağlar ve akıl yürütmenin sonraki adımına geçildiğini gösterir. “The next best thing”, ideal seçenek işe yaramadığında veya yeterli olmadığında elde kalan en iyi alternatifi ifade eder. “Would be to + fiil”, bu alternatifi düşünülmüş bir öneri veya değerlendirme olarak sunar. Buradaki “would”, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği göstermez; sorundan iki kuralı birleştirme stratejisine geçişi daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak “the next best thing would be to” kalıbıyla tamamlayın: If the museum is closed, ____ visit the science center.

Cevabı göster

the next best thing would be to

Four and five are good candidates to try that with, Kalıp ifadeler

2:24

Dördüncü ve beşinci kurallar, bunu denemek için iyi adaylardır,

because they contain a lot of constraints Anlatım akışı

2:27

çünkü birçok kısıtlama içerirler

and both mention Longmous.

2:30

ve her ikisinde de Longmous'tan bahsedilir.

Kalıp ifadeler

good candidates to try that with: denemeye uygun insan dışı seçenekler

Burada candidates insanları anlatmaz. Four and five, dört ve beş numaralı kurallardır; bunlara good candidates denmesi, daha önce sözü edilen yöntemi denemek için umut verici ve uygun seçenekler oldukları anlamına gelir. candidates to try that with ifadesi candidates that we can try that with şeklinde açılabilir. Yani bunlar, o yöntemi denerken kullanılabilecek öğelerdir. With sonda kalır ve yöntemi denemede kullanılan kurallara bağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede candidate, belirli bir amaç için hâlâ değerlendirilen insan dışı bir şey için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. This old building is a good candidate for renovation.
  2. The renovation is complete, so the building is no longer being considered.
  3. The architect is a good candidate to lead the renovation.
Cevabı göster

This old building is a good candidate for renovation.

Anlatım akışı

because ... and both ...: bir seçimi iki gerekçeyle desteklemek

Because ile başlayan yan cümle, daha önce yapılan seçimin gerekçelerini verir. Dört ve beş numaralı kuralları birlikte denemeye değer; çünkü çok sayıda kısıtlama içerirler ve her biri Longmous'tan söz eder. Bu bölüm, daha sonra ne olduğunu anlatmak yerine stratejinin neden mantıklı olduğunu açıklar. Yan cümle içinde and iki gerekçeyi bağlar. İkinci gerekçede both, ana fiil mention sözcüğünden önce gelir ve ifadenin iki kural için de geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kararı iki ilgili olguyla desteklemek için neden bildiren bir yan cümle kullanır?

  1. We should compare these two reports, and they are on the desk.
  2. We should compare these two reports because they use the same data and both examine the same problem.
  3. We should compare these two reports although one is much older than the other.
Cevabı göster

We should compare these two reports because they use the same data and both examine the same problem.

Miraculo and Rimbleby's hats both have moons,

2:33

Miraculo ve Rimbleby'nin şapkalarının ikisinde de ay sembolü vardır,

which means that no matter who ends up in Longmous, Notlar

2:37

bu da Longmous'a kim giderse gitsin,

moons will be accounted for. Kalıp ifadeler

2:40

ay sembolünün orada yer alacağı anlamına gelir.

Dilbilgisi

no matter who: sonuç kişiye bağlı değildir

no matter who + fiil, eylemi hangi kişinin yaptığının önemli olmadığını belirtir. Kişi değişebilse de ana cümledeki sonucun geçerli kaldığını gösteren bir yan cümle kurar. Burada which means that sonucu açıklar. İki olası kişinin de şapkasında ay olduğu için sonunda Longmous'a kimin girdiğine bakılmaksızın ay koşulu karşılanır.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü no matter who ifadesiyle tamamlayın: ____ answers the phone, ask them to take a message.

Cevabı göster

No matter who

Öbek fiiller

ends up in Longmous: nihai sonuç

end up in + isim, bir süreç, olaylar dizisi veya seçimden sonra sonunda belirli bir yerde, durumda ya da kategoride bulunmak anlamına gelir. Beklenmedik veya başta planlanmamış olabilecek nihai sonucu vurgular. Bu cümlede ends up in Longmous, birinin sonunda Longmous'a atanması anlamına gelir. Yalnızca kişinin şu anda nerede olduğunu anlatmaz; up bir yön değil, öbek fiilin parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi end up in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong bus, we ____ a town thirty miles from home.

Cevabı göster

ended up in

Kalıp ifadeler

moons will be accounted for içindeki be accounted for

Bu mantık bulmacasında moons, ay sembolü gerektiren yerleri ifade eder. will be accounted for, önerilen yerleştirmenin bu yerleri karşılayacağı ve böylece bunların artık çözülmemiş bir koşul olmayacağı anlamına gelir. Bu, account for yapısının gelecek zamandaki edilgen biçimidir: something will be accounted for. Edilgen yapı, kontrol edilen, karşılanan veya açıklanan şeyi özne konumuna getirir ve for, account ile birlikte kalır.

Alıştırma

Cümleyi account for ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before we leave, every backpack must be ____.

Cevabı göster

accounted for

That means Imaginez, who also has moons, Anlatım akışı

2:42

Bu, şapkasında ay olan Imaginez'in

can't have founded Longmous,

2:46

Longmous'u kurmuş olamayacağı anlamına gelir,

Anlatım akışı

That means: bir sonuçtan çıkarıma geçmek

That, yakındaki tek bir isme değil, önceki adımın tüm sonucuna gönderme yapar. Burada ay sembolü gerektiren yerlerin zaten karşılandığı gerçeğini özetler. Ardından means, bu gerçekten çıkarılan sonucu tanıtır: Imaginez, Longmous'un kurucusu olma ihtimalinden elenebilir. Kanıttan sonuca geçişi açıkça göstermek için That means + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi örnekte That means, önceki bir gerçeği mantıklı bir sonraki sonuca dönüştürmek için kullanılmıştır?

  1. The library is closed. That means it is open right now.
  2. The library is closed. That means we need to come back tomorrow.
  3. The library is closed. That means the word library has seven letters.
Cevabı göster

The library is closed. That means we need to come back tomorrow.

So, she's in Gianteye

2:48

Bu yüzden o Gianteye'da,

and Funflame founded Longmous.

2:50

ve Longmous'u Funflame kurdu.

Miraculo's hat is red,

2:53

Miraculo'nun şapkası kırmızı,

so he can't be there. Kelime

2:55

bu yüzden orada olamaz.

Kelime

can't be there: bir konumdan mantıksal olarak elenme

Bu mantık bulmacasında there, daha önce belirtilen bir seçenek veya konum olan Longmous'a gönderme yapar. Bu yüzden so he can't be there, ipucunun Miraculo'yu o seçenekten elediği anlamına gelir. Burada can't, fiziksel bir yetersizliği değil, mantıksal imkânsızlığı ifade eder. there bir kategoriye, zaman dilimine veya cevap konumuna gönderme yaptığında can't be there, birinin o seçeneğe ait olamayacağı veya atanamayacağı anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede can't be there, birini bir kategoriden veya konumdan elemek için kullanılmıştır?

  1. The road is closed, so Leo can't be there by noon.
  2. Group A is only for children. Leo is an adult, so he can't be there.
  3. Leo has a fever, so he can't be there for the meeting.
Cevabı göster

Group A is only for children. Leo is an adult, so he can't be there.

So, he must be in Meramaid,

2:57

Yani Meramaid'de olmalı,

and Rimbleby in Longmous.

2:59

Rimbleby ise Longmous'da.

Halfway there. Anlatım akışı

3:02

Yolu yarıladık.

Anlatım akışı

Halfway there: ilerlemenin orta noktasını belirtme

Halfway there. kısa bir ilerleme bildirimidir ve burada We're halfway there. şeklinde anlaşılır. Bir hedefe ulaşmak için gereken işin yaklaşık yarısının tamamlandığını belirtir. Bu bağlamda there fiziksel bir yere değil, tamamlanmış hedefe işaret eder. İfade, orta noktayı belirterek açıklamayı düzenler: işin yarısı tamamlanmıştır, diğer yarısı ise hâlâ durmaktadır.

Alıştırma

On görevden beşini tamamladınız. Sonu there ile biten iki sözcüklük İngilizce ilerleme ifadesini tamamlayın: ____.

Cevabı göster

Halfway there

Now, we can place Septimus.

3:03

Şimdi Septimus'u yerleştirebiliriz.

Rule six keeps him out of Vidopnir, Kalıp ifadeler

3:06

Altıncı kural onu Vidopnir'in dışında bırakır,

and his yellow hat out of Gianteye,

3:08

sarı şapkası da onu Gianteye'ın dışında tutar,

Kalıp ifadeler

keeps him out of ... and his yellow hat out of ...: seçenekleri elemek

Bir mantık bulmacasında keep someone or something out of a place or category, bir ipucunun o yeri ya da kategoriyi olanaksız bir seçenek hâline getirdiğini belirtir. Burada keeps him out of Vidopnir, altıncı kuralın onun olası varış yeri olarak Vidopnir'i elediği anlamına gelir; birinin fiziksel olarak girişini engellemesini anlatmaz. İkinci sıralı bölümde tekrarlanan keeps fiili çıkarılmıştır: Rule six keeps his yellow hat out of Gianteye. Bulmacanın kısaltılmış anlatımında sarı şapka, bu özellikle bağlantılı koşulu temsil eder ve Gianteye'ı eler. İngilizcede kolayca tamamlanabilen dengeli bir sıralı yapıda tekrarlanan fiil söylenmeyebilir.

Alıştırma

Bir mantık bulmacasında hangi yeniden ifade cümlenin anlamına en uygundur?

  1. Altıncı kural onun için Vidopnir'i, sarı şapka koşulu da Gianteye'ı eler.
  2. Birisi Vidopnir ve Gianteye'ı fiziksel olarak koruyup onun girmesini engeller.
  3. Altıncı kural onu Vidopnir'e gönderir ve Gianteye'da sarı şapka takmasını şart koşar.
Cevabı göster

Altıncı kural onun için Vidopnir'i, sarı şapka koşulu da Gianteye'ı eler.

So, he must be in Meramaid.

3:11

Bu yüzden Meramaid'de olmalı.

Of the founders left, Kalıp ifadeler

3:13

Geriye kalan kuruculardan

Kalıp ifadeler

Of the founders left: left sözcüğünün “geriye kalan” anlamı

Of the founders left, önceki seçimler veya elemelerden sonra geriye kalan kurucular arasından anlamına gelir. Of, ele alınan grubun sınırını belirler; left ise founders sözcüğünden sonra gelerek geriye kalan anlamını taşır. Bu, devamındaki ifadeyi açan bir parçadır; tam bir cümle değildir. Genellikle geriye kalan gruptaki bir veya daha fazla kişi hakkında bir açıklama izler. Burada left, sol taraf anlamına gelmez ve leave fiilinin ayrıldı anlamındaki geçmiş zamanı değildir.

Alıştırma

Cümleyi, isimden sonra gelip “geriye kalan” anlamını taşıyan sözcükle tamamlayın: Of the three seats ____, two are by the window.

Cevabı göster

left

Deepmire and Hypnotum both have stars.

3:15

Deepmire ve Hypnotum'un ikisinde de yıldız var.

So, each must go into a different house,

3:18

Bu nedenle her biri farklı bir binaya gitmeli,

taking up the remaining space in Gianteye Kalıp ifadeler

3:21

Gianteye'daki kalan yeri doldurmalı

and leaving one spot open in Vidopnir, Anlatım akışı

3:24

ve Vidopnir'de boş bir yer bırakmalı,

which Tremenda must fill.

3:27

ki bunu Tremenda doldurmalıdır.

Kalıp ifadeler

taking up the remaining space: kullanılabilir son alanı veya kapasiteyi kaplamak

Burada taking up, hâlâ kullanılabilir olan alanı “kaplamak” veya “kullanmak” anlamına gelir. Space mutlaka fiziksel bir alan değildir; bu yerleştirmede Gianteye'da kalan kapasiteyi veya yeri anlatır. Taking up ... biçimindeki -ing ifadesi önceki eylemin sonucunu ekler: Her kişiyi farklı bir gruba göndermek kalan o yeri kullanır. Take up sonrasındaki nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur; space, room, time veya a spot ile take up çoğunlukla “kaplamak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi take up ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The storage boxes are ____ all the remaining space in the closet.

Cevabı göster

taking up

Anlatım akışı

leaving one spot open ... which Tremenda must fill: bir sonuç zinciri kurmak

Leaving one spot open ifadesinde leave, leave + nesne + sıfat yapısını izler: one spot nesnedir ve open onun sonuçtaki durumunu anlatır. -ing biçimi taking up ile paraleldir ve önceki yerleştirmenin başka bir sonucunu gösterir. Which Tremenda must fill ilgi yan cümlesi bu sonuç zincirini devam ettirir. Burada which yalnızca Vidopnir'i değil, one spot ifadesini, yani Tremenda'nın alması gereken boş yeri gösterir. Böylece cümle bir eylemden onun oluşturduğu duruma, ardından gerekli olan bir sonraki eyleme geçer.

Alıştırma

Sonuç zincirini tamamlamak için leave + one seat + open yapısını -ing biçiminde kullanın: In a three-seat committee, the first two members are chosen, ____, which Dana must fill.

Cevabı göster

leaving one seat open

Tremenda's blue hat keeps Deepmire out of Vidopnir. Kalıp ifadeler

3:29

Tremenda'nın mavi şapkası Deepmire'ı Vidopnir'in dışında tutar.

Kalıp ifadeler

keep ... out of: birini bir yerin veya grubun dışında tutmak

keep X out of Y kalıbı, X'in Y'ye girmesinin veya Y'ye dahil olmasının engellendiğini anlatır. Buradaki keep, saklamak ya da elde tutmak anlamında değildir; out of, X'in dışında tutulduğu yeri, grubu veya etkinliği belirtir. Özne bir kişi olmak zorunda değildir; bir kural, ipucu veya koşul da olabilir. Bu cümlede mavi şapka ipucu, Deepmire'ın Vidopnir'e yerleştirilmesi olasılığını eler; şapka onu fiziksel olarak engellemiyor.

Alıştırma

Cümleyi keep ... out of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The age rule ____ children under twelve ____ the contest.

Cevabı göster

keeps · out of

So, we can easily place her,

3:33

Böylece onu kolayca yerleştirebiliriz,

and finally Hypnotum.

3:35

ve son olarak Hypnotum'u.

Now that those founders are sorted, Dilbilgisi

3:37

Artık kurucular binalarına atandığına göre,

we can start to search for the secret house.

3:40

gizli binayı aramaya başlayabiliriz.

Dilbilgisi

Now that ...: tamamlanan bir koşuldan sonraki adıma geçmek

Now that + yan cümle, mevcut aşamada artık gerçekleşmiş olan bir durumu tanıtır. Ana cümle, tamamlanan bu koşulun mümkün kıldığı sonucu veya sonraki eylemi anlatır. Burada those founders are sorted, kurucuların ait oldukları yerlerin belirlendiği anlamına gelir; yalnızca sıraya dizildikleri anlamına gelmez. Bu görev tamamlandığı için arama başlayabilir. Now that tek bir bağlayıcı olarak işlev görür.

Alıştırma

‘Bu durum artık gerçekleştiği için’ anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ all the permission slips have been collected, we can plan the trip.

Cevabı göster

Now that

If you don't have it yet, Ton ve niyet

3:43

Eğer henüz bulamadıysanız,

here are a few hints.

3:45

işte birkaç ipucu.

Ton ve niyet

If you don't have it yet: ipuçlarına düşünceli bir giriş

Bu bulmaca bağlamında have it, fiziksel bir nesneye sahip olmak değil, “cevaba sahip olmak” ya da “cevabı bulmuş olmak” demektir. it zamiri cevaba gönderme yapar; yet ise “şu ana kadar” anlamını taşır ve dinleyicinin cevabı yakında bulabileceği olasılığını açık bırakır. Söze If you don't have it yet ile başlamak, ipuçlarını vermeden önce yalnızca cevap üzerinde hâlâ çalışan kişilere seslenir. Herkesin takılıp kaldığını varsaymaz ve doğrudan You don't know the answer demekten daha düşünceli duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle, bulmacayı henüz çözememiş olabilecek birine en kibar biçimde ipucu sunar?

  1. You failed to solve it, and now I will explain.
  2. You clearly don't know the answer, so listen carefully.
  3. If you don't have it yet, here are a few hints.
Cevabı göster

If you don't have it yet, here are a few hints.

One good strategy for a puzzle like this Anlatım akışı

3:54

Böyle bir bulmaca için iyi bir strateji,

is to look for patterns or unusual pieces of information.

3:57

örüntüler veya olağandışı bilgiler aramaktır.

Anlatım akışı

One good strategy for ... is to ...: bir yöntemi sunma kalıbı

One good strategy for + görev veya sorun + is to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir yöntemi düzenli biçimde sunar. for ile başlayan bölüm stratejinin neye uygulandığını, to-infinitive ise yapılacak eylemi belirtir. Burada for a puzzle like this kapsamı belirlerken to look for patterns or unusual pieces of information uygulanacak yöntemi verir. One good, bunun tek ya da mutlaka en iyi yöntem değil, işe yarayabilecek seçeneklerden biri olduğunu gösterir; böylece öneri ölçülü duyulur.

Alıştırma

One good strategy for ... is to ... kalıbını tamamlayın: One good strategy ____ solving a hard math problem ____ draw a simple diagram.

Cevabı göster

for · is to

First of all, there's the school's obsession with the letter M, Notlar

4:01

Her şeyden önce okulun M harfine olan takıntısı var,

right down to its motto, Deyimler

4:04

öyle ki Latince'den "M sihirli bir harftir"

Deyimler

right down to its motto: aynı özelliğin motto ayrıntısına kadar uzanması

Right down to its motto, “mottosu bile buna dâhil” anlamına gelir. Bu ifade, okulun M harfine verdiği önemin her şeye ne kadar kapsamlı biçimde yayıldığını göstermek için belirli ve belki de şaşırtıcı bir ayrıntı ekler. Buradaki right down to aşağı doğru hareketi anlatmaz. Genel bir ifadeden sonra right down to + isim kullanarak aynı özelliğin o ayrıntıya kadar ulaştığını gösterebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “bu küçük ayrıntı bile dâhil” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The space theme covered everything, ____ the silver napkins.

Cevabı göster

right down to

which translates from Latin to M is a magic letter. Kelime

4:06

diye çevrilen sloganına kadar.

Anlatım akışı

First of all: ilk maddeyi başlatan ifade

First of all, düzenli bir ipucu, gerekçe veya açıklama listesinin ilk maddesini başlatan bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye, okulun M harfine verdiği önemi ilk ipucu olarak görmesi gerektiğini bildirir. Olayların gerçekleştiği zaman sırasını değil, fikirlerin sunulma sırasını düzenler. Konuşan kişi second veya secondly demese bile genellikle ardından başka maddeler gelir.

Alıştırma

Bir dizi gerekçenin ilk maddesini tanıtmak için First of all ifadesini en doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Finally, the plan was approved after a long discussion.
  2. First of all, the plan costs less than the other options.
  3. At first, the plan seemed too expensive, but then we found a discount.
Cevabı göster

First of all, the plan costs less than the other options.

Kelime

obsession with the letter M: yoğun ve tekrarlanan ilgi

obsession with the letter M ifadesindeki obsession, olağan dışı derecede güçlü ve tekrarlanan bir ilgiyi anlatır. Konuşan kişi, okulun önemli ayrıntılarda sürekli M harfine yer vermesini bu kelimeyle özetler. Burada kelime günlük bir abartıdır, klinik bir tanı değildir. obsession with + isim yapısı, bu yoğun ilginin yöneldiği şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle olağan dışı derecede güçlü ve tekrarlanan bir ilgiyi göstermek için obsession with ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Maya's obsession with the puzzle meant she noticed it once and forgot it.
  2. Maya's obsession with solving the puzzle kept her awake for hours.
  3. Maya's obsession in solving the puzzle was only a mild, passing interest.
Cevabı göster

Maya's obsession with solving the puzzle kept her awake for hours.

Kelime

translates from Latin to: çevrilmiş metni sunmak

Bu cümlede translates from Latin to, mottonun İngilizce anlamını sunar. From Latin kaynak dili belirtir; to ifadesinden sonra gelen M is a magic letter ise çevrilmiş metindir. M is a magic letter bölümünü hedef dilin adı olarak anlamayın. Konuşan kişi çevirinin içeriğini veriyor.

Alıştırma

Altyazıda, translates from Latin to ifadesinden sonra gelen M is a magic letter ne işe yarıyor?

  1. Latince sözcüklerin nasıl telaffuz edildiğini açıklar.
  2. Çevirinin tam sözcüklerini verir.
  3. Hangi dile çeviri yapıldığını belirtir.
Cevabı göster

Çevirinin tam sözcüklerini verir.

Curiously, every founder has exactly one M in their name, Anlatım akışı

4:11

İlginç bir şekilde, her kurucunun adında tam olarak bir tane M harfi var,

and each M is in a different position.

4:15

ve her M farklı bir konumda.

Anlatım akışı

Curiously ... and ...: Bir örüntüyü ipucu olarak belirtmek

Cümlenin başındaki Curiously, cümle zarfı olarak kullanılır. Örüntünün alışılmadık veya dikkat çekmeye değer olduğunu gösterir; bu bilmece açıklamasında gerçekleri yalnızca bildirmekle kalmaz, onları yararlı ipuçları olarak sunar. and, birbiriyle paralel iki bulguyu bağlar: Her kurucunun adında bir M vardır ve M'lerin konumları farklıdır. İkinci bulgu, birincisine yapı ekleyerek örüntüyü daha anlamlı hale getirir.

Alıştırma

Hangi cümle alışılmadık bir örüntüyü belirtmek için Curiously, ilişkili bir gözlem eklemek için de and kullanır?

  1. Every envelope had a blue seal because the clerk wanted one.
  2. Finally, the key is made of metal.
  3. Curiously, every envelope had a blue seal, and each seal carried a different number.
Cevabı göster

Curiously, every envelope had a blue seal, and each seal carried a different number.

That means that the M's can put them in order one through eight. Dilbilgisi

4:19

Bu da M harflerinin onları birden sekize kadar sıralayabileceği anlamına geliyor.

Dilbilgisi

the M's can put them in order one through eight: can ile pratik kullanım belirtmek

Burada can, pratik olasılığı veya işe yararlılığı ifade eder: M'lerin konumları, kurucuları birden sekize kadar sıralamak için bir yöntem sağlar. Them kurucuları ifade eder; one through eight ise her iki ucu da kapsar. Harfler, sıralamayı oluşturan yöntem veya ipucu olarak sunulur; niyetleri olan insanlar gibi düşünülmez. İngilizcede bir araç, özellik veya bilgi doğrudan özne olabilir. Bu nedenle The M's can put them in order, The M's can be used to put them in order şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede can, bir özelliğin bir şeyi sıralamak için yararlı olduğunu gösterir; bir kişinin yeteneğini göstermez?

  1. The labels must put the boxes in delivery order.
  2. The labels want to put the boxes in delivery order.
  3. The labels can put the boxes in delivery order.
Cevabı göster

The labels can put the boxes in delivery order.

We know we needed to solve the logic puzzle Dilbilgisi

4:24

Gizli binayı bulmadan önce

before finding the secret house.

4:26

mantık bulmacasını çözmemiz gerektiğini biliyorduk.

Dilbilgisi

needed to solve ... before finding ...: gerekli adım sırası

Needed to solve, bulmacayı çözmenin geçmişte o anda gerekli olduğunu belirtir. Before finding, gizli binayı bulma eylemini daha sonraya yerleştirir; dolayısıyla tüm ifade önce bir adımın tamamlanması gerektiğini anlatır. Aktarılabilir kalıp needed to + fiilin yalın hâli + before + -ing biçimidir. Bu cümlede before bir edattır ve ardından tam bir yan cümle değil, finding biçimindeki isim-fiil gelir.

Alıştırma

Cümleyi before sözcüğünden sonra enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We needed to check the map before ____ the forest.

Cevabı göster

entering

So, there must be something critical Dilbilgisi

4:28

Bu yüzden kurucular ile binaları arasındaki bağlantıda

about the connection between the founders and their houses.

4:30

kritik bir şeyler olmalı.

Dilbilgisi

there must be something critical about ...: güçlü çıkarım

There must be, bir şeyin varlığı hakkında güçlü bir sonuç bildirir: ipuçlarına dayanarak konuşan kişi bu bağlantıda önemli bir unsur bulunduğundan emindir. Burada must, zorunluluk ya da emir değil, çıkarım ifade eder. Something critical about the connection, bu bağlantının önemli fakat henüz belirlenmemiş bir yönünü anlatır. So ise cümlenin önceki akıl yürütmeden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede must be, kanıta dayalı güçlü bir çıkarım ifade eder?

  1. The lights are on, so there must be someone inside.
  2. There might be someone inside, but I have no evidence.
  3. You must lock the door before leaving.
Cevabı göster

The lights are on, so there must be someone inside.

Here's where a pattern emerges. Anlatım akışı

4:34

İşte tam burada bir örüntü ortaya çıkıyor.

Anlatım akışı

Here's where a pattern emerges: önemli bir keşfe geçişi belirtmek

Here's where..., bir açıklamanın ya da akıl yürütmenin belirli bir aşamasını gösterir; mutlaka fiziksel bir yeri belirtmez. “Bir şeyin gerçekleştiği nokta burasıdır” anlamına gelir. a pattern emerges ifadesinde, birbirinden ayrı ipuçları anlamlı bir düzen göstermeye başlar. Tüm cümle bir işaret görevi görür: konuşmacı gözlemlerden ana keşfe geçmektedir.

Alıştırma

Hangi cümle, açıklamanın önemli bir keşfe ulaştığını belirtmek için Here's where... yapısını kullanır?

  1. Here's the room where we keep the maps.
  2. Here's where the two clues begin to form a pattern.
  3. We noticed two clues before lunch.
Cevabı göster

Here's where the two clues begin to form a pattern.

Every founder and house

4:36

Her kurucu ve binanın

have exactly the same number of letters. Kalıp ifadeler

4:38

tamamen aynı sayıda harfi var.

Kalıp ifadeler

have exactly the same number of letters: miktarların tam olarak eşleşmesi

have the same number of + çoğul sayılabilen isim, iki ya da daha fazla şeyde sayılabilen bir ögenin eşit miktarda bulunduğunu anlatır. Burada her kurucunun adıyla ona karşılık gelen bina adındaki harfler sayılmaktadır. exactly, same sözcüğünü güçlendirir: sayılar yaklaşık olarak değil, tam olarak eşleşir. exactly, the same number of ifadesinden önce gelir; letters yerine players, steps veya pages gibi başka çoğul sayılabilen isimler kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef miktar ifadesiyle tamamlayın: The two teams have exactly ____ players.

Cevabı göster

the same number of

This allows the founders Dilbilgisi

4:41

Bu durum kurucuların

to line up with their houses quite nicely. Öbek fiiller

4:43

binalarıyla çok düzgün bir şekilde eşleşmesini sağlıyor.

Dilbilgisi

This allows ... to ...: bir koşulun neyi mümkün kıldığını anlatmak

Burada This allows ... to ... ifadesi, “Bu, ... yapılmasını mümkün kılar” anlamındadır. This daha önce sözü edilen bir koşula gönderme yapar; izin veren bir kişiyi anlatmaz. Bu bağlamda söz konusu koşul, kurucuların adlarının kendi evlerinin adlarıyla hizalanmasını mümkün kılar. Yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir araç, tasarım, olgu veya koşulun bir eylemi ya da sonucu mümkün kıldığını açıklarken kullanılabilir. Quite nicely, sonucun iyi işlediğini veya güzelce uyuştuğunu ekler.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The new search tool ____ users ____ find old messages quickly.

Cevabı göster

allows · to

Öbek fiiller

line up with: diğer tarafla hizalanmak veya eşleşmek

Burada line up with, bir grubun parçalarının başka bir grubun parçalarıyla hizalanacak ve karşılık gelecek biçimde yerleştirilmesi anlamındadır. Bu bağlamda kurucuların adları, ev adlarıyla konum bakımından eşleşir; insanların kuyrukta beklemesi anlamına gelmez. With sözcüğünden sonraki nesne, eşleşmenin diğer tarafını gösterir. Bu ifade fiziksel hizalanmanın yanı sıra etiketler, tarihler, satırlar veya başka bilgiler arasındaki karşılığı da anlatabilir. Quite nicely, eşleşmenin özellikle iyi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “konum bakımından eşleşmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: On the map, each symbol should ____ the correct location.

Cevabı göster

line up with

The first letters don't spell anything, Anlatım akışı

4:46

İlk harfler anlamlı bir şey oluşturmuyor,

but let's look at the M's in the names again,

4:48

ancak isimlerdeki M harflerine

and the letters they line up with.

4:52

ve hizalandıkları harflere bir daha bakalım.

Anlatım akışı

The first letters don't... but let's look at...: yeni bir ipucuna geçmek

Cümle önce sonuç vermeyen bir yolu kapatıyor: ilk harfler anlamlı bir kelime oluşturmuyor. but sonrasındaki yan cümle dikkati M'lere ve onlarla hizalanan harflere yönlendiriyor. Burada but yalnızca iki olguyu karşılaştırmıyor. X doesn't work, but let's try Y kalıbında akıl yürütmeyi “ilk deneme başarısız oldu, şimdi farklı bir yaklaşım deneyelim” biçiminde düzenliyor. let's ifadesi dinleyiciyi konuşan kişiyle birlikte sonraki adımı atmaya davet ediyor.

Alıştırma

Hangi cümle bir yolu eleyip başka bir ipucuna geçmek için aynı yapıyı kullanıyor?

  1. The picture is useful because the message contains the code.
  2. The code isn't in the message, but let's check the picture instead.
  3. The code is in the message, and the picture is colorful.
Cevabı göster

The code isn't in the message, but let's check the picture instead.

M I N O T A U R.

4:55

M I N O T A U R.

You shout out Minotaur to a stunned dining hall, Öbek fiiller

5:00

Şaşkınlık içindeki yemek salonuna doğru Minotaur diye bağırıyorsun,

and a secret passage grinds open. Deyimler

5:03

ve gizli bir geçit gıcırdayarak açılıyor.

Öbek fiiller

shout out Minotaur: cevabı yüksek sesle söylemek

shout out Minotaur ifadesinde shout out, başkalarının duyabilmesi için bir kelimeyi veya cevabı yüksek sesle söylemek demektir. Minotaur bağırılarak söylenen içeriktir; kendisine bağırılan bir kişi değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı shout out + içerik şeklindedir; shout out the answer veya shout out a name buna örnektir. Özellikle bir grubun içinde bilgiyi yüksek sesle söylemek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın cevabı yüksek sesle söylediği anlamına gelir?

  1. Maya shouted out the answer as soon as she solved it.
  2. Maya shouted at Leo because she was angry.
  3. Maya wrote down the answer as soon as she solved it.
Cevabı göster

Maya shouted out the answer as soon as she solved it.

Deyimler

grinds open: ağır bir sürtünmeyle açılmak

“a secret passage grinds open” ifadesinde grind hareketi anlatır: geçidin yüzeyleri birbirine sürtünürken geçit yavaş ve ağır biçimde, genellikle sert bir ses çıkararak açılır. Burada geçidin öğütülüp toz hâline gelmesi kastedilmez. Yalnızca opens demekle karşılaştırıldığında grinds open sahneye ses, direnç ve ağırlık katar. Aynı fiil kalıbı, sürtünerek açılan bir taş kapıyı, metal kapıyı veya makineyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede grind open doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The ancient stone door ground open with a harsh scraping sound.
  2. The automatic glass door ground open silently and smoothly.
  3. The child ground open the paper envelope.
Cevabı göster

The ancient stone door ground open with a harsh scraping sound.

The wonders of House Minotaur are yours if you want them, Dilbilgisi

5:07

İstersen House Minotaur'un harikaları senin olabilir,

but being the first and only resident of the secret house Dilbilgisi

5:11

ama gizli binanın ilk ve tek sakini olmanın

would come at a high price, Deyimler

5:15

ağır bir bedeli olacak,

loneliness.

5:16

yalnızlık.

Dilbilgisi

are yours if you want: bir şeyi seçenek olarak sunmak

“The wonders ... are yours” ifadesinde are yours, bu harikaları elde edebileceğiniz, kullanabileceğiniz veya deneyimleyebileceğiniz anlamına gelir. Yours yalnızca yasal mülkiyetle sınırlı değildir; bir ödülü, fırsatı, rolü veya deneyimi birine sunulan bir seçenek olarak da gösterebilir. “If you want them” kararı dinleyiciye bırakır. Konuşan kişi cazip bir teklif yapar; dinleyiciye bunu kabul etmesini emretmez. Bu cümlede cazip teklif önce gelir, ardından but yalnızlığın bedelini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle fazladan bir bileti doğal biçimde sunup kararı diğer kişiye bırakır?

  1. The extra ticket is yours if you want it.
  2. The extra ticket are yours if you want them.
  3. The extra ticket is your if you want it.
Cevabı göster

The extra ticket is yours if you want it.

Dilbilgisi

being ... would come at a high price: gerund özne ve varsayımsal sonuç

Being the first and only resident of the secret house bir gerund öbeğidir ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. O hanenin sakini olma durumunu değerlendirilen şey hâline getirir. Would come at a high price bu seçimin yapılması durumundaki varsayımsal sonucu anlatır; burada would geçmiş zamanı göstermez. But, çekici tekliften olumsuz yanına geçiş yapar; loneliness ise bu olumsuz yanın ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede gerund öbeği özne olarak kullanılmış ve varsayımsal bir sonuç would ile anlatılmıştır?

  1. Working through the summer would leave me little time to travel.
  2. I worked through the summer, so I had little time to travel.
  3. Work through the summer, and you will have little time to travel.
Cevabı göster

Working through the summer would leave me little time to travel.

Deyimler

come at a high price: ciddi ve parasal olmayan bir bedel

Come at a high price, bir şeyi elde etmenin veya bir seçim yapmanın ciddi bir fedakârlık gerektirmesi ya da ağır bir olumsuz sonuca yol açması demektir. Burada price mecazidir; dolayısıyla bedelin para olması gerekmez. Bu cümlede loneliness bedelin ne olduğunu doğrudan belirtir. İfade, çekici bir fırsat ile ona bağlı duygusal bedeli karşılaştırır.

Alıştırma

'Ciddi bir bedel getirmek' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Greater convenience can ____ if it costs us our privacy.

Cevabı göster

come at a high price

So, which will it be? Anlatım akışı

5:18

Peki, hangisi olacak?

Riches or friendship?

5:20

Zenginlik mi arkadaşlık mı?

Anlatım akışı

So, which will it be? Riches or friendship? — A ya da B seçimiyle bitiriş

So, önceki konuşmanın karar verme noktasına ulaştığını gösterir. Which will it be? dinleyiciden önceden bilinen seçenekler arasından birini seçmesini ister; bir şeyin gelecekte neye dönüşeceğini sormaz. Riches or friendship? kısa bir ek soruyla iki seçeneği doğrudan belirtir. Bu iki soru birlikte hikâyedeki çatışmayı net bir A ya da B seçimine indirger. Bu, bir hikâyeyi, konuşmayı veya tartışmayı ana meseleyi öne çıkararak bitirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle iki net seçenek sunarak bir tartışmayı en doğal biçimde bitirir?

  1. So, which will it be? Staying home or coming with us?
  2. So, why do people enjoy traveling?
  3. So, when did the discussion begin?
Cevabı göster

So, which will it be? Staying home or coming with us?

Whichever you choose, Dilbilgisi

5:22

Hangisini seçersen seç,

you're probably looking for more problems to pit your mind against. Kalıp ifadeler

5:24

muhtemelen zihnini yoracak daha fazla problem arıyorsundur.

Dilbilgisi

Whichever you choose, ... — her seçenek için aynı sonuç

Whichever you choose, “hangi seçeneği seçersen seç” anlamına gelir. Whichever burada ödünleme anlamlı bir serbest seçim yan cümlesi başlatır ve aynı zamanda choose fiilinin nesnesidir; tek başına duran bir isim değildir. Yan cümle, bilinen bir gruptaki bütün olasılıkları kapsarken ana cümle bunların hepsi için geçerli kalan bir sonuç verir. Tekrar kullanılabilecek kalıp Whichever + özne + fiil, ... biçimindedir; Whichever you choose, ... buna örnektir.

Alıştırma

“Hangisini seçersen seç” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklük yan cümleyi aynen yazın: ____, both games are fun.

Cevabı göster

Whichever you choose

Kalıp ifadeler

pit your mind against: düşünmeyi bir mücadele olarak anlatmak

Pit A against B, A'yı B ile rekabete veya karşı karşıya getirmek anlamına gelir. Burada your mind A, the problems ise B'dir; dolayısıyla problemleri çözmek, düşünme gücünü sınayan bir mücadele olarak anlatılır. more problems to pit your mind against ifadesinde problems, zihnin karşısına çıkarılan şeydir. Daha önce söylendiği için against sözcüğünden sonra tekrar edilmez. Bu anlatım, yalnızca solve more problems demekten daha canlı bir meydan okuma duygusu verir.

Alıştırma

Cümleyi pit A against B yapısıyla tamamlayın: For fun, I like to ____ the hardest logic puzzles.

Cevabı göster

pit my mind against

Brilliant has you covered. Kalıp ifadeler

5:28

Brilliant bu konuda yanında.

Kalıp ifadeler

has you covered: ihtiyaçlarınızı karşılamaya hazır olmak

Have someone covered, birinin ihtiyaç duyduğu yardımı, kaynağı veya çözümü sağlamaya hazır olmak demektir. Brilliant has you covered cümlesinde platform, izleyicinin ihtiyaç duyduğu şeyi sağlayabileceğini söylüyor; covered burada gerçek anlamıyla kullanılmıyor. Yapı, özne + have + kişi + covered şeklindedir. Doğrudan konuşmalarda I've got you covered ve we've got you covered, konuşanın bir ihtiyaç veya sorunla ilgileneceğini söylemenin özellikle yaygın yollarıdır.

Alıştırma

Cümleyi have + kişi + covered yapısıyla tamamlayın: If you have questions about your account, our support team ____.

Cevabı göster

has you covered

Brilliant's many courses in math, science, and computer science

5:29

Brilliant'ın matematik, fen bilimleri ve bilgisayar bilimleri alanındaki pek çok kursu,

feature interactive challenges and conundrums

5:34

ustalığını bir sonraki seviyeye taşımana yardımcı olacak

that will help you take your mastery to the next level. Kalıp ifadeler

5:37

interaktif meydan okumalar ve bulmacalar sunuyor.

Kalıp ifadeler

hâkimiyetinizi bir üst seviyeye taşımanıza yardımcı olacak

will help you take your mastery to the next level ifadesinde take + something + to the next level, bir şeyi mevcut düzeyinin ötesine geliştirmek demektir. Mastery, yüksek düzeyde beceri veya kavrayış anlamına gelir; sahiplik ya da efendi olma statüsü anlamına gelmez. İfadenin tamamı bu gelişimi kursun sağlayabileceği bir yarar olarak sunar. Buradaki next level genellikle mecazidir: resmî bir seviye veya ölçülebilir bir sonuç belirtmeden fark edilir bir ilerleme anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle haftalık koçluğun sunum becerilerinizi mevcut düzeyinin ötesine geliştirebileceğini doğal biçimde anlatır?

  1. Weekly coaching can help you take your presentation skills to the next level.
  2. Weekly coaching can help you keep your presentation skills at the same level.
  3. Weekly coaching can help you take your presentation skills to the next room.
Cevabı göster

Weekly coaching can help you take your presentation skills to the next level.

You can try it out today at brilliant.org/teded, Öbek fiiller

5:40

Bugün brilliant.org/teded adresinden deneyebilirsin,

and the first 833 of you to use that link

5:44

ve o bağlantıyı kullanan ilk 833 kişiden biriysen

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime

5:47

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacaksın.

Öbek fiiller

try it out: deneyip görmek

Try something out, bir ürünün, hizmetin, aracın, yöntemin veya etkinliğin nasıl olduğunu ya da size uygun olup olmadığını görmek için onu uygulamada kullanmak veya test etmek demektir. Bu cümlede it, Brilliant'ı gösterir; dolayısıyla try it out, dinleyiciyi hizmeti deneyimlemeye davet eder. Try out ayrılabilen bir öbeksi fiildir. Nesne bir isimse hem try out the app hem de try the app out mümkündür. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: try it out denir, try out it denmez. Buradaki out öbeksi fiilin bir parçasıdır; dışarıda anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi try out ve it zamirini kullanarak tamamlayın: This study app is free for a week, so you can ____.

Cevabı göster

try it out

Kelime

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanmak

Bu teklifte receive 20% off the annual premium subscription fee ifadesi, satıcının premium plan için belirtilen bir yıllık abonelik ücretini %20 azalttığı anlamına gelir. Bu nedenle müşteri, vergi veya diğer masraflar eklenmeden önce bu ücretin %80’ini öder. Başka durumlara aktarılabilen fiyat kalıbı receive veya get + yüzde + off + belirtilen fiyat ya da ücret şeklindedir. Burada annual, indirimin premium aboneliğin tam bir yıllık ücretine uygulandığını gösterir.

Alıştırma

Yıllık premium aboneliğin normal fiyatı 100 dolardır. Yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim varsa vergi öncesinde ne kadar ödersiniz?

  1. $80
  2. $20
  3. $120
Cevabı göster

$80