Duygularınızı Nasıl İşlersiniz?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: İşlenmemiş kaygı ve incinme; zorlayıcı meşguliyet, sahte neşe, sinizm, depresyon veya uykusuzluk olabilir. Şefkat ve düşünme bunlarla yüzleşmeyi kolaylaştırır; öz farkındalık ise önce yas gerektirebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “not every emotion we carry is fully acknowledged,” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: kısmi olumsuzluğu anlayıp sınırlı iddialarda kullanın. 2. “pay dearly for” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: mecazlı bedeli ciddi sonuçlar sayıp pahalı bir seçime karşı uyarın. 3. “conducive to processing emotions” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: conducive to + isim/gerund ile sonucu destekleyen koşulları anlatın.
Bu derste
a quirk of our minds: zihnimizin kendine özgü bir özelliği
Burada a quirk of our minds, zihnin çalışma biçimindeki alışılmadık ama ona özgü bir eğilim anlamına gelir. A quirk dikkat çeken ve biraz tuhaf bir özelliktir; mutlaka ciddi bir sorun değildir. a quirk of + isim kalıbı, bu özgün eğilime sahip kişiyi, şeyi veya sistemi belirtir. a quirk of memory ve a quirk of the software buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede quirk, özgün ama genellikle önemsiz bir eğilimi anlatmak için kullanılmıştır?
- The doctor diagnosed a serious quirk that requires emergency treatment.
- Her quirk lasted for five minutes and then her mood changed.
- One quirk of this keyboard is that the lights turn on before the keys respond.
Cevabı göster
One quirk of this keyboard is that the lights turn on before the keys respond.
Not every ... is ...: kısmi olumsuzluk
Not every emotion we carry is fully acknowledged kısmi olumsuzluk içerir. En az bir ya da bazı duyguların tam olarak kabul edilmediği anlamına gelir; bütün duyguların kabul edilmediğini söylemez ve diğerleri kabul edilmiş olabilir. not every + tekil sayılabilen isim + tekil fiil yapısı, geniş kapsamlı bir iddiayı sınırlar. Böylece ifadeyi tümden olumsuz yapmadan dikkatli bir yargı kurabilirsiniz.
Alıştırma
En az bir çevrim içi değerlendirmenin güvenilir olmadığını, ancak hepsinin güvenilmez olduğunu söylemeyen kısmi bir olumsuzluk oluşturmak için cümleyi tamamlayın: ____ online review is reliable.
Cevabı göster
Not every
There are feelings that exist in an unprocessed form within us. Kalıp ifadeler
0:09İçimizde işlenmemiş bir formda var olan duygular vardır.
in an unprocessed form: henüz anlaşılmamış bir durumu anlatmak
Bu cümlede in an unprocessed form, duyguların hangi durumda var olduğunu belirtir. Unprocessed, duyguların henüz fark edilmediği, anlaşılmadığı veya zihinsel olarak ele alınmadığı anlamına gelir; yiyecek ya da veri işlemeyi anlatmaz. in a/an + adjective + form kalıbı, bir şeyi içinde bulunduğu duruma veya sunuluş biçimine göre anlatır. Buradaki form soyuttur; gözle görülebilen fiziksel bir şekil değildir.
Alıştırma
Cümleyi, bu açıklamadaki “henüz düzenlenmemiş veya analiz edilmemiş durumda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The interview notes remain ____.
Cevabı göster
in an unprocessed form
and manifest themselves as powerful directionless anxiety. Kalıp ifadeler
0:19ve kendilerini güçlü, yönsüz bir kaygı olarak gösterebilir.
A great many + çoğul sayılabilen isim
A great many, 'çok büyük sayıda' anlamına gelir. Burada çoğul sayılabilen worries isminin miktarını belirtir ve sayının çokluğunu özellikle vurgular. Sabit kalıp a great many + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Başında a bulunmasına rağmen ifadenin bütünü birden çok öğeyi anlatır; bu nedenle ardından gelen fiil normalde çoğul isimle uyumlu olur: A great many worries remain.
Alıştırma
Hangi cümlede a great many, sayılabilen çok sayıda öğeyi nispeten resmî bir üslupla vurgulamak için doğru kullanılmıştır?
- A great many applicants submitted portfolios.
- A great many equipment was replaced.
- A great much research was published.
Cevabı göster
A great many applicants submitted portfolios.
remain disavowed and uninterpreted: çözümlenmemiş iki durum
Burada remain, “belirli bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir. disavowed ve uninterpreted, worries sözcüğünün durumunu anlatan, birbirine bağlanmış iki geçmiş zaman sıfat-fiilidir. Disavowed, çoğu zaman rahatsız edici olduğu için bir duygunun kişiye ait olduğunun kabul edilmemesi demektir. Uninterpreted ise o duygunun psikolojik anlamının henüz anlaşılmamış olmasıdır. Bu nedenle iki sözcük farklı çözümlenmemiş durumları anlatır: reddetme ve anlayamama. İkisi de yalnızca forgotten anlamına gelmez; interpreted burada çeviriyle ilgili değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda remain disavowed and uninterpreted ne anlama gelir?
- Kaygılar, kişinin kendisine ait olduğunu kabul etmediği ve anlamadığı bir durumda kalmaya devam eder.
- Kaygılar hatırlanır, ancak başka bir dile çevrilir.
- Kaygılar açıkça kabul edilir ve tamamen açıklanır.
Cevabı göster
Kaygılar, kişinin kendisine ait olduğunu kabul etmediği ve anlamadığı bir durumda kalmaya devam eder.
manifest themselves as: gizli durumların gözlemlenebilir hâle gelmesi
X manifests itself/themselves as Y yapısında, altta yatan bir şey Y biçiminde fark edilir hâle gelir. Burada gizli kaygılar, güçlü ve yönsüz bir endişe olarak gözlemlenebilir olur. Dönüşlülük zamiri X ile sayı bakımından uyuşur: çoğul worries, themselves alırken tekil bir özne itself alır. as, gözlemlenebilen biçimi veya belirtiyi getirir. Buradaki manifest, “belirgin hâle gelmek” anlamındaki fiildir; yük veya yolcu listesi anlamındaki manifest ismi değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen resmî ifadeyle tamamlayın: Small security weaknesses may ____ unexpected system failures.
Cevabı göster
manifest themselves as
we may feel a compulsive need to remain busy, Kalıp ifadeler
0:25meşgul kalmak için saplantılı bir ihtiyaç hissedebilir,
Under their sway: güçlü etki veya kontrol altında olmak
Under their sway, onların güçlü etkisi veya kontrolü altında olmak demektir. Buradaki their, henüz kabul edilmemiş kaygılara gönderme yapar; bu kaygılar kişinin davranışını yönlendirebilen bir güç gibi sunulur. Bu ifadede sway, fiziksel olarak sağa sola sallanmak anlamına gelmez. under someone's or something's sway kalıbı genellikle bir kişinin, düşüncenin veya duygunun başka birinin seçimleri üzerinde güç sahibi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümlede Under their sway, kaygıların kişi üzerindeki hangi etkisini anlatıyor?
- Kişiyi güçlü biçimde etkilerler
- Zaten tamamen anlaşılmışlardır
- Kişinin sağa sola hareket etmesine neden olurlar
Cevabı göster
Kişiyi güçlü biçimde etkilerler
feel a compulsive need to remain busy: sürekli meşgul kalmak için zorlayıcı bir ihtiyaç hissetmek
feel a need to + fiil kalıbı, bir şeyi yapmak için içsel bir gereksinim veya dürtü hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede to sonrasındaki fiil remain'dir: remain busy, belirli bir işi bitirmek değil, meşgul kalmaya devam etmek demektir. Compulsive, bu ihtiyacı daha güçlü ve kontrol edilmesi daha zor hâle getirir. Kişi özgürce seçmemiş olsa bile davranışını yönlendirebilen, tekrarlayan bir dürtü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için feel a compulsive need to kalıbını doğru biçimde kullanın: When he gets anxious, he ____ check his phone every few minutes.
Cevabı göster
feels a compulsive need to
cling to: bir şeye bağımlı kalmak
Buradaki cling to mecazidir. Bir şeye dayanmaya devam etmek ve onu bırakmaya direnmek anlamına gelir. Bu etkinlikler korkudan kaçınmaya yardımcı olduğu için koruyucu gelir; ortada elle gerçek bir kavrama yoktur. Kalıp cling to + isim veya zamirdir. Çoğu zaman bağlılığın güçlü olduğunu ve söz konusu şey yararsız olsa bile sürebileceğini ima eder.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: When change feels frightening, people may ____ familiar routines even after those routines stop helping.
Cevabı göster
cling to
meet ... head on: bir şeyle doğrudan yüzleşmek
Meet something head on, bir zorluk, korku veya güçlükten kaçınmak yerine onunla doğrudan yüzleşmek anlamına gelir. Bu cümlede what scares us, meet fiilinin nesnesidir; head on ise onunla nasıl yüzleşildiğini belirtir. İfade burada mecazidir: İnsanların başlarının fiziksel olarak çarpışmasını değil, bir duruma doğrudan karşılık vermeyi anlatır.
Alıştırma
"They met the problem head on" cümlesi ne anlama gelir?
- Sorunla tesadüfen karşılaştılar.
- Sorunla ilgilenmeyi ertelediler.
- Sorunla doğrudan ilgilendiler.
Cevabı göster
Sorunla doğrudan ilgilendiler.
A similar kind of disavowal can go on around hurt.
0:44Benzer bir reddetme durumu, incinme etrafında da yaşanabilir.
abused our trust: güvenimizi kötüye kullanmak
abused our trust ifadesinde abuse, soyut isim trust'ı nesne alır. Bu, birinin size duyduğu güveni haksız veya zarar verici biçimde kullanmak; örneğin özel bilgiden, erişim yetkisinden ya da iyi niyetten çıkar sağlamak demektir. Vurgu, birine hakaret etmekte değil, güveni kötüye kullanmaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp abuse someone's trust şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin başkasının güveninden uygunsuz biçimde yararlandığını en iyi vurgular?
- The adviser abused our trust by using our private information for personal gain.
- The adviser betrayed our trust by accidentally revealing a secret.
- The adviser earned our trust by protecting our private information.
Cevabı göster
The adviser abused our trust by using our private information for personal gain.
made us doubt: make + nesne + fiilin yalın hâli
made us doubt their kindness ifadesinde made ettirgen işlevdedir: birinin davranışları düşüncelerimizde bir değişikliğe neden olmuştur. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir; us nesnedir ve doubt, to olmadan yalın fiil biçimindedir. Cümlenin tamamında may have hem abused hem de made için geçerlidir: birisi güvenimizi kötüye kullanmış ve şüphe etmemize neden olmuş olabilir. made, basit geçmişte ve geçmiş zaman ortacında aynı biçimde olsa da doubt yalın biçimde kalır.
Alıştırma
Cümleyi doubt fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden change in his story made us ____ his honesty.
Cevabı göster
doubt
But we're driven to flee a frank recognition Dilbilgisi
0:54Ancak korkunç derecedeki açıklığımızı ve savunmasızlığımızı
of an appalling degree of exposure and vulnerability.
0:57dürüstçe kabul etmekten kaçmaya itiliriz.
We're driven to flee: be driven to do something kalıbı
be driven to + fiil kalıbında driven, “güçlü biçimde zorlanmak veya itilmek” anlamına gelir; “bir araçla taşınmak” anlamına gelmez. Edilgen yapı, eylemi sakin ve özgür bir seçimin değil, güçlü bir iç duygunun ya da dış baskının sonucu olarak sunar. Burada we're driven to flee, bu baskının açık bir kabulle yüzleşmekten kaçınmamıza yol açtığı anlamına gelir. Resmî anlatımda flee soyut bir nesne alabilir; dolayısıyla flee a recognition, fiziksel olarak kaçmak değil, “bu kabulden kaçmak veya onunla yüzleşmekten sakınmak” demektir.
Alıştırma
Cümleyi basit bir istek yerine güçlü baskı ifade eden sözle tamamlayın: As the deadline approached, Maya felt ____ work through the night.
Cevabı göster
driven to
but on the surface we adopt a brittle good cheer, Deyimler
1:03ama dışarıdan kırılgan bir neşe takınırız;
On the surface: dış görünüş ile altta yatan gerçeklik
On the surface, “yalnızca hemen görünen ya da öyle görünen şeye göre değerlendirildiğinde” anlamına gelen mecazlı bir bakış açısı ifadesidir. Ardından gelen betimlemeyi gerçeğin tamamı olmak zorunda olmayan dış görünüş olarak çerçeveler. Cümle, on the surface ifadesini somewhere inside us ile karşı karşıya getirir: incinmişlik içeride kalırken neşe dışarıya gösterilen davranıştır. İç ile yüzey arasındaki bu karşıtlık, gerçek duygularla başkalarına sunulan görünüş arasında bir fark bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede on the surface, görünen bir durumla gizli bir gerçeği karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- The keys were lying on the surface of the table.
- On the surface, the team seemed calm, but everyone was worried about the result.
- At first glance, I thought the sign said 'Open'.
Cevabı göster
On the surface, the team seemed calm, but everyone was worried about the result.
kırılgan bir neşe takınmak
Burada adopt, bir tutumu doğal olarak hissetmek yerine bilinçli biçimde takınmak veya sergilemek demektir. Bu ifade, içteki acıyla dışarıya gösterilen davranış arasında bir ayrım oluşturur. Good cheer normalde olumlu ve neşeli bir ruh hâlini anlatır, ancak brittle bu anlamın tonunu değiştirir. Brittle olan bir şey gerçek anlamda kolayca kırılır; burada ise neşenin kırılgan, zorlama ve baskı altında kolayca çökecek durumda olduğunu anlatan bir mecazdır. Fiziksel güçsüzlüğü belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede adopt a brittle good cheer ne anlatıyor?
- Gerçekten mutlu olup acıyı unutmak
- Ruh hâli kırılgan olduğu hâlde bilerek neşeli görünmek
- Birinin bedeninin fiziksel olarak güçsüz olduğunu göstermek
Cevabı göster
Ruh hâli kırılgan olduğu hâlde bilerek neşeli görünmek
jolliness being sadness that doesn't know itself. Deyimler
1:07neşeli olmak, aslında kendini bilmeyen bir üzüntüdür.
kendini tanımayan hüzün olarak neşelilik
Burada being, yazarın jolliness için yaptığı açıklamayı sunar: Dışarıdan görülen neşeli hâl, gerçekte ne olduğunu henüz fark etmemiş bir hüzün olarak yeniden tanımlanır. Bu, sav içinde kullanılan paradoksal bir mecazdır; jolliness sözcüğünün standart tanımı değildir. that doesn't know itself yan cümlesi, hüznü kendi kimliğini anlayabilen bir varlıkmış gibi kişileştirir. Buradaki düşünce, neşeli davranışların henüz kabul edilmemiş acı verici bir duyguyu, hatta bu neşeyi gösteren kişinin kendisinden bile saklayabilmesidir.
Alıştırma
Yazar, jolliness için sadness that doesn't know itself diyerek ne yapıyor?
- Jolliness sözcüğünün standart sözlük tanımını vermek
- Hüznün adını unutmuş gerçek bir kişi olduğunu iddia etmek
- Neşeyi henüz fark edilmemiş bir hüzün olarak göstermek için paradoksal bir mecaz kullanmak
Cevabı göster
Neşeyi henüz fark edilmemiş bir hüzün olarak göstermek için paradoksal bir mecaz kullanmak
numb ourselves chemically: maddelerle kendini uyuşturmak
Bu cümlede numb, “daha az hisseder hâle getirmek” anlamında bir fiildir. Dönüşlü nesne ourselves ile kullanıldığında, vücudun bir bölümünü gerçekten uyuşturmak yerine kendi duygusal acımızı ya da bu acıya yönelik farkındalığımızı bilinçli olarak köreltmek anlamına gelir. Chemically, bu uyuşmanın bir maddeyle, çoğu zaman alkol ya da uyuşturucuyla sağlandığını belirtir. İfade özellikle genel bırakılmıştır; belirli bir maddeyi söylemez ve kimya deneyi yapmaktan söz etmez.
Alıştırma
Hangi durum “numbs themselves chemically” ifadesini en iyi örnekler?
- Duygularını son derece ayrıntılı biçimde anlatırlar.
- Duyguları anlamak için kimya çalışırlar.
- Acı veren duyguları köreltmek için alkol ya da uyuşturucu kullanırlar.
Cevabı göster
Acı veren duyguları köreltmek için alkol ya da uyuşturucu kullanırlar.
or else we adopt a carefully non-specific tone of cynicism, Kalıp ifadeler
1:13ya da bize verilen o çok spesifik yarayı maskeleyen,
a carefully non-specific tone of cynicism: özenle belirsiz bırakılmış bir sinizm tonu
Ana isim olan tone, yalnızca sesin perdesini ya da yüksekliğini değil, bir kişinin sözleri veya konuşma biçimi aracılığıyla aktarılan tutumu ve duygusal rengi anlatır. a tone of + soyut isim yapısı bu tutumu adlandırmayı sağlar; burada cynicism, insanların samimiyetine veya niyetlerine yönelik güvensizlik anlamına gelir. Carefully non-specific, bu güvensizliğin bilinçli olarak belirsiz tutulduğunu anlatır. Konuşan kişi belirli bir olayı, kişiyi ya da incinmişliği sebep olarak göstermeden genel bir sinik tutum sergiler; bu, açık konuşma becerisinden yoksun olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama “a carefully non-specific tone of cynicism” ifadesine en uygun karşılıktır?
- Belirli bir şikâyeti söylemeden güvensizlik aktaran, bilinçli olarak belirsiz dil
- Neşeli bir sesle sunulan kesin bir açıklama
- Tek bir açık başarıya odaklanan doğrudan övgü
Cevabı göster
Belirli bir şikâyeti söylemeden güvensizlik aktaran, bilinçli olarak belirsiz dil
which masks the very specific wound that's been inflicted on us. Deyimler
1:17özenle belirsizleştirilmiş sinik bir ton benimseriz.
masks the very specific wound: duygusal incinmeyi gizleyen dış tutum
Burada masks, “gözden saklar” anlamında kullanılan bir fiildir. which, daha önce sözü edilen genel ve belirsiz alaycı tutuma gönderme yapar: bu tutum, acının çok daha belirli bir kaynağını örter. Wound burada mecazidir. Mutlaka fiziksel bir yara değil, belirli bir duygusal incinme anlamına gelir. Bu imge, alaycı tutumu bir maske, çözülememiş acıyı da maskenin altında kalan şey olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede “masks the very specific wound” ne anlama geliyor?
- Konuşmacı bir nesneyi maskenin arkasına saklar.
- Tıbbi bir maske fiziksel bir yarayı korur.
- Alaycı tutum, belirli bir duygusal incinmeyi gizler.
- Duygusal incinme, tutumu daha belirli hâle getirir.
Cevabı göster
Alaycı tutum, belirli bir duygusal incinmeyi gizler.
We pay dearly for our failure to process our feelings. Deyimler
1:24Duygularımızı işleyemememizin bedelini ağır öderiz.
pay dearly for: bir şey yüzünden ciddi sonuçlar yaşamak
pay dearly for something ifadesinde pay mecazidir: mutlaka para vermek değil, “bir bedel ya da sonuç yaşamak” anlamına gelir. Dearly bu bedelin ağırlığını artırır; dolayısıyla ifade, bir eylem, hata veya başarısızlık yüzünden ciddi ya da acı verici sonuçlar yaşamak demektir. Burada for nedeni belirtir: ciddi sonuçlar, duyguları işleyememekten kaynaklanır.
Alıştırma
“Ciddi sonuçlar yaşamak” anlamındaki ifadeyle uyarıyı tamamlayın: The company ignored the safety checks and may ____ its carelessness.
Cevabı göster
pay dearly for
Our minds grow unoriginal from a background fear about their contents.
1:28Zihinlerimiz, içindekilere karşı duyduğu o gizli korkudan dolayı özgünlüğünü yitirir.
everything ... something ile neden-sonuç karşıtlığı
everything, hayatın geneline yayılmış belirsiz bir durumu adlandırırken something, henüz yüzleşilmemiş belirli bir üzüntü kaynağına işaret eder. Paralel ifade, geniş kapsamlı bir sonucu belirli bir nedenle karşı karşıya getirir. because bu karşıtlığı paradoksal bir açıklamaya dönüştürür: Üzüntü tek bir şeye bağlanamadığı için her şeyi kaplıyor gibi görünür. Cümle, belirli bir üzüntünün daha kötü olduğunu söylemez; belirli olanla yüzleşmemeyi genelleşmiş duygunun kaynağı olarak sunar.
Alıştırma
Cümlede everything ile something arasındaki karşıtlık ne yapıyor?
- Genel bir depresif durumu, yüzleşilmemiş belirli bir üzüntünün sonucu olarak sunar.
- Her olayın tam olarak aynı miktarda üzüntüye yol açtığını söyler.
- Tek bir şey için üzülmenin depresyondan daha kötü olduğunu savunur.
Cevabı göster
Genel bir depresif durumu, yüzleşilmemiş belirli bir üzüntünün sonucu olarak sunar.
Nedensel mecaz olarak insomnia being the revenge of ... thoughts
Bu ifade, uykusuzluğu gün içinde işlenmeden bırakılan düşüncelerin revenge'i, yani intikamı olarak kişileştirir. Revenge mecazidir: Düşünceler gerçekten birini cezalandırmaya karar vermez. İmge, bir kenara itilen şeylerin gece uyanıklık olarak geri döndüğünü anlatır. Dilbilgisel olarak insomnia being ... ek bilgi veren bağımsız bir yapıdır. Uykusuzluğu göz ardı edilen düşüncelerin sonucu olarak çerçeveleyip We can no longer sleep ana ifadesini açıklar. Bu yapı ayrı bir olay başlatmak yerine nedeni sıkıştırılmış biçimde ekler.
Alıştırma
Burada the revenge of all the many thoughts mecazı ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi uyuyamazken intikam planlar.
- Düşünceler konuşanı cezalandırmaya bilinçli olarak karar verir.
- Gün içinde göz ardı edilen düşünceler gece geri dönüp uykusuzluğa katkıda bulunur.
Cevabı göster
Gün içinde göz ardı edilen düşünceler gece geri dönüp uykusuzluğa katkıda bulunur.
we've omitted to process: omit to + fiil
omitted to process ifadesinde omit sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli gelir. Bu resmî yapı, 'bir eylemi yapmamak veya yapmayı ihmal etmek' anlamına gelir. Düşünceler gün içinde işlenmemiştir; process yapılmadan kalan eylemdir. We've omitted present perfect yapıdadır. Önceki bu ihmali şimdiki sonuç olan uykusuzluğa bağlar, ancak ihmalin kasıtlı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede omit to + fiil, 'bir eylemi yapmamak veya yapmayı ihmal etmek' anlamında kullanılmıştır?
- The editor processed every comment.
- The editor omitted the final paragraph.
- The instructions omitted to explain the final step.
Cevabı göster
The instructions omitted to explain the final step.
because what we feel is so contrary to our self-image, Notlar
1:53çünkü hissettiklerimiz imajımıza o kadar aykırıdır ki,
contrary to our self-image: benlik imajımıza aykırı
Contrary to, bir inanç, beklenti, iddia veya imgeyle 'çatışan' ya da ona 'zıt' anlamına gelir. Bu cümlede duygular, konuşanın benlik imajıyla uyuşmaz; ifade, bu duyguların benlik imajına zarar verdiği anlamına gelmez. Dil bilgisi bakımından contrary sözcüğünden sonra to, ardından da bir isim öbeği veya what we expected gibi bir yan cümle gelir. Bu kalıp, uyuşmazlığı açık ve nispeten resmî biçimde belirtir.
Alıştırma
'Çatışan' anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The result was ____ our expectations.
Cevabı göster
contrary to
so threatening to our society's ideas of normality,
1:57toplumumuzun normallik fikirleri için o kadar tehdit edicidir ki,
and so at odds with who we would really like to be. Deyimler
2:01ve gerçekten olmak istediğimiz kişiyle o kadar çelişir ki.
avoid processing emotions: avoid + -ing
Kaçınılan şey bir eylem olduğunda avoid sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir. avoid processing emotions ifadesinde processing, konuşanın uzak durduğu eylemi adlandıran bir gerund-participle biçimidir. avoid + doing yapısını kullanın; avoid + to do kullanmayın. Cümle, insanların duygularıyla ilgilenmeye direndiğini anlatır; duyguları başarıyla yok ettikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
avoid sözcüğünden sonra process fiilinin doğru biçimini kullanın: When I feel overwhelmed, I avoid ____ difficult emotions.
Cevabı göster
processing
so contrary..., so threatening... ve so at odds... paralel dizisi
so contrary to our self-image, so threatening to our society's ideas of normality ve so at odds with who we would really like to be bölümleri üç paralel tümleçtir. Hepsi aynı özneye, what we feel, ve aynı bağ fiiline, is, bağlıdır. Burada so her betimlemenin derecesini yükseltir; 'bu nedenle' anlamına gelmez. so tekrarlandığında düşünce üç açık adımda ilerler: benlik imajıyla, toplumsal normlarla ve ideal benlikle çatışma. Sondaki and listeyi kapatır. Bu yapı, karmaşık bir cümlenin takip edilmesini kolaylaştırırken her noktayı daha güçlü kılar.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir bağ fiili altında üç paralel betimlemeyi düzenlemek için so sözcüğünü tekrarlar?
- Because the new schedule is practical, flexible, and easy to explain, the team adopted it.
- The new schedule is so practical, so flexible, and so easy to explain.
- The new schedule is practical, so we adopted it immediately.
Cevabı göster
The new schedule is so practical, so flexible, and so easy to explain.
at odds with: çatışma veya uyumsuzluk
At odds with, “... ile çatışmak” ya da “... ile uyuşmamak” anlamına gelir. Burada kişinin gerçek duyguları veya davranışları, idealde olmak istediği kişiyle uyuşmaz. Bu ifade insanları, fikirleri, davranışları, değerleri veya hedefleri birbirine bağlayabilir. Yalnızca küçük bir farkı değil, anlamlı bir çatışma ya da uyumsuzluğu anlatır.
Alıştırma
“... ile çatışmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her decision was ____ the advice she had received.
Cevabı göster
at odds with
An atmosphere conducive to processing emotions Kalıp ifadeler
2:05Duyguları işlemeye elverişli bir ortam,
conducive to processing: conducive to + isim veya -ing biçimi
Conducive to, “bir şeyin gerçekleşmesi için gerekli koşulların oluşmasına yardımcı olan” anlamına gelir. Bu ifadede ortam, insanların duygularını işlemesini kolaylaştırır. conducive to içindeki to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: conducive to calm discussion; conducive to processing emotions.
Alıştırma
“Uygun koşulları oluşturmaya yardımcı olan” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: A calm room is ____ processing difficult emotions.
Cevabı göster
conducive to
were warmly recognized and charitably accepted.
2:11sıcak bir şekilde tanındığı ve şefkatle kabul edildiği bir ortam olurdu.
would be one in which + yan cümle
Burada one, an atmosphere ifadesinin yerini tutar; böylece would be sonrasında isim tekrar edilmez. In which, bu tür bir ortamın içinde neyin geçerli olduğunu açıklayan yan cümleyi başlatır. in edatı, “o ortamın içinde” düşüncesinden gelir ve varsayımsal bir tanım için kullanılabilen “isim + would be one in which + yan cümle” kalıbını oluşturur. Were, çoğul özne difficulties ile uyumludur; yalnızca would be kullanılması were sözcüğünü dilek-şart yapısına dönüştürmez.
Alıştırma
Örnekteki would be one in which yapısını doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- One, atmosphere sözcüğünün yerini tutar; in which ise o ortamda geçerli olanı açıklar.
- One, difficulties sözcüğünün yerini tutar; in which ise bu zorlukların nedenini açıklar.
- One, 1 sayısını belirtir; in which ise bir zamanı açıklar.
Cevabı göster
One, atmosphere sözcüğünün yerini tutar; in which ise o ortamda geçerli olanı açıklar.
not out of laziness or casual neglect. Kalıp ifadeler
2:18tembellikten veya sıradan bir ihmalkarlıktan kaynaklanmaz.
not out of + güdü
Out of, “bir duygu, güdü veya içsel dürtü nedeniyle” anlamına gelebilir. Not out of laziness or casual neglect ifadesinde not, kendimizi tanıyamamamızın olası nedenleri olarak tembelliği ve gelişigüzel ihmali reddeder; ifade bir yerden dışarı doğru hareketi anlatmaz. Not out of X kalıbı çoğu zaman varsayılan bir açıklamayı düzeltir ve gerçek nedene zemin hazırlar. Ardından sıkça but veya but because gelir: not out of X, but because Y.
Alıştırma
Cümleyi, out ile başlayan ve bir güdü belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: He reread the email not ____ suspicion, but because the instructions were unclear.
Cevabı göster
out of
and ritual moments like philosophical meditation,
2:30ve felsefi meditasyon gibi ritüel anlar gerektirir.
in which our normal defenses can safely be put aside Öbek fiiller
2:34Buralarda normal savunmalarımız güvenle bir kenara bırakılabilir
put aside: bir savunmayı geçici olarak kullanmayı bırakmak
Bu cümlede put aside, “bir şeyi kullanmaya veya onun yönlendirmesine geçici olarak son vermek” anlamına gelir. Normal defenses, bizi rahatsız edici düşüncelerden koruyan zihinsel alışkanlıklardır. Can be put aside edilgen yapıdadır; bu savunmaları kimin bir kenara bıraktığı belirtilmez. Bu öbek fiil differences, worries veya assumptions gibi fiziksel olmayan şeylerle sık kullanılır. Genellikle mevcut amaç için bunları geçici olarak bir kenara bırakmak demektir; sonsuza dek terk etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir şeyin tartışmayı etkilemesine geçici olarak engel olmak” anlamına gelen bu dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ our personal differences and judge the proposal fairly.
Cevabı göster
put aside
and unfamiliar material ring-fenced for investigation. Kelime
2:37ve yabancı materyaller incelenmek üzere güvenli bir alana alınır.
ring-fenced for investigation: belirli bir amaç için ayrı tutulup korunmuş
Ring-fenced, bir şeyin yalnızca belirli bir amaçla kullanılabilmesi veya ele alınabilmesi için ayrı tutulup korunması demektir. Burada unfamiliar material mecazi olarak güvenli bir sınır içine alınır ve inceleme için ayrılır; ortadan kaldırılmaz veya yok edilmez. Edilgen be ring-fenced for + amaç kalıbı, bir şeyin hangi amaç için özel olarak korunduğunu veya ayrıldığını belirtir. Bu bağlı yapıda ring-fenced öncesinde can safely be ifadesi yeniden varmış gibi anlaşılır.
Alıştırma
Belediye, sel onarımı parasının başka hiçbir amaçla kullanılamayacağına dair kesin bir kural koydu. Bu korumayı en doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The council has ring-fenced the funds for flood repairs.
- The council has earmarked the funds for flood repairs.
- The council has set the funds aside for flood repairs.
Cevabı göster
The council has ring-fenced the funds for flood repairs.
The outcome of ... is ...: bir süreci sonucuna bağlamak
The outcome of processing our emotions is ... kalıbı önce süreci verir, ardından is'ten sonra sonucu açıklar. Konuşmacının önceki açıklamayı net bir süreç-sonuç çıkarımıyla toparlamasını sağlar. Burada alleviation in our general mood, genel duygusal yükün hafiflemesi demektir; bütün sorunların yok olması değildir. Always, yazarın bu savına güçlü bir kesinlik katar; tıbbi bir garanti değildir.
Alıştırma
The outcome of ... is ... özet kalıbını eksiksiz tamamlayın: The ____ of reviewing the safety procedure ____ fewer mistakes during drills.
Cevabı göster
outcome · is
pay for X with Y: parasal olmayan bir bedel
pay for X with Y yapısında X elde edilen fayda, Y ise onu elde etmek için gereken fedakârlık veya zor deneyimdir. Cümle, self-awareness kavramını a period of mourning pahasına elde edilen bir şey gibi sunar; pay ve with mecazidir, parayla ilgili değildir. Burada mourning, yalnızca bir ölümden sonra duyulan acı değil, bir kaybı veya istenmeyen gerçeği kabullenme sürecidir. But first, bu zor aşamayı daha sonra gelen duygusal rahatlamanın önüne yerleştirir.
Alıştırma
Mecazi bedel yapısını pay sözcüğünün doğru biçimi ve with ile tamamlayın: She ____ for her independence ____ several years of uncertainty.
Cevabı göster
paid · with
life is simply a lot sadder than we would want it to be. Dilbilgisi
2:58hayat basitçe olmasını istediğimizden çok daha üzücüdür.
Belirtilmeyen bir şey için some ... or other
In some area or other, “belirtilmeyen bir alanda ya da açıdan” demektir. Buradaki area coğrafi bir yer değil, hayatın bir yönüdür. Hangi yön olduğu bilinmiyor ya da belirtilmesi önemli görülmüyor olabilir. or other sözleri, some + tekil sayılabilen isim + or other belirsizlik kalıbının parçasıdır. Gerçek bir ikinci seçenek sunmaz. Bu kalıp, konuşanın bilinçli biçimde belirsiz kalmasını sağlar.
Alıştırma
Tam olarak hangi çekmece olduğunun bilinmediğini ya da bunun önemli olmadığını doğal biçimde anlatan seçenek hangisidir? “The receipt is in ___, but I can't remember which one.”
- either the top drawer or the bottom drawer
- the drawer by the window
- some drawer or other
Cevabı göster
some drawer or other
a lot sadder than we would want it to be: idealden büyük bir sapma
A lot, karşılaştırma sıfatı sadder'ı niteler; bu nedenle farkın büyük olduğunu belirtir: hayat yalnızca biraz değil, çok daha hüzünlüdür. Than we would want it to be, gerçeği ideal bir düzeyle karşılaştırır. It, life sözcüğüne gönderme yapar; be sonrasında sad tekrar edilmeden anlaşılır. Bu yan cümle, gerçeğin insanların tercih edeceği durumun çok altında olmasından duyulan üzüntüyü ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için a lot + long sıfatının karşılaştırma biçimini kullanın: “The delay was ____ than we would want it to be.”
Cevabı göster
a lot longer
We publish new thought-provoking films every week.
3:05Her hafta düşündürücü yeni filmler yayınlıyoruz.