Amanda Knox Kimdir ve Masum mu?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.311 kelime 202 kel/dk

Video özeti: Video Amanda Knox'un Perugia'daki öğrencilik yaşamını, tartışmalı Meredith Kercher davasını ve beraatle biten temyizleri anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimler ve mecazi ifadeler: fell head over heels for, gerçekten düşmek değil, aniden ve derinden aşık olmak demektir. 2. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: may have been able to leave, ayrıldığını söylemeden geçmişteki belirsiz bir imkanı anlatır. 3. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: acquitted Knox and Sollecito of any involvement in resmi bir hukuk kalıbıdır; beraat, olgusal masumiyetin mutlak kanıtı değildir.

Bu derste

This episode is brought to you by Dashlane.

0:00

Bu bölüm size Dashlane tarafından sunulmaktadır.

Never forget another password and keep all your credentials secure by signing up for a free account today. Öbek fiiller

0:02

Bugün ücretsiz bir hesap oluşturarak bir daha asla başka bir şifre unutmayın ve tüm kimlik bilgilerinizi güvende tutun.

Öbek fiiller

sign up for + bir hizmet, kurs veya etkinlik

Sign up for, bir şeye kaydolmak veya katılmak için başvurmak anlamına gelir. Burada for, kişinin kaydolduğu şeyi belirtir: a free account. by signing up for... yapısında sign, by edatından sonra geldiği için -ing biçimini alır. Yeniden kullanılabilir kalıp sign up for + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “kaydolmak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: I decided to ____ the weekend coding workshop.

Cevabı göster

sign up for

An American student was tried and convicted of murder Kelime

0:07

Amerikalı bir kız öğrenci yargılandı ve cinayetten suçlu bulundu

Kelime

tried and convicted of murder: yargılama ve suçluluk kararı

Bu hukuk cümlesinde tried, kişinin yargılanmak üzere mahkemeye çıkarıldığını belirtir; tek başına öğrencinin suçlu olduğunu söylemez. Convicted of murder, mahkemenin veya jürinin öğrenciyi cinayetten suçlu bulduğu anlamına gelir. was tried and convicted biçimindeki eş bağlı edilgen yapı iki aşamayı sırayla sunar: önce yargılama gerçekleşmiş, ardından suçluluk kararı verilmiştir. Convict fiilinden sonra suç of ile belirtilir.

Alıştırma

"The defendant was tried and convicted of fraud" cümlesi bize ne anlatır?

  1. Dava mahkemeye gitti ancak bir karara varılmadı.
  2. Sanık dolandırıcılıkla suçlandı ancak yargılama yapılmadı.
  3. Dava mahkemeye gitti ve sanık dolandırıcılıktan suçlu bulundu.
Cevabı göster

Dava mahkemeye gitti ve sanık dolandırıcılıktan suçlu bulundu.

when her British roommate was found stabbed to death in the house that they shared. Kalıp ifadeler

0:10

İngiliz ev arkadaşı, paylaştıkları evde bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunduğunda.

Kalıp ifadeler

stabbed to death: ölümcül bir sonucu ifade etmek

stabbed to death ifadesinde stabbed eylemi, to death ise sonucu belirtir: bıçaklama kişinin ölümüne yol açmıştır. Buradaki to yön veya amaç bildirmez. Bu ifade was found stabbed to death yapısının içindedir. Ev arkadaşı bulunduğunda ölümcül bıçaklama zaten gerçekleşmişti; önce bulunup sonra bıçaklandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bıçaklamanın ölüme neden olduğunu belirten sabit sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The victim was stabbed ____.

Cevabı göster

to death

All evidence suggested she was not at home when the murder took place. Kalıp ifadeler

0:14

Tüm kanıtlar cinayet işlendiğinde onun evde olmadığını gösteriyordu.

Kalıp ifadeler

took place: bir olayın gerçekleştiğini bildirmek

Take place, happen veya occur anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Geçmiş zamanda take, took biçimine dönüşür; bu nedenle the murder took place, cinayetin gerçekleştiği anlamına gelir. Take place ifadesinin öznesi olaydır. Bu ifadede place yer bildiren bir isim değildir; yer bilgisi The meeting took place in Boston. örneğindeki gibi ayrıca eklenir.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The award ceremony ____ on Friday.

Cevabı göster

took place

Nevertheless, she was sentenced to a quarter of a century in an Italian prison Notlar

0:17

Yine de bir İtalyan hapishanesinde çeyrek asırlık hapse mahkum edildi

Anlatım akışı

Güçlü bir karşıtlık belirteci olarak Nevertheless,

Nevertheless, önceki düşünce göz önüne alındığında sıradaki bilginin şaşırtıcı olduğunu gösterir. Burada önceki kanıtlar onun lehine görünse de sonuç bir hapis cezasıdır. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı düzenler: dinleyiciye önceki gerçeği aklında tutmasını, fakat beklentiye ters düşen bu sonucu da kabul etmesini söyler. “Buna rağmen” veya “yine de” diye açıklanabilir.

Alıştırma

Karşıtlığı en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? “The roads were icy. ___, the buses kept running.”

  1. Nevertheless
  2. For example
  3. Therefore
Cevabı göster

Nevertheless

Kelime

be sentenced to ... a quarter of a century: yirmi beş yıl hapis cezası

be sentenced to + ceza şeklindeki edilgen yapıda sentenced, bir mahkemenin resmî olarak ceza vermesini anlatan hukukî bir fiildir. Buradaki ceza a quarter of a century, yani yirmi beş yıldır. in an Italian prison ifadesi hapsedilme yerini veya ortamını belirtir; cezanın süresine dâhil değildir. Buradaki sentence sözcüğünü “tümce” anlamındaki isim olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen hukuk ifadesiyle tamamlayın: “After the fraud trial, he ____ eight years in prison.”

Cevabı göster

was sentenced to

until she won an appeal and was set free until standing trial once again. Kalıp ifadeler

0:21

ta ki temyizi kazanıp, bir kez daha yargılanana kadar serbest kalana dek.

Kalıp ifadeler

won an appeal: üst mahkeme başvurusundan olumlu sonuç almak

Hukuk İngilizcesinde win an appeal, daha önce verilmiş bir kararın üst mahkemede incelenmesini isteyip olumlu sonuç almak demektir. İncelemeyi yapan mahkeme, kararı değiştirmek veya yeni işlemler yapılmasına hükmetmek gibi lehte bir sonuç verir. Burada won, win fiilinin geçmiş zaman biçimidir; appeal ise çekicilik veya kamuya yönelik genel bir çağrı değil, hukuki bir kanun yolu başvurusudur. Temyizden olumlu sonuç almak tahliyeye veya yeniden yargılamaya yol açabilir, ancak tek başına tüm davanın kesin olarak bittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin önceki bir kararı üst mahkemeye inceletip değiştirtmeyi başardığını doğru biçimde ifade eder?

  1. She filed an appeal against the earlier ruling.
  2. She lost an appeal against the earlier ruling.
  3. She won an appeal against the earlier ruling.
Cevabı göster

She won an appeal against the earlier ruling.

She was found guilty once more

0:25

Bir kez daha suçlu bulundu

until finally the decision was overturned once more in a legal case Kelime

0:27

ta ki bu yasal davada karar nihayet bir kez daha bozulana kadar,

Kelime

the decision was overturned: karar bozuldu

Hukuk İngilizcesinde overturn a decision, yetkili bir mahkemenin daha önce verilmiş bir kararı iptal etmesi veya bozması demektir. Edilgen biçim olan the decision was overturned ifadesinde odak, kararı değiştiren mahkemede değil, değiştirilen karardadır. Burada overturned mecazi anlamdadır; fiziksel olarak devrilen bir şey yoktur. Önceki kararın artık aynı biçimde geçerli olmadığını belirtir, ancak yargılamanın bitip bitmediğini veya yeniden yargılama yapılıp yapılmayacağını tek başına söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen ifadeyle tamamlayın: After the higher court found a serious legal error, ____.

Cevabı göster

the decision was overturned

with more twists and turns than a theme park roller coaster. Deyimler

0:31

bir tema parkı hız treninden daha fazla iniş çıkışa sahip bir davada.

Deyimler

twists and turns: beklenmedik dönemeçler

“Twists and turns”, bir hikâye, dava veya durumda art arda yaşanan beklenmedik değişiklikleri, karmaşık gelişmeleri ya da tersine dönüşleri anlatan bir deyimdir. Burada davanın öngörülemez ve karmaşık ilerlediğini anlatır. Hız treni benzetmesi bu görüntüyü canlandırır; gerçek bir yol veya rotadan söz edilmez.

Alıştırma

“Birçok beklenmedik değişiklik” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: The investigation had several ____ before the truth came out.

Cevabı göster

twists and turns

So just who was this American woman

0:34

Peki bu Amerikalı kadın tam olarak kimdi

and how did she find herself in this wild situation? Kalıp ifadeler

0:36

ve kendini bu çılgın durumun içinde nasıl buldu?

Kalıp ifadeler

find herself in this wild situation: kendini bu tuhaf durumun içinde bulmak

find + dönüşlülük zamiri + in + durum yapısı, kişinin çoğu zaman beklenmedik veya plansız biçimde o duruma gelmiş olduğunu fark etmesi anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneyle eşleşmelidir: I find myself, she finds herself, they find themselves. Bu sorudaki “how did she find herself in ...?” ifadesi, onu bu duruma hangi olaylar zincirinin getirdiğini sorar. Burada “wild”, doğayla ilgili değil, tuhaf veya kontrolden çıkmış anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “find oneself in” yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong train, Maya ____ a city she had never visited.

Cevabı göster

found herself in

That's what we'll find out in this episode of The Infographics Show.

0:38

The Infographics Show'un bu bölümünde işte bunu öğreneceğiz.

Who was Amanda Knox and is she innocent?

0:41

Amanda Knox kimdi ve o masum mu?

Amanda Knox grew up in Seattle with a younger sister and two stepsisters.

0:44

Amanda Knox, Seattle'da kendisinden küçük bir kız kardeşi ve iki üvey kız kardeşiyle büyüdü.

Her mother was a teacher

0:48

Annesi bir öğretmendi

and her father worked in the finance department of a local Macy's.

0:49

ve babası yerel bir Macy's mağazasının finans departmanında çalışıyordu.

She grew up in a middle class neighborhood

0:52

Orta sınıf bir mahallede büyüdü

and was an athlete excelling at soccer and earning the nickname Foxy Knoxy. Kalıp ifadeler

0:53

ve futbolda başarılı olan, Foxy Knoxy lakabını kazanan bir atletti.

Kalıp ifadeler

excelling at soccer: excel at + etkinlik yapısı

Burada excelling at soccer, futbolda son derece iyi performans göstermek demektir. Excel fiili genellikle excel at + etkinlik, beceri veya ders kalıbıyla kullanılır. Excelling, fiilin -ing biçimindeki ortacıdır. excelling at soccer ifadesi onun sporcu olarak hangi konuda başarılı olduğunu ekler; ayrı bir ana eylem anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi excel fiilinin doğru biçimiyle ve etkinliklerden önce kullanılan edatla tamamlayın: Lena has always ____ solving logic puzzles.

Cevabı göster

excelled at

Amanda first went to Italy when she was a teenager

0:58

Amanda, İtalya'ya ilk kez gençken gitti

and visited Rome, Pisa, the Amalfi Coast and the ruins of Pompeii with her family.

1:00

ve ailesiyle birlikte Roma, Pisa, Amalfi Kıyısı ve Pompei kalıntılarını ziyaret etti.

She became fascinated with the country after reading Under the Tuscan Sun by Frances Mayes.

1:05

Frances Mayes'in 'Toskana Güneşi Altında' kitabını okuduktan sonra ülkeye hayran kaldı.

She graduated from Seattle Prep School in 2005

1:10

2005 yılında Seattle Prep School'dan mezun oldu

and studied linguistics at the University of Washington.

1:13

ve Washington Üniversitesi'nde dilbilim okudu.

She worked part-time jobs to fund an academic year in Italy. Kelime

1:15

İtalya'daki bir akademik yılını finanse etmek için yarı zamanlı işlerde çalıştı.

Kelime

fund an academic year: fund + doğrudan nesne

Burada fund, “gerekli parayı sağlamak” anlamında bir fiildir. İtalya’da geçireceği bir akademik yılın masraflarını karşılayabilmek için yarı zamanlı işlerde çalıştı. Bu yapıda fund geçişli bir fiildir; finansman alan etkinlik, proje veya dönemi doğrudan nesne olarak alır: fund an academic year, fund a project, fund research. To fund mastarı çalışma amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fund fiiliyle tamamlayın: The scholarship will ____ one year of study abroad.

Cevabı göster

fund

Amanda was a normal college student.

1:19

Amanda normal bir üniversite öğrencisiydi.

She liked to throw wild parties and was well-liked by her peers.

1:21

Çılgın partiler vermeyi severdi ve akranları tarafından çok sevilirdi.

To further her studies in linguistics, Kelime

1:24

Dilbilim çalışmalarını ilerletmek için

Kelime

further her studies: fiil olarak further

Burada further, “ilerletmek” veya “geliştirmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi her studies olduğundan, further her studies ifadesi akademik çalışmalarını derinleştirmek veya ilerletmek anlamına gelir. Baştaki To further ... mastar yapısı amaç bildirir; ardından anlatılan eylemi neden yaptığını açıklar. Buradaki further, fiziksel mesafeyi belirten “daha uzağa” anlamındaki bir zarf değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede further, “ilerletmek veya geliştirmek” anlamında geçişli bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. We walked further along the river after lunch.
  2. Please call me if you need further information.
  3. The grant will further her research on language learning.
Cevabı göster

The grant will further her research on language learning.

she left Washington for Perugia, Italy

1:26

Washington'dan İtalya'nın Perugia kentine gitti

where she intended to spend a year at a university foreign student program.

1:28

orada bir üniversite yabancı öğrenci programında bir yıl geçirmeyi planlıyordu.

As things turned out, Anlatım akışı

1:32

İşler beklendiği gibi gitmedi

Anlatım akışı

As things turned out: gerçek sonuca geriye dönüp bakmak

As things turned out, cümle başında kullanılan ve “Gerçekte olan şuydu” anlamına gelen bir anlatı çerçevesidir. Sonucun artık bilindiği bir noktadan geçmişe bakar. Genellikle dinleyiciyi önceki plan, beklenti veya görünüşten farklı bir sonuca hazırlar. Beklenen şeyden olayların sonunda gösterdiği gerçeğe geçerek anlatıdaki bilgiyi düzenler. Turned out, fiziksel olarak dönmeyi değil, olayların nasıl geliştiğini anlatır.

Alıştırma

Bu parçada As things turned out neyi belirtir? "We expected a long delay. As things turned out, the train arrived on time."

  1. Konuşmacı, gelecekteki bir plan için talimat veriyor.
  2. Konuşmacı, gerçekte ortaya çıkan beklenmedik sonucu anlatmaya başlıyor.
  3. Konuşmacı, nesnelerin yön değiştirmesini anlatıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, gerçekte ortaya çıkan beklenmedik sonucu anlatmaya başlıyor.

she ended up staying much longer. Öbek fiiller

1:33

sonunda orada çok daha uzun süre kaldı.

Öbek fiiller

ended up staying: nihai sonuç

Ended up staying, olaylar geliştikçe daha uzun süre kalmanın nihai sonuç olduğunu anlatır. Kişinin kalma eylemini bilinçli olarak sona erdirdiği anlamına gelmez. Kalıp end up + fiilin -ing hâlidir. Sonunda ne olduğunu, özellikle de sonuç ilk plandan veya beklentiden farklı olduğunda anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zamanı ve order fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We planned to cook at home, but we ____ pizza instead.

Cevabı göster

ended up ordering

She roomed with 21-year-old Meredith Kercher from London

1:35

Londralı 21 yaşındaki Meredith Kercher ile ev arkadaşı oldu

who was studying in the same program.

1:38

Meredith de aynı programda okuyordu.

A little while after their arrival at Perugia,

1:40

Perugia'ya varışlarından kısa bir süre sonra

Amanda and Meredith attended a classical music concert

1:42

Amanda ve Meredith bir klasik müzik konserine katıldı

where they bumped into engineering student Raffaele Sollecito. Öbek fiiller

1:45

orada mühendislik öğrencisi Raffaele Sollecito ile karşılaştılar.

Öbek fiiller

bumped into: tesadüfi bir karşılaşma

Bu cümlede bumped into, biriyle tesadüfen karşılaşmak anlamına gelir. Konser ortamı, fiziksel bir çarpışmayı değil sosyal bir karşılaşmayı gösterir. Bump into, bir kişiyle plansız karşılaşmayı anlatabilen bir öbek fiildir. Bir kişiye veya nesneye fiziksel olarak çarpmak anlamına da gelebileceği için anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede bumped into, Leo'nun Maya ile tesadüfen karşılaşması anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo arranged to meet Maya at the café at noon.
  2. At a café in another city, Leo unexpectedly bumped into Maya, an old classmate.
  3. In the crowded hallway, Leo bumped into Maya and made her drop her books.
Cevabı göster

At a café in another city, Leo unexpectedly bumped into Maya, an old classmate.

Amanda fell head over heels for this dude Deyimler

1:48

Amanda, bu adama sırılsıklam aşık oldu

Deyimler

fell head over heels for: birine sırılsıklam âşık olmak

Fell head over heels for, birine karşı çok güçlü ve heyecan verici bir romantik çekim ya da aşk hissetmeye başlamak demektir. Bu cümlede Amanda'nın o adama karşı çok yoğun romantik duygular geliştirdiğini anlatır. Bu bir deyimdir; Amanda'nın gerçekten takla attığını anlatmaz. Yapı fall veya fell head over heels for + kişi şeklindedir; for, bu duyguların yöneldiği kişiyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Nina'nın Alex'e karşı yoğun bir romantik çekim hissetmeye başladığını anlatır?

  1. After two dates, Nina kept Alex at arm's length.
  2. After two dates, Nina got cold feet about dating Alex.
  3. After two dates, Nina fell head over heels for Alex.
Cevabı göster

After two dates, Nina fell head over heels for Alex.

who she said looked like a young Italian Harry Potter

1:51

onun genç İtalyan bir Harry Potter’a benzediğini söylüyordu,

with rimless glasses and a floppy fringe.

1:54

çerçevesiz gözlükleri ve sarkık kakülleriyle.

She soon started living with the young Italian

1:56

Kısa süre sonra bu genç İtalyan ile yaşamaya başladı

and she liked crashing at Sollecito's student apartment. Kelime

1:58

ve Sollecito'nun öğrenci dairesinde kalmayı seviyordu.

Kelime

crashing at: bir yerde geçici olarak gecelemek

crashing at Sollecito's student apartment ifadesindeki crash, bir şeye çarpmak veya zarar vermek değil, orada geçici olarak kalıp uyumak demektir. crash at + yer günlük bir ifadedir ve genellikle plansız, kısa veya sade bir gece konaklamasını anlatır. Crashing, onun yapmaktan hoşlandığı eylemi gösteren -ing biçimidir. At, kaldığı yeri tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede crash, bir arkadaştan onun evinde bir gece uyumak için izin istemek amacıyla doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Can I crash at your place tonight?
  2. I need a cheap hotel near your place tonight.
  3. I nearly crashed into your gate tonight.
Cevabı göster

Can I crash at your place tonight?

Because he was a bit of a loner,

2:01

Biraz yalnız takılan biri olduğu için

he lived by himself

2:02

tek başına yaşıyordu

and the couple could get some privacy in the place set up by Sollecito's wealthy urologist father.

2:03

ve çift, Sollecito'nun zengin ürolog babası tarafından kurulan o yerde biraz mahremiyet bulabiliyordu.

The only problem with the apartment was that it was prone to flooding Kalıp ifadeler

2:08

Dairenin tek sorunu su baskınlarına eğilimli olmasıydı

Kalıp ifadeler

be prone to flooding: su baskınına yatkın olmak

be prone to flooding ifadesinde prone, mevcut bir zayıflık nedeniyle istenmeyen bir olayı tekrar tekrar yaşama olasılığının yüksek olduğunu belirtir. Cümle, su baskınını kesin olarak gerçekleşecek tek bir olay değil, dairenin taşıdığı bir risk olarak sunar. Burada to, isim gibi işlev gören -ing biçimi flooding'i getirir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be prone to + isim veya -ing biçimidir: prone to errors, prone to overheating.

Alıştırma

Cümleyi be prone to ve overheat fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This older laptop is ____.

Cevabı göster

prone to overheating

and on one fateful morning,

2:11

ve kaderi belirleyen bir sabah,

Amanda decided to leave the building

2:13

Amanda binadan ayrılmaya karar verdi

while her boyfriend spoke to his dad about the plumbing.

2:15

erkek arkadaşı ise babasıyla tesisat hakkında konuşurken.

Knox left for her own building that she shared with Kercher and the two Italians

2:17

Knox, Kercher ve iki İtalyanla paylaştığı kendi binasına doğru yola çıktı

to grab a shower and freshen up. Notlar

2:21

bir duş alıp tazelenmek için.

Kalıp ifadeler

grab a shower: hızlıca duş almak

grab a shower ifadesinde grab, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez. take a shower demenin gündelik bir yoludur ve duşun hızlıca alınacağı ya da kısa bir araya sığdırılacağı fikrini de taşır. Bu ifade, duş almayı kısa ve kolayca tamamlanan bir etkinlik olarak sunar. grab fiilinin bu gündelik kullanımı grab a coffee ve grab a bite gibi ifadelerde de görülür; ancak her etkinlik grab ile doğal biçimde kullanılamaz.

Alıştırma

Yola çıkmadan önce yalnızca on beş dakikanız var. Hızlıca duş alacağınızı söylemenin doğal ve gündelik yolu hangi cümledir?

  1. I'll grab a shower before we go.
  2. I'll collect a shower before we go.
  3. I'll seize a shower before we go.
Cevabı göster

I'll grab a shower before we go.

Öbek fiiller

freshen up: hızlıca temizlenip üstünü başını düzeltmek

Freshen up; yüzünü yıkamak, dişlerini fırçalamak, kıyafet değiştirmek veya saçını düzeltmek gibi, kendini daha temiz ve bakımlı hissetmek ve görünmek için birkaç işi hızlıca yapmak demektir. Burada grab a shower ifadesinden sonra geldiği için bir kez daha tam olarak duş almaktan ziyade genel hazırlanma işlerini ekler. Bu öbek fiil, yapılan işlerin tam olarak neler olduğunu çoğu zaman belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “hızlıca yıkanıp üstünü başını düzeltmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After the gym, I have ten minutes to ____ before dinner.

Cevabı göster

freshen up

Arriving back at the place,

2:22

Mekana geri döndüğünde,

she noticed things weren't quite right. Kalıp ifadeler

2:24

işlerin pek yolunda olmadığını fark etti.

Kalıp ifadeler

things weren't quite right: bir şeyler pek yolunda değildi

Things weren't quite right, genel durumun tuhaf veya yanlış göründüğünü, ancak onun henüz kesin sorunu belirleyemediğini anlatır. Not quite right içinde quite, olumsuz yargıyı daha az kesin hâle getirir: durum tam olarak beklendiği gibi değildir. İfade, belirli bir suçlama yapmak yerine ilk ve belirsiz bir izlenimi aktarır.

Alıştırma

Genel durumun biraz yanlış göründüğüne ilişkin belirsiz ve dolaylı hissi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Things weren't quite right.
  2. Something was definitely wrong.
  3. Everything was working perfectly.
Cevabı göster

Things weren't quite right.

The front door to the premises had been left ajar. Kelime

2:26

Tesisin ön kapısı aralık bırakılmıştı.

Kelime

leave ... ajar: bir şeyi aralık bırakmak

had been left ajar ifadesinde ajar, “biraz açık” veya “aralık” anlamına gelen bir sıfattır. Edilgen leave + nesne + sıfat yapısı, birinin oluşturduğu ya da sürmesine izin verdiği durumu anlatır: biri, o gelmeden önce ön kapıyı aralık bırakmıştı. Ajar genellikle kapı, pencere, bahçe kapısı veya benzer nesneleri anlatır. Tamamen açık anlamına gelmez.

Alıştırma

“Biraz açık” anlamındaki bu derste geçen sıfatla cümleyi tamamlayın: To let in some air, Mia left the window ____.

Cevabı göster

ajar

She called out and silence answered her. Deyimler

2:29

Seslendi ve ona sadece sessizlik cevap verdi.

Deyimler

silence answered her: cevapsızlığın kişileştirilmesi

Silence answered her, soyut silence ismine answered insan eylemini verir. Bu kişileştirme, sessizliğin gerçekten konuştuğu anlamına gelmez; onun seslendiği ama kimsenin cevap vermediği anlamına gelir. Sessizliği “cevap” hâline getiren anlatım, sesin yokluğunu etkin ve tedirgin edici bir şeye dönüştürür. Daha genel olarak, yaratıcı yazıda bir nesne ya da fikir insana özgü bir eylem yaptığında, bu eylemi gerçek bir olay olarak değil, ruh hâli ve anlam hakkında bir ipucu olarak okuyun.

Alıştırma

She called out and silence answered her. cümlesindeki kişileştirme neyi gösterir?

  1. Kimse cevap vermedi ve karşılık gelmemesi tedirgin edici hissettiriyor.
  2. Bir cevap duydu ama anlayamadı.
  3. Biri ona sessiz olmasını alçak sesle söyledi.
Cevabı göster

Kimse cevap vermedi ve karşılık gelmemesi tedirgin edici hissettiriyor.

Kercher's door was shut

2:31

Kercher'in kapısı kapalıydı

and Amanda assumed she was asleep.

2:32

ve Amanda onun uyuduğunu sandı.

After taking a shower,

2:34

Duş aldıktan sonra,

she noticed drops of blood in the sink.

2:35

lavaboda kan damlaları olduğunu fark etti.

Then after going into the second bathroom,

2:37

Sonra ikinci banyoya girdikten sonra,

she noticed somebody had defecated in the toilet without flushing.

2:39

birisinin tuvalete dışkıladığını ve sifonu çekmediğini fark etti.

This was most strange.

2:43

Bu çok tuhaftı.

Knowing her roommates wouldn't have forgotten to flush, Dilbilgisi

2:44

Ev arkadaşlarının sifonu çekmeyi unutmayacağını bildiğinden

Dilbilgisi

Knowing ... wouldn't have forgotten: bilgiye dayalı bir neden sunmak

Baştaki Knowing ... ortaç yan cümlesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: she. Bu yapı, onun bildiği şeyi sonraki tepkinin, yani she began to panic ifadesinin dayanağı olarak sunar. Wouldn't have forgotten, would + not + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada geçmişteki bir olasılığa ilişkin güçlü bir olumsuz değerlendirme ifade eder: Ev arkadaşları hakkında bildiklerine göre sifonu çekmeyi unutmuş olmalarını çok düşük bir olasılık olarak görür. Bu, geleceğe yönelik bir tahmin değildir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümle ne anlama geliyor?

  1. Ev arkadaşlarının daha sonra sifonu çekmeyi unutacağını tahmin etti.
  2. Ev arkadaşlarının bilerek sifonu çekmeyi reddettiğini öğrendi.
  3. Ev arkadaşlarının unutmuş olmasını çok düşük bir olasılık olarak görüyordu ve bu inanç tepkisini açıklıyordu.
Cevabı göster

Ev arkadaşlarının unutmuş olmasını çok düşük bir olasılık olarak görüyordu ve bu inanç tepkisini açıklıyordu.

she began to panic.

2:47

paniğe kapılmaya başladı.

She fled back to her Italian lover.

2:48

İtalyan sevgilisinin yanına kaçtı.

She returned later with her boyfriend Sollecito to check for signs of a break-in. Kalıp ifadeler

2:50

Daha sonra içeri zorla girilme belirtilerini kontrol etmek için erkek arkadaşı Sollecito ile birlikte geri döndü.

Kalıp ifadeler

signs of a break-in: yasa dışı giriş belirtileri

Signs of a break-in, birinin bir eve veya binaya yasa dışı biçimde girmiş olabileceğini gösteren gözlemlenebilir izler anlamına gelir; örneğin kapı veya pencere çevresindeki hasarlar. Signs of, bir olayın gerçekleştiğini düşündüren kanıtları tanıtır ancak kesin kanıt bulunduğunu iddia etmez. Check for signs of a break-in ifadesinde check for, bu izleri bilinçli olarak aramak demektir. Break-in sayılabilen bir birleşik isimdir; bu nedenle a break-in tek bir yasa dışı giriş olayını belirtir.

Alıştırma

Güvenlik raporunu yasa dışı giriş olayını belirten birleşik isimle tamamlayın: The guard found signs of ____ near the back door.

Cevabı göster

a break-in

Her own room appeared to be untouched. Dilbilgisi

2:54

Kendi odasına dokunulmamış gibi görünüyordu.

Dilbilgisi

appeared to be: ihtiyatlı bir gözlem

appeared to be untouched ifadesinde appeared to be, untouched durumunu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, gözleme dayalı bir sonuç olarak sunar. Oda değişmemiş gibi görünür, ancak konuşan kişi daha sonra ortaya çıkacak kanıtların bunun tersini gösterebileceği ihtimalini açık bırakır. Bir şeyin nasıl göründüğünü aktarırken kesinlik derecenizi sınırlamak istediğinizde appear to be + sıfat veya isim öbeği yapısını kullanın.

Alıştırma

Bir araştırmacı kilitli bir dolaba yalnızca bakmıştır ve kesin bir iddiada bulunmak istememektedir. Hangi cümle en uygundur?

  1. No one has opened the cabinet.
  2. The cabinet is definitely unopened.
  3. The cabinet appears to be unopened.
Cevabı göster

The cabinet appears to be unopened.

They were unable to break into Kercher's room.

2:56

Kercher'in odasına girmeyi başaramadılar.

Sollecito called the Italian military police

2:59

Sollecito İtalyan askeri polisini aradı

and two officers arrived at the scene. Kalıp ifadeler

3:01

ve olay yerine iki polis memuru geldi.

Kalıp ifadeler

at the scene: olayın gerçekleştiği yer

At the scene, belirli bir olayın, kazanın veya suçun gerçekleştiği yerde anlamına gelir. Buradaki the scene, bir sahne veya filmdeki bir bölüm değil, olayın gerçekleştiği yerdir. Bu ifade olayı, bilinen bir referans noktası olarak ele alır. Böylece polis, acil durum birimleri ve haberler olayı yeniden açıklamadan ilgili yeri belirtebilir.

Alıştırma

Hangi cümle sağlık görevlilerinin kazanın gerçekleştiği yere ulaştığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The paramedics arrived at a scene in the movie.
  2. The paramedics appeared in the scene within minutes.
  3. The paramedics arrived at the scene within minutes.
Cevabı göster

The paramedics arrived at the scene within minutes.

The officers who arrived were postal police officers

3:03

Gelen memurlar posta polisi memurlarıydı

and not equipped to deal with a violent crime. Kalıp ifadeler

3:06

ve şiddet içeren bir suçla başa çıkacak donanıma sahip değillerdi.

Kalıp ifadeler

be equipped to deal with: bir şeyi ele alacak kapasiteye ve hazırlığa sahip olmak

Burada be equipped to deal with, zor bir durumla başa çıkmak için gereken kaynaklara, eğitime veya yeteneğe sahip olmak anlamına gelir. Equipped yalnızca fiziksel ekipman taşımaktan daha geniş bir anlam taşır. Kalıp be equipped to + fiil şeklindedir. Deal with, bir şeyi yönetmek veya ona karşılık vermek anlamına gelir; bu nedenle not equipped to deal with a violent crime, görevlilerin bu tür bir olayı ele almak için yeterince hazırlıklı olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “başa çıkmak için gereken hazırlığa ve yeteneğe sahip” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The rescue team is ____ major floods.

Cevabı göster

equipped to deal with

As a result,

3:08

Sonuç olarak,

the crime scene was botched with untrained officers letting the students roam around Kelime

3:09

olay yeri, eğitimsiz polislerin öğrencilerin etrafta dolaşmasına izin vermesiyle berbat edildi

Kelime

was botched: sonuç zarar görecek kadar kötü ele alındı

was botched ifadesinde botched, botch fiilinin edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır: birileri suç mahallini çok kötü yönetmiştir. Edilgen yapı, tek bir kişiyi sorumlu olarak adlandırmak yerine dikkati olay yerine ve onu yönetmedeki başarısızlığa verir. Botch, işin yalnızca kusurlu olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Sonucu bozan yetersizlik veya ciddi hatalar olduğunu düşündürür; burada olay yerinin kötü denetlenmesi soruşturmayı tehlikeye atabilirdi.

Alıştırma

“The crime scene was botched” ne anlama gelir?

  1. Olay yerini bulmak zordu ama yanlış yönetilmedi.
  2. Olay yeri o kadar kötü yönetildi ki soruşturma zarar görebilirdi.
  3. Olay yeri eğitimli görevliler tarafından dikkatle korundu.
Cevabı göster

Olay yeri o kadar kötü yönetildi ki soruşturma zarar görebilirdi.

and when they finally broke into the bedroom and found Kercher's body,

3:13

ve sonunda yatak odasının kapısını kırıp Kercher'in cesedini bulduklarında,

all the students present ran out onto the street screaming.

3:17

orada bulunan tüm öğrenciler çığlık atarak sokağa koştular.

Both Amanda Knox and Raffaele Sollecito

3:20

Hem Amanda Knox hem de Raffaele Sollecito

were taken in for questioning for 5 days. Öbek fiiller

3:23

sorgulanmak üzere 5 günlüğüne gözaltına alındı.

Öbek fiiller

be taken in for questioning: sorgulanmak üzere götürülmek

Edilgen be taken in for questioning yapısında yetkililer, soru sormak amacıyla birini polis merkezine veya başka bir resmî yere götürür. Taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; for questioning ise götürülme amacını belirtir. Bu ifade bir soruşturmanın yalnızca bir aşamasını anlatır. Tek başına kişinin resmen gözaltına alındığı, suçlandığı veya suçlu bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Polisin tanıkları soru sormak üzere götürdüğünü, ancak gözaltına alındıklarını iddia etmediğini belirten ifadeyle haber cümlesini tamamlayın: The two witnesses were ____ overnight.

Cevabı göster

taken in for questioning

They were heavily interrogated.

3:25

Ağır bir sorgulamadan geçirildiler.

Amanda's mother pleaded with her to flee the country, Kalıp ifadeler

3:27

Amanda'nın annesi ondan ülkeden kaçması için yalvardı

Kalıp ifadeler

plead with someone to do something: birine bir şey yapması için yalvarmak

plead with someone to do something yapısında plead, durum acil veya ciddi olduğu için birinden çok içten ve ısrarlı biçimde bir şey istemek anlamına gelir. Nötr ask fiiline göre çok daha duygusaldır. pleaded with her to flee the country ifadesinde her, isteğin yöneltildiği kişidir; to flee ise istenen eylemi belirtir. Flee the country sıradan bir yolculuğa çıkmak değil, tehlikeden kaçmak için ülkeyi hızla terk etmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi plead fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: Maya ____ her brother to call for help.

Cevabı göster

pleaded with

but she remained in Perugia despite the increasing implications.

3:29

ancak artan şüphelere rağmen Perugia'da kaldı.

Under heavy questioning,

3:32

Ağır sorgulama altında,

Sollecito admitted that Amanda may have been able to leave his apartment at night Dilbilgisi

3:34

Sollecito, Amanda'nın gece dairesinden çıkmış

Dilbilgisi

may have been able to leave: belirsiz geçmiş yetenek

May have been able to + fiilin yalın hâli iki anlamı birleştirir: may have geçmiş hakkında belirsiz bir değerlendirme bildirirken be able to yetenek veya pratik imkân ifade eder. Burada Amanda'nın o gece daireden ayrılma yeteneğine veya imkânına sahip olmuş olabileceği anlamına gelir. Bu ifade onun gerçekten ayrıldığını söylemez. Ayrılmasının kesin olarak mümkün olduğunu da doğrulamaz; konuşmacı iddiayı ihtiyatlı biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, onun ayrılma yeteneği veya imkânına sahip olup olmadığının belirsiz olduğunu söylerken gerçekten ayrıldığını belirtmez?

  1. She may have left through the back door.
  2. She may have been able to leave through the back door.
  3. She was able to leave through the back door.
Cevabı göster

She may have been able to leave through the back door.

and go back to her main residence.

3:38

ve kendi ana ikametgahına geri dönmüş olabileceğini kabul etti.

Cops presented the scenario to Amanda

3:40

Polisler bu senaryoyu Amanda'ya sundu

who signed the report saying that she had indeed returned to the house on the night in question, Kelime

3:42

o da söz konusu gece gerçekten eve döndüğünü söyleyen raporu imzaladı

Kelime

on the night in question: konuşulan belirli gece

On the night in question, şu anda konuşulan veya araştırılan belirli gecede anlamına gelir. Bu cümlede tarih veya ayrıntılar tekrarlanmadan ilgili gece belirtilir. In question, isimden sonra gelen bir niteleyicidir: night sözcüğünü izler ve göndermeyi ele alınan geceyle sınırlar. Gecenin şüpheli olduğu veya birinin soru sorduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşulan belirli öğeyi ifade eden dersteki resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: The lawyer examined the document ____.

Cevabı göster

in question

but later she reported that force was used to acquire confessions from her during the interrogation.

3:46

ancak daha sonra sorgu sırasında kendisinden itiraf almak için güç kullanıldığını bildirdi.

Several days later,

3:51

Birkaç gün sonra,

both Sollecito and Amanda were charged with murder. Kelime

3:53

hem Sollecito hem de Amanda cinayetle suçlandılar.

Kelime

be charged with murder: cinayetle suçlanmak

be charged with + crime yapısında charge, “birini suç işlemekle resmî olarak suçlamak” anlamına gelen hukuki bir fiildir. Buradaki edilgen yapı, her iki kişi hakkında da resmî suçlama yapıldığını belirtir. Bir kişi hakkında suçlama yapılması, onun suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Bu aşama olası bir davadan önce gelir ve iki kişiden herhangi birinin mahkûm edildiğini göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, şüphelinin suçlu bulunduğunu söylemeden yetkililerin onu kundakçılıkla resmî olarak suçladığını belirtir?

  1. The suspect was tried for arson.
  2. The suspect was charged with arson.
  3. The suspect was convicted of arson.
Cevabı göster

The suspect was charged with arson.

This led to an international controversy Kalıp ifadeler

3:55

Bu uluslararası bir tartışmaya yol açtı

Kalıp ifadeler

led to an international controversy: uluslararası bir tartışmaya yol açtı

Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. X led to Y yapısı X’i neden, Y’yi ise sonuç olarak sunar. Burada önceki olayın birçok ülkede ciddi kamuoyu anlaşmazlığına ve tartışmaya neden olduğu belirtilir. Bu yapı neden-sonuç bağını açıkça gösterir; yalnızca bir olayın başka bir olaydan sonra gerçekleştiğini söylemekten daha fazlasını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A missing permit ____ the event's cancellation.

Cevabı göster

led to

as US forensic experts thought the evidence at the crime scene was flimsy. Kelime

3:58

çünkü ABD'li adli tıp uzmanları olay yerindeki kanıtların zayıf olduğunu düşünüyordu.

Kelime

flimsy evidence: zayıf kanıt, kanıt yokluğu değil

Burada flimsy, fiziksel olarak ince bir nesneyi değil, evidence sözcüğünü niteler. Kanıtın zayıf, ikna edici olmaktan uzak veya güvenilir bir sonucu destekleyecek kadar sağlam olmadığını anlatır. Kanıtı flimsy diye nitelemek, kalitesine yönelik olumsuz bir değerlendirmedir. Bu, hiç kanıt olmadığı anlamına gelmez; mevcut kanıtın zayıf destek sunduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bir haberde "The prosecution's evidence was flimsy" ne anlama gelir?

  1. Kanıt vardı ancak zayıf ve ikna edici değildi.
  2. Kanıt ince ve dayanıksız bir malzemeden yapılmıştı.
  3. Soruşturmacılar hiçbir kanıt bulamadı.
Cevabı göster

Kanıt vardı ancak zayıf ve ikna edici değildi.

In fact,

4:01

Aslında,

not a single piece of Amanda's DNA was found in the room Dilbilgisi

4:02

Meredith Kercher'in vahşice öldürüldüğü odada

Dilbilgisi

not a single piece of...: sıfırı güçlü biçimde vurgulama

Not a single + tekil sayılabilen isim, sayının sıfır olduğunu vurgulu biçimde söylemenin bir yoludur. Bu cümlede single olumsuzluğu güçlendirir ve Amanda'nın DNA'sına ait hiçbir parçanın bulunmadığını vurgular. DNA normalde sayılamayan bir isim olduğu için piece of, onu sayılabilen bir iz veya kanıt parçası olarak sunar.

Alıştırma

Vurgulu cümleyi "not a single" ile tamamlayın: After three careful checks, we found ____ error in the report.

Cevabı göster

not a single

where Meredith Kercher was brutally murdered.

4:05

Amanda'nın DNA'sından tek bir parça bile bulunamadı.

A person would normally shed DNA Kelime

4:07

Bir kişi odada otururken veya dolaşırken

Kelime

shed DNA: DNA'yı doğal olarak geride bırakmak

Burada shed, biyoloji ve adli bilimlerde kullanılan bir fiildir. Küçük biyolojik maddelerin, örneğin deri hücrelerinin, kişiden doğal olarak ayrılıp geride DNA bırakmasını anlatır. shed DNA, DNA'yı bilerek atmak anlamına gelmez; normal ve kasıtsız bir süreci belirtir. Bu cümlede would normally, bu sürecin insanların genellikle yaptığı bir şey olduğunu gösterir. Böylece normal temas veya hareket sonrasında DNA'nın neden bulunabileceği açıklanır.

Alıştırma

Bu cümlede shed DNA ne anlama geliyor?

  1. Bir kişinin kasten attığı DNA
  2. Bir kişinin doğal olarak geride bıraktığı DNA
  3. Bir kişinin suç işlediğini kanıtlayan DNA
Cevabı göster

Bir kişinin doğal olarak geride bıraktığı DNA

as he or she sits or walks around a room.

4:09

normalde etrafa DNA saçar.

Giuliano Mignini,

4:12

Giuliano Mignini,

the Italian investigator/prosecutor and avid Sherlock Holmes fan,

4:13

İtalyan müfettiş/savcı ve hevesli bir Sherlock Holmes hayranı

was convinced that a woman had committed the crime

4:18

cinayeti bir kadının işlediğine ikna olmuştu

because the body was found with a blanket covering it.

4:20

çünkü ceset üzeri bir battaniyeyle örtülü olarak bulunmuştu.

And according to him,

4:23

Ve ona göre,

a man would never think to cover a body in such a way.

4:24

bir erkeğin aklına bir cesedi bu şekilde örtmek asla gelmezdi.

The DNA evidence pointed towards Rudy Guede, Kalıp ifadeler

4:27

DNA kanıtları Rudy Guede'i işaret ediyordu

Kalıp ifadeler

DNA evidence pointed towards Rudy Guede

Burada DNA evidence pointed towards Rudy Guede, kanıtların Rudy Guede'nin olayla bağlantılı olabilecek bir kişi olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Özne olan evidence fiziksel olarak bir yeri göstermiyor; pointed towards, ipuçlarının veya bilgilerin önerdiği yönü mecaz olarak anlatır. Bu ifade bilerek proved ifadesinden daha az kesin bırakılmıştır. Kanıtlara dayalı bir ipucunu veya sonuç yönünü bildirir; yalnızca bu kanıtların suçluluğu kesin olarak ortaya koyduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede pointed towards ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak Rudy Guede'nin yönüne hareket etti
  2. Rudy Guede'nin suçlu olduğunu kanıtladı
  3. Rudy Guede'nin olayla muhtemelen bağlantılı olduğunu öne sürdü
Cevabı göster

Rudy Guede'nin olayla muhtemelen bağlantılı olduğunu öne sürdü

a friend of the Italians who also lived at the apartment.

4:29

o evde yaşayan İtalyanların bir arkadaşıydı.

Guede had been accused of several burglaries Kelime

4:32

Guede birkaç hırsızlıkla suçlanmıştı

but was yet to have any convictions.

4:34

ancak henüz herhangi bir mahkumiyeti yoktu.

Kelime

accused of ... ve have any convictions: suçlama ile mahkûmiyet

Be accused of a crime, bir kişinin suçu işlediğinin ileri sürüldüğü anlamına gelir ve genellikle resmî hukuki bağlamlarda kullanılır. Suçlama, suçluluğu kanıtlamaz. Have a conviction, kişinin kaydında mahkemenin verdiği bir suçluluk kararının bulunması demektir. Burada was yet to have any convictions, o zamana kadar böyle bir mahkûmiyet kararının kayda geçmediğini belirtir. Bu bağlamda convictions, “kişisel inançlar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir haberde polisin Leo'dan hırsızlık şüphesiyle söz ettiği, ancak hiçbir mahkemenin onu suçlu bulmadığı belirtiliyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. Leo has been convicted of burglary, but no one has accused him.
  2. Leo's convictions are his strong personal beliefs about burglary.
  3. Leo has been accused of burglary, but he has no convictions.
Cevabı göster

Leo has been accused of burglary, but he has no convictions.

He was arrested in Germany

4:36

Almanya'da tutuklandı

and admitted to being at the murder scene, Dilbilgisi

4:37

ve cinayet mahallinde bulunduğunu kabul etti,

Dilbilgisi

admitted to being: admit to + ulaç

admit to + isim veya ulaç yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Burada admitted to being, cinayet mahallinde bulunduğunu kabul ettiği anlamına gelir; cinayeti işlediğini kabul ettiği anlamına gelmez. Tam bir yan cümle kullanmak için admit (that) + özne + çekimli fiil yapısını kullanın: He admitted that he was there. admit to içindeki to ögesini mastar işareti olarak değerlendirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi admitted to sonrasında be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya admitted to ____ late for the interview.

Cevabı göster

being

but stated he didn't kill Kercher.

4:39

ancak Kercher'i öldürmediğini belirtti.

He also said that neither Knox nor Sollecito were involved in any way. Dilbilgisi

4:41

Ayrıca ne Knox'un ne de Sollecito'nun hiçbir şekilde işin içinde olmadığını söyledi.

Dilbilgisi

ne Knox ne Sollecito

neither A nor B, iki parçalı bir olumsuzluk yapısıdır: neither ilk öğeyi, nor ise ikinci öğeyi tanıtır. Birlikte kullanıldıklarında, sonraki ifadenin ne A ne de B için geçerli olduğunu belirtirler. Burada neither Knox nor Sollecito were involved in any way, Knox'un dahil olmadığını ve Sollecito'nun da dahil olmadığını anlatır. Any way, dahil olmanın hiçbir biçiminin söz konusu olmadığını vurgular.

Alıştırma

İki kişinin de projeye katılmadığını açıkça belirten cümleyi seçin.

  1. Either Maya or Luis joined the project.
  2. Both Maya and Luis joined the project.
  3. Neither Maya nor Luis joined the project.
Cevabı göster

Neither Maya nor Luis joined the project.

Despite this,

4:45

Buna rağmen,

the Italian Sherlock Holmes Mignini

4:46

İtalyan Sherlock Holmes Mignini

was convinced Amanda Knox and Sollecito were also murderers.

4:48

Amanda Knox ve Sollecito'nun da katil olduğuna ikna olmuştu.

Guede was tried in October 2008.

4:51

Guede, Ekim 2008'de yargılandı.

He was found guilty of the murder and sexual assault of Meredith Kercher

4:54

Meredith Kercher'i öldürmekten ve cinsel saldırıdan suçlu bulundu

and was sentenced to 30 years.

4:57

ve 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

He is currently still serving the sentence. Kalıp ifadeler

4:59

Şu anda cezasını çekmeye devam ediyor.

Kalıp ifadeler

cezasını çekmek

Serve a sentence, mahkemenin verdiği hapis süresini geçirmek anlamına gelen sabit bir hukuk terimidir. Buradaki sentence, dilbilgisel bir cümleyi değil, ceza süresini ifade eder. He is currently still serving the sentence cümlesinde şimdiki zamanın devamlı biçimi hapis süresinin şu anda devam ettiğini gösterir; still ise sürenin henüz bitmediğini vurgular.

Alıştırma

serve a sentence ifadesinin mahkemenin verdiği hapis süresini geçirmek anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. After the court imposed a prison term, he began serving his sentence.
  2. The volunteer served the community for years.
  3. She served dinner to the guests.
Cevabı göster

After the court imposed a prison term, he began serving his sentence.

Knox and Sollecito were tried together in a separate trial.

5:01

Knox ve Sollecito, ayrı bir duruşmada birlikte yargılandılar.

Mignini painted Amanda as a wildly sexual young American Deyimler

5:04

Mignini, Amanda'yı vahşi, cinsel dürtüleri yüksek genç bir Amerikalı olarak resmetti

Deyimler

painted Amanda as: birini seçilmiş bir imajla sunmak

Burada painted Amanda as, Amanda'yı belirli bir şekilde sundu veya onun hakkında belirli bir imaj yarattı demektir. Kalıp paint + kişi + as + kimlik ya da betimleme şeklindedir. Paint bilinçli bir çerçeveleme anlamı taşır: konuşan kişi, dinleyicinin onu belirli bir biçimde görmesi için bazı ayrıntıları seçer. Bu nedenle devamındaki tanım tarafsız bir gerçek değil, Mignini'nin oluşturduğu portredir. Bu kalıp, dinleyicinin izlenimini kimin şekillendirdiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

paint someone as kalıbını tamamlayın: In its ads, the campaign painted its opponent ____ weak and indecisive.

Cevabı göster

as

who had dragged the influential young Italian Deyimler

5:08

nüfuzlu genç İtalyan'ı

into a world of reefer madness and murder. Kültür

5:10

esrar çılgınlığı ve cinayetle dolu bir dünyaya sürükleyen kişi olarak anlattı.

Deyimler

dragged ... into a world: katılımı zorla olmuş gibi sunmak

Burada dragged the influential young Italian into a world, onun tehlikeli ve yabancı bir yaşam alanına karışmasına neden oldu demektir. Dragged mecazidir; fiziksel olarak çekip sürüklemeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp drag + kişi + into + durum şeklindedir; a world of + isim ise bütün bir ortamı ya da yaşam biçimini vurgular. Drag güç kullanma veya direnç anlamı taşıdığı için bir kişiyi etkin biçimde etki eden taraf, diğerini ise sürüklenen taraf olarak gösterir. Bu, sorumluluğu taraflı ve güçlü biçimde yükleyen bir anlatımdır; tarafsız değildir.

Alıştırma

Maya'nın zararlı bir etkinliğe isteği dışında çekildiğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Her new friends brought Maya into a world of professional design.
  2. Her new friends dragged Maya into a world of illegal gambling.
  3. Her new friends introduced Maya to a world of competitive chess.
Cevabı göster

Her new friends dragged Maya into a world of illegal gambling.

Kültür

Yüklü bir ifade olan reefer madness

Reefer, marihuana anlamına gelen eski moda bir Amerikan İngilizcesi argo sözcüğüdür. Reefer madness, esrarın insanları şiddete eğilimli, mantıksız veya ahlaken yozlaşmış hâle getirdiğine dair abartılı korkuyu ifade eder. Bu cümlede ifade, esrar kullanımını tarafsız biçimde adlandırmaz. Murder ile yan yana getirilmesi, anlatıma sansasyonel, damgalayıcı bir ahlaki panik tonu verir.

Alıştırma

Bu cümlede reefer madness neyi çağrıştırıyor?

  1. Esrara ilişkin sansasyonel bir ahlaki panik
  2. Yasal esrar satışının tarafsız bir tanımı
  3. Sıradan tütün bağımlılığı için kullanılan tıbbi bir terim
Cevabı göster

Esrara ilişkin sansasyonel bir ahlaki panik

The jury bought the story Deyimler

5:12

Jüri bu hikayeye inandı

Deyimler

bought the story: anlatılanlara inanmak

Bought, buy fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak bought the story burada mecaz anlamda kullanılır. “Sunulan olay anlatısına inandı veya onu kabul etti” demektir. Bu ifade çoğu zaman konuşanın söz konusu anlatıyı şüpheli, eksik veya kasıtlı biçimde ikna edici bulduğunu gösterir. Birinin bir hikâyeye para ödediği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Anlatılanlara inandı” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The explanation was unlikely, but the jury ____.

Cevabı göster

bought the story

and they were sentenced to 25 and 26 years respectively. Kelime

5:14

ve sırasıyla 25 ve 26 yıl hapis cezasına çarptırıldılar.

Kelime

Respectively: iki listeyi sırayla eşleştirmek

Respectively, iki listedeki ögeleri verildikleri sıraya göre eşleştirmeniz gerektiğini belirtir. Burada daha önce adı geçen ilk kişi 25 yıl, ikinci kişi ise 26 yıl hapis cezası almıştır. Genellikle kişilere veya ögelere atanan sonuçların ya da özelliklerin ardından gelir. Cümleyi, herkesin ceza aldığını söyleyen genel bir ifade olarak değil, sıralı bir eşleştirme olarak okuyun.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “Maya and Leo scored 82 and 91 points, respectively.” Doğru yorum hangisidir?

  1. Maya 91, Leo ise 82 puan aldı.
  2. Maya 82, Leo ise 91 puan aldı.
  3. Maya ve Leo'nun ikisi de 82 ile 91 arasında puan aldı.
Cevabı göster

Maya 82, Leo ise 91 puan aldı.

Support from the media in America helped fund an appeal case.

5:17

Amerika'daki medyanın desteği, bir temyiz davasının finanse edilmesine yardımcı oldu.

A 2011 appeal was successful

5:20

2011'deki temyiz davası başarılı oldu

and the pair was freed.

5:22

ve çift serbest bırakıldı.

However,

5:24

Ancak,

in a tragic twist, Anlatım akışı

5:24

trajik bir bükülmeyle,

Anlatım akışı

In a Tragic Twist: üzücü ve beklenmedik bir dönüşü bildirmek

In a tragic twist, dinleyiciyi hikâyeyi daha üzücü hâle getiren veya kötü bir sona götüren beklenmedik bir değişime hazırlayan bir anlatı işaretidir. Burada twist, fiziksel bir dönme hareketini değil, olayların şaşırtıcı biçimde yön değiştirmesini anlatır. Bir sonraki olaydan önce yer alarak ardından gelen bilginin hem beklenmedik hem de trajik olduğunu gösterir ve hikâyeyi düzenler. Haber dosyalarında, belgesellerde ve hikâye anlatımında yaygındır.

Alıştırma

“In a tragic twist,” işaretinden sonra en uygun devam hangisidir?

  1. kafe menüsüne yeni bir tatlı ekledi.
  2. kurtarma ekibi, kayıp yürüyüşçülerin yardım ulaşmadan kısa süre önce öldüğünü öğrendi.
  3. toplantı planlanandan beş dakika geç başladı.
Cevabı göster

kurtarma ekibi, kayıp yürüyüşçülerin yardım ulaşmadan kısa süre önce öldüğünü öğrendi.

they were once again found guilty in 2014

5:25

2014 yılında bir kez daha suçlu bulundular

after the appeal was successfully overturned

5:28

temyizin başarıyla bozulmasından sonra

and a new trial found the pair guilty once more.

5:30

ve yeni bir duruşma çifti bir kez daha suçlu buldu.

The world looked on at a legal case Öbek fiiller

5:33

Dünya, bir pembe dizinin tüm heyecanına sahip olan bu yasal davayı

Öbek fiiller

looked on: katılmadan izlemek

“Looked on”, “look on” öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, harekete geçen biri olmak yerine bir olayı dışarıdan gözlemleyerek gelişmeleri izlemek anlamına gelir. “The world” genel olarak uluslararası kamuoyunun ve medyanın ilgisini belirtir. Böylece dava, dünyanın dört bir yanındaki insanların uzaktan takip ettiği bir olay olarak sunulur. “On” fiilin bir parçasıdır; yalnızca yer bildiren bir edat değildir.

Alıştırma

Cümleyi “katılmadan izlemek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The neighbors did not intervene; they simply ____ as the argument continued.

Cevabı göster

looked on

with all the thrills of a soap opera drama.

5:35

dışarıdan izliyordu.

For Amanda,

5:37

Amanda için

it was more like a horror story.

5:38

bu daha çok bir korku hikayesi gibiydi.

Closure was finally at hand in 2015 Deyimler

5:40

Kapanış nihayet 2015 yılında geldi

Deyimler

Closure was finally at hand: uzun süredir beklenen son yakındı

Burada “closure”, bir şeyi fiziksel olarak kapatma eylemini değil, uzun ve zorlu bir meselenin ardından gelen çözülme veya sona ermişlik duygusunu ifade eder. Hukuki veya duygusal anlatılarda, belirsizliğin bitmesiyle gelen rahatlamayı sıkça anlatır. “At hand”, zaman bakımından çok yakın veya gerçekleşmek üzere demektir. Bu nedenle “Closure was finally at hand”, uzun süredir beklenen bir sonu yaklaşmış olarak sunar; “finally” ise uzun gecikmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “zaman bakımından çok yakın” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After years of unanswered questions, the new evidence meant closure was finally ____.

Cevabı göster

at hand

when the Supreme Court of Italy acquitted Knox and Sollecito Kelime

5:42

İtalya Yüksek Mahkemesi Knox ve Sollecito'yu

of any involvement in the murder of Meredith Kercher.

5:45

Meredith Kercher cinayetine her türlü katılımdan beraat ettirdiğinde.

Kelime

acquit someone of something: birini bir suçlamadan beraat ettirmek

Hukuki yapı acquit + kişi + of + suçlama veya karıştığı iddia edilen eylem şeklindedir. Cümlede acquitted geçmiş zamanlı fiildir, Knox and Sollecito kararı alan kişilerdir ve of any involvement in mahkemenin onları suçsuz bulduğu belirli konuyu gösterir. Beraat, savcılığın hukuki ispat standardına göre mahkûmiyet kararı elde edemediği anlamına gelir. Tek başına mahkemenin her olguyu kanıtladığını veya kişinin fiilen ve kesin olarak masum olduğunu belirlediğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi acquit someone of something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hearing all the evidence, the jury ____ the defendant ____ fraud.

Cevabı göster

acquitted · of

Knox fled Italy as fast as she could,

5:48

Knox olabildiğince hızlı bir şekilde İtalya'dan kaçtı,

but in August 2017,

5:50

ancak Ağustos 2017'de,

she announced that she is returning to Perugia in 2018

5:52

İtalya'daki mücadelesini anlattığı çok satan anı kitabı

as part of a follow-up to her best-selling memoir about her Italian struggle. Kalıp ifadeler

5:55

'Duyulmayı Beklerken'in devamı kapsamında,

Kalıp ifadeler

as part of a follow-up to: bir devam çalışmasının parçası olarak

As part of, bir eylemi daha büyük bir faaliyetin veya projenin bir parçası olarak sunar. A follow-up, önceki bir şeyi sürdüren, kontrol eden veya geliştiren sonraki bir eylem ya da çalışmadır; to ise önceki şeyi belirtir. Birlikte as part of a follow-up to, eylemin anı kitabıyla bağlantılı daha sonraki bir çalışmaya ait olduğu anlamına gelir. Buradaki follow-up bir isimdir, follow up fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir çalışmayla bağlantılı sonraki bir çalışmayı adlandıran isim öbeği olarak a follow-up to yapısını doğru kullanır?

  1. The editor will follow up with the writer tomorrow.
  2. The new report is a follow-up to last year's study.
  3. The researchers will follow up on the results next month.
Cevabı göster

The new report is a follow-up to last year's study.

waiting to be heard.

5:59

2018'de Perugia'ya döneceğini açıkladı.

This girl's got some balls. Deyimler

6:00

Bu kızda gerçekten cesaret var.

Deyimler

got some balls: “cesur” demenin kaba bir yolu

“This girl's got some balls” cümlesinde “girl's got”, “girl has got” anlamındadır. Argo ve kaba bir deyim olan “has got balls”, “çok cesur olmak” veya “gözü pek bir risk almaya hazır olmak” demektir. Burada nesnelerden ya da anatomiden gerçek anlamıyla söz edilmez. Cümle, kızın seçimini cesurca bulur ve bunu sert, kışkırtıcı bir tonla söyler. İfade erkek anatomisine dayalı bir benzetmeden geldiği için bir kadını anlatırken bile kaba ve cinsiyetçi duyulabilir.

Alıştırma

Resmî bir tavsiye mektubu yazıyorsunuz. Onun cesaretini övmek için “She’s got some balls” demek uygun mudur?

  1. Hayır.
  2. Evet.
Cevabı göster

Hayır.

While this story is full of twists and turns,

6:02

Bu hikaye inişler ve çıkışlarla dolu olsa da,

what doesn't have to be so complicated

6:04

bu kadar karmaşık olmak zorunda olmayan şey

is your relationship to your passwords and online identity.

6:05

şifreleriniz ve çevrimiçi kimliğinizle olan ilişkinizdir.

That's why we suggest using Dashlane.

6:08

Bu yüzden Dashlane kullanmanızı öneririz.

Dashlane is a password manager

6:10

Dashlane, dijital kimliğinizi kontrol etmenizi kolaylaştıran

that makes it easier for you to control your digital identity.

6:12

bir şifre yöneticisidir.

Anytime you have to come up with a new password, Öbek fiiller

6:14

Yeni bir şifre bulmanız gerektiğinde,

Öbek fiiller

come up with: düşünüp bulmak veya üretmek

“Come up with”, zihinsel çaba göstererek bir şeyi düşünmek, bulmak veya üretmek anlamına gelir. Bu cümlede üretilen şey yeni bir paroladır. Yapı come up with + sonuç şeklindedir: come up with an idea, an answer veya a plan. Üç sözcüğü tek bir edatlı öbek eylem olarak düşünün; “up” burada yukarı doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “düşünmek veya üretmek” anlamındaki öbek eylemle tamamlayın: We need to ____ a better plan before Friday.

Cevabı göster

come up with

you can use Dashlane to generate a super secure one.

6:16

süper güvenli bir şifre oluşturmak için Dashlane'i kullanabilirsiniz.

You'll never have to log into another website again. Öbek fiiller

6:19

Bir daha asla başka bir web sitesine giriş yapmak zorunda kalmayacaksınız.

Öbek fiiller

log into ifadesini fiil olarak kullanmak

Log into, genellikle kimlik bilgilerini girerek veya bunların otomatik doldurulmasını sağlayarak çevrim içi bir hesaba, web sitesine ya da hizmete oturum açmış kullanıcı olarak erişmek demektir. Bu cümlede yalnızca herkese açık sayfayı açmak değil, başka bir web sitesine oturum açmış kullanıcı olarak erişmek anlamına gelir. log into + web sitesi/hesap/hizmet yapısını kullanın: log into the portal veya log into your account.

Alıştırma

Hangi cümlede hedef ifade fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Please log into your account to view the bill.
  2. Please login into your account to view the bill.
  3. Your log into page needs a password.
Cevabı göster

Please log into your account to view the bill.

Dashlane does it automatically for you.

6:21

Dashlane bunu sizin için otomatik olarak yapar.

Become more secure and support the Infographics Show at the same time

6:23

infographics kodunu kullanarak

by using the code infographics

6:26

hem daha güvende olun hem de aynı zamanda Infographics Show'u destekleyin

and get 10% off Dashlane premium from the get-go Notlar

6:28

ve Dashlane Premium’da en başından %10 indirim kazanın,

Kalıp ifadeler

İndirim ifadesi 10% off

10% off, asıl fiyatın %10 azaltıldığı anlamına gelir. Müşteri kalan %90'ı öder; yani fiyatın yalnızca %10'unu ödemek anlamına gelmez. Yaygın yapı yüzde + off + ürün veya plan şeklindedir: get 10% off Dashlane premium. Off, asıl fiyattan çıkarılan miktarı belirtir.

Alıştırma

Bir aboneliğin normal fiyatı $50 ve abonelikte 10% off indirimi var. İndirimli fiyat nedir?

  1. $40
  2. $45
  3. $5
Cevabı göster

$45

Deyimler

from the get-go: en başından itibaren

From the get-go, “en başından itibaren” veya “ilk andan itibaren” anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Bir koşulun, avantajın veya düzenlemenin başlangıçta zaten geçerli olduğunu vurgular. Burada Dashlane Premium için %10 indirim abonelik başlar başlamaz geçerlidir; indirim daha sonra sunulmaz. Get-go kalıplaşmış bir ifadedir; get ve go kelimelerini ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Bu gündelik cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The team agreed on the schedule ___, so no one was surprised later.

  1. in the long run
  2. after the fact
  3. at the last minute
  4. from the get-go
Cevabı göster

from the get-go

by going to dashlane.com/infographicshow

6:31

dashlane.com/infographicshow adresine giderek

or clicking the link in the description.

6:33

veya açıklamadaki bağlantıya tıklayarak.

So,

6:35

Peki,

what do you think?

6:36

siz ne düşünüyorsunuz?

Was Amanda Knox innocent or guilty?

6:36

Amanda Knox masum muydu yoksa suçlu mu?

Let us know your thoughts in the comments.

6:38

Düşüncelerinizi yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:40

Ayrıca,

be sure to watch our other video

6:40

ABD saldırıya uğrarsa Başkanın Kaçış Planı adlı

called The President's Escape Plan if the US is attacked.

6:42

diğer videomuzu izlemeyi unutmayın.

Thanks for watching

6:44

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

6:45

ve her zamanki gibi,

don't forget to like,

6:46

beğenmeyi,

share,

6:47

paylaşmayı

and subscribe.

6:48

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:48

Gelecek sefer görüşmek üzere.