Erken Dönem Duygusal İhmalin Etkileri: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
626 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Erken bakım yetişkin duygularını şekillendirir. Hareketsiz Yüz Deneyi, tepki kesilince bebeğin sıkıntısını gösterir ve ihmali sonraki zorluklarla bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. has a disproportionate effect on - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: Erken bakım ile yetişkin ilişkilerini bağlayan beklenmedik ölçüde büyük etkiyi anlatın. 2. picks up on - Öbek fiiller: Değişimi fark eden bebek gibi “ince bir sinyali sezmek” anlamını tanıyın. 3. shedding scientific light on - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Işığı üzüntüyü açıklayan araştırma mecazı olarak anlayın ve kanıt zor konuyu açıkladığında kullanın.

Bu derste

Many of us are wandering the world bearing a lot of emotional damage. Deyimler

0:00

Birçoğumuz dünyada bir sürü duygusal hasarla dolaşıyoruz.

Deyimler

Duygusal yaralar taşıyarak dünyada dolaşmak

Bu cümlede wandering the world, hayatı açık veya sabit bir yönü olmayan bir yolculuk gibi gösterir. Bu, yalnızca gerçek bir seyahati anlatmaz; hayatın içinde ilerlemeyi betimleyen bir mecazdır. Bearing a lot of emotional damage, buna eşlik eden sürekli bir durumu ekler: insanlar geçmişte yaşadıkları acıların etkilerini taşırken hayatlarına devam ederler. Bearing, ağır bir yük taşıma görüntüsüyle o yüke dayanma fikrini birleştirir; böylece duygusal hasar devam eden bir yük gibi hissedilir.

Alıştırma

Bu cümlede "bearing a lot of emotional damage" ne anlama gelir?

  1. Hasarlı nesneleri bir yerden başka bir yere götürmek
  2. Duygusal acının kalıcı etkilerini taşırken hayata devam etmek
  3. Bütün acı verici deneyimleri geçici olarak unutmak
Cevabı göster

Duygusal acının kalıcı etkilerini taşırken hayata devam etmek

We may be depressed,

0:05

Depresyonda,

anxious, or very difficult around sex in relationships.

0:06

endişeli veya ilişkilerde cinsellik konusunda oldukça zorluk çekiyor olabiliriz.

We might ask ourselves where the difficulties came from. Dilbilgisi

0:10

Kendimize bu zorlukların nereden geldiğini sorabiliriz.

Dilbilgisi

Zorlukların nereden geldiğini kendimize sormak

Ask ourselves, soruyu kendimize yöneltip üzerinde düşünmek anlamına gelir. Özne we olduğu için ona uygun dönüşlü zamir ourselves olur; might ise öneriyi daha yumuşak ve ihtiyatlı hâle getirir. Where the difficulties came from cümle içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur, bu nedenle düz cümle sırasını korur: the difficulties came denir, did the difficulties come denmez. Doğrudan soru biçimi Where did the difficulties come from? olur.

Alıştırma

Hangi cümle ask ourselves ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanıyor?

  1. We should ask ourselves where did the tension come from.
  2. We should ask ourselves where came the tension from.
  3. We should ask ourselves where the tension came from.
Cevabı göster

We should ask ourselves where the tension came from.

It's a continually weird, provocative,

0:14

Bu sürekli tuhaf, kışkırtıcı,

and yet in our view extremely accurate answer Anlatım akışı

0:16

ama bize göre son derece kesin bir cevaptır:

Anlatım akışı

and yet in our view: karşıtlık ve bakış açısını belirtme

“And yet”, sonraki değerlendirmenin önceki sıfatların oluşturabileceği beklentinin tersine gittiğini gösterir. Cevap tuhaf ve kışkırtıcı olabilir, ancak konuşanlar yine de onun son derece isabetli olduğunu düşünür. “In our view”, bu değerlendirmeyi tartışmasız bir gerçek olarak değil, konuşanların kendi görüşü olarak sunar. İki ifade birlikte önce olası bir itirazı kabul eder, ardından kime ait olduğu açıkça belirtilen kararlı bir sonuç ortaya koyar.

Alıştırma

Bu cümlede and yet in our view ne işe yarıyor?

  1. Kimsenin itiraz edemeyeceği nesnel bir sonucu bildirir.
  2. Önceki betimlemeyi konuşanların kendi güçlü değerlendirmesiyle karşılaştırır.
  3. Cevabın şu ana kadar henüz isabetli hâle gelmediğini söyler.
Cevabı göster

Önceki betimlemeyi konuşanların kendi güçlü değerlendirmesiyle karşılaştırır.

that the damage comes almost always from childhood,

0:19

Bu hasarlar neredeyse her zaman çocukluktan,

especially early childhood.

0:23

özellikle de erken çocukluk döneminden gelir.

How we were cared for as infants and young children

0:25

Bebekler ve küçük çocuklar olarak bize nasıl bakıldığı,

has a disproportionate effect on how we will relate to others in adulthood. Kalıp ifadeler

0:28

yetişkinlikte diğer insanlarla nasıl ilişki kuracağımız üzerinde orantısız bir etkiye sahiptir.

Kalıp ifadeler

has a disproportionate effect on: olağan dışı derecede büyük etki yaratmak

Kalıp, have/has a disproportionate effect on + isim, isim öbeği veya yan cümledir. Bir etkinin nedeninin büyüklüğüne, etkilenen gruba ya da normalde beklenene kıyasla olağan dışı derecede büyük veya güçlü olduğunu anlatır. Disproportionate tek başına olumsuz anlam taşımaz. Burada erken dönemde alınan bakımın yetişkinlikteki ilişkiler üzerinde özellikle büyük bir etkisi olduğu vurgulanır; etkinin yararlı mı zararlı mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Although it lasted only one day, the outage ____ the month's sales.

Cevabı göster

had a disproportionate effect on

What we need above all else is a responsive parent, Dilbilgisi

0:34

Her şeyden çok ihtiyacımız olan şey, bize karşılık veren bir ebeveyn,

Dilbilgisi

What we need above all else is ...: en yüksek önceliği vurgulamak

What we need ... is ... bir odaklama yapısıdır: what ile başlayan yan cümlenin tamamı özne görevindedir ve is sonrasındaki ifade ana odağı alır. Buradaki what soru sormaz; “…… olan şey” anlamına gelir. Above all else önceliği en yüksek düzeye çıkarır. Yapı bir koşulu diğer tüm seçeneklerden daha önemli gösterir ve ona We need a responsive parent. şeklindeki düz cümleden daha fazla vurgu kazandırır.

Alıştırma

What we need ... is ... odak yapısıyla cümleyi tamamlayın: What we ____ above all else ____ a clear plan.

Cevabı göster

need · is

an adult who looks after our needs with sensitivity and kindness. Öbek fiiller

0:38

ihtiyaçlarımızı duyarlılık ve nezaketle karşılayan bir yetişkindir.

Öbek fiiller

looks after our needs: ihtiyaçlarla ilgilenmek ve onları karşılamak

Looks after, “ilgilenmek” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamındaki look after öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Özne the adult olduğu için look, looks biçimine dönüşür. Nesne our needs olduğunda ifade, bu ihtiyaçları fark etmek ve karşılanmalarını sağlamaya yardımcı olmak anlamına gelir. After fiil ifadesinin bir parçasıdır; bir şeyin arkasına bakmak şeklindeki gerçek anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi look after ifadesinin doğru üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: The counselor ____ each child's needs with patience.

Cevabı göster

looks after

This is quite literally life-defining and life-saving. Kelime

0:43

Bu tam anlamıyla hayatı belirleyen ve hayat kurtaran bir şeydir.

Kelime

life-defining ve life-saving

Life-defining ve life-saving birleşik sıfatlardır: life- etkinin yaşamla ilgili olduğunu gösterir. Life-defining bir kişinin kimliğini, yönünü veya geleceğini şekillendiren şeyi; life-saving ise ölümü önleyen veya birinin hayatta kalmasını sağlayan şeyi anlatır. Burada iki sıfat This is yapısından sonra birlikte kullanılır. Cümle, bu bakımın hayat üzerinde kalıcı bir etkisi olduğunu ve gerçekten hayat kurtarabildiğini söyler. Quite literally bunun sadece abartılı bir övgü olmadığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle life-defining ve life-saving ifadelerinin birleşik anlamını en iyi gösterir?

  1. Zordur, ancak bir kişinin geleceğiyle veya güvenliğiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  2. Bir kazadan sonra yapılan hızlı müdahale, bir kazazedenin geleceğini şekillendirebilir ve onu hayatta tutabilir.
  3. Bu yalnızca biraz ilginç, kalıcı etkisi olmayan bir olaydır.
Cevabı göster

Bir kazadan sonra yapılan hızlı müdahale, bir kazazedenin geleceğini şekillendirebilir ve onu hayatta tutabilir.

It sounds like nothing much and nothing too hard, Kalıp ifadeler

0:47

Kulağa pek önemli değilmiş ve çok zor değilmiş gibi gelse de,

Kalıp ifadeler

sounds like nothing much

Sounds like nothing much ifadesinde sounds like gerçek bir sesi anlatmak zorunda değildir; “gibi görünüyor” veya “şu izlenimi veriyor” anlamına gelir. Nothing much, bir şeyin önemli, ciddi ya da zahmetli görünmediğini anlatan konuşma diline ait bir ifadedir. Bu nedenle ifade, durumu ilk bakışta küçük veya önemsiz gösterir. Daha sonra gelecek karşıtlığa zemin hazırlayan bilinçli bir küçümsemedir; gerçekte hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The five-minute check sounds like nothing much, but it catches serious errors.” cümlesinde sounds like nothing much ne anlatıyor?

  1. İlk başta küçük veya önemsiz görünüyor.
  2. Hiç ses çıkarmıyor.
  3. Tamamlanması çok uzun sürüyor.
Cevabı göster

İlk başta küçük veya önemsiz görünüyor.

but without this kind of responsive love,

0:50

bu tür karşılık veren bir sevgi olmadan,

we are wounded for life. Deyimler

0:53

hayat boyu yaralı kalırız.

Deyimler

wounded for life: ömür boyu süren duygusal yara

Bu cümlede wounded bir mecazdır: kişinin ihtiyaçlarına karşılık veren sevginin eksikliği, fiziksel bir yaralanmaya benzer şekilde derin bir duygusal zarar vermiştir. Bu, mutlaka birinin bedeninde gerçek bir yara olduğu anlamına gelmez. For life, ‘hayatının geri kalanı boyunca’ anlamına gelir. Wounded for life bir bütün olarak duygusal etkileri kalıcı veya son derece uzun süreli gösterir; buradaki for, ‘bir hayatı kurtarmak amacıyla’ anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede wounded for life ne anlama geliyor?

  1. Hayatlarının geri kalanında sürebilecek derin bir duygusal zarar görmüşlerdir.
  2. Yakında iyileşecek küçük bir fiziksel yaralanma geçirmişlerdir.
  3. Birinin hayatını kurtarmaya çalışırken yaralanmışlardır.
Cevabı göster

Hayatlarının geri kalanında sürebilecek derin bir duygusal zarar görmüşlerdir.

Many of us have been.

0:55

Çoğumuz öyle olduk.

Researchers have become ever better at showing the effects of neglect on children. Dilbilgisi

0:57

Araştırmacılar, ihmalin çocuklar üzerindeki etkilerini gösterme konusunda giderek daha iyi hale geldiler.

Dilbilgisi

ever better at showing: sürekli gelişen beceri

Ever + karşılaştırma biçimi, bir şeyin o yönde değişmeye devam ettiğini belirtir. Buradaki ever better, araştırmacıların becerisinin zaman içinde sürekli geliştiğini anlatır; ever, ‘geçmişte bir zaman’ anlamına gelmez. Better at yapısından sonra beceri veya etkinliği adlandıran bir isim ya da -ing biçimi gelir: better at showing the effects. Tam yapı become + ever + karşılaştırma biçimi + at + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için ever + better + at ve explain fiilinin -ing biçimini kullanın: With regular practice, Lena became ____ difficult ideas.

Cevabı göster

ever better at explaining

One of the world's leading experts is Dr. Ed Tronick, Dilbilgisi

1:02

Dünyanın önde gelen uzmanlarından biri Dr. Ed Tronick'tir,

Dilbilgisi

Dünyanın önde gelen uzmanlarından biri

One of the world's leading experts, “dünyanın en iyi uzmanlarından oluşan grubun bir üyesi” anlamına gelir. Burada leading, fiziksel olarak başkalarına yol göstermek değil, “en iyi veya en etkili kişiler arasında olmak” demektir. one of the yapısından sonra grubu belirten isim çoğul olur: experts. Ardından adı verilen Dr. Ed Tronick, bu geniş grubun bir üyesidir.

Alıştırma

Cümleyi expert sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Ava is one of the leading ____ on climate policy.

Cevabı göster

experts

director of the Child Development Unit at Harvard University.

1:05

kendisi Harvard Üniversitesi Çocuk Gelişimi Birimi'nin direktörüdür.

Together with his team,

1:09

Ekibiyle birlikte,

he's responsible for one of the great experiments Kalıp ifadeler

1:10

psikoloji tarihindeki

in the history of psychology,

1:12

en büyük deneylerden birinin,

Kalıp ifadeler

Bir başarıdan responsible for olmak

Be responsible for + isim veya -ing biçimi, kimin bir görevi olduğunu, temel bir rol oynadığını ya da bir sonucun ortaya çıkmasında sorumluluk taşıdığını belirtir. Hangi anlamın uygun olduğunu nesne gösterir. Buradaki nesne saygın bir deneydir. Bu nedenle he's responsible for, Dr. Tronick'in deneyin oluşturulması, düzenlenmesi veya yürütülmesinde büyük rol oynadığını takdir ederek belirtir. Suçlama anlamı taşımaz.

Alıştırma

“Yapma görevi vardı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Priya was ____ organizing the event.

Cevabı göster

responsible for

known as the Still Face Experiment. Kalıp ifadeler

1:14

yani Hareketsiz Yüz Deneyi'nin sorumlusudur.

Kalıp ifadeler

known as: bir adı tanıtma

known as the Still Face Experiment bölümünde known as, insanların deney için kullandığı adı tanıtır. Kalıp be known as + ad veya kimlik şeklindedir. Bir kişi ya da şeyin yerleşik bir adı, unvanı, lakabı veya rolü olduğunda kullanılır. as sonrasındaki ifade, neden ünlü olduğunu değil, ne adla anıldığını söyler.

Alıştırma

Yaygın olarak kullanılan bir adı tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This type of cloud is ____ a cumulonimbus cloud.

Cevabı göster

known as

Babies this young are extremely responsive to the emotions Notlar

1:17

Bu kadar küçük bebekler duygulara

Dilbilgisi

Babies this young: derece bildiren this + sıfat

Babies this young ifadesinde this, young sıfatını niteler ve bu derece ya da bu kadar küçük anlamına gelir. İfadenin tamamı, konuşulan yaş veya örnek kadar küçük bebekleri anlatır. Burada this, belirli bebekleri gösteren bir belirleyici değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp isim + this + sıfat şeklindedir; a box this heavy ve a problem this difficult buna örnektir.

Alıştırma

Az önce verilen dereceyi ifade etmek için this + parantez içindeki sıfatla cümleyi tamamlayın: The phone is only 4 millimeters thick. I didn't realize a phone could be ____. (thin)

Cevabı göster

this thin

Kalıp ifadeler

responsive to: bir şeyi fark edip ona tepki vermek

Be responsive to something, bir şeyi fark edip ona hızlıca tepki vermek demektir. Burada responsive to the emotions, çok küçük bebeklerin duygusal sinyallerden güçlü biçimde etkilendiğini ve tepki gösterdiğini anlatır. Responsive bir sıfattır; to ise öznenin fark edip tepki verdiği sinyali, ihtiyacı, kişiyi veya değişikliği getirir: responsive to feedback, pain veya touch.

Alıştırma

“Hızla fark edip tepki vermek” anlamına gelen ifadeyi seçin: The device is ___ voice commands.

  1. responsive to
  2. responsible for
  3. responsive for
Cevabı göster

responsive to

and the reactivity and the social interaction

1:24

ve tepkiselliğe ile sosyal etkileşime

that they get from the world around them.

1:27

etraflarındaki dünyadan aldıkları şeylere karşı son derece duyarlıdırlar.

This is something that we started studying

1:30

Bu, insanların bebeklerin sosyal etkileşime girebileceğini düşünmediği

34 years ago

1:33

34 yıl önce

when people didn't think that infants could engage in social interaction. Kalıp ifadeler

1:35

incelemeye başladığımız bir konudur.

Kalıp ifadeler

engage in social interaction: bir etkinliğe katılmak

Engage in + isim öbeği, bir etkinliğe veya sürece katılmak demektir. Bu cümlede engage in social interaction, bebeklerin başka insanlarla kurulan etkileşimlere katılabileceğini anlatır. Could, engage'den önce geldiği için fiil yalın biçimdedir: could engage in. In edatı etkinliği getirir; burada bu etkinlik social interaction ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “katılmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The workshop asks everyone to ____ a group discussion.

Cevabı göster

engage in

In the Still Face Experiment,

1:41

Hareketsiz Yüz Deneyi'nde,

what the mother did was she sits down and she's playing with her baby Dilbilgisi

1:43

annenin yaptığı şey oturup yaklaşık bir yaşındaki

Dilbilgisi

What the mother did was ...: pseudo-cleft yapısını tutarlı kurmak

What the mother did was başlangıcı bir pseudo-cleft yapısı kurar: annenin hangi eylemi yaptığını öne çıkarır. Düzenlenmiş standart bir cümlede was sonrasındaki eylem, fiilin yalın biçimiyle kurulan bir öbekle anlatılır: What the mother did was sit down. Burada ise konuşmacı, şimdiki zamandaki tam yan cümle she sits down ile devam edip ardından she's playing diyor. Bu, tarihsel şimdiki zamana veya canlı anlatıma geçerken cümleyi doğaçlama biçimde yeniden başlatmaya benziyor. Konuşmada anlaşılırdır, ancak iki yapıyı karıştırır. Tam bir yan cümle kullanılacaksa What happened was that she sat down. yazılabilir.

Alıştırma

Standart pseudo-cleft cümlesini close fiilinin to almayan yalın biçimiyle tamamlayın: What Maya did was ____ the door before the rain started.

Cevabı göster

close

who's about a year of age. Kelime

1:47

bebeğiyle oynamaktır.

Kelime

a year of age: yaşı belirtmenin resmî bir yolu

a year of age ifadesinde of age, bir kişinin yaşını belirtmek için sayı ve zaman biriminden sonra gelir. About a year of age, approximately one year old anlamına gelir; about sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Bu biçim a year old ifadesinden daha resmî ve açıklayıcı duyulur. Tıp, hukuk, idare ve araştırma dilinde yaygındır. Burada belirli bir yaşı ifade eder; kişinin yasal olarak yetişkin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

three years old anlamına gelen ve of age kullanan resmî ifadeyi tamamlayın: The children were three ____ when the study began.

Cevabı göster

years of age

My good girl.

1:48

İyi kızım.

Oh.

1:51

Oh.

And she gives a greeting to the baby,

1:51

Ve o bebeğe selam verir,

the baby gives a greeting back to her. Kalıp ifadeler

1:54

bebek de ona selamla karşılık verir.

Kalıp ifadeler

give a greeting back to her: karşılık bildiren back

Bu cümlede give a greeting back to her, onun selamına başka bir selamla karşılık vermek anlamına gelir. Fiziksel bir greeting geri verilmiyor; back, etkileşim sırasında aynı türden bir karşılık verildiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp give + sosyal işaret + back + to + kişi şeklindedir. give a smile, wave, nod, or greeting back to someone örneğinde olduğu gibi, ilk hareketi kimin yaptığını ve kimin karşılık verdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi back + to + ilk hareketi yapan kişi yapısıyla tamamlayın: Nina nodded at Omar, and he gave a quick nod ____.

Cevabı göster

back to her

Yeah.

1:56

Evet.

This baby starts pointing at different places in the world

1:57

Bu bebek dünyadaki farklı yerleri işaret etmeye başlar

and the mother's trying to engage her and play with her.

2:00

ve anne onunla etkileşim kurmaya ve oynamaya çalışır.

They're working to coordinate their emotions and their intentions, Kalıp ifadeler

2:03

Duygularını ve niyetlerini,

Kalıp ifadeler

coordinate their emotions and their intentions: duygu ve niyetleri koordine etmek

Burada coordinate, ayrı duygu, işaret ve hedeflerin karşılıklı ayarlamalar yoluyla birlikte işlemesini sağlamak anlamına gelir. Anne ile bebek birbirine karşılık vermektedir; bir taraf diğerini kontrol etmemektedir. Yapı coordinate + isim öbeği şeklindedir. emotions, intentions, plans veya actions gibi çoğul ya da ortak isimlerle kullanıldığında, insanların farklı parçaları işleyebilir bir ilişki içine getirmesini anlatır; parçaların tamamen aynı olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede coordinate, ayrı çabaların karşılıklı ayarlama yoluyla birlikte işlemesini sağlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The two teams shared the same office but planned their work separately.
  2. The two teams coordinated their schedules so neither group had to wait.
  3. The supervisor controlled every decision without asking the teams.
Cevabı göster

The two teams coordinated their schedules so neither group had to wait.

what they want to do in the world.

2:09

dünyada yapmak istedikleri şeyleri koordine etmeye çalışırlar.

And that's really what the baby is used to. Dilbilgisi

2:11

Ve bebeğin alışık olduğu şey de tam olarak budur.

Dilbilgisi

what the baby is used to: bebeğin alışık olduğu şey

Bu cümlede be used to, “bir şeye alışık olmak” veya “bir şeyi tanıdık ve normal bulmak” anlamına gelir. Bebek, karşılıklı tepki vermeye dayanan olağan etkileşime zaten alışmıştır. what the baby is used to şeklindeki what yan cümleciğinin tamamı bu tanıdık durumu belirtir. Yan cümleciğin içinde what, sondaki to edatıyla bağlantılı nesne görevini üstlenir. be used to yapısından sonra isim, -ing biçimi veya isim cümleciği gelir; fiilin yalın hâli gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle gece çalışmanın Maya için artık tanıdık ve normal olduğunu ifade eder?

  1. Maya is used to working at night.
  2. Maya used to work at night.
  3. Maya is getting used to working at night.
Cevabı göster

Maya is used to working at night.

And then we ask the mother

2:15

Sonra anneden

to not respond to the baby.

2:18

bebeğe tepki vermemesini isteriz.

The baby very quickly picks up on this Öbek fiiller

2:23

Bebek bunu çok çabuk fark eder

Öbek fiiller

picks up on: ince bir işareti fark eder

Pick up on something, özellikle ince bir işaret, örüntü veya değişikliği “fark etmek” ya da “algılamak” anlamına gelir. Burada bebek, olağan tepkinin durduğunu hemen fark eder. Bu kullanımda on ifadenin bir parçasıdır ve fark edilen şey on’dan sonra gelir: pick up on a change, a tone veya a clue.

Alıştırma

Hangi cümlede pick up on “ince bir işareti fark etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. After one lesson, Nora picked up the dance steps.
  2. Nora picked up on the hesitation in his voice.
  3. Nora picked up the package from the desk.
Cevabı göster

Nora picked up on the hesitation in his voice.

and then she uses all of her abilities

2:26

ve ardından anneyi geri kazanmak için

to try and get the mother back. Kalıp ifadeler

2:29

tüm yeteneklerini kullanmaya başlar.

Kalıp ifadeler

try and get the mother back: annenin yeniden tepki vermesini sağlamaya çalışmak

Try and + fiilin yalın hâli, konuşma dilinde try to + fiilin yalın hâli yerine sık kullanılan bir yapıdır. Buradaki and, birbirinden ayrı ikinci bir eylem eklemez. Bu bağlamda get the mother back, anneyi fiziksel olarak geri getirmek anlamına gelmez. Annenin dikkatini veya tepkisini yeniden kazanmak anlamındadır. get + kişi + back yapısı, birini önceki dikkat ya da katılım durumuna döndürme sonucunu anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: Nora has stopped responding during the meeting. Ben will try and get her back by asking a direct question. Burada try and get her back ne anlama geliyor?

  1. Ben, Nora'dan intikam alacak.
  2. Ben, Nora'dan toplantı odasına dönmesini isteyecek.
  3. Ben, Nora'nın yeniden tepki vermesini sağlamaya çalışacak.
Cevabı göster

Ben, Nora'nın yeniden tepki vermesini sağlamaya çalışacak.

She smiles at the mother.

2:32

Anneye gülümser.

She points because she's used to the mother Dilbilgisi

2:35

İşaret eder, çünkü işaret ettiği yere

looking where she points.

2:37

annesinin bakmasına alışıktır.

Dilbilgisi

she's used to the mother looking: annenin bakmasına alışkın olmak

Be used to, bir şeye alışkın olmak anlamına gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli değil, bir isim veya -ing biçimi gelebilir. The mother looking where she points bir -ing yan cümlesidir. Looking eyleminin öznesi the mother ifadesidir: çocuk kendi bakmasına değil, annenin yaptığı eyleme alışkındır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın başka insanların ona soru sormasına alışkın olduğunu ifade eder?

  1. Maya used to ask people questions.
  2. Maya is used to people ask her questions.
  3. Maya is used to people asking her questions.
Cevabı göster

Maya is used to people asking her questions.

The baby puts both hands up

2:42

Bebek her iki elini

in front of her and says,

2:44

önüne doğru kaldırır ve der ki,

"What's happening here?" Ton ve niyet

2:47

"Burada neler oluyor?"

Ton ve niyet

Açıklama talebi olarak What's happening here?

Bu cümlede What's happening here?, “Bu etkileşim neden birden değişti ve neler oluyor?” anlamına gelir. Konuşan kişi şaşkınlığını ifade etmek ve bir açıklama istemek için yaygın bir bilgi sorusu kullanır. Here yalnızca fiziksel konumu değil, mevcut durumu belirtir. Videoda bu cümle bebeğin tepkisini insan sözüne dönüştürür; bebeğin gerçekten söylediği sözleri değil, araştırmacının çıkardığı niyeti temsil eder.

Alıştırma

Maya bir odaya girer ve herkes aniden susar. Maya, "What's happening here?" diye sorar. Büyük olasılıkla ne yapıyordur?

  1. Odanın nerede olduğunu soruyor.
  2. Herkesi yaklaşmaya davet ediyor.
  3. Tuhaf duruma ilişkin bir açıklama istiyor.
Cevabı göster

Tuhaf duruma ilişkin bir açıklama istiyor.

She makes that screechy sound at the mother like,

2:50

Anneye doğru o tiz sesi çıkarır sanki,

"Come on, why aren't we doing this?" Ton ve niyet

2:55

"Hadi ama, bunu neden yapmıyoruz?" der gibi.

Ton ve niyet

Sabırsız bir dürtme ve itiraz olarak Come on

Burada Come on, sabırsız bir dürtme ve hafif bir itirazdır: “Lütfen karşılık ver ve bu etkileşimi yeniden başlat.” Kimseden konuşana yaklaşmasını istemez. Come on ifadesinin gücü tona ve bağlama göre değişir. Birini harekete geçmesi için cesaretlendirebilir, yanıt vermeye zorlayabilir veya inanmama tepkisi gösterebilir. Burada arkasından gelen why sorusu hem dürtmeyi hem de yakınmayı açık hâle getirir. Cümle, bebeğin tepkisinin insan sözüne dönüştürülmüş yorumudur; gerçek bir konuşma değildir.

Alıştırma

Sabırsız bir dürtmeyi göstermek için hedef iki kelimelik ifadeyi kullanın: "____, give me a clear answer."

Cevabı göster

Come on

Ah!

2:58

Ah!

Even in these 2 minutes Anlatım akışı

2:59

Sadece normal bir tepki alamadıkları

when they don't get the normal reaction,

3:01

bu 2 dakikada bile,

they react with negative emotions.

3:04

olumsuz duygularla tepki verirler.

Anlatım akışı

Even in these 2 minutes: şaşırtıcı derecede kısa bir süre bile yeterli

Even in these 2 minutes ödünleyici bir çerçeve kurar: iki dakika güçlü bir etki için fazla kısa görünür, ancak konuşmacı bu kısa süreyi yeterli olarak sunar. Even, şaşırtıcı biçimde bu çok sınırlı durumun bile geçerli olduğu düşüncesini ekler; eşit biçimde anlamına gelmez. Ana cümle olan they react with negative emotions beklenmedik sonucu verir. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi kalıbı Even in + sınırlı süre veya koşul, + dikkat çekici sonuç biçimindedir ve sonucun ortaya çıkması için ne kadar az şey gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Çok kısa bir sürenin fark edilir bir sonuç için yeterli olduğunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The ice melted for two minutes.
  2. After two minutes, the ice began to melt.
  3. Even in two minutes, the ice began to melt.
Cevabı göster

Even in two minutes, the ice began to melt.

They turn away. Öbek fiiller

3:06

Başlarını çevirirler.

Öbek fiiller

turn away: yüzünü ya da bedenini başka yöne çevirmek

Turn away burada geçişsizdir: yüzlerini ya da bedenlerini başka yöne çevirerek artık diğer kişiye dönük durmazlar. Away yönü belirtir ve bu basit kalıpta doğrudan nesne bulunmaz. Bu bağlamda fiziksel hareket, temastan geri çekilmeyi de gösterir. Aynı ifade yüzü, bakışı ya da bedeni bir şeyden başka yöne çevirmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn away ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the flash went off, Leo ____.

Cevabı göster

turned away

They feel the stress of it.

3:07

Bunun stresini hissederler.

They actually may lose control of their posture Kalıp ifadeler

3:09

Hatta yaşadıkları stres yüzünden

Kalıp ifadeler

lose control of their posture: lose control of + isim

Bu cümlede lose control of, “bir şeyi yönetemez veya düzenleyemez hâle gelmek” anlamındadır. Nesnesi olan their posture, etkilenen alanı belirtir: Vücut konumlarını sabit tutamayabilirler. Bu değişim istem dışıdır; bilerek duruş değiştirmek anlamına gelmez. lose control of + isim yapısı farklı kontrol türlerini anlatabilir. İsim, neyin yönetilmesinin zorlaştığını gösterir; örneğin lose control of a car, lose control of a situation veya lose control of your emotions.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade lose control of ile tamamlayın: In the strong wind, the pilot began to ____ the small drone.

Cevabı göster

lose control of

because of the stress that they're experiencing.

3:12

duruşlarının kontrolünü kaybedebilirler.

Okay.

3:17

Tamam.

Okay.

3:20

Tamam.

I'm here.

3:22

Buradayım.

And what do you do?

3:24

Peki sen ne yapıyorsun?

Watching the baby get distressed can be highly triggering. Notlar

3:25

Bebeğin bu kadar sıkıntı çekmesini izlemek oldukça tetikleyici olabilir.

Kalıp ifadeler

get distressed: durum değişikliği için get + sıfat

Burada get + sıfat, bir duruma geçişi gösterir. Get distressed, “sıkıntılı veya kaygılı hâle gelmek” anlamındadır: Bebek sakin ya da daha az huzursuz bir durumdan gözle görülür biçimde sıkıntılı veya kaygılı bir duruma geçer. Burada get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Watching the baby get distressed ifadesinde watching sonrasında the baby + to almayan get gelir. Bu yapı, durum değişikliğini gözlemlenen bir olay olarak sunar: watch + nesne + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Durum değişikliğini göstermek için cümleyi get + frustrated ile tamamlayın: When an app keeps crashing, users may ____.

Cevabı göster

get frustrated

Kelime

Highly triggering: yoğun sıkıntıyı tetiklemek

Burada highly triggering, yoğun bir duygusal veya psikolojik tepkiyi ortaya çıkarma olasılığının çok yüksek olması demektir. Triggering çoğu zaman geçmişteki acı verici bir deneyimle bağlantılı sıkıntıyı geri getirmeyi veya etkinleştirmeyi ifade eder; highly ise derecesini güçlendirir. Bu ifade yalnızca hoş olmayan veya sinir bozucu anlamına gelmez. Odak noktası, izlenen şey hakkındaki olumsuz bir görüş değil, izleyicinin içinde etkinleşen güçlü tepkidir.

Alıştırma

Örnekte highly triggering en güçlü biçimde neyi ifade ediyor?

  1. Genellikle geçmişteki acı verici bir deneyimle bağlantılı yoğun sıkıntıyı etkinleştirebilir.
  2. Biraz sinir bozucudur ama kolayca görmezden gelinebilir.
  3. Yalnızca yeni olduğu için şaşırtıcıdır.
Cevabı göster

Genellikle geçmişteki acı verici bir deneyimle bağlantılı yoğun sıkıntıyı etkinleştirebilir.

If a child can get so upset Dilbilgisi

3:29

Bir çocuk sadece birkaç saniyelik

over a few seconds of cold and unfeeling behavior,

3:31

soğuk ve duygusuz bir davranışa bu kadar üzülebiliyorsa,

we have a sense of what can happen

3:34

yıllarca veya daha fazla süren bir ihmalin

over years or more of neglect.

3:36

nelere yol açabileceğini tahmin edebiliriz.

Dilbilgisi

If ... we have a sense of what can happen: temkinli bir çıkarım

if yan cümlesi, çocuğun birkaç saniyelik soğuk davranışa verdiği güçlü tepkiyi bir çıkarımın öncülü olarak sunar. Ana cümle, bu kısa gözlemin yıllarca süren ihmalin olası etkileri hakkında yaklaşık bir fikir verdiğini söyler; iki durumun eşdeğer olduğunu söylemez. over içeren iki ifade zaman ölçeği karşıtlığı oluşturur: over a few seconds ve over years or more. If a short case produces X, we have a sense of what can happen over a longer period kalıbı önce kanıtı, ardından temkinli bir sonucu düzenler.

Alıştırma

Temkinli çıkarımı dersteki ifadeyle tamamlayın: If the riverbank loses one centimeter of soil in one storm, ____ over an entire rainy season.

Cevabı göster

we have a sense of what can happen

No wonder some of us don't feel so well inside. Kalıp ifadeler

3:39

Bazılarımızın iç dünyasında neden pek iyi hissetmediğine şaşmamalı.

Kalıp ifadeler

No wonder: şaşırtıcı olmayan bir sonuç

No wonder, nedeni daha önce verilmiş olduğu için kolayca anlaşılabilen bir sonucu ifade eder. Burada, daha önce anlatılan deneyimlerden sonra bazı insanların içten içe kötü hissetmesinin şaşırtıcı olmadığını belirtir. Bu ifade sonucun tamamı hakkında yorum yapar; wonder burada “mucize” anlamındaki bir isim değildir. Yaygın kalıp No wonder + yan cümledir. Daha uzun olan It is no wonder that + yan cümle kalıbı da temelde aynı anlama gelir.

Alıştırma

Cümleyi, wonder içeren ve sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the plants died; nobody watered them for two weeks.

Cevabı göster

No wonder

We had an equivalent of a still-faced parent Kültür

3:42

Hayatımızın ilk on yılı veya daha fazlası boyunca

for our first decade and more.

3:45

hareketsiz yüzlü bir ebeveyne eşdeğer birine sahiptik.

Kültür

an equivalent of a still-faced parent: duygusal tepki vermeyen bir ebeveynin işlevsel eşdeğeri

An equivalent of, kelimenin tam anlamıyla aynı olmayan ancak benzer bir rolü veya etkisi bulunan bir şeyi anlatır. Konuşmacı, uzun süren bir çocukluk deneyimini still-faced parent tarafından yaratılan duruma benzetiyor. Burada still-faced, Still Face Experiment'a gönderme yapar: bakım veren kişi, çocuğa verdiği normal yüz ifadelerini ve duygusal tepkileri keser. Bu nedenle ifade yalnızca sakin, ciddi ya da fiziksel olarak hareketsiz görünen birini değil, duygusal açıdan tepkisiz hissedilen bir bakım vereni anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede an equivalent of a still-faced parent ne anlama geliyor?

  1. Duygusal tepkisizliği benzer bir etki yaratan bakım veren kişi
  2. Yüzü sürekli fiziksel olarak hareketsiz kalan bir ebeveyn
  3. Sessiz olduğu hâlde sıcak biçimde karşılık vermeye devam eden bir bakım veren
Cevabı göster

Duygusal tepkisizliği benzer bir etki yaratan bakım veren kişi

But knowing how vulnerable we are, Dilbilgisi

3:48

Ancak ne kadar savunmasız olduğumuzu bilmek,

shouldn't merely sadden us.

3:50

bizi sadece üzmemelidir.

Dilbilgisi

Özne görevindeki Knowing how vulnerable we are gerund yan cümlesi

Knowing how vulnerable we are, shouldn't merely sadden us yükleminin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Savunmasızlığımızı fark etme eylemi ya da gerçeğinin bütünü üzüntüye yol açabilir; knowing, söylenmemiş başka bir eylemi niteleyen bir sözcük değildir. Shouldn't merely, “yalnızca … yapmamalı” anlamına gelir. Cümle, üzüntünün olası bir tepki olduğunu kabul eder ancak bu anlayışın üzüntünün ötesinde bir sonuca ve daha yapıcı bir tepkiye götürmesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

“But knowing how vulnerable we are, shouldn't merely sadden us.” cümlesinin yapısını ve amaçlanan anlamını en iyi hangi açıklama verir?

  1. Savunmasızlığımızı fark ederken herhangi bir üzüntü hissetmemizi engellemeliyiz.
  2. Sözü edilmeyen biri savunmasız olduğumuzu biliyor ve bizi üzüyor.
  3. Savunmasızlığımızı fark etmek öznedir ve bu farkındalık üzüntüden daha fazlasına yol açmalıdır.
Cevabı göster

Savunmasızlığımızı fark etmek öznedir ve bu farkındalık üzüntüden daha fazlasına yol açmalıdır.

We can take stock of how we've been failed Notlar

3:52

Nasıl hayal kırıklığına uğratıldığımızı değerlendirebilir

Deyimler

Take stock of: dikkatle değerlendirmek için durmak

Take stock of; bir durumu, olanları veya mevcut imkânları dikkatle değerlendirmek için durup düşünmek anlamına gelir. Bu cümlede, yalnızca tepki vermek yerine hangi şekillerde yüzüstü bırakıldığımızı inceleyebileceğimizi anlatır. Bu deyim, stok veya envanter sayımından gelir ancak genellikle mecaz anlam taşır: bir sonraki adımı belirleyebilmek için genel durum hakkında açık bir değerlendirme yapmak.

Alıştırma

Cümleyi “dikkatle değerlendirmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Before setting next year's goals, let's ____ what we achieved this year.

Cevabı göster

take stock of

Kelime

how we've been failed: fail someone ifadesinin edilgen biçimi

how we've been failed ifadesinde fail, sağlamakla yükümlü olunan bakım, destek veya korumayı sağlamayarak birini yüzüstü bırakmak anlamına gelir. Bizim bir görevde veya sınavda başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Present perfect edilgen yapı we've been failed, we grubunu zarar gören taraf olarak öne çıkarır. Sorumlu kişi veya sistem belirtilmez; how ise bu sorumluluk ihlalinin hangi şekillerde ya da ne ölçüde gerçekleştiğini sorar.

Alıştırma

Bir klinik hastalarının ihtiyaçlarını defalarca görmezden geldi. Hangi cümle hastaların klinik tarafından yüzüstü bırakıldığını söyler?

  1. The patients have failed.
  2. The patients have failed the clinic.
  3. The patients have been failed by the clinic.
Cevabı göster

The patients have been failed by the clinic.

and understand the link between the past Kalıp ifadeler

3:54

ve geçmişimizle

and our present difficulties.

3:56

şu anki zorluklarımız arasındaki bağlantıyı anlayabiliriz.

Kalıp ifadeler

the link between A and B: iki öge arasındaki bağlantı

the link between A and B isim öbeği, iki şey arasındaki bağlantıyı veya ilişkiyi adlandırır. Bu cümlede A, the past; B ise our present difficulties ögesidir. Öbeğin tamamı understand fiilinin nesnesidir. Standart iki ögeli yapıda between ilk ögeyi, and ise ikinci ögeyi getirir: between A and B denir, between A to B denmez. Link, iki şeyin ilişkili olduğunu gösterir ancak tek başına A'nın B'nin tek nedeni olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Standart between ... and ... yapısını tamamlayın: The study examines the link ____ sleep habits ____ concentration.

Cevabı göster

between · and

Psychological research like the Still Face Experiment

3:58

Hareketsiz Yüz Deneyi gibi psikolojik araştırmalar,

is at the forefront of helping us to understand ourselves emotionally, Kalıp ifadeler

4:01

kendimizi duygusal olarak anlamamıza yardımcı olma konusunda ön saflarda yer alır,

Kalıp ifadeler

At the forefront of helping: yardım etmede ön saflarda olmak

Bir etkinliğin be at the forefront of konumunda olmak, o etkinliği geliştirmede veya ilerletmede öncü rol oynamak demektir. Burada araştırma, insanların kendilerini duygusal açıdan anlamalarına yardımcı olma konusunda öncü olarak sunuluyor. Yapı be at the forefront of + isim veya fiilin -ing biçimidir. at the forefront of helping ifadesinde of bir edat olduğu için help, helping biçimini alır.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinlikteki liderliği anlatmak için ifadeyi doğru kullanıyor?

  1. Our school is at the forefront to reduce plastic waste.
  2. Our school is at the forefront of reducing plastic waste.
  3. Our school is in front of the recycling center.
Cevabı göster

Our school is at the forefront of reducing plastic waste.

shedding scientific light on the origins of our sadness and complexity. Deyimler

4:05

hüznümüzün ve karmaşıklığımızın kökenlerine bilimsel bir ışık tutar.

Deyimler

Shedding scientific light on: bir konuya bilimsel açıdan ışık tutmak

Shed light on something, yararlı bilgiler sunarak bir şeyi daha kolay anlaşılır hâle getirmek demektir. shedding scientific light on ifadesindeki scientific, açıklamanın gerçek ışıktan değil, araştırma veya kanıtlardan geldiğini belirtir. Shedding, araştırmanın ne yaptığını veya ne başardığını ekleyen -ing biçiminde bir ortaçtır. Açıklığa kavuşturulan soru ya da konu on sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi ‘açıklamaya yardımcı olmak’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new evidence may ____ why the bridge failed.

Cevabı göster

shed light on

Along the way, Anlatım akışı

4:10

Bu süreçte,

Anlatım akışı

Süreç içi geçiş ifadesi olarak Along the way

Burada Along the way, “ana hedefe ulaşmaya çalışılan süreçte” anlamına gelir. Gerçek bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz. Cümlenin başında geçiş ifadesi olarak çalışır: ana sonuçtan, aynı süreçte ortaya çıkan ek ve bağlantılı bir bulguya geçiş yapar. Ana konuyu değiştirmeden ikincil bir yarar, ders veya bulgu eklemek için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi başlangıç, daha ucuz malzemenin araştırma sürecinde ek bir sonuç olarak keşfedildiğini en iyi gösterir?

  1. On the way to the lab, the team discovered a cheaper material.
  2. By the way, the team discovered a cheaper material.
  3. Along the way, the team discovered a cheaper material.
Cevabı göster

Along the way, the team discovered a cheaper material.

the experiment proves something else beyond doubt. Kalıp ifadeler

4:11

deney şüphesiz başka bir şeyi daha kanıtlıyor.

Kalıp ifadeler

Tam kesinlik için beyond doubt

beyond doubt ifadesinde beyond, “erişim alanının dışında” anlamına gelir. İfade, belirsizliğe yer olmadığını söyler; bu cümlede proves sözcüğünü güçlendirir ve sonucu kesin olarak sunar. Bu, kesinliği güçlü biçimde belirten bir ifadedir; iddiayı yumuşatmaz. Hâlâ kuşku payı bırakan probably veya likely ifadelerinden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle kesinlik açısından en güçlü iddiayı ifade eder?

  1. The evidence may support the conclusion.
  2. The evidence probably supports the conclusion.
  3. The evidence proves the conclusion beyond doubt.
Cevabı göster

The evidence proves the conclusion beyond doubt.

Love isn't a luxury. Anlatım akışı

4:14

Sevgi bir lüks değildir.

Anlatım akışı

Love isn't a luxury: kısa ve net bir tez

Bu kısa cümle ana tez işlevi görür: önceki kanıtları açık bir iddiada toplar ve ardından gelecek açıklamaya zemin hazırlar. Burada luxury yalnızca pahalı bir ürün değil, istenen ancak zorunlu olmayan bir şey demektir. Cümle, sevginin isteğe bağlı olduğu düşüncesini reddeder.

Alıştırma

Şu cümleyi oku: Love isn't a luxury. Bu cümle savın içinde ne işe yarar?

  1. Sevginin hoş ama gereksiz olduğunu ima eder.
  2. Birini sevmenin her zaman çok paraya mal olduğunu söyler.
  3. Sevginin isteğe bağlı bir şey değil, temel bir ihtiyaç olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Sevginin isteğe bağlı bir şey değil, temel bir ihtiyaç olduğunu belirtir.

It's a gateway to our very survival Deyimler

4:16

Hayatta kalmamızın ve ruh sağlığımızın

and sanity.

4:19

ana kapısıdır.

Deyimler

a gateway to our very survival and sanity: yol metaforu ve vurgulayıcı very

Burada it, love sözcüğüne gönderme yapar. Sevgiyi a gateway to survival and sanity diye adlandırmak bir yol metaforudur: sevgi, fiziksel hayatta kalmaya ve temel ruhsal dengeye ulaşmanın ya da bunları korumanın vazgeçilmez bir aracı olarak sunulur; gerçek bir giriş kapısı değildir. our very survival ifadesinde very, survival adının hemen önüne gelir ve vurgu katar: en temel düzeyde 'hayatta kalmanın kendisi' demektir. Sıfatlardan önce sıkça taşıdığı 'son derece' anlamında değildir.

Alıştırma

Şu cümleyi oku: For the isolated village, a new water system is a gateway to its very survival. gateway ve very ne ifade eder?

  1. gateway sözcüğü sistemi hayatta kalmaya giden bir yol olarak sunar; very ise hayatta kalmanın kendisini vurgular.
  2. gateway sözcüğü yalnızca fiziksel bir kapıya gönderme yapar; very ise hayatta kalmanın son derece hızlı olduğu anlamına gelir.
  3. gateway sözcüğü sistemi bir engel olarak sunar; very ise hayatta kalmayı daha belirsiz hâle getirir.
Cevabı göster

gateway sözcüğü sistemi hayatta kalmaya giden bir yol olarak sunar; very ise hayatta kalmanın kendisini vurgular.

Most books that want to change us

4:22

Bizi değiştirmek isteyen çoğu kitap

seek to make us richer or thinner.

4:25

bizi daha zengin veya daha zayıf yapmayı hedefler.

This book wants to help us be nicer,

4:27

Bu kitap ise bizim daha nazik,

less irritable, more attentive, warmer people.

4:29

daha az asabi, daha özenli ve daha sıcakkanlı insanlar olmamıza yardımcı olmak istiyor.

Click the link to learn more.

4:33

Daha fazla bilgi edinmek için bağlantıya tıklayın.